Hipertansiyonun Nedenleri

içerik

Hipertansiyon hangi hastalıklara neden olabilir? Neler yapılmalı?

Hipertansiyonun Nedenleri

İstatistikler, ülkemizde yaklaşık her 3 erişkinden birinde yüksek tansiyon problemi olduğunu gösteriyor.

17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü” dolayısıyla bilgi veren Acıbadem Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Yrd. Doç.

Serkan Duyuler, tansiyon yüksekliğinin tek başına bir hastalık değil felç, kalp krizi ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarının en az yarısının oluşmasından sorumlu olduğuna dikkat çekiyor.

Doğru tedavi edildiğinde bu hastalıkların oluşma riskinin de azaldığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Yrd. Doç. Serkan Duyuler, özellikle çok yüksek olmayan değerlerde, sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmak gibi yaşam tarzı değişiklikleri ile tansiyon kontrolünde oldukça başarılı sonuçlara ulaşılabildiğini ifade ediyor.

Tansiyon değerleri 180 mmHg ve üzeri gibi ‘süper’ yüksek’ değilse hiç bir belirti veya bulgu vermeyebiliyor. Ancak herhangi bir belirti görülmemesi, zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Bu nedenle hipertansiyon çoğunlukla ‘sessiz katil’ olarak tanımlanıyor.

Hedefte ise kalp, beyin, damarlar, böbrekler ve gözler gibi hayati organlar bulunuyor. ‘Benim tansiyonum zaten hep yüksek ama bir sıkıntı olmuyor’ şeklinde bir algının çok yanlış olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Serkan Duyuler,

“Çalışmalar gösteriyor ki, tansiyon değeri 115/75 mmHg gibi normal bir seviyenin üzerine çıkmaya başladığında kalp krizi ve kalp yetmezliği riski de artmaya başlıyor” diyor.

Ancak tansiyonun çok yüksek değerlere çıktığında karşılaşılan baş dönmesi, baş ağrısı, kalp ağrısı, kulak çınlaması, uğuldama, nefes darlığı, çift veya bulanık görme, burun kanamaları ve düzensiz veya kuvvetli kalp atım hissi çoğunlukla hastaları hekime getiren şikayetler arasında yer alıyor.

Düzenli aralıklarla kontrol şart

Tansiyonunu kontrol ettirmek için hasta olmayı beklememek gerekiyor. Sağlıklı kişilerin de özellikle de 40 yaşın üzerindekilerin düzenli aralıklarla tansiyonunu kontrol ettirmelerinde yarar görülüyor.

Yrd. Doç. Serkan Duyuler, özellikle diyabet hastaları, böbrek sorunları olanlar ve hamilelerde tansiyon gelişme riski daha yüksek olduğu için tansiyon kontrollerinin daha erken yaşlarda ve daha sık yaptırmalarının önem taşıdığını belirtiyor.

Kan basıncı değerlerinin 140/90 ve üzerinde seyreden kişilerin yüksek tansiyon hastası olabileceğini söyleyen Yrd. Doç. Serkan Duyuler, bu durumda mutlaka hekime başvurmaları gerektiğini belirtiyor.

Ani ortaya çıkan hipertansiyona dikkat!

Hipertansiyon hastalarının büyük çoğunluğunun alttayatan tek bir sebep tespit edilemediği için “esansiyel hipertansiyon” yani nedeni bilinmeyen hipertansiyon tanısı aldıklarını ifade eden Yrd. Doç.

Serkan Duyuler, “Ancak, diyabet, ailede hipertansiyon hikayesinin varlığı, şişmanlık, fazla tuz tüketimi, hareketsizlik yaşam, aşırı alkol tüketimi, sigara içilmesi ve stresli yaşam tansiyon yüksekliğinin oluşmasına en büyük katkıyı sağlıyor” diyor.

Özellikle çok genç veya çok ileri yaşlarda ani ortaya çıkan tansiyon yüksekliği böbrek hastalıklarının ve hormon bozukluklarına işaret edebildiği için böyle bir durumda daha ayrıntılı inceleme ihtiyaç duyuluyor.

‘İhtiyacın 3 katı tuz tüketiyoruz’

Tuz, vücutta tansiyonu belirleyen en önemli etkenlerden birini oluşturuyor. Vücudun günlük ihtiyacı ortalama 5-6 gr. iken, ülkemizde bu miktarın 18 gr. yani ihtiyacın 3 katı kadar tüketildiğini anlatan Yrd. Doç. Serkan Duyuler, “Bunun sonucunda da kalp hastalıklarında Avrupa’da birinciliğe oynuyoruz” diyor.

Tuz her türlü hazır gıdada bol miktarda bulunuyor. Örneğin 1 bardak hazır ayran tüketildiğinde günlük tuz tüketimi neredeyse karşılanmış oluyor. Paket gıdalar, salamuralar, salça, işlenmiş gıdalar, hatta şekerli bisküviler dahi bol miktarda tuz içeriyor. Yani gıda ürünlerinin dayanıklılığını arttıran tuz, bizim dayanıklılığımızı azaltıyor.

Obezite ve tuz tüketimi hipertansiyona yol açıyor

Yapılan araştırmalar yüksek tansiyonla aşırı kilo arasında çok yakından bir ilişki olduğunu gösteriyor. Hipertansiyonun aşırı tuz alımı ile de ilgisi vardır.

Normal şartlar altında bir insanın normal ihtiyacı olan tuz miktarı günde 2,8- 3 gram arasıdır, bizim Türk sofralarında ise tuz alımı 18 grama kadar çıkmaktadır.

Bunun dışında sigara içme ve alkol kullanımı yüksek tansiyonu tetikleyen faktörler arasındadır.

Metabolizma dengesi için beslenmede bunlara dikkat

Metabolizmadaki dengeyi korumak için beslenme ve yaşam tarzımızda da bir denge olması gerekiyor.

  • Daha az hayvansal (doymuş) yağ tüketin. Etin görülen yağlarını ve tavuğun derisini ayırın. Beyaz eti kırmızı ete tercih edin. Paketlenmiş gıdaların etiketlerini inceleyin, düşük yağ veya yağsız ibaresi olanları tercih edin.
  • Düzenli olarak balık yiyin. Haftada en az 2 kez balık tüketmek kan basıncı denetiminde önemli görev alır.
  • Mineral ve lif gibi ek besin maddelerini alabilmek için tam tahıl içeren yiyecekleri tercih edin. Örneğin tam buğday ekmeği ya da tam tahıllardan yapılan diğer ürünler, meyve, sebze ve kuru baklagiller iyi seçimlerdir.
  • Daha az şeker ve şekerli yiyecek tüketin. Şekersiz içecekleri tercih edip, yiyecek ve içeceklerinize şeker eklemekten mümkün olduğunca kaçının.
  • Tuz tüketimini sınırlandırın. Tuz içeriği yüksek işlenmiş et, şarküteri ürünleri, sakatatları tüketmeyin, salamura, konserveler, kuru yemişler vb. abur cuburlar gibi fazla tuzlu yiyeceklerden kaçının.
  • Düzenli fiziksel aktivite tüm hastalıklarda olduğu gibi hipertansiyon tedavisinde de önemlidir. Bu nedenle çok hareket edin, düzenli olarak yürüyün.
  • Günlük sıvı tüketiminizi artırın, su içmeyi ihmal etmeyin.

Yaşam şeklinizi değiştirin

Birincisi alınan tuz miktarını ciddi oranda azaltmak gerekiyor. Hipertansiyon hastalarının yemeklerine ekstra tuz atmamaları ve günlük tükettikleri tuz miktarını azaltmaları gerekiyor. İkincisi mutlaka egzersiz yapmaları gerekiyor.

Egzersizler de kas geliştirme şeklinde değil, daha çok yürüyüş, koşma, tenis, aerobik ve yüzme gibi egzersizler şeklinde yapılmalıdır. Bunlar da 20 ile 30 dakika arasında haftada en az 3-4 defa yapılmasını öneriyoruz.

Alkol alımının da kısıtlanmasını ve sigaranın da bırakılmasını öneriyoruz. Tüm bunlar tansiyonu yükseltecek önemli faktörler. Şişmanlıktan kaçınmak, kilo almamaya özen göstermek gerekiyor, günümüz insanının en büyük problemi daha az hareket etmesi daha fazla kalorili beslenmesi.

Bu da tansiyon yüksekliğine neden oluyor. Hipertansiyon hastaları şişmanlıktan kaçınmalı, sigarayı bırakmalı ve alkolü azaltmalı. Tuz azaltılmalı ve bol bol hareket edilmeli.

İlaç tedavisi asla yarım bırakılmamalı

Sizin tansiyonu bir şekilde düşürmeniz gerekmektedir. Tansiyon nasıl düşer? Yaşam tarzı değişiklilkleri ve artı ilaç kullanımıyla düşer. İlacı hiç kesmeden doktor tavsiyesi ile ömür boyu kullanmak gerekiyor.

Komşunun ilacını kullanmayın

Tansiyon yüksekliğinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğinin farkında olmak ve düzenli tansiyon ölçtürmek, korunma anlamında atılacak en önemli adım. Sonrasında tansiyon yüksekliği tespit edilmişse hekim değerlendirmesine göre yaşam tarzı iyileştirmesi ve ihtiyaç durumunda ilaç tedavisine başlanıyor.

Yrd. Doç. Serkan Duyuler, hastalar arasında ‘Bu ilaç komşuma iyi gelmişti, bana da iyi gelir’ yanılgısına bağlı olarak sıklıkla yanlış ilaç kullanımlarıyla karşılaştıklarını belirterek, “Hastaların, hipertansiyonda ilaç tedavisinin kişiye özgü olarak düzenlendiğinde en fazla yarar sağlanabildiğini unutmaması ve başkalarının ilaçlarını kullanmaması gerekiyor” diyor.

Yüksek tansiyonda aşırı hareketten kaçınılmalı

Tansiyonun sürekli normal seyretmesinin sağlanması gerekiyor. Tansiyon kontrolünün ömür boyu takip edilmesi önemli. Hipertansiyon mevcut bireyler sık aralıklarla tansiyon takipleri yapmalı. Kan basıncı muhakkak beş dakika istirahat sonrasında ve oturur pozisyonda ölçülmelidir.

Evde de istirahat kan basıncı belli aralıklarla ölçülmeli, Tansiyon yüksek ise muhakkak doktora başvurmalı, kan basıncı normal seviyelere gelmemişse özellikle çok sıcak ve çok soğuk havalarda aşırı bir aktivite yapmamak gerekiyor.

Tansiyon sorunu yaşayanlar bunu önemsemezlerse ileride çok ciddi sorunlarla karşılaşabilirler. Tansiyon ciddi ve ömür boyu süren bir hastalıktır. Tansiyonun yüksek seyrettiği belirlenerek ilaç tedavisne başlanmışsa tedavi ömür boyu sürmeli. İlaç bir kez kullanıldıktan sonra bırakılmaz. İlacını doktor önerisi olmadan bırakanlar büyük sıkıntılar yaşayabilir.

Hipertansiyon, ülkemizde her üç kişiden birinde görülen önemli bir sağlık sorunudur.

Önemi; hedef organlar olan kalp, damarlar, beyin, böbrek ve gözlerin etkilenmesi sonucunda inme, kalp krizi, periferik damar hastalıkları, kronik böbrek hastalığı ve görme kayıpları gibi pek çok organ hasarına yol açabilmesinden kaynaklanır.

Okan Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan; “Riski arttıran düzey her bireyde farklı olabilirse de, genel toplum ele alındığında; Sistolik Kan Basıncının 140 mmHg / Diyastolik Kan Basıncının 90 mmHg ve üzerinde olması, ayrıca kişinin anti-hipertansif ilaç kullanıyor olması hipertansiyon olarak tanımlanmaktadır.” dedi.

Hipertansiyonun nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte; pek çok risk faktörü tanımlanmıştır. Bunlar; ileri yaş, yüksek tuzlu diyet, obezite, aile öyküsü, aşırı alkol tüketimi, fiziksel inaktivite, diyabet, kolesterol yüksekliği ve bazı ilaçlardır.

En sık rastlanan ikincil hipertansiyon nedenleri; böbrek hastalıkları, böbreküstü bezinden fazla hormon salgılanması, böbrek dokusu ve atardamarlarını tutan hastalıklar, tiroid ve paratiroid bezi hastalıkları, aortun kalpten çıktığı bölgedeki darlık ve ilaçlardır. Bu problemlerin çoğu girişimsel yöntemlerle veya ilaç tedavisi ile çözümlenebilir.

Hipertansiyon belirtileri nelerdir? 

Kan basıncı 180/110 mmHg gibi çok yüksek değerlerde olmadığı sürece normalde herhangi bir belirti vermez. Ancak kan basıncının çok yükselmesi halinde görülen belirtiler arasında baş dönmesi, baş ağrısı, göğüs ağrısı, kulak çınlaması, nefes darlığı, çift veya bulanık görme, burun kanamaları ve düzensiz kalp atışları sayılabilir.

Burun kanaması ilk belirti olabilir

Son 25 yılda daha fazla tuz tüketimi, daha fazla fast-food daha fazla sigara, alkol ve daha az hareket nedeniyle yüksek tansiyonun ortalama görülme yaşı 60’dan 40’lı yaşlara kadar düştü. Artık ergenlik döneminde bile görülmeye başlandı. Özellikle ergenlik döneminde görülen burun kanamalarının hipertansiyon belirtisi olabileceğini söyleyebiliriz.

Hastaların yarısı farkında değil

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; dünyada bir milyardan fazla insanı etkilemekte ve yılda 9 milyon insanın ölümüne neden olmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde hipertansiyonun görülme oranı giderek artmaktadır. 2025 yılında dünyada 1,6 milyar hipertansiyonlu hasta olması beklenmektedir.

Dünyada hipertansiyonlu hastaların yaklaşık yarısının hastalıklarının farkında olmadığı ortaya konmaktadır. Hipertansiyon; kalp krizi, beyin kanaması, inme, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, körlük gibi hastalıklara neden olabilmektedir.

Kimler hipertansiyon açısından taranmalıdır?

18 yaş ve üzerindeki tüm bireyler hipertansiyon açısından değerlendirilmelidir. İzlem en azından şu sıklıklarda yapılmalıdır;

  • 40 yaş ve üzeri bireylerde yıllık
  • 18-39 yaş arasındaki bireyler ise obezite gibi hipertansiyon için risk oluşturan bir durum söz konusu ise, ya da daha önce kan basınçları 130-139/85-89 mmHg gibi sınır değerlerde ölçüldü ise yıllık
  • 18-39 yaş arasındaki bireyler eğer risk faktörleri yok ise ve son yapılan kan basıncı ölçümü

Источник: https://indigodergisi.com/2017/05/hipertansiyon-nedeni-tedavi-sekilleri/

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Tanısı ve Tedavisi

Hipertansiyonun Nedenleri

Hipertansiyon (yüksek tansiyon) hastası olan insan sayısının, 2025 yılına kadar dünya çapında 1,56 milyar olacağı tahmin edilmektedir.

Hastalığın yaygınlaşmasındaki faktörler olarak fiziksel hareketsizlik, alkol ve tütün kullanımı ve yüksek sodyumlu diyet (genellikle işlenmiş ve yağlı gıdalardan) gibi yaşam tarzı ve beslenme faktörleri suçlanmaktadır.

Hipertansiyon Hakkında Hızlı Bilgiler:

Hipertansiyon ile ilgili bazı temel hususlar aşağıda belirtilmiştir. Daha ayrıntılı ve destekleyici bilgi bu yazının devamında yer almaktadır.

  • Hipertansiyon, 90 mmHg üzerinde 140’dan daha yüksek kan basıncı olarak tanımlanır.
  • Hipertansiyon tanısı bir veya her iki tansiyon ölçümünün yüksek olmasıyla yapılabilir.
  • Modern yaşam tarzı faktörleri, hipertansiyon vakalarının artmasında sorumludur. Bu faktörler fiziksel hareketsizlik, işlenmiş ve zengin yağlı gıdalar ile tuzlu beslenme ve alkol ve tütün kullanımıdır.
  • Yüksek tansiyon, diğer koşullara (örneğin böbrek hastalığı) sekonder olabilir ve bazı ilaçlarla ilişkili olabilir.
  • Hipertansiyonun kendisi semptomlara neden olmaz, ancak uzun vadede kan damarlarının daralması nedeniyle oluşan komplikasyonlara yol açar.
  • Öncelikle tuz kısıtlaması ve diğer diyet değişiklikleri, alkol seviyesinin azaltılması ve stresi azaltmak gibi yaşam tarzı değişiklikleri yüksek tansiyonu tedavi etmek için kullanılır.
  • Bir takım farklı sınıflardan bir veya daha fazla ilaç tedavide kullanılabilir.

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Nedir?

Hipertansiyon nasıl oluşur?” Kan basıncı, kan tarafından kan damarlarının duvarlarına uygulanan kuvvettir ve bu kuvvetin büyüklüğü, kalp debisine ve kan damarlarının direncine bağlıdır.

Hipertansiyon, tıbbi kılavuzlarda 90 mmHg üzerinde 140’dan daha yüksek bir kan basıncına sahip olarak tanımlanır. Bu, sistolik okumanın (vücut çevresinde kalp pompası kan basıncının) 140 mmHg (milimetre civa) üzerinde olduğu ve / veya diyastolik okumanın (kalp rahatlarken ve kanla dolduğunda) 90 mmHg’nın üzerinde olduğu anlamına gelir.

Bununla birlikte, tıbbi uzmanlar, yüksek tansiyonun kardiyovasküler sağlık ile sürekli bir ilişki içerdiğini düşünmektedir. Bir noktaya gelindiğinde, kan basıncının daha düşük olmasına (sistolik 115-110 mmHg sistolik seviyelere ve 75-70 MmHg diyastolik) inanmaktalar.

Örneğin, aşağıdaki kan basıncı aralıkları (mmHg cinsinden) tanımlanabilir:

  • Normal kan basıncı 120 sistolik ve 80 diyastolik aşağısında
  • Prehipertansiyon 120-139 sistolik veya 80-89 diastolik
  • Evre 1 yüksek tansiyon (hipertansiyon) 140-159 sistolik veya 90-99 diyastolik
  • Evre 2 yüksek tansiyon (hipertansiyon) 160 veya daha yüksek sistolik veya 100 veya daha yüksek diyastolik
  • Hipertansif kriz (tıbbi bir acil durum), kan basıncının 180 sistolik veya 110 diastolik üzerinde olmasıdır.

Hipertansiyon Sebepleri Nelerdir?

Hipertansiyon neden olur?” Akut stres olarak yoğun egzersiz ve diğer faktörler, kan basıncının normal olduğu kişilerde ani olarak kan basıncını yükseltebilir, hipertansiyon tanısı zamanla yüksek kan basıncını gösteren birkaç tansiyon ölçümüne ihtiyaç duyar.

Kısa bir süre kan basıncının yüksek olması birçok hastalığa normal bir fizyolojik yanıttır. Bununla birlikte, sistolik olarak 180 mmHg veya daha yüksek veya 110 mmHG veya daha yüksek diyastolik bir değer okunduğunda, derhal tıbbi müdahale gerektiren bir hipertansif kriz işareti olabilir.

Kendi kan basıncını test ederken böyle bir tansiyon ölçümü yapan biri birkaç dakika beklemeli ve testi tekrar etmelidir. Eğer bu sefer tansiyon bu seviyede kalırsa veya artarsa acil tıbbi tedavi alınmalıdır.

Kan basıncı gün boyunca değişir, uyku sırasında düşer ve uyanınca yükselir. Ayrıca heyecan, anksiyete ve fiziksel aktiviteye tepki olarak yükselir.

Kan basıncı ayrıca yaşın ilerlemesi birlikte artar. Çünkü arterler plak birikimi yüzünden daha sert ve daralırlar. Vasküler ve kalp rahatsızlığı da yaşlı erişkinlerde kan basıncının yükselmesine katkıda bulunur ve yüksek bir sistolik okuma 50 yaş üzeri erişkinlerde kardiyovasküler hastalık için önemli bir risk faktörüdür.

Yüksek tansiyon hastalığı kısmen hızla yaşlanan bir nüfus nedeniyle, dünya çapında artan bir sorundur. Yüksek tansiyona önemli katkıda bulunan diğer yaşam tarzı faktörlerine örnekler şöyledir:

  • Fiziksel hareketsizlik
  • İşlenmiş ve yağlı gıdalar ile tuzlu gıdalarla beslenme
  • Alkol ve tütün kullanımı

Bazı hastalıklar ve ilaçlar (aşağıda açıklandığı gibi) yüksek tansiyona neden olabilir ve aşağıdakileri içeren hipertansiyon için genel risk faktörleri şöyledir:

  • Yaş: Yaşlandıkça herkes yüksek tansiyon riski altındadır. 60 yaş üstü kişilerde hipertansiyon yaygınlığı daha yüksektir.
  • Kilo: Aşırı kilolu veya obez olmak, hipertansiyon için kilit bir risk faktörüdür.
  • Cinsiyet: Erkekler ve kadınlar farklı risk profillerine sahiptirler. Yaşam boyu risk herkes için aynı olmakla birlikte, erkekler daha genç yaşlarda hipertansiyona daha yatkındır ve daha ileri yaşlarda kadınlar daha yüksek hipertansiyon oranına sahiptir.
  • Yaşam biçimi: Beslenmede aşırı tuz, aşırı alkol, düşük potasyumlu beslenme ve fiziksel hareketsizliğin artması hipertansiyon riskini artırır.

Diğer risk faktörleri, hastalığın bir aile öyküsü ve kronik, kötü yönetilen stres içermektedir.

Hipertansiyonun spesifik nedenleri şunları içerir:

Başka bir hastalıktan kaynaklanmayan yüksek tansiyon, primer hipertansiyon (ya da esansiyel hipertansiyon) olarak adlandırılır. Bu, kronik böbrek hastalığı gibi belirlenmiş bir nedene sahip olan sekonder hipertansiyona göre daha yaygındır.

Primer hipertansiyonun spesifik bir nedeni olması pek muhtemel değildir. Bunun yerine genellikle kan plazması hacmi ve kan hacmi ve basıncın hormonal düzenleyici olan renin-anjiyotensin sisteminin aktivitesi de dahil olmak üzere birçok faktörün bir sonucudur. Primer hipertansiyon, yukarıda özetlendiği gibi, yaşam tarzı ile ilgili konular da dahil olmak üzere çevresel faktörlerden etkilenir.

Sekonder hipertansiyonun spesifik nedenleri vardır. Başka bir hastalığının semptomu olarak ortaya çıkar. Tedaviye dirençli hipertansiyonun en yaygın nedenlerinden biri olduğu düşünülen bir örnek, potasyum ve sodyum seviyeleri arasında dengesizliğe neden olan ve böylece yüksek kan basıncına yol açan primer aldosteronizm olarak adlandırılan Conn sendromudur.

Primer aldosteronizm, hipertansiyon vakalarının yaklaşık %5-15’ini oluşturabilir. Hekimlerin, durumun, adrenal bezin hiperplazisi veya adrenal bez tümörü kaynaklı olup olmadığını belirlemeleri önemlidir. Çünkü tedaviler ikisi arasında farklılık göstermektedir.

Genel tekrar eden nedenler, aşırı alkol tüketimi ve oral kontraseptif kullanımıdır. Bu kan basıncında hafif bir artışa neden olabilir. Menopoz için hormon tedavisi de bir suçludur. İkincil hipertansiyon da şu sonuca neden olabilir:

  • Diyabet (hem böbrek problemleri hem de sinir hasarından dolayı)
  • Böbrek hastalığı
  • Feokromasitoma (bir kanser türü)
  • Cushing sendromu (kortikosteroid ilaçların kullanımından kaynaklanabilir)
  • Doğumsal adrenal hiperplazi (adrenal bezlerin hormonal kortizol salgılayan bozukluğu)
  • Hipertiroidizm (aşırı aktif tiroid bezi)
  • Hiperparatiroidizm (kalsiyum ve fosfor düzeylerini etkiler)
  • Gebelik
  • Uyku apnesi
  • Obezite

Hipertansiyon Belirtileri Nelerdir?

Yüksek tansiyonun kendisi genellikle asemptomatiktir. Yani hastalar rahatsızlığın herhangi bir doğrudan belirtisini yaşamazlar. Bu, hipertansiyona sessizce kardiyovasküler sisteme zarar verebileceği için “sessiz düşman” denir.

Hipertansiyon aynı zamanda yüksek tansiyondan etkilenen organlarda sorunlara neden olabilir. Uzun süreli hipertansiyon, damarların oluşumunun kan damarlarının daralmasına neden olduğu arteryoskleroz yoluyla komplikasyonlara neden olabilir.

Hipertansiyona bağlı arteryoskleroz (damar sertliği) ile ilgili komplikasyonlar şunları içerebilir:

  • Yeterli kan pompalamakta başarısız olabilecek bir noktada (kalp yetmezliği) genişlemiş veya zayıflamış kalp
  • Anevrizma: Bir arter duvarında anormal bir şişlik (patlama, ciddi kanamalara neden olabilir ve bazı durumlarda ölümle sonuçlanır)
  • Kan damarı daralması: Böbreklerde böbrek yetmezliğine neden olabilir. Kalpte, beyinde ve bacaklarda kalp krizi, inme veya amputasyon ihtiyacına yol açabilir.
  • Gözlerdeki kan damarlarında rüptür veya kanama, görme sorunları veya körlüğe (hipertansif retinopatiler; kötüleşen birinci ila dörtlü arasında sınıflandırılır) neden olur.

Hipertansiyon Teşhisi ve Tanı Kriterleri

Hipertansiyon tanısı, klinik ziyaretler sırasında tansiyon aleti ile kan basıncı ölçülerek yapılır. Genellikle tansiyon ölçüm sonuçları en az üç ayrı gün alındıktan sonra teşhis edilebilir.

Ölçümler bir hasta otururken ve ayakta kaldıktan bir süre sonra doktor ofisinde alınabilir. Bu, doktora ortostatik hipotansiyon veya postural hipotansiyon aramak için yardımcı olur.

Kan basıncı ölçümlerinin güvenilirliği, bir hastanın veya başkasının, standart cihazlar kullanılarak doktorun ofisinin dışında bir dizi ölçüm yapmasıyla iyileştirilebilir.

Sfigmomanometri kullanarak kan basıncının ölçülmesine ilaveten, tıbbi geçmiş (kardiyovasküler problemler gibi sorular sorma) öğrenilir ve hipertansiyon teşhisi koymadan önce fizik muayene yapılır.

Bu sorular ve ek testler, yüksek tansiyonun nedeninin belirlenmesine ve herhangi bir komplikasyon olup olmadığını öğrenmeye yardımcı olabilir. Bu testler idrar testleri, böbrek ultrasonografisi, kan testleri, elektrokardiyogram (EKG) veya bir ekokardiyografi içerebilir.

Hipertansiyon Tedavisi

Yaşam tarzı değişiklikleri hem yüksek tansiyon tedavisinde hem de korunma yollarında önemlidir ve bir ilaç tedavisi kadar etkili olabilir. Bu yaşam tarzı değişiklikleri ayrıca kalp sağlığı ve genel sağlık için daha fazla fayda sağlayabilir.

Hipertansiyon nasıl düşürülür?” Kan basıncını düşürmek için uzmanların önerdiği yaşam tarzı önlemleri şunları içerir:

  • Tuz kısıtlaması: Tipik tuz alımı günde 9 ila 12 g arasındadır ve tuzu günde 5 g’a düşürerek normal seviyedeki insanlarda bile mütevazı kan basıncında düşüşler elde edilebilir. En yüksek etkiler hipertansiyonlu kişilerde görülür.
  • Alkol tüketiminin azaltılması: Uzmanlar, alkol kullanımının kan basıncının artması ve inmesi ile ilişkili olduğunu söylemekteler.
  • Yüksek sebze ve meyve ve düşük yağ tüketimi: Yüksek tansiyonlu veya riski olan kişilerin doymuş yağ ve toplam yağ alımını en aza indirgemek ve tahıl, yüksek lifli gıdalar, günde en az 300 g meyve ve sebze, fasulye, baklagiller ve kuruyemiş ve omega-3 açısından zengin balık haftada iki kez tüketmeleri önerilir.
  • Kilo vermek ve korumak: Hipertansiyon aşırı vücut ağırlığı ile yakından ilişkilidir ve kilo azalmasını takiben kan basıncında düşüş olabilir.
  • Düzenli egzersiz: Uzmanlara göre, hipertansiyon hastaları haftada 5-7 gün en az 30 dakika boyunca ılımlı yoğunlukta dinamik aerobik egzersize (yürüyüş, koşu, bisiklet veya yüzme) katılmalıdırlar.
  • Stresi azaltmak: Mümkün olduğunca stres oluşturan faktörlerden kaçınmak, stres yönetimi için sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmek, özellikle alkol, sigara içmek ve sağlıksız gıdalar yemek gibi kötü alışkanlıklar düzeltilerek, stresle baş ederek kan basıncı kontrol altına alınabilir.

Sigara, kan basıncını artırabilir ve kalp sağlığı ve vücudun geri kalanı üzerindeki daha geniş etkileri nedeniyle yüksek tansiyonlu kişiler için sigarayı bırakmak şiddetle tavsiye edilir.

İlaç Tedavisi

Yaşam tarzı önlemleri hipertansiyon için standart ilk basamak tedavisidir. Ancak doktorlar yüksek tansiyonu 14 üzeri bir seviyedeki insanlarda kan basıncını düşürmek amacıyla yaşam tarzı önlemlerinin yanı sıra ilaç reçete ederler.

İlaç seçimi bireye ve diğer koşullara bağlıdır. Monoterapide genellikle tek bir ilaç denenirken, genellikle en az iki antihipertansif ilaç kombinasyonu gerekir.

Antihipertansif ilaçlar alan herkes, kan basıncını düşürmek için kullanılan ilaçlarla etkileşime girebileceğinden, dekonjestanlar gibi tezgah üstü ilaçları almadan önce dikkatle etiketleri okumaya özen göstermeliler.

Источник: https://www.hastalopedi.com/hipertansiyon-yuksek-tansiyon/

Hipertansiyon

Hipertansiyonun Nedenleri

Erişkin bir kişinin kan basıncının 140/90 mm Hg’nin üzerinde olmasına yüksek tansiyon ya da hipertansiyon adı verilir. Hipertansiyon sık karşılaşılan bir halk sağlığı sorunudur. Ülkemizde yapılan büyük epidemiyolojik çalışmaların sonucunda her 3 kişiden birinde hipertansiyon olduğu görülmüştür. Hipertansiyon görülme olasılığı yaş ilerledikçe artar.

Hipertansiyonu olan hastalarda kalp ve damar hastalığı riski artar. Diğer bir deyişle, hipertansiyonu olanlarda kalp krizi (miyokard infarktüsü), kalp yetersizliği, inme ve ölüm riski kan basıncı normal olanlara göre daha sıktır. Ayrıca hipertansiyon, diyabetten sonra, kronik böbrek yetersizliğinin ikinci sıklıktaki nedenidir.

Hipertansiyon ne gibi belirtiler verir ve nasıl fark edilir?

Hipertansiyon ile ilgili önemli bir sorun, çoğu kez hiçbir şikayet vermemesidir. Kan basıncı çok yüksek düzeylerde olduğu halde, bunun farkında olmadan normal yaşantısını sürdürmeye devam eden milyonlarca insan vardır. Bu nedenle hipertansiyona “sessiz katil” de denmektedir. Hipertansiyonun fark edilmesi ancak kan basıncının ölçülmesi ile mümkündür.

Hipertansiyon tanısı nasıl konur?

Hipertansiyon tanısı, öncelikle kan basıncının kurallara uygun ve doğru bir şekilde ölçülmesi ile mümkündür. Kan basıncı gün içinde ve değişik günlerde büyük değişiklikler gösterebilir. Bu nedenle hipertansiyon tanısını koymak için değişik zamanlarda birden çok ölçüm yapılmalıdır.

Kan basıncı ölçümü hastane veya muayenehane şartlarında doktor ya da hemşire tarafından yapılabilir. Ayrıca evde hasta tarafından da kan basıncı ölçümü gerçekleştirilebilir. Bazı durumlarda vücutta taşınan özel bir ölçüm cihazı ile 24 saatlik kan basıncı ölçümleri de yapılabilir.

Bu değişik ölçümlerde hipertansiyon için kabul edilen kan basıncı eşik değerleri de farklıdır.

Hastane şartlarında yapılan ölçümlerde 140/90 mm Hg’nin üzeri, evde yapılan ölçümlerde 135/85 mm Hg’nin üzeri, 24 saatlik ayaktan kan basıncı ölçümlerinde ise ortalama 130/80 mm Hg’nin üzeri hipertansiyon olarak kabul edilmektedir.

Bir kişide ilk kez yapılan kan basıncı ölçümlerinde kan basıncı her iki koldan ölçülmelidir. Her iki kol arasında 10 mm Hg’ye kadar varan değişiklik olabilir ve genellikle de sağ kolda daha yüksek bulunur. Hastada kan basıncı hangi kolda daha yüksek ise sonraki takiplerinde ölçümler hep o koldan yapılmalıdır.

Hipertansiyon herkes için aynı tehyi oluşturur mu?

Hipertansiyonu olan bir hastada eşlik eden başka risk faktörlerinin olması, diyabetin (şeker hastalığının) varlığı veya böbrek hastalığının eşlik etmesi kalp ve damar hastalığından ölüm riskini artırır.

Ayrıca diyabeti olan bir kişide hipertansiyonun olması durumunda böbrek yetersizliği gelişme riski artar ve böbrek yetersizliğinin ilerlemesi hızlanır.

Benzer şekilde, kronik böbrek yetersizliği olan bir kişide hipertansiyonun varlığı böbrek yetersizliğinin daha hızlı ilerlemesine yol açar.

Kalp ve damar hastalıkları için başlıca risk faktörleri arasında erkek cinsiyet, ileri yaş, tütün kullanımı, diyabet (şeker hastalığı), kolesterol yüksekliği, obezite (şişmanlık) ve ailede erken yaşta kalp ve damar hastalığı öyküsü (erkek için 55 yaşından önce ve kadın için 65 yaşından önce) yer alır. Bu sayılan risk faktörlerinin sayısı arttıkça kalp ve damar hastalığı riski katlanarak artar. Bu nedenle hipertansiyonu olan bir hastada hedef sadece kan basıncını düşürmek olmamalı, tüm risk faktörleri ile mücadele edilmelidir.

Hipertansiyon tanısını koyduktan sonra neler yapılmalıdır?

Hipertansiyon tanısı kesin olarak konduktan sonraki aşamada hipertansiyonun nedeni araştırılmalıdır. Hipertansiyonu olanların yaklaşık %90’ında altta yatan bir neden bulunmamaktadır. Bu duruma “primer hipertansiyon veya “esansiyel hipertansiyon” adı verilir. Primer hipertansiyon genellikle kalıtımsal bir özellik gösterir.

Yani ailesinde hipertansiyon olan bir kişinin yaşantısında hipertansiyon gelişmesi ihtimali aile hikâyesi olmayanlara göre daha yüksektir. Hipertansiyonu olanlar genetik olarak tuza karşı hassastırlar ve tuz alımı sonrasında kan basıncı daha kolay yükselmeye eğilimli olur. Ayrıca, primer hipertansiyonu olanlarda insülin direnci görülme ihtimali daha yüksektir.

İnsülin direnci varlığında obezite ve diyabet gelişme riski artar.

Hipertansiyonu olan hastaların yaklaşık %10’unda ise “ikincil” veya “sekonder” hipertansiyon söz konusudur. Diğer bir deyişle hipertansiyona yol açan bir neden vardır. İkincil hipertansiyona yol açan hastalıkların başında böbrek hastalıkları gelmektedir. Bunu takiben, böbrek damarlarında darlıklar ve hormonlarla ilişkili (endokrin) hastalıklar yer alır.

Hipertansiyona yol açabilecek başlıca endokrin hastalıklar, tiroid bezi ve böbreküstü bezi hastalıklarıdır. Ayrıca bazı ilaçlar da hipertansiyona neden olabilir.

Rutin pratikte oldukça sık kullanılan burun damlaları, ağrı kesici özelliği olan ve belirli romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar ve meyankökü gibi bazı bitkisel ürünler bunlara örnek olarak verilebilir.

Hipertansiyonu olan bir kişide hangi laboratuvar incelemeleri yapılmalıdır?

Hipertansiyon saptanan tüm hastalarda rutin olarak yapılması gerekli temel bazı laboratuvar incelemeleri vardır.

Bu tahlillerin yapılmasının amacı, hem altta yatan bir hastalık olup olmadığının ortaya çıkarılması, hem de eşlik eden risk faktörlerinin saptanmasıdır.

Bu tahliller arasında kan sayımı, kanda şeker, kolesterol, kreatinin, sodyum, potasyum, ürik asit tayini ve idrar tahlili yer alır. Ayrıca elektrokardiyografik inceleme yapılması önerilir.

Hastanın hikayesinden, fizik muayenesinden ve rutin laboratuvar incelemelerinden sonra ikincil hipertansiyondan şüphelenilen kişilerde gerek duyulan ileri incelemeler yapılmalıdır.

Hipertansiyon nasıl tedavi edilir?

Hipertansiyonu olan hastalarda tedavinin birincil amacı uzun dönemdeki toplam kalp ve damar hastalığı riskini mümkün olabildiği kadar azaltmaktır. Bunun için yüksek kan basıncı değerlerini düşürmek ve eşlik eden tüm geriye döndürülebilir risk faktörleri ile mücadele etmek gereklidir.

Hipertansiyonu olan tüm hastalarda tanı konduğu andan itibaren yaşam tarzı değişiklikleri önerilir.

Yaşam tarzı değişiklikleri, (eğer hasta kullanmakta ise) sigara kullanımına son verilmesi, ideal kiloya inilmesi, aşırı alkol tüketiminin azaltılması, tuz alımının kısıtlanması, fiziksel egzersiz yapılması, meyve/sebze tüketiminin artırılması ve doymuş/toplam yağ tüketiminin azaltılmasıdır.

Kalp ve damar hastalığı riski yüksek olmayan hastalarda yaşam tarzı değişikliği önerildikten sonra, henüz kan basıncını düşürücü (antihipertansif) ilaç tedavisine başlanmadan, birkaç haftadan birkaç aya kadar değişen belirli bir süre kan basıncı düzeyi takip edilir.

Eğer hastada arzu edilen kan basıncı düzeylerine düşüş olmazsa ilaç tedavisine geçilir. Buna karşın, kan basıncı 160/100 mm Hg’den fazla olan hastalarda ve kalp ve damar hastalığı riskini artıran durumların (diyabet, kalp hastalığı veya böbrek hastalığı) eşlik ettiği hastalarda yaşam tarzı değişikliği önerisi ile birlikte vakit kaybetmeden hemen ilaç tedavisine başlanır.

Hipertansiyonu olan bir hastada tuz kısıtlaması nasıl yapılmalıdır?

Hipertansiyonu olan hastalarda günlük tuz alımının günde 5–6 gram düzeylerine indirilmelidir. Bu düzeye inebilmek için gıdalar tuzsuz pişirilmeli, tuzluk kullanılmamalı ve tuz içeriği zengin olan belirli gıdaların tüketimi kısıtlanmalıdır.

Kaya tuzu, okyanus tuzu ya da Himalaya tuzu gibi tuzların da aynı derecede sakıncalı olduğu unutulmamalıdır. Piyasada “suni tuz” olarak bilinen sodyum içeriği azaltılmış tuzların kullanımının uygun olup olmadığı her hasta için farklılık arz eder.

Bu tuzlar, potasyum da içerdikleri için böbrek yetersizliği olan hastalarda sakıncalı olabilir. Bu konuda her hasta kendi hekimine danışmalıdır.

Hipertansiyonu olan bir hastada hangi kan basıncını düşürücü ilaçlar tercih edilmelidir?

Hipertansiyonu olan hastalarda günümüzde beş grup antihipertansif (kan basıncını düşürücü) ilaçtan biri ile tedaviye başlanması önerilmektedir.

Bu ilaçlar şunlardır: (1) Diüretikler, (2) Kalsiyum kanal blokerleri (Kalsiyum antagonistleri), (3) Beta blokerler, (4) Anjiyotensin konverting enzim (ACE) inhibitörleri ve (5) Anjiyotensin reseptör blokerleri.

Bunun yanında, yapılan değişik klinik çalışmalardan elde edilen kanıtların ışığında, belirli hastalarda belirli ilaçlar ön planda tercih edilmelidir. Örneğin, bir kronik böbrek hastasında ön planda kullanılması gereken ilaçlar ACE inhibitörleri veya anjiyotensin reseptör blokerleridir.

Tek bir antihipertansif ilacın yetersiz kalması durumunda kombine tedaviye geçilir. Günümüzde en yaygın kullanılan kombinasyonlar, bir ACE inhibitörünün veya bir anjiyotensin reseptör blokerinin bir diüretik ile ya da bir kalsiyum kanal blokeri ile kombinasyonudur. Gerekli görüldüğünde buna diğer ilaçlar da kademeli olarak eklenir.

Kan basıncı 160/100 mm Hg’nin üzerinde olan hastalarda çoğunlukla tek bir antihipertansif ilaç ile kan basıncı kontrol altına alınamayacağı için, doğrudan kombine tedavi verilmesi önerilmektedir. Ayrıca yüksek riskli hastalarda da kan basıncı hedefine ulaşmada vakit kaybetmemek için tedaviye kombine ilaçlarla başlanabilir.

Источник: https://www.florence.com.tr/hipertansiyon

Yüksek Kan Basıncı Sorunları Neden Kaynaklanır, Sorunlar Ortadan Nasıl Kaldırılır?

Hipertansiyonun Nedenleri

Yüksek tansiyon hastalığına sahip olan kişilerin yaşam şeklini ve beslenmesini tamamen değiştirmesi gerekir. Bunların değişimi ile kan basıncı değerleri dengede tutulabilir.

Yüksek Tansiyon Neden Olur, Yüksek Tansiyon Sebepleri Nelerdir?

Tansiyon, kalbin kan pompalaması esnasında atardamarların çemperlerinde var olan basınçtır. Zamanla damarlara devamlı olan fazla düzeyde güç uygulaması bulunuyorsa yüksek tansiyon meydana gelir. Bu sorun zaman içinde ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilir. Yüksek tansiyonun diğer bir adı da hipertansiyondur.

Tansiyonun normal olan seviyeleri büyük 12, küçük 8’dir. Bu rakamların üst düzeylere çıkması kan basıncında sorunlara sebep olur. Yüksek tansiyonun nedenleri birçok etkene bağlıdır. Kullanılan ilaçlar, diş ağrısı, baş ağrısı, migren, beslenme düzeni, adet gecikmeleri, stres gibi etkenler tansiyonu yükselten faktörler arasında yer alır.

Tansiyonu yükselten sebepler kişiden kişiye göre değişkenlik göstermektedir. Bunun için bir kişide yüksek düzeydeki kan basıncına sebep olan etkenler diğer bir kişide sebep olmayabilir. Yüksek tansiyon nedenleri belirlemede belirtileri de çok önemlidir.

 Genelde ciddi düzeyde baş ağrısı, migren, mide bulantısı, görme sorunları, burun kanaması ve kafa bulanıklıklarına sebep olur. Özellikle strese bağlı yüksek tansiyon baş ağrısına sebep olur. Yaşın ilerlemesi ile tansiyon yüksekliğinin sebepleri de artmaktadır.

Bu rahatsızlık kalp krizine, inme ve felce, böbrek yetmezliklerine ve daha birçok sağlık sorununa sebep olabilir.

Yaşın ilerlemesi ile vücutta bulunan tuz ve su oranı, böbreklerin durumu, sinir sistemi ve damarların durumu kan basıncını etkiler.

Tansiyonu Etkileyen Faktörler

Kan basıncı farklı dış faktörlerden, genetik faktörler, beslenme düzeninden, kullanılan ilaçlarda stres ve sağlık sorunlarından etkilenmektedir. Bunlardan en önemlileri genetik faktörler ve çevresel faktörledir.

Özellikle aile bireylerinde var olan yüksek kan basıncı sorunu bu hastalıkta oldukça önemlidir.

Geçmişinde ve ailesinde bu sorunu olan kişilerin kendilerine dikkat etmeleri gerekir ve dikkat etmesi gerekenler konusunda bilinçli olması gerekir.

Genetik faktörler için yapılacak bir işlem bulunmayabilir. Bunun için kişinin yaşamı boyunca kendine dikkat etmesi gerekir. Nedenleri ve çıkan sonuca göre sonrası ciddiye alınmalıdır. Çevresel olan faktörler tamamen yaşam tarzı ile alakalı bir durumdur.

Kilolar, beslenme şekli, stresli bir yaşam ve belli başlı bazı alışkanlıklar hipertansiyonun nedenleri konusunda detay verir. Tedavi döneminde yapılması gerekenler de yaşam tarzı ile alakalı bir durumdur. Bazı kişilerde ise hipertansiyon sorununun sebepleri bilinmez.

Bu kişilerinde mutlaka beslenme tarzını, alışkanlıklarını düzeltmesi ve stresli ortamlardan kendini uzak tutması gerekir.

Hipertansiyon tedavi edilmezse oldukça ciddi sağlık sorunlarına yol açacağı için tanı sonrası dikkatli olmak ve kontrolleri aksatmamak önemlidir.

Hipertansiyon Nasıl Kontrol Altında Tutulur?

Hipertansiyon sorunu olduğu meydana çıkan hastaların mutlaka uzmana başvurması ve tam anlamı ile muayene olması gerekir.

Bu konuda nelere dikkat etmesi gerektiğini, nedenleri konusunda detayları, etkileyen faktörler konusunda detayları, sağlık açısından ne tarz risklere sebep olduğunu, yapılması gerekenler konusunda detayları öğrenmek gerekir.

Bu sorun erken dönem içinde fark edildiyse yaşam tarzında yapılacak olan değişiklikler ile kontrol altına almak daha kolaydır. Yani erken dönem içinde ilaç kullanımı bile gerekmeyebilir.

Erken önemde sabah kakınca, uyurken, geceleri yapılması gerekli olanları da bilmek lazımdır. Hipertansiyon sorunu için ilaç içmeniz gerekliyse uzmanın önerdiği ilaçları, önerdiği dozlarda kullanmanız gerekir.

Dışarıdan ve kulaktan duyma olan ilaçlardan uzak durulması gerekir. İlaçlardan kaynaklı olarak yan etkiler meydana gelirse kullanımı bırakmadan uzman ile görüşülmesi gerekir.

Hatta uzmanla görüşüp farklı ilaç yazmasını hasta isteyebilir.

Tedavi sürecin önemli olan ortaya çıkan belirtileri detaylı şekilde izlemektir. Bu belirtiler süreci etkileyecek olan faktörler içinde yer alır. Ayrıca tedavi sürecinde kesinlikle kontrolleri aksatmamak gerekir. Bu sağlıklı yaşam için gereklidir.  Aşağıda bulunan tüm detaylar kan basıncının yükselmesine ve sorunların yaşanmasına sebep olur.

  • Aşırı düzeyde kilolu olmak
  • Sigara ve alkol kullanımı yapmak ( kadınların günde 1 kadeh, erkeklerinde günde iki kadehten fazlasını tüketmemesi gerekir. )
  • Şeker hastalığına sahip olmak
  • Aile geçmişinde hipertansiyon sorunu olması
  • Yemekleri çok tuzlu tüketmek
  • Su tüketimi yapmamak
  • Kaygı içinde yaşam sürdürmek
  • Stresli bir yaşam sürdürmek

Çoğu hastada bu sorunun neden kaynaklandığını ve sebeplerinin ne olduğunu bulmak oldukça zordur. Bu duruma da tıp dilinde esansiyel primer hipertansiyon adı verilir. Bir hastalıktan kaynaklı olarak ya da ilaç kullanımlarından kaynaklı olarak meydana gelen yüksek kan basıncı sorunlarına da tıp dilinde sekonder hipertansiyon adı verilir.

Yüksek Tansiyonu Kontrol Altında Almak İçin

  • Sağlıklı yaşamak adına kiloyu korumak gerekir. Fazla kilolardan kısa süre için kurtulmak gerekir.
  • Stresle baş etmeyi öğrenmek gerekir. Stresli yaşama sebep olan her türlü etkenlerden uzaklaşmak oldukça önemlidir.
  • Günlük olarak sodyum alımlarını azaltmak gerekir.
  • Yemeklerden tuzu azaltmak gerekir.
  • Alkol kullanımı yapan kişilerin alımlarını azaltmaları gerekmektedir.
  • Sigar kullanan kişilerin kesinlikle bırakmaları gerekir.
  • Düzenli şekilde egzersiz yapılması gerekir. Egzersizin en az yarım saat yapılması gerekir.
  • Bol su içmek gerekir. Günlük olarak 2 litre su içilmesi gerekir.
  • Beslenme alışkanlıklarını değiştirmek gerekir. Özellikle lif ve potasyum açısından zengin gıdaların tüketilmesi gerekir.
  • Bol su içmek ve kalp dostu bir beslenme biçimini (potasyum ve lif de içeren) alışkanlık haline getirmek

(1 votes, average: 5,00 5)
Loading…

Источник: https://tansiyonum.com/yuksek-tansiyon-neden-olur

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.