Hareket Bozukluğu Yapan Hastalıklara Dikkat!

içerik

Kardiyoloji

Hareket Bozukluğu Yapan Hastalıklara Dikkat!

Kalbin normal elektriksel aktivitesi sinüs nodu denen bölgenin elektriksel aktivitesi sonucu olmaktadır. Kalp atımlarını düzenleyen elektriksel uyarıların düzgün çalışmaması sonucunda kalbinizin çok hızlı, çok yavaş ya da düzensiz atmasına neden olur. Bu duruma aritmi denir.

Kalp kaslarının düzenli şekilde çalışmasını sağlayan etken, bir elektrik sinyalidir. Kalpte normal olarak bu elektrik akımını doğuran belli bir odak ve onu ileten belli yollar vardır.

Belli bir rota izleyerek dağılan bu düzenli akım sayesinde kalp normalde dakikada 60-80 civarı düzenli kasılma yapar ve kan pompalar. Bu akımın doğuşunu veya iletilişini engelleyen her türlü etken ritim bozukluğuna neden olabilir.

Bu etkenler kalbin kendisinden de kaynaklanabildiği gibi kalpte hiçbir sorun olmadığı halde dış faktörlerden de kaynaklanabilir.

Ritim bozukluğu kalbin normalden daha hızlı, daha yavaş veya düzensiz çalışması gibi şekillerde ortaya çıkabilir. Normal olarak kabul edilen dakikada 60-80 olan nabız değeri 100'ün çok daha üstüne çıkabilir ve/veya düzensizleşebilir.

Kalpte Ritim Bozukluğunun Belirtileri

  • Çarpıntı hissi
  • Göğüs kafeslerinin içinde bir şey atlıyor veya bir kuş kanat çırpıyormuş hissi,
  • Kalp atışlarında tekleme,
  • Kalbin duraklayıp tekrar çalışıyormuş hissi vermesi,
  • Nefes alamama,
  • Fenalık hissi,

Daha seyrek olarak Ritim bozukluğuna bağlı baş dönmesi, göz kararması, bayılma gibi durumlar ortaya çıkabilir. Ritim bozukluklarının tehli bazı türleri, özellikle kalbin yapısal sorunlarıyla bir araya geldiğinde ani ölüm sebebi de olabilmektedir.

Nabız Atışı İçin Normal Kabul Edilen Değerler

Nabzın normal değeri istirahat halindeki bir insanda dakikada 60-80 iken, bazı insanlarda sürekli 50 gibi biraz aşağıda veya 90-100 gibi biraz yukarıda olması mutlaka bir hastalık veya sorun olduğu anlamına gelmemektedir. Bazı insanlar yapısal olarak böyledir ve eğer eşlik eden başka yakınmalar yoksa, bu değerler olağan değer olarak kabul edilir.

Ayrıca nabzın uykuda 40’lı değerlere inmesi gibi; heyecan ve stresle 100’lü değerlerin üzerine çıkması, hatta yorucu hareketlerle 150 civarı değerlere ulaşması da olağan olarak yorumlanır.

Düzensiz Vuruşlar (Ekstrasistol) Hastalık Belirtisi Midir?

Zaman zaman sağlıklı insanlarda da atriyum veya ventrikül gibi değişik kalp boşluklarından kaynaklanan düzensiz vuruşlar (ekstrasistol) olabilmektedir. Bu tip belirtirlerin hastalık boyutunda bir ritim bozukluğu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir.

Ekstrasistol denilen düzensiz vuruşlara, eğer kalp yetersizliği veya benzeri yapısal kalp sorunları eşlik etmiyorsa, genellikle herhangi bir teh arz etmezler ve rahatsızlık veren bir çarpıntı hissine neden olmadığı sürece tedavi gerektirmezler.

Ritim Bozukluğu Farklı Türlerde Görülebilir

Ritim bozukluğu diye tek bir hastalık yoktur. Ritim bozukluklarının onlarca farklı türü ve her türün de farklı önemi bulunmaktadır.
Ritim bozukluklarının kalpte başka hiçbir sorun olmaksızın;

  • Sadece stres,
  • Uyku bozuklukları,
  • Çay – Kahve – Alkol tüketiminin fazla olması,
  • Tiroid bezinin fazla çalışması,
  • Ciddi kansızlık,
  • Kullanılan bazı ilaçlar

gibi dış etkenlerle tetiklenen zararsız türleri olmakla birlikte, ritim bozukluğunun hayati tehye neden olan türleri de bulunmaktadır.

Birçok şey aritmiye( Ritim Bozukluğu ) neden olabilir;

  • Bir anda meydana gelen bir kalp krizi,
  • Bir önceki kalp krizinden dolayı kalp dokusundaki bozukluk,
  • Kardiyomiyopati gibi kalp yapısındaki değişiklikler,
  • Koroner arter hastalığı,
  • Yüksek kan basıncı,
  • Diyabet,
  • Aşırı aktif tiroid bezi (hipertiroidi),
  • Sigara içme,
  • Çok fazla alkol veya kafein içme,
  • Uyuşturucu,
  • Stres,
  • İlaçlar,
  • Diyet takviyeleri ve bitkisel tedaviler,
  • Elektrik şoku,
  • Hava kirliliği

Ritim Bozukluğunda Yapısal Faktörler

Dış etkenlerin yanı sıra kalpte ritim bozukluğuna neden olan yapısal sorunlar da bulunmaktadır.

Kalpte, kapak, damar veya kas sorunları gibi çoğunlukla sonradan edinilen hastalıklar olabildiği gibi, ailesel geçişli yani genetik kökenli ritim sorunları da görülmektedir.

Genetik geçişli ritim sorunları arasında, doğumdan itibaren var olan fakat belirti vermeyen, spor, ani stres veya heyecan durumunda ortaya çıkabilen, sibutramin içerikli zayıflama ilaç kullanımlarında, bazı allerji, mantar hastalığı ilaçları ve antibiyotiklerin kullanımı sonrasında kalp durması nedeniyle ani ölüme yol açabilen türleri bulunmaktadır.

Bu nedenle, özellikle kitlesel sorumluluk taşıyan pilotluk veya ağır vasıta şoförlüğü gibi yüksek riskli mesleklere başlayacak kişiler ile, sportif aktiviteye başlayacak gençlerin bu gözle incelemeden geçirilmeleri mutlaka gerekmektedir.

Dış faktörler olarak belirtilen çay, kahve, kola, uykusuzluk ve stres gibi tetikleyici unsurlardan kaçınmanın yeterli olmadığı hastalarda, altta yatan nedene göre doktor tarafından farklı medikal tedaviler uygulanmaktadır. Kalbin atış hızının fazla azaldığı ya da kalp kasılma sorunlarının olduğu hastalarda kalp pilleri (Pacemaker) kullanılmaktadır.

Atriyal Fibrilasyon denilen ritim bozukluğu kanın kalp içinde iyi hareket edemeyip koyulaşarak pıhtılaşmasına, bazı durumlarda da pıhtıdan kopan parçaların farklı damarları tıkamasına neden olabilmektedir. Bu risklere karşı doktor tarafından medikal tedaviye ek olarak kan sulandırıcı ilaçlar kullanılmaktadır.

Stres Ritim Bozukluğunu Tetikler

Ritim bozukluğunun asıl sebebi ne olursa olsun, stres tüm ritim sorunlarını olumsuz etkilemektedir.

Stresle başa çıkma, olaylara tepki verme alışkanlıklarının değiştirmesi, zihinsel ve bedensel gevşeme teknikleri konusunda eğitimlerin alınması ve uygulanması, ritim bozukluğunun pek çok türünde olumlu sonuçlar elde edilmesini sağlamaktadır.

Stres ve olaylara abartılı tepki verme konusundaki yanlış zihinsel alışkanlıklar, çarpıntı ve ritim bozukluklarında çok önemli bir etkin olarak gözlemleniyor. Değerlendirme sırasında ritim sorununun altında psikolojik faktör de tespit edilmişse tedaviye mutlaka bu yönden de yaklaşmak gerekmektedir.

Ritim Bozukluğu Teşhisinde Hangi Yöntemler Kullanılır?

Ritim bozukluğu tek başına belli bir anlam veya teh ifade etmez. Bunun türü, sıklığı, kalpte buna neden olan veya eşlik eden başka bir sorun (kalbin kasları, kapakları veya damarlarında) olup olmadığı gibi noktalarla beraber değerlendirilmesi gerekir. Yaklaşım ve tedavi de ritim bozukluğunun türüne göre değişir.

Özellikle şikayet esnasındaki kalp elektrosunun (EKG) çekilebiliyor olması  hastalığın teşhisi için çok önemlidir.Diğer tetkiklerle beraber, özellikle Ritim Holteri tanıda yardımcı olmaktadır.

Ritim Holter, hastanın koluna veya kemerine takılın, 24-48 saat süreyle üzerinde kalan, bu süre zarfında kalp atışlarını takip ve kayıt eden, anormalliklerin dökümünü veren bir sistemdir.
Daha seyrek olan ritim bozuklukları için Transtelefonik EKG yöntemi uygulanmaktadır.

Şikayet sırasındaki kalp ritiminin tespitinde kullanılan bu yöntemle, hasta şikayet esnasındaki kalp elektrosunu bir cihazı göğsüne değdirip düğmesine basmak suretiyle çekebilir ve ilgili merkeze telefon yoluyla gönderip dökümünü sağlayabilir.

Çok daha seyrek olan ritim bozukluklarının tespit edilebilmesi ve o sırada olan bir düzensizliğin saptanabilmesi için cilt altına yerleştirilen, aylarca duran ve hastanın ritimini takip eden “Event Recorder” denilen mini cihazlar da kullanılmaktadır.

Elektrofizyolojik YöntemBazı ritim bozukluklarında, elektriksel düzensizliği üreten kalp içi odağı bulmak için Elektrofizyolojik uygulama yöntemine (EPS) başvurulmaktadır.

Anjiyografi işleminde olduğu gibi kasık damarlarından girilerek kalp içindeki değişik bölgelere ilerletilen elektrodlarla, tıpkı bir elektrikçinin kontrol kalemiyle tesisatı kontrol edişindeki gibi, sorunlu elektriksel odağın tespiti yapılır.

Sorunlu odak tespit edilince “Ablasyon” yöntemine yani radyofrekans enerjisi veya soğuk uygulayarak bu odağı ortadan kaldırmaya sıra gelir. Bu yöntemle ritim bozukluklarının türüne göre değişen başarı oranları söz konusudur.

Kalp pillerinin veya ihtiyaç olduğunda elektroşok yapmak suretiyle ritim bozukluğunu düzeltmesi için göğüste ciltaltına yerleştirilen “AICD” isimli mini cihazların kullanıldığı bazı özel ritim bozukluğu türleri de vardır.

Tanı:Aritmilerin tanısında hastanın öyküsü oldukça önemlidir. Aritmileri ve nedenlerini teşhis etmek için yapılan testler şunlardır:1.Elektrokardiyografi (EKG)2.Holter: Uzun süreli EKG kaydı 3.Efor Testi4.Ekokardiyografi5.Kardiyak kateterizasyon6.Elektrofizyoloji çalışması (EPS)

Tedavi:

Aritminin çeşidi ve ciddiyetine bağlıdır. Tedavide öncelikle nedenin ortadan kaldırılması gereklidir. Etken tedavi edilemiyor veya mevcut ritim iletim bozukluğu hayatı tehdit ediyorsa veya belirti veriyorsa tedavi gereklidir. Burada öncelikle istirahat, sakinleştirme, bazı özel manevralar gibi saptanan soruna uygun genel tedbirlerin alınması ve bunlar yeterli olamıyorsa ilaç tedavisi veya girişimsel (Pacemaker/ ablasyon/aritmi cerrahisi gibi) tedavilerin uygulanması önerilmektedir. Kalp hastalığı olmayanlarda gözlenen ve hastada yakınmaya neden olmayan ekstra atımların ilaç ile tedavisi önerilmemektedir.

Источник: http://centralhospital.com/TibbiBolumler/kardiyoloji/yontem/

Hareket Bozuklukları Neden Olur? – Sağlık Ocağım .NET

Hareket Bozukluğu Yapan Hastalıklara Dikkat!

Hareketdüzensizliği veya hareket bozukluğu, istemsiz ve amaçsız bir hareketin sürekli olarak tekrar edilmesidir. Çocuklarda hareket düzensizliklerine stres, uyarılma gereksinimi, zeka geriliği, otizm ve başka hastalıklar yol açabilmektedir. Birçok çocukta yaş ilerledikçe bu sorun genellikle kaybolur. 

Hareket bozukluğu tipleri ve belirtileri

Çocukluk çağında sık karşılaşılan bazı hareket bozuklukları, tikler, stereotipi adı verilen tekrarlayan hareketler ve spazmlardır.

Çocuklarda tik belirtileri :  Bunlar çocukluk çağında en sık görülen hareket bozukluklarıdır.

Başını çevirme, omuzları silkme, yüzünü buruşturma, göz kırpma, dokunma, zıplama, terbiyesiz vücut hareketleri, homurdanma, havlama, horlama, boğazını temizleme ya da kendinin veya başka birinin sözlerini tekrarlama gibi tikler çocuklarda sık karşılaşılan tikler ve hızlı, istemsiz, tekrarlayıcı hareket ya da seslerdir.

Tikler tipik olarak birden ortaya çıkıp kaybolurlar. Çocuklar kaygılı, stresli, öfkeli, heyecanlı ya da yorgun olduğunda ağırlaşma eğilimi gösterirler.

Çocuk gevşediğinde ya da başka bir etkinliğe dikkatini verdiğinde tikler daha az belirgin olur. Çocukta hem motor (hareket) hem de vokal (ses ile ilgili) tikler olduğunda, bu durum ”Tourette sendromu” olarak adlandırılır.

Geçici tik vakaları bir yıldan az sürebileceği gibi, kronik vakalar bir yıl ve üzerinde devam edebilmektedir.

Çocuklarda stereotipi belirtileri : Bu hareketler tekrarlayıcı ve genellikle ritmiktir. Sık görülen örnekler arasında, kafayı çarpma, boynu döndürme ve vücudunu sallama vardır. Çocukların vücudunu sallama olasılığı kafayı çarpmadan daha yüksektir.

Stereotipik hareketler tipik olarak çocuğun uyumasından hemen önce başlar ve yalnızca birkaç dakika sürer. Çocuklar genellikle bu mekanik hareketleri yapmaya yaşamın ilk yılında başlarlar ve üç yaşına gelmeden bırakırlar. Erkek çocuklarda stereotipi olasılığı kız çocuklarından daha yüksektir.

Hareketler normal gelişmenin bir parçası olabileceği gibi, otizm ya da zeka geriliği gibi altta yatan başka bir durumu da gösterebilir.

Çocuklarda spazm bozukluğu belirtileri : Spazmlar tipik olarak çocuğun yüzünde, kollarında ya da bacaklarında, birden ortaya çıkan, şiddetli ve istemsiz kas seğirmesi ya da kasılmalarıdır (kramp). Kramplar oldukça ağrılı olabilir.

Yüzdeki spazmlar yüzün bir tarafının tümünü ya da yalnızca gözün etrafını tutabilir. Çocuğun diyaframında spazm olduğunda hıçkırık tutar.

Sinir sistemi hastalıklarının neden olduğu spazmlar arasında, miyoklonus (çocuk hareketliyken ya da istirahatteyken olan hızlı, kontrol edilemeyen kas seğirmeleri) ve korea (yüz, kollar, bacaklar ya da gövdede hızlı, rastgele hareketler) olur.

Miyoklonus havale sırasında olabileceği gibi ensefalit denilen bir hastalık sonucunda da meydana gelebilir.

Korea (yüz, kollar, bacaklar ve gövdenin hızlı rastgele hareketleri) serebral palsi denilen durum ile ilişkilendirilmiştir ve atetozis adı verilen, yavaş, kıvranma şeklindeki hareketler ile aynı anda ortaya çıkabilir.

Korea, psikiyatrik hastalıklarda verilen nöroleptik adlı ilaçlar gibi belirli ilaçların yan etkisi olarak ta görülebilmektedir. Ayrıca romatizmal ateş ve Wilson hastalığında (karaciğerde bakır birikmesi olan nadir bir kalıtsal hastalık) sonucu bir komplikasyon olarak ta görülebilir.

Çocuklarda hareket bozuklukları teşhisi

Çocuk belirtilerde sayılan hareketlerden herhangi birini yapmaya başladığında, hangi saatlerde neler yaptığını bir yere kaydetmek ve çocuğun doktoruna bildirmek önemlidir.

İmkân var ise doktora göstermek için hareketleri videoya kaydetmek daha doğru olur. Doktor çocuktaki hareketlerin normal gelişmenin bir parçası mı, strese bağlı mı yoksa başka bir hastalığın işareti mi olduğunu bu sayede belirleyebilir.

Doktor gereken durumlarda ek tetkikler isteyebilir. 

Çocuklarda hareket bozuklukları tedavisi

Hareket bozukluğu teşhisi konulan birçok vakada, doktor hareket bozukluğuna özgül bir hastalığın yol açtığını belirlemediğinde tedavi gerekmiyor olabilir.

Neden, stres ya da uyarılma eksikliği ise hekim çocuğun stresini giderecek ya da etrafında uyarılmayı artıracak yollar önerebilir.

Çocuk yeterince büyük ise onu psikiyatri ile ilgilenen bir sağlık görevlisine se ederek stresli koşullar ile başa çıkmanın öğretilmesini sağlayabilir.

Çocuktaki anormal hareketlere altta yatan bir hastalık neden oluyor ise çocuğun doktoru olanak bulunduğunda bu hastalığı tedavi edecek ve hareketlerini kontrolde yardım için bir fizik tedavi uzmanına da se edebilir.

Çocuk hastalıkları ile ilgili benzer sağlık yazıarı

Источник: https://www.saglikocagim.net/hareket-bozukluklari-neden-olur/

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Hastalığı (DEHB) Nedir? – Hayatın İçinden Haberler…Hayatın İçinden Haberler…

Hareket Bozukluğu Yapan Hastalıklara Dikkat!

Günümüzde görülebilen hastalıklardan biri de dikkat eksikliği hiper aktivite bozukluğu hastalığıdır.

Daha çok çocukluk dönemlerinde etkilerini gösterebilen dikkat eksikliği hiper aktivite bozukluğu hastalığı tedavi edilmediği takdirde yetişkinlik dönemi boyunca yani diğer bir deyişle etkilerini yaşam boyu devam ettirebilmektedir.

Bununla birlikte tedavi edilmediği takdirde etkisi altına aldığı bireylerin genel psikolojik durumlarını olumsuz yönde etkileyebilen dikkat eksikliği hiper aktivite bozukluğu hastalığı ayrıca günlük yapılması gereken aktivitelerin de olumsuz yönde etkilenmesine neden olabilmektedir.

Özetle dikkat eksikliği hiper aktivite bozukluğu hastalığı tedavi edilmediği takdirde etkilerini bir ömür boyu sürdürebildiği gibi ayrıca iş ve sosyal yaşamında da ciddi anlamda tahrip olmasına yol açabilmektedir.

Bu hastalık hakkında günümüzde yapılan bir araştırma sonucunda hastalığa maruz kalanların büyük bir kısmında hasta oldukların yönünde kabul görememezlik durumu gözlemlenmiştir.

Dolayısıyla uzmanlara göre dikkat eksikliği hiperktivite bozukluğu hastalığa sahip olan bireyler hasta olduklarının farkına dahi varamadan yaşamlarını karşılaştıkları birçok olumsuzluklara rağmen sürdürmeye devam etmektedirler.

Tedavisinin bulunabildiği psikiyatri hastalıklarından olan dikkat eksikliği hiperaktivite hastalığı çeşitli nedenlere bağlı olarak meydana gelebilmekte ve aynı zamanda diğer psikiyatri hastalıklarında olduğu gibi bazı belirtiler gösterebilmektedir.

Peki günlük yaşamı ciddi anlamda tahrip edebilen dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu hastalığı nedir belirtileri nelerdir dilerseniz makalemizin de ana konusu olan bu sorularımızın cevaplarını uzmanlardan derlediğimiz bilgiler doğrultusunda sizlere hemen sunalım.

İlk olarak dikkat eksikliği hiperaktivite hastalığının genel tanımlaması hakkında sizlere bilgiler sunalım.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Hastalığı Nedir?

Dikkat eksikliği hiper aktivite bozukluğu hastalığı; ciddi akademik, sosyal ve psikiyatrik problemlere yol açabilen ve olumsuz etkileri yaşam boyu sürebilen ciddi bir psikiyatri hastalığıdır.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Hastalığının Toplumumuzda Görülme Sıklığı Nedir?

Dikkat eksikliği hiperaktivite hastalığının toplumumuzda görülme sıklığı oldukça yüksektir.

Yapılan bazı araştırmalar sonucunda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu hastalığının toplumumuzda görülme oranının yaklaşık olarak % 5 ila % 7 arasında değişebildiği gözlemlenmiştir.

Çocukluk dönemlerinde % 60 ila % 70 arası etkilerini gösteren dikkat eksikliği hiperkativite bozukluğu hastalığı özellikle tedavisinin başarılı olabilmesi açısından çocukluk döneminde görülmesi durumunda tedavi edilmesi uzmanlarca tavsiye edilmektedir.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Dikkat dağınıklığı hiperaktivite bozukluğu hastalığının ana nedeni genetik yapı faktörüdür. Nörobiyolojik bir hastalık olan dikkat dağınıklığı hiperaktivite bozukluğu hastalığı daha çok genetik yapı bakımından hastalığa elverişli bireylerde etkilerini göstermektedir.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu hastalığının birçok belirtileri bulunmaktadır. Bu belirtiler çocukluk dönemlerinden itibaren yetişkinlik dönemleri boyunca devam etmektedirler. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu hastalığının belirtileri ise şunlardır;

Ayrıntılara dikkat edilememesi ve sürekli olarak hatalar yapılması

Dikkatin uzun süre olarak dağınık olması

Karşıdaki bireyleri dinlemekte zorluk çekilmesi

İkili konuşmalarda göz temasının kurulamaması

Verilen komutların yerine getirilememesi

Organizasyondas problemlerin yaşanması

Yoğun olarak düşünememe durumu

Eşyaların sıklıkla kaybedilmesi ve yerinin hatırlanamaması durumu

Günlük yapılması gereken aktivitelerin unutulması durumu

Sorumluluk almada güçlük çekilmesi gibi olumsuzlukla dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu hastalığının belirtileridir.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Hastalığına Sahip Olan Bireylerde Görülen Davranış Şekilleri Nelerdir?

Makalemizin konusu olan dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu hastalığı nedir belirtileri nelerdir hakkında bilgiler sunduktan sonra şimdi de bu hastalığa sahip olanlarda görülen davranış şekilleri hakkında sizlere bilgiler sunalım. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu hastalığına maruz kalan bireylerde görülen davranış biçimleri ise şu şekilde olmaktadır;

Yerinde duramama

Ellerin ve ayakların kıpır kıpır oynaması durumu

Uzun süre aynı ortamda bulunulmasından sıkılma durumu

Çocukluk döneminde koşmak ve tırmanma durumu

Birşeyler ile sessizce meşgul olunamaması bu durumdan hemen sıkılması

Aşırı hareketli ve çok konuşkan olunması

Hızlı konuşma durumu

Konuşurken kafanın sürekli sağa sola dönüş yapması durumu

Karşı bireyin sorusuna hemen cevap verilmesi durumu

Bekleme veya sıra gerektiren işlerde aşırı sıkıntı hali yaşanması

Başkalarının konuşmasının kesilmesi

Aşırı heyecanlı olunması

Davranış bozuklukluklarının sergilenmesi gibi durumlar dikkat dağınıklığı hiperaktivite bozukluğu hastalığına sahip olan bireylerde görülen başlıca davranış şekilleridir.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Hastalığının Tedavisi Nasıl Yapılmaktadır?

Dikkat dağınıklığı hiperaktivite bozukluğu hastalığının tedavisi genellikle hastane ortamında gerçekleştirilmektedir.

Tedavi süreci boyunca ilaç tedavisi, bilişsel davranışçı terapi uygulaması, neurofeed back ve play attention tedavi uygulaması ve son olarak ise dikkat yükseltme eğitimleri verilmektedir.

Tedavi sürecinin genellikle 1-2 hafta sürebildiği dikkat dağınıklığı hiperaktivite bozukluğu hastalığının başarılı bir tedavi sürecinin izlenmesi açısından hastanın da üzerine düşen görevleri eksiksiz olarak yerine getirmesi gerekmektedir.

Dikkat dağınıklığı hiperaktivite bozukluğu hastalığının tedavisi hakkında da sizlere bilgiler sunduktan sonra dikkateksikliği hiperaktivite bozukluğu hastalığı nedir belirtileri nelerdir hakkındaki makalemizi burada tamamlamaktayız.

Siz veya çocuğunuz yukarıdaki belirtileri taşıyorsanız hemen ilgili doktora başvurmalısınız. Çocuğunuzun ileriki dönemlerde kaliteli ve başarılı bir yaşam sürdürebilmesi açısından dikkat dağınıklığı hiperaktivite bozukluğu hastalığından kurtulmasını sağlamalısınız.

Sağlıklı günler dileriz.

Not: Makale bilgilendirme içeriklidir. Reçete değildir. Dikkat dağınıklığı hiperaktivite bozukluğu hastalığında doktora başvurulmalıdır.

24.10.1987 İstanbul Doğumlu.Marmara Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı Mezunu

Evli ve 3 Çocuk Babası / Uzmanlık Alanı : Gündem ve Siyaset

Источник: http://korkmazhaber.com/dikkat-eksikligi-hiperaktivite-bozuklugu-hastaligi-dehb-nedir-9800.htm

Çocuklarda Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu Nedir? | Anneysen.com

Hareket Bozukluğu Yapan Hastalıklara Dikkat!

Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğunda (DEHB), -ortasında yer alan taksim işaretinin de işaret ettiği gibi- ya dikkat eksikliği ya hiperaktivite ya da her ikisi olabilir. Aslında, dikkat eksikliği olup aşırı hareketli/dürtüsel (hiperaktif) olmayanlar DEHB olgularının yaklaşık yarısını oluşturuyor. Kalanların da önemli bir bölümü kombine tip.

Sadece hiperaktivite olup dikkat sorunları olmayan ise dürtüsel alt tip, görülme oranı DEHB olgularının yalnızca %5-10’u.

DEHB’de dikkat işlevlerinde sorunlar ve dürtüsellik temel sorun. Ancak bu temel belirtilerin yanı sıra gelişimsel, duygusal, öğrenme ve planlama ile ilgili sorunlarla motivasyon düşüklüğü gibi ek belirtiler de sıklıkla eşlik eder.

Çocukların yaklaşık %5-10’unda görülen bir bozukluktur. Tüm dünyada oranlar birbirine yakın. Ülkemizde yeni yapılan epidemiyolojik çalışmalarda biraz daha yüksek oranlar çıkıyor.

2. Dikkat dağınıklığı ve dikkat eksikliği aynı şey mi?

“Dikkat” sözcüğü içinde çok farklı işlevleri barındıran bir genel ifade aslında. Örneğin; uyarılma, odaklanma, motivasyon, dikkati sürdürme, uygun uyaranın seçimi, uygun olmayan uyaranın bastırılması vb. çok sayıda beyin parçası ve işlevi süreçte yer alıyor.

Bu süreçleri düzenleyen beyin yapıları ve moleküllerdeki sorunlar bu işlevlerin bozuk olmasına neden olur, buna da dikkat bozukluğu diyoruz. Yani dikkat “dağınıklığı” ya da “eksikliği” biraz yanlış isimlendirme sayılabilir.

Her mutsuz olan depresyonda olmadığı gibi ya da her göğüs ağrısı kalp krizi olmadığı gibi her dikkat sorunu da DEHB değildir.

DEHB çok sayıda alanda sorun yaşatan, karmaşık, zorlayıcı ve gerçek bir bozukluktur. Öğretmenler ise sıklıkla şu ifadeleri kullanır: “Kendi sınıfta, zihni başka yerde.”, “Aslında çok akıllı ama kendini derse vermiyor.”, “Çok aceleci, düşünmeden cevap veriyor.”

Ebeveynleri ise “Dersin başına otursa da ya tuvalete gider ya kalemini düşürür, bir bahane bulup sık sık ayağa kalkar.”, “İşine geleni duyar, işine gelmeyeni duymaz.” gibi ifadeler kullanır.

En sık görülen sorunlar şunlardır:

  • Zamanı iyi kullanamama,
  • Dağınıklık,
  • Uyku sorunları,
  • İştah sorunları,
  • Aile ve arkadaşlarla ilişki sorunları,
  • Yaşadıklarından ders alamama.

Erkek çocuklarda daha sık rastlanır. Kronik bir seyri vardır. Zaman içinde belirtiler yaşa uygun olarak değişimler gösterir.

4. Çocuğun dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorununu yaşamasının nedenleri neler?

Yüksek düzeyde genetik nedenselliğe sahip bir bozukluktur. Özellikle dopamin ve noradrenalin işlevlerinde sorun vardır. Yetersiz çalışan dopamin sistemi çocuğu “sıkılmış, hareketli, dikkatsiz” yapar.

Yetersiz çalışan noradrenalin sistemi de kişiyi “isteksiz, öğrenmede zorluk yaşayan” hale sokar. Sağlıksız genler, örneğin bu moleküllerin hücreye alınmasını sağlayan yapıların uygunsuz çalışmasına neden olur.

5. DEHB ile zeka gelişimi arasında bağlantı var mı? Zeki çocukların hiperaktif olduklarına dair bir görüş var. Bu, doğru mu?

Zekadan bağımsız bir sorundur. Zekası çok yüksek olanlarda da çok düşük olanlarda da görülebilir. Ancak DEHB varlığı zekanın verimsiz kullanılmasına, performansın daha düşük olmasına neden olur. Çünkü dikkat işlevlerinin çoğu, bilişsel (yürütücü) işlevlerle örtüşür ve zeka değerlendirmelerinin birçok alt testinde daha düşük skorlara yol açabilir.

6. Çocuklarda DEHB tanısı nasıl konur? Dikkat eksikliği ve hiperaktivite testleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

DEHB -hemen hemen tüm psikiyatrik bozukluklarda olduğu gibi- klinik bir tanıdır. Çocuk psikiyatrisi uzmanlarınca tanısı konulabilir. Bozukluğun saptanmasında psikometrik ölçümler yararlı olabilir. Laboratuvar testleri ve görüntüleme yöntemleri tanı koydurucu değildir, tanıya yardımcı olabilir ve ek tıbbi sorunların varlığında ya da dışlanmasında yararlıdır.

7. Hiperaktif çocuğun tedavisi için ne yapmalı? Dikkat eksikliği tedavisi için ilaçlar mevcut. Dikkat eksikliği ilaçları çocuklara hangi koşullarda verilebilir? Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri oluyor mu? Bir de tedavi için yaş sınırlaması var mı?

Tedavi çok boyutludur. İlaç tedavileri altın standart kabul edilir. Aile eğitimleri, davranışçı yöntemler, aile terapileri, okulla işbirliğine dayalı yöntemler vb. kullanılır. İlaç tedavilerini kullanmamak da bir risktir ve çok sayıda çalışma göstermiştir ki tedavisiz kalan çocuklar çok daha büyük risk altındadır.

İlaç tedavileri arasında metilfenidat, atomoksetin gibi ilaçlar ilk basamakta yer alır. Ek tanılar ve sorunlara yönelik onlarca farklı ilaç seçeneği ek olarak kullanılabilir. Gelişimsel özellikler, beynin kimyası, karaciğer ve böbrek işlevleri, metabolizma hızı, aile içi işlevler ve benzeri çok sayıda etken dikkate alınır.

Küçük yaşlardaki çocuklarda stimulan yerine Risperidon gibi atipik antipsikotikler daha fazla tercih edilir. Son yıllarda özellikle ABD'de okul öncesi çocuklarda DEHB belirtilerine karşı klonidin ve guanfasin gibi alfa-2 adrenerjik agonistlere olan ilgi artmış durumda.

8. Şöyle de soralım: DEHB sonradan geçer mi, yoksa uygun tedavi ile etkileri mi azalır?

Tedavi almayan çocukların yaklaşık dörtte üçü erişkinlikte de DEHB tanısı almaya devam eder. Tedavi alanlarda ise erişkinlikte tanı alma oranı beşte bire kadar düşebilir. Tedavi almayanlarda belirtiler şekil değiştirebilir.

Ergenlikte ek bazı sorunlar gündeme gelebilir. Örneğin;

  • Okul başarısızlığının artması,
  • Aile ve arkadaş ilişkilerinde bozulma,
  • Kendilik saygısında azalma,
  • Moral bozukluğu,
  • Yasal ya da tıbbi sorunlara yol açabilecek riskli davranışlar (Örn: madde kullanımı, rastgele cinsel ilişkiye girme, suç işleme).

Erişkinikte ise meslek seçimi ve sürdürülmesinde sorunlar, insan ilişkilerinde sorunlar, evlilik sorunları, alkol ve/veya madde kötüye kullanımı, kendinden ya da yaşamdan memnuniyetsizlik vb. çok sıktır.

9. Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu eğitimi diye özel bir eğitim mevcut mu? DEHB olan çocuğun akademik başarısının engellenmemesi için nasıl bir eğitim görmesi gerek?

Mevcut şartlarda bu tür eğitimler çok az sayıda ve etkinliğine yönelik bilimsel veri henüz yetersiz. Öğretmenlerin bilinçli yaklaşımı ve bu çocukların yaşadığı sorunlara göre planlanmış ders ve sınıf ortamları önemli bir etkiye sahip olacaktır.

  • Daha düşük sınıf mevcutu,
  • İnteraktif yönteme ve harekete dayalı öğretim teknikleri,
  • Empati ve denetim içeren eğitsel yaklaşım,
  • Evde ve diğer ortamlarda da eğitimin desteklenmesi,
  • Çocuğu diğer becerilerinin geliştirilmesi ve desteklenmesi (özellikle sportif faaliyetler) vb. yararlı olacaktır.

10. DEHB’li çocukların ve ailelerinin en çok yaşadığı sorunlar neler oluyor?

Anne babaların önemli bir kısmında da DEHB tanısı (genetik yatkınlık nedeniyle) konabildiğinden daha da sabırsız insanlar olabiliyorlar. Zorlukları olan bir çocuğa yaklaşım zaten zor iken bu anne babaların durumu daha da güçleşiyor.

  • Günlük hayatta en çok ilişki sorunları,
  • Acelecilik ve dikkat sorunlarından kaynaklanan eldeki kaynakların verimsiz kullanımı,
  • Sonuç olarak da ailecek “çaresizlik, yetersizlik, öfke, karamsarlık” gibi duygular hayata hakim olmaya başlayabiliyor.

Anne babaların da çoğu zaman psikolojik, psikiyatrik destek alması kaçınılmaz oluyor.

Adem Güneş Uyarıyor: Çocuğuna Karşı Davranışlarının Kökeninde Kendi Çocukluğun Var!

11. Aileler dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklara nasıl davranmalı?

İki cüme ile özetlemek gerekirse; birincisi “Empatik bir dil ve tutumla yaklaşmayı becerebilmeliler.” Yani çocuğun duygu ve düşüncelerinin aynalanması, anlaşılması ve ona uygun yöntemle çözüm üretmeleri konusunda rehberlik edebilmeleri gerekiyor.

İkincisi de “Doğru şekilde sınır koymayı başarabilmeliler.” Yani çocuğa tutarlı ve güvenli sınırlar dahilinde yaşama alışanlığı kazandırmak konusunda ödül vb. yöntemleri kullanabilir.

Doktorunuz da onaylıyorsa uygulayabilirsin: Akademisyenanne'den Çocuklara Sınır Koymak İçin 4 Şok Yöntemi

12. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun disleksi, panik atak ve otizm gibi bozukluk/rahatsızlıklarla bağlantısı var mı?

Bu bozukluk %70-90 oranında en az ikinci bir psikiyatrik tanı ile birliktelik gösterir. Bu tanılar arasında;

  • Özgül öğrenme bozuklukları,
  • Karşıt olma/karşı gelme bozukluğu,
  • Davranım bozukluğu,
  • Depresyon ve diğer duygudurum bozuklukları,
  • Tik bozuklukları,
  • Çeşitli kaygı bozuklukları,
  • Takıntı bozukluğu yer alır.

Özellikle özgül öğrenme bozuklukları (Örn: Disleksi yani okuma bozukluğu), karşıt olma/ karşı gelme bozukluğu ve davranım bozukluğu DEHB’ye en sık eşlik eden psikiyatrik bozukluklardır.

15 Soruda Çocuklarda Disleksi Nedir, Ne Değildir?

Otizmli çocukların da %50-70’inde DEHB eşlik eder. Panik bozukluğu tanısı alan erişkinlerin çocukluklarında DEHB tanısı alma oranları yaklaşık beş kat daha sıktır. Bu nedenle DEHB tedavisi çok boyutlu ve uzun soluklu olmalıdır.

Belirtilerinden Tedavisine Otizm Hakkında Bilmen Gereken Her Şey

Источник: https://www.anneysen.com/1-6-yas-cocuk/makale/cocuk-sagligi-ve-hastaliklari-cocuklarda-dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite-bozuklugu-dehb-nedir-tedavisi-nasil-olmali_2431

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть