Göz Hastalıkları Hakkında Merak Edilenler

içerik

Göz Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Göz Hastalıkları Hakkında Merak Edilenler

Haber güncelleme tarihi 15.05.2019 18:04

Gözlerimiz, bize tüm doğal güzellikleri, sevdiklerimizi ve hayatı daha anlamlı hale getiren manzaraları görerek tatmamızı sağlayan duyu organımızdır. Biraz daha teknik olarak değerlendirme gerekirse gözlerimiz ışığı geçiren ve kırmaya uygun üç tabakadan oluşan bir yapıdır. Duyu organlarımız arasında en kuvvetli ve en işlevsel olanıdır.
Gözün Yapısı;

Öncelikle göz için şunu belirtmemiz lazım.

Göz yumuşak ve hassas bir yapıya sahip olduğundan ve aynı zamanda dış etkenlerden korunabilmesi adına vücudumuzda çok güvenli bir şekilde konuşlandırıldığından oldukça korunaklı bir organdır.

Çukur ve kemikler ile çevrili göz yuvasına göz çukuru (orbita) denilir. Dışta şakak kemiği, üstte kaş kemiği, içte ise burun kökü ile çevrilmiştir.

Sert Tabaka

Sert tabaka gözün dışında bulunur ve beyaz renklidir. Gözün ön tarafında ışığı geçiren bir yapıdadır. Aynı zamanda gözü dışarıdan gelen etkilere karşı koruma altında tutar. Saydam tabaka veya kornea olarak bilinir.

Damar Tabaka

Sert tabakanın içinde yer alan damar tabakada bol miktarda kan damarlarını bünyesinde barındırır. Bu damarlar sayesinde göz kan ile beslenme sürecini devam ettirebilir.

Damar tabaka kendi içinde 3 kısıma ayrılır.

  1. Koroid, gözün arka kısmındaki büyük kısmı işaret eder.

  2. Siliar cisim, koroid ile iris arasındaki uyum işini yapar ve siliar kaslar burada bulunur.

  3. İris, gözün renkli kısmını oluşturur. Bir başka deyişle göze renk veren bölümdür. Gözün rengi iristeki kromatofor hücrelerdeki pigment ile sağlanır. Pigmet miktarı az olduğunda göz açık renkli olurken fazla olduğunda ise göz koyu rengini alır.

Ağ Tabaka

Bu bölüm ışığı algılamakla görevlidir. Göze yayılan ışık alıcı hücreler bireşir ve “kör nokta” isimli bölümden çıkarak beyne ilgili sinyalleri iletir. Ağ tabaka en iç kısımda bulunan tabakadır.

 

Görme Aksiyonu

  • Işık göze öncelikle saydam (kornea) tabakadan giriş yapar.
  • Korneaya erişen ışık göz bebeğinden içeri alınarak göz merceğine ulaşır. Işık burada da kırılır.
  • Göz merceğinin kırdığı ışık sarı lekeye düşer.
  • Sarı lekedeki görme almaçları ışığı algılar. Ağ tabakadaki sarı lekede oluşan görüntü terstir.
  • Görme sinirleri algıladıkları sinyali beyne ulaştırırlar.
  • Beyindeki görme merkezi görüntüyü düz hale getirir. Görme sağlanmış olur.

Sağlıklı Bir Göz İçin

Görme organımız olmasa bir çok şeyi yapamaz hale geliriz. Bu noktada hayat daha zorlaşacağı için sağlıklı bir göz adına herşeyi yapmamız lazım. Faydalı besinler tüketilmeli, düzenli egzersizler yapılmalı ve göze ilişkin problem yaratacak meslek hastalıkları hakkında bilgi edinip önlemler alınmalıdır.

Vitamin Alımı

Göz sağlığında vücuda alınan vitaminlerin rolü büyüktür.

  • A vitamini listemizde ilk sırada, gece körlüğünü önleyen A vitamini belirli periyotlarda kesinlikle tüketilmelidir. Tabi A vitamini deyince akla hemen havuç gelir. Havuçun yanı sıra yumurta ve süt gibi gıdalar da A vitamini ihtiyacını fazlasıyla karşılayacak niteliktedir. Hayvansal ürünleri tercih etmeyen vejeteryan kişiler de gece körlüğü ve hatta katarak hastalığı görülebilir.
  • E vitamini sinir, kalp-damar fonksiyonlarını düzenleyen bir vitamin türüdür. Bu etkin hali sebebi ile göz hastalıklarından da korunmada oldukça faydalı bir vitamindir. Zeytinyağı, badem, ceviz, tereyağı, kırmızı et ve muz gibi besinlerde bulunur. Tüketimi halinde retina dejenerasyonlarını önlediği bilinmektedir.
  • C vitamini diyabetik retinopatiyi önler. Yine sinir ve damarlarda şekere bağlı hasarları bertaraf ettiği için gözün olası bozulmalarını önleyici bir görev üstlenir.

Düzenli Egzersiz

Günümüz teknolojileri sayesinde neredeyse her şey oturarak ve bir ekran aracılığı ile yapılmaktadır. Bu noktada iş dalında bilgisayar, eğlence kısmıda ise tablet, televizyon ve akıllı telefonlar gibi unsurlar gözün devamlı aynı noktaya odaklanması sebebi ile tembelleşmekte ve buna bağlı sorunları beraberinde getirmektedir.

 Çalışma ya da vakit geçirme esnasında bu ürünleri kullanıyorsanız o zaman göz hareketlerinizi sıklaştırmalı tek noktaya dakikalarca bakmamalısınız. Bu durumları önlemek için gözlerinize her gün egzersiz yapabilirsiniz.

Gözleriniz ile önce bir daire çizebilir daha sonra sağ üst noktasol üst nokta, sağ yöne ve sol yöne bakarak göz işlevini arttırabilirsiniz.

Güneşten Korunma

Güneş dünyamıza bol miktarda ultraviyole ışını yollar. Bu ışınlara maruz kalmamak için güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Katarak, göz kapağı kanseri ve kornea yanıklarına kadar bir çok hastalığa yol açabilir. Burda kullanılan gözlükler ise % 100’e yakın ultraviyole ışınları kesebilen orjinal gözlükler olmalıdır.

Lens Kullanımı

Lens kullanan bireyler için de kritik bir durum söz konusunudur. Lens kullanımında en önemli unsur hijyendir. Lensinize dokunmadan önce ellerinizi iyice yıkamalı ve lensiniz için doktorunuzun önerdiği temizleyici ürünleri kullanmalısınız. Uyurken, yüzerken lenslerinizi çıkarmalısınız.

Muayene

Göz muayenesi önemlidir. Gözlük kullanmıyorum, gözümde herhangi bir rahatsızlık yok deyip geçmeyin. Düzenli aralıklar ile göz muayenelerinizi yaptırmalısınız. Gözümde birşey yok deyip renk körü olan, uzağı ya da yakını göremeyen bir çok insan bulunmaktadır. Siz bunlardan biri olmayın ve muayenelerinizi ihmal etmeyin.

Göz Hastalıkları

Göz’e ilişkin karşılaşılan başlıca göz hastalıkları aşağıdaki gibidir.

Daltonizm (Renk Körlüğü)

Genellikle doğuştan oluşan bir hastalık türüdür. Genetik olarak kalıtsal olmasının yanında göz tansiyonu, görme siniri gibi hastalıkların akabinde de meydana gelebilir. Tedavi sürecinde teknolojisinde gelişmesi ile renk körlüğü saptanabilmekte ve renk körlüğü tedavisi cinsine göre gözün önüne lens konarak yapılabilmektedir.

Blefarit (Göz İltihabı)

Blefarit bir göz iltihabı hastalığıdır. Her yaşta çocukta ve yetişkinlerde cinsiyet gözetmeksizin görülebilir. Tedavi edilme şansı vardır fakat sonuç olumlu olsada kendini yineleyen bir hastalık türüdür.

 Bu hastalık ön ve arka blefarit olmak üzere ikiye ayrılır. Ön blefarit göz kapağının dış kenarı ve kirpik diplerinin etkilenmesi ile ortaya çıkar. Aynı zamanda derinin yağlı oluşu ve vücuttaki bakterilerini miktar olarak çoğalması ile meydana gelir.

 Arka blefarit ise gözün iç kısmını etkiler ve gözyaşı yağ bezlerinin normal dışı çalışması ile ortaya çıkar. Blefariti önlemek için göz sürekli temiz tutulmalıdır. Göze gereken hassasiyet gösterilmez ise bu hastalığa davetiye çıkartılması söz konusu olabilir.

Gözler bol su ile yıkanmalı ve oluşabilecek enfeksiyonların önü alınmalıdır.

Makula Dejenerasyonu (Sarı Nokta Hastalığı)

Önce makula nedir, anlamını biraz irdeleyelim. Makula gözün arkasında bulunan retinanın merkezidir. Net olarak görmemizi, okuma-yazma, araç sürme gibi aktiviteleri sağlıklı bir şekilde yapabilmemizi sağlar.

Hal böyle olunca makulanın dejenere olması birçok becerimizi kaybetmemize sebep olur. Sarı nokta hastalığı yavaş bir seyir izleyerek ilerleyen bir hastalıktır. Bir başka deyiş ile yaşlılık ile gelen bir hastalık olduğunu söyleyebiliriz.

Sigara, sağlıksız beslenme ve genetik yatkınlıklar ile ortaya çıkabilir.

Şaşılık

Şaşılık yaygın görülen bir hastalıktır. Tanımı gözlerin aynı anda bir cisme odaklanamaması veya gözlerin senkronize hareket edememesi durumudur. Şaşılık bebekken de ortaya çıkabilen ve erken tedavi yöntemleri ile değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Şaşılıkta iki çeşit tedavi yöntemi vardır.

Cerrahi yöntem ile olan ve cerrahi yöntemler dışında gözlük ihtiyacının giderilmesi, ortoptik tedavi ve prazmatik camlar ile yapılan tedavilerdir.

Cerrahi yöntemler gözün hareketini sağlayan kaslara müdahale edilerek ve göz paralelliğini bozan dengelerin yeniden oluşturulmasını sağlayarak yapılan müdahaleleri kapsar.

Katarakt

Katarakt kişinin görme becerisini zayıflatan, göz merceğinin şeffaflığını yitirmesini sağlayan bir göz hastalığı türüdür. Katarakt gelişen teknolojik ekipmanlar ile hastayı irite etmeden korkutmadan tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Bu yöntemin adı Fako dur. Fakonun en büyük özelliği göze iğne yapılmadan ya da dikiş gibi unsurlar kullanılmadan ameliyattan sonra göze bandaj uygulamadan yapılan ve hastaya psikolojik rahatlık sunan bir yöntemdir.

Önerilen İçerik;
► Göz Tembelliği Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: https://www.neoldu.com/goz-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-10320h.htm

Romatoid Artrit Hakkında Merak Edilenler

Göz Hastalıkları Hakkında Merak Edilenler

Romatoid artrit, sebebi bilinmeyen, genetik olarak yatkın bireylerde çeşitli çevresel faktörlerin de etkisiyle ortaya çıkan başta eklemler olmak üzere vücutta birçok organ ve yapıyı da tutabilen bir hastalıktır.

Romatoid Artritin Tarihçesi

Tüm dünyada ve tüm ırklarda görülebilen bir hastalıktır. Ancak Avrupa ve ülkemizde bu hastalığa 15. yüzyıl sonrasında rastlanmaya başlanmıştır. Hastalık ile ilk bilgilere, Boticelli, Da Vinci gibi klasik dönem ressamlarının tablolarında rastlanmaktadır. Bu da 1500’lü yılların başlarına; Amerika’nın keşfedildiği yıllara denk gelmektedir.

O döneme kadar Avrupa’da RA çok rastlanan bir hastalık değilken Amerika’nın keşfiyle tütünün Avrupa’ya getirilmesi ya da bazı enfeksiyonların Amerika’dan Avrupa’ya taşınmasıyla bu hastalığın genetik olarak yatkın kişilerde tetiklendiği ileri sürülmüştür.

Sanayileşmiş ülkelerde hastalık daha ağır seyrettiği için sanayileşmenin de bu hastalığının oluşumunda rolü olabileceği iddia edilmiştir.

Romatoid Artrit Kimlerde Görülür?

16 yaşından sonra her yaşta olmakla birlikte en sık 30‐50 yaşları arasında görülür. Kadınlarda erkeklere oranla 2‐3 kat daha sık görülse de ileri yaşlarda bu oranın eşitlendiği bildirilmiştir.

Romatoid Artrit Görülme Sıklığı Nedir?

Değişik halklarda görülme sıklığı %0.5 ile %1 arasında değişir. Yıllık yeni olgu olasılığının yaklaşık 10 bin kişi başına 3 kişi olarak değiştiği bildirilmiştir. Ülkemizde de benzer sıklıkta 1000 erişkinin 5’inde görüldüğü düşünülürse ve şu anda 40 milyon erişkin olduğunu varsayarsak; en az 200 bin RA olgusu var ve bu sayıya her yıl 12 bin yeni olgu dâhil olmaktadır diyebiliriz.

Romatoid Artrit Oluşumunda Genetik Faktörler Rol Oynar mı?

RA’da genetik bir etki olduğu kabul edilmektedir. Seropozitif hastaların birinci derece yakınlarında RA beklenenden dört kat daha fazla görülür. Tek yumurta ikizlerinde %12‐15, çift yumurta ikizlerinde %2‐5 görülme riski vardır. Genetik faktörlerin 6. kromozomda bulunan HLA sistemi genlerine bağlı olduğu ve bir tek genetik bozukluktan çok birkaç genin RA’yı etkilediği düşünülmektedir.

Romatoid Artrit’in Belirtileri Nelerdir?

Tipik olguda elin PIP, MCP denilen parmakların orta kısmındaki ve el kemikleri ile parmakların yaptığı eklemlerde, el bilekleri, dirseklerde ağrı, şişme, el parmaklarında sabahları uyandığında olan, ellerini kullanmada zorluk şeklinde tutukluk ve ağrı gelişir. Potansiyel olarak tüm eklemleri etkileyebilir. Ancak sıklıkla el eklemleri, dirsekler, ayak eklemleri, ayak bilekleri, diz, çene eklemini ve daha az olarak boyun eklemini tutar.

Eklemlerde Görülen Ağrı ve Tutukluk Dışında Başka Belirtileri Var mıdır?

Eklem dışında birçok organ ve yapıyı tutabilir. Eklem bulguları ortaya çıkmadan önce yorgunluk, kilo kaybı gibi nonspesifik bulgular görülebilir. Eklem dışında en sık göz belirtileri olur. Kuru göz (Keratokonjunktivitis sikka) Romatoid Artritte en sık görülen göz bulgusudur.

Bunun dışında özellikle sklerit ve episklerit görülmektedir. Gözün beyaz kısmının aşınıp delinmesi ve göz sıvısının akması ile karakterize Skleromalazi perforans ise RA’nın nadir görülen önemli göz komplikasyonlarından biridir. Nodüller en sık dirsek ve el parmaklarının etrafında oluşur.

Ağrısız olur ve genelde ağır seyirli olgularda saptanır. Akciğer zarında tutulum yaparak su toplanmasına; akciğerin kendisinde tutulum yaparak zamanla artan nefes darlığına yol açabilir. Böbreklerin tutulması sık görülmese de böbreğin sağlam olması önemlidir.

Çünkü hastalığın tedavisinde bazı ilaçların kullanılabilmesi için böbrekler ve karaciğer hatta akciğerler sağlam olmalıdır.

Romatoid Artrit Olan Kadın Hastanın Gebeliğinde Sakınca Var mıdır?

RA’nın kendisi değil; tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar fertiliteyi etkiler. Romatoid Artrit hastası doktoruna danışarak ve bazı ilaçları uygun zamanda keserek gebe kalabilir.

Öte yandan hamilelikte RA’lı hastalarda % 75’e varan oranda iyileşme ve hastalık belirtilerinin sönmesi görülür. Hamilelik sonrası ise olguların % 80‐90’ında hastalık alevlenir.

Ayrıca erken yaşta gebelik ve gebelik engelleyici ilaçların kullanımının hastalığın ortaya çıkışını geciktirdiği veya hastalığın şiddetini azalttığı gösterilmiştir.

Romatoid Artrit Oluşumunda Başka Hormonların Etkisi Var mıdır?

Ra’lı hastalarda hipotalamus‐hipofiz‐adrenal aks fonksiyonu bozulmuştur. Bu hastalarda metabolizmadaki sirkadyen değişiklikler veya gece yarısı endojen kortikosteriod salınımındaki azalma ve gece yarısı melatonin salgısının ritminin bozulması hastalığın sabah erken klinik yakınmaları ile ilişkili gibi görünmektedir.

Sigaranın Romatoid Artrit Oluşumunda Etkisi Var mıdır?

Günümüzde her üç vakadan birinin sigaradan kaynaklandığı tahmin ediliyor. Eğer kişinin bu hastalığa genetik yatkınlığı varsa, sigara içmek hastalığa adeta davetiye çıkarır. Ailesinde Romatoid Artrit hastalığı olup da sigara içenlerde bu risk daha da büyür.

Diş Sorunlarının Romatoid Artrit Oluşumunda Rolü Var mıdır?

Periodontitis (PD) en sık görülen ve erişkinlerde diş kaybına yol açan ağız içi enfeksiyonlardan biridir.

 Kronik ve yavaş ilerleyen bir enfeksiyon olup diş etinde enflamasyon (dokuların travmaya, bakteri veya virüs istilalarına, ısınma, kızarma ve şişme tepkisi göstermesi) kanama, komşu kemikte kayba ve dişte zamanla çürümeye yol açar.

Gelişmiş toplumlarda bile oral hijyen %80’nin üzerinde bozuk saptanmıştır. Bu nedenle özellikle ailesinde RA olan kişilerin sigarayı bırakmaları ve diş sorunlarını acilen çözmeleri gerekir.

Romatoid Artritin Tedavisi Nasıl Yapılır?

  • İlaç tedavisinden önce hastanın yapması gerekenler;
  • Fazla kilolarınızı verin.
  • Düzenli egzersiz yapın.
  • Beslenmenize çok dikkat edin.
  • Stresten kaçının
  • Sigara içiyorsanız hemen bırakın.
  • Dişeti sorunlarınız varsa mutlaka tedavi ettirin.
  • Bu süreçte ilaçlarınızın dozu ve nelere dikkat edeceğiniz konusunda hekiminizle iletişim halinde olun.
  • En ufak bir şüphede hekiminize başvurun.

Hastalığın tedavisinde çok çeşitli ilaçlar kullanılır.

Bunların başlanması ve takibi özel bilgi birikim ve deneyim gerektirdiğinden hastaların periyodik olarak muayene ve kan testlerinin yapılması ve sürekli takibi gereklidir.

Romatoid Artritten Korunmak İçin

  • Tütün Ürünlerini Bırakın: Sigara ve diğer tütün ürünleri hastalığın oluşumundan sorumlu tutulduğu için özellikle ailesinde romatoid artrit olanların sigara içmemesi gerekir. Ankilozan spondilit olgularında da sigara içilmesi daha ağır hastalık tablosuna yol açabilir. Osteoartrit için sigara içmenin koruyucu olduğu iddia edilmişse de günümüzde bunun aksine kanıtlar daha fazladır. Sigara içilmesi sadece kanser ya da bronşit oluşumuna değil aynı zamanda romatizma oluşumuna da yol açabilir.
  • Diş Eti İltihapları: Diş eti iltihapları da romatoid artrit oluşumundan sorumlu olabileceğinden diş sorunlarının en kısa sürede tedavi edilmesi gerekir.
  • Egzersiz: Düzenli egzersiz yapılması genel sağlık için olduğu kadar eklem sağlığı içinde zorunludur. Tempolu yürüyüş, yüzme gibi sporlar kemik, eklem ve kas sağlığı için oldukça önemlidir.
  • Beslenme: Genel sağlık kuralları dahilinde davranılarak sağlıklı ve dengeli beslenmek gereklidir. Sık balık (Som, Uskumru, Ton, Sardalya, Lüfer, Morina, Ringa balığı gibi) yemek A vitamini ve Omega 3 türü maddeleri almanızı sağlar ki, bunlar hem trigliseridleri düşürür hem de romatoid artriti baskılayabilmektedir. Genel olarak yeterince sebze, meyve ve tahıl tüketmek gereklidir.

Источник: https://hisarhospital.com/romatoid-artrit-hakkinda-merak-edilenler/

Radyoterapi Hakkında Merak Ettikleriniz

Göz Hastalıkları Hakkında Merak Edilenler

Radyoterapi, radyoaktif ışınlarla tedavi demektir. Kanser olgularında ameliyat ve kemoterapi gibi bir tedavi yöntemidir ve tek başına yapılabileceği gibi, ameliyat öncesi, sonrası ya da kemoterapi beraberliğinde uygulanabilir.
Radyasyon tedavisi, gereği gibi kullanıldığında riski çok az, yararları ise çok daha fazla olan bir tedavi modelidir.

Radyoaktif ışınlar, tedavi edilen bölgedeki kanser hücrelerini yok ederek etkilerini gösterirler. Bu arada tedavi alanı içindeki normal hücreler de bu ışınlardan kötü etkilenseler de, onların kendilerini onarma yetenekleri vardır. Dolayısıyla radyasyona bağlı normal doku hasarı çoğu kez geçicidir.

Radyoterapi Türleri

Radyasyon tedavisi, Co-60 ya da Lineer Akseleratör gibi cihazlar aracılığıyla vücudun dışından (harici radyoterapi) veya vücut boşlukları ya da doku içine radyoaktif maddelerin yerleştirilmesi yoluyla içerden (dahili radyoterapi) gerçekleştirilir.

Tedavilerin şekli hastanın yaşı, genel sağlık durumu, teşhis edilen kanserin türü, evresi, yerleşim yeri gibi birçok önemli faktöre bağlıdır. Bu tedavi kararları, birçok farklı tıp branşından uzman hekimlerin hastayı en başından beri birlikte görüp değerlendirmeleri sonucu alınır ve her hasta ayrı değerlendirilir.

Bu nedenle aynı tip kanser hastası bile olsalar, her hastanın tedavisi kendi şartlarında planlanır.

Harici radyoterapi sizi radyoaktif yapmaz. Tedaviniz süresince ve sonrasında diğer insanlarla (çocuklar dahil) aynı ortamda birlikte olmanızda çevrenizdekiler açışından hiçbir sakınca yoktur. Evde kullandığınız hiçbir eşyanızı ayırmanıza kesinlikle gerek yoktur. Radyasyon, asla bulaşıcı bir özellik taşımaz.

Radyoterapinin Hedefleri

Karşılaşılan hastalığın durumuna göre radyoterapiyi, amaçlanan hedefe göre genel olarak iki gruba ayırmak mümkündür:

Küratif (İyileştirici) Radyoterapi

Hastalık hakkındaki mevcut bilgiler ışığında, hastalığın tamamen yok edilmesinin mümkün olduğu durumlarda uygulanır. Tek başına ya da ameliyat ve/veya kemoterapi ile birlikte verilebilir.

Bu tip tedavide amaç sadece hastalığın belirtilerini hafifletmek ve yaşam kalitesini artırmaktır. Örneğin, ağrılı bir kemik bölgesine verilen radyoterapi ile ağrı azaltılır. Kanamalı tümörlere uygulanan radyoterapi ile kanama kontrol altına alınır. Bu tip radyoterapi ile verilen doz iyileştirici radyoterapiye oranla daha az, tedavi süresi de daha kısadır.

Uygulanış şekline göre radyoterapi genel olarak iki kısımda incelenebilir :

Harici (Eksternal) Radyoterapi

Tedavinin içeriği ve planlama: Harici radyoterapi, radyoterapi uzmanının, hastanın ve hastalığın durumuna göre planladığı tedavinin Co-60 veya Lineer Akseleratör (Linac) cihazları ile, hastaya dışarıdan ve belli bir mesafeden uygulanması esasına dayanır.

Muhtemel yan etkilerden olabildiğince kaçınmak amacıyla radyoterapide verilmesi planlanan toplam doz, seanslara bölünerek verilir. Genellikle haftanın beş günü, günde bir seans şeklinde uygulanır ve hafta sonu hastanın dinlenmesi öngörülür.

Böylece normal hücrelerin iyileşmesine de fırsat tanınmış olur. Tedavi süresi 1 günden 8 haftaya kadar değişebilen uygulamalar mevcuttur. İlgili personel sizin için ilk gün bir randevu saati ayarlayacak ve tedaviniz her gün aynı saatte uygulanmaya çalışılacaktır.

Bu, günlük yaşantınızın düzenini korumak açısından da faydalıdır.

Tedavinin Planlanması

Radyoterapi kliniğindeki ilk randevunuzda tedavinizin planlaması yapılacaktır. Planlama, tedavinin çok önemli bir bölümüdür. Radyoterapi planlaması, radyoterapi uzmanının hastalığınız hakkında yeterli bilgiyi almasını takiben, tedaviyi önce kafasında planlaması ile başlar. Hastalığınızın durumuna göre, tedavi verilecek alan, verilecek günlük ve toplam dozlar için karar alınır.

Simülasyon İşlemi

Daha sonra simülatör denilen cihaz yardımıyla tedavi alanı görüntülenerek, alanın izdüşümü hastanın cildine özel bir boya işaretlenir. Bu işleme simülasyon denir. Simülatör cihazı, tedavi cihazı ile aynı ölçeklerde dizayn edilmiş bir cihazdır ve ondan farklı olarak röntgen filmi çekebilir.

Böylece her hasta için mutlaka tedavi alanının röntgeni alınarak, doğru bölgenin tedaviye girdiğinden emin olunur. Bu işlem ortalama 15-45 dakika sürer. Doğru ölçü alınabilmesi, doğru pozisyonun ve doğru alanın tespit edilebilmesi için bu süre içinde hiç hareket etmeden uzanmak zorundasınız.

Simülasyon işlemi sırasında bazen birtakım organların görünür hale gelmesini sağlamak amacıyla ağızdan veya damardan bazı ilaçlar uygulanabilir.

Simülasyon işlemi, tespit edilen doğru alanın cildinize özel bir boya ile işaretlenmesi ile sonlanır. İşaretler terleme ya da giysilerinize bulaşma yoluyla silinmeye başlayabilir. Bu yüzden tedavi süresince eski çamaşırlar giymeniz uygun olacaktır.

İşaretlerin silinmeye başladığını hissettiğiniz zaman bunu ilgili personele derhal haber veriniz. Bu işaretleri asla kendi kendinize çizmeye çalışmayınız.

Ayrıca tedavi alanına tedavi süresince su, krem, ilaç vs hiçbir maddenin teması önerilmez ve bu çizgilerin çizildiği andan tedavi sonuna kadar genel vücut banyosu yasaklanabilir. Bu duruma hazırlıklı olmak ve ilk başvuruya banyo yapmış olarak gelmek uygun olacaktır.

Bu arada tedavi alanının dışındaki bölgeler için bu tür kısıtlamalara kesinlikle gerek yoktur. Bazı merkezlerde cildinize boya yerine birkaç yere nokta şeklinde dövme yapılabilir. Bu yalnızca sizin isteğinizle olabilir. Çünkü bu işlem biraz rahatsızlık verici olabilir ve noktalar kalıcıdır.

Tedavi baş-boyun bölgesine uygulanacaksa, özel bir madde kullanılarak baş ve/veya boyun bölgesinin kalıbının çıkartıldığı bir maske her hasta için ayrı olmak üzere oluşturulur. Bu maske, her tedavi öncesi hastanın baş ve/veya boyun bölgesine yerleştirilerek pleksiglas bir levhaya sabitlenir.

Böylece hem hastanın hareketsiz kalması sağlanarak tedaviye girecek alanın doğruluğundan emin olunacak ve hem de hastanın yüzüne çizgiler çizilmesine gerek kalmayacaktır. Maske ilk seferde size tuhaf gelebilir, kullanımı zor olabilir, özellikle nefes alma zorluğu yaratabilir.

Fakat her seferinde sadece birkaç dakika takacağınız için kısa sürede alışmanız zor olmayacaktır. Benzer tedavi kalıpları vücudun başka bölgeleri için de (örn. alt batın) kullanılabilir ve temel amaç tedavi bölgesinin tedavi boyunca hareketsiz kalmasını sağlayabilmektir.

Çizim işlemi bittikten sonra radyasyon fiziği uzmanının yapacağı hesaplama ile tedavide her gün ne kadar süre kalacağınız tespit edilir.

Harici Radyoterapinin Uygulanması

Güvenlik nedeniyle radyoterapi bölümleri çoğunlukla bodrum katlara inşa edilir. Büyük ebatlı cihazlar ilk görüşte özellikle çocuk hastalar için endişe verici olabilir. Radyasyon tedavisi sadece birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar değişen sürelerde gerçekleşir. Bu tedavi kesinlikle ve tamamen ağrısız bir tedavidir. Hasta asla radyasyon bulaştırıcı değildir.

Her tedavi öncesi radyoterapi teknisyeni, sizi tedavi masasında doğru pozisyonda yatırarak tedaviye hazırlar. Bu hazırlık sırasında mümkün olduğunca rahat olmanız, teknisyenin işini kolaylaştıracaktır. Doğru pozisyon sağlandıktan sonra ilgili personel sizi tedavi süresince odada yalnız bırakmak üzere ayrılacaktır.

Ancak onlar sizi bir kapalı devre televizyon sistemi ile ya da bir pencereden tedavi süresince dikkatle izleyeceklerdir. Bir pozisyon kayması gördüklerinde uygulamayı derhal sonlandırıp pozisyonunuzu düzeltmek için odaya girebilirler. Ya da beklenmedik bir sağlık sorunu karşısında olaya anında müdahale edeceklerdir.

Ayrıca her tedavi odasında, sizin sesinizi dışarı duyurabilmenizi ya da oda dışındaki personelin sizi ikaz edebilmesini sağlayacak diafon sistemi mevcuttur. Radyoterapi cihazı ile sadece bir açıdan tedavi mümkün olabileceği gibi, çoğu zaman değişik açılardan tedaviye ihtiyaç duyulur.

Siz pozisyonunuzu hiç değiştirmeden, 360 derece rotasyon özelliği olan cihaz, önceden belirlenen açıda döndürülür. Bu sırada çıkabilecek gürültü ya da cihazın görüntüsü tedirgin edici olabilir.

Aşağıdaki videoda Prof. Dr. Süleyman Bülent Arman, “Akciğer Kanseri ve Nodüller” hakkında bilgiler veriyor.

Dahili (Internal) Radyoterapi

Dahili Radyoterapi, radyasyonun vücuda dışarıdan değil, değişik tekniklerle içeriden verilmesi esasına dayanır. Dahili tedavinin temel amacı, etraftaki normal dokuları radyasyondan koruyarak tümörlü bölgeye yüksek dozlarda radyoterapi verebilmektir. 2 şekilde uygulanır :

Radyoaktif kaynakların özel aplikatörler yardımıyla, doğal bir vücut boşluğuna, ışınlanacak doku ile temas edecek şekilde yerleştirilmesi ile gerçekleştirilir.. En yaygın kullanım alanı bayanlarda rahim ve rahim ağzı kanserleridir.

Çoğunlukla önce harici radyoterapi uygulanır, takiben hastalık bölgesinde dozu artırabilmek için dahili radyoterapiye geçilir. Bu amaçla en sık kullanılan radyoaktif kaynak İridyum-192 elementidir. Kaynak uygulayıcı cihazın içine konulur. Cihaz tüplerle aplikatörlere bağlıdır. Aplikatörler radyoaktif değildirler.

Bunlar genellikle ağrılı olmayan bir işlemle örneğin sadece vajinaya ya da vajina ile birlikte rahim içine yerleştirilir.

Bazı hastalar için uygulamadan önce bir sakinleştirici enjeksiyonu gerekebilir. Çok nadiren genel ve spinal anesteziye gerek duyulur. Aplikatörler yerleştirildikten sonra, doğru pozisyonda olup olmadıklarının kontrolü için röntgen filmi alınır, gerekirse düzeltme yapılır.

Tedavi başlamadan önce, bu bölgeye yakın kritik organlardan mesane (idrar torbası) ve rektuma (kalın barsak ucu) özel aletler yerleştirilerek bu organların alacağı dozlar bir monitör yardımıyla görüntülenir. Aplikatörler yerleştirildikten sonra personel oda dışına çıkar, radyoaktif kaynaklar dışarıdan otomatik olarak yerleştirilir. Tedavi bitiminde de otomatik olarak geri çekilir.

Tedavi çoğu merkezde ortalama birkaç saat sürer ve hasta bu süre boyunca mümkün olduğunca hareket etmemeye çalışmalıdır. Çünkü aplikatörler yerinden oynayabilir ve bu doz dağılımını bozar. Tedavi için önceden belirlenen süre tamamlandığında hasta evine dönebilir. Bu işlem genellikle birer hafta ara ile birkaç kez tekrarlanacaktır.

İşlem sonunda radyoaktif kaynak kapatılıp, aplikatörler çıkartıldığında, tüm radyoaktif belirtiler ortadan kalkar. İnsan ilişkilerini bu korku nedeniyle sınırlamasına kesinlikle gerek yoktur.

b) Doku içine uygulanan dahili radyoterapi

Radyoaktif kaynakların tümörü sınırlayacak şekilde doku içine yerleştirilmesi esasına dayanır. En sık olarak meme, dudak, ağız boşluğu yerleşimli tümörlerde bu yöntem kullanılır. Bu tedavi, harici radyoterapinin tamamlayıcısı olabileceği gibi, esas tedavi olarak da kullanılabilir.

Özellikle daha önce harici radyoterapi uygulanmış hastalarda izlenen yerel nüks durumlarında, çevre normal dokulara asgari hasarla tümörlü dokuya yeterli doz verilebilmesi avantajı ile ayrıcalıklı bir yöntemdir. Bu amaçla en sık İridyum-192 elementi kullanılır.

Bu maddeler çok ince iğneler, kablolar ya da tüpler şeklindedir ve bu radyoaktif kaynaklar spinal anestezi ya da  anestezi altında tümörlü doku çevresine belirli bir sistem dahilinde yerleştirilir. Bu tel ya da tüpler, önceden saat ve dakika bazında hassasiyetle hesaplanan sürede (ortalama 3-4 gün) doku içinde kalacaktır.

Bu süre içerisinde hasta, ilgili serviste, ayrı bir odada, aşağıda anlatılacak özel güvenlik önlemleri altında kalacak ve süre sonunda radyoaktif kaynakların yine spinal ya da genel anestezi ile çıkartılmasının ardından taburcu edilecektir.

Doku İçi Radyoterapide Özel Güvenlik Önlemleri

Vücudunuza yerleştirilen radyoaktif maddeler yerinde iken, hastane personelini ve refakatçilerinizin gereksiz radyasyona maruz kalmamaları için birtakım güvenlik önlemleri alınır. Uygulamadan bir gün önce ilgili serviste tek başına kalacağınız bir özel odaya alınırsınız.

Kaynaklar vücudunuzda bulunduğu sürece alınacak basit ve fakat çok önemli önlemler şunlardır :

  • Mutlaka yalnız kalacağınız bir odaya alınacaksınız.
  • Yayılan radyasyonu emmesi için yatağınızın iki kenarına kalın kurşun levhalar yerleştirilecektir.
  • Gereksiz radyasyona maruz kalmamak için doktor, hemşire ve diğer personel odanıza sadece gerekli olduğu durumlarda uğrayacak ve çok kısa süre kalacaklardır.
  • Çok özel durumlar dışında yanınızda refakatçi kalmasına izin verilmeyecek, verilse de sizinle aynı odada kalmayacaktır.
  • Çok özel durumlar dışında ziyaretçi kabul edilmeyecek, edilse de ziyaret çok kısa süreli olacaktır. Çocukların ve hamile bayanların ziyaretine kesinlikle izin verilmeyecektir.
  • Kaynaklar çıkartıldıktan sonra insan ilişkilerinizde hiçbir kısıtlamaya gerek kalmayacaktır. Bazı hastalar kaynaklar çıkartıldıktan sonra da radyasyonlu kalacaklarını, ailelerine ve arkadaşlarına zararlı olacaklarını düşünür ve endişe ederler. Oysa vücuda yerleştirilen kaynaklar çıkartıldıktan sonra radyasyonun tüm belirtileri kesinlikle ortadan kalkar ve asla bulaştırıcılık söz konusu değildir. Hastaneden çıktıktan sonra normal yaşantınıza devam etmenizde de hiçbir teh ve sakınca yoktur.

Источник: https://www.doktoramcam.com/radyoterapi-hakkinda-merak-ettikleriniz/

Göz Hastalıkları Nelerdir? İsimleri, Teşhis ve Tedavileri | Bilgizma | Aradığınız Bilgi Burada!

Göz Hastalıkları Hakkında Merak Edilenler

Birbirinden farklı sebeplerle meydana gelen göz hastalıkları; teşhisleri, tedavileri, gelişim süreçleri ile değişkenlik gösterir. Miyoptan glokoma kadar insan hayatında derin izler bırakan bu hastalıklar, kimi zaman kalıcı hasar oluştururken kimi zaman sadece birkaç gün sürer.

Göz hastalığı denildiğinde körlüğe neden olan rahatsızlıklar da basit kaşıntılar da aynı çerçeve içinde yer alır. Dikkat ve gereken özen gösterildiğinde bu çerçevenin dışında kalabilir, uzun yıllar göz sorunu yaşamayabilirsiniz.

Beslenme alışkanlıklarından uyku düzenine kadar birçok sebebe bağlı olan göz hastalıkları, hayatınızın geri kalanında muhakkak yer edecektir. Bu nedenle sebeplerini iyi bilerek kaçınmanızda yarar vardır. Karşılaşma ihtimalinize karşı düzenli olarak göz muayenesi yaptırmalı, uzman hekim görüşlerinden faydalanmalısınız.

Glokom Nasıl Bir Hastalıktır?

Birçok kişinin hayatını derinden etkileyen glokom hastalığı, halk arasında göz tansiyonu ya da karasu olarak anılır.

Tedavi edilmediğinde körlüğe kadar ilerleyebilen glokom, göz içindeki sıvının giriş esnasında problem yaşamayıp çıkarken göz içi damarlarda basınç oluşturmasından kaynaklanır. Göz basıncının yükselmesinin ardından görme hücrelerinin ölmesi sonucu körlük meydana gelebilir.

Glokom hastalığı bilhassa 40’lı yaşlarda görülen, sinsice ilerleyen belirtisiz hastalıklardandır. Bu nedenle hastalık teşhisi konulmasa bile devamlı doktor muayenesi yapılmasında fayda bulunmaktadır.

Daltonizm(Renk Körlüğü) Nasıl Bir Hastalıktır?

Halk dilinde renk körlüğü olarak bilinen daltonizm, gözde yer alan temel maddelerin eksikliğinden kaynaklanır. Sebepleri göz önünde bulundurulduğunda nedeninin kalıtsal olması hastalığı biraz daha zorlu kılmaktadır.

Kalıtsal sebeplerden meydana gelen daltonizm, aynı zamanda göz tansiyonu ya da darbe alma nedeniyle de ortaya çıkabilir.

Her ne kadar kalıtsal sebeplere dayanan renk körlüğünün tedavisi yok denilse de tıbbın gelişmesi ile sonradan meydana gelen renk körlüğü kadar tedavi edilebilmektedir. Hastada bulunan türe göre göz önüne lens ilavesi yapılmaktadır.

Makula Dejenerasyonu Nasıl Bir Hastalıktır?

Çoğunlukla 50’li yaş sonrasında kendini gösteren makula dejenerasyonu halk arasında sarı nokta hastalığı olarak da bilinmektedir. Retinada meydana gelen bu hastalık, toplumda görülme oranı yüksek bir hastalıktır

Tedavi seçenekleri oldukça yeni olan sarı nokta hastalığı, ilerleme durumunda körlüğe neden olmaktadır. Fotodinamik tekniği kullanılarak iyileştirilen hastalık, arkasından muhakkak ilaç tedavisi gerektirir. Gereken ilaçlar, hastanın göz bebeği içine enjekte edilerek damar tıkanması, genişlemesi gibi sorunlara engel olmaktadır.

Şaşılık Nasıl Bir Göz Hastalığıdır?

Kalıtsal sebeplere dayanmakla beraber göze alınan herhangi bir darbe yahut yüksek ateşli hastalık geçirmeyle ortaya çıkan şaşılık, doğum sırası sorunlarda da gelişebilir. Özellikle sezaryen ile yapılan doğumlarda bebeği almak için baş kısmına yapılan basınç, görme kaslarını zedelerse şaşılık ortaya çıkabilir.

Şaşılık hastalığı göz bebeklerinin birbirine yakın olması ya da birinin diğerine daha yakın olmasından kaynaklanır. Engel olabilmek içinse bilhassa hamilelik sürecinde annenin mikrop kapmamaya özen göstermesi gerekir.

Keratokonus Nasıl Bir Hastalıktır?

Kornea sivrileşmesi olarak da bilinen keratokonus, gözün en ön kısmında yer alan korneanın incelip öne doğru eğim almasından kaynaklanır.

Çoğunlukla gelişim çağı olarak kabul edilen 12-20 yaş arasında kendini belli etmeye başlayan hastalık, 20 ile 40 yaşları arasında hızla ilerler. Daha sonra ise durağan sürecine girer.

Her ne kadar gün geçtikçe artan bir hastalık olsa da toplum oranına bakıldığında 2000-3000 kişiden yalnızca birinde görüldüğü dikkat çeker.

Hordoleum(Arpacık)  Nasıl Bir Hastalıktır?

Halk dilinde arpacık ya da it dirseği olarak tanımlanan hodoleum, gözde kızarıklık şeklinde belirtiler gösterir. Daha sonra genellikle kapakta yer alan tüylerin dibinde şişkinlik oluşmaya başlar. Dokunma ya da su değmesi gibi durumlarda yoğun sancı yaratan arpacık, gözde ağrı şikâyeti ile doktora gidilmesine neden olur.

Halk arasında tahta kaşık kapatma ya da sarımsak sürme gibi teknikler uygulansa da bunların hiçbiri çözüm değildir. Uzman doktor tarafından verilen ilaç ile it dirseğinden kurtulmanız mümkün. Eğer ilaç herhangi bir işe yaramazsa bu durumda cerrahi müdahale gerekecektir.

Katarakt Nasıl Bir Hastalıktır?

Gözde yer alan saydam merceğin saydamlığını kaybetmesi bir nevi perde inmesi olarak nitelendirilen katarakt, görme engeline neden olur. Daha çok sisli görünüme neden olan bu hastalık, şiddetli baş ağrıları ve yorgunluk doğurur.

Katarak herhangi bir ilaç tedavisine cevap vermez. Bu nedenle doktorlar hemen cerrahi müdahaleye başlamalıdır. Gözünüzde yer alan saydam mercek artık net görmenizi sağlamadığı için ameliyatla alınır. Sonrasında yapay bir mercek yerleştirilerek daha net görmeniz sağlanır.

Üveit Nasıl Bir Hastalıktır?

Göz yapısına bakıldığında 3 ayrı tabaka dikkat çeker. Bu üç ayrı tabakanın merkezinde görmeyi sağlayan uvea kısmı yer alır. Gözün beslenmesini sağlayan damarların bulunduğu bu kısım, iltihaplanırsa bu hastalık üveit adını alır.

Sebebi tam olarak bilinemeyen hastalık, vücutta başka bir rahatsızlığın gözdeki belirtisi olarak kabul edilir. Behçet hastalığı, enfeksiyonlar ya da göze alınan herhangi bir darbe, üveite neden olabilir.

Tedavi edilmediği durumlarda körlüğe neden olan üveit, düzenli tedavi süreci gerektirir. Bunun yanında hastalık ile ilgili bilinmesi gereken en temel bilgi, kişiye göre değişkenlik gösterdiğidir. Bu nedenle uzman hekimin hastayı yakından takip etmesi gerekir.

Göz Tembelliği Nasıl Bir Hastalıktır?

Çocuklarınıza küçük yaşta göz muayenesi yaptırdığınızda bir gözün diğerinden daha az görmesi gibi bir sorun ortaya çıktıysa bu hastalığa göz tembelliği adı verilir.

Özellikle 7-8 yaş bu hastalık için baraj olduğundan ne kadar erken davranılırsa o kadar iyidir.

Çocuklarınızı dönem dönem muayene ettirdiğinizde, göz tembelliği gibi bir hastalık çıkarsa tedavi edilmesi mümkündür fakat 8 yaşından sonra geç kalınacaktır.

Göz tembelliği, henüz erken dönemde teşhis edildiğinde kapama tekniği denilen yöntemle engellenebilir. Daha net gören göz kapatılarak tembel olan gözün daha çok kullanılması sağlanır. Bu şekilde bir süre alıştırma yapıldıktan sonra gözde düzelme meydana gelecektir.

Konjonktivit Nasıl Bir Hastalıktır?

Göz kapağınızın iç kısmını ve gözünüzün ön yüzeyini kaplayan konjonktivanın iltihaplanmasına dayalı olarak ortaya çıkan hastalığa konjonktivit adı verilir. Herhangi bir mikrop ya da bakteri konjonktivit sebebi olabileceği gibi geçirdiğiniz herhangi bir alerjik reaksiyon da sebepler arasında sayılabilir.

Devamlı göz akıntısı, acı, batma, kızarıklık, kulakta şişkinlik, ışıktan rahatsız olma ve kaşıntı konjonktivit belirtileri arasındadır. Hastalık, bulaşıcı olması nedeniyle oldukça tehlidir. Yüz havlularının ortak kullanımı en yaygın bulaşma sebebidir.

Konjonktivit hastalığının tedavisi, antibiyotik damla kullanımı ile mümkündür.

Blefarit Nasıl Bir Hastalıktır?

Hemen her yaşta kendini gösterebilen blefarit, göz kapağında iltihaplanma olarak tanımlanabilir. Neredeyse geçmek bilmeyen, devamlı kendini yenileyen bu hastalık, kronik olarak kabul edilir.

Kızarıklıkla kendini belli eden blefarit daha sonra kirpikte kepeklenme, yanma, batma gibi belirtiler taşır. Bu belirtiler dikkate alınmadığında ya da tedaviye geç kalındığında kirpik dökülmesi gibi olumsuz sonuçlarla karşılaşılabilir.

Antibiyotik ve steroid içerikli ilaçların kullanımıyla tedavi edilen hastalıkta özellikle makyaj sonrası temizlik çok önemlidir.

Retinitis Pigmentosa(Tavuk Karası) Nasıl Bir Hastalıktır?

Halk dilinde daha çok gece körlüğü ya da tavuk karası olarak bilinen retinitis pigmentosa, oldukça nadir görülen bir hastalıktır. Kişinin güneş ışığı olmayan yerlerde görme yetisinin en aza inmesi olarak kendini gösterir. Nadir görülmesinin yanı sıra ciddi hastalıklar arasında da kabul edilir.

Kalıtımsal şekilde nesilden nesle geçen tavuk karası, aynı zamanda A vitamini eksikliğinden de kaynaklanmaktadır.  Tavuk karası, retina hücrelerinin bozulmasıyla meydana gelen hastalıklar arasında bilinmektedir. Belirtileri çok net olmadığı için hastaların fark etmesi biraz zaman alır ancak fark edildiğinde kişi çevresindeki pek çok cismi seçememeye başlayacaktır.

Hastalıkla zaten yeterince hasar alan retina daha fazla müdahaleyi kabul etmeyeceği için tedavisi sıkıntılıdır. Biyonik gen tedavisi uygulansa da hastalığın tedavi başarısı yalnızca %10’dur.

Astigmat Nasıl Bir Hastalıktır?

Astigmat, gözün ön kısmında yer alan korneanın yapısının bozulmasından kaynaklanmaktadır. Retinada bulanık görüntüye sebep olan hastalık, kalıtsal olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında kişi televizyon, bilgisayar ya da cep telefonu gibi ışık odaklı cihazlarla çok zaman harcadığında hastalık çok daha hızlı ilerlemektedir.

Baş ağrısı, bulanık görmek, gözleri kısarak bakma, erken yorulma, harflerin karışması gibi belirtileri olan astigmat; gözlük, lens ya da lazer tedavisi ile düzelebilen bir hastalıktır.

Gözde Sinek Uçuşması Nasıl Bir Rahatsızlıktır?

Temelde bir hastalık olarak kabul edilmese de hastalık habercisi olarak nitelendirilen sinek uçuşmaları, göz içi liflerin görünür olmasından kaynaklanmaktadır. Genellikle düzenli ve sorunsuz çalışan göz içi lifler, farklı sebeplerden şeffaflığını yitirip görünür olursa o halde göz önünde siyah benekler, sinekler ya da çizgiler görülmesi doğaldır.

Üveit ya da retina yırtılması gibi hastalıkların sonucu oluşan sinek uçuşması takip gerektiren bir durumdur. Devamlılık gösterdiğinde muhakkak göz muayenesi yapılmalıdır.

Kuru Göz Hastalığı Nasıl Bir Hastalıktır?

Gözlerde kaşıntı, sulanma, batma gibi belirtiler gösteren kuru göz hastalığı; gözyaşı kalitesinin bozulmasından kaynaklanır. Gözde devamlılık gösteren yanma ve batmanın sebebi kuru göz hastalığı olabilir. Bu durumda muhakkak muayene edilmelidir.

Kuru göz hastalığının tedavisinde hastaya tıkaç ya da suni gözyaşı uygulaması yapılmaktadır. Suni gözyaşı ile gözün devamlı nemli kalması sağlanarak kuruluğun önüne geçilir.

Tıkaç uygulaması ise ağlama sırasında buruna akan suyun kaybını önlemek için yapılır. Ağlarken gözyaşı hem gözden hem de burundan akar.

Gözde kuruluk meydana geldiğinde tıkaç kullanılarak, burun yolunu kapanması gerekir.

Miyop Nasıl Bir Hastalıktır?

Bireyin yakınında bulunan nesneleri daha net görürken uzaktakileri görememesi durumuna miyop adı verilmektedir. Genellikle 8 yaş ile 20 yaş arasında başlayan hastalık, özellikle ergenlik döneminde çok hızlı ilerleme gösterir. Görülme oranı bir hayli yüksek olan miyop gözlük ve lens tedavisi ile düzeltilebilmektedir.

Hipermetropi Hastalığı Nasıl Bir Hastalıktır?

Bireyin yakındaki nesneleri bulanık görürken uzaktakileri daha net görmesi hastalığıdır. Gözü yakındakileri görme konusunda yormak sadece baş ağrısı ve yorgunluk yaratacaktır. Uzman bir doktor tarafından rahatlıkla fark edilebilen hipermetropi, baştan savma muayenelerde gözden kaçacaktır. Gözlük, lens ya da cerrahi müdahale ile hastalık durdurulup düzeltilebilmektedir.

Источник: https://bilgizma.com/goz-hastaliklari-nelerdir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.