Hangi Hastalıklarda Ateşleniriz?

Ateş Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?

Hangi Hastalıklarda Ateşleniriz?

Ateş, normal vücut sıcaklığının yükselmesi olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda hipertermi ve pireksi olarak da bilinir. Yetişkinlerde ateş neden yükselir sorusu bazı enfeksiyonlara, iltihaba ya da yabancı bir maddeye karşı vücudun gösterdiği tepki olarak cevaplanabilir.

Bazı mikrop türleri vücut ısısı ile çoğaldıkları için, vücudumuz bir tepkime olarak sıcaklığını yükselterek mikropların yok olmasını kolaylaştırmaya çalışır.

Ateş, bir solunum yolu enfeksiyonuna bağlı olarak yükselebileceği gibi menenjit ya da lösemi gibi ciddi bir hastalık sebebiyle de ortaya çıkabilir.

Ateş Neden Olur?

1. Soğuk algınlığı ve grip
Bu iki hastalık genellikle vücut sıcaklığında artışa neden olur. Grip nedeniyle görülen ateş 37,8°C ile 40,0°C arasında bir değişiklik gösterir. Grip ve soğuk algınlığı durumlarında çocukların yetişkinlerden daha fazla ateşlenmesi olası bir durumdur.

Soğuk algınlığına ya da gribe yakalandıysanız ateşin yanında üşüme, titreme, terleme, kas ve eklem ağrıları gibi semptomlarla da karşılaşırsınız. Ateşiniz 3-4 gün kadar devam edebilir ancak sonra giderek normal değerlerine döner.

Ani ateş yükselmesi ve düşmesi durumuna özellikle bebeklerde oldukça sık rastlanır. Bu durumun temel sebebi ise bebeklerin vücut ısılarının yetişkinlere oranla çevre şartlarına daha hassas şekilde tepki vermesidir. Gece yükselen ateş nedenleri ise vücut ısısının geceleri daha yüksek olmasından kaynaklanır.

Eğer bir de mikrobik bir hastalık mevcutsa gece ateşin daha da yükselmesi kaçınılmaz olur.

2. Strep boğaz enfeksiyonu
Boğazda inflamasyon ve ağrıya yol açan bakteriyel bir enfeksiyon olan strep boğaz enfeksiyonu genellikle A grubu streptokok bakterileri yüzünden ortaya çıkmaktadır.

Bu enfeksiyon her yaştan çocuğu ve yetişkinleri etkileyebilir. Ancak, özellikle 5 ile 15 yaş arasındaki çocuklarda sık görülür. Hapşırma ve öksürme, enfeksiyonu bir kişiden diğerine dağıtabilir.

Belirtileri arasında ateş ve baş ağrısı sık görülür.

3. Kan zehirlenmesi (sepsis)
Sepsis, bağışıklık sisteminin bir enfeksiyonla savaşmak için kan dolaşımına bıraktığı kimyasalların, tüm vücudun iltihaplanmasına neden olduğu durumlarda gelişir. Şiddetli kan zehirlenmesi vakaları, tıbbi bir acil durum olan septik şoka yol açabilir.

Geçmeyen ateş nedenleri arasında kan zehirlenmesi de yer alır. Tüm dünyada yaygın şekilde görülen bu hastalık, kalp krizinden bile daha fazla ölüm oranına sahiptir. Her yıl yaklaşık 20-30 milyon insan kan zehirlenmesi ile karşı karşıya kalıyor.

Belirtileri ise 38,3°C üzerinde ve 35,5°C'nin altında bir ateş ve kalp atış hızının dakikada 90 vuruştan daha yüksek olmasıdır.

4. Gıda zehirlenmesi
Gıda zehirlenmesi, toksik ve bozuk gıdaların tüketilmesi sonucunda ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Gıda zehirlenmesinin en yaygın semptomları ise mide bulantısı, kusma ve ishaldir.

Oldukça rahatsız edici bir durum olmasına rağmen, gıda zehirlenmesi olağandışı bir durum değildir. Yani ülkemizde de yaygın olmakla birlikte özellikle Amerika'da her 6 kişiden 1'i her yıl bir çeşit gıda zehirlenmesi sebebiyle hastaneye kaldırılmaktadır.

Gıda zehirlenmesi kimi zaman çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu gibi durumlarda vücut sıcaklığı ciddi anlamda yükselir ve halüsinasyonlar görülebilir.

5. Tüberküloz
Halk arasında verem adıyla bilinen tüberküloz “Mycobacterium tuberculosis” adlı bir bakteri türünün yol açtığı, akciğerlerde görülen ancak vücudun başka bölgelerine de yayılabilen bulaşıcı bir hastalıktır.

Sebepsiz ateş yükselmesine zemin hazırlayan hastalıklardan biridir. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre, dünya çapında yaşanan ölümlerin ilk 10 nedeninden biri tüberkülozdur. Tüberküloz doğru koşullar altında önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Genellikle ateş, öksürük, kilo kaybı ve gece terlemeleri ile kendini gösterir.

6. Kemik enfeksiyonu
Osteomyelit olarak da adlandırılan kemik enfeksiyonu, bakterilerin veya mantarların bir kemiği istila etmesiyle sonuçlanabilir. Osteomyelit akut ya da kronik olabilir. Çocuklarda, kemik enfeksiyonları en sık kolların ve bacakların uzun kemiklerinde görülür.

Yetişkinlerde ise genellikle kalça, omurga ve ayaklarda görülür. Kemik enfeksiyonları aniden ortaya çıkabilir veya uzun bir süre devam eder. Kemik enfeksiyonları düzgün tedavi edilmezse geriye kalıcı olarak hasar görmüş bir kemik bırakabilir.

Belirtileri ise; deride kızarıklık ve sıcaklık, hassasiyet, yüksek ateş ve kemik yakınında bulunan yaradan irin akmasıdır.

Ateş Belirtileri Nelerdir?

l Titremel Terlemel İştah ve su kaybıl Genel yorgunluk halil Halüsinasyonlarl Havale geçirmel Baş ağrısıl Kas ağrılarıl Dudak uçuklaması

Vücut ısısının normal değerleri , 34,4-37,9°C arasında, ateşin varlığını gösteren değerler ise 38,0-39,9°C arasındadır. Ancak kişinin ateşi 40 dereceye kadar yükseldiyse, acilen bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Bu yüksek ateş, ciddi bir hastalığın habercisi olabilir.

1. Ateş düşürücü ilaçlar
Ateşin tedavi edilebilmesi için öncelikle neden kaynaklandığı bulunmalıdır.

Eğer yüksek ateşin kaynağı grip ya da soğuk algınlığı ise, ağrı kesici ateş düşürücü ilaçlar, yani içerisinde parasetamol, ibuprofen ya da psödoefedrin tarzı etken madde bulunan ilaçlar hekim tarafından reçete edilir. Yüksek ateş yaşayan çocuklar için ise ateş düşürücü şuruplar tercih edilmektedir.

2. Bitkisel yöntemler
Bazı doğal yöntemler de ateşi düşürmek için çözüm olabilmektedir. Bunun için zencefil ve kuru üzüm kürü tavsiye edilmektedir.

Zencefil ve kuru üzüm kürü

Malzemeler

l 1 yemek kaşığı taze ya da toz zencefill 1 yemek kaşığı kuru üzüm

Yapılışı: Kuru üzümü ve zencefili ezip 1 litre suyun içerisine atın ve 1 saat kadar kaynatın. Kaynama esnasında su miktarı 50 ml civarında azalacaktır. 1 saatin sonunda hazırladığınız karışımı süzün ve sıcak olarak tüketin. Eğer günde 2 defa bu kürü tüketirseniz ateşiniz kısa sürede düşecektir.

Ateş düşürmek için uygulanabilecek diğer yöntemler ise:

l Alın, diz altı ve koltuk altı gibi vücut sıcaklığının en yüksek olduğu yerlere ıslak havlu koyulmalıdır. Soğuk duş da yüksek ateşin düşürülmesi için etkili yöntemlerden biridir.l Yapılan en büyük yanlışlardan biri, ateşi olan kişiyi titrediği için kat kat giydirmektir.

Aslında kişinin titremesi üşüdüğü anlamına gelmez bu durum tamamen ateş yüksekliği ile alakalıdır. Hastayı sıkı sıkı giydirmek yerine ateşin düşmesi için ince kıyafetler giydirilmelidir. Eğer hasta üst üste giydirilip bir de yorganın altına sokulursa ateş yüksekliği artarak kişinin havale geçirmesine sebep olabilir.

l Eklem yerlerine ve baş bölgesine soğuk uygulama yapılmalıdır.

Bu evde oturan leyleklere komşu oluyorAstigmat Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?Adet Gecikmesi Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?

Источник: //www.mynet.com/ates-neden-olur-nasil-tedavi-edilir-1221599-mykadin

Ateşlenme: Belirtileri, Nedenleri, Tanı ve Tedavisi

Hangi Hastalıklarda Ateşleniriz?

Ateş, insan vücudunun sıcaklığı normal aralıktaki 36-37C’nin (98-100F) üzerine çıkması olarak karakterize edilen, yaygın bir tıbbi işarettir.

Bireyin vücut sıcaklığı yükseldiğinde, yükselme durana kadar soğukluk hissi olabilir.

İnsanın normal vücut sıcaklığı değişebilir ve yeme, egzersiz, uyku ve günün saati gibi faktörlerden etkilenir. Vücudumuzun sıcaklığı genellikle en yüksek saat 6 civarında, en düşük saatte ise saat 3’tedir.

Yüksek bir vücut ısısı (ateşlenme), bağışıklık sistemimizin bir enfeksiyonla mücadele etmeye çalışmasının yollarından biridir. Genellikle vücut sıcaklığındaki yükselme, bireyin bir enfeksiyonu çözmesine yardımcı olur. Bununla birlikte, bazen çok yükselebilir, bu durumda ateş ciddi olabilir ve komplikasyonlara neden olabilir.

Ateş hafif olduğu müddetçe, yani ateşlenme çok şiddetli değilse, muhtemelen enfeksiyona neden olan bakteri veya virüsün nötralize edilmesinde bir etkiye sahip olduğu söylenir. Ateşi düşürecek ilaçlara “antipiretik ilaçlar” denir. Ateşin çıkması rahatsızlığa neden oluyorsa, doktor tarafından bir antipiretik tavsiye edilebilir.

Not: Yukarıda belirtilen sıcaklık, ağızdan ölçüldüğü zamandır. Normal koltuk altı sıcaklıkları için, bu sıcaklığı yaklaşık 0,2ºC ila 0,3ºC düşürmeniz gerekir.

Ateşlenme Belirtileri Nelerdir?

Birinde ateşlenme varsa, belirtiler ve semptomlar hastalık davranışı olarak bilinen durumla bağlantılıdır ve aşağıdakileri içerebilir:

  • Soğuk hissetme
  • Titreme
  • Anoreksiya, iştahsızlık
  • Dehidrasyon, hasta bol miktarda sıvı içerse önlenebilir
  • Depresyon
  • Hiperalgesia, birey ağrıya karşı çok daha duyarlıdır
  • Letarji, uyuşukluk
  • Konsantrasyon sorunları
  • Uyku hali
  • Terleme

Ateşiniz yüksekse, aşırı sinirlilik, karışıklık, deliryum ve konvülsiyonlar da olabilir.

Febrile nöbet (çocuklarda):

Yüksek sıcaklığa sahip, ateşi çıkan çocuklarda, çoğu ateşli bir uyku veya ateşli konvülsiyon olarak da bilinen, kulak enfeksiyonu, gastroenterit veya solunum yolu virüsü (soğuk algınlığı) sonucu olabilen ateşli bir nöbet gelişebilir. Daha seyrek olarak ateşli nöbetler, menenjit, böbrek enfeksiyonu veya pnömoni gibi daha ciddi bir sağlık sorunundan kaynaklanabilir.

Febril nöbetler en sık 6 aydan 6 yaşa kadar olan çocuklarda görülür ve erkekleri kızlardan daha sık etkilemektedir.

Nöbet, vücut sıcaklığının uzun sürdüğü için değil, vücut sıcaklığının çok hızlı yükselmesi nedeniyle oluşur.

İki tip febril nöbet vardır:

  1. Basit febril nöbet: Nöbet 15 dakikadan fazla olmaz (çoğu durumda 5 dakikadan daha kısa sürer) ve 24 saatlik bir süre boyunca tekrar görülmez. Çoğu ateşli nöbet türüdür. Belirtiler ; vücut katılaşır ve kollar ve bacaklar titremeye başlar, hasta bilinç kaybeder. Düzensiz soluma olabilir ve çocuk idrara çıkabilir. Ayrıca kusma olabilir.
  2. Kompleks febril nöbet: Nöbet daha uzun sürer, daha sık gelir ve tüm vücudu etkilemeye eğilimli değil, vücudun bir bölümünü etkiler. Bu tür nöbetler, basit ateşli nöbetlerden daha fazla endişe edilmesinin bir nedenidir.

Ateşlenme Nedenleri Nelerdir?

Ateşlenme sebeplerinden bazıları aşağıda listelenmiştir:

  • Grip, su çiçeği veya pnömoni gibi bir enfeksiyon
  • Romatoid artrit
  • Bazı ilaçlar
  • Cildin güneş ışığına aşırı maruz kalması (güneş yanığı)
  • Isı çarpması: Ya yüksek sıcaklığa maruz kalma ya da uzun süreli yorucu egzersizden kaynaklanabilir.
  • Silikozis: Silis tozuna uzun süre maruz kalınması sonucu akciğer hastalığının bir türüdür.
  • Amfetamin kötüye kullanımı
  • Alkol yoksunluğu

Ateşlenme Teşhisi

Ateşin teşhisi basittir: Eğer ateş ölçüldüğünde, hastanın vücut sıcaklığı yüksekse, ateşi de vardır. Kişinin ateşini dinlenirken ölçmek önemlidir. Çünkü fiziksel aktivite hastanın vücut ısısını artırabilir.

Bir kişinin aşağıdaki durumlarda ateşi olduğu söylenir:

  • Ağızdan ölçüldüğünde sıcaklık 37.7C’nin üzerindedir.
  • Rektumdan ölçüldüğünde sıcaklık 37.5-38.3C civarıdır.
  • Kol altından veya kulak içinden ölçüldüğünde sıcaklık 37,2C’dir.

Doktor yüksek ateş olduğunu teşhis ettiğinde, altta yatan bir hastalık olup olmadığını değerlendirmek amacıyla diğer belirtilere bağlı olarak kan testleri, idrar tetkikleri, röntgen testleri ve diğer görüntü taramaları gerekebilir.

Ateşlenme Tedavisi

NSAID’ler (steroidal olmayan anti-inflamatuar ilaçlar), ateşi düşürmeye yardımcı olabilir. Bununla birlikte, hafif bir ateş, enfeksiyon kaynağıyla (bakteri veya virüs) mücadele etmeye yardımcı olabilir; ancak düşürmek için ideal olmayabilir.

Ateşin bakteriyel bir enfeksiyondan kaynaklanması durumunda doktor antibiyotik reçete edebilir.

Viral bir enfeksiyondan kaynaklanan soğuk algınlığı nedeniyle ateş görülürse rahatsız edici semptomların hafifletilmesi için NSAID kullanılabilir. Antibiyotiklerin virüslere karşı etkisi yoktur; ancak bazen ikincil enfeksiyonları önlemek için reçete edilebilir.

Sıvı alımı önemlidir. Ateşi olan hastada dehidrasyonu önlemek için bol miktarda sıvı tüketmelidir.

Isı çarpması sonucu, yani kişinin ateşi sıcak hava veya sürekli yorucu egzersiz kaynaklı ise NSAID’ler etkili olmaz. Hastanın vücut ısısının düşürülmesi gerekir. Kafa karışıklığı (konfüzyon) veya bilinçsizlik durumunda hemen bir doktor tarafından tedavi edilmelidir.

Ateş bazen bakteriyel ve viral enfeksiyonlardan kaynaklanır. İyi hijyen uygulamaları, bir enfeksiyonun gelişme riskini azaltmaya yardımcı olur. Bu, yemek öncesi ve sonrası el yıkamayı ve tuvalete gittikten sonra elleri yıkamayı kapsar.

Enfeksiyondan kaynaklanan ateşi olan bir kişinin, enfeksiyonun yayılmasını önlemek için diğer insanlarla mümkün olduğunca az temas kurmalısı önemlidir. Hastaya kim bakıyorsa, ellerini sıcak sabun ve su ile düzenli olarak yıkamalıdır.

Web sitemiz, ziyaretçilerimize online reklamlar sunmaktadır. Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bize destek olunuz.

Источник: //www.hastalopedi.com/ateslenme/

AİLEVİ AKDENİZ ATEŞİ (FMF) HASTALIĞI BELİRTİLERİ NELERDİR?

Hangi Hastalıklarda Ateşleniriz?

Ailevi Akdeniz ateşi yani kısaca FMF (Familial Mediterranean Fever) iltihap oluşumuna bağlı olarak gelişen bir sağlık sorunudur. Karında, akciğerlerde ve eklemlerde meydana gelen iltihaplanmalar, FMF hastalığında ateşlenme ve ağrılar yaşanmasına sebep olmaktadır.

Ailevi Akdeniz ateşi, kalıtımsal bir hastalıktır ve Akdeniz kökenli kişilerde yinelenen bir sağlık sorunudur. FMF, her hangi bir ırka dahil olan kişileri de etkileyebileceği gibi daha çok, Sefarad Yahudileri, Araplar, Yunanlar, İtalyanlar, Ermeniler ve Türkleri etkilemektedir.

FMF hastalığının tanısı genellikle çocukluk döneminde konulmaktadır. Öte yandan, bu hastalığın tedavisi için belli bir iyileştirme yöntemi yoktur. Bunun  yerine sadece, hastalığın etki ve semptomlarını azaltmaya yönelik tedavi uygulanmaktadır.

Ailevi Akdeniz ateşi, ebeveynlerden çocuklara aktarılan mutasyona uğramış bir gen nedeni ile meydana gelmektedir. Mutant gen, vücudun iltihaplanmayı kontrol ederken sorunlar yaşamasına sebep olmaktadır.

FMF hastası olan kişilerde gen mutasyonu, MEFV adı verilen bir gen üzerinde meydana gelmektedir. MEFV geni üzerindeki birçok farklı mutasyon, ailevi Akdeniz ateşi ile bağlantılıdır. Bu gen mutasyonları bazen çok şiddetli durumların oluşmasına sebep olurken, diğer bazıları ise daha hafif durumlar yaşanmasına sebep olabilmektedir.

Ailevi Akdeniz Ateşi Belirtileri

Ailevi Akdeniz ateşinin belirtileri genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkmaktadır. Bu dönemde çocuklarda nöbetler halinde, bir ile üç gün arasında ataklar yaşanmaktadır. Eklem iltihabı atakları ise, haftalar hatta aylar boyunca sürebilmektedir. Bunun dışında ailevi Akdeniz ateşinin belirtileri şu şekildedir;

Ailevi Akdeniz ateşi hastalığında ateşlenme yaşanmasının nedeni, vücutta gelişen iltihaplanmalardır. Bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen iltihap oluşumu, kan hücrelerinin kendilerine karşı mücadele başlatmasından dolayı, hastanın vücut ısısının artmasına sebep olmaktadır.

2.Karın Ağrısı

Karın boşluğunda iltihaplanma oluşmasına sebep olan ailevi Akdeniz ateşi, bundan dolayı hastanın karnında ağrı ve kramplar yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu ağrılar genellikle hastalık ataklarında gerçekleşmektedir. Yani, bazı dönemler bu karın ağrıları uzun süre boyunca yaşanmazken bazen de çok sık aralıklar ile yaşanabilmektedir.

3.Göğüs Ağrısı

Akciğerlerde iltihap oluşmasına sebep olan ailevi Akdeniz ateşinde, hastada göğüs ağrıları da gelişebilmektedir. Şayet bu ağrılar çok şiddetlenirse ve nefes darlığına hatta bayılmaya sebep olursa, acilen hastaneye gidilmesinde büyük önem vardır.

4.Ağrılı Şiş Eklemler

Eklemleri de etkileyen ailevi Akdeniz ateşi, eklemlerde iltihap oluşmasına sebep olabilmektedir. Bundan dolayı  hastada eklem ağrıları, özellikle diz, dirsek ve kalçalarda kendini gösterebilmektedir. Bu ağrıların yanı sıra hastanın eklemlerinde şişkinlikler de oluşabilmektedir.

5.İshal ve Kabızlık

Ailevi Akdeniz ateşinde yaşanan ishal durumu normal ishalden biraz daha farklıdır. Bu hastalıkta ishal yaşanır ve hemen ardından ishali kabızlık takip eder.

6.Kas Ağrıları

Vücutta iltihaplanma yaşanmasından kaynaklanan kas ağrıları bu hastalıkta yaşanabilmektedir. Bu kas ağrıları bazen şiddetli bazen de hafif şekilde kendini göstermektedir.

7.Kırmızı Döküntüler

Ailevi Akdeniz ateşinde, özellikle dizlerin altında ve bacaklarda kızarıklıklar ve döküntüler oluşabilmektedir.

8.Skrotumda Şişme

Erkeklerin cinsel organlarında yaşanan bu durumda, ailevi Akdeniz ateşi nedeniyle hastanın skrotumunda şişmeler ve hassasiyet oluşabilmektedir.

Hastalığın atakları arasındaki süreç içerisinde kişi kendini oldukça normal ve sağlıklı hissetmektedir. Semptomların yaşanmadığı dönemler bazen birkaç gün kadar kısa bir süreci kapsarken, bazen de birkaç yıl kadar uzun bir süreci kapsayabilir.

Fakat, eğer semptomların yaşandığı süreç içerisinde kişide, nefes darlığı ya da bayılma durumu yaşanıyor ise, acilen hastaneye gidilmelidir.

Risk Faktörleri

Ailevi Akdeniz ateşinde risk faktörleri; aile hastalık geçmişi ve Akdeniz ırkına dahil olmak şeklindedir. Buna göre;

Aile hastalık geçmişi: Eğer ailenizde ailevi Akdeniz ateşi hastalığı olan biri, ya da daha önceki kuşaklarda bu hastalığı taşımış bir birey var ise, bu durum sizi de ailevi Akdeniz ateşi hastalığı riski ile karşı karşıya getirmektedir. Çünkü bu hastalık kalıtımsal olarak gelişmektedir.

Akdeniz ırkından olmak: Eğer Akdeniz kökenli biriyseniz ya da aile geçmişinizde Akdeniz kökeni bulunmakta ise, siz de ailevi Akdeniz ateşi riski yüksek olacaktır. Ailevi Akdeniz ateşi, her hangi bir ırkta da gözlenebilir. Fakat, Seferad Yahudisi, Arap, İtalyan ve Türk ırklarında bu hastalık riski çok daha yüksektir.

Komplikasyonlar

Ailevi Akdeniz ateşinin yol açabileceği komplikasyonların tedavisi çok fazla mümkün değildir. Ailevi Akdeniz ateşinin sebep olabileceği komplikasyonlar şu şekildedir;

Kanda anormal şekilde protein birikmesi: Ailevi Akdeniz ateşinin atakları sırasında vücut aşırı miktarda protein (amiloid A) üretmeye başlayabilir. Bu protein türü ise kan içerisinde çok fazla miktarda biriktiğinde organların hasara uğramasına sebep olmaktadır. Bu duruma da tıp dilinde amiloidoz adı verilmektedir.

Böbreklerde hasar oluşması: Vücutta çok fazla protein birikmesine bağlı olarak gelişen amiloidoz sorunu nedeniyle organlar, özellikle böbrekler zarar görebilmektedir.

Zarara uğramış olan böbrekler ise, en çok da filtreleme görevinde aksaklıklar (glomerüller) yaşamaktadır. Bu durumu yaşayan kişilerin idrarlarında büyük oranda protein kaybı yaşanır.

Nefrotik sendrom da denilen bu durum, böbrekler içerisindeki kanın pıhtılaşmasına ya da böbrek yetmezliğine sebep olabilmektedir.

Kısırlık: Özellikle kadınlarda kısırlığa yol açabilen ailevi Akdeniz ateşi, iltihaplanma sonucu gelişen bir hastalık olduğu için, dişi üreme organlarına zarar verebilmektedir. Bu durum da kısırlığa sebep olmaktadır.

Eklem ağrıları: Ailevi Akdeniz ateşinin komplikasyonlarında, yaygın olarak gözlenen eklem ağrıları, genellikle dizlerde, bileklerde kalçalarda ve dirseklerde yaşanmaktadır.

Tanı ve Testler

Ailevi Akdeniz ateşinin teşhis edilmesi ve tanısının konulmasında bazı yöntemler kullanılmaktadır. Doktorlar, hastanın şikayetleri doğrultusunda bazı test ve analizler yaptırabilmektedir. Ailevi Akdeniz ateşi tanısının konulabilmesi için yapılan testlerden bazıları şu şekildedir;

Fiziksel muayeneler: Doktor, bazı sorular yönlendirerek hastanın şikayetinin ne olduğunu tam olarak tespit etmeye çalışır. Daha sonra ise daha fazla bilgi alabilmek adına fiziksel muayene de yapar.

Aile hastalık geçmişinin gözden geçirilmesi: Ailedeki herhangi bir bireyde ailevi Akdeniz ateşinin yaşanıp yaşanmadığını tespit etmek amacı ile yapılan bu araştırmada, hastada mutant gen olup olmayacağı saptanmaya çalışılır.

Kan tahlili: Özellikle ailevi Akdeniz ateşinin ataklarının yaşandığı süreç içerisinde yapılan kan tahlili, hastanın vücudundaki iltihap durumunun belirlenmesine yardımcı olmaktadır.

Yüksek seviyede beyaz kan hücrelerinin tespit edilmesi, vücutta enfeksiyonlara karşı bir mücadelenin olduğunu göstermektedir.

Bu durum ise iltihaplanmaya bağlı olarak gelişen ailevi Akdeniz ateşinin bir işareti olabilir.

Genetik testler: Genetik testler, mutant gen olup olmadığını tespit etmek amacı ile yapılmaktadır. MEFV adı verilen gen mutasyona uğramış genin adıdır ve bu gen ailevi Akdeniz ateşi ile ilişkilidir.

Fakat bu gen alevi Akdeniz ateşi teşhisinde yeteri kadar etkili değildir ve bundan dolayı bu genetik test her zaman doğru sonuç vermeyebilir.

Bu nedenle doktorlar, ailevi Akdeniz ateşi tanısını koyarken sadece bu yöntemi kullanmayı tercih etmemektedirler.

Tedavi ve İlaçlar

Ailevi Akdeniz ateşinin tedavisi yoktur. Ancak, hastalığın sebep olduğu semptom ve belirtileri engellemenin ya da etkilerini hafifletmenin bazı tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Buna göre, ailevi Akdeniz ateşinin semptom ve belirtilerini kontrol altına alabilecek ilaçlar şu şekildedir;

Kolşisin: Bu ilaç hap şeklinde alınır ve vücuttaki iltihaplanmanın azalmasına yardımcı olur. Böylece bu hap, hastalığın sebep olduğu atakları da önlemeye yardımcı olmaktadır. Bu ilacın hangi dozlarda ve ne sıklıkla alınacağına ise, hastanın durumuna göre doktor karar vermektedir.

Bazı ailevi Akdeniz ateşi hastaları günde sadece bir doz olarak bu ilacı alırken, diğer bazı hastaların ise daha küçük dozlarda fakat sık aralıklar ile bu ilacı almaları gerekmektedir.

Tedavi sürecinde kullanılan bu ilacın yan etkileri ise yaygın olarak, şişkinlik, karın kramp ve ağrılar ile ishal şeklindedir.

İltihaplanmayı önleyen diğer ilaçlar: Bazı ailevi Akdeniz ateşi hastalarında kolşisin ilacı etki göstermeyebilir. Böyle bir durum karşısında, bu hastalara iltihaplanmanın kontrol altına alınabilmesi için, deneysel olarak kabul görmüş olan bazı ilaçlar uygulanmaktadır. Bu iltihap önleyici ilaçlar, rilonacept (Arcalyst) ve anakinra (Kineret) gibi ilaçlardan oluşabilmektedir.

Başa Çıkma Yöntemleri ve Destek

Sizde, ailenizde ya da çocuklarınızda ailevi Akdeniz ateşinin var olduğunu öğrenmek, bir miktar sinirlerinizi yıpratabilir. Bu gibi bir durum ile karşılaştığınızda yapabileceğiniz bazı uygulamalar, bu hastalıkla baş etmenize yardımcı olabilir. Bu başa çıkma yöntemleri şu şekildedir;

Ailevi Akdeniz ateşi hakkında bilgi edinmek: Eğer bu hastalık hakkında doğru kanallar aracılığı ile bilgi edinirseniz, kendinizi biraz daha rahat hissedebilirsiniz. Bu sayede, şayet çocuğunuzda bu hastalık tespit edilmiş ise, onun bakımı ile ilgili bazı yöntemler geliştirebilirsiniz.

Konuşacak birilerini bulmak: Özellikle aile üyelerinden biri ile, bir uzmanla ya da yakın bir arkadaşınızla bu konuyu konuşmak, sıkıntılarınızı ve korkularınızı atlatmanıza yardımcı olabilir.

Hatta, sizin gibi ailevi Akdeniz ateşi hastalığı ile yaşamak durumunda kalan kişiler ile birlikte toplanmak, konuşmak ve birbirinize destek olmak, sizin de onların da daha iyi hissetmesine yardımcı olabilmektedir.

Alınacak Önlemler

Ailevi Akdeniz ateşi hastalığı için alınacak olan herhangi bir önlem bulunmamaktadır. Çünkü bu hastalık kalıtımsal bir hastalıktır ve ebeveynlerden çocuklara aktarılmaktadır.

Источник: //evdesifa.com/ailevi-akdeniz-atesi-fmf-hastaligi-belirtileri-nelerdir/

Bebeklerde Ateşlenme Belirtileri? Bebeklerin Ateşi Nasıl Düşürülür? – Sağlık Ocağım .NET

Hangi Hastalıklarda Ateşleniriz?

Bebeklerde ateşin en sık nedeni enfeksiyon hastalıklarıdır. Üst solunum yolu enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, merkezi sinir sistemi enfeksiyonları, menenjit enfeksiyonları gibi enfeksiyonlar çocuklarda ateşlenmeye neden olabilir.

Bunun dışında günümüzde çocuklarda da kanser türleri oldukça sık görülmektedir. Örneğin, nöroblastom, lenfoma, lösemi başlangıcı gibi kanser türleri de bebeklerde ve çocuklarda ateş yüksekliğine sebep olabilir. Bazen çocuklarda ve bebeklerde yeterince beslenememe ve sıvı kaybı da ateş yükselmesi yapabilir.

Bebeklerde ateşlenme yapan diğer hastalıklar arasında zatürre, orta kulak iltihabı, gribal hastalıklar, boğaz enfeksiyonları, Akdeniz ateşi hastalığı gibi ataklar ile seyreden bazı romatizmal hastalıklar, idrar yolu enfeksiyonları, diş çıkarma, bağırsak enfeksiyonları, su çiçeği, kızamık, kabakulak gibi birçok enfeksiyon hastalığı ve diğer romatizma hastalıkları bebeklerde ve çocuklarda yüksek ateşe neden olabilir.

Bebeklerde ateşlenme türleri ve sınıflandırma

Bebeklerde ateşlenmenin ciddiyeti sadece yüksek derece ile değil daha çok bebeğin yaşı ile ilişkilendirilmelidir. Ateş yükselmesi ilk üç ay veya ilk altı aylık bebeklerde daha çok ciddiye alınmalıdır. Özellikle bebek 1 aylık civarı ise ateş yüksekliği daha fazla önem taşır.

Bebeklerde ateş yükselmesinin diğer ciddiye alınacak durumu da ateşin derecesidir. Fakat ateşin derecesi yüksek olduğunda aileler genellikle havale geçiriyor diye panik yaparlar. Havale geçirirken ateşin derecesinin belli bir rakamı yoktur. Çünkü 37 derece ateşte de bebek havale geçirebilir.

Bebeklerde ve çocuklarda ateşin derecesi sınıflandırılabilir. Örneğin, 37-38 derecede ki ateşler hafif ateş, 38-39 derece arası yüksek ateş, 39-40 derece arası çok yüksek ateş olarak sınıflandırılır. Bebeklerde ve çocuklarda ateşlenmenin derecesi ne kadar yüksek ve düşürülmesi ne kadar inatçı ise bu ateşin önemi o kadar büyüktür.

Örneğin 2-3 yaşında ve genel durumu iyi olan, nezle olan, burnu akan, ateşi 38 olan bir çocuğun ilaçlar ile ateşi 6 saatten daha sık çıkmıyor ve 3 günden uzun sürmüyor ise, çocuğun ateşi 38 derecenin üzerine geçmiyor veya bebek diş çıkarıyor ise bu tür ateşlenmelerin çocuklarda çok fazla ciddiye alınması gerekmez.

Ateşi yükselen bebek doktora götürülmeli mi?

Bebeklerde ateşin sebebi ne olursa olsun çocuk bir yaşın altında ise, ateş 38 derecenin üzerinde seyrediyor ise, bebeğin ateşi ıslak uygulamalar veya basit bir ateş düşürücü ile geçmiyor ise, ateş 48-72 saatten daha fazla uzun sürmüş ise, çocukta başka bir hastalık belirtileri de var ise mutlaka doktora baş vurulmalıdır.

Ateşi 38-39 derece üzerinde seyreden bir çocukta sadece muayeneler ile hastalığın ne olduğu anlaşılmayabilir. Bu nedenle bazen tam kan sayımı, idrar tahlilleri de yapılır.

Bebeklerde ateş nasıl ölçülür?

Bebeğin ateşi nasıl ölçülür

Bebeklerin ateşini ölçmek için günümüzde birçok yöntem vardır. Son yıllarda bebeklerde ateş ölçümü genellikle kulaktan ateş ölçerler ile ölçülmektedir. Kulaktan ateş ölçerler teknik olarak doğru bir ölçüm yöntemi olmasına karşın, pratikte kullanımı bebeklerde zahmetli bir yöntemdir.

Bebeklerde kulaktan ateş ölçerleri kullanmak oldukça zordur. Çünkü ateş ölçerin ucundaki sensör kulak zarını 90 derece dik bir şekilde görmelidir. Bebeklerin kulakları daha dar ve tüyler ve kirler de olduğu için bu 90 derecelik açının sağlanması imkansız sayılabilir.

Bu nedenle bebeklerde kulaktan ateş ölçerler normal ile alakasız sonuçlar gösterebilir. Bu durum göz önünde bulundurulur ise, bebeklerin ateşlerinin ölçülmesinde kulaktan ateş ölçerler çok fazla önerilmemektedir.

Bebeklerin ateşlerini ölçmek için tercih edilen yöntem koltuk altı ve makattan ateşin ölçülmesidir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir başka nokta makattan ölçümün 1 derece fazla çıkmasıdır. Yani koltuk altından ateş ölçüldüğünde 37 ‘ye geçtiğinde ateş başlamış olarak kabul edilir iken, makattan ölçüldüğünde 37.8 – 38 üzerine çıktığında çocukta ateş başlamış sayılır.

Bebeklerde ateş nasıl düşürülür?

Bebeklerde ve çocuklarda ateş yüksekliği olduğunda genellikle aileler bir miktar panik yaparlar. Bebeklerde ateş yüksekliği için herhangi bir ilaç verilmesi çok fazla önerilmez. Fakat bebeğin ateşlendiği söz konusu olduğunda genellikle ateş düşürücü ilaçlar kullanılır.

Mümkün olduğunca çocuğun ateşini ateş düşürücü ilaç vermeden düşürmeye çalışmak gerekir. Örneğin, bebeği ılık (35-37 derece arası) duş aldırmak, duş aldırma imkanı yok ise bebeğin kasıklarına, koltuk altına, alnına, boynuna ıslak havlu koyarak veya çocuğun tüm vücudunu ıslak havlunun içine sararak çocuğun bu şekilde ateşi düşürülmeye çalışılır.

Ayrıca ateşi yükselen bebeklerin sıvı tüketimine de dikkat etmek gerekir. Ortamın sıcaklığının 20-22 derece arasında olması önemlidir. Bebeğin ateşi 39 derecenin üzerine çıkar ise çocuk doktora götürülmelidir. Çocuğa kalın kıyafetler giydirmemek gereklidir.Çocuğun soğuk su ile değil ılık su ile duş aldırılması yeterlidir. Çocuğa alkol ve sirkeli sular ile kompres yapılmamalıdır.

Bütün bunlara rağmen çocuğun ateşi düşmüyor ise çocuğa parasetamol veya ibuprofen içeren ateş düşürücü şuruplar verilebileceği gibi, hiç bir ilaç tamamen zararsız değildir. Örneğin bazı ateş düşürücü ilaçların sık kullanımı çocuklarda % 60 oranında astım hastalığına neden olabileceği hakkında bilgiler bulunmaktadır.

Bebeklerde yüksek ateşin zararları

Yüksek ateşin bebeklerde kalıcı hasar bırakması en çok korkulan durumdur. Çocuklarda yüksek ateşten ziyade çocuğun havale geçirmesi bebekte hasar bırakabilir. Normal ateşlenme ile birlikte geçirilen havalelerde çocuğun beyninde bir hasar bırakma oranı binde bir civarıdır.

Fakat çocuğun ateşi bir menenjit enfeksiyonuna bağlı ise (beyni ilgilendiren bir enfeksiyona bağlı ateşlenmelerde) çocukta ateşlenmeden dolayı değil, geçirdiği menenjitten dolayı beyin hasarı oluşabilir. Ateşlenme, vücudun enfeksiyonlara karşı gösterdiği reaksiyondur.

Ateşli havale çocuklarda % 3 veya 5 oranında görülen bir durumdur. Çocuklarda ateşli havale genellikle 6’ıncı aydan sonra ve 5 yaşından küçük çocuklarda görülür. Bu yaş grubunun dışında (6 aylıktan küçük, 5 yaşından büyük çocuklarda) görülen ateşli havale (basit ateşli havale) olarak değerlendirilir.

Bebek hastalıkları ile ilgili benzer sağlık konuları

Источник: //www.saglikocagim.net/bebeklerde-ateslenme-belirtileri/

Uzm. Dr. Ebru Gözer – Anadolu Sağlık Merkezi

Hangi Hastalıklarda Ateşleniriz?

Çocuklarda görülen ateş vakaları haliyle ebeveynleri endişelendiriyor. Vücut ısısının normalin üzerinde olması olarak tanımlanan ateş, çocuğunuzun yaş, genel sağlık durumu, hareketlilik seviyesi ve gün içindeki zaman ve giysileriyle şekilleniyor.

Genel olarak, 38 derece üzerine çıkan vücut ısısı ateş olarak kabul edilirken bu eşik değer, ateş ölçümünde kullanılan yönteme göre de değişiklik gösteriyor. Koltuk altı ölçümlerinde 37-37.3 eşik olarak kabul edilirken rektal veya oral ölçümlerde ise 38-38.

3 derece eşik değer olarak alınıyor.  
 

Aynı anda birkaç hastalık olabilir  

Ateşin çocukluk çağı enfeksiyonlarında en sık görülen semptom. Özellikle viral enfeksiyonlar sırasında ateş, sıklıkla ilk semptom olarak ortaya çıkıyor. Virüs kaynaklı enfeksiyonlarda, ilk 3-4 gün ateş 38-40 derece arasında seyredebiliyor. Ateş düşürücülere fayda etmeyebilir.

Ateş dışında burun akıntısı, boğaz ağrısı, halsizlik, kas ağrıları, karın ağrısı, bulantı ve kusma yapabiliyor. İlkbahar aylarında yüksek ateşle seyreden adenovirüs, enterovirüslere sık rastlanıyor. (ADENOVİRUS), solunum yolu sekresyonları, yakın temas ve eşyalar ile kolayca bulaşabiliyor.

Üst solunum yolu yakınmalarına ek olarak ishal de görülebiliyor. Aynı etkiyi enterovirüsler de yapabiliyor. Ateşin birkaç gün yüksek seyretmesi, eşlik eden hem üst solunum yolu bulguları hem de ishal ve döküntü virüs enfeksiyonu olduğunun göstergesi olabilir.

Bu durumda destek tedavisiyle semptomlarının kontrol altına alınması gerekiyor. Her boğaz ağrısı ve boğaz kızarıklığında antibiyotik kullanımı doğru değil.

Daha nadir olarak görülse de uzun süren ateş durumlarında enfeksiyon dışı hastalıkları ortaya çıkarmak için, eşlik eden yakınmalar ve yeni ortaya çıkan semptomlar yakından takip edilerek, gerekirse laboratuvar testleri ile kontrol edilmesi gerekiyor.

Ateş neden olur?  

Ateşin neden yükseldiğini tespit etmek önem taşıyor. Kulak enfeksiyonu, soğuk algınlığı, üst solunum yolu enfeksiyonu, idrar yolları enfeksiyonu, zatürre, bazı durumlarda bir ilaç, yaralanma, zehirlenme ateşe neden olabiliyor.

Çok sıcak ortamlar da sıcak çarpmasına yol açabiliyor. Çocuğun ateşi yükselince kalp atışları hızlanıyor. Çocuğun yanakları kızarabilir veya normalden daha fazla terleyebilir.

Bazı çocuklar ateşliyken de kendilerini iyi hissedebiliyor, ancak çoğunda ateşe neden olan hastalığın belirtileri de görülüyor. Çocuğun kulağı veya boğazı ağrıyor olabilir, cilt döküntüsü veya karın ağrısı olabilir.

Tüm bu belirtiler, ateşin nedeninin anlaşılması için önemli ipuçları veriyor. 6 ay-6 yaş arsındaki bazı çocuklarda yüksek ateş ile birlikte havale görülebilir; bu yaş grubunda daha dikkatli olmakta fayda var.  

Çocuğunuz 6 aylıktan büyükse bunlara dikkat edin

6 aylıktan büyük çocuklarda hafif yüksek ateş görüldüyse, yani 38.3 derece altında ise, hasta veya düşkün görünmüyorsa, uykulu veya huzursuz değilse, süregelen başka bir rahatsızlığı veya ateşli havale öyküsü yoksa, yemesi, uykusu, oyun oynaması olumsuz etkilenmediyse doktora götürme öncesinde şunlar yapılabilir:

  • Serin bir ortamda tutun
  • Hafif giysiler giymiş olmasına dikkat edin 
  • Su, sulandırılmış meyve suları gibi sıvılar içmesi için teşvik edin
  • Çok hareket edip yorulmamasını sağlayın 
  • Ateş düşürücü verebilirsiniz.  

Ateş için hangi ilaçlar kullanılabilir?  

  • Parasetamol (ağızdan verilen veya fitil şeklinde) veya ibuprofen (ağızdan) verilebilir. Doz açısından doktorunuzun önerilerini ve ilaç bilgilerini takip edin. Çocuğunuza herhangi bir ilaç vermeden önce mutlaka ilaç bilgilerini okuyun.
  • Çocuğunuz kusuyorsa ve sıvı kaybettiğini düşünüyorsanız ibuprofen vermeyin.

  • Aspirin vermeyin. Çocuklarda viral hastalıklarda aspirin verilmesi (REYE SENDROMU) adında tehli bir komplikasyona yol açabilir. Ayrıca aspirin midede rahatsızlık ve mide-barsak kanaması gibi yan etkiler yapabilir.
  • Ateş yükselmeye devam ediyorsa vücudunu ılık su ile ıslatılmış bir sünger veya elbezi ile silin.

     

Su ve bez ile ateş nasıl düşürülür?  

  • Bu işlem için kesinlikle soğuk su kullanmayın veya soğuk duş yaptırmayın. Bu çocukta üşüme ve titremeye yol açarak ateşin daha da yükselmesine neden olur.

  • Suya alkol eklemeyin veya cildini alkolle silmeyin, ciltten emilim ile ciddi yan etkilere yol açabilir.

  • Çocuğunuzun ateşini hızla düşürmeye çalışmayın, Bu ateşin tekrar ve daha fazla yükselmesine yol açabilir.  

Çocuğunuz 6 aylıktan küçükse bunlara dikkat edin  

Çocuğunuz 6 aylıktan küçükse ve ateşi 38.3 derecenin üzerindeyse, hasta veya düşkün görünüyorsa, uykulu veya huzursuz ise, süregelen başka bir rahatsızlığı veya ateşli havale öyküsü varsa, yemesi, uykusu, oyun oynaması olumsuz etkilendiyse hemen doktora götürmek gerekiyor. Bu sırada da ılık su uygulaması yapılabilir ve ateş düşürücü verilebilir.

Источник: //www.anadolusaglik.org/blog/yuksek-ates-nasil-dusurulur

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.