Günlük Kullandığınız Tuz Miktarını Azaltmak Ömrü Uzatıyor

Tuzu sınırlayın, ömrünüzü uzatın: Tuzu azaltmak için 9 önemli neden!

Günlük Kullandığınız Tuz Miktarını Azaltmak Ömrü Uzatıyor

Yaygın inanışın aksine tüketilen tuzun büyük bir kısmı mutfak masasında yemeklere eklenen tuzdan değil, işlem görmüş besinlerden geliyor.

Öyle ki işlenmiş besinler sodyum alımının genelde yüzde 75 gibi yüksek bir oranını oluşturuyor. Bu nedenle tuz alımını azaltmak için sofradan tuzu kaldırmanın yanı sıra işlenmiş besinlerden kaçınmak da çok önemli.

Peki, pek çoğumuzun yemeklere hiç düşünmeden bolca serptiği tuz sağlığımızı nasıl etkiliyor?

Soğan ve sarımsak, kalp sağlığı için ne kadar önemli?

Diyetteki tuz artışı kan basıncını yükseltiyor. Tuz tüketimi arttığında aynı zamanda kan basıncını düşürmek için alınması gereken tansiyon düşürücü ilacın dozu ve sıklığı da artıyor. Bunun nedeni ise tuzun tansiyon ilaçlarının etkisini azaltması.

Özellikle de ACE inhibitörü ve ARB grubu tansiyon ilaçlarının etkisine direnç gelişmesine yol açıyor. Tuzla hipertansiyon arasında doza bağlı ve doğrudan bir ilişki mevcut. Tuz alımının azaltılması uzun dönemde kalp damar hastalıkları ve inme riskini azaltıyor.

Örneğin, diyetle alınan tuzun 10 gramdan 5 grama düşürülmesiyle inme riski yüzde 23 ve kalp damar hastalıklarının riski de yüzde 17 oranında azalabiliyor.

Böbreklerde kalıcı hasar oluşturabiliyor

Tuzlu beslenme, sadece sistemik kan basıncını yükseltmekle kalmıyor, böbrek hücreleri içindeki basıncı da arttırıyor.

Glomeruller adı verilen hücrelerin içindeki basınç artışı, böbreğin süzme membranını proteinlere daha geçirgen hale getiriyor. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr.

Sevgi Şahin idrarla protein atılımının artmasının da uzun dönemde böbrekte kalıcı hasar oluşturabildiğine dikkat çekiyor.

Hipertansiyonu yükselten en önemli 12 neden ve korunma yöntemleri

Yüksek sodyum içeren diyet, kanda leptin düzeyini yükseltiyor. Bu hormonun artışı  karın bölgesindeki yağ hücrelerini çoğaltıyor. Karın bölgesinde yağlanma da bel çevresinin genişlemesiyle sonuçlanıyor. Bunun sonucunda insülin direnci artıyor.

Düşük sodyumlu beslenme tarzı ise glukozu dokulara taşıyan transporterlerin miktarını ve yağ hücrelerinin içindeki insülin reseptörlerini düzenliyor ve insülin direnci azalıyor.

Özellikle tuza duyarlı kişilerde diyette tuz kısıtlandığında, insülin direnci düşüyor.

Mide kanseri riskini yükseltiyor

Prof. Dr.

Sevgi Şahin yüksek sodyum içeren beslenme tarzının mide mukozasında hasar oluşturduğunu belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: “ Hasarlanan mukoza kanserojen maddelere daha hassas hale geliyor, helicobacter pylori adlı bakterinin midede daha uzun süreli olarak yerleşmesine ve hasar yapmasına yatkınlık yaratıyor. Hasarlanan mide mukozasında da kanser gelişebiliyor. Bu nedenle tuzlu gıdalar, tütsülenmiş ve salamura gıdalardan uzak durmak gerekiyor”

Kemik erimesini tetikleyebiliyor

50 yaş üstündeki her 2 kadından ve her 5 erkekten 1’i osteoporoz olarak adlandırılan kemik yoğunluğu azalması nedeniyle kemik kırıkları problemleri yaşıyor.

Yüksek tuz içeren beslenme tarzı, kemiklerden kalsiyumun serbestleşmesine ve idrarla vücuttan atılmasına yol açıyor. Sonuçta kemikler zayıflıyor ve kolay kırılabilir hale geliyor.

Menopoz dönemindeki kadın hastalar ve yaşlılar özellikle yüksek risk altında oluyor.

Tuzlu beslenme idrarla kalsiyum atılımını arttırıyor. İdrarda bulunması gerekenden fazla kalsiyum atılması da böbrek taşı oluşumuna yol açabiliyor. Böbrek taşları enfeksiyon odağı oluşturarak veya idrar yolunda tıkanmaya yol açarak böbreklerde hasar gelişmesine neden olabiliyor.

10 pratik yolla tuzu azaltın, hayatınıza sağlık katın

Bağışıklık sistemini de etkiliyor

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda fazla tuz alımının bakteriler ve yabancı maddelere karşı savaşan koruyucular olan ‘makrofajların’ fonksiyonunu azalttığını ortaya koyuyor. Bunun sonucunda da bağışıklık sistemimiz bakteri ve virüslere karşı zayıflıyor.

Damar hastalığına bağlı demansı hızlandırabiliyor

Damar hastalığına bağlı demans, bunamanın en sık görülen türü. Zihinsel fonksiyonların tümünü etkileyen bu tablo, beyin kan dolaşımının damar sertliği nedeniyle bozulması sonucunda gelişiyor. Tuz tüketiminin fazla olması, damar yapısını bozarak ve kan basıncını yükselterek damar hastalığına bağlı demansı hızlandırıyor.

Denge bozukluğu, şiddetli baş dönmesi, bulantı ve kusma ile karakterize meniere hastalığı, iç kulağın hasarlanmasıyla ilgili bir sorun. Yüksek miktarda tuz alımı vücutta su tutulmasına neden olduğu için iç kulak basıncını arttırıyor, hastalığın belirti ve bulgularını şiddetlendiriyor. Meniere hastalığının tedavisinde tuzsuz diyet son derece etkili oluyor

Tuz alımını makul sınırlara düşürebilmek için…

  • Yemek masasına tuzluk koyma alışkanlığından vazgeçin
  • Yiyecekleri baharatlarla tatlandırma alışkanlığı edinin
  • Market alışverişleri sırasında  ürünlerin sodyum içeriğine bakmayı ihmal etmeyin
  • Gıdaların üzerinde sodyum miktarı verildiyse bu rakamı 2.5 ile çarparak tuz miktarını hesaplayabilirsiniz. Örneğin ürünün 100 gramında 1.5 gram tuz veya 0.6 gram sodyum varsa “yüksek tuzlu ürün”, 0.6 gram tuz ya da 0.1 gram sodyum varsa “düşük tuzlu ürün” grubuna giriyor.
  • Turşu, ketçap, hardal, zeytin, soya sosu vb. yiyeceklerin tuz içeriği çok fazladır. Bu besinleri mümkün olduğunca az tüketin. Örneğin 1 çay kaşığı soya sosu 335mg sodyum (837.5 mg tuz), bir çay kaşığı kabartma tozu 530 mg sodyum (1.32 gram tuz) içerir içeriyor. Bu miktar günlük tuz alımının neredeyse 5’te 1‘ini oluşturuyor.
  • Tuz içeriğinin yüksek olabileceği hiç aklımıza gelmeyen enginar, ıspanak ve kerevizin 100 gramında sırasıyla 86/71/100mg sodyum bulunuyor. Bu besinleri pişirirken ekleyeceğiniz tuz miktarını azaltmayı unutmayın.
  • Salamura besinler de (zeytin, turşu, peynir gibi) sodyum alımına önemli oranda katkıda bulunuyorlar. Bu besinlerden de mümkün olduğunca kaçının.
  • Yemeğin tadına bile bakmadan tuz koymayın. Tuzsuz yemek çok tatsız diyorsanız biber, sirke, limon suyu ve değişik bitkilerle yemek tatlandırılabilir.
  • Nane, kekik, soğan, sarımsak yemeklere tuz olmadan lezzet verir. Etleri sarımsak, sirke, limon suyu ile terbiye edin.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/tuzu-azaltmak-icin-9-onemli-neden/

‘Tuzu azalt ömrünü uzat’

Günlük Kullandığınız Tuz Miktarını Azaltmak Ömrü Uzatıyor

Sabri Ülker Vakfı, “Dünya Tuza Dikkat Haftası” nda yeni bir farkındalık kampanyası için düğmeye bastı.

Toplumu tuz tüketimiyle ilgili bilinçlendirmek amacıyla başlatılan “Fazla Tuzu Azalt, Ömrünü Uzat” kampanyası çerçevesinde tuz tüketimine ilişkin veriler ve önemli bilgiler paylaşılacak, alınması gereken aksiyonlar belirlenecek.

Kampanyayı tanıtmak üzere düzenlenen toplantıda ise Türkiye'nin tuz tüketimi karnesi çıkarıldı. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı konuyla ilgili tavsiyesinde günlük tuz alımının, 1 çay kaşığı ile sınırlandırılmasını söylüyor. Bu, 5-6 grama denk geliyor.

Yetişkin bireyler günde 1.5 gram sodyuma ihtiyaç duyuyor. Tuzun bileşiminde yer alan, fizyolojik açıdan ihtiyaç duyulan bir mineral olan sodyum; kan basıncı, asit baz dengesi, sinir sistemi ve kas dokusunun çalışmasında önemli.

Aşırı tuz tüketimi ve dolayısıyla yüksek sodyum alımı ise kalp, beyin ve böbrek hastalıkları başta olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açabiliyor. Çarpıcı rakam şu: Türkiye’de tuz tüketimi önerilen miktarın üç katı.

İngiltere’de 9, ABD’de 10, Japonya’da 12, Çin’de 13 gram olan günlük tuz tüketimi bizde oldukça yüksek.

Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği’nin 2008'de gerçekleştirdiği SALTURK-1 çalışması Türkiye’de yetişkinlerin günlük tuz tüketiminin 18 gram olduğunu, 2012'deki ise 15 gram olduğunu gösteriyor.

Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması- 2010 sonuçlarına göre de Türkiye’de yetişkinlerin, sofra tuzu haricinde yalnızca besinlerden aldığı sodyum miktarı ortalama 2178 mg. Rakamlar da gösteriyor ki Türkiye’de günlük 15 gramlık tüketim, önerilen miktarın üç katı.

‘Yemek tuzuna dikkat!’

SALTURK-2 çalışmasına göre, günlük tuz alımının yüzde 56’sından yemek tuzu sorumlu. Bunun da dörtte üçünü, tencereye eklenen tuz oluşturuyor. Günlük tuz tüketimimizi, yüzde 32 ile ekmek tuzu, ardından yüzde 13 ile sofra tuzu takip ediyor.

Gün içinde tüketilen ve tuz içeriği yüksek zeytin, peynir, turşu, salça, çeşitli soslar, tuzlu baharat karışımları da günlük tuz alımına önemli ölçüde katkı veriyor.

Peki, aşırı tuz tüketimini azaltmak için neler yapılabilir? Aşırı tuz tüketiminin ve beraberinde yol açtığı sağlık sorunlarının önlenmesinde ilk adım, farkındalığın oluşturulması ve beslenme alışkanlıkları ile yaşam tarzının değiştirilmesi olarak gösteriliyor.

Zorunlu uyarı geldi

Sağlık Bakanlığı, 2011’den günümüze sürdürdüğü ‘Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Programı’ ve her yıl mart ayında Tuza Dikkat Haftası etkinlikleri ile toplumu aşırı tuz tüketiminin sağlık üzerine olumsuz etkileri konusunda bilgilendiriyor.

Amaç, farkındalık oluşturmak. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ise ekmek, pastırma, kırmızı pul biber, salça ve pürelerin tuz içeriğini azaltmaya yönelik düzenlemeler yapıyor.

Ağustos 2013 itibarıyla tuz ambalajlarında, ‘Tuzu Azaltın, Sağlığınızı Koruyun’ ifadesi bulunması zorunlu hale getirildi.

Kadınlara ‘iş’ düşüyor…!

Türkiye’nin toplumsal yapısı değerlendirildiğinde, yemekleri genellikle kadınlar hazırlıyor. Kadınların, aşırı tuz tüketiminin neden olabileceği sağlık sorunları hakkında farkındalık geliştirmesi, evde hazırlanan yiyecek ve içecekledeki tuz içeriğinin azaltılmasında etkili olabilir. Bu konuda Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr.

Ülver Derici kadınların rolüne dikkat çekerek şu bilgileri veriyor: “SALTURK-2 çalışmasına göre günlük tuz alımının yüzde 56’sından yemek tuzu sorumlu. Yemek tuzunun da dörtte üçünü, tencereye eklenen tuz oluşturuyor. Çalışmanın sonuçları değerlendirildiğinde, tencereden eksilen 5 gram, yani yaklaşık 1 çay kaşığı kadar tuz ile 4 kişiden 1’inin hayatı kurtulabilir.

Birçok yeme ve beslenme davranışında olduğu gibi, tuz tüketim alışkanlıkları da çocukluk çağında kazanılıyor. Bilinçli anneler sayesinde çocukluk çağında doğru tuz tüketim alışkanlıkları verilmeli ki ilerleyen yaşlarda da sürdürülsün.

Kadınlar doğru yeme ve beslenme davranışlarının aileye ve çocuklara kazandırılmasında önemli rol üstlenebilirler ancak buna ek olarak özellikle gebelik ve menopoz dönemindeki kadınlar aşırı tuz tüketiminin kendileri için de riskli olduğunun farkında varmalılar. Kadınlar menopoz ve sonrası dönemde, kemik erimesi açısından risk altında.

Aşırı tuz tüketimi, vücuttan kalsiyum atımını artırarak, kemik erimesinin ilerlemesinde rol oynuyor. Dolayısıyla kadınların tuz tüketimi hakkında farkındalığının artırılması hem kadın hem çocuk hem de toplum sağlığı açısından oldukça önemli.”

Источник: https://www.dunya.com/iyilik-saglik/tuzu-azalt-omrunu-uzat-haberi-408096

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть