Havuzların Neden Olduğu 4 Önemli Sorun!

Havuzun Zararları Neler? Nasıl Korunulur?

Havuzların Neden Olduğu 4 Önemli Sorun!

Haber güncelleme tarihi 10.04.2019 09:28

Deniz mi havuz mu sorusu, yıllardır yaz aylarının en büyük tartışma konusu olmuştur. Yaz aylarında insanların yoğun şekilde uğrak noktası olan denizler, dalga olmadığından kimileri için temiz değil.

Diğer yandan ise kimi insanlarda havuzlara karıştırılankimyasallar nedeniyle temiz olmadığı düşüncesi sahip. Yıllardır cevap bulunamayan bu soru karşısında deniz severler denize, havuz severler havuza girmeye devam ediyor.

Bizde havuza girecek olan kişilere kimyasallar için bazı önlemler sunacağız.

Havuzun Zararları Neler?

Havuzlar, başta klor olmak üzere sağlımızı tehdit eden birçok kimyasal barındırır.

Bu kimyasallar bazı kişilerde, cilt kuruluğu, göz kızarıklığı, kaşıntı, aşırı sivilcelenme gibi hafif rahatsızlar ortaya çıkarır.

Bu rahatsızlıkların yanı astım krizi, hormon bozuklukları ve bağırsak florasının değişmesi gibi ciddi sorunlar doğurur.  Özellikle kapalı yüzme havuzlarında meydana gelen bu rahatsızlıklar erkeklerde hormon bozukluğuna neden olabiliyor.

İşte havuz düşkünlerinin bu kadar ciddi teh saçan havuzlardan korunma yolları;

Kapalı Yüzme Havuzlarından Uzak Durun

Kimyasallar havuza dökülse de buharlaşır. Ancak kapalı yüzme havuzlarında buharlaşan kimyasallar bir yere gidemediğinden teninizle sürekli temas halinde olacak. Bu nedenle açık yüzme havuzlarını daha çok tercih edin.

Havuza Girmeden Öncede Duş Alın

Havuza girmeden önce duşa alma alışkanlığına sahip bir ülke değiliz. Kendi mantığımıza ters düşen bu durumun aslında cildimize çok büyük faydası var. Kuru cilt, suyla ilk buluştuğunda suyu direkr emer. Doyma noktasına ulaştığında da suyu emmesi iyice azalır.

Yani havuzdan önce kuru cildimizi duş alarak suya doyurursak havuzdaki kimyasallar suyu emmeyecek. Bu neden duş almak çok  önemli Diğer bir nedeni ise, vücuttaki amonyak, havuzdaki klorla birleşirse cildimiz çok büyük tahrişe uğrayacak.

Eğer duş alırsak cildimizdeki amonyak temizlenmiş olacak ve klor fazla zarar veremeyecek.

Havuzdan Önce Hindistan Cevizi Yağı Sürünün

Havuzdaki klorun bir diğer zararı ise cilt yağını eriterek bakteri, virüs ve mikropların vücuda girmesini sağlamasıdır. Bunun için vücudumuzun her yerine hindistancevizi yağını sürersek vücudumuz bu zararlı bakteri, virüs ve mikroplardan korunmuş olur. Üstelik bu yağ güneşin zararlı ışınlarından da koruyor.

C Vitaminli Krem Kullanın

Klor ve kloraminle baş etmenin en etkili yöntemi C vitaminidir. Çünkü C vitamini bu iki kimyasal maddeyi etkisiz hale getiriyor.

Havuza girdiğinizde cildinizle buluşan klor ve kloramin kimyasalları için havuz çıkışı C vitamini uygularsanız bu kimyasallarda hiçbir etki kalmamış olur.

Bu C vitaminini ise şu yolla buluyorsunuz; suda çözünen C vitamini tabletini suda eritip, asidini de giderince sprey şişesine doldurun. Havuzdan çıktıktan sonra saç diplerinize kadar her yerinize uygulayın.

Küvet Kızarıklığı Hastalığına Yakalanma Riski

Eğer kirlenmiş bir su insanların vücuduna uzun süreli değerse, kişi sıcak küvet kızarıklığı hastalığına yakalanabilir. Bu hastalık mikrobun enfekte olmasından dolayı kaynaklanır. Çevrede çok fazla bulunur.

Kızarıklığın bulaştığı yerler genelde ya kirli havuzlar, az temizlenen küvetler ya da göller olabilir. Deri ilk başlarda kaşınır daha sonra kaşınan bölge şişer.

Saç kökü etrafında oluşmuş kızarıklar, baksırınızın yada mayonuzun etrafında oluşan kızarıklıklar sıcak küvet kızarıklığının semptomlarıdır.

Solunum Yolu Enfeksiyonları

İnsanlar kapalı sıcak havuza girer ve buhar içinde nefes alırlarsa, solunum yolu enfeksiyonuna yakalanabilirler. Suyun içerisinde Legionella mikrobu bu hastalığa neden olur. Legionella, bir çeşit pneumoniaya sebep olan legionellosis diye adlandırılan bir mikroptur. Legionella, insandan insana bulaşabilir.

Önerilen İçerik; Suyun Bilinmeyen Faydaları

Neoldu.com / Sosyal Fayda

Источник: https://www.neoldu.com/havuzun-zararlari-neler-nasil-korunulur-4819h.htm

Dikkat Edilmesi Gereken 10 Önemli Çevre Sorunu

Havuzların Neden Olduğu 4 Önemli Sorun!

Halihazırda olumsuz etkilerini yaşamaya başladığımız çevresel sorunlar göz ardı edilirse insanları, bitkileri, hayvanları, dağları, buzulları, okyanusları ve aynı zamanda elektrik yükü, su, manyetizma ve iklim gibi doğal kaynakları da içine alan ekosistem üzerinde oldukça büyük ve tahrip edici sorunlar ortaya çıkartacaktır.

En büyük rolü bizim oynadığımız çevresel sorunlardan en önemli 10’u şu şekilde sıralanabilir:

KİRLİLİK

İnsan faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan kirlilik artık yalnızca su, toprak, hava ve gürültü kirliliğini değil; ışığı, noktasal ve dağınık kaynakları da kapsıyor. Bu da doğal kaynakların tükenmesine veya kullanılmaz hale gelmesine neden olarak canlı hayatının devamlılığını tehye atıyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Yaşamaya başladığımız iklim değişikliği doğal bir süreçte gerçekleşmiyor. Küresel ısınmayı, sera etkisini ve kentsel ısınmayı tetikleyen insan eylemlerinin zararlı etkilerden dolayı hızla meydana geliyor. İklim değişikliği yalnızca hava koşullarının değişmesinde değil; kutup bölgelerinin erimesi, yeni hastalıkların ortaya çıkması ve bitkilerin büyümesinde kalıcı zarara sebep oluyor.

KÜRESEL ISINMA

Küresel ısınma, kısaca; karbondioksit, metan ve su buharı gibi sera gazlarının etkisiyle yeryüzünün sıcaklığındaki artış olarak açıklanabilir.

Bu gazlar, sera etkisi yaratarak dünyanın sıcak kalmasını ve dolayısıyla insan yaşamının sürmesini sağlıyor.

Ancak sera gazlarının birikiminin hızla artması ve fazla ısının atmosferde sıkışması yeryüzünün gerektiğinden fazla ısınmasına sebep oluyor.

Çevre Koruma Dairesi (EPA) raporlarına göre, geçen yüzyılda dünya sıcaklığı 0,8 derece artmıştır. Küresel ısınma dünyadaki canlı sağlığını ciddi derecede tehdit etmesinin yanı sıra buzulların erimesine, iklim değişikliğine, kuraklıklara, hastalıklara ve kasırga sıklığındaki artışa neden olabilecek uzun süreli etkilere sahip.

ORMANSIZLAŞMA

İnsan nüfus artmasına bağlı olarak yiyecek, barınak ve giyinme talebi de giderek artıyor. Artan talebi karşılamak içinse ‘ormansızlaşma’ olarak tanımlanan doğrudan bir hareket ortaya çıkıyor. Ormansızlaşma; tarım, endüstriyel veya kentsel kullanımlar için ormanların veya yeşil alanların temizlenmesi anlamına geliyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) raporuna göre her yıl yaklaşık 18 milyon dönüm orman kaybediliyor. Ormansızlaşmanın uzun vadedeki etkileri sel, toprak erozyonu, küresel ısınmada artış, iklim dengesizliği ve vahşi hayatın yok olması.

AŞIRI NÜFUS

Su kirliliği, kaynak krizi, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kirlilik, toprak kirliliği, kentsel yayılma, ormansızlaşma ve aşırı üretim, aşırı nüfus artışının doğrudan neden olduğu tehli etkilerin örnekleri arasında sayılabilir.

SANAYİ VE EV ATIKLARI

Aşırı nüfus artışı ve gelişen teknoloji, insan ihtiyaçlarını artırarak ve çeşitlendirerek daha fazla üretime ve tüketime sebep oluyor. Bu durum da atılması gereken daha fazla ürün yaratıyor.

Çoğu atık, düzenli depolama sahalarında yeraltına gömülüyor ve bu büyük depolama alanlarının varlığı canlı sağlığını olumsuz etkileyen; toprak kalitesinin düşmesi, vahşi yaşamın bozulması, hava kirliliği ve iklim değişikliği gibi ciddi çevresel sorunlar ortaya çıkartıyor.

ASİT YAĞMURU

Atmosferdeki belirli kirleticilerin (endüstriyel süreçler, otomobiller, vb.) varlığına bağlı olarak oluşan asidik yağmurlar; yağmur, kar, sis ve yeryüzüne yerleşen kuru maddeler şeklinde ortaya çıkabiliyor. Asit yağmurları canlı yaşamında yıkıcı etkilere sebep olabileceği gibi yaşam alanlarımızı oluşturan yapılar üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurabiliyorlar.

OZON TABAKASININ AZALMASI

Yeryüzü yüzeyinin 25-30 km üzerindeki bir gaz katmanı olan ozon tabakası, stratosferde bulunuyor ve dünyaya gelen zararlı UV ışınını önlüyor. Ozon tabakası, güneş tarafından yayılan zararlı ultraviyole radyasyonların etkisini de %97-99 oranında düşürebiliyor.

Ozon tabakasındaki tükenmenin başlıca nedenleri arasında kloroflorokarbonlar (CFCler) gibi insan yapımı bileşikler, aşırı klor ve klor salıverilmesi, halonlar, CH3CCl3 (metil kloroform), CCl4 (karbon tetraklorür), HCFC’ler (hidro-kloroflorokarbonlar), hidrobromofluorokarbonlar ve metil bromür sayılabilir.

GENETİK MÜHENDİSLİĞİ

Günümüzde gıda, insan ve hayvan organlarının genetik modifikasyonu, bilim ve teknolojinin gemisi gibi görünüyor. Biyoteknoloji ne kadar etkileyici olsa da bu konuda belirli sınırlamaların getirilmesi gerekiyor.

Çünkü yarattığı olumsuz etkilerle genetik mühendisliği hala tartışmalı bir konu.

Genetik kirlilik ve gıda değişikliği, yalnızca insanlar üzerinde zararlı etkilere sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda genetik değişikliğe de sebep oluyor.

KENTSEL YAYILMA

Hindistan ve Çin, nüfusun, kentsel genişlemenin ve toprak parçalanmasının tek örnekleri değil. Günümüzde neredeyse tüm ülkelerde talebin giderek artması, sorumsuzca arazi kullanımına sebep oluyor.

Sanayi alanlarının genişlemesi sadece toprak bozulmasına ve toprak kirliliğine sebep olmuyor, doğal yaşam alanlarını da yok ediyor. Flora ve fauna’dan oluşan doğal çevre, ayrım yapılmaksızın yok ediliyor veya tamamen dönüştürülüyor. Bu, uzun vadede insan sağlığı için zararlı bir etkiye sahip olmasının yanı sıra ciddi çevresel sorunların da kaynağı.

Источник: https://10layn.com/dikkat-edilmesi-gereken-10-onemli-cevre-sorunu/

Gençlere göre Türkiye’nin en önemli sorunu ne?

Havuzların Neden Olduğu 4 Önemli Sorun!

Türkiye’nin gündeminden düşmeyen en önemli sorunlardan biri olan kadına şiddete 2015 yılında 303 kurban verildi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın açıkladığı rakamlara göre Türkiye’de her 10 kadından 4’ü fiziksel şiddete uğrarken şiddete uğrayan kadınların oranı her yıl ortalama yüzde 33 artıyor.

Uluslararası Antalya Üniversitesi tarafından TNS ortaklığıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre kadına şiddet belirtilen sorular içinde yüzde 2.8 ile ancak 9. sırada yer alabildi. Kadına şiddet en büyük tepkiyi %6.4 ile İstanbul, İzmir ve Ankara’dan almakta.

Kadına şiddeti ülkenin birinci sorunu olarak görenlerin oranı ise yüzde %0.4 oldu.

En önemli sorun terör, Rusya sorunu ve mülteci alımı kriz değil

Türkiye’nin en büyük sorununun %48.2 ile terör olduğu görülen araştırmada işsizlik %37.2 oranıyla ikinci, ekonomi ise %25.3 ile üçüncü büyük sorun olarak öne çıkmaktadır. Eğitim %9.4 ile dördüncü, mülteci %5.9 ile beşinci, Rusya krizi %5.1 ile altıncı sırada yer alırken bunları %3.4 ile adalet, %3.3 ile dış politika, %2.8 ile kadına şiddet takip etmektedir.

İç Anadolu bölgesi, terörün yoğun olarak yaşandığı Güney Doğu (%51.5) ve Doğu Anadolu (%57.9) bölgelerine kıyasla terörü en yüksek oranda (%66) Türkiye’nin sorunu olarak gören bölgedir. Diğer bölgelerden farklı olarak Ege bölgesinde terörü Türkiye’nin en önemli sorunu olarak ifade edenlerin oranı %8’dir.

Son dönemde gündemden düşmeyen Rusya krizi ve mülteci alımı konuları ise Türk halkı için öncelikli sorun olarak görülmemektedir.

Halkın %5,9’u mülteci alımının sorun yaratacağına inanırken, araştırmaya katılanların sadece %5,1’i Rusya ile yaşananları kriz olarak görmektedir. Rusya krizinden en çok etkilenen bölge ise Karadeniz’dir.

Karadeniz halkının terörden sonra %34 ile en büyük sorunu Rusya krizi olarak ifade edilmiştir.

Gençler iş yok diyor

Araştırma sonuçlarına göre 2015 yılında 18 yaş ve üzeri Türk halkı, gençlerin en önemli sorununu %55.1 ile işsizlik olduğunu belirtmiştir. Eğitim %21.6 ile gençlerin en önemli ikinci sorunu olarak öne çıkarken, terör %7 ile üçüncü sırada yer almaktadır.

Araştırmaya katılan 18-24 yaş arası gençler özelinde ise İşsizlik % 50.1 ile birinci sorun olarak ortaya çıkarken, eğitim ikinci, ekonomi ise gençlerin en büyük üçüncü sorunu olarak sıralamada yer aldı.

Türkiye çapında gerçekleştirilen araştırmada tüm katılımcılar tarafından ülkenin en büyük sorunu olarak görülen terör, Türkiye’de gençlerin sorunlarının neler olduğu sorulduğunda işsizlik, eğitim ve ekonomiden sonra gelerek %6 ile dördüncü sırada yer almaktadır.

Türkiye’deki gençlerin en büyük sorununu işsizlik olarak tanımlayanlar, bunun yeterli iş alanı olmadığından (%33,3) yaşandığını düşünmektedir. Bunu %10,8 ile iş beğenmeme,%10,4 ile asgari ücretin düşük olması takip etmektedir.

18-24 yaş arası gençler genelden farklı olarak ikinci sırada asgari ücret düşük olduğu için işsizlik sorunu yaşandığını düşünmektedir.

18-24 yaş arası gençlerin %40’ı önümüzdeki 5 yıl içerisinde ekonomideki durumun aynı kalacağına inanıyor.

Türkiye’deki eğitim sorunundan en fazla rahatsız olan kesim ise yine 18-24 yaş arası gençler oldu. Diğer yaş gruplarından fazla olarak gençlerin %15’i ülkenin sorunları arasında eğitimi öncelikli olarak belirtiyor.

En umutlu İç Anadolu en karamsar Ege

Araştırma kapsamında görüşülen her 10 kişiden 4’ü önümüzdeki 5 yıl içerisinde ekonomik yaşam standartlarının şu anki durumundan çok daha iyi ya da iyi olacağını düşünüyor. Kötü ya da çok daha kötü olacağını belirtenlerin oranı ise %28. Buna karşılık her 10 kişiden 3’ü önümüzdeki 5 yıl içerisinde de şu anki durumları ile aynı seviyede olacağını ifade ediyor.

Kent kesiminde yaşayanlar kır kesiminde yaşayanlara, 25-34 yaş grubu diğer yaş gruplarına kıyasla ve AB gelir grubu da diğer gelir gruplarına kıyasla önümüzdeki 5 yıl içerisinde ekonomik yaşam standartlarının çok daha iyi veya iyi olacağı görüşünde.

Ekonomik yaşam standartlarına ilişkin beklentileri de ortaya koyan araştırmaya göre, halkın %33,9’u Türkiye’de yaşayan insanların ekonomik yaşam standartlarının 5 yıl içinde değişmeyeceğine inanıyor. Ekonominin daha iyiye gideceğine inanan bölge en yüksek oran ile (%56,6) İç Anadolu olurken, Ege bölgesi yine en yüksek oran ile (%60,2) ekonominin kötüye gideceğini düşünen bölge olmuştur.

Diğer bölgelerde Türkiye’nin en önemli sorunu terör iken, Ege Bölgesinde ekonomi %66,4 ile ülkenin en önemli sorunu olarak görülmektedir.

İlgili yazılar

Türkiye’de Kırsala Dönüş Projesi

Türkiye, OECD’de en yüksek enflasyon oranına sahip ülke

Tiranın Umutsuzluk Ülkesi

Источник: https://indigodergisi.com/2016/02/genclere-gore-turkiyenin-en-onemli-sorunu-ne/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.