HIV/AIDS Farkındalık Araştırmasının Sonuçları Açıklandı

içerik

Türkiye, HIV/AIDS ile mücadelede bölge lideri olacak

HIV/AIDS Farkındalık Araştırmasının Sonuçları Açıklandı

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal, AA muhabirine yaptığı açıklama, HIV/AIDS'in, dünyada en çok araştırılan hastalıklar arasında olduğunu belirterek, HIV'in cinsel temas ya da kan yoluyla bulaştığını ve hastalığın son aşamasının AIDS olarak isimlendirildiğini ifade etti.

HIV'ın çok çabuk mutasyona uğrayan bir virüs olduğunu anlatan Ünal, aynı tuvalet ya da havuzun kullanılması, sivrisinek sokması, sarılma ya da tokalaşmayla bulaşmadığını bildirdi.

Ünal, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) son verilerine göre bugüne kadar 70 milyondan fazla kişinin bu hastalığa yakalandığını, 35 milyon kişinin hastalığa bağlı yaşamını yitirdiğini ve 35 milyon kişinin de hastalıkla yaşadığını anlattı.

DSÖ'nün Kuzey Amerika, Avrupa, Afrika, Uzak Doğu, Doğu Avrupa ve Orta Asya'da hastalık görülme sıklığına ilişkin inceleme yaptığını aktaran Ünal, farkındalık düzeyinin artmasıyla, yeni HIV/AIDS sıklığında genel anlamda bir azalmanın söz konusu olduğunu kaydetti.

Ünal, “Verilere göre, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Rusya, Belarus, Ukrayna, Türk Cumhuriyetleri, Suudi Arabistan, Arap Emirlikleri gibi Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkelerinde artış olduğu belirlendi. Avrupa rakamlarına bakıldığında, bu bölgede bir yıl içinde 160 bin yeni vaka görüldü. Bu vakaların yaklaşık 138 bini Doğu Avrupa'da.

Türkiye'de bir yılda yaklaşık 2 bin yeni vaka görülüyor. Haziran 2017 itibarıyla bugüne kadarki toplam rakam 16 bin 500. Son rakamlara bakıldığında, son 10 yıldır Türkiye'de vaka sayısında diğer yıllara oranla dört kat artış var. Bu nedenle Türkiye, HIV/AIDS sıklığında hızla artış yaşanan ülkeler arasında yer alıyor.” diye konuştu.

“Hacettepe Üniversitesince de tanı ve eğitim desteği verilecek”

Türkiye'nin de içinde yer aldığı ülkelerdeki artış nedeniyle hastalıkla mücadale için harekete geçtiklerini aktaran Ünal, HÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından “Hacettepe HIV/AIDS Eğitim Günleri-Teoriden Kliniğe” başlıklı bilimsel toplantı düzenlendiğini bildirdi.

Ünal, söz konusu bilimsel toplantıya, Rusya, Slovenya, Romanya, Arnavutluk, Bulgaristan ve Romanya ile Suudi Arabistan ve Sudan'dan bilim insanlarının katıldığını, HIV-AIDS'i tüm yönleriyle ele aldıklarını ve çözüm önerileri için çalışma yaptıklarını vurguladı.

İki gün süren toplantının ardından bir rapor hazırlandığını ve iş birliği kararı alındığını aktaran Ünal, “Alınan karar doğrultusunda Türkiye'nin liderliğinde HIV/AIDS ile mücadele kapsamında bölgesel işbirliği yapılacak.” dedi.

Toplantının her yıl uluslararası katılımla sürdürüleceğine işaret eden Ünal, şöyle devam etti:

“Bu alanda, tüm katılımcı ülkeler işbirliği içinde faaliyetlerini yürütecek. Türkiye, bölgede lider ülke konumunda olacak. Bu kapsamda, HIV/AIDS araştırmalarının yapılabilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi laboratuvarında incelemelerde bulunuldu.

Alınan karara göre, bu bölgedeki tüm ülkelere referans tanı ve doğrulama hizmeti verecek bir referans laboratuvarı olması için çalışmalar yapılacak. Buna göre, bölge ülkelerinin tanı ve direnç testleri bu merkezde yapılacak. Hacettepe Üniversitesince de tanı ve eğitim desteği verilecek.

Bu ülkelerden çoğuyla dil, din, kültür birliğimiz olduğu için, düzenlenen uluslararası toplantıda ortak sorunlar tespit edilecek.”

“İş birliği çerçevesinde araştırmalar yapılacak”

Rusya Saint Petersburg AIDS Merkezi Bilimsel Araştırmalar Birimi Sorumlusu Dr. Tatiana Vinogradova da ülkelerindeki artışın, yeterli önleme programların olmaması ve uygulanan programların da geniş kapsamlı uygulanamamasından kaynaklandığı değerlendirmesinde bulundu.

Hastaların çoğunun durumları ağırlaştığında hastaneye başvurduğunu anlatan Vinogradova, Türkiye'nin liderliğinde gerçekleştirilecek bölgesel işbirliği ile ülkelerinde tanı sürecini hızlandırmaya yönelik çalışmalar yapacaklarını ifade etti.

Vinogradova, Türk bilim insanlarını Rusya'ya çağırarak eğitim çalışmalarında bulunacaklarını bildirerek, “Bu iş birliği çerçevesinde araştırmalar yapılacak. Bu şekilde, bizim kendi ülkemizde gözden kaçırdığımız konular ortaya çıkabilecek.” dedi.

“Bölgesel HIV/AIDS haritası çıkartılacak”

ABD'den Sağlık ve İnsan Hakları Global Enstitüsü Eş Kurucusu Dr. Arash Alaei de aslen İranlı olduğunu ve yaklaşık 21 yıldır HIV/AIDS üzerine çalışmalar yaptığını aktardı.

Türkiye'nin de yer aldığı bölge ülkelerindeki en büyük sorunun hastaneye başvurudan kaçınılmasından kaynaklandığını aktaran Alaei, Güney Afrika'da HIV/AIDS görülme sıklığının yüksek olmasına karşın hastalığın kontrol altında bulunduğunu, İsviçre'de hastaların yüzde 90'ının durumunu bildiğini ve ona göre tedavi aldığını bildirdi.

HIV pozitif olan kişilerin “Seks işçisi ya da erkeklerle beraber olan erkek gibi” nitelendirmelerden kaçındıkları için hastaneye başvurmadığı değerlendirmesinde bulunan Alaei, Türkiye'nin önderliğinde yürütülecek olan çalışmalarla “damgalama-ötekileştirme” sorunun da ortadan kaldırılması için eğitici ve farkındalık yaratıcı kampanyaların hayata geçirileceğini kaydetti.

Yapılacak çalışmalar hakkında bilgi veren Alaei, “İlk olarak katılımcı ülkelerle birlikte yaş grupları baz alınarak AIDS olanların neden hastaneye başvurudan kaçındığının belirlenebilmesi için her ülkede araştırma yapılacak.

İkinci olarak HIV pozitif olduğunu bilen kişilerin tedavi için başvurmaktan korkup korkmadıkları, korkuyorlarsa çekincelerinin ne olduğu belirlenecek. Üçüncü olarak da tedavi görenlerin aldıkları sağlık hizmetlerinin kalitesi araştırılacak.

” ifadesini kullandı.

Источник: http://www.yesilafsin.com/saglik/turkiye-hivaids-ile-mucadelede-bolge-lideri-olacak-h20010.html

HIV ve AIDS ile ilgili 12 yanlış bilgi

HIV/AIDS Farkındalık Araştırmasının Sonuçları Açıklandı

HIV/AIDS ortaya çıktığı tarihten bu yana hakkında en çok rivayetin ve yanlış bilginin yayıldığı konulardan biri.

HIV Nedir?

HIV kelimesinin açılımı, ‘Human Immmunodeficiency Virus’ (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü). Bu ifade, bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilen bir virüs anlamına geliyor.

AIDS nedir?

AIDS ise, ‘Acquired Immune Deficiency Syndrome’ (Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu) kelimelerinin kısaltması.Yani HIV enfeksiyonunun bağışıklık sistemini yetersiz hale getirdiği ve hastalık belirtilerinin başladığı duruma verilen isim.

HIV, doğrudan bağışıklık sistemine zarar verir. AIDS ise HIV’in tedavi ile baskılanmadığı durumda bağışıklık sistemini zayıflatmasından sonra ortaya çıkıyor

Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) 2015 yılı raporuna göre, dünyada 2015 yılı içinde yaklaşık 2,1 milyon kişi HIV ile enfekte oldu.

36,7 milyon HIV taşıyıcısı bulundu ve 1,1 milyon kişi AIDS’ten kaynaklı hastalıklar tablosu nedeniyle hayatını kaybetti. Tüm dünyada HIV ile yaşayan yetişkinlerde tedaviye erişim oranı %41, çocuklarda %32 hamilelerde %73.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 10 ülkeden topladığı verilere göre HIV pozitif kişilerin % 60’dan fazlası HIV ile yaşadığından habersiz.

Türkiye’de 1987 yılından beri kan ve kan ürünleri HIV yönünden test edilmekte.

Sağlık Bakanlığı konu ile ilgili dönem dönem yaptığı açıklamalarda, “Hastalık, virüsü taşıyan kişilerle birlikte oturmak, yemek yemek, aynı iş yerinde çalışmak, aynı okulda okumak, el sıkışmak, tokalaşmak, telefon, kitap, defter gibi araçları, ortak duş-banyo alanlarını ve tuvaletleri kullanmakla bulaşmaz” diyerek herkesi bu konuda bilinçli olmaya çağırıyor.

Yıllar içerisinde toplumda HIV/AIDS konusundaki bilinç ve farkındalık artmış olsa da hala yaygın şekilde kullanılan yanlış iddialar bulunmakta.

1. HIV testi, HIV bulaşmasına neden oluyor

Bazı iddialara göre HIV testinin kendisi kişilere virüs bulaştırıyor. Ancak hâlihazırda HIV ile yaşayan birinin iğnesi tekrar kullanılmadığı takdirde, HIV testi yaptırarak virüsü  almanız mümkün değil.

2. Oturduğunuz klozetten HIV bulaşabilir

HIV klozetten, çataldan, el sıkışmakla, kapı kolunu tutmakla yani gündelik temaslarla bulaşmıyor. HIV’in en bilinen bulaşma şekilleri korunmasız seks, virüsle yaşayan kişinin kanına ya da vücut sıvılarına başkasının maruz kalması, annenin hamileliği sırasında virüsü çocuğuna geçirmesi, kan nakli sırasında virüs taşıyan kişiden kan alınması.

3. HIV tedavi edilebilir

HIV’le yaşayan kişilerin virüsü kontrol altına alabileceği ilaçlar bulunuyor ve bu ilaçlar virüsün etkilerini azaltmaya yardımcı oluyor. Bu tür tedaviler ömrü uzatıyor ya da AIDS’in gelişmesini engelliyor. Ancak bilim insanları HIV’i tamamen vücuttan atabilecek bir tedavi yöntemi henüz geliştiremedi.

Panjab University, Sumit Malhotra

4. Eğer HIV pozitifseniz, en kısa sürede AIDS’ten hayatınızı kaybedersiniz

Eskiden, HIV teşhisi, virüs bulaşmış kişinin bağışıklık sistemi neredeyse çöktüğünde anlaşılabiliyordu. Virüsün etkileri nedeniyle yıllar içerisinde kişiler hayatını kaybediyordu. Ancak bu artık doğru değil. İlaçlar, hayat tarzındaki değişiklikler, terapiler vücudun virüsü kontrol altında tutmasını sağlıyor ve HIV’in AIDS’e dönüşmesinin önüne geçiliyor.

5. Eğer virüsle yaşayan kişinin partneri de HIV ile yaşıyorsa korunmasız seks yapabilirler

Eğer iki kişi de HIV pozitif ise bu onların teşhis konulmadan önceki davranışlarını ve hayat tarzlarını değiştirebilecekleri anlamına gelmez. Virüsle yaşayan kişilerin AIDS olmaması için en önemli şey, iki kişinin de sağlık uzmanlarının tavsiyelerini dinleyerek hastalığın üstesinden gelmeleri.

Çünkü virüsün farklı tipleri var ve farklı virüs tipleri arasındaki transferden kaynaklı dirence çapraz direnç deniyor. Elinizden geldiğince bu virüsü başkasına geçirmemek için uğraşmalısınız. Bunun en önemli unsurları ise korunmasız seks yapmamak.

Kanamanız olması gibi durumlarda vücut sıvılarının başka birisine bulaşmaması için uyarılarda bulunmak.

6. Sivrisinekler HIV yayar

Sivrisineklerin Batı Nil virüsü ya da sıtma gibi hastalıkları yaydığı bilinse de HIV taşıdığı ya da bulaştırdığına rastlanmamıştır. Eğer sivrisinekler HIV bulaştırabilseydi çocuklarda, ergenlerde, HIV’le karşılaşma riski düşük kişilerde daha yaygın olması beklenirdi. Aynı zamanda HIV’in sadece insanlarda barınabilen bir virüs tipi olduğu düşünülüyor.

7. HIV taşısaydınız bunu bilirdiniz

HIV ile yaşayan insanlar kendilerini mutlaka hasta “hissetmez”.  Herhangi bir semptom görülmeden de, HIV’e sahip olmak mümkün. HIV testi yaptırmak, birisinin HIV pozitif olup olmadığını belirlemenin tek yoludur.

8. HIV ve AIDS’e aynı virüs neden olmaz

Bazı kişiler HIV ve AIDS’e aynı virüsün neden olmadığını iddia ediyor. Bu doğru değil. Tedavi edilmediğinde, HIV muhtemelen bağışıklık sisteminin çökmesi anlamına gelen Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromuna (AIDS) ilerleyecektir. Ama HIV tedavisi ile, virüsle yaşayan çoğu insan AIDS’in gelişme süresini uzatabilir veya önleyebilir.

9. Eğer HIV için ilaç kullanıyorsanız, virüsü yaymazsınız

İlaç kullanıyor dahi olsanız, HIV ile yaşayan kişi başkalarıyla korunmasız seks yaptığı, kullanmış olduğu iğneyi paylaştığı, başkalarını kanına ya da diğer vücut sıvılarına maruz bıraktığı takdirde virüsü bulaştırır.

Ancak uzun süredir devam eden araştırmalar sonucunda, HIV tedavisi altında “kanında saptanamaz HIV” sonucu bulunan bir kimse cinsel ilişki ile virüsü neredeyse bulaştırmaz.

Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Murat Sayan ise, “Neredeyse” ifadesinin bulaştırmamanın yüzde 100 olmayacağı anlamında düşünülmesi gerektiğini aktardı. Bu konu üzerindeki araştırmalar sürüyor.

Al Jazeera

10. HIV pozitif olmam çünkü eşcinsel değilim

Cinsel yöneliminiz ne olursa olsun HIV ile enfekte olabilirsiniz. HIV cinsiyet ayrımı yapmaz.

11. HIV pozitif kadınlar bebek sahibi olamazlar, olmamalılar

HIV taşıyıcılığını kronik bir tıbbi durum seviyesine indirgeyen ilaçların bulunduğu 1996’dan bu yana HIV pozitif kadınlar çok basit önlemlerle HIV negatif bebek sahibi olabilirler. Ancak dikkat etmeleri gereken şeyler bulunmaktadır.

HIV pozitif anne, gebeliği süresince de tedavi olmaya devam ederse bu oran %0,5’in altına kadar düşürülebilmektedir. HIV pozitif gebenin, doğumu sezaryen ile yapılması önerilmektedir. Bebeğin doğumdan sonra belli süre tedavi olması, hekim kontrolü altında olması gerekmektedir.

Emzirme ile HIV, bebeğe bulaşabileceğinden, anne, bebeğini emzirmemelidir.

12. HIV ile yaşayanlar her işte çalışamaz ve çalıştıkları yere bunu bildirmek zorundadırlar

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 48’inci maddesine göre herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme yapma hürriyetine sahiptir. Dolayısıyla HIV’le yaşayanların diledikleri alanda çalışma hakları vardır. HIV ile yaşayan bireylerin HIV statülerini çalıştıkları iş yerine bildirme zorunlulukları yasal olarak mevcut değildir. İşe girişte başvurucudan HIV testi istenmesi yasal değildir.

Kaynaklar: Kırmızı Kurdele, Everyday Health, Pozitif Yaşam, Sağlık Bakanlığı

Kapak görseli: Agência Brasil

Yayın tarihi: 01.12.2016

Источник: https://teyit.org/hiv-ve-aids-ile-ilgili-12-yanlis-bilgi/

HIV / AIDS

HIV/AIDS Farkındalık Araştırmasının Sonuçları Açıklandı

İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü veya daha bilinen adıyla HIV, bağışıklık sistem hücrelerini hedef alarak enfeksiyon oluşturan ve enfeksiyonun ilerlemesi durumunda Edinilmiş İmmün Yetmezlik Sendromuna (AIDS) neden olabilen bir virüstür.

HIV; cinsel yolla, kan ve kan ürünleriyle veya anneden bebeğe bulaşmaktadır. HIV, enfeksiyonlara karşı savaşan bağışıklık sistemi hücrelerine saldırır.

Bu hücrelerin kaybı bedenin enfeksiyonlara ve belirli kanser türlerine karşı savunmasız kalmasına neden olur.

HIV enfeksiyonu öncesi kendiliğinden iyileşen veya tedavi edilebilen hastalıklar, savunma gücü yetersiz kaldığı için tedavi edilemez hale gelebilmektedir.

HIV enfeksiyonu ne kadar yaygındır?

80’li yıllarla beraber artışa geçen ve salgınlara yol açan HIV’in; geçmişten günümüze toplam 76 milyon kişinin enfeksiyonuna, 35 milyon kişinin AIDS’e bağlı hastalıklar nedeniyle ölümüne yol açtığı tahmin edilmektedir. 2016 yılı itibariyle dünya üzerinde 36 milyon HIV (+) hasta yaşamaktadır.

Bu sayının 2 milyonunun 15 yaş altı çocuklardan oluştuğu bilinmektedir. 2016 yılı içerisinde dünya çapında 1.8 milyon yeni teşhis HIV (+) vakası mevcuttur. Türkiye’de ise 2016 yılına kadar doğrulaması yapılmış 13.518 HIV (+), 1.537 AIDS vakası bildirilmiştir. Sadece 2016 yılı içerisinde 2.

470 yeni tanı almış hasta mevcuttur.

Özel test metodlarıyla yapılan değerlendirme sonuçlarına göre kişinin HIV ile enfekte olduğu anlamına gelir. Tedavi olunmadığı durumlarda, HIV bağışıklık sistemini tamamen yokedebilir ve enfeksiyon AIDS safhasına geçebilir.

HIV nasıl bulaşır?

HIV, HIV ile enfekte olmuş bir bireyin vücut sıvılarına temas edilmesi yoluyla bulaşır. Virüs, enfeksiyonun her aşamasında hatta enfekte olmuş; ama hiçbir şikayeti bulunmayan kişilerden de bulaşabilmektedir.

  • Kan
  • Semen (meni, ersuyu)
  • Pre-seminal sıvılar (meni gelmeden önceki berrak sıvı)
  • Vajinal sıvılar
  • Makat sıvıları
  • Anne sütü
  • HIV’in hamilelik sürecinde, doğum esnasında ya da emzirme döneminde kan ve diğer sıvılar yoluyla anneden-bebeğe geçişi virüsün bulaşma yollarındandır.

HIV’den nasıl korunulur?

HIV’in bulaşmasından korunmak için, cinsel ilişki boyunca doğru ve düzenli bir biçimde kondom (prezervatif/kılıf/kaput) kullanmak, cinsel partnerlerin sayısını sınırlamak ve ilaç enjeksiyon ekipmalarını asla paylaşmamak gerekmektedir.

Anneden çocuğa HIV bulaşması HIV’in çocuklara bulaşmasının en yaygın yoludur. Hamilelik sürecinde kadınlara ve doğumdan sonra bebeklere verilen HIV ilaçları, anneden çocuğa bulaşma riskini azaltmaktadır.

HIV, HIV (+) insanlarla tokalaşarak veya onlara sarılarak, HIV (+) bireylerin kullandıkları tabakları, klozet kapakları veya kapı kolu gibi eşyalarına dokunarak da bulaşmaz. HIV, hava yoluyla, kene, sivrisinek ya da diğer böcek ısırıklarıyla da bulaşmamaktadır.

HIV(+) bireylerde belirtiler nelerdir?

Kişinin HIV ile karşılaşmasından iki ila dört hafta içerisinde ateş, üşüme, ciltte döküntü ve grip benzeri semptomlar görülebilir. Belirtiler enfeksiyondan sonra birkaç hafta boyunca devam edebilir.

HIV enfeksiyonunun en erken evresi sonrası, HIV çok düşük seviyelerde artmaya devam etmektedir, bu yüzden kronik ishal, hızlı kilo kaybı ve fırsatçı enfeksiyonlar gibi daha ciddi belirtiler yıllarca görülmeyebilir.

(Fırsatçı enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi zayıflması sonrasında, sağlıklı bağışıklık sistemine sahip insanlardan daha sık veya daha ciddi olarak görülen enfeksiyonlar ve enfeksiyona bağlı kanser türleridir.)Tedavi edilmediği takdirde HIV, genellikle 10 yıl veya daha uzun bir süre sonrasında AIDS’e ilerlemektedir. Bu süre bazı bireylerde daha kısa olabilmektedir.

AIDS’te belirtiler nelerdir?

HIV(+) bir kişinin tedavisizlik dönemi sonucunda AIDS olup olmadığını değerlendirmek üzere bazı kriterler mevcuttur.

  • Sağlıklı bir insanda bağışıklık sisteminin durumunu gösteren CD4 hücre sayısı milimetreküpte 500 ila 1,600 hücre arasında değişiklik göstermektedir. Bu seviyenin 200 hücre’den az olması,
  • Bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan CD4+ T hücrelerinin lenfosit olarak adlandırılan diğer bağışıklık sistemi elemanlarına oranının %14 ün altına düşmesi,
  • Bakteri, parazit, mantar ve virüsler bağlı fırsatçı enfeksiyonların görülmesi,

AIDS hastalarında görülen ve tanı koydurucu durumlardır. Bu belirtilere dil üzerinde beyaz tabakalaşma, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kuru öksürük, nefes darlığı, ağız, burun, makat veya vajinadan kanama olması, ellerde veya ayaklarda hissizlik, ishal, ateş, gece terlemeleri, kontrolsüz kilo kaybı gibi durumlar eşlik edebilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün HIV ve AIDS klinik sınıflandırması, hastalığın klinik evreleri ve eşlik eden klinik durumlar ile/ belirtilerin değerlendirilmesiyle yapılmaktadır.

Bir bireye HIV bulaşmasını takip eden dönemde meydana gelen enfeksiyon ve devamında hastalığın ilerlemiş 4 klinik evresi olmak üzere toplam 5 evre mevcuttur.

HIV enfeksiyonu, erken dönemde sıklıkla belirti vermeden veya “viral sendrom” adı verilen bir tıbbidurumla seyretmektedir.

  • Klinik evre 1’de bireylerde belirti olmayabilir veya süreklilik gösteren yaygın lenf bezi şişkinliği görülebilir
  • Klinik evre 2’de açıklanamayan kilo kaybı, tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları, uçuk, ağız içinde yaralar, tırnaklarda mantar enfeksiyonlarına rastlanmaktadır. 
  • Klinik evre 3’te açıklanamayan şiddetli kilo kaybı, açıklanamayan uzun süreli ishal ve ateş, ağızda kandida (bir tür mantar) enfeksiyonu, akciğer tüberkülozu (verem), açıklanamayan anemi (kansızlık), şiddetli bakteriyel enfeksiyonlar, kronik trombositopeni (kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerin azlığı) görülmektedir
  • Son klinik evre olan 4’te bakteri, parazit, mantar ve virüs kaynaklı fırsatçı enfeksiyonlar ve sistemik enfeksiyonlar HIV/AIDS ile beraber görülürler ve bunlar hastalığın sınıflandırılmasında da kullanılmakta olan klinik durumlardır.

HIV/AIDS teşhisi nasıl konur?

Kan tetkikleri HIV teşhisi için en yaygın test yöntemidir. Bu tetkiklerin temelinde enfekte kişinin kanında virüse karşı oluşturulmuş antikor adı verilen yapıların tespiti bulunmaktadır. HIV’de erken test ve teşhis hayati bir yere sahiptir.

Erken teşhis ve ardından doktor gözetiminde kullanılacak olan tedavi ile hastalığın kontrol altına alınması, başkalarına bulaştırılmasının önlenmesi açısından çok önemlidir.

Vücudun virüse karşı oluşturacağı antikorların (savaşçı hücreler) 6 haftadan 6 aya kadar bir süre içerisinde oluşmaya başlaması nedeniyle risk altında olduğu düşünülen hastalar takip edilmelidir.
HIV/AIDS teşhisinde,

  • Elisa
  • Salgı Testi
  • Virüs Yükü Testi
  • Western Blot testi yer almaktadır.

HIV’e karşı oluşturulmuş antikorlardaki enzim aktivitesini ölçerek enfeksiyonu tespit eden Elisa testi, teşhiste öncelikle kullanılmakta olan yöntemdir. Elisa testi pozitif olan bir bireyin Western Blot testiyle HIV teşhisi teyit edilmelidir. Elisa testi negatif olan bir bireyde ise HIV enfeksiyonu düşünülüyorsa bir ila üç ay içerisinde test tekrarlanmalıdır.

Tükürük testi, kulak temizleme çubuğuna benzer pamuk bir materyalle, yanağın içerisinden sürüntü örneği alınıp, yetkin bir laboratuvar aracılığıyla test edilmesiyle gerçekleştirilir. Virüs yükü testi, genellikle tedavi durum takibi ve HIV enfeksiyonunun erken teşhisi amacıyla kandaki virüs miktarını ölçümleyen yöntemdir.

Western Blot, Elisa testi sonrasında teşhisin kesinleştirilmesi amacıyla yapılan doğrulama testidir.

Kimler HIV/AIDS testi yaptırmalıdır?

Korunmasız cinsel ilişki hikayesi olan, – Damar içi ilaç bağımlılığı ve ortak enjektör kullanımı olan, – HIV (+) kişinin partneri olan, – HIV görülme sıklığının yüksek olduğu ülkede doğmuş ya da yaşamış olan, – Yüksek görülme sıklığı olan bölgelere seyahat etmiş ya da orada yaşamış olan, – Gebeler (en erken dönemde), – Cinsel saldırıya maruz kalanlar, – Evlilik öncesi (gönüllülük esasına dayalı),

– Tüberküloz (verem), cinsel yolla bulaşan enfeksiyon tanısı almış olan kişiler kontrol amacıyla hekime başvurmalıdırlar.

HIV enfeksiyonun tedavisinde virüsün çoğalmasını kontrol eden, antiretroviral tedavi (ART) olarak adlandırılan ilaçlar kullanılmaktadır. ART, HIV’in çoğalmasını önler ve vücuttaki virüs miktarını azaltır.

Vücutta daha az virüs yükünün bulunması bağışıklık sisteminin etkinliğinin kuvvetlenmesini ve hastalığın AIDS’e ilerleyişinin önlenmesini sağlar.

HIV (+) olan bireylerin mümkün olan en kısa sürede tedaviye başlamaları gerekmektedir.

HIV (+) kadınlarda gebelik

Gebe olan veya gebe kalmayı planlayan bir kadın; gebelikte, doğumda veya emzirme döneminde bebeğe bulaşma ihtimali olması dolayısıyla HIV enfeksiyonu açısından test edilmelidir.

Antiretroviraller adı verilen HIV ilaçlarının kullanılması, enfeksiyonun anneden çocuğa geçişini önleyebilmektedir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, bulaşma o kadar etkili şekilde önlemektedir.

Bununla beraber HIV (+) bir annenin tedavisinin, doğum döneminde veya doğum sonrasında dahi mümkün olan en erken zamanda başlanmasının bulaşıcılığı önlemede büyük önemi vardır.

Antiretroviral tedavi, HIV (+) bireylerin daha uzun ve sağlıklı yaşamalarına yardım eden ve yaşam boyu süren bir tedavidir.

Ancak antiretroviral tedavinin etkili olması; ilaç uyumuna, ilaçların her gün ve belirtilen şekilde kullanımına bağlıdır.

HIV tedavi rejimine uyum, virüsün çoğalmasını ve bağışıklık sisteminde çöküşü önlemektedir. HIV ilaçlarının her gün kullanımı HIV’in bulaşma riskini de azaltmaktadır.

Referanslar:

  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/19/45/hiv-aids–the-basics ET:09.01.2018
  • http://www.unaids.org/en/resources/fact-sheet ET:09.01.2018
  • http://www.thsk.gov.tr/component/k2/353-istatiksel-veriler/bulasici-hastaliklar-daire-baskanligi-istatiksel-veriler.html ET:09.01.2018
  • https://www.ucsfhealth.org/conditions/aids/diagnosis.html ET:09.01.2018
  • https://aidsetc.org/guide/hiv-classification-cdc-and-who-staging-systems ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/testing.html ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/livingwithhiv/index.html ET:09.01.2018
  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/20/50/preventing-mother-to-child-transmission-of-hiv ET:09.01.2018
  • https://www.plannedparenthood.org/learn/stds-hiv-safer-sex/hiv-aids/what-are-symptoms-hivaids ET:09.01.2018

Источник: https://gskpro.com/tr-tr/tedavi-alanlari/tr/hiv/hiv-aids/

AIDS Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

HIV/AIDS Farkındalık Araştırmasının Sonuçları Açıklandı

Bağışıklık sistemi insan vücudunu ayakta tutan, hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlayan bir sistemdir.

Başka bir ifadeyle bir canlıda oluşabilecek hastalıklara karşı koruma yapan, patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok etmeye çalışan işlemlerin bütünüdür.

Bu olağanüstü dengenin herhangi bir nedenle bozulması, zayıflaması, direncinin azalması gibi durumlar birçok hastalığın vücudumuza gelip yerleşmesi için en uygun zamanlardır.

Zaten zayıf olan vücut direnci gelen bu hastalık karşısında mücadele edemez. Vücuda girdiğinde bağışıklık sistemini yerle bir eden virüslerden biri HIV’dir. HIV ise insanlık tarihinde bu güne kadar birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olan AIDS gibi ciddi bir hastalığın oluşma sebebidir.

Haşimato Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır ve genellikle ölümle seyreden tehli bir hastalıktır. HIV virüsünün en kötü yanı kana bulaşıktan sonra uzun yıllar belirti vermemesidir. Kişinin kendini iyi hissettiği ve hiçbir şekilde belirti vermeyen bu süreç içerisinde hastalığın temelleri çoktan atılmış olabilmektedir.

AIDS Nedir?

AIDS, HIV (Human Immunodeficiency Virus – İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) adı verilen bir virüsün neden olduğu, kan yoluyla ve cinsel yolla bulaşan, bağışıklık sisteminin tamamen çökmesine neden olan, bulaşıcı bir hastalıktır. AIDS, İngilizcede Acquired Immune Deficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir sözcüktür.

HIV vücuda girdiğinde hastalıklara karşı direnç göstermemizi sağlayan bağışıklık sistemini yavaş yavaş yok eder ve soğuk algınlığı gibi hafif bir hastalığa bile direnç gösteremeyecek hale getirir.

Vücut enfeksiyonlara ve daha birçok hastalığa karşı korunamaz. Kadınlarda ve erkeklerde her yaşta ortaya çıkabilen AIDS ise HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır.

HIV virüsünün en kötü yanı vücuda girdikten sonra uzun yıllar bile belirti vermemesidir.

Kanında HIV taşıyan kişiye HIV pozitif denir ve HIV pozitif birinin 8-10 yıl bile AIDS’e yakalanmadığı görülmüştür.

Bu virüs vücuda girdikten sonra kişi kendini iyi hissedebilir, herhangi bir şikayet ve bulgu görülmez. Ancak yapılan kan tetkikleriyle virüsün vücutta olup olmadığı kesinleşebilir.

Bulaşmanın tahmin edildiği zamandan 3 ay sonrasında yapılan ELİSAtestleri bu konuda en doğru sonucu veren testtir.

Oldukça ciddi ve ölümcül seyreden AIDS vakalarının % 80’inde, hastalığa yakalanan kişi teşhis konulduktan sonraki 2 yıl içerisinde, eklenen başka bir enfeksiyon ve genellikle de kanser yüzünden hayatını kaybetmektedir. Hastalığın kuluçka dönemi çok uzun olduğu için teşhis edilmesi de zordur.

İlk olarak ABD’nin New York kentinde 1981’de ortaya çıkan AIDS ülkemizde 1985 yılından sonra görülmeye başlandı. Bilinen ilk AIDS vakalarında hastaların eşcinsel erkekler ve şırıngaları ortak kullanan uyuşturucu bağımlısı insanlar olduğu bilinmektedir.

Dünyadaki HIV pozitif vakalarının % 70’i Afrika’dadır. Birleşmiş Milletler’in 2004 raporuna göre ise dünyada HIV pozitif olan 38 milyon kişi bulunmakta ve her yıl 3 milyon kişi AIDS’ten hayatını kaybetmektedir.

1981-2008 yılları arasında AIDS’ten ölen insan sayısı ise 20 milyondur.

AIDS’in Nedenleri Nelerdir?

AIDS hastalığının etkeni olan HIV retrovirüs ailesine mensup bir lentivirüstür.

Bilim adamlarının ilk olarak Afrika’da rastlanan HIV vakalarından yola çıkarak yaptığı araştırmalar neticesinde, burada yaşayan şempanzelerde HIV’e çok benzeyen bir virüsün varlığı tespit edilmiştir.

Bugüne kadar virüsün maymunlarda herhangi bir hastalığa neden olduğu saptanmamıştır. Muhtemel varsayıma göre 20. yüzyılın başlarında maymun etlerinin avlanması sırasında insanlara geçtiği ve HIV virüsünün oluştuğu düşünülmektedir.

AIDS’in Belirtileri Nelerdir?

HIV’in bulaştıktan sonra hemen AIDS hastalığını oluşturmadığını ve uzun yıllar herhangi bir belirti vermediğini yazımızın giriş kısmında anlatmıştık.

Virüs bulaştıktan sonra kişinin vücut direncine, yaşam koşullarına bağlı olarak hastalık hemen de oluşabilir, birkaç yıl sonra da ortaya çıkabilir. Virüs vücuda girdiğinde ilk olarak kan hücrelerine yerleşir ve burada gittikçe çoğalır.

Zarar gören kan hücrelerinin sayısı azaldıkça vücudun bağışıklık sistemi ve savunma mekanizması tamamen çöker.

Bağışıklık sistemi çöken bir insan çok çabuk hasta olur ve en basit hastalıklarla bile mücadele edemeyecek hale gelir.

Lenf bezlerinde büyüme, akciğer hastalıkları, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, ağız ve çenede uçuk, yara ve lekeler; ishal, uzun süreli kırgınlık, halsizlik, öksürük, aşırı kilo kaybı ve gece terlemeleri AIDS’in bilinen en genel belirtileri arasında yer almaktadır.

Ek olarak pamukçuk, tüberküloz ve mantar hastalıkları gibi enfeksiyonların aynı anda görülmesi de AIDS’in varlığını düşündürmelidir. Kesin tanı ise ELİSA (anti-HIV) testi ile yapılabilmektedir.

AIDS’in Bulaşma Yolları Nelerdir?

Halk arasında genel olarak sadece cinsel yolla bulaştığına inanılan AIDS’in daha farklı bulaşma yolları da bulunmaktadır.

Öncelikle HIV’in çok hassas bir virüs olduğunu, havada uzun süre canlı kalamadığı için el sıkışmak, hapşırık, öksürük, deriye dokunma, gözyaşı, tükürük, idrar, dışkı ve aynı eşyaları kullanma ile bulaşmadığını söylememizde fayda var.

Çünkü toplumumuzda bu konuyu yanlış bilen insan sayısı küçümsenmeyecek kadar fazladır.

Şu ana kadar kayıtlara geçen milyonlarca AIDS vakasından sadece bir tanesinin öpüşme ile bulaştığı, onda da çiftlerin ikisinde de diş eti kanaması olduğu tespit edilmiştir. Yani bulaşma şekli tükürük değil kandır.

 HIV’in bulaşması için vücut sıvılarının doğrudan teması gerekmektedir.

Bunlar cinsel ilişki sırasında sperm veya cinsel sıvılar üzerinden, kan yoluyla ve anneden bebeğe süt yoluyla gerçekleşen bulaşma şekilleridir.

Genital bölgedeki hastalıklar, gonore (bel soğukluğu) ve klamidya gibi cinsel hastalıklar bu bölgelerde yaralara yol açtığı için HIV’in bulaşma riskini de artırmaktadırlar. Virüs anal, oral ve vajinal ilişki esnasında bulaşabilir.

Atlamamamız gereken önemli bir nokta da korunmasız anal ilişki esnasında HIV bulaşma riski, korunmasız vajinal ilişkiden daha yüksektir. Şu an dünyada HIV’in en yaygın bulaşma şeklinin homoseksüel cinsel ilişki olması da bu bilgiyi doğrulamaktadır.

AIDS’ten Korunma Yolları Nelerdir?

Bulaşma yollarını anlattığımız AIDS’in korunma yolları da buna paralel şekilde oluşmuş yöntemlerdir.

  • Kesinlikle korunmasız cinsel ilişkiye girilmemelidir. Prezervatifin güvenilir bir yöntem olmadığını bilmeli sağlam olmasına dikkat edilmelidir. Cinsel ilişki esnasında kayganlaştırıcı gibi prezervatife zarar veren maddeler kullanılmamalıdır.
  • Herhangi bir nedenle kan nakli yaptırmak zorundaysanız, AIDS testi yapılmamış, kontrolsüz kan kesinlikle kullanılmamalıdır.
  • HIV pozitif biri, test sonucunu gördükten sonra hiçbir şekilde kan bağışı yapmamalıdır.
  • Daha önce kullanılmış iğne, şırınga, makas, cerrahi alet, jilet, akupunktur ve diş hekimliği malzemeleri tekrar kullanılmamalıdır.
  • Güzellik merkezlerinde yaptırılan manikür ve pedikür benzeri işlemlerde kullanılan malzemelerin dezenfekte edildiğinden emin olunmalı; temizliğinden şüphe edilen yerlerde bu tarz işlemler yaptırılmamalıdır.

AIDS’in Tedavisi Nedir?

Günümüzde ilerlemiş tıpa ve gelişmiş teknolojiye rağmen AIDS için geliştirilmiş bir tedavi yöntemi veya aşı bulunmamaktadır. Uygulanan tedaviler ancak hastanın ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini yükseltmek yönündedir.

Genel olarak iki amaçlı tedavi yöntemi uygulanmaktadır.

Birincisi direkt HIV virüsü üzerinde etki eden ve virüsün çoğalmasını engellemeye yarayan ilaç tedavisi; ikincisi ise hastalık esnasında meydana gelen fırsatçı enfeksiyonlara ve kansere karşı mücadele eden ilaç tedavisidir.

AIDS Hakkında Genel Bilgiler

Birleşmiş Milletler’in 2002 yılında yayınladığı Türkiye HIV/AIDS Durum Analizi raporuna göre hastalığın ortaya çıkışından itibaren 7000-14000 insan AIDS hastalığına yakalanmıştır. T.C.

Sağlık Bakanlığı resmi rakamlarına göre ise 1985-2003 yılları arasında HIV/AIDS toplam vaka sayısı 1712’dir.

Genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde özellikle ergenlik dönemine yeni adım atmış gençler cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda bilinçlendirilmelidir.

Kayıtsız seks işçilerinin oldukça fazla olması ve ülkemize her yıl gelen 14 milyon civarındaki yabancı turistler HIV bulaştırma açısından büyük tehdit konumundadırlar. Tüm dünyada AIDS nedeniyle 1981-2008 yılları arasında 20 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Bu ciddi büyüklükteki rakamlar AIDS’in dünyanın en yıkıcı ve yaygın hastalık olduğunu göstermektedir.

Rota Virüsü Nedir? Hastalığın Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi Nelerdir?

HIV’in yayılması, AIDS hastalığına karşı bilincin artırılması, toplumdaki bilinen yanlışların, önyargıların yıkılması ve bu hastalıktan hayatını kaybedenlerin anılması adına 1 Aralık tarihi Dünya AIDS Günü olarak kabul edilmiştir. Her yıl 1 Aralıkta “AIDS öldürmez, Önyargı Öldürür” sloganıyla, AIDS hastalarının sesini duyurmak için etkinlikler ve kampanyalar yapılmaktadır.

Источник: https://bilgihanem.com/aids-nedir/

Dünyanın en büyük HIV/AIDS araştırması çarpıcı sonuçları

HIV/AIDS Farkındalık Araştırmasının Sonuçları Açıklandı

Araştırmayı yürüten Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Simten Malhan, sonuçları Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal ile birlikte açıkladı. Dünyada bugüne kadar yapılan en büyük HIV/AİDS Farkındalık Araştırması, toplumun yüzde 77.3’ünün HIV/AİDS konusunda bilgi sahibi olmadığını ortaya koydu.

Sonuçları değerlendiren Prof. Dr. Malhan ve Prof. Dr. Ünal, Türkiye’de giderek artan HIV/AIDS’in yaygınlaşmasının önüne ancak eğitimle geçilebileceğine dikkat çekti.

Toplumun % 77.3’ü HIV/AIDS’den habersiz!

Başkent Üniversitesi’nin, Hacettepe Üniversitesi HIV/AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi (HATAM) ve Gilead Sciences’ın desteği ile yürüttüğü ve bugüne kadar dünyada yapılan en büyük HIV/AIDS Farkındalık Araştırması‘nın çarpıcı sonuçları düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı. Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Simten Malhan ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal‘ın katılımıyla açıklanan araştırma sonuçlarına göre, toplumun yüzde 77.3’ü hastalığa dair bilgiye sahip değil.

Araştırma sonuçlarının açıklandığı toplantıda konuşan Prof. Dr. Serhat Ünal, Türkiye’de giderek yaygınlaşan bir teh olan HIV/AIDS’in toplumun karşısına çıkacak sessiz bir düşman olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Ünal, “HIV/AIDS’in manevi yükü oldukça ağır, maddi yükü de azımsanmayacak kadar önemli” dedi.

Prof. Dr.

Ünal, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2016 verilerine göre, dünyada ortalama 36,7 milyon HIV hastası bulunduğunu, bu hastaların 1,8 milyonunun yeni hastalardan oluştuğunu ve 2016’da 1 milyon hastanın hayatını kaybettiğini belirtti.

Türkiye’de ilk kez 1985 yılında ortaya çıkan ve o yıl 3 olan HIV/AIDS vaka sayısının her yıl giderek arttığını, 2016 yılında bu sayının 14 bini aştığını söyleyen Prof. Dr.

Ünal, bu artışın devam etmesi durumunda 2022’de toplam HIV/AIDS’li hasta sayısının 39 bini aşacağına işaret etti.

Prof. Dr.

Ünal, “Önemli bir teh olarak görünen HIV/AIDS’in topluma anlatılabilmesi için örgün eğitimden başlanarak, bilinçlendirmeye yönelik eylem planları oluşturulması, korunma olanaklarının kolaylaştırılması ve artırılması, anonim test/teşhis olanaklarının yaygınlaştırılması ve tüm bu eylemleri kapsayıcı bir ulusal mücadele planı oluşturulması gerekmektedir. Özellikle HIV/AIDS hastalarının toplumdan dışlanması ve damgalanmalarının engellenmesi adına eylem planları geliştirilmelidir. Hastalık yokmuş gibi davranmanın veya üstünü örtmenin hasta bireylerin uzun dönemli sağlık durumları ve halk sağlığı açısından çok daha ağır sonuçlar doğuracağı unutulmamalıdır” dedi.

Dünyanın en büyük HIV/AIDS farkındalık araştırması

Sonuçları açıklanan araştırmanın dünyada bugüne kadar, bu konuda yapılanların en büyüğü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Malhan da “HIV hastalığının toplumda ne kadar bilindiğine yönelik 2013-2015 yılları arasında dünyadaki en geniş katılımlı araştırmaya 10.000 kişi katılmıştı.

2010 yılında Çin’de yapılan araştırmaya ise 1353 kişi katılım göstermişti. Bu konuda, Türkiye’de de 2010 -2017 arasında 500 üniversite öğrencisine kadar ulaşan araştırmalar yapılmıştı.

Ancak 21 binin üzerinde kişinin katıldığı bizim çalışmamız, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük araştırması” açıklamasını yaptı.

“Amacımız çok daha geniş kapsamlı bir araştırmayla toplumun HIV/AIDS konusu hakkındaki farkındalığını/bilgi düzeyini ölçmekti” diyen Prof. Dr. Malhan, araştırmaya ilişkin şu bilgileri verdi:

“Toplumu temsil edebilir geniş kapsamlı bir araştırma yapabilmek için, kolay ulaşabilmek ve cevap alabilmek adına bir HIV/AIDS bilgi düzeyi anketi hazırlandı. Yüz yüze görüşme yöntemiyle, hazırlanan araştırma soruları 18 yaş üstü bireylere soruldu.

Araştırmada, eğitim, yaş ve cinsiyet tespitinden sonra HIV hakkında bilgisinin olup olmadığı, bulaşma yolları, HIV hastalarının normal bir yaşam sürüp süremeyeceği, bireylerin HIV testini nerelerde yaptırabileceği, HIV testi yaptırılırken kimliklerinin gizli tutulup tutulmaması konusu sorgulandı. Amaç, toplumdaki bilgi düzeyini ortaya koymaktı. 21.

347 kişiyle yapılan araştırmanın sonuçlarına göre toplumun yüzde 77.3’ünün HIV/AIDS konusundaki bilgisiz olduğu ortaya kondu.”

Araştırmanın özet bulguları:

Toplam 21.347 kişinin katıldığı araştırmada çıkan sonuçlar ise şöyle:

  • Araştırmada 21.347 kişiye ulaşılmıştır.
  • Katılımcıların % 52’si kadın ve %48’i erkek olup, ortalama yaş 32,9’dur.
  • Katılımcıların %77,3’ü HIV hakkında hiçbir bilgiye sahip değilken, %22,7’si iyi düzeyde bilgisinin olduğunu belirtmiştir.
  • Hastalığın bulaşma yolları konusunda katılımcıların %25,7’si kan yolu ve %22,5’i korunmasız cinsel ilişki ile bulaşabileceğini bilmezken, %34,8’si el sıkışma/sarılma ve %59,1’i öpüşme ile bulaşabileceğini ifade etmiştir.
  • Katılımcıların %75’i tedavi altındaki hastaların normal bir yaşam sürdürebileceğini bilmemektedir.
  • Ayrıca katılımcıların %49,8’i HIV testi yaptırırken kimliklerini ibraz etmeleri gerektiği düşüncesindedir.
  • Katılımcıların, HIV testinin nerelerde yaptırabileceği konusunda da bilgi yoksunluğu tespit edilmiştir.

SONUÇ OLARAK

  • Geniş popülasyonlu bu HIV/AIDS farkındalık araştırmasında toplumun önemli bir kesiminin hastalık hakkında herhangi bir bilgisinin olmadığı tespit edilmiştir.

  • Önemli bir teh olarak görünen HIV/AIDS’in topluma anlatılabilmesi için örgün eğitimden başlanarak bilinçlendirmeye yönelik eylem planları oluşturulması, korunma olanaklarının kolaylaştırılması ve artırılması, anonim test/teşhis olanaklarının yaygınlaştırılması ve tüm bu eylemleri kapsayıcı bir ulusal bir mücadele planı oluşturulması gerekmektedir.
  • Planın içinde özellikle HIV/AIDS hastalarının toplumdan dışlanması ve damgalanmalarının engellenmesi adına eylem planları geliştirilmelidir.

Hastalık yokmuş gibi davranmanın veya üstünü örtmenin hasta bireylerin uzun dönemli sağlık durumları ve halk sağlığı açısından çok daha ağır sonuçlar doğuracağı unutulmamalıdır.

‘HIV, dünya nüfusunu kontrol altına almak için BM tarafından yayılan bir komplo muydu?’

Источник: https://indigodergisi.com/2017/11/hiv-aids-arastirmasi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.