Hamilelerin Kortizon Kullanması Bebeğe Zarar Verir mi? Gebelikte kortizon kullanımı

içerik

Kortizon Kullanırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Hamilelerin Kortizon Kullanması Bebeğe Zarar Verir mi? Gebelikte kortizon kullanımı

Kortizon nedir?

Kortizon, karbonhidratın metabolizmasında görev yapan bir steroid hormonu olup neredeyse tüm hastalıkların tedavisinde faydalanılan fakat bunun yanında birçok yan etkisi olan bir ilaçtır.

Yüksek dozda alınırsa vücutta çok fazla su ve sodyum biriktiren kortizon, tansiyonu yükseltir, şeker hastalığını tetikler ve yağ birikmesine sebep olur. Kortizonu kullanan hastanın tuzsuz yiyecekler yemesi, kilo almamak için diyetini değiştirmesi, süt, yoğurt ve peynir gibi kalsiyum zengini gıdalar tüketmesi gerekir.

Kortizon nasıl salgılanır? 

Böbrek üstü bezlerinin ürettiği kortizon, her insanda farklı miktarlarda salgılanır.

Örnek vermek gerekirse, dinlenmekte olan normal kiloda bir kişinin salgıladığı kortizon miktarı günlük 15 ila 40 miligram arasında değişirken, kilosu fazla birinin günlük üretimi bundan yüzde 50 oranında daha fazladır. Gün içinde salgılanan kortizon miktarı, vücut ısısına, kan basıncına, günün gece ya da gündüz oluşuna göre değişir.

Vücudumuz kortizon hormonunu en çok sabah vaktinde salgılar. Sinir ve panik anında ise kortizonunun salgılanma oranı on katına dek çıkabilir.

Doğumun üçüncü haftasında başlayan ve öldüğümüz ana dek devam eden kortizon hormonu üretimi vücut tarafından az salgılanırsa ya da hiç salgılanmazsa dışarıdan alınır.

Kortizonun etki mekanizması şu şekildedir: 

  • Kortizon yangısal durumlara göre değişkenlik gösterecek şekilde şişliği ve ağrıyı baskılar.
  • Ayrıca, normalde vücudumuzu mikroplara karşı savunan bağışıklık sistemi olur da bozulursa vücudun kendi hücrelerine zarar vermesini engellemek için kortizon kullanılır ve olası bir hasar önlenir.
  • Eğer vücutta kortizon eksik salgılanıyorsa, yerine koymak için de kortizon tedavisi uygulanabilir.

Kortizon tedavisi nasıl olur ve uygulanırken nelere dikkat edilmelidir? 

Kortizonu tablet, ampul, krem, fitil ve damla gibi birbirinden farklı kullanım preparatları bulunur. Doktor, uygun formu, uygun dozda ve uygun sürede verir.

  • Kortizon birçok hastalıkta tek tedavi çözümü olsa da, kullanılacak hasta üzerindeki miktarı doktorlar tarafından doğru bir biçimde belirlenmelidir. Sonrasında da takibi de doktorlar tarafında yapılmalıdır.
  • Eğer hastaya daha düşük miktarda kortizon hormonu yetecekse, yüksek dozda kortizon kullanımından muhakkak kaçınılmalıdır. Kortizonu mümkün olduğunca erken sürede kesmek gerekir.
  • Kortizonun tablet formunun, vücuttaki kortizon hormonunun salgılandığı saatler olan sabah saatlerine uygun şekilde yine sabah erkenden alınması gerekir.
  • Kortizonun mide asidini artırması ve ülsere yol açması gibi riskler vardır. Bu yüzden tok karnına alınması gerekir. Mideye zarar vermemesi için doktor önerisi ile birlikte mide koruyucu ilaç alınabilir.
  • Kortizonun yanlış ve fazla dozdaki kullanımı adı Cushing Sendromu olan, hastanın hayat kalitesini düşüren, sonrasında diyabet, hipertansiyon ve benzeri hastalıklara sebep olabilir. Bir kimse, Cushing Sendromu’na yakalandığından tek başına emin olamaz, teşhis için bir doktorun uzmanlığına ihtiyaç duyar. Kesin tanı için steroid hormonu seviyesine, röntgen incelemesine ihtiyaç vardır. Bu hastalık kolay tedavi edilemez. Duruma göre böbrek üstü bezleri ya da hipofiz bezindeki ur ameliyatla alınabilir ya da ışın tedavisine başvurulabilir. İlaç tedavisi de bir çözüm yöntemidir.
  • Bu tip durumlar yüzünden, kortizonun doktorun yazdığı reçeteye uygun şekilde kullanılması, belirsiz noktalar ya da akla takılan sorular varsa doktora danışılması gerekir.
  • Kortizon tabletlerinin kullanımı bırakılacağı zaman doktora danışılması gerekir. Doktor dozu azaltacak ve size kortizonu yavaş yavaş kesmenizi söyleyecektir. Eğer kortizon tedavisini doktora danışmadan ve birdenbire bırakırsanız halsizlik, bitkinlik gibi sorunlar meydana gelebilir.
  • Kortizon tedavisi uzun sürecekse muayenelerin düzenli olması, periyodik şekilde kan testi yapılması gerekir.

Kortizon tedavisi esnasında nasıl beslenmek gerekir?

Beslenme düzenine dikkat eden insanların kortizonla barışık şekilde yaşamaları mümkün. Kortizon tedavisi gören hastalar yediklerine özen gösterip dikkat ederlerse, kortizonun yan etkilerinden büyük ölçüde korunabilirler. Buna göre, kortizon kullanan hastaların şu şekilde beslenmesi önerilir.

  • Tuz kullanımı azaltılmalıdır. 

Tuz, kortizon tedavisinin baş düşmanlarından biri olarak kabul edilir. Çünkü, kortizon hormonu, böbreklerde tuzun geri emilimini artıran bir hormondur. Kortizonun yüksek olması halinde, yüksek tansiyon tetiklenir. Tuz, kandaki ve vücuttaki sıvısındaki birikimiyle bu sıvıların osmatik basıncını yükseltir.

Bu durum şu örnekle açıklanabilir: Su geçiren bir zarımız olduğunu düşünelim. Bu zarın her iki tarafına farklı yoğunluklarda tuz barındıran sıvı koyduğumuzda, yüksek yoğunluklu tuzlu sıvı, düşük yoğunluklu tuzlu sıvının olduğu tarafa göre daha çok su çeker.

İşte bu, yüksek oranlı tuzun olduğu bölümdeki osmatik basıncın yüksek olduğuna işaret eden bir durumdur. Aynen bu örnekte olduğu gibi, kanın içerisinde de tuz ne kadar fazla yoğunluktaysa, kılcal damarlar osmatik basıncın etkisiyle dokuların içinden o denli fazla su çekecektir ve kan basıncını artıracaktır.

İşte bu sebeple de yüksek tansiyon meydana gelecektir. Vücudun şişkinliğinin ve yağ sentezinin artmasının sebebi de bu durumdur.

  • Sebze ve meyve tüketimi artırılmalıdır.

Kortizon böbrek üstünde yalnızca tuz tutma etkisi değil, bir de potasyum atma etkisini gösterir. Bu yüzden, kortizon tedavisi gören kişilerde potasyumun azaldığını gözlemleriz. Potasyum azaldıkça, kaslarda ve adalelerde güçsüzlük meydana gelecektir.

Bu durum da, bazı hormonların salgılanış işlevi ile kalbin kasılma fonksiyonunda olumsuz etkiler görülmesi anlamını taşır. Dolayısıyla, tuz azaltılırken bir yandan da potasyum açısından zengin olan yağsız besinler tüketilmelidir.

Bu besinler sebze ve meyvelerdir.

  • Çok fazla tatlı ve yağlı besin tüketimi yapılmamalıdır.

Yukarıdaki açıklama uyarınca, tatlı ve yağlı besinlerden de kaçınmak gerekir.

  • Bolca kalsiyum tüketilmelidir.

Kortizon tedavisi gören hastalarda kemik yıkımı başlar. Bu nedenle, kortizonun kalsiyumun bağırsaktan emilimini azaltarak osteoporoz rahatsızlığına sebep olma riski vardır.

Kortizon tedavisi görenlerin düzenli şekilde kemik mineral ölçümü yapması ve kalsiyumu bol yiyecekler tüketmesi gerekir. Bu yiyecekler, süt, yoğurt, tuzsuz ve yağsız peynir, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve tuzsuz fındık gibi yiyeceklerdir.

Küçük balıklar da uygundur. Küçük balık ve fındık yağlı olduğundan çok fazla tüketilmemelidir.

Kortizon tedavisi gören birinin asla tüketmemesi gereken yiyecekler nelerdir?

  • Market ve bakkallarda satılan hazır gıdalar
  • Konserve yiyecekler
  • Meyve suları
  • Soda ve kola gibi gaz içerikli içecekler
  • Alkollü içecekler
  • Bisküvi ve gofretler
  • Tuzlu ve peynirli krakerler
  • Şekerlemeler
  • Zeytin
  • Salça
  • İçinde koruyucu madde olan bütün gıdalar
  • Midye ve karides gibi kabuklu deniz ürünleri
  • Büyük balıklar
  • Salam ve sosis gibi şarküteri ürünleri
  • Sakatat
  • Kereviz ve deniz börülcesi gibi sebzeler
  • Kaşar peyniri
  • Otlu peynir
  • Tuzlu peynirler
  • Süt tozu
  • Patlamış mısır
  • Böreklik yufka
  • Pasta ve börekler
  • Kahvaltılık tuzlu tereyağı ve margarinler
  • Salata ve makarna sosları
  • Kabartma tozu
  • Hazır çorbalar
  • Dondurulmuş gıdalar
  • Bulyon ve içerisinde çok tuz olan tüm baharatlar
  • Mayonez
  • Ketçap
  • Turşu

Kortizon tabletinin yan etkileri

  • Kilo artışı
  • Ruh hali değişiklikleri
  • Depresyon
  • Deri incelmesi ve buna bağlı olarak gelişen deri altı kanaması
  • Katarakt ve benzeri göz sorunları
  • Hipertansiyon ve benzeri kalp hastalıkları
  • Osteoporoz, omur kırığı gibi sorunlar
  • Çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği
  • Kan şekerinin yükselmesi, diyabet hastalığı olanların problem yaşaması
  • Enfeksiyonlara yatkınlığın artması
  • Uyku sorunları

Kortizon tedavisinin genel yan etkileri

  • Gelişme bozuklukları
  • Vücudun bazı bölgelerinde normal dışı şişlikler ve gövdede yağlanma
  • Adale zayıflığı
  • Kan basıncında yükselme
  • Kemik erimesi
  • Psikolojik bozukluklar
  • Ciltte kıllanma, çizgilenme
  • Adet bozuklukları
  • Şeker ve tansiyon yükselmesi
  • Gözlerde katarak oluşumu
  • Mide şikâyetleri

Kortizon tedavisinin kullanıldığı hastalıklar

  • Romatizmal hastalıklar
  • Kan hastalıkları
  • Sinir sistemi hastalıkları
  • Kalp ve damar hastalıkları
  • Bağ dokusu hastalıkları
  • Alerjik hastalıklar
  • Tümör tedavileri
  • Karaciğer hastalıkları
  • Böbrek ve idrar yolu hastalıkları
  • Hormonal hastalıklar
  • Zehirlenmeler ve sıcak çarpmaları
  • Göz hastalıkları
  • Şoklar

Kortizon tedavisi, birçok hastalığın tek tedavi yöntemi olsa da gereğinden fazla uygulandığı taktirde geri dönüşü olmayan sorunlara ve başka hastalıklara sebep olabilir.

Bu makaledeki bilgiler çeşitli kaynaklardan derlenmiş olup bilgilendirme amacı ile yayınlanmıştır. Kortizon kullanımı tamamı ile doktorunuzun gözetimi altında yapılmalı, doz ve kullanım süresi hekiminiz tarafından belirlenmelidir.

Источник: https://www.onikibilgi.com/kortizon-kullanirken-nelere-dikkat-etmeliyiz/

Kortizonun Zararları

Hamilelerin Kortizon Kullanması Bebeğe Zarar Verir mi? Gebelikte kortizon kullanımı

Bilinçsiz ya da kontrolsüz bir şekilde kullanılan kortizonun vücuda yarardan ziyade zararı bulunur. Bu sebeple de doktorların hastalarını bu konuda çok iyi bir şekilde yönlendirmesi ve hastaların da doktorların vermiş oldukları tavsiyeleri dikkatli bir şekilde dinleyerek uygulaması gerekir.

Vücut, böbrek üstü bezlerin kabuk bölgesinde doğal bir şekilde üretilmekte olan kortizole sürekli belirli bir oranda ihtiyaç duyar. Bu hormonun yapay bir şekilde üretilmesi ile ortaya çıkan kortikostreoid yani kortizon ilaçları tıbbın farklı alanlarında birçok farklı hastalıkta yaygın bir şekilde kullanılır.

İlaç olarak kullanılmakta olan kortizonun çeşitli türleri bulunur. Damardan ya da ağızdan verilebilen bir ilaç olan kortizol, aynı zamanda hidrokortizon ya da kortizon olarak da bilinir.

Günlük alım şekli, ne kadar kullanılacağı, ne zaman azaltılacağı ya da dozunun ne kadar olacağı gibi konulara ise doktor tarafından karar verilmesi ve hastanın da bu talimatlara uyması gerekir.

Kortizon romatizmadan zehirlenmeye kadar birçok farklı hastalıklarda kullanılmakta olup çeşitli şok durumlarında ve hastalıklarda kortizon olmadan tedavi edilemiyor.

  • Her yaşın hastalığı olan romatizma hastalığının erken teşhis edilmesi ve doğru bir şekilde tedavisi yapıldığı zaman iyileşmesi mümkün. Gençlerde ve çocuklarda görülen bu hastalığın tedavi edilmediği takdirde kalbe etki etme imkanı da bulunuyor ve bu hastalığın tedavisinde kortizon olmazsa olmaz.
  • Vücuttaki bağ ve destek dokusu ile birlikte bağışıklık sisteminin de bozulduğu hastalıklarda eklemler ya da adele deforme olmuştur. İç organların harap olmasına sebep olan bağ dokusu hastalıklarında kortizon kullanmak günümüzde bir mecburiyet.
  • Hayatı etkilemeyen alerjiler olduğu gibi hayatı tehdit eden alerjiler de bulunuyor. Bu gibi durumlarda hastaların alerji krizlerine girdiği oluyor. İşte kortizon da bu anda devreye giriyor. Kimi durumlarda ilaç ile tedavisi olan hastalıkların tedaviye cevap vermemesi halinde kortizon kullanılıyor.
  • Kan hücrelerinin parçalanmasına yol açan hemolitik anemi yani ciddi kansızlık hastalıklarında destek tedavi yöntemi olarak kullanılan kortizonlar, aynı zamanda kan hücrelerinin aşırı çoğaldığı lösemi vakalarında da tercih ediliyor.
  • Günümüzde kansere karşı kullanılmakta olan kemoterapi gibi tedavilerde hep kemoterapiye destek olmak hem de radyoterapi sebebiyle ortaya çıkan tepkileri azaltmak için kortizon kullanılıyor.
  • Karaciğerlerin iflas etmesine sebep olan ileri siroz vakalarında karaciğer iltihaplanmalarına karşı kortizon kullanılıyor.
  • Vücutta yaygın şişliklere ve idrardan yüksek miktarda proteinin akıp gitmesine neden olan nefrotik sendromlara karşı kortizon kullanılması gerekiyor.
  • Kalp zarı, kası ve iç tabakasında meydana gelen iltihaplanmaların, bağışıklık sistemi ve alerjik ile ilgili tıkamaya yol açan damar hastalıklarının çaresi kortizonda yer alıyor.
  • Tiroid bezlerinin aşırı çalışması yada böbrek üstü bezlerin ani yetmezliği ile ortaya çıkan Addison hastalığında kortizon hayat kurtarıyor.
  • Sinir köklerinin alerjik, iltihaplı ve ani bir şekilde meydana gelen hastalıklarında, yüz felçlerinde, vücudun diğer bölgelerinde meydana gelen felçlerde ya da Multiple Skleroz hastalığında kortizon kullanılması gerekiyor.
  • Zehirlenme durumlarında neden genellikle belirsiz olsa da ortaya çıkan reaksiyonun giderilmesi gerektiği için kortizon kullanılıyor.
  • Bazı göz hastalıklarında ve şoklarda da kortizon kullanılıyor.

Kortizon Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Sodyumlu ve tuzlu besinler, turşu, konserve ve salamuralar, çikolata, pekmez, tahin, tuzlu kuruyemiş, şekerli meşrubatlar, et suyu tabletleri, kabartma tozu ve kızarmış ağır hamur tatlılar gibi besinlerden kaçınılması gerekiyor.

1. Gelişme Bozukluğuna Yol Açabilir

Özellikle çocukluk döneminde ya da genç yaşlarda kullanılması halinde gelişme bozukluklarına neden olabilen kortizon, gövde bölümünde yağlanma ve vücudun diğer bölgelerinde şişliklere yol açabiliyor.

Kemik erimesi, kan basıncında yükselme, adale zayıflığı, psikolojik ve seksüel sorunlar, erkeklerde testis üzerinde ve tiroid işlevlerinde sorunlar, ciltte çizgilenme, kıllanma ve regl bozukluklarına yol açabiliyor.

Uzun süre boyunca kullanılması halinde çocukların gelişme ve büyümelerinde gecikmeler yaşanıyor.

2. Cushing Hastalığına Yol Açabiliyor

Kontrolsüz bir şekilde kullanılacak olan kortizon, hipertansiyon ve diyabet gibi sorunlara neden olabilen Cushing isimli hastalığa yol açabiliyor. Cushing hastalarının bağışıklık sistemi gerilerken, hipertansiyon oluşumu görülüyor ve tuz tutulması artış gösteriyor.

Aşırı kilo alımı, yağ sentezinin artması ve kaslarda gerilmeler yaşanıyor. Kırmızı yüzlü ve kilolu olan hastalarda diyabet sebebiyle halsizlik, kırılgan kemikler ve mikroplu hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Potasyum eksikliği ve ince kaslar da muhtemel diğer sonuçlar.

3. Aniden Kesilmesi Halinde Ani Reaksiyonlara Yol Açıyor

Kortizonu kullanımının birdenbire kesilmesi yani tedaviye birden son verilmesi halinde organizmada çeşitli ani tepkimeler meydana geliyor.

Tedavi sırasında yavaş yavaş arttırılan dozun yine aynı şekilde adım adım kesilmesi gerekiyor.

Böbrek üstü bezlerinin yetersiz bir şekilde çalışması sebebiyle fiziksel bağımlılığa yol açan kortizon tedavisinin aniden kesilmesi halinde böbrek üstü bezlerin şoka girmesi de mümkün.

4. Kaslarda Erimeye Yol Açabiliyor

Uzun süre boyunca kortizon kullanılması halinde kaslarda erime ortaya çıkabiliyor. Özellikle bacak ve kolların gövdeye yakın bölümlerinde kasların güçsüzleştiği oluyor. Potasyum atma etkisine de sahip olan kortizon, böylelikle kaslarda güçsüzlüğe neden oluyor. Kalbin kasılma fonksiyonlarına ve birçok hormonun salgılanma işlevine de engel oluyor.

5. Enfeksiyon Gelişimine Yatkınlığa Neden Oluyor

Kortizon tedavisi mantar ve virüs kaynaklı enfeksiyon gelişimine yakınlık oluşturabiliyor. Tüberküloz mikrobunun tekrar alevlenmesine sebep olduğu için hastalığı yeniden ortaya çıkartıyor.

6. Mukus Tabakasını Bozuyor

Mide asit salgılarını arttıran kortizon, koruyucu mukus tabakasına zarar veriyor. Bununla birlikte yaraların etrafında yer alan ve iyileşmeye yardımcı olan hücrelerinde aktivitelerini azalttığı için ülsere neden olabiliyor.

7. Çeşitli Hastalıklara Yol Açabiliyor

Kortizon tedavisinin tuz ve su tutulumuna neden olması böbrek hastalığı, yüksek tansiyon ve kalp yetmezliği gibi önemli sorunlara yol açabiliyor.

Tuzun geri emiliminin artması sebebiyle böbreklere zarar veren kortizon, vücutta ve kanda tuzun birikmesi ile birlikte osmatik basıncın artmasına sebep olduğu için dokulardan daha fazla su çekilmesine ve böylelikle de kan basıncının artmasına yol açıyor.

8. Addison Krizine Neden Olabiliyor

Kortizon tedavisinin aniden kesilmesi halinde Addison krizi ortaya çıkabiliyor. dışarından alınan kortizon, böbrek üstü bezlerde üretilen kortizolün üretimini sonlandırır. Kortizon tedavisinin aniden kesilmesi halinde böbrek üstü bezlerin de kortizon üretmemesi sebebiyle vücutta aniden ortaya çıkan kortizon eksikliği, Addison krizine neden oluyor.

Diğer yandan kortizon tedavisinin uzun sürmesi halinde katarakta yol açabiliyor. Kortizonlu burun spreylerinin ise kanama, kabuklanma ve kurumaya yol açtığı biliniyor.

Источник: https://evdesifa.com/kortizonun-zararlari/

Hamilelikte Öksürük Görülmesi ve Bebeğe Etkileri

Hamilelerin Kortizon Kullanması Bebeğe Zarar Verir mi? Gebelikte kortizon kullanımı

Gebelik sırasında anne adayının bağışıklık sistemi zayıflayarak enfeksiyonlara karşı daha duyarlı olmasına neden olur. Öksürük, birçok enfeksiyonla birlikte görülen yaygın bir şikayettir. Hamilelikte 10 günden uzun süren ve şiddeti sürekli artan öksürükler anne ve bebek için tehli olabilir.

Hamilelikte Öksürük Nedenleri 

Bağışıklık sistemi gebelik sırasında fetüsü korumaya yöneldiğinden anne fiziksel olarak daha yorgun düşebilir. Böylece hastalıklara karşı daha savunmasız kalır.

Ayrıca gebelik döneminde dolaşım sisteminde değişmeler yaşanmakta ve bebeğin gelişimi için oksijen ihtiyacı artmaktadır. Bu süreç normal olarak şiddetli olmayan öksürüklere yol açar. Özellikle yatarken akciğerler üzerindeki baskı arttığından gece öksürükleri görülebilir.

Bunun dışında mevsim değişikliklerine bağlı enfeksiyonlar öksürüğe neden olabilir. 

Anne adayı bu açıdan öksürüğü takip etmeli ve ne zaman arttığına dikkat etmelidir.

Vitamin ve mineraller açısından zengin gıdalarla beslenmek, açık havada yürümek, doktorunuz tarafından önerilen gebelik egzersizlerini uygulamak ve bol bol istirahat etmek bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur.

Gebelik döneminde yaptırılması gereken aşılar ihmal edilmemeli, sağlık ocağının vermiş olduğu gebelik takip programı önemsenmelidir. 

Soğuk algınlığına bağlı durumlarda öksürük şikayeti 10 gün sürebilir. Öksürükle birlikte başka semptomlar görülüyorsa süreç jinekologa bildirilmelidir. 

Gebelik döneminde öksürüğe neden olan yaygın sebepler şöyle sayılabilir: 

  • Alerjenler,
  • Kimyasal içeren temizlik ürünleri,
  • Parfüm ve oda parfümleri, 
  • Astım ve bronşit geçmişi,
  • Rinit
  • Sinüzit,
  • Grip ve soğuk algınlığı,
  • Östrojen seviyesinde artış, 
  • Stres.

 Hamilelikte Görülen Öksürüğün Bebeğe Etkileri 

Hamilelikte öksürük bebeğe zarar verir mi, sorusu en çok merak edilen ve anne adayını endişelendiren konulardan biridir. Gebelik sırasında özellikle de öksürüğün uzun sürdüğü durumlarda bebeğin sağlığı konusunda endişelenmek normal bir durumdur.

Fakat endişe, kortizon hormonlarının daha fazla salgılanmasına ve daha fazla öksürmeye neden olur. Fetüs, büyük ölçüde dirençli bir yapıya sahiptir. Kortizonun arttığı durumlarda ise bu hormon plasentayı geçerek fetüse zarar verebilir. Bu durumda stres, doğum kusurlarına ve erken doğum riskine yol açabilir.

Aşırı stres altındaysanız jinekoloğunuzla görüşmek en doğru yöntem olacaktır. 

Öksürük sırasında karın kasları yukarı ve aşağı gerilse de amniyotik sıvı, fetüsü dış etkilerden korur. Karın kaslarınızı çok fazla zorladığınızı düşünüyorsanız alt karın kaslarınıza yumuşak dokunuşlarla yapacağınız bir masaj rahatlamanızı sağlayacaktır. Öksürüğü tutmaya çalışmak karın içi basıncın artmasına neden olur.

Şiddetli bir öksürüğü engellemeye çalışmak, öksürmekten daha tehli sonuçlar doğurur. Unutmayınız ki öksürmek, doğal bir reflekstir. Yabancı mikroorganizmaları vücuttan atmanıza yardımcı olur. Bir hastalığın eşlik etmediği, gebelikten kaynaklı hormonsal değişimlerle tetiklenen öksürüklerde ilaç kullanımı bebek sağlığı açısından risk oluşturabilir.

Doktorunuzun önermediği hiçbir ilacı bu süreçte kullanmayınız. 

Sonuç olarak; gebelikte öksürük bebeğe zarar verir mi, sorusunun cevabı hayırdır. 

Dikkat Edilmesi Gerekenler 

Gebelikte öksürük şikayeti doktora bildirilmelidir. 

Bu süreçte anne adayının bol sıvı tüketmesi dehidrasyonu önlemek ve akciğerler üzerindeki baskının azaltılması açısından çok önemlidir.

Enfeksiyona bağlı durumlarda ılık su içerisine birkaç damla limon eklemek enfeksiyonu atmaya ve boğazı rahatlatmaya yardımcı olur. Muz, elma, ananas gibi meyveler bağışıklık sistemini güçlendirirken direncinizi yükseltmeye yardımcı olur.

Yeşil sebzeler ve probiyotikler açısından zengin, dengeli bir diyet bu süreci kısaltmak için önemlidir. 

Hamilelik sırasında fetüs kendine yer açmak için iç organlara baskı yapar. Bu baskı yatarken ve uzanırken daha net hissedilebilir. Aynı şekilde öksürük nöbetleri de uzanma pozisyonuna geçilmesi ile birlikte artabilir. Anne adayı daha yüksek bir yastık ve sırt desteği kullanarak bu süreci rahatlatabilir.  

Temizlik ürünleri, toz, parfüm, oda kokuları gibi tetikleyiciler solunum yollarını tahriş eden potansiyel tehlidir. Bu ürünlerle temas mümkün olduğu kadar çok azaltılmalıdır. 

Öksürüğü bastırmaya çalışmak akciğer ve diğer iç organlar üzerindeki baskıyı arttırarak teh oluşturur. Öksürmemek için kendinizi zorlamayınız. Dekonjestan türü ilaçlar fetuste anormalliklere neden olabilirler.

Öksürükle birlikte renkli balgam, hırıltı, ateşte yükselme, kusma miktarında artış ve karın bölgesinde şiddetli kasılmalar görülmesi durumunda en yakın sağlık kuruluşuna giderek doktorunuzu haberdar ediniz. 

Kaynaklar

(1 oy, ortalama: 5,00 puan
Loading…

Источник: https://akciger.info/gebelikte-oksuruk-bebege-zarar-verirmi.html

Kortizon nedir? Neden kullanılır? Faydaları ve yan etkileri

Hamilelerin Kortizon Kullanması Bebeğe Zarar Verir mi? Gebelikte kortizon kullanımı

Kortizon, kortikosteroid sınıfında yer alan anti-alerjik, immünsupresif (bağışıklığın baskılanması) ve anti-enflamatuvar (iltihap kurutucu) bir hormondur. Pek çok ciddi rahatsızlığın tedavisinde kullanılabilir.

Özellikle astım ve alerji ataklarının kontrol altına alınmasında oldukça faydalıdır. Deri rahatsızlıkları, ülseratif kolit, sedef hastalığı, egzama, artrit, alerjik bozukluklar gibi önemli hastalıkların tedavisinde kortizon içeren ilaçlar kullanılmaktadır.

Artritten astıma kadar çoğu inflamatuvar (iltihap) hastalığın tedavisinde etkili olan bu hormon, kanserle mücadelede de hayat kurtarıcıdır.

Ancak bu ilaçların kullanımında doz aşımına kaçılması ya da ilaçların hatalı kullanımı hastanın son derece ciddi yan etkilere maruz kalmasına neden olabilir. Bu yüzden kortizon kullanan hastaların dikkatli ve titiz davranması gerekir.

Doğal Kortizon nedir, ne işe yarar?

Yağ ve karbonhidrat dengesinin sağlanmasından sorumlu olan doğal kortizon, vücut yağlarının kana karışmasına ve şekere dönüşmesini olanak tanır.

Yani bu hormon, vücudun enerji ihtiyacının karşılanmasını sağlar.

Ayrıca vücudun hastalıklarla ve enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olan antikor üretimine ve bağışıklık sisteminin ve savunma mekanizmasının güçlenmesine aracılık eder.

Kortizol hormonunun vücut tarafından yeterli miktarda salgılanmaması ise halsizlik, yorgunluk, vücut direnç düşüklüğü, zayıf bağışıklık sistemi gibi pek çok sağlık sorununa neden olabilir.

Vücut direncindeki düşüklüklere stres ve başka bir ciddi rahatsızlık da eklendiğinde kişi, daha ciddi hastalıklara kolaylıkla yakalanabilir. Hatta hastanın bu durumda yaşamını kaybetmesi de söz konusu olabilir.

Kortizol hormonunun yeterli olmadığı durumlarda ise mutlaka vücudumuza dışarıdan takviye edilmesi gerekir.

Kortizol hormonu ne için kullanılır?

Kortizol hormonu, yüksek stres ve hayati teh durumunda vücudumuz tarafından kendiliğinden salgılanan bir hormondur.

Gün içerisinde böbrek üstü bezi tarafından salgılanan kortizol hormonunun miktarı üzerinde kan basıncı ve vücut ısısı etkilidir.

Stres hormonu olarak da isimlendirilen kortizol hormonu, bağışıklık sisteminin algıladığı stres ya da hayati teh karşısında ya savaşmasını ya da bu tehden kaçmasını sağlar.

Romatoid artrit nedir? Nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri

Sentetik kortizol hormonu yani kortizon ilaçları ise vücudun belirli bölgelerindeki ağrı ve iltihapları giderir.

Dirsek, kalça, omuz, diz, bilek gibi eklemlere enjekte edildiğinde iltihap semptomlarını hafifletir.

Kortizondan tendinit, reaktif artrit, gut, psoriatik artrit gibi hastalıkların tedavisinde yararlanabilmek mümkündür.

Kortizon çeşitleri ve ilaçları

Kortizon ilaçlar; kendi içerisinde topikal kremler, haplar, vücuda doğrudan enjekte edilebilen ilaçlar vb. olacak şekilde farklı şekilde sınıflandırılır. En sık kullanılan kortizon çeşitlerini ise aşağıdaki şekilde sınıflandırabiliriz:

Kortizon iğnesi (enjeksiyonlar)

Bursit, osteoartrit, izole eklem iltihabı, gut gibi artritik rahatsızlıkların yol açtığı ağrı gibi semptomların tedavisinde kortizon iğnesi kullanılır.

UYARI: Bu iğnenin yapıldığı bölgede kızarıklık ve göğüs bölgenizde sıcaklık hissedebilirsiniz. İğne sonrası ağrıları dindirmek için bu bölgeye buz ile kompres yapabilirsiniz.

Kortizon iğnesinden sonraki 2 gün boyunca küvet ve jakuziden uzak durun. Ama bu sürede ayakta duş alabilirsiniz. İğnenin yapıldığı bölgeyi koruyun.

Örneğin, diz bölgenize iğne vurulduysa birkaç gün ağır yükler kaldırmaktan ve omuzlarınıza yüklenmekten kaçınmalısınız.

Ağrı, şişlik ve kızarıklığın 2 gün içerisinde geçmediği aksine arttığı durumlarda ise doktorunuza görünmelisiniz. Doğrudan iltihaplı bölgeye enjekte edilen kortizon ilaçlarına betametazonu ve triamsinolonu örnek olarak gösterebiliriz.

Kortizon hapı (Oral kortizon ilaçları)

Romatoid artrit ve ankilozan spondilit başta olmak üzere tüm vücudu etkileyen inflamatuvar hastalıkların neden olduğu ağrılı alevlenme dönemlerinde kullanılırlar. Metotreksat ve sulfasalazin en sık kullanılan ve ağızdan alınan ilaçlardır.

UYARI: Artrit tedavisinde reçete edilen kortizon haplarını kullanmadan önce mutlaka doktorunuza kullandığınız diğer reçeteli ya da reçetesiz ilaçlarla ilgi bilgi verin. Hap kullanımını doktora danışmadan asla kendi kararınız ile bırakmayın, reçetede belirtilen süreden daha uzun yada daha kısa bir süre boyunca bu hapları kullanmayın.

Kortizon kremler (Topikal kortizon)

Krem, sprey, köpük, jel gibi farklı versiyonları bulunan topikal kortizon ilaçları deri iltihaplarının tedavisinde kullanılır.

Özellikle böcek ısırıklarının tedavisinde yararlanılan hidrokortizon krem topikal kortizonlara örnek olarak gösterilebilir.

İnflamatuar bir deri bozukluğu olan ve çoğu zaman psoriatik artrit ile ilişkili olan sedef hastalığının tedavisinde de topikal yani bölgesel kortizonlardan yararlanılabilir.

Kortizon kremler, özellikle deri hastalıklarında çok faydalıdır

Kortizonlu ilaçlar

Kortizonlu ilaçlardan özellikle farklı artrit çeşitlerinin tedavisinde faydalanılır. Sedef hastalığı, lupus gibi iltihaplı deri rahatsızlıklarında ise daha çok kortizon topikal krem ve merhemler reçete edilir.

Kortizonlu ilaçlar, böbrek üstü bezi tarafından az miktarda kortizon salgılanması durumunda devreye girerler. Vücuttaki iltihap ve şişliği azaltmanın yan ısıra, inflamasyona neden olan moleküllerin salınımını önlerler.

Mevsimsel alerjiler gibi alerjik reaksiyonlar, ülseratif kolit, anemi; kortizonlu ilaçların kullanımı ile tedavi edilebilir.

Kolit nedir? Neden olur? Kolitin belirtileri ve tedavisi

Kortizon hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır

Daha çok artrit ve iltihaplı deri rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan kortizon, sıklıkla aşağıdaki hastalıkların tedavisinde kullanılır.

  • Astım ve Alerjik rahatsızlıklar
  • Sedef, Egzama
  • Gut hastalığı
  • Adrenal yetmezliği, Anemi (kansızlık)
  • Romataid artrit ve osteoartrit gibi pek çok artrit çeşidi
  • Kanser, Ülseratif kolit
  • Tendinit, Lupus
  • Eklem ve tendon iltihaplanmaları

Kortizon tedavisi nasıl yapılır?

Kortizon tedavisi, kortizonla hangi hastalığın tedavi edileceğine ve tedavide yararlanılan yönteme göre değişiklik gösterir.

Kortizon hapı ile tedavide doktorun reçetede belirttiği süre boyunca günde birkaç kez bu hapları tüketmeniz gerekir.

Topikal yani lokal tedavilerde ise kortizon kremi ya da merhemi derideki iltihaplı lezyona günde 2-3 sefer olacak şekilde ve ince bir tabaka halinde sürmelisiniz.

İğne ile yapılan kortizon tedavisi pek çok bölgeye uygulanır

İğne ile yani enjeksiyonla kortizon tedavisi, genellikle 6 hafta-6 aylık bir zaman dilimi için iltihabın yol açtığı yangı, ağrı, acı vb. semptomları hafifletir.

İğnenin etkileri sona erdiğinde ise kişinin tekrar kortizon iğnesi ile tedavi edilmesi gerekebilir. Hatta iğne ile tedavi, yaşam boyu devam edebilir. Enjeksiyonla tedavide kortizon, kaslara, eklemlere, kana, omurgaya, tendon çevresine yapılabilir.

Hastanın ağrı ve acı hissetmesini engellemek adına enjeksiyon lokal anestezi eşliğinde gerçekleşebilir.

Kortizion tedavisi, uzun bir süre boyunca devam ettiğinde ya da tedavide yüksek doza kaçıldığında oldukça tehli olabilir. Ancak kısa süreli tedavilerde genellikle hasta, ciddi yan etkilerle karşılaşmaz. Kortizon tedavisinin mümkün olduğunca kısa süreliğine ve düşük dozda tutulması hastanın genel sağlığı açısından önem arz eder.


Kortizonun yan etkileri

Uzun süreli ve yüksek dozda kortizon kullanımı pek çok yan etkiye neden olabilir. Kortizon kullanımının yan etkilerini ise aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

  • Metabolizma: Kan şekerini yükselten kortizon, özellikle şeker hastaları için tehli olabilir. Kan yağlarını yükselterek, kolesterol seviyelerinde artışa neden olabilir. Damar tıkanıklığı; özellikle sigara ve doğum kontrol hapı kullanan kişilerde yaygın görülür.
  • Kardiyavasküler:Potasyum eksikliği, konjestif kalp yetmezliği, hipertansiyonu takip eden miyokardiyal rüptür, son dönem miyokard infarktüsü kortizon kullanımına bağlı kardiyavasküler riskler arasında bulunur.
  • Mide-bağırsak:Mide ülseri, potansiyel perforasyon ve kanama, mide bulantısı, midede delinme, iştah artışı, pankreatit vb. mide-bağırsak sistemine dair yan etkiler bildirilmiştir. İlaçların tok karna alınması ile bu riskler, en aza indirgenebilir.
  • Kas-iskelet: Kas güçsüzlüğü, kemik erimesi, kas kaybı vb. kas-iskelet sistemi sorunları, özellikle tedavinin ilk yılında sıklıkla karşılaşılan yan etkilerdir. Hareketsiz yaşayan kişiler ve menopoza girmiş olan kadınlarda bu yan etkilerin daha yaygındır.
  • Psikiyatrik: Uykusuzluk, şiddetli depresyon ve anksiyete, kişilik bozuklukları ve değişiklikleri vb. yan etkiler görülebilir.
  • Sinir sistemi: Hasta, uzun süreli kortizon kullanımı doğrultusunda vertigo, baş ağrısı, halsizlik vb. sinir sistemiyle ilişkili yan etkilere maruz kalabilir.
  • Deri: Deri çatlakları, deride morarma, yara iyileşmesinin gecikmesi, aşırı kıllanma, deri renginin koyulaşması, ensede kalınlaşma vb. yan etkiler görülebilir.
  • Endokrin: Çocuklarda büyümenin baskılanması, hipofiz yanıtsızlığı, cushingoid vb. yan etkiler ortaya çıkabilir.
  • Oküler: Göz içi basıncında artış(glokom), özellikle çocuklarda görülen katarakt vb. gözde istenmeyen yan etkilerle karşılaşmak mümkündür. Katarakt ve glokom gelişimini engellemek adına hastanın mutlaka her 6 ayda bir doktora görünmesi gerekir.
  • Alerjik reaksiyonlar: Hastada deri döküntüsü, kaşıntı, ürtiker, yüz, dudak ve dilin nefes almayı zorlaştıracak şekilde şişmesi vb. ciddi alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Daha önce alerjik reaksiyon geçiren kişilerde kortizon tedavisi, ölümcül sonuçlar doğurabilir. Tromboembolizm, kadınlarda adet düzensizliği, cinsel isteksizlik, erkeklerde sperm miktarında azalma nadir de olsa bildirilen diğer yan etkilerdir.

Kireçlenme (osteoartrit) nedir, neden olur? Belirtileri ve tedavisi

UYARI: Bağışıklık sistemini ciddi anlamda baskılayan kortizonlar, kişinin hastalık ve enfeksiyonlara daha kolay yakalanmasına neden olabilir. Ayrıca hastalar, rahatsızlıklarını daha şiddetli geçirebilir.

Hamilelerde kortizon kullanımı, anne adaylarında yüksek tansiyon ve şeker riskini yükseltebilir. Özellikle doğuma yakın bir zamanda kortizon kullanımı, bebeğin de böbrek üstü bezlerini baskılayabilir.

Bu yüzden hamilelerin doktora danışmadan kortizon hap kullanmaları gerekir.

Kortizon iğnelerinin yan etkileri

Kortizon iğnelerinin kullanımı birtakım yan etkiler ve sorunlara zemin hazırlayabilir. Kortizon iğnesinin neden olduğu bazı yan etkiler şunlardır:

  • Sinir hasarı
  • Eklemlerde enfeksiyon
  • Enjeksiyon bölgesinde yumuşak doku incelmesi
  • Eklemlerde geçici iltihaplanma ve ağrı
  • Kemik incelmesi ve erimesi
  • Kan şekerinde geçici artış
  • Tendonlarda zayıflama

Kortizonun zararları nasıl giderilir?

Kortizon iğnelerinin ya da haplarının yan etkilerine maruz kalmamak adına düzenli olarak egzersiz yapmalı, kötü ve dengesiz beslenme alışkanlığınızı terk etmeli, doktorunuzla randevularınıza periyodik olarak katılmalı, kilo vererek ideal kilonuza ulaşmalısınız.


Kortizon tedavisinin ölümcül riskler doğurabileceğini unutmamalı, yan etkilerle karşılaşmanız durumunda vakit kaybetmeksizin doktorunuza gözlemlediğiniz yan etkilere dair bilgi vermelisiniz.

Bu durumda doktorunuz tedavide doz azaltımına gidebileceği gibi kortizon tedavisini sonlandırmaya da karar verebilir.

Protein nedir? Hangi besinlerde bulunur? Faydaları ve zararları

Kortizon tedavisi alanlar nelere dikkat etmeli?

  • Sigara kullanma alışkanlığınızı bir an önce bırakın
  • Alkol ve kafein tüketimini mümkün olduğunca sınırlandırın
  • Kemik erimesi riskini azaltmak adına kalsiyum açısından zengin besinler tüketin
  • Kas kaybıyla karşılaşmamak için protein açısından zengin bir diyetle beslenin
  • Kolesterol seviyelerinin yükselmesini engellemek için yağdan fakir bir diyetle beslenin
  • Katı ve doğmuş yağ tüketiminden kaçının
  • Tansiyon yüksekliği riskine karşı tuzsuz bir diyet tercihinde bulunun
  • Karbonhidrat açısından fakir besinler tüketin
  • Yılda bir kez kemik yoğunlu değerlendirme testine (DEXA) girin
  • Aktif bir yaşam tarzını benimseyin. Bu amaçla günde 30 dakikalık yürüyüşlere çıkabilir, fitness ve aerobik gibi aktivitelere katılabilirsiniz.

Referanslar: 1- What is cortisone? 2- Cortisone shots 3- Cortisone side effects 4- Kortikosteroid tedavisi

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/kortizon-nedir-neden-kullanilir-faydalari-ve-zararlari-nelerdir/

Gebelikte Antidepresan Kullanmak Bebeğe Zarar Verir mi?

Hamilelerin Kortizon Kullanması Bebeğe Zarar Verir mi? Gebelikte kortizon kullanımı

Gebelik sırasında antidepresan kullanımının bebek için bazı sağlık riskleri oluşturabileceğini belirten uzmanlar, hamilelikte antidepresan kullanımı ile ilgili kararın ve gebelikte alınacak ilaçların yararları ve risklerinin ayrı ayrı dikkatle alınarak doktor tarafından verilmesi gerektiğini belirtirler. Bunun nedeni olarak da tedavi edilmeyen ve ağır geçirilen depresyonun anne adayı için risk oluşturabileceğini gösterirler. Antidepresanlar, depresyon tedavisinde ilk başvurulan tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkarken gebelik gibi özel durumlarda kullanımı titizlik gösterilmesi gereken konuların başında gelir. Peki, Gebelikte antidepresan kullanılır mı? Hamilelik döneminde kullanılan antidepresanlar bebeğe zarar verir mi? İşte yapılan araştırmalar doğrultusunda depresyon ilaçlarının (antidepresan ilaçların) anne karnındaki bebek üzerindeki etkileri…

Gebelikte Antidepresan Kullanımı Bebeğiniz İçin Risk Oluşturabilir

Kadın hastalıkları doğum uzmanları, antidepresanların gebelikte kullanımıyla ilgili vermiş olduğu bilgilerde; depresyonun birçok tipinde ilk tedavi seçeneği olarak antidepresanların kullanıldığını, bu gruba giren ilaçların depresyon belirtilerini ortadan kaldırmasıyla kişilerin kendilerini iyi hissettiklerini belirtiyorlar.

Gebelikte antidepresan kullanımının bebeğin sağlığı için risk oluşturabileceğini, ilacın tamamen kesilmesi durumunda da anne adayının risk altında olabileceğini ifade ediyorlar.

Gebelikte depresyonun mutlaka tedavi edilmesi gerektiğine değinen uzman doktorlar, gebelik sırasında antidepresan kullanımına karar verilirken yarar / zarar dengesinin göz önünde tutulmasının altını çiziyorlar.

Gebelik Depresyonu Tedavi Edilmeli mi?

Daha önceleri hamilelikte salgılanan hormonların anne adayını koruduğunun düşünüldüğünü belirten uzman hekimler daha sonra yapılan araştırmaların bunun doğru olmadığını ortaya koyduğunu, bununla birlikte gebelik duygularının da depresyonla başa çıkmayı zorlaştırdığını ifade ediyorlar. Bu nedenle hamilelik sırasında ortaya çıkan depresyonun mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini belirtiyor.  

Gebelik Depresyonu Tedavi Edilmezse Pek Çok Soruna Neden Olabilir

Anne adaylarında tedavi edilmemiş depresyon durumunun olması durumunda sağlıklı beslenmenin zorlaşması, rutin kontrolleri aksatma gibi pek çok olumsuz davranışların ortaya çıkabileceğini, anne adaylarının yaşayacakları tüm bu olumsuz durumların düşük ağırlıklı ve erken doğan bebeklere neden olabileceğini belirtiyorlar.    

Hamilelik Depresyonuyla Baş Etmek İçin Bunları Yapın! Detaylı bilgi için tıklayın…   

Hamilelikte Kullanılabilecek Depresyon İlaçları (Antidepresanlar) Var mıdır?

Uzmanlar, hamilelikte antidepresanların kullanımına karar verilirken, riskleri ve yararları arasındaki dengeye üzerine kurulu olması gerektiğini vurgularlar.

Çoğunlukla, gebelik döneminde antidepresan kullanan anne adaylarının bebekleri için doğum kusurları ve diğer sorunların oluşma riskinin düşük olduğu belirtilir.

Bununla birlikte bazı antidepresan ilaçların sorun oluşturmadan hamilelik sırasında kullanılabileceğinin güvenli olduğu ispat edildiğinin altı çizilirken, antidepresanların bazı türlerinin anne karnındaki bebeklerde sağlık sorunları oluşturabileceği de yapılan araştırmalar arasında yer almaktadır.

Gebelikte Antidepresan Kullanımı Fetal Kalp Kusurları Oluşturabilir

Bazı antidepresanların gebelikte kullanılması önerilmezken söz konusu ilaçların, özellikle gebeliğin ilk üç ayında (1. Trimester döneminde) alınması durumunda fetal kalp kusurları ile ilişkilendirildiği belirtilir. Bununla birlikte fetal büyümenin sınırlandırılabildiği gibi anne adayında yüksek tansiyonun kötüleşmesine neden olabileceğine dikkat çekilir.

Antidepresanların Bebek İçin Diğer Riskleri

Gebelik boyunca ya da son trimesterde (gebeliğin son 3 ayında) kullanılan antidepresanların, bebeğin doğumda aşırı sinirli ve huysuzluk gösterebileceği belirtilirken, özellikle hamileliğin son aylarına doğru artan dozların genellikle tavsiye edilmediği belirtilir.

Antidepresanları tüm gebelik boyunca veya gebeliğin son yarısında kullanıldığı durumlarda bazen bebekte doğumda geçici olarak huzursuzluk ve titreme görülebileceği, söz konusu sorunlarla karşılaşmamak için hamileliğin sonlarına doğru ilacın doktor kontrolünde kesilmesi tavsiye edilir.  

Gebelikte Antidepresan Alımı Kesilmeli mi?

Hamilelik sırasında antidepresan alımı ani olarak durdurulursa depresyonun tekrarlama riskinin bulunduğunu belirten uzmanlar, antidepresan ilaçlarının mutlaka doktor gözetiminde bırakılması gerektiğini, zira ilacın aniden bırakılması pek çok soruna neden olabilmektedir.

Hamileyseniz ya da Gebelik Planlıyorsanız Mutlaka Doktorunuzla Konuşun

Eğer depresyonunuz varsa ve hamile ya da gebelik planlıyorsanız, bunu öncelikle doktorunuzla konuşmanız tavsiye ediliyor.

Bazen hafif depresyon durumlarının vakarlı danışmanlık ya da diğer tedaviler de dahil olmak üzere psikoterapi ile tedavi edilebileceği söylenirken,  bazen hafif ve orta düzeydeki depresyonun psikoterapi ile düzelebileceği, orta ve şiddetli depresyon durumunun olması durumunda ya da eskiden depresyon geçirmişse tekrarlama olasılığının daha şiddetli olduğunun altı çiziliyor. Bu nedenle bebeğin ve anne adayının uzun süreli sağlığı için en iyi seçimin ne olduğunun karar verilmesinde doktorla ile işbirliği içerisinde olması önemle tavsiye ediliyor.

Editörün Seçtikleri

Popüler Yazılar

Gebe Sözlüğü

Источник: https://www.gebe.com/gebelikte-antidepresan-kullanilir-mi-bebege-zarar-verir-mi

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.