Hodgkin Lenfoma Nedir? Belirtiler, Nedenleri ve Tedavisi

Çocuklarda lenfomaya dair bilmeniz gerekenler..

Hodgkin Lenfoma Nedir? Belirtiler, Nedenleri ve Tedavisi

Lenfoma, çocuklarda görülen kanserin en yaygın türlerinden biri. Öyle ki lenfoma dünyada lösemi ve beyin tümöründen sonra 3. sırada, ülkemizde ise lösemiden sonra 2. sırada yer alıyor. En sık da 5-10 yaş arasında görülüyor. Bunun nedeni ise bu yaş grubundaki çocuklarda lenfositlerin hızla çoğalmaları ve bu çoğalma sırasındaki bir bozukluğun lenfomaya sebebiyet verebilmesi.

Lenfoma günümüzde başarıyla tedavi edilebilen bir kanser türü. Erken tanı ise tedavinin başarısında anahtar rol üstleniyor. Ancak kanser belirtileri birçok sıradan çocuk hastalığında da görülebiliyor. Örneğin boyunda çıkan bezeler veya ateş genellikle üst solunum enfeksiyonunda da ortaya çıktığı için ihmal edilebiliyor.

Bu durum da hastalığın erken dönemde teşhis ile tedavi edilmesini önleyebiliyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematolijisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat bu nedenle ebeveynlerin lenfoma kanserinin erken dönem belirtileri olan ele gelen lenf nodu büyümesi, iştahsızlık, gece terlemesi, ateş ve halsizlik gibi sorunlardan biri bile oluştuğunda zaman kaybetmeden bir hekime başvurmalarının yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Lenfoma belirtileri nelerdir?

Lenfoma, insan vücudunun bağışıklık sistemi için çalışan ve bizi enfeksiyonlara karşı koruyan lenfosit hücrelerinde oluşan bir kanser türü. Kanser ya normal hücrelerin hızla çoğalmaları veya normal lenfositlere göre daha uzun süre yaşamalarıyla meydana geliyor. Bu hücreler, vücudumuzda lenf düğümlerinde, dalakta, kemik iliğinde ve vücudun diğer organlarında bulunuyor.

Lenfoma; Hodgkin ve Hodgkin dışı olarak 2 gruba ayrılıyor. Bu iki hastalık farklı hücre tiplerinden köken alıyorlar. Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr.

Cengiz Canpolat Hodgkin lenfomanın 5-10 ve 15 yaş grubunda daha fazla görüldüğüne işaret ederek “Hastalığın oluşumunda bağışıklık eksikliği hastalıkları, otoimmün hastalıklar ve öpücük hastalığına neden olan virüs (EBV) yer alıyor. Çocukların yüzde 80’inde boyunda lenf bezi büyümesi görülüyor.” diyor.

Her yaşta görülen Hodgkin dışı lenfoma ise çocuklarda 5-7 yaşlarında pik yapıyor. Bu lenfoma tipine; öpücük hastalığına neden olan virüs EBV, bazı kalıtsal hastalıklar ve immün yetmezlik yol açabiliyor. Alt tiplerine göre tümörün vücutta çıktığı yerler ve belirtiler farklılık gösterebiliyor.

Bu yakınmalar ihmale gelmez!

Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat çocukta lenfoma belirtilerinin hastalığın tipine, yaygınlığına ve kaynaklandığı bölgeye göre değiştiğine dikkat çekiyor. Lenfoma kanserinde lenf bezi büyümesi en tipik belirtisini oluşturuyor.

Ancak hastalık bazen lenf bezi büyümesi olmadan da gelişebiliyor. Örneğin Hodgkin dışı lenfomalar Hodgkin’e göre çok daha az lenf bezi büyümesiyle ortaya çıkıyor.

Dolayısıyla aşağıdaki belirtilerden biri bile varsa zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor.

Ele gelen lenf bezi veya bezleri: Vücudun herhangi bir noktasında oluşabilen, ancak sıklıkla koltuk altı, boyun çevresi ve kasık bölgesinde gelişen lenf bezleri lenfomanın tipik belirtilerini oluşturuyor. Lenf bezi 1-2 hafta içinde tedaviyle normal boyutlarına dönmüyorsa veya daha da büyüyorsa lenfoma habercisi olabiliyor.

Gece terlemesi: Gece terlemesi çocuğun pijamalarını, hatta yatak çarşafını bile değiştirme ihtiyacı duyacak şekilde oluyorsa bu tablo lenfomaya işaret edebiliyor.

Sebebi bulunamayan ateş: Ateş 7 günden uzun sürüyorsa, buna ciddi halsizlik ve gece terlemeleri de eşlik ediyorsa altta yatan neden araştırılarak Hodgkin lenfomanın ekarte edilmesi gerekiyor.

Kilo kaybı: İştahsızlık, beslenme kısıtlanması olmaksızın vücut ağırlığının son 6 ayda yüzde 10’undan fazlasını kaybetmek de lenfomanın belirtisi olabiliyor.

Halsizlik: Geçmeyen halsizlik de lenfoma belirtileri arasında yer alıyor.

Mide ve bağırsak problemleri: Hodgkin dışı lenfoma karın bölgesinde gelişirse karın ağrısı bulantı, kusma, karında gerginlik, kitle ile kabızlık sorunları gelişebiliyor.

Öksürük ve göğüs ağrısı: Lenfoma göğüs boşluğunda oluşursa öksürük, göğüs ağrısı ve solunum sıkıntısı yapabiliyor.

Kemik ağrısı: Kemik iliği tutulumu varsa kemik ağrısı da gelişebiliyor.

Vücutta oluşan kitleler: Hastalık baş ve boyun bölgesinde gelişmişse çene bölgesinde veya gözde kitle yapabiliyor.

Lenfoma tedavisi nasıldır?

Günümüzde tedavi edilebilir hastalıklar arasında yer alan lenfoma kanserinde çocukların belirli kontroller altında tamamen sağlıklı bir hayat sürmeleri mümkün olabiliyor. Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr.

Cengiz Canpolat tedavi başarısının lenfomanın tipine, evresine, yaygınlığına göre değiştiğini belirterek şu bilgileri veriyor: “Hodgkin lenfoma kemoterapi ve radyoterapi ile tedavi ediliyor. Dirençli olgularda yüksek doz kemoterapi ve kök hücre nakli de yapılıyor.

Hodgkin dışı lenfomalarda kombine sistemik kemoterapiye başvuruluyor. Dirençli veya tekrar eden olgular ise kök hücre naklinden yarar görüyor.”

ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİ

İlginizi çekebilecek diğer haberler

Источник: https://hthayat.haberturk.com/saglik/cocuk-hastaliklari/haber/1065535-cocuklarda-lenfoma-belirtileri-nelerdir-lenfoma-tedavisi-nasildir

Hodgkin Hastalığı: Nedir, risk faktörleri, belirtileri, tanısı ve tedavisi

Hodgkin Lenfoma Nedir? Belirtiler, Nedenleri ve Tedavisi

Bağışıklık sisteminin önemli bir parçası da lenf sistemidir. Hastalık anında ya da vücut bir enfeksiyon kaptığında lenf sistemi vücudun savunma direncini arttırır ve savaşmaya yardımcı olur.

Bu sistemem ait lenf damarları dediğimiz damarlar vardır ve içinde lenf sıvısı taşımaktadır. Bu damarlar aynı kan damarları gibidir fakat taşıdığı sıvı renksizdir. Bu sıvıda (lenf sıvısı) lenfosit hücreleri bulunur.

Bu hücreler enfeksiyonlara karşı savaşır ve vücudu korur.

Bunun dışında bu sistemde lenf bezleri denilen yapılar mevcuttur. Bu bezler, göğüste, boyunda, karında, kol altında ve mide gibi yapılarda bulunur. Dalak, timus, kemik iliği ve bademcikler lenf sisteminin bölümleridir.

Hodgkin hastalığı bir kanser türüdür. Normalde hücreler belli bir düzende ve kontrol altında, gerektiği zaman bölünürler. Bu şekilde vücut dengeşi ve sağlıklı olur. Kanser anında ise bölünmeye ihtiyaç duyulmadığı halde hücreler bölünmeye devam eder. Bölünen yerde hücre miktarı artar ve bir doku kitlesi oluşur.

Buna tümör denir. Her tümör kötü karakterde değildir. İyi huylu dediğimiz tümörler de vardır. Hodgkin hastalığında bu tümörler kötü huyludurlar. Ortaya çıktıkları dokudan sonra yayılma eğilimindedirler. Bir tek lenf bezinde ya da birkaçında görüldükten sonra başka bölgelerede de görülebilir.

Hatta bütün vücuda yayılabilir.

HODGKİN’DE RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

Hastalığın nedeni henüz kesin olarak bilinmiyor. Fakat hodgkinin ortaya çıkışında etkili olduğu düşünüldüğü bazı faktörler saptanmıştır. Bu faktörlerin hepsi aynı kişide görülmeyebilir. Zaten bu faktörleri taşımadığı halde bu hastalığa yakalanan pek çok hasta vardır.

Son yıllarda yapılan çalışmalar sayesinde bu hastalığın sebeplerinden birinin EBV (epstein-barr virüsü) olduğu kesinleşmiştir. Ülkemizde en çok görülen tipinde bu virüs Hodgkin hastalarında %70 oranında saptanmıştır. Bu çalışmalarda EBV’nin yol açtığı enfeksiyonun, Hodgkinden önce ortaya çıkması Bu virüsün etken olduğu fikrini desteklemektedir.

Bunun dışında genetik faktörlerin de bu hastalıkta rol oynadığı düşünülmektedir. Aileden geçiş söz konusu olabilir. Yapılan araştırmalar sonucu kardeşlerinde Hodgkin hastalığı olanlarda bu hastalığa yakalanma ihtimali artmıştır.

Erkeklerde, kadınlara oranla daha fazla görülen Hodgkin hastalığı, sıklıkla 15-34 yaşları arasında ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden yaş ve cinsiyetin de etkili bir rol oynadığı düşünülmektedir.

Hodgkin hastalığı (Hodgkin lenfoma), 4 alt tipe ayrılmaktadır. Bunlar; nodüler skleroz, mikst sellüler tip, lenfositin çok olduğu ve lenfositen fakir tip olmak üzere ayrılırlar. Bunlardan mikst sellüler tip, ülkemizde en fazla oranda görülen Hodgkin tipidir.

Hastaların doktora başvurma nedeni genellikle lenf düğümlerinde meydana gelen büyümedir. Bu büyümeler sıklıkla, kasık, boyun ve koltuk altında olmaktadır. Bu şişlikler ağrısız olabilir. Çünkü kanserin başlangıç döneminde şişliklerde ağrı olacak diye bir şey yoktur.

Bunların dışında gece terlemesi, ateş yükselmesi, nedeni bilinmeyen kilo kaybı, deride kaşıntı ve anemi gibi bulgular da gözlenir. Bunlar daha çok hastalığın ileriki evresinde (evre 3 ve 4) görülür.

Daha kötü tipte Hodgkin’de ortaya çıkarlar. Bu belirtiler Hodgkin hastalığına özgü belirtiler değildir ve başka bir hastalıkta da aynı bulgular görülebilir.

O yüzden erken tanıyla hastalık en olursa olsun tedavisi mümkün olabilmektedir.

HODGKİN TANISI

Hastanın doktora şikayetleri sonucu Hodgkin hastalığından şüpheleniliyorsa buna yönelik testlerden önce doktor, kasık, boyun, ya da koltuk altında lenf bezi şişliklerine bakacaktır. Ayrıca kan tahlili ile röntgen, emar, bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemleri gerekebilir.

Kesin tanı konması için lenf bezinin bir kısmının ya da tamamının alınmasıyla biyopsi yapılır. Mikroskobik incelemeyle kanser hücrelerinin olup olmadığı araştırılır. Hodgkin hastalığında Reed-Stenberg hücreleri spesifiktir. Bunlar dev kanser hücreleridir. Diğer kanserlerden de ayrımında kullanılır.

Tanı konduktan sonra, tedavinin ne şekilde yapılacağını belirlemek için hastalık evrelendirilir.

Bu evrelendirmede, etkilenen lenf bezleri, sayısı, diyaframın altında ya da üstünde olması, karaciğer, kemik iliği, dalak gibi diğer organlara sıçrayıp sıçramadığı önemli kriterlerdir. Yayılım yapması hastalığın gidişatını olumsuz yönde etkiler.

Bunları ortaya çıkarmak için diğer organlar için de biyopsi yapılır. Büyük kemiklerden alınan kemik iliği ile kanser hücreleri olup olmadığı araştırılır.

HODGKİN LENFOMA TEDAVİSİ

Tedavide hastanın yaşı, sağlık durumu, hastalığın hangi evrede olduğu göz önüne alınması gereken konulardır. Öncelikle bu durumlar dikkate alınarak bir tedavi planı belirlenmelidir. Tedavide onkolog, hemotolog ve diğer sağlık ekipleri birlikte bulunmaktadır.

Artık yaygınlaşmış hastalığı olanlarda da agresif radyoterapi ve kemoterapi uygulanması bu hastalığa karşı bakış açısını daha olumlu hale çevirmiştir. Bunların yanında beslenmeye dikkat edilmeli ve protein ve karbonhidrat ağırlıklı bir diyet uygulanmaldıır. Böylece kemoterapinin yan etkileri azaltılmaya çalışılır.

Hodgkin hastaları yorgun olduğundan dinlenmeye özen gösterilmelidir.

Evre 1 ve 2’deki hastalarda 5 yıllık yaşam şansı neredeyse %100’e ulaşmıştır. Daha ileriki evrelerde ise bu ancak %50’lerdedir. Bununla birlikte, tedavideki son gelişmeler bazı problemlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Kemoterapi ve radyoterapinin birlikte uygulanması sonucu uzun dönem hayatta kalan hastalarda, akciğer kanseri, akut lösemi, meme kanseri gibi kanser türlerinin gelişme olasılığı artmaktadır. Yani çalışmalarda yüksek bir tedavi oranı sağlanmıştır.

Fakat tedavi sonucu oluşacak yan etkileri önlemek için çalışmalar hala devam etmektedir.

Источник: https://xn--salk-1wa3i.net/hodgkin.html

Hodgkin Lenfoma Nedir, Belirtileri Nelerdir? – Bilimsel Rehber – APPVICE

Hodgkin Lenfoma Nedir? Belirtiler, Nedenleri ve Tedavisi

Hodgkin hastalığı (HD), lenfatik sistemde başlayan bir kan kanseri olan lenfoma türüdür. Non Hodgkin hastalığının Lenfatik sistem bağışıklık sisteminin atıklardan kurtulmasını ve enfeksiyonlarla savaşmasını sağlar.

HD aynı zamanda Hodgkin hastalığı, Hodgkin lenfoma ve Hodgkin lenfoması olarak da adlandırılır. Bu yazımızda sizin için “Hodgkin lenfoma nedir?” sorusunu cevaplandıracağız.

Büyük B hücreli lenfoma ve Burkitt lenfoma gibi hastalıklarla karıştırılmamalıdır.

HD, sizi mikroplardan ve enfeksiyonlardan korumaya yardımcı olan beyaz kan hücrelerinde bulunur. Bu beyaz kan hücrelerine lenfositler denir. HD’li insanlarda, bu hücreler anormal şekilde büyür ve lenfatik sistemin dışına yayılır. Hastalık ilerledikçe, vücudunuzun enfeksiyonlarla savaşmasını zorlaştırır.

HD, klasik Hodgkin hastalığı ya da nodüler lenfositik baskın Hodgkin lenfoması (NLPHL) olabilir. HD tipi, durumunuza karışmış hücre tiplerine ve davranışlarına bağlıdır.

HD’nin ana nedeni bilinmemektedir. Hastalık Epstein-Barr virüsü (EBV) nün yanı sıra mononükleozise neden olan DNA mutasyonları veya değişiklikleri ile bağlantılıdır. HD her yaşta ortaya çıkabilir, ancak en sık 15-40 yaşları arasındaki ve 55 yaş üstü insanları etkiler.

Hodgkin Lenfoma Belirtileri Nelerdir?

HD’nin en yaygın belirtisi, cilt altında yumru oluşmasına neden olan lenf bezlerinin şişmesidir. Bu yumru genellikle ağrılı değildir. HD,  aşağıdaki alanlardan bir veya daha fazlasında oluşabilir:

  • Boynun yanında
  • Koltuk altında
  • Kasık çevresinde

HD’nin diğer semptomları:

  • Gece terlemeleri
  • Cilt kaşıntısı
  • Ateş
  • Yorgunluk
  • İstenmeyen kilo kaybı
  • Sürekli öksürük, solunum zorluğu, göğüs ağrısı
  • Alkol kullandıktan sonra lenf nodlarında ağrı
  • Dalak büyümesi

Bu belirtilerden herhangi biri varsa hemen doktorunuzu arayın. Bunlar başka durumların belirtileri olabilir ve doğru tanı konması önemlidir.

Hodgkin Lenfoma Nasıl Teşhis edilir?

HD’yi teşhis etmek için doktorunuz fiziksel bir muayene yapacak ve size tıbbi geçmişinizi soracaktır. Doktorunuz ayrıca belirli testler düzenleyerek uygun bir teşhis koyabilir. Aşağıdaki testler uygulanabilir:

  • X ışınları veya BT taramaları gibi görüntüleme testleri
  • anormal hücrelerin varlığını test etmek için bir lenf düğümü dokusu parçasını çıkarmayı içeren lenf düğümü biyopsisi
  • kırmızı kan hücrelerinin, beyaz kan hücrelerinin ve trombositlerin seviyelerini ölçmek için tam kan sayımı (CBC) gibi kan testleri
  • Mevcut lenfoma hücrelerinin tipini belirlemek için immünofenotipleme
  • akciğerlerinizin ne kadar iyi çalıştığını belirlemek için akciğer fonksiyon testleri
  • kalbinizin ne kadar iyi çalıştığını belirleyen bir ekokardiyogram
  • kanserin yayılıp yayılmadığını görmek için kemik iliğinizin çıkarılmasını ve incelemesini içeren kemik iliği biyopsisi

Evreleme

HD teşhisi konulduktan sonra, kansere bir evre verilir. Evreleme hastalığın derecesini ve ciddiyetini açıklar. Doktorunuzun tedavi seçeneklerinizi ve görünümünüzü belirlemesine yardımcı olur.

HD’nin dört genel aşaması vardır:

  • Evre 1 (erken evre), kanserin bir lenf nodu bölgesinde bulunduğu veya kanserin tek bir organın sadece bir bölgesinde bulunduğu anlamına gelir.
  • Evre 2 (lokal olarak ilerlemiş hastalık), kanserin diyaframın bir tarafında iki lenf düğümü bölgesinde, akciğerinizin altındaki kas olduğu veya kanserin yakındaki bir organda olmasının yanında bir lenf düğümü bölgesinde bulunduğu anlamına gelir.
  • Aşama 3 (ileri hastalık), kanserin diyaframınızın hem üstünde hem de altındaki lenf nodu bölgelerinde bulunduğu veya kanserin bir lenf nodu bölgesinde ve diyaframınızın karşıt taraflarında bir organda bulunduğu anlamına gelir.
  • Evre 4 (yaygın hastalık), kanserin lenf bezlerinin dışında bulunduğu ve kemik iliğiniz, karaciğeriniz veya akciğeriniz gibi vücudunuzun diğer bölümlerine yayıldığı anlamına gelir.

Hodgkin Lenfoma Nasıl Tedavi Edilir?

HD tedavisi tipik olarak hastalığın evresine bağlıdır. Ana tedavi seçenekleri kemoterapi ve radyasyondur.

Radyasyon tedavisi, kanser hücrelerini yok etmek için yüksek enerjili radyasyon ışını kullanır. Kemoterapi, kanser hücrelerini öldürebilen ilaçların kullanımını içerir. Kemoterapi ilaçları, söz konusu ilaca bağlı olarak oral yolla verilebilir veya damar yoluyla enjekte edilebilir.

Radyasyon tedavisi tek başına erken evre NLPHL’nin tedavisi için yeterli olabilir. NLPHL’niz varsa, koşul klasik HD’den daha yavaş yayılma eğiliminde olduğundan radyasyona ihtiyacınız olabilir. İleri aşamalarda, kemoterapi rejiminize hedeflenmiş terapötik ilaçlar eklenebilir.

Kemoterapi veya radyasyona cevap vermezseniz, immünoterapi veya kök hücre nakli de kullanılabilir. Bir kök hücre nakli, kemik iliğindeki kanserli hücreleri değiştirmek için kök hücreler adı verilen sağlıklı hücreleri vücudunuza akıtır.

Tedaviden sonra doktorunuz düzenli olarak sizi takip etmek isteyecektir. Tüm tıbbi randevularınızı sakladığınızdan ve doktorunuzun talimatlarını takip ettiğinizden emin olun.

Hodgkin Hastalığının Tedavisinin Riskleri

HD tedavileri uzun vadeli yan etkilere neden olabilir ve diğer ciddi tıbbi durumlar geliştirme riskinizi artırabilir. HD tedavileri;

  • ikinci kanserler
  • kısırlık
  • enfeksiyonlar
  • tiroid problemleri
  • Akciğer hasarı

geliştirme riskinizi artırabilir.

Düzenli mamografi ve kalp hastalığı taraması yaptırmalı, aşı yaptırmaya devam etmeli ve sigara içmekten kaçınmalısınız.

Doktorunuzun düzenli takip randevularına katılmak da önemlidir. Doktorunuza uzun vadeli yan etkileri ile ilgili olabilecek endişelerinizi ve riskinizi azaltmanıza yardımcı olmak için neler yapabileceğinizi anlattığınızdan emin olun.

Hodgkin Lenfoma Yaşam Süresi ve Ölüm Oranı 

Son birkaç yılda HD tedavisindeki gelişmeler büyük ölçüde hayatta kalma oranını yükseltmiştir. Amerikan Kanser Derneği’ne göre, HD tanısı konulan tüm insanlar için göreceli hayatta kalma oranları şöyle:

  • Beş yıllık hayatta kalma oranı yaklaşık yüzde 86’dır.
  • 10 yıllık hayatta kalma oranı yaklaşık yüzde 80’dir.

Aşağıdakiler, farklı aşamalar için beş yıllık hayatta kalma oranlarıdır:

  • HD 1. Evre, yaklaşık yüzde 90’dır.
  • HD 2. Evre, yaklaşık yüzde 90’dır.
  • HD 3. Evre, yaklaşık yüzde 80’dir.
  • HD 4. Evre, yaklaşık yüzde 65’tir.

Bu oranlar hastalığın evresine ve bireyin yaşına bağlı olarak değişebilir.

HD teşhisi ile başa çıkmak zor olabilir. Destek grupları ve danışmanlık, endişenizi yönetmenize yardımcı olabilir ve deneyiminizle ilgili endişelerinizi ve duygularınızı tartışmanız için güvenli bir yer sağlayabilir. Ulusal Kanser Enstitüsü ve Amerikan Kanser Derneği, yakın zamanda bir HD teşhisi konulmuş olan kişilere de kaynaklar sağlıyor.

Bu makale Appvice Psikoloji Otoriteleri tarafından bilimsel verilere dayalı olarak incelenmiş ve onaylanmıştır.

ortalama puan: 5,00 , 1 oy

Источник: https://getappvice.com/tr/hodgkin-lenfoma-nedir-belirtileri-nelerdir/

Lenf Kanseri : Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Hodgkin Lenfoma Nedir? Belirtiler, Nedenleri ve Tedavisi

Ne yazık ki ülkemizde hastalıklar kulaktan dolma bilgilerle teşhis edilir. Bu da hem yanlış tedavileri hem de hastalık boyutlarının geri dönüşü olmayacak şekilde ilerlemesine neden olur. Pek bilinçli olunmayan bir konu da vücutta bulunan lenf bezleridir.

Lenf bezleri, bağışıklık sisteminin en önemli parçalarından biridir. Vücuttaki dokuların hemen hemen hepsinde lenf bezleri bulunur. Lenf bezlerinde bazen istenmedik durumlar oluşabilir.

Burada gelişen bazı kötü huylu kitleler bağışıklık sistemini hedef alarak sağlığı doğrudan etkiler. Bu da lenf kanserine sebep olur. Lenf kanseri, erken teşhis edilmesi gerek önemli bir hastalıktır.

Erken teşhis edilmesi halinde vücudun bütünü koruma altına alınabilir.

Lenf Kanseri Nedir?

Lenf bezleri, vücuda giren herhangi bir mikroba ya da hastalığa karşı direnç gösterilmesine yardımcı olan bir savunma elemanıdır.

Organların kimi zaman üst yüzeyinde kimi zaman da daha derininde yer alan lenf bezleri özellikle çenenin altında, kasıkta, boyunda, koltuk altında, ince bağırsakta daha yoğun bir şekilde bulunur ve organların korunmasına yardımcı olur.

Lenf bezleri, baş edemediği herhangi bir kötü huylu hücreye karşı kimi zaman yenik düşebilir. Bu da lenf bezlerinin büyümesine neden olur. Büyümesiyle birlikte derinin altında bulunan lenf bezleri elle kontrol esnasında hissedilebilir.

Lenf bezlerinde meydana gelen büyümeler genelde lenf kanserini işaret eder. Lenf kanseri ülkemizde çok sık görülen, dolayısıyla da tedavisi üzerinde oldukça araştırmalar yapılan bir hastalıktır.

Tıbbın ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte lenf kanserine karşı pek çok tedavi yöntemi geliştirilmiştir. Erken teşhisinde genelde olumlu sonuçlar elde edilir.

Genetik yatkınlıktan yaşam tarzına kadar pek çok faktörün etkisiyle lenf kanserine yakalanılabilir. Görülme sıklığı olarak kadın ve erkeklerde eşit orandadır.

Lenf Kanseri Evreleri Nelerdir?

Kanser, hastalık hakkında uzman kişinin daha kolay bilgilendirilerek uygun tedavi yönteminin kolaylıkla belirlenmesi için evrelerine ayrılır. Her kanser çeşidinde genelde 4 evre bulunur.

  • Evre 1’de kanser hücreleri genelde tek bir alandadır. Kanserli hücreler tek bir organda yer alır ve tedavisi oldukça kolay, belirtileri diğer evrelere göre hafiftir.
  • Evre 2’de lenf bezlerinin bulunduğu geniş alanlardan biri göğüs bölgesidir. Çeneden başlayan ve diyaframla sınırlanan bu alanda kanser hücreleri bulunur. Vücudun diğer geniş alanlarına kanser hücreleri henüz yayılmamıştır ve bölgesel bir tedavi sonucunda kolaylıkla tedavi edilebilir.
  • Evre 3’te ise kanserli hücreler bir önceki evrenin sınırlamış olduğu organların da dışına taşarak diğer alanlara yayılır. Kanserin başlangıç noktasının yakınındaki organlar zarar görür.
  • Evre 4 ise son ve en tehli evredir. Bu evrede genellikle kanser hücreleri tek bir noktadan başlayarak vücuda dağılmış ve en uzak organlara kadar sıçramıştır.

1. Yaş

Özellikle yaşlı bireylerde daha sık görülen kanser çeşidi hodgkin olmayan lenf kanseridir. Genelde 60 yaş ve üstü bireylerde görülür. Yaşın getirmiş olduğu bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucunda vücutta oluşan enfeksiyonların neden olduğu bir hastalıktır.

2. Kimyasallar

Kimyasal maddelere sürekli olarak maruz kalmak kansere yakalanma riskini büyük ölçüde artırır. Tarımda kullanılan bazı tarımsal ilaçlar ve radyasyon yayan cihazlar kanserin oluşumundaki en güçlü faktörlerdir.

Kimyasallarla ilişki içerisinde olunan bir meslekte çalışılıyorsa mutlaka gerekli önlemler alınmalıdır.

Düzenli olarak gerekli sağlıklı testlerinde geçilmeli, solunum maskesi ve koruyucu kıyafetlerin kullanımı ihmal edilmemelidir.

3. Organ nakli

Organ naklinde risk taşıyan unsur ameliyat değil, ameliyat sonrası vücudun nakledilen organa uyumlu sağlamasıdır. Nakledilen organın vücutta meydana getireceği komplikasyonlar ölümle dahi sonuçlanabilir. Organ nakli sonrası ilik uyuşmazlığının yaşanması ya da savunma mekanizmasının organı dışarı atmak istemesi lenf kanserine neden olabilir.

4. HIV

AIDS, doğrudan bağışıklık sistemini hedef alan bir hastalıktır. AIDS sonucu bağışıklık sistemi çöken hastaların vücuda farklı hastalıklara gerekli direnci gösteremez. AIDS’e neden olan HIV virüsü zamanla vücudun bazı organlarına yerleşerek lenf bezlerini etkileyerek kansere sebebiyet verebilir.

5. Otoimmün hastalıklar

Dışarıdan vücuda giren virüs, bakteri ve mikroplar çeşitli hastalıkların oluşumuna neden olur.

Ancak kimi zaman da vücudun kendi hücreleri bağışıklık sistemine karşı savaş açar ve hastalıkları ortaya çıkarır. Bu durumda da bağışıklık sisteminde ciddi bir tahribata neden olur.

Bağışıklık sisteminin bir parçası olan lenf bezleri de bu durumdan olumsuz etkilenir ve kanser ortaya çıkabilir.

6. Enfeksiyon

Vücudun belirli bölgelerinde çalışır durumda olan lenf bezleri genelde enfeksiyon bulunması halinde şişer. Bölgesel bir tedavi sonucunda bu şişliklerin geçmesi mümkün olmasına rağmen kimi zaman enfeksiyonlar galip gelerek lenf bezlerini çalışamaz duruma getirebilir. Bunun sonucunda enfeksiyona bağlı olarak lenf kanseri oluşur.

7. Genetik yatkınlık

Kan bağı bulunan akrabalarda herhangi bir kanser çeşidinin yaşanmış olması önemli bir risk faktörüdür. Ancak hastalık geni taşıyan bireyin kansere yakalanmama ihtimali de bulunur.

Kanseri tetikleyen diğer faktörlere maruz kalınması halinde kanseri yakalanma olasılığı, gen faktöründen etkilenmeyen bireylere göre oldukça yüksektir.

Genetik yatkınlık, kanser oluşumunun bir nedeni olmakla birlikte, kanseri tetikleyen bir faktör olarak da karşımıza çıkar.

Lenf Kanseri Tehli Midir?

Her kanser çeşidi beden zarar verir. Kimi zaman uygulanan tedavilerle sonuçlar hafifletilebilirken kimi zaman da en ağır tedavi yöntemlerine bile cevap alınamayabilir.

Tedaviden olumlu bir geri dönüş alınamaması halinde kanser, bedende ölüme kadar varabilecek ağır hasarlar bırakabilir.

Lenf kanseri de, vücudun bağışıklı sistemini direkt olarak hedef alan tümörlerin oluşmasıyla meydana gelmesi sebebiyle, diğer hastalıklara da davetiye çıkararak vücudun ağır hasarlar almasına neden olur.

Saldırgan olmayan lenf kanseri ölüm oranı %14’tür. Bu oran, diğer kanser çeşitlerine göre oldukça umut vericidir. Ancak saldırgan türde olan kanser çeşidinde ise durum farklıdır ve ölüm oranı %30’lara kadar çıkabilir.

Elbette ki herkes için ölüm riski aynı ölçüde değildir.

Eğer tümörün bulunduğun yerin çevresinde hayati bir organ bulunmuyorsa, yaş faktörü gereği anabolizma reaksiyonları daha hızlıysa kanserden en az hasarla kurtulma ihtimali yüksektir.

1. Şişkinlik

Özellikle lenf bezlerinin sürekli olarak çalıştığı organların başında eller ve ayaklar gelir. Lenf bezlerinde meydana gelen herhangi bir kanser hücresi karşısında eller ve ayaklarda şişkinlik oluşur. Bu şişkinlikler bir süre sonra günlük hareketleri kısıtlayabilir. Özellikle enfeksiyon nedenli kanser çeşidinde bu durum görülür.

2. Karın ağrıları

Karın boşluğunda yer alan lenf bezleri bir süre sonra bölge enfeksiyonlara yol açar. Enfeksiyona bağlı olarak ağrılar meydana gelir. Karın ağrılarının 2 hafta boyunca devam etmesi halinde mutlaka uzman bir doktora başvurulmalıdır. Çünkü enfeksiyona bağlı olan ağrılar genelde bu süre içerisinde geçer. Uzun süreli ağrılar kanser işareti olabilir.

3. Gece terlemeleri

Lenf bezlerinde kanser hücresinin oluşması bir süre sonra hormon dengesinin bozulmasına yol açar. Eğer koltuk altında bulunan lenf bezlerine kadar bu hücreler sıçramışsa özellikle geceleri aşırı terleme sorunuyla karşılaşılır. Bu terlemeler enfeksiyonun neden olduğu ateşlenme sonucunda karşılaşılan bir durum da olabilir.

4. İştah kaybı

Özellikle karın bölgesinde yer alan kanser hücreleri öncelikle sindirim sisteminizi bozar. Bu da iştahın hızla kapanmasına ve ardından da ani bir kilo kaybı yaşanmasına sebebiyet verir.

Bağışıklık sisteminin tamamen çökmesine neden olan etkenler arasında yer alır.

Çünkü yetersiz beslenmeyle birlikte hücrelerin ihtiyacı olan enerji sağlanamaz ve sonucunda geriye dirençsiz bir savunma mekanizması kalır.

5. Kaşıntı

Vücudun bağışıklık sisteminin çalışmasının sonucunda kaşıntı gibi durumlara maruz kalınabilir. Vücudun herhangi bir enfeksiyon karşı gösterdiği reaksiyon kaşıntı ve döküntülere sebep olabilir. Bu durum karşısında belirtileri azaltmaya yönelik bir tedavi yöntemi tercih edilebilir.

6. Kronik öksürük

Lenf bezlerinin sürekli olarak aktif halde çalıştığı bir diğer bölge de boğazdır. Yani tam çeneden başlayan ve göğüs kafesine kadar ilerleyen alanda lenf bezleri bulunur.

Burada oluşan herhangi bir problem sonucunda kuru kuru öksürmeler başlar. Bu öksürmeler bir süre sonra boğazın tahriş olmasına neden olur. Ardından kanlı balgam çıkarılmasına da sebep olabilir.

Aynı zamanda boğazda sürekli olarak bir şey varmış hissine kapılınabilir ve sürekli olarak temizleme ihtiyacı hissedilebilir.

7. Sürekli yorgunluk

Lenf kanseri belirtileri arasında yer alan iştah kaybı sonucunda yeterli besin alınamaz. Bu da bir süre sonra kan değerlerinin düşmesine ve hücrelerin verimli olarak çalışamamasına neden olur.

Bu süreçte ise şikayetçi olunan en büyük belirtiler arasında yorgunluk yer alır. Normalde herhangi bir yorgunlukla karşılaşılmadan gerçekleştirilen günlük aktiviteler dahi gerçekleştirilemez.

Bir süre sonra sürekli olarak dinlenme ihtiyacı hissedilir.

Lenf Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?

Genelde kanser çeşitleri için özel tarama sistemleri bulunur ve vücutta kanser hücresiyle karşılaşılması durumunda tespit yapılır. Ancak lenf bezleri için böyle bir durum söz konusu değildir.

Çünkü vücudun genelinde çalışır vaziyette lenf bezleri bulunur. Bu yüzden özel bir tarayıcıya sahip değillerdir.

Bunun yerine yukarıda sayılan belirtilere rastlandığı takdirde en kısa sürede uzman bir doktora danışılmalıdır.

Genelde enfeksiyon hastalıklarıyla ortak belirtilerinin bulunmasından dolayı diğer hastalıklarla karıştırılabilir. Ancak diğer enfeksiyonlar genelde 2 hafta içerisinde geçer. Uzun süreli şikayetlerde gerekirse tekrar tekrar doktora gidilmelidir. Teşhisin konulmasının ardından doktor, kriterlere uygun bir tedavi seçeneği sunar. Aynı zamanda farklı evrelerde tedavi yöntemleri değişir.

1. İlaçlar

Lenf kanserine sebep olan tümör küçük boyutlardaysa genelde ilaçla tedavi edilebilir. Bu ilaçların kullanımında tümörün küçülmesi ve bir süre sonra da yok olması amaçlanır. Ancak genelde evre 1’de uygulanan bir tedavi yöntemidir.

Bu yüzden erken teşhis oldukça önemlidir. İlaç kullanımından sonra izlemeye alınan hastanın gidişatına göre ilaç tedavisine devam edip edilmeyeceğine karar verilir.

Evre 1’deki hastalar ilaç kullanımı sonrası genelde olumlu sonuçlar elde ederler.

2. Kemoterapi

Kemoterapi ciddi yan etkilere sahip olan bir tedavi seçeneğidir. Bu yüzden genelde doktorlar farklı tedavi seçeneklerine başvurur. İlerleyen evrelerde kemoterapi uygulanır. İlk önce düşük dozlarda alınan kemoterapiyle hastanın tedaviye nasıl bir yanıt verdiğine bakılır ve sonuca göre kemoterapi dozajı ayarlanır.

3. Radyoterapi

Radyoterapi kemoterapinin ardından mutlaka uygulanır. Kemoterapi gören hastalar bir daha bu kansere yakalanmamak adına radyoterapi görebilirler. Bunun sonucunda vücut artık tamamen kanser hücrelerinden arınır.

4. Kök hücre nakli

Ülkemizde pek çok hastalık için kök hücre tedavisine başvurulur. Ameliyatsız bir şekilde gerçekleştirilen bu tedavi genelde hastadan alınan hücrelerin ilgili alana enjekte edilmesiyle olur. Bu doğal ancak zorlama bir kalkan oluşmasına yardımcı olur ve kanserli bölgenin iyileşmesi amaçlanır.

5. Cerrahi müdahaleler

Lenf bezlerinde görülen kanser hücreleri git gide yayılıyorsa, yani son evrelere gelinmişse bunun için cerrahi müdahale gerekir.

Lenf kanserinin yoğunlukta olduğu alandaki tümörlerin minimum boyuta getirilmesi amaçlanır. Ardında kalan diğer parçalar için yukarıda saydığımız uygun bir tedavi seçeneği uygulanır.

Ancak bazen ilgili organ direkt alınabilir. Bu kanser çeşidinde genelde dalağın alınması söz konusudur.

Lenf Kanseri Tedavisi Kaç Ay Sürer?

Lenf kanserinde belirtilerin hissedilmesi için öncelikle zaman geçmesi gerekir. Düzenli olarak kontrollerini yaptıran bir kişinin belirtileri fark etmesi de daha kolaydır. Belirtiler için genelde ortalama 6 ay kadar beklenir. 6 ay sonrasında görülen belirtilerle birlikte uygun bir tedavi seçeneği belirlenir.

Genellikle 6 ay ile 2 yıl arasında olumlu ya da olumsuz sonuçlar elde edilir ve tedavi sonlanır. Bazı olumlu kriterlere sahip olunması durumunda bu süre kısalabilir.

Lenf Kanserine Alternatif Çözümler

Lenf kanserine yakalanmamak adına alınabilecek bazı önlemler bulunur. Bu önlemler sayesinde kansere karşı daha dirençli bir bedene sahip olunabilir. Aynı zamanda tedavi süreci de hızlandırılabilir. Eğer hastalık erken bir evrede ise önlemler sayesinde kısa sürede iyileşmek mümkündür.

  • Bağışıklık sistemini güçlendirecek bitkisel ürünler alınabilecek önlemlerin başında gelir. Özellikle beslenme programı glukan içeren besinler üzerinde oluşturulmalıdır. Bu besinlere örnek olarak; ekmek kabuğu, yulaf ezmesi, esmer pirinç ve son olarak bulgur gösterilebilir. Besinlerin gün içerisinde bol miktarlarda tüketilmesine özen gösterilmelidir. Bu besinler hücrelerin ihtiyacı olan enerjiyi sağlayarak kansere karşı savaşan hücreleri tekrar canlandırır.
  • Bir diğer bitkisel ürün de halk arasında pek duyulmamış olan yoğurt otudur. Bu bitkisel ürün kansere karşı doğal bir kalkandır. Demleme metoduyla kullanılabilecek bu bitkiyle beraber tedaviye destek olunabilir. Ancak kullanmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır. Aksi takdirde vücudun alerjik bir reaksiyon göstermesi belirtilerin artmasına neden olarak bağışıklık sistemini daha da zayıflatabilir.
  • Günlük olarak yapacağınız egzersiz ya da sporla beraber kaslarını daha geç erimesi sağlanabilir, hastaların etkileri azaltılabilir. Açık havada yapılacak bir yürüyüş bile hastaya bu süreçte yardımcı olur.
  • Günlük olarak içilmesi gereken su miktarına ulaşmaya özen gösterilmelidir. Hücrelerin yapısına katılan su molekülleri hücrelerin sağlamlığını ve salgılanan enzimlerin oranını ayarlar. Salgılar bu süreçte önemlidir. Çünkü salgıların enzim oranını korunması kansere karşı gösterilen direncin artmasına yardımcı olur.

Источник: https://sebboy.com/lenf-kanseri/

Hodgkin lenfoma – belirtileri ve tedavisi, kapsamı, yaşam prognozu

Hodgkin Lenfoma Nedir? Belirtiler, Nedenleri ve Tedavisi

  • Çevrimiçi testlerin şifresinin çözülmesi – idrar, kan, genel ve biyokimyasal.
  • İdrarizde bakteri ve idrar ne anlama gelir?
  • Çocuğun analizini nasıl anlarım?
  • MRG analizinin özellikleri
  • Özel testler, EKG ve ultrason
  • Hamilelikte normlar ve sapmaların değerleri ..

Analizlerin şifresinin çözülmesi

Hodgkin lenfoması, insan vücudunun ana elementinin habis bir lezyonunun formlarından biridir – lenfatik sistem. İlk işlem, tümör hücrelerinin vücudun organları ve sistemleri boyunca göç etmesinin ardından lokal, sınırlı bir nodal lezyon süreci ile karakterize edilir.

Patolojik sürecin ayırt edici bir özelliği, özel modifiye hücrelerin (Hodgkin hücreleri – hastalığın keşfinin adı) ve nadir çok çekirdekli Sternberg hücrelerinin (meslektaşlarının) etkilenen lenf düğümlerinde bulunmasıdır.

Hastalık yavaştır, ancak özel bir tedavi olmadan birçok organın fonksiyonel olarak başarısız olmasına ve ölüme yol açmasına neden olur.

Hodgkin hastalığı her yaştan insanı etkiler. Bununla birlikte, en büyük tezahürün zirvesi, geçici (20-30) ve yaşlı (50 yaşından sonra) yaşlara düşer.

Hodgkin lenfoması – bu hastalık nedir?

Vücudumuzun içinde, her an, deoksiribonükleik asidin (DNA) moleküler yapısında nükleik komplekslerin (asitler) uygunsuz etkileşiminin neden olduğu çok sayıda mutasyon vardır. Bu, birçok farklılaşmış tümör hücresinin gelişimini tetikler.

Sağlıklı bir organizmada, böyle bir işlemle genetik olarak programlanmış bir hücresel kendi kendini imha programı, daha fazla büyümelerini ve üremelerini önler.

Fagositik reaksiyon formundaki bağışıklık sistemi, “mutantları” hızlı bir şekilde tanımlayan ve yok eden ikinci koruyucu seviyeyi temsil eder. Sonuç olarak, tümör süreci embriyonun kendisinde bloke edilir.

Hali hazırda tanımlanmayan koruyucu fonksiyon mekanizmalarının herhangi bir ihlali için hücre klonu tahrip edilmez ve benzer kopyalarının kontrolsüz bir şekilde klonlanması devam eder. Bu süreç, Hodgkin lenfomasının gelişiminde temel teşkil eder.

Bir tümör sistemin herhangi bir düğümünde gelişmeye başlar başlamaz, ona immün savunucularının birçok bileşenini çeker. Makrofajlar, nötrofiller, eozinofiller ve lenfositler, “yeni gelenlerin” imhasıyla meşgul olan, tümör hücrelerinin etrafında bir tür koruyucu bariyer ve yoğun lifli kordonlar (izler) oluşmaya başlar.

Düğümün yüzeyindeki kordonların büyümesi, lenf düğümünün belirgin bir şekilde büyümesine neden olan granülom ve iltihap reaksiyonlarının oluşumuna katkıda bulunur.

Patolojinin ilerlemesi tümör klonlarının yakındaki tüm lenf düğümlerine ve organ dokularına göçüne neden olur. Yavaş yavaş genişleyen granülomatöz kitleler, sağlıklı dokunun yerini alarak etkilenen organda fonksiyonel ve yapısal değişikliklere neden olur.

Olası lenfoma nedenleri

Bugün, granülom gelişiminin nedensel faktörü sorunu, ilaç açmak için halen devam etmektedir. Dolaylı gerçeklere dayanan sadece varsayımsal versiyonlar vardır, ancak somut hiçbir şey doğrulanmamıştır.

Çoğu bilim adamı, bulaşıcı etkilerin versiyonunu ve bağışıklık yetmezliğini desteklemektedir. İkizlerde Hodgkin patolojisinin sık tespiti nedeniyle genetik yatkınlığın bir sürümü var, ancak gelişimini etkileyen spesifik genleri tanımlamak mümkün değildi.

Bu enfeksiyonun tek onaylanmış versiyonu, çok çekirdekli tümör hücrelerinde bulunan Enstein-Barr virüsüdür. B lenfosit hücrelerini ihlal ettiği için, klonlama ve tümör dejenerasyonlarında artışa yol açar.

Bağışıklık faktörü gelince, burada her şey açıktır – ikinci bağışıklık koruma seviyesinin ihlali, Hodgkin hastalığının gelişimini tetikleyen nedenlerden biridir.

Hodgkim lenfoma formları

Hodgkin lenfomasının tezahürleri, tümörün histolojik yapısından kaynaklanır ve kendini gösteren dört gelişme seçeneğine sahiptir:

  • Lenfohistasyonel formu (klasik) – lenfositik hücreler, lenf düğümünde baskındır.
  • Düğüme nüfuz eden lifli kordonlar tarafından lenf düğümünün yapısal bir bozukluğundan kaynaklanan bir nodüler skleroz şekli.
  • Tümördeki tüm lökosit hücrelerinin varlığı ve lenf düğümünün doku nekrozu belirtilerinin varlığı ile karakterize edilen karışık hücre varyantı.
  • Kasılma ile kendini gösteren bir lenfoid tükenmesi çeşidi veya düğümlerde sağlıklı lenfositlerin tam yokluğu, çok sayıda tümör hücresi ve düğümün sağlıklı dokusu fibröz doku ile değiştirilir.

Tümörün histolojik yapısının belirlenmesi, etkili bir terapötik protokolün hazırlanmasında çok önemli bir kriterdir.

Hodgkin lenfoma evreleri 1, 2, 3 ve 4 – bu nedir?

Hodgkin lenfomasının evreleri tümör lezyonunun ciddiyetine ve derecesine göre sınıflandırılır.

  • İlk aşamada, hemen hemen tüm durumlarda, klinik belirtiler yoktur. Hastalık genellikle başka bir nedenden dolayı muayene sırasında tesadüfen tespit edilir. Bir grup lenf nodu veya yakındaki bir organda tümör büyümesi gözlenir.
  • Hodgkin lenfomasının ikinci evresinde, tümör süreci abdominal septumun üstündeki birkaç lenf nodu grubuna yayılır, en yakın yapılarda granülomatöz lezyonlar bulunur.
  • Üçüncü aşama, abdominal septumun (diyafram) her iki tarafında genişletilmiş lenf düğümlerinin çeşitli dokularda ve iç organlarda çoklu granülomatöz inklüzyon varlığının varlığı ile karakterize edilmesidir. Neredeyse tüm hastalarda, dalak dokularında, karaciğerin yapısında ve hematopoetik organda tümörler teşhis edilir.
  • Lenfomanın dördüncü aşamasında, birçok yapıda tümör işlemlerinin gelişimi, fonksiyonel aktivitelerini değiştirerek ve bozarak not edilir. Hastaların yarısından fazlasında, lenf düğümlerinde paralel olarak bir artış gözlenir.

belirtiler – Hodgkin lenfoması, boyunda fotoğraf

Hodgkin lenfomasının klinik semptomlarının doğası çok çeşitlidir, ancak uzun süredir patoloji kendini göstermeyebilir, bu da geç tanının ortak bir nedeni olur. Hodgkin lenfoma ana belirtileri görünür:

  1. lenfadenopati;
  2. Semptomatik organ lezyonları;
  3. Sistemik nitelikte işaretler.

Lenfadenopati, Hodgkin lenfomasının ilk ve en karakteristik belirtisidir. Tamamen normal bir durumda, lenf bezlerinin lokal veya yaygın olarak artmış büyümesi ile karakterizedir.

İlk dönemde, servikal ve submandibular zonda nodüler bir artış karakteristiktir.

Fakat aynı zamanda, inguinal veya aksiller içerisinde, lenfatik sistemin diğer alanlarında patolojik süreçlerin tezahür etme olasılığı vardır.

  • boyutta artış (bazen devasa);
  • sıkıca elastik bir tutarlılık elde etmek;
  • kumaşlara lehimlenmemiş;
  • mobil ve ağrısız.

Daha fazla gelişme aşağı senaryoda. Sternum düğümleri, karın boşluğu, alt pelviste bulunan organlar, bacakların lenf düğümleri etkilenir.

Lenf düğümleri bitişik organ ve dokulara rahatsızlık vermediği sürece, bu hastanın refahını etkilemez. Ancak, en yakın “komşular” ın artması ve sıkışması, semptomatolojinin tezahür ettiği bir refahın kötüleşmesine neden olur:

  • Bronşların sıkışmasından dolayı kuru ve ağrılı öksürük.
  • Dispne, solunum sistemi organlarının sıkışması yoluyla havanın geçmesine neden olduğu için. Böyle bir devlet istirahatte bile kendini gösterebilir.
  • Özofagus lümeninin intratorasik lenf nodlarının sıkışması nedeniyle yutma fonksiyonlarının ihlali. Başlangıçta, belirgin bir işlem – sıvı – katı gıda geçişi zordur.
  • İçi boş superior ve inferior venlerin sıkılması nedeniyle artan venöz basınç nedeniyle şişkinlik, sıvının vasküler yataktan geçmesine ve doku yapılarını ıslatmasına neden olur. Dalakta ve karaciğerde kan akışının rahatsız olması, bunların artışına neden olur.
  • Bazı bağırsak bölgelerinin kompresyon etkisinin neden olduğu sindirim bozuklukları, durgun gıda koşullarına neden olur ve şişkinlik kabızlığına veya ishale neden olur. Bağırsak duvarlarında kan dolaşımının bozulmuş olması, doku nekrozu veya bağırsak açıklığının işlevsizliği için önkoşuldur.
  • Bazen, spinal yapıların, uzuvlarda bozulmuş motor fonksiyonu (daha sık) bozulmuş olarak kendini gösteren, genişletilmiş lenf düğümleri tarafından sıkıştırılmasının bir sonucu olarak sinir sistemine zarar verir.
  • Renal lezyon (nadiren), lomber bölgenin genişletilmiş düğümleri tarafından böbrek dokularının sıkılmasından kaynaklanır. Tek taraflı bir lezyonda klinik görünmeyebilir. İkili süreç, böbreklerde tam fonksiyonel bozulma tehdidi yarattığında.

Organ hasarının belirtileri, malign klonların yayılmasından ve tüm yol boyunca tümörlerin ve granülomların gelişmesinden kaynaklanır. Bu en sık görülendir:

  • Hepatomegali, yapısal bir lezyondur ve karaciğer dokusunda bir artıştır. Granülomların çoğalması, vücudun sağlıklı dokusunun yerini değiştirerek işlevlerinin başarısız olmasına neden olur.
  • Splenomegali – dalağın doku yapılarının artması ve sıkışması. Genellikle hastalığın ilerleyen aşamalarında kendini gösterir.
  • Hematopoetik bozukluklar;
  • Kemik yapısında hasar, küçük yükler altında bile kemik kuvvetinde bir azalma ile kendini gösterir.
  • Solunum fonksiyonlarının bozulmasına neden olan pulmoner yapıda tümör çimlenmesi.
  • Karaciğerin fonksiyonel bozuklukları ve safra yolu çıkışının neden olduğu hücresel parçalanma veya yüksek kan seviyelerinde bilirubinin neden olduğu deri patolojileri. Cildin belirli bölgelerinde ağrı ile yanma, yanma ve şiddetli kaşıntı.

Listelenen belirtiler en sık görülen ve uygun tedavi protokolünün tanısında ve belirlenmesinde önemli bir bileşendir.

Hodgkin hastalığının belirtileri, fotoğraf

Khojin'in lenfoması ile sistemik bir yapıya ait tezahürleri birtakım işaretlerle ifade edilir:

  • 1) Acı ve titremelerin eşlik ettiği ateşli sıcaklık saatlerinde hızlı bir şekilde azalmasıyla terleme olur. Böyle bir durum periyodik olarak ortaya çıkabilir, ancak hastalığın ilerlemesiyle birlikte, frekans aralığı keskin bir şekilde azaltılır. 2) Nevrasteni belirtileri – yorgunluk, uyuşukluk ve bilişsel işlevlerin zayıflaması (işitme, görme, hareketler), esas olarak hastalığın üçüncü ve dördüncü evrelerinde ortaya çıkmıştır. Semptomatoloji, tümör hücrelerinin büyümesinin ilerlemesinden dolayı immün korumanın aktivasyonunun tükenmesinden kaynaklanır. 3) Hızlı kilo kaybı ve birçok organın fonksiyonel yetersizliği nedeniyle kas kütlesi.

    4) Yedek bağışıklık kuvvetlerinin tükenmesinden kaynaklanan bulaşıcı patolojilerin sık gelişmesi. Durum kemoterapötik ve radyoterapi tedavileri ile daha da kötüleşir.

Anket yöntemleri

Hodgkin lenfoma ile kaç kişinin yaşadığı, sürecin aşamasına, zamanında tanı ve tedavinin doğasına bağlıdır. Teşhis planında, hastalık belirtilerinin çoğunun tezahürünün belirgin olmaması oldukça zordur.

Bu, hastalığın sonraki aşamalarında her zaman etkili olmayan, granulomatozun geç tedavisinin başlamasının nedenidir.
Muayene çeşitli teşhis tekniklerini içeriyordu.

  • kan sayımı standart çalışmaları – KLA ve biyokimya;
  • karaciğer fonksiyonunun test değerlendirmesi;
  • radyografi, endoskopi, BT ve ultrason inceleme yöntemleri;
  • bronkoskopik inceleme, yemek borusunun muayenesi (FGDS);
  • bağırsakta kolonoskopik inceleme;
  • karın duvarlarının laparoskopi;
  • steril kemik iliği delinmesi;
  • lenf bezlerinin delinme, aspirasyon ve insizyonel biyopsi ile histolojik incelenmesi;
  • lenfositik immünofenotipleme.

Zamanında tanı ve doğru seçilmiş tedavi ile, bugün tamamen remisyonunu sağlamak için Hodgkinsky lenfoma başarıyla tedavi edilir. Çeşitli tekniklerin tedavisinde.

radyoterapi

Radyasyon tedavisinin tümör hücreleri üzerindeki etkisi, daha fazla üreme ve var olma ile uyumlu olmayan sayısız mutasyon değişikliklerine yol açar. Hodgkin hastalığının tedavisinde çeşitli radyoterapi yöntemleri kullanılır, ancak en radikal mantık benzeri olanıdır.

Hastalığın 1. ve 2. aşamalarında kullanılır – vücudun tüm etkilenen bölgelerinin eşzamanlı ışınlanması yöntemidir.

Hastalığın üçüncü ve dördüncü evrelerinde, bir mantıksal radyasyon yeterli değildir. Kemoterapi – ilaç “topçu” bağlayın.

Kemoterapi rejimleri

Hodgkin lenfomasının tedavisi için kemoterapötik rejimler, hücre bölünmesini etkili bir şekilde durdurmak ve tüm tehli mutasyonlu hücreleri yenmek amacıyla geliştirilmiştir. Bugün bunlar antikanser ilaç rejimlerinin farklı kombinasyonlarıdır. Tedavi kullanımından kaynaklanmaktadır:

  • “ABVD” ilaçlar “Adriamisin”, “Bleomisin”, “Vinblastina”, “Dacarbazine” formundadır.
  • “BEACOPP” şeması, “Bleomisin”, “Etoposid”, “Adriblastina”, “Siklofosfamid”, “Vinkristin” “” Prokarbazin “” Prednizolon “un uygulanmasından kaynaklanmaktadır.

Her aşama için uygun şekilde yazılmış tedavi kursu, yıllarca alevlenmelerin olmamasını sağlar. Hodgskin lenfomasının tekrarlanmasını önlemek için, yukarıda belirtilen şemalara dirençli olan hastalığın belirli formlarında, “kurtuluş” tedavisi – “DHAP” şeması kullanılır.

“Cisplatin”, “Tsitarabina” ve benzerleri formunda antitümör özelliklerinin hazırlanmasını içerir. Onları hücrelere gömmek onların ölümüne neden olur.

Ancak böyle bir tedavi rejiminde bile, tekrarlama olasılığı yüksektir. Bu durumlarda, daha sonra donör transplantasyonunu gerektiren kanın tüm hücresel bileşenlerini yok eden kemoterapötik ilaçların şok dozları kullanılır.

  • Cerrahi müdahale çok nadir kullanılır – lenf düğümlerinde büyük konglomerat oluşumunda veya etkilenen organlarda geri dönüşümsüz değişiklikler.

Muhtemel tahmin

Hodgkin lenfomasında prognoz hastalığın evrelemesine, histolojik değişkenine, klinik tablonun ciddiyetine ve nüks olasılığına bağlıdır. Temel olarak, prognoz iyidir – vakaların% 85'inden fazlası iyileşir.

Hastalığın ilk ve ikinci evrelerinde, kemoterapi ve radyoterapiyle karmaşık tedavi ile, hastaların% 90'ından fazlası stabil bir remisyon ile tam iyileşme göstermektedir.

Sadece son evreler semptomlar gösterdiyse ve Hodgkin lenfomasının tedavisi hastalığın gelişiminin üçüncü ve dördüncü evrelerinde başlarsa, hastaların% 75-80'i uzun süreli stabil remisyona güvenebilir.

Etiketler: lenf düğümleri

Источник: http://tr.medic-attention.com/limfoma-hodzhkina_default.htm

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть