Hipertansiyonun Nedenleri

Yüksek Kan Basıncı Sorunları Neden Kaynaklanır, Sorunlar Ortadan Nasıl Kaldırılır?

Hipertansiyonun Nedenleri

Yüksek tansiyon hastalığına sahip olan kişilerin yaşam şeklini ve beslenmesini tamamen değiştirmesi gerekir. Bunların değişimi ile kan basıncı değerleri dengede tutulabilir.

Yüksek Tansiyon Neden Olur, Yüksek Tansiyon Sebepleri Nelerdir?

Tansiyon, kalbin kan pompalaması esnasında atardamarların çemperlerinde var olan basınçtır. Zamanla damarlara devamlı olan fazla düzeyde güç uygulaması bulunuyorsa yüksek tansiyon meydana gelir. Bu sorun zaman içinde ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilir. Yüksek tansiyonun diğer bir adı da hipertansiyondur.

Tansiyonun normal olan seviyeleri büyük 12, küçük 8’dir. Bu rakamların üst düzeylere çıkması kan basıncında sorunlara sebep olur. Yüksek tansiyonun nedenleri birçok etkene bağlıdır. Kullanılan ilaçlar, diş ağrısı, baş ağrısı, migren, beslenme düzeni, adet gecikmeleri, stres gibi etkenler tansiyonu yükselten faktörler arasında yer alır.

Tansiyonu yükselten sebepler kişiden kişiye göre değişkenlik göstermektedir. Bunun için bir kişide yüksek düzeydeki kan basıncına sebep olan etkenler diğer bir kişide sebep olmayabilir. Yüksek tansiyon nedenleri belirlemede belirtileri de çok önemlidir.

 Genelde ciddi düzeyde baş ağrısı, migren, mide bulantısı, görme sorunları, burun kanaması ve kafa bulanıklıklarına sebep olur. Özellikle strese bağlı yüksek tansiyon baş ağrısına sebep olur. Yaşın ilerlemesi ile tansiyon yüksekliğinin sebepleri de artmaktadır.

Bu rahatsızlık kalp krizine, inme ve felce, böbrek yetmezliklerine ve daha birçok sağlık sorununa sebep olabilir.

Yaşın ilerlemesi ile vücutta bulunan tuz ve su oranı, böbreklerin durumu, sinir sistemi ve damarların durumu kan basıncını etkiler.

Tansiyonu Etkileyen Faktörler

Kan basıncı farklı dış faktörlerden, genetik faktörler, beslenme düzeninden, kullanılan ilaçlarda stres ve sağlık sorunlarından etkilenmektedir. Bunlardan en önemlileri genetik faktörler ve çevresel faktörledir.

Özellikle aile bireylerinde var olan yüksek kan basıncı sorunu bu hastalıkta oldukça önemlidir.

Geçmişinde ve ailesinde bu sorunu olan kişilerin kendilerine dikkat etmeleri gerekir ve dikkat etmesi gerekenler konusunda bilinçli olması gerekir.

Genetik faktörler için yapılacak bir işlem bulunmayabilir. Bunun için kişinin yaşamı boyunca kendine dikkat etmesi gerekir. Nedenleri ve çıkan sonuca göre sonrası ciddiye alınmalıdır. Çevresel olan faktörler tamamen yaşam tarzı ile alakalı bir durumdur.

Kilolar, beslenme şekli, stresli bir yaşam ve belli başlı bazı alışkanlıklar hipertansiyonun nedenleri konusunda detay verir. Tedavi döneminde yapılması gerekenler de yaşam tarzı ile alakalı bir durumdur. Bazı kişilerde ise hipertansiyon sorununun sebepleri bilinmez.

Bu kişilerinde mutlaka beslenme tarzını, alışkanlıklarını düzeltmesi ve stresli ortamlardan kendini uzak tutması gerekir.

Hipertansiyon tedavi edilmezse oldukça ciddi sağlık sorunlarına yol açacağı için tanı sonrası dikkatli olmak ve kontrolleri aksatmamak önemlidir.

Hipertansiyon Nasıl Kontrol Altında Tutulur?

Hipertansiyon sorunu olduğu meydana çıkan hastaların mutlaka uzmana başvurması ve tam anlamı ile muayene olması gerekir.

Bu konuda nelere dikkat etmesi gerektiğini, nedenleri konusunda detayları, etkileyen faktörler konusunda detayları, sağlık açısından ne tarz risklere sebep olduğunu, yapılması gerekenler konusunda detayları öğrenmek gerekir.

Bu sorun erken dönem içinde fark edildiyse yaşam tarzında yapılacak olan değişiklikler ile kontrol altına almak daha kolaydır. Yani erken dönem içinde ilaç kullanımı bile gerekmeyebilir.

Erken önemde sabah kakınca, uyurken, geceleri yapılması gerekli olanları da bilmek lazımdır. Hipertansiyon sorunu için ilaç içmeniz gerekliyse uzmanın önerdiği ilaçları, önerdiği dozlarda kullanmanız gerekir.

Dışarıdan ve kulaktan duyma olan ilaçlardan uzak durulması gerekir. İlaçlardan kaynaklı olarak yan etkiler meydana gelirse kullanımı bırakmadan uzman ile görüşülmesi gerekir.

Hatta uzmanla görüşüp farklı ilaç yazmasını hasta isteyebilir.

Tedavi sürecin önemli olan ortaya çıkan belirtileri detaylı şekilde izlemektir. Bu belirtiler süreci etkileyecek olan faktörler içinde yer alır. Ayrıca tedavi sürecinde kesinlikle kontrolleri aksatmamak gerekir. Bu sağlıklı yaşam için gereklidir.  Aşağıda bulunan tüm detaylar kan basıncının yükselmesine ve sorunların yaşanmasına sebep olur.

  • Aşırı düzeyde kilolu olmak
  • Sigara ve alkol kullanımı yapmak ( kadınların günde 1 kadeh, erkeklerinde günde iki kadehten fazlasını tüketmemesi gerekir. )
  • Şeker hastalığına sahip olmak
  • Aile geçmişinde hipertansiyon sorunu olması
  • Yemekleri çok tuzlu tüketmek
  • Su tüketimi yapmamak
  • Kaygı içinde yaşam sürdürmek
  • Stresli bir yaşam sürdürmek

Çoğu hastada bu sorunun neden kaynaklandığını ve sebeplerinin ne olduğunu bulmak oldukça zordur. Bu duruma da tıp dilinde esansiyel primer hipertansiyon adı verilir. Bir hastalıktan kaynaklı olarak ya da ilaç kullanımlarından kaynaklı olarak meydana gelen yüksek kan basıncı sorunlarına da tıp dilinde sekonder hipertansiyon adı verilir.

Yüksek Tansiyonu Kontrol Altında Almak İçin

  • Sağlıklı yaşamak adına kiloyu korumak gerekir. Fazla kilolardan kısa süre için kurtulmak gerekir.
  • Stresle baş etmeyi öğrenmek gerekir. Stresli yaşama sebep olan her türlü etkenlerden uzaklaşmak oldukça önemlidir.
  • Günlük olarak sodyum alımlarını azaltmak gerekir.
  • Yemeklerden tuzu azaltmak gerekir.
  • Alkol kullanımı yapan kişilerin alımlarını azaltmaları gerekmektedir.
  • Sigar kullanan kişilerin kesinlikle bırakmaları gerekir.
  • Düzenli şekilde egzersiz yapılması gerekir. Egzersizin en az yarım saat yapılması gerekir.
  • Bol su içmek gerekir. Günlük olarak 2 litre su içilmesi gerekir.
  • Beslenme alışkanlıklarını değiştirmek gerekir. Özellikle lif ve potasyum açısından zengin gıdaların tüketilmesi gerekir.
  • Bol su içmek ve kalp dostu bir beslenme biçimini (potasyum ve lif de içeren) alışkanlık haline getirmek

(1 votes, average: 5,00 5)
Loading…

Источник: //tansiyonum.com/yuksek-tansiyon-neden-olur

Hipertansiyon Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Hipertansiyonun Nedenleri

Hipertansiyon, kan basıncını sağlayan tansiyonun normalden yüksek olmasıdır. Kanımızın vücutta dolaşması için belli bir basınca ihtiyacı vardır. Bu basıncı tansiyon sağlamaktadır, tansiyonun yüksek olması damarlara zarar vermektedir. Türkiye’de yetişkin bireylerin 1/3 ü hipertansiyonla karşı karşıya kalmaktadır.

Dünya’da ise bu rakam 1 milyardır. Hipertansiyondan ve komplikasyonlarından yılda 7 milyon kişi ölmektedir. Kan basıncının normali 120/ 80 mm hg dır. Hipertansiyonda ise bu değerler sürekli  140/90 mm Hg ve üzerindedir. Hipertansiyona yakalanma riskini belirlemek için kan basıncı değerlerinin 120/80 ile 139/89 mm Hg arasında olması baz alınır.

 Her yaş grubu için aynı değerler ölçüt alınır.

Hipertansiyon sebepleri ikiye ayrılmaktadır. Bunlar;

Primer(Esansiyel) Hipertansiyon

Tüm hastaların %90 ınında bu hastalığa sebebi başka bir hastalık değildir. Çevresel faktörler neden olabilmektedir.

Aşırı kilolu olmak, obezite sınırında olmak ya da sınırı geçmek, sigara ve alkol kullanımı, aşırı tuz kullanımı, aşırı stresli ve hareketsiz bir yaşam, yaşlanma, aşırı kafein yüklemesi, D vitamini eksikliği, kalıtım gibi faktörler hipertansiyona sebep olmaktadır.

Bu nedenlerin arasında değiştirilebilir faktörler vardır Bunlar;
1) Obezite,
2) Sigara ve alkol kullanımı,
3) Stres ve hareketsiz yaşam,
4) Aşırı tuz kullanımıdır.

Bu faktörlerin düzelmesi hipertansiyonun düzelmesi ve insan sağlığı için çok önemlidir. Sağlıklı bir yaşam için değiştirilebilir faktörler ortadan kaldırılmalıdır.

Sekonder, hipertansiyonun başka bir hastalığa bağlı olarak gelişmesidir. Bu sebepler;
1) Böbrek RahatsızlıklarıBöbrek hastalıkları hipertansiyonun en yaygın nedenidir.

Fibromuskuler displazi( Böbrek atardamar darlığı), akut ve kronik böbrek iltihaplanmaları, böbrek hastalıkları gibi sağlık sorunları hipertansiyona neden olmaktadır.

2) Hormon Bozuklukları
Feokromasitoma,hiperaldesteronizm, kortizon hormunun ve büyüme hormonunun fazla salgılanması gibi hormon bozuklukları da sebep olabilmektedir.

3) Kalp ve damar hastalıkları
Aort Koarktasyonu, damar sertlikleri gibi faktörler sebep olmaktadır.
4) Beyin Tümörü
5) Diyabet
Şeker hastası olanların yüksek tansiyona yakalanma riski daha yüksektir.
6) İlaç Kullanımı
Bazı ilaçların kullanımı kan basıncını arttırmaktadır. Bu ilaçları ise şöyle sıralayabiliriz: kortizol, doğum kontrol hapları, burun damlaları, amfetamin, NSAID denilen ağrı kesiciler, soğuk algınlığı ve çeşitli depresyon hapları.
Bu sebeplerin ortadan kaldırılmasının mümkün olması hipertansiyonun tedavisinin kalıcı olmasını da kolaylaştırmaktadır.

İlginizi çekebilir  Akciğer Kanseri

Hipertansiyon Belirtileri

Hipertansiyon Belirtileri Her Zaman Ortaya Çıkmayabilir.

Yüksek tansiyon kolayca belirti vermemektedir. Bu yüzden yıllarca anlaşılmadığı durumlar vardır. Bu durumu orana vuracak olursak yüksek tansiyon hastalarının %13 ünü kapsamaktadır.

Kalan kısımda ise baş ağrısı ve dönmesi, kalpte ağrı, nefes alırken zorlanma, görme bozukluğu ( çift ya da bulanık görmek),  düzensiz kalp atışları, mide bulanması görülmektedir. Bu belirtiler sıklıkla görüldüğünde mutlaka doktora başvurulmalı gerekli tetkikler ve tedaviler yapılmalıdır.

Yoksa ilerleyen zamanda hipertansiyona bağlı komplikasyonlar yani sorunlar ortaya çıkabilmektedir.

Hipertansiyon Komplikasyonları

Hipertansiyon Çeşitli Kalp Hastalıklarına Sebep Olmaktadır.

Hipertansiyonun ilerlediği ve tedavi edilmediği durumlarda farklı sağlık problemleri ortaya çıkabilmektedir.

Bu problemler, kalp yetmezliği, kalpte büyüme, kalp damarlarında tıkanıklık, kalp damarlarının daralması, periferik damar hastalığı, böbrek rahatsızlıkları, böbreğin kanlanması, beyinde oluşabilecek rahatsızlıklar(beyin kanaması, felç, beyin damarlarının daralması), göz damarlarında bozukluklar, boyunda ve bacaktaki damarlarda tıkanma oluşabilmektedir.

Sağlık açısından oluşacak bu problemler kişiyi ömür boyu bir hastalığa sürükleyebilir. Bu yüzden hipertansiyonu olan kişilerin iyileşmek için tedavi yöntemlerini dikkatlice uygulaması önemlidir.

Hipertansiyon Tedavisi

Hipertansiyon Tedavisinde İlaçların Düzenli Kullanımı Önemlidir.

Tanı koymak için tansiyon ölçümü yapılır, gerek görüldüğünde kan testleri ve EKG yapılabilmektedir. Tekiklerin sonucunda tedavi yöntemine karar verilir.

Hipertansiyon için iki tür tedavi yöntemi uygulanabilmektedir. Biri ilaç kullanımı diğeri ise yaşam tarzında sağlıklı bir düzenleme yapılmasıdır.

İlaç olarak, tiyazid tipi di-üretikler, Kalsiyum antagonistleri, Beta-blokerler, ACE inhibitörleri, Anjiyotensin reseptör blokerleri, Alfa-blokerler,  santral etkili olanlar kullanılmaktadır.

Bu ilaçların kullanımı kan basıncını azaltacağı için kalp hastalıklarının oluşma riskini de azaltacaktır. Kan basıncının düşmesi diyabet ve kronik böbrek rahatsızlıkları için de önemlidir. Diğer yöntem ise yaşam tarzında değişikliğe gidilmesidir.

1) Sigara ve alkol kullanılıyorsa bırakılmalı,
2) Düzenli ve sağlıklı beslenilmeli,
3) Her gün mutlaka yarım saat yürünmeli,
4) Kafeinli içeceklerin tüketimi azaltılmalı,
5) Meyve ve sebzeden bol bol tüketilmeli,
6) Şeker ve tuz tüketimi azaltılmalı,
7) Az yağlı beslenilmeli,
8) Fazla kilolardan kurtulunmalıdır.

İlginizi çekebilir  Basur (Hemoroid) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Hipertansiyon Nasıl Önlenir?

1) Tuz tüketiminin azaltılması için tüketilen yiyeceklerde dikkatli olunmalıdır.
2) Magnezyum, potasyum, kalsiyum zengin beslenmek önemlidir.
3) Doymuş yağlardan uzak durulmalı, sağlıklı yağlar kullanılmalıdır.

( Mısır yağı, zeytinyağı gibi)
4) Alkol ve sigara kullanımı azaltılmalı ve mümkünse tüketilmemelidir.
5) Sarımsak tüketimi de olumlu etkilemektedir.
6) Balık yağı tüketimi kan basıncının düzenlenmesinde yararlı olduğu görülmektedir.
7) Düzenli egzersiz yapılmalıdır.

8) Sağlıklı kilo düzeyinde değilse kilo verilmelidir.
Bu sayede hipertansiyonun oluşması engellenebilmektedir.

Eğer hamilelikten önce hipertansiyonunuz var ise hamilelik sırasında düzenli olarak takip edilmelidir. Bazı durumlarda gebeliğin yarısında başlayabilir buna gestasyonel hipertansiyon denir.

Gestansyonel hipertansiyonla beraber idrarda protein kaybı(proteinüri), ayaklarda şişlik(ödem) görülmesine preeklampsi denir. Anne adayı preeklampsi durumunda nöbet geçirirse anne ve bebek için tehli bir durum oluşturmaktadır. Bu durumda tek çözümü doğum olabilmektedir.

Preeklampsinin en ağırı Hellp sendromudur. Hellp sendromu adını, oluşan semptomların baş harflerinden almaktadır.

1) Hemolysis (Hemoliz, kırmızı kan hücrelerinin parçalanması)
2) ELevated liver Enyzmes (Karaciğer enzimlerinde yükselme)
3) Low Platelets (Kan pıhtılaşmasını sağlayan trombositlerin (plateletlerin) azalması) durumlarıdır. Bunlar doğumdan sonra düzelebilmektedir.

Hipertansiyon İçin Hamilelere Öneriler

1) Tansiyonunuzun yükseldiğini hissederseniz sol yanınıza yatın.
2) Kilo ve tansiyon takibi her gün aynı saatte yapılmalıdır.

3) Ödem oluşmaması için protein destekli beslenme önemlidir.
4) Hamilelik süresince stresten, kaygıdan uzak durulmalıdır.
5) Alınan sıvı miktarı fazla olmalıdır. 2,5 litre.

6) Doktor önerileri dahilinde egzersizler ya da yürüyüşler yapılmalıdır.

Источник: //www.sagliksever.com/hipertansiyon-nedir-belirtileri-tedavisi

Yüksek Tansiyonun Nedenleri Nelerdir ?

Hipertansiyonun Nedenleri

İki çeşit Yüksek tansiyon tanımlanmıştır; esansiyel (ya da primer) hipertansiyon ile sekonder hipertansiyon. Esansiyel hipertansiyon çok daha sık görülen bir durumdur ve hipertansiyon vakalarının %95’ini oluşturur.

Esansiyel hipertansiyonun nedeni pek çok faktörden kaynaklanır, yani pek çok faktörün etkisi bir araya gelerek hipertansiyonu oluşturur.

Hipertansiyon vakalarının %5’ini oluşturan sekonder hipertansiyonda ise yüksek tansiyon, vücuttaki organlardan ya da sistemlerden birinde mevcut bulunan spesifik bir anormalliğe sekonderdir (söz konusu anormallikten kaynaklanır) (Sekonder hipertansiyon daha sonra ayrı bir bölümde ele alınacaktır).

Esansiyel hipertansiyon yaklaşık bir çok insanı etkilemektedir, ancak başlıca sebepleri ya da altta yatan nedenleri her zaman bilinmemektedir. Buna rağmen, esansiyel hipertansiyonu olan bireylerde bazı ilişkili durumlar tespit edilmiştir. Örneğin, esansiyel hipertansiyon sadece, oldukça yüksek miktarda, günde 5.

8 gramdan fazla, tuz tüketimi olan grup ya da toplumlarda gelişmektedir.

Tuz tüketimi pek çok durumda esansiyel hipertansiyon açısından özellikle önemli bir faktör olabilmektedir ve aşırı tuz tüketimi; ilerleyen yaş, Afrikalı Ameirkalı kökenli olma, Obezite, kalıtsal (genetik) yatkınlık ve böbrek yetmezliği (renal yetmezlik) ile ilişkili hipertansiyonla da alakalı olabilmektedir.

ABD Ulusal Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü, 19 ila 50 yaş arasındaki sağlıklı bireylerin, günlük olarak terleme yoluyla kaybedilen ortalama miktarı ikame etmek ve diğer temel besin maddelerini yeterli miktarda içeren bir beslenmeyi mümkün kılmak için sadece 3.8 gram tuz tüketimini tavsiye etmektedir.

Genetik faktörlerin esansiyel hipertansiyonun gelişiminde son derece önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir.

Ancak, hipertansiyondan sorumlu genler henüz tespit edilememiştir (Genler, kişilerin özelliklerini belirleyen proteinleri üreten çok küçük kromozom parçalarıdır).

Bu alanda yapılan mevcut çalışmalar renin-anjiotensin-aldosteron sistemini etkileyen genetik faktörler üzerine yoğunlaşmaktadır. Söz konusu sistem, tuz dengesini ve atardamarların tonusunu (esneklik durumunu) kontrol ederek kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur.

Esansiyel hipertansiyon vakalarının yaklaşık %30’u genetik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Örneğin Amerika Birleşik Devletlerinde yüksek tansiyonun görülme sıklığı Afrikalı Amerikalılar arasında, Kafkas kökenliler ya da Asyalılardan daha yüksektir.

Ayrıca ebeveynlerinden bir ya da ikisinde hipertansiyon olan bireylerde yüksek tansiyon, nüfusun geneline kıyasla iki kat daha fazla görülür.

Nadir olarak, böbrek üstü (adrenal) bezlerinin hormonlarını etkileyen bazı sıradışı genetik bozukluklar da hipertansiyona  neden olabilir (Tespit edilen söz konusu genetik bozukluklar sekonder hipertansiyon olarak kabul edilir).

Esansiyel hipertansiyonu olan hastaların büyük çoğunluğu arterlerde (atardamarlarda) belirli bir anormallik olması ortak özelliğini taşır: kalpten en uzakta olan çok küçük arterlerdeki (periferik arterler ya da arterioller) direnç artışı (sertlik ya da esnek olmaması).

Arterioller (küçük atardamarlar) oksijen içeren kan ve besin maddelerini vücudun tüm dokularına taşır. Arterioller, dokulardaki kapilerler (kılcal damarlar) aracılığıyla, kanı kalp ve akciğerlere geri götüren venlere (toplardamarlara) bağlanırlar (venöz sistem). Periferik arterlerin sertleşmesine neyin neden olduğu bilinmemektedir.

Fakat, bahsedilen artmış periferik arter sertliği, esansiyel hipertansiyonun genetik faktörler, obezite, egzersiz yapmama, aşırı tuz tüketimi ve yaşlanma ile ilişkili olduğu bireylerde görülmektedir.

İnflamasyonun (iltihaplanma) da hipertansiyonda bir rolü olabilir, çünkü bazı kişilerde hipertansiyon gelişiminin işaretlerinden biri, artmış C reaktif protein (kan tahlilinde bir inflamasyon belirteci) seviyesidir.

Metabolik sendrom ve obezite

Genetik faktörler, “metabolik sendrom”u oluşturan bulgular kümesinde yer almaktadır. Metabolik sendromu olanların insülin direnci vardır, bu da söz konusu kişilerin Tip 2 diyabet (insüline bağımlı olmayan diyabet) hastası olmaları ihtimalini arttırmaktadır.

Obezite, özellikle de bel çevresinde belirgin bir artışla birlikte, yüksek kan şekeri (hiperglisemi), yüksek kan lipid (yağ) değerleri, vasküler inflamasyon (damar iltihaplanması), endotel fonksiyon bozukluğu (kan damarlarının anormal reaktivitesi) ve hipertansiyona sebep olur ve bunların hepsi bir araya gelerek, olması gerekenden erken bir zamanda aterosklerotik damar hastalığına (damar sertliği) yol açar. Amerikan Obezite Derneği, hipertansiyon görülme riskinin 20 ila 45 yaş arası obez Amerikalılarda, aynı yaş grubundaki obez olmayan bireylere kıyasla, beş ila altı kat daha fazla olduğunu ifade etmiştir. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi 2005 yılında bel çevresi ölçüsünün, kişinin tansiyonu açısından, beden kitle indeksine (BKİ) göre daha iyi bir belirteç olduğunu bildirmiştir. Erkekler bel çevrelerinin 87 cm ya da daha az, kadınlar ise 83 cm ya da daha az olması için çaba göstermelidir. Amerika Birleşik Devletlerinde obezitenin yaygın olması durumu; çocuk, ergen ve yetişkinlerde hipertansiyon görülmesine katkıda bulunmaktadır.

Sekonder hipertansiyonun nedenleri nelerdir?

Daha önce de belirtildiği gibi, hipertansiyonu olanların %5’i için sekonder hipertansiyon adı verilen durum söz konusudur. Bunun anlamı şudur; söz konusu bireylerdeki hipertansiyon, böbrek, böbrek üstü (adrenal) bezi ya da aort arteri gibi belirli bir organ ya da kan damarının spesifik bir bozukluğuna sekonder olarak gelişir (kaynaklanır).

Sekonder hipertansiyonun (yüksek tansiyonun) üç türü aşağıda ele alınmıştır: renal (böbrek) hipertansiyon, adrenal (böbrek üstü) bezi tümörleri ile aort koarktasyonu (darlığı).

Renal (böbrek) hipertansiyon 

Böbrek hastalıkları sekonder hipertansiyona neden olabilir. Bu türden bir sekonder hipertansiyona renal hipertansiyon denir, çünkü böbreklerden kaynaklanan bir sorundan dolayı ortaya çıkar.

Renal hipertansiyonun önemli bir nedeni, böbreklere kan tedarik eden atardamarların (renal arter) daralmasıdır (stenoz). Daha genç bireylerde, genellikle de kadınlarda, söz konusu daralma, böbreklere giden arterlerin kas duvarlarının kalınlaşmasından kaynaklanır (fibromüsküler hiperplazi).

Daha yaşlı bireylerde ise daralmaya genellikle, renal arteri bloke eden sert, yağ içeren (aterosklerotik) plaklar sebep olur.

Renal arterin daralması nasıl hipertansiyona neden olur? Öncelikle, daralmış olan renal arter, durumdan etkilenen böbrekteki kan dolaşımını bozar.

Bu kan yoksunluğu, böbreğin renin ve anjiotensin hormonlarını üretmesini tetikler.

Böbrek üstü bezinden gelen aldosteron ile birlikte bu hormonlar tüm vücuttaki periferik artelerde daralma ve artan sertliğe (dirence) neden olur, bu da en nihayetinde yüksek tansiyonla sonuçlanır.

Genellikle genç bir bireyde yüksek tansiyon çıktığında ya da yaşlı bir bireyde yeni başlangıçlı bir yüksek tansiyon bulunduğunda, ilk olarak renal hipertansiyondan şüphelenilir.

Renal arter daralmasına yönelik yapılacak taramada, renal arterlerin renal izotop (radyoaktif) görüntüleme, ultrasonografik (ses dalgaları) görüntüleme ya da manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ile incelenmesi söz konusu olabilir.

Bu tetkiklerin amacı, böbreğe olan kan akışında bir kısıtlama olup olmadığına ve anjiyoplastinin (renal arterlerdeki daralmanın giderilmesi) işe yarayıp yaramayacağına karar vermektir.

Ancak, eğer ultrasonla yapılan değerlendirmede böbrekteki direnç indeksinin yüksek olduğu (kan akışına karşı yüksek direnç) görülüyorsa, uzun süreli hipertansiyondan dolayı böbrekte halihazırda kronik bir hasar olduğu için, anjiyoplasti kan basıncını iyileştirmeyebilir. Adı geçen tetkiklerin herhangi birisinde normal olmayan sonuçlar çıktıysa veya Doktor renal arter daralmasından yeterince şüpheleniyorsa, renal anjiyografi (renal artere boya enjekte edilen bir röntgen çalışması) yapılır. Anjiyografi, daralmış olan renal arterin gerçek anlamda görüntülenmesini sağlayan nihai tetkiktir.

Renal arter darlığı balon anjiyoplasti ile tedavi edilebilir. Bu prosedürde doktor uzun ve dar bir tüpü (kateter) renal arterden geçirir.

Kateter yerleştirildikten sonra, kateterin sonunda bir balon şişirilerek ve daralmanın olduğu yerde artere kalıcı bir stent (daralmayı genişleten bir alet) takılarak renal arter genişletilir. Bu prosedür sonucunda genellikle böbreklere olan kan akışı iyileşir ve kan basıncı düşer.

Dahası, söz konusu prosedür, normal kan tedarikinden kısmen mahrum kalmış olan böbreğin fonksiyonlarını da korur. Bugünlerde renal arter darlığının açılması için nadiren cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmaktadır.

Böbreklerin fonksiyonlarını azaltan diğer her türlü kronik böbrek hastalığı da, hormonal bozukluklardan ve/veya vücutta tuz tutulumundan dolayı hipertansiyona neden olabilir.

Sadece böbrek hastalığının hipertansiyona neden olmadığını, hipertansiyonun da böbrek hastalığına yol açabileceğini unutmamak gerekir. Bu nedenle, yüksek tansiyonu olan tüm hastalar, düzgün bir şekilde tedavi edilebilmeleri için böbrek hastalıkları açısından da değerlendirilmelidir.

Böbrek üstü (adrenal) bezi tümörleri 

Böbrek üstü bezlerinin nadir görülen iki tür tümörü hipertansiyonun daha az sıklıkla görülen, sekonder nedenleridir. Adrenal bezler böbreklerin hemen üstünde bulunur. Bahsedilen her iki tümör de yüksek tansiyona neden olan aşırı miktarda adrenal hormonlar üretirler.

Söz konusu tümörler kan tahlili, idrar tahlili ve adrenal bezlerin görüntülenmesi ile teşhis edilebilir. Bu tümörlerin ya da adrenal bezlerin alınması (adrenalektomi) için genellikle cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulur, yapılan işlem sonucunda hipertansiyon genellikle iyileşir.

Adrenal tümör türlerinden biri, primer hiperaldosteronizm denilen duruma neden olur, çünkü söz konusu tümör aşırı miktarda aldosteron hormonu üretir.

Hipertansiyona ek olarak, bu durum da aşırı miktarda potasyumun vücuttan idrar yoluyla atılmasına yol açar, bunun sonucunda da kandaki potasyum seviyesi düşer.

Genellikle hipertansiyonu olan bir kişinin kanında düşük potasyum seviyesi de tespit edilirse ilk olarak hiperaldosteronizmden şüphelenilir (Ayrıca, adrenal hormonları etkileyen bazı nadir görülen genetik bozukluklar da sekonder hipertansiyona neden olabilir).

Sekonder hipertansiyona yol açabilen diğer adrenal tümör çeşidi feokromasitoma olarak adlandırılır. Bu tümör, adrenalinle ilşkili pek çok hormonu içeren katekolaminleri aşırı miktarlarda üretir.

Yüksek tansiyondan kaynaklanan semptomlara ek olarak, cildin kızarması, hızlı kalp atışları (çarpıntı) ve terlemeyle ilişkili ani ve tekrarlayan hipertansiyon episodları olan kişilerde feokromasitoma teşhisinden şüphelenilir.

Aort koarktasyonu (darlığı)

Aort koarktasyonu (darlığı), çocuklarda görülen hipertansiyonun en sık karşılaşılan nedenlerinden biri olup, nadir görülen kalıtsal bir hastalıktır. Bu hastalık, kalpten çıkan en büyük atardamar (arter) olan aortun belirli bir kısmındaki darlık olarak tarif edilir. Aort, böbrekler dahil olmak üzere vücudun tüm organlarına kan tedarik eden arterlere kan taşır.

Aortun dar kısmı (koarktasyon) genellikle renal arterlerin üzerinde yer alır, bu da böbreklere giden kan akışında azalmaya neden olur. Böbreklerin bu kan yoksunluğu, renin-anjiotensin-aldosteron hormon sistemini tetikler ve kan basıncını yükseltir.

Koarktasyonun tedavisi genelde aortun dar kısmının cerrahi olarak düzeltilmesinden ibarettir. Bazen, aort koarktasyonunu genişletmek (dilate etmek) için balon anjiyoplasti (renal arter darlığıyla ilgili yukarıdaki kısımda açıklandığı gibi) uygulanabilir.

Источник: //www.cevapsepeti.com/yuksek-tansiyonun-nedenleri-nelerdir/

Hipertansiyon Neden Olur? Belirtileri Nelerdir? » Faydasıbu

Hipertansiyonun Nedenleri

Yüksek tansiyon, aslında kan basıncının uzun süreli normalin üzerinde olması durumudur. Tansiyon, kanın damar duvarlarına yaptığı basınçtan başka birşey değildir.

Kan basıncı hem kalbin pompaladığı kan miktarı hem de arterlerdeki kan akışına karşı direnç miktarı ile belirlenir. Kalbiniz ne kadar çok kan pompalar ve arterleriniz ne kadar daralırsa, tansiyonunuz o kadar yüksek olur.

Hipertansiyonun kötü tarafı herhangi bir belirti vermeden uzun yıllar kalp ve damarlarınız üzerinde hasara devam etmesidir. Diğer taraftan bu hastalık kalp üzerinde ağır hasara neden olur ve kalp hastalıkları, felç ve ölüme meydan verebilir.

Uzun yıllar sonunda gelişen bu hastalık tesbit edildikten sonra beslenme düzeni ve gerekli ilaçlarım kullanımı ile kontrol altına alınabilir.

Yüksek tansiyonlu insanların çoğu, kan basıncı ölçümleri tehli derecede yüksek seviyelere ulaşsalar bile, herhangi bir belirti veya semptom göstermez.

Yüksek tansiyon hastalarının bazılarında bir kaç belirti kendini gösterebilir bunlar baş dönmesi kusma bayılma vb gibi sadece hipertansiyona özel olmayan belirtilerdir.

  • Obez veya aşırı kiloluysanız tansiyonunuza baktırın
  • Veya 40 yaşın üzerindeyseniz,
  • Dengesiz besleniyorsanız
  • Özellikle fast food alışkanlığınız varsa,
  • Sigara ve alkol tüketiyorsanız..

Aslında elektronik tansiyon aletleri çok pahalı değil, bir tane alarak evde tansiyonunuzu kendiniz ölçebilirsiniz.

Birincil (gerekli) hipertansiyon

Çoğu yetişkin için, yüksek tansiyona neden olan tanımlanabilir bir neden yoktur. Primer (gerekli) hipertansiyon olarak adlandırılan bu yüksek tansiyon türü, uzun yıllar boyunca yavaş yavaş gelişme eğilimindedir.

İkincil hipertansiyon

Bazı insanlar altta yatan bir başka durumdan dolayı yüksek tansiyon problemi yaşayabilir. İkincil hipertansiyon olarak adlandırılan bu yüksek tansiyon türü aniden ortaya çıkma eğilimi gösterir ve birincil hipertansiyona göre daha yüksek bir kan basıncına neden olur. Çeşitli koşullar ve ilaçlar aşağıdakileri içeren sekonder hipertansiyona neden olabilir:

  • Obstrüktif uyku apnesi
  • Böbrek sorunları
  • Adrenal bez tümörleri
  • Tiroid problemleri
  • Kan damarlarındaki bazı kusurlar (doğuştan)
  • Doğum kontrol hapları, soğuk algınlığı ilaçları, dekonjestanlar, tezgah üstü ağrı kesiciler ve bazı reçeteli ilaçlar 
  • Kokain ve amfetaminler gibi yasadışı uyuşturucular
  • Alkol kötüye kullanımı veya kronik alkol kullanımı

Yüksek tansiyon, aşağıdakileri içeren birçok risk faktörüne sahiptir:

  • Yaş. Yaşlandıkça yüksek tansiyon riski artar.45 yaşından sonra risk artar fakat 65 yaşından sonra risk çok yüksektir.
  • Aile Hikayesi: Ailesinde yüksek tansiyon hastalığı görülenlerin bu hastalığa yakalanma olasılığı çok daha yüksektir.
  • Obezite ve Aşırı Kilolu Olma: Obezite başlı başına bir hipertansiyon nedenidir, en sağlıklı olan derhal kilo verip normal kiloya inmek olacaktır.
  • Hareketsiz Yaşam: Fiziksek olarak aktif olmadığınızda nabız sayınız genellikle daha yüksektir bu durumda damarlarda kan basıncı artar ve damarlar darldıkça kalp daha hızlı çalışır.. Bu döngü sonucunda sadece damar hastalıkları değil kalp hastalıkları da geliştirirsiniz.
  • Tütün kullanmak: Sigara içmek veya çiğneme tütünü kullanmak kan basıncınızı yükseltmekle kalmaz, aynı zamanda tütün içindeki kimyasallar atardamar duvarlarınızın astarına zarar verebilir. Bu, arterlerinizin daralmasına ve kan basıncınızın yükselmesine neden olabilir. İkinci duman da tansiyonunuzu artırabilir.
  • Aşırı Sodyum Alımı (Tuzlu Yemek) Beslenme planınızda çok fazla sodyum bulunması vücudunuzun sıvı tutmasına ve kan basıncının yükselmesine neden olacağından yemeklere tuz koymaktan vazgeçmelisiniz.
  • Potasyum Alımı Azsa: Potasyum sodyumun zararlı etkilerini dengeleyen harika bir mineraldir. Beslenme planınıza bir miktar potasyum eklemek kalp sağlığınız için faydalıdır.

Yüksek tansiyon, yetişkinlerde en yaygın olmasına rağmen, çocuklar da risk altında olabilir. Bazı çocuklar için, yüksek tansiyon, böbrekler veya kalp ile ilgili sorunlardan kaynaklanır. Ancak giderek artan sayıda çocuk için, sağlıksız bir diyet, obezite ve egzersiz eksikliği gibi kötü yaşam tarzı alışkanlıkları, yüksek tansiyona katkıda bulunuyor.

Yüksek tansiyonun neden olduğu arter duvarlarındaki aşırı basınç vücudunuzdaki organların yanı sıra kan damarlarına da zarar verebilir. Tansiyonunuz ne kadar yüksek olursa ve kontrol edilmezse o kadar çok hasar olur.

Kontrolsüz yüksek tansiyon aşağıdakilere yol açabilir:

Kalp krizi ya da felç. Yüksek tansiyon arterlerin sertleşmesine ve kalınlaşmasına (ateroskleroz) neden olabilir ve bu kalp krizi, felç veya diğer komplikasyonlara neden olabilir.

Anevrizma. Artan kan basıncı, kan damarlarının zayıflamasına ve şişmesine neden olarak bir anevrizmaya neden olabilir. Bir anevrizma patlarsa, hayati teh oluşturabilir.

Kalp yetmezliği. Damarlarınızdaki yüksek basınca karşı kan pompalamak için kalp kası kalınlaşıyor. Sonuç olarak, kalınlaşan kas nedeniyle kalp fonksiyonu tamamen azalır ve pompalama işlemi güçleşir buna kalp yetmezliği denir.

Göz damarları yırtılabilir, kanamalar olabilir, bu durumun sonu da görme kaybına gider.

Metabolik sendrom. Bu sendrom, artmış bel çevresi dahil olmak üzere vücudunuzdaki metabolizma bozuklukları grubudur; yüksek trigliserit ve insülin.. Bu koşullar sizi diyabet, kalp hastalığı ve felç geliştirme olasılığınızı artırır.

Bellek veya anlayış ile ilgili sorunlar. Kontrolsüz yüksek tansiyon, düşünme, hatırlama ve öğrenme becerinizi de etkileyebilir. Hafıza veya düşünme güçlüğü gibi problemlerin hipertansiyon hastalarında çok sık görüldüğü bilinmektedir.

Источник: //faydasibu.com/hipertansiyon-neden-olur-belirtileri-nelerdir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.