HIV/AIDS Farkındalık Araştırmasının Sonuçları Açıklandı

içerik

AIDS Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

HIV/AIDS Farkındalık Araştırmasının Sonuçları Açıklandı

Bağışıklık sistemi insan vücudunu ayakta tutan, hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlayan bir sistemdir.

Başka bir ifadeyle bir canlıda oluşabilecek hastalıklara karşı koruma yapan, patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok etmeye çalışan işlemlerin bütünüdür.

Bu olağanüstü dengenin herhangi bir nedenle bozulması, zayıflaması, direncinin azalması gibi durumlar birçok hastalığın vücudumuza gelip yerleşmesi için en uygun zamanlardır.

Zaten zayıf olan vücut direnci gelen bu hastalık karşısında mücadele edemez. Vücuda girdiğinde bağışıklık sistemini yerle bir eden virüslerden biri HIV’dir. HIV ise insanlık tarihinde bu güne kadar birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olan AIDS gibi ciddi bir hastalığın oluşma sebebidir.

Haşimato Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır ve genellikle ölümle seyreden tehli bir hastalıktır. HIV virüsünün en kötü yanı kana bulaşıktan sonra uzun yıllar belirti vermemesidir. Kişinin kendini iyi hissettiği ve hiçbir şekilde belirti vermeyen bu süreç içerisinde hastalığın temelleri çoktan atılmış olabilmektedir.

AIDS Nedir?

AIDS, HIV (Human Immunodeficiency Virus – İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) adı verilen bir virüsün neden olduğu, kan yoluyla ve cinsel yolla bulaşan, bağışıklık sisteminin tamamen çökmesine neden olan, bulaşıcı bir hastalıktır. AIDS, İngilizcede Acquired Immune Deficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir sözcüktür.

HIV vücuda girdiğinde hastalıklara karşı direnç göstermemizi sağlayan bağışıklık sistemini yavaş yavaş yok eder ve soğuk algınlığı gibi hafif bir hastalığa bile direnç gösteremeyecek hale getirir.

Vücut enfeksiyonlara ve daha birçok hastalığa karşı korunamaz. Kadınlarda ve erkeklerde her yaşta ortaya çıkabilen AIDS ise HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır.

HIV virüsünün en kötü yanı vücuda girdikten sonra uzun yıllar bile belirti vermemesidir.

Kanında HIV taşıyan kişiye HIV pozitif denir ve HIV pozitif birinin 8-10 yıl bile AIDS’e yakalanmadığı görülmüştür.

Bu virüs vücuda girdikten sonra kişi kendini iyi hissedebilir, herhangi bir şikayet ve bulgu görülmez. Ancak yapılan kan tetkikleriyle virüsün vücutta olup olmadığı kesinleşebilir.

Bulaşmanın tahmin edildiği zamandan 3 ay sonrasında yapılan ELİSAtestleri bu konuda en doğru sonucu veren testtir.

Oldukça ciddi ve ölümcül seyreden AIDS vakalarının % 80’inde, hastalığa yakalanan kişi teşhis konulduktan sonraki 2 yıl içerisinde, eklenen başka bir enfeksiyon ve genellikle de kanser yüzünden hayatını kaybetmektedir. Hastalığın kuluçka dönemi çok uzun olduğu için teşhis edilmesi de zordur.

İlk olarak ABD’nin New York kentinde 1981’de ortaya çıkan AIDS ülkemizde 1985 yılından sonra görülmeye başlandı. Bilinen ilk AIDS vakalarında hastaların eşcinsel erkekler ve şırıngaları ortak kullanan uyuşturucu bağımlısı insanlar olduğu bilinmektedir.

Dünyadaki HIV pozitif vakalarının % 70’i Afrika’dadır. Birleşmiş Milletler’in 2004 raporuna göre ise dünyada HIV pozitif olan 38 milyon kişi bulunmakta ve her yıl 3 milyon kişi AIDS’ten hayatını kaybetmektedir.

1981-2008 yılları arasında AIDS’ten ölen insan sayısı ise 20 milyondur.

AIDS’in Nedenleri Nelerdir?

AIDS hastalığının etkeni olan HIV retrovirüs ailesine mensup bir lentivirüstür.

Bilim adamlarının ilk olarak Afrika’da rastlanan HIV vakalarından yola çıkarak yaptığı araştırmalar neticesinde, burada yaşayan şempanzelerde HIV’e çok benzeyen bir virüsün varlığı tespit edilmiştir.

Bugüne kadar virüsün maymunlarda herhangi bir hastalığa neden olduğu saptanmamıştır. Muhtemel varsayıma göre 20. yüzyılın başlarında maymun etlerinin avlanması sırasında insanlara geçtiği ve HIV virüsünün oluştuğu düşünülmektedir.

AIDS’in Belirtileri Nelerdir?

HIV’in bulaştıktan sonra hemen AIDS hastalığını oluşturmadığını ve uzun yıllar herhangi bir belirti vermediğini yazımızın giriş kısmında anlatmıştık.

Virüs bulaştıktan sonra kişinin vücut direncine, yaşam koşullarına bağlı olarak hastalık hemen de oluşabilir, birkaç yıl sonra da ortaya çıkabilir. Virüs vücuda girdiğinde ilk olarak kan hücrelerine yerleşir ve burada gittikçe çoğalır.

Zarar gören kan hücrelerinin sayısı azaldıkça vücudun bağışıklık sistemi ve savunma mekanizması tamamen çöker.

Bağışıklık sistemi çöken bir insan çok çabuk hasta olur ve en basit hastalıklarla bile mücadele edemeyecek hale gelir.

Lenf bezlerinde büyüme, akciğer hastalıkları, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, ağız ve çenede uçuk, yara ve lekeler; ishal, uzun süreli kırgınlık, halsizlik, öksürük, aşırı kilo kaybı ve gece terlemeleri AIDS’in bilinen en genel belirtileri arasında yer almaktadır.

Ek olarak pamukçuk, tüberküloz ve mantar hastalıkları gibi enfeksiyonların aynı anda görülmesi de AIDS’in varlığını düşündürmelidir. Kesin tanı ise ELİSA (anti-HIV) testi ile yapılabilmektedir.

AIDS’in Bulaşma Yolları Nelerdir?

Halk arasında genel olarak sadece cinsel yolla bulaştığına inanılan AIDS’in daha farklı bulaşma yolları da bulunmaktadır.

Öncelikle HIV’in çok hassas bir virüs olduğunu, havada uzun süre canlı kalamadığı için el sıkışmak, hapşırık, öksürük, deriye dokunma, gözyaşı, tükürük, idrar, dışkı ve aynı eşyaları kullanma ile bulaşmadığını söylememizde fayda var.

Çünkü toplumumuzda bu konuyu yanlış bilen insan sayısı küçümsenmeyecek kadar fazladır.

Şu ana kadar kayıtlara geçen milyonlarca AIDS vakasından sadece bir tanesinin öpüşme ile bulaştığı, onda da çiftlerin ikisinde de diş eti kanaması olduğu tespit edilmiştir. Yani bulaşma şekli tükürük değil kandır.

 HIV’in bulaşması için vücut sıvılarının doğrudan teması gerekmektedir.

Bunlar cinsel ilişki sırasında sperm veya cinsel sıvılar üzerinden, kan yoluyla ve anneden bebeğe süt yoluyla gerçekleşen bulaşma şekilleridir.

Genital bölgedeki hastalıklar, gonore (bel soğukluğu) ve klamidya gibi cinsel hastalıklar bu bölgelerde yaralara yol açtığı için HIV’in bulaşma riskini de artırmaktadırlar. Virüs anal, oral ve vajinal ilişki esnasında bulaşabilir.

Atlamamamız gereken önemli bir nokta da korunmasız anal ilişki esnasında HIV bulaşma riski, korunmasız vajinal ilişkiden daha yüksektir. Şu an dünyada HIV’in en yaygın bulaşma şeklinin homoseksüel cinsel ilişki olması da bu bilgiyi doğrulamaktadır.

AIDS’ten Korunma Yolları Nelerdir?

Bulaşma yollarını anlattığımız AIDS’in korunma yolları da buna paralel şekilde oluşmuş yöntemlerdir.

  • Kesinlikle korunmasız cinsel ilişkiye girilmemelidir. Prezervatifin güvenilir bir yöntem olmadığını bilmeli sağlam olmasına dikkat edilmelidir. Cinsel ilişki esnasında kayganlaştırıcı gibi prezervatife zarar veren maddeler kullanılmamalıdır.
  • Herhangi bir nedenle kan nakli yaptırmak zorundaysanız, AIDS testi yapılmamış, kontrolsüz kan kesinlikle kullanılmamalıdır.
  • HIV pozitif biri, test sonucunu gördükten sonra hiçbir şekilde kan bağışı yapmamalıdır.
  • Daha önce kullanılmış iğne, şırınga, makas, cerrahi alet, jilet, akupunktur ve diş hekimliği malzemeleri tekrar kullanılmamalıdır.
  • Güzellik merkezlerinde yaptırılan manikür ve pedikür benzeri işlemlerde kullanılan malzemelerin dezenfekte edildiğinden emin olunmalı; temizliğinden şüphe edilen yerlerde bu tarz işlemler yaptırılmamalıdır.

AIDS’in Tedavisi Nedir?

Günümüzde ilerlemiş tıpa ve gelişmiş teknolojiye rağmen AIDS için geliştirilmiş bir tedavi yöntemi veya aşı bulunmamaktadır. Uygulanan tedaviler ancak hastanın ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini yükseltmek yönündedir.

Genel olarak iki amaçlı tedavi yöntemi uygulanmaktadır.

Birincisi direkt HIV virüsü üzerinde etki eden ve virüsün çoğalmasını engellemeye yarayan ilaç tedavisi; ikincisi ise hastalık esnasında meydana gelen fırsatçı enfeksiyonlara ve kansere karşı mücadele eden ilaç tedavisidir.

AIDS Hakkında Genel Bilgiler

Birleşmiş Milletler’in 2002 yılında yayınladığı Türkiye HIV/AIDS Durum Analizi raporuna göre hastalığın ortaya çıkışından itibaren 7000-14000 insan AIDS hastalığına yakalanmıştır. T.C.

Sağlık Bakanlığı resmi rakamlarına göre ise 1985-2003 yılları arasında HIV/AIDS toplam vaka sayısı 1712’dir.

Genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde özellikle ergenlik dönemine yeni adım atmış gençler cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda bilinçlendirilmelidir.

Kayıtsız seks işçilerinin oldukça fazla olması ve ülkemize her yıl gelen 14 milyon civarındaki yabancı turistler HIV bulaştırma açısından büyük tehdit konumundadırlar. Tüm dünyada AIDS nedeniyle 1981-2008 yılları arasında 20 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Bu ciddi büyüklükteki rakamlar AIDS’in dünyanın en yıkıcı ve yaygın hastalık olduğunu göstermektedir.

Rota Virüsü Nedir? Hastalığın Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi Nelerdir?

HIV’in yayılması, AIDS hastalığına karşı bilincin artırılması, toplumdaki bilinen yanlışların, önyargıların yıkılması ve bu hastalıktan hayatını kaybedenlerin anılması adına 1 Aralık tarihi Dünya AIDS Günü olarak kabul edilmiştir. Her yıl 1 Aralıkta “AIDS öldürmez, Önyargı Öldürür” sloganıyla, AIDS hastalarının sesini duyurmak için etkinlikler ve kampanyalar yapılmaktadır.

Источник: https://bilgihanem.com/aids-nedir/

HIV VE AIDS Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Tanısı ve Tedavisi

HIV/AIDS Farkındalık Araştırmasının Sonuçları Açıklandı

AIDS (Edinsel bağışıklık yetmezliği sendromu veya edinilmiş immün yetmezlik sendromu); HIV (İnsan bağışıklık eksikliği virüsü) adı verilen bir virüsten kaynaklanan bir sendromdur. Hastalık bağışıklık sistemini değiştirerek insanları enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı daha savunmasız hale getirir. Sendrom ilerledikçe bu hassasiyet kötüleşir.

HIV virüsü nasıl bulaşır?” HIV bulaşmış bir kişinin (meni ve vajinal sıvılar, kan ve anne sütü) vücut sıvıları içinde bulunur. Virüs kan yoluyla, kan ve cinsel temas yoluyla bir kişiden diğerine geçirilir. Buna ek olarak, enfekte olan hamile kadınlar gebelik sırasında bebeklerine HIV’i geçirebilirler, doğum sonrasında da bebeği emzirmek suretiyle HIV’i geçirebilir.

HIV virüsü ilişki, kan nakli ve kontamine hipodermik iğneler gibi birçok yoldan bulaşabilir.

Hem virüs, hem de sendroma genellikle birlikte HIV veya AIDS adı verilir. HIV’li insanlara “HIV enfeksiyonlu” denir. Sonuç olarak, bazılarında daha sonra AIDS gelişir. Bir AIDS hastasında sayısız fırsatçı enfeksiyon gelişimi sonuç olarak ölümle sonuçlanabilir.

Bilimsel araştırmaya göre, HIV’in kökenleri on dokuzuncu yüzyılın sonlarına veya yirminci yüzyılın başlarına kadar uzanıyor. AIDS ve nedeni, HIV, 1980’lerin başında tanımlanmış ve tanınmıştır.

HIV tedavi edilir mi?” Şu anda HIV veya AIDS için herhangi bir tedavi mevcut değildir. Tedaviler durumun seyrini yavaşlatabilir; bazı virüslü insanlar uzun ve nispeten sağlıklı yaşayabilir.

HIV ve AIDS Hakkında Hızlı Bilgiler:

HIV ve AIDS ile ilgili bazı önemli noktalar aşağıda kısaca listelenmiştir. Daha ayrıntılı ve destekleyici bilgi makalenin devamında yer almaktadır.

  • Gay, biseksüel ve tüm ırk ve etnik kökenlerden insanlarla ilişkiye giren diğer erkekler, HIV’den en fazla etkilenen nüfustur.
  • Kadınlar arasında yeni HIV enfeksiyonları, çoğunlukla heteroseksüel temas veya enjeksiyon kullanımına dayanıklıdır.
  • HIV için henüz tedavi yoktur ve bu durumla yaşayanlar üzerinde büyük mali bir sıkıntıya neden olabilir.
  • Partner sınırlama, asla iğne paylaşmama ve prezervatifi sürekli ve doğru kullanma gibi HIV’i önlemeye yönelik çok sayıda korunma yöntemi bulunmaktadır.

HIV ve AIDS Nedir?

HIV, bağışıklık sisteminde T hücrelerine saldıran virüstür.

AIDS, HIV enfeksiyonunun ileri aşamalarında görülen sendromdur.

HIV bir virüstür. AIDS tıbbi bir rahatsızlıktır.

HIV enfeksiyonu, AIDS’in gelişmesine neden olur. Bununla birlikte, AIDS gelişmeden HIV bulaştırmak mümkündür. Tedavi edilmediğinde, HIV enfeksiyonu ilerler ve sonunda vakaların çoğunda AIDS gelişir.

HIV testi erken evrelerde enfeksiyonu tanımlayabilir. Bu, hastanın virüsün çoğalmasını yavaşlatacak, AIDS’in başlamasını geciktirecek profilaktik (önleyici) ilaçları kullanılmasına olanak tanır. AIDS hastalarında hala HIV virüsü vardır ve yine de bulaşıcıdır. AIDS’li birisi, HIV virüsünü başka birine bulaştırabilir.

HIV ve AIDS Sebepleri Nelerdir?

HIV neden olur?” İnsan bağışıklık sisteminin hayati organlarını enfekte eden bir retrovirüstür. Virüs, antiretroviral tedavinin yokluğunda ilerler.

Virüs ilerleme oranı bireyler arasında büyük farklılıklar göstermektedir ve hastanın yaşı, vücudun HIV’e karşı savunma gücü, sağlık hizmetlerine erişim, eşlik eden enfeksiyonların varlığı, enfekte kişinin genetik mirası, belirli HIV virüslerine karşı direnç gibi faktörlere bağlıdır.

HIV aşağıdaki yollarla bulaşabilir:

  • Cinsel temas: Enfekte cinsel salgılarla (rektal, jenital veya oral müköz membranlar) temas olduğunda ortaya çıkabilir. Bu, korunmasız cinsel ilişkiye girerken veya HIV ile enfekte birisiyle cinsel oyuncaklar paylaşımı ile olur.
  • Perinatal transmisyon: Anne, çocuğuna doğum, hamilelik ve emzirme dönemlerinde bulaştırabilir.
  • Kan nakli: Kan transfüzyonuyla HIV bulaştırma riski günümüzde titiz tarama ve önlemler sayesinde gelişmiş ülkelerde son derece düşüktür.

Sıkı korunma prosedürleri sayesinde sağlık çalışanları için kazara enfeksiyon riski düşüktür.

Dövme ve piercing yaptıran kişiler de risk altındadır ve çok dikkatli olmalıdırlar.

HIV ve AIDS Belirtileri Nelerdir?

Çoğunlukla, HIV semptomları bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitlerden kaynaklanan enfeksiyonların sonucudur. Bu koşullar, vücuda enfeksiyona karşı koruyucu sağlıklı bağışıklık sistemine sahip bireylerde normalde gelişmez.

Erken HIV Enfeksiyonu Belirtileri

HIV’li birçok kişinin birkaç yıldır hiçbir belirtisi yoktur. Diğerleri gribe benzer belirtiler geliştirebilir. Genellikle virüse yakalandıktan iki ila altı hafta sonra olur. Belirtiler dört haftaya kadar sürebilir.

Erken HIV enfeksiyonunun belirtileri aşağıdakileri içerebilir:

  • Ateşlenme
  • Titreme
  • Eklem ağrısı
  • Kas ağrısı
  • Boğaz ağrısı
  • Terleme (özellikle geceleri)
  • Büyümüş bezler
  • Kızarıklık
  • Yorgunluk
  • Güçsüzlük, halsizlik
  • Kilo kaybı

Asemptomatik HIV Enfeksiyonu Belirtileri

Çoğu durumda, başlangıç semptomları kaybolduktan sonra yıllarca başka semptomlar olmayacaktır. Bu süre zarfında, virüs gelişmekte ve bağışıklık sistemine zarar vermektedir. Bu süreç 10 yıla kadar sürebilir. Enfekte kişi herhangi bir belirtiye rastlamaz, iyi hisseder ve sağlıklı görünür.

İleri Evre HIV Enfeksiyonu Belirtileri

Tedavi edilmediğinde, vücudun HIV enfeksiyonuyla mücadele kabiliyeti zayıflar. Kişi ciddi hastalıklara karşı savunmasız hale gelir. Bu enfeksiyon evresi “AIDS” olarak bilinir.

Son evre HIV enfeksiyonunun belirtileri aşağıdakileri içerebilir:

  • Bulanık görme
  • İshal (kalıcı, kronik)
  • Kuru öksürük
  • Haftalarca süren 37C’nin üzerinde ateş
  • Gece terlemeleri
  • Geçmeyen yorgunluk
  • Nefes darlığı
  • Şişmiş bezler haftalarca sürer
  • Haftalarca süren şişmiş bezler
  • Kilo kaybı
  • Dil veya ağızda beyaz lekeler

Geç evre HIV enfeksiyonu sırasında, hayati teh oluşturan bir hastalık gelişme riski daha fazladır. Örnekler şunlardır:

  • Özofajit (özofagusun alt ucunun astarında bir iltihaplanma)
  • Sinir sisteminde enfeksiyonlar (akut aseptik menenjit, subakut ensefalit, periferal nöropati)
  • Pnömoni
  • Bazı kanserler, örneğin; Kaposi sarkomu, invaziv serviks kanseri, akciğer kanseri, rektal karsinomalar, hepatoselüler karsinomalar, baş ve boyun kanseri, lenfoma olarak bilinen bağışıklık sistemi kanseri
  • Toksoplazmoz (beyine bulaşan bir parazitten kaynaklanan bir hastalık, gözlerde ve akciğerlerde hastalıklara neden olabilir)
  • Tüberküloz

Hayatı tehdit eden hastalıklar uygun HIV tedavisi ile kontrol edilebilir ve tedavi edilebilir.

HIV ve AIDS Teşhisi ve Tanı Testleri

“HIV nasıl tespit edilir?”

a) Kan testi: Tanı, virüs için özel olarak taranan bir kan testi ile yapılır. HIV virüsü bulunursa, test sonucu “pozitiftir”. Hastaya sonuç verilmeden önce kan birkaç kez tekrar test edilir. Testleri pozitif olanlar için enfeksiyonun nasıl ilerlediğini görmek amacıyla başka testlerden geçmeleri ve tedaviyi ne zaman başlatmaları gerektiğine karar vermeleri istenir.

Bir kişi virüse maruz kaldıysa, mümkün olan en kısa sürede tanı testleri yapılması çok önemlidir. Daha erken HIV saptanırsa, tedavinin başarısı o kadar yüksek olur. Ayrıca, virüsün başkalarına yayılmasını önlemek için önlemler alınmış olunur.

HIV ile enfeksiyondan sonra, virüsün testte görünmesi üç hafta ila üç aya kadar sürebilir. Yeniden test gerekebilir.

b) Ultra duyarlı HIV sensörü: 2012 yılında bilim adamları HIV dahil viral enfeksiyonları tespit eden son derece hassas bir sensör geliştirdiklerini bildirdiler.

HIV ve AIDS Tedavisi

Dünya Sağlık Örgütü’nün Haziran 2013’te yayınladığı talimatlara göre, daha önce yapılmış HIV antiretroviral tedavisi hayati önem taşıyor. Yaşam kalitesini arttırıyor, yaşam süresini uzatıyor ve bulaşma riskini azaltıyor.

HIV pozitif erişkin CD4 hücre sayısı 500 hücre / mm3 veya daha düşük olduğunda hemen tedaviye başlanılmalıdır.

Şu anda HIV ve AIDS için aşı veya tedavi yoktur. Ancak tedaviler çok daha etkili hale gelmiştir; bunlar hastaların genel sağlıklarını ve yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilirler.

Web sitemiz, ziyaretçilerimize online reklamlar sunmaktadır. Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bize destek olunuz.

Источник: https://www.hastalopedi.com/hiv-ve-aids/

Türkiye, HIV/AIDS ile mücadelede bölge lideri olacak

HIV/AIDS Farkındalık Araştırmasının Sonuçları Açıklandı

ANKARA – YEŞİM SERT KARAASLAN

Rusya, Belarus, Ukrayna, Türk Cumhuriyetleri, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi çeşitli nedenlerle hastaneye başvurunun az, toplumsal farkındalığın düşük olduğu ülkelerde, HIV/AIDS oranlarının düşürülebilmesi ve bilgi düzeyinin artırılabilmesi amacıyla, uluslararası katılımlı araştırmalar yürütülecek, bölgesel hastalık yükü haritası çıkartılacak, eğitim faaliyetleri yapılacak ve medya çalıştayları düzenlenerek iletişim stratejisi belirlenecek.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal, AA muhabirine yaptığı açıklama, HIV/AIDS'in, dünyada en çok araştırılan hastalıklar arasında olduğunu belirterek, HIV'in cinsel temas ya da kan yoluyla bulaştığını ve hastalığın son aşamasının AIDS olarak isimlendirildiğini ifade etti.

HIV'ın çok çabuk mutasyona uğrayan bir virüs olduğunu anlatan Ünal, aynı tuvalet ya da havuzun kullanılması, sivrisinek sokması, sarılma ya da tokalaşmayla bulaşmadığını bildirdi.

Ünal, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) son verilerine göre bugüne kadar 70 milyondan fazla kişinin bu hastalığa yakalandığını, 35 milyon kişinin hastalığa bağlı yaşamını yitirdiğini ve 35 milyon kişinin de hastalıkla yaşadığını anlattı.

DSÖ'nün Kuzey Amerika, Avrupa, Afrika, Uzak Doğu, Doğu Avrupa ve Orta Asya'da hastalık görülme sıklığına ilişkin inceleme yaptığını aktaran Ünal, farkındalık düzeyinin artmasıyla, yeni HIV/AIDS sıklığında genel anlamda bir azalmanın söz konusu olduğunu kaydetti.

Ünal, “Verilere göre, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Rusya, Belarus, Ukrayna, Türk Cumhuriyetleri, Suudi Arabistan, Arap Emirlikleri gibi Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkelerinde artış olduğu belirlendi. Avrupa rakamlarına bakıldığında, bu bölgede bir yıl içinde 160 bin yeni vaka görüldü. Bu vakaların yaklaşık 138 bini Doğu Avrupa'da.

Türkiye'de bir yılda yaklaşık 2 bin yeni vaka görülüyor. Haziran 2017 itibarıyla bugüne kadarki toplam rakam 16 bin 500. Son rakamlara bakıldığında, son 10 yıldır Türkiye'de vaka sayısında diğer yıllara oranla dört kat artış var. Bu nedenle Türkiye, HIV/AIDS sıklığında hızla artış yaşanan ülkeler arasında yer alıyor.” diye konuştu.

“Hacettepe Üniversitesince de tanı ve eğitim desteği verilecek”

Türkiye'nin de içinde yer aldığı ülkelerdeki artış nedeniyle hastalıkla mücadale için harekete geçtiklerini aktaran Ünal, HÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından “Hacettepe HIV/AIDS Eğitim Günleri-Teoriden Kliniğe” başlıklı bilimsel toplantı düzenlendiğini bildirdi.

Ünal, söz konusu bilimsel toplantıya, Rusya, Slovenya, Romanya, Arnavutluk, Bulgaristan ve Romanya ile Suudi Arabistan ve Sudan'dan bilim insanlarının katıldığını, HIV-AIDS'i tüm yönleriyle ele aldıklarını ve çözüm önerileri için çalışma yaptıklarını vurguladı.

İki gün süren toplantının ardından bir rapor hazırlandığını ve iş birliği kararı alındığını aktaran Ünal, “Alınan karar doğrultusunda Türkiye'nin liderliğinde HIV/AIDS ile mücadele kapsamında bölgesel işbirliği yapılacak.” dedi.

Toplantının her yıl uluslararası katılımla sürdürüleceğine işaret eden Ünal, şöyle devam etti:

“Bu alanda, tüm katılımcı ülkeler işbirliği içinde faaliyetlerini yürütecek. Türkiye, bölgede lider ülke konumunda olacak. Bu kapsamda, HIV/AIDS araştırmalarının yapılabilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi laboratuvarında incelemelerde bulunuldu.

Alınan karara göre, bu bölgedeki tüm ülkelere referans tanı ve doğrulama hizmeti verecek bir referans laboratuvarı olması için çalışmalar yapılacak. Buna göre, bölge ülkelerinin tanı ve direnç testleri bu merkezde yapılacak. Hacettepe Üniversitesince de tanı ve eğitim desteği verilecek.

Bu ülkelerden çoğuyla dil, din, kültür birliğimiz olduğu için, düzenlenen uluslararası toplantıda ortak sorunlar tespit edilecek.”

“İş birliği çerçevesinde araştırmalar yapılacak”

Rusya Saint Petersburg AIDS Merkezi Bilimsel Araştırmalar Birimi Sorumlusu Dr. Tatiana Vinogradova da ülkelerindeki artışın, yeterli önleme programların olmaması ve uygulanan programların da geniş kapsamlı uygulanamamasından kaynaklandığı değerlendirmesinde bulundu.

Hastaların çoğunun durumları ağırlaştığında hastaneye başvurduğunu anlatan Vinogradova, Türkiye'nin liderliğinde gerçekleştirilecek bölgesel işbirliği ile ülkelerinde tanı sürecini hızlandırmaya yönelik çalışmalar yapacaklarını ifade etti.

Vinogradova, Türk bilim insanlarını Rusya'ya çağırarak eğitim çalışmalarında bulunacaklarını bildirerek, “Bu iş birliği çerçevesinde araştırmalar yapılacak. Bu şekilde, bizim kendi ülkemizde gözden kaçırdığımız konular ortaya çıkabilecek.” dedi.

“Bölgesel HIV/AIDS haritası çıkartılacak”

ABD'den Sağlık ve İnsan Hakları Global Enstitüsü Eş Kurucusu Dr. Arash Alaei de aslen İranlı olduğunu ve yaklaşık 21 yıldır HIV/AIDS üzerine çalışmalar yaptığını aktardı.

Türkiye'nin de yer aldığı bölge ülkelerindeki en büyük sorunun hastaneye başvurudan kaçınılmasından kaynaklandığını aktaran Alaei, Güney Afrika'da HIV/AIDS görülme sıklığının yüksek olmasına karşın hastalığın kontrol altında bulunduğunu, İsviçre'de hastaların yüzde 90'ının durumunu bildiğini ve ona göre tedavi aldığını bildirdi.

HIV pozitif olan kişilerin “Seks işçisi ya da erkeklerle beraber olan erkek gibi” nitelendirmelerden kaçındıkları için hastaneye başvurmadığı değerlendirmesinde bulunan Alaei, Türkiye'nin önderliğinde yürütülecek olan çalışmalarla “damgalama-ötekileştirme” sorunun da ortadan kaldırılması için eğitici ve farkındalık yaratıcı kampanyaların hayata geçirileceğini kaydetti.

Yapılacak çalışmalar hakkında bilgi veren Alaei, “İlk olarak katılımcı ülkelerle birlikte yaş grupları baz alınarak AIDS olanların neden hastaneye başvurudan kaçındığının belirlenebilmesi için her ülkede araştırma yapılacak.

İkinci olarak HIV pozitif olduğunu bilen kişilerin tedavi için başvurmaktan korkup korkmadıkları, korkuyorlarsa çekincelerinin ne olduğu belirlenecek. Üçüncü olarak da tedavi görenlerin aldıkları sağlık hizmetlerinin kalitesi araştırılacak.

” ifadesini kullandı.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

Источник: https://www.aa.com.tr/tr/saglik/turkiye-hiv-aids-ile-mucadelede-bolge-lideri-olacak-/1012316

HIV / AIDS

HIV/AIDS Farkındalık Araştırmasının Sonuçları Açıklandı

İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü veya daha bilinen adıyla HIV, bağışıklık sistem hücrelerini hedef alarak enfeksiyon oluşturan ve enfeksiyonun ilerlemesi durumunda Edinilmiş İmmün Yetmezlik Sendromuna (AIDS) neden olabilen bir virüstür.

HIV; cinsel yolla, kan ve kan ürünleriyle veya anneden bebeğe bulaşmaktadır. HIV, enfeksiyonlara karşı savaşan bağışıklık sistemi hücrelerine saldırır.

Bu hücrelerin kaybı bedenin enfeksiyonlara ve belirli kanser türlerine karşı savunmasız kalmasına neden olur.

HIV enfeksiyonu öncesi kendiliğinden iyileşen veya tedavi edilebilen hastalıklar, savunma gücü yetersiz kaldığı için tedavi edilemez hale gelebilmektedir.

HIV enfeksiyonu ne kadar yaygındır?

80’li yıllarla beraber artışa geçen ve salgınlara yol açan HIV’in; geçmişten günümüze toplam 76 milyon kişinin enfeksiyonuna, 35 milyon kişinin AIDS’e bağlı hastalıklar nedeniyle ölümüne yol açtığı tahmin edilmektedir. 2016 yılı itibariyle dünya üzerinde 36 milyon HIV (+) hasta yaşamaktadır.

Bu sayının 2 milyonunun 15 yaş altı çocuklardan oluştuğu bilinmektedir. 2016 yılı içerisinde dünya çapında 1.8 milyon yeni teşhis HIV (+) vakası mevcuttur. Türkiye’de ise 2016 yılına kadar doğrulaması yapılmış 13.518 HIV (+), 1.537 AIDS vakası bildirilmiştir. Sadece 2016 yılı içerisinde 2.

470 yeni tanı almış hasta mevcuttur.

Özel test metodlarıyla yapılan değerlendirme sonuçlarına göre kişinin HIV ile enfekte olduğu anlamına gelir. Tedavi olunmadığı durumlarda, HIV bağışıklık sistemini tamamen yokedebilir ve enfeksiyon AIDS safhasına geçebilir.

HIV nasıl bulaşır?

HIV, HIV ile enfekte olmuş bir bireyin vücut sıvılarına temas edilmesi yoluyla bulaşır. Virüs, enfeksiyonun her aşamasında hatta enfekte olmuş; ama hiçbir şikayeti bulunmayan kişilerden de bulaşabilmektedir.

  • Kan
  • Semen (meni, ersuyu)
  • Pre-seminal sıvılar (meni gelmeden önceki berrak sıvı)
  • Vajinal sıvılar
  • Makat sıvıları
  • Anne sütü
  • HIV’in hamilelik sürecinde, doğum esnasında ya da emzirme döneminde kan ve diğer sıvılar yoluyla anneden-bebeğe geçişi virüsün bulaşma yollarındandır.

HIV’den nasıl korunulur?

HIV’in bulaşmasından korunmak için, cinsel ilişki boyunca doğru ve düzenli bir biçimde kondom (prezervatif/kılıf/kaput) kullanmak, cinsel partnerlerin sayısını sınırlamak ve ilaç enjeksiyon ekipmalarını asla paylaşmamak gerekmektedir.

Anneden çocuğa HIV bulaşması HIV’in çocuklara bulaşmasının en yaygın yoludur. Hamilelik sürecinde kadınlara ve doğumdan sonra bebeklere verilen HIV ilaçları, anneden çocuğa bulaşma riskini azaltmaktadır.

HIV, HIV (+) insanlarla tokalaşarak veya onlara sarılarak, HIV (+) bireylerin kullandıkları tabakları, klozet kapakları veya kapı kolu gibi eşyalarına dokunarak da bulaşmaz. HIV, hava yoluyla, kene, sivrisinek ya da diğer böcek ısırıklarıyla da bulaşmamaktadır.

HIV(+) bireylerde belirtiler nelerdir?

Kişinin HIV ile karşılaşmasından iki ila dört hafta içerisinde ateş, üşüme, ciltte döküntü ve grip benzeri semptomlar görülebilir. Belirtiler enfeksiyondan sonra birkaç hafta boyunca devam edebilir.

HIV enfeksiyonunun en erken evresi sonrası, HIV çok düşük seviyelerde artmaya devam etmektedir, bu yüzden kronik ishal, hızlı kilo kaybı ve fırsatçı enfeksiyonlar gibi daha ciddi belirtiler yıllarca görülmeyebilir.

(Fırsatçı enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi zayıflması sonrasında, sağlıklı bağışıklık sistemine sahip insanlardan daha sık veya daha ciddi olarak görülen enfeksiyonlar ve enfeksiyona bağlı kanser türleridir.)Tedavi edilmediği takdirde HIV, genellikle 10 yıl veya daha uzun bir süre sonrasında AIDS’e ilerlemektedir. Bu süre bazı bireylerde daha kısa olabilmektedir.

AIDS’te belirtiler nelerdir?

HIV(+) bir kişinin tedavisizlik dönemi sonucunda AIDS olup olmadığını değerlendirmek üzere bazı kriterler mevcuttur.

  • Sağlıklı bir insanda bağışıklık sisteminin durumunu gösteren CD4 hücre sayısı milimetreküpte 500 ila 1,600 hücre arasında değişiklik göstermektedir. Bu seviyenin 200 hücre’den az olması,
  • Bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan CD4+ T hücrelerinin lenfosit olarak adlandırılan diğer bağışıklık sistemi elemanlarına oranının %14 ün altına düşmesi,
  • Bakteri, parazit, mantar ve virüsler bağlı fırsatçı enfeksiyonların görülmesi,

AIDS hastalarında görülen ve tanı koydurucu durumlardır. Bu belirtilere dil üzerinde beyaz tabakalaşma, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kuru öksürük, nefes darlığı, ağız, burun, makat veya vajinadan kanama olması, ellerde veya ayaklarda hissizlik, ishal, ateş, gece terlemeleri, kontrolsüz kilo kaybı gibi durumlar eşlik edebilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün HIV ve AIDS klinik sınıflandırması, hastalığın klinik evreleri ve eşlik eden klinik durumlar ile/ belirtilerin değerlendirilmesiyle yapılmaktadır.

Bir bireye HIV bulaşmasını takip eden dönemde meydana gelen enfeksiyon ve devamında hastalığın ilerlemiş 4 klinik evresi olmak üzere toplam 5 evre mevcuttur.

HIV enfeksiyonu, erken dönemde sıklıkla belirti vermeden veya “viral sendrom” adı verilen bir tıbbidurumla seyretmektedir.

  • Klinik evre 1’de bireylerde belirti olmayabilir veya süreklilik gösteren yaygın lenf bezi şişkinliği görülebilir
  • Klinik evre 2’de açıklanamayan kilo kaybı, tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları, uçuk, ağız içinde yaralar, tırnaklarda mantar enfeksiyonlarına rastlanmaktadır. 
  • Klinik evre 3’te açıklanamayan şiddetli kilo kaybı, açıklanamayan uzun süreli ishal ve ateş, ağızda kandida (bir tür mantar) enfeksiyonu, akciğer tüberkülozu (verem), açıklanamayan anemi (kansızlık), şiddetli bakteriyel enfeksiyonlar, kronik trombositopeni (kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerin azlığı) görülmektedir
  • Son klinik evre olan 4’te bakteri, parazit, mantar ve virüs kaynaklı fırsatçı enfeksiyonlar ve sistemik enfeksiyonlar HIV/AIDS ile beraber görülürler ve bunlar hastalığın sınıflandırılmasında da kullanılmakta olan klinik durumlardır.

HIV/AIDS teşhisi nasıl konur?

Kan tetkikleri HIV teşhisi için en yaygın test yöntemidir. Bu tetkiklerin temelinde enfekte kişinin kanında virüse karşı oluşturulmuş antikor adı verilen yapıların tespiti bulunmaktadır. HIV’de erken test ve teşhis hayati bir yere sahiptir.

Erken teşhis ve ardından doktor gözetiminde kullanılacak olan tedavi ile hastalığın kontrol altına alınması, başkalarına bulaştırılmasının önlenmesi açısından çok önemlidir.

Vücudun virüse karşı oluşturacağı antikorların (savaşçı hücreler) 6 haftadan 6 aya kadar bir süre içerisinde oluşmaya başlaması nedeniyle risk altında olduğu düşünülen hastalar takip edilmelidir.
HIV/AIDS teşhisinde,

  • Elisa
  • Salgı Testi
  • Virüs Yükü Testi
  • Western Blot testi yer almaktadır.

HIV’e karşı oluşturulmuş antikorlardaki enzim aktivitesini ölçerek enfeksiyonu tespit eden Elisa testi, teşhiste öncelikle kullanılmakta olan yöntemdir. Elisa testi pozitif olan bir bireyin Western Blot testiyle HIV teşhisi teyit edilmelidir. Elisa testi negatif olan bir bireyde ise HIV enfeksiyonu düşünülüyorsa bir ila üç ay içerisinde test tekrarlanmalıdır.

Tükürük testi, kulak temizleme çubuğuna benzer pamuk bir materyalle, yanağın içerisinden sürüntü örneği alınıp, yetkin bir laboratuvar aracılığıyla test edilmesiyle gerçekleştirilir. Virüs yükü testi, genellikle tedavi durum takibi ve HIV enfeksiyonunun erken teşhisi amacıyla kandaki virüs miktarını ölçümleyen yöntemdir.

Western Blot, Elisa testi sonrasında teşhisin kesinleştirilmesi amacıyla yapılan doğrulama testidir.

Kimler HIV/AIDS testi yaptırmalıdır?

Korunmasız cinsel ilişki hikayesi olan, – Damar içi ilaç bağımlılığı ve ortak enjektör kullanımı olan, – HIV (+) kişinin partneri olan, – HIV görülme sıklığının yüksek olduğu ülkede doğmuş ya da yaşamış olan, – Yüksek görülme sıklığı olan bölgelere seyahat etmiş ya da orada yaşamış olan, – Gebeler (en erken dönemde), – Cinsel saldırıya maruz kalanlar, – Evlilik öncesi (gönüllülük esasına dayalı),

– Tüberküloz (verem), cinsel yolla bulaşan enfeksiyon tanısı almış olan kişiler kontrol amacıyla hekime başvurmalıdırlar.

HIV enfeksiyonun tedavisinde virüsün çoğalmasını kontrol eden, antiretroviral tedavi (ART) olarak adlandırılan ilaçlar kullanılmaktadır. ART, HIV’in çoğalmasını önler ve vücuttaki virüs miktarını azaltır.

Vücutta daha az virüs yükünün bulunması bağışıklık sisteminin etkinliğinin kuvvetlenmesini ve hastalığın AIDS’e ilerleyişinin önlenmesini sağlar.

HIV (+) olan bireylerin mümkün olan en kısa sürede tedaviye başlamaları gerekmektedir.

HIV (+) kadınlarda gebelik

Gebe olan veya gebe kalmayı planlayan bir kadın; gebelikte, doğumda veya emzirme döneminde bebeğe bulaşma ihtimali olması dolayısıyla HIV enfeksiyonu açısından test edilmelidir.

Antiretroviraller adı verilen HIV ilaçlarının kullanılması, enfeksiyonun anneden çocuğa geçişini önleyebilmektedir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, bulaşma o kadar etkili şekilde önlemektedir.

Bununla beraber HIV (+) bir annenin tedavisinin, doğum döneminde veya doğum sonrasında dahi mümkün olan en erken zamanda başlanmasının bulaşıcılığı önlemede büyük önemi vardır.

Antiretroviral tedavi, HIV (+) bireylerin daha uzun ve sağlıklı yaşamalarına yardım eden ve yaşam boyu süren bir tedavidir.

Ancak antiretroviral tedavinin etkili olması; ilaç uyumuna, ilaçların her gün ve belirtilen şekilde kullanımına bağlıdır.

HIV tedavi rejimine uyum, virüsün çoğalmasını ve bağışıklık sisteminde çöküşü önlemektedir. HIV ilaçlarının her gün kullanımı HIV’in bulaşma riskini de azaltmaktadır.

Referanslar:

  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/19/45/hiv-aids–the-basics ET:09.01.2018
  • http://www.unaids.org/en/resources/fact-sheet ET:09.01.2018
  • http://www.thsk.gov.tr/component/k2/353-istatiksel-veriler/bulasici-hastaliklar-daire-baskanligi-istatiksel-veriler.html ET:09.01.2018
  • https://www.ucsfhealth.org/conditions/aids/diagnosis.html ET:09.01.2018
  • https://aidsetc.org/guide/hiv-classification-cdc-and-who-staging-systems ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/testing.html ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/livingwithhiv/index.html ET:09.01.2018
  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/20/50/preventing-mother-to-child-transmission-of-hiv ET:09.01.2018
  • https://www.plannedparenthood.org/learn/stds-hiv-safer-sex/hiv-aids/what-are-symptoms-hivaids ET:09.01.2018

Источник: https://gskpro.com/tr-tr/tedavi-alanlari/tr/hiv/hiv-aids/

HIV-AIDS: Fark Nedir?

HIV/AIDS Farkındalık Araştırmasının Sonuçları Açıklandı
HIV-AIDS: Fark Nedir? GÜNCELLEME GELİYOR Şu anda bu makaleyi güncellemek için çalışıyoruz. Çalışmalar, virüsü düzenli olarak antiretroviral tedavi altında olan, HIV ile yaşayan bir kişinin, kanda bulunan virüsün saptanamayan seviyelere indirgediğini, cinsel ilişki sırasında bir eşe HIV bulaştırabileceğini göstermedi.

Bu sayfa “Undetectable = Untransmittable” olan tıbbi uzlaşmayı yansıtacak şekilde yakında güncellenecektir. “

HIV ve AIDS'i karıştırmak kolay olabilir. Bunlar farklı teşhislerdir, ancak elele geçer ve belirli bir hastalığı tanımlamak için genellikle birbirlerinin yerine kullanılırlar.

HIV, AIDS adı verilen bir duruma neden olabilen bir virüstür.

Tarihte bir zamanlar HIV ya da AIDS tanısı ölüm cezası olarak düşünülmüştü. Araştırmalar ve yeni tedavilerin geliştirilmesi sayesinde günümüzde HIV ve AIDS teşhisi konan insanlar uzun, üretken yaşıyor.

Daha fazla bilgi edinin: Medikal toplumun Truvada hakkında ne söyleyeceklerini görün “

HIV bir virüs

HIV enfeksiyona neden olabilen bir virüstür.İnsan immün yetmezlik virüsü anlamına gelir.Ad virüsü tanımlar: yalnızca insanları infekte eder ve bağışıklık sistemine saldırır ve yetersiz kalır ve gerektiğinde etkili bir şekilde çalışamıyor.

Diğer birçok virüsün aksine, bağışıklık sistemimiz saldırı yapamaz ve hiç kimse nedenini anlamıyor ancak ilaçlar HIV'i çok başarılı bir şekilde kontrol edebiliyor.

AIDS, bir durumdur

HIV, bir enfeksiyona neden olabilecek bir virüstür; ancak AIDS bir durum ya da sendromdur. HIV ile enfekte olmak, edinilmiş immün yetmezlik sendromu anlamına gelen AIDS'in oluşumuna yol açabilir. HIV, bağışıklık sistemine ciddi hasar verdiğinde AIDS gelişir.

kişiden kişiye değişen belirtilere sahip karmaşık durum AIDS belirtileri bir kişinin geliştiği enfeksiyonlarla ilişkili Enfeksiyonlarla mücadele edemeyen hasar görmüş bir bağışıklık sistemine sahip olmanın bir sonucu olarak.

Bu enfeksiyonlar, tüberküloz, pnömoni, bazı kanser türleri ve diğer enfeksiyonları içerebilir.
AIDSsiz HIV

HIV bir virüstür ve AIDS'in sebep olduğu durumdur. AIDS almadan bir HIV enfeksiyonu yaşayabilirsiniz. Aslında HIV ile yaşayan birçok insan AIDS'i geliştirmeden yıllarca yaşamaktadır. Tedavideki ilerlemeler sayesinde, bir HIV enfeksiyonuyla her zamankinden daha uzun yaşayabilirsiniz.

AIDS olmadan bir HIV enfeksiyonu yaşasanız da, AIDS teşhisi konan kişilerin mutlaka mutlaka HIV bulundurmaları gerekir. Tedavi olmadığı için HIV enfeksiyonu hiçbir zaman ortadan kalkmaz; AIDS hiç gelişmese bile.

HIV kişiden kişiye bulaşabilir

HIV, diğer virüsler gibi insanlar arasında bulaşabildiği anlamına gelen bir virüsdür. Enfeksiyon yayılır budur. Öte yandan, AIDS, bir kişinin HIV enfeksiyonu sözleşmesinden sonra edinilen bir durumdur.

HIV virüsü vücut sıvılarının değişimi yoluyla bir kişiden diğerine iletilir. En yaygın olarak, enfeksiyon korunmasız cinsel ilişki yoluyla veya kontamine iğneler kullanılarak iletilir. Daha seyrek olarak, bir kişi kirletilmiş bir kan nakli ile enfekte olabilir veya bir anne gebelik sırasında çocuğa enfeksiyondan geçebilir.

HIV, her zaman semptom üretmez

HIV genelde enfeksiyondan 2-4 hafta sonra grip benzeri semptomlara neden olur. Bu süre kısadır ve akut enfeksiyon olarak adlandırılır. Bağışıklık sistemi, enfeksiyonu kontrol altında tutarak gecikme süresine neden olur.

Bağışıklık sistemi HIV'ı tamamen ortadan kaldırmaz, ancak uzun süre kontrol edebilir. Yıllarca sürebilen bu gizli dönemde, enfeksiyon kapmış bir kimsede hiçbir belirti görülmeyebilir. Bununla birlikte, AIDS geliştikten sonra, hasta durumun pek çok semptomunu yaşayacaktır.

HIV enfeksiyonu basit bir testle teşhis edilebilir

HIV ile enfekte olduğunda, bağışıklık sistemi virüse karşı antikor üretir. Bir kan veya tükürük testi, bu antikorları tespit edebilir ve HIV bulaşmış olup olmadığınızı belirleyebilir. Ancak bu test enfeksiyondan sadece birkaç hafta sonra etkili olabilir.

Başka bir test, virüsün ürettiği proteinler olan antijenleri araştırıyor. Bu test enfeksiyonu izleyen günlerde HIV bulabilir. Her iki test de doğru ve kolay uygulanır.

AIDS tanısı daha karmaşıktır

AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır. Bir kişinin tanı konusunun HIV gecikmesinden AIDS'e geçtiğini belirleyen birkaç faktör vardır.

HIV, CD4 hücreleri adı verilen bağışıklık hücrelerini yok ettiğinden, AIDS teşhisinin bir kısmı bu hücrelerin sayısını içerir. HIV olmayan bir kişi, 500 ila 1, 200 CD4 hücresinden herhangi birine sahip olamaz. Hücreler 200'e düştüğünde, HIV'li bir kişinin AIDS olduğu düşünülür.

AIDS virüsünü gösteren bir başka faktör de fırsatçı enfeksiyonların varlığıdır. Fırsatçı enfeksiyonlar, virüslerin, mantarların veya bakterilerin sebep olduğu, tamamen işlev gören bağışıklık sistemine sahip bir kimseyi rahatsız etmeyen hastalıklardır. Bu da bir AIDS teşhisi belirlemeye yardımcı olur.

Tedavi ve ömür beklentisi

HIV, AIDS'e dönüştüğünde, yaşam beklentisi önemli ölçüde düşer. Bu noktada bağışıklık sistemindeki hasarı onarmak zordur. Şiddetli bağışıklık bozukluğundan kaynaklanan enfeksiyonlar ve kanserler gibi diğer durumlar yaygındır. Bu enfeksiyonlar ve diğer komplikasyonlar, AIDS'li bir kişi için ölümcül hale gelen şeylerdir.

Bununla birlikte, bugünkü HIV enfeksiyonu tedavileri ile birisi virüsle birlikte yaşayabilir ve AIDS gelişmeden önceki yıllarca bile yıllardır. HIV tedavisi görürken normal ve sağlıklı bir yaşama başlayabilmenize rağmen, enfeksiyonu başka birine geçirebileceğinizi anlamak önemlidir.

Источник: https://tr.oldmedic.com/hiv-vs-48104

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.