HIV 10 Yıl Kendini Gizleyebiliyor

içerik

AIDS Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

HIV 10 Yıl Kendini Gizleyebiliyor

Bağışıklık sistemi insan vücudunu ayakta tutan, hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlayan bir sistemdir.

Başka bir ifadeyle bir canlıda oluşabilecek hastalıklara karşı koruma yapan, patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok etmeye çalışan işlemlerin bütünüdür.

Bu olağanüstü dengenin herhangi bir nedenle bozulması, zayıflaması, direncinin azalması gibi durumlar birçok hastalığın vücudumuza gelip yerleşmesi için en uygun zamanlardır.

Zaten zayıf olan vücut direnci gelen bu hastalık karşısında mücadele edemez. Vücuda girdiğinde bağışıklık sistemini yerle bir eden virüslerden biri HIV’dir. HIV ise insanlık tarihinde bu güne kadar birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olan AIDS gibi ciddi bir hastalığın oluşma sebebidir.

Haşimato Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır ve genellikle ölümle seyreden tehli bir hastalıktır. HIV virüsünün en kötü yanı kana bulaşıktan sonra uzun yıllar belirti vermemesidir. Kişinin kendini iyi hissettiği ve hiçbir şekilde belirti vermeyen bu süreç içerisinde hastalığın temelleri çoktan atılmış olabilmektedir.

AIDS Nedir?

AIDS, HIV (Human Immunodeficiency Virus – İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) adı verilen bir virüsün neden olduğu, kan yoluyla ve cinsel yolla bulaşan, bağışıklık sisteminin tamamen çökmesine neden olan, bulaşıcı bir hastalıktır. AIDS, İngilizcede Acquired Immune Deficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir sözcüktür.

HIV vücuda girdiğinde hastalıklara karşı direnç göstermemizi sağlayan bağışıklık sistemini yavaş yavaş yok eder ve soğuk algınlığı gibi hafif bir hastalığa bile direnç gösteremeyecek hale getirir.

Vücut enfeksiyonlara ve daha birçok hastalığa karşı korunamaz. Kadınlarda ve erkeklerde her yaşta ortaya çıkabilen AIDS ise HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır.

HIV virüsünün en kötü yanı vücuda girdikten sonra uzun yıllar bile belirti vermemesidir.

Kanında HIV taşıyan kişiye HIV pozitif denir ve HIV pozitif birinin 8-10 yıl bile AIDS’e yakalanmadığı görülmüştür.

Bu virüs vücuda girdikten sonra kişi kendini iyi hissedebilir, herhangi bir şikayet ve bulgu görülmez. Ancak yapılan kan tetkikleriyle virüsün vücutta olup olmadığı kesinleşebilir.

Bulaşmanın tahmin edildiği zamandan 3 ay sonrasında yapılan ELİSAtestleri bu konuda en doğru sonucu veren testtir.

Oldukça ciddi ve ölümcül seyreden AIDS vakalarının % 80’inde, hastalığa yakalanan kişi teşhis konulduktan sonraki 2 yıl içerisinde, eklenen başka bir enfeksiyon ve genellikle de kanser yüzünden hayatını kaybetmektedir. Hastalığın kuluçka dönemi çok uzun olduğu için teşhis edilmesi de zordur.

İlk olarak ABD’nin New York kentinde 1981’de ortaya çıkan AIDS ülkemizde 1985 yılından sonra görülmeye başlandı. Bilinen ilk AIDS vakalarında hastaların eşcinsel erkekler ve şırıngaları ortak kullanan uyuşturucu bağımlısı insanlar olduğu bilinmektedir.

Dünyadaki HIV pozitif vakalarının % 70’i Afrika’dadır. Birleşmiş Milletler’in 2004 raporuna göre ise dünyada HIV pozitif olan 38 milyon kişi bulunmakta ve her yıl 3 milyon kişi AIDS’ten hayatını kaybetmektedir.

1981-2008 yılları arasında AIDS’ten ölen insan sayısı ise 20 milyondur.

AIDS’in Nedenleri Nelerdir?

AIDS hastalığının etkeni olan HIV retrovirüs ailesine mensup bir lentivirüstür.

Bilim adamlarının ilk olarak Afrika’da rastlanan HIV vakalarından yola çıkarak yaptığı araştırmalar neticesinde, burada yaşayan şempanzelerde HIV’e çok benzeyen bir virüsün varlığı tespit edilmiştir.

Bugüne kadar virüsün maymunlarda herhangi bir hastalığa neden olduğu saptanmamıştır. Muhtemel varsayıma göre 20. yüzyılın başlarında maymun etlerinin avlanması sırasında insanlara geçtiği ve HIV virüsünün oluştuğu düşünülmektedir.

AIDS’in Belirtileri Nelerdir?

HIV’in bulaştıktan sonra hemen AIDS hastalığını oluşturmadığını ve uzun yıllar herhangi bir belirti vermediğini yazımızın giriş kısmında anlatmıştık.

Virüs bulaştıktan sonra kişinin vücut direncine, yaşam koşullarına bağlı olarak hastalık hemen de oluşabilir, birkaç yıl sonra da ortaya çıkabilir. Virüs vücuda girdiğinde ilk olarak kan hücrelerine yerleşir ve burada gittikçe çoğalır.

Zarar gören kan hücrelerinin sayısı azaldıkça vücudun bağışıklık sistemi ve savunma mekanizması tamamen çöker.

Bağışıklık sistemi çöken bir insan çok çabuk hasta olur ve en basit hastalıklarla bile mücadele edemeyecek hale gelir.

Lenf bezlerinde büyüme, akciğer hastalıkları, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, ağız ve çenede uçuk, yara ve lekeler; ishal, uzun süreli kırgınlık, halsizlik, öksürük, aşırı kilo kaybı ve gece terlemeleri AIDS’in bilinen en genel belirtileri arasında yer almaktadır.

Ek olarak pamukçuk, tüberküloz ve mantar hastalıkları gibi enfeksiyonların aynı anda görülmesi de AIDS’in varlığını düşündürmelidir. Kesin tanı ise ELİSA (anti-HIV) testi ile yapılabilmektedir.

AIDS’in Bulaşma Yolları Nelerdir?

Halk arasında genel olarak sadece cinsel yolla bulaştığına inanılan AIDS’in daha farklı bulaşma yolları da bulunmaktadır.

Öncelikle HIV’in çok hassas bir virüs olduğunu, havada uzun süre canlı kalamadığı için el sıkışmak, hapşırık, öksürük, deriye dokunma, gözyaşı, tükürük, idrar, dışkı ve aynı eşyaları kullanma ile bulaşmadığını söylememizde fayda var.

Çünkü toplumumuzda bu konuyu yanlış bilen insan sayısı küçümsenmeyecek kadar fazladır.

Şu ana kadar kayıtlara geçen milyonlarca AIDS vakasından sadece bir tanesinin öpüşme ile bulaştığı, onda da çiftlerin ikisinde de diş eti kanaması olduğu tespit edilmiştir. Yani bulaşma şekli tükürük değil kandır.

 HIV’in bulaşması için vücut sıvılarının doğrudan teması gerekmektedir.

Bunlar cinsel ilişki sırasında sperm veya cinsel sıvılar üzerinden, kan yoluyla ve anneden bebeğe süt yoluyla gerçekleşen bulaşma şekilleridir.

Genital bölgedeki hastalıklar, gonore (bel soğukluğu) ve klamidya gibi cinsel hastalıklar bu bölgelerde yaralara yol açtığı için HIV’in bulaşma riskini de artırmaktadırlar. Virüs anal, oral ve vajinal ilişki esnasında bulaşabilir.

Atlamamamız gereken önemli bir nokta da korunmasız anal ilişki esnasında HIV bulaşma riski, korunmasız vajinal ilişkiden daha yüksektir. Şu an dünyada HIV’in en yaygın bulaşma şeklinin homoseksüel cinsel ilişki olması da bu bilgiyi doğrulamaktadır.

AIDS’ten Korunma Yolları Nelerdir?

Bulaşma yollarını anlattığımız AIDS’in korunma yolları da buna paralel şekilde oluşmuş yöntemlerdir.

  • Kesinlikle korunmasız cinsel ilişkiye girilmemelidir. Prezervatifin güvenilir bir yöntem olmadığını bilmeli sağlam olmasına dikkat edilmelidir. Cinsel ilişki esnasında kayganlaştırıcı gibi prezervatife zarar veren maddeler kullanılmamalıdır.
  • Herhangi bir nedenle kan nakli yaptırmak zorundaysanız, AIDS testi yapılmamış, kontrolsüz kan kesinlikle kullanılmamalıdır.
  • HIV pozitif biri, test sonucunu gördükten sonra hiçbir şekilde kan bağışı yapmamalıdır.
  • Daha önce kullanılmış iğne, şırınga, makas, cerrahi alet, jilet, akupunktur ve diş hekimliği malzemeleri tekrar kullanılmamalıdır.
  • Güzellik merkezlerinde yaptırılan manikür ve pedikür benzeri işlemlerde kullanılan malzemelerin dezenfekte edildiğinden emin olunmalı; temizliğinden şüphe edilen yerlerde bu tarz işlemler yaptırılmamalıdır.

AIDS’in Tedavisi Nedir?

Günümüzde ilerlemiş tıpa ve gelişmiş teknolojiye rağmen AIDS için geliştirilmiş bir tedavi yöntemi veya aşı bulunmamaktadır. Uygulanan tedaviler ancak hastanın ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini yükseltmek yönündedir.

Genel olarak iki amaçlı tedavi yöntemi uygulanmaktadır.

Birincisi direkt HIV virüsü üzerinde etki eden ve virüsün çoğalmasını engellemeye yarayan ilaç tedavisi; ikincisi ise hastalık esnasında meydana gelen fırsatçı enfeksiyonlara ve kansere karşı mücadele eden ilaç tedavisidir.

AIDS Hakkında Genel Bilgiler

Birleşmiş Milletler’in 2002 yılında yayınladığı Türkiye HIV/AIDS Durum Analizi raporuna göre hastalığın ortaya çıkışından itibaren 7000-14000 insan AIDS hastalığına yakalanmıştır. T.C.

Sağlık Bakanlığı resmi rakamlarına göre ise 1985-2003 yılları arasında HIV/AIDS toplam vaka sayısı 1712’dir.

Genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde özellikle ergenlik dönemine yeni adım atmış gençler cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda bilinçlendirilmelidir.

Kayıtsız seks işçilerinin oldukça fazla olması ve ülkemize her yıl gelen 14 milyon civarındaki yabancı turistler HIV bulaştırma açısından büyük tehdit konumundadırlar. Tüm dünyada AIDS nedeniyle 1981-2008 yılları arasında 20 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Bu ciddi büyüklükteki rakamlar AIDS’in dünyanın en yıkıcı ve yaygın hastalık olduğunu göstermektedir.

Rota Virüsü Nedir? Hastalığın Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi Nelerdir?

HIV’in yayılması, AIDS hastalığına karşı bilincin artırılması, toplumdaki bilinen yanlışların, önyargıların yıkılması ve bu hastalıktan hayatını kaybedenlerin anılması adına 1 Aralık tarihi Dünya AIDS Günü olarak kabul edilmiştir. Her yıl 1 Aralıkta “AIDS öldürmez, Önyargı Öldürür” sloganıyla, AIDS hastalarının sesini duyurmak için etkinlikler ve kampanyalar yapılmaktadır.

Источник: //bilgihanem.com/aids-nedir/

Detaylı HIV – AIDS Rehberi: Belirtileri Neler? Nasıl Bulaşır?

HIV 10 Yıl Kendini Gizleyebiliyor

AIDS hastalığı, HIV virüsü nedeniyle oluşan ve bağışıklık sisteminin çökmesine yol açan bir hastalıktır. AIDS, ”Aquired Immune Deficiency Syndrome” kelimelerinin kısaltmasıdır.

Dilimizde ise AIDS kısaltmasının açılımı ise ”Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu” olarak geçer. Bu anlamları ile bakıldığında AIDS aslında bir hastalıktan çok, HIV virüsü nedeniyle ortaya çıkan ve bağışıklık sistemini tamamen etkileyen bir sendromdur.

HIV enfeksiyonunun ileri evresinde AIDS ortaya çıkar. 

HIV, İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü olarak bilinen virüstür. HIV vücuda girdiği andan itibaren bağışıklık sistemi hücresi olan CD4’e tutunur. Ardından kendi genetik materyallerini hücreye bırakır.

Bu hücre yardımı ile kendisini kopyalar ve anı zamanda tutunduğu hücreyi de parçalar. Bu sayede de daha fazla miktarda HIV kana karışır. Virüs zaman geçtikçe bağışıklık sistemini oluşturan hücrelere saldırmaya başlar.

Akyuvarları hedefleyerek önce işlevlerini yitirmelerine, ardından da yok olmalarına neden olarak vücudu savunmaz bırakır. 

#1.Bulaşma

HIV enfekte olunan döneme bulaşma adı verilir. Kişi bu dönemde virüsü almıştır. Genel olarak bir belirti ortaya çıkmaz. Belirtiler bir sonraki evrede kendisini gösterir.

#2.Birincil HIV Enfeksiyonu ( Akut HIV Enfeksiyonu )

Bazı vakalarda HIV vücuda girdikten sonra 4 hafta içinde ilk belirtiler oluşabilir. Yüksek ateş, lenf bezlerinde şişlik, deride döküntüler, kaslarda ağrı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Kişi bu dönem içinde virüs bulaştırma safhasına da geçer. Klinik bulgular kısa süre içerisinde ortadan kaybolabilir.

Pencere dönemi olarak da adlandırılan bu dönemde HIV antikor testleri genelde negatif çıkar. P24 testinde viral yük pozitif olabilir.

#3.Serokonversiyon Dönemi

Bu dönemde artık HIV enfeksiyonu laboratuvar testleri ile tespit edilebilir. Tanı testlerinin tamamı kullanılabilir. Ancak yalancı pozitif ya da negatif sonuçlarının sağlamasını yapmak için testlerin belirli bir aralıktan sonra tekrar edilmesi şarttır. 

#4.Bulgusuz Dönem (Asemptomatik Dönem)

Bu süreç en uzun süren dönemdir. 10 yıla kadar uzayabilir ve HIV virüsü taşıyan bireylerde hiçbir belirti ortaya çıkmayabilir. Ancak virüs CD4 hücrelerini kullanarak kendini çoğaltmaya devam eder. Hala bulaştırıcılık dönemi sürmektedir.

Enfeksiyon tespit edilen kişilerin tedavilerine hemen başlanır. Tedavi alan kişilerin kanlarındaki virüs seviyesi minimuma iner ve sağlıklı bir yaşam sürmeye devam ederler.

#4.Erken Bulgulu Dönem (Erken Semptomatik Dönem)

Bu dönemde HIV enfekte olan kişilerde virüsten kaynaklı belirtiler görülür. Ancak belirtiler HIV şüphesini akla getirmeyebilir.

Kilo kaybı, baş ağrısı, pamukçuk, uçuk, ishal gibi belirtiler ortaya çıkar. Genel olarak her biri başka bir rahatsızlık gibi görünen bu belirtilerin bir arada yaşanması da mümkündür.

Bu evrede yapılan kan tahlillerinde HIV virüsü tespiti yapılabilir.

#5.Edinilmiş Bağışıklık Yetmezlik Sendromu / Geç Bulgulu Dönem (AIDS)

Daha önceki dönemlerde tanı konulmamış veya tanı konulmuş olsa da tedavi bırakılmış ise bağışıklık sistemi yetersizliği dönemine girilir. Belirtiler ise belirgin bir hale gelir.

Bu dönem içerisinde HIV ile birlikte tetiklenen kanser türleri de ortaya çıkabilir. Tanının konulması ile birlikte tedaviye acil bir şekilde başlamak gerekir.

AIDS dönemi içinde de tanı alan kişilerin tedavileri gayet başarılı sonuçlar vermekte, bu tedavi ile birlikte bulgusuz döneme geri dönüş sağlanabilmektedir.

#5.İleri Evre

Tanı almış olmasına rağmen tedavi görmeyen veya tanı alamamış bireyler için bu evreden bahsedilebilir. İleri evre, HIV enfeksiyonunun son evresidir. Kaslarda erime bu dönemde ortaya çıkar. Enfeksiyonun son dönemi olan bu evreye kadar tanı almamış kişilerde ölümle sonuçlanan vakalar görülür.

HIV Testi

HIV virüsü tespiti, basit bir kan tahlili ile yapılır. Elisa testi olarak da bilinen bu test, kan değerlerindeki virüse karşı ortaya çıkan antikorların seviyesini ölçer.

HIV virüsünün vücuda girmesinin ardından 3-8 hafta arasında antikorlar belirgin bir seviyeye ulaşır. Nadiren bu yükselme altı ayı bulabilir. Şüpheli durumlarda test bu nedenle tekrar yapılabilir.

Bu test sadece HIV tanısı için kullanılmaz. Kanda yükselen antikor değerlerini tespit edip farklı hastalıklarla alakalı fikir yürütmek için kullanıldığı durumlar da vardır.

HIV virüsü ve AIDS ile doğrudan bağlantı kurulması gerçekte yanlış bir bilgidir. Eğer test HIV tespiti için kullanılacaksa sonuçlar HIV Pozitif veya HIV Negatif olarak değerlendirilir. Pozitif değer kişinin vücudunda bu antikorların olduğunu gösterir. Aşağıdaki durumlarda HIV testi yapılması önerilir:

  • Korunmasız şüpheli cinsel ilişki sonrası
  • Damar içi ortak şırınga kullanımı
  • HIV pozitif partnerin olması
  • HIV virüsünün yüksek olduğu ülkelere seyahat sonrası

AIDS Nasıl Bulaşır?

AIDS hastalığına yol açan HIV virüsü farklı yollar ile bulaşabilir. Virüs insandan insana vücut salgıları ile bulaşırken HIV virüsü kan, sperm, vagina salgısı ve anne sütünde bulunur.

#1. Cinsel ilişki

HIV virüsü ile enfekte olan kişilerin çoğunun virüsü cinsel ilişki yoluyla aldığı bilinir. Virüs erkeklerde spermde, kadınlarda da vajina salgısında bulunur.

Korunmasız cinsel ilişki virüsün bulaşmasının temel nedenidir. Tek bir ilişki bile HIV virüsü bulaşması için yeterlidir.

Özellikle çok eşli bir cinsel yaşam süren kişilerin HIV virüsü kapma ihtimalleri daha fazladır.

#2. Kan nakli

Kan ve organ nakillerinin yapılma aşamalarında uygulanması gereken protokollerden bir tanesi de HIV testidir. Bu nedenle her iki yolla da AIDS bulaşma ihtimali çok düşüktür.

Ancak bunların yanında kan ile AIDS bulaşma yolları arasında enfekte olmuş kişinin kullandığı aletleri kullanmak vardır. Şırınga, iğne, dövme yaparken kullanılan aletler gibi insan vücuduna temas eden aletlerin ortaklaşa kullanımı ile HIV taşınabilir. Özellikle uyuşturucu bağımlılarının aynı şırıngayı kullanmaları HIV bulaşması için elverişli ortamı hazırlar.

#3. Anneden bebeğe aktarım

HIV pozitif olan annelerin bebeklerinin de HIV pozitif olma riskleri vardır. Virüs bebeğe plasenta yoluyla ya da anne sütü ile bulaşabilir. Gebelik sırasında HIV tespiti yapılırsa kullanılacak ilaçlar ile bebeğin HIV pozitif olma ihtimali yüzde bire kadar iner.

HIV Hangi Durumlarda Bulaşmaz?

HIV virüsünün nasıl bulaştığı ile alakalı doğru kabul edilen birçok yanlış bilgi mevcuttur. Örneğin öpüşme ile aids bulaşır mı sorusu oldukça merak ediliyor. HIV virüsü öpüşme ile bulaşmaz. Bunun dışında HIV virüsünün bulaşmadığı durumlar ise şunlardır:

  • Tükürük, ter, idrar, dışkı, gözyaşı
  • Öksürük ve aksırık
  • El ele tutuşma, tokalaşma, sarılma, kucaklaşma
  • Aynı kaptan yenilen yemekten, aynı bardaktan içilen içecekten
  • Ortak kullanılan telefonlardan
  • Tuvaletten ve duştan
  • Sivrisinelerden ve hayvanlardan

AIDS Belirtileri Nelerdir?

HIV virüsü ile enfekte olan kişilerin AIDS aşamasına gelmeleri hemen olmaz. AIDS belirtileri ne zaman ortaya çıkar? Virüsün AIDS evresine geçmesi bir yıl da sürebilir, on yıl gibi uzun bir zamana da yayılabilir.

Belirtilerin ortaya çıkmasının ardından son aşamada AIDS testi yapılabilir. Peki AIDS testi nasıl yapılır? AIDS için özel bir test yoktur ve HIV virüsüne bakılarak test gerçekleştirilir.

#1. Yüksek ateş

AIDS hastalığının en önemli belirtisi düşmeyen, inatçı bir şekilde seyreden yüksek ateştir. Temelinde hiçbir hastalık olmamasına rağmen kişinin ateşi düşmez. Hastalarda yüksek ateş belirtisi yüzde doksanın üzerinde bir orandadır. Uzun ve tekrarlayan ateş durumunda kan tahlili ile HIV değerlerine bakılabilir.

#2. Cilt sorunları

AIDS’in ilk aşamalarında deri üzerinde döküntüler görülebilir. AIDS’in ciltteki belirtileri de en az yüksek ateş kadar sık görülür. Vücudun farklı bölümlerinde uçuk ya da AIDS yaraları oluşabilir. Deri dökülmelerinin ardından da tıpkı ateşte olduğu gibi ya da ateş ile birlikte gözlemlenirse, HIV testi yapılabilir.

#3. İshal, bulantı, kusma

AIDS hastalarında sindirim sistemi sorunları da görülmeye başlar. İshal, bulantı ve kusma semptomlarından her biri tek başına ortaya çıkabileceği gibi beraber de görülebilirler. Bu tür sorunların oluşması ile birlikte vücudun susuz kalmaması için özen göstermek gerekir.

#4. Kolay hastalanma

AIDS’e yol açan HIV virüsü doğrudan bağışıklık sistemine saldırır. Enfekte olan kişiler çok çabuk hastalanırlar ve hastalık evreleri virüs taşımayan bireylere göre daha uzun sürer. En küçük bir hastalığın bile iyileşme süresi beklenene göre daha fazla olur.

#5. Diğer Belirtiler

AIDS ile ilgili en çok merak edilen konulardan bir tanesi de kadınlarda AIDS belirtileri ile erkeklerde AIDS belirtileri arasında bir fark olup olmadığıdır. Belirtiler iki cinsiyet için de aynıdır. Yukarıda açıklanan belirtilere ek olarak diğer belirtiler ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Uzun süren öksürük nöbetleri
  • Ağızda pamukçuk
  • Kilo kaybı
  • Eklemlerde ve kaslarda ağrı
  • Halsizlik

AIDS’ten Korunma Yolları

HIV virüsü din, ırk, sosyoekonomik koşullar ve cinsel tercihlerden bağımsız olarak herkesi etkileyebilir.

Bu nedenle herhangi bir birey için AIDS bulaşma ihtimali yüzde kaçtır sorusuna cevaben net bir verinin ortaya konması mümkün değildir. Alınacak önlemler ile virüsün bulaşması engellenebilir.

Bütün korunma önlemleri alındıktan sonra AIDS kolayca bulaşabilir mi konusunun da önemi kalmaz.

#1. Cinsel Korunma

HIV virüsünün yoğun olarak cinsel yolla bulaştığı bilindiği için yapılan çalışmaların büyük bir kısmı cinsel bilinçlenmeyi kapsar. Cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmak, tek eşliliğin sağlanması, çok eşli cinsel yaşamdan kaçınmak, birden fazla partneri olan kişiler ile cinsel ilişkiden kaçınmak korunma yolları arasında bulunur.

Güvenli bir cinsel yaşam kurarak HIV virüsünün bulaşma ihtimaline karşı büyük ölçüde önlem alınabilir. Cinsel ilişkinin güvenli olduğu düşünüldüğü durumlarda bile kondom kullanılması tavsiye edilir. 

#2. Kan Yoluyla Bulaşmanın Engellenmesi 

Öncelikle nakil yapılacak kanın mutlaka teste tabi tutulmuş olması gerekir. Bunun dışında enjektör, diş hekimliği aletleri, jiletler, makaslar, tıbbi araç ve gereçler ile dövme, piercing malzemelerinin her kullanım öncesi sterilize edilmesi şarttır. Mümkünse bu aletlerin tamamının tek kullanımlık olanlardan seçilmesi gerekir.

Tıp çalışanlarının yaralarını bant ile kapatmaları HIV bulaşma ihtimali olan araç ve gereçlerle temaslarını kesmeleri açısından önem taşır.

#3. Anneden Bebeğe Bulaşmanın Önüne Geçme

HIV pozitif olan anne adayının gebeliği süresince bebeğe HIV geçmesini önleyen ilaçları kullanması gerekir. Gebelik taramaları sırasında HIV testi de yapılır. Eğer HIV pozitif tespit edilirse özel bir tedaviye başlanır. Planlanan tedavi gebelik döneminde, doğum sırasında ve doğum sonrasında da sürdürülür. Doğum sezaryen ile yapılır. Ayrıca bebek için de tedavi uygulanır.

Anne sütü ile de HIV bulaşması söz konusu olacağı için annenin bebeğini emzirmeden mama ile beslemesi tavsiye edilir.

#4. HIV pozitif baba, HIV negatif anne

HIV pozitif bir baba ile HIV negatif bir annenin çocuk yapabilmesi için öncelikle babaya gerekli tedavi uygulanır.

Babadan alınan sperm önce laboratuvar ortamında HIV virüsünden arındırılır. Daha sonra anneden alınan yumurta ile döllenme sağlanır ve anne rahminde döllenen embriyo yerleştirilir.

Bu şekilde HIV pozitif erkeklerin de sağlıklı bir bebek sahibi olmaları sağlanır.

AIDS Öldürür mü?

HIV virüsünün tespit edilmesinin ardından gerekli tedavi uygulanmaya başlandığı takdirde kişinin sağlıklı bir yaşam sürmesi mümkündür. Ancak tedavinin yarım bırakılmasının ardından veya hiç tedaviye başlanmaması ile birlikte yaşamsal teh başlar. Enfeksiyonun son evresine kadar tedavi almamış bireylerde ölüm söz konusu olabilir.

Günümüzde AIDS, ilk ortaya çıktığı anki kadar tehli bir sendrom olmaktan çıkmıştır. Yapılan çalışmalar ile hem virüsün yayılmasının önüne geçilmiş hem de hastaların yaşam kaliteleri artırılmış ve yaşam süreleri uzatılmıştır.

AIDS vakalarında ölümler bir başka hastalık nedeniyle ortaya çıkar. Vücudun düşen bağışıklık sistemi hastalık ile savaşamaz ve yenik düşer. Bu da ölüme yol açar. AIDS hastalarının ölüm ve yaşam süresini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır.

AIDS Tedavisi

HIV virüsünü vücuttan tam olarak atan bir tedavi biçimi henüz geliştirilmemiştir. Buna rağmen virüsün etkilerini hafifleten ve virüsü taşıyan kişinin sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlayan tedaviler uygulanmaktadır.

Amaç virüsü baskı altına alarak hastalık oluşumunu ve AIDS evresine geçişi engellemektir. Bütün bu çalışmalar sonrasında AIDS tedavisi mümkün mü? Erken dönemde teşhis edilen vakalarda tedavi başarılı sonuçlar vermektedir.

 

#1. İlaç tedavisi 

AIDS tedavisinde kullanılan ilk ilaç 1987 yılında onay almıştır. 1995 yılında ise bu ilaca yenileri eklenmiş ve tedavi yöntemleri güçlendirilmiştir. İlaç tedavisine karar verilirken hastanın genel durumuna bakılır. HIV ile birlikte ortaya çıkmış başka hastalıklar varsa değerlendirmeye bunlar da alınır. Hastanın takibi yapılarak tedavi süreci değerlendirilir.

İlaçların düzenli olarak kullanılması tedavinin başarısını etkileyen faktörlerden bir tanesidir. Tedaviye erken başlanması en önemli faktördür. İlaçlarını düzenli olarak kullanan kişilerin yaşam süreleri, sağlıklı bireylerin yaşam süreleri ile neredeyse aynı süreye yaklaşmıştır.

#2. Sağlıklı yaşam

AIDS tedavisinin bir parçası da dengeli beslenmek ve sağlıklı yaşamaktır. HIV pozitif olmayan bireyler için bile sağlıklı yaşam önemliyken, HIV pozitif kişiler için bu daha da önemli bir noktada durur.

Vücudun ihtiyaç duyduğu bütün besin grupları dengeli bir şekilde alınmalıdır. Bu konuda HIV pozitif kişiler doktorlarından ya da bir diyetisyenden yardım alabilir. Ayrıca HIV pozitif kişilerin besin hijyenine daha fazla dikkat etmeleri de önemlidir.

Faydalandığımız Kaynaklar:

Kaynak 1 

Kaynak 2

Kaynak 3 

Kaynak 4

Источник: //evdesifa.com/aids/

AIDS hastalığının sebebi olarak bilinen HIV (Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü), insanın koruma kalkanı olan bağışıklık sistemine ölene dek zarar veren tehli bir virüstür.

Aslında çok ölümcül olmasına rağmen, gelişen Tıp HIV virüslü insanları normal insanların yaşama süresine kadar yaşamasını mümkün kılabiliyor.

Yazımızda HIV virüsü nedir? HIV virüslü kişi ne kadar yaşar? HIV virüsü nasıl belirti gösterir? HIV virüsünün sebep olduğu AIDS hastalığı nasıl anlaşılır ve nasıl tedavi edilir? sorularına cevap vermeye çalışacağız.

Bağışıklık Sistemi adeta her türlü hastalığın vereceği virüsleri engelleyen koruma kalkanıdır.

Hastalığa neden olan her türlü mikroorganizmalar ve maddelere, dokularda gelişen kötü hücrelerin oluşturduğu urlar yani tümörleri tanıyıp onları yok eden Bağışıklık Sistemi, her zaman uyanık kalıp, Vücuda giren veya temas eden ne varsa hepsinin gözcüsüdür.

Çok akıllı bir sistem olan Bağışıklık Sistemi, her maddeyi birbirinden ayıracak yeteneğe sahiptir. Peki Bağışıklık Sisteminin içinde kimler var derseniz? Lenf Bezleri, Bademcikler, timus, Lenf Düğümleri, Karaciğer, Dalak, Peyer Plakları, Kemik iliği, Lenf olmak üzere 9 organdan meydana gelir.

Eğer Bağışıklık Sistemi çökmeye başlarsa, tüm Vücut her türlü virüse açık hale gelir. Bağışıklık sistemini tamamen gardını yere düşüren virüs HIV virüsüdür. Yapıştığı andan itibaren, çok hızlı bir şekilde Bağışıklık sistemini bitirmeye çalışır.

HIV virüsünün sebep olduğu ölümcül hastalığa AIDS denmektedir. AIDS son yüzyılda milyonlarca kişinin ölümüne sebep olmuştur.

Burada yanlış anlaşılan şudur. HIV virüsü taşıyan biri hasta gibi görünecek diye bir kaide yok. Hatta taşıyan kişi de kendini hasta hissetmeyebilir.

Fakat bağışıklık sistemine zarar verdikçe, savunmasız kalındığında, kişinin enfeksiyonlara karşı dayanamaz hale gelmesi ile süreç başlar.

AIDS hastalığı Acquired Immune Deficiency Syndrome yani genetik olmayan Bağışıklık Sistemi bozukluğudur. AIDS bir organın değil, sistemin hastalığıdır.

HIV virüsü olan kişilerde görülen kişilerin bazen 10 yıla kadar AIDS olmadığı bile gözlemlenmiştir.

HIV virüsü nedir? HIV virüslü kişi ne kadar yaşar? | HIV virüsü

HIV virüsü ilk kimde görüldü?

Afrika kıtasının orta bölümünde olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti, 1959 yılında Belçika’nın sömürgesi iken, orada yaşayan bir hastadan alınan kanda tespit edildi ve tanımlanamadı. Dondurularak saklandı. 1998 yılında yapılan teste HIV virüslü hastalığa sahip olduğu görüldü.

1961 yılında Afrika’nın batı kısmına uzun yolculuklar yapmış bir Norveçli gemici hastalığa kapıldı. Tedavilere cevap vermiyor günden güne kötüleşiyordu. Bağışıklık Sistemi yetersizliği denilen bu hastalığa 5 sene dayanabildi. Karısı ve kızı da aynı hastalıktan 1 yıl sonra öldü.

1979 ile 1981 yılları arasında 12 farklı deride görülen urların olduğu Kapasi Sarkomu, 1980’lerde AIDS hastalarında hepsinde görülmeye başlamıştır.

1981’de eşçinsel bir hastada Kalifornia Üniversitesi tarafından görüldü. 1982 yılında ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri kısa adıyla CDC, AIDS hastalığını ilk defa isim olarak kullanmıştır.

1983’de bu hastalıkların sebebi olan virüse Retrovirüs olarak tanımladıktan sonra, HIV virüsü olarak değiştirilmiştir.

1984 yılında ilk defa ELISA testi ile HIV virüs teşhis edildi.

Son 30 yılda AIDS hastalığı çok hızlı gelişmiştir.

AIDS zoonoz bir enfeksiyondur. AIDS hastalığının Afrikalı Maymunlardan dünyaya yayıldığı söylenmektedir. Afrika’da şempanze avlayan avcılardan kan yolu ile yaralanma sonucu geçmiş olacağı, sonrada oradan bir çok kişiye bulaşmıştır.

SIV adında Maymunlarda görülen aynı HIV gibi insanlardaki virüse benzemektedir. Fakat bu virüs şempanzeleri etkilememektedir.

 Maymunları etkileyen SIV virüsü, belki de maymun etini avlayan avcılardan geçtiği düşünülmektedir.

Kimilerine göre ise Maymunlar ile yapılan cinsel ilişkiden, insana geçtiği, oradan da yayıldığı söylenmektedir. HIV-2 virüsü Afrikalı yeşil maymunlardan geldiği sanılmaktadır. HIV-1 denilen virüs şu anda en yaygın olmakla beraber, HIV-2 Afrika’nın batısında görülmektedir.

HIV virüsü nedir? HIV virüslü kişi ne kadar yaşar? | Kapasi Sarkomu AIDS başlangıcı

HIV virüsü nasıl bulaşır?

HIV virüsü normal, anal ve oral ilişki ile geçtiği tespit edildi. En çok bulaşan yolu Cinsel ilişki olmasına rağmen, kan nakli, organ nakli, anneden bebeğe ve kan yoluyla alınan uyuşturucuların ortak şırınga kullanımı sonucu bulaşabilir.

HIV virüsü ELISA ve PCR gibi testlerle bulunabilir. ELISA testi için en az 3 ay geçmiş aranırken, PCR de ise 3 haftalık geçmişle tespit edilebilir.

HIV virüsünden nasıl korunulur?

HIV virüsü sperm ve vajinadan çıkan salgılarda, dış ortamda en fazla yarım saatte ölür. HIV virüsü kan ile  dışarı çıktığında kısa sürede ölür.

HIV virüsü, ortak kullanılan eşyaların yarım saat 60 derecede kaynatılması ile ölür.Çamaşır suyunun içindeki, Sodyumhipoklorid maddesinin etken maddesi klordur. Sulandırılan çamaşır suyu hemen anında kullanılmalıdır. Fakat eşyalarda kullanılması sorun yapabilir.

Güneş ışığı HIV virüsünü yok eder. Ama cismin altındaki virüsü öldüremez.

Eğer deri üzerine HIV virüslü bir salgı gelirse, 15 dakika su ve sabunla yıkama yapılabilir. Yıkanan derinin üzerine alkol ile temizlenmelidir. Eğer deride yara var ise, sabunlu su ile yıkanıp, ardından tentürdiyot yada oksijenli su ile temizlenmelidir.

HIV virüsü nedir? HIV virüslü kişi ne kadar yaşar? | Elisa testi ile HIV virüsü anlaşılabilir

HIV virüsü nasıl yok edilir? Aids hastalığının tedavisi nedir?

HIV virüsü tedavi edilmesi mümkün değil şu an için. Eskiden zordu ama şimdi tedavi değilde HIV ile nasıl beraber yaşanarak uzun yıllar yaşanabilir çalışmaları yapılmaktadır.

Dünyada AIDS/HIV azalmaya başlarken, Türkiye’de az yaşanan bu hastalık artış göstermeye başladı.

İlgili Link: Türkiye AIDS’in en çok arttığı ülkeler arasına girdi!

HIV/AIDS’in tedavisinde hemen alt başlıkta okuyacağınız ciddi tedaviler test edilmiş ve artık bir kaç ilaçla HIV’in zarar verdiği Bağışıklık Sistemi korunabilir. Ama bu HIV virüsünün tamamen kaldırılacağı anlamına gelmiyor. Fakat bu ilaçlar biraz pahallıdır.

 Türkiye’de sigortalı kişilere aylık 1500 dolara yakın ilaç maliyetlerine destek çıkılmaktadır. Eğer AIDS’i alabileceğiniz cinsel yada kan ile ilişkilerden birine karıştığınızı düşünüyorsanız kesinlikle Uzun yaşam için bir fırsatınız var. Bunun için ELISA testi olunmalıdır.

Fakat olaydan 3 ay sonrasından sonra gidilmelidir.

HIV virüslü bir kişi 80 yaşını bile artık görebilir!

10 Mayıs 2017 tarihinde The Times gazetesi,  İngiltere’deki Bristol Üniversitesinin yaptığı tedavi yöntemi hakkında haber yaptı. Genç yaşta HIV virüslü bir birey bile yaşlılığına kadar, ilaçlar sayesinde uzun yaşayabileceğini açıkladı.

AIDS Hastalığı 200o yıllarına göre yavaş yavaş azalmakta. Bilinçli yapılan bilgilendirmeler ile artık birçok kişi bu hastalığa yabancı değil.

1980’li yıllardan sonra AIDS hastası olanlar hem toplumdan uzaklaşıyor hemde Tıbben yaşayabilmesi mümkün değildi. Ama son yapılan testler ile bu kural bozuldu. Son 20 senedir kullanılan ilaçlar Aids’li hastayı yaşatıyor ama yan etkileri sağlam organlarda hasar bırakabiliyordu.

Fakat Bristol Üniversitesi, geliştirilen yeni ilaçların yan etkileri de azaltıldı ve 20 yaşında AIDS olan biri bile artık 80’li yaşlara kadar da yaşayabileceği belirtildi.

HIV virüsünü kapmak her şeyin sonu değildir. Hayatta istenmeden de olsa pişmanlık fayda etmez ama yaşama umudunun da sonu değildir.

Türkiye’deki HIV/AIDS hastaları Aids Savaş Derneğinden psikolojik destek de alabileceğini unutmayınız.

Источник: //www.gelgez.net/hiv-virusu-nedir-hiv-viruslu-kisi-ne-kadar-yasar/

HIV ve AIDS ile ilgili 12 yanlış bilgi

HIV 10 Yıl Kendini Gizleyebiliyor

HIV/AIDS ortaya çıktığı tarihten bu yana hakkında en çok rivayetin ve yanlış bilginin yayıldığı konulardan biri.

HIV Nedir?

HIV kelimesinin açılımı, ‘Human Immmunodeficiency Virus’ (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü). Bu ifade, bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilen bir virüs anlamına geliyor.

AIDS nedir?

AIDS ise, ‘Acquired Immune Deficiency Syndrome’ (Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu) kelimelerinin kısaltması.Yani HIV enfeksiyonunun bağışıklık sistemini yetersiz hale getirdiği ve hastalık belirtilerinin başladığı duruma verilen isim.

HIV, doğrudan bağışıklık sistemine zarar verir. AIDS ise HIV’in tedavi ile baskılanmadığı durumda bağışıklık sistemini zayıflatmasından sonra ortaya çıkıyor

Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) 2015 yılı raporuna göre, dünyada 2015 yılı içinde yaklaşık 2,1 milyon kişi HIV ile enfekte oldu.

36,7 milyon HIV taşıyıcısı bulundu ve 1,1 milyon kişi AIDS’ten kaynaklı hastalıklar tablosu nedeniyle hayatını kaybetti. Tüm dünyada HIV ile yaşayan yetişkinlerde tedaviye erişim oranı %41, çocuklarda %32 hamilelerde %73.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 10 ülkeden topladığı verilere göre HIV pozitif kişilerin % 60’dan fazlası HIV ile yaşadığından habersiz.

Türkiye’de 1987 yılından beri kan ve kan ürünleri HIV yönünden test edilmekte.

Sağlık Bakanlığı konu ile ilgili dönem dönem yaptığı açıklamalarda, “Hastalık, virüsü taşıyan kişilerle birlikte oturmak, yemek yemek, aynı iş yerinde çalışmak, aynı okulda okumak, el sıkışmak, tokalaşmak, telefon, kitap, defter gibi araçları, ortak duş-banyo alanlarını ve tuvaletleri kullanmakla bulaşmaz” diyerek herkesi bu konuda bilinçli olmaya çağırıyor.

Yıllar içerisinde toplumda HIV/AIDS konusundaki bilinç ve farkındalık artmış olsa da hala yaygın şekilde kullanılan yanlış iddialar bulunmakta.

1. HIV testi, HIV bulaşmasına neden oluyor

Bazı iddialara göre HIV testinin kendisi kişilere virüs bulaştırıyor. Ancak hâlihazırda HIV ile yaşayan birinin iğnesi tekrar kullanılmadığı takdirde, HIV testi yaptırarak virüsü  almanız mümkün değil.

2. Oturduğunuz klozetten HIV bulaşabilir

HIV klozetten, çataldan, el sıkışmakla, kapı kolunu tutmakla yani gündelik temaslarla bulaşmıyor. HIV’in en bilinen bulaşma şekilleri korunmasız seks, virüsle yaşayan kişinin kanına ya da vücut sıvılarına başkasının maruz kalması, annenin hamileliği sırasında virüsü çocuğuna geçirmesi, kan nakli sırasında virüs taşıyan kişiden kan alınması.

3. HIV tedavi edilebilir

HIV’le yaşayan kişilerin virüsü kontrol altına alabileceği ilaçlar bulunuyor ve bu ilaçlar virüsün etkilerini azaltmaya yardımcı oluyor. Bu tür tedaviler ömrü uzatıyor ya da AIDS’in gelişmesini engelliyor. Ancak bilim insanları HIV’i tamamen vücuttan atabilecek bir tedavi yöntemi henüz geliştiremedi.

Panjab University, Sumit Malhotra

4. Eğer HIV pozitifseniz, en kısa sürede AIDS’ten hayatınızı kaybedersiniz

Eskiden, HIV teşhisi, virüs bulaşmış kişinin bağışıklık sistemi neredeyse çöktüğünde anlaşılabiliyordu. Virüsün etkileri nedeniyle yıllar içerisinde kişiler hayatını kaybediyordu. Ancak bu artık doğru değil. İlaçlar, hayat tarzındaki değişiklikler, terapiler vücudun virüsü kontrol altında tutmasını sağlıyor ve HIV’in AIDS’e dönüşmesinin önüne geçiliyor.

5. Eğer virüsle yaşayan kişinin partneri de HIV ile yaşıyorsa korunmasız seks yapabilirler

Eğer iki kişi de HIV pozitif ise bu onların teşhis konulmadan önceki davranışlarını ve hayat tarzlarını değiştirebilecekleri anlamına gelmez. Virüsle yaşayan kişilerin AIDS olmaması için en önemli şey, iki kişinin de sağlık uzmanlarının tavsiyelerini dinleyerek hastalığın üstesinden gelmeleri.

Çünkü virüsün farklı tipleri var ve farklı virüs tipleri arasındaki transferden kaynaklı dirence çapraz direnç deniyor. Elinizden geldiğince bu virüsü başkasına geçirmemek için uğraşmalısınız. Bunun en önemli unsurları ise korunmasız seks yapmamak.

Kanamanız olması gibi durumlarda vücut sıvılarının başka birisine bulaşmaması için uyarılarda bulunmak.

6. Sivrisinekler HIV yayar

Sivrisineklerin Batı Nil virüsü ya da sıtma gibi hastalıkları yaydığı bilinse de HIV taşıdığı ya da bulaştırdığına rastlanmamıştır. Eğer sivrisinekler HIV bulaştırabilseydi çocuklarda, ergenlerde, HIV’le karşılaşma riski düşük kişilerde daha yaygın olması beklenirdi. Aynı zamanda HIV’in sadece insanlarda barınabilen bir virüs tipi olduğu düşünülüyor.

7. HIV taşısaydınız bunu bilirdiniz

HIV ile yaşayan insanlar kendilerini mutlaka hasta “hissetmez”.  Herhangi bir semptom görülmeden de, HIV’e sahip olmak mümkün. HIV testi yaptırmak, birisinin HIV pozitif olup olmadığını belirlemenin tek yoludur.

8. HIV ve AIDS’e aynı virüs neden olmaz

Bazı kişiler HIV ve AIDS’e aynı virüsün neden olmadığını iddia ediyor. Bu doğru değil. Tedavi edilmediğinde, HIV muhtemelen bağışıklık sisteminin çökmesi anlamına gelen Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromuna (AIDS) ilerleyecektir. Ama HIV tedavisi ile, virüsle yaşayan çoğu insan AIDS’in gelişme süresini uzatabilir veya önleyebilir.

9. Eğer HIV için ilaç kullanıyorsanız, virüsü yaymazsınız

İlaç kullanıyor dahi olsanız, HIV ile yaşayan kişi başkalarıyla korunmasız seks yaptığı, kullanmış olduğu iğneyi paylaştığı, başkalarını kanına ya da diğer vücut sıvılarına maruz bıraktığı takdirde virüsü bulaştırır.

Ancak uzun süredir devam eden araştırmalar sonucunda, HIV tedavisi altında “kanında saptanamaz HIV” sonucu bulunan bir kimse cinsel ilişki ile virüsü neredeyse bulaştırmaz.

Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Murat Sayan ise, “Neredeyse” ifadesinin bulaştırmamanın yüzde 100 olmayacağı anlamında düşünülmesi gerektiğini aktardı. Bu konu üzerindeki araştırmalar sürüyor.

Al Jazeera

10. HIV pozitif olmam çünkü eşcinsel değilim

Cinsel yöneliminiz ne olursa olsun HIV ile enfekte olabilirsiniz. HIV cinsiyet ayrımı yapmaz.

11. HIV pozitif kadınlar bebek sahibi olamazlar, olmamalılar

HIV taşıyıcılığını kronik bir tıbbi durum seviyesine indirgeyen ilaçların bulunduğu 1996’dan bu yana HIV pozitif kadınlar çok basit önlemlerle HIV negatif bebek sahibi olabilirler. Ancak dikkat etmeleri gereken şeyler bulunmaktadır.

HIV pozitif anne, gebeliği süresince de tedavi olmaya devam ederse bu oran %0,5’in altına kadar düşürülebilmektedir. HIV pozitif gebenin, doğumu sezaryen ile yapılması önerilmektedir. Bebeğin doğumdan sonra belli süre tedavi olması, hekim kontrolü altında olması gerekmektedir.

Emzirme ile HIV, bebeğe bulaşabileceğinden, anne, bebeğini emzirmemelidir.

12. HIV ile yaşayanlar her işte çalışamaz ve çalıştıkları yere bunu bildirmek zorundadırlar

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 48’inci maddesine göre herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme yapma hürriyetine sahiptir. Dolayısıyla HIV’le yaşayanların diledikleri alanda çalışma hakları vardır. HIV ile yaşayan bireylerin HIV statülerini çalıştıkları iş yerine bildirme zorunlulukları yasal olarak mevcut değildir. İşe girişte başvurucudan HIV testi istenmesi yasal değildir.

Kaynaklar: Kırmızı Kurdele, Everyday Health, Pozitif Yaşam, Sağlık Bakanlığı

Kapak görseli: Agência Brasil

Yayın tarihi: 01.12.2016

Источник: //teyit.org/hiv-ve-aids-ile-ilgili-12-yanlis-bilgi/

HIV 10 yıl kendini gizleyebiliyor

HIV 10 Yıl Kendini Gizleyebiliyor

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, HIV’in korkulması değil öğrenilmesi gereken bir hastalık olduğuna dikkat çekti.

HIV virüsünün vücudun savunma gücünü zayıflatarak sağlıklı kişilerde hastalık yapamayan basit mikropların bile ölümcül enfeksiyonlara yol açmasına neden olduğunu anımsatan Sönmezoğlu, “Tüm dünya ülkelerinde hızla yayılan yeni HIV enfeksiyonu sayıları 1996 yılında etkin ilaçların kullanıma girmesiyle azalmaya başlamış, ancak 2004’ten sonra ölüm oranları düşmeye başlamıştır” diye konuştu.

AIDS / HIV nedir, nasıl bulaşır? Belirtileri, ELISA testi ve tedavisi

Gelişmiş ülkelerde alınan önlemlerle hasta sayısının düştüğünü ifade eden Sönmezoğlu, Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkelerinde ise sayının artmaya devam ettiğini söyledi.

Hızlı Yayılmanın Nedeni Hastalığı Bilmeme

Prof. Dr.

Sönmezoğlu, kişinin virüsü korunmasız cinsel temasla alması durumunda, ortalama 8-10 yıl hiçbir hastalık belirtisi olmadan yaşayabildiği için yine korunmasız cinsel yolla birçok kişiye bulaştırmayı sürdürdüğüne işaret etti.

Sönmezoğlu, “Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar konusunda danışmanlık veren kurum sayısının az olması, kişilerin sağlık kurumlarına yeterli başvurularının olmaması, kayıt sistemlerinin yetersiz olması ve şüphe duyan kişilerin ücretsiz test yaptırabileceği kurum olmaması, toplumda HIV virüsünün hızlı yayılmasının nedenleri olarak sayılabilir” dedi.

Gençler Risk Altında

Türkiye’deki rakamlar incelendiğinde cinsel aktif genç erişkinlerin ülkemizde hastalığa yakalanma açasından öncelikli risk grubu oluşturduğuna dikkati çeken Sönmezoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“HIV virüsünün tedavisi için yapılan araştırmalar, yeni ilaç çalışmaları ve yayınlar hiçbir hastalıkta olmadığı kadar hızlıdır. Günümüzde HIV tedavisi üçlü ilaç kombinasyonu ile yapılmaktadır.

Yeni geliştirilen ilaçlarla birlikte doz sıklığı, ilaç sayısı azalmış, kısa ve uzun dönem yan etkileri daha az olan ilaçlar geliştirilmiştir.

Erken tanı alan ve fırsatçı hastalık gelişmeyen hastalarda etkin tedavi ile beklenen yaşam süresi gelişmiş ülkelerde aynı yaş grubundaki normal popülasyona yakın bulunmaktadır.”

Tedaviyle Bulaşma Yüzde 97 Azalıyor

Prof. Dr.

Sönmezoğlu, etkin tedavi ile yaşam süresinin uzamasının yanı sıra tedavisini aksatmayan hastanın HIV enfeksiyonu bulaştırma olasılığının yüzde 97 azaldığını kaydederek “HIV pozitif gebelerin bebeklerine virüsü bulaştırma olasılığı çok düşürülmüş, HIV’e bağlı ölümler yüzde 45 azalmıştır.

Tedavinin alternatifi toplumun hastalık hakkında bilinçlendirilmesi ve hastalığın önlenmesi olup maliyeti çok daha düşüktür ve travmatik değildir. Dünya Sağlık Örgütü 2020 ve 2030 hedeflerine HIV enfeksiyonunun toplum sağlığı için tehdit olmaktan çıkması için yapılacak çalışmaları koymuştur.”

Sayılarla HIV:

  • Türkiye’de ilk HIV vakası 1985 yılında teşhis edildi, aynı yıl 3 vakaya daha teşhis kondu.
  • 1996’dan sonra yeni teşhis sayısı 100’lü, 2012 den sonra 1000’li rakamlara ulaştı. Yalnızca 2016 yılında, 2573 yeni hastaya teşhis kondu.
  • Sağlık Bakanlığı Aralık 2016 verilerine göre Türkiye’de 14.

    695 HIV/AIDS hastası bulunuyor.

  • Kayıtlı HIV pozitif olguların yüzde 80’i 20-49 yaş, yüzde 15’i 50 yaşından büyük.
  • Türkiye’de kayıtlı hastaların, var olduğu düşünülen toplam HIV virüsü bulaşmış hastaların yüzde 40 kadarı olduğu, gerçek sayının 30.

    000 civarı olduğu tahmin ediliyor

  • HIV tedavilerine 2000’li yıllarda yüzde 2 oranında hasta ulaşabiliyorken 2007’de oran yüzde 12’ye, Haziran 2017’de ise yüzde 57’lere (20,9 milyon kişi) ulaştı.
  • Olguların yüzde 78,2’si erkek, yüzde 21,8’i kadın olup yüzde 15,1’i yabancı uyruklu.

  • Olguların yüzde 49,8’i hastalığa cinsel yolla, yüzde 1,5’i damar içi madde kullanımı yoluyla yakalanmış. Yüzde 46,7’si ise bulaşma yolunu bilmiyor.
  • 142 bebek annesinden hastalığı alırken 90’ı kan ürünleri transfüzyonu yoluyla ve 63’ü hastanede bu hastalığı almış. 20 de hemofili olgusu bulunuyor.

AIDS artık ölümcül değil, kronik bir hastalık olarak kabul edilmeli

Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, Türkiye’de yeni HIV enfeksiyonlarının ve ölümlerin azaltılması için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

  • 18-45 yaş grubu başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerine HIV konusunda eğitim verilmeli.
  • Korunmasız cinsel temastan kaçınılması için özellikle genç erişkinler uyarılmalı.
  • Cinsel temasla bulaşan başka hastalığı ve verem hastalığı olanlar ile gebeler HIV testi yaptırmalı.
  • HIV virüsünün kan ve genital salgılarda bulunduğu, sosyal yaşamda tokalaşma gibi deri temasları ile geçemeyeceği vurgulanmalı.
  • HIV’in etkin tedavisinin olduğu anlatılmalı
  • Özellikle bulaşma riski altında olan gruplar eğitilmeli ve test yaptırmaları için desteklenmeli.
  • Tedaviye başlama ve devam etme konusunda hastalar desteklenmeli.
  • Hastaların bilgi mahremiyeti ve sosyal yaşamlarını koruma haklarına saygı gösterilmeli.

“HIV korkulması değil öğrenilmesi gereken bir hastalıktır” mesajı yaygınlaştırılmalı

Источник: //www.medikalakademi.com.tr/hiv-10-yil-kendini-gizleyebiliyor/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.