Gül Hastalığının Belirtileri ve Nedenleri

Gül hastalığı ve tedavisi – Ayşe Tolga İyi Yaşam

Gül Hastalığının Belirtileri ve Nedenleri

Gül hastalığı ya da daha bilimsel adıyla Rosacea rahatsızlığı, ülkelere göre değişmekle birlikte toplumlarda %0.5 ila %10 görülme sıklığına sahip.

Genellikle ergenlik döneminde veya 20’li yaşlarda ortaya çıkan rahatsızlık, 30’larda ve 40’larda ise çok daha vahim bir tablo çizmeye başlar. Henüz rahatsızlığın kesin sebebi tespit edilebilmiş değil ancak oluşmasına katkı sağlayan faktörler biliniyorlar.

Modern tıpta ise hastalığın gerçek bir tedavisi yok ve bireyler hayatları boyunca zaman zaman oluşmasına, zaman zaman ise geçmesine razı olmak durumundalar.

Cilde bağlı pek çok diğer rahatsızlıkta olduğu gibi, gül hastalığında da semptomların ortaya çıkışını tetikleyen değişik faktörler olabiliyorlar.

Gül Hastalığının Semptomları

Hastalık kendisini aşağıdaki semptomlar ile gösterebilmektedir:

• Yüzde kızarıklık, özellikle burun ve yanaklarda
• Damarların ağ halinde cilt altından belli olması• Ciltte ağrılar ve kaşınma• Güneşe tepki gösteren cilt• Batma ve yanma hissi• Ciltte kuruma• Akneye benzer oluşumlar ve aşırı yağlanma• Utanınca kolayca kızarma• Cilt dokusunun kalkması• Cilt dokusunun pütürlü olması• Ciltte bazı bölgelerin sertleşmesi

• Göz çevresinde cilt hassasiyeti, kızarma, kuruma, batma, kaşınma, ışığa hassasiyet, kistler ve ağrılar.

Ulusal Gül Hastalığı Topluluğu’nun araştırmalarına göre, hastalığın ortaya çıkmasında %90 oranla düşük özgüven ve özsaygı bulunmaktadır. Hastaların %41’inin toplumla iletişime geçmekte sorunlar yaşadıkları da bilinmektedir. Hatta cilt problemlerinden dolayı işe gitmeyen pek çok birey de mevcut.

Beslenme Düzeninizdeki Tetikleyicileri Tespit Edin

Gül hastalığı cildi daha hassas hale getirdiği için, rahatsızlığı ortadan kaldırmak amacıyla kimyasal kremlerin kullanımı, durumu daha kötü hale getirebiliyor. Bazı hastalarda ise her ne kadar semptomlarda azalma meydana gelse de, hastalığın kökenine inilmiyor.

Uzmanlar ise bunun tüm vücudu ilgilendiren bir problem olduğunu belirtiyorlar ve inflamasyonların özellikle bağırsaklardan kaynaklanan problemlerden dolayı oluştuğuna inanıyorlar. Zira insan cildi genel sağlığın bir işaretini verir ve hassasiyetleri, alerjileri olanlar maalesef bunun semptomlarını genelde ciltleri üzerinde görürler.

Gül hastalığı, akne, dermatit gibi pek çok cilt hastalığının mide-bağırsak inflamasyonlarından kaynaklandığına dair araştırmalar mevcut. Fazla aktif bir bağışıklık sistemi cilt ve sindirim bozukluklarına yol açabiliyor ve bu da cildimizi korumakla görevli olan faydalı bakterilerin bağışıklık sistemi tarafından parçalanmasına yol açarak cildi savunmasız bırakıyor.

Bu yüzden öncelikle bağışıklık sisteminizi tetikleyen besin öğelerini tespit etmeli ve beslenme düzeninize değişiklikler getirmelisiniz. Özellikle anti-inflamatuvar gıdalar, alerjen kaynakları ortadan kaldırma konusunda etkili oluyorlar.

Bu hususta deneyebileceğiniz en önemli besinler şu şekildeler:

• Organik sebzeler ve meyveler• Sağlıklı yağ asitleri

• Yüksek kaliteli proteinler

• Anti-inflamatuvar bitki ve besinler

Kaçınmanız gereken gıdalar ise aşağıda sıralanıyorlar:• Alerjiniz olan tüm gıdalar• Alkol ve kafein• Şeker ve işlenmiş gıdalar• Süt ürünleri

• Kızarmış gıdalar, trans yağlar ve hidrojene yağlar

Her Gün Güneş Koruyucu Sürün

Gül hastalığına benzer semptomlara sahip olanlar yahut ciltlerinde kızarmalar meydana gelenler, ciltlerinin bilhassa yüz olmak üzere hassas yerlerine güneş kremleri sürmeliler. Çünkü UV ışınlarının semptomları daha sert hale getirdiği biliniyor.

Güneşe çıkmak D vitamini üretimi için gerekli ancak yüz bölgesini korumak için kremlemek bu hassas bölgede daha fazla hassasiyet oluşmasına engel olacaktır. Göz çevresini ise güneş gözlükleri ile koruyabilirsiniz.

Doğal Nemlendirici ve Kozmetik Ürünleri Kullanmak

Gül hastalığına yatkınlığı olan bir cildi doğru şekilde nemlendirmek, cildin kendini korumasına imkan tanımaktadır. Pek çok hasta, kuruluk, sertlik ve pullanma yaşanan cildini güzelce temizleyip nemlendirmeye başladığında, semptomların hafiflediği ve cilt hassasiyetinin azaldığı gözlenmiştişr.

Eğer yağlı, kırmızı ve hassas bir cildiniz varsa nemlendiricilerden kaçınmak istiyor olabilirsiniz ancak hindistan cevizi yağı gibi doğal antibakteriyel nemlendiriciler, cildinizde daha fazla sorun yaratmadan ona temel yağ asitlerini temin edebilirler. Doğal bitkilerde doğal yağlar bol miktarda bulunur ve bu nedenle dünya çapında cilt hastalıklarında kullanıldıklarını görmek mümkündür.

Gül hastalığının belirtilerini bastırarak toplum içine onlar olmadan çıkmak için kozmetik ürünlere bel bağlıyorsanız, bu ürünlerin semptomları iyice ortaya çıkarabileceklerini de unutmamalısınız. Organik ve yumuşak dokulu kozmetik ürünleri tercih ederek bu sorundan kurtulabilirsiniz.

Stres Düzeyinizi Yönetin

Gül hastalığının gösterdiği fiziksel semptomların yanısıra, pek çok kişi zihinsel ve duygusal olarak da zorlanır. Kötü görünümden dolayı pek çok hastanın özgüveninin azaldığı görülmüştür.

Yüzde kızarmaların, kalkmaların ve kırmızılıkların ortaya çıkması, duygusal olarak başa çıkması zor durumları ortaya çıkarabilmektedir ancak bu olumsuzluklara odaklanmak işleri genelde daha kötü hale getirmektedir.

Akne patlamalarında olduğu gibi, gül hastalığında da semptomlar stres altındayken daha fazla ortaya çıkarlar. Dolayısıyla hayatınızdaki stres düzeyini kontrol etmeniz gerekir.

Çünkü stres otoimmün reaksiyonları daha sert hale getirir ve bunun yanında zaten bir de hastalığın kendisinden kaynaklanan stres ile baş etmeniz gerekir.

Fakat unutmayın, semptomları hayatınızdan tamamen çıkartmanız mümkün olmayabilir ve bu konuda kendinizi suçlu hissetmemelisiniz.

Egzersiz, meditasyon, rahatlatıcı bitkisel çözümler gibi uygulamalardan faydalanarak genel stres düzeyinizi düşürmeniz işinize yarayacaktır. Ayrıca pek çok kişinin sandığının aksine bu hastalığın hijyen ile ilgisi yoktur ve tamamen iç faktörlerden kaynaklanmaktadır.

İlaç Seçenekleri İçin Doktorunuzla Görüşün

Gül hastalığına çare için pek çok kişi reçeteli kremler, losyonlar ve jeller kullanıyor çünkü her zaman doğal çözümler ile sonuç elde etmek mümkün olmayabiliyor. Hastalık konusunda son senelerde yapılan araştırmalar, semptomların kontrol edilebilmeleri için çok sayıda ilacın geliştirilebilmesine imkan tanıdı.

Lakin bu ilaçların hastalığı tedavi etmediğini, sadece belirtileri kontrol etme amaçlı olarak kullanıldıklarını da unutmamak gerekli. Tam olarak bakteriler veya virüsler tarafından yaratılmayan bu hastalığa karşı antibiyotiklerin kullanımı da maalesef etki etmemektedir.

Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlarda genellikle D vitamininin aktif bir formu kullanılmaktadır ve bunun yanında azelaik asit ve metronidazole adı verilen bir antibiyotik de bunu takip etmektedir.

Son senelerde D vitaminli ürünlerin kullanımı daha popüler hale gelmiştir.

Besin Destekleri ve Öz Yağlara Ağırlık Verin

Pek çok besin desteği ve öz yağ, inflamasyona karşı etkili olabilmektedir. Bu bitkisel çözümler, güvenli ve etkin bir çözüm sunabilmektedirler.
Cilt inflamasyonları için kullanabileceğiniz doğal ürünler şu şekilde sıralanıyorlar:

• Zerdeçal
• Zencefil
• Aloe Vera jeli• Saf yağ

• Çay ağacı, lavanta, okaliptüs, papatya, gül, kekik ve biberiye öz yağları (bu yağları jojoba yağı gibi taşıyıcı yağlarla birlikte kullanmalısınız).

Источник: https://www.aysetolga.com/gul-hastaligi-tedavisi

Rosacea, Roza, Gül Hastalığı

Gül Hastalığının Belirtileri ve Nedenleri

Rosacea cildi ve bazen de gözleri etkileyen kronik ( uzun süreli) bir hastalıktır.

Hastalık kızarıklık, sivilceler ve ileri aşamalarında, kalınlaşmış cilt ile karakterizedir. Rosacea genellikle yüzü etkiler. Nadiren vücudun üst kısımlarındaki diğer deri parçaları da etkilenmektedir.

Açık tenli kadınlarda (özellikle menapoz döneminde) ve orta yaşlı-yaşlı erişkinlerde daha sık görülmektedir.

Kişilerin genel görünümlerini de etkilediği için önemli psikolojik, sosyal ve mesleki sorunlara neden olabilmektedir.

Rosacea, Gül hastalığı belirtileri ve bulguları

Rosacea da sık sık kızarma, vasküler rosacea, inflamatuar rosacea, cilt, gözler ve burunda diğer bazı belirtiler görülmektedir.

Hastalığın erken aşamalarında alın, burun, yanaklar ve çene bölgesinde sık sık kızarıklıklar oluşur. Kızarmaya genellikle yüze krem veya kozmetik ürünler uygulandığında oluşan yanma hissi eşlik eder. Bazen yüz hafifçe şişebilir.

Vasküler rosacea denilen tipinde kalıcı kızarıklıklar oluşur. Yüz derisinin altındaki kan damarları genişlemiştir ve küçük kırmızı çizgiler halinde dışarıdan görülebilir.Buna telenjektiyazi denir. Etkilenen bölgede hafif şişlik olabilir ve ciltte sıcaklık hissedilebilir.

İnflamatuar rosacea da ise cilt yine kızarıktır ve küçük pembe papuller (sınırları belirgin küçük kabartılar) ve püstüller (içerisi irinli kabartılar) oluşmuştur. Göz iltihabı veya hassasiyetin yanı sıra telenjektiyaziler de oluşabilir.

Rosaceanın ilerleyen aşamalarında cilt kızarıklığı daha koyu bir renk alır ve gözdeki inflamasyon daha belirginleşir. Genellikle çok sayıda telenjektiyaziler oluşur ve derideki noduller ağrılı hale gelebilirler. bazı erkeklerde Rinofima denilen özel bir durum gelişebilir.

Rinofima burun derisi altındaki yağ bezlerinin genişlemesi sonucu oluşan ve halk arasında patlıcan burun olarak isimlendirilen burunda kızarma, büyüme ve bazen yumrularla karakterize bir belirtidir. Rinofima kadınlarda çok nadir görülür.

Rosacea 'lı kişilerde alın, çene, yanaklarda veya etkilenen diğer alanlarda ciltte kalınlaşma oluşabilir.

Göz belirtileri

Cilt problemlerine ek olarak, rosaceada birçok kişide göz sorunları da oluşur. Tipik belirtileri kızarıklık, kuruluk, kaşıntı, yanma, göz yaşarması ve göze kum kaçmış gibi bir histir. Göz kapakları iltihaplı ve şiş olabilir. Bazı hastalarda gözlerde ışığa duyarlılık ve görüş bulanıklığı veya bozulması görülebilir.

Gül hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Doktorlar rosaceanın kesin nedenini bilmemektedir.Ancak bazı insanlarda bozukluk genetik miras olabilir. Sık sık yüzü kızaran kişilerde rosacea gelişme olasılığı daha yüksektir. Bazı araştırmacılar Rosaceanın kan damarlarındaki kızarma ve kızarıklığa neden olacak şekilde çok kolay genişlemesine bağlı bir bozukluk olduğuna inanırlar.

Bir kişide rosaceanın alevlenmesine sebep olan faktörlerin diğer kişilerde hiçbir etkisi olmayabilir. Ağır egzersiz, güneş ışığı, rüzgar, çok soğuk havalar, sıcak veya baharatlı gıdalar ve içecekler, (sıcak banyo dahil) ısı, alkol tüketimi, menopoz, duygusal stres, yüze uygulanan topikal steroidlerin uzun süreli kullanımı, ve bakteriler alevlenmelere sebep olabilir.

Gül hastalığı nasıl tedavi edilir?

Rosaceanın herhangi bir kesin tedavisinin olmamasına rağmen, kontrol altına alınabilir. Bir dermatolog tarafından düzenlenecek tedavinin hedefleri durumunu kontrol altına almak ve hastanın cilt görünümünü iyileştirmek olacaktır. Deride bir iyileşmenin görülebilmesi için birkaç hafta veya ay süren tedavi gerekebilir.

Bazen doktorlar, doğrudan etkilenen cilde uygulanan topikal antibiyotikleri reçete edebilir. Daha ciddi durumlardaki hastalar için, doktorlar genellikle oral (ağız yoluyla alınan) antibiyotik reçete edebilirler.

Rosaceada semptomatik papüller ve püstüller tedaviye çabuk cevap verebilir, ancak kızarıklık veya kızarma ataklarını iyileştirmek daha zordur.

Son zamanlarda rosaceada ki kızarıklıkları azaltabilecek ilk topikal jel FDA tarafından onay almıştır.

Bazı hastalar cilt görünümlerinden dolayı depresif olabilirler. hastaların bazılarında düşük özgüven, görünüşlerinden utanma önemli psikolojik, sosyal ve mesleki sorunlara neden olabilmektedir. Aşırı üzgün hissetme, iştah ya da konsantrasyon kaybı gibi depresyon belirtileri varsa bir psikiyatriste danışılmalıdır.

Doktorlar rosaceadaki göz problemlerini genellikle reçeteli göz ilaçları ile tedavi ederler. Göz kapaklarında enfeksiyon gelişimini önlemek için kapak hijyenine dikkat etmek gerekir. Doktor, sulandırılmış bir bebek şampuanı veya göz kapağı yıkayıcıları ile nazikçe yıkama ve günde birkaç kez ılık (sıcak değil ) kompres önerebilir.

Dilate kan damarlarının neden olduğu kırmızı çizgiler veya cilt kalınlaşması gelişirse elektrocerrahi, dermabrazyon ve lazer cerrahisi kullanılabilir.

Gül hastalığı olan hastaya öneriler

Hastalığın yönetimi için hasta doktor işbirliği önemlidir. Hastalar hastalığını takip etmeli ve:

Atakların meydana geldiği zamanların yazılı olarak kaydını tutmalıdır. Bu ciltteki tahrişe nelerin neden olduğu hakkında ipuçları verebilir.

Güneş kremi kullanmalıdır. UVA ve UVB ışınlarına karşı koruyan (ultraviyole ışınları) 15 ya da daha yüksek bir güneş koruyucu faktörüne (SPF) sahip bir güneş kremini her gün kullanmalıdır.

Gözlerin etkilenmesi durumunda, doktorun tedavi planını takip etmeli ve talimatlara uygun bir şekilde göz kapaklarını temizlemelidir.

Alternatif Tıp Reishi mantarı, at kestanesi, karahindiba, üzüm çekirdeği, sentella bitkisi roza hastalığında kullanılan bitkilerdir. Bu bitkilerin içinde bulunduğu ürünler piyasada mevcuttur. Bu bitkileri doktor kontrolünde kullanmanız tavsiye edilir. Modern Tıp Hastalık kronik özellik gösterdiğinden erken teşhis edilmelidir.

Siz ne yaparsanız yapın, ne kullanırsanız kullanın, hastalık çoğu zaman 2-6 ay sürer Gül hastalığının nedeni bilinmiyor. Genetik faktörler stres parazitler bakteriler hastalığın oluşmasında etken olabileceği düşünülen şüpheli sebeplerdir. Sıcak olmayan ılık banyolar yapılması tavsiye edilir.

Döküntüyü arttıracak fiziksel aktivitelerden kaçınılması önerilir.

Kaynak: Rosacea

Источник: http://www.beycan.net/1119/rosacea-roza-gul-hastaligi.html

Gül Hastalığı Nedir, Neden Olur, Nasıl Geçer ?

Gül Hastalığının Belirtileri ve Nedenleri

Tıp dünyasında ‘Pityriasis Rosea’ şeklinde isimlendirilmekte olunan gül hastalığı, toplumda da farklı şekilde isimlendirilmektedir.

Toplumda ‘gülleme’ gibi bir şekilde tanımlanmakta olan gül hastalığı temel olarak kişinin yüz bölgesinde görülüyor olsa da vücudun geneline yayılacak şekilde de kendisini gösterebilmektedir.

Gül hastalığında kişilerde temel olarak ciltte kızarıklıkların meydana gelmesi ile kendisini göstermeye başlar ve ilerleyen süreç içerisinde de kırmızı kabarık lekeler durumuna gelebilir. Ağırlıklı olarak bahar aylarında çok yüksek seviyede görülmekte olunan gül hastalığı, bulaşıcı hastalıklar grubunda bulunmamaktadır.

Gül Hastalığı Nedenleri Nelerdir?

Modern teknolojinin tıp alanında yakaladığı gelişim ivmesi ile elde edilen imkanlara rağmen yapılan araştırmalarda gül hastalığı nedenleri tam olarak belirlenememiştir. Yani somut şekilde gül hastalığının ortaya çıkışına ilişkin bir neden gösterilememektedir.

Buna karşın ortaya çıkan bazı görüş ve teorilere göre gül hastalığının görülmesinde yaygın olarak genetik yatkınlığın öne çıktığı belirtiliyor.

Hastalığın semptomlarının ileri seviyeye ulaşmasına neden olan çeşitli etkenlerin söz konusu olmasına rağmen gül hastalığının;

  • Bakteri,
  • Mantar enfeksiyonu,
  • Alerjik reaksiyon,

Gibi etkenler nedeni ile meydana gelmesi gibi bir algı bulunuyor olsa da bu düşünce tamamıyla hatalıdır. Çünkü gül hastalığının ortaya çıkış nedenlerinde bu etkenler yer almaz.

Günümüzde yapılan araştırmalara göre gül hastalığının ortaya çıkışında ‘tetikleyici’ olarak etkili olan en önemli hususlardan birisi de sıcaktır. Sıcağa fazla maruz kalınması halinde gül hastalığının oluşturduğu şikayetlerin şiddetinin artışı meydana gelir.

Bunun yanı sıra sıcak içeceklerinde damarlarda genişlemeye yol açması sonucunda rahatsızlığın etkilerinde kuvvetlenme meydana gelebilir.

Bu gibi etkileri nedeni ile günümüzde uzmanlar gül hastalığı bulunan kişilerin özellikle yaz aylarında doğrudan güneş altına çıkmaması ve içecekleri ‘ılık’ olacak şekilde tüketmeye özen göstermesi konusunda uyarılarda bulunuyor.

Stres ve psikolojik problemlerinde gül hastalığının etkilerinin çok daha uzun süreli olmasına neden olduğu belirlenmiştir. Bu yüzden bu tip durumlar ile karşı karşıya kalınması noktasında hastaların çok daha dikkatli hareket etmesi ve gerekli olan tıbbi desteği almaya özen göstermesi önerilmektedir.

Gül Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Gül hastalığının oluşturduğu şikayetlerin etki alanları ve şiddeti herkeste farklı olabilir. Aynı zamanda da hastalığın süresinin de kişiden kişiye göre değiştiği belirlenmiştir ki bu süre 1 haftada olabileceği gibi 1 yılda olabilir. Genel olarak gül hastalığı belirtileri arasında;

  • Deri döküntüsü,
  • Halsizlik,
  • Deride pembe lekeler,
  • Kaşıntı,
  • Burun akıntısı,
  • Boğaz ağrısı,
  • Öksürük,
  • Burun tıkanıklığı,

Gibi semptomlar yer almaktadır. Bu tip semptomlar doğrudan gül hastalığını yansıtıyor olmasa da risklerinin daha yüksek olmasına neden olur.

Gül Hastalığı Teşhisi Nasıl Koyulur?

Kişide görülen gül hastalığı belirtileri üzerine mutlaka uzman bir doktora başvuru gerçekleştirilmesi gerekir.

Çünkü yukarıda belirtilen gül hastalığı belirtileri her ne kadar önemli bir yüzde ile hastalığa işaret ediyor olsa da farklı pek çok rahatsızlığın belirtileri ile benzer veya aynı olması nedeni ile kesin ve doğru teşhisin koyulabilmesi için uzman dermatoloji uzmanı görüşlerinin alınması gerekmektedir.

Gül hastalığının gelişimi ve etkileri kişiden kişiye göre değişiklik göstermesi nedeni ile tanı koyulması zorlu olabiliyor.

Özellikle de mantar enfeksiyonu ile son derece sık şekilde karıştırılabilmekte olunan gül hastalığı aynı zamanda da çeşitli ilaç tedavilerinde ortaya çıkan yan etkiler ile de sık şekilde karıştırılabilmektedir. Günümüzde gül hastalığına ilişkin olarak kesin tanının koyulabilmesi için kant testi ve biyopsi şeklinde farklı tetkik yöntemlerinin uygulanması gerekliliği bulunmaktadır.

Gül Hastalığı Tedavisi Nasıl Olur?

Yapılan araştırmalara göre gül hastalığı 1 haftalık bir süreç içerisinde geçebileceği gibi 1 yıl gibi uzun bir sürece de yayılabilmektedir. İleri seviyede olan hastalarda ise ciltte kalıcı leke oluşumları ile karşı karşıya kalınabilir.

Bu sebep ile de gül hastalığının belirtileri ile karşılaştırılan durumlarda en kısa süre içerisinde uzman doktora başvuru gerçekleştirilmesi gerekir. Bu noktada gül hastalığı tedavisi için öncelikli olarak kaşıntı semptomlarına yönelik olarak ilaç tedavisi uygulanır.

İleri seviyede olan gül hastalığı bulunan kişiler için ise ‘izotretinoin’ isimli A vitamini çeşitlerinin kullanımının gerçekleştirilmesi gerekir.

Источник: https://www.bilgiadami.com/gul-hastaligi-nedir-neden-olur-nasil-gecer.html

Gül Hastalığı (Pityriasis Rosea, Rozasea) Nedenleri

Gül Hastalığının Belirtileri ve Nedenleri

Gül hastalığı oldukça çok fazla kişiyi etkileyen, yaygın bir cilt durumudur. Durum çoğunlukla, 10-40 yaş arasındaki büyük çocuklar ve genç yetişkinlerde görülmektedir. Diğer yandan, gül hastalığı yaşlılar ve bebekler arasında nadir olarak yaşanmaktadır.

Gül hastalığının en net belirtisi vücudu saran döküntülerdir. Bunu takiben göğüs, sırt, kol ve bacaklara kırmızı, pul pul dökülmüş, kaşıntılı bir döküntü yayılmaktadır. Kadınlar erkeklere oranla biraz daha yüksek risk altındadır. (1)

Gül Hastalığı Bir Enfeksiyon mudur?

Gül hastalığı neden olur? Gül hastalığının kesin nedeni henüz bilinmemektedir. Diğer yandan, bu durumun viral bir enfeksiyon sonucu ortaya çıkabileceğinin düşünülmesine neden olan bazı faktörler bulunmaktadır.

Bu düşüncenin nedenleri, pitriyazis rosea hastalığının epidemiklerde (salgınlarla ilgili) görülme eğilimi göstermesi ve özellikle ilkbahar ya da sonbahar mevsimlerinde çok daha fazla kişiyi etkilemesidir. Bu nedenle, gül hastalığından bir enfeksiyöz ajanın sorumlu olduğu anlamı çıkabilmektedir. (2)

Buna ek olarak, tekrarlanması daha nadir yaşanmaktadır ve bu durum döküntüsü olmuş kişilerin durumdan sorumlu enfeksiyöz ajana uzun süreli bağışıklık geliştirmiş olabileceği anlamına gelebilmektedir.

Gül hastalığının arkasında bulaşıcı bir ajan olabileceğinin bir diğer önemli işareti, hastaların % 50’sinden fazlasının döküntüler yaşamadan önce kendini kötü hissetme belirtileri göstermesidir.

Gül hastalığı döküntüleri öncesi yaşanan genel rahatsızlık hissi (prodromal belirtiler olarak da adlandırılır), diğer viral enfeksiyon vakalarında sıklıkla görülmektedir.

Hastalığın seyri de kızamık veya su çiçeği gibi diğer viral enfeksiyonlara çok benzemektedir. Sonuç olarak, gül hastalığı sorumlusunun viral bir enfeksiyon olduğuna dair çalışmalar hala devam etmektedir. (3)

Diğer Nedenler

Bazı çalışmalar, bir virüsün gül hastalığına neden olabileceğini önermektedir. Elektron mikroskobunda görülen viral değişiklikler ve virüs parçacıkları fark edilmiştir. Bununla birlikte, virüslere karşı antikorların kan testleri veya virüsler için polimeraz zincir reaksiyonu gibi özel testler, duruma neden olan spesifik bir virüsün saptanması için pozitif bir sonuç vermemiştir.

Bazı çalışmalar, gül hastalığının İnsan Herpes Virüsü 6 ve 7 sonucu ortaya çıktığı üzerine odaklanmaktadır. Bu duruma neden olan ajanlar olarak düşünülmesi gereken diğer enfeksiyonlar arasında Legionella pneumophila (Lejyoner hastalığına neden olmaktadır), Chlamydia pneumoniae ve Mycoplasma pnömonisi sayılabilmektedir. Ancak, bunlar henüz kanıtlanmamıştır. (4)

Bazı çalışmalar, bazı ilaçların ilaca bağlı gül hastalığına yol açabileceğini ileri sürmektedir. Bu ilaçlar arasında aşağıdakiler bulunabilmektedir:

  • barbituratlar (sakinleştiriciler)
  • bizmut
  • kaptopril (yüksek tansiyonda kullanılır)
  • altın tedavisi (romatoid artritte kullanılır)
  • metronidazol (antibiyotik)
  • D-penisilamin (bazı zehirlenmelerde kullanılan kenetleme maddesi)
  • izotretinoin (anti-aging) (5)

Gül Hastalığı (Pityriasis Rosea, Rozasea) Nedir?

Gül hastalığı ya da diğer isimleriyle pityriasis rosea ve rozasea, genellikle göğüs, karın veya sırt bölgesinde, büyük dairesel veya oval noktalar olarak başlayan bir döküntüsüdür. Noktalar şeklinde olan bu döküntüler en fazla 10 cm büyüklüğünde olabilmektedir.

Gül hastalığı döküntüleri özellikle sırtta ortaya çıktığı zaman tıpkı dalları sarkan bir ağaca benzemektedir. Bu hastalık her yaş grubunu etkileyebilmektedir.

Genellikle 10 ile 35 yaşları arasındaki kişilerde görülmektedir. Genellikle 10 hafta içinde kendiliğinden kaybolmaktadır. Diğer yandan, gül hastalığı kaşıntıya da yol açabilmektedir.

Tedavisi ise belirtileri hafifletmeye yardımcı olmaktadır. (6)

Gül Hastalığı(Pityriasis Rosea, Rozasea) Nedir? daha fazlası için

Gül Hastalığı (Pityriasis Rosea, Rozasea) Belirtileri

Gül hastalığı nasıl anlaşılır? Döküntülerin çoğu 4-8 hafta kadar sürmektedir. Gül hastalığı başlangıcı belirtileri 3 hafta ya da 12 hafta kadar sonra kaybolabilmektedir. Döküntü, sadece küçük bir nokta (haberci döküntü) ile başlar sonra ise tek bir büyük yama halini alır. Birkaç gün sonra göğüs, sırt, kol ve bacaklarda daha fazla cilt döküntüsü görülecektir. (7)

  • Büyük tek bir noktadan sonra gelen döküntüler
  • Kırmızı bir renk alabilen döküntüler
  • Küçük kırmızı döküntüler küçük oval yamalar haline gelir
  • Yamalar merkezde kıvrımlı ve gevşek gibi görünebilir
  • Döküntü kaşıntılı olabilir
  • Genellikle üst gövde ve üst kollar etkilenir
  • Yamaları, kaburga çizgisine göre şekil alabilir
  • Döküntü üst uyluklara yayılabilir
  • Bazen döküntü boyun ve alt yüzü de içerecek şekilde yayılabilir (8)

Gül Hastalığı(Pityriasis Rosea, Rozasea) Belirtileri fazlası için tıklayınız

Gül Hastalığı (Pityriasis Rosea, Rozasea) Tedavisi

Gül hastalığı nasıl geçer? Gül hastalığı bir süre devam ettikten sonra kendiliğinden kaybolan bir hastalıktır ve tedavisi destekleyici niteliktedir. Çoğu durumda, tedavi edilmesi gerekli değildir. Aşağıdaki önlemlerin alınması çoğu zaman faydalı olabilmektedir:

  • Hasta sert sabunlar, sıcak su, sıkı kıyafetler ve çizilmeler gibi tahriş edicilerden kaçınmalıdır.
  • Topikal çinko oksit ve kalamin losyonu kaşıntı için faydalı olabilmektedir. Nemlendiriciler, oral antihistaminikler tedaviye yardımcı olabilmektedir. Döküntü şiddetli ise, topikal steroidler uygulanabilmektedir.
  • Ultraviyole radyasyon tedavisi hızla kaşını hafifletmektedir. (9)

Gül Hastalığı (Pityriasis Rosea, Rozasea) İçin Hangi Doktora Gidilir?

Gül hastalığı tanısı ve tedavisi için bir cilt hastalıkları uzmanına (dermatolog) başvurabilirsiniz. (10)

Detaylı bilgi almak için bakınız: Gül Hastalığı(Pityriasis Rosea, Rozasea) Tedavisi 

Источник: https://www.acil.net/gul-hastaligi-pityriasis-rosea-rozasea-nedenleri/

Gül hastalığı (rozasea) nedir? Belirtileri neler?

Gül Hastalığının Belirtileri ve Nedenleri

Özellikle açık tenli kişilerde görülen bu durum yüz bölgesinde yaşanmasından dolayı estetik olarak da rahatsızlık yaratabiliyor. Acıbadem International Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam,güneşin zararlı etkileri, çevresel kirlilik, stres ve soğuk havaların hastalığın görülme sıklığı ve şiddetinde artışa neden olduğunu belirtiyor.

Kapladığı alan itibariyle en büyük organımız olan cildimiz, çevresel şartlardan yaşadığımız strese kadar her türlü olumsuz etkiyi sünger gibi içine çekiyor ve bu nedenle küçük ya da büyük birçok sorun ortaya çıkabiliyor.

Özellikle de yüz bölgesindeki etkileri estetik açıdan da mutsuzluk yaratabiliyor. Yüzde kızarıklık, yanma, batma hissi, damarlarda belirginleşme, sivilce benzeri oluşumlar ile karakterize rozasea hastalığı da bunlardan biri.

Yaygın olarak “gül hastalığı” şeklinde tanımlanan bu cilt probleminin asıl nedeninin damarsal aşırı reaksiyon olduğu düşünülüyor.

Bununla birlikte mide hastalıkları, tansiyon, maytlar ve ciltte bulunan bir parazit enfeksiyonu da hastalığın nedenleri arasında yer alıyor.

Acıbadem International Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam’ın verdiği bilgiye göre, güneşin zararlı etkileri, çevresel kirlilik, stres ve soğuk havalar hastalığın görülme sıklığı ve şiddetinde artış yaratıyor. Üstelik bu sorunla karşı karşıya kalan kişilerin ömür boyu kendilerine dikkat etmeleri gerekiyor. Zira yüzdeki bu kızarıklıklar ne yazık ki tamamen geçmiyor.

Kendiliğinden iyileşmesi sizi yanıltmasın

Yüzdeki küçük, kırmızı bazıları da iltihaplı kabarcıklar başlangıç aşamasında kendiliğinden geçse de tekrar edebiliyor. Ancak herhangi bir gerileme yaşamayan hatta kılcal damar genişlemeleri ortaya çıkan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerekiyor.

30-60 yaş arasında ve ağırlıklı olarak kadınlarda görülen rozasea, dünyada ortalama yüz kişiden üçünün şikayet ettiği bir sorun. Üstelik bu oran bazı coğrafi bölgelerde yüzde 20’ye kadar yükselebiliyor. Dr.

Hülya Sağlam’ın verdiği bilgiye göre hastalık açık tenli kişiler, ailesel geçiş gösterenlere, çiftçi, inşaat işçisi gibi sıcakta ve soğukta ya da güneş altında çalışanlarda daha fazla ortaya çıkıyor.

Bununla birlikte fazla miktarda acı, baharatlı yiyecekler, çikolata ve aşırı sıcak çay, kahve tüketimi de tetikleyici faktörler arasında yer alıyor. Sedef hastalığı, seboreik egzama, alerjik dermatitler, kortizonlu krem kullanımı, güneş yanığı da kırmızı yüze neden olabiliyor.

Gül hastalığı (rozasea) kızarıklığa, yanma ve kaşıntı eşlik ediyor

Gül hastalığı, tetikleyici etkenlere maruz kalınmasıyla birlikte bir anda da ortaya çıkabildiği gibi kızarıklık ve sivilcelenmeler zamanla da artabiliyor. Yüzün belirli bölgelerinde kızarıkla başlayıp evreler halinde ilerleyen bu sorunla ilgili Dr.

Hülya Sağlam şunları anlatıyor: “Hastalık ikinci evreye ulaştığında ise damarda genişlemeler sonrasında sivilcemsi kızarıklıklar olarak görülüyor. Yanma, kaşıntı gibi şikayetlerin de eşlik ettiği kızarıklıklar ağırlıklı olarak elmacık kemiklerinin üstünde ve burnun alt yarısında artıyor.

Üçüncü evre olarak tanımladığımız aşamada ise hastanın yüzündeki kızarıklıkların arttığını görüyoruz. Bazen burunda yağ kanallarını genişleterek, burnun büyüyüp şekil değiştirmesine (rinofima) neden olabiliyor”

Sadece yüz bölgesinde görülen rozaseaya, seboreik dermatit, perioralegzema gibi cilt hastalıkları da eşlik edebiliyor. Bu durum hastalığın şiddetinin de artmasına neden oluyor. Ayrıca göz de blefarit nedeniyle kaşıntı yanma ve batmaya yaşanmasının yanında rozaseası olan kişilerde hipertansiyon ve migren görülme oranın da arttığı gözleniyor.

Gül hastalığı için ömür boyu korunma gerekiyor

Dr. Hülya Sağlam, hastalığın genellikle ataklar halinde seyrettiğini belirterek, tetikleyicilere maruz kalmanın alevlenmeyi artırdığını ve akut döneme geçişe neden olduğunu hatırlatıyor. Rozaseada hiç bir zaman tam olarak düzelme sağlanamadığı için, sorunu yaşayan kişilerde ömür boyu korunma son derece önem taşıyor.

Ancak atak dönemlerinde hastalığın şiddetine göre kişiden kişiye değişebilen tedavi uygulanıyor. Dr. Hülya Sağlam, tedavi yaklaşımını konusunda şunları anlatıyor: “Rozasea, medikal ve lazer teknolojinin kullanılarak tedavi edilmesi gereken bir hastalık.

Sorunun şiddetine göre, antibiyotikler ve uygun krem jellerden yararlanıyoruz. Ancak hastaların tahriş edici ürünlerle alkol içeren toniklerden uzak durması ve topikal kortizonlu krem kullanmaktan kaçınmaları önem taşıyor.

Bununla birlikte özellikle kılcal damarların yoğun olduğu evrede pulsedye lazer, goldtoning lazer, IPL, NDYAG damar lazeri gibi uygulamaların ayda bir 3 seans olarak yapılması yarar sağlıyor.

Ayrıca yüze mezoterapi uygulanarak cilde nem kazandırılıyor ve damar duvarlarının da kuvvetlendirilmesi ile kılcal damarların çatlaması engellenmiş oluyor.”

Gül hastalığı konusunda bu önlemleri almak şart!

  • Sıcak içecek ve yiyeceklerden kaçının.
  • Alkol ve kafein almayın.
  • UVA ve UVB’ye etkili en az 30 faktörlü kremlerle güneşten korunun.
  • Yaz ayları ve güneş altında daha yüksek koruma faktörlü kremleri tercih edin.
  • Düzenli olarak cildinizi nemlendirin.
  • Belli aralıklarla lazer tedavisi uygulatın.

Çiriş otu nedir? Sağlık deposu çiriş otunun bilinmeyen faydaları

Источник: https://indigodergisi.com/2018/05/gul-hastaligi-rozasea-belirtileri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.