Horlama Tedavisinde Radyofrekans Yöntemi

Horlama Tedavisi

Horlama Tedavisinde Radyofrekans Yöntemi

Horlama hastalığı tedavi edilmeden önce hastanın şikayetleri detaylı bir şekilde ele alınarak genel bir değerlendirme yapılmalı ve bunun yanı sıra hastalığın asıl sebebi üzerine yoğunlaşılmalıdır. Horlamanın birçok farklı nedeni olabilir ve bu nedeni ortadan kaldırdıktan sonra hastalık da tedavi edilmiş olacaktır.

Horlama tedavisi için hastaya en uygun tedavi yönteminin belirlenmesi gerekiyor ve bu da yapılacak testler neticesinde kısa sürede ortaya çıkacaktır.

Birçok hasta ne yazık ki bu sorunu kabul etmez ve horlamadığını iddia eder ancak yapılacak klinik testler neticesinde hastalığın ortaya çıkartılması da çok uzun sürmeyecektir.

Basit tedavi yöntemleri mevcut ve bu süre zarfında herhangi bir sorun ile de karşı karşıya gelmeyeceksiniz.

Nefes alış veriş eylemi esnasında alınan havanın solunum yollarında takılması ya da dar bir bölümde titreşime sebep olması durumuna horlama hastalığı adı veriliyor. Horlamanın bir hastalık olduğunu kabul etmek gerekiyor ancak bazı durumlar istisna kabul edilebilir.

Tekrar eden bir durum yok ise ve yalnızca alkol aldığınızda ya da çok yorgun günlerde horluyorsanız bu bir hastalık olmaktan çıkacaktır çünkü horlama sorunu bu tür anlarda ya da dönemlerde herkeste görülebiliyor.

Bu durumların dışında devam eden bir horlama varsa ve sıklaşıyorsa, hastalık olarak kabul edilmesi ve vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gerekiyor.

Yatış pozisyonundan kilolarınıza kadar birçok farklı sorun, horlama hastalığına neden olabiliyor.

Horlama sorununu ortadan kaldırmak için özel yastıklar da mevcut ancak bu ürünlerin geçici çözüm önerisi olduğunu da belirtmek gerekiyor.

Tedavi edilmediği takdirde yaşam kalitesi her geçen gün düşecek ve sosyal hayatınız da etkilenecektir. Arkadaşınızın ya da yakınlarınızın evinde kaldığınızda bunun tedirginliğini yaşayabilir ve rahat bir uyku çekemezsiniz.

Horlama hastalığının tedavi edilmesinde öncelikli olarak hastalığın sebepleri belirlenmeli ve bu sebepler değerlendirilmelidir. Yatış pozisyonu, yorgunluk, kilolar, iş temposu ve alt çenenin geride olması gibi birçok farklı sorun karşımıza çıkıyor ve bunlar da nedenler olarak değerlendiriliyor.

Aşırı Kilo

Son dönemin en büyük sorunlarından bir tanesi olarak karşımıza çıkan obezite, yeni nesilin de düşmanı olmaya devam ediyor. Aşırı kilolu kimselerde horlama hastalığı çok daha yoğun bir şekilde gözlemleniyor ve kronik bir hal alıyor.

Nefes alış verişi kilolu insanlarda daha zor bir şekilde gerçekleşeceği için solunum yollarında meydana gelecek problemler de horlama hastalığına neden olabiliyor.

Aşırı kilo sorunu ile mücadele eden kimselerin horlama hastalığından kurtulmaları için öncelikli olarak kilo vermeleri gerekiyor.

Aşırı kilo, neden olarak gösterildiği takdirde bu sorunun tedavisi için bir diyetisyenden yardım alabilir ve diyet listesinin yanı sıra egzersiz programlarına da başvurabilirsiniz.

Uyuma Pozisyonu

Yatış pozisyonu da horlamanın en önemli nedenlerinden bir tanesidir.

Sırt üstü yayış esnasında dil geriye doğru gideceği için nefes alış verişini belli bir süreliğine engelliyor ve bu da hastanın gürültülü bir şekilde ses çıkartarak yeniden nefes almaya başlamasına neden oluyor. Horlayan bir kişiyi uyandırdığınızda ve pozisyonunu değiştirdiğinde horlamanın kısa bir süre de olsa geçtiğini fark edeceksiniz.

Uyuma pozisyonunuzu belirlemeniz gibi bir durum ne yazık ki söz konusu değil çünkü uyku esnasında vücudunuza hükmetmeniz pek de mümkün olmayacaktır. Bunun için özel yastık ve yatak gibi ürünleri tercih edebilirsiniz ve en azından uykuya daldığınız pozisyonda devam etmenizi de daha kolay hale getireceklerdir.

Alkol ve Sigara Kullanımı

Alkol ve sigara gibi zararlı içecekler, insan vücuduna herhangi bir fayda sağlamadığı gibi büyük sorunlar yaratabiliyor ve insan vücuduna zarar veriyor.

Bu zararı ortadan kaldırmak adına bu ürünleri tamamen terk etmeniz gerekiyor. Horlamanın nedenleri arasında sigara ve alkol tüketimi de yer alıyor.

Sigara içen insanlar nefes darlığı problemi ile baş ettikleri için uyku esnasında da bunun sıkıntısını büyük oranda yaşıyor.

Alkol de aynı etkiyi gösteriyor ve özellikle yoğun alkol tüketiminin meydana geldiği günlerde horlama sorunu çok daha belirgin ve şiddetli bir şekilde gözlemleniyor. Eğer sorun bu ürünlerden kaynaklı ise horlama tedavisi için sigara ve alkolden vazgeçmeniz gerekecektir, aksi takdirde sorun uzunca bir süre devam edecek ve yaşam kalitenizi de düşürecektir.

Anatomi

Ağız ve sinüs anatomisindeki bozukluklar da horlamanın başlıca nedenlerinden bir tanesidir. Anatomik bozukluklar mevcut ise öncelikli olarak bu sorunların düzeltilmesi gerekiyor. Ağız yapısının bozuk olması ya da çenenin bir miktar geride olması durumu da kişinin nefes alış verişini olumsuz etkileyecektir.

Bu bozukluk tedavi edilmediği takdirde ne yazık ki horlama sorunu artarak devam edecek ve kişi uyku sorunu yaşayacaktır.

Horlama sorunu yaşayan kimselerin, uykularından irkilerek uyandıklarını da ifade etmek gerekiyor.

Bu kişiler iş hayatında da büyük sorunlar yaşıyor ve özellikle odaklanma konusunda sıkıntı çekebiliyorlar. Bunun nedeni de gece uykusunun sağlıksız ve düzensiz olması durumudur.

Yoğun İş Temposu ve Stres

Strese bağlı hastalıklardan bir tanesi de horlama hastalığı, tedavi edilmediği takdirde yaşam kalitesini düşüren ve hem kişiyi hem de yakın çevresini rahatsız eden bir sorundur. Yoğun iş temposu ile birlikte stres durumu da bu hastalığı tetikleyen unsurlardan bazılarıdır.

Eğer yoğun bir iş hayatına sahipseniz ve bu durum sizleri bitkin düşürüyorsa uykularınız da bir süre sonra düzensiz hale gelecektir. Horlama sorunu genellikle yorgun yatılan gecelerde baş gösteriyor ancak bu durum sık tekrarlandığı takdirde gerçek bir hastalık olarak karşınıza çıkacaktır.

Sinüzit

Horlama hastalığının altında yatan çok sayıda neden olabilir ve zaten tedavi yöntemi belirlenmeden önce yani hastalığın teşhisi esnasında da bu nedenler ortaya çıkartılıyor ve öncelikli olarak bu sorun ya da sorunların tedavi edilmesi hedefleniyor. Sinüzit hastalığı da horlama sorununun en önemli nedenlerinden bir tanesidir.

Horlama hastalarının büyük bir kısmı üst solunum yolları ile ilgili sıkıntılara sahiptir ve ne yazık ki bu durum nefes alış verişini de olumsuz etkiliyor.Üst solunum yollarında meydana gelen iltihaplanma durumu da horlamaya sebebiyet verebiliyor ve gece uykuları da daha sıkıntılı bir hal alıyor.

Yaşam kalitesini düşüren bir hastalık olan horlama hastalığı, tedavi edilebilir ve gayet başarılı sonuçlar elde etmek de mümkündür.

Uzun Süre Antidepresan Kullanımı

İlaç kullanımı, insan vücudu için çok da faydalı bir tedavi yöntemi değildir.

Belli bir süre devam eden kullanım elbette hastalıkların yok edilmesinde etkili ancak bunu bir alışkanlık haline getirmek ve ağır ilaçlar ile birlikte vücudun dengesini bozmak, birtakım sorunlara da sebebiyet verebiliyor. Antidepresan kullanımı da yine vücudun dengesini bozan ve birtakım hastalıklara neden olan ilaç grupları arasında yer alıyor.

Uzun süre devam eden antidepresan kullanımı, horlama hastalığının da en büyük nedenlerinden bir tanesidir. Horlama nedeni olarak antidepresan kullanımı belirlendiği takdirde ilaç kullanımı sonlandırmak, tedavi için yeterli bir hamle olacaktır ve bu bilgiyi de doktorunuz ile paylaşmanızda fayda var.

Alt Çenenin Küçük ve Geride Olması

Ağız ve çene yapısının normale oranla daha farklı olması ve bozuk yapıya sahip olması durumu da nefes alış verişini olumsuz etkileyen sorunlardan bir tanesidir.

Alt çenenin küçük olması durumu horlamaya sebebiyet verebiliyor ve eğer asıl sorun bu ise öncelikli olarak çene yapısının düzeltilmesi gerekecektir.

Cerrahi müdahaleler ile birlikte bunun mümkün olduğunu da belirtmekte fayda var.

Çene yapısındaki bozukluk yalnızca sağlığınız açısından değil estetik açıdan da sorun yaratabilir. Tedavi edilmesinde fayda vardır ve tedavi sonrasında horlama sorunu da kısa süre içerisinde ortadan kalkacaktır. Bu konuda uzmanlardan yardım alabilir ve tedavi için vakit kaybetmeden harekete geçebilirsiniz.

Источник: https://www.ameliyat.com/horlama-tedavisi-t99/

Horlama Neden Olur? Horlama Tedavisi – Sağlık Ocağım .NET

Horlama Tedavisinde Radyofrekans Yöntemi

Horlama, uykuda solunum sırasında ortaya çıkan gürültülü ve rahatsız edici sestir. Horlamanın tıbbi anlamı uyku esnasında ağız ve yutak bölgesinde yer alan kasların ve küçük dilin gevşeyerek çökmesi ve akciğerden gelen havanın bu gevşemiş yapılara çarparak oluşturduğu titreşimdir.

Horlama sadece gürültü değil aynı zamanda ciddi uyku bozukluklarının da habercisidir. İnsanların horlamasının birçok nedeni vardır. Genellikle ağızdan başlayıp tüm solunum yolu boyunca akciğere kadar olan darlıklar, şişlikler ve anatomik bozukluklar horlamaya neden olur. Horlama toplumda oldukça sık görülen bir hastalıktır.

Horlamaya neden olan faktörler

İnsanların yaklaşık % 45’i arada bir, % 25’i sıklıkla horlar. Horlama erkeklerde kadınlara oranla çok daha fazla görülür ve bunun en önemli nedeni hormonal nedenlerdir. Kadınlarda da menopoz döneminden sonra horlama sıklığı artış gösterir.

Horlamaya neden olan diğer faktörler arasında burun kemik eğriliği, kronik sinüzit, burun polipleri, burun eti şişliği, burunda nefes almayı zorlaştıran tümörler, ağızda dilin büyük olması, dil kökü büyüklüğü, küçük dilin sarkık ve uzun olması, yumuşak damak sarkıklığı, geniz eti, geniz tümörleri, epiglot denilen gırtlak kapağının yanlış eğilmesi veya o bölgede darlık oluşturması horlamaya neden olan faktörlerdir.

Boğaz rahatsızlıkları horlamaya neden olur mu?

Horlamaya burun ve boğazda soluk alırken meydana gelen daralmalar daha çok neden olan faktörlerdir. Bu bölgelerin daralmalarında ortaya çıkan titreşimler horlamanın şiddetini arttırır. Özellikle fazla kilo problemi olan insanlarda ağız içi yapılarında ödem ve şişme olur ve bu nedenle de horlama meydana gelir.

Boğaz sorunları olarak horlamaya yol açan nedenler arasında dil kökünün büyük olması, yumuşak damağın sarkık olması, küçük dilin 1 santimden daha uzun olması, çok iri bademcikler, geniz eti büyüklüğü özellikle çocuklarda horlamaya ve uyku apnesi denilen nefes durmasına sebep olabilir.

Aynı zamanda bireyin fazla kilolu olması boğaz ile ilgili horlama faktörlerinden biridir. Yine gırtlakta havanın geçtiği darlıklar ve gırtlak kapağı denilen epiglotun eğik olması gibi yapısal bozuklukları da boğaz sorunları nedeni ile horlama sebeplerindendir.

Horlama teşhisi

Horlama tedavisinin planlanmasında uygulanan en önemli teşhis yöntemi altın standart denilen uyku testi (polisomnografi) tetkikidir. Ciddi horlaması olan hastalarda ameliyat yapılmadan önce mutlaka bu test yapılmalı ve tedavi bu testten çıkacak sonuca göre planlanmalıdır.

Son yıllarda horlama teşhisine ve tedavisine eklenen önemli bir yaklaşım vardır. Ameliyat öncesi hasta hafif uyutulur ve horlamanın yeri endoskpik yöntem ile saptanır ve horlamanın yerine yönelik cerrahi tedavi planı yapılır.

Horlama tedavisi nasıl yapılır?

Horlama tedavisi

Horlama tedavisinde öncelikle horlamaya neden olan faktörün tedavisi yapılır. Örneğin, burunda kemik eğriliği var ise bu durumun düzeltilmesi, sinüzitler nedeni ile şişlikler var ise bu şişliklerin tedavisinin yapılması, burun polipleri var ise bunlar alınmalıdır.

Yine horlamaya neden olan boğaz sorunları, ağız içinde dil kökü büyüklüğünün küçültülmesi, küçük dil büyük ise bunun kısaltılması, büyük geniz eti ve büyük bademcik sorunu var ise bunların alınması gibi farklı tedavi yöntemleri uygulanır.

Fakat yapılan tüm bu tedavilere rağmen bazı hastalarda horlama tamamen geçmeyebilir. Endoskopik horlama teşhisi ve horlamanın yerine yönelik cerrahi tedavi, horlama tedavisinde önemli başarı sağlamaktadır.

Yinede, horlama sorunu yaşayan hastalar akşam yemeklerini erken yemeli ve yemekten en az 3-4 saat sonra yatmaları gereklidir.

Bunların yanı sıra, horlama sorunu yaşayan bireyler alkolden mümkün olduğunca kaçınmalıdır.

Horlamanın radyofrekans dalgaları ile tedavisi

Horlama sorununda radyofrekans dalgaları ile küçük dil, yumuşak damak ve dil kökü sorunlarında tedavi uygulanmaktadır. Radyofrekans horlama tedavisinde genel anestezi yapılmaz ve yumuşak damak fonksiyonlarında herhangi bir kayıp olmaz. Tedavi sonrası herhangi bir ağrı acı duyulmaz.

Fakat radyofrekans yöntemi ile horlama tedavisi sınırlı olgularda uygulanır. Yapılan muayene ve tetkiklerden sonra sarkık ve ince yapılı yumuşak damak horlamanın sebebi ise, bu hastalara radyofrekans tedavi yöntemi uygulanır.

Bu işlem, hasta oturur halde iken lokal anestezi altında yaklaşık 5 dakika kadar süren bir işlemdir ve bu işlem 3 hafta ara ile 4-5 seans uygulanır. Uyku sırasında soluk duraklamaları olan hastalarda bu yöntem uygulanmaz.

Horlamanın lazer ile tedavisi

Lazer ile yapılacak cerrahi yöntem horlama tedavisinde oldukça başarılı bir yöntemdir. Lazer yönteminde, hasta oturur pozisyonda konforlu bir koltuğa yerleştirilir. Kısa adı ile LAUP olarak bilinen bu yöntem lokal anestezi altında yapılır. Lokal anestezi yapıldıktan sonra uvula denilen yumuşak damağın sarkan parçası (küçük dil) lazer ile kesilerek düzeltilir.

Genellikle yarım saat kadar süren bu yöntemden sonra hastanın hastanede yatmasına gerek yoktur. Uykuda soluk duraklamaları olan hastalarda sadece lazer tedavisi, çoğunlukla yeterli olmayabilir. Hem diğer teknikler hemde lazer tedavisi kombine olarak uygulanabilir.

Solunum yolu hastalıkları ile ilgili benzer sağlık sorunları

Источник: https://www.saglikocagim.net/horlama-neden-olur-horlama-tedavisi/

Variste Radyofrekans (RF) Yöntemi

Horlama Tedavisinde Radyofrekans Yöntemi

Genellikle bacaklarda bulunan toplardamarların yetmezliği durumunda açığa çıkan varis problemi; günümüzde farklı yöntemler ile tedavi edilebilmektedir. Bu yöntemlerden son yıllarda en sık başvurulanlardan biri ise radyofrekans yöntemidir. 

Toplardamarların kapakçıklarının bozulması ya da damar yetmezlikleri sonucunda dolaşım sistemine dahil olması gereken kan geri kaçmaktadır.

Günlük yaşamda pek çok şikayete neden olan varis problemine neden olan damarın tahrip edilerek işlevsiz hale getirilmesi ya da çıkarılması gerekmektedir. Uzun yıllar cerrahi yöntemler ile çıkarılarak tedavi edilebilen variste; iyileşme süreci uzun sürmektedir.

Ameliyatsız yöntemlere oranda çok daha konforsuz bir yöntem olan varis ameliyatı; gerek hastalar gerekse de doktorlar açısından zor bir süreç gerektirmektedir. 

Radyofekans yöntemi ise varisli damarın yüksek ısı sayersinde yakılması (dağlanması) sağlanarak etkisiz ve işlevsiz hale getirilmesini amaçlamaktadır. 

Yüksek enerjili radyo dalgalarının kateter yardımı ile damar içerisine verilerek yakılması prensibine dayanan radyofrekans yönteminde; damar ısınmakta, büzüşmekte ve sonucunda kapanmaktadır. Kapanan damar ise işlevsiz hale gelmekte ve yıllar içerisinde küçülerek yok olmaktadır.

Variste Radyofrekans Nasıl Etkili Olur?

Reflü probleminin yaşandığı toplardamarda uygulanan tedavi yöntemleri ile varisli damarın işlevsiz hale getirilmesi ve kullanılmış kanın dolaşım sistemine dahil olması için başka bir toplardamara aktarılması gerçekleştirilmektedir. Geleneksel varis tedavisi ameliyat seçeneği olmakla birlikte son yıllarda oldukça konforlu bir süreç sağlayan ve başarılı sonuçlara ulaşılan radyofrekans yöntemine de başvurulmaktadır. 

Radyofrekans Tedavisi Hazırlığı

  • Tedaviden bir gün önce sakinleştirici ilaçlar alınabilmektedir.
  • İşlem öncesinde su tüketilebilmektedir. Ancak gıda alımı önerilmemektedir.
  • Uygulama sonrasında araç kullanılamamaktadır. Bu nedenle refaktçiye ihtiyaç duyulmaktadır. 
  • Uygulama sonrasında kullanılacak varis çoraplarının yanında bulundurulması gerekmektedir. 
  • Bacaklarda kıl bulunuyorsa uygulama öncesine temizlenmesi gerekmektedir. 
  • Hastanın daha öncesi kullandığı ilaçlar doktorun bilgisi dahilinde olmalıdır. 

Radyofrekans Nasıl Yapılır?

Radyofrekans uygulaması günübirlik bir tedavi yöntemidir. Lokal ya da genel anestezi altında uygulana tedavi sornasında hasta aynı gün eve gönderilebilmektedir. Radyofrekans tedavisinin uygulama aşamaları aşağıdaki şekilde gerçekleştirilmektedir;

Yetmezlikli damarın tespit edilebilmesi için hasta ayakta iken renkli Doppler ultrasonografi yönteminden yararlanılarak yetmezlikli damar işaretlenmektedir. Tedavinin kusursuz bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için işaretleme işleminin tedaviyi uygulayacak doktor tarafından yapılması gerekmektedir. 

İşaretleme sonucunda kateterin yerleştirilmesi ve damar içerisinde iletilme noktaları nitelikli bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir. Radyofrekans yönteminin yanı sıra miniflebektomi yöntemi ile damar çıkarılması işlemi de yapılabilmektedir. 

Renkli Doppler ultrasonografi yöntemi ile gözle görülemeyen damar da işaretlenerek tedavi planlamasına dahil edilebilmektedir. Bu sayede varis probleminin nüks etme riski ortadan kaldırılabilmektedir. 

Radyofrekans yöntemi sırasında damar içerisine yerleştirilen kateter lokal anestezi altında diz hizasından girilerek gerçekleştirilmektedir. Uygulama alanı dışında kalan bölgelerin ısıdan zarar görmemesi adına kateter yerleştirme işlemi sonrasında tekrar anestezi uygulanmaktadır. 

Radyofrekans enerjisi ultrasonografi eşliğinde damar içerisine verilmektedir. Damarın ısı sayesinde yanması ve büzülerek küçülmesi sağlanmaktadır. Birkaç dakika süren bu işlem sonrasında hastanın bacağı nbandaj ile sarılmakta ya da varis çorabı giydirilmektedir. 

Radyofrekans Sonrası

Radyofrekans tedavisi sonrasında uygulama alanı özel bandaj ile sarılmakta ya da varis çorabı giydirilmektedir. Yoğun oranda ağrı hissedilmese bile yürüyüş sırasında çekilme hissi duyulabilmektedir.

Uygulama sonrasında hastanın yürümeye başlaması beklenmektedir. Güne en az 30 dakika yürünmesi iyileşme sürecinde önemli rol oynamaktadır.

Radyofrekans tedavisi sonrasında ertesi gün iş yaşamına dönülebilmektedir. 

Tedavi sornası kontrol sürecinde ultrason ile değerlendirme gerçekleştirilmektedir. Bu süreçte damarın kapatılıp kapatılamadığı incelenmektedir 

Radyofrekans Tedavisinden Sonra Ne Yapmalıyım?

  • Uygulama günü, ağrı ve sızıntı yaşanabilmektedir. Bu durum geçicidir. 
  • Uygulama sonrasında varis çoraplarının kullanımı aksatılmamalıdır. 
  • Günlük hayata mümkün olabildiğince erken dönülmelidir. 
  • En az 1 hafta boyunca ağır egzersizler yapılmamalıdır. 
  • Uygulama sonrasında günde en azyarım saat yürüyüş yapılmalıdır.

Radyofrekans Yönteminin Avantajları

  • Varis şikayetlerinin önüne geçilmesini sağlamaktadır. 
  • Hastaların büyük çoğunluğu 24 saat içerisinde günlük yaşamına dönebilmektedir.
  • Günübirlik bir uygulamadır.
  • Minimal oranda iz kalmaktadır.
  • Lazer yöntemine göre çok daha konforludur. 
  • Hastaların tavsiye ettiği bir tedavi yöntemidir. 

Radyofrekans Yönteminin Yan Etkileri

Radyofrekans yönteminin oldukça az yan etkisi bulunmaktadır. Bu yan etkiler ağrı, yanma, ödem ya da gerginlik hissidir ve birkaç hafta içerisinde kendiliğinden geçmektedir. Çok nadir yaşanan diğer yan etkiler ise aşağıdaki şekilde sıralanmaktadır. 

  • Damar yırtılmaları
  • Damar içerisinde pıhtı oluşumu
  • Akciğere pıhtı atması
  • Flebit
  • Enfeksiyon
  • Cilt altında kan birikimi
  • Ciltte uyuşma hissi
  • Ciltte yanık oluşumu

Источник: https://www.cuneytkoksoy.com/variste-radyofrekans-rf-yontemi

Uyku Apne Sendromu

Normal çocuk ve erişkinlerde solunum yolunu açık tutan kasların kasılmasıyla üst solunum yolu açık kalır. Bu kasların uykuda gevşemesi ile birlikte üst solunum yolunda hafif bir daralma meydana gelir, ancak bu durum hava geçişinde problem yaratacak düzeyde olmaz.

Oysa uyku-apne sendromunda uykuda üst hava yollarında ortaya çıkan daralma solunumu ciddi düzeyde güçleştirir. Bu bölgedeki daralma ki bu zaman zaman tam kapanma da olabilir, beyinde solunumun güç yapıldığına dair uyarılmaya sebep olarak solunum eforunun giderek artmasına yol açar.

Bu olayların solucunda beyinde uyanıklık reaksiyonu meydana gelir ve uyanıklıkla birlikte solunum kasları aktifleşerek üst solunum yolunun açılmasını sağlar. Bu rahatlamayla birlikte tekrar uykuya dalmak mümkün olur. Solunumdaki zorlanma ve rahatlama ile karakterize bu döngü gece içerisinde uykunun sürekli bölünmesine neden olarak sabah yorgun uyanmaya yol açar.

Bir kişinin uykuda tıkanması, gece içerisinde sürekli uyanıklıklar yaşaması ve ertesi gün yorgun ve uykulu olması haline “Obstrüktif Uyku-Apne Sendromu” adı verilmektedir.

Uyku apnesi iki türdedir:

  • Tıkayıcı tipte uyku apnesi. Daha sık rastlanan bu apne türünden boğazdaki kasların havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşemesi sorumludur.
  • Merkezi uyku apnesi. Bu tür apne beyinin solunumu kontrol eden kaslara doğru sinyaller göndermemesi sonucunda görülür.

Belirtileri

  • Gündüz uyuklama
  • Şiddetli horlama
  • Uyku sırasında solunum duraklamasının başkaları tarafından gözlenmesi
  • Solunum güçlüğü ile uyanma
  • Ağız kuruluğu ve boğaz ağrısı ile uyanma
  • Sabah baş ağrıları

Nedenleri

Tıkayıcı tipte uyku apnesi boğazdaki kasların havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşemesi sonucunda oluşur. Bu kaslar yumuşak damağa, küçük dile, yutağa ve dile aittir. Bu kaslar gevşediğinde nefes alma sırasında hava yolu daralır ve bir süre için solunum durur.

Bunun sonucunda kandaki oksijen miktarı azalır, beyin bu azalmayı algılar ve uyku derinliğini azaltarak hava yolunun tekrar açılmasını sağlamaya çalışır.

Uyku derinliğinin azalmasını takiben bazı kişilerde bir iki kısa derin nefes alma ile bazı kişilerde ise şiddetli horlama ve yutkunma sesleri ile solunum tekrar başlatılır. Bu durum bütün gece saatte 20-30 kere tekrarlayabilir.

Bu derecede uyku apnesi olduğunda derin uykuya geçmek hiç mümkün olmaz, kişi bütün uykusunu solunum çabası içinde geçirir ve gündüz uyuma ihtiyacı duyar. Uyku apnesi olan kişiler genellikle uykularının bölündüğünün farkında değildir ve iyi uyuduklarını zannederler.

 Merkezi tipte uyku apnesi çok daha nadir görülür ve beyinin solunumu kontrol eden kaslara doğru sinyaller göndermemesi sonucunda ortaya çıkar. Kanda karbondiositin artması ve oksijenin azalması uyanma ile sonuçlanır. Merkezi tipte uyku apnesi olan hastalar uyanma dönemlerini tıkayıcı tipte apnesi olan kişilere göre daha fazla hatırlarlar.

Risk Faktörleri

Tıkayıcı tipte uyku apnesi

  • Kilo fazlalığı: Boyunun kısa ve kalın olması boğazda hava yolunun daralmasına neden olur. Kilo fazlalığı nedeniyle boynun ve boğaz çevresindeki yağ dokusunun artması uyku apnesini şiddetlendiren önemli bir etkendir. Boyun çevresinin, yani gömlek yakası numarasının erkeklerde 43 cm’den, kadınlarda 40 cm’den fazla olması uyku apnesi için risklidir. Ancak uyku apnesi zayıf kişilerde de görülebilir.
  • Büyümüş bademcikler ve geniz eti varlığı: Bademciklerin normalden büyük olması ve geniz eti bulunması daha çok çocuklarda görülen uyku apnesinin nedenidir; ancak bazen erişkinlerde de sorumlu olabilir.
  • Boğazın dar yapıda olması: Bazı kişilerde boğazın şekli doğuştan dar yapıda olabilir.
  • Erkek cinsiyet: Uyku apnesi erkeklerde kadınlardan iki kat sık görülür. Ancak, kilo fazlası olan kadınlarda da sık görülmektedir.
  • Yaş: Uyku apnesi orta yaş üzerindeki erişkinlerde gençlere göre 2-3 kat daha sıktır.
  • Alkol, sakinleştirici ve uyku ilaçlarının kullanımı: Bu maddeler boğaz kaslarının uyku sırasında gevşemesine neden olurlar.

Merkezi uyku apnesi

  • Beyin felci veya tümörleri: Bu sorunların varlığında beyinin solunum ritmini ayarlama fonksiyonu bozulabilir.
  • Kas ve sinir sistemi hastalıları: Beyin sapı ve omurilikle ilgili sinir sistemi hastalıklarında veya bütün kas sistemini etkileyen bazı hastalıklarda uyku apnesi görülebilir.
  • Yüksek rakım: Alışkın olduğunuzdan daha yüksek rakımdaki uykuda apne riski artar.

Her iki apne türünde de kalp yetmezliği ve hipertansiyon gelişme riski vardır. Apne sırasında kandaki oksijenin ani düşmeleri kan basıncının artmasına, kalp ve damar sisteminin zorlanmasına neden olur.

Bunun sonucunda da beyin kanamasına bağlı felç ve kalp yetmezliği gelişme riski artar.

Kalp hastalığı olan kişilerde uyku apnesinin neden olduğu oksijen düşüşleri kalp krizine bağlı uykuda ani ölüm riskini artırmaktadır.

Ne zaman hekime başvurmalısınız?

  • Horlamanız başkalarını veya sizi rahatsız edecek derecede şiddetliyse
  • Uykudan nefes alma güçlüğü ile uyanıyorsanız
  • Uyku sırasında nefes almanızın durakladığına tanık olunuyorsa
  • Gündüz uyuklamaları oluyorsa (örneğin işte çalışırken, televizyon seyrederken, okurken, otobüste, araba kullanırken)
  • Birçok kişi horlamanın ciddi bir sorunun işareti olduğunu bilmez; ayrıca uyku apnesi olan kişilerin hepsinde horlama da yoktur. Horlama çok şiddetli ise, horlamalar arasında sessiz dönemler varsa ve bunlar özellikle sırtüstü pozisyonda uyurken oluyorsa doktora muayene olmanız gerekir.

Değerlendirme ve tanı

Uyku apnesinin nedeni ve yol açtığı sorunlar birden çok sisteme ait olabildiği için KBB, Göğüs Hastalıkları, Kardiyoloji ve Nöroloji uzmanlarının ayrı ayrı değerlendirmeler yapması gerekebilir. KBB uzmanının değerlendirmesi muayene ile başlar.

Bu muayenede doktorunuz burundan başlayarak nefes borusuna kadar havanın geçtiği alanlarda daralmaya neden olabilecek şekil değişikliklerini arayacaktır. Bundan sonra, bir uyku çalışması (polisomnografi) ile uykuda vücudun çeşitli fonksiyonlarının kaydedildiği bir incelemenin yapılması gerekir. Uyku çalışması, bir uyku laboratuarlarında veya evde yapılabilir.

Uyku çalışmasında vücudunuzdan bir cihaza bağlanan kablolar ile uyku sırasındaki solunum ve dolaşım faaliyetleri, beyin dalgaları, burun ve ağızdan geçen hava akımları, kol ve bacak hareketleri, kandaki oksijen düzeyi, horlama sesi, vücut pozisyonları gibi bir çok kriter sürekli kaydedilir ve inceleme sonunda bilgisayarlı sistemlerde değerlendirilir.

 Doktorunuz ayrıca hava yolunun dar bölgelerini değerlendirmek ve üzerinde ölçümler yapmak için sizden “sefalometri” adı verilen özel bir röntgen filmi isteyebilir.

Uyku apnesinin neden olduğu sorunlar

  • Kalp ve damar sistemi sorunları: Apne sırasında kandaki oksijenin ani düşmeleri kan basıncının artmasına, kalp ve damar sisteminin zorlanmasına neden olur. Uyku apnesi olan kişilerin hemen yarısında hipertansiyon vardır ve bu da kalp yetmezliği ile beyin kanaması riskini artırır.

    Kalp hastalığı olan kişilerde uyku apnesinin neden olduğu oksijen düşüşleri kalp krizine bağlı uykuda ani ölüm riskini artırdığı bilinmektedir.

  • Gündüz uyuklama: Uykudaki bölünmeler nedeniyle derin bir gece uykusu mümkün olmadığında gündüz uyuklamaları, halsizlik ve sinirlilik görülür.

    Uyku apnesi olan kişiler işte çalışırken, televizyon seyrederken, okurken, otobüste ve hatta araba kullanırken uyuklayabilirler. Uyku apnesi olup araç kullanan kişilerde trafik kazası geçirme riski 3 ile 5 kat arasında yükselir. Çocuklardaki uyku apnesi genellikle okul başarısındaki düşme ile kendini gösterir.

  • Başka nedenlerle yapılması gerekebilecek tıbbi tedavilerle ilgili sorunlar: Tıkayıcı tipte uyku apnesi olan kişilerde başka nedenlerle yapılması gerekebilecek ameliyatlarda genel anesteziyle ilgili solunum sistemi sorunları ile karşılaşılabilir.

  • Eşle ilgili sorunlar: Uyku apnesi ile birlikte şiddetli horlama da varsa yatak partnerinin uyuyamaması, hatta oda değiştirmesi gibi sosyal bir sorun da ortaya çıkar.
  • Beyin faaliyetleriyle ilgili sorunlar: Uyku apnesi olan kişiler unutkanlık, yorgunluk ve bezginlik, geceleri sık idrara çıkma ve impotans sorunları yaşayabilirler. Çocuklarda hiperaktivite ve dikkat bozukluğu sendromu görülebilir.

Yapılması gerenler

  • Kilo fazlanız varsa zayıflayın. Kilo fazlası olan kişilerde zayıflama, apnenin önemli oranda azalmasını sağlamaktadır.
  • Alkol, sakinleştirici ve uyku ilaçlarını kullanmaktan kaçının. Bu maddeler boğazdaki kasların gevşemesine neden olarak solunumu etkilerler.

  • Yan veya yüzükoyun yatarak uyuyun. Sırtüstü yatmak dilin ve yumuşak damağın geriye sarkarak hava yolunu daraltmasına neden olur.

    Uyku sırasında farkında olmadan sırtüstü pozisyona gelmeyi engellemek için pijama pantolonunun bel kısmının içine bir masa tenisi veya tenis topu koyulması fayda sağlamaktadır.

  • Burun tıkanıklığına neden olan sorunlarınızı tedavi ettirin .

    Allerji, burun bölmesinin eğri olması (septum deviasyonu), burun kanatlarının gerginliğinin düşük olması, burundan rahat solunuma engel olarak kişiyi ağızdan solumaya zorlayan ve apneyi artıran sık nedenlerdir.

Tedavi

Uyku apnesi çoğunlukla kendiliğinden düzelmez. Tedavisinde kullanılan bir çok yöntem vardır. Hava yolunu açmak için çeşitli araçlar kullanılabilir. Bazı durumlarda da ameliyatlarla tedavi daha iyi sonuçlar verir.

Tıkayıcı tipte uyku apnesinde tedavi:

1. PAP cihazları: Tıkayıcı uyku apnesinde en etkili tedavi yöntemi, burun üzerine yerleştirilen bir maske aracılığıyla solunum yoluna basınç veren bir cihazla uyumaktır. Çalışma prensiplerine göre CPAP (continuous positive airway pressure, biPAP (bilevel positive airway pressure), aPAP (automatic positive airway pressure) isimleri verilen verilen farklı türleri vardır.

2. Cerrahi tedaviler: Uyku apnesinde cerrahi tedavilerin amacı hava yolunu kapatan dokuların alınması, küçültülmesi, veya gerginleştirilmesidir.

Faringoplasti ameliyatları: Çoğunlukla genel anestezi altında yapılan ameliyatta küçük dil, yumuşak damak ve bademcikler çevresindeki dokulara yeniden şekil verilir. Çoğu zaman bu işlemlerle birlikte bademcikler de alınır. Ameliyat sonrasında iyileşme genellikle 4-6 haftada tamamlanır. Bu ameliyatlar uyku apnesinin cerrahi tedavisinde en sık kullanılan yöntemlerdir.

Radyofrekans cerrahisi (RF): Uyku apnesinde çoğunlukla diğer cerrahi yöntemlere yardımcı olarak kullanılan bu yöntemde yumuşak damağın gerginleştirilmek istenen bölgelerine ve gerekiyorsa dilin arka kısmına özel bir cihaz ile radyo dalgaları uygulanır.

Radyo dalgalarının yumuşak damak dokusu ve dil içinde oluşturduğu etki zamanla damağın gerginleşmesini ve dil kökünün küçülmesini sağlar.

Her uygulamada tedavi etkisinin ortaya çıkması için 6 hafta geçmesi gerekir ve 3 ay aralıklarla olmak üzere birkaç uygulama tekrarı gerekir.

Yumuşak damağa radyofrekans uygulama yöntemi

Yumuşak damağa radyofrekans uygulama bölgeleri

Dil köküne radyofrekans uygulama bölgeleri

Dil kökünü öne çekmeye yönelik ameliyatlar: Bu ameliyatlar dil kökünün hava yolunu tıkadığı hastalarda dil kaslarının bağlı olduğu hyoid kemiğin veya çene kemiğinin bir parçasının öne çekilerek solunum yolunun genişletilmesini sağlar.

Diğer yardımcı cerrahiler: Burun bölmesi eğriliğinin (septum deviasyonu ) düzeltilmesi, müzmin sinüzitin cerrahi tedavisi , büyük bademciklerin (tonsillektomi) ve varsa geniz etinin alınması (adenoidektomi), çene yapısında bozukluk varsa çene kemiklerinin pozisyonunu düzeltici cerrahiler uyku apnesini tedavi etmek amacıyla kullanılmaktadır.

Trakeotomi: Bu cerrahi yöntem ancak diğer tedavi yöntemleri işe yaramadığında ve hayati tehdit oluşturacak derecede şiddetli uyku apnesinde nadiren kullanılır.

Boyundan nefes borusuna açılan bir delik ve bunun içine yerleştirilen bir kanül aracılığıyla nefes alınması sağlanır.

Gündüz kapatılabilen bu açıklık uyurken havanın tıkanan boğaz bölgesine uğramadan doğrudan nefes borusuna ulaşmasını sağlar.

3. Ağız içi aparatlar: Dental aparatlar alt çeneyi ve dili öne çekerek hava yolunu açık tutmayı amaçlayan, sadece hafif dereceli apnede kullanılabilen protezlerdir. Bu protezlerin her gece uykuda ağza takılması gerekir ve her hastanın diş kalıbı alınarak o hasta için özel olarak üretilirler.

Источник: https://hisarhospital.com/bolumler/horlama-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.