Hamilelikle Beraber Ortaya Çıkan Kalp Hastalıklarına Dikkat

Hamilelik döneminde şeker hastalığı

Hamilelikle Beraber Ortaya Çıkan Kalp Hastalıklarına Dikkat

Şeker hastalığı yani diyabet, kanda yüksek miktarda şeker bulunmasına sebep olan bir hastalıktır. Bazı kadınlarda hamilelik meydana gelmeden önce de şeker hastalığı, diyabet hali hazırda beklemektedir.

Bazı kadınlarda ise, “gestasyonel diyabet” şeklinde ifade edilen bir şekilde hamilelik döneminde şeker hastalığı ortaya çıkar.

Hemen hemen her 20 hamile anne adayından birinde, hamilelik öncesi şeker hastalığı var olup, yaklaşık 200 kadından 5 inde ise, hamilelik döneminde diyabet olduğu varsayılır.

Hamilelik meydana gelmeden önce de şeker hastalığından mustaripseniz, hamilelik dönemi süresince kan şeker düzeyini rutin bir şekilde kontrol ve takip altında tutmanız, fazlası ile önem teşkil eder. Duruma bağlı olarak insülin dozunu değiştirmek de gerekebilir.

2 ) Hamileliğe bağlı veya hamilelik öncesi meydana gelen şeker hastalığı tedavi edilmediği müddetçe, anne adayını bekleyen sorunlar nelerdir?

Hamileliğe bağı şeker hastalığı veya hamilelik gerçekleşmeden önce ortaya çıkan şeker hastalığı tedavi edilmediği taktirde, anne adayı aşağıda ki durumlar ile karşı karşıya kalabilmektedir;

  • Hamilelikten önce zaten diyabeti olan, diyabetik kişilerde bebekte bazı anomalilerin ortaya çıkma ihtimali fazlalaşır. Fakat hamilelikte ortaya çıkan gestasyonel diyabet (GDM)  yani hamileliğe bağlı diyabet, bebekte anomalilere yol açmaz ya da çok hafif bağlantılı olabileceğine dair bazı çalışmalar yapılmıştır.
  •  Hamilelik sırasında, “pre-eklampsi” şeklinde isimlendirilen yüksek tansiyon problemi olabilir ve bu durum kişide ya da bebekte çeşitli problemlere yol açabilir.
  • Erken doğum gibi bir risk meydana gelebilir. Bu da hamileliğin henüz sonlanmadan 37. haftası bitmeden önce, ya da bebeğin erken doğrultulması gerektircek durumlar meydana gelebilir.
  • Bebeğin doğumunun ardından, akciğerleri tam gelişemediğinden dolayı, solunumla ilgili sorunlar meydana gelebilir.
  • Ani bebek ölümü riski ortaya çıkabilir.
  •  Doğumun ardından RDS yani, bebekte akciğer yani solunum problemi görülebilir.
  •  Doğumun ardından bebekte hipoglisemi yani, kan şekeri düşüklüğü ve biluribin yüksekliği, polisitemi oluşabilir.

Hamilelik öncesinde ve hamilelik sırasında tedavi olması gerektiği bir biçimde görülüyor ise, ve düzenli kontrollerin aksatılmaması halinde, sağlıklı bir bebek doğurma şansı elbette ki mevcuttur.

3 ) Hamilelikte diyabet belirtileri, hamilelik şekerinin belirtileri nelerdir?

Pek çok zaman, herhangi bir belirti vermediğinden dolayı, araştırılmadığı durumlarda bebek yasamı için ciddi problemlere sebep olabilir.

Bazı zamanlarda, anne adaylarının bir bölümünde bebeğin suyu fazla olabilir. Bu duruma polihidramnıoz denilir.

Böyle bir durumda, akla ilk gelen şey, anne adayın da gizli şeker hastalığını mevcut olma olasılığıdır.

Bu sebepten dolayı anne adayında belirti olmasa dahi, bu önemli sağlık probleminin araştırılması gerekmektedir.

4 ) Hamilelikte şeker hastalığı tanı testi nasıl yapılır? (Şeker yükleme testi) (OGTT)

12 saatlik bir açlık süresinin sonucunda, açlık kan şekeri ve suda çözünmüş 100 gram glikozun içilmesinin ardından ( yaklaşık iki veya üç saat sonra ) damardan kan alınıp anne adayının tokluk kan şekeri ölçümü yapılır. Bu 4 ölçümden 2 veya daha fazlasının yüksek çıkması halinde, gestasyonel diyabet tanısı kesinlik kazanmış olur.

Ölçümlerden sadece biri patolojik çıkan anne adayları, yakın takip altına alınır. Bu anne adaylarında belli bir süre sonra OGTT yinelenir.

5 ) Hamilelik şekerinin belirtileri nelerdir?

Bir çok anne adayı, şeker hastalığının belirtilerini fark etmemektedir. Bu problem yalnızca yapılan tahliller neticesinde ortaya çıkmaktadır. Susuzluk hissi, kilo kaybı, çok fazla yemek yemek, normalden daha fazla idrar yapmak, yorgunluk gibi belirtileri ile karşılaşılabilir.

Şeker hastalığı bulunan bir kadın hamile olursa, hamilelik dönemi içerisinde hastalığın kontrolünün daha fazla zorlaşacağı ve işlerin kötü de gidebileceği bilinen risklerin içerisinde yer almaktadır.

6 ) Hamilelik döneminde şeker hastalığının teşhisi nasıl yapılır?

Teşhisin yapılabilmesi için, glukoz yükleme testleri (şekerli su testi) olarak ifade edilen testler yapılır. 24 ile 28. hamilelik haftasında bütün anne adaylarında tarama için 50 gr. glukoz testi uygulanır.

50 gram glukoz yükleme testi sadece tarama testidir, net bir şekilde şeker hastalığı için tanı koya durumu söz konusu değildir. 50 gram glukoz testi değeri 140′dan yüksek çıkan anne adaylarında, 100 gram glukoz tolerans testi uygulanır.

100 gram glikoz testinin sonucuna göre, şeker hastalığının saptaması yapılabilmektedir.

7 ) Hamilelik dönemi içerisinde, şeker hastalığının tedavisi nasıl yapılır?

Gestasyonel diyabet tedavisi için bazı zamanlar, sadece beslenme düzenini değiştirmek yeterli olur. Diyetin yetmediği durumlarda ise, insülin tedavisine başlanabilmektedir. Tablet şeklinde alınan şeker düşürücü ilaçlar, hamilelik döneminde kullanılmamaktadır.8 ) Hamilelik döneminde şekeri olan anne adaylarının, doğum ve zorlukları nelerdir?

Şeker hastalığı olan anne adaylarında doğum, şayet başka bir anormallik mevcut değilse, normal doğum şeklinde ve olması beklenen zamanda gerçekleştirilir. Ancak çoğu zaman, 40 haftayı geçmeden doğumun gerçekleşmesi planlanmaktadır. İri bebek veya anne kemik yapısının uygunsuz olması gibi durumlar söz konusu olduğu zaman, sezeryan ile doğumun tamamlanamsı düşünülmektedir.

Источник: https://jinekoloji.com/hamilelikte-seker-hastaligi-gestasyonel-diyabet

Bu belirtiler kalp hastalığının sinyali olabilir

Hamilelikle Beraber Ortaya Çıkan Kalp Hastalıklarına Dikkat

Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Koray Lenk, bu nedenle çocuklarda aşırı terleme, morarma, bayılma gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden kalp hastalıkları açısından değerlendirilmek üzere bir hekime başvurması gerektiğine işaret ediyor.

Yetişkinleri olduğu gibi çocukları da etkileyen kalp hastalıkları birden fazla hastalığı içinde barındıran bir terim. Hastalıkların bazıları genetik geçişli ve de doğuştan olabileceği gibi, bazıları da kalbi etkileyen viral veya bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle sonradan da gelişebiliyor.

Ancak nedeni ne olursa olsun erken tanı tedavinin başarısını direkt olarak etkiliyor. Çocuk kalp hastalıklarıyla ilgili söyleyebilecek en umut verici nokta ise hem tıbbi, hem de bilimsel anlamdaki gelişmelerle son derece yüz güldürücü sonuçlara ulaşılabilmesi. Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr.

Mustafa Koray Lenk, tedavi sonrasında çocukların aktif yaşamlarına dönebildiklerini söylüyor.

Hamileliğin ilk 3 ayına dikkat!

Doğuştan kalp hastalıklarının nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte genetik özellikler, hamilelik döneminde kullanılan bazı ilaçlar, geçirilen enfeksiyonlar, röntgen ışınlarına maruz kalınması, akraba evliliği, annenin diyabetik olması ve alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı gibi bazı durumlarda bebeğin kalbinde anomali oluşabiliyor. Hamileliğin ilk üç ayında organ taslakları oluşmaya başladığından bu gibi kötü etkiler yapısal kalp hastalıklarına neden olabiliyor. Ciddi kalp kası hastalıkları ise hamileliğin son üç ayında oluşuyor.

En yaygın belirti morarma

Bebeklerdeki en yaygın ve önemli belirtinin morarma olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mustafa Koray Lenk, nefes almakta zorluk, meme emerken yorulma ve aşırı terleme, beslenme güçlüğünün de kalp hastalıklarını gösterebileceğini anlatıyor.

Ciddi doğuştan kalp hastalıkları doğumla birlikte fark edilip tedavisi yapılırken, bazı doğuştan kalp kusurları herhangi bir belirti vermediği için çocukluğun ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkabiliyor. Prof. Dr.

Mustafa Koray Lenk, daha büyük çocuklarda ise egzersiz sırasında çabuk yorulma, nefes almada güçlük, göğüs ağrısı ve çarpıntı, bayılma ile el ve ayak bileklerinde şişlik gibi belirtiler görüldüğünde kalp hastalıklarından şüphe edilerek hekime başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Enfeksiyonlara dikkat!

Sağlıklı çocuklarda sonradan ortaya çıkan kalp hastalıkları ise bazı virüs ya da bakteriler (özellikle A Grubu beta hemolitik streptokoklar) ile oluşabilecek enfeksiyonlardan sonra gelişebiliyor. Prof. Dr.

Mustafa Koray Lenk, özellikle bu etkenler ile gelişen enfeksiyonlardan 15-30 gün sonrasında hafif ateş, halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve göğüs ağrısı gibi yakınmaların altında kalp hastalığının gelişmiş olabileceğine dikkat çekiyor. Prof. Dr.

Mustafa Koray Lenk, ateş ve boğaz ağrısı yakınmaları olan çocuklarda hekime başvurulması ve boğaz kültürü alınarak gerekli incelemelerin yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Ritim bozuklukları ciddi sonuçlar doğurabiliyor

Ritim bozuklukları da çocuklarda sonradan ortaya çıkan önemli bir kalp hastalığını oluşturuyor. Çocuklardaki ritim bozukluklarının birçok türü bulunduğunu söyleyen Prof. Dr.

Mustafa Koray Lenk, her ne kadar yetişkinlerdeki kadar sık görülmese de ritim bozukluğunun yaratabileceği sorunlar nedeniyle ciddiye alınması gereken bir durum olduğuna dikkat çekiyor. Bu nedenle, çocuklarda morarma, cilt renginde solgunluk, beslenme güçlüğü gibi belirtiler konusunda ailelerin dikkatli olmaları gerekiyor. Prof. Dr.

Mustafa Koray Lenk, “Çocuklardaki ritim bozuklukları, kalp yetmezliği, bayılma hatta yaşam kayıplarına kadar gidebilen ciddi sonuçlar doğurabiliyor” diyor.

Ne zaman fetal eko yapılır?

  • Rutin hamilelik izlemlerinde anne karnındaki bebekte (fetus) kalp dışı anomalilerin bulunması,
  • Kromozom anomalisi saptanması,
  • Kalp ritim düzensizliği ve kalp hastalığından şüphelenilmesi,
  • Annede doğuştan kalp hastalığı bulunması,
  • Annede diyabet ve diğer metabolik hastalıkların olması
  • Ailede doğuştan kalp hastalığı öyküsünün bulunması.

Her 1000 bebekten 8’inin sorunu

Doğuştan kalp hastalıkları anne karnında en sık görülen anomaliler arasında ilk sırada yer alıyor. Yenidoğan döneminde bebek ölümlerinin yüzde 15’i doğuştan kalp hastalıklarından kaynaklanıyor. Her 1000 bebekten 8’i doğuştan kalp hastalığı ile dünyaya geliyor (canlı doğumların yüzde1’i). Bu hastalıklar doğumdan hemen sonra ya da bebeklik döneminin ilk birkaç ayında fark edilebiliyor.

Kalp gribi nedir? Belirtileri ve tedavisi nasıl?

Источник: https://indigodergisi.com/2018/03/bu-belirtiler-kalp-hastaliginin-sinyali/

Sessiz Kalp Hastalıklarına Dikkat!

Hamilelikle Beraber Ortaya Çıkan Kalp Hastalıklarına Dikkat

Göğüs ağrısı, sol kolda, sol omuzda, sırtta ve göğüste hissedilen baskı ile içten yanma tarzındaki ağrılar, çarpıntı, ani başlayan nefes darlığı ve aşırı terleme… Tüm bu şikayetler, kalp krizinin en belirgin belirtileri arasında yer alıyor.

Ancak bazı kişiler bu belirtiler olmaksızın da kalp krizi geçirebiliyor. Bu nedenle düzenli kalp kontrollerinin ihmal edilmemesi gerekiyor.

Memorial Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü uzmanları, sessiz kalp hastalığı ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Kalp krizi geçirdiğini bilmeden yaşayanlar da var

Yaşamın devamlılığında en önemli organlardan biri olan kalp, vücuda kan pompaladığı sürece hayat devam etmektedir. Ancak kalpte bazen sıkıntılar olabilir ve bunun sonucu vücutta bazı şikayetler meydana gelir.

Göğüste, sol kolda ağrı ve baskı, çarpıntı en sık görülen şikayetlerken; bazen bunların hiçbiri olmaksızın yorgunluk, uykusuzluk gibi müphem belirtilerle de kalp krizi gelebilir.

Sessiz kalp krizi olarak tanımlanan bu tabloda, en riskli grubu; diyabet, kronik böbrek hastaları, özellikle 70 yaş üstündekiler ve kadınlar oluşturur.

Kronik iskemik kalp hastalığı olanlarda oluşabilen köprü damarlar sayesinde hasta kalp krizi geçirdiğini bilmeden, uzun yıllar hastalığının farkında olmadan yaşayabilir. Bu hastalarda kalp yeterince beslenemediği için sessiz iskemiler söz konusu olabilir. Bu grup hastalarda kalp yetersizliği, aritmi ve ani kalp ölümleri görülebilir.

Ani kalp ölümü gençler için de büyük risk  

Ani kalp ölümü; iki saat içerisinde hastanın bilinen bir hastalığı olmaksızın yaşamını kaybetmesi olarak tanımlanır. Bunların önemli bir kısmında sessiz seyreden iskemik tablolar olduğu bilinir. Sessiz iskemi tablosuna bilinen riskli grupları dışında genç, diyabeti olmayan, erkek hastalarda da rastlanabilir.

Hastalığın ortaya çıkmasında tıkanan damarın büyüklüğü, beslediği miyokard alanı ve kalbin fonksiyonlarına etkisi gibi birçok değişik faktör önem taşır.

Sessiz iskemiye neden olan tıkanmalar, damarların daha alt bölümlerinde ve ana damar yerine yan dalların ya da daha az önemli olan dalların tıkanması sonucunda çoğunlukla ortaya çıkar. Miyokardın o bölgesini kanlandıran başka küçük dalcıklar olduğundan ve ana dal da çalıştığı için hasta bunu hissetmeyebilir.

Kalbin en önemli damarı LAD, bazı insanlarda doğuştan ikili olur. İkili LAD damarında, bir dal tıkandığında diğeri onun çalıştığı alanı beslediği için hasta bunu da hissetmeyebilir.

Anjiyo ile kesin tanı konuyor

Hiçbir belirti vermeksizin ortaya çıkan sessiz iskemi, çoğu zaman tesadüfen yakalanmaktadır. Check-up sırasında, ekokardiyografi veya elektrokardiyografide kalbin bir bölümünün daha yavaş çalıştığı, daha az kasıldığı görülür.

Elektroda buna ilişkin değişiklikler saptanır. Nedene yönelik araştırma yapılırken hasta kalp krizi öyküsünden söz etmese de görüntüleme yöntemleri buna ilişkin bulgular ortaya çıkarabilir.

Hastada belirti olmasa bile özellikle koroner arter hastalığı için risk faktörlerine sahip insanlarda ileri tetkiklere başvurulmalıdır. Efor, miyokard perfüzyon sintigrafisi, stres eko kardiyografi gibi testlerden biri yapılarak hastalığın tanısı konulur.

Tanı sonrası kalpteki problemin ciddi, damardaki sorunun ise yaygın olduğu birtakım kriterlerle anlaşılırsa hastaya anjiyo önerilir.

Risk faktörlerine yönelik önlemler alınmalı

Yapılan tetkiklerde kalp damar hastalığı saptanmadığı takdirde gelecek yıllarda kalp damar hastalığına yakalanmayı önlemek amacıyla risk faktörlerine yönelik iyileştirici önlemler alınır.

Diyabet, sigara kullanımı, hiperkolesterolemi (kötü huylu kolesterolün belli düzeyin üzerinde olması), tansiyon hastalığı gibi birden fazla risk faktörüne sahip hastalarda hastanın göğüs ağrısı yakınması dikkate alınarak bazen doğrudan koroner anjiyografi önerilir.

Hastaların bir bölümü standart koroner anjiyografi yaptırmaya karşı direnç gösterebilir. Bu durumda halk arasında ‘sanal anjiyo’ da denilen koroner CT anjiyo tavsiye edilir. Böylece koroner hastalığı saptanır.

Koruyucu önlemler öne çıkıyor

Koroner arter hastalığının tedavisi, girişimsel ve koruyucu olarak iki şekildedir. Girişimsel tedavilerde; stent, balon, bazen de by-pass’a varabilen tedaviler uygulanır. Hastalığın kendisinin girişimsel yöntemlerle cerrahi olarak, stent balonun yanında diğer damarları korumaya yönelik tedavileri de olabilir.

Koruyucu tedavi kapsamında ise haftada beş gün, kişinin sağlık durumuna uygun olarak hafif ve orta düzey egzersizler önerilir.

Sigara içenlerin bu alışkanlığı bırakması, diyabet hastalarının mutlaka bir endokrinoloji uzmanının takibine girmesi, obezite halinde diyetisyen kontrolünde kilo verilmesi ve alkol tüketiliyorsa bunun sınırlandırılması önem taşımaktadır.

Güncellenme Tarihi: 04 Eylül 2018Yayınlanma Tarihi: 27 Şubat 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/sessiz-kalp-hastaliklarina-dikkat/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.