HIV/AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

içerik

AIDS / HIV nedir, nasıl bulaşır? Belirtileri, testi ve tedavisi

HIV/AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

AIDS ise (Acquired Immuno Deficiency Sendrom) yani, Kazanılmış-Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu olarak adlandırılan bir hastalık sistemidir. AIDS; HIV pozitif bir kişide, bağışıklık sistemi yetersizliği nedeniyle ciddi-fırsatçı enfeksiyonlar ve fırsatçı kanserlerden bir veya birkaçının geliştiği bir hastalık halidir.

AIDS, Sağlık Bakanlığı ‘na bildirilmesi zorunlu bir hastalıktır. Ama bildirim isimle yapılmaz. İsmin baş harfleri ve doğum tarihi kodlanarak yapılır.

Eğer riskli bir durum veya ilişki yaşadıysanız, herhangi bir belirtiye rastlamasanız dahi hemen bir AIDS testi yaptırın.

Alacağınız test sonucuna göre hayatınızda değişiklik yapabilir, ailenizi koruyabilir ve içinizdeki kuşkuyu yok edebilirsiniz.

 Test sonucunuz negatif çıktıysa, davranışlarınıza dikkat ederek hep temiz kalmaya özen gösterin. Korunmadan cinsel ilişkiye girmeyin. Kontrolsüz kan transferi yaptırmayın.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ne yapmalı, nasıl beslenmeli?

HIV Pozitif Nedir?

Kanında HIV virüsü bulunan kişilere HIV pozitif denir. Bu kişiler aynı zamanda kanında antikor bulunan seropozitif (Anti-HIV testi = ELISA testi pozitif) kişilerdir.

HIV virüsün nasıl bulaşır?

  • Korunmadan cinsel ilişki yoluyla bulaşabilir
  • Kan yoluyla bulaşabilir
  • Kan veya kan ürünlerinin transfüzyonu (nakli)
  • İğne batması ve açık yaradan HIV ile temas
  • İntravenöz (damar içi) ilaç kullanıcıları, uyuşturucu bağımlıları.
  • Perinatal geçiş (Anne karnında bebeğine)
  • Hasta veya taşıyıcı anneden bebeğe hamilelik döneminde
  • Hasta veya taşıyıcı anneden bebeğe doğum emzirme ile

Aids hangi yol bulaşmaz

HIV virüsü vücudun dışında yaşayamayacağından aslında bulaşması zordur.

  • Tükürükle,
  • Terleme ile,
  • Deriye dokunma ile,
  • Başkasının havlusu ile,
  • El sıkışma ile,
  • Kucaklama ile,
  • Yanaktan öpüşme ile,
  • Yiyecek içecekten,
  • Ortak tabak çanak kullanımı ile,
  • Havuz ve tuvalet kullanımı ile,
  • Aynı evi paylaşmakla
  • Başkasının giysisini giyme ile bulaşmaz.

HİV virüsü taşıyan partnerle cinsel ilişki kuran kişi başka cinsel hastalık taşıyorsa (Bel soğukluğu, frengi, hepatit vs.) doku hasarı nedeniyle bulaşma riski katlanarak artar. Ayrıca partnerin yaşı, hastalığın evresi, ilişkinin şekli ile riski arttırabilir. Kadınlarda menstrüal kanama zamanındaki ilişkide bulaşma riski yüksektir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve teşhis yöntemleri

HIV virüsü bulaştıktan sonra ne olur

HIV, vücuda girdikten sonra 2 ila 4 hafta kuluçka dönemi yaşar ardından enfeksiyon bulguları ortaya çıkar. Bu dönemde görülen belirtiler, gribe benzerdir ve genellikle 2 haftadan kısa sürer.

 Bu dönemde sıklıkla ateş, lenf bezlerinde büyüme, farenjit, deride döküntü, kas-eklem ağrıları, baş ağrısı, bulantı-kusma, nadiren de karaciğer-dalak büyümesi, ağızda pamukçuk ve nörolojik sorunlar görülmektedir. Bu ilk aşamadan sonra genellikle 8-10 yıl süren kronik semptomsuz bir dönem başlar.

Ardından hastalığın son dönemi olan aşikar AIDS dönemi ortaya başlar. Bu dönemde enfeksiyonlara ve kansere yakalanma riski çok artar. AIDS gelişen ve tedavi edilmeyen kişiler birkaç yıl içinde ölür.

HIV belirtileri

  • Ateş, baş ağrısı ve halsizlik gibi gribi andıran belirtiler
  • Ense, koltuk altı ve kasıklarda lenf nodüllerinin şişmesi
  • Sık sık hastalanma ve enfeksiyon geçirmeye başlamak
  • Zatürre, tüberküloz ve hepatit C gibi hastalıklara yakalanmak
  • Grip gibi hastalıkların tedavisinin uzun sürmesi yada geçmemesi
  • Sıkça ateş ve gece terlemeleri görülür
  • HIV bulaşmış kadınların üreme sisteminde sorunlar görülebilir
  • Kadınlarda adet döngüsü bozulabilir veya tamamen durabilir
  • Cinsel organlarda bakteri ve mantar enfeksiyonlarında artış olabilir
  • Diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyon riski de artar

Aids Belirtileri

  • AIDS belirtileri genellikle virüs bulaşmasından 5-10 yıl sonra ortaya çıkar
  • Vücut direnci zayıflar, basit enfeksiyonları bile çok ağır geçirir
  • Lenf bezlerinde büyümeler olabilir
  • Ağız ve deride tekrarlayan uçuk, yara ve lekeler çıkabilir
  • Nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri olur
  • Kilo kaybı ve sık tekrarlayan ishal olabilir
  • Dönem dönem öksürük görülebilir
  • Verem ve zatürre gibi hastalıklara yakalanma riski artar
  • Pamukçuk, diğer bakteri ve mantar hastalıkları görülebilir
  • Normal insanlarda nadir görülen enfeksiyonlar görülebilir
  • Kaposi sarkomu, beyin lenfoması gibi bazı özel tür kanser görülebilir
  • Hastalığın ileri evresinde gözde sitomegalovirüs (CMV) retiniti görülebilir,
  • Bir kişide bu belirtilerin birkaç tanesi birden varsa AIDS düşünülebilir

Hepatit C nedir? Nasıl bulaşır? Belirtileri ve tedavisi

HIV enfeksiyonlarının tanısında, laboratuvar teknikleri kullanılır. Bu virüse karşı oluşan spesifik ANTİ-HIV antikorlarının ELISA tekniği ile gösterilmesidir. Eliza diye bilinen testle kanda, hastalığa sebep olan virüse karşı gelişmiş olan antikor olup olmadığına bakılır.

Şüpheli temastan 3 ay sonra test yaptırılması daha doğru sonuçlar verir. Herşeye rağmen çeşitli nedenlere bağlı olarak “yalancı pozitif” sonuç alınması söz konusudur. İki kez yinelenen ve ELISA ile pozitif bulunan kan örneklerinde, “ilave testler” ile durumun kesinleştirilmesi gereklidir.

Başvurulan test “Western Blot” doğrulama tekniğidir.

HIV virüsüyle ilgili laboratuvar testleri

HIV virüsünü saptamaya yönelik laboratuvar testleri virüsün vücuda giriş zamanına göre değişiklik göstermektedir. Bu testler aşağıdaki gibi sıralanmaktadır;

1. HIV PCR (viral DNA/RNA) (9-11 günden sonra)2. p24 antijen testi (3 hafta-3 aylık dönem arasında)

3. ELISA (Anti-HIV) testi (3-6 aydan sonra)

HIV PCR Testi nedir? Ne zaman yapılmalıdır?

HIV PCR testi, virüs genetik materyalinin PCR tekniği ile çoğaltılarak ölçülecek ve tanımlanabilecek duruma getirilmesidir. Enfekte olmuş bir kişinin kanında virüs bulunmasına rağmen erken dönemde virüse karşı antikor oluşmamaktadır.

Bu nedenle PCR testi erken evrede HIV virüsünün kanda tespitinde kullanılmaktadır. Şüpheli temastan 9-11 gün sonra HIV PCR testi ile virüs varlığı saptanabilmektedir. PCR testinin virüsü saptama duyarlılığı 28.

günden itibaren ~%98-100 olarak belirtilmektedir.

HIV şüphesi taşıyan herkes tarafından yaptırılabilir. Özellikle şüpheli ilişkiden sonra ve yenidoğanlarda HIV araştırmasının PCR tekniği ile yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. PCR testi ayrıca HIV pozitif kişilerde virüs miktarının ölçülmesi ve AIDS hastalarının tedaviye verdikleri yanıtın takibinde de kullanılmaktadır.

P24 Antijen Testi nedir? Ne zaman yapılmalıdır?

P24, HIV virüsüne özgü viral bir proteindir. Bu proteinin vücutta saptanması virüs varlığını göstermektedir. Testin virüs bulaşmasından sonra geçen 21. günden 90. güne kadar yapılması uygun bulunmaktadır

ELISA Testi Nedir? Anti-HIV Ne zaman yapılmalıdır?

HIV virüsü ile enfekte kişilerin savunma sisteminde bu virüsle savaşmak için HIV’e karşı özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. HIV antikorlarının ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süre geçmesi gerekmektedir.

Bu nedenle test, bulaşma gerçekleştikten 3 ay sonra yapılmalıdır. Anti-HIV test sonucunun pozitif olması kanda HIV virüsüne karşı antikorların oluştuğunu gösterir.

Bu nedenle Anti-HIV testinin tam pozitif olduğunu söyleyebilmek için Westernblot testi adlı doğrulama testinin de yapılıp sonucunun pozitif bulunması gerekir.

Bel soğukluğu nedir? Belirtileri, tedavisi ve korunma yolları

Aids hastalığının tam tedavisi henüz yoktur ana kullanıma giren yeni ilaçlar hastaların normal insanlara yakın bir hayat standardında uzun yıllar hayatta kalmasını sağlamaktadır.

Son yıllarda aids tedavisinde büyük gelişmeler sağlanmıştır ve yeni tedavi seçenekleri sayesinde yaşam süresi ve kalitesinde belirgin bir artış olmuştur.

Mevcut ilaçlarla yapılan tedavinin amacı HIV virüsünün çoğalmasını durdurmak, ortaya çıkabilecek belirti ve bulguları önlemek; hastanın başka hastalıklar kapmasını önlemek ve tüm bunların sonucu olarak hasta yaşam süresini uzatmaktır.

HIV’i baskılayan, antiretroviral tedavi ve bu tedavide kullanılan ilaçlar sosyal güvenlik sistemine kayıtlı bireyler için ücretsiz sağlanıyor. Ancak ilaç kullanımının kesintiye uğraması tedaviyi olumsuz etkiliyor. Böyle bir durumda ilaca direnç geliştirebiliyor ve tedavinin etkinliği tehye girebiliyor.

Tedaviye engel olan faktörlerin başında bilgisizlik ve önyargı geliyor.

Halen birçok insan HIV’in etkin ilaçlarla baskılandığını, kronik bir sağlık sorunu olduğunu, HIV ile yaşayanların sağlıklı ve kaliteli bir şekilde günlük yaşantılarına, eğitimlerine, çalışma ve aile yaşamlarına devam edebileceğini bilmiyor.

HIV Pozitif kişilerle evlenilebilir ve çocuk sahibi olabilir

HIV pozitifliğini, kronik bir hastalık gibi değerlendirmek mümkündür. Kişi, ilaç kullandığı sürece, normal hayatına devam edebilmektedir. HIV pozitif bireylerin, eş adayına gerekli bilgilendirme yapılarak, önleyici korunma yöntemleri kullanarak ve önleyici tedavi almak koşuluyla evlenmesi ve çocuk sahibi olması mümkündür, ancak riskleri vardır.

Aids erkekten kadına mı, kadından erkeğe mi daha kolay bulaşır?

Korunmasız yapılan tek bir cinsel temasda bulaşma riski tam bilinmese de yüksektir. Vajina içine giren HIV’in viral çoğalmayı başlatabilmesi için kan dolaşımına girmesi gerekir. Bilimsel çalışmalara göre; kadınlara HIV bulaşma riski daha yüksektir.

Aids olan biri ne zaman başkalarına hastalık bulaştırmaya başlar?

Primer infeksiyondan sonra belli aralıklarla meninin incelendiği araştırmalara göre, bulaştırma oranları arasında farklılık bulunsa da bir erkek ilk bulaşmadan hemen sonra HIV virüsünü başkalarına bulaştırabilir.

Aids’li erkekten hastalık kapmadan hamile kalınabilir mi?

Meninin içinde virüs bulunması infekte erkeklerden hamile kalmayı isteyen HIV negatif kadınlar için ciddi riskleri beraberinde getirmektedir.

İnfekte menideki virüsün inaktive edilmesi, kadının yapay olarak döllenmesi ve bu yolla hem annenin hem bebeğin infeksiyondan korunmasının mümkün olduğu bazı araştırma ile gösterilmiştir.

Hekimler, bu yolla ancak birkaç gebelik sağlayabilmişlerdir.

HIV infekte eşten ayrı, başka bir erkek tarafından verilen meni ile yapılan yapay döllenme işlemi de HIV infeksiyon riskini tamamen yok etmez.

İnfekte olduğu bilinmeyen vericilerden alınan menilerle yapılan yapay döllenme ile anneye HIV bulaştığı pek çok araştırmada gösterilmiştir. Son yıllarda, sperm vericilerinde HIV taraması yapay döllenme öncesi şart olmuştur.

HIV antikorları negatif olan vericilerin spermleri, 2-4 ay sonra yapılan ikinci antikor testine kadar dondurularak saklanmaktadır.

Aids olan biriyle tek bir cinsel ilişki bulaşma için yeterli mi?

HIV infekte bir partnerle girilen her bir vajinal ilişkide HIV infeksiyonu kapma riskinin tam olarak ölçülmesi imkansız olmakla birlikte, Avrupa’da yapılan geniş çaplı bir araştırmanın sonucuna göre tahminler yapılabilmektedir.

Bu araştırma kapsamında 304 HIV negatif kişi ve partnerleri değerlendirildi. Bu kişilerin tek risk faktörleri HIV infekte partnerleri ile cinsel temasa girmeleri idi. Bu kişilerin 196’ı kadın ve 108’i erkekti.

Bu çiftler ortalama 20 ay boyunca izlendiler ve HIV infeksiyon varlığı açısından test edildiler.

Frengi nedir? Sifiliz hastalığı nasıl bulaşır? Belirtileri ve tedavisi

Araştırma boyunca çiftler toplam 15 bin kez cinsel temas üzerinden incelendi. Çiftlerin %48’i düzenli olarak kondom kullanırken, diğerleri ya düzensiz kullandılar ya da hiç kullanmadılar. Düzenli kondom kullanan çiftlerden hiçbirinin eşine HIV infeksiyonu bulaşmamıştır. Kondomu düzensiz kullananlar incelendiğinde, HIV infeksiyonu bulaşma oranı oldukça yüksek bulunmuştur.

Araştırma sonucuna göre HIV için başka bir risk faktörü de genital ülserlerdir. Genital ülserlerin varlığı, genital ülseri olmayanlara göre HIV infeksiyon riskini 5 kat artırmaktadır.

Araştırmada ayrıca boşalma öncesinde geri çekmenin, önemli bir koruyucu etkisi olduğu görülmüştür. Tüm ilişkilerinin en az %50’inde geri çekme metodunu uygulayan çiftlerde, bunu yapmayanlara riskin 5 kat daha az olduğu saptanmıştır.

 Sonuç olarak, kondom kullanımının cinsel temas sırasında virüsün bulaşmasını önlediği kanıtlanmıştır.

Aids’in aşısı var mı ?

Referanslar: 1- What is HIV / AIDS? 2- Guide for HIV and AIDS 3- Explaining HIV and AIDS

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/aids-hiv-nedir-aids-nasil-bulasir-belirtileri-nelerdir-testi-ve-tedavisi/

HIV/AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

HIV/AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

ABD Hastalık, Kontrol ve Önleme Merkezlerinin son istatistiklerine göre, dünya çapında yaklaşık 36,7 milyon insan HIV ile yaşıyor.

HIV/AIDS Hakkında Çok Yanlış Bilgiler Vardır

HIV virüsü yönetiminde yıllar boyunca birçok gelişme yaşanırken, ne yazık ki HIV ile yaşamanın ne anlama geldiğiyle ilgili bir sürü yanlış bilgi bulunmaktadır.

İnsanların en çok duyulan yanlış algılarının HIV / AIDS hakkında ne söylediğine dair görüşlerini almak için çeşitli uzmanlara ulaştık. Bu uzmanlar insanları tedavi ediyor, tıp öğrencileri yetiştiriyor ve hastalıkla başa çıkmakta olan hastalara destek sağlıyor. İşte onlar, ve HIV virüsü ya da

Efsane # 1: HIV ölümcüldür

Kaiser Permanente, HIV / AIDS Ulusal Direktörü Dr. Michael Horberg, “Doğru tedavi ile, şimdi HIV’li kişilerin normal bir yaşam süresi yaşamasını bekliyoruz” diyor. Yani HIV tedavi edilirse “ölümcül” değildir.

“1996’dan bu yana, antiretroviral terapinin yüksek düzeyde aktif olması ile birlikte, antiretroviral tedaviye (ART) iyi erişebilen HIV’li bir kişi, reçeteli ilaçlarını aldıkları sürece normal bir yaşam sürdürebilir.” Dr.

A. Adalja, kurul onaylı bir bulaşıcı hastalık doktoru ve Johns Hopkins Sağlık Güvenliği Merkezi’nde kıdemli araştırmacı. Ayrıca Pittsburgh’un HIV Komisyonu ve AIDS Free Pittsburgh’un danışma grubuna da hizmet vermektedir.

Bir bireye HIV virüsü bulaşmışsa, semptomlar büyük ölçüde belirsizdir. HIV enfeksiyonu olan bir kişi, ateş, yorgunluk veya genel rahatsızlık gibi diğer enfeksiyon türlerine benzer semptomlar gösterebilir. Ek olarak, ilk hafif belirtiler genellikle sadece birkaç hafta sürmektedir.

Antiretroviral ilaçların erken kullanımı ile birlikte, HIV virüsü etkin bir şekilde yönetilebilir. Antiretroviral tedavi alan HIV’li bir kişi nispeten sağlıklıdır ve kronik sağlık koşullarına sahip olanlardan farklı değildir.

İnsanların sıklıkla HIV ile ilişkilendirdikleri stereotipik belirtiler aslında AIDS ile ilişkili hastalıklardan veya komplikasyonlardan kaynaklanan komplikasyonların belirtileridir. Bununla birlikte, yeterli antiretroviral tedavi ve ilaçlar ile, bu semptomlar HIV ile yaşayan bir bireyde mevcut olmayacaktır.

Efsane # 3: Hetereseksüel ve beyaz insanların HIV enfeksiyonu hakkında endişelenmelerine gerek yok.

Erkek cinsel partnerleri olan erkeklerde HIV’in daha yaygın olduğu doğrudur. Eşcinsel ve biseksüel genç Afrikalı-Amerikalılar en yüksek HIV bulaşma oranlarına sahiptir.

Horberg, “En yüksek risk grubunun erkeklerle seks yapan erkek olduğunu biliyoruz” diyor. CDC’ye göre, bu grup ABD’deki yeni HIV vakalarının yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor.

Bununla birlikte, heteroseksüeller 2016 yılında yeni HIV enfeksiyonlarının yüzde 24’ünü oluşturuyordu ve bunların yaklaşık üçte ikisi kadındı.

HIV ile yaşayan Afrikalı-Amerikalı eşcinsel ve biseksüel erkeklerin oranı Amerika Birleşik Devletleri’nde nispeten aynı kalırken, yeni HIV vakalarının oranı 2008’den bu yana yüzde 18 azalmıştır. Genel olarak heteroseksüel bireylerin tanıları yüzde 36 oranında azalmış ve tüm kadınlar arasında yüzde 16 oranında azalmıştır.

Afrikalılar, cinsel yönelimleri ne olursa olsun, diğer ırklardan daha yüksek HIV bulaşma riskiyle karşı karşıyadır.

CDC’ye göre, siyah erkekler için HIV tanısı oranı, beyaz erkeklerden yaklaşık sekiz kat daha fazladır ve hatta siyah kadınlar için daha yüksektir; Siyah kadınlarda oran, beyaz kadınlardan 16 kat, Hispanik kadınlardan 5 kat daha fazladır.

Afrikalı kadınlar, HIV’i diğer ırk veya etnik kökenlerden daha yüksek oranlarda işliyorlar. 2015 itibariyle ABD’de HIV ile yaşayan kadınların% 59’u Afro-Amerikan iken% 19’u Hispanik / Latina,% 17’si beyazdı.

Efsane # 4: HIV pozitif insanlar güvenli bir şekilde çocuk sahibi olamazlar.

Hamilelik için hazırlanırken HIV ile yaşayan bir kadının yapabileceği en önemli şey, en kısa sürede ART tedavisine başlamak için doktora danışmaktır.

HIV tedavisi çok ilerlemiş olduğundan, bir kadın her gün kendi gebeliği boyunca (doğum ve doğum dahil) bir sağlık hizmeti sağlayıcısı tarafından tavsiye edildiği şekilde ART ilaçlarını günlük alıyorsa ve bebeğin doğumdan sonraki 4 ila 6 hafta boyunca ilaç tedavisine devam ediyorsa HIV’in bebeğe iletilmesinin oranı % 1 veya daha az olabilir.

HIV viral yükünün, doğumdan sonra formülü ile C-bölümü veya biberonla beslenmeyi seçmesi gibi, HIV viral yükünün istenenden daha yüksek olması durumunda, bulaşma riskini azaltmak da mümkündür.

HIV negatif olan ancak HIV virüsü taşıyan bir erkek eş ile görüşmek isteyen kadınlar, hem kendilerine hem de bebeklerine bulaşma riskini azaltmak için özel ilaçlar alabilirler. HIV taşıyan ve ART ilaçlarını alan erkeklerde viral yük saptanamazsa bulaşma riski neredeyse sıfırdır.

Efsane # 5: HIV her zaman AIDS’e yol açar.

HIV, AIDS’e neden olan enfeksiyondur. Ancak bu, tüm HIV pozitif bireylerin AIDS geliştireceği anlamına gelmez. AIDS, zamanla bağışıklık sistemine saldıran ve zayıflamış bağışıklık tepkisi ve fırsatçı enfeksiyonlarla ilişkili olan HIV’in bir sonucu olarak bağışıklık sistemi eksikliğinin bir sendromudur. HIV enfeksiyonunun erken tedavisi ile AIDS önlenir.

Walden Üniversitesinde halk sağlığı profesörü Dr. Richard Jimenez “Mevcut tedavilerle, HIV enfeksiyonunun seviyeleri kontrol edilip düşük tutulmakta, sağlıklı bir bağışıklık sistemini uzun süre koruyabilmekte ve böylece fırsatçı enfeksiyonları ve AIDS tanısını önlemektedir” diye açıklıyor. .

Efsane # 6: Tüm modern tedaviler sayesinde artık HIV çok da önemli değil.

HIV’in tedavisinde çok fazla tıbbi ilerleme olmasına rağmen, virüs hala komplikasyonlara yol açabilir ve ölüm riski hala bazı insan grupları için önemlidir.

HIV edinme riski ve bir kişiyi nasıl etkilediği, yaş, cinsiyet, cinsellik, yaşam tarzı ve tedaviye bağlı olarak değişir. CDC, bir kişinin kendi risklerini tahmin etmesine ve kendilerini korumak için adımlar atmasına yardımcı olabilecek bir Risk Azaltma Aracına sahiptir.

PrEP (ön-maruziyet profilaksisi), günlük alındığında HIV enfeksiyonunu önceden engelleyebilen bir ilaçtır. Dr. Horberg’e göre, Kaiser Permanente’den yapılan son bir çalışma, iki buçuk yıl boyunca PrEP kullanan kişileri izledi ve günlük olarak alındığında HIV enfeksiyonlarının önlenmesinde çoğunlukla etkili olduğunu buldu.

Bununla birlikte, cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklara veya enfeksiyonlara karşı koruma sağlamaz.

Horette, “PrEP’in, daha güvenli seks uygulamaları ile birlikte kullanılması önerilmektedir, çünkü çalışmamızda, katılan hastaların yarısının, 12 ay sonra cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon tanısı olduğu gösterilmiştir” diyor.

Efsane # 8: HIV için negatif testi olanlar korunmasız cinsel ilişkiye girebilir.

Bir kişi yakın zamanda HIV virüsü aldığında, HIV testine üç ay geçene kadar pozitif olmayabilir. Buna pencere dönemi denir ve hastalık bulaşıcıdır.

Dr. Gerald Schochetman, “Geleneksel olarak sadece antikor kullanan testler, vücutta HIV virüsü enfekte ettiğinde gelişen antikorların varlığını tespit ederek çalışır” diyor. Teste bağlı olarak, HIV pozitifliği birkaç hafta sonra veya olası maruziyetten üç aya kadar tespit edilebilir.

Bireyler ilk testlerinden üç ay sonra bir negatif okumayı onaylamak için ikinci bir HIV testi yaptırmalıdır. Düzenli seks yapıyorlarsa, San Francisco AIDS Vakfı her üç ayda bir test edilmesini önerir. Bir bireyin cinsel tarihini partneriyle tartışması ve kendilerinin ve eşlerinin PrEP için iyi bir aday olup olmadığı konusunda bir sağlık uzmanıyla konuşmaları önemlidir.

HIV combo testleri olarak bilinen diğer testler virüsü daha erken tespit edebilir.

Efsane # 9: Her iki eşin de HIV’i varsa, prezervatif için bir neden yoktur.

Çalışmalar, HIV ile yaşayan ve virüsteki kanı tespit edilemeyen seviyelere indiren düzenli antiretroviral tedavi gören bir kişinin, HIV’i bir eşe cinsel ilişki sırasında iletemediğini göstermiştir. Mevcut tıbbi görüş birliği “Saptanamaz = İletilemez” dir.

Bununla birlikte, CDC, her iki eşin de HIV’i olsa bile, her cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanması gerektiğini önermektedir. Bazı durumlarda, bir partnere farklı bir HIV suşu iletmek veya bazı nadir durumlarda, mevcut ART ilaçlarına dirençli bir suştan “süperinfeksiyon” olarak kabul edilen bir HIV türü iletmek mümkündür.

HIV’den bir süperinfeksiyon riski çok nadirdir; CDC, riskin yüzde 1 ile 4 arasında olduğunu tahmin etmektedir.

HealthLine, 9 Myths About HIV/AIDS, 2018

Referanslar,

Источник: https://www.probiyotix.com/hiv-aids-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar/

HIV / AIDS

HIV/AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü veya daha bilinen adıyla HIV, bağışıklık sistem hücrelerini hedef alarak enfeksiyon oluşturan ve enfeksiyonun ilerlemesi durumunda Edinilmiş İmmün Yetmezlik Sendromuna (AIDS) neden olabilen bir virüstür.

HIV; cinsel yolla, kan ve kan ürünleriyle veya anneden bebeğe bulaşmaktadır. HIV, enfeksiyonlara karşı savaşan bağışıklık sistemi hücrelerine saldırır.

Bu hücrelerin kaybı bedenin enfeksiyonlara ve belirli kanser türlerine karşı savunmasız kalmasına neden olur.

HIV enfeksiyonu öncesi kendiliğinden iyileşen veya tedavi edilebilen hastalıklar, savunma gücü yetersiz kaldığı için tedavi edilemez hale gelebilmektedir.

HIV enfeksiyonu ne kadar yaygındır?

80’li yıllarla beraber artışa geçen ve salgınlara yol açan HIV’in; geçmişten günümüze toplam 76 milyon kişinin enfeksiyonuna, 35 milyon kişinin AIDS’e bağlı hastalıklar nedeniyle ölümüne yol açtığı tahmin edilmektedir. 2016 yılı itibariyle dünya üzerinde 36 milyon HIV (+) hasta yaşamaktadır.

Bu sayının 2 milyonunun 15 yaş altı çocuklardan oluştuğu bilinmektedir. 2016 yılı içerisinde dünya çapında 1.8 milyon yeni teşhis HIV (+) vakası mevcuttur. Türkiye’de ise 2016 yılına kadar doğrulaması yapılmış 13.518 HIV (+), 1.537 AIDS vakası bildirilmiştir. Sadece 2016 yılı içerisinde 2.

470 yeni tanı almış hasta mevcuttur.

Özel test metodlarıyla yapılan değerlendirme sonuçlarına göre kişinin HIV ile enfekte olduğu anlamına gelir. Tedavi olunmadığı durumlarda, HIV bağışıklık sistemini tamamen yokedebilir ve enfeksiyon AIDS safhasına geçebilir.

HIV nasıl bulaşır?

HIV, HIV ile enfekte olmuş bir bireyin vücut sıvılarına temas edilmesi yoluyla bulaşır. Virüs, enfeksiyonun her aşamasında hatta enfekte olmuş; ama hiçbir şikayeti bulunmayan kişilerden de bulaşabilmektedir.

  • Kan
  • Semen (meni, ersuyu)
  • Pre-seminal sıvılar (meni gelmeden önceki berrak sıvı)
  • Vajinal sıvılar
  • Makat sıvıları
  • Anne sütü
  • HIV’in hamilelik sürecinde, doğum esnasında ya da emzirme döneminde kan ve diğer sıvılar yoluyla anneden-bebeğe geçişi virüsün bulaşma yollarındandır.

HIV’den nasıl korunulur?

HIV’in bulaşmasından korunmak için, cinsel ilişki boyunca doğru ve düzenli bir biçimde kondom (prezervatif/kılıf/kaput) kullanmak, cinsel partnerlerin sayısını sınırlamak ve ilaç enjeksiyon ekipmalarını asla paylaşmamak gerekmektedir.

Anneden çocuğa HIV bulaşması HIV’in çocuklara bulaşmasının en yaygın yoludur. Hamilelik sürecinde kadınlara ve doğumdan sonra bebeklere verilen HIV ilaçları, anneden çocuğa bulaşma riskini azaltmaktadır.

HIV, HIV (+) insanlarla tokalaşarak veya onlara sarılarak, HIV (+) bireylerin kullandıkları tabakları, klozet kapakları veya kapı kolu gibi eşyalarına dokunarak da bulaşmaz. HIV, hava yoluyla, kene, sivrisinek ya da diğer böcek ısırıklarıyla da bulaşmamaktadır.

HIV(+) bireylerde belirtiler nelerdir?

Kişinin HIV ile karşılaşmasından iki ila dört hafta içerisinde ateş, üşüme, ciltte döküntü ve grip benzeri semptomlar görülebilir. Belirtiler enfeksiyondan sonra birkaç hafta boyunca devam edebilir.

HIV enfeksiyonunun en erken evresi sonrası, HIV çok düşük seviyelerde artmaya devam etmektedir, bu yüzden kronik ishal, hızlı kilo kaybı ve fırsatçı enfeksiyonlar gibi daha ciddi belirtiler yıllarca görülmeyebilir.

(Fırsatçı enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi zayıflması sonrasında, sağlıklı bağışıklık sistemine sahip insanlardan daha sık veya daha ciddi olarak görülen enfeksiyonlar ve enfeksiyona bağlı kanser türleridir.)Tedavi edilmediği takdirde HIV, genellikle 10 yıl veya daha uzun bir süre sonrasında AIDS’e ilerlemektedir. Bu süre bazı bireylerde daha kısa olabilmektedir.

AIDS’te belirtiler nelerdir?

HIV(+) bir kişinin tedavisizlik dönemi sonucunda AIDS olup olmadığını değerlendirmek üzere bazı kriterler mevcuttur.

  • Sağlıklı bir insanda bağışıklık sisteminin durumunu gösteren CD4 hücre sayısı milimetreküpte 500 ila 1,600 hücre arasında değişiklik göstermektedir. Bu seviyenin 200 hücre’den az olması,
  • Bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan CD4+ T hücrelerinin lenfosit olarak adlandırılan diğer bağışıklık sistemi elemanlarına oranının %14 ün altına düşmesi,
  • Bakteri, parazit, mantar ve virüsler bağlı fırsatçı enfeksiyonların görülmesi,

AIDS hastalarında görülen ve tanı koydurucu durumlardır. Bu belirtilere dil üzerinde beyaz tabakalaşma, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kuru öksürük, nefes darlığı, ağız, burun, makat veya vajinadan kanama olması, ellerde veya ayaklarda hissizlik, ishal, ateş, gece terlemeleri, kontrolsüz kilo kaybı gibi durumlar eşlik edebilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün HIV ve AIDS klinik sınıflandırması, hastalığın klinik evreleri ve eşlik eden klinik durumlar ile/ belirtilerin değerlendirilmesiyle yapılmaktadır.

Bir bireye HIV bulaşmasını takip eden dönemde meydana gelen enfeksiyon ve devamında hastalığın ilerlemiş 4 klinik evresi olmak üzere toplam 5 evre mevcuttur.

HIV enfeksiyonu, erken dönemde sıklıkla belirti vermeden veya “viral sendrom” adı verilen bir tıbbidurumla seyretmektedir.

  • Klinik evre 1’de bireylerde belirti olmayabilir veya süreklilik gösteren yaygın lenf bezi şişkinliği görülebilir
  • Klinik evre 2’de açıklanamayan kilo kaybı, tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları, uçuk, ağız içinde yaralar, tırnaklarda mantar enfeksiyonlarına rastlanmaktadır. 
  • Klinik evre 3’te açıklanamayan şiddetli kilo kaybı, açıklanamayan uzun süreli ishal ve ateş, ağızda kandida (bir tür mantar) enfeksiyonu, akciğer tüberkülozu (verem), açıklanamayan anemi (kansızlık), şiddetli bakteriyel enfeksiyonlar, kronik trombositopeni (kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerin azlığı) görülmektedir
  • Son klinik evre olan 4’te bakteri, parazit, mantar ve virüs kaynaklı fırsatçı enfeksiyonlar ve sistemik enfeksiyonlar HIV/AIDS ile beraber görülürler ve bunlar hastalığın sınıflandırılmasında da kullanılmakta olan klinik durumlardır.

HIV/AIDS teşhisi nasıl konur?

Kan tetkikleri HIV teşhisi için en yaygın test yöntemidir. Bu tetkiklerin temelinde enfekte kişinin kanında virüse karşı oluşturulmuş antikor adı verilen yapıların tespiti bulunmaktadır. HIV’de erken test ve teşhis hayati bir yere sahiptir.

Erken teşhis ve ardından doktor gözetiminde kullanılacak olan tedavi ile hastalığın kontrol altına alınması, başkalarına bulaştırılmasının önlenmesi açısından çok önemlidir.

Vücudun virüse karşı oluşturacağı antikorların (savaşçı hücreler) 6 haftadan 6 aya kadar bir süre içerisinde oluşmaya başlaması nedeniyle risk altında olduğu düşünülen hastalar takip edilmelidir.
HIV/AIDS teşhisinde,

  • Elisa
  • Salgı Testi
  • Virüs Yükü Testi
  • Western Blot testi yer almaktadır.

HIV’e karşı oluşturulmuş antikorlardaki enzim aktivitesini ölçerek enfeksiyonu tespit eden Elisa testi, teşhiste öncelikle kullanılmakta olan yöntemdir. Elisa testi pozitif olan bir bireyin Western Blot testiyle HIV teşhisi teyit edilmelidir. Elisa testi negatif olan bir bireyde ise HIV enfeksiyonu düşünülüyorsa bir ila üç ay içerisinde test tekrarlanmalıdır.

Tükürük testi, kulak temizleme çubuğuna benzer pamuk bir materyalle, yanağın içerisinden sürüntü örneği alınıp, yetkin bir laboratuvar aracılığıyla test edilmesiyle gerçekleştirilir. Virüs yükü testi, genellikle tedavi durum takibi ve HIV enfeksiyonunun erken teşhisi amacıyla kandaki virüs miktarını ölçümleyen yöntemdir.

Western Blot, Elisa testi sonrasında teşhisin kesinleştirilmesi amacıyla yapılan doğrulama testidir.

Kimler HIV/AIDS testi yaptırmalıdır?

Korunmasız cinsel ilişki hikayesi olan, – Damar içi ilaç bağımlılığı ve ortak enjektör kullanımı olan, – HIV (+) kişinin partneri olan, – HIV görülme sıklığının yüksek olduğu ülkede doğmuş ya da yaşamış olan, – Yüksek görülme sıklığı olan bölgelere seyahat etmiş ya da orada yaşamış olan, – Gebeler (en erken dönemde), – Cinsel saldırıya maruz kalanlar, – Evlilik öncesi (gönüllülük esasına dayalı),

– Tüberküloz (verem), cinsel yolla bulaşan enfeksiyon tanısı almış olan kişiler kontrol amacıyla hekime başvurmalıdırlar.

HIV enfeksiyonun tedavisinde virüsün çoğalmasını kontrol eden, antiretroviral tedavi (ART) olarak adlandırılan ilaçlar kullanılmaktadır. ART, HIV’in çoğalmasını önler ve vücuttaki virüs miktarını azaltır.

Vücutta daha az virüs yükünün bulunması bağışıklık sisteminin etkinliğinin kuvvetlenmesini ve hastalığın AIDS’e ilerleyişinin önlenmesini sağlar.

HIV (+) olan bireylerin mümkün olan en kısa sürede tedaviye başlamaları gerekmektedir.

HIV (+) kadınlarda gebelik

Gebe olan veya gebe kalmayı planlayan bir kadın; gebelikte, doğumda veya emzirme döneminde bebeğe bulaşma ihtimali olması dolayısıyla HIV enfeksiyonu açısından test edilmelidir.

Antiretroviraller adı verilen HIV ilaçlarının kullanılması, enfeksiyonun anneden çocuğa geçişini önleyebilmektedir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, bulaşma o kadar etkili şekilde önlemektedir.

Bununla beraber HIV (+) bir annenin tedavisinin, doğum döneminde veya doğum sonrasında dahi mümkün olan en erken zamanda başlanmasının bulaşıcılığı önlemede büyük önemi vardır.

Antiretroviral tedavi, HIV (+) bireylerin daha uzun ve sağlıklı yaşamalarına yardım eden ve yaşam boyu süren bir tedavidir.

Ancak antiretroviral tedavinin etkili olması; ilaç uyumuna, ilaçların her gün ve belirtilen şekilde kullanımına bağlıdır.

HIV tedavi rejimine uyum, virüsün çoğalmasını ve bağışıklık sisteminde çöküşü önlemektedir. HIV ilaçlarının her gün kullanımı HIV’in bulaşma riskini de azaltmaktadır.

Referanslar:

  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/19/45/hiv-aids–the-basics ET:09.01.2018
  • http://www.unaids.org/en/resources/fact-sheet ET:09.01.2018
  • http://www.thsk.gov.tr/component/k2/353-istatiksel-veriler/bulasici-hastaliklar-daire-baskanligi-istatiksel-veriler.html ET:09.01.2018
  • https://www.ucsfhealth.org/conditions/aids/diagnosis.html ET:09.01.2018
  • https://aidsetc.org/guide/hiv-classification-cdc-and-who-staging-systems ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/testing.html ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/livingwithhiv/index.html ET:09.01.2018
  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/20/50/preventing-mother-to-child-transmission-of-hiv ET:09.01.2018
  • https://www.plannedparenthood.org/learn/stds-hiv-safer-sex/hiv-aids/what-are-symptoms-hivaids ET:09.01.2018

Источник: https://gskpro.com/tr-tr/tedavi-alanlari/tr/hiv/hiv-aids/

AIDS Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

HIV/AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Bağışıklık sistemi insan vücudunu ayakta tutan, hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlayan bir sistemdir.

Başka bir ifadeyle bir canlıda oluşabilecek hastalıklara karşı koruma yapan, patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok etmeye çalışan işlemlerin bütünüdür.

Bu olağanüstü dengenin herhangi bir nedenle bozulması, zayıflaması, direncinin azalması gibi durumlar birçok hastalığın vücudumuza gelip yerleşmesi için en uygun zamanlardır.

Zaten zayıf olan vücut direnci gelen bu hastalık karşısında mücadele edemez. Vücuda girdiğinde bağışıklık sistemini yerle bir eden virüslerden biri HIV’dir. HIV ise insanlık tarihinde bu güne kadar birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olan AIDS gibi ciddi bir hastalığın oluşma sebebidir.

Haşimato Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır ve genellikle ölümle seyreden tehli bir hastalıktır. HIV virüsünün en kötü yanı kana bulaşıktan sonra uzun yıllar belirti vermemesidir. Kişinin kendini iyi hissettiği ve hiçbir şekilde belirti vermeyen bu süreç içerisinde hastalığın temelleri çoktan atılmış olabilmektedir.

AIDS Nedir?

AIDS, HIV (Human Immunodeficiency Virus – İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) adı verilen bir virüsün neden olduğu, kan yoluyla ve cinsel yolla bulaşan, bağışıklık sisteminin tamamen çökmesine neden olan, bulaşıcı bir hastalıktır. AIDS, İngilizcede Acquired Immune Deficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir sözcüktür.

HIV vücuda girdiğinde hastalıklara karşı direnç göstermemizi sağlayan bağışıklık sistemini yavaş yavaş yok eder ve soğuk algınlığı gibi hafif bir hastalığa bile direnç gösteremeyecek hale getirir.

Vücut enfeksiyonlara ve daha birçok hastalığa karşı korunamaz. Kadınlarda ve erkeklerde her yaşta ortaya çıkabilen AIDS ise HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır.

HIV virüsünün en kötü yanı vücuda girdikten sonra uzun yıllar bile belirti vermemesidir.

Kanında HIV taşıyan kişiye HIV pozitif denir ve HIV pozitif birinin 8-10 yıl bile AIDS’e yakalanmadığı görülmüştür.

Bu virüs vücuda girdikten sonra kişi kendini iyi hissedebilir, herhangi bir şikayet ve bulgu görülmez. Ancak yapılan kan tetkikleriyle virüsün vücutta olup olmadığı kesinleşebilir.

Bulaşmanın tahmin edildiği zamandan 3 ay sonrasında yapılan ELİSAtestleri bu konuda en doğru sonucu veren testtir.

Oldukça ciddi ve ölümcül seyreden AIDS vakalarının % 80’inde, hastalığa yakalanan kişi teşhis konulduktan sonraki 2 yıl içerisinde, eklenen başka bir enfeksiyon ve genellikle de kanser yüzünden hayatını kaybetmektedir. Hastalığın kuluçka dönemi çok uzun olduğu için teşhis edilmesi de zordur.

İlk olarak ABD’nin New York kentinde 1981’de ortaya çıkan AIDS ülkemizde 1985 yılından sonra görülmeye başlandı. Bilinen ilk AIDS vakalarında hastaların eşcinsel erkekler ve şırıngaları ortak kullanan uyuşturucu bağımlısı insanlar olduğu bilinmektedir.

Dünyadaki HIV pozitif vakalarının % 70’i Afrika’dadır. Birleşmiş Milletler’in 2004 raporuna göre ise dünyada HIV pozitif olan 38 milyon kişi bulunmakta ve her yıl 3 milyon kişi AIDS’ten hayatını kaybetmektedir.

1981-2008 yılları arasında AIDS’ten ölen insan sayısı ise 20 milyondur.

AIDS’in Nedenleri Nelerdir?

AIDS hastalığının etkeni olan HIV retrovirüs ailesine mensup bir lentivirüstür.

Bilim adamlarının ilk olarak Afrika’da rastlanan HIV vakalarından yola çıkarak yaptığı araştırmalar neticesinde, burada yaşayan şempanzelerde HIV’e çok benzeyen bir virüsün varlığı tespit edilmiştir.

Bugüne kadar virüsün maymunlarda herhangi bir hastalığa neden olduğu saptanmamıştır. Muhtemel varsayıma göre 20. yüzyılın başlarında maymun etlerinin avlanması sırasında insanlara geçtiği ve HIV virüsünün oluştuğu düşünülmektedir.

AIDS’in Belirtileri Nelerdir?

HIV’in bulaştıktan sonra hemen AIDS hastalığını oluşturmadığını ve uzun yıllar herhangi bir belirti vermediğini yazımızın giriş kısmında anlatmıştık.

Virüs bulaştıktan sonra kişinin vücut direncine, yaşam koşullarına bağlı olarak hastalık hemen de oluşabilir, birkaç yıl sonra da ortaya çıkabilir. Virüs vücuda girdiğinde ilk olarak kan hücrelerine yerleşir ve burada gittikçe çoğalır.

Zarar gören kan hücrelerinin sayısı azaldıkça vücudun bağışıklık sistemi ve savunma mekanizması tamamen çöker.

Bağışıklık sistemi çöken bir insan çok çabuk hasta olur ve en basit hastalıklarla bile mücadele edemeyecek hale gelir.

Lenf bezlerinde büyüme, akciğer hastalıkları, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, ağız ve çenede uçuk, yara ve lekeler; ishal, uzun süreli kırgınlık, halsizlik, öksürük, aşırı kilo kaybı ve gece terlemeleri AIDS’in bilinen en genel belirtileri arasında yer almaktadır.

Ek olarak pamukçuk, tüberküloz ve mantar hastalıkları gibi enfeksiyonların aynı anda görülmesi de AIDS’in varlığını düşündürmelidir. Kesin tanı ise ELİSA (anti-HIV) testi ile yapılabilmektedir.

AIDS’in Bulaşma Yolları Nelerdir?

Halk arasında genel olarak sadece cinsel yolla bulaştığına inanılan AIDS’in daha farklı bulaşma yolları da bulunmaktadır.

Öncelikle HIV’in çok hassas bir virüs olduğunu, havada uzun süre canlı kalamadığı için el sıkışmak, hapşırık, öksürük, deriye dokunma, gözyaşı, tükürük, idrar, dışkı ve aynı eşyaları kullanma ile bulaşmadığını söylememizde fayda var.

Çünkü toplumumuzda bu konuyu yanlış bilen insan sayısı küçümsenmeyecek kadar fazladır.

Şu ana kadar kayıtlara geçen milyonlarca AIDS vakasından sadece bir tanesinin öpüşme ile bulaştığı, onda da çiftlerin ikisinde de diş eti kanaması olduğu tespit edilmiştir. Yani bulaşma şekli tükürük değil kandır.

 HIV’in bulaşması için vücut sıvılarının doğrudan teması gerekmektedir.

Bunlar cinsel ilişki sırasında sperm veya cinsel sıvılar üzerinden, kan yoluyla ve anneden bebeğe süt yoluyla gerçekleşen bulaşma şekilleridir.

Genital bölgedeki hastalıklar, gonore (bel soğukluğu) ve klamidya gibi cinsel hastalıklar bu bölgelerde yaralara yol açtığı için HIV’in bulaşma riskini de artırmaktadırlar. Virüs anal, oral ve vajinal ilişki esnasında bulaşabilir.

Atlamamamız gereken önemli bir nokta da korunmasız anal ilişki esnasında HIV bulaşma riski, korunmasız vajinal ilişkiden daha yüksektir. Şu an dünyada HIV’in en yaygın bulaşma şeklinin homoseksüel cinsel ilişki olması da bu bilgiyi doğrulamaktadır.

AIDS’ten Korunma Yolları Nelerdir?

Bulaşma yollarını anlattığımız AIDS’in korunma yolları da buna paralel şekilde oluşmuş yöntemlerdir.

  • Kesinlikle korunmasız cinsel ilişkiye girilmemelidir. Prezervatifin güvenilir bir yöntem olmadığını bilmeli sağlam olmasına dikkat edilmelidir. Cinsel ilişki esnasında kayganlaştırıcı gibi prezervatife zarar veren maddeler kullanılmamalıdır.
  • Herhangi bir nedenle kan nakli yaptırmak zorundaysanız, AIDS testi yapılmamış, kontrolsüz kan kesinlikle kullanılmamalıdır.
  • HIV pozitif biri, test sonucunu gördükten sonra hiçbir şekilde kan bağışı yapmamalıdır.
  • Daha önce kullanılmış iğne, şırınga, makas, cerrahi alet, jilet, akupunktur ve diş hekimliği malzemeleri tekrar kullanılmamalıdır.
  • Güzellik merkezlerinde yaptırılan manikür ve pedikür benzeri işlemlerde kullanılan malzemelerin dezenfekte edildiğinden emin olunmalı; temizliğinden şüphe edilen yerlerde bu tarz işlemler yaptırılmamalıdır.

AIDS’in Tedavisi Nedir?

Günümüzde ilerlemiş tıpa ve gelişmiş teknolojiye rağmen AIDS için geliştirilmiş bir tedavi yöntemi veya aşı bulunmamaktadır. Uygulanan tedaviler ancak hastanın ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini yükseltmek yönündedir.

Genel olarak iki amaçlı tedavi yöntemi uygulanmaktadır.

Birincisi direkt HIV virüsü üzerinde etki eden ve virüsün çoğalmasını engellemeye yarayan ilaç tedavisi; ikincisi ise hastalık esnasında meydana gelen fırsatçı enfeksiyonlara ve kansere karşı mücadele eden ilaç tedavisidir.

AIDS Hakkında Genel Bilgiler

Birleşmiş Milletler’in 2002 yılında yayınladığı Türkiye HIV/AIDS Durum Analizi raporuna göre hastalığın ortaya çıkışından itibaren 7000-14000 insan AIDS hastalığına yakalanmıştır. T.C.

Sağlık Bakanlığı resmi rakamlarına göre ise 1985-2003 yılları arasında HIV/AIDS toplam vaka sayısı 1712’dir.

Genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde özellikle ergenlik dönemine yeni adım atmış gençler cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda bilinçlendirilmelidir.

Kayıtsız seks işçilerinin oldukça fazla olması ve ülkemize her yıl gelen 14 milyon civarındaki yabancı turistler HIV bulaştırma açısından büyük tehdit konumundadırlar. Tüm dünyada AIDS nedeniyle 1981-2008 yılları arasında 20 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Bu ciddi büyüklükteki rakamlar AIDS’in dünyanın en yıkıcı ve yaygın hastalık olduğunu göstermektedir.

Rota Virüsü Nedir? Hastalığın Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi Nelerdir?

HIV’in yayılması, AIDS hastalığına karşı bilincin artırılması, toplumdaki bilinen yanlışların, önyargıların yıkılması ve bu hastalıktan hayatını kaybedenlerin anılması adına 1 Aralık tarihi Dünya AIDS Günü olarak kabul edilmiştir. Her yıl 1 Aralıkta “AIDS öldürmez, Önyargı Öldürür” sloganıyla, AIDS hastalarının sesini duyurmak için etkinlikler ve kampanyalar yapılmaktadır.

Источник: https://bilgihanem.com/aids-nedir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.