Hasta Yakınları Ve Mona Lisa’nın Hüzünlü Gülümsemesi…

Mona Lisa Sırrı

Hasta Yakınları Ve Mona Lisa’nın Hüzünlü Gülümsemesi…

Mona Lisa Sırrı Mona Lisanın Sırrı – Bu makaledeki notlar: mona lisa resminin sırrı mona lisa..

Vinci’nin ünlü eseri Mona Lisa’nın kaşlarının ve kirpiklerinin neden olmadığının bulunduğu iddia edildi.

Leonardo Da Vinci’nin hâlâ birçok açıdan gizemini koruyan ünlü Mona Lisa tablosunun sırlarından birinin çözüldüğü iddia edildi.

Fransız bir mühendis, Mona Lisa’nın resimde gözükmeyen kaşları ve kirpikleri hakkındaki gizemi çözdüğünü iddia etti. Kendi icad ettiği bir tekniği kullanan Fransız uzman, resimle ilgili diğer bazı küçük ayrıntıları da ortaya çıkardığını söylüyor.

ABD’nin San Francisco kentinde bir basın toplantısı düzenleyen Fransız mucit ve mühendis Pascal Cotte, Leonardo Da Vinci’nin, resmi ilk yaptığı zaman Mona Lisa’nın kaşlarını ve kirpiklerini çizdiğini söyledi.

Hakkında birçok gizem bulunan ve birçok iddia ve efsanelerin anlatıldığı Da Vinci’nin ünlü tablosunda Mona Lisa’nın kaşları ve kirpikleri gözükmüyordu. Kaşlar ve kirpikler hakkında da birçok spekülasyon düzenlenmesine sebep olmuş, çeşitli iddialar ortaya atılmıştı.

Hulio Ermida adlı bir jinekolog, Mona Lisa’nın kaçlarının kirpiklerinin olmamasını çirkin ve hasta olmasına bağlamıştı.

Ermida, Leonardo Da Vinci resmini yaptığında Mona Lisa 24 yaşında olduğunu ve o dönemlerde bu yaş grubunda pek çok önemli hastalık görülmeye başlandığını belirterek, resmi uzun uzun inceledikten sonra bu hastalıkların birçoğunu bulduğunu öne sürmüştü.

Hatta Ermida, kaşların ve kirpiklerinin olmamasının sinirsel bir şok sonucu olabileceğini belirterek, Mona Liza’nın küçük kızını kaybetmiş olması bunun nedeni olabileceğini, hatta saçının da olmadığını ve Leonardo Da Vinci resmini yaptığı sürece peruk takmış olabileceğini iddia etmişti.

Pascal Cotte, tabloyu kendi ürettiği yüksek çözünürlüklü bir video kamera ile yeniden incelediğini söyledi. Buna göre Fransız mühendis, ultraviyole ışınları ile kızılötesini de içeren 13 hafif spektrumlu bir kamera kullanarak 240 milyon pikselli resmi taradı. Sonuçta ortaya her 2,54 santimetresine 150 bin noktanın düştüğü Mona Lisa’nın yeniden üretilmiş bir fotoğrafı çıktı.

Cotte, bu fotoğrafla Mona Lisa’nın yüzüne orijinalinden 24 kat büyütülmüş bir fotoğraftan bakabildiklerini kaydetti. Mona Lisa’nın kaş ve kirpikleri ile ilgili sırrı da bu sayede çözdüğünü ifade etti.

“Eğer Mona Lisa’nın yüzünde bir tüy tanesinin bile izini bulsam, Da Vinci’nin Mona Lisa’ya kaş ve kirpik çizdiğini söylemek için kanıt bulduğumu söyleyeceğim” diyen Cotte’ye göre tabloda Mona Lisa’nın kirpiklerinin görünmemesinin sebebi, resmin pikmentlerinin silinmiş olması. Ona göre resmin bu kısımları temizlenmiş veya silinmiş, bu sebeple de kaşlar ve kirpikler yok olmuş olabilir.

Cotte, “Mona Lisa’nın gözlerinin etrafına yakından baktığınızda bazı çatlakların kaybolmuş olduğunu görebiliyorsunuz. Bir küratör veya resim restoratörü gözleri temizlemiş ve bu işlem de kaşların ve kirpiklerin silinmesine yol açmış olabilir” dedi.

Cotte’nin kendi icadı olan kamerası, kaşların ve kirpiklerin yanı sıra resimle ilgili yeni bulgular elde etmesini de sağlamış.

Cotte’ye göre Da Vinci’nin Mona Lisa’nın sol eli için yaptığı ilk çizim ila son çizim birbirinden birazcık farklı. Cotte, bunun Mona Lisa’nın kolunun altındaki örtünün duruşunun değişmiş olmasından kaynaklandığını söylüyor.

Bugün orijinal resimdeki örtü biraz bulanık olarak gözüküyor ve çok zor farkediliyor; ancak Fransız uzman bu yeni kamera sayesinde kaybolan pigmentleri tespit edebilmiş.

Cotte bu durumu “Mona Lisa’nın kolunun bu şekilde durması, tablo milyonlarca kişi tarafından yeniden üretildikten ve kopyalandıktan sonra ilk kez tespit ediliyor. Ancak kolunu neden bu şekilde tuttuğunu anlamadık. Mona Lisa’nın bileği muhtemelen elindeki örtüyü karnının üstünde tutmak için öyle duruyor. Bu benim için müthiş bir şey, müthiş bir keşif” dedi.

Cotte’nin, resmin sanal olarak yeniden üretilmesi olan bu çalışmasının sonuçlarından biri de elde edilen resmin, tablo daha yeniyken sahip olduğu renkleri gösteriyor olması. Buna göre Da Vinci’nin ünlü modelinin ten rengi hafif pembeye çalıyor.

Arka alandaki gökyüzünün rengi ise şimdi koyu gri gözükmesine rağmen daha maviymiş. Cotte’ye göre resmin üzerindeki koyu renkli tabaka da 500 yılık bir geçmişin ürünüymüş.

Cotte, kızılötesi ışınla elde ettiği bulguların fotoğraflarını düzenlediği basın toplantısında basın mensuplarına da gösterdi.

Araştırmacı, aynı zamanda ona Lisa’nın gülüşünün de bugün göründüğünden geniş olduğunu söyledi. Cotte, dolayısıyla Lisa’nın yüzünün de eskiden daha geniş göründüğünü savundu.

Leonardo, ünlü tablosunu 10 yıldan fazla süre yanında taşımış ve ölene kadar da üzerinde çalışmıştı.

Cotte’nin çalışmaları San Francisco’da bulunan Metreon isimli alışveriş merkezinde “Da Vinci: Bir Dehanın Sergisi” adı altında sergilenecek.

Tarihi Eserler – Mona Lisa Tablosu

Mona Lisa Tablosunun en önemli özelliği ise bir tek fırça darbesi bile olmamasıdır.

Mona Lisa Tablosunda betimlenmiş olan kişinin kimliği kesinlikle belirlenememiş olmasına karşın; sanat tarihçileri, Mona Lisa Tablosundaki modelin kimliği ile ilgili pekçok fikir yürütmüş ve iddialarda bulunmuşlardır.

Leonardo Da Vinci hakkındaki ilk biyografiyi yazan Vasari, dönemin önemli kişilerinden biri olan Francesco del Giocondo’nun eşi Mona Lisa’ nın tabloda resmedilen kişi olduğunu düşünmüştür. Bu kişinin kimliği ile ilgili sayısız iddiadan sadece biridir.

İşte bu nedenle “Mona Lisa”, aynı zamanda “Jocondo” olarak da anılır.

Bell Laboratuvarları’ndan, Dr. Lillian Schwartz Mona Lisa’nın, Leonardo Da Vinci’nin kendi portresi olduğu fikrini ortaya atmıştır.

Bunu savı ortaya atarken dayandığı kanıtlar, sayısal analizler yardımı ile elde edilen, Leonardo Da Vinci’nin ve tablodaki modelin yüz özelliklerinin aynı olduğuna dair sonuçlardır.

Ayrıca bazı iddialar da Mona Lisa’nın Leonardo Da Vinci’nin yanında çalışan bir kişi olduğu yönündedir. Doğruluğu kanıtlanmasa da bu yönde iddialar vardır.

Mona Lisa’nın 10 Sırrı

1- Mona Lisa’yı Fransızlar “La Joconde”, İtalyanlar ise “La Gioconda” olarak biliyor yani “Madonna Lisa”nın kısaltması. Bu da “Leydim Lisa” dernek.

2- Mona Lisa’nın gerçekte kim olduğu hâlâ bir sır. Ancak tarihçiler onu Floransalı bir işadamı olan Francesco del Giocondo’nun eşi Lisa del Giocondo olduğuna inanıyor.

3- Diğer teoriler ise, Da Vinci’nin annesi, Meryem Ana, hayat kadım ve hatta Da Vinci’nin kendisi olduğu.

4- Da Vinci tabloyu 1503-1506 arası yaptı. Resme aşık olduğu sanılan Da Vinci, tabloyu Francesco del Giocondo’ya vermek yerine Fransa’ya kaçırdı.

5- Fransız Devrimi’ne kadar bir çok Fransız Kralı’nın sarayında yer alan tablo, Napolyon’un metresi Josephine’in yatak odasını da süsledi.

6- 1804’ten beri Louvre’da sergilenen Mona Lisa’nın kaşı yok. Kadınların kaşlarını traş etmesi 16’ncı yüzyıl Avrupa’sında yaygın bir gelenekti.

7- Louvre’da 6 bin tablo olmasına rağmen ziyaretçilerin yüzde 95’i ilk iş olarak 77 cm x 53 cm ebatlarındaki bu küçük tabloya koşuyor.

8- Saatte 1500 kişinin ziyaret ettiği tablo sabit 20 derece ısıda 3 kat camın arkasında korunuyor. Müze ise her yıl 330 bin Mona Lisa konulu ürün satıyor.

9- Tablo 1911’de çalındı. 2 yıl sonra yaratıldığı yer olan Floransa’da bulundu. Soygunla ilgili sorgulananlar arasında ünlü ressam Picasso da vardı.

10- Yağlı boya tablo her yıl bir gün indirilerek temizleniyor. Mona Lisa’nın ziyarete açık olmadığı o gün Louvre Müzesi’nin en sakin günü oluyor.

Источник: https://www.notusta.com/mona-lisa-sirri-6300/

Mona Lisa’nın Gözlerindeki Sır

Hasta Yakınları Ve Mona Lisa’nın Hüzünlü Gülümsemesi…

Haber güncelleme tarihi 28.05.2019 12:18

Da Vinci’nin Mona Lisa tablosu, yıllardır sanat tarihçileri tarafından araştırılıyor ancak tam olarak bir sonuca varılamıyor. Sanat dahisi olan Da Vinci, yazı yazarken de şifreli ve tersten yazarmış. Yazılarında oldukça şifreler bulunması ,akıllara Mona Lisa tablosunda da birçok şifrenin var olduğu kanaatine getiriyor.

Leonardo Da Vinci’i Kısaca Tanıyalım

Da Vinci 1452 yılında İtalya’da dünyaya gelmiştir. Sadece bir özelliği olmayan Da Vinci, döneminin en önemli düşünürü, mimari, mucidi, matematikçisi, anatomisti, müzisyeni, kartografi, yazarı ve ressamıdır. Bütün alanlarda da oldukça başarı sağlayan Da Vinci için bir dahi yakıştırmasını yapmak yersiz olmayacaktır.

20’den az tablo yapmasına rağmen dünyanın en iyi ressamları arasında yerini alır. Dünyaca en ünlü resimleri Mona Lisa ve Akşam yemeğidir.

Gizemli bir hayat süren Da Vinci’nin, Salaino takma adı verdiği, evinde birlikte yaşadığı hizmetçisi, hayatının önemli bir parçası olmuştur.

Şifresi çözülmesin diye yazdığı yazıları bile tersten yazmıştır. Neden bu kadar gizemli yaşamaya çalışmış ya da gizlemek istediği bir şeyler mi vardı? Sanat dahisi olan bu adam hakkında çok şey yazıldı; ama günümüzde de hala gizemini korumaya devam ediyor.

Şifrelerle Dolu Bir Eser Mona Lisa

Çoğumuz baktığımız ilk baktığımız zaman olağan dışı bir şey görmeyiz. Sadece bir porte resmi olduğunu düşünüyoruz. Aslında tam olarak böyle değil.

Gizemli sanatkar Da Vinci, 16 yıl emek verdiği ve gittiği her yere kendiyle götürmesi yani onunla birlikte yaşaması sıradan bir hadise değildir. İtalyan Sanat Tarihçileri, Da Vinci’nin yazılarına şifre yerleştirdiği gibi bu tabloya da bir çok şifre yerleştirildiğini iddia ediyorlar.

Sanat Tarihçileri tarafından yapılan yoğun araştırmalar ve tablonun detaylı olarak incelenmesi sonucu önemli şifrelere ulaşılmıştır.

Mona Lisa’nın Şifreleri

Tablonun aslı 500 yıl içinde 2 kere çalınmış ve asitle tahrip edilmiştir. Tablonun aslının incelenmesinin mümkün kılınmadığı için yüksek çözünürlüğünü çeken bir İtalyan araştırmacı şaşırtıcı şifrelere ulaşmıştır.

Mona Lisa’nın Gözündeki Sır

Gözlerinin sağ gözünde S, sol gözünde ise L harfi vardır. Biliyoruz ki Da Vinci solaktır hatta hayatı boyunca bundan dolayı hep kötü olarak bakılmıştır çünkü Hıristiyanlığa göre solak olmak günahkar olmak anlamındadır.

Sol gözün de olan L harfi Leonardo’nun isminin baş harfidir. Diğer göz bebeği içinde yer alan S harfiniin ise evinde hizmetçisi olan Salaino adı verdiği hizmetçini temsil edildiği düşünülüyor. Bazı araştırmacılar ise bu harflerin tahrip olduğu sonucu oluştuğunu düşünüyor.

Devam edelim Mona Lisa tablosunda bulunulan şifreleri anlatmaya.

Tablodaki 72 Sayısı Neyi Anlatıyor

Aynı araştırmacılar tabloyu detaylı bir şekilde incelemeleri sonucunda Mona Lisa’nın arkasında yer alan köprünün alt kısmında belirginleşen 72 sayısıdır. 72 sayısını araştırmacılar 7 ve 2 olarak beliriyorlar.

7 sayısı, Tanrının 7 gün içinde dünyayı yarattığı iki sayısı ise inandığı dine göre erkek ve kadının birleşmesini temsil ediyor. Araştırmacılar bundan yola çıkarak kadın ve erkek birleşimi yani eşcinselliğe mi vurgu yaptığı tartışmalar içinde yer alıyor.

Yapılan araştırmalar sonucu Mona Lisa’a tablosunun arkasındaki manzara, İtalya’da bir kasaba’dan başka yer değil. Gidilen bu kasabada Mona Lisa tablosunda yer alan her şey var.

Mona Lisa’nın Arkasında yer alan köprü, 1472 yılında yıkılmıştır ve tekrardan yapılmıştır. Kasabada yaşayanlar bu köprüye şeytan köprüsü olarak adlandırmışlardır. Yani 72’nin temsil ettiği şeytan köprüsü olması mümkün.

Peki şeytan köprüsünün Mona Lisa ile olan ilişiği nedir?  Söylentilere göre Da Vinci, Asistanı olan Sailon adı verdiği asistanıyla eşcinsel bir ilişkisi vardı bundan dolayı O’na “küçük şeytanım” dediği biliniyor.

Şeytan köprüsüyle sevgilisini birleştirerek ona atıfta bulunmuş olabilir.

Mona Lisa Kimdir

İşin tuhaf yanı tabloda ki Mona Lisa kadın değil erkek olabilir. Fotoğraftaki Mona Lisa’nın Salaino benzemesi bir tesadüf müdür?

 Mona Lisa Ve Salanio Benziyor, Kimi Araştımacılara Göre Aynı Kişiler

Acaba Da Vinci’nin bu resmi bu kadar şifrelemesi ve bir an olsun yanından ayıramamasının sebebi, eşcinselliğin ölüm sebebi olduğu ve Da Vinci’nin kendi sırrının ortaya çıkmasından korktuğu için olabilir mi? Tabi bunlar hepsi birer olasılıktır ama yine de bu çerçeveleri de göz önünde bulundurmakta fayda var.

NeOldu.com / Özel Haber

Источник: https://www.neoldu.com/mona-lisanin-gozlerindeki-sir-2297h.htm

15 Maddede Tarihin En Gizemli Tablosu Mona Lisa

Hasta Yakınları Ve Mona Lisa’nın Hüzünlü Gülümsemesi…

Leonardo da Vinci‘nin gizemlerle dolu tablosu Mona Lisa, gün geçmiyor ki yeni bir rivayete daha konu olmasın. Görenlerin “Aaa, küçücük bir şeymiş ayol!” dediği tablodaki detaylara bir türlü nokta konulamıyor.

Kaşlarından gülümsemesine, duruşundan kim olduğuna dair bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalar, daha iyisini bulana kadar en iyisi bu dedirten cinsten bilimsel araştırmalar… Çalındığında bile bir müzenin ziyaretçi akınına uğramasını sağlayan muhtemelen tek eser o.

Gelin bu şaheseri bir de bizim gözümüzden tanıyın.

Yokluğu bile merak uyandırıyor

Louvre Müzesi’nden 1911 yılında Vincenzo Peruggia tarafından çalındıktan hemen sonra, Mona Lisa tablosunun boş kalan yerini görmek için insanların akın akın müzeye gittiği kayıtlara geçmiş. Müzede hâlihazırda sergilenen tablonun, orijinali çalındığı sırada, yeri boş kalmasın diye yapılan altı kopyadan biri olduğu hâlâ söylenir.

Tabloyu saatte ortalama 1.500 kişi ziyaret ediyor. Söz konusu şaheser, 20 derecelik ısıda ve 3 kat camın arkasında korunuyor. Mona Lisa her yıl, sadece bir gün, yerinden indirilerek temizleniyor. Bu temizlik sürecinin en doğal sonucu da, o günün Louvre Müzesi’nin en sakin günü olması.

Perspektif öyle olmaz, böyle olur!

Teknik detayları, gülüşü ya da kaşları kadar konuşulmasa da, insanların dikkatini çeken Mona Lisa, Leonardo da Vinci’nin -yine kendi geliştirdiği- “atmosferik perspektif” uyguladığı tablolarından biri.

Antik Çağ’da “insanı, ilahî güzelliğe en yakın hâliyle” resmetme tutkusuna, Rönesans döneminde geri dönüldü. Leonardo’ya soracak olursanız -keşke sorabilsek- uzaktaki cisimler, atmosferin etkisiyle daha silik ve sisli gözükürler.

Bu tarz, Leonardo’nun, “uzağa doğru cisimleri küçülten ama onları aynen yakındakiler kadar belirgin çizen” 14. yüzyıl perspektif anlayışına bir cevap niteliğindedir.

Başına gelmeyen kalmamış

Leonardo tabloyu, 1516’da Amboise’daki şatosu için satın alan Fransa Kralı 1. Francis’e satar. Zaman içinde tablo sırasıyla Fontainbleau, Paris ve Versailles’ı dolaşıp nihayetinde 14. Ludwig’in koleksiyonuna dahil olmuş.

Daha sonra Louvre’da sergilenmeye başlayan tabloyu Napolyon müzeden alıp yatak odasına asmış. Napolyon döneminin sona ermesinin ardından Mona Lisa eski yerine, yani Louvre’a geri dönmüş. 1911’de İtalyan bir hırsız tarafından çalınan tablo, iki sene sonra Floransa’da ortaya çıkmış.

İtalya’da bazı sergilerde yer aldıktan sonra, Fransa’ya iade edilmiş.

Bahtsız Lisa’nın, pişmiş tavuğun başına gelmeyen cinsten serüveni bununla da son bulmuyor. 1956 senesinde üzerine asit dökülmek suretiyle saldırıya uğrayan tablonun restorasyonu seneler sürmüş; restorasyon sırasında tablonun büyük bir bölümü yeniden boyanmış.

Kesin kimliği konusunda spekülasyonlar devam etse de, rivayetler arasında, “Fransız bir tüccarın eşinin portresi” olduğu var. Üstünde yeni ölen çocuğunun acısını taşıması yüzündeki gizemli ifadenin varsayımlarından biri.

Diğer bir rivayet ise; Floransa ve Toskana bölgesinin hakimi, ünlü İtalyan Medici Ailesi’nin akrabası, zengin bir burjuvanın kızının portresi olduğu yönünde.

Ve yine rivayet edilir ki; kızın babası, resimdeki kızın kendi kızından daha çirkin olduğunu söylemiş, bunun üzerine Leonardo bunu sanatına yapılmış bir hakaret olarak algılayıp babaya postayı koymuş ve Floransa’yı terk etmiş.

Başka bir söylenti de; Mona Lisa’nın, Leonardo’nun bizzat kendisi olduğu yönündedir. Bitti mi sandınız? Bitmedi.

Daha çok ses getiren bir rivayet daha var ki, o da; Da Vinci’nin, asistanı Gian Giacomo Caprotti da Oreno ile eş cinsel bir ilişki içinde olduğu ve “Mon Salai” (benim küçük şeytanım) diye hitap ettiği sevgilisine, Mona Lisa’nın manzara resminin bir parçası olan şeytan köprüsünü resmederek atıfta bulunduğudur. Resmin Salai’ye fazlasıyla benzemesi de ayrıca dikkate şayandır. Leonardo’nun Oreno’ya taktığı lakap olan Mon Salai’nin de, Mona Lisa’nın anagramı olduğu dikkatinizi çekmiş olabilir.

Tüm bunların yanı sıra genel geçer kabul gören en temel rivayet, Meryem Ana’nın (Madonna) kısaltması olan “Mona” (doğrusu Monna bu arada) ile modellik yapan kişinin, Francesco del Giocondo’nun karısı Lisa ile adının birleşiminin, tabloya ismini verdiği yönündedir. Bu nedenle, Mona Lisa’ya İtalyanlar “La Gioconda”, Fransızlar ise “La Joconde” der.

Nedir bu kaşların sırrı?

Rönesans dönemi Floransa’sında kaşların tamamen alınması modası gereği, Mona Lisa’mızın kaşsız olduğu söylenir. Pascal Cotte tarafından yapılan çalışmalarda, Mona Lisa’nın kaş ve kirpiklerinin de olduğu ancak yapılan restorasyon çalışmalarında bunların silindiği belirtilmiştir.

Chuck Palahniuk’un “Diary” kitabındaki tanıma göre Mona Lisa’nın kaşlarının olmamasının sebebi, Leonardo’nun kaşları en son çizmiş olması ve 17. yüzyılda bir restoratörün yanlış bir çözücü kullanması sonucu kaşların silinmiş olmasıdır.

Hulio Ermida adlı bir jinekolog da, Mona Lisa’nın kaşlarının kirpiklerinin olmamasını çirkin ve hasta olmasına bağlar. “Jinekolog mu?!” diye sorduğunuzu duyar gibiyiz.

Ermida, Leonardo da Vinci resmini yaptığında Mona Lisa’nın 24 yaşında olduğunu ve bu yaş grubunda o dönemlerde pek çok önemli hastalık görülmeye başlandığını belirtmiş, resmi uzun uzun inceledikten sonra bu hastalıkların birçoğunu bulduğunu öne sürmüştü.

Mona Lisa yüzde kaç mutlu?

Bitmek tükenmek bilmeyen ,“Bu kadın gülümsüyor mu, yoksa acı acı tebessüm mü ediyor?” sorunsalına yeni bir araştırma konusu daha eklendi. Altın orandı, gülümsemeydi derken, sonunda yüzdeki duygu dağılımı yüzdesini de tespit ettiler.

Araştırmacılara göre Mona Lisa yüzde 83 mutlu, yüzde 9 tiksinti içinde, yüzde 6 korkuyor, yüzde 2 ise öfkeli. Bu sonuca Amsterdam Üniversitesi ile Illinois Üniversitesi’nin ortak hazırladığı “bilgisayarla duyguları tanıma programı” kullanılarak ulaşılmış. Netice olarak Mona Lisa ifadesiz bir kadındır.

Peki Leonardo’nun amacı zaten bu muydu? Bu da muhtelif rivayetler içeren ayrı bir konu.

Hasta ettiniz beni!

Mona Lisa’da yüksek kolesterol varmış, araştırmacılar öyle diyor. Yüz ifadesinin, kadının sağlık durumu hakkında önemli işaretler taşıdığı düşünülüyor. Palermo Üniversitesi’nden Vito Franco, bu yüz ifadesinin, göz çevresinde yağ asitleri birikimine neden olduğunu söylüyor ve modelin sol göz çukurunda “ksantelazma” hastalığının bulunduğunu iddia ediyor.

Mona Lisa neden balkonda? Bu soruya da, “O dönemde evli kadınlar sosyal hayatta yer almazlardı, ev hanımı modunda bir hayat yaşarlardı.” yorumu getirilmiş. Bu sebeple de yüzün sol yanı, dünyayı daha iyi tanıyamamanın verdiği sıkıntıyı ifade edermiş.

Belki de tüm bu açıklamalar son derece gereksizdir. Leonardo abimiz belki de manzaraya katmak istediği atmosferik perspektiften dolayı Mona Lisa’ya balkonda durmasını, orada durursa resmin daha güzel olacağını söylemiştir.

Bize göre gayet mümkün görünüyor?

Gözlerindeki sır

Mona Lisa “ayrıntıda gizlidir” de diyebiliriz aslında. Lisa’nın sağ göz bebeğinde “l” ve “v” harflerinin olduğu ortaya çıktı.

Harfleri keşfeden İtalya Kültürel Miras Komitesi Başkanı Silvano Vincenti, bunun Leonardo da Vinci’nin baş harfleri olabileceğini belirtiyor. Sol gözünde ise “c” ve “b” harflerinin gizlendiği belirlenmiş.

Ancak tablodaki harfler, 500 yaşında olmasının getirdiği yıpranma nedeniyle net okunamıyor maalesef.

Sıkılmış olamaz mı?

Sanat tarihçilerini en çok meşgul eden şey, Mona Lisa’nın bu gizemli tebessümü. Kimi araştırmacılara göre Lisa bir sır saklıyor ve bunu yüz hatlarından belli ediyor. Ancak başka bilim insanları da bu gülüşü, bir poz için saatlerce oturmasının etkisiyle, sıkılmış olmasına bağlıyor.

Herkesin bir Mona Lisa’sı var

Velhasıl, fenomen haline gelmiş bu tabloyu herkes kendi meşrebine göre yorumlamış, kılıktan kılığa sokmuş. Belli dönemlerde zamanın sanatçılarından da nasibini almamış değil. Eugène Bataille, 1883’te Le Rire (Kahkaha) adlı “pipoyla sigara içen Mona Lisa” çalışmasını yaptı. Marcel Duchamp’ın Mona Lisa’yı alaya aldığı L.H.O.O.Q.

adlı, kendi çağına göre postmodern tablosu/çalışması, insanların hayret dolu bakışlarına maruz kaldığında takvimler 1919’u gösteriyordu. Bu ünlü tabloyla ilgili bir başka çalışma da Salvador Dalí’nin 1954’te yaptığı Self Portrait Mona Lisa’dır. Diğer güncel yorumlara erişmek için: http://www.pinterest.

com/search/pins/?q=mona%20lisa&term_meta%5B%5D=mona%7Ctyped&term_meta%5B%5D=lisa%7Ctyped

Bunu da görmedik demeyin.

Uzayda iletişim için radyo sinyalleri yerine optiği kullanmaya çalışan NASA, 2009 yılından bu yana Ay’ın yörüngesinde bulunan Ay Keşif Uydusu’na (LRO) Mona Lisa’nın gri tonda optik sinyallerini gönderdi. Bu sayede, Ay Yörüngesi Lazer Altimetresi (LOLA) araştırmacılarından David Smith, ilk kez uzayda tek yönlü lazer iletişimi kurmayı başardıklarını söyledi.

Bonus 1: O sadece bir tablo değil, bir şarkı aynı zamanda

Nat King Cole’un kadife sesinden Mona Lisa yorumu… Dinlemeye değer. Elvis Presley yorumu için de:

Mona Lisa’yı konu alan Pembe Panter çizgi filmi.

Источник: https://listelist.com/mona-lisa-tablosu/

Bir Doktor, Mona Lisa’nın Tüm Sırlarını Ortaya Döktü

Hasta Yakınları Ve Mona Lisa’nın Hüzünlü Gülümsemesi…

  • Anasayfa
  • Bilim
  • Bir Doktor, Mona Lisa’nın Tüm Sırlarını Ortaya Döktü

Şahin Kılınç — 10 ay önce Her yıl 6 milyon insanın yerinde ziyaret ettiği bir tablo, tarihin en gizemli eserlerinden birisi Mona Lisa… Filozof, astronom, mimar, mühendis, mucit, matematikçi, anatom, müzisyen, heykeltıraş, botanist, jeolog, yazar ve elbette bir ressam olan Da Vinci’nin ellerinden çıktı. Bir modern doktor ise Mona Lisa için sırada beklerken, tablonun gizemlerini çözdü.

Fransa’nın Paris kentinde bulunan Louvre Müzesi, her yıl sadece bir tabloyu görmek isteyen milyonlarca insanı ağırlıyor. Ziyaretçilerin büyük kısmı Mona Lisa ile fotoğraf çekilmek, en azından onu yakından görmek istiyorlar. Bazıları ise üzerine düzinelerce kitap, binlerce anlatı ve belki de yüzbinlerce efsane dönen Da Vinci’nin ellerinden çıkmış bu tablonun gizemini çözmeye çalışıyor. Gülüşü, sadece ellerinin yıllar süren bir emekle resmedilmesi, duruşu ve arkasındaki dünya ile Mona Lisa’yı anlatmak çok güç. Bu nedenle gelin, o uzun kuyruklarda beklerken boş durmayan bir doktorun sözlerine kulak verelim.   

Brigham Kadın Hastanesi Kalp ve Damar Merkezi'nin tıbbi direktörü olan Mandeep R. Mehra, “Bir buçuk saat boyunca orada durmaktan başka bir şeyle ilgilenme şansım olmadı” diyor: “Ben bir sanatçı değilim. Sanatı nasıl değerlendireceğimi bilmiyorum. Fakat klinik teşhisin nasıl yapıldığını biliyorum.”

Mehra, sadece Mona Lisa’nın değil, resmin yapıldığı tarihlerde gelişmiş bir şehir olan Floransa’nın halk sağlığı kayıtlarına da baktı.

Portredeki kadın olduğu söylenen Lisa Gherardini’nin izine ulaşan Mehra'ya göre Lisa, günümüzde bile yaygın olan bir rahatsızlıktan muzdaripti.

Doktor Mehra, “Louvre'deki küçük bir odada sıkışıp kaldığınızda, Mona Lisa’ya çok yakından bakın, çok fazla garip ayrıntı görmeye başlıyorsunuz” diyor.

“Örneğin, sol gözü ile burnu arasındaki bölgeye bakın: Orada, gözyaşı kanalı ve burnunun köprüsü arasında, küçük, etli bir yumru var. Saçı tuhaf derecede ince ve kıvrımlı ve saç çizgisi perdesinin arkasına yaslanıyor. Ayrıca hiç kaşı yok.”

Sağ elinin baş parmağı ve işaret parmağı arasındaki üst bölgede de fark edilebilir bir çıkıntı var:

Detaylara fazlasıyla önem veren Da Vinci’nin eserinde bu kadar çok bulguya rastlamak, Doktor Mehra’ya göre bazı şeylerin yolunda gitmediğini anlamak için yeterli.

Mona Lisa’nın neden böyle göründüğünü açıklayan sayısız teori var. Çoğu tarihçi, yirmili yaşlarında bir kadın olan Lisa Gherardini’nin, dönemin zengin Floransalı ipek tüccarlarından olan Francesco del Giocondo'nun karısı olduğu söylüyor.

Mehra, “İnsanlar birçok teori önerdiler: Leonardo Da Vinci'nin kendisini kadın olarak resmetmesi gibi ya da ideal bir kadın formunun nasıl görünmesi gerektiğine dair hayali bir üründü.” diyor.

Doktor Mehra’ya göre Mona Lisa’yı biraz araştırdıktan sonra durumun hayal gücüne dayanmadığını fark etmek zor değil, çünkü kusursuz çizimlere sahip birinden, kusurlu birinin portresine bakıyorsunuz. 

Leanardo Da Vinci’nin tarihin en etkili anatomistlerinden birisi olduğunu hatırlayalım:

Doktor Mehra’ya göre tespit edilen her fiziksel anormalliğin, ortak bir noktada buluştuğu tıbbi semptomlar var. Gözünün yanındaki yumru, gözünün teninden daha sarı olması gibi belirtiler, kolestrol birikimi olan “Xanthelasma” rahatsızlığına dair bir işaret:

Elindeki benzer şişlik, yine kolestrol açısından zengin bir yumrunun olduğu, “lipom ya da ksantom” olarak bilinen bir tür yağ bezesinden kaynaklanıyor. Boynundaki şişlik ise guatr hastalığının başlangıcında olduğunu, tiroid bezlerinin genişlediğini gösteriyor.

Mehra, “Anlındaki saçlarının önünde olan çizgiye, kaşlarının dökülmüş olmasına, boynundaki şişliğe, iri ve ince saçlarına bakıyorum. Kolestrol bezelerine, ödemlerine göz atıyor, şişmiş bir kadın görüyorum. Bu da bana göre ‘hipotiroidizm’ rahatsızlığının başlangıcı.” diyor. Yani Mona Lisa aslında tiroid bezlerinin az kullanılması sorunuyla boğuşan bir kadındı.

Dönemin Floransa’sında, benzer tanılar tıbbi kayıtlara geçmişti. Lisa del Giocondo gibi kadınlar, genelde bir doğum yaptıktan sonra benzer semptomlar gösteriyorlardı.

Bu durum Mehra’ya göre Lisa’nın şaşırtıcı gülümsemesini de açıklıyor. Tarihçiler ve tıpçıların birlikte yaptığı incelemeler, Lisa’nın tuhaf gülüşünün arkasında kısmi yüz felci olduğunu söylüyorlar.

Mehra ise bu açıklamaları da yalanlıyor.

Da Vinci'nin kendisini çizdiği eskizlerinden

Hipotiroidizm teşhisi, Lisa’nın yüzündeki tarifsiz ifadeyi, çektiği açılardan dolayı yaşadığı üzüntüyü gösteriyor. Mehra, “Hipotiroidizm rahatsızlığınız varsa, biraz depresif görünürsünüz. Çünkü yüz kaslarız şişkin olur, aynı zamanda zayıflarlar. Bu nedenle bu semptomlara sahip kişiler gülümsediklerini belli etmekte zorlanırlar” diyor. 

Mehra 16. yüzyıl Floransası’nda hipotirodizmin yaygınlığını kanıtlamak için araştırma yaptı. Dönemin beslenme alışkanlıklarını inceleyen Mehra, tiroid bezlerini koruyacak bitkisel gıdaların, son derece önemli olan iyotun menülerde çok az olduğunu kanıtladı.

Ayrıca karnabahar ve lahana gibi Rönesans dönemi Floransası’nda sıkça tüketilen sebzeler de vardı. Bu sebzelerin çoğu, fazla tüketildiklerinde guatr hastalığına neden olurlar. Rönesans dönemi sanatçılarından Caravaggio ve Raphael gibi ressamlar da guatrlı insanları bol bol resmetmişlerdi.

Hatta bilimsel olarak bu insanların üçte birinin tiroid bezi problemleri yaşadıkları tespit edilmişti.

Da Vinci'nin anatomik eskizlerinden

Hipotiroidili insanlar, vücut ısısını düzenlemekte ve uyumakta güçlük çekerler. Genelde bunalımlı olurlar ve düşünmek çok zor bir eylem haline gelir. Zamanla hareketsiz olurlar, egzersiz yapamazlar. Hipotiroidizm zamanla hayati tehdit taşıyan boyutlara gelebilir. Eğer önlem alınmazsa ortalama ömrü bile kısaltabilir. Lisa del Giocondo ise kayıtlara göre 63 yaşında vefat etti.

Da Vinci resmettiği kadının hasta olduğunu, ancak ne tür bir rahatsızlık geçirdiğini fark etmemiş olabilir. Açık olan şeyi kendisinin Lisa’yı tüm detaylarıyla tasvir etmesidir. Bu da 500 yıldan bu yana insanların Mona Lisa’dan neden bu denli etkilendiklerini açıklıyor.

Kaynak : https://www.inverse.com/article/48381-last-common-ancestor-teeth-study Etiketler: da vinci, mona lisa, leanardo da vinci

Источник: https://www.webtekno.com/mona-lisa-tablosu-gulumseme-h52874.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.