Hatalı Test Sonuçlarını Önlemek İçin Nasıl Kan Alınmalı?

içerik

Kan Tahlili Test Sonuçları ve Değerlendirilmesi

Hatalı Test Sonuçlarını Önlemek İçin Nasıl Kan Alınmalı?

Eski zamanlarda doktorlar, hastalık belirtilerine ya da gözlemlerine dayanarak hastalara teşhis koymaktaydı.

Günümüzde ise yapılan kan testleri sayesinde hastalığın tanısı çok daha kolay bir şekilde konmaktadır. En yaygın olarak yapılan testlerin başında kan ve idrar tahlilleri gelmektedir.

Genelde hastanelerde ve aile hekimliklerinde hastaya tanı konulmadan önce kan testi yapılmaktadır.

Kan Tahlilleri

İnsan vücudunda gıdalardan alınan besleyici maddeler vardır. Bu maddeler kan yoluyla vücudun ihtiyaç duyulan bölgelerine taşınır. Aşağıda kan tahlili sonucunda çıkan değerleri inceleyeceğiz.

ALT

Karaciğerde doğal olarak bulunan bir enzimdir. Karaciğerde bir hasar oluşmuşsa kana ALT yoğun olarak yayılır. Kan içerisinde yüksek düzeyde ALT bulunması karaciğer hastalığının belirtisi olabilir.

ALBÜMİN

Karaciğer tarafından üretilen ve vücudun işleyişi için gerekli olan bir proteindir. Albümün değerlerine bakılarak karaciğer ve böbrekte olan rahatsızlıklar teşhis edilir. Herhangi bir rahatsızlık olduğunda albümin değeri düşer.

ALKOL

Kanda alkol bulunup bulunmadığını öğrenmek için yapılan testtir. Genelde trafik kazaları gibi hukuki durumlarda yapılır.

ALKALİN FOSFAT

Kemiklerin yanı sıra karaciğerde bulunan bir enzimdir. Karaciğer bir hastalık tarafından etkilendiğinde kan dolaşımına alkalin fosfat karışır. Bu test karaciğer fonksiyon testleri içerisinde yapılmaktadır. Alkalin fosfat yüksek çıkar ise Hepatit, kemik hastalıkları, iltihaplanma, safra kesesi taşları ve karaciğer kanserine yorumlanabilir.

ALFA FETOPROTEİN (AFP)

Cenin tarafından üretilen AFP proteini hamile kadınlarda yüksek miktarda görülürse doğum kusurlarına sebep olabilmektedir.

AMİLAZ

Pankreas tarafından üretilen bir proteindir. Kan değerlerinde yüksek değerlerde bulunması pankreas hastalıklarının habercisi olabilir.

ANTİNÖTROFİL SİTOPLAZMİK ANTİKOR (ANCA)

Bazı otoimmun hastalıkları tarafından üretilen antikorlardır. Bu hastalıkların tanısının koyulmasında yardımcı olur.

ANTİNÜKLEER ANTİKOR (ANA)

Homatoid artrit ve lupus hastalığı gibi otoimmun hastalıkları olan kişilerin kanlarında bulunur. Mikroskop ile kan tahliline bakılarak tespit edilir

ARTER KAN GAZI (AKG)

Kandaki karbondioksit ve oksijen seviyelerinin tespitinde kullanılır. Kalp, böbrek ve akciğer hastalıklarının teşhisinde bu testten yararlanılır.

BETA İNSAN KORYONİK GONADOTROPİN (BETA HCG)

Bu hormon rahime yerleşen döllenmiş yumurta sayesinde oluşur. Hamilelik döneminde estrojen ve progesteron hormonlarının salgılanmasına yardımcı olur. Hamilelik testlerinde kandaki ve idrardaki Beta HCG değerine bakılır. Kan tahlili hamilelik testi için daha doğru sonuçlar vermektedir.

BİLİRUBİN

Bilirubin değerinin anormal derecede çıkması karaciğer hastalıklarının belirtisi olabilir. Bilirubin testi ile safra kanalı tıkanıklığı, karaciğer hastalıkları ve anemi teşhis edilebilir.

KAN, ÜRE, NİTROJEN (BUN)

Kanda BUN seviyesi yüksek çıkması böbreklerin düzgün çalışmadığını göstermektedir. Vücut tarafından yeterli miktarda su alınmazsa BUN değeri yükselebilir.

KALSİYUM

Vücudun doğal olarak ürettiği ve kemiklerde depoladığı bir mineraldir. Kanda anormal seviyede kalsiyum bulunması böbrek hastalıklarının, paratiroid bezi bozukluklarının, D vitamini eksikliğinin ve kemik kanserinin habercisi olabilir.

KARBAMAZEPİN

Genelde nöbet hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Kandaki miktarının takip edilmesi gerekir.

KARSİNOEMBRİYOJENİK ANTİJEN (CEA)

Hepatit hastalarında ve çok sigara içenlerde CEA değerleri yüksek olur. Sindirim sistemi kanserlerinde CEA seviyesi yüksektir ve takip edilmesi gerekir.

KOMPLEMAN

Vücudun yabancı maddeleri ve mikroorganizmaları yok etmesini sağlayan proteindir.

TAM KAN SAYIMI

En çok yapılan testlerden biridir. Kan bileşenlerinin sayıları hesaplanır.

KORTİZOL

Böbreküstü bezlerinin salgıladığı hormondur. Bağışıklık sisteminin düzenlenmesine yardım eder. Anormal seviyelerde çıkması cusing sendromu veya addison hastalığı gibi hormonal rahatsızlıklara neden olabilir.

C-REAKTİF PROTEİN

Vücutta iltihaplanma oluştuğunda üretilir. C-Reaktif protein testi yapılarak vücuttaki iltihaplanma tespit edilir.

KREATİN KİNAZ

Kalp kaslarında ve diğer kaslarda bulunur. Kalp krizi teşhisinde kreatin kinaz değerlerine bakılır.

KREATİNİN

Böbreklerin ne kadar iyi çalıştığını öğrenmek için kreatinin değerlerine bakılır.

FERRETİN

Kandaki demir miktarının durumu ferratin değerine bakılarak öğrenilir. Demir eksikliği veya fazlalığını öğrenmek için ferratin testi yapılır.

FOLİK ASİT

Genellikle hamilelik döneminde folik asit eksikliği görülür. Kan değerlerinde folik asitin düşük çıkması anemi, anormal fetal gelişim, saçlarda beyazlaşma ve damar sertliğine yol açabilir.

FSH HORMONU

Hipofiz bezleri tarafından üretilen bu hormon erkeklerde sperm, kadınlarda yumurta gelişimini sağlar. FSH değerleri ile menopoz başlangıcı teşhis edilir.

GLİKOZ

Kan şekeri olarak da bilinen glikoz, yiyeceklerin hücreye enerji sağlamak amacıyla parçalanmasıyla oluşur. Kan şekeri seviyesini ölçmek yüksek glikoz ve düşük glikoz değerlerinin teşhisinde kullanılır.

Genelde hastaya glikoz içirilerek ölçülür. Birkaç saatlik süre içerisindeki glikoz seviyesini ölçmek için kullanılır.

HEMATOKRİT

Anemi türlerinin teşhisinde yapılan kan sayım testidir.

HEMOGLOBİN

Akciğerlerden aldığı oksijeni vücudun her yerine taşır. Vücuttaki karbondioksiti toplayıp, dışarı atması için akciğere taşır. Hemoglobin testi ile kansız olup olmadığınız öğrenilir.

DEMİR

Bu test ile kandaki demir miktarı belirlenir. Demir eksikliğinin nedeni yetersiz beslenme olabilir.

DEMİR BAĞLAMA KAPASİTESİ TESTİ

Kan hücrelerinin birleştiği yer olan kemik iliğine, kan dolaşımı ile demir taşınır. Bu test ile demiri taşıyan transferrin proteini değerleri ölçülür. Aneminin sebebini öğrenmek için bu test yapılır.

LAKTAZ DEHİDROJENAZ (LDH)

Kalp, kaarciğer, akciğer ve böbreklerde bulunan doğal bir enzimdir. Bu organlardan herhangi biri zarar görürse LDH salgılanır.

LİPAZ

Pankreas tarafından üretilen lipaz, vücutta bulunan yağın parçalanmasında yardımcı olur. Kan değerlerinde yüksek bulunması pankreatit hastalığına sebep olabilmektedir.

LÜTEİNİZE EDİCİ HORMON (LH)

Lipofiz bezi tarafından üretilen bu hormon yumurtlama ve sperm üretimini tetikler. Kandaki LH değeri ölçülerek üreme sorunları ve adet sorunları değerlendirilir.

PARATİROİD HORMON

Paratiroid bezleri tarafından üretilen hormondur. Vücuttaki kalsiyum ve fosfat seviyelerini düzenler.

FENOBARTİBAL

Yatıştırıcı olarak kullanılan bir ilaçtır. Bilinç kaybı yaşayan kişilerde kandaki fenobartibal seviyesi ölçülür.

FENİTOİN

Nöbet bozulukları tedavisinde kullanılan bir ilaçtır.

FOSFAT

Vücudun enerji depolamasında ve bu enerjiyi kullanmasında yardımcı olur. Fosfat ölçümü sayesinde kemik ve böbrek hastalıkları teşhis edilebilir.

TROMBOSİT SAYIMI

Trombosit kanın pıhtılaşmasında rol oynayan hücre parçacıklarıdır. Bu test ile kandaki trombosit miktarı ölçülür.

POTASYUM

Genelde idrar söktürücü ilaç kullananların kan değerlerinin ölçümü için potasyum testi yapılır.

PROLAKTİN

Hipofiz bezi tarafından üreten bu hormon memelerin süt üretimine yardımcı olmaktadır. Kanda yüksek miktarda bulunması cinsel iktidarsızlığa, göğüslerde şişkinliğe neden olmaktadır.

PROSTAT SPESİFİK ANTİJEN (PSA)

Prostat kanseri tedavisi gören kişilerde PSA değerinin düşük çıkması hastalığın iyileşmeye başladığını gösterir.

PROTROMBİN ZAMANI (PT)

Bu test ameliyattan önce karaciğer hastalıklarını teşhis etmek veya kan sulandırıcı ilaç kullanan kişileri izlemek için yapılır.

RADİOALLERGOSORBENT (RAST)

Bu test ile vücudun neye alerjisi olduğu anlaşılabilir.

RETİKÜLOSİT SAYIMI

Vücutta düşük miktarda bulunan olgunlaşmamış alyuvar hücrelerinin sayımı için yapılan testtir.

ROMATOİD FAKTÖR

Romotoid artrid hastalığının teşhisinde bu test uygulanır.

SEDİMENTASYON HIZI

Bu test ile alyuvarların yerleşme hızı belirlenir. Sedimentasyon hızı yüksek ise enfeksiyonlara, iltihaplı hastalıklara yorumlanabilir.

SERUM PROTEİN ELEKTROFEZİ

Kan hücresi hastalığı olan multipl miyelom tanısında kullanılır.

SODYUM

Vücuttaki su dengesini sağlamada önemlidir. Sinir sinyallerinin üretilmesi ve kas hareketlerinde rol alır.

TİROİD UYARICI HORMON (TSH)

TSH testi hipertiroid ve hipotiroid teşhisinde yapılmaktadır. Tiroid hormonları çok düşük veya yüksek olursa TSH tiroid bezine hormon üretimini arttırması ya da düşürmesi için sinyal gönderir.

TİROKSİN (T4)

Büyüme ve gelişmeyi düzenler. Metabolizmayı ve vücut ısısını kontrol altında tutar. T4 değerinin yüksek olması hipertiroid , düşük olması ise hipotiroid anlamına gelir.

TOKSİK TARAMA

Vücuttaki zehirli maddelerin öğrenilmesinde toksik tarama testi yapılır.

TRİSİKLİK SEVİYESİ

Trisiklik kanda yüksek oranda bulunursa kalp hasarına yol açabilir.

TRİGLİSERİDLER

Kan yoluyla vücutta gezinen yağlardır. Kalp hastalıklarına yol açabilmektedirler. Kolesterol değeri ölçülürken trigliserid değeri de ölçülmektedir.

TRİİYODOTİRONİN (T3)

Büyüme ve gelişmenin yanında metabolizmayı ve vücut ısısını kontrol altında tutar. T3 hormonu yüksek olursa hipertiroid, düşük olursa hipotiroidin habercisidir.

ÜRİK ASİT

Böbrekler tarafından atılan, atık bir madde olan ürik asidin kanda yüksek bulunması böbrek hastalıklarının yanı sıra gut hastalığı ve lösemi habercisi olabilir.

B12 VİTAMİNİ

B12 vitamininin düşük değerlerde olması nörolojik hastalıklara ve anemiye neden olabilir.

AKYUVAR SAYIMI

Akyuvarlar vücudun enfeksiyonlara karşı savaşmasına yardımcı olur.

AKYUVAR FARKLILAŞMIŞ HÜCRE SAYIMI

Vücutta oluşan enfeksiyonun viral mi bakteriyal mi olduğunun anlaşılmasında yardımcıdır.

Bir önceki yazımız olan Doğum Sonrası Depresyon – Depresyondan korunma Yolları başlıklı makalemizde bebek sonrası hüznü, bebek sonrası hüznü nasıl geçer ve doğum sonrası depresyon hakkında bilgiler verilmektedir.

Источник: https://www.saglikla.net/kan-tahlili-test-sonuclari-ve-degerlendirilmesi.html

Gebelik Kan Testi Sonuçları Nasıl Anlaşılır?

Hatalı Test Sonuçlarını Önlemek İçin Nasıl Kan Alınmalı?

Kadınların gebe kaldığının kesinleşmesi için kan testi yapılmaktadır. Kan testi sonucunda HCG hormonunun yüksek çıkması gebeliğin kesin olduğunu gösterir. Gebe kalınmasından itibaren HCG hormonu yükselişe geçmektedir. Kadınlarda gebelikte ve tümörde bu hormon yükselişe geçmektedir.

Dış gebelik ve boş gebelikte de bu HCG hormonunun değerinin yükseldiği görülmektedir. Hormon değerinin yükselmesi çoğu zaman sağlıklı bir gebelik olduğunu da kanıtlamamaktadır. Bunun için mutlaka ultrasona bakılması gerekmektedir.

Gebelik Testi Ne Zaman Yapılır? 

Gebeliğin kesin olduğunun görülmesi için kan testinin son adetin 2 gün gecikmesi gerekmektedir. Yumurtanın döllenerek rahime yerleşmesi kandaki HCG hormonunun yükselmesine neden olmaktadır. Bazı durumlarda kadınlar cinsel birleşmeden 2 gün sonra kan testi yaptırmak istiyorlar. Fakat yumurta rahime yerleşmeden kandaki HCG hormonu yükselişe geçmez.

Kesin gebeliğin kan testinde çıkıyor olması için son adet tarihinden sonraki adetin en az 2 gün geçmesi gerekir. Böylece ilerleyen günlerde de gecikme olduğunda kandaki HCG hormonu yüksekliği ölçülerek gebeliğin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilebilir.

Her HCG hormon yüksekliği sağlıklı bir gebelik olduğunu göstermediği için mutlaka detaylı doktor kontrolü yapılmalıdır. Bunun yanı sıra kadınlarda tümör olduğu zamanda da HCG hormonu yüksek çıktığından detaylı kontrolü mutlaka gereklidir.

Tüp Bebekte Gebelik Testi? 

Normal şartlar ile gebeliği gerçekleşmiş olan kadınların adetin gecikmesinden 2 gün sonra kan testi yaptırarak gebeliğin olduğunu kanıtlaması daha kolay olabilmektedir.

Fakat transfer yolu ile tüp bebek sahibi olacak olan kadınlarda transfer yapıldıktan sonra 12 gün beklenmesi gerekmektedir.

Bazı durumlarda 12 gün geçtikten sonra kanda gebelik testi yapılsa da birkaç gün sonra bu kan testi tekrarlanabilmektedir. Bu işlem doktor tarafından belirlenmektedir.

Tüp bebekte transfer işlemi tamamlandıktan 2 gün sonra kan testi yaptırmak isteyen kadınlar olmaktadır. Fakat unutulmaması gereken en önemli konu ise transfer ile tüp bebek yapılmış olsa bile embriyonun rahime yerleşip HCG hormonunun yükselmesi zaman almaktadır.

Gebe olduğundan şüphelenen kadınlar genellikle eczaneden idrar testi alarak gebeliğinin olup olmadığını anlamaya çalışmaktadır. Fakat gebeliğin erken teşhisinin idrar testi ile anlaşılması mümkün değildir. Bu nedenle kan testi yapılarak gebeliğin olup olmadığı anlaşılmaktadır.

Kan testi günün her saati yapılabilen bir testtir. Kol içinden alınan bir tüp kan laboratuvara gönderilerek HCG hormonu değeri ölçülür. Kan testi sonuçları genel olarak aynı gün çıkabilmekte ya da yoğunluğa ertesi gün sonuçlar alınabilmektedir.

Gebelik için kan testi yapılacak ise adetin 2 gün gecikmesi yeterli olacaktır. Fakat bazı durumlarda kan testinin tekrarlanarak yapılması gerekmektedir.

Kandaki HCG Değeri Gebelikte Kaç Olmalıdır? 

Hamilelik gerçekleşmiş ise kandaki değerlerde yükseliş söz konusu olmaktadır. Gebelik içinse HCG hormonu değerleri yükse olmalıdır. Bir gebelikte kesin konuşabilmek için HCG değerinin 20 değerinden yüksek olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra 1 ila 20 arasında olan değerlerde de şüpheli bir durum olabilmektedir.

HCG değerinin yüksek çıkması ile beraber gebelik gerçekleştiği anlaşılır. Bazı durumlarda HCG değerinin yüksek olması kesin gebelik olmadığını da gösterebilmektedir. Bu nedenle yapılan gebelik testinden 2 gün sonra testin yenilenmesi gerekmektedir.

Kan testi yapılmadan önce adetin birkaç gün gecikmesi normal bir durumdur. Fakat genellikle kan testi yaptıranlar adet tarihinden emin olmayabilmektedir. Bu nedenle ilerleyen günlerden testin tekrarlaması gerekir.

Gebelikte HCG Değeri Ne Zaman Artar?

Gebeliğin gerçekleşmesi için cinsel ilişki sonrasında bir süre beklenmesi gerekmektedir. Döllenen yumurtanın rahime yerleşmesi zaman alan bir olgudur. Bu nedenle gebeliğin olup olmadığının anlaşılması için adetin gecikmesi gerekir. Daha sonra kan testi yapılarak kandaki HCG değerine bakılır.

HCG değeri yükselişe geçmiş ise gebelik söz konusu olabilir. Fakat bazı durumlarda HCG değerinin yüksek olması bile kadınlarda bazı tümör türlerinin olduğunu işaret edebilmektedir.

Normal durumlarda gebelik ya da tümör söz konusu değilken kandaki HCG değeri sıfır veya sıfıra yakın değerde olmaktadır.

Gebelik gerçekleştikten sonra bu değer yükselmeye başlayarak gebeliğin kesin teşhisi konulabilir. Fakat unutulmamalıdır ki tümör gibi hastalıklarda da HCG değerinin yüksek çıkması durumu bulunmaktadır.

Gerekli teşhisin yapılabilmesi için mutlaka doktorun detaylı muayenesi gerekmektedir.

Источник: https://www.annegunlugu.net/gebelik-kan-testi-sonuclari-nasil-anlasilir.html

Diyabette İdrar ve Kan Testleri

Hatalı Test Sonuçlarını Önlemek İçin Nasıl Kan Alınmalı?

Kendi başınıza kan şekerini izlemenize olanak veren iki sistem var. Bunların ikisi de doğru sonuç veriyor; üstelik kan şekerinizi daha iyi denetim altında tutmanızı sağlarken hipoglisemiden kuşkulandığınızda da sizin için yararlı olacaktır.

Kan şekeri düzeyinizi öğrenmek ya iyi olduğunuzu göstererek sizi rahatlatacak ya da önlem almanız gerektiğini hatırlatacaktır.

Türkiye’de insülin kullanan diyabetlilerde kan şekeri çubuklarını (strip) artık sigortalar karşılıyor, ancak bunları okumak için özel ölçüm cihazlarının sigortalı tarafından satın alınması gerekiyor.  

1. Yöntem

Bir damla kandaki kan şekeri (glukoz) plastik çubuğun ucundaki yastıkçık ya da yastıkçıklarla etkileşime girer. Kimyasal maddeler emdirilmiş olan bu yastıkçıklar glukozla karşılaşınca renk değişimine uğrar.

Daha sonra çubuk, test çubuklarının bulunduğu tüpün üzerinde basılı renklerle karşılaştırılır ya da ölçüm cihazına sokularak daha doğru bir değer elde edilir. Farklı birkaç çubuk vardır ve bunların her birinin etkileşim zamanları farklıdır.

Dolayısıyla ölçümlerde gerçekte olduğundan yüksek ya da düşük sonuç almamak için imalatçının talimatlarına dikkatle uyulmalıdır.  

2. Yöntem

Medisense: Bu yöntemde özel olarak tasarlanmış test çubuğuna kan damlatıldığında biraz daha karmaşık bir kimyasal reaksiyon gerçekleşir. Renk değişikliği yoktur ve çubuklar yalnızca özel ölçüm cihazlarıyla okunabilir.

Bu sistemde alışılmış renk yastıkçığı sistemine göre biraz daha az kan yeterlidir, ancak ölçüm cihazının satın alınması gerekir. Günümüzde özel bir çubuk, bir ölçüm cihazı ve parmak ucunu delerek yapılan test ile hem kan şekerini, hem de ketonları ölçme olanağı var.

Bu teknik özellikle gebelikte ve yineleyen ketoasidoz atakları yaşayan çocuklarda ve gençlerde yararlı olabilir.   Parmak ucunu delme Bazı kişiler için bu sistemlerin başlıca sakıncası, her ikisinde de kişinin kendi parmak ucunu delerek kan örneği almasını gerektirmesidir (bazen bu işlem bir başkası tarafından yapılabilir).

Özellikle el işçisiyseniz ya da parmaklarınız çok duyarlıysa, delme işlemi size çok zor gelebilir. Parmağınızı delmede güçlük çekiyorsanız, yaylı delicisi bulunan ölçüm cihazlarından birini kullanmak sizin için daha kolay olabilir.

Bu yaylı delicilerde kendinize uygun derinlik ayarı da yapabilirsiniz. Kan şekeri algılayıcıları Günümüzde sürekli kan şekeri ölçümü yapan birkaç yöntem geliştirildi. Bunlardan biri hafif bir elektrik akımıyla deriden sıvı çeken bir kol saati.

Bu sıvı saatin altındaki zara emilir ve 20 dakikada bir kan şekeri ölçülür. Kan şekeri düşük ya da yüksekse, alarm zili çalarak kişiyi uyarır.

Bu cihazla yapılan ilk denemelerde umut verici sonuçlar alındı, ancak kan şekeri düşüklüğünde yanlış alarmların hayli fazla olduğu kaydedildi.

Diğer bir yöntemde ise, genellikle karın ya da mide üzerinde derialtına ince bir iğne yerleştiriliyor. Bu iğne ince bir tüp aracılığıyla, bir kemere takılı olan küçük bir cihaza bağlanıyor.

İğnedeki özel enzimler deri altındaki sıvıdaki glukozu parçalıyor ve bunun yarattığı hafif elektrik akımı cihaz tarafından saptanarak kan şekeri düzeyine dönüştürülüyor. Sonuçlar cihazda saklanıyor ve üç gün sonra bir bilgisayara yükleniyor.

Kısa bir süre önce farklı bir yöntem kullanan benzeri bir cihaz geliştirildi; küçük bir pompayla derialtına, dokudaki glukozu emen bir sıvı veriliyor, sonra bu sıvı cihaza geri çekiliyor ve glukoz konsantrasyonu ölçülüyor. Bu sistemle iki günlük glukoz ölçülebiliyor.

Bu cihazlar kan şekerinin ne ölçüde denetim altına alınabildiğini belirlemede yararlı olabilir ve tedavide gerekli değişikliklerin yapılmasına olanak verir. Bununla birlikte, henüz bu cihazlarla kişinin belli bir anda kendi kan şekeri düzeyini anlamasına olanak yok.

Üçüncü bir yöntemdeyse ince kan damarları kızılötesi ışınla aydınlatılıyor. Kan şekeri miktarı ışığın damardan geçişini etkileyerek bir sinyal oluşumuna yol açıyor, bu da kan şekeri değerine dönüştürülüyor. Ancak bu henüz deneysel bir yöntem.

Öte yandan Fransız araştırmacıların yayımladıkları heyecan verici bazı sonuçlar var; bu yöntemde kalbe giden büyük bir toplardamara çok ince bir tüp yerleştiriliyor. Bu tüp altı ayı aşkın bir süre boyunca birkaç dakikada bir kan şekerini ölçebiliyor.

Kan şekeri düzeyine ilişkin bilgiler bir insülin pompasına aktarılıyor ve bu bileşim de yapay bir pankreas işlevi görüyor. Şimdilik bunlar ilk, ancak çok heyecan verici sonuçlar. Çok sayıda hastayı kapsayan çalışmaların sonuçları merakla bekleniyor.

Bu teknolojilerin zamanla kan şekerinin anında izlenmesine olanak vereceğine ve bunun bütün hastalarda diyabet tedavisinde bir devrim anlamına geleceğine hiç kuşku yok. Ancak bu teknolojilerin yaygınlaşması birkaç yıl alacak.  

İdrar Testleri

Böbrekleriniz gelen glukoz miktarını yeniden ememediğinde, glukoz idrara geçer. Bununla birlikte, idrar testlerinde sorun bu “taşma noktasının” herkeste aynı olmamasıdır. Taşma noktası için doğru terim böbrek eşiğidir (ya da renal eşik).

Normalde bu eşik yaklaşık 180 mg/dl (10 mmol/l) düzeyindeki kan şekerine karşı gelir. Dolayısıyla, kişisel eşiğe göre değişmekle birlikte, diyabeti olan bir kişide idrar testinin negatif sonuç vermesi kan şekerinin 0 ile 180 mg/dl (10 mmol/l) arasında herhangi bir yerde olabileceği anlamına gelir.

Öte yandan test sonucunun pozitif çıkması kan şekerinizin tam olarak kaç olduğunu ya da kişisel eşiğinizi ne kadar aştığını göstermez.

Sonuçların kesinlikten yoksun olmasına karşın, özellikle diyetle ya da haplarla tedavi ediliyorsanız diyabetinizin yeterince denetim altında olduğundan emin olmak için idrar testi yaptırmanız ve genellikle negatif sonuç almanız yeterli olabilir.  

İdrar testi nasıl yapılır?

Günümüzde hemen herkes kan şekeri ölçümünde kullanılana benzer çubuk testleri kullanıyor. Çubuk akan idrara tutuluyor ya da bir kaba idrar örneği alınarak içine çubuk batırılıyor ve renk değişikliği olana kadar kimyasal reaksiyonun gerçekleşmesi bekleniyor.

Daha sonra bu renk, genellikle çubuk tüpünün üzerinde bulunan renk cetveliyle karşılaştırılıyor. Kan testi çubuklarında olduğu gibi farklı firmaların ürettiği idrar testi çubuklarında da bekleme süresi farklı olduğu için, imalatçının talimatlarına uyun.

Testin gerçekleştirildiği andaki kan şekerinizi yansıtması için taze idrarla yapılması gerekiyor. Sabahları bu özellikle önemlidir, çünkü idrar birkaç saat boyunca idrar kesesinde birikmiştir.

Bu durumda testten yarım saat önce idrar kesenizi boşaltın; test etmeniz gereken asıl idrar, yarım saat sonra alacağınız idrar örneğidir.  

Sonuçların Sizin İçin Anlamı Ne?

Kan ya da idrar testi yaptığınız zaman, aslında bir önceki insülin dozunun ya da hapın etkililiğini ölçüyorsunuz. Bir başka deyişle, öğle yemeğinden hemen önce yapılan test, kişinin sabah uyguladığı kısa etkili insülin enjeksiyonunun etkisini gösterir.

Aynı şekilde, kahvaltıdan önce uygulanan bir test önceki gece yatarken uygulanan dozun etkisini yansıtır. Aynı yorum haplar için de geçerli. Test sonuçları kan şekerinizin yüksek olduğunu gösteriyorsa, dengeyi kurmak için bir sonraki ilaç dozunuzu artırmanız gerekebilir.

Bu önlem kısa dönemde sorunu çözer, ancak test öncesindeki dozu ayarlayarak sorunun ortaya çıkmasını önlemek en iyisi. Çok fazla doz ayarlaması yapmadan önce, testleri günün farklı saatlerinde gerçekleştirmek ve üç-beş gün boyunca alınacak bir dizi sonucu beklemekte yarar vardır.

Böylece kan şekeri düzeyinizdeki değişikliklerin belli bir düzeni var mı, görebilirsiniz. Diyabetinizi denetim altında tutma konusunda daha fazla deneyim kazanana kadar, insülin ya da hap dozunuzu ayarlamadan önce doktorunuza danışmanızda yarar var.

Vücudunuzun verdiği tepkileri daha iyi anladıkça, sizin için hangi ölçünün uygun olduğunu bilecek ve zamanla gerekli ayarlamaları kendi kendinize yapabileceksiniz.  

Hastanede İzleme

Tip 1 diyabetiniz varsa, bazı durumlarda doktorlarınız tedavinin etkili olup olmadığını daha karmaşık kan testleriyle değerlendirmenin yararlı olacağını düşünebilir. Bunlar sizin rutin testlerinizin yerine geçmez, ancak doktorun tedavide değişiklik gerekip gerekmediğine karar vermesini sağlayan ek bilgiler sağlar.

Bu testlerin ikisi de toplardamardan alınan kan örneğiyle yapılıyor.   Glikozillenmiş hemoglobin Bu test altı ile sekiz haftalık bir zaman diliminde ortalama kan şekeri düzeyinizi ölçer. Kan şekeri gibi mm/dl cinsinden değil, yüzde olarak ifade edilir ve normal (diyabetik olmayan) değerler genellikle %4-6 arasında değişir.

Yüzde 7.5 ya da daha düşük bir değer diyabet denetiminin yeterli olduğunu, yüzde 10 ve daha yüksek değerler ise diyabet denetiminin yetersiz olduğunu gösterir. Genel olarak söylersek, glikozillenmiş hemoglobin değerinin %7.

5 olması ortalama kan şekeri düzeyinin 180 mg/dl olduğunu, %10’luk bir sonuç ise ortalama kan şekeri düzeyinin 270 mg/dl olduğunu gösterir. Bununla birlikte, bütün ortalamalar gibi bunlar da birtakım küçük farklılıkların ya da her iki yöne doğru oluşan büyük dalgalanmaların sonucu olabilir.

Bu nedenle test, insülin tedavisinde günlük değişiklikler yapmak açısından yararlı değildir, ancak tedavinizin genelde işe yarayıp yaramadığını gösteren iyi bir kılavuzdur.

  Fruktozamin Bu testte de glikozillenmiş hemoglobin testiyle aynı ilkeler geçerlidir, ancak tedavinin daha kısa bir zaman dilimi içinde (yaklaşık iki üç hafta) etkili olup olmadığını ölçer. Bu test de tedavinin yararlı olup olmadığını ve ayarlamalar gerekip gerekmediğini gösteren iyi bir kılavuzdur.

Источник: http://centralhospital.com/saglikrehberi/diyabette-idrar-ve-kan-testleri/

Ehliyetteki Kan Grubunuz Hatalı Olabilir!

Hatalı Test Sonuçlarını Önlemek İçin Nasıl Kan Alınmalı?

Türk Kızılayı Ege Bölge Kan Merkezi Müdürlüğü ve Manisa Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle kan bağışını artırmak için başlatılan 'Manisa sana kanım feda' projesi kapsamında, öğrenciler sayesinde kan bağışının artırılması ve öğrenci velilerinin kan bağışına yönlendirilmesi hedeflendi. Okullardaki öğretmenlere proje hakkında bilgi veren Ege Bölge Kan Merkezi Müdürü Gök, “Herkesin ehliyetlerinde kan grubu yazıyor; ancak bunların yüzde 5'i hatalı. Eskiden fayansa kan damlatılırdı, çökmesine göre kan grubu belirlenirdi. 2007'den sonra yeni teknoloji geldi. 1 tüp kan alıp, makinede çeşitli testler yapılıyor. Bu zamana kadar 0 grubu herkesin her gruba kan verebileceği söylenmişti; ancak yanlış. Bunu unutun. Yok böyle bir şey. Herkes kendi kan grubu neyse ondan kan alır, verir. Sadece bir kan grubu vardır, 0 negatif grubu. O grup, herkese kan verebilir” diye konuştu.

KAN BAĞIŞINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Bölge Müdürü Gök, kan bağışı hakkında doğru bilinen yanlışlara değindi. Birçok kişinin kendisini kötü hissedeceği, hasta olacağı korkusuyla kan bağışından kaçındığını; ancak kan bağışının faydaları olduğunu dile getiren Gök, şunları kaydetti:

“Tansiyon hastaları kan veremez, diye bir laf vardır. Bu, tam tersine yanlıştır. Kan verirse tansiyonda geçici düzelme, kolesterolü yüksekse geçici iyileşme olur. Kan grubunuz, anne ve babanızla aynı olsa bile onlara kan veremezsiniz.

Biz, o kanları değiştiriyoruz; çünkü anne, baba, kardeşe ve çocuğuna kan veremezsin. Bu kan kullanılamaz. Kullanılırsa sıcak basması, çarpıntı, ölüme kadar gidebilen reaksiyonlar görülür.

O yüzden birinci derece akrabanızla kan grubunuz aynı olsa bile ona kan bağışı yapamazsınız.”

KAN GRUBU TESTİ

Kan Grubu Testi, kişinin sahip olduğu kan grubunu ve kan grubunun bağlı olduğu Rh değerinin pozitif ya da negatif olup olmadığını öğrenmek için yapılan testtir. Kan grubunun doğru bilinmesi hayati önem taşır. Her bireyin kimlik kartında kan grubu bilgileri yer almalıdır.

Bu durum olası bir kaza ya da yaralanma durumunda tıbbi müdahaleyi gecikmeden yapmaya olanak sağlar. Kan grubu hemen hemen her sağlık merkezinde tespit edilebilir ve sağlık merkezleri tespit edilen kan grubunun bilgilerini içeren bir kan grubu kartı verirler.

Özellikle kimlik kartlarında kan grubu bilgisi bulunmayan kişilerin kan grubu kartını yanlarında taşımaları önemlidir.

Özellikle oluşabilecek kanamalı bir kaza ya da hastalık durumunda müdahale edecek sağlık ekibi böylelikle kan grubunu belirlemek için vakit kaybetmez ve zaman kazanmış olur.

KAN GRUBU TESTİ NASIL YAPILIR

Kan grubu testi ülkemizde hemen hemen her sağlık kuruluşunda yapılmaktadır.

Özellikle gelişmiş eğitim ve araştırma hastanelerinde alt grup tayinleri de yapılabilmekte ve olası bir kan transfüzyonu esnasında oluşabilecek hataların önüne geçilmektedir.

Kan grubu tayini ülkemizde bir kaç farklı yöntemle yapılabilir. Bunlar kısaca; jel kart sistemi, fayans üstü kuagülasyon yöntemi ve santrifüj yöntemi olarak sıralanabilir.

Jel Kart Sistemi: Bu yöntemde kişiden alınan kan altı farklı bölmeden oluşan içi jel antikor dolu olan bir karta birer damla olarak alınır.

Bu kart içinde A,B,Rh faktörleri için ayrı bölümler ve bir de test bölümü vardır. Test bölümü jel kartın doğruluğunu onaylamak içindir.

Karta alınan kan santrifüj edildikten sonra çökelti olan kısımlar pozitif olmayan kısımlar negatif olur. Böylelikle kan grubu belirlenir.

Kuagülasyon Yöntemi: Bu yöntem genel olarak dünya üzerinde kullanılan en eski yöntemdir. Yaygın olarak beyaz bir fayans ya da cam üzerine kişiden alınan kandan üç damla alınır. Bir damla kana A diğer damla kana B antikoru ve son damla kana Rh faktörü damlatılır.

Pıhtılaşma olan kısım pozitif kabul edilir pıhtılaşma olmayan ise negatiftir. Birden fazla pıhtılaşma var ise, örneğin hem A hem B reaktörü damlatılan kan damlalarında pıhtılaşma oldu ise kan AB hiç birinde olmadı ise kan grubu 0 olarak tayin edilir.

Rh faktörü pıhtılaşmış ise pozitif pıhtılaşmamış ise negatif kabul edilir.

Santrifüj Yöntemi:Bu yöntem kuagülasyon yöntemine benzer, üç adet kan tüpü içine birer damla kan ve birer damla A ve B reaktörü damlatılır ve üçüncü tüpe bir damla kan ve bir damla Rh faktörü damlatılır. Üç dakika santrifüj edildikten sonra dibe pıhtı şeklinde çöken kan pozitif çökmeyen kan ise negatif tayin edilir Rh faktörü pıhtılaşır ise pozitif aksi halde negatiftir.

KAN GRUBU TESTİNİN ÖNEMİ

Kan grubu testi basit gibi görünse de kişi için hayati öneme sahiptir. Yanlış kan grubundan kan alan bir hasta hemorajik şoka girer ve sonuç ölüm olabilir.

Kan grubu tayini hijyenik ortamda yapılmalı ve her hastanın tayini tek tek yapılmalıdır. Böylelikle olası bir bulaşma önlenmiş olur.

Kan grubu bilgileri mutlaka kişinin yanında bulunmalı ve akli dengesi yerinde olmayan ya da kendini ifade etmekte zorlanan bireylerin bir künye ya da bir dövme ile bu bilgileri taşımaları önemlidir.

Источник: https://www.bolgegundem.com/ehliyetteki-kan-grubunuz-hatali-olabilir-377482h.htm

Tahlil Sonuçları Kısaltmaları, anlamları, kan, idrar | Çokbilgi.com – Türkçe ve Edebiyat Güncesi

Hatalı Test Sonuçlarını Önlemek İçin Nasıl Kan Alınmalı?

Tahlil sonuçlarını aldığımızda doktora göstermeden önce kendimiz, kısaltmaların anlamlarını tam olarak bilmesek de anlamaya çalışırız.

Özellikle kalın harfle yazılanların ortalama değerlerin altında veya üstünde olduğu anlaşıldığından hemen bu değerin neyle ilgili olduğunu öğrenme ihtiyacı duyarız. O anda kafamızda kurduğumuz senaryolar, ciddi bir hastalığa yakalandığımıza kadar süren bir telaşı beraberinde getirir.

Hâlbuki bu değerlerin bazıları çok gereksiz, doktorların bile bakmadığı şeyler olabilir. Bazen de hiç önemsemediğiniz bir değer, doktorun baktığı tek sonuç olabilir.

Hâl böyle olmasına rağmen, yıkılan inşaatı veya çamaşır makinesini zele oturup izleyen bir millet olarak, doktordan önce hastalığımızın teşhisini kendimiz koyma merakımızı bir türlü aşamayız diye düşünüyorum. Fakat her zaman doktordan önce teşhis koymaya çalışanlar değil, bazen sonuçlar hakkında ayrıntılı bilgi edinmek isteyen kişilerin de ihtiyacı olan kısaltma bilgileri sizlerle paylaşmak istedik.

Türkiye’deki tahlil laboratuvarlarının büyük kısmı, aynı kısaltma veritabanını kullanır. Bununla birlikte, bazı değerlerin farklı şekillerde kısaltıldıkları da görülebilir. Fakat üç aşağı beş yukarı sıralanan kısaltmaları anlamak mümkündür.

Kan, idrar veya kültür tahlilleri için verilen sonuçlardaki kısaltmalardan en çok geçenler aşağıda sıralanmıştır. Eğer aradığınız kısaltma aşağıda görünmüyorsa, “Ctrl + F” tuşlarına aynı anda basarak sayfa içerisinde arama yapmayı deneyin. Bazı değerleri, açıklama yazarak bulmanız daha kolay olabilir.

Örneğin “HGB” şeklinde göremediyseniz, “hemoglobin” diye aramanız sonuç getirebilir.

Kan Tahlili Kısaltmaları

Hemogram: Tam kan sayımı anlamına gelmektedir.
RBC:
Kırmızı kan hücrelerinde bulunan eritrosit/alyuvar miktarıdır. Bunlar oksijen taşıyan hücrelerdir.
HGB: Hemoglobin. Kanda bulunan toplam hemoglobin miktarını göstermektedir. Kanda varolan oksijenle birleşmiş alyuvarlardır.
HCT: Hematokrit.

Kandaki hemoglobin ve eritrosit miktarını gösterir.
PLT: Platelets, yani trombosit sayısı. Pıhtılaşmayı sağlayan hücreleri gösterir. Demir eksikliği anemisi ve akut enfeksiyonlarında trombosit sayısına bakılır.
MPV: Kanda bulunan trombositlerin ortalama büyüklüğünü gösterir.

PDW: Kandaki trombositlerin dağılım genişliğini gösterir.
MCV: Oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin ortalama büyüklüğüdür. Tam kan sayımında önemli olan bir bulgudur.
MCH: Kırmızı kan hücrelerindeki (yani eritrositlerdeki) toplam hemoglobin miktarını gösterir.

MCHC: Eritrosit hemoglobin konsantrasyonunun yüzde olarak ifadesidir.
RDW: Eritrositlerin dağılımı genişliğini gösterir.
WBC: Beyaz kan hücrelerinin lökosit sayısı. Beyazküreler yanı akyuvarlarımızın sayısını belli eder. Vücudun savunmasında ve bağışıklığında görevlidir.
CRP: C Reaktif Protein.

Normalde insan vücudunda düşük değerlerde bulunan bir proteindir.
PNL: Nötrofiller. Bakteryel enfeksiyonların arttığı durumlarda yükselir.
NE%: Nötrofil yüzdesi. Bu hücrenin ana işlevi, vücuda zararlı olan yabancı materyalleri bulmak ve tahrip etmektir.
LY%: Lenfosit yüzdesi.

Bu hücreleri bağışıklık yanıtının humoral kısmını oluştururlar. Viral enfeksiyonlarda ve bazı kronik hastalıklarda düşer.
MO%: Monosit yüzdesi. Bu hücreler fagositoz yapma yeteneğindedir ve lenfositlerle direkt veya indirekt yoldan bağışıklık sisteminin regulasyonunda önemli rol oynarlar.
EO%: Eozinofil Yüzdesi.

Yabancı maddeleri yok etme görevinde olan hücrelerin yüzdesini gösterir. Alerji ve parazitik hastalıklarda bakılır.
BA%: Bazofil Yüzdesi. Bazofillerin de fagositoz yeteneği vardır ama asıl fonksiyonunu, çeşitli maddeler salgılayarak gösterir.

İdrar Tahlili Kısaltmaları

PRO: Protein. Genellikle hamilelerde görülür. Normalde sık rastlanmaz.
GLU:
Glikoz. Negatif çıkması beklenir. Kanda aşırı derecede glikoz artarsa idrarda da çıkması beklenir.
Sg:
Dansite (Yoğunluk). Referans aralığı 1.010 ile 1.020 arasındadır.

pH: Referans aralığı 4.8–7.4 arasında olmalıdır. Ortalama pH 6 olarak kabul edilebilir.
LEU: Lökosit. İdrarda lökoside rastlanması patolojik etki olduğunu gösterir.
NIT: Nitrit. İdrarda nitrit bulunması nitrit üreten bakterilerin varlığını gösterir.
KET: Keton.

Genellikle aç kişilerde ortaya çıkar. Hasta ne kadar aç ise keton o kadar yüksektir.
UBG: Ürobilinojen Değeri
BIL: Bilirubin. Ölü kan hücrelerinin karaciğer ve safra kesesi aracılığıyla atılımını gösterir. Normalde idrarda bulunmaz. Sarılık gibi durumlarda ortaya çıkar.
ERY: Eritrosit.

İdrarda kan olduğunu gösterir.

Biyokimya Tahlili Kısaltmaları

CA: Kalsiyum. Endokrin ve metabolik bozuklukların değerlendirilmesinde kullanılır.
PHOS: Fosfor. Fosfor metabolizmasının, asit-baz ve kalsiyum-fosfor dengesinin değerlendirilmesinde kullanılır.
UREA: Üre. Böbrek fonksiyon testlerinden biridir.
GLU: Glikoz.

Kandaki şeker oranını gösterir ve şeker hastalığının teşhisinde 12-24 saat açken ölçülür.
TP: Total Protein. Böbrek ve karaciğer hastalıklarının takibinde kullanılır.
HB: Hemoglobin. Anemi, kan kaybı vb. durumların değerlendirilmesinde kullanılır.
UA: Ürik Asit.

Gut ve diğer pürin metabolizma bozukluklarının tanı ve takibinde kullanılır. Gut, böbrek yetmezliği, lösemi ve ağır egzersiz gibi durumlarda ürik asit düzeyi artar.
BİL-D: Bilirubin. Karaciğer ve safra kesesi fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılır.
BİL-T: Bilirubin.

Karaciğer ve safra kesesi fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılır.

SGOT-AST-SGPT-ALT-GGT: Kısaltmalar ile gösterilen bu testler karaciğer fonksiyon testleri anlamına gelir. Karaciğerin etkilendiği düşünülen hastalıklarda hekim tarafından istenilir.
ALT: Alanin Aminotransferaz.

Karaciğer fonksiyon testlerinden biridir.
AST: Aspartat Aminotransferaz. Bütün vücut dokularında bulunmakla beraber, karaciğer, kalp ve iskelet kası en çok bulunduğu hücre içi olarak yer alan bir enzimdir.

GGT: Karaciğer hastalıklarında ve özellikle alkole bağlı karaciğer hastalıklarında daha değerli bir enzimdir.
ALP: Alkalen Fosfataz. Karaciğer, safra kesesi ve kemik dokusuna bağlı hastalıkların değerlendirilmesinde kullanılır.

Vücutta neredeyse tüm dokularda vardır; fakat ne iş yaptıkları pek bilinmez.

LDH: Laktat Dehidrogenaz. Kalp ve karaciğer hastalıklarının tanısında kullanılır.
HDL: Kandaki yağ oranını gösteren, yararlı kolesterol olarak bilinen değerdir.
LDL:
Koroner kalp hastalığı riskinin değerlendirilmesinde kullanılır.

Kandaki yağ oranını gösteren, zararlı kolesterol olarak bilinen değerdir.
TK: Toplam Kolesterol. Toplam kolesterolün değerini gösterir.
VLDL-K: VLDL Kolesterol. Lipit metabolizmasının değerlendirilmesinde kullanılır.

CK-MB: Kreatin Kinaz. İskelet ve kalp kasında dejenerasyona yol açan durumların değerlendirilmesinde kullanılır.
AMYL: Amilaz. Pankreas, tükürük bezleri ve bazı tümörlerden salgılanan fonksiyon testlerinden biridir.

Alkol kullanımı miktarını artırırken pankreas yetmezliği amilaz düzeyini azaltır.

TG: Trigliserid. Yağ asidi veya gliserolün birleşmesiyle oluşan doğal yağlardır. Kolesterolden tehlidir.
FE: Demir. Her türlü anemi, demir eksikliği ve demir zehirlenmesinin değerlendirilmesinde kullanılır. Demir eksikliği anemisi gibi durumlarda demir düzeyi azalır.

Sodyum: Elektrolit ve su dengesinin değerlendirilmesinde kullanılır.
Potasyum: Elektrolit ve asit-baz dengesinin değerlendirilmesi ile böbrek fonksiyonlarının takibinde kullanılır.
Klorür: Elektrolit dengesi ve asit-baz ile su metabolizmasının değerlendirilmesinde kullanılır.

Magnezyum: Mg metabolizması ve elektrolit dengesinin değerlendirilmesi ile gebelikte hipertansiyon tedavisi uygulanan hastaların takibinde kullanılır.
Kreatinin: Böbreğin çalışması hakkında bize bilgi verir. Böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılır.

Kreatinin Klerensi: Böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesinde ve böbrek hastalıklarının takibinde kullanılır. Burada ise böbrek hastalıkları ve şok kreatinin klerensi düzeyini azaltır.

AKŞ: Açlık Kan Şekeri. Karbonhidrat metabolizmasının değerlendirilmesinde kullanılır.
TKŞ: Tokluk Kan Şekeri. Genelde yemeğin 2. saatinde bakılır.

OGTT ve OGL: Şeker yüklemeleri
Asit Fosfataz: Esas olarak prostat, karaciğer, kemik ve bazı kan hücrelerinde bulunmaktadır.
Albumin: Karaciğerde sentezlenen bir protein sentezidir.

Kan onkotik basıncı hakkında bilgi verir.
Lipaz: Pankreas fonksiyon testlerindendir.
DBK: Demir Bağlama Kapasitesi. Serum demir düzeyinin değerlendirilmesinde kullanılır.

Transferrin: Plazmada demir transportunu sağlayan major proteindir. Demir eksikliği anemisi, gebelik ve östrojen kullanımında transferin düzeyi artar.

Hepatit Tahlili Kısaltmaları

HBsAg: Akut veya kronik HBV (Hepatit B Virüsü) enfeksiyonlarının tanısında kullanılır.
Anti-HBs: HBV’ye karşı immünitenin tespitinde kullanılır.
Anti-HAV IgM: Akut HAV enfeksiyonunun tanısında kullanılır.

Anti-HAV Total: Hepatit A’ya karşı immünitenin olup olmadığının değerlendirilmesinde kullanılır.
HBeAg: HBV enfeksiyonunun takibinde kullanılır. Enfeksiyonun erken evrelerinde, HBsAg’den sonra ortaya çıkar.

Anti-HBe: HBV enfeksiyonunun takibinde kullanılır. HBeAg ortadan kaybolduktan sonra görülür.
Anti-HIV: HIV, Aids tanısında kullanılır.
Anti-HCV: HCV enfeksiyonunun tanısında kullanılır.

Genelde HCV enfeksiyonunun geç evresinde kanda bulunur.

Hormon Tahlili Kısaltmaları

FERR: Ferritin. Demir eksikliği anemisi, kronik hastalık anemisi, talasemi, hemakromatozis ve demir yükleme tedavisinin takibinde kullanılır.
B12: Vitamin B12. Hematopoezis ve normal nöronal fonksiyonlar için gereklidir.
FOL: Folik Asit.

Folat eksikliğinin tanı ve tedavisi takibi ile megaloblastik ve makrositik anemilerin değerlendirilmesinde kullanılır.
T3-T4-FT3-FT4: Total T3, Total T4, Serbest T3, Serbest T4. Troid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılır.
TSH: Tiroid Uyarıcı Hormon.

Tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde ve tedavi takibinde kullanılır. Tek başına yeterli değildir, ek yöntemler gerekir.
E2: Estradiol. Vücuttaki en potent endojen östrojendir.
ß-HCG: Beta HCG.

Gebeliğin teşhisi, ektopik gebelik şüphesinin değerlendirilmesi ve in vitro fertilizasyon hastalarının takibinde kullanılır.
AFP: Alfa-Fetoprotein. Hepatoselüler ve germ hücreli kötü huylu tümörlerde kullanılan bir tümör belirleyicisidir.

CEA: Kolon, rektum, akciğer, meme, karaciğer, pankreas, prostat, mide ve over kanserlerinde CEA düzeyi artar.
CA 125: Özellikle over malignitelerinin (yumurtalık kanseri) takibinde kullanılan bir tümör markeri yani bir tümör belirleyicisidir.

CA 15–3: Meme kanserinin tanı ve tedavi takibinde kullanılır.
CA 19–9: Tüm gastrointestinal sistem kanserleri ve diğer adenokarsinomlarda CA 19–9 düzeyi artar.
PSA: Prostat-Spesifik Antijen. Prostat hastalıklarının tanı ve takibinde kullanılır.
Free PSA: Serbest PSA. Prostat hastalıklarının tanı ve takibinde kullanılır.

| Yorum Yap! | Yazı Ayrıntıları… | Yazdır! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Источник: https://www.cokbilgi.com/yazi/tahlil-sonuclari-kisaltmalari-kan-anlamlari/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.