Hamilelikle Beraber Ortaya Çıkan Kalp Hastalıklarına Dikkat

içerik

Sessiz Kalp Hastalıklarına Dikkat!

Hamilelikle Beraber Ortaya Çıkan Kalp Hastalıklarına Dikkat

Göğüs ağrısı, sol kolda, sol omuzda, sırtta ve göğüste hissedilen baskı ile içten yanma tarzındaki ağrılar, çarpıntı, ani başlayan nefes darlığı ve aşırı terleme… Tüm bu şikayetler, kalp krizinin en belirgin belirtileri arasında yer alıyor.

Ancak bazı kişiler bu belirtiler olmaksızın da kalp krizi geçirebiliyor. Bu nedenle düzenli kalp kontrollerinin ihmal edilmemesi gerekiyor.

Memorial Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü uzmanları, sessiz kalp hastalığı ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Kalp krizi geçirdiğini bilmeden yaşayanlar da var

Yaşamın devamlılığında en önemli organlardan biri olan kalp, vücuda kan pompaladığı sürece hayat devam etmektedir. Ancak kalpte bazen sıkıntılar olabilir ve bunun sonucu vücutta bazı şikayetler meydana gelir.

Göğüste, sol kolda ağrı ve baskı, çarpıntı en sık görülen şikayetlerken; bazen bunların hiçbiri olmaksızın yorgunluk, uykusuzluk gibi müphem belirtilerle de kalp krizi gelebilir.

Sessiz kalp krizi olarak tanımlanan bu tabloda, en riskli grubu; diyabet, kronik böbrek hastaları, özellikle 70 yaş üstündekiler ve kadınlar oluşturur.

Kronik iskemik kalp hastalığı olanlarda oluşabilen köprü damarlar sayesinde hasta kalp krizi geçirdiğini bilmeden, uzun yıllar hastalığının farkında olmadan yaşayabilir. Bu hastalarda kalp yeterince beslenemediği için sessiz iskemiler söz konusu olabilir. Bu grup hastalarda kalp yetersizliği, aritmi ve ani kalp ölümleri görülebilir.

Ani kalp ölümü gençler için de büyük risk  

Ani kalp ölümü; iki saat içerisinde hastanın bilinen bir hastalığı olmaksızın yaşamını kaybetmesi olarak tanımlanır. Bunların önemli bir kısmında sessiz seyreden iskemik tablolar olduğu bilinir. Sessiz iskemi tablosuna bilinen riskli grupları dışında genç, diyabeti olmayan, erkek hastalarda da rastlanabilir.

Hastalığın ortaya çıkmasında tıkanan damarın büyüklüğü, beslediği miyokard alanı ve kalbin fonksiyonlarına etkisi gibi birçok değişik faktör önem taşır.

Sessiz iskemiye neden olan tıkanmalar, damarların daha alt bölümlerinde ve ana damar yerine yan dalların ya da daha az önemli olan dalların tıkanması sonucunda çoğunlukla ortaya çıkar. Miyokardın o bölgesini kanlandıran başka küçük dalcıklar olduğundan ve ana dal da çalıştığı için hasta bunu hissetmeyebilir.

Kalbin en önemli damarı LAD, bazı insanlarda doğuştan ikili olur. İkili LAD damarında, bir dal tıkandığında diğeri onun çalıştığı alanı beslediği için hasta bunu da hissetmeyebilir.

Anjiyo ile kesin tanı konuyor

Hiçbir belirti vermeksizin ortaya çıkan sessiz iskemi, çoğu zaman tesadüfen yakalanmaktadır. Check-up sırasında, ekokardiyografi veya elektrokardiyografide kalbin bir bölümünün daha yavaş çalıştığı, daha az kasıldığı görülür.

Elektroda buna ilişkin değişiklikler saptanır. Nedene yönelik araştırma yapılırken hasta kalp krizi öyküsünden söz etmese de görüntüleme yöntemleri buna ilişkin bulgular ortaya çıkarabilir.

Hastada belirti olmasa bile özellikle koroner arter hastalığı için risk faktörlerine sahip insanlarda ileri tetkiklere başvurulmalıdır. Efor, miyokard perfüzyon sintigrafisi, stres eko kardiyografi gibi testlerden biri yapılarak hastalığın tanısı konulur.

Tanı sonrası kalpteki problemin ciddi, damardaki sorunun ise yaygın olduğu birtakım kriterlerle anlaşılırsa hastaya anjiyo önerilir.

Risk faktörlerine yönelik önlemler alınmalı

Yapılan tetkiklerde kalp damar hastalığı saptanmadığı takdirde gelecek yıllarda kalp damar hastalığına yakalanmayı önlemek amacıyla risk faktörlerine yönelik iyileştirici önlemler alınır.

Diyabet, sigara kullanımı, hiperkolesterolemi (kötü huylu kolesterolün belli düzeyin üzerinde olması), tansiyon hastalığı gibi birden fazla risk faktörüne sahip hastalarda hastanın göğüs ağrısı yakınması dikkate alınarak bazen doğrudan koroner anjiyografi önerilir.

Hastaların bir bölümü standart koroner anjiyografi yaptırmaya karşı direnç gösterebilir. Bu durumda halk arasında ‘sanal anjiyo’ da denilen koroner CT anjiyo tavsiye edilir. Böylece koroner hastalığı saptanır.

Koruyucu önlemler öne çıkıyor

Koroner arter hastalığının tedavisi, girişimsel ve koruyucu olarak iki şekildedir. Girişimsel tedavilerde; stent, balon, bazen de by-pass’a varabilen tedaviler uygulanır. Hastalığın kendisinin girişimsel yöntemlerle cerrahi olarak, stent balonun yanında diğer damarları korumaya yönelik tedavileri de olabilir.

Koruyucu tedavi kapsamında ise haftada beş gün, kişinin sağlık durumuna uygun olarak hafif ve orta düzey egzersizler önerilir.

Sigara içenlerin bu alışkanlığı bırakması, diyabet hastalarının mutlaka bir endokrinoloji uzmanının takibine girmesi, obezite halinde diyetisyen kontrolünde kilo verilmesi ve alkol tüketiliyorsa bunun sınırlandırılması önem taşımaktadır.

Güncellenme Tarihi: 04 Eylül 2018Yayınlanma Tarihi: 27 Şubat 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: //www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/sessiz-kalp-hastaliklarina-dikkat/

Hamilelik döneminde şeker hastalığı

Hamilelikle Beraber Ortaya Çıkan Kalp Hastalıklarına Dikkat

Şeker hastalığı yani diyabet, kanda yüksek miktarda şeker bulunmasına sebep olan bir hastalıktır. Bazı kadınlarda hamilelik meydana gelmeden önce de şeker hastalığı, diyabet hali hazırda beklemektedir.

Bazı kadınlarda ise, “gestasyonel diyabet” şeklinde ifade edilen bir şekilde hamilelik döneminde şeker hastalığı ortaya çıkar.

Hemen hemen her 20 hamile anne adayından birinde, hamilelik öncesi şeker hastalığı var olup, yaklaşık 200 kadından 5 inde ise, hamilelik döneminde diyabet olduğu varsayılır.

Hamilelik meydana gelmeden önce de şeker hastalığından mustaripseniz, hamilelik dönemi süresince kan şeker düzeyini rutin bir şekilde kontrol ve takip altında tutmanız, fazlası ile önem teşkil eder. Duruma bağlı olarak insülin dozunu değiştirmek de gerekebilir.

2 ) Hamileliğe bağlı veya hamilelik öncesi meydana gelen şeker hastalığı tedavi edilmediği müddetçe, anne adayını bekleyen sorunlar nelerdir?

Hamileliğe bağı şeker hastalığı veya hamilelik gerçekleşmeden önce ortaya çıkan şeker hastalığı tedavi edilmediği taktirde, anne adayı aşağıda ki durumlar ile karşı karşıya kalabilmektedir;

  • Hamilelikten önce zaten diyabeti olan, diyabetik kişilerde bebekte bazı anomalilerin ortaya çıkma ihtimali fazlalaşır. Fakat hamilelikte ortaya çıkan gestasyonel diyabet (GDM)  yani hamileliğe bağlı diyabet, bebekte anomalilere yol açmaz ya da çok hafif bağlantılı olabileceğine dair bazı çalışmalar yapılmıştır.
  •  Hamilelik sırasında, “pre-eklampsi” şeklinde isimlendirilen yüksek tansiyon problemi olabilir ve bu durum kişide ya da bebekte çeşitli problemlere yol açabilir.
  • Erken doğum gibi bir risk meydana gelebilir. Bu da hamileliğin henüz sonlanmadan 37. haftası bitmeden önce, ya da bebeğin erken doğrultulması gerektircek durumlar meydana gelebilir.
  • Bebeğin doğumunun ardından, akciğerleri tam gelişemediğinden dolayı, solunumla ilgili sorunlar meydana gelebilir.
  • Ani bebek ölümü riski ortaya çıkabilir.
  •  Doğumun ardından RDS yani, bebekte akciğer yani solunum problemi görülebilir.
  •  Doğumun ardından bebekte hipoglisemi yani, kan şekeri düşüklüğü ve biluribin yüksekliği, polisitemi oluşabilir.

Hamilelik öncesinde ve hamilelik sırasında tedavi olması gerektiği bir biçimde görülüyor ise, ve düzenli kontrollerin aksatılmaması halinde, sağlıklı bir bebek doğurma şansı elbette ki mevcuttur.

3 ) Hamilelikte diyabet belirtileri, hamilelik şekerinin belirtileri nelerdir?

Pek çok zaman, herhangi bir belirti vermediğinden dolayı, araştırılmadığı durumlarda bebek yasamı için ciddi problemlere sebep olabilir.

Bazı zamanlarda, anne adaylarının bir bölümünde bebeğin suyu fazla olabilir. Bu duruma polihidramnıoz denilir.

Böyle bir durumda, akla ilk gelen şey, anne adayın da gizli şeker hastalığını mevcut olma olasılığıdır.

Bu sebepten dolayı anne adayında belirti olmasa dahi, bu önemli sağlık probleminin araştırılması gerekmektedir.

4 ) Hamilelikte şeker hastalığı tanı testi nasıl yapılır? (Şeker yükleme testi) (OGTT)

12 saatlik bir açlık süresinin sonucunda, açlık kan şekeri ve suda çözünmüş 100 gram glikozun içilmesinin ardından ( yaklaşık iki veya üç saat sonra ) damardan kan alınıp anne adayının tokluk kan şekeri ölçümü yapılır. Bu 4 ölçümden 2 veya daha fazlasının yüksek çıkması halinde, gestasyonel diyabet tanısı kesinlik kazanmış olur.

Ölçümlerden sadece biri patolojik çıkan anne adayları, yakın takip altına alınır. Bu anne adaylarında belli bir süre sonra OGTT yinelenir.

5 ) Hamilelik şekerinin belirtileri nelerdir?

Bir çok anne adayı, şeker hastalığının belirtilerini fark etmemektedir. Bu problem yalnızca yapılan tahliller neticesinde ortaya çıkmaktadır. Susuzluk hissi, kilo kaybı, çok fazla yemek yemek, normalden daha fazla idrar yapmak, yorgunluk gibi belirtileri ile karşılaşılabilir.

Şeker hastalığı bulunan bir kadın hamile olursa, hamilelik dönemi içerisinde hastalığın kontrolünün daha fazla zorlaşacağı ve işlerin kötü de gidebileceği bilinen risklerin içerisinde yer almaktadır.

6 ) Hamilelik döneminde şeker hastalığının teşhisi nasıl yapılır?

Teşhisin yapılabilmesi için, glukoz yükleme testleri (şekerli su testi) olarak ifade edilen testler yapılır. 24 ile 28. hamilelik haftasında bütün anne adaylarında tarama için 50 gr. glukoz testi uygulanır.

50 gram glukoz yükleme testi sadece tarama testidir, net bir şekilde şeker hastalığı için tanı koya durumu söz konusu değildir. 50 gram glukoz testi değeri 140′dan yüksek çıkan anne adaylarında, 100 gram glukoz tolerans testi uygulanır.

100 gram glikoz testinin sonucuna göre, şeker hastalığının saptaması yapılabilmektedir.

7 ) Hamilelik dönemi içerisinde, şeker hastalığının tedavisi nasıl yapılır?

Gestasyonel diyabet tedavisi için bazı zamanlar, sadece beslenme düzenini değiştirmek yeterli olur. Diyetin yetmediği durumlarda ise, insülin tedavisine başlanabilmektedir. Tablet şeklinde alınan şeker düşürücü ilaçlar, hamilelik döneminde kullanılmamaktadır.8 ) Hamilelik döneminde şekeri olan anne adaylarının, doğum ve zorlukları nelerdir?

Şeker hastalığı olan anne adaylarında doğum, şayet başka bir anormallik mevcut değilse, normal doğum şeklinde ve olması beklenen zamanda gerçekleştirilir. Ancak çoğu zaman, 40 haftayı geçmeden doğumun gerçekleşmesi planlanmaktadır. İri bebek veya anne kemik yapısının uygunsuz olması gibi durumlar söz konusu olduğu zaman, sezeryan ile doğumun tamamlanamsı düşünülmektedir.

Источник: //jinekoloji.com/hamilelikte-seker-hastaligi-gestasyonel-diyabet

Kalp Hastalıkları

Hamilelikle Beraber Ortaya Çıkan Kalp Hastalıklarına Dikkat

İnsan vücudunun yer alan en önemli organ ve vücudun kilit noktası olan kalp sağlığına çok önem vermemiz gerekmektedir. Çünkü kalpte başlayan birtakım hastalıklar, tüm organları ve aynı zamanda tüm dokuları da olumsuz anlamda etkilemektedir.

İnsan vücudunun tüm kısmına gerekli olan oksijeni ve besini sağlama işlevine sahip olan kalp organı, birtakım sebeplere bağlı olarak işlevini yerine getirememeye başlar. Bu tür durumlarda kalpte başlayan ve buna bağlı olarak diğer organları da olumsuz bir şekilde etkileyen hastalıklar ortaya çıkmaktadır.

Kalp hastalıklarının birtakım risk faktörlerini erkekler daha çok fark etmektedir ama kadınlar kalple ilgili belirtileri çok fazla önemsememektedir. Kalp hastalıkları erkeklerde daha çok göğüs ağrısı şikayeti ile doktora başvurmaktadırlar. Kadınlar ise yorgunluk ve nefes darlığı gibi şikayetlerle doktora başvurmaktadırlar.

Erkeklerde ve kadınlarda kalp hastalıkları farklı belirtilerle kendini göstermektedir. Kadınlar kalp hastalıklarının ilk belirtileri çok önemsemedikleri ve doktora daha geç bir zamanda gitmeleri nedeni ile hastalık genelde ilerlemiş olmaktadır.

Kadınlar kalp hastalığı belirtilerini daha geç ciddiye alıp, doktora daha geç gittikleri için kalp hastalıklarını teşhis etmek amacı ile yapılan testler, kadınlarda daha az uygulanmaktadır ve bu durum da daha yanıltıcı sonuçların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenle kalple ilgili herhangi bir şikayetinizde mutlaka doktora başvurmanız gerekmektedir. Kadınlarda kalp hastalıklarının teşhis edilme ihtimali, erkeklere göre çok daha düşük oranda yer almaktadır.

Kalp Hastalıkları Nelerdir?

Kalp hastalıkları denilince koroner damar hastalıkları ilk sırada yer almaktadır. Koroner damar hastalığı, kalpte yer alan ve kalbe bağlı olan atar damarların daralması sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Kalbin işleyişini ve aynı zamanda yapısını etkileyen birçok kalp hastalığı bulunmaktadır.

Bu kalp hastalıkları, koroner damar hastalığı, kalp ritim bozukluğu, kalp kapağı hastalıkları, doğuştan gelen kalp hastalıkları, kalp yetmezliği, perikard hastalıklar, aort hastalıkları ve marfan sendromu ve aynı zamanda damar hastalıklarıdır.

Koroner Damar Hastalıkları : Koroner damar hastalıklarında kalbe bağlı olarak işlevini sürdüren atardamarların ebat olarak daralması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Atardamarların kalbin çalışmasını sağlaması için gerekli olan oksijeni sağlamaktadır.

Kalp ritim Bozukluğu : İnsan vücudunun en önemli ve en hassas organı olan kalbin bazen çok fazla, çok az ya da düzensiz atması sonucunda kalp ritim bozukluğu ortaya çıkmaktadır. Kalp ritim bozukluğu rahatsızlığında mutlaka doktora başvurmanız gerekmektedir.

Kalp Yetmezliği : Kalp yetmezliği hastalığında kalbin yeteri kadar kan pompalamaması durumunda ortaya çıkmaktadır. Kalple ilgili her türlü hastalıkta mutlaka doktora gitmeniz gerekmektedir. Çünkü kalp insan vücudunun en önemli organlarından biri olması sebebiyle kalbin zarar görmesi, tüm organların zarar görmesi anlamına gelmektedir.

Kalp Kapağı Hastalıkları : Kalp kapağı, kalbin kalp odacıklarının çıkışında yer almaktadır. Kalpte bulunan dört odacıktan her birinin çıkışında da ayrıca bir kapak yer almaktadır.

Bu kapakların işlevi ise, kanın içinde tek yönde akmasına yardımcı olmaktır. Kalp kapağının işlevini yitirmesi ya da zayıflaması durumunda, kalp kapağı hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Doğuştan Gelen Kalp Hastalıkları : Genetik faktörlü olarak ortaya çıkan kalp hastalıkları doğumdan önce kalpte ya da damarlarda ortaya çıkan bir çeşit hasardır.

Ülkemizde de doğuştan gelen kalp hastalıkları oranı yüksektir, her bin çocuktan sekizi bu tür hastalıklarla beraber doğmaktadır. Genetik faktörlü olarak ortaya çıkan kalp hastalıklarının çoğu bebek anne karnındayken ortaya çıkmaktadır. Bazen yetişkinlerde de görülmektedir.

Eğer anne hamilelik sürecinde sigara, alkol, uyuşturucu ya da birtakım ilaçlara maruz kalması durumunda kalp hastalıkları ortaya çıkmaktadır.

Kardiyomiyopati : Kardiyomiyopati hastalığında kalpte yer alan kasların hasar görmesi durumunda ortaya çıkmaktadır. Bu hastalığın tedavisi yapılmadığı sürece zamanla daha da kötü bir hale gelebilir. Bu hastalığın tedavi edilmemesi durumunda kalp yetmezliği ya da ritim bozukluğu gibi hastalıklara da neden olmaktadır.

Perikard : Kalpte yer alan ve aynı zamanda kalbi çevreleyen zarın iltihaplanması sonucunda perikard hastalığı ortaya çıkmaktadır. Perikard hastalığı daha çok enfeksiyon kaynaklı bir hastalık olmakla birlikte, aynı zamanda çok fazla rastlanılan bir hastalık değildir.

Aort Hastalıkları ve Marfan Sendromu : Aort damarı, kalpten çıkan ve aynı zamanda insan vücuduna kan dolaşım yoluyla oksijen akışını sağlayan en geniş atardamardır.

Aort damarında ortaya çıkan rahatsızlıklar, damarın genişlemesine ve hatta yırtılmasına bile neden olmaktadır. Aort damarında ortaya çıkan sorun ilerleyen zamanlarda hayati tehlere neden olabilir.

Bu tehler ise, damar tıkanıklığı, yüksek tansiyon,mafran sendromu, yaralanma ve aynı zamanda bağ doku hastalıklarıdır.

Diğer Damar Hastalıkları : Bazı damar hastalıkları, dolaşım sistemini etkileyen herhangi bir nedenden kaynaklanıyor olabilir. Atar damar hastalıkları ve beyin damarlarındaki kan akışını olumsuz bir şekilde etkileyen hastalıklar bunlardan birkaçıdır.

Kalp Hastalıkları Neden Olur?

Kalp ve aynı zamanda damar hastalıklarının en az yüzde seksen gibi bir oranı sigara, hipertansiyon, yüksek kan yağları, genetik faktörler, şişmanlık, hareketsiz bir yaşam tarzı ve diyabet gibi standart risk etkenlerine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu risk etkenlerinin azaltılması durumunda, kalp hastalıklarının ortaya çıkma ihtimali yüzde seksen ya da doksan gibi yüksek bir oranda azalmaktadır. Kalp hastalıklarına neden olan birtakım sebepler bulunmaktadır. Bu sebepler ise,

Sigara: Sigara önlenebilen, insan vücudu için en önemli organlardan olan kalp ve damar hastalıklarının ortaya çıkmasındaki en belirgin sebeptir. Sigara insan vücudunun tüm organlarına ve tüm dokularına çok fazla zarar vermektedir. Sigara içen bireylerin kalp ve damar hastalığına yakalanma ihtimali, sigara kullanmayan bireye göre çok daha fazladır.

Hipertansiyon: Kalp hastalıklarının ortaya çıkmasındaki sebeplerden biri de hipertansiyondur. Uzmanlar tarafından yapılan araştırmalara göre hipertansiyon erkeklerde, çok daha fazla oranda görülmektedir.

Fakat ülkemizde her yaş grubunda yer alan kadınlarda, erkeklere göre çok daha fazla hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Hipertansiyonun en önemli sebebi ise ülkemizde kadınların çok daha şişman olması ve buna bağlı olarak diyabet ve insülin direnci gibi hastalıklar daha fazla ortaya çıkmasıdır.

Özellikle hareketsiz yaşam tarzı ve egzersiz alışkanlığının olmaması sonucunda sürekli kilo artışı hipertansiyonun en önemli sebeplerinden biridir.

Kan yağlarının yükselmesi: Özellikle orta yaşa sahip olan bir kadında kolesterol iki yüz mg dl oranının altına düşmemesi gerekmektedir. İyi huylu kolesterol, yani HDL nin elli mg dl nin altında olması kalp ve damar hastalıklarının ortaya çıkma ihtimalin arttırmaktadır.

HDL kolesterolü östrojen hormonu nedeni ile kadınlarda daha fazla bulunmaktadır. Hızlı kilo artışı ve aynı zamanda hareketsiz yaşam tarzı, sigara tüketiminin artması HDL kolesterolünün en büyük düşmanı olmaktadır. Düzenli olarak sebze, meyve ve protein ağırlıklı beslenmeniz gerekmektedir.

Aynı zamanda sporu hayatınıza dahil etmeniz, her gün düzenli olarak spor yapmanız gerekmektedir.

Obezite ve hareketsiz yaşantı: Ülkemizde uzmanlar tarafından yapılan araştırmalara göre, kırk yaşının üzerinde yer alan kadınların yüzde kırk altısında obezite görülmektedir: kırk yaşının üzerinde yer alan grubun çok az bir kısmı her gün düzenli olarak spor yapmaktadır. Fazla kiloya sahip olan bireylerin diyabet ihtimali daha yüksektir. Obeziteden kurtulabilmek için diyetisyen kontrolünde sıkı bir diyet yapmanız ve aynı zamanda spor yapmanız da gerekmektedir.

Kalp Hastalıklarının Belirtileri

İnsan vücudunun en önemli organı ve yeterli oranda oksijen, besin maddelerini sağlama gibi bir işlevi olan kalp, birtakım nedenlere bağlı olarak işlevini yerine getirememektedir. Bu tür durumlarda bazı kalp hastalıkları ortaya çıkmaktadır.

Kalp hastalıklarında görülen bazı belirtiler bulunmaktadır.

Bu belirtiler ise, ağrı, nefes darlığı, yorgunluk ve halsizlik, çarpıntı, bacaklarda ve karında şişme, öksürük, bayılma, hazımsızlık, hıçkırık ve yutma güçlüğü, baş ve ense ağrıları ve aynı zamanda morarma gibidir.

Kalp Hastalıklarının Tedavisi

Kalp hastalıklarının en önemli düşmanı sağlıksız beslenmedir. Karbonhidrat, çok yağlı, tuzlu ve fast food tarzı yiyeceklerin çok fazla tüketilmesi sonucunda kalp hastalıkları ortaya çıkmaktadır.

Bu hastalığı engellemek için ilk olarak sağlıklı bir beslenme programını hayatımıza dahil etmemiz gerekmektedir. Mevsiminde tüketilmesi gereken sebze ve meyveyi bol miktarda tüketmeniz gerekmektedir.

Aynı zamanda haftanın belirli günleri et, tavuk ve balık yemeniz gerekmektedir.

Kalp hastalıklarının tedavisinde doktorunuzun uygun gördüğü ilaçları her gün düzenli olarak kullanmanız gerekmektedir. Doktorunuzun haberi olmadan kalp ilaçlarınızın dozajını arttırıp, azaltmamalısınız ve ilaçlarınızı bırakmamalısınız. Doktorunuzun gerekli gördüğü zamanlarda ilaç ya da miktar değişimi yapabilir.

Kalp sağlığını korumak için en iyi yöntem spor yapmaktır. Her gün düzenli olarak, kendi bünyenizi yormayacak ve çok zorlamayacak şekilde spor yapmanız kalp sağlığınız için çok önemlidir. Her gün düzenli olarak kırk beş dakika orta tempolu yürüyüşler yapmanız gerekmektedir.

Kalbin en büyük düşmanlarından biri olan sigarayı hayatınızdan tamamen çıkarmanız gerekmektedir. Aynı şekilde alkolünde hayatınızda olmaması gerekmektedir.

Источник: //rookka.com/kalp-hastaliklari/

Bu belirtiler kalp hastalığının sinyali olabilir

Hamilelikle Beraber Ortaya Çıkan Kalp Hastalıklarına Dikkat

Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Koray Lenk, bu nedenle çocuklarda aşırı terleme, morarma, bayılma gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden kalp hastalıkları açısından değerlendirilmek üzere bir hekime başvurması gerektiğine işaret ediyor.

Yetişkinleri olduğu gibi çocukları da etkileyen kalp hastalıkları birden fazla hastalığı içinde barındıran bir terim. Hastalıkların bazıları genetik geçişli ve de doğuştan olabileceği gibi, bazıları da kalbi etkileyen viral veya bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle sonradan da gelişebiliyor.

Ancak nedeni ne olursa olsun erken tanı tedavinin başarısını direkt olarak etkiliyor. Çocuk kalp hastalıklarıyla ilgili söyleyebilecek en umut verici nokta ise hem tıbbi, hem de bilimsel anlamdaki gelişmelerle son derece yüz güldürücü sonuçlara ulaşılabilmesi. Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr.

Mustafa Koray Lenk, tedavi sonrasında çocukların aktif yaşamlarına dönebildiklerini söylüyor.

Hamileliğin ilk 3 ayına dikkat!

Doğuştan kalp hastalıklarının nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte genetik özellikler, hamilelik döneminde kullanılan bazı ilaçlar, geçirilen enfeksiyonlar, röntgen ışınlarına maruz kalınması, akraba evliliği, annenin diyabetik olması ve alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı gibi bazı durumlarda bebeğin kalbinde anomali oluşabiliyor. Hamileliğin ilk üç ayında organ taslakları oluşmaya başladığından bu gibi kötü etkiler yapısal kalp hastalıklarına neden olabiliyor. Ciddi kalp kası hastalıkları ise hamileliğin son üç ayında oluşuyor.

En yaygın belirti morarma

Bebeklerdeki en yaygın ve önemli belirtinin morarma olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mustafa Koray Lenk, nefes almakta zorluk, meme emerken yorulma ve aşırı terleme, beslenme güçlüğünün de kalp hastalıklarını gösterebileceğini anlatıyor.

Ciddi doğuştan kalp hastalıkları doğumla birlikte fark edilip tedavisi yapılırken, bazı doğuştan kalp kusurları herhangi bir belirti vermediği için çocukluğun ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkabiliyor. Prof. Dr.

Mustafa Koray Lenk, daha büyük çocuklarda ise egzersiz sırasında çabuk yorulma, nefes almada güçlük, göğüs ağrısı ve çarpıntı, bayılma ile el ve ayak bileklerinde şişlik gibi belirtiler görüldüğünde kalp hastalıklarından şüphe edilerek hekime başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Enfeksiyonlara dikkat!

Sağlıklı çocuklarda sonradan ortaya çıkan kalp hastalıkları ise bazı virüs ya da bakteriler (özellikle A Grubu beta hemolitik streptokoklar) ile oluşabilecek enfeksiyonlardan sonra gelişebiliyor. Prof. Dr.

Mustafa Koray Lenk, özellikle bu etkenler ile gelişen enfeksiyonlardan 15-30 gün sonrasında hafif ateş, halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve göğüs ağrısı gibi yakınmaların altında kalp hastalığının gelişmiş olabileceğine dikkat çekiyor. Prof. Dr.

Mustafa Koray Lenk, ateş ve boğaz ağrısı yakınmaları olan çocuklarda hekime başvurulması ve boğaz kültürü alınarak gerekli incelemelerin yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Ritim bozuklukları ciddi sonuçlar doğurabiliyor

Ritim bozuklukları da çocuklarda sonradan ortaya çıkan önemli bir kalp hastalığını oluşturuyor. Çocuklardaki ritim bozukluklarının birçok türü bulunduğunu söyleyen Prof. Dr.

Mustafa Koray Lenk, her ne kadar yetişkinlerdeki kadar sık görülmese de ritim bozukluğunun yaratabileceği sorunlar nedeniyle ciddiye alınması gereken bir durum olduğuna dikkat çekiyor. Bu nedenle, çocuklarda morarma, cilt renginde solgunluk, beslenme güçlüğü gibi belirtiler konusunda ailelerin dikkatli olmaları gerekiyor. Prof. Dr.

Mustafa Koray Lenk, “Çocuklardaki ritim bozuklukları, kalp yetmezliği, bayılma hatta yaşam kayıplarına kadar gidebilen ciddi sonuçlar doğurabiliyor” diyor.

Ne zaman fetal eko yapılır?

  • Rutin hamilelik izlemlerinde anne karnındaki bebekte (fetus) kalp dışı anomalilerin bulunması,
  • Kromozom anomalisi saptanması,
  • Kalp ritim düzensizliği ve kalp hastalığından şüphelenilmesi,
  • Annede doğuştan kalp hastalığı bulunması,
  • Annede diyabet ve diğer metabolik hastalıkların olması
  • Ailede doğuştan kalp hastalığı öyküsünün bulunması.

Her 1000 bebekten 8’inin sorunu

Doğuştan kalp hastalıkları anne karnında en sık görülen anomaliler arasında ilk sırada yer alıyor. Yenidoğan döneminde bebek ölümlerinin yüzde 15’i doğuştan kalp hastalıklarından kaynaklanıyor. Her 1000 bebekten 8’i doğuştan kalp hastalığı ile dünyaya geliyor (canlı doğumların yüzde1’i). Bu hastalıklar doğumdan hemen sonra ya da bebeklik döneminin ilk birkaç ayında fark edilebiliyor.

Kalp gribi nedir? Belirtileri ve tedavisi nasıl?

Источник: //indigodergisi.com/2018/03/bu-belirtiler-kalp-hastaliginin-sinyali/

Bebeğinizi Beklerken Kalp Sağlığınızı İhmal Etmeyin — Hamileyim.net

Hamilelikle Beraber Ortaya Çıkan Kalp Hastalıklarına Dikkat

Sağlıklı bir yaşam için kalp hastalıklarından korunmak büyük öneme sahiptir.

Sağlıklı bir yaşam için kalp hastalıklarından korunmak büyük öneme sahiptir. Ancak hamilelik döneminde hem anne hem de bebeğin sağlığı söz konusu olduğu için alınacak önlemler 2 katına çıkarılmalıdır.

Kalp hastası olan anne adaylarının yanı sıra herhangi bir şikayeti olmayan gebelerin de kalp kontrollerini aksatmaması hayati önem taşımaktadır. Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr.

Özlem Batukan Esen, hamilelik döneminde kalp sağlığını korumanın yolları hakkında bilgi verdi.

Kalp hastası olanlar doktor kontrolünde hamile kalmalı

Hamilelikte kalp sağlığı iki şekilde ele alınmalıdır. Birincisi daha önceden kalp hastalığı olduğunu bilenler ikincisi ise ailesinde kalp hastalığı ve şeker yatkınlığı olan kilolu anne adaylarıdır. Öncesinde kalp hastalığı olanlar kendi kalp takiplerini yaparak, doktorlarına danışıp gebe kalmalı ve düzenli kontrollerini aksatmamalıdır.

Ailenizde kalp krizi öyküsü varsa dikkat!

Sağlıklı bir anne adayının gebelik süresince yapması gereken en önemli şey ailesi ile olan riskleri bilmesidir. Ailesinde genç yaşta kalp krizi nedeniyle ölüm, yüksek tansiyon, böbrek hastalığı varsa gebelik öncesi ya da sonrasında kalp muayenesinden geçmelidir.

Gebelikte gelişen yüksek tansiyon kalıcı olabilir

Gebelikteki gelişen en önemli risk yüksek tansiyondur. Gebeler, 14/9 üzerinin yüksek tansiyon olduğunu bilmelidir. Öncesinde yüksek tansiyonu olup gebelikte devam edenler olduğu gibi, hiç yüksek tansiyonu olmayıp gebeliğin 20. haftasında bu sorunla karşılaşanlar da olmaktadır.

Buna ek olarak böbrekten protein kaybı varsa bebek ve anne için risk başlar. Dolayısıyla gebelikte yüksek tansiyon takibi çok önemlidir. Gebelik yüksek tansiyonunun bir kısmı gebelik sonrası kalıcı olarak devam eder, bir kısmı da doğumdan 4 ya da 6 hafta sonra normale döner.

Bir anne adayı ayaklarda, ellerde şişlik varsa, baş ağrısı, görmede bulanıklık ve hafızada değişiklikler söz konuysa gebelik tansiyonundan şüphelenmelidir.

Ritim bozukluğu ihmal edilmemeli

Gebelikte en önemli kalp sağlığı sorunlardan bir diğeri ritim bozukluklarıdır. Ritim bozukluğu olanlar ya da hiç olmayan ve gebelikle birlikte ortaya çıkanlar olabilir. Bunlar geçici olabildiği gibi hayati öneme sahip olanları da vardır.

Tedavisi teşhise göre değişecektir. Genellikle kalpte ritim bozukluğu varsa tedavisi ikinci trimester sonrasında verilebilmektedir. Yüksek tansiyon için de tedavi programı aynı şekilde uygulanmaktadır.

Güvenli ilaçlardır ve bebek sağlığına herhangi bir zararı dokunmaz.

Kadınların çoğu kalp kapak hastası olduğunu bilmiyor

Doğuştan olmayan ama romatizmayla birlikte gelişen kalp kapak hastalıkları vardır. Kalp muayenesinden geçmeyen çoğu kadının bu hastalıktan haberi yoktur. Kalbinde delik olup, bundan gebelikle birlikte haberdar olan kadınlar da toplumda görülmektedir. Her gebe değil ama nefes darlığı ve çarpıntısı olan anne adaylarının bir kalp doktoruna muhakkak görünmeleri gerekmektedir.

Hormonal değişiklikle sağlık sorunları su yüzüne çıkıyor

Gebelik sırasında damar sertliği de hızlanmaktadır. Doğum ya da gebelik sırasında hayati kabul edilen ana atar damar yırtılmaları söz konusu olabilmektedir.

Ailevi kolesterol yüksekliği ve damar sertliği olanlar, sigara içenler, 40 yaş sonrası gebe kalanlar, tüp bebek gebeliği ve kilolu olan anne adayları kalp doktoruna gitmelidir.

Gebelikte hormonal düzendeki değişiklikle beraber kolesterol yükselir, kanın akışkanlığı yavaşlar ve damarlarda var olan problemler daha aşikar hale gelir.

Yüksek riskli gebeliği olanların bilinç düzeyi artırılmalı

Kalp hastalı olan gebeler hafif, orta ve yüksek olmak üzere 3 risk grubuna ayrılmaktadır. Hafif riskli gebeliklerde takibe en başta başlanır ve 6. ayda bir kontrol daha yapılır. Orta riskli gebelikler yakın takip gerektirmekle birlikte normal doğuma izin verilmektedir. Yüksek riskli gebeliklerde ise anne ve bebek ölüm riskinin yüksek olduğu aileye anlatılmalıdır.

Bilinç düzeyi artırılmalı ve tahliye ihtimali belirtilmelidir. Yüksek riskli gebelik grubuna kalbinde delik var ancak tamir olmamış, kanında oksijen az olan anne adayları girmektedir. Buna bir de gebeliğin yükü gelince sağlık sorunları daha da artmaktadır. Yüksek riskli gebelerin doğum yapacağı yerlerin de tam donanımlı, yoğun bakımı olan merkezler olması çok önemlidir.

Hamile kalınca doktora danışmadan kalp ilaçlarını bırakmayın

Gebelikte anne adayları ilaçlara karşı ön yargılı olabilmektedir. Yüksek risk grubundaki anne adaylarının hamile kalmadan önce doktoruyla görüşmesi ve bazı ilaçları bırakması gerekebilir.

Bu ilaçları kullanmaya devam eden gebelerde düşük ya da doğumsal anomaliler görülebilir. Bazı kadınlar da kendi kendine karar alıp, ilacı bırakmaktadır.

Bu da anne sağlığı açısından felç başta olmak üzere ciddi risk taşımaktadır.

Источник: //hamileyim.net/hamileler-icin-kalp-sagligi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.