Hangi Hastalıklarda Ateşleniriz?

Çocuklarda Ateş Hakkında Her Şey

Hangi Hastalıklarda Ateşleniriz?

Çocuklarda Ateş

Sevgili okurlar geçenlerde ABÇ dergisinden editör  arkadaşımız Özlem Ergun ile sizlerin  çok  ilgisini  çekecek  bir  konuda  “Çocuklarda ateş  hakkında”  keyifli  bir  röportaj  yaptık.

Konuyu  detayıyla  incelediğimiz bu  röporatjı  keyifle ve  ilgiyle  okumanız dileğiyle.

1. Çocuk ve bebeklerde ateş kaç derece olmalı ve nasıl ölçülmelidir?

Çocuklarda ve bebeklerde ateşin değerlendirilmesinde ölçüm yöntemi oldukça önemlidir Aslında yaşına  göre değişmekle  birlikte  makattan ölçüm ve koltuk altından ölçüm en güvenilir ölçüm yöntemleridir.

Makattan ölçtüğümüz zaman 37,8 hatta 38’e kadar normal kabul  edilirken, koltuk altından ölçtüğümüz derece 37’ye kadar normal kabul  edilmelidir. 3 yaşın  üstünde de,  makat  ölçümlerini çok  mecbur  kalmadıkça ben psikolojik  açıdan  çok  önermiyorum.

Son yıllarda kulaktan ölçer oldukça moda olmakla birlikte, ölçüm tekniğinin çocuklar için çok uygun olmadığını  ve  bu  nedenle çok hatalı değerlendirmelere yol açabildiğini  söyleyebilirim. Aileleri  ve biz doktorları gereksiz  yere telaşlandırarak  gereksiz  tetkik  ve  aşırı  tedavilere  sebep  olduğunu  düşünüyorum.

  O yüzden  pratik  uygulamamda  çok  kullanmıyorum,  ailelere önermiyorum  da.  Alından  ışınla  ölçen  aletleri  kulağa  göre  daha  güvenilir  buluyorum,  nadiren  yanıldığı  oluyor,  şüphe  duyduğumuzda koltuk  altı ölçüm  ile  teyit  etmek  şartıyla  öneriyorum.

Ancak ev  tipi kulak  veya  alından ölçen  aletler, belli  aralarla ayar edilmediği için bir  süre  sonra  yanlış  ölçmeye  başlayabiliyorlar.

Çocuklar ve bebeklerde ateşin en sık rastlanan sebebi aslında enfeksiyonlardır. Çok basit bir soğuk algınlığından, çok ağır bir menenjit veya septisemiye  kadar  varabilecek   çok geniş bir yelpazede birçok  enfeksiyon hastalığı  ateş  nedeni  olabilmektedir.

  Ateşin  enfeksiyon  dışı  nedenlerine  gelince; küçük bebeklerde,  özellikle  de  yenidoğan  döneminde bazen yeterince beslenememe ya da sıvı kaybına bağlı olarak bile ateş yükselebilmektedir.

Yine küçük bebeklerde ortam ısısının yüksekliği, aşırı giydirme ateş sebebi olabilmektedir, çünkü özellikle 1  aylıktan küçük bebekler vücut ısısını çok iyi dengeleyemezler.

Daha  büyük  yaştaki çocuklara baktığımızda romatizmal hastalıklar, otoimmun  hastalıklar ve tümöral hastalıklar çocuklardaki ateşin diğer sebeplerinden sayılabilir.

3. Çocuk ve bebeklerde ateş görüldüğünde evde ilk müdahale nasıl yapılmalıdır?

Çocukların veya bebeklerin ateşi çıktığında evde ilk olarak yapılması gereken, çocuğun üzerindeki kalın giysilerin çıkarılmasıdır; çok fazla örtülmemesi gerekir. Hatta eğer ateş çok yüksekse çocuk tamamen soyulabilir.

Koltukaltından  39’u  geçen ateşlerde çocuğu veya bebeği ılık su doldurduğumuz bir küvete sokabiliriz, ılık duş  aldırabiliriz veya tüm  vücudunu büyük bir ıslak havluya sarabiliriz veya koltuk altlarına, kasıklarına, boyun bölgesine ıslak bezler yerleştirebiliriz.

Ancak bu uygulamaların hepsinde dikkat edilmesi  gereken önemli nokta, bu uygulamanın yapıldığı suyun ısısıdır. Çok soğuk su ile buzlu  su ya  da  alkol  ile yapılan uygulamalar ateşin hızlı düşürülmesine,  o da kollaps dediğimiz çok ağır bir şok tablosuna sebep olabilir.

O yüzden ateş düşürme uygulamalarının 35-37 derece gibi, normal vücut ısısına yakın bir su ile yapılması çok önemlidir. Bunun yeterli olmadığı durumlarda çocuklar için uygun olan parasetamol veya ibuprofen içeren şuruplardan veya yaşına göre fitillerden yararlanabiliriz.  Ancak tüm  bu  alışılmış önerilerin  yakın  bir  gelecekte  değişeceğine  şiddetle  inanıyorum.

Eğer  ateşe  çok  farklı  bir  açıdan  bakmak  istiyorsanız, bu  konuda  daha  cesur  olmak  istiyorsanız  Ateş  Düşürücüler:  Gizli Düşmanımız  isimli  yazımı  da  okumanızı  şiddetle  tavsiye  ederim.

4. Doktora ne zaman başvurulmalıdır?

  • Yukarıda anlattığımız yöntemlerle eğer ateş 30-60 dakika içinde düşmüyorsa
  • Ateş düşürücü verilmesine rağmen  çok sık çıkıyorsa, koltuk altından 38,5 ya  da  yaşına göre eğer çok küçük bir çocuksa 38’i, büyük bir çocuksa 39’u geçiyorsa
  • Çocuk  6 hele  de  3 aydan  küçükse  hemen.
  • 3-4 saatten daha sık çıkıyorsa
  • Ateşe  eşlik  eden  şuur  problemi,  solunum  sıkıntısı,  şiddetli  kusma- ishal  gibi  diğer belirtiler varsa.
  • Veya çok sık çıkmıyor-çok yüksek değil,  başka  önemli  bir belirti  de  yok  ancak 48-72 saatten daha uzun süre ateş  devam  ediyor ve  ateş düşürücü ilaç  ihtiyacı oluyorsa doktora başvurulmalıdır.

5. Bebeklerde görülen ateş çocuklara nazaran daha ciddi durumlara yol açabilir herhalde…

Evet çok haklısınız, kesinlikle ateşi değerlendirilirken çocuğun yaşı çok önemli unsurlardan bir tanesi. Örnek vermek gerekirse ilk 1 aydaki bebeklerin ateşi çok ciddiye alınmalıdır, bu yenidoğan dönemidir.

Daha sonraki aşama ilk 3 ay bebekler yine daha ciddidir, 6 aya kadar ciddiyet devam eder, 1 yaşına kadar yine azalmakla birlikte ateş her zaman önemsenmelidir. 1 yaştan sonra çocuk büyüdükçe, özellikle de  5  yaştan  sonra  ateş bizim için daha önemsiz hale gelir.

  Çünkü ailelerin en çok korktuğu komplikasyonlardan birisi olan ateşli havale 5 yaşından sonra neredeyse hiç görülmemektedir,  1  yaştan  5  yaşa  gidildikçe  de  görülme  sıklığı  giderek  azalmaktadır.

Bir  çocuk  doktoru  olarak  bana sorarsanız  aslında  hiç  korkulacak  birşey  değildir,  ateş  düşürücü  vermek  de  havaleyi  önlemez, sadece  halk  arasında  soğuk  havale  denen  duruma  çevirir  o kadar,  aslında  o yine  ateşli  havaledir.

6. Ateşli havale nedir? Yüksek ateşten farkı nedir, anneler havale durumunu nasıl anlarlar?

Ateşli havale özellikle çocuğun ateşli hastalıkları sırasında 6 ay-5 yaş arası çocuklarda %2-5 ihtimalle görülebilen nörolojik  bir tablodur.  Aynı epilepsi nöbetini taklit eder.

Genelde gözlerde kayma, bazen şuur kaybı-kendinden geçme, dişlerde kitlenme, bazen ağızdan köpük gelmesi ve kol bacaklarda ritmik kasılmalar şeklinde kendini gösterir; bu belirtilerden  bir  veya  birkaçı olduğunda anneler ve babalar çocukların havale geçirdiğini anlayabilirler.

Böyle bir durumda çocuğu soğuk suya tutmak asla önerilmez, ateş  düşürücü  bir  fitil  verip, hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekir.

Ama akıldan çıkarılmaması gereken bir nokta 5 yaştan sonra ateşli havale pek olmaz, ateşin derecesiyle havale geçirme riski arasında hiçbir ilişki yoktur, ateş çok düşükken yükselmeye başladığı sırada da geçirilebilir. Yani evde 37- 37.

2 derece hafif ateşli bir çocuk evde havale geçirmeye başlayabilir ve ancak acile geldiğinde ateş 39’a ulaşmıştır. Yani ateşin kaç derece olduğunun,  bu havaleyi önceden tahmin etmek açısından hiçbir önemi yoktur.

Dolayısıyla  ateşi  düşürerek  sürekli  kontrol  altında  tutarak ateşli  havaleyi  önleyemezsiniz. Daha da önemlisi bu çok korkutan tablo aslında bebeğe-çocuğa hiçbir zarar vermez, beyinde herhangi bir hasar bırakmaz.

7.  Konuyla ilgili eklemek istedikleriniz…

Özellikle de 1 yaş hele de 5 yaşın üzerindeki çocukların ateşlerinden korkmasınlar. Ateş düşmese bile aslında vücudun mikroplara savaşma yeteneği olduğunun bir kanıtıdır. Tabii ki çocuğu rahatlatmak için ateş düşürülebilir,  ancak  düşürdüğünüz  her  ateşin  hastalığı  uzattığını  tam  iyileşmeyi  geciktirdiğini de  unutmayın.

Ateşli havale 5 yaşından sonra neredeyse hiç görülmez ve ateşli havale geçiren çocuklarda beyinde herhangi bir hasar kalma ihtimali, binde birin altındadır; bunu tekrar tekrar vurgulamakta fayda görüyorum.

  • Ateşten çok korkmayalım.
  • Ateş olduğunda gerekli müdahaleleri yapalım.
  • Özellikle de 3 günden uzun süren, 39’u geçen, inatçı, düşmekte zorlanan bir ateş olduğunda ve  çocuk  küçükse mutlaka doktora başvuralım
  • Her ateş antibiyotik almak gerekli anlamına gelmez, birçok virüs hastalığında da 39’u geçen ateşler görebiliriz, bebeklerde bunun en tipik örneği altıncı hastalıktır.
  • Tüm bu konuştuklarımız hakkında Doktoramcam.com sitesinde makale videolarla bilgi alabilir, uzmanlarımıza soru sorabilirsiniz.

Sağlıcakla kalın.

Источник: https://www.doktoramcam.com/cocuklarda-ates-hakkinda-her-sey/

AİLEVİ AKDENİZ ATEŞİ (FMF) HASTALIĞI BELİRTİLERİ NELERDİR?

Hangi Hastalıklarda Ateşleniriz?

Ailevi Akdeniz ateşi yani kısaca FMF (Familial Mediterranean Fever) iltihap oluşumuna bağlı olarak gelişen bir sağlık sorunudur. Karında, akciğerlerde ve eklemlerde meydana gelen iltihaplanmalar, FMF hastalığında ateşlenme ve ağrılar yaşanmasına sebep olmaktadır.

Ailevi Akdeniz ateşi, kalıtımsal bir hastalıktır ve Akdeniz kökenli kişilerde yinelenen bir sağlık sorunudur. FMF, her hangi bir ırka dahil olan kişileri de etkileyebileceği gibi daha çok, Sefarad Yahudileri, Araplar, Yunanlar, İtalyanlar, Ermeniler ve Türkleri etkilemektedir.

FMF hastalığının tanısı genellikle çocukluk döneminde konulmaktadır. Öte yandan, bu hastalığın tedavisi için belli bir iyileştirme yöntemi yoktur. Bunun  yerine sadece, hastalığın etki ve semptomlarını azaltmaya yönelik tedavi uygulanmaktadır.

Ailevi Akdeniz ateşi, ebeveynlerden çocuklara aktarılan mutasyona uğramış bir gen nedeni ile meydana gelmektedir. Mutant gen, vücudun iltihaplanmayı kontrol ederken sorunlar yaşamasına sebep olmaktadır.

FMF hastası olan kişilerde gen mutasyonu, MEFV adı verilen bir gen üzerinde meydana gelmektedir. MEFV geni üzerindeki birçok farklı mutasyon, ailevi Akdeniz ateşi ile bağlantılıdır. Bu gen mutasyonları bazen çok şiddetli durumların oluşmasına sebep olurken, diğer bazıları ise daha hafif durumlar yaşanmasına sebep olabilmektedir.

Ailevi Akdeniz Ateşi Belirtileri

Ailevi Akdeniz ateşinin belirtileri genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkmaktadır. Bu dönemde çocuklarda nöbetler halinde, bir ile üç gün arasında ataklar yaşanmaktadır. Eklem iltihabı atakları ise, haftalar hatta aylar boyunca sürebilmektedir. Bunun dışında ailevi Akdeniz ateşinin belirtileri şu şekildedir;

Ailevi Akdeniz ateşi hastalığında ateşlenme yaşanmasının nedeni, vücutta gelişen iltihaplanmalardır. Bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen iltihap oluşumu, kan hücrelerinin kendilerine karşı mücadele başlatmasından dolayı, hastanın vücut ısısının artmasına sebep olmaktadır.

2.Karın Ağrısı

Karın boşluğunda iltihaplanma oluşmasına sebep olan ailevi Akdeniz ateşi, bundan dolayı hastanın karnında ağrı ve kramplar yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu ağrılar genellikle hastalık ataklarında gerçekleşmektedir. Yani, bazı dönemler bu karın ağrıları uzun süre boyunca yaşanmazken bazen de çok sık aralıklar ile yaşanabilmektedir.

3.Göğüs Ağrısı

Akciğerlerde iltihap oluşmasına sebep olan ailevi Akdeniz ateşinde, hastada göğüs ağrıları da gelişebilmektedir. Şayet bu ağrılar çok şiddetlenirse ve nefes darlığına hatta bayılmaya sebep olursa, acilen hastaneye gidilmesinde büyük önem vardır.

4.Ağrılı Şiş Eklemler

Eklemleri de etkileyen ailevi Akdeniz ateşi, eklemlerde iltihap oluşmasına sebep olabilmektedir. Bundan dolayı  hastada eklem ağrıları, özellikle diz, dirsek ve kalçalarda kendini gösterebilmektedir. Bu ağrıların yanı sıra hastanın eklemlerinde şişkinlikler de oluşabilmektedir.

5.İshal ve Kabızlık

Ailevi Akdeniz ateşinde yaşanan ishal durumu normal ishalden biraz daha farklıdır. Bu hastalıkta ishal yaşanır ve hemen ardından ishali kabızlık takip eder.

6.Kas Ağrıları

Vücutta iltihaplanma yaşanmasından kaynaklanan kas ağrıları bu hastalıkta yaşanabilmektedir. Bu kas ağrıları bazen şiddetli bazen de hafif şekilde kendini göstermektedir.

7.Kırmızı Döküntüler

Ailevi Akdeniz ateşinde, özellikle dizlerin altında ve bacaklarda kızarıklıklar ve döküntüler oluşabilmektedir.

8.Skrotumda Şişme

Erkeklerin cinsel organlarında yaşanan bu durumda, ailevi Akdeniz ateşi nedeniyle hastanın skrotumunda şişmeler ve hassasiyet oluşabilmektedir.

Hastalığın atakları arasındaki süreç içerisinde kişi kendini oldukça normal ve sağlıklı hissetmektedir. Semptomların yaşanmadığı dönemler bazen birkaç gün kadar kısa bir süreci kapsarken, bazen de birkaç yıl kadar uzun bir süreci kapsayabilir.

Fakat, eğer semptomların yaşandığı süreç içerisinde kişide, nefes darlığı ya da bayılma durumu yaşanıyor ise, acilen hastaneye gidilmelidir.

Risk Faktörleri

Ailevi Akdeniz ateşinde risk faktörleri; aile hastalık geçmişi ve Akdeniz ırkına dahil olmak şeklindedir. Buna göre;

Aile hastalık geçmişi: Eğer ailenizde ailevi Akdeniz ateşi hastalığı olan biri, ya da daha önceki kuşaklarda bu hastalığı taşımış bir birey var ise, bu durum sizi de ailevi Akdeniz ateşi hastalığı riski ile karşı karşıya getirmektedir. Çünkü bu hastalık kalıtımsal olarak gelişmektedir.

Akdeniz ırkından olmak: Eğer Akdeniz kökenli biriyseniz ya da aile geçmişinizde Akdeniz kökeni bulunmakta ise, siz de ailevi Akdeniz ateşi riski yüksek olacaktır. Ailevi Akdeniz ateşi, her hangi bir ırkta da gözlenebilir. Fakat, Seferad Yahudisi, Arap, İtalyan ve Türk ırklarında bu hastalık riski çok daha yüksektir.

Komplikasyonlar

Ailevi Akdeniz ateşinin yol açabileceği komplikasyonların tedavisi çok fazla mümkün değildir. Ailevi Akdeniz ateşinin sebep olabileceği komplikasyonlar şu şekildedir;

Kanda anormal şekilde protein birikmesi: Ailevi Akdeniz ateşinin atakları sırasında vücut aşırı miktarda protein (amiloid A) üretmeye başlayabilir. Bu protein türü ise kan içerisinde çok fazla miktarda biriktiğinde organların hasara uğramasına sebep olmaktadır. Bu duruma da tıp dilinde amiloidoz adı verilmektedir.

Böbreklerde hasar oluşması: Vücutta çok fazla protein birikmesine bağlı olarak gelişen amiloidoz sorunu nedeniyle organlar, özellikle böbrekler zarar görebilmektedir.

Zarara uğramış olan böbrekler ise, en çok da filtreleme görevinde aksaklıklar (glomerüller) yaşamaktadır. Bu durumu yaşayan kişilerin idrarlarında büyük oranda protein kaybı yaşanır.

Nefrotik sendrom da denilen bu durum, böbrekler içerisindeki kanın pıhtılaşmasına ya da böbrek yetmezliğine sebep olabilmektedir.

Kısırlık: Özellikle kadınlarda kısırlığa yol açabilen ailevi Akdeniz ateşi, iltihaplanma sonucu gelişen bir hastalık olduğu için, dişi üreme organlarına zarar verebilmektedir. Bu durum da kısırlığa sebep olmaktadır.

Eklem ağrıları: Ailevi Akdeniz ateşinin komplikasyonlarında, yaygın olarak gözlenen eklem ağrıları, genellikle dizlerde, bileklerde kalçalarda ve dirseklerde yaşanmaktadır.

Tanı ve Testler

Ailevi Akdeniz ateşinin teşhis edilmesi ve tanısının konulmasında bazı yöntemler kullanılmaktadır. Doktorlar, hastanın şikayetleri doğrultusunda bazı test ve analizler yaptırabilmektedir. Ailevi Akdeniz ateşi tanısının konulabilmesi için yapılan testlerden bazıları şu şekildedir;

Fiziksel muayeneler: Doktor, bazı sorular yönlendirerek hastanın şikayetinin ne olduğunu tam olarak tespit etmeye çalışır. Daha sonra ise daha fazla bilgi alabilmek adına fiziksel muayene de yapar.

Aile hastalık geçmişinin gözden geçirilmesi: Ailedeki herhangi bir bireyde ailevi Akdeniz ateşinin yaşanıp yaşanmadığını tespit etmek amacı ile yapılan bu araştırmada, hastada mutant gen olup olmayacağı saptanmaya çalışılır.

Kan tahlili: Özellikle ailevi Akdeniz ateşinin ataklarının yaşandığı süreç içerisinde yapılan kan tahlili, hastanın vücudundaki iltihap durumunun belirlenmesine yardımcı olmaktadır.

Yüksek seviyede beyaz kan hücrelerinin tespit edilmesi, vücutta enfeksiyonlara karşı bir mücadelenin olduğunu göstermektedir.

Bu durum ise iltihaplanmaya bağlı olarak gelişen ailevi Akdeniz ateşinin bir işareti olabilir.

Genetik testler: Genetik testler, mutant gen olup olmadığını tespit etmek amacı ile yapılmaktadır. MEFV adı verilen gen mutasyona uğramış genin adıdır ve bu gen ailevi Akdeniz ateşi ile ilişkilidir.

Fakat bu gen alevi Akdeniz ateşi teşhisinde yeteri kadar etkili değildir ve bundan dolayı bu genetik test her zaman doğru sonuç vermeyebilir.

Bu nedenle doktorlar, ailevi Akdeniz ateşi tanısını koyarken sadece bu yöntemi kullanmayı tercih etmemektedirler.

Tedavi ve İlaçlar

Ailevi Akdeniz ateşinin tedavisi yoktur. Ancak, hastalığın sebep olduğu semptom ve belirtileri engellemenin ya da etkilerini hafifletmenin bazı tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Buna göre, ailevi Akdeniz ateşinin semptom ve belirtilerini kontrol altına alabilecek ilaçlar şu şekildedir;

Kolşisin: Bu ilaç hap şeklinde alınır ve vücuttaki iltihaplanmanın azalmasına yardımcı olur. Böylece bu hap, hastalığın sebep olduğu atakları da önlemeye yardımcı olmaktadır. Bu ilacın hangi dozlarda ve ne sıklıkla alınacağına ise, hastanın durumuna göre doktor karar vermektedir.

Bazı ailevi Akdeniz ateşi hastaları günde sadece bir doz olarak bu ilacı alırken, diğer bazı hastaların ise daha küçük dozlarda fakat sık aralıklar ile bu ilacı almaları gerekmektedir.

Tedavi sürecinde kullanılan bu ilacın yan etkileri ise yaygın olarak, şişkinlik, karın kramp ve ağrılar ile ishal şeklindedir.

İltihaplanmayı önleyen diğer ilaçlar: Bazı ailevi Akdeniz ateşi hastalarında kolşisin ilacı etki göstermeyebilir. Böyle bir durum karşısında, bu hastalara iltihaplanmanın kontrol altına alınabilmesi için, deneysel olarak kabul görmüş olan bazı ilaçlar uygulanmaktadır. Bu iltihap önleyici ilaçlar, rilonacept (Arcalyst) ve anakinra (Kineret) gibi ilaçlardan oluşabilmektedir.

Başa Çıkma Yöntemleri ve Destek

Sizde, ailenizde ya da çocuklarınızda ailevi Akdeniz ateşinin var olduğunu öğrenmek, bir miktar sinirlerinizi yıpratabilir. Bu gibi bir durum ile karşılaştığınızda yapabileceğiniz bazı uygulamalar, bu hastalıkla baş etmenize yardımcı olabilir. Bu başa çıkma yöntemleri şu şekildedir;

Ailevi Akdeniz ateşi hakkında bilgi edinmek: Eğer bu hastalık hakkında doğru kanallar aracılığı ile bilgi edinirseniz, kendinizi biraz daha rahat hissedebilirsiniz. Bu sayede, şayet çocuğunuzda bu hastalık tespit edilmiş ise, onun bakımı ile ilgili bazı yöntemler geliştirebilirsiniz.

Konuşacak birilerini bulmak: Özellikle aile üyelerinden biri ile, bir uzmanla ya da yakın bir arkadaşınızla bu konuyu konuşmak, sıkıntılarınızı ve korkularınızı atlatmanıza yardımcı olabilir.

Hatta, sizin gibi ailevi Akdeniz ateşi hastalığı ile yaşamak durumunda kalan kişiler ile birlikte toplanmak, konuşmak ve birbirinize destek olmak, sizin de onların da daha iyi hissetmesine yardımcı olabilmektedir.

Alınacak Önlemler

Ailevi Akdeniz ateşi hastalığı için alınacak olan herhangi bir önlem bulunmamaktadır. Çünkü bu hastalık kalıtımsal bir hastalıktır ve ebeveynlerden çocuklara aktarılmaktadır.

Источник: https://evdesifa.com/ailevi-akdeniz-atesi-fmf-hastaligi-belirtileri-nelerdir/

Ateş Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?

Hangi Hastalıklarda Ateşleniriz?

Ateş, normal vücut sıcaklığının yükselmesi olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda hipertermi ve pireksi olarak da bilinir. Yetişkinlerde ateş neden yükselir sorusu bazı enfeksiyonlara, iltihaba ya da yabancı bir maddeye karşı vücudun gösterdiği tepki olarak cevaplanabilir.

Bazı mikrop türleri vücut ısısı ile çoğaldıkları için, vücudumuz bir tepkime olarak sıcaklığını yükselterek mikropların yok olmasını kolaylaştırmaya çalışır.

Ateş, bir solunum yolu enfeksiyonuna bağlı olarak yükselebileceği gibi menenjit ya da lösemi gibi ciddi bir hastalık sebebiyle de ortaya çıkabilir.

Ateş Neden Olur?

1. Soğuk algınlığı ve grip
Bu iki hastalık genellikle vücut sıcaklığında artışa neden olur. Grip nedeniyle görülen ateş 37,8°C ile 40,0°C arasında bir değişiklik gösterir. Grip ve soğuk algınlığı durumlarında çocukların yetişkinlerden daha fazla ateşlenmesi olası bir durumdur.

Soğuk algınlığına ya da gribe yakalandıysanız ateşin yanında üşüme, titreme, terleme, kas ve eklem ağrıları gibi semptomlarla da karşılaşırsınız. Ateşiniz 3-4 gün kadar devam edebilir ancak sonra giderek normal değerlerine döner.

Ani ateş yükselmesi ve düşmesi durumuna özellikle bebeklerde oldukça sık rastlanır. Bu durumun temel sebebi ise bebeklerin vücut ısılarının yetişkinlere oranla çevre şartlarına daha hassas şekilde tepki vermesidir. Gece yükselen ateş nedenleri ise vücut ısısının geceleri daha yüksek olmasından kaynaklanır.

Eğer bir de mikrobik bir hastalık mevcutsa gece ateşin daha da yükselmesi kaçınılmaz olur.

2. Strep boğaz enfeksiyonu
Boğazda inflamasyon ve ağrıya yol açan bakteriyel bir enfeksiyon olan strep boğaz enfeksiyonu genellikle A grubu streptokok bakterileri yüzünden ortaya çıkmaktadır.

Bu enfeksiyon her yaştan çocuğu ve yetişkinleri etkileyebilir. Ancak, özellikle 5 ile 15 yaş arasındaki çocuklarda sık görülür. Hapşırma ve öksürme, enfeksiyonu bir kişiden diğerine dağıtabilir.

Belirtileri arasında ateş ve baş ağrısı sık görülür.

3. Kan zehirlenmesi (sepsis)
Sepsis, bağışıklık sisteminin bir enfeksiyonla savaşmak için kan dolaşımına bıraktığı kimyasalların, tüm vücudun iltihaplanmasına neden olduğu durumlarda gelişir. Şiddetli kan zehirlenmesi vakaları, tıbbi bir acil durum olan septik şoka yol açabilir.

Geçmeyen ateş nedenleri arasında kan zehirlenmesi de yer alır. Tüm dünyada yaygın şekilde görülen bu hastalık, kalp krizinden bile daha fazla ölüm oranına sahiptir. Her yıl yaklaşık 20-30 milyon insan kan zehirlenmesi ile karşı karşıya kalıyor.

Belirtileri ise 38,3°C üzerinde ve 35,5°C'nin altında bir ateş ve kalp atış hızının dakikada 90 vuruştan daha yüksek olmasıdır.

4. Gıda zehirlenmesi
Gıda zehirlenmesi, toksik ve bozuk gıdaların tüketilmesi sonucunda ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Gıda zehirlenmesinin en yaygın semptomları ise mide bulantısı, kusma ve ishaldir.

Oldukça rahatsız edici bir durum olmasına rağmen, gıda zehirlenmesi olağandışı bir durum değildir. Yani ülkemizde de yaygın olmakla birlikte özellikle Amerika'da her 6 kişiden 1'i her yıl bir çeşit gıda zehirlenmesi sebebiyle hastaneye kaldırılmaktadır.

Gıda zehirlenmesi kimi zaman çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu gibi durumlarda vücut sıcaklığı ciddi anlamda yükselir ve halüsinasyonlar görülebilir.

5. Tüberküloz
Halk arasında verem adıyla bilinen tüberküloz “Mycobacterium tuberculosis” adlı bir bakteri türünün yol açtığı, akciğerlerde görülen ancak vücudun başka bölgelerine de yayılabilen bulaşıcı bir hastalıktır.

Sebepsiz ateş yükselmesine zemin hazırlayan hastalıklardan biridir. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre, dünya çapında yaşanan ölümlerin ilk 10 nedeninden biri tüberkülozdur. Tüberküloz doğru koşullar altında önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Genellikle ateş, öksürük, kilo kaybı ve gece terlemeleri ile kendini gösterir.

6. Kemik enfeksiyonu
Osteomyelit olarak da adlandırılan kemik enfeksiyonu, bakterilerin veya mantarların bir kemiği istila etmesiyle sonuçlanabilir. Osteomyelit akut ya da kronik olabilir. Çocuklarda, kemik enfeksiyonları en sık kolların ve bacakların uzun kemiklerinde görülür.

Yetişkinlerde ise genellikle kalça, omurga ve ayaklarda görülür. Kemik enfeksiyonları aniden ortaya çıkabilir veya uzun bir süre devam eder. Kemik enfeksiyonları düzgün tedavi edilmezse geriye kalıcı olarak hasar görmüş bir kemik bırakabilir.

Belirtileri ise; deride kızarıklık ve sıcaklık, hassasiyet, yüksek ateş ve kemik yakınında bulunan yaradan irin akmasıdır.

Ateş Belirtileri Nelerdir?

l Titremel Terlemel İştah ve su kaybıl Genel yorgunluk halil Halüsinasyonlarl Havale geçirmel Baş ağrısıl Kas ağrılarıl Dudak uçuklaması

Vücut ısısının normal değerleri , 34,4-37,9°C arasında, ateşin varlığını gösteren değerler ise 38,0-39,9°C arasındadır. Ancak kişinin ateşi 40 dereceye kadar yükseldiyse, acilen bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Bu yüksek ateş, ciddi bir hastalığın habercisi olabilir.

1. Ateş düşürücü ilaçlar
Ateşin tedavi edilebilmesi için öncelikle neden kaynaklandığı bulunmalıdır.

Eğer yüksek ateşin kaynağı grip ya da soğuk algınlığı ise, ağrı kesici ateş düşürücü ilaçlar, yani içerisinde parasetamol, ibuprofen ya da psödoefedrin tarzı etken madde bulunan ilaçlar hekim tarafından reçete edilir. Yüksek ateş yaşayan çocuklar için ise ateş düşürücü şuruplar tercih edilmektedir.

2. Bitkisel yöntemler
Bazı doğal yöntemler de ateşi düşürmek için çözüm olabilmektedir. Bunun için zencefil ve kuru üzüm kürü tavsiye edilmektedir.

Zencefil ve kuru üzüm kürü

Malzemeler

l 1 yemek kaşığı taze ya da toz zencefill 1 yemek kaşığı kuru üzüm

Yapılışı: Kuru üzümü ve zencefili ezip 1 litre suyun içerisine atın ve 1 saat kadar kaynatın. Kaynama esnasında su miktarı 50 ml civarında azalacaktır. 1 saatin sonunda hazırladığınız karışımı süzün ve sıcak olarak tüketin. Eğer günde 2 defa bu kürü tüketirseniz ateşiniz kısa sürede düşecektir.

Ateş düşürmek için uygulanabilecek diğer yöntemler ise:

l Alın, diz altı ve koltuk altı gibi vücut sıcaklığının en yüksek olduğu yerlere ıslak havlu koyulmalıdır. Soğuk duş da yüksek ateşin düşürülmesi için etkili yöntemlerden biridir.l Yapılan en büyük yanlışlardan biri, ateşi olan kişiyi titrediği için kat kat giydirmektir.

Aslında kişinin titremesi üşüdüğü anlamına gelmez bu durum tamamen ateş yüksekliği ile alakalıdır. Hastayı sıkı sıkı giydirmek yerine ateşin düşmesi için ince kıyafetler giydirilmelidir. Eğer hasta üst üste giydirilip bir de yorganın altına sokulursa ateş yüksekliği artarak kişinin havale geçirmesine sebep olabilir.

l Eklem yerlerine ve baş bölgesine soğuk uygulama yapılmalıdır.

Astigmat Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?Adet Gecikmesi Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?

Источник: https://www.mynet.com/ates-neden-olur-nasil-tedavi-edilir-1221599-mykadin

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.