HIV/AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

içerik

HIV/AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

HIV/AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

ABD Hastalık, Kontrol ve Önleme Merkezlerinin son istatistiklerine göre, dünya çapında yaklaşık 36,7 milyon insan HIV ile yaşıyor.

HIV/AIDS Hakkında Çok Yanlış Bilgiler Vardır

HIV virüsü yönetiminde yıllar boyunca birçok gelişme yaşanırken, ne yazık ki HIV ile yaşamanın ne anlama geldiğiyle ilgili bir sürü yanlış bilgi bulunmaktadır.

İnsanların en çok duyulan yanlış algılarının HIV / AIDS hakkında ne söylediğine dair görüşlerini almak için çeşitli uzmanlara ulaştık. Bu uzmanlar insanları tedavi ediyor, tıp öğrencileri yetiştiriyor ve hastalıkla başa çıkmakta olan hastalara destek sağlıyor. İşte onlar, ve HIV virüsü ya da

Efsane # 1: HIV ölümcüldür

Kaiser Permanente, HIV / AIDS Ulusal Direktörü Dr. Michael Horberg, “Doğru tedavi ile, şimdi HIV’li kişilerin normal bir yaşam süresi yaşamasını bekliyoruz” diyor. Yani HIV tedavi edilirse “ölümcül” değildir.

“1996’dan bu yana, antiretroviral terapinin yüksek düzeyde aktif olması ile birlikte, antiretroviral tedaviye (ART) iyi erişebilen HIV’li bir kişi, reçeteli ilaçlarını aldıkları sürece normal bir yaşam sürdürebilir.” Dr.

A. Adalja, kurul onaylı bir bulaşıcı hastalık doktoru ve Johns Hopkins Sağlık Güvenliği Merkezi’nde kıdemli araştırmacı. Ayrıca Pittsburgh’un HIV Komisyonu ve AIDS Free Pittsburgh’un danışma grubuna da hizmet vermektedir.

Bir bireye HIV virüsü bulaşmışsa, semptomlar büyük ölçüde belirsizdir. HIV enfeksiyonu olan bir kişi, ateş, yorgunluk veya genel rahatsızlık gibi diğer enfeksiyon türlerine benzer semptomlar gösterebilir. Ek olarak, ilk hafif belirtiler genellikle sadece birkaç hafta sürmektedir.

Antiretroviral ilaçların erken kullanımı ile birlikte, HIV virüsü etkin bir şekilde yönetilebilir. Antiretroviral tedavi alan HIV’li bir kişi nispeten sağlıklıdır ve kronik sağlık koşullarına sahip olanlardan farklı değildir.

İnsanların sıklıkla HIV ile ilişkilendirdikleri stereotipik belirtiler aslında AIDS ile ilişkili hastalıklardan veya komplikasyonlardan kaynaklanan komplikasyonların belirtileridir. Bununla birlikte, yeterli antiretroviral tedavi ve ilaçlar ile, bu semptomlar HIV ile yaşayan bir bireyde mevcut olmayacaktır.

Efsane # 3: Hetereseksüel ve beyaz insanların HIV enfeksiyonu hakkında endişelenmelerine gerek yok.

Erkek cinsel partnerleri olan erkeklerde HIV’in daha yaygın olduğu doğrudur. Eşcinsel ve biseksüel genç Afrikalı-Amerikalılar en yüksek HIV bulaşma oranlarına sahiptir.

Horberg, “En yüksek risk grubunun erkeklerle seks yapan erkek olduğunu biliyoruz” diyor. CDC’ye göre, bu grup ABD’deki yeni HIV vakalarının yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor.

Bununla birlikte, heteroseksüeller 2016 yılında yeni HIV enfeksiyonlarının yüzde 24’ünü oluşturuyordu ve bunların yaklaşık üçte ikisi kadındı.

HIV ile yaşayan Afrikalı-Amerikalı eşcinsel ve biseksüel erkeklerin oranı Amerika Birleşik Devletleri’nde nispeten aynı kalırken, yeni HIV vakalarının oranı 2008’den bu yana yüzde 18 azalmıştır. Genel olarak heteroseksüel bireylerin tanıları yüzde 36 oranında azalmış ve tüm kadınlar arasında yüzde 16 oranında azalmıştır.

Afrikalılar, cinsel yönelimleri ne olursa olsun, diğer ırklardan daha yüksek HIV bulaşma riskiyle karşı karşıyadır.

CDC’ye göre, siyah erkekler için HIV tanısı oranı, beyaz erkeklerden yaklaşık sekiz kat daha fazladır ve hatta siyah kadınlar için daha yüksektir; Siyah kadınlarda oran, beyaz kadınlardan 16 kat, Hispanik kadınlardan 5 kat daha fazladır.

Afrikalı kadınlar, HIV’i diğer ırk veya etnik kökenlerden daha yüksek oranlarda işliyorlar. 2015 itibariyle ABD’de HIV ile yaşayan kadınların% 59’u Afro-Amerikan iken% 19’u Hispanik / Latina,% 17’si beyazdı.

Efsane # 4: HIV pozitif insanlar güvenli bir şekilde çocuk sahibi olamazlar.

Hamilelik için hazırlanırken HIV ile yaşayan bir kadının yapabileceği en önemli şey, en kısa sürede ART tedavisine başlamak için doktora danışmaktır.

HIV tedavisi çok ilerlemiş olduğundan, bir kadın her gün kendi gebeliği boyunca (doğum ve doğum dahil) bir sağlık hizmeti sağlayıcısı tarafından tavsiye edildiği şekilde ART ilaçlarını günlük alıyorsa ve bebeğin doğumdan sonraki 4 ila 6 hafta boyunca ilaç tedavisine devam ediyorsa HIV’in bebeğe iletilmesinin oranı % 1 veya daha az olabilir.

HIV viral yükünün, doğumdan sonra formülü ile C-bölümü veya biberonla beslenmeyi seçmesi gibi, HIV viral yükünün istenenden daha yüksek olması durumunda, bulaşma riskini azaltmak da mümkündür.

HIV negatif olan ancak HIV virüsü taşıyan bir erkek eş ile görüşmek isteyen kadınlar, hem kendilerine hem de bebeklerine bulaşma riskini azaltmak için özel ilaçlar alabilirler. HIV taşıyan ve ART ilaçlarını alan erkeklerde viral yük saptanamazsa bulaşma riski neredeyse sıfırdır.

Efsane # 5: HIV her zaman AIDS’e yol açar.

HIV, AIDS’e neden olan enfeksiyondur. Ancak bu, tüm HIV pozitif bireylerin AIDS geliştireceği anlamına gelmez. AIDS, zamanla bağışıklık sistemine saldıran ve zayıflamış bağışıklık tepkisi ve fırsatçı enfeksiyonlarla ilişkili olan HIV’in bir sonucu olarak bağışıklık sistemi eksikliğinin bir sendromudur. HIV enfeksiyonunun erken tedavisi ile AIDS önlenir.

Walden Üniversitesinde halk sağlığı profesörü Dr. Richard Jimenez “Mevcut tedavilerle, HIV enfeksiyonunun seviyeleri kontrol edilip düşük tutulmakta, sağlıklı bir bağışıklık sistemini uzun süre koruyabilmekte ve böylece fırsatçı enfeksiyonları ve AIDS tanısını önlemektedir” diye açıklıyor. .

Efsane # 6: Tüm modern tedaviler sayesinde artık HIV çok da önemli değil.

HIV’in tedavisinde çok fazla tıbbi ilerleme olmasına rağmen, virüs hala komplikasyonlara yol açabilir ve ölüm riski hala bazı insan grupları için önemlidir.

HIV edinme riski ve bir kişiyi nasıl etkilediği, yaş, cinsiyet, cinsellik, yaşam tarzı ve tedaviye bağlı olarak değişir. CDC, bir kişinin kendi risklerini tahmin etmesine ve kendilerini korumak için adımlar atmasına yardımcı olabilecek bir Risk Azaltma Aracına sahiptir.

PrEP (ön-maruziyet profilaksisi), günlük alındığında HIV enfeksiyonunu önceden engelleyebilen bir ilaçtır. Dr. Horberg’e göre, Kaiser Permanente’den yapılan son bir çalışma, iki buçuk yıl boyunca PrEP kullanan kişileri izledi ve günlük olarak alındığında HIV enfeksiyonlarının önlenmesinde çoğunlukla etkili olduğunu buldu.

Bununla birlikte, cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklara veya enfeksiyonlara karşı koruma sağlamaz.

Horette, “PrEP’in, daha güvenli seks uygulamaları ile birlikte kullanılması önerilmektedir, çünkü çalışmamızda, katılan hastaların yarısının, 12 ay sonra cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon tanısı olduğu gösterilmiştir” diyor.

Efsane # 8: HIV için negatif testi olanlar korunmasız cinsel ilişkiye girebilir.

Bir kişi yakın zamanda HIV virüsü aldığında, HIV testine üç ay geçene kadar pozitif olmayabilir. Buna pencere dönemi denir ve hastalık bulaşıcıdır.

Dr. Gerald Schochetman, “Geleneksel olarak sadece antikor kullanan testler, vücutta HIV virüsü enfekte ettiğinde gelişen antikorların varlığını tespit ederek çalışır” diyor. Teste bağlı olarak, HIV pozitifliği birkaç hafta sonra veya olası maruziyetten üç aya kadar tespit edilebilir.

Bireyler ilk testlerinden üç ay sonra bir negatif okumayı onaylamak için ikinci bir HIV testi yaptırmalıdır. Düzenli seks yapıyorlarsa, San Francisco AIDS Vakfı her üç ayda bir test edilmesini önerir. Bir bireyin cinsel tarihini partneriyle tartışması ve kendilerinin ve eşlerinin PrEP için iyi bir aday olup olmadığı konusunda bir sağlık uzmanıyla konuşmaları önemlidir.

HIV combo testleri olarak bilinen diğer testler virüsü daha erken tespit edebilir.

Efsane # 9: Her iki eşin de HIV’i varsa, prezervatif için bir neden yoktur.

Çalışmalar, HIV ile yaşayan ve virüsteki kanı tespit edilemeyen seviyelere indiren düzenli antiretroviral tedavi gören bir kişinin, HIV’i bir eşe cinsel ilişki sırasında iletemediğini göstermiştir. Mevcut tıbbi görüş birliği “Saptanamaz = İletilemez” dir.

Bununla birlikte, CDC, her iki eşin de HIV’i olsa bile, her cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanması gerektiğini önermektedir. Bazı durumlarda, bir partnere farklı bir HIV suşu iletmek veya bazı nadir durumlarda, mevcut ART ilaçlarına dirençli bir suştan “süperinfeksiyon” olarak kabul edilen bir HIV türü iletmek mümkündür.

HIV’den bir süperinfeksiyon riski çok nadirdir; CDC, riskin yüzde 1 ile 4 arasında olduğunu tahmin etmektedir.

HealthLine, 9 Myths About HIV/AIDS, 2018

Referanslar,

Источник: https://www.probiyotix.com/hiv-aids-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar/

AIDS / HIV nedir, nasıl bulaşır? Belirtileri, testi ve tedavisi

HIV/AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

AIDS ise (Acquired Immuno Deficiency Sendrom) yani, Kazanılmış-Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu olarak adlandırılan bir hastalık sistemidir. AIDS; HIV pozitif bir kişide, bağışıklık sistemi yetersizliği nedeniyle ciddi-fırsatçı enfeksiyonlar ve fırsatçı kanserlerden bir veya birkaçının geliştiği bir hastalık halidir.

AIDS, Sağlık Bakanlığı ‘na bildirilmesi zorunlu bir hastalıktır. Ama bildirim isimle yapılmaz. İsmin baş harfleri ve doğum tarihi kodlanarak yapılır.

Eğer riskli bir durum veya ilişki yaşadıysanız, herhangi bir belirtiye rastlamasanız dahi hemen bir AIDS testi yaptırın.

Alacağınız test sonucuna göre hayatınızda değişiklik yapabilir, ailenizi koruyabilir ve içinizdeki kuşkuyu yok edebilirsiniz.

 Test sonucunuz negatif çıktıysa, davranışlarınıza dikkat ederek hep temiz kalmaya özen gösterin. Korunmadan cinsel ilişkiye girmeyin. Kontrolsüz kan transferi yaptırmayın.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ne yapmalı, nasıl beslenmeli?

HIV Pozitif Nedir?

Kanında HIV virüsü bulunan kişilere HIV pozitif denir. Bu kişiler aynı zamanda kanında antikor bulunan seropozitif (Anti-HIV testi = ELISA testi pozitif) kişilerdir.

HIV virüsün nasıl bulaşır?

  • Korunmadan cinsel ilişki yoluyla bulaşabilir
  • Kan yoluyla bulaşabilir
  • Kan veya kan ürünlerinin transfüzyonu (nakli)
  • İğne batması ve açık yaradan HIV ile temas
  • İntravenöz (damar içi) ilaç kullanıcıları, uyuşturucu bağımlıları.
  • Perinatal geçiş (Anne karnında bebeğine)
  • Hasta veya taşıyıcı anneden bebeğe hamilelik döneminde
  • Hasta veya taşıyıcı anneden bebeğe doğum emzirme ile

Aids hangi yol bulaşmaz

HIV virüsü vücudun dışında yaşayamayacağından aslında bulaşması zordur.

  • Tükürükle,
  • Terleme ile,
  • Deriye dokunma ile,
  • Başkasının havlusu ile,
  • El sıkışma ile,
  • Kucaklama ile,
  • Yanaktan öpüşme ile,
  • Yiyecek içecekten,
  • Ortak tabak çanak kullanımı ile,
  • Havuz ve tuvalet kullanımı ile,
  • Aynı evi paylaşmakla
  • Başkasının giysisini giyme ile bulaşmaz.

HİV virüsü taşıyan partnerle cinsel ilişki kuran kişi başka cinsel hastalık taşıyorsa (Bel soğukluğu, frengi, hepatit vs.) doku hasarı nedeniyle bulaşma riski katlanarak artar. Ayrıca partnerin yaşı, hastalığın evresi, ilişkinin şekli ile riski arttırabilir. Kadınlarda menstrüal kanama zamanındaki ilişkide bulaşma riski yüksektir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve teşhis yöntemleri

HIV virüsü bulaştıktan sonra ne olur

HIV, vücuda girdikten sonra 2 ila 4 hafta kuluçka dönemi yaşar ardından enfeksiyon bulguları ortaya çıkar. Bu dönemde görülen belirtiler, gribe benzerdir ve genellikle 2 haftadan kısa sürer.

 Bu dönemde sıklıkla ateş, lenf bezlerinde büyüme, farenjit, deride döküntü, kas-eklem ağrıları, baş ağrısı, bulantı-kusma, nadiren de karaciğer-dalak büyümesi, ağızda pamukçuk ve nörolojik sorunlar görülmektedir. Bu ilk aşamadan sonra genellikle 8-10 yıl süren kronik semptomsuz bir dönem başlar.

Ardından hastalığın son dönemi olan aşikar AIDS dönemi ortaya başlar. Bu dönemde enfeksiyonlara ve kansere yakalanma riski çok artar. AIDS gelişen ve tedavi edilmeyen kişiler birkaç yıl içinde ölür.

HIV belirtileri

  • Ateş, baş ağrısı ve halsizlik gibi gribi andıran belirtiler
  • Ense, koltuk altı ve kasıklarda lenf nodüllerinin şişmesi
  • Sık sık hastalanma ve enfeksiyon geçirmeye başlamak
  • Zatürre, tüberküloz ve hepatit C gibi hastalıklara yakalanmak
  • Grip gibi hastalıkların tedavisinin uzun sürmesi yada geçmemesi
  • Sıkça ateş ve gece terlemeleri görülür
  • HIV bulaşmış kadınların üreme sisteminde sorunlar görülebilir
  • Kadınlarda adet döngüsü bozulabilir veya tamamen durabilir
  • Cinsel organlarda bakteri ve mantar enfeksiyonlarında artış olabilir
  • Diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyon riski de artar

Aids Belirtileri

  • AIDS belirtileri genellikle virüs bulaşmasından 5-10 yıl sonra ortaya çıkar
  • Vücut direnci zayıflar, basit enfeksiyonları bile çok ağır geçirir
  • Lenf bezlerinde büyümeler olabilir
  • Ağız ve deride tekrarlayan uçuk, yara ve lekeler çıkabilir
  • Nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri olur
  • Kilo kaybı ve sık tekrarlayan ishal olabilir
  • Dönem dönem öksürük görülebilir
  • Verem ve zatürre gibi hastalıklara yakalanma riski artar
  • Pamukçuk, diğer bakteri ve mantar hastalıkları görülebilir
  • Normal insanlarda nadir görülen enfeksiyonlar görülebilir
  • Kaposi sarkomu, beyin lenfoması gibi bazı özel tür kanser görülebilir
  • Hastalığın ileri evresinde gözde sitomegalovirüs (CMV) retiniti görülebilir,
  • Bir kişide bu belirtilerin birkaç tanesi birden varsa AIDS düşünülebilir

Hepatit C nedir? Nasıl bulaşır? Belirtileri ve tedavisi

HIV enfeksiyonlarının tanısında, laboratuvar teknikleri kullanılır. Bu virüse karşı oluşan spesifik ANTİ-HIV antikorlarının ELISA tekniği ile gösterilmesidir. Eliza diye bilinen testle kanda, hastalığa sebep olan virüse karşı gelişmiş olan antikor olup olmadığına bakılır.

Şüpheli temastan 3 ay sonra test yaptırılması daha doğru sonuçlar verir. Herşeye rağmen çeşitli nedenlere bağlı olarak “yalancı pozitif” sonuç alınması söz konusudur. İki kez yinelenen ve ELISA ile pozitif bulunan kan örneklerinde, “ilave testler” ile durumun kesinleştirilmesi gereklidir.

Başvurulan test “Western Blot” doğrulama tekniğidir.

HIV virüsüyle ilgili laboratuvar testleri

HIV virüsünü saptamaya yönelik laboratuvar testleri virüsün vücuda giriş zamanına göre değişiklik göstermektedir. Bu testler aşağıdaki gibi sıralanmaktadır;

1. HIV PCR (viral DNA/RNA) (9-11 günden sonra)2. p24 antijen testi (3 hafta-3 aylık dönem arasında)

3. ELISA (Anti-HIV) testi (3-6 aydan sonra)

HIV PCR Testi nedir? Ne zaman yapılmalıdır?

HIV PCR testi, virüs genetik materyalinin PCR tekniği ile çoğaltılarak ölçülecek ve tanımlanabilecek duruma getirilmesidir. Enfekte olmuş bir kişinin kanında virüs bulunmasına rağmen erken dönemde virüse karşı antikor oluşmamaktadır.

Bu nedenle PCR testi erken evrede HIV virüsünün kanda tespitinde kullanılmaktadır. Şüpheli temastan 9-11 gün sonra HIV PCR testi ile virüs varlığı saptanabilmektedir. PCR testinin virüsü saptama duyarlılığı 28.

günden itibaren ~%98-100 olarak belirtilmektedir.

HIV şüphesi taşıyan herkes tarafından yaptırılabilir. Özellikle şüpheli ilişkiden sonra ve yenidoğanlarda HIV araştırmasının PCR tekniği ile yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. PCR testi ayrıca HIV pozitif kişilerde virüs miktarının ölçülmesi ve AIDS hastalarının tedaviye verdikleri yanıtın takibinde de kullanılmaktadır.

P24 Antijen Testi nedir? Ne zaman yapılmalıdır?

P24, HIV virüsüne özgü viral bir proteindir. Bu proteinin vücutta saptanması virüs varlığını göstermektedir. Testin virüs bulaşmasından sonra geçen 21. günden 90. güne kadar yapılması uygun bulunmaktadır

ELISA Testi Nedir? Anti-HIV Ne zaman yapılmalıdır?

HIV virüsü ile enfekte kişilerin savunma sisteminde bu virüsle savaşmak için HIV’e karşı özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. HIV antikorlarının ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süre geçmesi gerekmektedir.

Bu nedenle test, bulaşma gerçekleştikten 3 ay sonra yapılmalıdır. Anti-HIV test sonucunun pozitif olması kanda HIV virüsüne karşı antikorların oluştuğunu gösterir.

Bu nedenle Anti-HIV testinin tam pozitif olduğunu söyleyebilmek için Westernblot testi adlı doğrulama testinin de yapılıp sonucunun pozitif bulunması gerekir.

Bel soğukluğu nedir? Belirtileri, tedavisi ve korunma yolları

Aids hastalığının tam tedavisi henüz yoktur ana kullanıma giren yeni ilaçlar hastaların normal insanlara yakın bir hayat standardında uzun yıllar hayatta kalmasını sağlamaktadır.

Son yıllarda aids tedavisinde büyük gelişmeler sağlanmıştır ve yeni tedavi seçenekleri sayesinde yaşam süresi ve kalitesinde belirgin bir artış olmuştur.

Mevcut ilaçlarla yapılan tedavinin amacı HIV virüsünün çoğalmasını durdurmak, ortaya çıkabilecek belirti ve bulguları önlemek; hastanın başka hastalıklar kapmasını önlemek ve tüm bunların sonucu olarak hasta yaşam süresini uzatmaktır.

HIV’i baskılayan, antiretroviral tedavi ve bu tedavide kullanılan ilaçlar sosyal güvenlik sistemine kayıtlı bireyler için ücretsiz sağlanıyor. Ancak ilaç kullanımının kesintiye uğraması tedaviyi olumsuz etkiliyor. Böyle bir durumda ilaca direnç geliştirebiliyor ve tedavinin etkinliği tehye girebiliyor.

Tedaviye engel olan faktörlerin başında bilgisizlik ve önyargı geliyor.

Halen birçok insan HIV’in etkin ilaçlarla baskılandığını, kronik bir sağlık sorunu olduğunu, HIV ile yaşayanların sağlıklı ve kaliteli bir şekilde günlük yaşantılarına, eğitimlerine, çalışma ve aile yaşamlarına devam edebileceğini bilmiyor.

HIV Pozitif kişilerle evlenilebilir ve çocuk sahibi olabilir

HIV pozitifliğini, kronik bir hastalık gibi değerlendirmek mümkündür. Kişi, ilaç kullandığı sürece, normal hayatına devam edebilmektedir. HIV pozitif bireylerin, eş adayına gerekli bilgilendirme yapılarak, önleyici korunma yöntemleri kullanarak ve önleyici tedavi almak koşuluyla evlenmesi ve çocuk sahibi olması mümkündür, ancak riskleri vardır.

Aids erkekten kadına mı, kadından erkeğe mi daha kolay bulaşır?

Korunmasız yapılan tek bir cinsel temasda bulaşma riski tam bilinmese de yüksektir. Vajina içine giren HIV’in viral çoğalmayı başlatabilmesi için kan dolaşımına girmesi gerekir. Bilimsel çalışmalara göre; kadınlara HIV bulaşma riski daha yüksektir.

Aids olan biri ne zaman başkalarına hastalık bulaştırmaya başlar?

Primer infeksiyondan sonra belli aralıklarla meninin incelendiği araştırmalara göre, bulaştırma oranları arasında farklılık bulunsa da bir erkek ilk bulaşmadan hemen sonra HIV virüsünü başkalarına bulaştırabilir.

Aids’li erkekten hastalık kapmadan hamile kalınabilir mi?

Meninin içinde virüs bulunması infekte erkeklerden hamile kalmayı isteyen HIV negatif kadınlar için ciddi riskleri beraberinde getirmektedir.

İnfekte menideki virüsün inaktive edilmesi, kadının yapay olarak döllenmesi ve bu yolla hem annenin hem bebeğin infeksiyondan korunmasının mümkün olduğu bazı araştırma ile gösterilmiştir.

Hekimler, bu yolla ancak birkaç gebelik sağlayabilmişlerdir.

HIV infekte eşten ayrı, başka bir erkek tarafından verilen meni ile yapılan yapay döllenme işlemi de HIV infeksiyon riskini tamamen yok etmez.

İnfekte olduğu bilinmeyen vericilerden alınan menilerle yapılan yapay döllenme ile anneye HIV bulaştığı pek çok araştırmada gösterilmiştir. Son yıllarda, sperm vericilerinde HIV taraması yapay döllenme öncesi şart olmuştur.

HIV antikorları negatif olan vericilerin spermleri, 2-4 ay sonra yapılan ikinci antikor testine kadar dondurularak saklanmaktadır.

Aids olan biriyle tek bir cinsel ilişki bulaşma için yeterli mi?

HIV infekte bir partnerle girilen her bir vajinal ilişkide HIV infeksiyonu kapma riskinin tam olarak ölçülmesi imkansız olmakla birlikte, Avrupa’da yapılan geniş çaplı bir araştırmanın sonucuna göre tahminler yapılabilmektedir.

Bu araştırma kapsamında 304 HIV negatif kişi ve partnerleri değerlendirildi. Bu kişilerin tek risk faktörleri HIV infekte partnerleri ile cinsel temasa girmeleri idi. Bu kişilerin 196’ı kadın ve 108’i erkekti.

Bu çiftler ortalama 20 ay boyunca izlendiler ve HIV infeksiyon varlığı açısından test edildiler.

Frengi nedir? Sifiliz hastalığı nasıl bulaşır? Belirtileri ve tedavisi

Araştırma boyunca çiftler toplam 15 bin kez cinsel temas üzerinden incelendi. Çiftlerin %48’i düzenli olarak kondom kullanırken, diğerleri ya düzensiz kullandılar ya da hiç kullanmadılar. Düzenli kondom kullanan çiftlerden hiçbirinin eşine HIV infeksiyonu bulaşmamıştır. Kondomu düzensiz kullananlar incelendiğinde, HIV infeksiyonu bulaşma oranı oldukça yüksek bulunmuştur.

Araştırma sonucuna göre HIV için başka bir risk faktörü de genital ülserlerdir. Genital ülserlerin varlığı, genital ülseri olmayanlara göre HIV infeksiyon riskini 5 kat artırmaktadır.

Araştırmada ayrıca boşalma öncesinde geri çekmenin, önemli bir koruyucu etkisi olduğu görülmüştür. Tüm ilişkilerinin en az %50’inde geri çekme metodunu uygulayan çiftlerde, bunu yapmayanlara riskin 5 kat daha az olduğu saptanmıştır.

 Sonuç olarak, kondom kullanımının cinsel temas sırasında virüsün bulaşmasını önlediği kanıtlanmıştır.

Aids’in aşısı var mı ?

Referanslar: 1- What is HIV / AIDS? 2- Guide for HIV and AIDS 3- Explaining HIV and AIDS

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/aids-hiv-nedir-aids-nasil-bulasir-belirtileri-nelerdir-testi-ve-tedavisi/

Detaylı HIV – AIDS Rehberi: Belirtileri Neler? Nasıl Bulaşır?

HIV/AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

AIDS hastalığı, HIV virüsü nedeniyle oluşan ve bağışıklık sisteminin çökmesine yol açan bir hastalıktır. AIDS, ”Aquired Immune Deficiency Syndrome” kelimelerinin kısaltmasıdır.

Dilimizde ise AIDS kısaltmasının açılımı ise ”Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu” olarak geçer. Bu anlamları ile bakıldığında AIDS aslında bir hastalıktan çok, HIV virüsü nedeniyle ortaya çıkan ve bağışıklık sistemini tamamen etkileyen bir sendromdur.

HIV enfeksiyonunun ileri evresinde AIDS ortaya çıkar. 

HIV, İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü olarak bilinen virüstür. HIV vücuda girdiği andan itibaren bağışıklık sistemi hücresi olan CD4’e tutunur. Ardından kendi genetik materyallerini hücreye bırakır.

Bu hücre yardımı ile kendisini kopyalar ve anı zamanda tutunduğu hücreyi de parçalar. Bu sayede de daha fazla miktarda HIV kana karışır. Virüs zaman geçtikçe bağışıklık sistemini oluşturan hücrelere saldırmaya başlar.

Akyuvarları hedefleyerek önce işlevlerini yitirmelerine, ardından da yok olmalarına neden olarak vücudu savunmaz bırakır. 

#1.Bulaşma

HIV enfekte olunan döneme bulaşma adı verilir. Kişi bu dönemde virüsü almıştır. Genel olarak bir belirti ortaya çıkmaz. Belirtiler bir sonraki evrede kendisini gösterir.

#2.Birincil HIV Enfeksiyonu ( Akut HIV Enfeksiyonu )

Bazı vakalarda HIV vücuda girdikten sonra 4 hafta içinde ilk belirtiler oluşabilir. Yüksek ateş, lenf bezlerinde şişlik, deride döküntüler, kaslarda ağrı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Kişi bu dönem içinde virüs bulaştırma safhasına da geçer. Klinik bulgular kısa süre içerisinde ortadan kaybolabilir.

Pencere dönemi olarak da adlandırılan bu dönemde HIV antikor testleri genelde negatif çıkar. P24 testinde viral yük pozitif olabilir.

#3.Serokonversiyon Dönemi

Bu dönemde artık HIV enfeksiyonu laboratuvar testleri ile tespit edilebilir. Tanı testlerinin tamamı kullanılabilir. Ancak yalancı pozitif ya da negatif sonuçlarının sağlamasını yapmak için testlerin belirli bir aralıktan sonra tekrar edilmesi şarttır. 

#4.Bulgusuz Dönem (Asemptomatik Dönem)

Bu süreç en uzun süren dönemdir. 10 yıla kadar uzayabilir ve HIV virüsü taşıyan bireylerde hiçbir belirti ortaya çıkmayabilir. Ancak virüs CD4 hücrelerini kullanarak kendini çoğaltmaya devam eder. Hala bulaştırıcılık dönemi sürmektedir.

Enfeksiyon tespit edilen kişilerin tedavilerine hemen başlanır. Tedavi alan kişilerin kanlarındaki virüs seviyesi minimuma iner ve sağlıklı bir yaşam sürmeye devam ederler.

#4.Erken Bulgulu Dönem (Erken Semptomatik Dönem)

Bu dönemde HIV enfekte olan kişilerde virüsten kaynaklı belirtiler görülür. Ancak belirtiler HIV şüphesini akla getirmeyebilir.

Kilo kaybı, baş ağrısı, pamukçuk, uçuk, ishal gibi belirtiler ortaya çıkar. Genel olarak her biri başka bir rahatsızlık gibi görünen bu belirtilerin bir arada yaşanması da mümkündür.

Bu evrede yapılan kan tahlillerinde HIV virüsü tespiti yapılabilir.

#5.Edinilmiş Bağışıklık Yetmezlik Sendromu / Geç Bulgulu Dönem (AIDS)

Daha önceki dönemlerde tanı konulmamış veya tanı konulmuş olsa da tedavi bırakılmış ise bağışıklık sistemi yetersizliği dönemine girilir. Belirtiler ise belirgin bir hale gelir.

Bu dönem içerisinde HIV ile birlikte tetiklenen kanser türleri de ortaya çıkabilir. Tanının konulması ile birlikte tedaviye acil bir şekilde başlamak gerekir.

AIDS dönemi içinde de tanı alan kişilerin tedavileri gayet başarılı sonuçlar vermekte, bu tedavi ile birlikte bulgusuz döneme geri dönüş sağlanabilmektedir.

#5.İleri Evre

Tanı almış olmasına rağmen tedavi görmeyen veya tanı alamamış bireyler için bu evreden bahsedilebilir. İleri evre, HIV enfeksiyonunun son evresidir. Kaslarda erime bu dönemde ortaya çıkar. Enfeksiyonun son dönemi olan bu evreye kadar tanı almamış kişilerde ölümle sonuçlanan vakalar görülür.

HIV Testi

HIV virüsü tespiti, basit bir kan tahlili ile yapılır. Elisa testi olarak da bilinen bu test, kan değerlerindeki virüse karşı ortaya çıkan antikorların seviyesini ölçer.

HIV virüsünün vücuda girmesinin ardından 3-8 hafta arasında antikorlar belirgin bir seviyeye ulaşır. Nadiren bu yükselme altı ayı bulabilir. Şüpheli durumlarda test bu nedenle tekrar yapılabilir.

Bu test sadece HIV tanısı için kullanılmaz. Kanda yükselen antikor değerlerini tespit edip farklı hastalıklarla alakalı fikir yürütmek için kullanıldığı durumlar da vardır.

HIV virüsü ve AIDS ile doğrudan bağlantı kurulması gerçekte yanlış bir bilgidir. Eğer test HIV tespiti için kullanılacaksa sonuçlar HIV Pozitif veya HIV Negatif olarak değerlendirilir. Pozitif değer kişinin vücudunda bu antikorların olduğunu gösterir. Aşağıdaki durumlarda HIV testi yapılması önerilir:

  • Korunmasız şüpheli cinsel ilişki sonrası
  • Damar içi ortak şırınga kullanımı
  • HIV pozitif partnerin olması
  • HIV virüsünün yüksek olduğu ülkelere seyahat sonrası

AIDS Nasıl Bulaşır?

AIDS hastalığına yol açan HIV virüsü farklı yollar ile bulaşabilir. Virüs insandan insana vücut salgıları ile bulaşırken HIV virüsü kan, sperm, vagina salgısı ve anne sütünde bulunur.

#1. Cinsel ilişki

HIV virüsü ile enfekte olan kişilerin çoğunun virüsü cinsel ilişki yoluyla aldığı bilinir. Virüs erkeklerde spermde, kadınlarda da vajina salgısında bulunur.

Korunmasız cinsel ilişki virüsün bulaşmasının temel nedenidir. Tek bir ilişki bile HIV virüsü bulaşması için yeterlidir.

Özellikle çok eşli bir cinsel yaşam süren kişilerin HIV virüsü kapma ihtimalleri daha fazladır.

#2. Kan nakli

Kan ve organ nakillerinin yapılma aşamalarında uygulanması gereken protokollerden bir tanesi de HIV testidir. Bu nedenle her iki yolla da AIDS bulaşma ihtimali çok düşüktür.

Ancak bunların yanında kan ile AIDS bulaşma yolları arasında enfekte olmuş kişinin kullandığı aletleri kullanmak vardır. Şırınga, iğne, dövme yaparken kullanılan aletler gibi insan vücuduna temas eden aletlerin ortaklaşa kullanımı ile HIV taşınabilir. Özellikle uyuşturucu bağımlılarının aynı şırıngayı kullanmaları HIV bulaşması için elverişli ortamı hazırlar.

#3. Anneden bebeğe aktarım

HIV pozitif olan annelerin bebeklerinin de HIV pozitif olma riskleri vardır. Virüs bebeğe plasenta yoluyla ya da anne sütü ile bulaşabilir. Gebelik sırasında HIV tespiti yapılırsa kullanılacak ilaçlar ile bebeğin HIV pozitif olma ihtimali yüzde bire kadar iner.

HIV Hangi Durumlarda Bulaşmaz?

HIV virüsünün nasıl bulaştığı ile alakalı doğru kabul edilen birçok yanlış bilgi mevcuttur. Örneğin öpüşme ile aids bulaşır mı sorusu oldukça merak ediliyor. HIV virüsü öpüşme ile bulaşmaz. Bunun dışında HIV virüsünün bulaşmadığı durumlar ise şunlardır:

  • Tükürük, ter, idrar, dışkı, gözyaşı
  • Öksürük ve aksırık
  • El ele tutuşma, tokalaşma, sarılma, kucaklaşma
  • Aynı kaptan yenilen yemekten, aynı bardaktan içilen içecekten
  • Ortak kullanılan telefonlardan
  • Tuvaletten ve duştan
  • Sivrisinelerden ve hayvanlardan

AIDS Belirtileri Nelerdir?

HIV virüsü ile enfekte olan kişilerin AIDS aşamasına gelmeleri hemen olmaz. AIDS belirtileri ne zaman ortaya çıkar? Virüsün AIDS evresine geçmesi bir yıl da sürebilir, on yıl gibi uzun bir zamana da yayılabilir.

Belirtilerin ortaya çıkmasının ardından son aşamada AIDS testi yapılabilir. Peki AIDS testi nasıl yapılır? AIDS için özel bir test yoktur ve HIV virüsüne bakılarak test gerçekleştirilir.

#1. Yüksek ateş

AIDS hastalığının en önemli belirtisi düşmeyen, inatçı bir şekilde seyreden yüksek ateştir. Temelinde hiçbir hastalık olmamasına rağmen kişinin ateşi düşmez. Hastalarda yüksek ateş belirtisi yüzde doksanın üzerinde bir orandadır. Uzun ve tekrarlayan ateş durumunda kan tahlili ile HIV değerlerine bakılabilir.

#2. Cilt sorunları

AIDS’in ilk aşamalarında deri üzerinde döküntüler görülebilir. AIDS’in ciltteki belirtileri de en az yüksek ateş kadar sık görülür. Vücudun farklı bölümlerinde uçuk ya da AIDS yaraları oluşabilir. Deri dökülmelerinin ardından da tıpkı ateşte olduğu gibi ya da ateş ile birlikte gözlemlenirse, HIV testi yapılabilir.

#3. İshal, bulantı, kusma

AIDS hastalarında sindirim sistemi sorunları da görülmeye başlar. İshal, bulantı ve kusma semptomlarından her biri tek başına ortaya çıkabileceği gibi beraber de görülebilirler. Bu tür sorunların oluşması ile birlikte vücudun susuz kalmaması için özen göstermek gerekir.

#4. Kolay hastalanma

AIDS’e yol açan HIV virüsü doğrudan bağışıklık sistemine saldırır. Enfekte olan kişiler çok çabuk hastalanırlar ve hastalık evreleri virüs taşımayan bireylere göre daha uzun sürer. En küçük bir hastalığın bile iyileşme süresi beklenene göre daha fazla olur.

#5. Diğer Belirtiler

AIDS ile ilgili en çok merak edilen konulardan bir tanesi de kadınlarda AIDS belirtileri ile erkeklerde AIDS belirtileri arasında bir fark olup olmadığıdır. Belirtiler iki cinsiyet için de aynıdır. Yukarıda açıklanan belirtilere ek olarak diğer belirtiler ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Uzun süren öksürük nöbetleri
  • Ağızda pamukçuk
  • Kilo kaybı
  • Eklemlerde ve kaslarda ağrı
  • Halsizlik

AIDS’ten Korunma Yolları

HIV virüsü din, ırk, sosyoekonomik koşullar ve cinsel tercihlerden bağımsız olarak herkesi etkileyebilir.

Bu nedenle herhangi bir birey için AIDS bulaşma ihtimali yüzde kaçtır sorusuna cevaben net bir verinin ortaya konması mümkün değildir. Alınacak önlemler ile virüsün bulaşması engellenebilir.

Bütün korunma önlemleri alındıktan sonra AIDS kolayca bulaşabilir mi konusunun da önemi kalmaz.

#1. Cinsel Korunma

HIV virüsünün yoğun olarak cinsel yolla bulaştığı bilindiği için yapılan çalışmaların büyük bir kısmı cinsel bilinçlenmeyi kapsar. Cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmak, tek eşliliğin sağlanması, çok eşli cinsel yaşamdan kaçınmak, birden fazla partneri olan kişiler ile cinsel ilişkiden kaçınmak korunma yolları arasında bulunur.

Güvenli bir cinsel yaşam kurarak HIV virüsünün bulaşma ihtimaline karşı büyük ölçüde önlem alınabilir. Cinsel ilişkinin güvenli olduğu düşünüldüğü durumlarda bile kondom kullanılması tavsiye edilir. 

#2. Kan Yoluyla Bulaşmanın Engellenmesi 

Öncelikle nakil yapılacak kanın mutlaka teste tabi tutulmuş olması gerekir. Bunun dışında enjektör, diş hekimliği aletleri, jiletler, makaslar, tıbbi araç ve gereçler ile dövme, piercing malzemelerinin her kullanım öncesi sterilize edilmesi şarttır. Mümkünse bu aletlerin tamamının tek kullanımlık olanlardan seçilmesi gerekir.

Tıp çalışanlarının yaralarını bant ile kapatmaları HIV bulaşma ihtimali olan araç ve gereçlerle temaslarını kesmeleri açısından önem taşır.

#3. Anneden Bebeğe Bulaşmanın Önüne Geçme

HIV pozitif olan anne adayının gebeliği süresince bebeğe HIV geçmesini önleyen ilaçları kullanması gerekir. Gebelik taramaları sırasında HIV testi de yapılır. Eğer HIV pozitif tespit edilirse özel bir tedaviye başlanır. Planlanan tedavi gebelik döneminde, doğum sırasında ve doğum sonrasında da sürdürülür. Doğum sezaryen ile yapılır. Ayrıca bebek için de tedavi uygulanır.

Anne sütü ile de HIV bulaşması söz konusu olacağı için annenin bebeğini emzirmeden mama ile beslemesi tavsiye edilir.

#4. HIV pozitif baba, HIV negatif anne

HIV pozitif bir baba ile HIV negatif bir annenin çocuk yapabilmesi için öncelikle babaya gerekli tedavi uygulanır.

Babadan alınan sperm önce laboratuvar ortamında HIV virüsünden arındırılır. Daha sonra anneden alınan yumurta ile döllenme sağlanır ve anne rahminde döllenen embriyo yerleştirilir.

Bu şekilde HIV pozitif erkeklerin de sağlıklı bir bebek sahibi olmaları sağlanır.

AIDS Öldürür mü?

HIV virüsünün tespit edilmesinin ardından gerekli tedavi uygulanmaya başlandığı takdirde kişinin sağlıklı bir yaşam sürmesi mümkündür. Ancak tedavinin yarım bırakılmasının ardından veya hiç tedaviye başlanmaması ile birlikte yaşamsal teh başlar. Enfeksiyonun son evresine kadar tedavi almamış bireylerde ölüm söz konusu olabilir.

Günümüzde AIDS, ilk ortaya çıktığı anki kadar tehli bir sendrom olmaktan çıkmıştır. Yapılan çalışmalar ile hem virüsün yayılmasının önüne geçilmiş hem de hastaların yaşam kaliteleri artırılmış ve yaşam süreleri uzatılmıştır.

AIDS vakalarında ölümler bir başka hastalık nedeniyle ortaya çıkar. Vücudun düşen bağışıklık sistemi hastalık ile savaşamaz ve yenik düşer. Bu da ölüme yol açar. AIDS hastalarının ölüm ve yaşam süresini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır.

AIDS Tedavisi

HIV virüsünü vücuttan tam olarak atan bir tedavi biçimi henüz geliştirilmemiştir. Buna rağmen virüsün etkilerini hafifleten ve virüsü taşıyan kişinin sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlayan tedaviler uygulanmaktadır.

Amaç virüsü baskı altına alarak hastalık oluşumunu ve AIDS evresine geçişi engellemektir. Bütün bu çalışmalar sonrasında AIDS tedavisi mümkün mü? Erken dönemde teşhis edilen vakalarda tedavi başarılı sonuçlar vermektedir.

 

#1. İlaç tedavisi 

AIDS tedavisinde kullanılan ilk ilaç 1987 yılında onay almıştır. 1995 yılında ise bu ilaca yenileri eklenmiş ve tedavi yöntemleri güçlendirilmiştir. İlaç tedavisine karar verilirken hastanın genel durumuna bakılır. HIV ile birlikte ortaya çıkmış başka hastalıklar varsa değerlendirmeye bunlar da alınır. Hastanın takibi yapılarak tedavi süreci değerlendirilir.

İlaçların düzenli olarak kullanılması tedavinin başarısını etkileyen faktörlerden bir tanesidir. Tedaviye erken başlanması en önemli faktördür. İlaçlarını düzenli olarak kullanan kişilerin yaşam süreleri, sağlıklı bireylerin yaşam süreleri ile neredeyse aynı süreye yaklaşmıştır.

#2. Sağlıklı yaşam

AIDS tedavisinin bir parçası da dengeli beslenmek ve sağlıklı yaşamaktır. HIV pozitif olmayan bireyler için bile sağlıklı yaşam önemliyken, HIV pozitif kişiler için bu daha da önemli bir noktada durur.

Vücudun ihtiyaç duyduğu bütün besin grupları dengeli bir şekilde alınmalıdır. Bu konuda HIV pozitif kişiler doktorlarından ya da bir diyetisyenden yardım alabilir. Ayrıca HIV pozitif kişilerin besin hijyenine daha fazla dikkat etmeleri de önemlidir.

Faydalandığımız Kaynaklar:

Kaynak 1 

Kaynak 2

Kaynak 3 

Kaynak 4

Источник: https://evdesifa.com/aids/

AIDS Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

HIV/AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Bağışıklık sistemi insan vücudunu ayakta tutan, hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlayan bir sistemdir.

Başka bir ifadeyle bir canlıda oluşabilecek hastalıklara karşı koruma yapan, patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok etmeye çalışan işlemlerin bütünüdür.

Bu olağanüstü dengenin herhangi bir nedenle bozulması, zayıflaması, direncinin azalması gibi durumlar birçok hastalığın vücudumuza gelip yerleşmesi için en uygun zamanlardır.

Zaten zayıf olan vücut direnci gelen bu hastalık karşısında mücadele edemez. Vücuda girdiğinde bağışıklık sistemini yerle bir eden virüslerden biri HIV’dir. HIV ise insanlık tarihinde bu güne kadar birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olan AIDS gibi ciddi bir hastalığın oluşma sebebidir.

Haşimato Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır ve genellikle ölümle seyreden tehli bir hastalıktır. HIV virüsünün en kötü yanı kana bulaşıktan sonra uzun yıllar belirti vermemesidir. Kişinin kendini iyi hissettiği ve hiçbir şekilde belirti vermeyen bu süreç içerisinde hastalığın temelleri çoktan atılmış olabilmektedir.

AIDS Nedir?

AIDS, HIV (Human Immunodeficiency Virus – İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) adı verilen bir virüsün neden olduğu, kan yoluyla ve cinsel yolla bulaşan, bağışıklık sisteminin tamamen çökmesine neden olan, bulaşıcı bir hastalıktır. AIDS, İngilizcede Acquired Immune Deficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir sözcüktür.

HIV vücuda girdiğinde hastalıklara karşı direnç göstermemizi sağlayan bağışıklık sistemini yavaş yavaş yok eder ve soğuk algınlığı gibi hafif bir hastalığa bile direnç gösteremeyecek hale getirir.

Vücut enfeksiyonlara ve daha birçok hastalığa karşı korunamaz. Kadınlarda ve erkeklerde her yaşta ortaya çıkabilen AIDS ise HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır.

HIV virüsünün en kötü yanı vücuda girdikten sonra uzun yıllar bile belirti vermemesidir.

Kanında HIV taşıyan kişiye HIV pozitif denir ve HIV pozitif birinin 8-10 yıl bile AIDS’e yakalanmadığı görülmüştür.

Bu virüs vücuda girdikten sonra kişi kendini iyi hissedebilir, herhangi bir şikayet ve bulgu görülmez. Ancak yapılan kan tetkikleriyle virüsün vücutta olup olmadığı kesinleşebilir.

Bulaşmanın tahmin edildiği zamandan 3 ay sonrasında yapılan ELİSAtestleri bu konuda en doğru sonucu veren testtir.

Oldukça ciddi ve ölümcül seyreden AIDS vakalarının % 80’inde, hastalığa yakalanan kişi teşhis konulduktan sonraki 2 yıl içerisinde, eklenen başka bir enfeksiyon ve genellikle de kanser yüzünden hayatını kaybetmektedir. Hastalığın kuluçka dönemi çok uzun olduğu için teşhis edilmesi de zordur.

İlk olarak ABD’nin New York kentinde 1981’de ortaya çıkan AIDS ülkemizde 1985 yılından sonra görülmeye başlandı. Bilinen ilk AIDS vakalarında hastaların eşcinsel erkekler ve şırıngaları ortak kullanan uyuşturucu bağımlısı insanlar olduğu bilinmektedir.

Dünyadaki HIV pozitif vakalarının % 70’i Afrika’dadır. Birleşmiş Milletler’in 2004 raporuna göre ise dünyada HIV pozitif olan 38 milyon kişi bulunmakta ve her yıl 3 milyon kişi AIDS’ten hayatını kaybetmektedir.

1981-2008 yılları arasında AIDS’ten ölen insan sayısı ise 20 milyondur.

AIDS’in Nedenleri Nelerdir?

AIDS hastalığının etkeni olan HIV retrovirüs ailesine mensup bir lentivirüstür.

Bilim adamlarının ilk olarak Afrika’da rastlanan HIV vakalarından yola çıkarak yaptığı araştırmalar neticesinde, burada yaşayan şempanzelerde HIV’e çok benzeyen bir virüsün varlığı tespit edilmiştir.

Bugüne kadar virüsün maymunlarda herhangi bir hastalığa neden olduğu saptanmamıştır. Muhtemel varsayıma göre 20. yüzyılın başlarında maymun etlerinin avlanması sırasında insanlara geçtiği ve HIV virüsünün oluştuğu düşünülmektedir.

AIDS’in Belirtileri Nelerdir?

HIV’in bulaştıktan sonra hemen AIDS hastalığını oluşturmadığını ve uzun yıllar herhangi bir belirti vermediğini yazımızın giriş kısmında anlatmıştık.

Virüs bulaştıktan sonra kişinin vücut direncine, yaşam koşullarına bağlı olarak hastalık hemen de oluşabilir, birkaç yıl sonra da ortaya çıkabilir. Virüs vücuda girdiğinde ilk olarak kan hücrelerine yerleşir ve burada gittikçe çoğalır.

Zarar gören kan hücrelerinin sayısı azaldıkça vücudun bağışıklık sistemi ve savunma mekanizması tamamen çöker.

Bağışıklık sistemi çöken bir insan çok çabuk hasta olur ve en basit hastalıklarla bile mücadele edemeyecek hale gelir.

Lenf bezlerinde büyüme, akciğer hastalıkları, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, ağız ve çenede uçuk, yara ve lekeler; ishal, uzun süreli kırgınlık, halsizlik, öksürük, aşırı kilo kaybı ve gece terlemeleri AIDS’in bilinen en genel belirtileri arasında yer almaktadır.

Ek olarak pamukçuk, tüberküloz ve mantar hastalıkları gibi enfeksiyonların aynı anda görülmesi de AIDS’in varlığını düşündürmelidir. Kesin tanı ise ELİSA (anti-HIV) testi ile yapılabilmektedir.

AIDS’in Bulaşma Yolları Nelerdir?

Halk arasında genel olarak sadece cinsel yolla bulaştığına inanılan AIDS’in daha farklı bulaşma yolları da bulunmaktadır.

Öncelikle HIV’in çok hassas bir virüs olduğunu, havada uzun süre canlı kalamadığı için el sıkışmak, hapşırık, öksürük, deriye dokunma, gözyaşı, tükürük, idrar, dışkı ve aynı eşyaları kullanma ile bulaşmadığını söylememizde fayda var.

Çünkü toplumumuzda bu konuyu yanlış bilen insan sayısı küçümsenmeyecek kadar fazladır.

Şu ana kadar kayıtlara geçen milyonlarca AIDS vakasından sadece bir tanesinin öpüşme ile bulaştığı, onda da çiftlerin ikisinde de diş eti kanaması olduğu tespit edilmiştir. Yani bulaşma şekli tükürük değil kandır.

 HIV’in bulaşması için vücut sıvılarının doğrudan teması gerekmektedir.

Bunlar cinsel ilişki sırasında sperm veya cinsel sıvılar üzerinden, kan yoluyla ve anneden bebeğe süt yoluyla gerçekleşen bulaşma şekilleridir.

Genital bölgedeki hastalıklar, gonore (bel soğukluğu) ve klamidya gibi cinsel hastalıklar bu bölgelerde yaralara yol açtığı için HIV’in bulaşma riskini de artırmaktadırlar. Virüs anal, oral ve vajinal ilişki esnasında bulaşabilir.

Atlamamamız gereken önemli bir nokta da korunmasız anal ilişki esnasında HIV bulaşma riski, korunmasız vajinal ilişkiden daha yüksektir. Şu an dünyada HIV’in en yaygın bulaşma şeklinin homoseksüel cinsel ilişki olması da bu bilgiyi doğrulamaktadır.

AIDS’ten Korunma Yolları Nelerdir?

Bulaşma yollarını anlattığımız AIDS’in korunma yolları da buna paralel şekilde oluşmuş yöntemlerdir.

  • Kesinlikle korunmasız cinsel ilişkiye girilmemelidir. Prezervatifin güvenilir bir yöntem olmadığını bilmeli sağlam olmasına dikkat edilmelidir. Cinsel ilişki esnasında kayganlaştırıcı gibi prezervatife zarar veren maddeler kullanılmamalıdır.
  • Herhangi bir nedenle kan nakli yaptırmak zorundaysanız, AIDS testi yapılmamış, kontrolsüz kan kesinlikle kullanılmamalıdır.
  • HIV pozitif biri, test sonucunu gördükten sonra hiçbir şekilde kan bağışı yapmamalıdır.
  • Daha önce kullanılmış iğne, şırınga, makas, cerrahi alet, jilet, akupunktur ve diş hekimliği malzemeleri tekrar kullanılmamalıdır.
  • Güzellik merkezlerinde yaptırılan manikür ve pedikür benzeri işlemlerde kullanılan malzemelerin dezenfekte edildiğinden emin olunmalı; temizliğinden şüphe edilen yerlerde bu tarz işlemler yaptırılmamalıdır.

AIDS’in Tedavisi Nedir?

Günümüzde ilerlemiş tıpa ve gelişmiş teknolojiye rağmen AIDS için geliştirilmiş bir tedavi yöntemi veya aşı bulunmamaktadır. Uygulanan tedaviler ancak hastanın ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini yükseltmek yönündedir.

Genel olarak iki amaçlı tedavi yöntemi uygulanmaktadır.

Birincisi direkt HIV virüsü üzerinde etki eden ve virüsün çoğalmasını engellemeye yarayan ilaç tedavisi; ikincisi ise hastalık esnasında meydana gelen fırsatçı enfeksiyonlara ve kansere karşı mücadele eden ilaç tedavisidir.

AIDS Hakkında Genel Bilgiler

Birleşmiş Milletler’in 2002 yılında yayınladığı Türkiye HIV/AIDS Durum Analizi raporuna göre hastalığın ortaya çıkışından itibaren 7000-14000 insan AIDS hastalığına yakalanmıştır. T.C.

Sağlık Bakanlığı resmi rakamlarına göre ise 1985-2003 yılları arasında HIV/AIDS toplam vaka sayısı 1712’dir.

Genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde özellikle ergenlik dönemine yeni adım atmış gençler cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda bilinçlendirilmelidir.

Kayıtsız seks işçilerinin oldukça fazla olması ve ülkemize her yıl gelen 14 milyon civarındaki yabancı turistler HIV bulaştırma açısından büyük tehdit konumundadırlar. Tüm dünyada AIDS nedeniyle 1981-2008 yılları arasında 20 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Bu ciddi büyüklükteki rakamlar AIDS’in dünyanın en yıkıcı ve yaygın hastalık olduğunu göstermektedir.

Rota Virüsü Nedir? Hastalığın Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi Nelerdir?

HIV’in yayılması, AIDS hastalığına karşı bilincin artırılması, toplumdaki bilinen yanlışların, önyargıların yıkılması ve bu hastalıktan hayatını kaybedenlerin anılması adına 1 Aralık tarihi Dünya AIDS Günü olarak kabul edilmiştir. Her yıl 1 Aralıkta “AIDS öldürmez, Önyargı Öldürür” sloganıyla, AIDS hastalarının sesini duyurmak için etkinlikler ve kampanyalar yapılmaktadır.

Источник: https://bilgihanem.com/aids-nedir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.