Hareketsizlik Diyabet Nedeni

Diyabet nedir? Diyabet belirtileri neler? Diyabet tedavisi nasıl olur?

Hareketsizlik Diyabet Nedeni

Şeker hastalığı olarak da bilinen diyabet artık her yaştan insanı etkiliyor.  Diyabetin çağın en büyük sorunlarından biri olmasının başlıca sebepleri arasında sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam ve obezite geliyor. Peki diyabet nedir, belirtileri nelerdir? Tedavisi nasıl olur?

Günümüzün en yaygın hastalıklarından birisidir, diyabet. Yazımızda şeker hastalığı ve belirtilerini detaylarıyla ele aldık.

Diyabet Nedir? 

Diyabet kanda glukoz (şeker) seviyesinin normalin üzerine çıkması, buna bağlı olarak normalde şeker içermemesi gereken idrarda şekere rastlanmasıdır.

Vücudumuz çoğu zaman iyi dizayn edilmiş bir makine gibi sorunsuzca çalışır. Ancak bu uyum nedeniyle bazı parçalarda bir sıkıntı yaşandığı zaman bunun etkisi genele yayılıyor. Kan şekeri de dediğimiz glukoz vücuttaki hücrelerin enerji ihtiyacını karşılamakta, vücudun düzgün çalışmasına yarayan bazı maddelerin yapısına girmektedir.

Şeker ve nişasta içeren tüm gıdalardan emilerek kan dolaşımına geçen glukozun kullanılabilmesi insülin adı verilen bir hormon sayesinde olmaktadır.

Normalde pankreas tarafından salgılanan bu hormonun salgılanmaması ya da doğru şekilde çalışmaması kan şekerinin yükselmesine neden olur. Kanda yüksek oranda glukoz bulunması ise kalp-damar sistemi ve sinirlerle ilgili rahatsızlıklara neden oluyor. 

Diyabet belirtileri nelerdir?

Diyabet hastalığın belirtileri arasında:

  • Aşırı susama
  • Sık idrara çıkma
  • Yorgunluk
  • Açıklanamayan kilo değişiklikleri
  • Tekrarlayan enfeksiyonları yer alıyor.

Bu belirtiler sık görülen belirtiler olmakla birlikte hastalık hiç belirti vermeyebilir. Kişiler çeşitli hastalık komplikasyonları varlığıyla teşhis edilebilirler.

Bu nedenle açlık kan şekeri, tokluk kan şekeri, geçmişe yönelik üç aylık kan şekeri değerlerini gösteren ‘HbA1c’ ölçümü yapılmalı. Ayrıca kişi, gerektiğinde şeker yüklemesi olarak da bilinen ‘oral glukoz tolerans testi’ ile değerlendirilmelidir.

Diyabet tipleri nelerdir?

Altı çeşit diyabet türü vardır. Bunlar:

  • Tip 1 diyabet
  • Tip 2 diyabet
  • MODY diyabet
  • Ön-diyabet
  • Gebelik diyabeti
  • Çocuklarda diyabet

Tip 1 diyabet

İki çeşit olan diyabetin tip 1 olarak adlandırılan çeşidi vücudun insülin üretmemesi sonucu oluşmaktadır. Buna yol açan sebep henüz bilinmiyor. Belirtiler aşırı idrar üretimi, aşırı susuzluk, sürekli açlık, kilo kaybı, görüş bozuklukları ve yorgunluktur. Bu belirtiler bir anda ortaya çıkabilir.

Tip 2 diyabet

Yeryüzünde diyabet hastalarının %90’ının sahip olduğu tip 2 diyabet ise büyük oranda aşırı kilo ve fiziksel aktivite eksikliği nedeni ile ortaya çıkar.

Belirtiler tip 1 diyabetinkilere benzemekle beraber daha hafif olabilir, bu nedenle doğru tanı hastalığın yerleşmesinden ve kötü etkilerinin oluşmasından sonra konulabilir.

Yakın döneme kadar sadece yetişkinlerde görülen tip 2 diyabet artık çocuklarda da ortaya çıkabilir.

MODY diyabet

MODY tipi diyabet ise gençlerde görülen erişkin tip diyabettir. Bir ailede diyabet olması sebebiyle genetik geçirgenlik yoluyla geçen tek diyabet tipidir. Genetik mutasyon tanımlaması ile tanı konulabilir.

Pre diyabet (Gizli şeker)

Tip 2 diyabet teşhisi konan hastaların neredeyse tamamı pre diyabet denen evreden geçerler. Bu dönemde kan şeker seviyeleri normalden yüksek, ancak diyabet teşhisi konulacak kadar değil.

Yeni çalışmalara göre özellikle kan ve dolaşım sistemini etkileyen uzun vadeli hasarlar bu dönemde oluşabilmektedir. Ön-diyabet döneminde olmanız kesinlikle durumunuzun tip 2 diyabete dönüşeceği anlamına gelmez.

Gebelik diyabeti

Gebelik diyabeti hastalığı hem anneyi hem de bebeği etkilemesiyle, daha büyük bir problem haline gelebiliyor.

Bu hastalığa sahip olan anne adaylarının yarısından belirti görülmese de, diğer yarısında birden fazla belirti ortaya çıkabiliyor. Bunlar arasında; çok yemek yemek, çok su içmek, idrar testinde glukoz görülmesi yer alıyor.

Önceden fazla kilolu olmak ya da gebelikte gereğinden fazla kilo almak, ileri yaşta gebe kalmak ya da birinci derece yakınlarında şeker hastalığı varlığı sorunun ortaya çıkmasındaki en önemli faktörler arasında yer alıyor.

Çocuklarda diyabet

Şeker hastalığı sadece yetişkinlikte değil, çocukluk çağında da görülüyor. Hastalık ile başa çıkmada belirtilerin erken fark edilmesi önem taşıyor. Aileler bu konuda dikkatli olmalı.

Şeker hastalığının tanınmasında ‘çok su içme, çok idrara çıkma, idrar kaçırma’ gibi bulgular önemli. Bu bulguların fark edildiği çocuklarda diyabetin araştırılması gerekiyor.

Bu belirtiler fark edilmediğinde daha ağır semptomlarla karşılaşılabilinir.

Diyabet neden olur?

Modern çağın tehli hastalığı diyabet ülkemizde hızla yaygınlaşıyor. İşte diyabete neden olan faktörler…

Fazla kilolar

Vücutta yağın aşırı birikmesi anlamına gelen obezite, şeker hastalığına yol açan en temel etkenlerden biri. Bu aşırı yağlardan salınan bazı kimyasallar ve hormonlar metabolizmayı olumsuz etkileyerek diyabete neden oluyor. Dolayısıyla bu hastalıktan korunmanın ilk kuralı fazla kilolardan kurtulmak.

Hareketsizlik

Modern toplumda giderek azalan fiziksel aktivite, hastalığın yaygınlaşmasında en önemli rolü oynuyor. Gıdalar ile alınan kaloriler başlıca fiziksel aktiviteyle yakıldığından, günlük hareketliliğinizi en üst seviyede tutun; kısa mesafeler için taşıt, asansör ve yürüyen merdivenden kaçının.

Bundan daha etkilisi düzenli egzersizi yaşam tarzı haline getirin. Yani haftada en az 3 gün 30’ar dakika tempolu yürüyüş ya da bisiklet, yüzme, aerobik, hızlı dans gibi tüm vücut kaslarını çalıştıran fiziksel aktiviteler yapın. Kilo sorununuz varsa bu egzersizler her gün yapılmalı.

Yanlış beslenme

Karbonhidrat ve yağ oranı yüksek gıdalar hızlı kilo almaya yol açıyor. Düşük oranda lif içeren ve glisemik indeksi yüksek gıdaların aşırı tüketilmesi de sık sık acıkmaya ve daha çok gıda tüketimine neden olduğundan uzak durmak önemli.

Bazı hastalıklar ve ilaçlar

Özellikle tiroit bezinin çok çalışması (hipertiroidi), yüksek tansiyon (hipertansiyon), kan yağlarının yüksekliği (hiperkolesterolemi – hiperlipidemi), hastalığın gelişme riskini artırdığından düzenli kontrol ve tedavisi çok önemli.

Ayrıca, başını kortizonlu romatizma ilaçları, doğum kontrol hapları ve idrar söktürücü türü tansiyon ilaçlarının çektiği bazı ilaçlar da metabolizmayı olumsuz etkileyerek diyabetin ortaya çıkışını kolaylaştırıyor.

Kronik stres

Stres hormonlarının vücutta insülin direncini artırıyor. Bu hormon seviyelerinde az da olsa artışın süreklilik kazanması hastayı obezite, diyabet, kalp ve damar hastalıkları için riskli gruba sokuyor.

Gece aşırı horlama ve uyku apnelerinin (uykuda nefes durması) kronik stres kaynağı olduğu ve bu riskleri artırdığı bilindiğinden gecikmeden tedavi olmak gerekiyor.

Kentleşme

Toplumda kırsal kesimden büyük şehre göç de diyabete zemin hazırlıyor. Çünkü kırsal kesimde yüksek olan fiziksel aktivite düzeyleri ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları şehrin modern kargaşası içinde kayboluyor, bu da obezite ve şeker hastalığı eğilimini artırıyor.

Sporun bırakılması

Düzenli egzersiz yada profesyonel spor yapanların metabolizması hızlı kalori yakılmasına uyum sağladığından herhangi bir sebeple sporun bırakılması daha evvel yakılabilen kalorilerin vücutta yağ olarak birikmesine, dolayısıyla obeziteye, ardından da diyabete yol açabiliyor.

Bu nedenle profesyonel sporcuysanız ve aktif spor yaşamını bitirdiyseniz düzenli egzersizlerle sağlığınızı korumaya dikkat edin.

Çocukluk obezitesi

Çocukluk ve ergenlik döneminde fast-food tarzı beslenme, bol miktarda tüketilen şekerli gıdalar ve hareketsizlik nedeniyle çok kolay kilo artışı olabiliyor. Çocukların ilk beslenme alışkanlıkları aile içinde oluştuğundan doğru örnek olmak, sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak ve spora teşvik etmek çok önemli.

Ailesinde kiloya eğilim, obezite, diyabet ya da kalp-damar hastalıkları bulunan çocukların risk grubunda olduklarını unutmamak gerekiyor.

Sık gebelik

Sık gebelik, değişen hormon düzeyleri nedeniyle annenin metabolizmasını zorlayan bir unsur olduğundan, metabolizması yatkın olan bireyleri diyabete taşıyabiliyor. Gebelikte şeker yükselmesi yani gebelik diyabeti riski daha da artırıyor.

Genetik yatkınlık

Hastalıkta genetik yatkınlık da, önemli bir unsur. Eğer ebeveynlerden biri 50 yaşından sonra diyabete yakalanmışsa risk yüzde 7, daha erken yaşta şeker hastalığına yakalanmışsa risk yüzde 15’i buluyor. Hem anne hem baba şeker hastası ise risk yüzde 50’ye yükseliyor.

Ancak sağlıklı yaşam tedbirleri ile bu riski azaltmak mümkün. Bunun tam tersi de geçerli. Ailesinde şeker hastası olmayan obez ve hareketsiz bir kişinin diyabet riski yükseliyor.

Diyabet tedavisi nasıl yapılır?

Şeker hastalığı tedavisindeki amaç; kan şekerindeki yükselişleri ve düşüşlerini önlemek. Bu dengenin sağlanması komplikasyonların gelişimini önlemek veya gelişmiş komplikasyonların seyrini yavaşlatmak için son derece önemli.

Tip 1 diyabetli kişilerin tedavisinde insüline gereksinim var. Tip 2 diyabetli kişilerin tedavisinde öncelikle beslenme alışkanlıklarının düzenlemesi ve düzenli egzersiz yapması önerilir. Eğer, bu tedavi planına uyulmasına rağmen kan şekeri normal sınırlar içinde tutulamazsa, ağızdan hap olarak alınan şeker düşürücü ilaçlar tedaviye eklenebilir.

Bazı Tip 2 diyabetlilerde de kan şekerini normal sınırlar içinde tutabilmek için insüline ihtiyaç duyulabiliyor. Benzer şekilde enjeksiyon olarak uygulanan ama insülin içermeyen ilaçlar da mevcut. Bu nedenle Tip 2 diyabette kişinin özellikleri göz önünde bulundurularak, tedavi yaklaşımının o kişiye uygun hale getirilmesi önem kazanıyor.

Diyabetik beslenme

Anti inflamatuar ve antioksidan bir beslenme, diyabeti önlemeye yardımcı olabilir. Diyabette beslenme piramidi,  sağlıklı olmak isteyen herkesin uyması gereken beslenme kurallarıdır.

Diyabeti öğrenmek, yemek yeme alışkanlıklarınızı değiştirmek, günlük yiyecek değişimlerini öğrenmek ve belirtilere uygun acil önlemleri almak süreci hızlandırır. Beslenme alışkanlıklarınızda yapacağınız değişiklikler; sizinle birlikte ailenizi ve çevrenizdekileri de sağlıklı beslenme konusunda harekete geçirecektir.

Günlük enerjinizin %45-55 kadarını karbonhidratlardan, %25-30’unu yağlardan ve geri kalanını da proteinlerden karşılamalısınız. Diyabetle birlikte vücudunuzun ürettiği insülin miktarı azalabileceği ya da insülin kullanımında yetersizlik oluşabileceğinden beslenme şekliniz ve yemek saatleriniz ayrı bir önem kazanır.

Sizin için en uygun olan besini, gerekli miktarlarda ve doğru zamanda yemeniz ve beslenmenizi ilaç veya insülin tedavinizle bütünleştirmeniz gerekir.

Diyabet nasıl önlenir?

“Tip 2 diyabet nasıl engellenir?” sorusunun cevabını arıyorsanız, aşağıdaki maddelere göz atın. İşte diyabeti önlemenin yolları,

  • Sağlıklı bir kiloya ulaşmak ve bu kiloyu korumak
  • Fiziksel olarak aktif olmak – haftanın çoğu gününde en az 30 dakika orta ağırlıkta egzersiz yapmak. Kilo kontrolü için daha fazla aktivite gerekebilir.
  • Günde 3 ila 5 porsiyon meyve ve sebzeden oluşan sağlıklı bir beslenme programı takip etmek, günlük doymuş yağ ve şeker tüketimini kontrol altında tutmak.
  • Kalp ve damar hastalıklarına katkıda bulunduğu düşünülen sigara ve diğer tütün ürünleri tüketiminden uzak durmak.
  • Kahvaltı yapmak
  • Her öğün yemeğe salata ile başlamak
  • Her gün mutlaka süt, yoğurt ve peynir tüketmek
  • Tam tahıllara ve lifli besinlere soframızda mutlaka yer vermek
  • Haftada en az iki kez balık tüketmek
  • Soframızdan tuzu ve şekeri kaldırmak
  • Her gün en az beş bardak su içmek.
  • Günde beş bin adım yürümek

Kendi çabamızla değiştiremeyeceğimiz risk faktörleri bulunuyor. Bunlar yaş, etnik köken, cinsiyet ve ailenin diyabet geçmişi. Yaş ilerledikçe şeker hastalığı, kalp damar hastalıkları ve beyin kanaması riski artar.  Şeker hastası erkeklerin kalp rahatsızlığı yaşama riski kadınlara göre daha yüksek.

Eğer anne, baba ya da kardeşinizde kalp rahatsızlığı veya diyabet varsa riskiniz daha yüksek demektir. Tüm bunlara karşı uygulayabileceğimiz en iyi önlem sağlıklı beslenmek, aktif bir yaşam sürmek ve kilomuzu kontrol altında tutmak.

Tıbbi kontroller nasıl olmalı?

Bazı yaş ve kilo gruplarına dahil kişilerin doktorları ile rutin görüşmeleri esnasında diyabet konusunu hatırlatmaları iyi olabilir. Eğer fazla kilolu ve 45 yaşın üzerindeyseniz ve ön-diyabet (prediabetes) testlerini yaptırmadıysanız doktorunuzdan yapılmasını isteyiniz.

Eğer kilonuz normalse ancak 45 yaşın üzerindeyseniz bu testleri yaptırması konusunda doktorunuza danışabilirsiniz. 45 yaşından genç ancak fazla kilolu yetişkinlerin ise aşağıdaki risk faktörlerinden birine sahip olmaları durumunda doktorlarından diyabet ya da ön-diyabet testi yapmasını istemeleri gereklidir:

  • Yüksek tansiyon
  • Düşük HDL kolesterol ve yüksek trigliserit
  • Ailede diyabet görülmüş olması
  • Hamilelik diyabeti yaşanmış olması ya da 4 kg’dan ağır bebek dünyaya getirmiş olmak
  • Yüksek diyabet riski taşıyan etnik kökenden gelmek

Diyabetin yol açtığı hastalıklar

Şeker hastalığı kontrol altına alınmazsa kalp rahatsızlıkları ve felç riskini artırır. Diyabetli hastaların %50’si kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatlarını kaybetmektedirler. Kan dolaşımı ile ilgili sorunlar ve sinir hasarı birleştiğinde uzuvların alınmasına yol açabilecek sonuçlar doğurur.

Gözün retina tabakasındaki damarlara kan akışının azalması körlüğe yol açar. Dünyada körlük vakalarının %1’i diyabete bağlanıyor. Hastalık, böbrek sorunlarının önde gelen nedenlerindendir. Sonuç olarak kontrol altına alınmadığı takdirde şeker hastası bireylerin hayatını kaybetme riski, diyabetli olmayanlara göre iki kat yüksektir.

Etiketler: diyabetdiyabet belirtileridiyabet beslenmeDiyabet tedavisi

Источник: https://www.gidahatti.com/seker-hastaligi-diyabet-nedir-diyabet-hastaligi-belirtileri-nelerdir-7206/

Diyabete sebep olan 10 faktör

Hareketsizlik Diyabet Nedeni

Diyabet, ülkemizde hızla ilerleyen yaygın bir rahatsızlık. Modern çağın hastalığı olan diyabetin gelecekte de toplumu daha fazla etkileyeceği öngörülüyor. Dilerseniz biraz rakamların dilinden konuşalım… Türkiye’deki kayıtlı diyabetli kişi sayısı 7 milyon seviyelerinde.

Yaş gruplarına göre baktığımızda ise 40 yaş üzerindeki her 5 kişiden 1’i, 60 yaş üzerinde de her 3 kişiden 1’i diyabetli. Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı analizlerde, Türkiye’nin bu artış hızı ile 2035 yılında dünyada en çok diyabetli barındıran ülkeler arasına gireceği tahmin ediliyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter, diyabetle ilgili önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

2000’li yılların başında ülkemizde erişkinlerde yüzde 7 olan diyabet, günümüzde ise yüzde 18’e dayandı. Çalışmalara göre, bir bu kadar da prediyabetli (diyabet öncesi durum-gizli şeker) kişi var.

Gelişmiş ülkelerde; diyabet bilincinin artırılması, obezite ile mücadele ve sağlıklı yaşam koşullarının benimsenmesi ile artış hızı yavaşlarken, ülkemizde ise hızla artmaya devam ediyor.

Diyabetin hızla artmasında yanlış beslenmeden hareketsizliğe dek birçok faktörün etkili etkili oluyor.

1- Fazla kilolar
Vücutta yağın aşırı birikmesi anlamına gelen obezite, diyabete yol açan en temel etkenlerden biri. Bu aşırı yağlardan salınan bazı kimyasallar ve hormonlar metabolizmayı olumsuz etkileyerek diyabete neden oluyor. Dolayısıyla diyabetten korunmanın ilk kuralı fazla kilolardan kurtulmak.

2- Hareketsizlik
Modern toplumda giderek azalan fiziksel aktivite diyabetin yaygınlaşmasında en önemli rolü oynuyor.

Gıdalar ile alınan kaloriler başlıca fiziksel aktiviteyle yakıldığından, günlük hareketliliğinizi en üst seviyede tutun; kısa mesafeler için taşıt, asansör ve yürüyen merdivenden kaçının. Bundan daha etkilisi düzenli egzersizi yaşam tarzı haline getirin.

Yani haftada en az 3 gün 30’ar dakika tempolu yürüyüş ya da bisiklet, yüzme, aerobik, hızlı dans gibi tüm vücut kaslarını çalıştıran fiziksel aktiviteler yapın. Kilo sorununuz varsa bu egzersizler her gün yapılmalı.

3- Yanlış beslenme
Karbonhidrat ve yağ oranı yüksek gıdalar hızlı kilo almaya yol açıyor. Düşük oranda lif içeren ve glisemik indeksi yüksek gıdaların aşırı tüketilmesi de sık sık acıkmaya ve daha çok gıda tüketimine neden olduğundan uzak durmak önemli.

Sofra şekerinin bir sanayi ürünü olduğu, fazla kullanımının gereksiz kalori alımına yol açtığı bir gerçek. Mısır şurubu vb. katkı ürünleri ile hazırlanan hazır gıdalar, sakatat vb.

hayvani artıklarla desteklenen işlenmiş et ürünlerinin kalori ve yağ yükü beklenenin çok üzerinde olduğundan, bu tarz ürünler sağlıksız gıdalar kapsamına giriyor.

Öte yandan meyveler, meyve şekeri içermelerine rağmen beraberinde yoğun liflerle alındığından aşırı tüketilmedikleri sürece zararlı değil ancak suyunu sıkıp tüketmek yerine posasıyla yemeye dikkat edin.

4- Bazı hastalıklar ve ilaçlar
Özellikle tiroit bezinin çok çalışması (hipertiroidi), yüksek tansiyon (hipertansiyon), kan yağlarının yüksekliği (hiperkolesterolemi – hiperlipidemi) diyabet gelişme riskini artırdığından düzenli kontrol ve tedavisi çok önemli. Ayrıca, başını kortizonlu romatizma ilaçları, doğum kontrol hapları ve idrar söktürücü türü tansiyon ilaçlarının çektiği bazı ilaçlar da metabolizmayı olumsuz etkileyerek diyabetin ortaya çıkışını kolaylaştırıyor.

 

Stres hormonları vücutta insülin direncini artırır. Bu hormon seviyelerinde az da olsa artışın süreklilik kazanması kişiyi obezite, diyabet, kalp ve damar hastalıkları için riskli gruba sokar.

Genetik yönden metabolizması eğilimli olanlar doğal olarak daha kolay bu hastalıklarla yüz yüze kalacaklardır.

Gece aşırı horlama ve uyku apnelerinin (uykuda nefes durması) kronik stres kaynağı olduğu ve bu riskleri artırdığı bilindiğinden gecikmeden tedavi olmak gerekiyor.

6- Kentleşme
Toplumda kırsal kesimden büyük şehre göç de diyabete zemin hazırlıyor. Çünkü kırsal kesimde yüksek olan fiziksel aktivite düzeyleri ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları şehrin modern kargaşası içinde kayboluyor, bu da obezite ve diyabet eğilimini artırıyor.

7- Sporun bırakılması
Düzenli egzersiz yada profesyonel spor yapanların metabolizması hızlı kalori yakılmasına uyum sağladığından herhangi bir sebeple sporun bırakılması daha evvel yakılabilen kalorilerin vücutta yağ olarak birikmesine, dolayısıyla obeziteye, ardından da diyabete yol açabiliyor. Bu nedenle profesyonel sporcuysanız ve aktif spor yaşamını bitirdiyseniz düzenli egzersizlerle sağlığınızı korumaya dikkat edin.

8- Çocukluk çağı obezitesi
Çocukluk ve ergenlik döneminde fast-food tarzı beslenme, bol miktarda tüketilen şekerli gıdalar ve hareketsizlik nedeniyle çok kolay kilo artışı olabiliyor.

Çocukların ilk beslenme alışkanlıkları aile içinde oluştuğundan doğru örnek olmak, sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak ve spora teşvik etmek çok önemli.

Ailesinde kiloya eğilim, obezite, diyabet ya da kalp-damar hastalıkları bulunan çocukların risk grubunda olduklarını unutmamak gerekiyor.

9- Sık gebelik
Sık gebelik, değişen hormon düzeyleri nedeniyle annenin metabolizmasını zorlayan bir unsur olduğundan, metabolizması yatkın olan bireyleri diyabete taşıyabiliyor. Gebelikte şeker yükselmesi yani gebelik diyabeti riski daha da artırıyor.

10- Genetik Yatkınlık
Diyabette genetik yatkınlık da önemli bir unsur. Eğer ebeveynlerden biri 50 yaşından sonra diyabete yakalanmışsa risk yüzde 7, daha erken yaşta diyabete yakalanmışsa risk yüzde 15’i buluyor.

Hem anne hem baba diyabetik ise risk yüzde 50’ye yükseliyor. Ancak sağlıklı yaşam tedbirleri ile bu riski azaltmak mümkün. Bunun tam tersi de geçerli. Ailesinde diyabet olmayan obez ve hareketsiz bir kişinin diyabet riski yükseliyor.

Video: İnsülin direnci daha çok kimlerde görülür?

İlginizi çekebilir

İnsülin direncine karşı koymanın yolları

Diyabet çocuklarda da çok yaygın

Doğru beslenerek diyabetle savaşın

Diyabetiniz varsa bu hastalıklara dikkat

Diyabete fayda sağlayan besinler

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/diyabete-sebep-olan-10-faktor

ŞEKER HASTALIĞI NEDEN OLUR?

Hareketsizlik Diyabet Nedeni

Şeker hastalığı ya da diyabet, vücudun kan şekerini (glikoz) nasıl kullandığını ifade eden bir hastalık grubudur. Glikoz, sağlık için hayati önem taşıyan bir moleküldür. Çünkü glikoz, kas ve dokuları oluşturan hücreler için önemli bir enerji kaynağıdır. Aynı zamanda glikoz, beyinin ana yakıt kaynağıdır.

Eğer, türü ne olursa olsun ve oluşum nedenleri ne kadar farklı olursa olsun, şeker hastasıysanız, kanınızda çok fazla miktarda glikoz var demektir. Kanda çok fazla glikoz olması ise, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.

Kronik diyabet tip 1 ve tip 2 şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Potansiyel şeker hastalığı ve gizli şeker hastalığı ile gestasyonel diyabet, hamilelik sırasında gelişebilir fakat bebek dünyaya geldiğinde ortaya çıkabilmektedir.

Şeker hastalığını anlamak için, ilk önce glikozun vücuttaki normal işlevini anlamak gerekmektedir.

  • İnsülin, midenin alt arka kısmında yer alan pankreastaki bezden salgılanan bir hormondur.
  • Pankreas, kan içine insülin salgılamakla görevlidir.
  • İnsülin, hücrelere şeker girmesini sağlamaktadır.
  • İnsülin, kandaki şeker miktarını azaltmaya yaramaktadır.
  • Kandaki şeker düzeyi azaldığı zaman pankreas, insülin üretimi yapmaya başlamaktadır.

Glikozun Rolü

  • Glikoz, doku ve kasları meydana getiren hücreler için bir enerji kaynağıdır.
  • Glikoz iki ana kaynaktan gelmektedir; yiyecekler ve karaciğer.
  • Şeker, kan içinde emilmektedir ve insülin yardımıyla hücrelere giriş yapmaktadır.
  • Karaciğer depolama yapar ve glikoz üretir.
  • Bir süre boyunca yemek yenilmediğinde glikoz seviyesi düşmektedir ve karaciğer depoladığı glikozlarda bulunan glikojenleri parçalamaya başlamaktadır. Böylece glikoz seviyesi normal değerinde tutulmaktadır.

Şeker Hastalığı Neden Olur?

Temelde üç çeşit şeker hastalığı türü vardır; tip 1, tip 2 ve gestasyonel diyabet. Her üç diyabet türü de, vücudun insülin sağlayamaması ya da kullanamaması temeline dayanmaktadır. Buna göre, diyabet türlerine göre oluşum nedenleri aşağıdaki gibidir;

1.Tip 1 Diyabet Oluşum Nedenleri

Diyabetin bu türü, genellikle çocukluk zamanında başlamaktadır. Pankreasın insülin yapmayı durdurması ile oluşan tip bir diyabet, tüm yaşam boyu sürmektedir. Tip 1 diyabete neden olan başlıca faktörler şunlardır;

Aile geçmişi: Eğer yakınlarınızda, annede, babada ve kardeşlerde diyabet hastalığı varsa, bir sağlık kontrolünden geçmeniz gerekmektedir. Sadece basit bir kan tahlili ile bu hastalık teşhis edilebilmektedir.

Pankreas hastalıkları: Bu gibi hastalıklar, insülin yapılanmasını yavaşlatmaktadır.

Enfeksiyon ve hastalıklar: Bazı enfeksiyon ve hastalıklar, çoğunluğu nadir olarak, pankreasın zarar görmesine neden olabilmektedir.

2.Tip 2 Diyabet Oluşum Nedenleri

Bu tür diyabette vücut, insülini kullanamamaktadır. Bu duruma, insülin direnci adı verilmektedir. Tip 2 diyabet genellikle yetişkinleri etkilemektedir fakat yaşamın herhangi bir döneminde de ortaya çıkabilmektedir. Tip 2 diyabet en yaygın diyabet türüdür. Buna göre, tip 2 diyabete neden olan başlıca faktörler şu şekildedir;

Obezite ya da aşırı kilo: Araştırmalar, obezite veya aşırı kilonun tip 2 diyabet oluşumunda başrol oynadığını göstermektedir.

Bozulmuş glikoz toleransı: Gizli şeker hastalığı bu durumun daha hafif bir formudur. Bu sorun, ileride tip 2 diyabet oluşması riskini artırmaktadır. Basit bir kan tahlili yardımı ile bozulmuş glikoz toleransını anlamak mümkündür.

İnsülin direnci: Hücrelerin insüline karşı direnç göstermesi ile başlayan tip 2 diyabette; pankreas, vücudun insülin ihtiyacını karşılayabilmek için ekstradan çalışmak durumunda kalmaktadır.

Etnik köken: Diyabet türleri genellikle, İspanyol/Latin Amerikan, Afrikan-Amerikan, Amerika yerlileri, Asya-Amerikan, Pasifik Adaları ve Alaska yerlilerinde gözlenmektedir.

Yüksek tansiyon: Bunun anlamı, büyük tansiyonun 140 ve küçük tansiyonun 90 değerinde olmasıdır.

Bunların dışında;

  • İyi kolesterol değerlerinin düşük olması (HDL) – trigliserid seviyesinin yüksek olması,
  • Sedentar yaşam tarzı (hareketsizlik),
  • Genetik faktörler,
  • Polikistik yumurtalık sendromu,
  • 45 yaşından fazla olmak,
  • Aşırı kilo ya da obezite

Tip 2 diyabet oluşmasına zemin hazırlayabilmektedir.

3.Gestasyonel Diyabet Oluşum Nedenleri

Hamilelik döneminde oluşan bu diyabet türünün oluşum nedeni, plesantanın ürettiği hormonlar ya da çok az miktarda üretilen insülindir.

Annenin yüksek kan şekeri değerleri taşıması, bebeğin de yüksek kan şekeri değerine sahip olmasına neden olmaktadır. Bu durum, tedavi edilmediğinde büyüme ve gelişme sorunlarına yol açabilmektedir.

Gestasyonel diyebete neden olan faktörler şu şekildedir;

  • Obezite ya da aşırı kilo,
  • Glikoz intoleransı,
  • Aile hastalık geçmişi,
  • Yaş – ileriki yaşlarda gebe kalmak.

Şeker Hastalığı Belirtileri

Şeker hastalığının belirtileri, kan şekerinin ne miktarda yükseldiğine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.

Bazı insanlar, özellikle de gizli şeker ya da tip 2 diyabet hastaları, başlangıçta herhangi bir belirti göstermeyebilirler.

Tip 1 diyabetin belirtileri ise, daha hızlı şekilde ortaya çıkmaktadır ve daha şiddetli olabilmektedir. Buna göre, tip 1 ve tip 2 diyabet belirtileri şu şekildedir;

  • Artan susuzluk hissi,
  • Sık sık tuvalete çıkma ihtiyacı,
  • Aşırı açlık hissi,
  • Nedeni anlaşılmayan kilo kaybı,
  • İdrarda keton varlığı (kasların ve yağların bozulmasıyla oluşan bir yan üründür ve yeterli insülin olmadığında gerçekleşmektedir),
  • Yorgunluk ve bitkinlik,
  • Asabiyet,
  • Görmede bulanıklık,
  • Yavaş iyileşen yaralar,
  • Sık sık enfeksiyon kapma. Örneğin; diş etlerinde, ciltte ya da vajinada gerçekleşen enfeksiyonlar.

Risk Faktörleri

Şeker hastalığında risk faktörleri, diyabet türüne bağlı olarak değişmektedir;

Tip 1 diyabet risk faktörleri: Her ne kadar tip 1 diyabetin nedenleri tam olarak bilinmese de, aşağıdaki faktörler tip 1 diyabet riskini artırmaktadır;

  • Aile hastalık geçmişi,
  • Çevresel faktörler – viral hastalıklar
  • Bağışıklık sistemi hücrelerinde hasar varlığı (otoantikorlar),
  • Beslenme faktörleri – düşük D vitamini gibi,
  • Coğrafi faktörler – Finlandiya ve İsveç gibi bazı ülkelerde tip 1 diyabet riski daha fazladır.

Tip 2 diyabet risk faktörleri: Yapılan araştırmalar, gizli şeker ve tip 2 diyabetin oluşum nedenini bütünüyle açıklayamamaktadır. Fakat bazı faktörler tip 2 diyabet riskini artırmaktadır;

  • Kilo – buna göre, vücutta ne kadar yağ dokusu varsa, hücrelerin insülin direnci göstermesi de bir o kadar fazla olacaktır.
  • Hareketsizlik – fazla kilo alma riski ve dolayısıyla insülin direnci anlamına gelmektedir.
  • Genetik faktörler – aile bireylerinde diyabet görülmesi,
  • Irk – İspanyol, Amerikan yerlileri ve Asya-Amerikan gibi koyu ten ırk,
  • İlerlemiş yaş,
  • Gestasyonel diyabet – 4 kilogramdan fazla doğan bebeklerde risk vardır,
  • Polikistik yumurtalık sendromu,
  • Yüksek tansiyon,
  • Anormal kolesterol ve trigliserid değerleri.

Gestasyonel diyabet risk faktörleri: Bu tür diyabet herhangi bir hamile kadında gelişebilmektedir. Fakat bazı kadınlar diğerlerine göre daha riskli konumdadır. Bu risk faktörleri şöyledir;

  • 25 yaşından büyük kadınlar,
  • Aile ya da bireysel hastalık geçmişi,
  • Aşırı kilo,
  • Etnik köken.

Komplikasyonlar

Uzun vadede, şeker hastalığı komplikasyonları kademeli olarak gerçekleşebilmektedir. Eğer uzun zamandır şeker hastasıysanız, komplikasyon riski de artmış demektir. Hatta bazı komplikasyonlar hayati önem taşıyabilmektedir. Bu kompliksayonlar aşağıdaki gibidir;

  • Kardiovasküler hastalıklar,
  • Sinir hasarı (nöropati),
  • Böbrek hasarı (nefropati),
  • Göz hasarı (retinopati) – görme kayıpları gibi,
  • Ayaklarda şiddetli enfeksiyonların oluşması,
  • Cilt sorunları – bakteriyel ve mantar enfeksiyonları,
  • İşitme bozukluğu,
  • Alzheimer hastalığı.

Gestasyonel diyabet komplikasyonları ise, bebekte meydana gelebilmektedir ve şu şekildedir;

  • Aşırı gelişme – plasentadaki ekstra glikoz, bebeğin pankreasının ekstra insülin üretmesini tetiklemektedir. Bu durum ise bebeğin fazla büyümesine (makrozomi) yol açabilmektedir.
  • Düşük kan şekeri,
  • İlerleyen yaşlarda tip 2 diyabet riski,
  • Ölüm – tedavi edilmeyen gestasyonel diyabet bebeğin doğumdan kısa bir zaman sonra, hayatını kaybetmesine yol açabilmektedir.

Annede meydana gelebilen gestasyonel diyabet komplikasyonları şöyledir;

  • Preeklampsi – yüksek tansiyon ile karakterize olmaktadır ve idrarda aşırı miktarda protein birikmesine yol açmaktadır.
  • Diğer gebeliklerde de aynı şeker hastalığının yaşanması riski.

Tanı ve Testler

Genellikle kan şekeri kontrolü sırasında ve aniden ortaya çıkan belirtiler ile kendini gösteren tip 1 diyabetin tanısı, diğer diyabet türlerine göre daha kolaydır. Fakat diğer diyabet türlerinin tanısı için, aşağıda verilen tarama testleri yapılmalıdır;

G hemoglobin (A1C) testi: Bu test sonucunda, A1C seviyesinin yüzde 6,5 ya da daha fazla çıkması, şeker hastalığı göstergesidir. Bu değerin 5,7 altında olması ise normal değerdir.

Rastgele kan şekeri testi: Buna göre 200 desilitre miligram (mg/dL) ve üstü kan şekeri değeri, şeker hastalığı göstergesidir.

Açlık kan şekeri testi: Bu test sonuçlarına göre, 100 mg/dL değerinin altı normaldir. Fakat eğer 126 mg/dL ve daha fazla ise şeker hastalığı işareti olabilmektedir.

Oral glikoz tolerans testi: Şekerli bir sıvı içilerek iki saat boyunca periyodik olarak kan şekeri seviyesi test edilmektedir. Sonuçlar 140 mg/dL değerinde ya da altında çıkarsa normaldir ve iki saat sonra 200 mg/dL değerinden fazla çıkar ise şeker hastalığı göstergesidir.

Gestasyonel diyabet tanı testleri ise şu şekildedir;

  • İlk glikoz bağışıklık testi: Bir glikoz şurubu içilir ve bir saat sonra kan testi ile kan şekeri değeri ölçülür. Eğer bu test sonucu 140 mg/dL değeri ve altındaysa normaldir.
  • Glikoz takip tolerans testi.

Tedavi ve İlaçlar

Şeker hastalığının türüne göre, kan şekeri izlenerek, insülin ve oral ilaçlar kullanılarak tedavi geliştirilmektedir. Sağlıklı beslenmek, sağlıklı kilo değerlerinde kalmak ve düzenli egzersiz yapmak, şeker hastalığını kontrol altına almaya yardımcı olmaktadır.

Şeker hastalığının tüm türleri için uygulanan tedavi şekilleri şöyledir;

  • Sağlıklı beslenmek – sebze ve tam tahıl ağırlıklı beslenmek, hayvansal gıdalar, rafine karbonhidrat ile şekerlerden uzak durmak.
  • Fiziksel aktivite – düzenli olarak yapılmalı.
  • İnsülin tedavisi
  • Oral ya da diğer ilaçlar – reçeteli olarak kullanılan oral ya da enjekte ilaçlardan oluşmaktadır.
  • Organ nakli – bazı tip 1 diyabetli hastalara pankreas nakli yapılabilmektedir.
  • Bariatrik cerrahi.

Yaşam Stili ve Evsel Çareler

Şeker hastalığı ciddi bir hastalıktır ve ciddi komplikasyonlar yaşanmasına yol açmaktadır. Bundan dolayı, yaşam stilinde yapılan bazı değişimler, tedaviye yardımcı olacaktır. Bunlar şu şekildedir;

  • Şeker hastalığını yönetmek ve kontrol altına almak,
  • Sağlıklı beslenmek ve doymuş yağ tüketimine sınır getirmek,
  • Düzenli olarak egzersiz yapmak kan şekerini dengelemeye yardımcı olacaktır,
  • Diyabet bilekliği kullanmak,
  • Düzenli olarak fiziksel muayene ve göz muayeneleri yaptırmak,
  • Aşıları güncel olarak yaptırmak – zatürre ve hepatit B aşıları gibi,
  • Ayak sağlığına dikkat etmek – günlük olarak ılık su ile yıkamak ve nemlendirici kremler sürmek, herhangi bir yara, kesik, kızarıklık ya da şişme olup olmadığını kontrol etmek.
  • Tansiyonu ve kolesterolü kontrol altına almak,
  • Diş bakımına önem göstermek,
  • Sigara kullanımı söz konusu ise, bırakmaya çalışmak,
  • Alkol tüketimine sınır getirmek,
  • Stresten olabildiğince kaçınmak.

Alternatif Tedavi Yöntemleri

Kan şekerini kontrol altına almak ya da A1C seiyesini düşürmek, şeker hastalığı tedavisinde temel amaçtır. Eğer, alternatif tedavi yöntemleri yardımıyla tedaviye destek olmak istiyorsanız, ilk önce doktor onayı almanız gerekmektedir.

Alınacak Önlemler

Şeker hastalığında, tip 1 diyabeti önlemek mümkün değildir ancak bazı sağlıklı seçimler ile, diyabet 2, gizli şeker ve gestasyonel diyabet hastalığını önlemek mümkün olabilmektedir. Buna göre alınacak önlemler şu şekildedir;

  • Sağlıklı beslenmek, düşük yağ ve kalori oranı olan yiyecekler ile yüksek lifli gıdaları tercih etmek,
  • Daha fazla hareket etmek,
  • Fazla kilolardan kurtulmak.

Источник: https://evdesifa.com/seker-hastaligi-neden-olur/

Diyabet Belirtileri

Hareketsizlik Diyabet Nedeni

Son yıllarda etkisini artıran diyabet hastalığı tedavi edilmediği takdirde ciddi sonuçları olan bir rahatsızlıktır ve herkes için farklı belirtiler gösterir.

Bu nedenle her bireyin diyabet hakkında bilgi sahibi olması, diyabetin belirtilerine vakıf olup vücudundaki göstergelere karşı uyanık olması gerekir. Ciddi bir hastalık olan diyabet, beslenme düzeninin değiştirilmesi, medikal tedaviler ve spor ile kontrol altına alınabilir.

Yaşam tarzlarında yapacakları değişikliklerle diyabet hastalarının uzun yıllar sağlıklı bir yaşam sürmeleri mümkündür.

DİYABET NEDİR?

Pankreas insülin hormonu üretmekle görevli organdır. Diyabet ise bu organdan yeteri kadar insülin hormonu üretilmediği veya üretilen insülin hormonunun etkili kullanılmamasıyla ortaya çıkan hastalıktır. Vücuda alınan besinler, özellikle karbonhidrat grubu besinler, enerji elde etmek üzere glukoza dönüştürülür.

Pankreas, glukozun dokular tarafından kandan alınmasını ve enerji olarak kullanılmasını sağlayan insülin hormonunu üretir. İnsülin hormonu glukozu hücrelere yönlendirir. Hücreler ise glukozu yakıt gibi kullanırlar. Glukoz miktarı ihtiyaç olan orandan fazlaysa karaciğerde, yağ dokusunda depolanır.

Diyabeti olan kişilerde bu hormon bozukluğu nedeniyle glukoz hücrelere yeteri kadar taşınmaz ve kanda yükselir. Sağlıklı bir bireyde kan şekeri düzeyi açlık halinde 120 mg/dl, tokluk halinde (yemekten iki saat sonra) 140 mg/dl’nin üstünde olmaz.

Diyabet varlığından söz etmek için açlık ve tokluk kan şekeri ölçümlerinin bu miktarın üzerinde olması gerekir.

Tip 1 Diyabet: Genellikle 30 yaş öncesi ortaya çıkar. Bağışıklık sistemi pankreasta bulunan ve insülin üreten beta hücrelerine saldırır. Bu hücreler yok edildiği için pankreasta insülin üretimi gerçekleşmez.

Bu hastalığın tek çözümü ömür boyu dışarıdan insülin hormonu almaktır. Beslenme programları tip 1 diyabetin kontrol altına alınması için yeterli değildir. Ülkemizde diyabet hastalarının %10'u tip 1 diyabet etkisi altındadır.

Tip 2 Diyabet: Diyabet hastalığının en çok görülen biçimidir. Bütün diyabet tipleri arasında %90'lık bir orana sahiptir. Çoğunlukla 40 yaş üzerindeki bireylerde görülür. İnsülin üretimi mevcuttur ama hücreler insülini kullanamaz. Kandaki şeker seviyesi yükselir. İlerleyen vakalarda pankreasta insülin üretimi de sekteye uğrar.

Tedavinin ilk aşamasını beslenme düzenini değiştirmek ve egzersiz programına başlamak oluşturur. Bunlara rağmen kan şekeri istenilen düzeyde tutulamazsa şeker düşüren haplarla tedaviye devam edilir. Bazı durumlarda ise insüline ihtiyaç duyulabilir. İlaç tedavisi gören Tip 2 diyabet hastalarının düzenli olarak kan şekeri ölçümü yaptırmaları önemlidir.

Gizli Şeker (Pre-Diyabet): Kan şekeri düzeyi normalden yüksek ancak diyabet tanısı koymaya yeterli değilse bu durum pre-diyabet olarak adlandırılır. Bu kişilerin çoğunda daha sonraki evrelerde Tip 2 diyabet gelişimi oluşur. Ayırca pre-diyabet hastalarının kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riskleri daha fazladır. Yaşam tarzında yapılan değişikliklerle tedaviye başlanır.

Gestasyonel Diyabet: İlk defa gebelik sırasında ortaya çıkan kan şekeri yüksekliğidir. Bu durum, Tip 2 diyabet gelişimi için risk yaratır. Bebeğin gelişimi için normalden fazla salgılanan hormonlar kan şekerinin yükselmesine neden olur. Gestasyonel diyabet genellikle gebeliğin 24.

haftasından sonra artarak devam eder. Bebek anneden aldığı besinlerle beslenir. Annede diyabet olması durumunda bebeğin de kan şekeri yükselir ve bebek insülin salgısını artırır. İnsülin salgısının artması büyümeyi uyarır. Yüksek doğum ağırlığı doğum sırasında risk oluşturur.

Tedavi ile gestasyonel diyabeti kontrol altına almak mümkündür.

Diyabetin kişilere göre farklı nedenleri olabilir. Genetik yatkınlıktan düzensiz yaşama kadar diyabeti tetikleyen farklı unsurlar vardır.

1. Obezite
Tip 2 diyabet hastalığının en önemli nedeni obezitedir. Vücutta insülin direnci oluşur ve kan şekerini depolayamaz. Obezite, insülin direncine neden olur. Obezite sorunu olan kişilerde diyabet tedavisi ve kan şekeri kontrolü de zorlaşır. Bu nedenle tedavinin bir parçası fazla kiloların verilmesi üzerinedir.

2. Otoimmün tepki
Pankreasta bulunan beta hücrelerine bağışıklık sisteminin saldırması sonucu insülin üretiminin gerçekleşmemesidir. Bu saldırının nedeni tam olarak bilinmese de genlerden dolayı ortaya çıktığı düşünülmektedir. Çok sayıda Tip 2 diyabetli yakını olanlar, birinci derece akrabalarında Tip 1 diyabet olan kişiler bu bozukluk için risk altındadırlar.

3. Virüsler
Pankerasa zarar veren virüsler de bu organın görevini yapmasını engeller. Bu nedenle insülin salgılanmasında sorun oluşur. Rota virüsü, kızamıkçık, kabakulak, konjenital rubella gibi virüsler bu sınıftadır.

4. Gebelik şekeri
Gebelikte şeker sorunu yaşanması, gebelik öncesi diyabet sıkıntısı olmayan kadınlarda da görülebilir. Gebelik şekeri doğum sonrası normale döner. Ancak ilerleyen yıllarda diyabet hastası olma riskini artırır.

5. Hareketsiz yaşam
Son yılların en büyük sorunu olan hareketsizlik diyabet oluşturan nedenlerden biri. Hareket miktarının azalmasıyla birlikte kilo artışı ve vücutta yağ birikimi artarak diyabete zemin oluşturur.

DİYABET BELİRTİLERİ

Diyabetin belirlenen belirtilerinin bir ya da birden fazlası aynı anda görülebilir.

1. Sık idrara çıkma
Diyabetin en önemli belirtileri arasında normalden fazla idrara çıkma isteği gelir. Kandaki şeker hücrelere giremediği için kan şekeri yükselir. Vücut bu şekeri idrar yoluyla atmaya çalışır. Bu döngü sırasında idrara çıkma sıklaşır.

2. Sürekli su içme
Vücut kandaki şekeri atmak için idrar mekanizmasını devreye sokar. Diyabet hastaları fazla şekeri idrar yoluyla atarlar. Bu esnada vücutta su kaybı oluşur. Böylece susuzluk hissi artar.

3. Kronik halsizlik
İnsülin eksikliğinden dolayı hücrelere kandaki şeker alınamaz. Enerji üretimi durur. Enerji üretiminin olmadığı durumlarda da sürekli bir yorgunluk hissi yaşanır.

4. Yaraların geç iyileşmesi
Diyabet hastalarının en büyük sorunlarından biri de vücutta oluşan yaraların geç iyileşmesidir. Normal sürecinden daha uzun süren iyileşme dönemi diyabet habercisi olabilir.

5. Diğer belirtiler
Diyabetin diğer belirtileri arasında kilo ve kas kütlesinde kayıp, genital bölge mantarları, görme sorunları, cilt kuruluğu, aşırı yemek yeme isteği gibi durumlar da vardır.

DİYABET TEDAVİSİ

Diyabet tedavisi hastalığın tipine göre planlanır. Amaç kan şekerini belirli bir seviyede tutarak vücuda zarar vermesini engellemektir. Bu seviye düzenlenemediği zaman daha riskli hastalıkların da oluşma ihtimali artar. Doktorunuz diyabet tipinize ve vücudunuza göre size en uygun tedavi sürecini ayarlar.

1. İnsülin tedavisi
Tip 1 diyabet hastalığının tek tedavisi dışarıdan insülin alımı sağlamaktır. Bu hastalarda insülin şırınga yoluyla alınır.

Oral olarak alınan insülin sindirim sisteminden kana karışmaz. Alınacak insülin dozu doktor tarafından belirlenir. İnsülin dışarıdan verilerek kandaki şeker miktarının vücut tarafından kullanılarak yükselmesi önlenir.

Bu yöntem, Tip 2 diyabet hastalarının bazılarında da kullanılır.

2. Beslenme
Özellikle Tip 2 diyabet hastalarında beslenmenin önemi büyüktür. Kan şekerinin aniden yükselmesine neden olan şekerli gıdalar diyetten çıkartılır. Öğünlerdeki porsiyon miktarı kısıtlanır.

Şarküteri ürünleri, margarinler, sağlıksız yağlar yemekten kaçınılır. Daha çok sebze ve ızgara ağırlıklı bir beslenme düzeni oluşturulur. Beslenme düzeni oluşturmakta zorlananlar bir diyetisyenden yardım alabilirler.

3. Egzersiz yapmakKısa süren ve gittikçe artan egzersiz programı ile başlanır. Egzersiz sırasında kan şekerinin düşmemesine dikkat edilir. Bu program doktor tarafından oluşturulur.

Egzersizin amacı kilo kaybı sağlayarak yağlanmanın önüne geçmek ve kan şekerini kontrol altına almaktır. Diyabet hastalarının egzersiz yapmaları için en uygun zaman dilimi kahvaltıdan iki saat sonrasıdır.

İstanbul'da doğal yaşam mümkün mü?Boyun Fıtığı BelirtileriMenopoz Belirtileri

Источник: https://www.mynet.com/diyabet-belirtileri-1220429-mykadin

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть