Hipertansiyon Hastalarının Yarısı Tedavi Görmüyor!

Hipertansiyon hastalarının yaptığı 8 hata

Hipertansiyon Hastalarının Yarısı Tedavi Görmüyor!

Hipertansiyon günümüzün en önemli hastalıklarından biri. Ülkemizde çoğunu kadınların oluşturduğu 18 milyona yakın hasta yüksek tansiyona karşı mücadele veriyor.

Tüm dünyada ve ülkemizde yaygın olarak görülen hipertansiyon kontrol altına alınamadığında birçok organı etkileyerek başta kalp damar hastalıkları olmak üzere; böbrek yetmezliği, görme kaybı, hatta felç gibi ölümcül sonuçlara yol açabilen tehli bir hastalık. Öyle ki ülkemizde her 4 ölümden biri, hipertansiyon sonucu oluşuyor.

Hipertansiyonun bu tür ciddi tablolara yol açmasında en çok hastaların ilaçlarını yarım bırakmaları, yaşam alışkanlıklarına dikkat etmemeleri ve ilaç kullanmak yerine bazı besinlerden medet ummaları gibi yaptıkları hatalar rol oynuyor.

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Karabulut, hipertansiyon hastalarının en sık yaptıkları 8 hatayı ve bunların yol açtıkları sorunları anlattı.

HİPERTANSİYONU CİDDİYE ALMAMAK

‘Bünyem, yüksek tansiyona alışmış’ deyip hipertansiyonu ciddiye almamak yapılan en büyük hatalardan biri.

Kan basıncı yüksekliğini sadece strese (gerginliğe) bağlayıp tansiyon ilacı kullanmamak, ‘Ben tansiyonumun yükseldiğini hissediyorum’ deyip yakınma olmayan zamanlarda kan basıncını ölçtürmemek de hastaların yaptıkları diğer önemli hatalardan.

Oysa ki hipertansiyon sinsi bir hastalık. Kişi kendini iyi hissetse bile, yüksek tansiyon damarlardaki harabiyetini sürdürüyor.

SADECE BÜYÜK TANSİYONLA İLGİLENMEK

Sadece büyük tansiyonla ilgilenmek de hastalar tarafından sıkça yapılan bir başka hata.

Yapılan araştırmalar küçük tansiyon kontrol altına alınmadığında damar harabiyeti riskinin devam ettiğini gösteriyor.

Bazı kişilerde sadece küçük tansiyonun yüksek olduğu ve bu kişilerin tedavi altına alınması gerektiği unutulmamalı. Özellikle kalp damarları, küçük tansiyon varlığında yüksek basınca maruz kalıyor.

BİTKİSEL İLAÇLAR VE SARIMSAKTAN MEDET UMMAK

Hipertansiyon tedavisinin bitkisel ilaçlar ile sarımsakla yapılması ve tansiyon düşürücü ilaç kullanımından kaçınılması da yapılan hatalar arasında. Piyasada mevcut bitkisel ilaçlar Tarım Bakanlığı onaylı olup, çoğunluğu uyarıcı afrodizyak maddeler içeriyor. Bu ilaçlar tansiyon yükselmesine yol açabiliyor.

Limon ve sarımsak kullanımının tansiyon düşürmedeki rolü minimal olup, tek başına yüksek tansiyon tedavisinde kullanılmıyor. Ancak sarımsak ve limon diyetin bir parçası olabilir. Sakinleştirici ilaçlar kişilerin stresini azaltarak tansiyon dengelenmesine katkıda bulunabiliyor.

Bu ilaçların tek başına kullanılması ancak nadir vakalarda tansiyon kontrolü sağlayabiliyor.

HER KAN BASINCI YÜKSEKLİĞİNDE DİLALTI HAPI ÇİĞNEMEK

Her kan basıncı yüksekliğinde dil altı hapı çiğnenmemeli.

Dil altı hapının sadece baş ağrısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi şikayetlerin geliştiği ve sıklıkla büyük tansiyonun 180 değerini aştığı acil durumlarda kullanılması gerekiyor.

Aksi halde dilaltı ilacı kan basıncını hızla ve kontrolsüz düşürerek felç, kalp krizi ve ölüm gibi istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. Dilaltının evde kullanımı doktor önermediği sürece tercih edilmemeli.

İLAÇ TEDAVİSİNDEN BAĞIMLILIK VEYA YAN ETKİ YAPAR DİYEREK KAÇINMAK

Birçok hastalığı mevcut olan “Vücut ilaca alışır etkisini kaybeder, ilaç yan etki ve bağımlılık yapar” şeklindeki düşünce kesinlikle yanlış. Eğer ilaç tansiyonu iyi kontrol etmiş ve kişide belirgin yan etki oluşturmamışsa, ilacın eski ya da yeni oluşuna bakılmaksızın ilaç kullanılmalı.

Tansiyon ilaçları bağımlılık yapmaz. Tansiyon ilaçlarının yan etki potansiyeli düşüktür ve bu etkinin ortaya çıkışı kişiye göre değişiyor. Yan etki ortaya çıktığında ilaç bırakılmamalı ve mutlaka doktora başvurulmalı. Unutmayın ki hastaya en büyük zararı kontrolsüz hipertansiyon veriyor.

İLAÇ DIŞI TEDAVİLERİ İHMAL ETMEK

Hipertansiyon tedavisinde ilacın yanı sıra yaşam şekli değişikliği diye adlandırılan ilaç dışı tedaviler de bir o kadar önemli.

Yaşam şekli değişikliği; tuzu azaltma, düzenli spor, ideal kiloya ulaşma, sigara ve alkolden uzaklaşma ve hipertansiyon diyetini kapsıyor. Ancak ilaç kullanan hastaların çoğu ilaçsız tedaviyi ihmal ediyor.

İlaçsız tedaviye dikkat edilmezse antihipertansif ilaçların da etkisi çok azalıyor veya ortadan kalkıyor. Hipertansiyon tedavisi ancak sağlıklı bir hasta-hekim ilişkisiyle mümkün olabiliyor.

İLAÇ TEDAVİSİNE ARA VERMEK

Birçok hasta kan basıncı ilaçlarla kontrol altına alındığında, kendilerini rahatsız eden baş ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi yakınmalar ortadan kalktığında veya ilacı bittiğinde ilaç tedavisini yarıda bırakabiliyor. Oysa kısa süreli bile olsa tedaviye kesinlikle ara verilmemeli.

Çünkü tedavide amaç sadece hastayı o dönemde rahatsız eden yakınmaları gidermek değil, aynı zamanda hedef organ hasarını önleyerek veya geri çevirerek kalıcı sakatlık ve ölümleri azaltmak. Hipertansiyonun büyük olasılıkla ömür boyu eşlik edeceği unutulmamalı.

İlacın ani bırakılması, tansiyon değerlerinde ani fırlamaya ve kalıcı sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

İLACI BIRAKARAK KAN BASINCI YENİDEN YÜKSELECEK Mİ DİYE DENEME YAPMASI

Kan basıncı kontrol altına alınan bir hastanın ilacı bırakarak ‘kan basıncı yeniden yükselecek mi?’ diye deneme yapması da büyük bir hata.

Antihipertansif ilaçlar bırakılsa bile kan basıncını düşürücü etkileri bir süre daha devam ediyor. Hastada geçici, hipertansiyon yoksa, ilaç bırakılınca kan basıncı bir süre sonra kesinlikle yeniden yükseliyor.

Bu nedenle ilaç tedavisinin kesilmesi ve doz değişikliği kesinlikle doktor tarafından yapılmalı.

Bu reklam google tarafından sağlanıyor?

Источник: https://www.ensonhaber.com/hipertansiyon-hastalarinin-yaptigi-8-hata-2014-05-22.html

Hipertansiyon sinsice zarar verebilir – Anadolu Sağlık Merkezi

Hipertansiyon Hastalarının Yarısı Tedavi Görmüyor!

Kan damarları içindeki kan basıncının normalden fazla yükselmesidir.  Kalp, dokuların canlılığı için gerekli olan kanı vücuda pompalarken ritmik ve periyodik hareketler yapar. Bunlar kasılma ve gevşemelerdir. Kalp kasıldığı sırada kalp boşluğundaki kan atardamar sistemine doğru atılır. Bunun arkasından gevşeme dönemi gelir, bu dönemde kalp tekrar kan ile dolar.

Bu işlem periyodik olarak devam eder. Belirli bir anda kanın atardamar duvarlarına yaptığı basınca kan basıncı (tansiyon) diyoruz.Kalbimiz dokuların canlılığı için gerekli olan kanı vücuda kasılma ve gevşeme hareketleri yaparak gönderir. Kalp kasıldığı sırada kalp boşluğundaki kan, atardamar sistemine doğru atılır. Gevşeme hareketinde, kalp yeniden kanla dolar.

Bu işlem periyodik olarak devam eder. Belirli bir anda kanın atardamar duvarlarına yaptığı basınç, tansiyon olarak adlandırılır. Kasılma anındaki tansiyona büyük tansiyon, gevşeme anındaki tansiyona ise küçük tansiyon adı verilir. Bu basınç değerleri, gün içindeki hareketlerimize ve duygularımıza göre değişir; değerler bazen alçalırken bazen yükselir.

Basıncın sürekli olarak yüksek olması yani hipertansiyon bir hastalıktır ve tedavi edilmesi gerekir. 

Hipertansiyon, kendi başına öldürücü değildir; fakat tedavi edilmediğinde sonuçları öldürücü olabilir. Tedavi edilmeyen hipertansiyonun en önemli sonucu kalp ve damar hastalıklarıdır.

Kan basıncı yeterince kontrol altına alınamadığında ortaya çıkan diğer önemli sonuçlar ise beyin kanaması ve felç, kalp yetersizliği ve kalp krizi, böbrek yetersizliği, görme kaybıdır. Kan basıncı kontrol edilemediği takdirde, yüzde 51 oranında kalp yetersizliğine, yüzde 33 oranında inmeye ve yüzde 21 oranında da kalp damar hastalıklarına bağlı olümlere yol açar.

Yüksek tansiyon tedavisinin, kalp-damar ve böbrek ilişkili yan etkileri azaltma açsından yararlı olduğu, inme ve kalp hastalığına bağlı ölüm oranlarını azalttığı gözlemlenmiştir. 

Tüm dünyada yaklaşık 1 milyar kişinin hipertansiyondan etkilendiği düşünülüyor.

Ülkemizde yapılan TEKHARF çalışması ve Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği’nin yaptığı bir çalışmaya göre hipertansiyonun, ülkemizde yetişkin olarak kabul edilen 18 yaş üzeri popülasyonda görülme sıklığı yüzde 31.

8 olup her üç kişiden biri (erkeklerin yüzde 27.5’inde,  kadınların yüzde 36.1’inde), yani yaklaşık 15 milyon kişi hipertansiyon hastası. Daha da önemlisi, her 3 kişiden 2’si hipertansiyon hastası olduğunun farkında değil.

Çünkü hipertansiyon, organ hasarına neden olmadan önce hiçbir belirti vermiyor. 

Hipertansiyonu teşhis etmenin tek yöntemi, düzenli olarak tansiyon ölçtürmek. 120/80 mmHg ve altındaki değerler ideal tansiyon; 140/90 mmHg’nın üzerindeki değerler ise hipertansiyon olarak değerlendiriliyor.

Son yıllarda gündeme gelen prehipertansiyon (hipertansiyon öncesi) dönemine göre, 120/140 mmHg (büyük) ile 80/90 mmHg (küçük) arası artık ‘hipertansiyon öncesi dönem’ olarak değerlendiriliyor.

Bu hastalara etkili beslenmeye yönelik değişiklikler, azalmış tuz alımı, kilo kaybı, ölçülü alkol alımı ve artmış sebze ve meyve tüketiminden oluşan yaşam tarzı değişiklikleri ve daha sık tansiyon takibi öneriliyor. 

Hipertansiyon vakalarının yaklaşık yüzde 90-95’inde herhangi bir neden bulunmuyor, ancak şişmanlık, sigara, kötü beslenme, ailesel yatkınlık gibi risk faktörlerinden söz ediliyor. Bu grup hipertansiyona birincil (primer) hipertansiyon deniyor. Hipertansiyon vakalarının yüzde 5-10’u ise bir başka hastalığa bağlı olarak ‘ikincil’ olarak gelişiyor. Bu hastalıklar;

Böbrek hastalığı:
Böbreğe giden atardamarlarda daralmaya yol açan ya da böbreğin kendi parenkiminde hasara yol açan hastalıklarda hipertansiyon oluşuyor. Bu durum, renal hipertansiyon olarak adlandırılıyor.

Endokrin hastalıkları:
Endokrin sistemini etkileyen hastalıklar kan basıncını da etkiliyor, çünkü böbrek üstü bezlerinden, böbreklerden, tiroit bezinden kaynaklanan çeşitli hormonal bozukluklar, kan basıncını kontrol eden mekanizmaların da bozulmasına neden oluyor.

Bazı ilaçların kullanımı:
Bazı ilaçlar, örneğin kortikosteroidler, doğum kontrol hapları, amfetamin türevi ilaçlar, fazla dozda alınan tiroit hormonları, romatizma tedavisinde kullanılan antienflammatuar ve ağrı kesici ilaçlar, soğuk algınlığı ilaçları, iştah kesiciler, bazı antidepresanlar, günde 70-100 ml civarında alkollü içki alınması kan basıncının yükselmesine neden oluyorlar. Bu ilaçların bırakılması ile kan basıncı normale dönüyor.

Hipertansiyon hastalığını erken dönemde yakalayabilmek için her yaştan bireyin, hiçbir şikayeti olmasa da, en az yılda bir kez tansiyonunu ölçtürmesi gerekiyor. Tansiyon ölçümü sırasında uyulması gereken kurallar ise şöyle:

• Kan basıncı ölçülmeden önce en az 5-10 dakika dinlenmek,

• Tansiyon ölçülmeden önceki son yarım saat içinde ağır egzersiz yapmamış olmak, Doğru sonuç alınabilmesi için tansiyon aleti manşonunun boyutları hastaya uygun olmalı ve manşon içerisindeki şişen kese bölümü kol çevresinin en az %80’ini sarmalıdır

• Çay, kahve, sigara ve alkol tüketmemiş, tercihen yemek yememiş olmak, 

• Doğru sonuç alınabilmesi için manşonun boyu hastaya uygun olmalıdır, manşon içerisindeki şişen kısım kol çevresinin en az % 80’ini sarmalıdır. 

Doğru sonuç alınabilmesi için tansiyon aleti manşonunun boyutları hastaya uygun olmalı ve manşon içerisindeki şişen kese bölümü kol çevresinin en az %80’ini sarmalıdırDoğru sonuç alınabilmesi için tansiyon aleti manşonunun boyutları hastaya uygun olmalı ve manşon içerisindeki şişen kese bölümü kol çevresinin en az %80’ini sarmalıdır.

Beyaz önlük hipertansiyonu

Bazı hastalar evde istirahat halinde iken tansiyonunun normal olduğunu, poliklinikte ölçüldüğünde tansiyonlarının yüksek çıktığını belirtiyorlar.

“Beyaz Önlük Hipertansiyonu” adı verilen bu durum bazı araştırmacılara göre selim olarak değerlendirilmesine karşın bu hastalarda hipertansiyon ve az da olsa buna bağlı hedef organ hasarının gelişme riski olduğundan hastanın kan basıncının ciddiyetle izlenmesi gerekiyor. Hipertansiyon tanısı koymak için tek ölçüm yeterli değildir.

Bir hafta boyunca günde birkaç kez, istirahat halinde iken tansiyon ölçülmeli; hasta tansiyonunu her gün aynı saatlerde aynı koldan, otururken ya da uzanmış olduğu durumda ölçmelidir. Bu değerler de yüksek çıkarsa hipertansiyon tanısı koyulabilir. 

Halk arasında kalp hastalığının hipertansiyona yol açtığı şeklinde yanlış bir algı vardır. Hipertansiyon damarların yapısını bozan bir hastalık olduğu için vücutta damarlanma olan her organı etkiler.

Bunlar, beyin damarlarının tıkanması, ya da damar duvarının hasar görmesi sonucu beyin kanaması oluşması; kalpten çıkan büyük damarların yırtılması veya diğer komplikasyonları; böbrek damarlarında ya da parenkiminde hipertansiyona bağlı bozukluklar sonucu böbrek hasarının oluşması olarak sıralanabilir.

Hipertansiyonun, damarlar dışındaki en önemli komplikasyonu kalple ilgili olan komplikasyonudur. Çünkü kalbin önündeki basıncın yüksek olması kalbin kasında genişlemeye ve dolayısıyla kalpte büyümeye ve takiben kalbin kasılma fonksiyonlarında azalma meydana getirerek ve kalp yetersizliği dediğimiz olayın gelişmesine yol açar.

Yine kalp de damarlarla beslenen bir organ olduğu için, kalp damarları bozulduğu zaman, kalp krizi, kalp damar hastalığı gibi bozukluklar ortaya çıkabilir. 

Tedavisi son derece zor bir hastalık olan atriyal fibrilasyonun (kalpte ritim bozukluğu) da hipertansiyonla ilişkilidir. İnme geçiren hastaların büyük çoğunluğunun altta yatan nedeni bir ritim bozukluğudur. Bu ritim bozukluğunun sebebi ise hipertansiyonda kalp içi ve özellikle kulakçıklardaki basıncın artmasıdır.

Sigaranın hipertansiyon üzerinde kısa ve uzun etkileri bulunuyor. Kısa süreli etkileri doğrudan doğruya damarları büzücü etkisiyle ortaya çıkıyor. İçilen her sigara 15 dakika kadar tansiyonu yükseltiyor. Bir diğeri içildiğinde tekrar yükseliyor ve asla normal değerine dönmüyor. Ve gün boyu peş peşe içilen sigaranın zaman içinde aşırı yükselmelere yol açtığı bilinmektedir. 

Hipertansiyon tedavisinde hedef,  kan basıncının normal değerlere çekilmesi ve kan basıncı yüksekliğine bağlı organ hasarlarının azaltılmasıdır.

Tedavi planlaması hipertansiyona eşlik eden başka hastalıkların olup olmamasına, kardiyovasküler risk durumuna ve hipertansiyonun yol açtığı hedef organ hasarlarının meydana gelip gelmemesine bağlı olarak değişir.

 Hastanın hiçbir kardiyak risk faktörü yoksa, yani diyabeti, yüksek kolesterolü yoksa,  sigara içmiyorsa ve bu hastaların tansiyonu hafif orta düzeyde yüksek ise bu hastaya ilk etapta yaşam tarzı değişiklikleri öneriliyor.

Yaşam şekli değişikliğinin kan basıncını ve böylece hipertansiyonu kontrol altına aldığına dair oldukça etkili kanıtlar yayımlanmıştır. Bu öneri, hipertansif hastalarda ilaç tedavisine başlamadan önce başlangıç tedavisi olarak veya ilaç tedavisi alanlarda tedaviye ek olarak yapılır.  

Öneriler arasında hastaların öncelikle tuz kısıtlaması yapması, (günde 6 gram altında olması), fazla miktarda alkol tüketiyorsa alkol tüketimini kısıtlaması, fazla kiloluysa zayıflaması, düzenli egzersiz yapması yer alıyor. Haftada en az üç kez 30 dakikalık yürüyüşler yapılması gerekiyor.

Hastaların, diyetlerine çok dikkat etmeleri gerekiyor çünkü meyve ve sebze ağırlıklı olarak beslendiklerinde, balık tüketimini artırdıklarında, zeytinyağlı yiyecekler ağırlıklı beslendiklerinde (günde 8-10 porsiyon sebze ve meyve, 2-3 porsiyon düşük yağ içerikli besinler ve süt ürünleri, yağ ve kolesterol alımının azaltılması)  tansiyonları düşüyor. 

Hiçbir risk faktörü yoksa hastalar yaşam tarzı değişikliklerine riayet ettikleri takdirde 6 ay ila1 yıl boyunca izleniyor, eğer hastada herhangi bir eşlik eden kardiyovasküler hastalık ya da çoklu risk faktörü, organ hasarı varsa, tansiyonu ne kadar hafif olursa olsun mutlaka ilaç tedavisine başvuruluyor.

Türkiye’de hipertansiyon konusunda farkındalık oldukça düşük. Ülkemizdeki hipertansif hastaların yarısından daha fazlası hastalığının farkında değil. Farkında olanların da yarısı tedavi alıyor. Tedavi olanların ise çok az bir miktarının kan basıncı yeterince kontrol altında tutulabiliyor.

Kan basıncında hedef değerler, eşlik eden hastalıkların bulunup bulunmamasına göre değişiyor. Kişinin eşlik eden hastalığı yoksa hangi yaştan olursa olsun hedef 140/90 mmHg’nın altı olmalıdır.

Ülkemizdeki yanlış inançlardan biri de ‘ben yaşlıyım, tansiyonum daha yüksek olabilir, bu normaldir’ şeklindedir. Oysa bu doğru bir yaklaşım değil. Diyabetik ve böbrekte protein kaçağı olan hastalarda hedef kan basıncı değeri 130/80 mmHg ve altıdır.

Kronik böbrek yetersizliği gelişen hastalarda ise hedef değer 110/70 mmHg ve altıdır. 

Hastalarla ilgili en önemli sorunlardan biri, ilaçların düzenli olarak kullanılmaması. Birçok hipertansiyon hastası tansiyonunun yükseldiğini hissettiğinde ilaç kullanma yoluna gidiyor.

Oysa yapılan araştırmalarda, insanların tansiyonlarının yükseldiğini söyledikleri anda yapılan ölçümlerin sadece yaklaşık yüzde 50’sinde tansiyonun yüksek olduğu bulunmuş. Ve hiçbir şey hissetmediğini söyleyenlerde günlük yaşamda ölçüm yapıldığında büyük bir bölümünün tansiyonları yüksek bulunmuştur.

Dolayısıyla tansiyon belirti vermeyen bir hastalıktır. Şikayete dayalı olarak ilaç kullanmak en kötü kontrol yöntemlerinden bir tanesidir.

Çocukluk döneminde esansiyel hipertansiyon nadir görülmekle birlikte günümüzde çocuklarda daha sık görülmektedir.

Eskiden çocuklarda hipertansiyon görüldüğünde bunun genelde bir başka hastalık nedeniyle ortaya çıktığı düşünülürdü ki, bunların arasında böbrek fonksiyon bozuklukları, aort koarktasyonu olarak bilinen aort damarının hastalığı ve çocuklardaki bir takım hormonal hastalıklar sayılabilir.

Ancak çocukluk ve çocukluk çağında da artık esansiyel hipertansif hastaları görülüyor. Çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi obezite, insulin direnci, kan yağları, hareketsizlik ve kan basıncı arasında direkt bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

Çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi obezite, insülin direnci, kan yağları ve kan basıncı arasında direkt bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

Çocuklukta kazanılan aşırı kilolar genç erişkinde kardiovasküler riskin önemli bir belirleyicisidir Çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi obezite, insülin direnci, kan yağları ve kan basıncı arasında direkt bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

Çocuklukta kazanılan aşırı kilolar genç erişkinde kardiovasküler riskin önemli bir belirleyicisidirHipertansif çocuk obez ise zayıflatılmalıdır. Erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da tuz ve kalri kısıtlaması yapılmalıdır. 

• Aşırı tuz alımı kısıtlanmalı (günde 6 gramın altında olmalı) 

• Bol sıvı tüketilmeli

• Düzenli egzersiz yapılmalı (haftada en az üç gün ve en az 30 dakika tempolu)

• Akdeniz tarzı beslenme tercih edilmeli (meyve ve sebze ağırlıklı) 

• Sadece tuzlu yiyecekler tansiyonu yükseltmez. Soda, maden suyu gibi içecekler de dikkatli tüketilmeli

• Tansiyon yükseltici etkileri bilinen NSAİD, doğum kontrol hapı, soğuk algınlığı ilaçları, ağrı kesicileri kullanırken dikkatli olunmalı

• Ani tansiyon yükselmelerinde kullanılan dilaltı haplar doktora danışılmadan kullanılmamalı. Bu haplar nedeniyle ani tansiyon düşüşleri de olumsuz sonuçlara yol açabilir

• Sarımsak, limon gibi sebzeler ilacın yerine geçerek tansiyonu düşürmezler.

• Hipertansiyon tedavisi ömür boyu sürer. Bu nedenle ilaçların sürekli olarak kullanılması gerekir. İlaca bağlı bir yan etki geliştiğinde doktora danışarak değiştirilmesi veya bırakılması gerekir.

Источник: https://www.anadolumedicalcenter.com/blog/hipertansiyon-sinsice-zarar-verebilir

Hipertansiyon hangi hastalıklara neden olabilir? Neler yapılmalı?

Hipertansiyon Hastalarının Yarısı Tedavi Görmüyor!

İstatistikler, ülkemizde yaklaşık her 3 erişkinden birinde yüksek tansiyon problemi olduğunu gösteriyor.

17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü” dolayısıyla bilgi veren Acıbadem Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Yrd. Doç.

Serkan Duyuler, tansiyon yüksekliğinin tek başına bir hastalık değil felç, kalp krizi ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarının en az yarısının oluşmasından sorumlu olduğuna dikkat çekiyor.

Doğru tedavi edildiğinde bu hastalıkların oluşma riskinin de azaldığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Yrd. Doç. Serkan Duyuler, özellikle çok yüksek olmayan değerlerde, sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmak gibi yaşam tarzı değişiklikleri ile tansiyon kontrolünde oldukça başarılı sonuçlara ulaşılabildiğini ifade ediyor.

Tansiyon değerleri 180 mmHg ve üzeri gibi ‘süper’ yüksek’ değilse hiç bir belirti veya bulgu vermeyebiliyor. Ancak herhangi bir belirti görülmemesi, zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Bu nedenle hipertansiyon çoğunlukla ‘sessiz katil’ olarak tanımlanıyor.

Hedefte ise kalp, beyin, damarlar, böbrekler ve gözler gibi hayati organlar bulunuyor. ‘Benim tansiyonum zaten hep yüksek ama bir sıkıntı olmuyor’ şeklinde bir algının çok yanlış olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Serkan Duyuler,

“Çalışmalar gösteriyor ki, tansiyon değeri 115/75 mmHg gibi normal bir seviyenin üzerine çıkmaya başladığında kalp krizi ve kalp yetmezliği riski de artmaya başlıyor” diyor.

Ancak tansiyonun çok yüksek değerlere çıktığında karşılaşılan baş dönmesi, baş ağrısı, kalp ağrısı, kulak çınlaması, uğuldama, nefes darlığı, çift veya bulanık görme, burun kanamaları ve düzensiz veya kuvvetli kalp atım hissi çoğunlukla hastaları hekime getiren şikayetler arasında yer alıyor.

Düzenli aralıklarla kontrol şart

Tansiyonunu kontrol ettirmek için hasta olmayı beklememek gerekiyor. Sağlıklı kişilerin de özellikle de 40 yaşın üzerindekilerin düzenli aralıklarla tansiyonunu kontrol ettirmelerinde yarar görülüyor.

Yrd. Doç. Serkan Duyuler, özellikle diyabet hastaları, böbrek sorunları olanlar ve hamilelerde tansiyon gelişme riski daha yüksek olduğu için tansiyon kontrollerinin daha erken yaşlarda ve daha sık yaptırmalarının önem taşıdığını belirtiyor.

Kan basıncı değerlerinin 140/90 ve üzerinde seyreden kişilerin yüksek tansiyon hastası olabileceğini söyleyen Yrd. Doç. Serkan Duyuler, bu durumda mutlaka hekime başvurmaları gerektiğini belirtiyor.

Ani ortaya çıkan hipertansiyona dikkat!

Hipertansiyon hastalarının büyük çoğunluğunun alttayatan tek bir sebep tespit edilemediği için “esansiyel hipertansiyon” yani nedeni bilinmeyen hipertansiyon tanısı aldıklarını ifade eden Yrd. Doç.

Serkan Duyuler, “Ancak, diyabet, ailede hipertansiyon hikayesinin varlığı, şişmanlık, fazla tuz tüketimi, hareketsizlik yaşam, aşırı alkol tüketimi, sigara içilmesi ve stresli yaşam tansiyon yüksekliğinin oluşmasına en büyük katkıyı sağlıyor” diyor.

Özellikle çok genç veya çok ileri yaşlarda ani ortaya çıkan tansiyon yüksekliği böbrek hastalıklarının ve hormon bozukluklarına işaret edebildiği için böyle bir durumda daha ayrıntılı inceleme ihtiyaç duyuluyor.

‘İhtiyacın 3 katı tuz tüketiyoruz’

Tuz, vücutta tansiyonu belirleyen en önemli etkenlerden birini oluşturuyor. Vücudun günlük ihtiyacı ortalama 5-6 gr. iken, ülkemizde bu miktarın 18 gr. yani ihtiyacın 3 katı kadar tüketildiğini anlatan Yrd. Doç. Serkan Duyuler, “Bunun sonucunda da kalp hastalıklarında Avrupa’da birinciliğe oynuyoruz” diyor.

Tuz her türlü hazır gıdada bol miktarda bulunuyor. Örneğin 1 bardak hazır ayran tüketildiğinde günlük tuz tüketimi neredeyse karşılanmış oluyor. Paket gıdalar, salamuralar, salça, işlenmiş gıdalar, hatta şekerli bisküviler dahi bol miktarda tuz içeriyor. Yani gıda ürünlerinin dayanıklılığını arttıran tuz, bizim dayanıklılığımızı azaltıyor.

Obezite ve tuz tüketimi hipertansiyona yol açıyor

Yapılan araştırmalar yüksek tansiyonla aşırı kilo arasında çok yakından bir ilişki olduğunu gösteriyor. Hipertansiyonun aşırı tuz alımı ile de ilgisi vardır.

Normal şartlar altında bir insanın normal ihtiyacı olan tuz miktarı günde 2,8- 3 gram arasıdır, bizim Türk sofralarında ise tuz alımı 18 grama kadar çıkmaktadır.

Bunun dışında sigara içme ve alkol kullanımı yüksek tansiyonu tetikleyen faktörler arasındadır.

Metabolizma dengesi için beslenmede bunlara dikkat

Metabolizmadaki dengeyi korumak için beslenme ve yaşam tarzımızda da bir denge olması gerekiyor.

  • Daha az hayvansal (doymuş) yağ tüketin. Etin görülen yağlarını ve tavuğun derisini ayırın. Beyaz eti kırmızı ete tercih edin. Paketlenmiş gıdaların etiketlerini inceleyin, düşük yağ veya yağsız ibaresi olanları tercih edin.
  • Düzenli olarak balık yiyin. Haftada en az 2 kez balık tüketmek kan basıncı denetiminde önemli görev alır.
  • Mineral ve lif gibi ek besin maddelerini alabilmek için tam tahıl içeren yiyecekleri tercih edin. Örneğin tam buğday ekmeği ya da tam tahıllardan yapılan diğer ürünler, meyve, sebze ve kuru baklagiller iyi seçimlerdir.
  • Daha az şeker ve şekerli yiyecek tüketin. Şekersiz içecekleri tercih edip, yiyecek ve içeceklerinize şeker eklemekten mümkün olduğunca kaçının.
  • Tuz tüketimini sınırlandırın. Tuz içeriği yüksek işlenmiş et, şarküteri ürünleri, sakatatları tüketmeyin, salamura, konserveler, kuru yemişler vb. abur cuburlar gibi fazla tuzlu yiyeceklerden kaçının.
  • Düzenli fiziksel aktivite tüm hastalıklarda olduğu gibi hipertansiyon tedavisinde de önemlidir. Bu nedenle çok hareket edin, düzenli olarak yürüyün.
  • Günlük sıvı tüketiminizi artırın, su içmeyi ihmal etmeyin.

Yaşam şeklinizi değiştirin

Birincisi alınan tuz miktarını ciddi oranda azaltmak gerekiyor. Hipertansiyon hastalarının yemeklerine ekstra tuz atmamaları ve günlük tükettikleri tuz miktarını azaltmaları gerekiyor. İkincisi mutlaka egzersiz yapmaları gerekiyor.

Egzersizler de kas geliştirme şeklinde değil, daha çok yürüyüş, koşma, tenis, aerobik ve yüzme gibi egzersizler şeklinde yapılmalıdır. Bunlar da 20 ile 30 dakika arasında haftada en az 3-4 defa yapılmasını öneriyoruz.

Alkol alımının da kısıtlanmasını ve sigaranın da bırakılmasını öneriyoruz. Tüm bunlar tansiyonu yükseltecek önemli faktörler. Şişmanlıktan kaçınmak, kilo almamaya özen göstermek gerekiyor, günümüz insanının en büyük problemi daha az hareket etmesi daha fazla kalorili beslenmesi.

Bu da tansiyon yüksekliğine neden oluyor. Hipertansiyon hastaları şişmanlıktan kaçınmalı, sigarayı bırakmalı ve alkolü azaltmalı. Tuz azaltılmalı ve bol bol hareket edilmeli.

İlaç tedavisi asla yarım bırakılmamalı

Sizin tansiyonu bir şekilde düşürmeniz gerekmektedir. Tansiyon nasıl düşer? Yaşam tarzı değişiklilkleri ve artı ilaç kullanımıyla düşer. İlacı hiç kesmeden doktor tavsiyesi ile ömür boyu kullanmak gerekiyor.

Komşunun ilacını kullanmayın

Tansiyon yüksekliğinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğinin farkında olmak ve düzenli tansiyon ölçtürmek, korunma anlamında atılacak en önemli adım. Sonrasında tansiyon yüksekliği tespit edilmişse hekim değerlendirmesine göre yaşam tarzı iyileştirmesi ve ihtiyaç durumunda ilaç tedavisine başlanıyor.

Yrd. Doç. Serkan Duyuler, hastalar arasında ‘Bu ilaç komşuma iyi gelmişti, bana da iyi gelir’ yanılgısına bağlı olarak sıklıkla yanlış ilaç kullanımlarıyla karşılaştıklarını belirterek, “Hastaların, hipertansiyonda ilaç tedavisinin kişiye özgü olarak düzenlendiğinde en fazla yarar sağlanabildiğini unutmaması ve başkalarının ilaçlarını kullanmaması gerekiyor” diyor.

Yüksek tansiyonda aşırı hareketten kaçınılmalı

Tansiyonun sürekli normal seyretmesinin sağlanması gerekiyor. Tansiyon kontrolünün ömür boyu takip edilmesi önemli. Hipertansiyon mevcut bireyler sık aralıklarla tansiyon takipleri yapmalı. Kan basıncı muhakkak beş dakika istirahat sonrasında ve oturur pozisyonda ölçülmelidir.

Evde de istirahat kan basıncı belli aralıklarla ölçülmeli, Tansiyon yüksek ise muhakkak doktora başvurmalı, kan basıncı normal seviyelere gelmemişse özellikle çok sıcak ve çok soğuk havalarda aşırı bir aktivite yapmamak gerekiyor.

Tansiyon sorunu yaşayanlar bunu önemsemezlerse ileride çok ciddi sorunlarla karşılaşabilirler. Tansiyon ciddi ve ömür boyu süren bir hastalıktır. Tansiyonun yüksek seyrettiği belirlenerek ilaç tedavisne başlanmışsa tedavi ömür boyu sürmeli. İlaç bir kez kullanıldıktan sonra bırakılmaz. İlacını doktor önerisi olmadan bırakanlar büyük sıkıntılar yaşayabilir.

Hipertansiyon, ülkemizde her üç kişiden birinde görülen önemli bir sağlık sorunudur.

Önemi; hedef organlar olan kalp, damarlar, beyin, böbrek ve gözlerin etkilenmesi sonucunda inme, kalp krizi, periferik damar hastalıkları, kronik böbrek hastalığı ve görme kayıpları gibi pek çok organ hasarına yol açabilmesinden kaynaklanır.

Okan Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan; “Riski arttıran düzey her bireyde farklı olabilirse de, genel toplum ele alındığında; Sistolik Kan Basıncının 140 mmHg / Diyastolik Kan Basıncının 90 mmHg ve üzerinde olması, ayrıca kişinin anti-hipertansif ilaç kullanıyor olması hipertansiyon olarak tanımlanmaktadır.” dedi.

Hipertansiyonun nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte; pek çok risk faktörü tanımlanmıştır. Bunlar; ileri yaş, yüksek tuzlu diyet, obezite, aile öyküsü, aşırı alkol tüketimi, fiziksel inaktivite, diyabet, kolesterol yüksekliği ve bazı ilaçlardır.

En sık rastlanan ikincil hipertansiyon nedenleri; böbrek hastalıkları, böbreküstü bezinden fazla hormon salgılanması, böbrek dokusu ve atardamarlarını tutan hastalıklar, tiroid ve paratiroid bezi hastalıkları, aortun kalpten çıktığı bölgedeki darlık ve ilaçlardır. Bu problemlerin çoğu girişimsel yöntemlerle veya ilaç tedavisi ile çözümlenebilir.

Hipertansiyon belirtileri nelerdir? 

Kan basıncı 180/110 mmHg gibi çok yüksek değerlerde olmadığı sürece normalde herhangi bir belirti vermez. Ancak kan basıncının çok yükselmesi halinde görülen belirtiler arasında baş dönmesi, baş ağrısı, göğüs ağrısı, kulak çınlaması, nefes darlığı, çift veya bulanık görme, burun kanamaları ve düzensiz kalp atışları sayılabilir.

Burun kanaması ilk belirti olabilir

Son 25 yılda daha fazla tuz tüketimi, daha fazla fast-food daha fazla sigara, alkol ve daha az hareket nedeniyle yüksek tansiyonun ortalama görülme yaşı 60’dan 40’lı yaşlara kadar düştü. Artık ergenlik döneminde bile görülmeye başlandı. Özellikle ergenlik döneminde görülen burun kanamalarının hipertansiyon belirtisi olabileceğini söyleyebiliriz.

Hastaların yarısı farkında değil

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; dünyada bir milyardan fazla insanı etkilemekte ve yılda 9 milyon insanın ölümüne neden olmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde hipertansiyonun görülme oranı giderek artmaktadır. 2025 yılında dünyada 1,6 milyar hipertansiyonlu hasta olması beklenmektedir.

Dünyada hipertansiyonlu hastaların yaklaşık yarısının hastalıklarının farkında olmadığı ortaya konmaktadır. Hipertansiyon; kalp krizi, beyin kanaması, inme, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, körlük gibi hastalıklara neden olabilmektedir.

Kimler hipertansiyon açısından taranmalıdır?

18 yaş ve üzerindeki tüm bireyler hipertansiyon açısından değerlendirilmelidir. İzlem en azından şu sıklıklarda yapılmalıdır;

  • 40 yaş ve üzeri bireylerde yıllık
  • 18-39 yaş arasındaki bireyler ise obezite gibi hipertansiyon için risk oluşturan bir durum söz konusu ise, ya da daha önce kan basınçları 130-139/85-89 mmHg gibi sınır değerlerde ölçüldü ise yıllık
  • 18-39 yaş arasındaki bireyler eğer risk faktörleri yok ise ve son yapılan kan basıncı ölçümü

Источник: https://indigodergisi.com/2017/05/hipertansiyon-nedeni-tedavi-sekilleri/

Hipertansiyon Tedavisi

Hipertansiyon Hastalarının Yarısı Tedavi Görmüyor!

Hipertansiyon nasıl geçer? Basit yaşam tarzı değişiklikleri, hipertansiyonun kontrol altına alınmasına genellikle yardımcı olabilmektedir, ancak bazı insanlar da ilaç tedavisi gerekli görülmektedir. Doktorunuz size hem yaşam tarzınızla ilgili yapabileceğiniz değişiklikler hem de gerekirse kullanacağınız ilaçlar hakkında bilgiler verecektir.

Hipertansiyona sahip olan herkese sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri yapması önerilir. İlaç kullanımına gerek duyulup duyulmadığı kan basıncınızın seviyesine, kalp krizi veya felç gibi problemler geliştirme riskinize bağlıdır. (1)

Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Yaşam tarzınızda yapacağınız değişiklikler hipertansiyonu azaltmak ya da kontrol altında tutmak için oldukça etkilidir. Bazıları birkaç hafta içinde kan basıncınızı düşürebilmektedir, bazıları ise daha uzun sürebilmektedir.

  • Tuz alımını günde 6 grama kadar azaltın, diyetinizdeki tuz miktarını nasıl azaltabileceğinizi öğrenin.
  • Az yağlı, dengeli beslenmeye özen gösterin. Özellikle taze meyve ve sebzeleri bol bol yiyerek daha sağlıklı bir hale gelebilirsiniz.
  • Aktif olmaya çalışın. Daha fazla egzersiz yapmanıza yardımcı olabilecek yöntemleri öğrenin.
  • Alkollü içki içmeyi bırakın.
  • Kilo vermeye çalışın. İdeal kilonuzun kaç olduğunu belirlemek için bir uzmandan yardım alabilir, gerekirse diyet ve egzersiz programı uygulayabilirsiniz.
  • Daha az kafein içmeye çalışın. Özellikle kahve, çay ve kola gibi kafein içeren içecekleri azaltmak önemlidir.
  • Sigarayı bırakmaya çalışın. Gerekirse bırakmak için bir uzmandan yardım almayı deneyin.
  • Mümkünse en az altı saat uyumaya çalışın.

Yüksek kan basıncını azaltmak için ilaç kullanmaya gerek kalmadan önce bu basit yöntemleri uygulayarak tansiyon probleminize yardımcı olabilirsiniz. Aslında, bu değişiklikleri erkenden uygulamaya başlarsınız, ilaç almanıza hiç gerek kalmayacaktır. (2)

Hipertansiyon Diyeti

Özellikle tuzu azaltmaya özen gösterdiğiniz diyet programını sağlık uzmanıyla beraber şekillendirebilirsiniz. Hipertansiyonu azaltmak ve kontrol altında tutmak için diyete dahil edilmesi gereken gıdalar şöyle sıralanmaktadır:

  • Tüm tahıllar
  • Meyveler (örneğin elma, muz, portakal, armut ve kuru meyveler)
  • Brokoli, lahana ve havuç gibi sebzeler
  • Baklagiller (örneğin fasulye, mercimek, nohut, barbunya ve lima fasulyesi)
  • Yağsız ya da az yağlı süt ve süt ürünleri
  • Somon, orkinos ve alabalık gibi omega-3 yağ asitleri açısından yüksek olan deniz ürünleri (haftada iki kez balık yemeye çalışın)

Hipertansiyon için uygun bir diyet izlerken, yemekten kaçınmanız gereken gıdalar ise şöyledir:

  • Kırmızı et
  • Palmiye ve hindistancevizi yağları
  • Şekerli yiyecek ve içecekler (3)

Hipertansiyon İçin İlaç Tedavisi

Yaşam tarzı değişiklikleri sonuç vermezse hipertansiyon kontrolüne yardımcı olmak için çeşitli ilaçlar kullanılabilir. Birçok insan farklı hipertansiyon ilaçları almaktadır. İlk önce sizin için önerilen ilaç, yaşınıza ve etnik kökeninize bağlı olarak değişecektir.

  • 55 yaşın altındaysanız – genellikle ACE inhibitörü veya anjiyotensin-2 reseptör bloker (ARB) önerilir.
  • 55 yaşında veya daha büyükseniz ya da herhangi bir yaştaysanız ve Afrikalı veya Karayip kökenli iseniz – genellikle bir kalsiyum kanal blokerleri önerilir.

Hayatınızın sonuna kadar kan basıncıyla mücadele etmek için ilaç almanız gerekebilir. Ancak birkaç yıl içinde kan basıncınızın kontrolü sağlanıyorsa doktorunuz tedavinizi azaltabilir veya durdurabilir.

İlaçlarınızı belirtildiği şekilde almak gerçekten önemlidir. Dozlarını atlarsanız, etkili bir şekilde fayda sağlayamaz. İlacın sizi farklı hissettirmemesi size fayda sağlamadığı anlamına da gelmemektedir.

Hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar yan etkilere neden olabilir, ancak çoğu kişide herhangi bir yan etki görülmemektedir. (4)

Kan basıncı ilaçları, hipertansiyona neden olan bazı vücut işlevlerini durdurmak veya yavaşlatmak için farklı şekillerde çalışır. Kan basıncını düşüren ilaçlar şunları içermektedir:

  • Diüretikler: Kanınızdaki sıvı miktarını azaltan bu ilaçlar vücudunuzdan fazla sodyumu atarak kan basıncınızı düşürmeye yardımcı olmaktadır.
  • Beta Blokerler: Kalbin yavaş ve daha az kuvvetle atmasına yardımcı olarak hipertansiyonu düşürür.
  • Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim İnhibitörleri: Anjiyotensin-II kan damarlarını daraltan, kan basıncını artıran bir hormondur. Bu ilaçlar Anjiyotensin II üretimini durdurmaktadır.
  • Anjiyotensin II Reseptör Blokerleri: Anjiyotensin II bloke edildiğinde, kan damarları daralmaz ve yüksek kan basıncı düşer.
  • Kalsiyum Kanal Blokerleri: Kan damarlarının rahatlamasına izin vererek kan basıncını düşürür.
  • Alfa Blokerleri: Kan damarlarını sıkıştıran sinir uyarılarını azaltır. Bu, kanın daha serbestçe akmasını sağlar ve kan basıncının düşmesine neden olur.
  • Alfa-Beta Blokerleri: Alfa blokerlerin yaptığı gibi sinir uyarılarını azaltır. Bununla birlikte, beta blokerleri gibi, kalp atışlarını yavaşlatır. Sonuç olarak kan basıncı düşer.
  • Vazodilatörler: Kan damarı duvarlarındaki kasları rahatlatır, böylece kan basıncını düşürür. (5)

Çocuklarda Hipertansiyon Tedavisi

Hipertansiyonu olan çocuklar önce kilo verme, fiziksel aktiviteyi artırma ve diyet değişikliği gibi yaşam tarzı değişiklikleri ile tedavi edilmelidir. Yaşam tarzı değişiklikleri ile kan basıncı kontrol edilmezse, ilaç tedavisi gerekebilir. (6)

Hamilelikte Hipertansiyon Tedavisi

Kronik hipertansiyona yönelik bir tedavi mevcut olmasa da, hamileyken durumunuzu başarıyla yönetmenin bazı yöntemleri bulunmaktadır. Kendinize iyi bakmak, gelişmekte olan bebeğinizin bakımını yapmanın en iyi yoludur.

  • Özellikle sodyumun sınırlanmış olduğu sağlıklı bir beslenme programı uygulamak
  • Kan basıncınızı ölçmek için kullandığınız ilaçları almak
  • Tüm doğum öncesi randevularınızı erteleyin
  • Fiziksel olarak aktif kalın, ancak preeklampsi gelişirse sağlık uzmanınız yatak istirahatı önerebilir
  • Sigara içmeyin, alkol kullanmayın veya yasadışı uyuşturucu kullanmayın
  • Kilo alımınızı takip edin, hamileyken alınması gereken sağlıklı kilodan fazlasını almamaya özen gösterin (7)

Hipertansiyon için hangi doktora gidilir: Tansiyonunuzu eczanede ya da gittiğiniz bir klinikte kontrol ettirebilirsiniz. Hipertansiyon tanısı ve teşhisi için iç hastalıkları uzmanı (dâhiliye uzmanı), kardiyolog, aşırı durumlarda ise böbrek hastalıkları uzmanına (nefrolog) başvurmalısınız. (8)

Hipertansiyon Hastalığı Nedir?

Kan basıncı, kanı atardamar duvarlarına iten kuvvettir. Kalp her attığında, arterlere kan pompalamaktadır. Kalp attığında kan basıncı yükselir ve kan pompalanır. Buna sistolik basınç denmektedir.

Kalp dinlendiğinde, atımlar arasındaki kan basıncı düşmektedir. Buna da diyastolik basınç ismi verilmektedir. Tansiyon ölçümünde bu ikisi kullanılmaktadır.

119/79 veya daha düşük, normal kan basıncı olarak, 140/90 veya daha yüksek ise hipertansiyon olarak değerlendirilmektedir.

Hipertansiyon genellikle belirti göstermez, ancak felç, kalp yetmezliği, kalp krizi ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sorunlara da neden olabilmektedir.

Hipertansiyon, egzersiz ve uygun diyet programını uygulamak gibi sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla ve gerekirse ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabilmektedir. (9)

Hipertansiyon nedir detaylarını inceleyiniz

Hipertansiyon Belirtileri

Hipertansiyon başlangıcında ve ilerleyen durumlarında çoğu zaman herhangi bir belirti yaşanmamaktadır. Çoğu hastada, hipertansiyon, bir sağlık uzmanını ziyaret ettikten veya herhangi bir yerde ölçtürdükten sonra ortaya çıkmaktadır.

Hiçbir belirtisi olmadığından, insanlar hipertansiyonları olduğunu bilmeden kalp hastalığı ve böbrek sorunları geliştirebilmektedirler. (10)

Hipertansiyon nasıl anlaşılır? Tansiyonun yüksek olması durumunda oluşabilecek bazı belirtiler şöyle sıralanmaktadır.

  • Şiddetli baş ağrısı
  • Yorulma veya karışıklık
  • Görme sorunları
  • Göğüs ağrısı
  • Nefes darlığı
  • Düzensiz kalp atışı (11)

Hipertansiyon belirtileri daha fazla bilgi için

Hipertansiyon Nedenleri

Hipertansiyon neden olur? Hipertansiyonun kesin nedenleri henüz bilinmemektedir, ancak gelişimi de dâhil olmak üzere çeşitli faktörler ve koşullar hipertansiyonda rol oynayabilmektedir:

  • Sigara içmek
  • Fazla kilolu veya obez olmak
  • Fiziksel aktivite eksikliği
  • Çok fazla tuz tüketmek
  • Çok fazla alkol tüketimi
  • Stres
  • Yaşlılık
  • Genetik
  • Aile bireylerinde hipertansiyon olması
  • Kronik böbrek hastalığı
  • Adrenal ve tiroid bozuklukları
  • Uyku apnesi (12)

Hipertansiyon nedenleri daha fazla detay için

Источник: https://www.acil.net/hipertansiyon-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.