Horlamanızı Tedavi Ettirin

Horlama Tedavisi

Horlamanızı Tedavi Ettirin

Horlama solunum yollarındaki hava pasajının yeterli açıklıkta olmadığına işaret etmekte olup, oldukça şiddetli bir horlama dar bir alandan hava geçişinin zorlanarak yapıldığını göstermektedir. Yetişkinlerin %10 ile %30’unda horlama görüldüğü tahmin edilmektedir.

Bu kişilerin çoğunda horlama basit horlama adı verilen ciddi sağlık problemlerine yol açacak boyutta değildir.

100 kişiden yaklaşık beşinde şiddetli horlama ile birlikte uykuda nefes durmalarının, dolayısıyla obstrüktif uyku-apne sendromu adı verilen hastalığın var olduğu öngörülmektedir.

Uyku Apne Sendromu

Normal çocuk ve erişkinlerde solunum yolunu açık tutan kasların kasılmasıyla üst solunum yolu açık kalır. Bu kasların uykuda gevşemesi ile birlikte üst solunum yolunda hafif bir daralma meydana gelir, ancak bu durum hava geçişinde problem yaratacak düzeyde olmaz.

Oysa uyku-apne sendromunda uykuda üst hava yollarında ortaya çıkan daralma solunumu ciddi düzeyde güçleştirir. Bu bölgedeki daralma ki bu zaman zaman tam kapanma da olabilir, beyinde solunumun güç yapıldığına dair uyarılmaya sebep olarak solunum eforunun giderek artmasına yol açar.

Bu olayların solucunda beyinde uyanıklık reaksiyonu meydana gelir ve uyanıklıkla birlikte solunum kasları aktifleşerek üst solunum yolunun açılmasını sağlar. Bu rahatlamayla birlikte tekrar uykuya dalmak mümkün olur. Solunumdaki zorlanma ve rahatlama ile karakterize bu döngü gece içerisinde uykunun sürekli bölünmesine neden olarak sabah yorgun uyanmaya yol açar.

Bir kişinin uykuda tıkanması, gece içerisinde sürekli uyanıklıklar yaşaması ve ertesi gün yorgun ve uykulu olması haline “Obstrüktif Uyku-Apne Sendromu” adı verilmektedir.

Uyku apnesi iki türdedir:

  • Tıkayıcı tipte uyku apnesi. Daha sık rastlanan bu apne türünden boğazdaki kasların havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşemesi sorumludur.
  • Merkezi uyku apnesi. Bu tür apne beyinin solunumu kontrol eden kaslara doğru sinyaller göndermemesi sonucunda görülür.

Belirtileri

  • Gündüz uyuklama
  • Şiddetli horlama
  • Uyku sırasında solunum duraklamasının başkaları tarafından gözlenmesi
  • Solunum güçlüğü ile uyanma
  • Ağız kuruluğu ve boğaz ağrısı ile uyanma
  • Sabah baş ağrıları

Nedenleri

Tıkayıcı tipte uyku apnesi boğazdaki kasların havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşemesi sonucunda oluşur. Bu kaslar yumuşak damağa, küçük dile, yutağa ve dile aittir. Bu kaslar gevşediğinde nefes alma sırasında hava yolu daralır ve bir süre için solunum durur.

Bunun sonucunda kandaki oksijen miktarı azalır, beyin bu azalmayı algılar ve uyku derinliğini azaltarak hava yolunun tekrar açılmasını sağlamaya çalışır.

Uyku derinliğinin azalmasını takiben bazı kişilerde bir iki kısa derin nefes alma ile bazı kişilerde ise şiddetli horlama ve yutkunma sesleri ile solunum tekrar başlatılır. Bu durum bütün gece saatte 20-30 kere tekrarlayabilir.

Bu derecede uyku apnesi olduğunda derin uykuya geçmek hiç mümkün olmaz, kişi bütün uykusunu solunum çabası içinde geçirir ve gündüz uyuma ihtiyacı duyar. Uyku apnesi olan kişiler genellikle uykularının bölündüğünün farkında değildir ve iyi uyuduklarını zannederler.

 Merkezi tipte uyku apnesi çok daha nadir görülür ve beyinin solunumu kontrol eden kaslara doğru sinyaller göndermemesi sonucunda ortaya çıkar. Kanda karbondiositin artması ve oksijenin azalması uyanma ile sonuçlanır. Merkezi tipte uyku apnesi olan hastalar uyanma dönemlerini tıkayıcı tipte apnesi olan kişilere göre daha fazla hatırlarlar.

Risk Faktörleri

Tıkayıcı tipte uyku apnesi

  • Kilo fazlalığı: Boyunun kısa ve kalın olması boğazda hava yolunun daralmasına neden olur. Kilo fazlalığı nedeniyle boynun ve boğaz çevresindeki yağ dokusunun artması uyku apnesini şiddetlendiren önemli bir etkendir. Boyun çevresinin, yani gömlek yakası numarasının erkeklerde 43 cm’den, kadınlarda 40 cm’den fazla olması uyku apnesi için risklidir. Ancak uyku apnesi zayıf kişilerde de görülebilir.
  • Büyümüş bademcikler ve geniz eti varlığı: Bademciklerin normalden büyük olması ve geniz eti bulunması daha çok çocuklarda görülen uyku apnesinin nedenidir; ancak bazen erişkinlerde de sorumlu olabilir.
  • Boğazın dar yapıda olması: Bazı kişilerde boğazın şekli doğuştan dar yapıda olabilir.
  • Erkek cinsiyet: Uyku apnesi erkeklerde kadınlardan iki kat sık görülür. Ancak, kilo fazlası olan kadınlarda da sık görülmektedir.
  • Yaş: Uyku apnesi orta yaş üzerindeki erişkinlerde gençlere göre 2-3 kat daha sıktır.
  • Alkol, sakinleştirici ve uyku ilaçlarının kullanımı: Bu maddeler boğaz kaslarının uyku sırasında gevşemesine neden olurlar.

Merkezi uyku apnesi

  • Beyin felci veya tümörleri: Bu sorunların varlığında beyinin solunum ritmini ayarlama fonksiyonu bozulabilir.
  • Kas ve sinir sistemi hastalıları: Beyin sapı ve omurilikle ilgili sinir sistemi hastalıklarında veya bütün kas sistemini etkileyen bazı hastalıklarda uyku apnesi görülebilir.
  • Yüksek rakım: Alışkın olduğunuzdan daha yüksek rakımdaki uykuda apne riski artar.

Her iki apne türünde de kalp yetmezliği ve hipertansiyon gelişme riski vardır. Apne sırasında kandaki oksijenin ani düşmeleri kan basıncının artmasına, kalp ve damar sisteminin zorlanmasına neden olur.

Bunun sonucunda da beyin kanamasına bağlı felç ve kalp yetmezliği gelişme riski artar.

Kalp hastalığı olan kişilerde uyku apnesinin neden olduğu oksijen düşüşleri kalp krizine bağlı uykuda ani ölüm riskini artırmaktadır.

Ne zaman hekime başvurmalısınız?

  • Horlamanız başkalarını veya sizi rahatsız edecek derecede şiddetliyse
  • Uykudan nefes alma güçlüğü ile uyanıyorsanız
  • Uyku sırasında nefes almanızın durakladığına tanık olunuyorsa
  • Gündüz uyuklamaları oluyorsa (örneğin işte çalışırken, televizyon seyrederken, okurken, otobüste, araba kullanırken)
  • Birçok kişi horlamanın ciddi bir sorunun işareti olduğunu bilmez; ayrıca uyku apnesi olan kişilerin hepsinde horlama da yoktur. Horlama çok şiddetli ise, horlamalar arasında sessiz dönemler varsa ve bunlar özellikle sırtüstü pozisyonda uyurken oluyorsa doktora muayene olmanız gerekir.

Değerlendirme ve tanı

Uyku apnesinin nedeni ve yol açtığı sorunlar birden çok sisteme ait olabildiği için KBB, Göğüs Hastalıkları, Kardiyoloji ve Nöroloji uzmanlarının ayrı ayrı değerlendirmeler yapması gerekebilir. KBB uzmanının değerlendirmesi muayene ile başlar.

Bu muayenede doktorunuz burundan başlayarak nefes borusuna kadar havanın geçtiği alanlarda daralmaya neden olabilecek şekil değişikliklerini arayacaktır. Bundan sonra, bir uyku çalışması (polisomnografi) ile uykuda vücudun çeşitli fonksiyonlarının kaydedildiği bir incelemenin yapılması gerekir. Uyku çalışması, bir uyku laboratuarlarında veya evde yapılabilir.

Uyku çalışmasında vücudunuzdan bir cihaza bağlanan kablolar ile uyku sırasındaki solunum ve dolaşım faaliyetleri, beyin dalgaları, burun ve ağızdan geçen hava akımları, kol ve bacak hareketleri, kandaki oksijen düzeyi, horlama sesi, vücut pozisyonları gibi bir çok kriter sürekli kaydedilir ve inceleme sonunda bilgisayarlı sistemlerde değerlendirilir.

 Doktorunuz ayrıca hava yolunun dar bölgelerini değerlendirmek ve üzerinde ölçümler yapmak için sizden “sefalometri” adı verilen özel bir röntgen filmi isteyebilir.

Uyku apnesinin neden olduğu sorunlar

  • Kalp ve damar sistemi sorunları: Apne sırasında kandaki oksijenin ani düşmeleri kan basıncının artmasına, kalp ve damar sisteminin zorlanmasına neden olur. Uyku apnesi olan kişilerin hemen yarısında hipertansiyon vardır ve bu da kalp yetmezliği ile beyin kanaması riskini artırır. Kalp hastalığı olan kişilerde uyku apnesinin neden olduğu oksijen düşüşleri kalp krizine bağlı uykuda ani ölüm riskini artırdığı bilinmektedir.
  • Gündüz uyuklama: Uykudaki bölünmeler nedeniyle derin bir gece uykusu mümkün olmadığında gündüz uyuklamaları, halsizlik ve sinirlilik görülür. Uyku apnesi olan kişiler işte çalışırken, televizyon seyrederken, okurken, otobüste ve hatta araba kullanırken uyuklayabilirler. Uyku apnesi olup araç kullanan kişilerde trafik kazası geçirme riski 3 ile 5 kat arasında yükselir. Çocuklardaki uyku apnesi genellikle okul başarısındaki düşme ile kendini gösterir.
  • Başka nedenlerle yapılması gerekebilecek tıbbi tedavilerle ilgili sorunlar: Tıkayıcı tipte uyku apnesi olan kişilerde başka nedenlerle yapılması gerekebilecek ameliyatlarda genel anesteziyle ilgili solunum sistemi sorunları ile karşılaşılabilir.
  • Eşle ilgili sorunlar: Uyku apnesi ile birlikte şiddetli horlama da varsa yatak partnerinin uyuyamaması, hatta oda değiştirmesi gibi sosyal bir sorun da ortaya çıkar.
  • Beyin faaliyetleriyle ilgili sorunlar: Uyku apnesi olan kişiler unutkanlık, yorgunluk ve bezginlik, geceleri sık idrara çıkma ve impotans sorunları yaşayabilirler. Çocuklarda hiperaktivite ve dikkat bozukluğu sendromu görülebilir.

Yapılması gerenler

  • Kilo fazlanız varsa zayıflayın. Kilo fazlası olan kişilerde zayıflama, apnenin önemli oranda azalmasını sağlamaktadır.
  • Alkol, sakinleştirici ve uyku ilaçlarını kullanmaktan kaçının. Bu maddeler boğazdaki kasların gevşemesine neden olarak solunumu etkilerler.
  • Yan veya yüzükoyun yatarak uyuyun. Sırtüstü yatmak dilin ve yumuşak damağın geriye sarkarak hava yolunu daraltmasına neden olur. Uyku sırasında farkında olmadan sırtüstü pozisyona gelmeyi engellemek için pijama pantolonunun bel kısmının içine bir masa tenisi veya tenis topu koyulması fayda sağlamaktadır.
  • Burun tıkanıklığına neden olan sorunlarınızı tedavi ettirin . Allerji, burun bölmesinin eğri olması (septum deviasyonu), burun kanatlarının gerginliğinin düşük olması, burundan rahat solunuma engel olarak kişiyi ağızdan solumaya zorlayan ve apneyi artıran sık nedenlerdir.

Tedavi

Uyku apnesi çoğunlukla kendiliğinden düzelmez. Tedavisinde kullanılan bir çok yöntem vardır. Hava yolunu açmak için çeşitli araçlar kullanılabilir. Bazı durumlarda da ameliyatlarla tedavi daha iyi sonuçlar verir.

Tıkayıcı tipte uyku apnesinde tedavi:

1. PAP cihazları: Tıkayıcı uyku apnesinde en etkili tedavi yöntemi, burun üzerine yerleştirilen bir maske aracılığıyla solunum yoluna basınç veren bir cihazla uyumaktır. Çalışma prensiplerine göre CPAP (continuous positive airway pressure, biPAP (bilevel positive airway pressure), aPAP (automatic positive airway pressure) isimleri verilen verilen farklı türleri vardır.

2. Cerrahi tedaviler: Uyku apnesinde cerrahi tedavilerin amacı hava yolunu kapatan dokuların alınması, küçültülmesi, veya gerginleştirilmesidir.

Faringoplasti ameliyatları: Çoğunlukla genel anestezi altında yapılan ameliyatta küçük dil, yumuşak damak ve bademcikler çevresindeki dokulara yeniden şekil verilir. Çoğu zaman bu işlemlerle birlikte bademcikler de alınır. Ameliyat sonrasında iyileşme genellikle 4-6 haftada tamamlanır. Bu ameliyatlar uyku apnesinin cerrahi tedavisinde en sık kullanılan yöntemlerdir.

Radyofrekans cerrahisi (RF): Uyku apnesinde çoğunlukla diğer cerrahi yöntemlere yardımcı olarak kullanılan bu yöntemde yumuşak damağın gerginleştirilmek istenen bölgelerine ve gerekiyorsa dilin arka kısmına özel bir cihaz ile radyo dalgaları uygulanır.

Radyo dalgalarının yumuşak damak dokusu ve dil içinde oluşturduğu etki zamanla damağın gerginleşmesini ve dil kökünün küçülmesini sağlar.

Her uygulamada tedavi etkisinin ortaya çıkması için 6 hafta geçmesi gerekir ve 3 ay aralıklarla olmak üzere birkaç uygulama tekrarı gerekir.

Yumuşak damağa radyofrekans uygulama yöntemi

Yumuşak damağa radyofrekans uygulama bölgeleri

Dil köküne radyofrekans uygulama bölgeleri

Dil kökünü öne çekmeye yönelik ameliyatlar: Bu ameliyatlar dil kökünün hava yolunu tıkadığı hastalarda dil kaslarının bağlı olduğu hyoid kemiğin veya çene kemiğinin bir parçasının öne çekilerek solunum yolunun genişletilmesini sağlar.

Diğer yardımcı cerrahiler: Burun bölmesi eğriliğinin (septum deviasyonu ) düzeltilmesi, müzmin sinüzitin cerrahi tedavisi , büyük bademciklerin (tonsillektomi) ve varsa geniz etinin alınması (adenoidektomi), çene yapısında bozukluk varsa çene kemiklerinin pozisyonunu düzeltici cerrahiler uyku apnesini tedavi etmek amacıyla kullanılmaktadır.

Trakeotomi: Bu cerrahi yöntem ancak diğer tedavi yöntemleri işe yaramadığında ve hayati tehdit oluşturacak derecede şiddetli uyku apnesinde nadiren kullanılır.

Boyundan nefes borusuna açılan bir delik ve bunun içine yerleştirilen bir kanül aracılığıyla nefes alınması sağlanır.

Gündüz kapatılabilen bu açıklık uyurken havanın tıkanan boğaz bölgesine uğramadan doğrudan nefes borusuna ulaşmasını sağlar.

3. Ağız içi aparatlar: Dental aparatlar alt çeneyi ve dili öne çekerek hava yolunu açık tutmayı amaçlayan, sadece hafif dereceli apnede kullanılabilen protezlerdir. Bu protezlerin her gece uykuda ağza takılması gerekir ve her hastanın diş kalıbı alınarak o hasta için özel olarak üretilirler.

Источник: //hisarhospital.com/bolumler/horlama-tedavisi/

Horlama ve tedavisi

Horlamanızı Tedavi Ettirin

Normal erişkin insanların en az % 45'i zaman zaman horlamaktadır. % 25'i sürekli horlamaktadır. Horlama başlı başına sosyal bir şikâyettir. Bu durumda özellikle horlayan kişinin etrafındakiler rahatsız olur. Horlama problemi sıklıkla şişman erkeklerde görülür. Bu sorun yaşla birlikte artış göstermektedir.

Üst solunum yolunda oluşan darlık nedeniyle ortaya çıkan gürültü “horlama” olarak adlandırılır. Basit horlamada gece boyu solunumda anormallikler görülmez. Solunumla ilgili sorunlar eklendiğinde, olay tamamen boyut değiştirmektedir.

Gece istenen uyku derinliğine inememe, baş-boyun terlemeleri, uykuda nefes kesilmeleri, sabah yorgunluğu, sabah baş ağrıları, gün içinde uyuklama isteğiyle seyreden tabloda, hastaların hepsi horlamaktadır. Ancak tablo isim değiştirmiş ve uykuda nefes kesilmeleriyle seyreden tıkayıcı uyku hastalığı haline dönüşmüştür.

İleri boyutlarda ise hayatı tehdit eder hale gelebilmektedir. Biz hekimlerin asıl mücadele etmesi gereken tablo budur.

Tıkayıcı uyku hastalığı, çocuklarda giderek daha yüksek oranda kaydedilen bir durumdur. Normal solunumu ve uyku düzenini bozan, dönem dönem uykuda nefes kesilmeleri ve uzamış üst solunum yolu tıkanmasıyla karakterizedir. En sık belirtisi horlamadır ve küçük okul çocuklarında %8-10 oranında görülür. Tıkayıcı uyku hastalığı horlayan çocukların % 2'si kadardır.

Ancak genel çocuk nüfusunda sıklık tam olarak bilinmemektedir. En sık görüldüğü yaş 2-5 yaş arasıdır. Bu yaşlar normal lenf dokularının ve üst yolu enfeksiyonlarının arttığı dönemlerdir. Ergenlik öncesinde kız ve erkek çocuklarda görülme aynı orandadır. Ancak erişkin yaşlarda erkeklerde daha sıktır.

Çocuklarda geniz eti, bademcik irilikleri ve allerji gibi rahatsızlıklar en fazla horlma nedeni oluşturmaktadır.

Horlamanın nedeni nedir?

Dilin arkası, yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbiri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.

Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olay alkol ya da ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolmasıyla ortaya çıkar.

Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir.

Boğazdaki dokuların aşırı büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti, çocuklarda en sık rastlanan horlama nedenleridir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörler de nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir.

Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı sarkık ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur.

Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollaps olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylece burun açıkken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar.

Bu durum, neden bazı insanların sadece alerjik dönemlerde veya grip-sinüzit olduğu zamanlarda horladığını açıklamaktadır. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir.

Burun içi deformasyonların en sık rastlananı burun içi kıkırdak kemik eğrilikleri yani deviasyondur.

Horlama ciddi bir problem midir?

Ciddi bir sosyal sorun olup, bu durum aile yaşamını ciddi bir şekilde tehdit eder. Horlayan kişi alay konusu olur. Ailenin diğer bireyleri için uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenmeyen oda arkadaşı olur. Kişinin kendine verdiği zarar daha büyüktür.

Dinlenmeden geçirilen geceler vardır. Aşırı horlayan kişilerde yüksek tansiyon, horlamayan kişilere göre daha sık görülür. Horlamanın en ağır formu tıkayıcı tipte uyku hastalığıdır. Bu arada şiddetli horlama nefessiz bir dönemle kesilmektedir.

10 saniye üzerinde nefessiz kalma nöbetlerinin bir saat içinde çocuklarda 5, erişkinlerde 10'un üzerinde görülmesi yaşamı ciddi şekilde tehdit eder. Bu durumda uyku merkezinde inceleme yapmak gerekmektedir. Böylelikle uykuda kan oksijen düzeyi aşırı oranda düşer.

Oksijenin düştüğü bu dönemde kalp, kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir. Bu grup hastalar uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilir. Derin faz gerçek dinlenme için tek yoldur.

Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz olur. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar görülebilir

Horlama tedavi edilebilir mi?

Horlayan erişkin kişiler aşağıda sıralanan önerilere uymalıdır:

* Kas tonusunu arttırmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmeli,

* Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denen alerji ilaçlarını uykudan önce almamalı,

* Uykudan dört saat önce alkol almaktan sakınılmalı,

* Uykudan üç saat önce ağır yemekten sakınılmalı,

* Aşırı yorgunluktan sakınılmalı,

* Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmelidir.

* Yatağın baş tarafı daha yukarıda olacak şekilde, tüm yatağınız yaklaşık olarak 10 cm bir tarafa doğru çevrilmeli,

* Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmesi için onlara süre tanımalısınız.

Her pozisyonda horlayan kişiler “ağır horlayan” olarak isimlendirilir. Bu kişilerin yukarıdaki önerilerden daha fazla yardıma ihtiyacı vardır. Horlama kişi ve ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman doktorunuz ile görüşmeniz uygun olacaktır.

Özellikle uyku esnasında nefes alamama problemi olduğunda doktorunuza başvurmanız daha da önem kazanmaktadır. Tedavi tanıya dayanır. Bu alerji veya enfeksiyonun tedavisi gibi basit bir tedavi olabilir.

Ya da bademcik, geniz eti veya burun bozukluklarının cerrahi gerektirmesi biçimindedir.

Tedavi yolları nelerdir?

Basit horlamada tedavi alternatifleri

  • Hayat biçiminin düzenlenmesi
  • Oral apereyler
  • Ağız yolunu kullnmayı gerektiren ileri burun tıkanıklıklarında buruna yönelik cerrahi
  • Küçük dili küçültmeye yönelik uygulanan cerrahi
  • Radyofrekans tekniği ile yumuşak damağın ve küçük dilin küçülmesi ve gerginliğinin artmasına yardımcı olan ve muayenehane şartlarında da yapılabilen tekniktir.
  • Bademcik ve geniz etinin alınması,
  • UPPP dediğimiz küçük dil, yumuşak damağın bir kısmının ve bademciğin alındığı ameliyat şekli.

Horlamayla birlikte uykuda nefes kesilmesi olması durumunda uyku laboratuarında yapılacak uyku testini takiben tedavi şekli belirlenir. Burada rahatlamayı sağlamak için ya hava geçiş alanını genişletmek ya da daraltan unsurları küçültmek, azaltmak gerekecektir. Mevcut cerrahi teknikler bu esasa dayanır.

Küçük dilin küçültülmesi, dil kökü dokularının küçültülmesi, damak sertleşme ile beraber lifting işlemleri gibi.

Cerrahiyi kabul etmeyen veya cerrahi müdahale yapılması mümkün olmayan hastalara, ileri derecedeki apnenin eşlik ettiği tıkanıklıklarda , boğaza basınçlı hava veren cihazın maske ile kullanımı (CPAP) gündeme gelebilir.

Kronik olarak horlayan her çocuk KBB uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilmelidir. Bademcik ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahale çocuk sağlığına ve gelişimine çok önemli yararlar sağlayacaktır.

  * Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: //www.uykuhorlama.com/tr/horlama-ve-tedavisi.html

Horlama Neden Olur? Horlama Tedavisi – Sağlık Ocağım .NET

Horlamanızı Tedavi Ettirin

Horlama, uykuda solunum sırasında ortaya çıkan gürültülü ve rahatsız edici sestir. Horlamanın tıbbi anlamı uyku esnasında ağız ve yutak bölgesinde yer alan kasların ve küçük dilin gevşeyerek çökmesi ve akciğerden gelen havanın bu gevşemiş yapılara çarparak oluşturduğu titreşimdir.

Horlama sadece gürültü değil aynı zamanda ciddi uyku bozukluklarının da habercisidir. İnsanların horlamasının birçok nedeni vardır. Genellikle ağızdan başlayıp tüm solunum yolu boyunca akciğere kadar olan darlıklar, şişlikler ve anatomik bozukluklar horlamaya neden olur. Horlama toplumda oldukça sık görülen bir hastalıktır.

Horlamaya neden olan faktörler

İnsanların yaklaşık % 45’i arada bir, % 25’i sıklıkla horlar. Horlama erkeklerde kadınlara oranla çok daha fazla görülür ve bunun en önemli nedeni hormonal nedenlerdir. Kadınlarda da menopoz döneminden sonra horlama sıklığı artış gösterir.

Horlamaya neden olan diğer faktörler arasında burun kemik eğriliği, kronik sinüzit, burun polipleri, burun eti şişliği, burunda nefes almayı zorlaştıran tümörler, ağızda dilin büyük olması, dil kökü büyüklüğü, küçük dilin sarkık ve uzun olması, yumuşak damak sarkıklığı, geniz eti, geniz tümörleri, epiglot denilen gırtlak kapağının yanlış eğilmesi veya o bölgede darlık oluşturması horlamaya neden olan faktörlerdir.

Boğaz rahatsızlıkları horlamaya neden olur mu?

Horlamaya burun ve boğazda soluk alırken meydana gelen daralmalar daha çok neden olan faktörlerdir. Bu bölgelerin daralmalarında ortaya çıkan titreşimler horlamanın şiddetini arttırır. Özellikle fazla kilo problemi olan insanlarda ağız içi yapılarında ödem ve şişme olur ve bu nedenle de horlama meydana gelir.

Boğaz sorunları olarak horlamaya yol açan nedenler arasında dil kökünün büyük olması, yumuşak damağın sarkık olması, küçük dilin 1 santimden daha uzun olması, çok iri bademcikler, geniz eti büyüklüğü özellikle çocuklarda horlamaya ve uyku apnesi denilen nefes durmasına sebep olabilir.

Aynı zamanda bireyin fazla kilolu olması boğaz ile ilgili horlama faktörlerinden biridir. Yine gırtlakta havanın geçtiği darlıklar ve gırtlak kapağı denilen epiglotun eğik olması gibi yapısal bozuklukları da boğaz sorunları nedeni ile horlama sebeplerindendir.

Horlama teşhisi

Horlama tedavisinin planlanmasında uygulanan en önemli teşhis yöntemi altın standart denilen uyku testi (polisomnografi) tetkikidir. Ciddi horlaması olan hastalarda ameliyat yapılmadan önce mutlaka bu test yapılmalı ve tedavi bu testten çıkacak sonuca göre planlanmalıdır.

Son yıllarda horlama teşhisine ve tedavisine eklenen önemli bir yaklaşım vardır. Ameliyat öncesi hasta hafif uyutulur ve horlamanın yeri endoskpik yöntem ile saptanır ve horlamanın yerine yönelik cerrahi tedavi planı yapılır.

Horlama tedavisi nasıl yapılır?

Horlama tedavisi

Horlama tedavisinde öncelikle horlamaya neden olan faktörün tedavisi yapılır. Örneğin, burunda kemik eğriliği var ise bu durumun düzeltilmesi, sinüzitler nedeni ile şişlikler var ise bu şişliklerin tedavisinin yapılması, burun polipleri var ise bunlar alınmalıdır.

Yine horlamaya neden olan boğaz sorunları, ağız içinde dil kökü büyüklüğünün küçültülmesi, küçük dil büyük ise bunun kısaltılması, büyük geniz eti ve büyük bademcik sorunu var ise bunların alınması gibi farklı tedavi yöntemleri uygulanır.

Fakat yapılan tüm bu tedavilere rağmen bazı hastalarda horlama tamamen geçmeyebilir. Endoskopik horlama teşhisi ve horlamanın yerine yönelik cerrahi tedavi, horlama tedavisinde önemli başarı sağlamaktadır.

Yinede, horlama sorunu yaşayan hastalar akşam yemeklerini erken yemeli ve yemekten en az 3-4 saat sonra yatmaları gereklidir.

Bunların yanı sıra, horlama sorunu yaşayan bireyler alkolden mümkün olduğunca kaçınmalıdır.

Horlamanın radyofrekans dalgaları ile tedavisi

Horlama sorununda radyofrekans dalgaları ile küçük dil, yumuşak damak ve dil kökü sorunlarında tedavi uygulanmaktadır. Radyofrekans horlama tedavisinde genel anestezi yapılmaz ve yumuşak damak fonksiyonlarında herhangi bir kayıp olmaz. Tedavi sonrası herhangi bir ağrı acı duyulmaz.

Fakat radyofrekans yöntemi ile horlama tedavisi sınırlı olgularda uygulanır. Yapılan muayene ve tetkiklerden sonra sarkık ve ince yapılı yumuşak damak horlamanın sebebi ise, bu hastalara radyofrekans tedavi yöntemi uygulanır.

Bu işlem, hasta oturur halde iken lokal anestezi altında yaklaşık 5 dakika kadar süren bir işlemdir ve bu işlem 3 hafta ara ile 4-5 seans uygulanır. Uyku sırasında soluk duraklamaları olan hastalarda bu yöntem uygulanmaz.

Horlamanın lazer ile tedavisi

Lazer ile yapılacak cerrahi yöntem horlama tedavisinde oldukça başarılı bir yöntemdir. Lazer yönteminde, hasta oturur pozisyonda konforlu bir koltuğa yerleştirilir. Kısa adı ile LAUP olarak bilinen bu yöntem lokal anestezi altında yapılır. Lokal anestezi yapıldıktan sonra uvula denilen yumuşak damağın sarkan parçası (küçük dil) lazer ile kesilerek düzeltilir.

Genellikle yarım saat kadar süren bu yöntemden sonra hastanın hastanede yatmasına gerek yoktur. Uykuda soluk duraklamaları olan hastalarda sadece lazer tedavisi, çoğunlukla yeterli olmayabilir. Hem diğer teknikler hemde lazer tedavisi kombine olarak uygulanabilir.

Solunum yolu hastalıkları ile ilgili benzer sağlık sorunları

Источник: //www.saglikocagim.net/horlama-neden-olur-horlama-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть