Hipertansiyon Hastalarının Yaptıkları Hatalar

içerik

HİPERTANSİYON NEDİR, BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

Hipertansiyon Hastalarının Yaptıkları Hatalar

Hipertansiyon, arteryel (atardamar) kan basıncı ola­rak normal kabul edilen sistolik (büyük tansiyon) 140 mmHg ve diastolık (küçük tansiyon) 90 mmHg sınırlarının geçilmiş olmasıdır.

Toplumumuzda nüfusun yaklaşık 1/5’ınde hiper­tansiyon vardır; bu 15 milyon kişi demektir Hipertan­siyon yıllarca hiçbir belirti vermez. Vücudun savunma mekanizmaları -uzun dönemde vücudun aleyhine ola­cak şekilde bunu sağlarlar

Hipertansiyonla kişilerde kalp–damar hastalığı gö­rülme oranı, normal kan basıncı olanlara göre en az 2 misli; beyin ve sinir sistemi ile ilgili hastalıkların gö­rülme oranı 8 misli, kalp yetmezliği görülme oranı ise 5-6 misli fazladır. Ayrıca böbrek fonksiyonlarında bo­zulmaya sebep olan en önemli faktörlerden biri hiper­tansiyondur. Bu sonuçlara hem sistolik hem de diastolik kan basıncı yükseklikleri sebep olmaktadır.

Bu öneminden dolayı tanınması ve tedavi edilmesi şarttır. Bu da ancak kişilerin zaman zaman doktor kontrolünden geçmesi ile sağlanabilir. Özellikle ailevi risk taşıyanlar ve doktorlar bu tanıyı koyarken çok dik­katli olmalıdırlar.

Çünkü hipertansiyon tanısı koymak psikolojik ve sosyoekonomik etkileri bakımından önem­lidir; hastanın hayat boyu tedavisi gerekecektir. Uygun zaman ve zeminlerde, en az 2-3 kez uygun âletlerle kan basıncı ölçümleri yapılmalıdır.

Yaşla birlikte sistolik kan basıncında bir artış olmak­tadır. Hipertansiyonlu kişilerin %80’i diastolik kan ba­sıncı 90-104 mmHg arası olanlardır.

Hipertansiyon Sebepleri

Hipertansiyonun %95 oranında sebebi bilinmiyor ve bu tıp hipertansiyona esansiyel veya primer hiper­tansiyon demliyor. Burada birçok faktörün rol oynadı­ğı biliniyor.

Bu faktörler hormonlar, otonom sinir sistemi, santral sinir sistemi, damar, düz kas hücreleri vs. olarak sayılabilir Konu ile ilgili olduğundan önce­likle kan basıncı kavramını açıklamakta fayda vardır.

Kan basıncı şöyle bir formülle gösterilir;

Kardiyak output, kalbin 1 dakikada attığı kan hacmi­dir. İşte bu formülde gösterilen iki elemana etkili olan ve dengeyi sağlayan her faktör, kan basıncının ayar­lanmasında rol alır. Eğer bu dengeyi bozacak bir du­rum meydana gelmişse kan basıncı ayarlanamaz. Sonuçta vücuttaki damar hücrelerinde Na ve Ca alışverişi ile ilgili dengesizlikler üzerinde durulmaktadır.

% 5 oranında ise sebep bilinmekte olup, bunların başlıcaları şöyle sıralanabilir:

Hem Sistolik Hem Diastolik Kan Basıncını Arttıranlar

  • Böbrek dokusu (parenkim) hastalıkları
  • Böbrek damar hastalıkları

Sadece Sistolik Kan Basıncını Arttıranlar

  1. Yaşlılık
  2. Azalan periferal damar direnci (Arterio-venöz fistülleri beriberi gibi)
  3. Artmış kardiyak output (Tirotoksikoz aort yet­mezliği gibi)

Hipertansiyon sebebi araştırılırken, özellikle bazı kişiler üzerinde daha dikkatli incelemeler yapılmalıdır. Bunlar;

  1. 20 yaşından önce veya 50 yaşından sonra hi­pertansiyonu ortaya çıkanlar
  2. Kan basınç seviyeleri 180/110 mmHg’dan fazla olanlar
  3. Organ harabiyeti olanlar (göz kalp, böbrek gibi)
  4. Sebebi bilinen hipertansiyonu düşündürecek bulguları olanlar
  5. Tedaviye cevap vermeyenler

Hipertansiyonlu Kişilerin Şikâyetleri

Hipertansiyonla ilgisi olduğu düşünülen baş ağrı­sı, burun kanaması, kulak çınlaması baş dönmesi ve bayılma gibi şikâyetlerin bulunma oranı, normal kan basıncı olan kişilerde bunların görülme oranına göre daha fazla değildir. Ancak hipertansiyon komplikas­yonları ortaya çıktığında oluşan şikâyetler, hipertansi­yona has olacaktır.

Hipertansiyonda En Çok Etkilenen Organlar

Beyin, kalp ve böbreklerdir. Bütün bu organlardaki damar yapısını bozarak ve arteriosklerozu (damar duvarında yağ birikimi ile başlayıp devam eden hastalık) hızlandırarak organların fonksiyonlarını bozar.

Beyinde, “Stroke” olarak adlandırılan beyin kanaması, beyin damarlarında tıkanma ve pıhtı kopmaları ile tı­kanmalara neden olur. Kalpte, kalp damar hastalıkla­rını hızlandırır ve kalp yetmezliğine sebep olur.

Böbrekte ise böbrek yetmezliği yapar

Hipertansiyonlu Hasta Ne Yapmalıdır?

Hipertansiyonunun sebebini, derecesini ve yaptığı etkileri değerlendirecek bir uzman doktora başvurmalıdır. Bu uzmanın yapacağı muayene ve laboratuvar incelemelerine göre vereceği kararlara ve tavsiyelere uymalıdır.

Doktor, hastayı kan basıncının seviyesi, etkileri ve diğer risk aktörleri (sigara, kanda yağ yük­sekliği, diabetes mellitus yanı şeker hastalığı gibi) yönünden değerlendirecektir.

Tedavi tamamen dok­tor tavsiyesi altında yapılmalıdır.

İlâç dışında uyulması gereken ve yapılması gere­kenler de şunlardır;

  1. Aşırı kiloları vermek
  2. Alınan tuz miktarını kısıtlamak
  3. Alkollü içkilerden vazgeçmek
  4. Sigarayı kesmek
  5. Hareket (uygun spor) yapmak
  6. Ruhi ve bedeni rahatlık sağlayıcı tedbirler almak

Hipertansiyonda Hasta-Doktor İlişkisinde Genel İlkeler

  1. Hasta hayat boyu tedaviye devam edecek. Bunun sebepleri hastaya anlatılacak
  2. Hastanın kan basıncı, mümkün olan en az ilâç­la ve en az dozda kontrol akına alınmış olacak
  3. Hasta, aldığı ilâç hakkında tam bilgiyle donatılacak, ilâcın yan etkilerini bilecek
  4. Hasta aldığı ilâcı kendiliğinden kesmeyecek mutlaka bir doktor tavsiyesi ile azaltacak, artıracak veya kesecektir
  5. Hastanın bir güvencesi yoksa mümkün olan en ucuz ilâç tercih edilecek
  6. Hastaya ilacın her şey demek olmadığı ilâca rağmen uyması gereken diğer kurallara uymadığı takdirde ilacın faydasının sınırlı olacağı anlatılacaktır

İlgili

Источник: http://bilgikapsulu.com/hipertansiyon/

Hipertansiyon hastalarının sık yaptığı hatalar

Hipertansiyon Hastalarının Yaptıkları Hatalar

Hipertansiyon hastalarının en sık yaptıkları 8 hata

1. Hipertansiyonu ciddiye almamak

‘Bünyem, yüksek tansiyona alışmış’ deyip hipertansiyonu ciddiye almamak yapılan en büyük hatalardan biri.

Kan basıncı yüksekliğini sadece strese (gerginliğe) bağlayıp tansiyon ilacı kullanmamak, ‘Ben tansiyonumun yükseldiğini hissediyorum’ deyip yakınma olmayan zamanlarda kan basıncını ölçtürmemek de hastaların yaptıkları diğer önemli hatalardan.

Oysa ki hipertansiyon sinsi bir hastalık. Kişi kendini iyi hissetse bile, yüksek tansiyon damarlardaki harabiyetini sürdürüyor.

2. Sadece büyük tansiyonla ilgilenmek

Sadece büyük tansiyonla ilgilenmek de hastalar tarafından sıkça yapılan bir başka hata.

Yapılan araştırmalar küçük tansiyon kontrol altına alınmadığında damar harabiyeti riskinin devam ettiğini gösteriyor.

Bazı kişilerde sadece küçük tansiyonun yüksek olduğu ve bu kişilerin tedavi altına alınması gerektiği unutulmamalı. Özellikle kalp damarları, küçük tansiyon varlığında yüksek basınca maruz kalıyor.

3. Bitkisel ilaçlar ve sarımsaktan medet ummak

Hipertansiyon tedavisinin bitkisel ilaçlar ile sarımsakla yapılması ve tansiyon düşürücü ilaç kullanımından kaçınılması da yapılan hatalar arasında. Piyasada mevcut bitkisel ilaçlar Tarım Bakanlığı onaylı olup, çoğunluğu uyarıcı afrodizyak maddeler içeriyor. Bu ilaçlar tansiyon yükselmesine yol açabiliyor.

Limon ve sarımsak kullanımının tansiyon düşürmedeki rolü minimal olup, tek başına yüksek tansiyon tedavisinde kullanılmıyor. Ancak sarımsak ve limon diyetin bir parçası olabilir. Sakinleştirici ilaçlar kişilerin stresini azaltarak tansiyon dengelenmesine katkıda bulunabiliyor.

Bu ilaçların tek başına kullanılması ancak nadir vakalarda tansiyon kontrolü sağlayabiliyor.

4. Her kan basıncı yüksekliğinde dilaltı hapı çiğnemek

Her kan basıncı yüksekliğinde dil altı hapı çiğnenmemeli.

Dil altı hapının sadece baş ağrısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi şikayetlerin geliştiği ve sıklıkla büyük tansiyonun 180 değerini aştığı acil durumlarda kullanılması gerekiyor.

Aksi halde dilaltı ilacı kan basıncını hızla ve kontrolsüz düşürerek felç, kalp krizi ve ölüm gibi istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. Dilaltının evde kullanımı doktor önermediği sürece tercih edilmemeli.

5. İlaç tedavisinden bağımlılık veya yan etki yapar diyerek kaçınmak

Birçok hastalığı mevcut olan “Vücut ilaca alışır etkisini kaybeder, ilaç yan etki ve bağımlılık yapar” şeklindeki düşünce kesinlikle yanlış. Eğer ilaç tansiyonu iyi kontrol etmiş ve kişide belirgin yan etki oluşturmamışsa, ilacın eski ya da yeni oluşuna bakılmaksızın ilaç kullanılmalı.

Tansiyon ilaçları bağımlılık yapmaz. Tansiyon ilaçlarının yan etki potansiyeli düşüktür ve bu etkinin ortaya çıkışı kişiye göre değişiyor. Yan etki ortaya çıktığında ilaç bırakılmamalı ve mutlaka doktora başvurulmalı. Unutmayın ki hastaya en büyük zararı kontrolsüz hipertansiyon veriyor.

6. İlaç dışı tedavileri ihmal etmek

Hipertansiyon tedavisinde ilacın yanı sıra yaşam şekli değişikliği diye adlandırılan ilaç dışı tedaviler de bir o kadar önemli.

Yaşam şekli değişikliği; tuzu azaltma, düzenli spor, ideal kiloya ulaşma, sigara ve alkolden uzaklaşma ve hipertansiyon diyetini kapsıyor. Ancak ilaç kullanan hastaların çoğu ilaçsız tedaviyi ihmal ediyor.

İlaçsız tedaviye dikkat edilmezse antihipertansif ilaçların da etkisi çok azalıyor veya ortadan kalkıyor. Hipertansiyon tedavisi ancak sağlıklı bir hasta-hekim ilişkisiyle mümkün olabiliyor.

7. İlaç tedavisine ara vermek

Birçok hasta kan basıncı ilaçlarla kontrol altına alındığında, kendilerini rahatsız eden baş ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi yakınmalar ortadan kalktığında veya ilacı bittiğinde ilaç tedavisini yarıda bırakabiliyor. Oysa kısa süreli bile olsa tedaviye kesinlikle ara verilmemeli.

Çünkü tedavide amaç sadece hastayı o dönemde rahatsız eden yakınmaları gidermek değil, aynı zamanda hedef organ hasarını önleyerek veya geri çevirerek kalıcı sakatlık ve ölümleri azaltmak. Hipertansiyonun büyük olasılıkla ömür boyu eşlik edeceği unutulmamalı.

İlacın ani bırakılması, tansiyon değerlerinde ani fırlamaya ve kalıcı sağlık sorunlarına yol açabiliyor.  

8. İlacı bırakarak ‘kan basıncı yeniden yükselecek mi?’ diye deneme yapması

Kan basıncı kontrol altına alınan bir hastanın ilacı bırakarak ‘kan basıncı yeniden yükselecek mi?’ diye deneme yapması da büyük bir hata.

Antihipertansif ilaçlar bırakılsa bile kan basıncını düşürücü etkileri bir süre daha devam ediyor. Hastada geçici, hipertansiyon yoksa, ilaç bırakılınca kan basıncı bir süre sonra kesinlikle yeniden yükseliyor.

Bu nedenle ilaç tedavisinin kesilmesi ve doz değişikliği kesinlikle doktor tarafından yapılmalı.

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Karabulut

Источник: https://www.kidsgourmet.com.tr/hipertansiyon-hastalarinin-sik-yaptigi-hatalar/

Hipertansiyon

Hipertansiyon Hastalarının Yaptıkları Hatalar

Erişkin bir kişinin kan basıncının 140/90 mm Hg’nin üzerinde olmasına yüksek tansiyon ya da hipertansiyon adı verilir. Hipertansiyon sık karşılaşılan bir halk sağlığı sorunudur. Ülkemizde yapılan büyük epidemiyolojik çalışmaların sonucunda her 3 kişiden birinde hipertansiyon olduğu görülmüştür. Hipertansiyon görülme olasılığı yaş ilerledikçe artar.

Hipertansiyonu olan hastalarda kalp ve damar hastalığı riski artar. Diğer bir deyişle, hipertansiyonu olanlarda kalp krizi (miyokard infarktüsü), kalp yetersizliği, inme ve ölüm riski kan basıncı normal olanlara göre daha sıktır. Ayrıca hipertansiyon, diyabetten sonra, kronik böbrek yetersizliğinin ikinci sıklıktaki nedenidir.

Hipertansiyon ne gibi belirtiler verir ve nasıl fark edilir?

Hipertansiyon ile ilgili önemli bir sorun, çoğu kez hiçbir şikayet vermemesidir. Kan basıncı çok yüksek düzeylerde olduğu halde, bunun farkında olmadan normal yaşantısını sürdürmeye devam eden milyonlarca insan vardır. Bu nedenle hipertansiyona “sessiz katil” de denmektedir. Hipertansiyonun fark edilmesi ancak kan basıncının ölçülmesi ile mümkündür.

Hipertansiyon tanısı nasıl konur?

Hipertansiyon tanısı, öncelikle kan basıncının kurallara uygun ve doğru bir şekilde ölçülmesi ile mümkündür. Kan basıncı gün içinde ve değişik günlerde büyük değişiklikler gösterebilir. Bu nedenle hipertansiyon tanısını koymak için değişik zamanlarda birden çok ölçüm yapılmalıdır.

Kan basıncı ölçümü hastane veya muayenehane şartlarında doktor ya da hemşire tarafından yapılabilir. Ayrıca evde hasta tarafından da kan basıncı ölçümü gerçekleştirilebilir. Bazı durumlarda vücutta taşınan özel bir ölçüm cihazı ile 24 saatlik kan basıncı ölçümleri de yapılabilir.

Bu değişik ölçümlerde hipertansiyon için kabul edilen kan basıncı eşik değerleri de farklıdır.

Hastane şartlarında yapılan ölçümlerde 140/90 mm Hg’nin üzeri, evde yapılan ölçümlerde 135/85 mm Hg’nin üzeri, 24 saatlik ayaktan kan basıncı ölçümlerinde ise ortalama 130/80 mm Hg’nin üzeri hipertansiyon olarak kabul edilmektedir.

Bir kişide ilk kez yapılan kan basıncı ölçümlerinde kan basıncı her iki koldan ölçülmelidir. Her iki kol arasında 10 mm Hg’ye kadar varan değişiklik olabilir ve genellikle de sağ kolda daha yüksek bulunur. Hastada kan basıncı hangi kolda daha yüksek ise sonraki takiplerinde ölçümler hep o koldan yapılmalıdır.

Hipertansiyon herkes için aynı tehyi oluşturur mu?

Hipertansiyonu olan bir hastada eşlik eden başka risk faktörlerinin olması, diyabetin (şeker hastalığının) varlığı veya böbrek hastalığının eşlik etmesi kalp ve damar hastalığından ölüm riskini artırır.

Ayrıca diyabeti olan bir kişide hipertansiyonun olması durumunda böbrek yetersizliği gelişme riski artar ve böbrek yetersizliğinin ilerlemesi hızlanır.

Benzer şekilde, kronik böbrek yetersizliği olan bir kişide hipertansiyonun varlığı böbrek yetersizliğinin daha hızlı ilerlemesine yol açar.

Kalp ve damar hastalıkları için başlıca risk faktörleri arasında erkek cinsiyet, ileri yaş, tütün kullanımı, diyabet (şeker hastalığı), kolesterol yüksekliği, obezite (şişmanlık) ve ailede erken yaşta kalp ve damar hastalığı öyküsü (erkek için 55 yaşından önce ve kadın için 65 yaşından önce) yer alır. Bu sayılan risk faktörlerinin sayısı arttıkça kalp ve damar hastalığı riski katlanarak artar. Bu nedenle hipertansiyonu olan bir hastada hedef sadece kan basıncını düşürmek olmamalı, tüm risk faktörleri ile mücadele edilmelidir.

Hipertansiyon tanısını koyduktan sonra neler yapılmalıdır?

Hipertansiyon tanısı kesin olarak konduktan sonraki aşamada hipertansiyonun nedeni araştırılmalıdır. Hipertansiyonu olanların yaklaşık %90’ında altta yatan bir neden bulunmamaktadır. Bu duruma “primer hipertansiyon veya “esansiyel hipertansiyon” adı verilir. Primer hipertansiyon genellikle kalıtımsal bir özellik gösterir.

Yani ailesinde hipertansiyon olan bir kişinin yaşantısında hipertansiyon gelişmesi ihtimali aile hikâyesi olmayanlara göre daha yüksektir. Hipertansiyonu olanlar genetik olarak tuza karşı hassastırlar ve tuz alımı sonrasında kan basıncı daha kolay yükselmeye eğilimli olur. Ayrıca, primer hipertansiyonu olanlarda insülin direnci görülme ihtimali daha yüksektir.

İnsülin direnci varlığında obezite ve diyabet gelişme riski artar.

Hipertansiyonu olan hastaların yaklaşık %10’unda ise “ikincil” veya “sekonder” hipertansiyon söz konusudur. Diğer bir deyişle hipertansiyona yol açan bir neden vardır. İkincil hipertansiyona yol açan hastalıkların başında böbrek hastalıkları gelmektedir. Bunu takiben, böbrek damarlarında darlıklar ve hormonlarla ilişkili (endokrin) hastalıklar yer alır.

Hipertansiyona yol açabilecek başlıca endokrin hastalıklar, tiroid bezi ve böbreküstü bezi hastalıklarıdır. Ayrıca bazı ilaçlar da hipertansiyona neden olabilir.

Rutin pratikte oldukça sık kullanılan burun damlaları, ağrı kesici özelliği olan ve belirli romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar ve meyankökü gibi bazı bitkisel ürünler bunlara örnek olarak verilebilir.

Hipertansiyonu olan bir kişide hangi laboratuvar incelemeleri yapılmalıdır?

Hipertansiyon saptanan tüm hastalarda rutin olarak yapılması gerekli temel bazı laboratuvar incelemeleri vardır.

Bu tahlillerin yapılmasının amacı, hem altta yatan bir hastalık olup olmadığının ortaya çıkarılması, hem de eşlik eden risk faktörlerinin saptanmasıdır.

Bu tahliller arasında kan sayımı, kanda şeker, kolesterol, kreatinin, sodyum, potasyum, ürik asit tayini ve idrar tahlili yer alır. Ayrıca elektrokardiyografik inceleme yapılması önerilir.

Hastanın hikayesinden, fizik muayenesinden ve rutin laboratuvar incelemelerinden sonra ikincil hipertansiyondan şüphelenilen kişilerde gerek duyulan ileri incelemeler yapılmalıdır.

Hipertansiyon nasıl tedavi edilir?

Hipertansiyonu olan hastalarda tedavinin birincil amacı uzun dönemdeki toplam kalp ve damar hastalığı riskini mümkün olabildiği kadar azaltmaktır. Bunun için yüksek kan basıncı değerlerini düşürmek ve eşlik eden tüm geriye döndürülebilir risk faktörleri ile mücadele etmek gereklidir.

Hipertansiyonu olan tüm hastalarda tanı konduğu andan itibaren yaşam tarzı değişiklikleri önerilir.

Yaşam tarzı değişiklikleri, (eğer hasta kullanmakta ise) sigara kullanımına son verilmesi, ideal kiloya inilmesi, aşırı alkol tüketiminin azaltılması, tuz alımının kısıtlanması, fiziksel egzersiz yapılması, meyve/sebze tüketiminin artırılması ve doymuş/toplam yağ tüketiminin azaltılmasıdır.

Kalp ve damar hastalığı riski yüksek olmayan hastalarda yaşam tarzı değişikliği önerildikten sonra, henüz kan basıncını düşürücü (antihipertansif) ilaç tedavisine başlanmadan, birkaç haftadan birkaç aya kadar değişen belirli bir süre kan basıncı düzeyi takip edilir.

Eğer hastada arzu edilen kan basıncı düzeylerine düşüş olmazsa ilaç tedavisine geçilir. Buna karşın, kan basıncı 160/100 mm Hg’den fazla olan hastalarda ve kalp ve damar hastalığı riskini artıran durumların (diyabet, kalp hastalığı veya böbrek hastalığı) eşlik ettiği hastalarda yaşam tarzı değişikliği önerisi ile birlikte vakit kaybetmeden hemen ilaç tedavisine başlanır.

Hipertansiyonu olan bir hastada tuz kısıtlaması nasıl yapılmalıdır?

Hipertansiyonu olan hastalarda günlük tuz alımının günde 5–6 gram düzeylerine indirilmelidir. Bu düzeye inebilmek için gıdalar tuzsuz pişirilmeli, tuzluk kullanılmamalı ve tuz içeriği zengin olan belirli gıdaların tüketimi kısıtlanmalıdır.

Kaya tuzu, okyanus tuzu ya da Himalaya tuzu gibi tuzların da aynı derecede sakıncalı olduğu unutulmamalıdır. Piyasada “suni tuz” olarak bilinen sodyum içeriği azaltılmış tuzların kullanımının uygun olup olmadığı her hasta için farklılık arz eder.

Bu tuzlar, potasyum da içerdikleri için böbrek yetersizliği olan hastalarda sakıncalı olabilir. Bu konuda her hasta kendi hekimine danışmalıdır.

Hipertansiyonu olan bir hastada hangi kan basıncını düşürücü ilaçlar tercih edilmelidir?

Hipertansiyonu olan hastalarda günümüzde beş grup antihipertansif (kan basıncını düşürücü) ilaçtan biri ile tedaviye başlanması önerilmektedir.

Bu ilaçlar şunlardır: (1) Diüretikler, (2) Kalsiyum kanal blokerleri (Kalsiyum antagonistleri), (3) Beta blokerler, (4) Anjiyotensin konverting enzim (ACE) inhibitörleri ve (5) Anjiyotensin reseptör blokerleri.

Bunun yanında, yapılan değişik klinik çalışmalardan elde edilen kanıtların ışığında, belirli hastalarda belirli ilaçlar ön planda tercih edilmelidir. Örneğin, bir kronik böbrek hastasında ön planda kullanılması gereken ilaçlar ACE inhibitörleri veya anjiyotensin reseptör blokerleridir.

Tek bir antihipertansif ilacın yetersiz kalması durumunda kombine tedaviye geçilir. Günümüzde en yaygın kullanılan kombinasyonlar, bir ACE inhibitörünün veya bir anjiyotensin reseptör blokerinin bir diüretik ile ya da bir kalsiyum kanal blokeri ile kombinasyonudur. Gerekli görüldüğünde buna diğer ilaçlar da kademeli olarak eklenir.

Kan basıncı 160/100 mm Hg’nin üzerinde olan hastalarda çoğunlukla tek bir antihipertansif ilaç ile kan basıncı kontrol altına alınamayacağı için, doğrudan kombine tedavi verilmesi önerilmektedir. Ayrıca yüksek riskli hastalarda da kan basıncı hedefine ulaşmada vakit kaybetmemek için tedaviye kombine ilaçlarla başlanabilir.

Источник: https://www.florence.com.tr/hipertansiyon

Hipertansiyon sinsice zarar verebilir – Anadolu Sağlık Merkezi

Hipertansiyon Hastalarının Yaptıkları Hatalar

Kan damarları içindeki kan basıncının normalden fazla yükselmesidir.  Kalp, dokuların canlılığı için gerekli olan kanı vücuda pompalarken ritmik ve periyodik hareketler yapar. Bunlar kasılma ve gevşemelerdir. Kalp kasıldığı sırada kalp boşluğundaki kan atardamar sistemine doğru atılır. Bunun arkasından gevşeme dönemi gelir, bu dönemde kalp tekrar kan ile dolar.

Bu işlem periyodik olarak devam eder. Belirli bir anda kanın atardamar duvarlarına yaptığı basınca kan basıncı (tansiyon) diyoruz.Kalbimiz dokuların canlılığı için gerekli olan kanı vücuda kasılma ve gevşeme hareketleri yaparak gönderir. Kalp kasıldığı sırada kalp boşluğundaki kan, atardamar sistemine doğru atılır. Gevşeme hareketinde, kalp yeniden kanla dolar.

Bu işlem periyodik olarak devam eder. Belirli bir anda kanın atardamar duvarlarına yaptığı basınç, tansiyon olarak adlandırılır. Kasılma anındaki tansiyona büyük tansiyon, gevşeme anındaki tansiyona ise küçük tansiyon adı verilir. Bu basınç değerleri, gün içindeki hareketlerimize ve duygularımıza göre değişir; değerler bazen alçalırken bazen yükselir.

Basıncın sürekli olarak yüksek olması yani hipertansiyon bir hastalıktır ve tedavi edilmesi gerekir. 

Hipertansiyon, kendi başına öldürücü değildir; fakat tedavi edilmediğinde sonuçları öldürücü olabilir. Tedavi edilmeyen hipertansiyonun en önemli sonucu kalp ve damar hastalıklarıdır.

Kan basıncı yeterince kontrol altına alınamadığında ortaya çıkan diğer önemli sonuçlar ise beyin kanaması ve felç, kalp yetersizliği ve kalp krizi, böbrek yetersizliği, görme kaybıdır. Kan basıncı kontrol edilemediği takdirde, yüzde 51 oranında kalp yetersizliğine, yüzde 33 oranında inmeye ve yüzde 21 oranında da kalp damar hastalıklarına bağlı olümlere yol açar.

Yüksek tansiyon tedavisinin, kalp-damar ve böbrek ilişkili yan etkileri azaltma açsından yararlı olduğu, inme ve kalp hastalığına bağlı ölüm oranlarını azalttığı gözlemlenmiştir. 

Tüm dünyada yaklaşık 1 milyar kişinin hipertansiyondan etkilendiği düşünülüyor.

Ülkemizde yapılan TEKHARF çalışması ve Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği’nin yaptığı bir çalışmaya göre hipertansiyonun, ülkemizde yetişkin olarak kabul edilen 18 yaş üzeri popülasyonda görülme sıklığı yüzde 31.

8 olup her üç kişiden biri (erkeklerin yüzde 27.5’inde,  kadınların yüzde 36.1’inde), yani yaklaşık 15 milyon kişi hipertansiyon hastası. Daha da önemlisi, her 3 kişiden 2’si hipertansiyon hastası olduğunun farkında değil.

Çünkü hipertansiyon, organ hasarına neden olmadan önce hiçbir belirti vermiyor. 

Hipertansiyonu teşhis etmenin tek yöntemi, düzenli olarak tansiyon ölçtürmek. 120/80 mmHg ve altındaki değerler ideal tansiyon; 140/90 mmHg’nın üzerindeki değerler ise hipertansiyon olarak değerlendiriliyor.

Son yıllarda gündeme gelen prehipertansiyon (hipertansiyon öncesi) dönemine göre, 120/140 mmHg (büyük) ile 80/90 mmHg (küçük) arası artık ‘hipertansiyon öncesi dönem’ olarak değerlendiriliyor.

Bu hastalara etkili beslenmeye yönelik değişiklikler, azalmış tuz alımı, kilo kaybı, ölçülü alkol alımı ve artmış sebze ve meyve tüketiminden oluşan yaşam tarzı değişiklikleri ve daha sık tansiyon takibi öneriliyor. 

Hipertansiyon vakalarının yaklaşık yüzde 90-95’inde herhangi bir neden bulunmuyor, ancak şişmanlık, sigara, kötü beslenme, ailesel yatkınlık gibi risk faktörlerinden söz ediliyor. Bu grup hipertansiyona birincil (primer) hipertansiyon deniyor. Hipertansiyon vakalarının yüzde 5-10’u ise bir başka hastalığa bağlı olarak ‘ikincil’ olarak gelişiyor. Bu hastalıklar;

Böbrek hastalığı:
Böbreğe giden atardamarlarda daralmaya yol açan ya da böbreğin kendi parenkiminde hasara yol açan hastalıklarda hipertansiyon oluşuyor. Bu durum, renal hipertansiyon olarak adlandırılıyor.

Endokrin hastalıkları:
Endokrin sistemini etkileyen hastalıklar kan basıncını da etkiliyor, çünkü böbrek üstü bezlerinden, böbreklerden, tiroit bezinden kaynaklanan çeşitli hormonal bozukluklar, kan basıncını kontrol eden mekanizmaların da bozulmasına neden oluyor.

Bazı ilaçların kullanımı:
Bazı ilaçlar, örneğin kortikosteroidler, doğum kontrol hapları, amfetamin türevi ilaçlar, fazla dozda alınan tiroit hormonları, romatizma tedavisinde kullanılan antienflammatuar ve ağrı kesici ilaçlar, soğuk algınlığı ilaçları, iştah kesiciler, bazı antidepresanlar, günde 70-100 ml civarında alkollü içki alınması kan basıncının yükselmesine neden oluyorlar. Bu ilaçların bırakılması ile kan basıncı normale dönüyor.

Hipertansiyon hastalığını erken dönemde yakalayabilmek için her yaştan bireyin, hiçbir şikayeti olmasa da, en az yılda bir kez tansiyonunu ölçtürmesi gerekiyor. Tansiyon ölçümü sırasında uyulması gereken kurallar ise şöyle:

• Kan basıncı ölçülmeden önce en az 5-10 dakika dinlenmek,

• Tansiyon ölçülmeden önceki son yarım saat içinde ağır egzersiz yapmamış olmak, Doğru sonuç alınabilmesi için tansiyon aleti manşonunun boyutları hastaya uygun olmalı ve manşon içerisindeki şişen kese bölümü kol çevresinin en az %80’ini sarmalıdır

• Çay, kahve, sigara ve alkol tüketmemiş, tercihen yemek yememiş olmak, 

• Doğru sonuç alınabilmesi için manşonun boyu hastaya uygun olmalıdır, manşon içerisindeki şişen kısım kol çevresinin en az % 80’ini sarmalıdır. 

Doğru sonuç alınabilmesi için tansiyon aleti manşonunun boyutları hastaya uygun olmalı ve manşon içerisindeki şişen kese bölümü kol çevresinin en az %80’ini sarmalıdırDoğru sonuç alınabilmesi için tansiyon aleti manşonunun boyutları hastaya uygun olmalı ve manşon içerisindeki şişen kese bölümü kol çevresinin en az %80’ini sarmalıdır.

Beyaz önlük hipertansiyonu

Bazı hastalar evde istirahat halinde iken tansiyonunun normal olduğunu, poliklinikte ölçüldüğünde tansiyonlarının yüksek çıktığını belirtiyorlar.

“Beyaz Önlük Hipertansiyonu” adı verilen bu durum bazı araştırmacılara göre selim olarak değerlendirilmesine karşın bu hastalarda hipertansiyon ve az da olsa buna bağlı hedef organ hasarının gelişme riski olduğundan hastanın kan basıncının ciddiyetle izlenmesi gerekiyor. Hipertansiyon tanısı koymak için tek ölçüm yeterli değildir.

Bir hafta boyunca günde birkaç kez, istirahat halinde iken tansiyon ölçülmeli; hasta tansiyonunu her gün aynı saatlerde aynı koldan, otururken ya da uzanmış olduğu durumda ölçmelidir. Bu değerler de yüksek çıkarsa hipertansiyon tanısı koyulabilir. 

Halk arasında kalp hastalığının hipertansiyona yol açtığı şeklinde yanlış bir algı vardır. Hipertansiyon damarların yapısını bozan bir hastalık olduğu için vücutta damarlanma olan her organı etkiler.

Bunlar, beyin damarlarının tıkanması, ya da damar duvarının hasar görmesi sonucu beyin kanaması oluşması; kalpten çıkan büyük damarların yırtılması veya diğer komplikasyonları; böbrek damarlarında ya da parenkiminde hipertansiyona bağlı bozukluklar sonucu böbrek hasarının oluşması olarak sıralanabilir.

Hipertansiyonun, damarlar dışındaki en önemli komplikasyonu kalple ilgili olan komplikasyonudur. Çünkü kalbin önündeki basıncın yüksek olması kalbin kasında genişlemeye ve dolayısıyla kalpte büyümeye ve takiben kalbin kasılma fonksiyonlarında azalma meydana getirerek ve kalp yetersizliği dediğimiz olayın gelişmesine yol açar.

Yine kalp de damarlarla beslenen bir organ olduğu için, kalp damarları bozulduğu zaman, kalp krizi, kalp damar hastalığı gibi bozukluklar ortaya çıkabilir. 

Tedavisi son derece zor bir hastalık olan atriyal fibrilasyonun (kalpte ritim bozukluğu) da hipertansiyonla ilişkilidir. İnme geçiren hastaların büyük çoğunluğunun altta yatan nedeni bir ritim bozukluğudur. Bu ritim bozukluğunun sebebi ise hipertansiyonda kalp içi ve özellikle kulakçıklardaki basıncın artmasıdır.

Sigaranın hipertansiyon üzerinde kısa ve uzun etkileri bulunuyor. Kısa süreli etkileri doğrudan doğruya damarları büzücü etkisiyle ortaya çıkıyor. İçilen her sigara 15 dakika kadar tansiyonu yükseltiyor. Bir diğeri içildiğinde tekrar yükseliyor ve asla normal değerine dönmüyor. Ve gün boyu peş peşe içilen sigaranın zaman içinde aşırı yükselmelere yol açtığı bilinmektedir. 

Hipertansiyon tedavisinde hedef,  kan basıncının normal değerlere çekilmesi ve kan basıncı yüksekliğine bağlı organ hasarlarının azaltılmasıdır.

Tedavi planlaması hipertansiyona eşlik eden başka hastalıkların olup olmamasına, kardiyovasküler risk durumuna ve hipertansiyonun yol açtığı hedef organ hasarlarının meydana gelip gelmemesine bağlı olarak değişir.

 Hastanın hiçbir kardiyak risk faktörü yoksa, yani diyabeti, yüksek kolesterolü yoksa,  sigara içmiyorsa ve bu hastaların tansiyonu hafif orta düzeyde yüksek ise bu hastaya ilk etapta yaşam tarzı değişiklikleri öneriliyor.

Yaşam şekli değişikliğinin kan basıncını ve böylece hipertansiyonu kontrol altına aldığına dair oldukça etkili kanıtlar yayımlanmıştır. Bu öneri, hipertansif hastalarda ilaç tedavisine başlamadan önce başlangıç tedavisi olarak veya ilaç tedavisi alanlarda tedaviye ek olarak yapılır.  

Öneriler arasında hastaların öncelikle tuz kısıtlaması yapması, (günde 6 gram altında olması), fazla miktarda alkol tüketiyorsa alkol tüketimini kısıtlaması, fazla kiloluysa zayıflaması, düzenli egzersiz yapması yer alıyor. Haftada en az üç kez 30 dakikalık yürüyüşler yapılması gerekiyor.

Hastaların, diyetlerine çok dikkat etmeleri gerekiyor çünkü meyve ve sebze ağırlıklı olarak beslendiklerinde, balık tüketimini artırdıklarında, zeytinyağlı yiyecekler ağırlıklı beslendiklerinde (günde 8-10 porsiyon sebze ve meyve, 2-3 porsiyon düşük yağ içerikli besinler ve süt ürünleri, yağ ve kolesterol alımının azaltılması)  tansiyonları düşüyor. 

Hiçbir risk faktörü yoksa hastalar yaşam tarzı değişikliklerine riayet ettikleri takdirde 6 ay ila1 yıl boyunca izleniyor, eğer hastada herhangi bir eşlik eden kardiyovasküler hastalık ya da çoklu risk faktörü, organ hasarı varsa, tansiyonu ne kadar hafif olursa olsun mutlaka ilaç tedavisine başvuruluyor.

Türkiye’de hipertansiyon konusunda farkındalık oldukça düşük. Ülkemizdeki hipertansif hastaların yarısından daha fazlası hastalığının farkında değil. Farkında olanların da yarısı tedavi alıyor. Tedavi olanların ise çok az bir miktarının kan basıncı yeterince kontrol altında tutulabiliyor.

Kan basıncında hedef değerler, eşlik eden hastalıkların bulunup bulunmamasına göre değişiyor. Kişinin eşlik eden hastalığı yoksa hangi yaştan olursa olsun hedef 140/90 mmHg’nın altı olmalıdır.

Ülkemizdeki yanlış inançlardan biri de ‘ben yaşlıyım, tansiyonum daha yüksek olabilir, bu normaldir’ şeklindedir. Oysa bu doğru bir yaklaşım değil. Diyabetik ve böbrekte protein kaçağı olan hastalarda hedef kan basıncı değeri 130/80 mmHg ve altıdır.

Kronik böbrek yetersizliği gelişen hastalarda ise hedef değer 110/70 mmHg ve altıdır. 

Hastalarla ilgili en önemli sorunlardan biri, ilaçların düzenli olarak kullanılmaması. Birçok hipertansiyon hastası tansiyonunun yükseldiğini hissettiğinde ilaç kullanma yoluna gidiyor.

Oysa yapılan araştırmalarda, insanların tansiyonlarının yükseldiğini söyledikleri anda yapılan ölçümlerin sadece yaklaşık yüzde 50’sinde tansiyonun yüksek olduğu bulunmuş. Ve hiçbir şey hissetmediğini söyleyenlerde günlük yaşamda ölçüm yapıldığında büyük bir bölümünün tansiyonları yüksek bulunmuştur.

Dolayısıyla tansiyon belirti vermeyen bir hastalıktır. Şikayete dayalı olarak ilaç kullanmak en kötü kontrol yöntemlerinden bir tanesidir.

Çocukluk döneminde esansiyel hipertansiyon nadir görülmekle birlikte günümüzde çocuklarda daha sık görülmektedir.

Eskiden çocuklarda hipertansiyon görüldüğünde bunun genelde bir başka hastalık nedeniyle ortaya çıktığı düşünülürdü ki, bunların arasında böbrek fonksiyon bozuklukları, aort koarktasyonu olarak bilinen aort damarının hastalığı ve çocuklardaki bir takım hormonal hastalıklar sayılabilir.

Ancak çocukluk ve çocukluk çağında da artık esansiyel hipertansif hastaları görülüyor. Çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi obezite, insulin direnci, kan yağları, hareketsizlik ve kan basıncı arasında direkt bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

Çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi obezite, insülin direnci, kan yağları ve kan basıncı arasında direkt bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

Çocuklukta kazanılan aşırı kilolar genç erişkinde kardiovasküler riskin önemli bir belirleyicisidir Çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi obezite, insülin direnci, kan yağları ve kan basıncı arasında direkt bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

Çocuklukta kazanılan aşırı kilolar genç erişkinde kardiovasküler riskin önemli bir belirleyicisidirHipertansif çocuk obez ise zayıflatılmalıdır. Erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da tuz ve kalri kısıtlaması yapılmalıdır. 

• Aşırı tuz alımı kısıtlanmalı (günde 6 gramın altında olmalı) 

• Bol sıvı tüketilmeli

• Düzenli egzersiz yapılmalı (haftada en az üç gün ve en az 30 dakika tempolu)

• Akdeniz tarzı beslenme tercih edilmeli (meyve ve sebze ağırlıklı) 

• Sadece tuzlu yiyecekler tansiyonu yükseltmez. Soda, maden suyu gibi içecekler de dikkatli tüketilmeli

• Tansiyon yükseltici etkileri bilinen NSAİD, doğum kontrol hapı, soğuk algınlığı ilaçları, ağrı kesicileri kullanırken dikkatli olunmalı

• Ani tansiyon yükselmelerinde kullanılan dilaltı haplar doktora danışılmadan kullanılmamalı. Bu haplar nedeniyle ani tansiyon düşüşleri de olumsuz sonuçlara yol açabilir

• Sarımsak, limon gibi sebzeler ilacın yerine geçerek tansiyonu düşürmezler.

• Hipertansiyon tedavisi ömür boyu sürer. Bu nedenle ilaçların sürekli olarak kullanılması gerekir. İlaca bağlı bir yan etki geliştiğinde doktora danışarak değiştirilmesi veya bırakılması gerekir.

Источник: https://www.anadolusaglik.org/blog/hipertansiyon-sinsice-zarar-verebilir

Hipertansiyonda Sık Yapılan 9 Hata Nedir?

Hipertansiyon Hastalarının Yaptıkları Hatalar

Çoğu zaman hiçbir belirti vermediği için ‘sessiz katil’ olarak da adlandırılan hipertansiyon sinsice seyrederek kalpten böbreklere, beyinden göze dek çok ciddi sorunlara hatta ölüme bile neden olabiliyor.

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen, ülkemizde her 3 kişiden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirtirken, her 10 kişiden 6’sının ise hipertansiyonu olduğunun farkında bile olmadığını söylüyor.

Ailesinde yüksek tansiyon veya diyabet hastalığı olan, fazla kilolu, 40 yaşın üzerinde, sigara içen kişilerde tansiyonun düzenli aralıklarla ölçtürülmesinin şart olduğunu belirten Prof. Dr.

Sinan Dağdelen, “Hipertansiyon baş ağrısı, göğüs ağrısı, burun kanaması, kulak çınlaması, nefes darlığı, çarpıntı ve ayaklarda şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu belirtileri önemsemek ve hekime görünmek gerekir” diyor.

• Benim vücudum alışık:

“Benim tansiyonum yıllardan beri yüksek ama hiç bir şikayet hissetmiyorum, demek ki vücudum alışık” diyen önemli bir hasta kitlesi var. Oysa bu, sanılanın aksine iyi bir durum değil. Genellikle o hastanın yıllardır damarlarının yüksek basınca maruz kalması damarsal komplikasyonların yakın olduğunun habercisi.

• Yükselirse hissederim:

Yüksek tansiyon uzun süre hiçbir belirti vermeden, sinsice seyrederek vücutta ciddi tahribatlara yol açabiliyor. Halk arasında hipertansiyonun temel belirtisi olarak bilinen baş ağrısı çoğunlukla eşlik etmeyebiliyor.

• Artık iyiyim, ilaca gerek yok:

“İlaç tedavisi aldım tansiyonum iyileşti, artık ilaç almama gerek yok!” inanışı da son derece tehli bir hurafe. Tansiyonun kesin bir tedavisi olmadığından kilo vermek, tuzu azaltmak, egzersiz yapmak erken dönemde yeterli bir tedavi olabilse de bunların yetersiz kaldığı durumlarda, düzenli hekim kontrolü altında ilaç tedavisi şart.

“Ben bu tansiyonu kendim düşürürüm, ilaca gerek yok!” gibi yaklaşımlar hurafeden başka bir şey değil. Hipertansiyon tehli bir hastalık ve tedavisi de uzmanlık gerektiriyor.

Hekim önce hastayı ilaçsız tedavi yaklaşımları ile takibe alırken bu yaklaşımların yetersiz kaldığı durumda ilaç kullanmak kaçınılmaz hale geliyor.

Hipertansiyonu olanlarda; kalp, koroner damarlar, beyin damarları, böbrek ve göz damarları en başta zarar gören organlar.

• Bu yaşta ömür boyu ilaca başlayamam:

Prof. Dr. Sinan Dağdelen “Günümüzde yanlış beslenme, aşırı kilo ve hareketsizlik nedeniyle gençlerin yanı sıra çocuklarda da hipertansiyon görülebiliyor.

Burada esas korkulması ve kaçınılması gereken unsur, ilaç tedavisi değil hastalığın kendisi.

Esas hedef tansiyonun normal sınırlarda tutulması ki bu hedef ilaçlı tedavilerle ya da ilaçsız yaşam düzenlemeleri ile mümkün. Tansiyon kesinlikle yüksek bırakılmamalı” diyor.

• İlaçlar vücuduma daha zararlı:

“Bu ilaçlar vücuduma daha zararlı o nedenle ilaç almasam daha iyi olur! görüşü de yanlış ve çok tehli. Özellikle ilaçların yan etkileri konusunda yanlış bilgilerin magazinsel olarak dolaşması nedeniyle çoğu zaman hastalar ilaçlarını kesiyor.

• Spor yaparsam tansiyonum yükselir:

Spor sırasında tansiyonunun yükseleceği endişesiyle spordan kaçınanlar olabiliyor. Aksine egzersiz kesin olarak en basit tansiyon tedavilerinden biri. Hele diyet ve tuz kısıtlanması ile birlikte yapıldığında son derece yararlı. Ancak her hasta, her sporu yapmaya uygun değil.

Burada yapılması gereken hastanın uzman hekimi ile görüşerek, kalbinin, damarlarının ve hipertansiyonunun durumuna göre hangi sporları ve nasıl yapacağı konusunda profesyonel öneri almak.

Elbette spor yaparken hem tansiyon ve hem de nabız yükseliyor ancak kişi hekim kontrolünde olduğu ve doğru tedaviyi aldığı, tansiyon değerlerini normal sınırlarda tuttuğu sürece rahatlıkla spor yapabilir.

• Limon suyu ile düşürürüm:

Hiçbir büyük ve detaylı çalışma yok ki, limon veya greyfurt suyunun tedavi edici etkinliğini göstermiş olsun. Bu nedenle bu meyve sularının kullanımının sakıncası olmamakla birlikte, bunun bir ilaç gibi görülmemesi gerekiyor. Yapılan birçok çalışma da, tansiyon yükseldiğinde içilen limon veya greyfurt suyunun bazı ilaçların etkinliğini artırdığını gösteriyor.

Prof. Dr. Sinan Dağdelen “Birçok meyve ve sebzede (sarımsak, nar, yaban mersini, soğan, marul, mercimek, lahana, kızılcık, çilek, ıspanak, brokoli, balık yağı vb) bulunan flavonoidlerin sağlıklı kişiyi kalp damar hastalıklarından koruduğuna inanılıyor.

Oysa buna yönelik yeterli bilimsel veri olmadığından bu besinleri veya vitaminleri hipertansiyon tedavisi ile kesin olarak ilişkilendirmek ve “bitkidir nasıl olsa zararsızdır” gibi düşünmek yanlış ve tehli. Sofrada makul ölçülerde tüketmenin ise sakıncası yok.

Bu besinler içerisinde sadece sarımsağın içerisinde bulunan prostaglandinlerin hafif bir tansiyon düşürücü etkisi bulunuyor ancak bu dozlar kesin tedavi edici nitelikte değil” diye konuşuyor.

Prof. Dr. Sinan Dağdelen, MediMagazin

Источник: https://www.probiyotix.com/hipertansiyonda-sik-yapilan-9-hata-nedir/

Yüksek Tansiyonun Dengelenmesi Amacıyla Hipertansiyon Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

Hipertansiyon Hastalarının Yaptıkları Hatalar

Yüksek tansiyon hipertansiyon olarak adlandırılmakta ve yüksek tansiyonu olan kişilerin dikkat etmesi gereken noktalar bulunmaktadır. Yüksek tansiyon hastalarının dikkat etmesi gereken noktalar hakkında detaylar

Yüksek Tansiyonu Ne Dengeler?

Tansiyon dengelenmesi için öncelikle rahatsızlık hissedilmesi durumunda doğru bir ölçüm yapılmış olması gerekmektedir. Tansiyonun düşük olduğu düşüncesiyle ya da tam tersi şekilde hareket edilmesi halinde yanlış bir kanıya varılarak bir müdahale yapılırsa hasta için daha kötü sonuçlar doğurabilmektedir.

Yüksek tansiyonda eğer ölçüm sonunda görülen değerler 170 üstünde ise evde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna gidilmesi önerilmektedir. Ancak değerlerde 140 ile 170 arasında bir yükseklik görülürse evdeki imkanlar ile tansiyon dengelenmesi yoluna gidilebilir. Yazımızın devamında yüksek tansiyonu ne dengeler ve yüksek tansiyon nasıl dengelenir sorularının cevaplarını vereceğiz.

Uzmanlar yüksek tansiyonu dengelemek için öncelikle günlük kullanılan tuz miktarının azaltılmasını ve yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini ifade etmektedir. Gün içinde tüketilecek tuz miktarı en fazla 2.5 gr kadar olmalı aşırıya kaçılmamalıdır. Bunların yanında hazır yemeklerle beslenilmemeli ve alkol ile sigara tüketimine dikkat edilmelidir.

Özellikle alkol alımında kan basıncı yükseldiği için tansiyon üst değerlere çıkar ve hastalarda ciddi rahatsızlıklar getirir. Bu sebepler ve alkolün vücuda verdiği diğer zararlarda göz önünde tutulduğunda tüketilmemesi ya da minimuma indirilmesi önemle tavsiye edilmektedir.

Yüksek tansiyon kanısı oluştuğunda dengelemek için önerilen bazı kolay uygulamalar hakkında bilgi vermek gerektiğinde, en önemli dengeleme besini olarak limon öne çıkmaktadır.

Evde de kolaylıkla hazırlayabileceğiniz bir bardak kadar limonlu suyu içtiğinizde yaklaşık 15 dk sonra tansiyonun dengelendiğini fark edebilirsiniz.

Taze sıkılmış ve şeker miktarı az olan meyve sularını özellikle çilek, greyfurt, nar ve pancar suyu içmekte tansiyon üzerinde önemli bir dengeleme etkisi uyandırmaktadır.

Sarımsak tüketilmesi de yüksek tansiyonu dengelemek için oldukça etkili bir besin kaynağıdır. Bunların yanında yaşamın genelinde etkili olan yüksek tansiyon dengeleyici besinlerde mevcuttur. Günlük süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi bu besinlere bir örnektir. Yüksek protein içerikli olan balığın tüketilmesinde de yüksek tansiyonun dengede tutulmasına faydalı olduğu bilinmektedir.

Hipertansiyon Hastalarına Tavsiyeler

Stresli yaşam koşulları ve düzensiz beslenme kişiler üzerinde oldukça olumsuz etkiler bırakmakta ve hipertansiyon hastalığını doğurabilmektedir.

Hipertansiyon hastaları, gerçek anlamda büyük bir risk faktörü altında yaşamakta oldukları için hastalıklarını ihmal etmemeli ve gerekli önlemlerin alınmasına özen göstermelidir.

Hipertansiyonu ve etkilerini tetikleyici bazı unsurlara karşı koyabilmek adına verilen tavsiyeler dikkate alınmalıdır.

Hipertansiyon hastaları için en önemli tavsiye, belirli aralıklarda tansiyon ölçümlerini yaptırmaları gerektiğidir. Özellikle kalp ve damar rahatsızlığı, şeker, böbrek taşı ve hastalıkları olup, tedavi gören hastalar daha dikkatli olmalı ve hastalıklarını kontrol altında tutmaya çalışmalıdırlar.

Eğer aşırı kilo söz konusu ise bir doktor kontrolünde hipertansiyon diyetine girilmesi önerilmektedir. Hastaların vücutlarına göre ideal kiloda olmalarının sağlanması gerekmektedir.

Ve yine bu kişiler hareketsiz yaşamdan kaçınmalı ve düzenli egzersizlerle kan basınç seviyelerini dengede tutmalıdırlar. Bu aşamada yoga hipertansiyon hastaları için tam ideal bir seçim olacaktır.

Hafif tempolu yürüyüşlerde önerilmektedir.

Lif ve mineral bakımından zengin olan meyvelerin beslenme programlarına alınması genel anlamda yüksek tansiyona karşı bir koruyucu tedbir oluşturmaktadır. Aynı şekilde magnezyum içeriği nedeniyle damarlar üzerinde rahatlatıcı etkisi olan ıspanak, kereviz, brokoli, kabak gibi sebzelerin tüketilmesi de hipertansiyon hastaları için tavsiye edilmektedir.

Hastaların tuz ve yağ tüketim oranlarının da minimum seviyede tutulması gerektiğini her fırsatta yineleyen uzmanlara göre ihtiyaç duyulan tuz baharatlar aracılığıyla, yağ ise ceviz, badem ve ya fındık gibi kuru yemişlerle de alınabilmektedir.

(Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: https://tansiyonum.com/yuksek-tansiyonu-ne-dengeler

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.