Hipertansiyon Hastalarının Yaptıkları Hatalar

Hipertansiyon hastalarının sık yaptığı hatalar

Hipertansiyon Hastalarının Yaptıkları Hatalar

Hipertansiyon hastalarının en sık yaptıkları 8 hata

1. Hipertansiyonu ciddiye almamak

‘Bünyem, yüksek tansiyona alışmış’ deyip hipertansiyonu ciddiye almamak yapılan en büyük hatalardan biri.

Kan basıncı yüksekliğini sadece strese (gerginliğe) bağlayıp tansiyon ilacı kullanmamak, ‘Ben tansiyonumun yükseldiğini hissediyorum’ deyip yakınma olmayan zamanlarda kan basıncını ölçtürmemek de hastaların yaptıkları diğer önemli hatalardan.

Oysa ki hipertansiyon sinsi bir hastalık. Kişi kendini iyi hissetse bile, yüksek tansiyon damarlardaki harabiyetini sürdürüyor.

2. Sadece büyük tansiyonla ilgilenmek

Sadece büyük tansiyonla ilgilenmek de hastalar tarafından sıkça yapılan bir başka hata.

Yapılan araştırmalar küçük tansiyon kontrol altına alınmadığında damar harabiyeti riskinin devam ettiğini gösteriyor.

Bazı kişilerde sadece küçük tansiyonun yüksek olduğu ve bu kişilerin tedavi altına alınması gerektiği unutulmamalı. Özellikle kalp damarları, küçük tansiyon varlığında yüksek basınca maruz kalıyor.

3. Bitkisel ilaçlar ve sarımsaktan medet ummak

Hipertansiyon tedavisinin bitkisel ilaçlar ile sarımsakla yapılması ve tansiyon düşürücü ilaç kullanımından kaçınılması da yapılan hatalar arasında. Piyasada mevcut bitkisel ilaçlar Tarım Bakanlığı onaylı olup, çoğunluğu uyarıcı afrodizyak maddeler içeriyor. Bu ilaçlar tansiyon yükselmesine yol açabiliyor.

Limon ve sarımsak kullanımının tansiyon düşürmedeki rolü minimal olup, tek başına yüksek tansiyon tedavisinde kullanılmıyor. Ancak sarımsak ve limon diyetin bir parçası olabilir. Sakinleştirici ilaçlar kişilerin stresini azaltarak tansiyon dengelenmesine katkıda bulunabiliyor.

Bu ilaçların tek başına kullanılması ancak nadir vakalarda tansiyon kontrolü sağlayabiliyor.

4. Her kan basıncı yüksekliğinde dilaltı hapı çiğnemek

Her kan basıncı yüksekliğinde dil altı hapı çiğnenmemeli.

Dil altı hapının sadece baş ağrısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi şikayetlerin geliştiği ve sıklıkla büyük tansiyonun 180 değerini aştığı acil durumlarda kullanılması gerekiyor.

Aksi halde dilaltı ilacı kan basıncını hızla ve kontrolsüz düşürerek felç, kalp krizi ve ölüm gibi istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. Dilaltının evde kullanımı doktor önermediği sürece tercih edilmemeli.

5. İlaç tedavisinden bağımlılık veya yan etki yapar diyerek kaçınmak

Birçok hastalığı mevcut olan “Vücut ilaca alışır etkisini kaybeder, ilaç yan etki ve bağımlılık yapar” şeklindeki düşünce kesinlikle yanlış. Eğer ilaç tansiyonu iyi kontrol etmiş ve kişide belirgin yan etki oluşturmamışsa, ilacın eski ya da yeni oluşuna bakılmaksızın ilaç kullanılmalı.

Tansiyon ilaçları bağımlılık yapmaz. Tansiyon ilaçlarının yan etki potansiyeli düşüktür ve bu etkinin ortaya çıkışı kişiye göre değişiyor. Yan etki ortaya çıktığında ilaç bırakılmamalı ve mutlaka doktora başvurulmalı. Unutmayın ki hastaya en büyük zararı kontrolsüz hipertansiyon veriyor.

6. İlaç dışı tedavileri ihmal etmek

Hipertansiyon tedavisinde ilacın yanı sıra yaşam şekli değişikliği diye adlandırılan ilaç dışı tedaviler de bir o kadar önemli.

Yaşam şekli değişikliği; tuzu azaltma, düzenli spor, ideal kiloya ulaşma, sigara ve alkolden uzaklaşma ve hipertansiyon diyetini kapsıyor. Ancak ilaç kullanan hastaların çoğu ilaçsız tedaviyi ihmal ediyor.

İlaçsız tedaviye dikkat edilmezse antihipertansif ilaçların da etkisi çok azalıyor veya ortadan kalkıyor. Hipertansiyon tedavisi ancak sağlıklı bir hasta-hekim ilişkisiyle mümkün olabiliyor.

7. İlaç tedavisine ara vermek

Birçok hasta kan basıncı ilaçlarla kontrol altına alındığında, kendilerini rahatsız eden baş ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi yakınmalar ortadan kalktığında veya ilacı bittiğinde ilaç tedavisini yarıda bırakabiliyor. Oysa kısa süreli bile olsa tedaviye kesinlikle ara verilmemeli.

Çünkü tedavide amaç sadece hastayı o dönemde rahatsız eden yakınmaları gidermek değil, aynı zamanda hedef organ hasarını önleyerek veya geri çevirerek kalıcı sakatlık ve ölümleri azaltmak. Hipertansiyonun büyük olasılıkla ömür boyu eşlik edeceği unutulmamalı.

İlacın ani bırakılması, tansiyon değerlerinde ani fırlamaya ve kalıcı sağlık sorunlarına yol açabiliyor.  

8. İlacı bırakarak ‘kan basıncı yeniden yükselecek mi?’ diye deneme yapması

Kan basıncı kontrol altına alınan bir hastanın ilacı bırakarak ‘kan basıncı yeniden yükselecek mi?’ diye deneme yapması da büyük bir hata.

Antihipertansif ilaçlar bırakılsa bile kan basıncını düşürücü etkileri bir süre daha devam ediyor. Hastada geçici, hipertansiyon yoksa, ilaç bırakılınca kan basıncı bir süre sonra kesinlikle yeniden yükseliyor.

Bu nedenle ilaç tedavisinin kesilmesi ve doz değişikliği kesinlikle doktor tarafından yapılmalı.

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Karabulut

Источник: https://www.kidsgourmet.com.tr/hipertansiyon-hastalarinin-sik-yaptigi-hatalar/

Hipertansiyonda Sık Yapılan 9 Hata Nedir?

Hipertansiyon Hastalarının Yaptıkları Hatalar

Çoğu zaman hiçbir belirti vermediği için ‘sessiz katil’ olarak da adlandırılan hipertansiyon sinsice seyrederek kalpten böbreklere, beyinden göze dek çok ciddi sorunlara hatta ölüme bile neden olabiliyor.

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen, ülkemizde her 3 kişiden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirtirken, her 10 kişiden 6’sının ise hipertansiyonu olduğunun farkında bile olmadığını söylüyor.

Ailesinde yüksek tansiyon veya diyabet hastalığı olan, fazla kilolu, 40 yaşın üzerinde, sigara içen kişilerde tansiyonun düzenli aralıklarla ölçtürülmesinin şart olduğunu belirten Prof. Dr.

Sinan Dağdelen, “Hipertansiyon baş ağrısı, göğüs ağrısı, burun kanaması, kulak çınlaması, nefes darlığı, çarpıntı ve ayaklarda şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu belirtileri önemsemek ve hekime görünmek gerekir” diyor.

• Benim vücudum alışık:

“Benim tansiyonum yıllardan beri yüksek ama hiç bir şikayet hissetmiyorum, demek ki vücudum alışık” diyen önemli bir hasta kitlesi var. Oysa bu, sanılanın aksine iyi bir durum değil. Genellikle o hastanın yıllardır damarlarının yüksek basınca maruz kalması damarsal komplikasyonların yakın olduğunun habercisi.

• Yükselirse hissederim:

Yüksek tansiyon uzun süre hiçbir belirti vermeden, sinsice seyrederek vücutta ciddi tahribatlara yol açabiliyor. Halk arasında hipertansiyonun temel belirtisi olarak bilinen baş ağrısı çoğunlukla eşlik etmeyebiliyor.

• Artık iyiyim, ilaca gerek yok:

“İlaç tedavisi aldım tansiyonum iyileşti, artık ilaç almama gerek yok!” inanışı da son derece tehli bir hurafe. Tansiyonun kesin bir tedavisi olmadığından kilo vermek, tuzu azaltmak, egzersiz yapmak erken dönemde yeterli bir tedavi olabilse de bunların yetersiz kaldığı durumlarda, düzenli hekim kontrolü altında ilaç tedavisi şart.

“Ben bu tansiyonu kendim düşürürüm, ilaca gerek yok!” gibi yaklaşımlar hurafeden başka bir şey değil. Hipertansiyon tehli bir hastalık ve tedavisi de uzmanlık gerektiriyor.

Hekim önce hastayı ilaçsız tedavi yaklaşımları ile takibe alırken bu yaklaşımların yetersiz kaldığı durumda ilaç kullanmak kaçınılmaz hale geliyor.

Hipertansiyonu olanlarda; kalp, koroner damarlar, beyin damarları, böbrek ve göz damarları en başta zarar gören organlar.

• Bu yaşta ömür boyu ilaca başlayamam:

Prof. Dr. Sinan Dağdelen “Günümüzde yanlış beslenme, aşırı kilo ve hareketsizlik nedeniyle gençlerin yanı sıra çocuklarda da hipertansiyon görülebiliyor.

Burada esas korkulması ve kaçınılması gereken unsur, ilaç tedavisi değil hastalığın kendisi.

Esas hedef tansiyonun normal sınırlarda tutulması ki bu hedef ilaçlı tedavilerle ya da ilaçsız yaşam düzenlemeleri ile mümkün. Tansiyon kesinlikle yüksek bırakılmamalı” diyor.

• İlaçlar vücuduma daha zararlı:

“Bu ilaçlar vücuduma daha zararlı o nedenle ilaç almasam daha iyi olur! görüşü de yanlış ve çok tehli. Özellikle ilaçların yan etkileri konusunda yanlış bilgilerin magazinsel olarak dolaşması nedeniyle çoğu zaman hastalar ilaçlarını kesiyor.

• Spor yaparsam tansiyonum yükselir:

Spor sırasında tansiyonunun yükseleceği endişesiyle spordan kaçınanlar olabiliyor. Aksine egzersiz kesin olarak en basit tansiyon tedavilerinden biri. Hele diyet ve tuz kısıtlanması ile birlikte yapıldığında son derece yararlı. Ancak her hasta, her sporu yapmaya uygun değil.

Burada yapılması gereken hastanın uzman hekimi ile görüşerek, kalbinin, damarlarının ve hipertansiyonunun durumuna göre hangi sporları ve nasıl yapacağı konusunda profesyonel öneri almak.

Elbette spor yaparken hem tansiyon ve hem de nabız yükseliyor ancak kişi hekim kontrolünde olduğu ve doğru tedaviyi aldığı, tansiyon değerlerini normal sınırlarda tuttuğu sürece rahatlıkla spor yapabilir.

• Limon suyu ile düşürürüm:

Hiçbir büyük ve detaylı çalışma yok ki, limon veya greyfurt suyunun tedavi edici etkinliğini göstermiş olsun. Bu nedenle bu meyve sularının kullanımının sakıncası olmamakla birlikte, bunun bir ilaç gibi görülmemesi gerekiyor. Yapılan birçok çalışma da, tansiyon yükseldiğinde içilen limon veya greyfurt suyunun bazı ilaçların etkinliğini artırdığını gösteriyor.

Prof. Dr. Sinan Dağdelen “Birçok meyve ve sebzede (sarımsak, nar, yaban mersini, soğan, marul, mercimek, lahana, kızılcık, çilek, ıspanak, brokoli, balık yağı vb) bulunan flavonoidlerin sağlıklı kişiyi kalp damar hastalıklarından koruduğuna inanılıyor.

Oysa buna yönelik yeterli bilimsel veri olmadığından bu besinleri veya vitaminleri hipertansiyon tedavisi ile kesin olarak ilişkilendirmek ve “bitkidir nasıl olsa zararsızdır” gibi düşünmek yanlış ve tehli. Sofrada makul ölçülerde tüketmenin ise sakıncası yok.

Bu besinler içerisinde sadece sarımsağın içerisinde bulunan prostaglandinlerin hafif bir tansiyon düşürücü etkisi bulunuyor ancak bu dozlar kesin tedavi edici nitelikte değil” diye konuşuyor.

Prof. Dr. Sinan Dağdelen, MediMagazin

Источник: https://www.probiyotix.com/hipertansiyonda-sik-yapilan-9-hata-nedir/

HİPERTANSİYON NEDİR, BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

Hipertansiyon Hastalarının Yaptıkları Hatalar

Hipertansiyon, arteryel (atardamar) kan basıncı ola­rak normal kabul edilen sistolik (büyük tansiyon) 140 mmHg ve diastolık (küçük tansiyon) 90 mmHg sınırlarının geçilmiş olmasıdır.

Toplumumuzda nüfusun yaklaşık 1/5’ınde hiper­tansiyon vardır; bu 15 milyon kişi demektir Hipertan­siyon yıllarca hiçbir belirti vermez. Vücudun savunma mekanizmaları -uzun dönemde vücudun aleyhine ola­cak şekilde bunu sağlarlar

Hipertansiyonla kişilerde kalp–damar hastalığı gö­rülme oranı, normal kan basıncı olanlara göre en az 2 misli; beyin ve sinir sistemi ile ilgili hastalıkların gö­rülme oranı 8 misli, kalp yetmezliği görülme oranı ise 5-6 misli fazladır. Ayrıca böbrek fonksiyonlarında bo­zulmaya sebep olan en önemli faktörlerden biri hiper­tansiyondur. Bu sonuçlara hem sistolik hem de diastolik kan basıncı yükseklikleri sebep olmaktadır.

Bu öneminden dolayı tanınması ve tedavi edilmesi şarttır. Bu da ancak kişilerin zaman zaman doktor kontrolünden geçmesi ile sağlanabilir. Özellikle ailevi risk taşıyanlar ve doktorlar bu tanıyı koyarken çok dik­katli olmalıdırlar.

Çünkü hipertansiyon tanısı koymak psikolojik ve sosyoekonomik etkileri bakımından önem­lidir; hastanın hayat boyu tedavisi gerekecektir. Uygun zaman ve zeminlerde, en az 2-3 kez uygun âletlerle kan basıncı ölçümleri yapılmalıdır.

Yaşla birlikte sistolik kan basıncında bir artış olmak­tadır. Hipertansiyonlu kişilerin %80’i diastolik kan ba­sıncı 90-104 mmHg arası olanlardır.

Hipertansiyon Sebepleri

Hipertansiyonun %95 oranında sebebi bilinmiyor ve bu tıp hipertansiyona esansiyel veya primer hiper­tansiyon demliyor. Burada birçok faktörün rol oynadı­ğı biliniyor.

Bu faktörler hormonlar, otonom sinir sistemi, santral sinir sistemi, damar, düz kas hücreleri vs. olarak sayılabilir Konu ile ilgili olduğundan önce­likle kan basıncı kavramını açıklamakta fayda vardır.

Kan basıncı şöyle bir formülle gösterilir;

Kardiyak output, kalbin 1 dakikada attığı kan hacmi­dir. İşte bu formülde gösterilen iki elemana etkili olan ve dengeyi sağlayan her faktör, kan basıncının ayar­lanmasında rol alır. Eğer bu dengeyi bozacak bir du­rum meydana gelmişse kan basıncı ayarlanamaz. Sonuçta vücuttaki damar hücrelerinde Na ve Ca alışverişi ile ilgili dengesizlikler üzerinde durulmaktadır.

% 5 oranında ise sebep bilinmekte olup, bunların başlıcaları şöyle sıralanabilir:

Hem Sistolik Hem Diastolik Kan Basıncını Arttıranlar

  • Böbrek dokusu (parenkim) hastalıkları
  • Böbrek damar hastalıkları

Sadece Sistolik Kan Basıncını Arttıranlar

  1. Yaşlılık
  2. Azalan periferal damar direnci (Arterio-venöz fistülleri beriberi gibi)
  3. Artmış kardiyak output (Tirotoksikoz aort yet­mezliği gibi)

Hipertansiyon sebebi araştırılırken, özellikle bazı kişiler üzerinde daha dikkatli incelemeler yapılmalıdır. Bunlar;

  1. 20 yaşından önce veya 50 yaşından sonra hi­pertansiyonu ortaya çıkanlar
  2. Kan basınç seviyeleri 180/110 mmHg’dan fazla olanlar
  3. Organ harabiyeti olanlar (göz kalp, böbrek gibi)
  4. Sebebi bilinen hipertansiyonu düşündürecek bulguları olanlar
  5. Tedaviye cevap vermeyenler

Hipertansiyonlu Kişilerin Şikâyetleri

Hipertansiyonla ilgisi olduğu düşünülen baş ağrı­sı, burun kanaması, kulak çınlaması baş dönmesi ve bayılma gibi şikâyetlerin bulunma oranı, normal kan basıncı olan kişilerde bunların görülme oranına göre daha fazla değildir. Ancak hipertansiyon komplikas­yonları ortaya çıktığında oluşan şikâyetler, hipertansi­yona has olacaktır.

Hipertansiyonda En Çok Etkilenen Organlar

Beyin, kalp ve böbreklerdir. Bütün bu organlardaki damar yapısını bozarak ve arteriosklerozu (damar duvarında yağ birikimi ile başlayıp devam eden hastalık) hızlandırarak organların fonksiyonlarını bozar.

Beyinde, “Stroke” olarak adlandırılan beyin kanaması, beyin damarlarında tıkanma ve pıhtı kopmaları ile tı­kanmalara neden olur. Kalpte, kalp damar hastalıkla­rını hızlandırır ve kalp yetmezliğine sebep olur.

Böbrekte ise böbrek yetmezliği yapar

Hipertansiyonlu Hasta Ne Yapmalıdır?

Hipertansiyonunun sebebini, derecesini ve yaptığı etkileri değerlendirecek bir uzman doktora başvurmalıdır. Bu uzmanın yapacağı muayene ve laboratuvar incelemelerine göre vereceği kararlara ve tavsiyelere uymalıdır.

Doktor, hastayı kan basıncının seviyesi, etkileri ve diğer risk aktörleri (sigara, kanda yağ yük­sekliği, diabetes mellitus yanı şeker hastalığı gibi) yönünden değerlendirecektir.

Tedavi tamamen dok­tor tavsiyesi altında yapılmalıdır.

İlâç dışında uyulması gereken ve yapılması gere­kenler de şunlardır;

  1. Aşırı kiloları vermek
  2. Alınan tuz miktarını kısıtlamak
  3. Alkollü içkilerden vazgeçmek
  4. Sigarayı kesmek
  5. Hareket (uygun spor) yapmak
  6. Ruhi ve bedeni rahatlık sağlayıcı tedbirler almak

Hipertansiyonda Hasta-Doktor İlişkisinde Genel İlkeler

  1. Hasta hayat boyu tedaviye devam edecek. Bunun sebepleri hastaya anlatılacak
  2. Hastanın kan basıncı, mümkün olan en az ilâç­la ve en az dozda kontrol akına alınmış olacak
  3. Hasta, aldığı ilâç hakkında tam bilgiyle donatılacak, ilâcın yan etkilerini bilecek
  4. Hasta aldığı ilâcı kendiliğinden kesmeyecek mutlaka bir doktor tavsiyesi ile azaltacak, artıracak veya kesecektir
  5. Hastanın bir güvencesi yoksa mümkün olan en ucuz ilâç tercih edilecek
  6. Hastaya ilacın her şey demek olmadığı ilâca rağmen uyması gereken diğer kurallara uymadığı takdirde ilacın faydasının sınırlı olacağı anlatılacaktır

İlgili

Источник: http://bilgikapsulu.com/hipertansiyon/

Yüksek Tansiyonun Dengelenmesi Amacıyla Hipertansiyon Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

Hipertansiyon Hastalarının Yaptıkları Hatalar

Yüksek tansiyon hipertansiyon olarak adlandırılmakta ve yüksek tansiyonu olan kişilerin dikkat etmesi gereken noktalar bulunmaktadır. Yüksek tansiyon hastalarının dikkat etmesi gereken noktalar hakkında detaylar

Yüksek Tansiyonu Ne Dengeler?

Tansiyon dengelenmesi için öncelikle rahatsızlık hissedilmesi durumunda doğru bir ölçüm yapılmış olması gerekmektedir. Tansiyonun düşük olduğu düşüncesiyle ya da tam tersi şekilde hareket edilmesi halinde yanlış bir kanıya varılarak bir müdahale yapılırsa hasta için daha kötü sonuçlar doğurabilmektedir.

Yüksek tansiyonda eğer ölçüm sonunda görülen değerler 170 üstünde ise evde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna gidilmesi önerilmektedir. Ancak değerlerde 140 ile 170 arasında bir yükseklik görülürse evdeki imkanlar ile tansiyon dengelenmesi yoluna gidilebilir. Yazımızın devamında yüksek tansiyonu ne dengeler ve yüksek tansiyon nasıl dengelenir sorularının cevaplarını vereceğiz.

Uzmanlar yüksek tansiyonu dengelemek için öncelikle günlük kullanılan tuz miktarının azaltılmasını ve yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini ifade etmektedir. Gün içinde tüketilecek tuz miktarı en fazla 2.5 gr kadar olmalı aşırıya kaçılmamalıdır. Bunların yanında hazır yemeklerle beslenilmemeli ve alkol ile sigara tüketimine dikkat edilmelidir.

Özellikle alkol alımında kan basıncı yükseldiği için tansiyon üst değerlere çıkar ve hastalarda ciddi rahatsızlıklar getirir. Bu sebepler ve alkolün vücuda verdiği diğer zararlarda göz önünde tutulduğunda tüketilmemesi ya da minimuma indirilmesi önemle tavsiye edilmektedir.

Yüksek tansiyon kanısı oluştuğunda dengelemek için önerilen bazı kolay uygulamalar hakkında bilgi vermek gerektiğinde, en önemli dengeleme besini olarak limon öne çıkmaktadır.

Evde de kolaylıkla hazırlayabileceğiniz bir bardak kadar limonlu suyu içtiğinizde yaklaşık 15 dk sonra tansiyonun dengelendiğini fark edebilirsiniz.

Taze sıkılmış ve şeker miktarı az olan meyve sularını özellikle çilek, greyfurt, nar ve pancar suyu içmekte tansiyon üzerinde önemli bir dengeleme etkisi uyandırmaktadır.

Sarımsak tüketilmesi de yüksek tansiyonu dengelemek için oldukça etkili bir besin kaynağıdır. Bunların yanında yaşamın genelinde etkili olan yüksek tansiyon dengeleyici besinlerde mevcuttur. Günlük süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi bu besinlere bir örnektir. Yüksek protein içerikli olan balığın tüketilmesinde de yüksek tansiyonun dengede tutulmasına faydalı olduğu bilinmektedir.

Hipertansiyon Hastalarına Tavsiyeler

Stresli yaşam koşulları ve düzensiz beslenme kişiler üzerinde oldukça olumsuz etkiler bırakmakta ve hipertansiyon hastalığını doğurabilmektedir.

Hipertansiyon hastaları, gerçek anlamda büyük bir risk faktörü altında yaşamakta oldukları için hastalıklarını ihmal etmemeli ve gerekli önlemlerin alınmasına özen göstermelidir.

Hipertansiyonu ve etkilerini tetikleyici bazı unsurlara karşı koyabilmek adına verilen tavsiyeler dikkate alınmalıdır.

Hipertansiyon hastaları için en önemli tavsiye, belirli aralıklarda tansiyon ölçümlerini yaptırmaları gerektiğidir. Özellikle kalp ve damar rahatsızlığı, şeker, böbrek taşı ve hastalıkları olup, tedavi gören hastalar daha dikkatli olmalı ve hastalıklarını kontrol altında tutmaya çalışmalıdırlar.

Eğer aşırı kilo söz konusu ise bir doktor kontrolünde hipertansiyon diyetine girilmesi önerilmektedir. Hastaların vücutlarına göre ideal kiloda olmalarının sağlanması gerekmektedir.

Ve yine bu kişiler hareketsiz yaşamdan kaçınmalı ve düzenli egzersizlerle kan basınç seviyelerini dengede tutmalıdırlar. Bu aşamada yoga hipertansiyon hastaları için tam ideal bir seçim olacaktır.

Hafif tempolu yürüyüşlerde önerilmektedir.

Lif ve mineral bakımından zengin olan meyvelerin beslenme programlarına alınması genel anlamda yüksek tansiyona karşı bir koruyucu tedbir oluşturmaktadır. Aynı şekilde magnezyum içeriği nedeniyle damarlar üzerinde rahatlatıcı etkisi olan ıspanak, kereviz, brokoli, kabak gibi sebzelerin tüketilmesi de hipertansiyon hastaları için tavsiye edilmektedir.

Hastaların tuz ve yağ tüketim oranlarının da minimum seviyede tutulması gerektiğini her fırsatta yineleyen uzmanlara göre ihtiyaç duyulan tuz baharatlar aracılığıyla, yağ ise ceviz, badem ve ya fındık gibi kuru yemişlerle de alınabilmektedir.

(Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: https://tansiyonum.com/yuksek-tansiyonu-ne-dengeler

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.