Hamileyken Meme Kanseri Ameliyatı Yapılabilir!

Robotik cerrahi ile meme kanseri ameliyatı sonrası iz kalmıyor!

Hamileyken Meme Kanseri Ameliyatı Yapılabilir!
Robotik cerrahi ile meme kanseri ameliyatı sonrası iz kalmıyor!

Türkiye’de ilk kez Acıbadem Maslak Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras tarafından yapılan ‘robotik cerrahi ile mastektomi’ ameliyatı sayesinde meme kanseri ameliyatının izlerinden eser kalmıyor!

Son yıllarda dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde çeşitli branşlarda yaygın olarak kullanılan ve hastalara sağladığı pek çok yaşamsal avantajla cerrahide “altın standart” olarak kabul edilen robotik cerrahi, bu kez meme kanserinin izlerini silmekte umut oluyor!

Türkiye’de ilk kez Acıbadem Maslak Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras tarafından uygulanan, robotik cerrahi ile memenin alınması (mastektomi) yöntemi sayesinde kadınlar için önemli bir sorun olan ‘kesi izi’ tarihe karışıyor.

Prof. Dr.

Cihan Uras, tüm aşamaları robotik cerrahi ile koltuk altındaki minik bir kesiden uygulanan bu operasyonun en önemli avantajının, memede hiç iz bırakmaması olduğunun müjdesini vererek “Klasik cerrahide mastektomi yöntemi büyük kesilerle gerçekleşiyor ve memede görünen izler kalıyor. Robotik cerrahide ise tüm işlemler sadece koltuk altındaki 5 santimlik kesiyle yapıldığı için memede hiçbir iz oluşmuyor” diyor.

Koltuk altından sadece 5 santimlik kesi!

Dünyada her 8 kadından birinde görülen meme kanserinde kadınların en büyük kaygılarından biri de meme kaybı oluyordu. Ancak günümüzde erken tanı ve tedavideki gelişmeler sayesinde her 3 kadından 2’sinin memesi korunabiliyor. Memenin tümüyle alınması gereken durumlarda ise plastik cerrah ile işbirliği yapılarak kozmetik amaçlı eşzamanlı rekonstrüktif işlemler uygulanabiliyor.

Ancak geliştirilen teknikler sayesinde doğala yakın bir meme görüntüsü sağlansa da, mastektomi işlemi büyük kesilerle gerçekleştiği için memede dışarıdan bakıldığında izler belli oluyordu. İşte bu soruna çözüm arayan tıp dünyası, günümüzde en gelişmiş cerrahi yöntem olarak nitelendirilen robotik cerrahiye yöneldi ve büyük başarı kaydetti.

Dünyada sayılı merkezlerde artık meme kanserinde meme alınma işleminde robotlar devreye giriyor. Türkiye’de de ilk kez robotik cerrahi yöntemiyle mastektomi ameliyatı yapan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras “Klasik cerrahide mastektomi yöntemi meme altına uygulanan büyük kesilerle gerçekleştiği için dışarıdan bakıldığında izler belirgin olarak görülüyor.

Bunun aksine robotik cerrahide ise tüm işlemler koltuk altından 5 santimlik bir kesiyle gerçekleştiği için memede hiçbir iz olmuyor. Üstelik cerrahi işlem yapılacak olan alanın robot sayesinde 12 kat büyütülmesi ile operasyon hiçbir meme dokusu bırakmadan tamamlanabiliyor. Böylece tümör oluşma riski de büyük oranda önlenmiş oluyor” diyor.

Her aşamada büyük hassasiyet

Robotik cerrahi ile ameliyat laparoskopik cerrahide olduğu gibi, ‘port’ adı verilen küçük borucuklar yoluyla yapılıyor. Prof. Dr.

Cihan Uras robotik cerrahinin klasik laparoskopiden farkını şöyle anlatıyor: “Robotik cerrahide yüksek çözünürlüklü 2 adet fiber optik kamera operasyon alanını 3 boyutlu ve en az 12 kat büyütülmüş şekilde konsola taşıyor.

Bu sayede ameliyat sahasını çok daha ayrıntılı ve net olarak görebiliyoruz. Ayrıca robotun kendi ekseni etrafında 540 derece dönebilen robotik aletleri insan elinin uzanamayacağı yerlere ulaşabiliyor.

Böylelikle hekimlere açık ameliyatla yapılacak hareketlerin çok daha ilerisinde hareket kabiliyeti sunuyor. Her aşaması büyük bir hassasiyetle gerçekleşen operasyon hastaya da hem ameliyat esnasında hem de ameliyat sonrası iyileşme döneminde büyük avantajlar sağlıyor.”

Robotik cerrahinin faydaları neler?

  • Ameliyatta kanama oluşmaması
  • Daha az enfeksiyon riski,
  • Ameliyat sonrasında daha az ağrı,
  • Hastanede yatış süresinin kısalması
  • Daha kısa sürede iyileşme ve günlük hayata dönüş,
  • Ameliyat sonrası radyoterapi, kemoterapi gereken hastaların bir an önce tedaviye başlayabilmeleri.

Sanki hiç ameliyat olmamışım gibi!

Romanya’da yaşayan 37 yaşındaki 2 çocuk annesi Raluca Dabıja geçtiğimiz Ocak ayında tatil sırasında fark etmiş memesindeki şişliği. Ardından şekil değişikliği ve meme ucunda kanama da başlayınca soluğu doktorda almış.

Meme kanseri teşhisi konulunca yaptığı araştırmalar sonucunda Acıbadem Maslak Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras’a tedavi olmaya karar vermiş. Prof. Dr.

Cihan Uras tarafından Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen robotik cerrahi yöntemiyle ameliyat olan Raluca Dabıja operasyon sonrasında memesinde hiçbir iz olmadığı için çok mutlu olduğunu belirtiyor.

Meme kanseri teşhisi konulduğunda çok üzüldüğünü belirten Raluca Dabıja ameliyat sürecini şöyle anlatıyor:

“Üstelik erken teşhis değildi, dolayısıyla tümörün küçülmesi için önce kemoterapi tedavisi görmem gerekiyordu. Tümör ameliyata uygun boyuta geldiğinde Prof. Dr.

Cihan Uras mastektomi işlemini robotik cerrahi yöntemiyle izsiz yapabileceğini söyleyince, çok sevindim, çünkü hastalığımla uğraşırken hiç olmazsa aklımı mememdeki izlere takmayacaktım.

Operasyonun ardından hiçbir iz olmadığını görünce çok rahatladım.”

Meme kanserinde genetik miras neden önemli?

Источник: https://indigodergisi.com/2018/09/robotik-cerrahi-meme-kanseri-ameliyati/

Gebelikte meme kanseri nasıl fark edilir?

Hamileyken Meme Kanseri Ameliyatı Yapılabilir!

Gebelik sırasında meme kanserinin oluşması oldukça nadir bir durum olmakla birlikte, git gide daha fazla kadının annelik yaşını kişisel ve mesleki nedenlerle ertelemesi, meme kanseri ve gebeliğin beraber görülme olasılığını artırıyor. Hatta önümüzdeki yıllarda bu tip vakaların çok daha sık karşımıza çıkacağı tahmin ediliyor. Çünkü son yıllarda çocuk sahibi olma yaşı 30-40’lı yaşlara kadar geciktiriliyor.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen ile 3 bin gebelikte bir ortaya çıkan gebelik esnasında en sık rastlanan kanser türü meme kanserinin teşhis ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.

Gebelikte meme kanseri saptandığında, sıklıkla bunun geç tanı konmuş ve gebelik olmadığı dönemde başlamış bir kanser olduğunu düşünürüz. Bu nedenle de lenf nodüllerine yayılım olasılığı daha fazla olabilir. Bu kısmen gebelikteki hormonal değişimlerin de sonucu olabilmektedir.

Gebelikte rutin adet döngüsü sonlanır ve östrojen ve progesteron seviyesi artar. Aynı zamanda emzirme sürecine hazırlık olarak prolaktin hormonu da artar. Bu hormon etkisiyle göğüsler büyür, hassas ve düzensiz bir hale gelir.

Bu da hem doktor hem hasta için boyutu büyüyene kadar bir kitlenin fark edilmesini geciktirir.

Gebeliğin erken döneminde meme kanseri tanısı koyamamanın diğer bir nedeni de, genelde tarama yöntemlerinin gebelik sonrasına ertelenmesidir.

Gebelik ve emzirme dönemi meme dokusunun daha yoğun olmasına neden olur. Böylece erken dönemde meme kanserinin mamografik bulguları ile normal bulgular kolaylıkla birbirine karıştırılabilir.

Gecikmiş tanı gebelikteki meme kanserinin en büyük problemlerinden biridir.

Gebelikte meme kanseri teşhisi hangi yöntemle yapılmalı?

Eğer göğsünüzde kitle veya herhangi bir değişiklik fark ederseniz bunu önemseyerek doktorunuza danışmalısınız. Doktorunuz muhtemelen mamografiyi gebelikte önermeyecektir. Bu durumda US ve MRI gibi görüntüleme testleri yapmak uygundur.

Şüpheli bir değişiklik mutlaka dikkate alınmalı ve gebeliğe bağlı bir değişiklik olduğuna karar vermeden önce gerekirse biopsi uygulanmalıdır. Mammografi gebelik sırasında başlayan meme kanserlerinin çoğunu saptayabilir ve gebelikte bile oldukça güvenli olduğu düşünülür.

Mammogram’ın yarattığı radyasyon miktarı da çok düşüktür. Radyasyon göğüslere fokus olduğu için vücudun diğer kısımlarına ulaşabilecek miktar çok düşüktür. Ekstra koruma için belin alt bölgesine koruyucu bir örtü konabilir.

Ancak bazı bilim adamları radyasyonun doğmamış bebeğe etkisi konusunda hala hemfikir değildir. Ancak gebelik esnasında da olsa erken tanı çok önemlidir ve bunu unutmamak gerekir.

MEME KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Meme biopsisi bebeği etkiler mi?

Eğer memede kitle ele gelir yada şüpheli bir lezyon saptanırsa biopsi düşünülmelidir. Meme biopsileri genellikle iğne ile yapılır ve gebelik olsa da yatış gerektirmez.

Biopsi yapılacak alanın uyuşturulması fetüs için bir risk teşkil etmez. İğne biopsisinden yanıt alınmadığı durumlarda cerrahi biopsi sonraki adımdır. Burada şüpheli alandan küçük bir kesi yapılarak doku örneği alınır.

Bu işlem genel anestezi altında yapılır ve gebelik açısından risk taşımaz.

Meme kanseri anneden bebeğe geçer mi?

Eğer meme kanseri saptanmışsa, kanser hücrelerinin memenin içine ve vücudun diğer kısımlarına yayılıp yayılmadığına bakmak gerekir bu işleme “evreleme” diyoruz.

Bu işlem gebelikte çok daha önemlidir çünkü gebelikte meme kanseri daha ileri aşamada olabilir. MRI ve US incelemesinde fetüsün radyasyona maruz kalmadığı akılda tutulmalıdır.

Fakat bazen MRI esnasında kullanılan “boya” asla kullanılmamalıdır. Çünkü plasentayı geçerek anomalilere neden olabilir.

Ac grafisi çok küçük dozda radyasyon içerdiğinden, karnı koruyarak rahatlıkla çekilebilir. PET tarama, kemik taraması ve BT radyasyon nedeniyle tercih edilmez. Çok çok nadir olguda kanser plasentaya ulaşmış olabilir bu da fetusun beslenmesini etkileyebilir. Fakat meme kanserinin anneden fetuse geçişine rastlanmamıştır.

Gebelikte meme kanseri tedavisi nasıl yapılır?

Tümörün boyutuna, tümörün yerleşimine, yayılımına gebeliğin sonlanmasına ne kadar kaldığına, nne adayının tercihine göre değişir. Aslında amacımız gebe olmayan meme kanseri olgularında olduğu gibi “kanseri kontrol altına almak ve yayılımını önlemektir”. Fakat fetüsün korunma endişesi durumu biraz karmaşık hale getirmektedir.

Cerrahi genellikle güvenilir bir tedavidir. Kemoterapi, radyoterapi veya hormonal terapi fetüse zarar verebileceği için uygulanmaz. Ancak gebeliğin ileri aşamalarında kemoterapi düşünülebilir. Ancak inflamatuar kanser gibi tedavide gecikmenin hasta için önemli olduğu durumlarda, kemoterapi zorunlu olduğundan, gebeliğin sonlandırılması söz konusu olabilir.

MEMENİZİ KORUYUN!AYŞEGÜL ÖZDEMİR

Tedavi için gebelik sonlandırılmalı mı?

Eski dönemlerde yapılan bazı çalışmalar, kanser tedavisi için gebeliğin sonlandırılmasının hastalığın seyrinde çok etkili olmadığını göstermektedir. Yine de tedaviye hemen başlamak gerekiyorsa aileye gebelik sonlandırmanın taşıdığı durumun taşıdığı riskler ve faydalar açıkça anlatılmalı ve sonra karar netleştirilmelidir.

Cerrahi: Kanserli göğsün ve lenf nodlarının alınması gebelikte güvenle uygulanabilen bir cerrahidir. Meme koruyucu cerrahi ise sonrasında radyoterapi gerektirdiği için tercih edilmez. Çünkü radyasyon anne karnındaki fetüsü etkileyebilir.

Anestezi: Genel anestezi meme cerrahisi sırasında korkmadan uygulanabilir. Ancak cerrahinin uygulama zamanına kadın doğum uzmanı, cerrah ve anestezist beraberce karar vermelidir.

Cerrahi sonrası tedavi: Kanserin evresine bağlı olarak, tekrarlamasını önlemek maksadıyla kemoterapi, radyoterapi ve hormonal terapi gerekebilir. Bazı durumlarda bu tedaviler doğum sonrasına ertelenebilir.

Kemoterapi: Kemoterapi Cerrahiyle beraber uygulandığı gibi erken dönem kanserlerde ve ileri evre kanserlerde tek başına da kullanılabilir. Gebeliğin ilk 3 ayında kullanılmaz. Kullanılırsa gebelik kaybı olasılığı çok yüksektir. Yapılan çalışmalar gebelikte 4-9.

Aylar boyunca bazı ilaçların fetüsü riske atmadan kullanılabildiğini, sadece erken doğum riskini artırdığını, ileri sürmektedir. Yine de bu ilaçların uzun dönem etkileri bilinmemektedir. Kemoterapi 35 haftadan sonra da, annenin kan değerlerini düşürerek enfeksiyon ve kanamaya eğilimi artırdığından, uygulanmaz.

Hormon tedavisi ve ileri evredeki kanserler için tercih edilen hedef tedavinin uygulanması için de doğum sonrasının beklenmesi gerekir.

Tedavi sürecinde bebek emzirilmeli midir?

Pek çok doktor tedavi sırasında emzirme yapılmasını istemez. Cerrahi planlandıysa emzirmenin kesilmesi memenin kan akımını azaltıp memenin küçülmesini sağlayacağından operasyon için kolaylaştırıcıdır. Aynı zamanda enfeksiyon riski de azalır. Ayrıca kemoterapi ilaçları anne sütüne ve dolayısıyla beslenirken bebeğe de geçer.

Yaşam beklentisi nedir?

Gebelik meme kanserinin hem fark edilip tanı konmasını hem de tedavisini güçleştiren bir süreçtir. Buna karşın yapılan çalışmalarda gebe ve gebe olmayan aynı evrelerdeki kadınlarda meme kanseri sonuçları benzer bulunmuştur.

2013 yılında yapılan ve 300 den fazla gebelik sırasında tanı konmuş meme kanseri olgusunu incelemişler ve 5 yıllık takipte gebelik dışında meme kanseri tanısı almış aynı evre olgularla karşılaştırılabilir sonuçlara ulaşmışlardır.

Yazı: Op. Dr. Betül Görgen

YÜRÜMEK MEME KANSERİ RİSKİNİ DÜŞÜRÜYOR

Hamileyken meme kanserine yakalanan kadınlara özel yaklaşım

Kanserden ölümlerin yüzde 14’ünden sorumlu olan meme kanseri hamilelerde de görülebiliyor.

Meme kanserinin çok yaygın bir hastalık olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı ve Meme Sağlığı Merkezi Yöneticisi Prof. Dr.

Metin Çakmakçı, “Gebelikte ortaya çıkan meme kanserinde amacımız kanseri tedavi etmek. Bebek sağlığı korunarak kanseri tedavi etmek amacıyla tanı ve tedavi aşamasında özel yaklaşımlar uygulanıyor” dedi.

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak dikkat çekiyor. Bu nedenle meme kanseri ile ilgili çok sayıda araştırma yapılıyor.

Hem tanı hem de tedavi yöntemlerinde umut verici gelişmeler yaşansa da erken tanı avantajını kaybetmek hastalığın tedavisini zorlaştırıyor.

Tüm dünyada Ekim ayında kutlanan Meme Kanseri Farkındalık ayı kapsamında açıklamalar yapan Prof. Dr. Metin Çakmakçı, meme kanserinin gebelikte de görülebildiğini söyledi.

Tedavi planının tüm yönleri aile ile birlikte değerlendiriliyor

Gebelik süresi ve doğum sonrasını kapsayan 1 yıllık laktasyon (süt salgılaması) süreci boyunca saptanan meme kanserlerinin “gebelik meme kanserleri” olarak adlandırıldığını belirten Prof. Dr.

Metin Çakmakçı tedavide cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi seçeneklerinin değerlendirildiğini belirleterek “Amaç kanseri tedavi etmek ancak bebeğin sağlığını koruyarak kanseri tedavi etmek temel hedefimiz. Cerrahi seçenekleri gebeliğin her evresinde uygulanabilir.

Koltuk altı lenf nodu örneklemesi yapılabilir. Radyoterapi gerektiren, memenin tamamının alınmadığı ameliyatlarda ise radyoterapi doğum sonrasına bırakılırken, kemoterapi tedavisi gebeliğin 2. ve 3. trimestresinde kullanılabilir.

Tedaviler boyunca anne ve bebek yakın takip edilir, tedavi planının tüm yönleri aile ile paylaşılır ve en uygun tedavi planı oluşturulur” dedi.

Meme kanseri tedavisi gören kadınlar gebelik öncesi doktorlarıyla görüşmeli

Meme kanseri tedavisi görmüş kadınların gebelik planı öncesinde mutlaka takiplerini yapan medikal onkolog ile görüşmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çakmakçı “Tedavi süresince kullanılabilen anti hormonal tedaviler belirli bir süre boyunca gebeliği mümkün kılmayabilir.

Adet düzeninde kullanılan ilaçlar sebebiyle bir süre düzensizlikler ve adet kesilmesi yaşanabilir. Medikal onkolog ile yapılan görüşme sonrasında jinekoloji değerlendirmesi yapılmalı ve jinekoloğun onayı alınmalıdır.

Gebelik süreci ise her kadının takip edildiği gibi takip edilebilir” şeklinde konuştu.

Meme cerrahisi geçirmiş kadınlar da emzirebilir

Gebeliğin erken dönem tedavilerinin bitmesinden sonra planlanması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Metin Çakmakçı “Bu süre ameliyat-kemoterapi ve radyoterapi sürecini içeriyor. Tedavinin devamı uzun süreli kullanım gerektiren anti hormonal ilaçlar ile olabilir.

Bu nedenle hamilelik planlaması mutlaka doktor görüşü alınarak yapılmalı.

Meme cerrahisi geçirmiş kadınlar (memesinin tamamı alınmamış olanlar) genellikle bebeklerini emziremeyeceklerinden korkarlar ancak ameliyat edilmiş ve tedavisi tamamlanmış meme diğer meme gibi süt salgılamaya devam eder ve emzirme her iki memeden yapılabilir” açıklamasına bulundu.

Yazı: Prof. Dr. Metin Çakmakçı

İlginç hamilelik fotoğrafları

+32

Источник: https://hthayat.haberturk.com/saglik/haber/1039451-hamileyken-meme-kanseri-olmak

Meme Büyütme Ameliyatı (Slikon Protez), Kayseri

Hamileyken Meme Kanseri Ameliyatı Yapılabilir!

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Memeler kadının beden görünümde fiziği tamamlayan yapılardır .Omuz genişliği, göğüs çevresi, bel ve kalça çevresi ölçümlerinde meme hacmi önemli bir yer tutar . Bu ölçümler içinde meme hacmi küçük olduğu zaman vücut kontur görünümü eksik kalır . Memeler, yapısal olarak değişik nedenlerle küçük olabilir .

Biri diğerinden daha küçük, asimetrik olabilir .Doğumsal olarak bir tanesi hiç olmayabilir . Her iki memenin eşit hale getirilmesi yada hacminin arttırılması için, günümüzde en geçerli yöntem silikon protezler (implant) dir. Kişinin kendi dokuları ile meme büyütme ameliyatları denenmiş, ancak limitli sonuçlar vermiştir.

Örneğin kişiden yağ dokusu alınarak memelerin kısmen büyütülmesi sağlanabilir. Ancak yağ dolgusu tamamen kalıcı bir yöntem değildir. Meme protezlerinde esas madde protezin dış yüzeyinde yer alan silikondur. İçindeki dolgu maddesi farklı olabilir. Her protezin kendine göre avantaj ve dezavantajları mevcuttur .

Bunlar ameliyattan önce detaylı olarak konuşulmalı ve hangisinin kullanılacağına birlikte karar verilmelidir

Silikon meme protezi (implantı) nedir?

Silikon içeren ürünler kozmetik sanayide ve tıpta başka amaçlarla da kullanılmaktadır. Meme protezleri, meme şeklinde hazırlanmış balona benzer yapılardır. Yuvarlak ve anatomik denilen damla şeklinde olanları mevcuttur. Kadının memesindeki duruma uygun olarak bunlardan biri seçilir .

Balon kısmı silikondan yapılmıştır; vücuttaki dokulara uyum sağlaması için protezin yüzeyi pürtüklü olarak üretilmiştir. Balonun içini dolduran maddeler farkı olabilir. Günümüzde kullanılan meme protezleri şöyle adlandırılabilir: a. Dış yüzeyi silikon olan balonun içinde yine silikon orijinli jel vardır .

Bunlar çeşitli boyutlarda kullanıma hazır halde üretilmiştir. ABD'lerinde FDA (Food and Drug Administration ) tarafından 2006 yılı kasım ayında tekrar FDA onayı almıştır.b. Silikon balonun içi boştur.

Jel dolu (Gel-filled) : Serum fizyoljikle doldurulanlar (Saline-filIed) : Ameliyat esnasında halk arasında tuzlu su diye bilinen serum fizyolojik ile istenilen hacim elde edilinceye kadar doldurulur. Son zamanlarda kullanıma hazır şekilde olanlarının imal edildiği bildirilmiştir . c.

PVP : Aynı şekilde silikon balonun içi PVP (polyvinyl pyrrolidone povidon) adı verilen kimyasal madde ile doludur. Jel kıvamında ve kullanıma hazır haldedir. Soya Yağı : Silikon balonun içi soya yağı ile doldurulmuş, kullanıma hazır protezlerdir. Kullanım alanı henüz yenidir. Uzak sonuçları hakkında fazla bilgi yoktur.

Göğüs büyütme ameliyatı öncesi bilmeniz gerekenler nelerdir?

Protez konulacak hasta 40 yaş üzerinde ise ameliyattan önce mamografi ve gerekirse ultrasonografi adı verilen radyolojik tetkikler yapılır. Her ameliyatın genel veya kendine özel riskleri vardır. Meme bölgesinde ödem ve ağrı ameliyat sonrası görülen yakınmalardır.

Ameliyata bağlı kanama ve enfeksiyon nadir görülen durumlardır.Bazı hastalar ameliyattan sonra meme başlarında artan veya azalan duyarlılıktan ya da kesi çevresinde hissizlikten şikayet ederler. Bu genellikle geçicidir.

Bir yabancı cisim olan proteze karşı vücutta bazı bağ dokusu hastalıklarının geliştiği (konnektif doku hastalığı) , bebeğe süt vermenin zorlaştığı, protezin kansere neden olduğu ileri sürülmüştür. Ancak bunların hiçbiri bilimsel olarak kanıtlanmamıştır .

Meme büyütme ameliyatında, memenin büyütülmesi vücut için yabancı bir madde ile sağlanabildiğinden, proteze ait sorunlar olabilir. Protez çevresinde kapsül adı verilen bir zarın gelişmesine bağlı sertleşme ve daralmalar olabilir.

İnce zar herhangi bir probleme yol açmaz,orta kalınlıkta bir zar oluşması halinde memelerde hafif bir sertlik ve meme tabanında belirginlik fark edilebilir.

Nadir durumlarda vücut bu yabancı maddeyi kabul etmeyebilir, protez etrafında kalın bir zar oluşturup (kapsül), sıkıştırıp hapsetmeğe bazen de vücut dışına atmağa çalışır. Kalın kapsül oluşması halinde memelerde sertlik ve bazen asimetri görülebilir. Hafif ve orta kapsüler kontraktür durumunda, protez etrafındaki kapsülün giderilmesi için dıştan masaj ve gereğinde ek ameliyatlar yapılabilir Ağır kapsül kontraktürü ortaya çıktığında protezi çıkarmaktan başka seçenek yoktur.

Silikon protezlerin dış yüzeyi çok ince olmakla birlikte dış darbelere oldukça dayanıklıdır. Normal ve orta dereceli masajlar zarar vermez. Kişi ameliyattan 2 ay sonra yüzü koyun yatabilir. Bazan , protez içeriğinin balon dışına sızması görülebilir.

Eğer gel-filled protez kullanılmışsa, doku aralıklarına sızan bu maddeler kitle oluşmasına neden olabilir. Soya yağının nasıl etki ettiği henüz bilinmemektedir.

Serumla dolu protez kullanılmışsa, protez içine doldurulan serum fizyolojik protez dışına, doku aralıklarına sızabilir, bu takdirde dışarı sızan serum vücuda herhangi bir zarar vermeden dokular tarafından hızla emilir. Aslında damar yolu ile verilebilen ve başka tedavi amaçları ile kullanılan bu maddenin hiçbir zararı yoktur .

Protezi yırtılması nadir bir durumdur, araç içi trafik kazalarında olduğu gibi sıkışmalarla, yüksekten düşmelerle ve delici alet yaralanmaları ile ortaya çıkabilir. Protez konmuş memelerde daha sonra yapılacak mamografi ve cerrahi muayene problem oluşturmaz. Protez mamografide bir boşluk olarak görülür.

Silikon meme protezli bir memede kanser gelişmesi riski artmaz, normal meme dokusu ile aynıdır. Böyle bir durum oluştuğunda protezli memede de kansere yönelik ameliyat ve diğer tedavi şekilleri standartlar doğrultusunda uygulanır.

Meme büyütme ameliyatına karar vermeden önce , sizi rahatsız eden kusurunuzu ve ameliyattan beklentinizi açıkça doktorunuza söylemeniz,seçilecek protezi,protezin hangi kesiden konacağını, anestezi tipini, ameliyatın erken ve geç sonuçlarını tartışmanız gereklidir.

Göğüs büyütme ameliyatı

Ameliyat genel anestezi ile hastane koşullarında ameliyathanede yapılır.1-2 saat sürer. Protezin konabilmesi için 4-5 cm lik bir iz açılır. Bu izin yerleşimi şunlardan biri olabilir:

  • Meme altı kıvrımı (Submammarian)
  • Meme baş alt kısmı (Sirkumareolar)
  • Koltukaltı (aksiller)

Son zamanlarda göbek çevresinden girilerek endoskopik olarak protez konabilmektedir. Ancak bu yöntem henüz yaygın olarak kabul görmemiştir. Giriş yeri neresi olursa olsun bir iz akalacaktır.

Bunlar başlangıçta belirgin, zamanla belli belirsiz hale gelen izlerdir. Protez hastanın meme yapısına göre meme dokusu arkasına yada göğüs kasının (pektoral) arkasına yerleştirilebilir.

Her uygulamanın da avantaj ve dezavantajları vardır, bu ayrıntı da ameliyattan önce değerlendirilmelidir .

Meme büyütme ameliyatı sonrası

Ameliyat sonrası genellikle rahat geçer. Ağrı minimaldir. Protez göğüs kası arkasına konmuşsa birkaç gün kol hareketlerinde kısıtlılık olabilir. Ameliyat sonrası memeye sütyen veya sargı uygulanır. Erimeyen dikişler varsa 10-12. gün alınabilir.

Eriyen dikişlerde dikiş alınmasına gerek yoktur. Erken dönemde şişlik olabilir , meme başında hissizlik ve deri üzerinde morumsu renk değişimi olabilir. Bunlar kısa sürede kendiliğinden kaybolur. Hasta 3-4 gün içinde işine dönebilir.

3 haftadan sonra protez yerine yerleşir ve meme normal olarak işlevini kazanır.

Hastaya 2 ay ağır sporlardan (zıplama-koşma gerektiren) uzak durması önerilir. Protezle meme büyütme ameliyatı, genel olarak iyi ve kalıcı sonuç veren, kişinin ruh sağlığını ve psikososyal yapısını düzelten, onları yaşama daha bağlı hale getiren bir ameliyattır.

Günümüzde en yaygın olarak içi silikon jel dolu, üzeri pürtüklü (textured) yuvarlak protezler kullanılmaktadır. Protez seçimi ve yerleştirilmesi hastaya, memenin durumuna ve cerrahın tercihine göre değişebilecektir.

Источник: https://www.simetriestetik.com.tr/meme-estetigi-kayseri

Meme kanseri ameliyatı sonrası kemoterapi almayacak hastaları nasıl belirleriz?

Hamileyken Meme Kanseri Ameliyatı Yapılabilir!

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

27.10.2017

OncoType Dx ve PAM50 (Prosigna) adlı iki genetik test, meme kanseri ameliyatı sonrası kemoterapi almayacak hastaları nasıl belirlemekte kullanılmaktadır. Bu testler hangi hastalara yapılmalı? Bu testlerden hangisini kime önerelim? Sonuçlarını onkolog nasıl yorumlar?

Gelin birkaç yıl önce gördüğüm bir hastanın öyküsü ile konuya giriş yapalım. Hastamız Avrupa ülkelerinden birinde yaşıyor, dört çocuklu, 55 yaşında, meme kanseri nedeniyle ameliyat olmuş.

Doktoru hastamıza erken evre meme kanseri olduğunu, koltuk altı lenf bezlerine metastaz olmadığını ancak tümör türü ve kanserin boyutunun 1 cm’nin üzerinde olduğunu söyleyerek koruyucu amaçlı akıllı ilaç ve kemoterapi kullanması gerektiğini kendisine iletmiş ve kabul ederse tedavisine başlayacaklarını söylemiş. Hastamız tedaviyi kabul etmemiş ve takip edilmesini istemiş.

Hastamız bana, ameliyattan uzunca bir süre sonra ikinci görüş almak amacı ile gelmişti. Kendisine neden kemoterapi almadığını sorduğumda, “karşılaştığım kemoterapi alan hastalar çok kötü durumdaydı” dedi ve kendisinin de bu tür durumlar ile karşılaşmaktan korktuğunu bu nedenle tedaviyi reddettiğini söyledi.

Hastalığı ve türü ile ilgili yeterince bilgili değildi ve kemoterapi yan etkileri, koruyucu kemoterapi, akıllı ilaç tedavisi gibi tedavileri de yeterince kavrayamamıştı.

Günümüzde özellikle meme kanseri koruyucu kemoterapi ve akıllı ilaçları uygulamakta zorlanmadığımızı, eskisi gibi ciddi düzeyde bulantı-kusmaları artık hastalarımızın yaşamadığını, kendi kanserinin bugüne değin karşılaştığı ileri evre ve zor hastalar ile benzeşmediğini de bilmiyordu. Hastamıza göre neredeyse tüm kanser hastaları benzerdi ve tüm tedaviler de benzer düzeyde yan etki yapardı. Oysa eldeki veriler eşliğinde kemoterapi ve akıllı ilaç kombinasyonunu almak onun için en uygun olanıydı. Bu sayede gelecekte hastalığının yenileme riski azalacak ve kanserin yenilemesine bağlı yaşam kaybı riski en az orana inecekti.

Günümüzde kemoterapileri oldukça iyi yönetebilmemiz, gerektiğinde akıllı ilaçlar ile kombine tedavileri başarı ile uygulayabilmemiz sayesinde meme kanseri ameliyatı sonrası hastalarımıza yenileme riskini azaltmak amacı ile çoğunlukla koruyucu (adjuvan) tedavi öneririz. Bununla birlikte bir grup hasta var ki kemoterapi vermek bir şey kazandırmaz ve yararından daha fazla zararı olabilir. Bu hastaların yenileme riski oldukça azdır ve tedavi almayacak hastanın seçimi son derece önemlidir.

İşin ustalığı kime kemoterapi verilmeyeceğinin doğru saptanmasıdır.

Erken evre meme kanserli hastaları – hastalığın bölgesel yayılımına göre – iki gruba ayırabiliriz; lenf bezine sirayet etmiş, yani metastaz yapmış hastalar ve tümör boyutu küçük ve lenf bezi sirayeti olmayan hastalar.

Her iki grupta da kanser, vücudun diğer bölgelerine (karaciğer, kemik…) yayılmamış olmalıdır.

Günümüzde genel durumu uygun olan ve lenf bezi sirayeti olan tüm hastalara yenileme riskini azaltmak amacı ile kemoterapi ve uygun olan hastalara da akıllı ilaç öneririz.

Kemoterapi önerirken sadece tümörün yayılımına bakmaz aynı zamanda tümörün biyolojisine yani agresiflik derecesine de bakarız.

Tümörün biyolojisi yani davranış şeklini belirleyen özellikler; tümörün östrojen, progesteron gibi hormonlara duyarlılık özelliği, HER2 test olarak adlandırdığımız akıllı ilaç duyarlılık özelliği ve bazı ilave özellikler (Ki 67, Grad) taşıyıp taşımaması olarak sayılabilir.

Erken evre meme kanserleri içinde, HER2 pozitif ve üçlü negatif hastalar, oldukça erken evrede (lenf bezi sirayeti olmayan ve tümör boyutu 0.5 cm) saptansalar bile koruyucu kemoterapi önerilir. Bu hastalar tümör biyolojileri nedeni ile gelecekte yüksek yenileme riski taşırlar ve bu riskleri kemoterapi ve gerektiğinde akıllı ilaç kullanılarak azaltılabilir.

Hormona duyarlı meme kanserli hastalar, yani östrojen ve progesterona duyarlı ve HER2 özelliği taşımayan erken evre, lenf bezi sirayeti olmayan hastaların bir kısmı kemoterapiden yarar görmezler. Farklı bir deyişle bu hastaların bir kısmının yenileme riskleri oldukça azdır ve bu hastalara kemoterapi uygulanması ilave bir katkı sağlamaz.

Oncotype Dx (21 gen testi) nedir?

Bu test, hormon reseptörü pozitif, HER2 testi negatif, koltuk altına sıçramamış hastalığı olan meme kanserinde kemoterapi verme kararını belirler.

Tümör dokusunda kansere özgü 16 gen analiziyle 5 adet referans gen analizinin birlikte değerlendirildiği bu skorlama testi, meme kanserinin tekrarlama (nüks) ihtimalini ortaya koyar.

Test sonucuna göre düşük riskli çıkarsa kemoterapi ihtiyacı yoktur, yüksek riskli çıkarsa kemoterapiyi vermek hasta yararına olacaktır.

Bu testin değerlendirildiği çalışmalara bakacak olursak; 1600 erken evre HER2 testi negatif, hormon reseptörü pozitif hastanın alındığı çalışmada Onkotype Dx skorlama testi < 18 olan hastalar düşük riskli, 18-30 arası orta riskli, ve >30 yüksek riskli olarak değerlendirilmiş. Bu hastaların 5 yıllık takipleri sonucunda düşük riskli olanlara kemoterapi vermenin bir katkısının olmadığı ortaya konmuştur. Diğer bir çalışmanın 10 yıllık sonuçlarına göre yüksek riskli olan hastaların kemoterapiden fayda gördüğü gösterilmiştir.

Merak konusu olan bir alan da erken evre meme kanserli hormon reseptörü pozitif ve HER2 negatif hastalardan koltuk altı lenf bezlerine sirayet etmiş hastalarda da bu genetik analiz kemoterapi kararını doğru bir şekilde belirler mi? Bu konuyla ilgili yapılan çalışmalarda koltuk altında 1-3 lenf bezine sıçrama olan ve Oncotype Dx skorunda düşük riskli çıkan hastaların koltuk altına sıçramamış hastalarla aynı riske sahip olduğuydu. Fakat bunun kabul edilebilmesi için bu çalışmaların uzun süreli takip sonuçlarının açıklanmasına ihtiyaç var. Bizim klasik yaklaşımımız eğer hastamızın genel durumu uygunsa koltuk altına sıçramış hasta grubunda kemoterapi vermekten yanadır.

PAM50 (prosigna) testi nedir?

Diğer bir skorlama sistemi olan PAM50 (prosigna), ilk olarak meme kanserinin kendi iç tiplerini moleküler olarak belirlemek amacıyla oluşturulmuştur.

Elli gen üzerinden yapılan analizlerde hastalar kategorilendiğinde düşük riskli çıkanların hormona duyarlı meme kanseri tipiyle örtüştüğü gözlemlenmiştir.

Kanser dokusunu düşük, orta ve yüksek olarak sınıflandıran skorlama sistemi olan PAM50, 2013 yılında FDA onayını almıştır.

Bu gen analizi ile ilgili yapılan bir çalışmaya 1478 menapoz sürecindeki erken evre meme kanseri hastası alınmış. Hormon baskılayıcı tedavi ile birlikte hastalığın 5. ve 10. yıl tekrarlama ihtimali ile risk skoru arasındaki ilişkiye bakıldığında düşük risklilerde 10 yıl hastalıksız sağ kalım süresi %96.7, orta riskte %91, yüksek riskte %79 olarak saptanmış.

Hormona duyarlı erken evre meme kanserinde 5. ve 15. yıllar arası hastalığın tekrarlama riskini ortaya koyan PAM50 analizi, koruyucu hormon baskılayıcı tedavi verme sürecimiz konusunda bilgilendiricidir.

Bu iki skorlama sistemi dışında çalışmaları suren endopredict, mammaprint, meme kanser indeksi gibi farklı firmaların da genetik skorlama sistemleri mevcuttur. Çalışmaları devam etmektedir. St.

Gallen Meme Kanseri Konferansı'nda ortak görüş, meme kanserinde bu genetik analiz yöntemleri yakın gelecekte hastalığın evrelemesini de etkileyecek görüşüydü. Düşük riskli çıkan bütün hastaların Evre 1A olarak değerlendirilip tedavisinin de ona göre planlanması gerektiği yönündeydi.

Biz ön planda erken evre meme kanserinde kemoterapi kararını belirlemede eldeki veriler ışığında Oncotype Dx gen analizinin yapılmasının daha uygun olacağı düşüncesindeyiz.

Koruyucu kemoterapi ve hormon baskılayıcı tedavi ve bunun süresinin kararını vermek hastalarımız üzerindeki tedavi yan etkilerini de göz önünde bulundurmamızı gerektirir. Hastalığın karakterini belirleyen bu genetik testlerin klinik kullanımı arttıkça gereksiz kemoterapi ve uzamış hormon baskılayıcı tedavilerinin önüne geçileceği kanısındayız.

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Kaynak:1. Vahit Ozmen , Ajlan Atasoy , Erhan Gokmen , Mustafa Özdoğan et al.Impact of Oncotype DX Recurrence Score on Treatment Decisions: Results of a Prospective Multicenter Study in Turkey.Cureus. 2016 Mar 8;8(3):e5222. Siegel RL, Miller KD, Jemal A.Cancer Statistics, 2017.CA Cancer J Clin. 2017 Jan 5.3. Sparano JA, Gray RJ, Makower DF, et al.Prospective Validation of a 21-Gene Expression Assay in Breast Cancer.N Engl J Med. 2015;373(21):2005. 4. Parker JS, Mullins M, Cheang MC, et al.Supervised risk predictor of breast cancer intrinsic subtypes.

J Clin Oncol. 2009;27(8):1160.

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/meme-kanseri-ameliyati-sonrasi-kemoterapi-almayacak-hastalari-nasil-belirleriz/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.