Hangi Hormon Ne İşe Yarar?

içerik

Progesteron hormonu nedir? Ne işe yarar?

Hangi Hormon Ne İşe Yarar?

P4 adıyla da bilinen bu hormon, endojen bir steroid ve progestojen bir seks hormonudur. Kadınlarda adet döngüsünde, hamilelikte ve embriyonun gelişiminde rol oynamaktadır. Progestojenler adı verilen bir steroid hormon grubuna dahildir ve vücuttaki temel progestojendir.

Progesteronun vücutta birçok farklı görevi vardır. Özellikle seks hormonları ve kortikosteroidlerin üretilmesi konusunda çok önemli rol oynar ve beyinde nörosteroidlerin işlevi üzerinde de rolü vardır.

Bu hormon dişi üreme sistemi tarafından salgılanır ve rahmin iç katmanının durumunu düzenleme gibi görevi de vardır. Bu hormon yumurtalık, plasenta ve böbrek üstü bezleri tarafından üretilir.

Progesteron hormonu ne işe yarar?

Yumurtalık ve böbrek üstü bezi tarafından üretilen hormonlardan biri olan progesteron, vücutta çeşitli fonksiyonların düzenlenmesini ve normal bir şekilde işlemesini sağlar. Bu fonksiyonlardan bazıları yumurtlama, hamilelik döneminde vücudu kontrol etme gibi fonksiyonlardır.

Bu hormon ayrıca östrojen ile birlikte hormon terapisinde de kullanılmaktadır ve vücuttaki östrojen oranının ayarlanmasını, kontrol edilmesini sağlamaya yardımcı olur. Progesteronun görevlerinden bazıları şunlardır:

  • Vücudu hamile kalmaya ve hamileliğe hazırlamaya yardım eder.
  • Aylık regl döngüsünü düzenler ve cinsel arzu üzerinde rol oynar.
  • Hamilelik döneminde progesteron hormonu, memede süt üreten bezleri uyararak bebeği emzirmeyi kolaylaştırır ve destekler.
  • Ergenlik döneminde meme gelişiminin düzgün bir şekilde tamamlanması içi gereklidir.
  • Döllenen yumurtanın rahme başarılı bir şekilde yerleşebilmesi için gereklidir.
  • Her ay yumurtlamadan sonra progesteron hormonu döllenmiş yumurtanın tutunabilmesini kolaylaştırmak için rahmin iç katmanını kalınlaştırmaya yardım eder.
  • Eğer rahmin iç katmanı döllenmiş yumurtanın tutunabilmesi için yeterince kalınlaşmazsa östrojen ve progesteron seviyesi düşer ve regl döngüsü gerçekleşir.
  • Regl döngüsünün normal bir biçimde sürebilmesi için yumurtlamanın düzenli sürdürülmesini ve hamile kalma ihtimalinin artırılmasını progesteron sağlar.
  • Eğer gebelik gerçekleşirse progesteron hormonu plasentada da üretilmeye başlar ve hamilelik boyunca progesteron seviyesi yüksek kalır.
  • Hamilelik döneminde tekrar yumurta oluşmasını engelleyen ise yüksek progesteron ve östrojen hormonu seviyeleridir.

Progesteron hormonu normal değerleri

Aşağıdaki belirtilen referans aralığı yalnızca rehber niteliğindedir ve bu aralık laboratuvardan laboratuvara değişim gösterebilir. Değerleriniz başka bir referans aralığına göre normal kabul edilebilir.

Bu konuda en sağlıklı yorumu yapacak kişi doktorunuzdur zira genel sağlığınızı ve sonuçları etkileyebilecek diğer faktörleri de göze alarak bir yargıda bulunacaktır.

1) Regl döneminde progesteron hormonu değerleri

1. – 14. günler: 1 ng/mL’nin altında ya da 0,5-2,3 nmol/L aralığında

15. – 28. günler: 2-25 ng/mL ya da 6,4-79,5 nmol/L aralığında

2) Hamilelikte progesteron hormonu değerleri

1. trimester: 10-44 ng/mL ya da 32,6-140 nmol/L

2. trimester: 19,5-82,5 ng/mL ya da 62-262 nmol/L

3. trimester: 65-290 ng/mL ya da 206,7-728 nmol/L

3) Erkeklerde progesteron hormonu değerleri

Normal değerler: 1 ng/mL’den az ya da 3,2 nmol/L’den az

4) Menopoz sonrası progesteron hormonu değerleri

Normal değerler: 1,0 ng/mL’den az ya da 2 nmol/L’den az

Progesteron hormonu seviyenizi değiştirebilecek olan birçok durum bulunmaktadır. Doktorunuz bu konu hakkında sizinle konuşup sonuçları etkileyebilecek bir durum olup olmadığını saptayabilir.

5) Progesteron neden yükselir?

Hamilelik, yumurtalık ya da böbrek üstü bezi kanserleri, mol gebeliği, böbrek üstü bezlerinin çok fazla hormon üretmesi gibi bazı durumlar progesteron seviyesinin yükselmesine neden olabilmektedir.

6) Progesteron neden düşer?

Yumurtlama ile ilgili bir sorun olması ya da olası düşük vakalarında kandaki progesteron hormonu seviyesi düşebilir.

Kaynaklar:

https://www.webmd.com/women/progesterone-15286#3

https://www.renewmetoday.com/role-progesterone-women/

Источник: https://www.mailce.com/progesteron-hormonu-nedir-ne-ise-yarar.html

Östrojen hormonu nedir, ne işe yarar?

Hangi Hormon Ne İşe Yarar?

Östrojen, insan vücudundaki kadın özelliklerinin gelişimini ve korunmasını teşvik eden bir grup seks hormonudur. Göğüsler, kasık ve koltukaltı tüyleri gibi kadın ikincil cinsel özelliklerinin büyüme ve gelişmesinde ve adet döngüsünün ve üreme sisteminin düzenlenmesinde önemli bir rol oynarlar.

Adet döneminde östrojen, embriyonun döllenmesi, yer edinmesi ve beslenmesi için uygun bir ortam oluşturur. Bu hormonların dengesizliği bir dizi sağlık sorunu ve istenmeyen fiziksel değişikliklere neden olabilir.

Bu yazıda östrojenin neleri etkilediğini, vücutta nasıl çalıştığını, tıbbi kullanım alanlarını ve östrojen dengesizliğinin etkilerini açıklayacağız.

Östrojen Hakkında Genel Bilgiler

  • Yumurtalıklar östrojen üretimi için ana konumdadır.
  • Östrojen kadın ve erkek bedenleri arasındaki yapısal farklılıkları etkiler; kadınlar daha geniş pelvise ve daha kalıcı kıllara sahiptir.
  • Sentetik östrojen, doğum kontrolü ve menopoz etkilerini yönetmek de dahil olmak üzere tıpta belirli alanlarda kullanılır.
  • Östrojen, bir dizi sağlık sorunu geliştirebilir.

Östrojen Hormonu

Hormonlar belirli dokulara belirli bir şekilde davranmalarını söyleyen kimyasal habercilerdir. Ergenlik döneminde, yumurtalıklar her aylık adet döngüsü ile uyumlu olarak östrojen hormonları salgılamaya başlarlar. Östrojen seviyesi, bir yumurta salınımını tetikleyen döngüde aniden yükselir. Bu seviye daha sonra yumurtlamadan sonra hızla azalır.

Östrojenler genellikle kan dolaşımını sıvılarla dolaştırır, vücudun çeşitli dokularındaki hücrelerle etkileşir ve bir mesaj veya talimat verir.  Progesteron hormonunun yanında kadınlar için en önemli hormonlardan biridir. Progesteron gebeliklerin sürdürülmesine ve bir yumurtanın rahimde yerleşmesine yardımcı olur.

Östrojen ailesindeki hormonlar şunları içerir:

Estrone (E1): Bu, zayıf bir östrojen formudur ve menopozdan sonra kadınlarda bulunan tek tiptir. Vücudun dokularında, özellikle yağda ve kasta az miktarda estron bulunur. Vücut estron hormonunu estradiol hormonuna ve estradiol hormonunu da estron hormonuna dönüştürebilir.

Estradiol (E2): En güçlü östrojen türüdür. Estradiol, yumurtalıklar tarafından üretilen bir steroiddir. Endometriyozis, miyomlar ve kadınlarda, özellikle endometrial kanserde ortaya çıkan kanserler gibi bir dizi jinekolojik soruna katkıda bulunduğu düşünülmektedir.

Estriol (E3): Östrojenlerin en zayıf olanı ve vücut estradiol hormonunu kullandıktan sonra yapılan atık bir üründür. Gebelik, önemli miktarlarda estriol yapılan tek zamandır. Estriol estradiol veya estrona dönüştürülemez.

Erkekler arasında çok daha düşük östrojen seviyeleri mevcuttur.

Östrojen Hormonunun Fonksiyonu

Östrojen bir kadının üreme fonksiyonu ve döngüsü için çok önemlidir. Dişilerde, östrojen vücudun aşağıdaki alanlarını etkiler:

Yumurtalıklar: Östrojen yumurta folikülünün büyümesini teşvik etmeye yardımcı olur.

Vajina: Vajinanın büyümesine ve yetişkin boyutuna ulaşmasına, vajinal duvarın kalınlaşmasına ve bakteriyel enfeksiyonları azaltan vajinal asiditenin artmasına yardım eder. Ayrıca vajinayı yağlamaya yardımcı olur.

Fallop tüpleri: Östrojen, fallop tüplerinde kalın kas duvarının büyümesinden ve yumurta ve sperm hücrelerini nakleden kasılmalardan sorumludur.

Uterus: Östrojen uterusun çizdiği mukoza zarını geliştirir ve korur. Endometriyumun boyutunu artırır, aynı zamanda kan akışını, protein içeriğini ve enzim aktivitesini artırır.

Östrojen aynı zamanda uterustaki kasların gelişmesini ve kontrakte olmasını sağlar.

Kasılmalar, bebeğe doğum sırasında yardımcı olur ve menstruasyon sırasında ölü dokudan kurtulması için rahim duvarına da yardımcı olurlar.

Serviks: Östrojenin uterus mukoza salgılarının akışını ve kalınlığını düzenlediği düşünülmektedir. Bu, bir sperm hücresinin bir yumurtaya olan hareketini artırır ve döllenmeyi sağlar.

Göğüs bezleri: Östrojen göğüsteki diğer hormonlarla benzersiz ilişkiler oluşturur. Ergenlik döneminde göğüslerin büyümesi, memenin pigmentasyonu ve annenin bebeği memeden kesildiğinde sütün akışını durdurmaktan sorumludur.

Östrojen, erkek ve bayan vücut arasındaki farklardan sorumludur. Örneğin, kadın bedeninde:

  • Östrojen kemikleri daha küçük ve daha kısa yapar, pelvis daha geniş ve omuzlar daha daralır.
  • Kalça ve uyluk bölgelerindeki yağ depolarını artırır, yani vücudun daha eğri ve kıvrımlı olmasını sağlar.
  • Östrojen ergenlik çağındayken dişilerin büyümesini yavaşlatmaya yardımcı olur ve insülin hassasiyetini artırır. İnsülin, kişinin geliştirebileceği vücut yağı ve yağsız kas miktarını etkiler.
  • Bir kadının kafasındaki saçları daha kalıcı hale getirirken vücut kıllarını, daha ince ve daha az yoğun hale getirir.
  • Östrojen ses tellerinin daha kısa olmasını sağlar ve kadınlar erkeklerden daha yüksek ses çıkarır.
  • Östrojen ciltte yağlı maddeler üreten bezlerin aktivitesini bastırır. Bu, kadınlarda akne olasılığını azaltır.

Östrojenin etkilediği diğer alanlar şunlardır:

  • Beyin: Vücut ısısını korumaya, beynin cinsel gelişimle bağlantılı bölümünü düzenlemeye ve beynin “iyi hissettiren” kimyasallarının etkilerini artırmaya yardımcı olabilir.
  • Cilt: Östrojenler, yaşlanmayı önleyen cilt kalınlığı ve kalitesini ve ayrıca kolajen içeriğini geliştirir.
  • Kemikler: Östrojen kemik gücünü korumaya ve kemik kaybını önlemeye yardımcı olur.
  • Karaciğer ve kalp: Hormon, karaciğerdeki kolesterol üretimini düzenler ve kalp ve arterleri korumaya yardımcı olur.

Östrojen İçeren Gıdalar

Bazı gıdalar vücuttaki östrojen seviyelerini etkileyebilecek fitoöstrojenler içerir. Bunlar arasında aşağıdakiler bulunur:

  • Sebzeler
  • Soya ve soya proteini içeren bazı gıdalar (en yoğun kaynak)
  • Çilek
  • Tohumlar ve tahıllar
  • Yemişler
  • Meyveler
  • Şarap

Bazı bilim insanları fitoöstrojenleri, endokrin bozucular olarak değerlendirir. Zaman zaman, östrojen aktivitesini artırıp azaltabilen çift işlevlere sahip gibi görünüyorlar.

Fitoöstrojenlerin sağlık üzerinde olumsuz etkileri olabileceğine dair yaygın bir yanlış anlaşılma söz konusudur ancak bazı araştırmalar, yukarıda listelenen fitoöstrojenler içeren gıdaların kanser riskini azaltabileceğini, sıcak basmalarını azalttığını, diğer menopoz semptomlarını iyileştirdiğini göstermiştir. Soya fitoöstrojenlerinin etkileri o sırada incelenen soya türüne bağlıdır ve bu, tutarsız bulgulara neden olmuştur.

Doğum kontrol hapı

Doğum kontrol hapı, doğum kontrolünde en çok kullanılan yöntemdir. Östrojen, progestin hormonu yanında oral doğum kontrol hapları kombinasyonuna dahildir. Birçok kadın, 20 ila 50 mikrogram (mcg) östrojen içeren düşük doz doğum kontrol hapları kullanıyor. Birleşik haplardaki östrojen, beyne geri bildirim gönderir. Bu geribildirim, vücutta aşağıdakileri içeren bir dizi etkiye neden olur:

  • Hipofiz bezinin follikül uyarıcı hormon (FSH) salgılamasını durdurmak
  • Luteinize edici hormon (LH) üretimini durdurmak
  • Yumurtlamayı önlemek
  • Bazen dönemler arasında lekelenmeye yol açabilen atılım kanamasını önlemek için rahmin astarını desteklemek

Bazı doktorlar aşağıdakileri de içeren alternatif kullanımlar için doğum kontrol hapı reçete edebilir:

  • Adet döngüsünün düzenlenmesi
  • Ağır kramp ve ağır kanamayı hafifletmek
  • Yumurtalık kanseri riskini ve yumurtalık kistlerinin gelişimini azaltmak
  • ektopik hamilelikten korunmak
  • Menopoza geçiş semptomları azaltmak
  • Hormona bağlı akne şiddetinin azaltılmasına yardımcı olur

Bir doğum kontrolü hapı almak, aşağıdaki gibi bir dizi risk oluşturabilir:

  • Kalp krizi
  • İnme
  • Kan pıhtıları
  • Pulmoner emboli
  • Mide bulantısı ve kusma
  • Baş ağrısı
  • Düzensiz adet kanaması
  • Ağırlık değişiklikleri
  • Meme hassasiyeti ve şişkinlik

Uzun süreli kullanım aynı zamanda meme kanseri riskini de artırabilir.

Источник: https://www.bulenttiras.com/ostrojen-hormonu

Bu hormonlar kadın doğasının şifrelerini veriyor!

Hangi Hormon Ne İşe Yarar?

Memorial Şişli Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Ayşe Çıkım Sertkaya, kadınların yaşamını şekillendiren ve doğasını özetleyen hormonları anlattı.

Kadında doğurganlık özelliği önemli bir faktör

Kadında baskın hormon östrojendir. Bu hormon erkeklerde de bulunur ancak kadında mutlak hakim olarak karşımıza çıkar. Erkekte ise bu görevi yani mutlak rolü testosteron üstlenir.

Bütün vücut özelliklerini bu hormonlar belirler. Kadında yumuşak cilt, deri altı yağ dokusu, sesin inceliği, karakterin daha yumuşak olması östrojene bağlıdır.

Kalın ses, saç-sakal, kas kütlesi, sert bir mizaç ise testosteron etkinliği altındadır.

Bu iki hormonun vücutta kurduğu bir denge vardır ve bu sarsıldığında her şey bozulabilir; yani obezite, insülin direnci gibi çeşitli hastalıklar ortaya çıkabilir.

Kadın her ay yumurtlama, gebelik ve bir bebek dünyaya getirmeye dönük olarak doğal sürecini sürdürür. Erkekte ise testosteron ergenlik döneminde en yüksek seviyeyi ulaşarak 65 yaşa kadar etkin olur.

Dünyadaki her şeyin östrojen ve testosteron hormonlarının temelinde yükseldiğini söylemek mümkündür.

Hormonlar davranışları etkiliyor

Kadının davranış biçiminde yaşanan değişimlerde hormonlar yani östrojen ve progesterona bağlı siklus değişimleri etkindir. Kadında o dönem bu hormonlardan hangisi hakimse onun etkisi altında kalır. Reglinin ilk günü östrojenin başlangıç günü olarak kabul edilir ve bu hormon değeri git gide yükselir.

15. gün yani reglinin tam ortasına gelindiğinde ovülasyon yani yumurtlama gerçekleşir ve östrojen de en yüksek seviyeye ulaşır. Yumurtlama dönemi kadının en farklı olduğu dönemdir.

Östrojen seviyesinin yükselmesine bağlı olarak güzelleşir, cildi ışıl ışıl parlar, hareketlidir, canlıdır ve hem sosyal hem iş hayatında çok daha verimli olur. Bu dönem ayrıca çocuk yapmak için de en uygun süreçtir.

Hamileliğin oluşmasıyla birlikte ise farklı hormonlar devreye girer.

Yeni yaşamın ilk habercisi “Beta HCG hormonu”

Yumurtlama sonrası eğer döllenme olur ve bir kadın hamile kalırsa beden dünyaya gelecek bebek için eşsiz bir hazırlığa başlar. Kadının bedeni tamamen bebeği korumaya ve onu sağlıklı tutmaya dönük olarak çalışır. Bebeğin eşi plasenta ile kadında Beta HCG hormonu salgılanır.

Gebeliği müjdeleyen hormon olarak da bilinen HCG, anne adayında mide bulantısına yol açarken asıl işlevi yani bebeği koruma rolünü üstlenir.

Gebeliğin ilk 3 ayında yani plasentanın oluşum sürecinde etkin olan Beta HCG, progesteron hormonunu uyararak bedende yeni hazırlıkların ilk sinyalini verir.

“Progesteron hormonu” ağlatıyor

Progesteron hormonu bebek için yumuşacık bir yatak oluşturarak onu korur. Bebeği besleyen damarlar ve kan akımının oluşmasında önemli rol üstlenir. Bedendeki tüm gıdalar bu kanal aracılığıyla bebeğe ulaşır. Bebeği beslemek için annenin şekeri yükselir, kemiklerinden kalsiyum çekilir, tiroit hormonları uyarılır. Bebek büyümeye başlar, bebek büyüdükçe bu etkiler de artar.

Progesteron bebeği koruyup kollarken annede ise ani duygu durum değişikliklerine de neden olur.

Sadece gebelik süreci değil, regl döneminde de progesteronun yükselişiyle kadında aşırı duygusallık ve ağlama hali görülebilir. Duygu durum değişiklikleri kadından kadına elbette farklılık gösterebilir.

Her bir kadında farklı bir reseptör uyarılır; kimi ağlarken kimi sinirlenir, kimi aşırı mutlu olurken kimi de aşırı telaşlı olabilir.

Oksitosin hormonu tüm acıları unutturuyor

Bebeğin anne karnında gelişimini sürdürdüğü dönemde hormonlar kadını idare eder. Mutluluk ve sevgi hormonu olarak da bilinen oksitosin, uterus yani rahmi kasarak anne adayını doğuma hazırlar. Ayrıca süt kanallarını da uyararak anne için emzirme sürecini başlatır. Kan basıncını düşürerek, rahatlama sağlar.

En önemli özelliklerinden biri ise unutmaya yardımcı olur. Doğumda en yüksek seviyeye ulaşan oksitosin hormonu doğum sonrası yavaş yavaş azalır. Bu hızlı düşüşle unutkanlık yaşanır.

Eğer bu hormonal değişim yaşanmazsa bir kadın doğumda çektiği acıyı an be an hatırlamaya devam eder ve bir daha asla doğum yapmak ya da bebek sahibi olmak istemeyebilir.

Bu nedenle oksitosin hormonu burada önemli bir rol üstlenir.

Tiroit hormonu kadını yavaşlatıyor

Tiroit hormonu kadında da erkekte de etkindir ancak kadında farklı tepkilere neden olabilir. Bu hormon zihni dinç tutar, kişiyi dinamik kılar ve metabolizmayı korur.

Tiroit hormonu kadın için daha özeldir çünkü menopoz sonrası tiroit bezi bozuklukları ortaya çıkar.

Örneğin menopoza giren kadınlar bu süreçte zihinsel yetilerinin zayıfladığını, eskisi kadar dinamik bir zihne sahip olmadıklarını söylerler.

Ayrıca hareketsizleştiklerini, kilo aldıklarını belirtebilirler. Bu süreçte muhakkak tiroit hormonlarına bakılması önem taşır. Kadını yavaşlatmak üzere olan bir sistemin kapısını aralayan tiroit yetersizliklerine zamanında tanı konulması ve tedavi uygulanması önemlidir. Ayrıca menopoz da asla olumsuz bir süreç olarak görülmemelidir.

Menopoz kadınların hayatında neleri değiştiriyor?

Источник: https://indigodergisi.com/2018/03/hormonlar-beta-hcg-progesteron-oksitosin/

İrisin hormonu ne işe yarar?

Hangi Hormon Ne İşe Yarar?

Ten tene temas, kanıtlanmış birantidepresan: Partnerinizin sadece elini tutmak bile serotonin* salınımı sağlarve kalp atışınızı düzenler.

Daha yüksek oktanlı bir hormon akışı için iseBrazilian jiu-jitsu gibi yakın temaslı bir spora başlayın. Rakibinizlebirbirinizi yakalamanız vücudunuza stresi azaltan kimyasalları dolduracaktır.

Gırtlağa yapışmak sarılmaktan çok da farklı değil, değil mi?

02- Geçmişte Yaşayın

Farkındalık meditasyonunun zapt edilemeyenpopülerliği, sizi “anı yaşamanın” aydınlanmanın anahtarı olduğuna ikna etmişolabilir.

Ancak bu eski bir haber: San Francisco State Üniversitesi, nostaljiile hayat memnuniyeti arasında güçlü bir korelasyon olduğunu ve sevdiklerinizinfotoğraflarına bakmanın ruh halinizi iyileştiren hormonların üretiminitetiklediğini gördü. ’un Hatıralar kısmının bir amacı var gibigörünüyor.

03- Yeni Bir Evcil Hayvan Projesine Başlayın

İnsanların en iyi dostu sadece Instagram akışınızıbeslemekle kalmıyor, aynı zamanda Missouri Üniversitesinin bir çalışmasınagöre, #köpüşler depresyonu sıkı bir tasma altında tutabiliyor.

Köpeğiniziseverek geçireceğiniz sadece birkaç dakika serotonin ve iyi hissettiren “bağkurma hormonu” oksitosin salınımı sağlıyor.

Evcil hayvanınız yok mu? Köpekgezdirici olarak gönüllü olun, ek olarak yardımseverliğin de size sunduğusağlıklı beyin kimyasalları artışının keyfini çıkarın.

04- Manzarayı İçinize Çekin

Konu zihinsel sağlığınızıgüçlendirmekse, en iyi spor salonları dahi dış mekânlarla yarışamaz. Yeşilalanlarda antrenman yapmak gününüzü aydınlatacaktır ancak beyninize gerçek birdestek vermek istiyorsanız mavi rengi arayın. Essex Üniversitesinin birçalışmasında, su kenarında antrenman yapmanın zihinsel sağlığı geliştirmenin eniyi yolu olduğu görüldü.

05- Suya Atlayın

Açık suda yüzmeye gidin. Soğuk suyadalmak endorfin üretiminizi ateşler ve bu da sizi ısıtan bir serotonin salınımısağlar. Sıcak havlunun ne kadar iyi hissettireceğini de düşünün deriz.

06- Yükselişi Bekleyin

Çok sevilen bir şarkınıngiderek yükselen kreşendo noktasında tüylerinizi diken diken eden o his,beyninizin serotoninle yakından ilişkilendirilen “ödül” nörotransmiteri olandopamin salgıladığının bir işaretidir.

Gerçekten de Nature Neuroscience’dakibir çalışmada, heyecan veren şarkılar dinleyenlerin kimyasal seviyelerinin yüzdedokuz arttığı görüldü; bu olguya bilimsel olarak “estetik titreme” deniyor.

Sessisteminizi geliştirmek için geçerli bir sebep.

07- Konser Biletleri Alın

Alternatifolarak, canlı bir gösteriye gidebilirsiniz. Goldsmith Üniversitesinin biraraştırmasına göre, müziğin keyfini bir kalabalığın parçası olarakçıkardığınızda, özsaygı ve diğerlerine yakınlık hisleriniz yüzde 25 artar.Muhtemelen son tren için oluşan izdihama kadar…

08- Kamp Kurun

Ortalama bir masa başı çalışaniçin, kentsel bölge gün ışığında geçirdiğiniz süreyi ideal seviyelerin çokaltına inecek kadar keserek uyku hormonu melatoninin üretimini bozar. Dengesizuyku döngüsü ise ruh halinizi düşürür.

Ancak basit bir çözüm var. CurrentBiology’deki bir çalışmada, kamp yaparak geçirilen bir hafta sonunun vücutsaatinizi 100 dakika kadar ileri götürebildiği görüldü. Bu, uykusuz birhaftadan sonra sizi ormandan çıkarmaya yeter.

09- Ateş Yakın

Çıtırdayanalevlerin sesi, kokusu ve görünümü rahatlama tepkinizi tetikleyecektir, diyebildiriyor Evolutionary Psychology. Marsh-mellow’lar da fena gitmezdi.

10-12- Mutlu Öğünler

Hislerinizi her ısırığınızlaoptimize edin.

Kahvaltı

Yulafınızda trend olan bitkibazlı sütleri kefirle değiştirin. Beneficial Microbes’daki birçalışmada, fermente içeceklerdeki probiyotiklerin, aşırı çalışan tıpöğrencilerinin serotonin seviyelerini yükselttiği görüldü. Tam anlamıyla doktortavsiyesi.

Öğle Yemeği

Öğle yemeği sandviçiniz içinyumurtadan yapılan mayonezi tercih edin. İçerdiği triptofan beynin serotoninoluşturmasına yardımcı olur. Etkisi o kadar güçlü ki, Leiden Üniversitesi,erkeklerin bunu yedikten sonra bağış yapmaya iki kat daha meyilli olduğunugördü. Yumurtanın faydası…

Akşam Yemeği

İsterinanın ister inanmayın, yağsız proteinler ve yeşillikler pek de iyi hissetmekiçin yenen gıda türleri olarak geçmiyor. Neuropharmacology’dekiaraştırmada, yağlı balıklardaki omega yağlarının serotonin sentezini artırdığı,karbonhidratların da uykuyu desteklediği görüldü. Balığa gömülün.

13- Yeni İplikler Satın Alın

En pahalı baharatlardan biriolan safran belki de buna değiyordur çünkü masrafını karşılıyor gibi görünüyor.

Murdoch Üniversitesinin sekiz haftalık bir çalışmasında, safran özütü içerentakviye gıdaların beynin serotonin reseptörlerinde etkili olan ilaçlarla aynıetkiyi gösterdiği görüldü.

Yemeğinize biraz dökün veya bu ilacı tüketmek içindaha tatlı bir yol arıyorsanız ezilmiş 20 safran ipliğini 450 gram çileklekarıştırarak zihinsel sağlığınızı koruyacak bir reçel yapın.

14- Biraz Huzur ve Sessizlik Açın

Şık bir şekilde adlandırılmışotonom duyusal meridyen tepki (ASMR), fısıldayan insan ya da mırlayan kedi gibibelirli rahatlatıcı seslerle tetiklenen hoş bir “karıncalanma” olaraktanımlanıyor.

’da bu tepkiyi etkinleştirdiğine inanılan birçok klipbulacaksınız.

Kulağa sahte bilim gibi mi geliyor? Sheffield Üniversitesinin birçalışmasında, deneklerin ASMR klipleri dinledikten sonra kalp atışlarının 3bpmdüşerek sağlıklarının iyileştiği görüldü. Şimdi fısıldayın: Kulağa çok hoşgelmiyor mu?

15- Dalgaları Dinleyin

Bir kadının mikrofonda ikidakika boyunca taranması size gereksiz geliyorsa, okyanus dalgası sesleriuygulamasını deneyin. Çalışmalar** bunun uykunuzu ve ertesi günkü ruh haliniziiyileştirebileceğini gösteriyor.

16- TaklitEdin

Dünyamaraton rekorunun sahibi Eliud Kipchoge, acıengelini kırıpgeçmek için “periyodik gülümseme” adlıbir protokol (evet, böyle bir şeyvar) kullanıyor.

Aynıtekniği işyerinde uygulayabilirsiniz: Rastgelearalıklarlakendinizi gülmeye zorlamanız, stresli görevler sırasındakalp atışınızı düşük tutar ve endorfin ile serotonin salınımı sağlar.

Kilometrelerce koşanbirinin acısınıazaltmayabilir ancak az önce sizin de denediğinizeeminiz.

17- İnce Ayar Çekin

Cardiff Üniversitesi’nin bir çalışmasında,botokstan sonra somurtmakta sorun yaşayanların somurtabilenlerden daha mutluolduğu görüldü. İşten sonraki bar ziyaretlerinizde kimliğinizin sorulmasının dagününüzü aydınlatacağı kesin.

18- Krem Rengi Gıdalar Tüketin

Öğleyemeğisonrasıdurgunluğunuzdaetkili olan birçok faktör var: Düşükkan şekeri,yorgunluk, çoklu Google dosyalarıyla boğuşarak geçirilecek birkaç saatiniz dahaolduğugerçeği…Bazıaraştırmacılar,serotonin seviyelerimizin günün bu saatinde de dibe vuracağınainanıyor.Düşüşte misiniz? Nişastalıkarbonhidratlar bunu tersine çevirmenize yardımcıoluyor. Öğlesaatlerindeki orman meyveli atıştırmalığınızıkalınbir dilim fıstıkezmeli ekmek ile değiştirin. Yer fıstıkları,serotonin üretiminde çok önemli bir rol oynayan triptofan içerir.

19- Yere İnip Kirlenin

Matlarıdezenfekte eden ve alkalin su şişeleri dağıtançalışanlarıylaşık bir fitness stüdyosu sağlıklıbir ütopya gibi görülebilir. Ancak antrenmanınızdanen iyi faydayı sağlamakiçin ellerinizi kirletmeniz gerekir. Gerçekten kirletmeniz.

BristolÜniversitesindeki araştırmacılar,toprak bakterilerine maruz kalmanınbeyinde antidepresan ilaçlarla aynıetkiyi gösterebildiğini buldu.

Bu nedenle, daha iyi zihinselsağlığıgün yüzüne çıkarmak için, burpee’lerinizi parkta yapınveya bir öğleden sonranızıbahçenizle ilgilenerek geçirin.

20- Ağırlığınızı Koyun

Hepimiz“sarılmayısevenler” değiliz ancak doğru şartlar altında,bir arkadaşınıztarafındaniyice kıstırılmak,içinizi iyi hissettiren hormonlarla dolduracaktır.

Ağırlıklı“terapi” battaniyeleri gibi sarılmayıtaklit eden cihazlar, sizi gerçekten deşarj eden bir uykuya uğurlayarakserotonin ve melatoninin salınımını teşvik eder. En derin uykularınıziçin hipnoz.

io üzerinden ağırlıklıbattaniyelere göz atabilirsiniz.

21-Yaratın ve Yama Yapın

Yaratıcı uğraşlar, CV’nizi doldurmaktan dahaiyi amaçlar sunuyor.

Art Therapy dergisinde yayımlananbir çalışmaya göre, 45 dakikalık el işinin serotonini düşüren stres hormonu seviyeleriniyüzde 75 azaltabildiği, aynı zamanda örgü örmenin de kalp atış hızını 11bpmkadar düşürdüğü görüldü. Bizim önerimiz ne mi? Ahşap işçiliğini deneyin: Biliminsanları, ahşaba dokunmanın vücudunuzun rahatlama tepkisini uyardığınıkeşfetti.

22-Davul Çalın

Sopalarla bir şeylerevurarak yüksek sesler çıkarabilirsiniz.Haftalıkbateri kursları,Royal College of Music’in çalışmasına göre depresyon hissini yüzde 38 azaltabiliyor.

23- Banyo Keyfi Yapın

Gerçekten düşük çaba sarf edeceğiniz biryöntem için mutsuzluğunuzu yıkayıp akıtın. Freiburg Üniversitesinin birçalışmasına göre, haftada iki banyonun ruh halinizi aerobik egzersizden dahaçok iyileştireceği görüldü. Çalışmada, banyo sonrası sıcak havluya sarılıprahatlayarak geçirilen sürenin, depresyon belirtilerini interval antrenmandersinden daha etkili biçimde azalttığı görüldü.

Источник: https://www.menshealth.com.tr/irisin-hormonu-ne-ise-yarar/

Hormon Nedir? Hormon Ne demek? – Nedir.com

Hangi Hormon Ne İşe Yarar?

Vücut içerisinde özel bezler tarafından salgılanan ve vücudun dengesini ve yapısını belirgin bir şekilde değiştiren ve harekete geçiren organik bileşiklerdir. Hormonlar,dolaşım sisteminde salgılanmaya başladıktan sonra etki edeceği organa doğru yönelir ve belirli bir şekilde etki eder.

Vücutta yer alan bezler arasında da bir denge mutlaka bulunur. Hormonlar etkileşimi genellikle iki şekilde gösterirler: Hormon-reseptör sistemi ve hücre içi protein sentez sistemi.

Hormonlar iç salgı olarakta bilinir.İç salgı bezlerinde üretilirler ve kana salınırlar.

Hormon kelime olarak uyarma ya da uyarıcı anlamına gelir, vücudu tetikleyerek belirgin bir değişiklilik ya da hareketlilik kazandırır.

Hormonlar düzenleyici yapıya sahiptir iç bütünlüğü ve çoğu zaman vücudun dengesini sağlama konusunda yardımcıdır.Doğal olarak üretilen bu kimyasal maddeler isteğiniz dışında üretilir.

Büyüme,gelişme en belirgin durumlarda hormonlar ortaya çıkmaktadır,özellikle ergenlik döneminde yüzlerdeki sivilceler ve diğer bazı değişiklikler hormonlar sayesinde gerçekleşmektedir.

İlk kez 1902 yılında Bayliss ve Starling tarafından kullanılan hormon kelimesi Yunanca kökenlidir ve işlevi uyandırmak başka bir organı çalıştırmak anlamına gelir.

Günümüzde bu basit tanım kapsamına giren ama hormon olmayan pek çok Madde sentezlendiğinden veya ortaya çıkarıldığından hormon,endokrin salgı bezleri adındaki sinirli vücut kesimlerince hazırlanarak salgılanan, difüzyon veya dolaşımla diğer vücut kesimlerine taşınarak en az bir doku veya organda metabolik yolu düzenleyici etkiye sahip iç bütünlüğü korumasına veya sürdürülmesine hizmet eden kimyasal maddeler olarak tanımlanmıştır.

Kısaca hormonlar;canlı yapıdaki hücreler arası yönetim tarafından,belirli bir amaca yönelik olarak, bazı organlardan,dokulardan veya hücrelerden salgılatılan ve bunlara duyarlı olan diğer doku ve organlar üzerinde fizyolojik kontrol etkileri olan maddelerdir.

Hormonel hastalıklar

Bu tarz hastalıkların başlıca sebebi yine hormonlarla alakalıdır. Hormonların gereğinden fazla üretimi, hormonların gereğinden daha az üretimi, hormonun dirençsiz yapısı.

 Hormonların aşırı şekilde salgılanması,bağışıklık sistemindeki bozukluk ya da iltihap sonucu gerçekleşir bu durumda vücut olduğundan daha fazla hormon sağlayarak bünyeye zarar verir bu bölge neresi ise örneğin gereksiz büyüme,aşırı salgılama gibi rahatsızlıklara yol açar.

 Hormonların az salgılanması ise gerekli bezlerin işlevini yitirmesinden kaynaklı bir sorun olarak ortaya çıkar. Direnç sorunu ise hormonların vücutta hücreye etki edememesi sonucu gerçekleşir.

vücutta bulunan bezler arasında da bir denge söz konusudur. Örneğin ön hipofizin tiropik hormonlarının hedef bezlerle olan ilişkisi gibi. Hormonlar etkileşimi genellikle iki şekilde gösterirler: Hormon-reseptör sistemi ve hücre içi protein sentez sistemi. Hormon, Metabolizmaların, bünyedeki bazı aktiviteleri kontrolde tutmak için çeşitli amaçlarla ürettikleri salgılar.

'İçsalgı' olarak da adlandırılırlar. Bir hücre veya hücre grubu ile diğer hücreler arasındaki kimyasal mesajcı moleküllerdir. İçsalgı bezlerinde (endokrin bezler) üretilirler ve kana salınırlar.

Özel bezler tarafından kana salgılanan ve kan yolu ile ulaştıkları organ ve dokuları fonksiyon düzenleyici bir etki meydana getiren ve çok düşük miktarları ile görev yapan organik bileşikler  ” Hormon ” olarak tanımlanır.

Hormon kelime olarak ” uyarma ” anlamına gelmektedir.

Hormonları konu edinen tıp dalına ” endokrinoloji ” denilir.

Endokrinoloji hormonlarla ilgili olarak hormonları yapan endokrtin bezlerinin yapılarını, hormonların niteliklerini, dokulardaki etkilerini, normal azalma ve artma hallerini, bunun sonucu olarak da dokularda ve bütün vücutta meydana gelen değişiklikleri ve normal gelişmelerin düzeltilmesi için gerekli çareleri inceleyen bilim dalıdır. Hormonlar; aminoasid, polipeptit, protein yapısında veya steroid yapıda olabilirler.

Sözlükte “hormon” ne demek?

1. İç salgıbezlerinden kana geçen ve organların işlemesini düzenleyen adrenalin, insülin, tiroksin gibi maddelerin genel adı.

Hormon kelimesinin ingilizcesi

[Hormon (das) ] n. hormone, any of a number of substances which are secreted into the bloodstream by endocrine glands and stimulate particular organs or tissues (Biochemistry)n. hormone

Köken: Fransızca

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Источник: https://www.nedir.com/hormon

FSH Hormonu Nedir, Ne İşe Yarar, Görevleri Nelerdir?

Hangi Hormon Ne İşe Yarar?

FSH hormonu kadın ve erkekte de bulunan, kişinin üreme organlarını etkileyen ve sadece cinsel farklılaşmayı sağlayan hormon, kadınların yumurtalıklarını ve erkeğin de sperm gelişmesini sağlar.

FSH Hormonu Ne İşe Yarar

FSH hormonu kadın ve erkekte de bulunan, kişinin üreme organlarını etkileyen ve sadece cinsel farklılaşmayı sağlayan hormon, kadınların yumurtalıklarını ve erkeğin de sperm gelişmesini sağlar.

FSH hormonu beyinde bulunan hipotalamusun altında bir çıkıntı şeklinde bulunan hipofiz bezinin salgıladığı bir hormondur.  Kadınlarda yumurtalığın, erkekte ise spermalozoonların olgunlaşmasını ve üretimini sağlar. FSH hormonu, folikül uyarıcı bir hormon olmasından kaynaklı olarak beyinden salgılanır ve yumurta gelişiminde önemi bulunur.

Erkeklerde FSH hormonu sayesinde erkek sperminin yapıldığı seminter adı verilen tüpler oluşur. FSH etkisiyle sertoli hücresi inhibin ismindeki hormonun salgılanmasını sağlar ve bu hormonun salgılanmasıyla hipofiz bezinden salgılanan FSH hormonunun fazla salgılanması önlenir.

Vücudun salgıladığı bu hormon östrojen ve testosteronun salgılanmasını da sağlar. Kişide FSH hormonu yüksekliği her iki cins içinde bu hormonun etkilediği, kadında yumurta erkekte ise testisin yeterli olmadığının belirtileri arasındadır.

Beyin bu hormonu salgılayarak aslında her iki cinste de meydana gelen fonksiyon eksikliklerini telafi etmeye çalışır.  Normal bir kişide bulunması gereken FSH hormonu miktarı, genellikle 10 mIU/ml’nin altındadır.  Bu aralık olması gereken normal değerdir.

Fakat bu oranın 10-15 arası olması değerlerin azaldığını bu da gebelik şansının da oran olarak düştüğünün belirtisidir. Bu oranını 15-20 arasında olması ise durumun oldukça ciddi olduğunun habercisidir.

Genelde bu sayının 25 in üzerine çıktığı durumlarda ise tüp bebek şansının bile zorlaştığı görülmektedir.

FSH hormonu testi, gebe kalmak isteyenlerin adet düzensizlikleri olduğu durumlarda istenilen bir testtir.

Normal durumlarda ise 35 yaşın altındaki hanımların adet düzensizliği durumunda menopozun işaretçisi olarak görülür.

Bu hormonun gebe kalmak isteyen hanımlarda bir defa bile olsa yüksek çıkması gebelik şansının düşmesini sağlarken diğer ölçümlerde azalması gebelik şansının arttığı anlamına gelmez.

FSH hormonunun salgılanması her zaman aynı düzeyde olmaz.  Ergenliğin başladığı dönemlerde bu hormonun salgılanması artar ve ergenlik oluşumu başlar.  Böyle bir durumda ergenlik döneminde meydana gelen vücut değişiklikleri meydana gelir.

Kızlarda da aynı vücut değişimi ve bunun yanında adet başlangıcı da görülmektedir. Kadınlarda östrojen hormonu sayesinde yumurtlama dönemlerinde FSH hormonu en yüksek seviyeye çıkar. Menopoz dönemlerinde de bu hormon yükselir.

  Erkeklerde ise bu hormon yaşa bağlı olarak hafif artar ve buna bağlı olarak ta testosteron hormonu azalır.

FSH Hormonunun Yüksek Olduğu Durumlar

Bu hormonun en yaygın sebebi menopozdur.  Olgunlaşan yumurtalar FSH seviyesinin düşmesini sağlayan hormonlar salgılar.  Bu da FSH yüksekliği gözükmesine neden olur. Bu durum da erken menopozun habercisidir. Erkeklerde de yaşa bağlı olarak FSH yüksekliği görülür.

  • Her hangi başka bir durumdan kaynaklı alınan hormon ilaçları da FSH hormonunun yüksekliğine ya da tam tersi düşüşüne neden olabilir.
  • Olması istenmeyen hipofiz bezi tümörleri de FSH hormonunun yüksekliğine ya da düşüşüne sebep olur.
  • Kadınlarda kısırlığın yanı sıra boy kısalığı da genetik yanlış bilgilerin sorun olduğu durumlarda 4 yaşın altında olan ve tedavi görmeyen turner hastalığı bulunan kız çocuklarında da FSH yüksekliği meydana gelir.
  • Erkeklerde ise radyasyona maruz kalmak, testis iltihabı, herhangi bir sebepten darbe alınması ve alkol tüketimi gibi durumlar FSH hormonunun yükselmesine neden olur.

Klinefelter Sendromu olarak bilinen anne karnında oluşan sağlıksız gen ayrımından da kaynaklanabilen FSH hormonu yüksekliğine, sıra tiroit hastalığı, testis ve yumurtalık kistleri, adrenal hastalığı ve buna benzer bazı durumlar da sebep olabilir.

FSH Hormonunun Düşmesinin Nedenleri

  • Kişinin çok hızlı bir şekilde kilo vermiş olması FSH hormonunda düşüşe neden olan bir durumdur.
  • Hipofiz bezinde oluşabilecek olan bir rahatsızlık da örneğin, hipofiz bezinin salgı yetmezliği yaşaması da bu hormonun düşüşüne neden olur.
  • Bu gibi durumlara bağlı olarak yükselen ve düşen FSH değerini yüksekse düşmesini, düşük ise yükselmesini sağlayan bazı bitkisel ilaçlar deneyebiliriz.

Bazı bitkiler ile hazırlanacak bir kür bu durum için iyi gelebilir.

Aslanpençesi, adaçayı, civanperçemi, sarısabır otu ve hayıt otunu her birinden bir tutam kullanılarak 2 su bardağı kaynayan suyun içine konularak kısık ateşte 10 dakika kaynatılıp süzülerek yapılan bu kür akşam ve sabah yemeklerinden önce taze olarak hazırlanıp tüketilmelidir.

Özellikle yapılan bu kürdeki aslanpençesi, İbrahim Saraçoğlu tarafından da FSH hormonu tedavisi için önerilen bitkiler arasındadır. Saraçoğu, kendi sitesinde de verdiği FSH hormon

Bu hormonun yükselmesi için ise, adaçayı, soya fasulyesi, civanperçemi, anason, maydanoz, kızıl dereli otu ve çuha çiçeği kullanımı tavsiye edilen bitkisel yöntemlerdendir.

Peki, bu gibi bazı örnek çözümler kullanılması bu sorunun giderilmesinde yardımcı olabilir mi?  FSH hormonunun yükselmesi demek yumurtalığın rezervinin düştüğü anlamına gelmektedir.

Maalesef buda yaşlılık gibi geri dönülmesi olmayan durumlardan biridir.

Böyle bir durumda asıl yapılması gereken FSH hormonunu düşürmeye çalışmak yerine daha fazla yükselmeden tedaviye başlanıp fazla vakit kaybetmeden gebelik oluşumu sağlanmaya çalışılmasıdır.

FSH hormonu farklı dönemlerde dalgalanma yaşayabilir.  Âdetin 3 gününde yapılmış bir ölçüm yüksek çıkmış fakat başka bir adet döneminin 3. gününde düşük çıkmış olabilir. Fakat bur da esas alınması gereken değer kötü olandır. Kısaca, böyle bir durumda bir kadının hamile kalma oranı oldukça düşüktür.

Источник: https://hormonlarim.com/hipofiz/fsh-hormonu-nedir

Progesteron Hormonu Nedir?

Hangi Hormon Ne İşe Yarar?

Kadınlarda ön hipofizden salgıla­nan lutein yapan hormonun (LH) dene­timi ile, yumurtalıklar tarafından salgılanan insan ve diğer canlılarda adet  döngüsü, gebelik ve embriyogenez de önemli etkisi olan cinsiyet ve steroit hormonudur.

Progesteron  hormonu  düzenli bir şekilde her ay rahmi hamilelik için hazırlayan bir diğer kadınlık hormonudur. Ayın ikinci yarısından itibaren progesteron miktarı, bir iki gün içerisinde yükselir ve rutin adet kanaması ile beraber düşer. Kullanılan doğum kontrol hapları progesteronun sentetik formlarıdır. Progesteron yumurtalıkların salgıladığı bir cinsiyet hormonudur.

Ön hipofizden salgılanan lutein yapıcı hormonun kontrolü ile birlikte üretilir. Progesteron genel etkenlerini kadının cinsel organlarında belli eder. Östrojenin fonksiyonlarını bastırarak  östrojen ile beraber birtakım değişimlere sebep olur. Döl yatağı, uterus kas dokusunun uyarılarını minimum seviyeye indirerek, kasılmasını zorlaştırır.

Böylelikle bu salgının artmasına yardımcı olur. Döl yatağının ağzında bulunan (serviks) bezlerin salgısının birleşmesi ile özelliklerini değiştirerek, döl yatağında ki döllenen yumurtanın daha rahat bir şekilde yerleşmesi için lazım olan mekanı hazırlar.

Bu özellikleri ile beraber hamileliğin başlamasını ve başlayan bu hamileliğin sürmesine yardımcı olan progesteron aynı zamanda hamilelikte diğer hormonlar ile beraber meme dokusunu geliştirerek bu dokunun doğumun gerçekleşmesinin ardından süt salgılamaya hazır hale gelmesine yardımcı olur.

Düşük tehsinin olduğu durumlarda erken kalınan hamilelikte bazı zamanlar progesteron az olması durumu düşünülerek düşüğü engellemek adına az oranda progesteron ilaçları (duphaston ve progestan gibi) doktorun tavsiyesi ile birlikte kullanılmaktadır.

Progesteron testi nedir? Ne işe yarar ?

Progesteron testi; Progesteron hormonun değerlerini incelemek için uygulanan bir testtir. Kan tahlili ile beraber ortaya çıkmaktadır. Yapılan testin sonucuna göre rahimde yumurtlama durumunun var olup olmadığına karar verilir.

Test sonucu 10 ng/mg ve üstünde olur ise yumurtlamanın varlığına karar verilir.

Aynı zamanda kısırlığın sebeplerinden olan ve progesteron seviyesinin düşüklüğü ile meydana gelen luteal faz defekti sorunlarının teşhisi durumunda da  progesteron testi yararlı olur.

Progesteron ölçümü (tahlil) hangi durumlarda yapılır?

– İnfertilite (kısırlık) tedavisinde ovulasyon tespiti için: Progesteron seviyesinde düşüklük olması, ovulasyon bulunmadığını belirtir.

– Ektopik gebelik (dış gebelik) teşhisinde yapılır.

Hangi durumlarda Progesteron kullanılmamalıdır?

1- Hamile veya emzirenler,

2- Meme kanseri teşhisi konanlar,

3- Depresyon ilacı kullananlar,

4- Damar hastalığı olanlar,

5- Karaciğer hastalığı olanlar,

6- Adet dönemi ile alakalı vajinal kanama var ise bu durumlarda Progesteron kullanılmamalıdır.

Progesteron hormonun görevi

Progesteron hormonunun görevi, oluşabilecek bir hamilelik durumu  için kadın organizmasını, özellikle de rahmini hazırlamak ve hamilelik gerçekleşmiş ise bu durumun sürdürülmesini sağlamaktır. Progesteron, plasenta ve böbrek üstü bezinden salgılanmaktadır. Kanda bulunan büyük oranda ki proteinlere bağlı olarak taşınır.

Progesteron, östrojen hormonunun etkisi ile beraber kalınlaşan endometriumu (döl yatağının en iç tabakası) döllenmiş olan yumurtayı, ilk hücrelerini içerisinde bulundurabilecek bir yeterliliğe getirir, böylelikle de endometrium da bulunan kan damarları ve salgı bezleri çoğalır. Bu bezlerden karbonhidrat bakımından zengin bir salgı salgılanır.

Progesteronun bir diğer etkisi de dölyatağı kaslarının oksitosin hormonuna olan duyarlılıklarını en aza indirerek bu kasların kasılmasının önüne geçip düşük olayını engellemektir. Dölyatağı boynunda hazırlanan mukus salgısı, progesteronun etkisi ile beraber yoğunlaşır, spenniumlara geçirgenliği azaltır.

Doğumun gerçekleşmesi ile birlikte en önemli progesteron üreticisi olan plasenta çıktığından, hamilelik süresince var olan progesteron salgılanmasında önemli bir azalma gerçekleşir.

Progesteron değerleri nelerdir?

Progesteron değerleri yapılan tahlilin adet dönemi içinde uygulanan adet gününe göre değişkenlik göstermektedir. Eğer adetin siklusunun ilk yarısında progesteron testi  yapılır ise,  progesteron değerleri farklı, progesteron testi adet siklusunun ikinci yarısı yapılır ise, sonuç daha farklı çıkmaktadır.

Normal Kabul Edilen Değerler:

Erkek:

-0.1-1 ng/ml

Kadın:

-Faliküler Faz: 0.2-1.4 ng/ml

-Luteal Faz: 4-25 ng/ml

–Menopoz: 0.1-1 ng/ml

Progesteron azlığına sebep olan nedenler aşağıda ki gibi sıralanmıştır ;

– Gebelikte

– Adregenital sendrom

– Cushing sendromu

Progesteron seviyesinin yüksek olmasına sebep olan nedenler aşağıda ki gibi sıralanmıştır ;

– Turner sendromu

– Yumurtlamanın gerçekleşmediği düzensiz adetler

– Hipofiz besinleri

Progesteron hormonunun kadın vücudundaki etkileri:

– Vajen epitelinde glikojen biriktirmesini azaltarak, bu sebepten dolayı vajende pH oranı artar, alkali ortam meydana gelir. Progesteron etkisi ile vajen epitelinde intermediate hücre hakimiyeti oluşur (hamilelik durumunda olduğu gibi).

– Servikal mukusu kalınlaştırıarak  pH oranını azaltır ve asitleştirir. Bu durum hamilelik durumunu zorlaştırıcı bir etkidir.

– Endometrium gland ile stromasında antiproliferatif etki gösterir.

– Endometriumda östrojen reseptörün meydana gelmesini azaltır.

– Göğüslerde lobüler ve alveolar doku gelişimini arttırır.

– Ovulasyon (yumurtlama) gerçekleşmeden önce pozitif feedback etki ile FSH salınımını arttırır. Aksine LH üzerine negatif feedback etki oluşturur.

– Progesteron termojenik bir hormondur ve kadınlarda oluşan yumurtlamanın ardından vücudun ısısındaki yükselmeden sorumludur.

– Vücutta su ve tuzun biriktirilmesine sebebiyet verir.

– Düz kaslarda gevşemenin oluşmasını sağlar. Bu sebepten dolayı hamilelikte safra stazı, reflü, kabızlık gelişir.

Progesteron ilaçları (progestin) hangi durumlarda kullanılır?

– Hamilelik sırasında oluşabilecek düşük tedavisinde

– Habitüel abortus

– Preterm eylem (erken doğum) proflaksisi

– İnfertilite (kısırlık) tedavisi ile birlikte IVF (tüp bebek) tedavileri

– Adet düzensizliğinin tedavisinde

– PCOS (Polikistik over sendromu)

– Endometrial hiperplazi

– Menstrüasyonu geciktirmek amacı ile

– Katameniel epilepsi

– Doğum kontrolar hapları ve 3 aylık iğneler içerisinde bulunur

– Acil kontrasepsiyon amacı  ile

– Amenore teşhisinde progesteron challenge tetkiklerinde kullanılır

Источник: https://jinekoloji.com/progesteron-hormonu-nedir

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть