Hekimler Yaşlı Hastalarla Nasıl İletişim Kurmalı?

Demans hastasıyla nasıl iletişim kurmalı | NPİSTANBUL Beyin Hastanesi

Hekimler Yaşlı Hastalarla Nasıl İletişim Kurmalı?

Halk arasında “bunama” olarak bilinen demans hastalığı, beynin zihinsel ve davranışsal işlevlerinin bozulması ile ortaya çıkıyor. Demans hastalarına yaklaşımda bulunurken dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında bilgiler veren Uzm. Dr.

Celal Şalçini, hastalarla konuşurken ses tonu ve tavırların kontrol edilmesinin önemine dikkat çekti.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr.

Celal Şalçini, demans hastalarına yaklaşımda bulunurken dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında önemli bilgiler verdi. 

Hastalarla normal hızınızdan yavaş konuşun

“Demans hastalarında bilgi işleme hızı azalmaktadır. Bu sebepten ötürü konuşma hızımızı azaltarak hastanın zihni üzerindeki yükü azaltabiliriz” diyen Uzm. Dr. Celal Şalçini, 
“Bu şekilde hastanın zihinsel süreçte işlemesi gereken kelime ve kavram sayısı azalmakta, diyalogunuz daha etkin olabilmektedir.

Değişken (multimodal) girdi sağlayın demans hastalarının birçoğundan öncelikli olarak sözel belleğinin bozulduğu ve sözel girdilerinin zor hafızaya alındığı, bu girdiler yazı ve eşlik ile pekiştirilmesi hatırlamayı ve öğrenmeyi kolaylaştıracaktır.

Örneğin; bir isim öğretilirken aynı zamanda yazdırılmalı, okutulmalı veya bir resimle ilişkilendirilmelidir” şeklinde konuştu.

Konuşan kişi sayısını azaltın

Birçok kişi beraber konuştuğunda demans hastasının konuşmaları takip etmede ve konuşmaya dâhil olmakta zorlandığını ifade eden Uzm. Dr.

Celal Şalçini, 
“Böylece hastanın mevcut olan kafa karışıklığı artmakta ve hasta ajite olmakta ve hasta duyduğu endişe sonucunda içine kapanmakta ve konuşmamayı tercih etmektedir.

Bu sebepten ötürü demans hastaları ile teke tek konuşmayı tercih etmeli veya konuşan kişi sayısını mümkün olduğu kadar azaltmalısınız” uyarısında bulundu. 

Biraz daha yüksek sesle, sesinizi tizleştirmeden konuşun 

Uzm. Dr. Celal Şalçini, “Demans olsun olmasın yaşlılar işitmede zorluktan ziyade konuşmayı anlamakta güçlük çeker” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunun sebebi yüksek frekanslı seslerin algılamadaki kayıp ve bilgi işleme hızındaki düşmedir. Mümkün olduğu kadarıyla normal ses tonunuzdan biraz yüksek sesle, sesinizi tizleştirmeden konuşun. 

Konuşma tonunuza ve tavrınıza dikkat edin

Demans hastalarının her ne kadar kelime ve kavramları anlama yetkisi kaybolsa da konuşma şeklinizden, tavrınızdan ve tonunuzdan haberdarlar.

Hastayla konuşurken sesinizi yükseltmekten, patlayıcı ve çok sesli konuşmaktan, tehditkar ve emir verir tondan konuşmamaya özen gösterin.

Böylece hastayla diyalogunuz düzelecek ve hastayı sinirlendirmekten, rahatsız, huzursuz etmekten ya da taşkınlık yapmasından kaçınmış olacaksınız. 

Şimdi ve burada hakkında konuşun 

Hastalarla şimdiki zaman üzerinden konuşun, gelecek ile ilgili konuşmamaya gayret edin. Ortamda bulunan, hastaların görebildiği veya hissedebildiği şeyler hakkında konuşun. Diğer bir deyişle hasta konuşulan şeyleri hissedebilsin.  Cümle İçeriği- Hasta ile konuşurken birden çok önerme vermeyin.

Hastanın zihinsel bilgi işleme süreci bozulduğundan ikinci bir önermeyi anlamakta zorluk çekecektir. Hastaların yakın hafızası bozulmuş olduğundan cümlenin sonundaki önermeye gelindiğinde, birinci önermeyi unutma ihtimalleri yüksektir. Örnek olarak aşağıdaki cümlelerde değişken önermeler mevcut: 1.önerme: Karnım ağrıyor, 2.

önerme: Sabah uyandığımda karnım ağrıyordu, 3.önerme: Akşam yediğim yemekten ötürü sabah uyandığımda karnım ağrıyordu.
Böylece 1. önermedeki cümleye benzer cümleler kurulmalı, 2 ve 3. önermedeki gibi uzun ve birçok önerme içeren cümlelerden kaçınılmalı, kullanmak gerekiyorsa cümleleri bölmeli ve 1. cümleyi anladıktan sonra 2.

cümleye geçilmelidir. Anlaşılmayan cümleleri gözden geçirip anlaşılabilir hale getirin. 

Aktivite içinde konuşulması, anlaşılabilirliği artırıyor

Birçok araştırmada hastayla aktivite içinde konuşulması anlaşılabilirliği artırdığı saptanmıştır. Çiçekleri yerleştirmek, bir şey inşa etmek, dikiş dikme ve boyama aktiviteleri hastaların anlık şeyler üzerinden konuşma üretebilmelerine olanak sağlar:

Basit kelimeler kullanın

Basit ve sık kullanılan kelimelerin anlaşılması daha kolay olacaktır. Bu nedenle bilgilerin sık kullanılan kelimeler kullanarak aktarılması daha verimli olmaktadır. A ve b cümlesi aynı şeyi anlatıyor olabilir ve b cümlesinin anlaşılması daha kolaydır. Anlaşılmayan kelimeleri gözden geçirip anlaşılabilir kelimeler kullanın. (A: Harmonika evladiyelik, B: Ağız mızıkası çok dayanıklı) 

Zamir yerine gerçek isim kullanın

Cümle içinde isim yerine zamir kullanmaktan kaçının. Mesela ‘o’ yerine kişinin ismini kullanın. Çünkü zamir kullanıldığı zaman zamirin yerine geçtiği ismiyle hatırlanması gerekir.

Bu iş hastanın belleğine ek yük getirmekte ve anlaşılabilirliği zorlaştırmaktadır. Alttaki örnekte olduğu gibi 2.cümleyi kullanmak gerekir. (1.cümle Ayşe ve Mehmet. Hasan’ı okula bıraktı. Onun derse geç kalmasını istemediler. 2.

cümle Ayşe ve Mehmet Hasan’ı okula bıraktı. Hasan’ın derse kalmasını istemediler. 

Çoktan seçmeli kelimeler kullanmayın

Hastalar serbest hatırlama gerektiren ‘Dün akşam ne yedin?’ veya ’Ne yemek istersin’ gibi açık uçlu soruları cevaplamakta zorlanır. Hastaları serbest hatırlama gerektiren açık uçlu soru sormaktan kaçınmalı, ‘Yemek et mi istersin, tavuk mu istersin?’ vb. çoktan seçmeli sorular sormalısınız. 

Hastaya çocuk gibi davranmayın

Demans hastaları beyin yapılarındaki bozulma nedeniyle günlük işlevlerinde yapılanları anlamaları, algılamalarındaki yavaşlama onları adeta bir çocuk gibi savunmasız duruma getirmektedir. Öğrenme süreçlerinde sorun olması nedeniyle hastaya çocuk gibi davranmak bazen hasta tarafından alaycı algılanabilir ve hastayı huzursuz edebilir.

Aynı zamanda alaycı tavırlardan kaçınmak ve hastaya gereksiz espri yapmaktan kaçınılmalıdır. Hastaların soyutlamasında yetersizlik ve kavramları algılamadaki yetersizliği nedeniyle espriler zihinsel kapasiteleri aşabilir.

Bu nedenlerden ötürü hastaya çocuk gibi davranılması kendisini aciz hissettirecek ve bu durumda huzursuz olmasına sebebiyet verebilir

Hastaları serbest hatırlama ortamına sokmaktan sakının

Ziyaretçiler geldiğinde ‘bak misafir geldi’ demek yerine ‘Ahmet ve Zeynep ziyarete geldi’ demek daha doğru olur. Böylece hasta hatırlamadığı için kendini sıkıntılı hissetmeyecektir.

Sık sık mekan değiştirmekten kaçının

Demans hastaları yeni bilgileri işleme sürecinde sorun yaşarlar. Bu nedenle önceden öğrendiği durumları değiştirmekten sakının.

Hastalar yaşadığı mekanı ve eşyaların yerleri değiştikçe hasta yeni yere ve eşyaların yerine adapte olmakta zorluk çekmekte, yeni mekanı öğrenmekte zorlanmakta ve bu sebeplerden dolayı kafa karışıklığı artmaktadır.

Bu sebepten ötürü hastalarda yer değişikliğinden kaçınılmalı, eğer yer değişikliği kaçınılmaz ise yeni odanın iç dizaynını eski odasıyla benzer şekilde düzenlemeli, aynı eşyalar benzer yerler veya görünür yerlere koyulmalı (gözlük, kumada, tarak vb.).

Hastanın hatalarını devamlı olarak düzenlemekten vazgeçin

Demans hastaları sıklıkla hatalı cümleler kurar ve bakım verenler de onları hatalarını özellikle de başka insanların yanında çok sık düzeltir. Hasta bir kere kendini savunma durumuna geçtiğinde sinirlenme, rahatsızlık, huzursuzluk ya da taşkınlık yapma durumu gelişir ve konuşma isteğini yitirir.”

Hastanın yaşam alanını düzenleyin

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı: 

“Çevresel değişikliklerin amacı hayatı kolaylaştıran, güvenli ve huzurlu ortam yaratmaktır. Hastanın yatak odası ve banyosuna gece lambası koyun.

Merdiven boşluğuna bir güvenlik kapısı koyun. Halıları mümkünse kaldırın veya sabitleyin. Yürüme yolu üzerinde dengesizlik esnasında destek alabilecek sabitlenmiş mobilya veya tutunacak barlar monte edin. Takılıp düşmeyi engellemek için elektrik kablolarını saklayın.

Hastanın uzaklaşmasını engellemek için kapıları kilitleyin; ancak, hastanın bir yangın halinde çıkabileceğinden emin olun. Hasta yatağının başına uzaktan kumandalı sabit bir ışık kaynağı yerleştirin. Banyo ve duş yerlerine kaymayan banyo havlusu koyun.

Hastanın koluna adı, soyadı ve bellek bozukluğu bulunduğu belirten bir kimlik bilekliği takın.”

Источник: https://npistanbul.com/demans-hastasiyla-nasil-iletisim-kurmali

SAĞLIK HİZMETLERİNDE İLETİŞİM

Hekimler Yaşlı Hastalarla Nasıl İletişim Kurmalı?

Yaşlanma her canlıda görülen, tüm işlevlerde azalmaya neden olan, süregelen ve

evrensel bir süreç olarak tanımlanabilir. Yaşlılık, iç ve dış çevredeki değişikliklere uyum

yeteneğinin azalması sonucu, problemlerle başa çıkmanın zorlaştığı ve pek çok hastalığın

karşımıza çıktığı bir yaşam dönemidir. Yaşlı hastalarla iletişim kurarken daha dikkatli

olunmalıdır; çünkü bu yaşamsal dönem içerisinde duygusal tepkiler daha derindir. Yaş

ilerledikçe yanlış algılamalar ve kırılganlıklar artar. 

 Yaşlı hastalarla iletişim kurarken sizi anlayamayacağı düşüncesiyle

yaklaşmayınız.

 Yaşlılar, diğer bireylere göre manevi açıdan daha hassas ve kırılgan

olabilirler. O nedenle, yaşlı hastalara bağırmadan onların duyabileceği

şekilde sakin ve yavaş konuşunuz.

 Hastanın öyküsünü ve şikâyetlerini çok iyi alabilmek için sorularınızı

açık, anlaşılır bir şekilde sorun ve yanıtlamaları için zaman tanıyınız.

 Tıbbi terimleri aşırı kullanmaktan kaçınınız.

 Hiçbir zaman yaşlılarla, çocukla konuşur gibi konuşmayınız.

 Yaşlılıkta kas yapıları zayıfladığından ani ve hızlı hareketler

yaptırmayınız.

 Yaşlı hastaların eşlerinin de yardıma gereksinimi vardır. Eşinin sağlık

kuruluşuna getirilmesi, özellikle acil durumlarda korkutucu ve endişe

verici olacağından birkaç dakikanızı ayırarak, neyi niçin yaptığınız

konusunda ailesini bilgilendiriniz.

Sağlık Sorunu Olan Bireylerle İletişim

Sağlık problemi olan hastanın hekime gitme kararı vermesi iletişim sürecini

başlatacaktır. Sağlık kuruluşlarına müracaat eden hastalarla birebir iletişim kuran, sağlık

personelidir.

Hastanın muayenesi sırasında hekim ve diğer sağlık personelinin gülümsemesi, güven

vermesi ve bilgi paylaşımında bulunması gerekir. Hastanın anlatacaklarının dinlenmesi

hastadaki memnuniyeti ve iletişimi arttırır.

 İletişim sırasında hastayı unutmak: Örneğin; sağlık personellerinin hasta

yanında o yokmuş gibi davranması, onunla ilgili konuşması ve

kararlarında onun fikrini almaması,

 Hasta ile konuşurken tıbbi terimlerin kullanılması,

 Hastane ortamındaki gürültü, ısı, ışık ve havalandırma durumu,

 Rutin işlemler. Örneğin; viziteler, tedaviler, banyo saati vb.

 Servisin devamlı hareketli olması, yoğun atmosfer,

 Ekip elemanlarının birbirleriyle olan olumsuz ilişkileri sayılabilir.

 İletişim engellerini aşmak için sağlık personelinin dikkat etmesi gerekenbazı hususlar

 Hasta güler yüzle karşılanmalıdır.

 İçten ve samimi bir ilgiyle dinlemelidir.

 Empati yapmalıdır.

 Sağlık personeli-hekim ve hasta üçlüsünün bulunduğu ortamda hasta

unutulmamalı, sorular sorulmalı, gerektiğinde bazı açıklamalar yapılmalı

ve hastanın tüm soruları özenle cevaplanmalıdır ve  Tıbbi terimler kullanılması gerekiyorsa bunlar hastaya anlayacağı dilde sadeleştirilerek açıklanmalıdır.

 İletişim sırasında ısı, ışık, havalandırma durumları dikkate alınmalı,

bunların hastanın görme, işitme ve doku kanallarını etkileyeceğidüşünülmelidir.

 Rutin işler sırasında iletişimin kopabileceği dikkate alınmalı ve geribildirimdenyararlanılmalıdır.

 Servisin devamlı ve yoğun atmosferinin hastayı yoracağı ve iletişimietkileyeceği bilinmelidir.

 Servisteki diğer sağlık personelleri ile iyi ilişkiler kurulmalıdır. Olumsuzetkileşimlerin hasta üzerinde “güvensizlik” yaratacağı unutulmamalıdır.

 Hasta ailesi de iletişim zincirine alınarak, onların da hasta bakımınakatılımı sağlanmalıdır.

 Hastanın konuşmasını cesaretlendirmek için zaman zaman sessizkalınmalı, konuşması için fırsat verilmelidir.

 Hastaya ön yargısız bir yaklaşımda bulunulmalıdır.

 Hastanın kendi bakımı ile ilgili alınacak kararlarda işbirliği yapmasıdesteklenmelidir.

 Hasta ile konuşurken ses tonunu yükseltmemelidir.

 Hastanın yüz ifadeleri, mimikleri ve beden dili izlenerek anlamayaçalışılmalıdır.

 Hastanın sağlığına kavuşmasında ona yardımcı olacak inançlarıdesteklenmelidir.

 Hasta ne kadar bilgi sahibi olmak istiyorsa o kadar bilgi verilmelidir.

 Hasta ile aranızda bir ortaklık olduğunu vurgulamak için birinci çoğul

şahıs zamiri kullanılmalıdır. “Aynı fikirde olduğumuzu sanıyorum”,“Önümüzdeki hafta tekrar görüşeceğiz”gibi.

 Hastanın kendine olan inancı ve güveni güçlendirilmelidir.

http://mtegm.meb.gov.tr/program/dokuman/modul/AC%DDL%20SA%D0LIK%20H%DDZMETLER%DD/SA%D0LIK%20H%DDZMETLER%DDNDE%20%DDLET%DD%DE%DDM/Sa%F0l%FDkta%20ileti%FEim.pdf

“,”author”:null,”date_published”:”2019-07-27T00:14:20.000Z”,”lead_image_url”:”https://3.bp.blogspot.com/-Fkt3OLLF9wo/VHdtDkx3cyI/AAAAAAAAABc/T0WmhAgT_rI/s1600/images%2B(1).jpg”,”dek”:null,”next_page_url”:null,”url”:”https://saghiziletisim.blogspot.com/2014/11/sorunu-olan-bireylerle-iletisim-saglk.html”,”domain”:”saghiziletisim.blogspot.com”,”excerpt”:”Yaşlı Hasta ile Ä°letişim Yaşlanma her canlıda görülen, tüm işlevlerde azalmaya neden olan, süregelen ve evrensel bir süreç olarak tanımlanabilir. Yaşlılık, iç ve dış çevredeki değişikliklere uyum…”,”word_count”:503,”direction”:”ltr”,”total_pages”:1,”rendered_pages”:1}

Источник: https://saghiziletisim.blogspot.com/2014/11/sorunu-olan-bireylerle-iletisim-saglk.html

Sağlık Bakanlığı Evde Sağlık Hizmetlerinden Nasıl Faydalanırım? – Sesan

Hekimler Yaşlı Hastalarla Nasıl İletişim Kurmalı?

Evde hasta bakımı uzun soluklu ve zorlu bir süreçtir. Hem manevi hem de maddi olarak aileleri olumsuz şekilde etkilemektedir. Bu süreçte yapılması gereken sağlık tetkiklerinin de kesintisiz devam etmesi gerekir. Bunun için hastanın belirli sürelerde hastaneye gitmesi gerekir.

Ağır bir hastanın sıklıkla hastaneye gitmesi veya bir yerden başka bir yere transferi çok zordur. Bu nedenle rutin kontrollerin evde yapılması hastalar ve yakınları için konfor sağlamaktadır. Bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın sağladığı bazı ücretsiz hizmetler mevcuttur.

Bunlardan bir tanesi Evde Sağlık Hizmetleri’dir.

Bu hizmet özellikle evde bakılan hastaların ve hasta yakınlarının merak ettiği önemli bir konudur. Sağlık Bakanlığı bu hizmeti ücretsiz olarak sağlamaktadır. Hastanelerde kurduğu ekipler her hastayla özel olarak ilgilenmektedir. Peki bu hizmeti nasıl alacağız?

Ücretsiz olan bu hizmeti nasıl alacağımıza dair biraz araştırma yaptık ve aşağıdaki bilgileri sizin için derledik.

Şu anda Türkiye’nin her ilinde bu hizmet kamu hastaneleri tarafından verilmektedir. Bu hizmete başvurmak için 444 38 33 no’lu hattı arayıp kayıt yaptırmanız gerekiyor. Kaydınızla ilgili yapılan incelemeden sonra ihtiyacınız olan evde sağlık hizmetini alabiliyorsunuz.

Kayıt için Ek-3 Evde Sağlık Hizmeti Başvuru Formunun doldurulup İl Sağlık Müdürlüğünün Evde Sağlık Hizmetleri bölümüne teslim edilmesi gerekiyor. Formda belirtilen bazı detayların aile hekiminiz tarafından doldurulması gerekiyor.

Yapılan ziyaretlerde öncelikle hastaların tıbbi geçmişleri öğreniliyor. Kullandığı cihazlar ve ilaçlar inceleniyor. Tansiyonları ve kan şekerleri ölçülüyor. Fizik muayeneleri yapılıyor. Yatak yarası olan hastaların da pansumanları yapılıyor.

Vücudunda bası yarası bulunan hastalar yara bakım takip programına alınıyor. İhtiyaç halinde sonda uygulamaları da yapılıyor.

Evden sağlık kurumuna ve sağlık kurumundan eve transfer işlemleriyse “Evde Sağlık Hizmetleri Hasta Nakil Ambulansları” tarafından yapılıyor.

Evde sağlık hizmetlerinin kapsamı aşağıdaki şekilde belirtilmiştir:

1. Hastaya konulmuş olan tanı ve planlanan tedavi çerçevesinde, bulunduğu ev ortamında muayene, tetkik, tahlil, tedavi, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinin verilmesi.

2. İlacın reçete edilmesindeki özel düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, uzun süreli kullanımı sağlık raporu ile belgelendirilen ilaçların reçete edilmesi.

3. Tıbbi cihaz ve medikal malzeme kullanımına ilişkin raporların çıkarılmasına yardımcı olunması.

4. Hastanın ve ailesinin, evde bakım sürecinde üstlenebilecekleri görevler ile hastalık ve bakım süreçleri hakkında bilgilendirilmesi.

5. Hastaya, evde kullanması gereken tıbbi cihaz ve ekipmanlar konusunda, eğitim ve danışmanlık gibi hizmetlerin verilmesi.

6. Gerekli görülen hallerde hastanın ilgili sağlık kuruluşuna ve/veya sağlık kuruluşundan evine nakli.

Evde sağlık hizmetlerini vermek üzere 3 tip birim oluşturulmuştur:

1. T Tipi: Toplum Sağlığı Merkezlerine bağlı olarak kurulan birimlerdir. Evde sağlık hizmetini öncelikli olarak sunmakla görevlidir.

2. H Tipi: Hastanelere bağlıdır. Öncelikli olarak uzman hekim konsültasyonu, fizyoterapi gibi T tipi birimler tarafından verilmesi mümkün olmayan hizmetlerin sunumuyla mükelleftir.

3. D Tipi: Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı Ağız Diş Sağlığı Merkezleri bünyesinde kurulan birimlerdir.

Bir Hasta Yakınımızın Tecrübeleri

Bir hasta yakınımızın bizimle paylaştığı bilgileri aşağıda belirtiyoruz. Tecrübelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederiz Nurettin Metin.

Yazan: Nurettin Metin

Sayın Celil Çağlar Özlü,

İyi niyetli gayretleriniz için teşekkür ederim. Size yılların tecrübesi ile evde bakım hizmetlerinin yapısı ile ilgili bilgi ve tecrübelerimi aktarayım. Siz de paylaşımda bulunun.

Evde bakım hizmetleri adıyla örgütlenen kurumdan en iyi yardımı alacak olanlar sadece yaşlı ve hem yaşlı hem yatalak hastalardır. Ayrıca sadece mesai saatleri içinde çalıştıkları için acil olmayan sorunlar için çalışıyorlar. Ancak benim oğlum gibi ventilatörlü hastalar için hiç ama hiç yararları olmuyor.

Öncelikle hasta nakil araçları donanımlı olmadığı için (hasta tasıma gereçleri, oksijen donanımı ve nakil aracı yani ambulans yerine kullanılan araçlarında) yetkili doktor ve hemşire yok. Kısaca sadece nakil aracı, ambulans değil.

Ayrıca her hastanede bir hemşireleri var ve hemşirenin yaptığı tek işlem hasta girişini sizin yerinize yaptırmak o kadar. Hastanın yattığı acilde veya muayene için getirildiği serviste sizin yanınızda ve yol gösterici olmuyorlar. Hastanede kendilerine tahsis edilen odalarında oturuyorlar.

Eğer ısrarcı olursanız taşeron firma elemanlarından birini sizin yanınıza veriyorlar. Bizim gibi hastalar için tek çözüm yolu 112 ambulanslarıdır.

Diğer bir konu da evlere ziyaretlere geldikleri ve yatak yarası pansumanlarını yaptıkları, rapor çıkarılmasına yardımcı oldukları sadece şehir efsanesidir. Bu tür hizmetlerin tamamını aile hekimleri yerine getirmekte.

Evde bakım hizmetleri kuruluş amacı güzel olan ama uygulamada en azından İzmir’de iflas etmiş bir uygulamadır. Reklamlarda gösterilen görüntüler tamamen reklamdır. Bu benim İzmir’deki uygulama hakkındaki yaşadığım ve birebir tanıklığım olan konulardır.

Ancak Ankara’da bu uygulamanın daha düzenli yürüdüğünü orada yaşayan yakınlarım belirtiyorlar.

Dileğim her yerde ve her hasta için bu sistemin çalışır olmasıdır. Yine de yararlı olabildiği insanlar adına sevindiren bir uygulama. Saygılar.

Evde sağlık hizmetlerinden faydalandınız mı? Bu süreçte herhangi bir sorun yaşadınız mı? Aşağıdaki yorum bölümünden bizimle paylaşır mısınız?

Soru Sor & Yorum Yap »

Источник: http://sesanltd.com.tr/saglik-bakanligi-evde-saglik-hizmetlerinden-nasil-faydalanirim/

Hasta, hasta yakını ve hekim iletişimi nasıl olmalı?

Hekimler Yaşlı Hastalarla Nasıl İletişim Kurmalı?

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

26.04.2018

Hasta, hasta yakını ve hekim arasındaki etkili iletişim tüm hastalıkların tedavi sürecinde olduğu gibi onkoloji hastalarının tanı ve tedavi sürecinde de çok önemlidir.

Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (American Society of Clinicial Oncology-ASCO) hastalar ile iletişimi güçlendirmek için hekimlere yönelik bazı öneriler içeren özel bir kılavuz geliştirmiştir.

Bu kılavuz çerçevesinde ülkemizin de onkoloji pratiğini göz önüne alarak hazırladığımız yazımızı sizler ile paylaşmak istedik.

Bu yazıyı okumanızın sizlerin de iletişim konusunda nelere odaklanacağınızı algılamanız konusunda yararlı olacağını düşünüyoruz.

Kılavuz 11 Eylül’de Journal of Clinical Oncology’de yayımlanmıştır. Bu kılavuz iletişim odaklı olup hasta ve hasta yakınlarının ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanmış.

Onkoloji alanında hasta, hasta yakını ve hekim ilişkisi güçlüklerle doludur

Bu süreç doğru yönetilemez ve hasta-hekim ilişkisi bir güven üzerine inşa edilemez ise hasta ve hasta yakını mutsuzluğu, hekimlerde tükenme ve hatalı tıbbi uygulama (malpraktis) davalarında artışa neden olur.

Onkoloji pratiğinde sıklıkla karşımıza çıkan iletişim güçlüklerinin kaynakları

• Kuşkulu bir kanser bulgusu sonrası endişe verici tanı koyma süreci,

• Kanser tanısı alan hasta ve yakınına hastalığın söylenmesi,

• Tedavi yan etkilerinin ve olası ölüm riskinin konuşulması,

• Tedavi alıp almamanın sonuçlarının anlatılması,

• Tedavi sürecinde ortaya çıkan, tedaviye yanıt alamama veya tedavi yan etkisi gibi olumsuz tedavi sonuçlarını paylaşma,

• Ülkede onayı olmayan etkili olabilecek tedavileri paylaşma,

• Alternatif tedavilerin olumsuz etkileri konusunda hasta, hasta yakınını bilgilendirme,

• Şifa şansı olmayan bir durumda yaşam süresinin konuşulması,

• Ne kadar yok saysak da bir grup hastada ölüm sürecinin konuşulması ve yönetilmesi.

Görüldüğü üzere çok sayıda konu başlığı, günlük onkoloji pratiğinde yaşanan hasta ve hekim ilişkisinde zorlukların kaynağı olabilmektedir.

Ülkemizde neredeyse tüm onkoloji klinikleri oldukça yoğun çalışmakta, onkoloji hekimleri adeta cansipârâne hizmet vermekteler. Hekimlerin işlerinin kolaylaşması, hasta ve hasta yakınlarının hekimlerin içinde bulunduğu güçlükleri algılamaları ile mümkün olabilir.

Unutulmamalıdır ki bu alanda hekime yardımcı olmak, iletişimi kolaylaştıracak, hekimin de kendini güvende hissetmesine neden olacak, hastaya olan sevgi bağını güçlendirecek ve kaliteli bir sağlık hizmetinin sunulmasını kolaylaştıracaktır.

Kanser zor bir hastalıktır ve tıbbi onkoloji uzmanları hastalara destek ve hastalıkla baş etmeleri konusunda yardımcı olmalılar. Hasta ve yakınlarının yeterince bilgilendirilmesi ve endişelerini hafifletme yönünde caba harcamalılar.

Hastaların çoğunun karmaşık olan kanser hastalığının tanı ve tedavisi hakkında bilgileri yoktur. Hekimlerin mesleki eğitimlerinde ağırlık hastalıklarının tanısı ve tedavisine yöneliktir. Aslına bakarsanız hastalığı tedavi etme ve iyi iletişim kurma farklı becerilerdir.

Çok özel bir konu olmasına rağmen hekimlerin eğitim süresince bu alana yönelik profesyonellerce hazırlanmış dersler ve kurslar son derece azdır.

Hekimlerin okuduğu uluslararası kaynaklar, günlük pratikte edindikleri deneyimler, tecrübeli kıdemlileri ve hocaları, hasta ve yakınlarının geri bildirimleri gelişmelerine en önemli kaynaklardır.

Araştırmalar, iyi tasarlanmış eğitim programlarının onkoloji uzmanlarının ve hastaların etkili iletişim becerilerini geliştirebileceğini vurgulamaktadır. Bununla birlikte hasta ve yakınları da iletişimin önemini kavramalı ve bu yönde çaba sarf etmeliler.

Doğru iletişim için doktorlara yönelik anahtar öneriler

• Onkoloji hizmeti ulaşılabilir olmalı; hasta geribildirim sağlayabilmeli, hastalar ve yakınları ile olan etkileşimler gözlemlenebilmelidir.

• Kanser tedavi süreci yönetim planı hastalar ile birlikte tasarlanmalıdır, hasta ve yakınının hem tanı hem de tedavi seçeneklerini yeterince anlaması sağlanmalıdır. Tıbbi bakım hedefleri ve tedavi kararları hastaların değer ve öncelikleriyle uyuşmalıdır.

• Hastalar ve yakınları endişelerini konuşmaya ve muayene sırasındaki alınacak tedavi kararlarına katılmalarına teşvik edilmelidir. Bu sayede hasta ve yakınlarının güveni artar ve tedavilerinde aktif rol almaları sağlanır.

• Hekimler şifa şansı olmayan hastalıkların tedavi sürecinde erkenden yaşam süresi ile ilgili hasta ve yakınları ile konuşmalı; hastalığın neden olduğu şikayetler ve hastalığın ilerlemesine bağlı ortaya çıkacak sorunlar ve olası çözümleri için hasta ve yakınının tercihlerini almalılar.

• Tedavi sürecinde karşılarına çıkabilecek ek ödemeler, bakım masrafları tartışılmalı ve bununla ilgili kaygılar olabildiğince giderilmeli, gerekli görülen durumlarda hastalar için mali danışman veya sosyal hizmet uzmanlarına yönlendirilmelidir.

• Hastalar tedavi seçeneklerinden haberdar edilmelidir. Bunlar; klinik çalışmalar ve palyatif bakım gibi tedavi seçeneklerini de içermelidir. Tedavi edilemez hastalığı olanlar için onkoloji uzmanları aktif tedavi ve palyatif bakım seçenekleri hakkında aynı anda bilgi vermelidir.

Doğru iletişim için hasta ve yakınlarına yönelik anahtar öneriler

• Hasta yakınları hastalarının hastalıkları konusunda bilgi edinme çabalarını engellememeli ve hekimine yeterince bilgilendirmesi konusunda kolaylık sağlamalılar.

• Tedavilerini üstlenen hekimler ile güven veren bir iletişim tarzı içinde olmalı ve merak ettikleri konuları sormalı, düşüncelerini dürüstlükle paylaşmalılar.

• Tedavi süresini, tedaviden elde edilecek başarı oranlarını, başarısızlık durumunda onları nelerin beklediğini kapsamlı sorgulamalılar.

• Ülkemizde onaylı olmayan ilaçlar, insani amaçlı erken erişim programları, klinik araştırmaların kendileri için uygun olup olmadığı tedavi planı öncesi sorgulanmalı.

• Hekimleri ile ayak üstü görüşmeye çalışmamalı, randevu öncesi sorularını yazılı olarak hazırlamalı ve randevusuz görüşme çabası içinde olmamalı.

• Tedavisini üstlenen hekimin haberi olmadan alternatif tıp ürünleri gibi hastasını tehye atabilecek uygulamalar yapmamalı, hekimine ek tedavi alacaksa mutlaka bilgi vermeli.

• Onkoloji alanında en sık ihtiyaç duyulan şey ikinci görüş almaktır. Bu durumu da hekiminden saklamamalı, gerektiğinde kapsamlı tıbbi öyküsünü içeren epikrizini talep etmeli ve sonuçta aldığı önerileri hekimi ile paylaşmalı.

• Hekimine tüm tıbbi süreçlerde yardımcı olmalı, onun alacağı zor kararlara katılım sağlamalı.

Bu kılavuzun hazırlanmasında Amerikan Kanser Derneği (ASCO), doktorlarla hasta ve yakınlarının güven, empati ve dürüstlük ilişkisi kurabilmesine yardımcı olabilmeyi amaçlamıştır. Bizde bu yazıya kendi tecrübelerimiz ve akademik yayınlarımızdan alıntılar yaparak hasta-hekim iletişiminize bir ışık tutmak istedik.

İlginizi çekebilir: Nüks eden (tekrarlayan) meme kanserli hasta doktoruna neden kızar?

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Kaynak:1. Timothy Gilligan, Nessa Coyle, Richard M. Frankel ve ark.Patient-Clinician Communication: American Society of Clinical Oncology Consensus Guideline.Journal of Clinical Oncology – September 11, 20172. Ozdoğan M, Samur M, Artac M, ve ark.Factors related to truth-telling practice of physicians treating patients with cancer in Turkey.

J Palliat Medicine 2006

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/hasta-hasta-yakini-ve-hekim-iletisimi-nasil-olmali/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.