Hipertansiyon İle Baş Etmenin Yolları

Hipertansiyon Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Süreci

Hipertansiyon İle Baş Etmenin Yolları

Hipertansiyon arterde bulunan kan basıncındaki değişimden kaynaklı ortaya çıkar. Sorunun ortadan kaldırılması için uzman yaşam tarzı değişimi ya da ilaç kullanımı reçete edebilir.

İçindekiler

  • Hipertansiyon
  • Nedenleri
  • Belirtileri
  • Teşhis 
  • Tedavi
  • Kaynaklar

Hipertansiyon

Hipertansiyon nedir, arterlerde bulunan basıncın artmasıdır. Buna genelde atardamar daralması neden olur. Kalbin daha sonra kanları vücudun geri kalanına pompalamak için daha fazla çalışması gerekir. Basınçtaki artış sonunda arterlerin duvarlarında zararlar ortaya çıkabilir.

Yaşın ilerlediği zaman, orta ve genç yaşta hipertansiyon tedavi edilmezse vücutta özellikle kalpte, beyinde ve böbreklerde birçok soruna yol açabilir. En sonunda da bu hastalık kalp krizine veya inmeye neden olabilmektedir. Demans hastalığının gelişim göstermesinde önemli faktördür. Sorun sessizce ilerlediği için çoğunlukla belirti meydana getirmez.

140 mmHg ve daha fazla sistolik basınç, 90 mmHg ve daha fazla diyastolik basınç mevcutsa kan basıncınız yüksek kabul edilir. Bu seviyelerde, arter duvarlarına kandaki kuvvet çok yüksektir ve kalbin iş yükü artar. Kanda meydana gelen yüksek basınç inme açısından en önemli risk faktörüdür.

İnme, kalp krizleri ve konjestif kalp yetmezlikleri ihtimalleri yaşam tarzında değişiklikler veya ilaç yoluyla başarıyla yönetilmesi sorunun azaltılmasına olanak sağlar. Hipertansiyon tipleri;

  • Esansiyel ( birincil) hipertansiyon
  • Sekonder (ikincil) hipertansiyon

Hipertansiyon evreleri de aşağıdaki tabloda olduğu gibidir;

EvreleriDeğer
Evre 1140 ile 159 / 90 ile 99 mm Hg
Evre 2160 ile 179 / 100 ile 109 mm Hg
Evre 3180 ve 110 mm Hg ve daha üstü

Nedenleri

Yüksek tansiyonlu insanların çoğunluğu için tanımlanan bir neden yoktur. Bu duruma esansiyel hipertansiyon adı verilir. Genellikle, aile geçmişi (genetik) ve yaşam biçimi katkıda bulunmaktadır. Esansiyel hipertansiyon geliştirme riskiniz yaşın ilerlemesi birlikte artar. Yaşam tarzı etkenlerinin yanında aşağıdaki detaylar dâhil olmak üzere esansiyel hipertansiyon riski artabilir;

  • Aşırı kilolu olma
  • Aşırı alkol (erkekler için günde en fazla iki içecek, kadınlar için günde bir içecek)
  • Diyette çok fazla tuz tüketmek
  • Egzersiz eksikliği
  • Stres

Bazı insanlarda meydana gelen yüksek tansiyonun tanımlanabilir bir sebebi vardır. Buna ikincil hipertansiyon adı verilir. İkincil hipertansiyonun sık şekilde gözlemlenen nedenleri aşağıdaki gibidir;

  • Böbrek hastalıkları
  • Hormonlarda bozukluklar
  • Bazı ilaçlar
  • Uyku apnesi hipertansiyon oluşumu

Belirtileri

Kan basıncında yükseklikler ciddi ise, aşağıda bulunan semptomları içerebilir;

  • Şiddetli meydana gelen baş ağrısı
  • Nefes darlığı
  • Yorgunluk ya da halsizlik
  • Mide bulantısı ile kusma
  • Görüş problemleri yaşama

Teşhis 

Düzenli ve devam gelen kan basıncı izleme, kalp sağlığı açısından çok önemlidir. Normal sınırlarda olsa bile kan basıncı her yıl kontrol edilmelidir.

140/ 90’dan daha yüksek değerlerdeyse sık şekilde kontrol edilmesi gerekir. Kan basıncı zamanla yüksek değerlerde kalırsa uzman tarafından tedavi düşünülmelidir.

Esansiyel hipertansiyonun tanısı, potansiyel ikincil nedenlerin tamamı ortadan kaldırıldıktan sonra yapılmalıdır.

Sırt bölgesi desteklenerek bir sandalyeye kişi oturtturulur, ayakların yere düz bir şekilde ve kalp seviyesinde desteklenmiş bir kolla kan basıncının ölçülmesi işlemi yapılır. Uygun olan boyutta manşeti kullanmak bu konuda çok önemlidir.

 Bunu yapmamak yanlış okumaların meydana gelmesine yol açar. Okumaların aynı olduğundan emin olmak için hastanın her iki kolundan da kan basıncı ölçümü yapılmalıdır.  Okuma yüksekse, farklı günlerde ek ölçümler alınması gerekir. Çünkü tansiyon her geçen gün değişim gösterebilir.

Yüksek tansiyonda sık şekilde görülen kalıplar aşağıdaki gibidir;

  • Beyaz önlük hipertansiyonu; kan basıncı ilk olarak uzman doktorun klinik ziyaret endişesinden yükselir.
  • Sürekli hipertansiyon; gün içinde devamlı olarak kan basıncının yüksek olmasıdır.
  • Maskelenmiş; kan basıncı, evde ya da iş yerinde uzman doktor ziyaretine göre daha yüksektir.
  • Gece boyunca düşmeyen kan basıncı sorunu da bulunmaktadır.

Hipertansiyonun teşhis edilmesi için uzman doktorlar bazı testlerin yapılmasını ister. Bu testler;

  • Elektrolit, lipid,  kan şekeri ve böbrek fonksiyonlarının düzeni için kan testleri
  • İdrar testi
  • EKG
  • Karın ultrasonu
  • BT taraması
  • Böbrek testleri
  • 24 saatlik kan basıncı izleme

Tedavi

Yüksek tansiyon ile alakalı sorunlar yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçlarla düşürülebilir.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Uzman doktorlar hastaların öncelikli olarak yaşam tarzı değişiklikleri yapmasını isterler. Bu değişimlerin içinde;

  • Fazla kilodan kurtulmak ve DASH diyet
  • Tuzun azaltılması, günde en fazla 1.500 mg
  • Alkol alımının azaltılması 
  • Daha çok egzersiz
  • Stres yönetimi

Yüksek kan basıncının düşürülmesi için uygulanan yaşam tarzı değişiklikleri sorunu önlemeye yardımcı olabilir.

İlaç

Yaşam tarzında değişimler ile yüksek kan basıncı düşürülmesi ilaç kullanımı uzman hekim tarafından reçete edilebilir. Bu seçenekler arasında;

  • Diüretikler; vücuttaki aşırı tuzunu gidermek için kullanılır.
  • Beta blokerler: kalp atışını yavaşlatmaya olanak sağlar.
  • ACE inhibitörleri
  • Alfa blokerler
  • Sinir sistemi inhibitörleri: kan damarlarını sıkıştıran sinir uyarılarını azaltmak için kullanılır 

Tedavi sürecinde böbreklerde sorun meydana gelip gelmediği çok önemlidir. Böbrek hastalıkları ile birlikte görülen renal hipertansiyon sorunu varsa tedavi planlaması bu kapsamda yapılır.

Ayrıca özellikle anne adaylarında gestasyonel hipertansiyon mevcutsa kadın doğum uzmanı hastasını gerekli birimlere se ederek tedavi planlaması yapar. Gestasyonel hipertansiyon tedavi sürecinde anne adayının sürekli kontrol altında olması bebeğin sağlığı için çok önemlidir.

Gençlerde ve bebeklerde hipertansiyon sorunları da ciddi şekilde organlara zarar verebileceğinden dolayı kısa sürede tedavi sürecine başlanması gerekir.

Kaynaklar

(Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: https://kalpritmi.com/hipertansiyon-nedir.html

Hipertansiyonla baş etmenin yolları

Hipertansiyon İle Baş Etmenin Yolları

Yüksek kan basıncı anlamına gelen hipertansiyon, Türkiye’de her 3 kişiden 1’inde görülen yaygın ve sinsi bir rahatsızlık. Sinsi diyoruz çünkü bazen hiçbir belirti vermeden insan hayatını tehdit edebiliyor.

Yaygın hipertansiyon belirtileri arasında ense ağrısı veya burun kanaması bulunan hipertansiyon inme, kalp krizi ve kalp yetersizliği gibi hayati sonuçlar doğurabiliyor.

Hipertansiyonu olan 10 vakadan 9’unda tam olarak sebep bilinmemekle birlikte yaş, genetik miras ve aşırı kilo önemli rol oynuyor. Sebebin tam olarak bilindiği istisnai vakalarda ise hipertansiyon, böbrekler, böbrek üstü bezleri veya tiroit bezi hastalıklarına bağlanabiliyor.

İdeal tansiyon değeri 120/80 mm cıva ve altındayken, özellikle bahardan yaza geçerken kan basıncı mevsim değişikliğinden etkilenebiliyor.Hipertansiyonda dikkat edilmesi gereken 9 altın kural…

 

Yapılan araştırmalar sıcak aylarda damarların gevşemesine bağlı olarak tansiyonun biraz düşebileceğini gösteriyor. Öyle ki, seyrek de olsa sadece kışın tansiyon ilacı alan, yazın ilaçların kesildiği hipertansiyon hastaları dahi var. Dolayısıyla sıcaklık değişiklikleri olduğunda tansiyonunuzu daha yakından takip ederek, alışılagelmişin dışında ölçümler olduğunda hekiminize danışın.

Yazın sıvı tüketiminizi artırın

Yaz aylarında terlemeye bağlı su ve tuz kaybı artabileceği için atardamarların içindeki kanın yaratacağı kan basıncı, yani tansiyon düşme yönünde eğilim gösterebiliyor.

Yüksek tansiyonu olup ilaç alan kişilerde dahi tansiyon düşmeleri yaşanabiliyor ve düşük tansiyon bayılmaya yol açabiliyor.

Tansiyon sorununuz olsa da olmasa da yazın sıvı tüketimine dikkat edin ve çok terlediğiniz günlerde mutlaka sıvı tüketimini artırın.

Çay-kahve içmeyin

Her ne kadar yazın sıvı tüketiminin artırılması önerilse de, bu çay ve kahve tüketimini artırmak anlamına gelmemeli. Bu içeceklerin içerdiği kafein, idrar söktürücü etkiye yol açıyor ve idrarla fazla sıvı kaybı sonucu aslında negatif bir sıvı dengesi söz konusu oluyor.

Hipertansiyon sinsice zarar verebilir – Anadolu Sağlık Merkezi

Hipertansiyon İle Baş Etmenin Yolları

Kan damarları içindeki kan basıncının normalden fazla yükselmesidir.  Kalp, dokuların canlılığı için gerekli olan kanı vücuda pompalarken ritmik ve periyodik hareketler yapar. Bunlar kasılma ve gevşemelerdir. Kalp kasıldığı sırada kalp boşluğundaki kan atardamar sistemine doğru atılır. Bunun arkasından gevşeme dönemi gelir, bu dönemde kalp tekrar kan ile dolar.

Bu işlem periyodik olarak devam eder. Belirli bir anda kanın atardamar duvarlarına yaptığı basınca kan basıncı (tansiyon) diyoruz.Kalbimiz dokuların canlılığı için gerekli olan kanı vücuda kasılma ve gevşeme hareketleri yaparak gönderir. Kalp kasıldığı sırada kalp boşluğundaki kan, atardamar sistemine doğru atılır. Gevşeme hareketinde, kalp yeniden kanla dolar.

Bu işlem periyodik olarak devam eder. Belirli bir anda kanın atardamar duvarlarına yaptığı basınç, tansiyon olarak adlandırılır. Kasılma anındaki tansiyona büyük tansiyon, gevşeme anındaki tansiyona ise küçük tansiyon adı verilir. Bu basınç değerleri, gün içindeki hareketlerimize ve duygularımıza göre değişir; değerler bazen alçalırken bazen yükselir.

Basıncın sürekli olarak yüksek olması yani hipertansiyon bir hastalıktır ve tedavi edilmesi gerekir. 

Hipertansiyon, kendi başına öldürücü değildir; fakat tedavi edilmediğinde sonuçları öldürücü olabilir. Tedavi edilmeyen hipertansiyonun en önemli sonucu kalp ve damar hastalıklarıdır.

Kan basıncı yeterince kontrol altına alınamadığında ortaya çıkan diğer önemli sonuçlar ise beyin kanaması ve felç, kalp yetersizliği ve kalp krizi, böbrek yetersizliği, görme kaybıdır. Kan basıncı kontrol edilemediği takdirde, yüzde 51 oranında kalp yetersizliğine, yüzde 33 oranında inmeye ve yüzde 21 oranında da kalp damar hastalıklarına bağlı olümlere yol açar.

Yüksek tansiyon tedavisinin, kalp-damar ve böbrek ilişkili yan etkileri azaltma açsından yararlı olduğu, inme ve kalp hastalığına bağlı ölüm oranlarını azalttığı gözlemlenmiştir. 

Tüm dünyada yaklaşık 1 milyar kişinin hipertansiyondan etkilendiği düşünülüyor.

Ülkemizde yapılan TEKHARF çalışması ve Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği’nin yaptığı bir çalışmaya göre hipertansiyonun, ülkemizde yetişkin olarak kabul edilen 18 yaş üzeri popülasyonda görülme sıklığı yüzde 31.

8 olup her üç kişiden biri (erkeklerin yüzde 27.5’inde,  kadınların yüzde 36.1’inde), yani yaklaşık 15 milyon kişi hipertansiyon hastası. Daha da önemlisi, her 3 kişiden 2’si hipertansiyon hastası olduğunun farkında değil.

Çünkü hipertansiyon, organ hasarına neden olmadan önce hiçbir belirti vermiyor. 

Hipertansiyonu teşhis etmenin tek yöntemi, düzenli olarak tansiyon ölçtürmek. 120/80 mmHg ve altındaki değerler ideal tansiyon; 140/90 mmHg’nın üzerindeki değerler ise hipertansiyon olarak değerlendiriliyor.

Son yıllarda gündeme gelen prehipertansiyon (hipertansiyon öncesi) dönemine göre, 120/140 mmHg (büyük) ile 80/90 mmHg (küçük) arası artık ‘hipertansiyon öncesi dönem’ olarak değerlendiriliyor.

Bu hastalara etkili beslenmeye yönelik değişiklikler, azalmış tuz alımı, kilo kaybı, ölçülü alkol alımı ve artmış sebze ve meyve tüketiminden oluşan yaşam tarzı değişiklikleri ve daha sık tansiyon takibi öneriliyor. 

Hipertansiyon vakalarının yaklaşık yüzde 90-95’inde herhangi bir neden bulunmuyor, ancak şişmanlık, sigara, kötü beslenme, ailesel yatkınlık gibi risk faktörlerinden söz ediliyor. Bu grup hipertansiyona birincil (primer) hipertansiyon deniyor. Hipertansiyon vakalarının yüzde 5-10’u ise bir başka hastalığa bağlı olarak ‘ikincil’ olarak gelişiyor. Bu hastalıklar;

Böbrek hastalığı:
Böbreğe giden atardamarlarda daralmaya yol açan ya da böbreğin kendi parenkiminde hasara yol açan hastalıklarda hipertansiyon oluşuyor. Bu durum, renal hipertansiyon olarak adlandırılıyor.

Endokrin hastalıkları:
Endokrin sistemini etkileyen hastalıklar kan basıncını da etkiliyor, çünkü böbrek üstü bezlerinden, böbreklerden, tiroit bezinden kaynaklanan çeşitli hormonal bozukluklar, kan basıncını kontrol eden mekanizmaların da bozulmasına neden oluyor.

Bazı ilaçların kullanımı:
Bazı ilaçlar, örneğin kortikosteroidler, doğum kontrol hapları, amfetamin türevi ilaçlar, fazla dozda alınan tiroit hormonları, romatizma tedavisinde kullanılan antienflammatuar ve ağrı kesici ilaçlar, soğuk algınlığı ilaçları, iştah kesiciler, bazı antidepresanlar, günde 70-100 ml civarında alkollü içki alınması kan basıncının yükselmesine neden oluyorlar. Bu ilaçların bırakılması ile kan basıncı normale dönüyor.

Hipertansiyon hastalığını erken dönemde yakalayabilmek için her yaştan bireyin, hiçbir şikayeti olmasa da, en az yılda bir kez tansiyonunu ölçtürmesi gerekiyor. Tansiyon ölçümü sırasında uyulması gereken kurallar ise şöyle:

• Kan basıncı ölçülmeden önce en az 5-10 dakika dinlenmek,

• Tansiyon ölçülmeden önceki son yarım saat içinde ağır egzersiz yapmamış olmak, Doğru sonuç alınabilmesi için tansiyon aleti manşonunun boyutları hastaya uygun olmalı ve manşon içerisindeki şişen kese bölümü kol çevresinin en az %80’ini sarmalıdır

• Çay, kahve, sigara ve alkol tüketmemiş, tercihen yemek yememiş olmak, 

• Doğru sonuç alınabilmesi için manşonun boyu hastaya uygun olmalıdır, manşon içerisindeki şişen kısım kol çevresinin en az % 80’ini sarmalıdır. 

Doğru sonuç alınabilmesi için tansiyon aleti manşonunun boyutları hastaya uygun olmalı ve manşon içerisindeki şişen kese bölümü kol çevresinin en az %80’ini sarmalıdırDoğru sonuç alınabilmesi için tansiyon aleti manşonunun boyutları hastaya uygun olmalı ve manşon içerisindeki şişen kese bölümü kol çevresinin en az %80’ini sarmalıdır.

Beyaz önlük hipertansiyonu

Bazı hastalar evde istirahat halinde iken tansiyonunun normal olduğunu, poliklinikte ölçüldüğünde tansiyonlarının yüksek çıktığını belirtiyorlar.

“Beyaz Önlük Hipertansiyonu” adı verilen bu durum bazı araştırmacılara göre selim olarak değerlendirilmesine karşın bu hastalarda hipertansiyon ve az da olsa buna bağlı hedef organ hasarının gelişme riski olduğundan hastanın kan basıncının ciddiyetle izlenmesi gerekiyor. Hipertansiyon tanısı koymak için tek ölçüm yeterli değildir.

Bir hafta boyunca günde birkaç kez, istirahat halinde iken tansiyon ölçülmeli; hasta tansiyonunu her gün aynı saatlerde aynı koldan, otururken ya da uzanmış olduğu durumda ölçmelidir. Bu değerler de yüksek çıkarsa hipertansiyon tanısı koyulabilir. 

Halk arasında kalp hastalığının hipertansiyona yol açtığı şeklinde yanlış bir algı vardır. Hipertansiyon damarların yapısını bozan bir hastalık olduğu için vücutta damarlanma olan her organı etkiler.

Bunlar, beyin damarlarının tıkanması, ya da damar duvarının hasar görmesi sonucu beyin kanaması oluşması; kalpten çıkan büyük damarların yırtılması veya diğer komplikasyonları; böbrek damarlarında ya da parenkiminde hipertansiyona bağlı bozukluklar sonucu böbrek hasarının oluşması olarak sıralanabilir.

Hipertansiyonun, damarlar dışındaki en önemli komplikasyonu kalple ilgili olan komplikasyonudur. Çünkü kalbin önündeki basıncın yüksek olması kalbin kasında genişlemeye ve dolayısıyla kalpte büyümeye ve takiben kalbin kasılma fonksiyonlarında azalma meydana getirerek ve kalp yetersizliği dediğimiz olayın gelişmesine yol açar.

Yine kalp de damarlarla beslenen bir organ olduğu için, kalp damarları bozulduğu zaman, kalp krizi, kalp damar hastalığı gibi bozukluklar ortaya çıkabilir. 

Tedavisi son derece zor bir hastalık olan atriyal fibrilasyonun (kalpte ritim bozukluğu) da hipertansiyonla ilişkilidir. İnme geçiren hastaların büyük çoğunluğunun altta yatan nedeni bir ritim bozukluğudur. Bu ritim bozukluğunun sebebi ise hipertansiyonda kalp içi ve özellikle kulakçıklardaki basıncın artmasıdır.

Sigaranın hipertansiyon üzerinde kısa ve uzun etkileri bulunuyor. Kısa süreli etkileri doğrudan doğruya damarları büzücü etkisiyle ortaya çıkıyor. İçilen her sigara 15 dakika kadar tansiyonu yükseltiyor. Bir diğeri içildiğinde tekrar yükseliyor ve asla normal değerine dönmüyor. Ve gün boyu peş peşe içilen sigaranın zaman içinde aşırı yükselmelere yol açtığı bilinmektedir. 

Hipertansiyon tedavisinde hedef,  kan basıncının normal değerlere çekilmesi ve kan basıncı yüksekliğine bağlı organ hasarlarının azaltılmasıdır.

Tedavi planlaması hipertansiyona eşlik eden başka hastalıkların olup olmamasına, kardiyovasküler risk durumuna ve hipertansiyonun yol açtığı hedef organ hasarlarının meydana gelip gelmemesine bağlı olarak değişir.

 Hastanın hiçbir kardiyak risk faktörü yoksa, yani diyabeti, yüksek kolesterolü yoksa,  sigara içmiyorsa ve bu hastaların tansiyonu hafif orta düzeyde yüksek ise bu hastaya ilk etapta yaşam tarzı değişiklikleri öneriliyor.

Yaşam şekli değişikliğinin kan basıncını ve böylece hipertansiyonu kontrol altına aldığına dair oldukça etkili kanıtlar yayımlanmıştır. Bu öneri, hipertansif hastalarda ilaç tedavisine başlamadan önce başlangıç tedavisi olarak veya ilaç tedavisi alanlarda tedaviye ek olarak yapılır.  

Öneriler arasında hastaların öncelikle tuz kısıtlaması yapması, (günde 6 gram altında olması), fazla miktarda alkol tüketiyorsa alkol tüketimini kısıtlaması, fazla kiloluysa zayıflaması, düzenli egzersiz yapması yer alıyor. Haftada en az üç kez 30 dakikalık yürüyüşler yapılması gerekiyor.

Hastaların, diyetlerine çok dikkat etmeleri gerekiyor çünkü meyve ve sebze ağırlıklı olarak beslendiklerinde, balık tüketimini artırdıklarında, zeytinyağlı yiyecekler ağırlıklı beslendiklerinde (günde 8-10 porsiyon sebze ve meyve, 2-3 porsiyon düşük yağ içerikli besinler ve süt ürünleri, yağ ve kolesterol alımının azaltılması)  tansiyonları düşüyor. 

Hiçbir risk faktörü yoksa hastalar yaşam tarzı değişikliklerine riayet ettikleri takdirde 6 ay ila1 yıl boyunca izleniyor, eğer hastada herhangi bir eşlik eden kardiyovasküler hastalık ya da çoklu risk faktörü, organ hasarı varsa, tansiyonu ne kadar hafif olursa olsun mutlaka ilaç tedavisine başvuruluyor.

Türkiye’de hipertansiyon konusunda farkındalık oldukça düşük. Ülkemizdeki hipertansif hastaların yarısından daha fazlası hastalığının farkında değil. Farkında olanların da yarısı tedavi alıyor. Tedavi olanların ise çok az bir miktarının kan basıncı yeterince kontrol altında tutulabiliyor.

Kan basıncında hedef değerler, eşlik eden hastalıkların bulunup bulunmamasına göre değişiyor. Kişinin eşlik eden hastalığı yoksa hangi yaştan olursa olsun hedef 140/90 mmHg’nın altı olmalıdır.

Ülkemizdeki yanlış inançlardan biri de ‘ben yaşlıyım, tansiyonum daha yüksek olabilir, bu normaldir’ şeklindedir. Oysa bu doğru bir yaklaşım değil. Diyabetik ve böbrekte protein kaçağı olan hastalarda hedef kan basıncı değeri 130/80 mmHg ve altıdır.

Kronik böbrek yetersizliği gelişen hastalarda ise hedef değer 110/70 mmHg ve altıdır. 

Hastalarla ilgili en önemli sorunlardan biri, ilaçların düzenli olarak kullanılmaması. Birçok hipertansiyon hastası tansiyonunun yükseldiğini hissettiğinde ilaç kullanma yoluna gidiyor.

Oysa yapılan araştırmalarda, insanların tansiyonlarının yükseldiğini söyledikleri anda yapılan ölçümlerin sadece yaklaşık yüzde 50’sinde tansiyonun yüksek olduğu bulunmuş. Ve hiçbir şey hissetmediğini söyleyenlerde günlük yaşamda ölçüm yapıldığında büyük bir bölümünün tansiyonları yüksek bulunmuştur.

Dolayısıyla tansiyon belirti vermeyen bir hastalıktır. Şikayete dayalı olarak ilaç kullanmak en kötü kontrol yöntemlerinden bir tanesidir.

Çocukluk döneminde esansiyel hipertansiyon nadir görülmekle birlikte günümüzde çocuklarda daha sık görülmektedir.

Eskiden çocuklarda hipertansiyon görüldüğünde bunun genelde bir başka hastalık nedeniyle ortaya çıktığı düşünülürdü ki, bunların arasında böbrek fonksiyon bozuklukları, aort koarktasyonu olarak bilinen aort damarının hastalığı ve çocuklardaki bir takım hormonal hastalıklar sayılabilir.

Ancak çocukluk ve çocukluk çağında da artık esansiyel hipertansif hastaları görülüyor. Çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi obezite, insulin direnci, kan yağları, hareketsizlik ve kan basıncı arasında direkt bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

Çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi obezite, insülin direnci, kan yağları ve kan basıncı arasında direkt bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

Çocuklukta kazanılan aşırı kilolar genç erişkinde kardiovasküler riskin önemli bir belirleyicisidir Çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi obezite, insülin direnci, kan yağları ve kan basıncı arasında direkt bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

Çocuklukta kazanılan aşırı kilolar genç erişkinde kardiovasküler riskin önemli bir belirleyicisidirHipertansif çocuk obez ise zayıflatılmalıdır. Erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da tuz ve kalri kısıtlaması yapılmalıdır. 

• Aşırı tuz alımı kısıtlanmalı (günde 6 gramın altında olmalı) 

• Bol sıvı tüketilmeli

• Düzenli egzersiz yapılmalı (haftada en az üç gün ve en az 30 dakika tempolu)

• Akdeniz tarzı beslenme tercih edilmeli (meyve ve sebze ağırlıklı) 

• Sadece tuzlu yiyecekler tansiyonu yükseltmez. Soda, maden suyu gibi içecekler de dikkatli tüketilmeli

• Tansiyon yükseltici etkileri bilinen NSAİD, doğum kontrol hapı, soğuk algınlığı ilaçları, ağrı kesicileri kullanırken dikkatli olunmalı

• Ani tansiyon yükselmelerinde kullanılan dilaltı haplar doktora danışılmadan kullanılmamalı. Bu haplar nedeniyle ani tansiyon düşüşleri de olumsuz sonuçlara yol açabilir

• Sarımsak, limon gibi sebzeler ilacın yerine geçerek tansiyonu düşürmezler.

• Hipertansiyon tedavisi ömür boyu sürer. Bu nedenle ilaçların sürekli olarak kullanılması gerekir. İlaca bağlı bir yan etki geliştiğinde doktora danışarak değiştirilmesi veya bırakılması gerekir.

Источник: https://www.anadolusaglik.org/blog/hipertansiyon-sinsice-zarar-verebilir

Sizler için günümüzde birçok kişide görülen tansiyon hastalığı ile ilgili detaylı bir yazı hazırladık. Tansiyon sinsi ve ciddi bir rahatsızlıktır. Oldukça dikkatle gözlenmesi gerekmektedir.

Yazımız içerisinde; Tansiyon nedir? Hipertansiyon (Yüksek tansiyon) nedir? Hipertansiyon (Yüksek tansiyon) nasıl anlaşılır? Hipertansiyon (Yüksek tansiyon) nasıl tedavi edilir hangi tedavi yolları yapılır? Tansiyonu çıkaran yiyecekler hangileridir? Hipertansiyon hastaları hangi besinleri tüketmelidir? sorularının cevaplarını bulabileceksiniz.

Tansiyonun tanımı ile başlayalım. Öncelikle tansiyon denilen şeye kan basıncı demek doğru olacaktır. Vücudunuzdaki damarlar içerisindeki kan, dolaşım yaptığı esnada bir basınç oluşturmaktadır.

Bu basınç ta gün içerisinde yapılmakta olan iş ya da yediğiniz besine göre bazı farklılıklar gösterebilir. İşte bunun adına da tansiyon denmektedir. Tansiyonu iki şekilde ölçümlemek mümkün olacaktır.

  1. Sistolik Basınç (Büyük Tansiyon)
  2. Diyastolik Basınç (Küçük Tansiyon)

Tansiyon hastalığında iki durum da ciddi ve tehlidir. Ancak yüksek tansiyon hastası, daha yüksek önem arz etmektedir. Yüksek tansiyonun diğer adı ise hipertansiyondur.

Yüksek Tansiyon Nedir? Normal tansiyon ne kadar olmalı?

Kişinin bir gün içerisinde, kan basıncının belli bir süre ile yüksek olması durumuna yüksek tansiyon yani hipertansiyon denilmektedir.

Tansiyonu milimetre civa mmHg cinsinden tanımlamak mümkündür. Bir insan için olması gereken, yani en uygun değere sabit tansiyon değerleri; büyük tansiyonun 12 mmHg, küçük tansiyonun ise 8 mmHg olmasıdır.

Damarlardaki kan basıncının, yani tansiyonun 120 ila 129 mmHg arasında olmasına normal tansiyon denir. Eğer tansiyon 130 ila 139 mmHg arasında ise bu duruma da yüksek normal tansiyon denilmektedir.

Eğer tansiyon, 140 mmHg ya da üzeri ise bu durum yüksek tansiyona işarettir. Hipertansiyon denilen bu hastalık, özellikle Türkiye’de çok yaygın şekildedir. Bu konuda bir istatistik, her 3 kişiden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu söylemektedir.

Ancak erkeklere göre kadınlarda daha sık görülmektedir. Ancak hipertansiyon hastalarının çoğu orta yaş grubundadır.

Türkiye için nüfus oranına bakıldığı zaman yüzde 30’luk bir kısmı gençler oluşturmaktadır. Yani hipertansiyon hastalığı yaşı 30 yaşın da altına inmiştir. Ve bu durum kesinlikle ciddiye alınması gereken bir durumdur.

Öte yandan 60 yaş üzeri hipertansiyon görülme oranı yüzde 60 ila 80’lere kadar dayanmaktadır. Ülkemizdeki bu yüksek tansiyon hastalığının sıklığı görülür ancak hastalığı insanların yaklaşık yüzde 40’ı farkına varmaktadır.

Tansiyon nedir? Hipertansiyon (Yüksek tansiyon) nedir? Nasıl tedavi edilir? | Yüksek tansiyon hastaları genelde tansiyon ölçme hastalığına kapılır ve devamlı tansiyon ölçmeye başlar. Bu vücuttaki stresi arttırır ve tansiyon yükselmesi ruhsal olarak da zarar vermeye başlar

Tansiyon Nasıl Ölçülür?

Kan basıncı dediğimiz tansiyon, tansiyon aleti ile ölçülmektedir. Tansiyonu doğru ölçebilmek için dikkat edilmesi gereken bazı noktalar şunlardır;

Öncelikle tansiyon ölçüm işlemi yapılmadan kısa bir süre önce kahve ya da sigara içilmemesi gerekir. Aksi takdirde doğru sonuçları el edemeyebilirsiniz.

Tansiyonu ölçülecek kişinin dinlenmiş olması gerekmektedir.

Tansiyon ölçümü sırasında, tansiyon aletinin manşonu kalp seviyesinde tutulmalıdır. Tansiyon aletinin ölçüm için manşonu doğru bir boyutta seçilmelidir.

Hipertansiyon nelere yol açmaktadır? Hipertansiyonun zararları nelerdir?

Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi; hipertansiyon sinsi bir rahatsızlıktır. Ancak ciddidir. Bu sebeple kişi, her yaşta hipertansiyon hastası olabilir. Öncesinde de herhangi bir belirtisi yoktur. Direkt olarak ortaya çıkmaktadır.

Hipertansiyonun kontrol altına alınmadığı durumlarda, çok ciddi problemlere neden olabilmektedir. Sizler için bunları sıralayalım;

  1. Kalp Hastalıklarına sebep olmaktadır.
  2. Felç riskini arttırmaktadır.
  3. Bacak ve boyun damarlarında tıkanmalara neden olmaktadır.
  4. Böbrek hastalıklarına sebep olmaktadır.
  5. Kalp yetmezliğinin başlıca sebeplerindendir.
  6. Zaman içerisinde görme kayıplarına yol açmaktadır.

Eğer ailenizde yüksek tansiyon rahatsızlıkları varsa ve yaşınız 40 üzeri ise mutlaka günlük olarak tansiyonunuzu ölçmelisiniz. Ayrıca ailede şeker hastalığı mevcutsa, gebelik durumu varsa, şişman ve sigara kullanıyorsanız, riskiniz bulunuyor demektir.

Her gün tansiyonunuzu ölçerek, kontrol etmenizde fayda vardır.

Tansiyon nedir? Hipertansiyon (Yüksek tansiyon) nedir? Nasıl tedavi edilir? | Yüksek tansiyon hastaları fazla kilolardan kurtulmalı ve günde en az 1 saat spor yapmalı

Hipertansiyon ile başa çıkmak için neler yapılmalıdır?

Eğer tansiyon hastası iseniz ve doktor kontrolünden geçtiyseniz, size önereceği şey hayat standartlarınızı değiştirmeniz olacaktır. İlk olarak tansiyon hastası kişi, sağlıklı olduğu kiloyu bilmelidir. Ve aynı kiloda da kalmalıdır.

Hipertansiyon hastası olan kişilerin kesinlikle tuz tüketimlerini kısıtlamalıdır.

Bunun yanında meyve ve sebze tüketimi arttırılmalıdır.

Doymuş yağ ve total yağ tüketimleri kesinlikle azaltılmalıdır.

Alkol tüketimine son verilmeli ve sigara kullanımından vazgeçilmelidir.

Düzenli olarak bir fiziksel aktivite ya da spor yapılmalıdır.

Hekim kontrolünde verilen ilaçlar kesinlikle zamanında alınmalıdır.

Tansiyon hastası olan kişilerin, düzenli spor yapması halinde ilaçların dozları düşürülebilir. Spor yapmak, kalp hastalığı ve farklı kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltmaktadır.

Ayrıca spor insanları enerjik hale getirir. Stresinizi azaltarak kilo vermenize de yardımcı olmaktadır. Yaşamınızın kalitesini arttırarak, kemik ve kaslarınızı güçlendirmenize de yardımcı olmaktadır.

Her şeyden önemlisi tansiyon hastalarının unutmaması gereken konu, hipertansiyonun en büyük sebebinin beslenmek ve stres olmasıdır.

Sağlıklı olmanın ilk kuralı elbette ki sağlıklı beslenmektir. Görüyoruz ki günümüzde kronik ve ölümcül hastalıkların ortalama yaşı oldukça aşağılara kadar düşmüştür. Bu istatistiğe bakıldığında, en büyük sebep yine yanlış ve düzensiz beslenmektir.

Hem tansiyon hastası olmanın hem de tansiyonun yükselmesinde beslenmenin önemi oldukça büyüktür.

Tansiyon yükselten yiyecekler hangileridir? Hangi gıdalar yüksek tansiyon hastalığına neden olur?

Tansiyon hastalığına yakalanmanızda, besinlerin önemi büyüktür. Böyle bakıldığında, yememeniz gereken ya da az tüketmeniz gereken besinler bulunmaktadır. Bu tansiyonu yükselten yiyecekler hangileridir? sizler için aşağıda listeledik.

Tansiyon nedir? Hipertansiyon (Yüksek tansiyon) nedir? Nasıl tedavi edilir? | Yüksek tansiyon hastaları yada hastası olmamak için sağlıklı beslenme modeline geçilmesi gerekir

1. Tuz

Tuz, tansiyon hastalığının en büyük sebeplerinden birisidir. Normal şartlarda, günlük yenmesi gereken tuz miktarı tam olarak 1 çay kaşığı ayarında olmalıdır. Çünkü yiyeceklerin içerisinde zaten tuz bulunmaktadır.

Sizin yemeklere katmış olduğunuz ekstra tuz ise vücut için oldukça zararlıdır.

Fazla tuzun hipertansiyon ve inmeye sebep olduğunu unutmamalısınız.

2. Tuzlu Gıdalar

Yiyeceklerin raf ömrünün uzun olması açısından, yüksek oranda tuz konmaktadır.

Zeytin, turşu ve salamura ürünlerinin tümünde aşırı tuz bulunmaktadır.

Yüksek oranda tuz, insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Ve tansiyonun yükselmesine sebep olmaktadır. (Yazımızın alt kısmında tuzun zararları ile ilgili geniş bir yazımız mevcuttur.)

3. Tatlı

Sürekli ve aşırı şekilde tatlı içecek ve yiyecekleri tüketmek, tansiyonun yükselmesine sebep olmaktadır.

Aşırı tatlı içeceklerden kaçınılmalıdır.

Tatlı yenecekse de ölçülü olarak yenmelidir.

4. Doymuş Yağ Oranı Yüksek Olan Yağlar

Doymuş yağ oranı yüksek olan yağların yemeklerde bile kullanılmaması gerekir. Bu yüzden katı yağları değil de, sıvı yağları tercih etmek çok daha doğru olacaktır.

Katı yağların aşırı tüketimi de tansiyonun yükselmesine sebep olacaktır.

5. Şekerli Yiyecek

Tahminimizce şekeri ve şekerli yiyecekleri sevmeyen kimse yoktur. Ancak içerisinde yüksek derecede şeker barındıran yiyecekler, tansiyonun yükselmesine sebep olmaktadır. (Yazımızın alt kısmında şekerin ne kadar zararlı olduğu ile ilgili geniş bir yazımız mevcuttur.)

6. Fast- Food Yiyecek

Günlük hayatta sıkça tükettiğimiz fast food yemekler, insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.

Sürekli olarak tüketilen fast food yiyecekler, tansiyonunuzu dengesiz hale getirecek ve olumsuz yönde etkileyecektir.

7. Şekeri Yüksek Olan Yiyecek

Özellikle hazır içeceklerin içerisindeki, şeker oranları oldukça yüksektir. Şeker oranı yüksek olan içecekleri tüketmek tansiyonunuzu yükseltmektedir.

8. Çikolata

Çikolatayı sevmeyen neredeyse kimse yoktur. Ancak çikolatanın aşırı tüketimi de tansiyonunuzu dengesizleştirerek, yükseltmektedir.

Yukarıda saymış olduğumuz bu yiyecek ve içeceklerin dışında günlük olarak tükettiğiniz koyu çay ve kahve de tansiyonunuzu olumsuz yönde etkileyerek, yükseltmektedir.

Bunların dışında alkol tüketimi de tansiyonu yükselten etkenlerden biridir.

İnsan vücudunda, tansiyonun sürekli yüksek oluşu, damar ve kalpte ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bu sebeple eğer kişiye tansiyon hastalığı tanısı konuldu ise; sürekli olarak tansiyon takip edilmelidir.

İlaçlar kesinlikle düzenli bir şekilde kullanılmalıdır. Ayrıca saymış olduğumuz yiyecek ve içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Beslenme, tansiyon ile doğru orantılıdır.

Unutulmamalıdır ki; beslenmek yalnızca karın doyurmak değildir.

Beslenme; tüm hastalıkların başlıca sebeplerindendir. Mümkün olduğu sürece ev yemekleri tercih edilmelidir.

Hazır gıdaların tüketimi değil de; ev yapımı ürünlerin tercihi yapılmalıdır. Özellikle tansiyonda alkol ve sigaradan kesinlikle uzak durulmalıdır.

Tüm yiyecekler için geçerli kural şudur. Beslenirken aşırıya kaçılmamalıdır. Ve stresten kesinlikle uzak durulmalıdır.

“Her şeyin fazlası zararlıdır”

Kaynaklar ve Dış Bağlantılar

Источник: https://www.gelgez.net/tansiyon-nedir-hipertansiyon-yuksek-tansiyon-nedir/

Baş Ağrısı Hipertansiyon Yapar mı?

Hipertansiyon İle Baş Etmenin Yolları

Baş Ağrısı ile Hipertansiyon bilmecesi; ”Yumurta mı tavuktan çıktı, tavuk mu yumurtadan çıktı ” bilmecesine benzer şekilde cevaplaması zor bir konudur.

Baş ağrısı ve hipertansiyon arasındaki aşk yüz yıllardır süren bir bilmecedir(1). Halen güncel haber ve kaynaklar hala hipertansiyon ve baş ağrısı arasındaki aşkı anlatan (olabilir) hikayeleriyle doludur.

Be nedenle hepimiz gündüz görülen tatlı rüyalar aleminde baş rolümüzü oynarız.

Neden hipertansiyon ve baş ağrısı aşkı Mecnun ile Leyla aşkına taş çıkartır?

Nedenler şöyle sıralanabilir;

  • Baş ağrısı antihipertansif  tedavilerin yan etkisidir,
  • Hipertansif ensefalopati ile baş ağrısı birliktedir,
  • Bazı antihipertansif ilaçlar baş ağrısı proflaksisinde kullanılır öyleki baş ağrısı oluşmadan birlikte tedavi ettiği düşünülür(2).
  • Hipertansiyon baş ağrısının epifenomenidir
  • Baş ağrısı olan hastalar genelde ”tansiyonum yükseldi çünkü başım ağrıyor” şöyle der der. Bu endişe içine ölçülen tansiyon değerleri genellikle yüksek saptanır ve bu yanlış algı öğrenilmiş olarak olarak devam eder. Ayrıca öğrenilmiş gerçek gibi nesilden nesile aktarılmaktadır.

Janeway 1913 de hipertansif > 160 hastalarda yaptığı geniş çalışmalarda tipik migrenle ilişkili olmayan hipertansif baş ağrısının sabah kalkınca başlayıp sabah vaktinde gerilemekte olduğunu saptamıştır.

Ancak bu çalışmanın yanıltıcı tarafı SB> 230 mm Hg olan malign hastaları ve anestezi sonrası başağrısı olan hastalar çalışmaya dahil edilmiş olmasıdır.

(3)Norveçte yapılan çalışmada  baş ağrısı topluluğu kriterlerine göre migren ve migren olmayan baş ağrıları ayrılmış, Baş ağrısı tedavisi verildikten sonra hastaların tansiyonları ölçülmüş, toplumda sanılanın aksine bazal kan basıncı yüksekliği olanlarda 11 yıl sonrasında baş ağrısında azalma ile ilişkili bulunmuş(4).

Hipertansiyon ve baş ağrısı olan hastalar kan basıncı düzeylerinin ağrısız dönemlerden farklı olmadığını göstermiştir. Ancak baş ağrısı olan hastalar sağlık kuruluşlarına çok sık baş vurmaları nedeniyle tansiyon değerlerini sık ölçmektedir bu sebeple aralarında bir ilişki kurulmaktadır.

Ayrıca baş ağrının başlamasından önceki kan basıncı ağrının başlangıcında ölçülenden, belirgin olarak farklı değildir ve hastaların büyük çoğunluğu zirve kan basıncı değerlerine ağrısız dönemde ulaşmışlardır.
Yapılan bir çalışmada baş ağrısı olan hastalarını sistolik tansiyonları

  • 22.8%160 mm Hg    aralarında istatiksel fark saptanmamıştır.

Baş ağrısının akut başlaması ve yüksek kan basıncı hipertansif krizin bileşeni olup sıklıkla subaraknoid kanama belirtisidir.Sonuç olarak hipertansiyon öyküsü olup baş ağrısı ile gelen hastalar tam değerlendirmeye tabi tutulmalı ve baş ağrısı kan basıncı yüksekliğine bağlanmamalıdır.

Baş ağrısı kan basıncı yüksek olanlarda daha yaygın olup olmadığı sorusuna cevap için, nüfus anketleri bakmak gerekir.Bu konuda yapmış ilk çalışmada (1960-1962) Hipertansif tedaviye başlanıp etkisini göstermeye başladığında  birkaç gün baş ağrısı ortaya çıkıyor.

 Bu çalışmada ritinopati varlığında baş ağrısı prevalansının daha fazla olduğu görülmüş. Buna karşılık sonuçlar tartışmalıdır zira baş ağrısı olanlar önceden hipertansiyonları olup olmadığını bilmemektedirler. Hastanın %74 ünde bilinen baş ağrısı varmış. Hipertansiyonu olduğundan haberi olmayan larada %16 baş ağrısı varmış (5).

Steward ın yaptığı çalışmada diyastolik kan basıncı  >90 olanlarda baş ağrısı %45 bulunmuş ancak baş ağrısı 0lmayanları diyastolik hipertansiyon ile ayırt etmek mümkün olmamış.

Steward; gerçek bir “hipertansif  baş ağrısı” hipertansif retinopati ve malign hipertansiyonu olan hastalarda ise oldukça nadirdir bulunduğu ve hastaların büyük çoğunluğunda anksiyete bağlı olabileceği sonucuna varmıştır(6).
Bir çok çalışmada hipertansif hastalarda psikojenik nevrozlara sebep olacağı  görüşü ağırlık kazanmaktadır. Yedi tane çift kör çalışmada sistolik basınçla baş ağrısı ilişkisi bulunmazken diastolik basınçla zayıf ilişkili bulunmuş. (4,12)
Artmış sistolik kan basıncı ve nabız  baş ağrısı prevalansı azalabilir. Baroreseptör aracılı hipoaljezi . (6, 11,12) Ayrıca, artansistolik kan basıncı migren dışı baş ağrısı veya migren bir azalma sıklığı ile ilişkili olduğu bulunmuştur (2,3,10 )Bir ambulatuar kan basıncı izleme sırasında baş ağrısı ve kan basıncı arasındaki ilişki incelendi. Seri gözlemler çift kör katılan 54 hasta, propranolol ve klonidin içeren plasebo-kontrollü bir çalışma yapılmıştır(5) Her vizitede, hastaların bir önceki ziyarette tansiyon söyledi ve daha sonra bugünkü ziyarette tansiyon değerini tahmin etmesi istendi. Ayrıca semptomlar (baş ağrısı da dahil olmak üzere) ve genel semptomlar sorgulanmış. Korelasyon katsayısı (0.17) oldukça zayıf olmasına rağmen kan basıncı ve klinik ziyareti sırasında kaydedilen gerçek kan basıncı hastaların tahminleri arasında anlamlı bir ilişki vardı. Ancak, bu tahminin septomları ile ilgisi yoktu. Olumsuz ruh hali sadece tahmin edilen ve gerçek ölçülen basınç ile ilişkili bulunmuştur.Yeni yapılan bir çalışmada  obstrüktif uyku apne şiddeti ve sabah erken baş ağrısı sıklığı arasında anlamlı bir ilişki bulundu(7,8). Aynı zamanda uyku apnesinin başarılı tedavisi , baş ağrısı ve hipertansiyonu tedavi ederek, hipertansif hastada sabah baş ağrısı gizemini şimdi çözülmesini sağladı .Klinik çalışmalar bize baş ağrısı ve hipertansiyon genel popülasyonda hem de yaygın olduğunu göstermiştir. Bunun sonucu olarak bir arada olmaları kaçınılmazdır. Bununla birlikte, az sayıda çalışmalarda baş ağrısının normotansif lere göre hipertansif hastalarda biraz daha yaygın olduğunu desteklemektedir.Hipertansif hastalardaki baş ağrısının iki açıklaması olabilir. Hastaların çoğunda baş ağrısı spesifik değildir, bir nedeni veya hipertansiyonun bir sonucu olabilir; anksiyete gibi semptomların bir spektrumu ile ilişkili olabilir. Bu hastalarda, baş ağrısı varlığı, nadiren kan basıncı yüksekliği doğrudan bir sonucudur.Hastaların çoğu tanılarının farkında olduğu için,anksiyete ve gerginlik birçok durumda  baş ağrısına katkıda bulunur. Bu hastalarda  hipertansiyon tedavisinde; iyi olmanın hissini ortaya çıkaran, baş ağrısı ve diğer belirtiler rahatlatmaktır. Ama kan basıncı düşürücü tedavilerin bu belirtilerin iyileştirilmesi için doğrudan sorumlu olduğunu düşünmek için hiçbir neden yoktur.

Şu anda , hipertansiyon ve baş ağrısı arasında sağlam bir nedensel bağlantı kurmak için somut bir kanıt yoktur.

 Hipertansiyon baş ağrısı neden olmaz ve aslında baş ağrısı gelişimine karşı koruyucu olabileceğini yeterli kanıt var. Ancak  Tıp literatüründe bir çok çelişkiler vardır.

Birçok büyük çalışmalarda hipertansiyon ve baş ağrısının gelişimi arasında bir ilişkiden bahsedilmektedir(11-,12).

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.