Genç Kadınlarda Meme Kanseri Riski

içerik

Genç yaşta görülen teh: Meme kanseri

Genç Kadınlarda Meme Kanseri Riski

Meme kanseri dünyada en sık görülen kanserlerden. Genellikle orta yaş ve üzeri olan kadınların risk taşıdığı düşünülürken, ülkemizde durum bambaşka!

Son yapılan araştırmalar, Türkiye’de genç yaşta görülen meme kanseri hastası sayısının ABD’nin iki katı olduğunu ortaya koyuyor.

Uzun yıllardır ABD’de yaşayan ve ekibiyle meme kanseri ile ilgili çok değerli araştırmalara imza atan Türk Bilim İnsanı Prof. Dr. Atilla Soran, “Ülkemizde genç yaşta görülen meme kanseri hastası sayısı ABD’nin iki kati. Meme kanseri kadın kanserleri arasında 151 ülkede en sık görülen kanser türü. 2015 yılında dünyada 1 milyon 700 bin kadında meme kanseri teşhis edildi.

500 binin üzerinde kadının yaşamını meme kanseri nedeniyle yitirdiği tahmin ediliyor” dedi.

“MEME KANSERİ GÖRÜLEN KADINLARDA YAŞ ORTALAMASI…”

 ABD Pittsburgh Üniversitesi Tıp Merkezi Cerrahi Onkoloji Departmanı Meme Hastalıkları Ünitesi Meme Hastalıkları Klinik Araştırmalar Direktörü ve Amerikan Ulusal Meme Merkezi Konsorsiyum Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr.

Atilla Soran, “Ülkemizde Sağlık Bakanlığı verilerine göre, kanser tanısı konulan her 4 kadından 1’i meme kanseri. Son yıllarda meme kanseri görülen kadınlarda yaş ortalamasının gençlere doğru kaydığını görüyoruz.

  ABD’de 50 yaşın altında meme kanseri görülme oranı yüzde 19 iken, ülkemizde bu oran yüzde 40’ın üzerindedir. Yani iki katıdır. Meme kanseri dünyadaki kadınlar arasında en sık rastlanan kanser türüdür ve kansere bağlı kadın ölümlerinin de bir numaralı nedenidir.

Son 50 yılda dünyada meme kanseri görülme sıklığı iki mislinden fazla artmıştır. Türkiye’de her 12 kadından biri hayatının bir döneminde meme kanserine yakalanmaktadır” dedi.

 “ÜLKEMİZDE GENÇ YAŞTA MEME KANSERİ GÖRÜLMESİNİN NEDENLERİ ARAŞTIRMALI”

  Prof. Dr. Atilla Soran, özellikle 1.derece akrabalarından birinde (anne-baba, çocuk, kardeş) meme kanseri olanlarda, riskin 2 katı arttığını, birden fazla 1.derece akrabasında meme kanseri olanlarda ise bu riskin 3-4 kat arttığını vurguladı.

Soran, “Özellikle akrabasında genç yasta kansere yakalanan varsa, (iki taraflı meme kanseri, yumurtalık kanseri ya da ailede erkek meme kanseri geçmişi gibi) bu risk daha da artıyor.

Günümüzde artık kanser riskini önceden tespit edebilmek için 15-20 gene bakılarak genetik paneller belirlenebiliyor. Bunlardan  BRCA1 ve BRCA2  genleri yüzde 5 ile yüzde 10 oranında  meme kanserinden sorumlu.

  Ancak  aile hikayesi olanlarda bu oran yüzde 15- yüzde 20’ye kadar çıkabiliyor.

  Gen testi sonucu pozitif olanlarda meme kanserine yakalanma  oranı yüzde 70‘lere kadar çıkabiliyor” dedi.

“OBEZİTE VE HAREKETSİZ YAŞAM MEME KANSERİ RİSKİNİ ARTTIRIYOR”

Genlerimiz ailesel hikayemiz, yaş, menopoz, ilk regl yaşı gibi değiştirilemez bazı faktörler meme kanseri için önemli. Ancak yine de hareketli bir yaşam, düzenli kilo kontrolü, sağlıklı beslenme ve pozitif bir bakış açısı ile riski kontrol edebilmek mümkün.

Özellikle menopoz sonrası şişmanlığın meme kanseri riskini yaklaşık 2 kat arttırdığına dikkat çeken Soran, “Ayrıca menopoz sonrası şişmanlık diyabet hastalığına da neden oluyor. Diyabetin de meme kanseri ile ilişkisi bulunuyor. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki menopoz sonrası alınan her 5 kilo, meme kanseri riskini yüzde 11 oranında arttırıyor.

Günlük egzersiz yapan kadınlarda meme kanseri yüzde 10-20 oranında azalıyor, çok ve ağır egzersiz ise riski daha da azaltıyor. Ancak yalnızca tempolu yürüyüş bile riski düşürmede çok daha etkili oluyor. Amerikan Kanser Derneği’nin önerisi haftada 7 saat yürümek. Ayrıca düzenli olarak meyve/sebze tüketenlerde meme kanseri riski azalıyor.

Alkol tüketimi günde 1 bardaktan çok olan kişilerde ise  risk yüzde 7-yüzde 10 oranında artıyor. Uzun yıllar sigara kullananlarda meme kanseri riski yüksek” dedi.

EN ÖNEMLİSİ MEME KANSERİ FARKINDALIĞINI ARTIRMAK

Gelişmiş ülkelerde meme kanserinde farkındalık ve düzenli kontrol en önemli korunma yöntemi. Erken teşhis, aile hikayesi olanlarda önceden yapılan genetik konsültasyon ve güncel kanıta dayalı tedavi yöntemleri 5 yıllık ortalama yaşam süresini yüzde 90’ın üzerine çıkartıyor. Soran, “Buna karşılık gelişmemiş ülkelerde meme kanseri ölüm oranı yüksek seyrediyor.

Meme kanseri farkındalığını artırmak için çok çaba göstermeliyiz. Kişiye özel korunma, tarama ve tedavi planlamaları yaparken, toplumun genelini ilgilendiren ve meme kanserine neden olan yaşam tarzı değişikliklerini anlatmalı ve genetik testlerin kullanımını yaygın hale getirmeliyiz” dedi.

Soran, meme kanserinin 50 yaş altında da görülmeye başlamasının sebeplerini şöyle sıraladı:

  “Gereksiz ve kontrolsüz hormon, ilaç ve benzer ürünlerin kullanılması   Genç kadınların stresli iş yaşamları   Doğum yapmama; 35 yaşında sonra doğum yapma, emzirmeme   Erken adet görme (12 yaşından önce)   Geç menopoza girme (55 yaşından sonra)   Yoğun meme dokusunda sahip olmak   Genç yaşta göğüs duvarına radyoterapi görmüş olmak   Gece vardiyasında çalışıyor olmak   Alkol kullanımının artması”. (İHA)

Источник: https://www.posta.com.tr/genc-yasta-gorulen-tehlike-meme-kanseri-1368340

Gençlerde meme kanseri hakkında bilmeniz gerekenler

Genç Kadınlarda Meme Kanseri Riski

Meme kanseri gençlerde olağanüstü derecede nadirdir, öyle ki, çoğu kuruluş bu yaş grubundaki hastalıklar için istatistikleri tutmaz.

Bununla birlikte, gençler ergenlik döneminde memelerindeki değişikliklerin meme kanserine bağlı olduğundan endişelenebilirler. Bu endişeleri hafifletmek için, göğüslerini değişiklikler için izlemeli ve eğer güvence istiyorlarsa doktorlarıyla konuşmalıdırlar.

Göğüs değişikliklerinin korkulacak hiçbir şey olmadığını ve meme kanseri anlamına gelme ihtimalinin olmadığını da bilmelidirler.

Gençlerde meme kanseri ile ilgili hızlı gerçekler:

  • Bu yaş grubunda ortaya çıkması neredeyse hiç duyulmamış.
  • Hastalık sadece semptomlar üzerinde teşhis edilemez veya dışlanamaz.
  • Gençlerde çok nadir olduğu için sağkalım oranları konusunda güvenilir bir istatistik yoktur.

Genç kadınlarda nasıl oluyor?

Ergenliğin getirdiği değişiklikler herhangi bir genç insan için korkutucu olabilir. Genç kadınlar ilk kez göğüsler geliştirirler ve görünüşlerine ve hislerine alışkın olmayabilirler. Bazıları meme kanseri hakkında endişelenebilir.

Erken göğüs gelişimi genellikle meme ucunun altında bir yumru olarak başlar, bu da genç bir gencin göğüs kanseri ile ilgili endişelerini bir araya getirebilir. Bu göğüs tomurcukları da hassas olabilir ve bir şeylerin yanlış olduğu yönünde korkuları tetikleyebilir.

Ebeveynler ve doktorlar, genç göğüsleri normal göğüs büyümesi konusunda güvenlendirmelidirler, çünkü göğüslerin gelişmesi yeni bir deneyim olacaktır ve sinir bozucu olabilir.

Nadir olsa da, bir gencin meme kanseri geliştirmesi mümkündür. Tüm kanserlerde olduğu gibi meme kanseri, normal hücrelerin büyümeye ve kontrol dışına çıkmaya başladığı zaman ortaya çıkar. Zamanla, bu büyüme sağlıklı dokuya zarar veren ve vücudun diğer bölgelerine yayılabilen bir tümör oluşturabilir.

Kadınların yaklaşık yüzde 12’si hayatları boyunca meme kanseri geliştirecek. Bununla birlikte, meme kanseri için en önemli risk faktörü daha yaşlıdır. Zaman içinde genetik ve hücresel değişiklikler memelerde sıra dışı hücre büyümesi olasılığını artırabilir. Yani, genç kadınlar çok daha düşük riskle karşı karşıya.

Meme kanserine yakalanan genç kadınlar daha sık agresif, hızlı büyüyen tümörlerdir. Kanser de sağkalım şansını artıran hormon reseptörleri için negatif olabilir.

Ayrıca, genç kadınlar tedaviye başlamadan önce daha uzun süre bekleyebilirler, yani meme kanseri olanlarda prognozun yaşlı kadınlara göre daha kötü olduğu anlamına gelir.

Gençlerde meme kanseri ne kadar yaygındır?

Genç yetişkin kadınlarda bile, meme kanseri geliştirme olasılığı çok düşüktür. Meme kanserinin yüzde 5’inden azı 40 yaşın altındaki kadınlarda görülür. 30 yaşın- da meme kanseri gelişme riski yüzde 0,44’tür. Her yaş grubunda 30 yaşın altındaki kadınlarda yılda 25’ten az meme kanseri vakası vardır. Gençler arasında rakam sıfıra yakındır.

Bu istatistikler, göğüslerle ilgili sorunların neredeyse kesinlikle başka nedenlere bağlı olduğu ve bunların genellikle normal gelişimden kaynaklandığı anlamına gelmektedir.

Bir gencin göğsünde bir yumru geliştirebileceği diğer nedenler:

Fibroadenom

Bir fibroadenom iyi huylu bir göğüs tümörüdür. 20’li ve 30’lu yaşlarındaki kadınlar arasında yaygın olan bu topaklar kansere dönüşmez. Açık sınırları ve çok küçükten birkaç santime kadar boyut aralığı vardır. Bunlar meme kanseri riskinde hafif bir artışla ilişkilidir.

Sistosarkom filloidesleri

Phyllodes hızlı büyüyen tümörlerdir, ancak neredeyse her zaman iyi huyludurlar. Çok nadirdirler, ancak vakaların yüzde 10’unda, vücudun diğer bölgelerine yayılabilirler. Yani bu tümörleri olan kadınlar onları çıkarmayı seçebilir.

Meme kistleri

Kistler, göğüs dokusunda cildin altında sivilcelere benzer küçük büyümelerdir. Bazı kadınların fibrokistik göğüsleri vardır, bu da göğüslerinin birçok kist içerdiğini ve topaklanma hissi yaşadığını gösterir.

Fibrokistik göğüsler olan gençler, endişeleri hakkında bir doktora başvurmalıdır. Göğüslerinin normalde nasıl hissettiğini bilmek, topaklı bir kadına sahip olan kansere bir kistden ayırır.

Meme kanseri çeşitleri

Meme kanserli yaşlı kadınlarda olduğu gibi, meme kanserli gençler de birçok farklı hastalık türüyle karşılaşabilirler. En yaygın olanları şunlardır:

In situ kanserleri

In situ, kanserin sadece memede olduğu anlamına gelir. Bu kanserler tedavi edilmeleri daha kolay ve ölümcül olma olasılığı daha azdır.

En yaygın in situ kanserler, duktal karsinomlar ve lobüler karsinomlardır. Duktal karsinom, bazen kanser öncesi veya evre 0 meme kanseri olarak adlandırılan invazif olmayan bir kanserdir. Lobüler karsinom süt kanallarında büyür ve tipik olarak yayılmaz.

İnvaziv meme kanserleri

İnvaziv meme kanserleri, akciğerleri, beyni, karaciğeri ve diğer hayati organları potansiyel olarak etkileyen, yayılabilen kanser formlarıdır. Özellikle derhal yakalanmadıkları ve tedavi edilmedikleri takdirde ölümcül olma olasılığı daha yüksektir. Hem lobüler karsinom hem de duktal karsinomun invazif formları vardır.

Daha az görülen kanserler

Diğer meme kanserleri daha az yaygındır. İçerirler:

  • şişmiş veya kırmızı göğüslere neden olabilen inflamatuar meme kanseri
  • Göğüslerden meme başı ve areolaya yayılan meme ucunun Paget hastalığı
  • kan veya lenf damarlarında başlayan ve memelere yayılan anjiyosarkomlar veya kanserler
  • kanserli olan phyllode tümörleri

belirtiler

Bir yıllık meme muayenesi ve güvenilir bir doktorla ilişkisi, meme ile ilgili durumların teşhis edilmesi için değerli araçlardır. Meme kanseri ile ilişkili çeşitli semptomları olan gençler bile, bunların muhtemelen başka bir nedenden kaynaklandığını bilmelidir.

Meme topaklarının yaklaşık yüzde 90’ı kansere bağlı değildir. Kanserli topaklar, düzensiz sınırlarla, yumuşak veya hareketli olmayan sert olma eğilimindedir.

Yaygın meme kanseri belirtileri şunlardır:

  • bir meme yumru veya topaklar
  • koltuk altı ya da boyun altında şişmiş lenf düğümleri
  • göğüslerin boyut, şekil veya simetrisinde açıklanamayan değişiklikler
  • memenin veya meme ucunun derisinde değişiklikler
  • meme, menstürasyon, hamilelik veya emzirme ile ilgili olmayan deşarj
  • kırmızı veya şişmiş bir meme
  • meme cildinin titreme ya da çukurluğu
  • meme üzerinde kaşıntılı, pullu döküntü

Çoklu meme kanseri risk faktörleri olan kişiler daha savunmasız olabilir.

Bu risk faktörleri şunlardır:

  • BRCA1 veya BRCA2 genlerinde bir mutasyon olması
  • Meme veya yumurtalık kanseri olan birkaç akrabaya sahip olmak
  • aktif veya obez veya fazla kilolu olmamak
  • radyasyona maruz kalma
  • östrojen tedavisi veya hormonal doğum kontrol hapları alma
  • ağır içme
  • sigara içmek

Meme kanseri normal gelişmeye karşı

Normal meme gelişimi meme kanserine benzeyebilir ve normal olanı ve semptomların karşılaştırılmasına dayanmayan şeyleri söylemek mümkün değildir.

Bununla birlikte, normal meme gelişimi genellikle bir patern izler. Her bir meme ucunun altında nikel büyüklüğünde topaklar ile başlar ve göğüsler yavaş yavaş bu topaklardan büyür.

Hayatta kalan genç meme kanseri

Meme kanseri, genel olarak, hızlı tedavi ile hayatta kalabilmektedir. Bu özellikle, invaziv olmayan meme kanserleri ve vücudun diğer bölgelerine yayılmamış meme kanserleri için geçerlidir.

Tedaviler genellikle kemoterapi, radyasyon, ilaç tedavisi, cerrahi veya bunların bir kombinasyonunu içerir.

Meme kanseri için kendinizi kontrol edin

Topaklar ve diğer değişiklikleri kontrol etmek için kendi kendine meme muayeneleri, kadınların kanserin erken belirtilerini tespit etmesine yardımcı olabilir.

Belli değişimlere bakmaktan daha önemli olan şey, memelerinizin normal olarak nasıl hissettiğini bilmek. Şekil veya dokudaki bir değişiklik, yeni bir yumru ya da diğer önemli bir değişiklik, kanser de dahil olmak üzere bir sorunu işaret edebilir.

Kadınlar ayrıca doktorlarından düzenli meme muayeneleri almalıdır. Yüksek meme kanseri riski taşıyanların yıllık mamogramlara ihtiyacı olabilir, ancak gençler bu kategoriye asla girmez.

Ne zaman doktora görünmek

Geciktirici tedavi, kanserin yayılmasına izin verebileceğinden hayatta kalma şansını azaltabilir. Göğüsleri hakkında endişelenen kızlar, genç meme kanseri nadir olsa da, hemen bir doktora görünmelidir.

Paket servisi

Özellikle göğüslerinin geliştiği kızlar için meme kanseri düşünceleri korkutucu olabilir. Ancak, çoğu gencin meme kanseri hakkında endişe duyması için çok az sebep vardır. Endişe etmek yerine, daha iyi bir strateji gelecekte meme kanserine karşı korunmaya yardımcı olan sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemektir.

Bir doktor, kızların ve genç kadınların bireysel risklerini belirlemelerine ve sıra dışı meme semptomlarını anlamalarına yardımcı olabilir.

Источник: https://trmedbook.com/genclerde-meme-kanseri-hakkinda-bilmeniz-gerekenler/

Gençlerde Meme Kanseri Olur mu? – Sağlık Ocağım .NET

Genç Kadınlarda Meme Kanseri Riski

Meme kanseri, genelde gençlerde çok sık rastlanılmayan, görülme oranı 50 yaşlarından sonra artmaya başlayan bir hastalıktır. Meme kanserlerinin % 80’i 45-50 yaşlarından sonra görülür, ancak literatürde 14 yaşında bile meme kanseri bildirilen meme kanseri vakası mevcuttur.

Gençlerde meme kanseri teşhisinin konması sorunları da beraberinde getirmektedir.

Çünkü gençlerin henüz aktif cinsel yaşamının olması, küçük çocuklarının olması, daha çocuğunun olmaması ve çocuk sahibi olmak istemeleri söz konusu olduğundan fiziki görünümleri ve vücudunun bütünlükleri bu hasta grubu için çok daha önemlidir.

Çalışmak zorunda olmaları ve sorumluluklarının daha fazla olması nedeniyle de gelecekten beklentileri, 50 yaşından sonra meme kanseri olmuş bir hastaya göre daha fazladır.

Gençlerde meme kanseri nedenleri

Yapılan bazı araştırmalara göre ilk adet görmesinden önce sigara kullanmaya başlayan kızların sigara içmeyen kızlara göre daha fazla meme kanseri riski taşıdıkları bilinmektedir.

Meme dokusu olsun, diğer organlar olsun (özellikle akciğer gibi organlar ve yapılar) ergenlik döneminde sigarada bulunan ve kanseri tetikleyen maddelere karşı daha fazla duyarlıdırlar ve bu maddeden daha çok etkilenirler.

Ayrıca gençlik döneminde yüksek oranda alkol tüketmenin de meme kanseri nedenlerinden biri olduğu, sürekli alkol kullanımının karaciğeri de tahrip ettiği ve karaciğer sirozuna, kronik mide mukozası iltihabına (gastrite), yüksek tansiyona, ritim bozukluklarına, her türden kalp hastalığına, sinir sistemi hasarlarına ve pankreas iltihabına yol açtığı bilinmektedir.

Gençlerde meme kanseri riskini arttıran diğer faktörler arasında yaş, aile öyküsü, genetik faktörler, gereksiz ve kontrolsüz hormon ve hormon ilaçları kullanımı, sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam tarzı, erken adet görme, geç doğum yapma ve emzirmeme, düzensiz yaşam, stresli yaşam, obezite gibi faktörleri de sayabiliriz.

Gençlerde meme kanseri teşhisi

Gençlerde meme kanserinin anlaşılabilmesi için,20 yaşından sonra genç kızların da kendi kendine meme muayenesi yapmaya başlamaları oldukça önemlidir.

Böylece memelerinin doğal halini öğrenip, her hangi bir değişiklik ya da kitle olduğunda bunu fark etmeleri mümkün olacaktır.

Adet döneminde memelerde dolgunluk, sertleşme ve hassasiyet olduğu için kendi kendine meme muayenesi bu dönemde veya yakınında değil, adet kanamasından 7-10 gün sonra yapılmalıdır.

Gençlerin meme kanseri taramasında mamografi yapılmasının çok fazla bir ekstrasının olmadığı, çünkü gençlerin meme dokusunun farklı olduğu için genç yaşta mamografi yerine ultrasonografi ve klinik muayene ile meme kanseri taramasının yapılması önerilir, ancak risk faktörü taşıyan (anne, anneanne, kız kardeş, teyze gibi yakın akrabalarında meme kanseri öyküsü olan) gençlerde daha erken mamografi taramasına ihtiyaç olabilir.

Gençlerde meme kanseri tedavisi

Meme kanseri olan genç hastaların tedavi seçenekleri ve onlara yaklaşım daha farklı olmaktadır. Sosyal yaşamlarının devamı ve gelecek kaygılarını gidermede bu hastalara daha fazla destek olunması gerekir. Bu gibi durumlarda hastanın doktorları kadar, yakınlarını da büyük görevler düşmektedir.

Tedavi esnasında hastanın yaşam kalitesinin düşmemesi, fiziki yapısının bozulmaması her yaştaki kadın için önemli olsa da genç kadınlar veya kızlar için çok daha önemlidir.

Tedavi planı yapılırken bütün bunlar göz önünde bulundurularak, cerrahi tedaviden başlamak üzere diğer tedavi aşamalarının da hasta ve yakınları ile birlikte değerlendirilip karar verilmesi gerekmektedir.

Cerrahi tedavi yapılırken zorunlu kalınmadığı sürece memenin alınmaması ve meme koruyucu cerrahi uygulanması önerilir.

Meme koruyucu cerrahi sonrası memenin görünümünde bir bozukluk kalmamasına dikkat edilmesi gerekir, fakat meme koruyucu cerrahi uygulanamaz ve mutlaka memenin tamamının alınması gerekirse, bu gibi durumlarda aynı seansta protez meme ameliyatı da yapılabilir.

Yapılması gereken bütün işlemlerin ameliyattan önce planlanması ve yapılacak cerrahi ile ilgili kararın ameliyatı yapacak cerrah, plastik cerrahi ve hasta ile beraber karar verilmesi gerekir.

Gençlerde meme kanseri görülme oranı neden artıyor ve önlenebilir mi?

Son yapılan çalışmalar, Türkiye’de meme kanserinin genç yaşlarda görülme sıklığının ABD’den iki kat fazla olduğunu göstermektedir.

  • Gereksiz ve kontrolsüz hormon, ilaç ve benzeri ürünlerin kullanımın son yıllarda artması
  • Genç kadınların stresli iş ve özel yaşamları
  • Doğum yapmama, geç yaşlarda (30-35-40 yaşlarına kadar) anne olunması, annelerin bebeklerini emzirmemesi
  • Erken yaşta adet görme (12 aşından önce)
  • Geç menopoza girme (55 yaşından sonra)
  • Yoğun meme dokusuna sahip olma
  • Erken yaşlarda göğüs duvarına radyoterapi uygulanması
  • Gece vardiyasında çalışma
  • Alkol, sigara ve diğer maddelerin kullanımının artması
  • Sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam tarzı
  • Obezite.

Genler, aile öyküsü, yaş, menopoz, ilk adet görme yaşı gibi değiştirilemez bazı faktörler meme kanserine yakalanma açısından tabii ki önemli, ancak hareketli yaşam, düzenli kilo kontrolü, sağlıklı beslenme ve stresi azaltma gibi yöntemlerle meme kanseri riski azaltılabilir. Önemli olan diğer bir husus da meme kanseri farkındalığı ve düzenli kontrollerdir.

Meme hastalıkları ile ilgili benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/genclerde-meme-kanseri/

Meme kanserinde yanlış bilinenler ve işin doğrusu…

Genç Kadınlarda Meme Kanseri Riski

okuyabilirsiniz.

Memedeki her kitle kanser değildir. Çünkü memesindeki kitle nedeniyle hekime başvuran hastaların çoğunun kitlesi iyi huylu çıkar. Elbette, memesinde kitle fark eden bir kadın, “Bu kitleler iyi huylu çıkıyormuş hekime gitmeye gerek yok” diye düşünmemeli.

Fakat her kitlenin kanser gibi algılanması da son derece yanlış. Kitlenin kanser olup olmadığı, ancak hekimin meme muayenesi ve gerekli görüldüğünde yapılacak radyolojik incelemeler sonucunda anlaşılabiliyor.

Eğer kanser şüphesi varsa, tanı ancak yapılacak bir biyopsi ile kesinleştirilebiliyor.

2- “Meme kanseri riski olanlar mutlaka kanser olur.”  

Bazı kadınlar, yaşıtlarına göre daha yüksek oranda meme kanseri riski taşıyabiliyor.

Özellikle kendi soy ağacında meme kanseri olan, daha önce yapılan biyopsilerde meme kanseri öncüsü olan patolojilerin tanımlandığı, aşırı alkol kullanan, menopoz sonrası düzenli egzersiz yapmayan, özellikle karın bölgesinde yağ hacminin arttığı kadınlarda bu risk biraz daha fazla. Uzun süreli hormon tedavisi görmüş olan, hiç doğum yapmamış ya da ilk doğumunu 35 yaşından sonra yapan kadınlarda bu grup içinde yer alır. Bu nedenle kadınların risklerine uygun bir tarama programı öneriyoruz. Sonuçta, meme kanseri açısından risk unsurları taşıyan kadın mutlaka meme kanserine yakalanacak ya da tam tersi meme kanseri açısından risk unsurları taşımayan kadınlarda meme kanseri görülmeyeceğini söylemek mümkün değil.  

3- “Meme kanseri ileri yaştaki kadınları etkiler”  

Meme kanseri görülme sıklığı yaşla birlikte artmakla birlikte 20’li 30’lu yaşlardaki genç kadınlarda da meme kanseri görüyoruz. Genç yaşlarda görülen meme kanserinin sıkça görülen bazı ortak özellikleri var.

Özellikle kalıtsal meme kanserleri daha erken yaşlarda görülebiliyor ve biyolojik olarak biraz daha saldırgan olabiliyor. Ancak meme kanseri genel olarak 40 hatta 50 yaşın hastalığı olduğundan, risk unsuru taşımayan kadınlarda, taramaların 40 ya da 45 yaşından sonra başlaması anlamlı.

Bu nedenle meme kanserinin her yaşta görülen bir hastalık olduğunu söylemekle beraber ileri yaşlarda görülme sıklığının arttığının altını çizmeliyiz.  

4- “Ailenizde meme kanseri geçirmiş bir kişi yoksa meme kanseri olmazsınız.”  

Kalıtsal meme kanseri, meme kanseri grubu içinde bir yeri olmakla birlikte bu grubun ancak yüzde 5 ile 8’ini oluşturur.

Eğer bir kişinin ailesinde kalıtsal meme kanserine neden olan gen mutasyonu varsa riski anlamlı ölçüde artar. Ancak, sadece ailesinde meme kanseri var diye bir kişide meme kanseri oluşur demek yanlış olur.

Tam tersi olarak, bir kişinin ailesinde meme kanseri yaşanmamış olması da meme kanseri görülmeyeceği anlamına gelmez.  

5- “Doğum kontrol hapı kullanmak meme kanserine neden olur.”  

Bu da oldukça yanlış bir inanış. Meme kanseri sıklıkla hormon bağımlı bir kanser.

Yüksek doz hormon, özellikle östrojen kullanmak zorunda kalan kadınlarda meme kanseri riskinin artması nedeniyle bu yorum yapılabiliyor.

Ama şu ana kadar yapılan saha çalışmalarında, özellikle günümüzde kullanılan düşük hormon içeren doğum kontrol haplarının meme kanseri riskini artırdığını gösteren herhangi bir kanıt bulunmuyor.  

6- “Meme kanseri tanısı için kendi kendine meme muayenesi yeterlidir.”

Meme kanserinde erken tanı konulabilmesi, kişinin daha erken hekime başvurabilmesi için kendi kendini muayenesi çok doğru bir yöntem. Kadınların doğurganlık yaşından itibaren ayda bir kez kendilerine ayıracakları 5 ile10 dakika ile memelerini muayene etmeleri ve herhangi bir anormallik fark etmeleri halinde de hekime başvurmaları gerekiyor.

Kendi kitlelerini kendileri fark eden hastalar, meme kanserine yakalanan kadınlar grubu içinde önemli bir orana sahip. O yüzden de kendi kendine meme muayenesine çok önem veriyoruz. Ancak, özellikle 40 yaşından sonra kendi memesini muayene etmek yeterli bir yöntem değil.

Çünkü kişinin kendi kendini muayenesi sırasında fark edebileceği kitlenin boyutu ile genel cerrahi uzmanının yapacağı muayenenin etkinliği çok farklı olacaktır. Klinik meme muayenesinin yanına eklenecek radyolojik incelemelerle meme muayenesinde belli olmayan, ama farklı radyolojik görüntülere sahip olması nedeniyle tanı koyduğumuz büyükçe bir grup var.

Kadın mutlaka kendi memesini düzenli kontrol etmeli, 40-45 yaşından sonra klinik meme muayenesi ve mamografi ve ultrasonografi ile değerlendirilmeli.  

7- Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyorum. Yapabileceğim hiçbir şey yok.  

 Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan bir kadınla, hiçbir risk taşımayan bir kadın arasında meme kanseri gelişme riskleri aynı değildir.

Ama, meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan bir kadının hekimiyle birlikte bu riskleri tartışması, yapılacak olan meme muayenesi ve radyolojik görüntülerde olası sorunların değerlendirilmesi ve izlenecek tarama programının belirlenmesi, o kişide meme kanseri oluşabilecek olsa bile kanserin son derece erken bir döneminde yakalanmasına ve bu kanser nedeniyle kişinin yaşam süresi ve kalitesinin etkilenmemesine yardımcı olacaktır. Yaşama yönelik bazı parametrelerin meme kanseri riskini artırdığını veya azalttığını biliyoruz. Menopozdan sonra vücuttaki temel östrojen kaynağı yağ dokusudur. Özellikle karın çevresindeki yağ dokusu yüksek oranda östrojen salgılar. Kişinin menopozdan sonra kilo alması, yağlanması meme kanseri riskini artırır. Çünkü meme kanseri sıklıkla östrojenle ilişkili bir kanserdir. Eğer kişi kilo alıyorsa bu meme kanseri riskini artıracaktır. Yapacağı egzersiz ve sağlıklı beslenme ile kilosunu koruyan veya fazla kilosunu verebilen bir kişi bu riski azaltmış olacaktır. Aynı şekilde alkolde hem yağlanma hem de kendi toksik etkileri üzerinden meme kanseri riskini artırmaktadır.  

8- Erkekler meme kanseri olmaz.  

 Bu da yanlış bir inanış. Her 100 meme kanseri hastasından birisi erkek. Özellikle kalıtsal meme kanseri ailelerinde olan erkeklerde meme kanseri daha sık görülüyor. Bu nedenle erkekler de memelerinde bir kitle fark ederlerse zaman kaybetmeden bir hekime başvurmalı.  

9- Meme kanseri olanlar ameliyatta memesini kaybeder.  

 Bu da yanlış bir inanış. Artık meme kanseri ameliyatlarında sıklıkla meme korunabiliyor. Sadece tümörü ve çevresindeki sağlıklı meme dokusunu bir kılıf şeklinde çıkarttığımız zaman bu yeterli bir tedavi olabiliyor.

Bu şekilde bir ameliyatı gerçekleştirebilmemiz için tümörün tek odakta olması, boyut olarak belli bir boyutun altında olması ve mamografide memenin diğer taraflarında kanser olduğunu düşündürecek bulguların olmaması gerekmektedir. Elbette memeyi korumanın bir bedeli oluyor.

Bu bedel de radyoterapi. Memenin tamamını çıkarttığımızda çoğunlukla göğüs ön duvarına radyoterapi vermiyoruz; ama memeyi koruduğumuz hastalarda kalan meme dokusunda hastalığın geri gelme riskini azaltmak için kalan meme dokusuna radyoterapi yapıyoruz.

Cerrahi seçeneklerle ilişkili son kararı hastayla birlikte alarak ameliyatı planlıyoruz.  

10- Meme kanseri olan kadınlar gebe kalamaz.  

Gebelik ve lohusalık dönemindeki hormon değişiklikleri nedeniyle gebelik, meme kanserinin geri gelme riskini artırıyor. Meme kanseri tedavisi görmüş olan bir hastanın, mümkün olduğunca hormon tedavilerinden uzak durması gerekir.

Gebelik ve lohusalık dönemindeki hormon değişiklikleri, meme kanseri tedavisi görmüş hastada lokal olarak hastalığın tekrarlama riskini bir ölçüde artırmaktadır. Özellikle tedavinin başladığı ilk yıllarda, çok net bir sınır olmamakla birlikte 2-5 yıl kadar hastanın gebe kalması çok fazla tercih edilmez.

Hastalığın tekrar etmediği ve hastalıkla ilgili bir sorunun oluşmadığını görüldükten sonra hasta, hekimi ile birlikte durumunu değerlendirerek gebe kalabilir ve sağlıklı bebekler dünyaya getirebilir.   

11- Meme kanseri olan kadınlarda bir memeden mutlaka diğer memeye sıçrar.  

 Kesinlikle yanlış bir inanıştır. Karşı memeye yayılım son derece az görülen bir durumdur. Hastalık tekrar edecekse genellikle ya lokal olarak aynı memede ya da vücudun farklı, uzak yerlerinde, metastaz adını verdiğimiz şekilde geri gelebilir.

Meme kanseri daha çok karaciğer, akciğer ve kemiklere yayılarak geri gelebiliyor. Karşı memeye de yayılabilen meme kanseri olmakla birlikte genellikle bu kural dışı bir durumdur.

Ancak meme kanseri öyküsü olan kadınlar, yeniden meme kanseri gelişimi için risk grubundadır. En güçlü risk unsuru, bir insanın daha önce meme kanseri tedavisi olmuş olmasıdır. Bu nedenle ikinci bir meme kanseri odağı aynı memede veya karşı memede olabilir.

Bu görülebilir bir seçenek olmakla beraber, bir memede var olan kanserin karşı memeye de sıçrayacağı anlamına gelmez.  

12- Meme kanseri ameliyatlarından sonra mutlaka kadınların kolu şişer.  

Bu da yanlış bir inanıştır. Özellikle son yıllarda gelişen yeni teknolojilerinin de yardımıyla koltuk altındaki lenf bezlerine daha az müdahale ediyoruz.

Ameliyatta “sentinel lenf bezi” adını verdiğimiz, nükleer tıbbın (nadiren özel boyaların) yardımıyla gerçekleştirdiğimiz yöntemle, koltuk altındaki ilk bekçi lenf bezine ulaşıyoruz ve o lenf bezini çıkartıp ameliyat sırasında patologlara gönderiyoruz.

Pataloji uzmanı da ameliyat sırasında o lenf bezinde hastalığın bir izi olup olmadığını bize söylüyor.

Eğer hastalığın izi yoksa, hastalığın  ilk lenf bezine uğramadan daha derindeki lenf bezlerine sıçrama olasılığının ihmal edilebilecek kadar düşük olduğunu bilimsel olarak bildiğimiz için, daha ilerilerde olan lenf bezlerine dokunmadan sadece bekçi lenf bezlerine biyopsi yaparak ameliyatı sonlandırıyoruz.

Koltuk altındaki lenf bezlerini temizlediğimiz için, başta şişme olmak üzere, dokunma ve hareket kayıplarına neden olan sinirlerle ilgili yan etkilerden ve ağrıdan hastayı korumuş oluyoruz. Ama hastalığın koltuk altındaki lenf bezlerine de yayıldığını saptadığımız hastalarda lenf bezlerini tamamen temizliyoruz.

Bu da o taraftaki elin ve kolun lenf akımının bütünlüğünün bozulmasına neden oluyor. Bu nedenle hastalarımıza ameliyatlı kollarını mümkün olduğunca ameliyattan sonra korumalarını öneriyoruz. Bu kolda kabul edilebilir oranlarda bir şişliğin oluşabileceğini, ama bunun yaşam kalitesini etkileyemeyeceğini söylüyoruz. Her kadında koltuk altındaki lenf bezleri çıkartıldığı ve her kadında kolun şişeceği yanlış bir inanış olmakla beraber, kolda oluşabilecek bir şişmenin de yapılacak cerrahi tedavinin kabul edilebilir yan etkilerinden biri olduğunu da bilmemiz gerekiyor.  

13- Cerrahi girişimden sonra dış görünüş değişir.  

 Artık birçok meme kanserini çok küçük çaplarda fark ediyoruz. Dolayısıyla sadece kitleyi ve onun etrafındaki küçük bir sağlam meme dokusunu çıkartıyoruz.

Memesi çok küçük boyutlarda olan kadınlar dışında, özellikle de tümörün yerleşimi uygun olduğunda, meme kanseri nedeniyle cerrahi tedavi uygulanmış olduğu çıplak gözle bile fark edilemeyecek düzeyde bir simetri farkından öteye gitmiyor.

Bazen hastalar bile ameliyattan sonra farkı anlamakta zorlanıyorlar.  

14- Meme kanserinin erken evresinde ameliyatsız tedavi mümkündür.  

 Bu da yanlış bir inanıştır. Meme kanserinin bilinen en etkin tedavisi cerrahidir.

Hatta cerrahi seçeneği bazen hem erken evredeki meme kanserlerinde hem de başlangıç düzeyindeki meme kanseri olarak tanımlayabileceğimiz, DCIS dediğimiz meme kanseri türünde tek başına yeterli olabilen bir çözümdür.

Geç evre meme kanserleri ve hastalığın vücudun farklı yerlerine sıçradığı hastalarda memeye yönelik ameliyatın hastaya bir katkı sağlamayacağını bildiğimiz durumlarda hastayı ameliyat etmiyoruz. Ama her erken evre meme kanserinde ameliyatı öneriyoruz.  

15- Silikonlu meme patlar

Silikonlu memenin patlayabilmesi için çok ciddi bir darbe alması gerekir. Sadece delici travmalar sırasında silikonlu meme patlayıp delinebilir.

Yeni teknolojiler sayesinde protez memenin içindeki silikon yapısı jel kıvamında değil, jöle kıvamındadır. Böylelikle bu bölgede yırtılma dahi olsa silikon vücuda yayılamaz ve rahatlıkla tamamını çıkarmak mümkün olur.

Travma sonrası silikonu hemen çıkarmakta fayda vardır ancak uzun süre patlayan silikonla yaşamış hastalara da rastlanır

16- Silikonlu memesi olanlar bebek emziremez

Silikon meme protezi bebek emzirmeyi hiçbir zaman etkilemez.

17- Silikon protez ile meme büyütme sonrası kanser riski artar

Kanser riski kesinlikle artmaz. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken, silikon protezin olası bir meme kanserinin gözlemini ortadan kaldırıp kaldırmayacağıdır. Günümüzde gelişen tekniklerle bu durum da ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla meme protezi rahatlıkla kullanılabilir.

18- Yağ enjeksiyonu ile meme büyür

Yağ enjeksiyonu yeni ve zorlu bir yöntemdir. Şu an bu uygulama deneniyor ancak her olguda standart başarılı bir sonuçtan bahsedilemiyor.

Bu, protez meme kadar kolay bir yöntem değildir ancak meme rekonstrüksiyonu için kullanılır. Hastaya kendi dokusu ya da protez ile meme yapıldıktan sonra bazı rötuş prosedürleri uygulamak gerekir.

Bunlardan bir tanesi de eksik kalan dokunun yağ enjeksiyonuyla yerine konmasıdır. Bu tür uygulamalar da iyi sonuçlar verir.

Источник: https://www.anadolusaglik.org/blog/meme-kanserinde-yanlis-bilinenler-ve-isin-dogrusu

Meme kanserinin 5 belirtisine dikkat! Genetik test kimlere yapılmalı?

Genç Kadınlarda Meme Kanseri Riski

Dünyada meme kanserinin görülme sıklığındaki artışa rağmen tanı ve tedavi alanındaki gelişmeler, kanser öncüsü sayılan belirtilerin erken dönemde fark edilmesini ve tam iyileşmeyi sağlayabiliyor.

Meme cerrahisinde estetik kaygıları ortadan kaldıran onkoplastik yaklaşımlar ise hastaları psikolojik açıdan da rahatlatıyor. Doç. Dr. Köksal Bilgen, meme kanseri ve cerrahisi hakkında bilgi verdi.

YAŞLA BİRLİKTE MEME KANSERİ RİSKİ ARTIYOR

Meme kanserinde en önemli risk faktörleri kadın cinsiyetine sahip olmak ve ileri yaştır. Yaş ilerledikçe meme kanseri riski artış gösteriyor. Meme kanseri, 30’lu yaşlarda 2 bin 212 kadında bir görülürken, bu oran 40’lı yaşlarda 233’te bir, 50’li yaşlarda 69’da bir, 60’lı yaşlara geldiğinde ise 38’de bire düşüyor.

ADET DÖNEMİNİZ UZUN SÜRÜYORSA DİKKAT 

Meme kanserlerinin yüzde 5-10’u anne ve babadan kalıtsal olarak geçen bozuk genlerden kaynaklanıyor. Mutasyon adı verilen bu değişiklikler, en sık meme kanseriyle ilişkili BRCA1 ve BRCA2 genlerinde oluyor.

Bozuk genler dışında aile öyküsü, hiç doğum yapmamış ya da ileri yaşta doğum yapmış olmak, uzun süreli doğum kontrol hapı kullanmak, menopoz sonrası hormon tedavisi almak, fazla kilo ve obezite meme kanseri gelişimine yol açabilen önemli etkenlerden. Riski artıran nedenler arasında adet görülen dönemin fazla olması da yer alıyor.

 Bu nedenle hamilelik ya da emzirme gibi kadınların adet dönemlerini kesintiye uğratan etmenler risk azaltıcı faktörlerden sayılıyor.  

ELLE MUAYENE ÇOK ÖNEMLİ

Tarama mamografisi meme kanseri için risk faktörü ve hiçbir şikayeti olmayan kadınlarda 40 yaşından sonra yılda bir önerilmektedir. Mamografide meme kanseri, elle hissedilir hale gelmeden çok daha küçükken saptanabilir. Düzenli tarama mamografisi yapılanlarda meme kanserinden ölüm oranı yüzde 33 azalmaktadır.

40 YAŞINDA MAMOGRAFİ TARAMALARI BAŞLAMALI

Çalışmalar, meme kanserinin ağırlıklı olarak 50-60 yaşları arasında ortaya çıktığı gösterse de, Türkiye’de 50 yaş altı genç nüfusta görülme sıklığı giderek artıyor. Bu nedenle ABD ve Avrupa’da 50 yaş ile başlayan mamografi taramalarına Türkiye’de 40 yaşında başlanıyor.  

UYGUN VAKALARDA TÜMÖR ÇIKARTILIYOR

Tümör, meme büyüklüğünün yüzde 20’sinden fazla değilse, yerine bağlı olarak bir şekilsizlik oluşmayacaksa hastanın memesinin tamamı alınmaz.

Çünkü yapılan araştırmalar memenin tamamının alınması ile kitlenin alınması arasında tedavi sonuçları açısından bir fark olmadığını gösteriyor. Meme koruyucu cerrahi ile sadece kanser kitlesi çıkarılmakta böylece hasta psikolojik olarak da rahat etmektedir.

Hastanın durumu ve tümörün evresine göre cerrahi öncesinde kemoterapi ya da meme cerrahisi sonrasında kemoterapi ve radyoterapi uygulanabiliyor.

ESTETİK KAYGILARA ONKOPLASTİK CERRAHİ  

Onkoplastik cerrahi, meme kanseri nedeniyle memesinin bir kısmını ya da tamamını kaybeden kadınlara estetik açıdan çözümler sunuyor.  Silikon ya da kişinin vücudundan alınan dokuların yerleştirilmesiyle memedeki şekil bozuklukları gideriliyor.

 Memenin tamamen alındığı vakalarda rekonstrüksiyon yani yeniden meme yapma ya da herhangi bir tümör oluşmamasına rağmen genetik olarak kansere yakalanma riski fazla olan kişilere profilaktik mastektomi; yani meme dokusunun tamamen çıkarılması işlemi uygulanabiliyor.

Onkoplastik cerrahinin, meme cerrahisi sonrasında uygulanması planlanan kemoterapi ya da radyoterapi gibi süreçlere herhangi bir olumsuz etkisi bulunuyor.

MEME KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELER?

  • Kaybolmayan kitle, şişlik
  • Meme başının içeri çökmesi, akıntı
  • Meme cildinde çekinti, portakal kabuğu görünümü, kızarıklık
  • Memenin şeklinde değişiklik, asimetri varlığı
  • Meme başında kabuklanma soyulma 

AİLEDE GENÇ YAŞTA MEME KANSERİ OLAN VARSA DİKKAT!

Ailesinde genç yaşta (45 yaşından önce) ve birinci, ikinci derece akrabasında meme kanseri olan veya birden çok yine birinci ve ikinci derece akrabalarında genç yaşta meme kanseri dışında (yumurtalık, pankreas, kolon, melanom gibi) varsa yakın takip gerekiyor.

MEME KANSERİ İÇİN GENETİK TEST KİMLERE YAPILMALI?

  • Birinci derecede yakınlarda (anne, kız kardeş, kız çocuk) ikisi meme kanseri ise ve bunlardan birine 50 yaşından önce meme kanseri tanı konulmuşsa;
  • Birinci veya ikinci derece yakınlarda (büyükanne, hala, teyze) üç veya daha fazlasında, tanı konulan yaştan bağımsız olarak, meme kanseri varsa;
  • Ailede hem meme hem yumurtalık kanseri olan birinci ve ikinci derece yakını varsa
  • Ailede yaştan bağımsız olarak yumurtalık kanseri olan birinci ve ikinci derece yakın varsa;
  • Birinci derece yakının iki memesinde birden kanser varsa;
  • Aileden bir erkekte meme kanseri varsa
  • 45 yaşından önce meme kanseri olmuşsa
  • Üçlü negatif meme kanseri olmuş 60 yaş altı kadınlarda. (HABER MERKEZİ)

Источник: https://www.evrensel.net/haber/291709/meme-kanserinin-5-belirtisine-dikkat

Meme Kanseri Belirtileri

Genç Kadınlarda Meme Kanseri Riski

Meme kanseri, süt üreten kanalların hücrelerinde gelişen ve buradan vücuda yayılma riski olan bir kanser türüdür. Ağırlıklı olarak kadınlarda ortaya çıkmasına rağmen, erkekleri de etkileyebilir.

Hormonlar, çevresel faktörler ve yaşam tarzı meme kanseri riskini artıran faktörler arasında sayılmaktadır. Meme kanserinde erken tanı çok önemlidir. Bu yüzden bireylerin meme kanseri belirtilerine karşı uyanık olmaları, vücutlarını bu belirtilere karşı nasıl kontrol edeceklerini bilmeleri gerekir.

İşte meme kanseri ile ilgili ndenlerinden belirtilerine ve tedavi sürecine kadar detaylar…

MEME KANSERİNİN NEDENLERİ

Meme kanseri gelişme olasılığını artıran birçok risk faktörü vardır. Bu risk faktörlerinden bazılarının bilinmesine rağmen, bu faktörlerin kanser hücresinin gelişimine nasıl sebep olduğu bilinmiyor.

1. Yaş
Meme kanseri genç yetişkinlerde de görülebilir ancak risk, yaşlandıkça artar. Bu nedenle 45 yaş ve üzerindeki kadınlara düzenli olarak kanser tarama testlerinden geçmeleri önerilir.

2. Aile öyküsü
Diğer kanser türlerinde de olduğu gibi meme kanseri riski de bu hastalığa yakalanmış akrabaları olan kadınlar için daha yüksektir. Hastalık öyküsü bulunan kişiyle yakın bir akrabalığa sahip olmak (kız kardeş, anne, kız) kanser riskini iki katına çıkarır.

3. Kişisel öykü
Bir memede meme kanseri teşhisi konulduğunda, diğer memede kanser riski veya teşhis konulan memede ek kanser riski artar. Daha önce iyi huylu bir göğüs rahatsızlığı geçirmiş olan kadınlarda kanser riski daha yüksektir.

4. Menstrüasyon
Menstrüasyon döngüsüne erken yaşlarda (12 yaşından önce) giren veya menopoza geç (55 yaşından sonra) giren kadınlar, diğer kadınlara göre biraz daha fazla kanser riski taşırlar.

5. Meme dokusu
Meme kanserine neden olan etkenler arasında meme dokusu da yer alır. Yoğun meme dokusu olan kadınlar (mamogram tarafından belgelendiği gibi) daha yüksek meme kanseri riski taşırlar.

6. Alkol tüketimi
Çalışmalar, günde iki veya daha fazla alkollü içki içen kadınların, meme kanserine yakalanma risklerinin, içmeyenlere göre 1/3 kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Ayrıca fazla alkol alımı diğer kanser türlerine yakalanma riskini de artırıyor.

MEME KANSERİNİN BELİRTİLERİ

1. Göğüste yumru
Meme kanserinin ilk aşamalarında tümörler hissedilecek kadar küçüktür. Meme kanseri ile ilgili erken belirtileri tespit etmek için doktorlar tarafından mamogramların tavsiye edilmesinin nedeni de budur.

Ancak, kadınlar kademeli olarak 4. aşamaya geldiklerinde, bazen koltuk altlarında, memelerinin altında veya yakınında yumru hissederler.

Bu yumru ağrısız olabilir, dokunulduğunda hareket etmeyebilir ve kişiye göğüs duvarına bağlıymış gibi hissettirebilir.

2. Meme çevresinde ağrı
Meme kanseri ağrı yapar mı? Evet, göğüs bölgesinde görülen bir ağrı ne yazık ki iyi bir işaret değildir. Bu bölgedeki elektriksel duyumun eşlik ettiği keskin bir ağrı, kanserin kendisinden kaynaklanır.

Eğer tümör memelerin veya süt kanallarının hemen arkasında mevcutsa, kadınlar ağrı ile ilgili belirli rahatsızlıklar yaşayabilirler.

Göğüs ağrısı her zaman kansere bağlı olmayabilir, ancak acil müdahale gerektiren diğer sağlık sorunlarına da işaret olabilir.

3. Memede akıntı
Meme kanseri hastalarının meme uçlarından bazen sütlü, sulu veya kanlı akıntılar gelebilir. Bu akıntı, meme yüzeyinde pullu bir kabuk bırakabilir. Süt olmayan ve meme ucundan çıkan herhangi bir sıvı kanserli memenin belirtileri arasında olabilir ve araştırılması gerekir. Tümör süt kanalında gelişmeye başladıkça, tahrişe yol açabilir.

4. Memede kaşıntı
Kaşıntı, iltihaplı meme kanseri türüyle ilgilidir ve genellikle göz ardı edilir. Kaşıntı çok yoğundur ve bununla birlikte, merhem vb. kremler, semptomun giderilmesine fazla katkıda bulunmaz.

5. Cilt değişiklikleri (şekil boyut veya görünüm)
Meme kanserinin görüntüsü, sağlıklı memeden elde edilen görüntü ile aynı değildir. Memelerde bulunan tüm tümörler memeye yakın bölgede bir yumruya neden olmaz.

Kadınların göğüs bölgesinde fark edebileceği bazı yaygın değişiklikler arasında memeyi çevreleyen bölgelerin çukurlaşması, şişmesi veya büzülmesi de vardır. Hastalar memelerinin şekil olarak ovalleştiğini ve bazen belirli bir alana doğru büzüştüklerini fark edebilirler.

Yani, kanserli memenin dış görünüşü sağlıklı memeye göre oldukça farklıdır.

MEME KANSERİ ÖLDÜRÜR MÜ?

Erken tanı bütün kanser türlerinde hayati derecede önemlidir. Kötü huylu bir tümör büyüdüğünde, kanser ilerlediğinde ve vücuda yayıldığında (metastaz) karaciğer, pankreas, akciğer ve beyin gibi organları da etkileyebilir.

Kanserin vücudu sarması tedaviyi güçleştirir ve bazı vakalarda ölümle sonuçlanabilir. Meme kanserinin yaşam süresi için ise kesin bir şey söylemek mümkün değildir çünkü bu, hastalığın evresi ve kişinin tedaviye yanıt verip vermemesi gibi etkenlere göre değişebilmektedir.

Ancak son yıllarda tıptaki gelişmelerle birlikte meme kanseri hastalarının yaşam süreleri de uzamıştır.

Meme kanserinin evresi, tümörün büyüklüğü ve eğer yayıldıysa ne kadar yayıldığı, tedavi yöntemini ve sürecini belirlemede büyük rol oynar. Meme kanseri için en yaygın tedavi cerrahidir. Cerrahiye ek olarak çoğu kadın kemoterapi, radyasyon veya hormon tedavisi gibi tamamlayıcı bir tedavi de görür.

1. Ameliyat
Aşağıdakiler dahil olmak üzere kanserli dokuyu memeden çıkartmak için uygulanabilecek birkaç yöntem vardır.

  • Lumpektomi: Bu prosedür, çevreleyen dokuları yerinde bırakarak sadece şüpheli veya kanserli noktayı ortadan kaldırır.
  • Mastektomi: Bu prosedürde, cerrah tüm memeyi alır. Çift mastektomide, her iki göğüs de alınır.
  • Sentinel düğüm biyopsisi: Bu ameliyat, tümörden drenaj alan lenf düğümlerinin bir kısmını ortadan kaldırır ve bu lenf düğümleri test edilir. Kanser yoksa, ek bir lenf kaldırma ameliyatına ihtiyaç olmayabilir.
  • Aksiller lenf nodülü diseksiyonu: Bir sentinel düğüm biyopsisi testi sırasında lenf düğümleri çıkartılırsa, doktor ek lenf bezlerini çıkarmak için bu prosedürü uygulayabilir.
  • Kontralateral profilaktik mastektomi: Meme kanseri sadece bir memede mevcut olsa da, bazı kadınlar kontralateral profilaktik mastektomi olmayı seçerler. Bu ameliyat, tekrar meme kanseri geliştirme riskini azaltmak için sağlıklı memenin alınmasını içerir.

2. Radyasyon tedavisi
Radyasyon tedavisinde kanser hücrelerini öldürmek için yüksek güçlü ışınlar kullanılır. Radyasyon terapisini uygulamak için iki yol vardır.

Eksternal radyasyon: Bir radyasyon ışını, etkilenen alana harici bir makine ile odaklanır. Tedavinin kapsamı, bir sağlık ekibi tarafından belirlenir ve yapılan cerrahi prosedür ile lenf düğümlerinin etkilenip etkilenmediğine bakılır. Genellikle, tedavi beş ila altı hafta boyunca haftada beş gün gerçekleştirilir.

Brakiterapi: Radyoaktif tohumlar veya topakları kullanır. Radyasyon veren bir ışın yerine, bu tohumlar kanserin yanındaki memeye implante edilir.

3. Kemoterapi
Kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmek için uygulanan bir ilaç tedavisidir ve bu tedavi genellikle diğer tedaviler, özellikle de cerrahi ile birlikte uygulanır. Bazı durumlarda, doktorlar ameliyat öncesi hastalara kemoterapi uygulamayı tercih ederler. Burada amaç, tedavinin tümörü küçültmesidir.

4. Hormon terapisi
Hormon tedavisi, kanserin nüksetme oranını azaltmak için ameliyattan önce veya sonra ya da diğer tedavilerden sonra uygulanabilir.

Östrojen ve progesteron, meme kanseri tümörlerinin büyümesini uyarabilir. Hormon tedavisi vücudun bu hormonları üretmesini engelleyerek çalışır.

Bu hareket, kanserin büyümesini yavaşlatmaya ve muhtemelen durdurmaya yardımcı olabilir.
Başta kimse ne olduğunu anlayamıyor! Yaklaşınca…KOAH BelirtileriKemik Erimesi Belirtileri

Источник: https://www.mynet.com/meme-kanseri-belirtileri-1220243-mykadin

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть