Hormonların Kilo Üzerindeki Etkileri

içerik

Tiroid hormonu kiloyu nasıl etkiler?

Hormonların Kilo Üzerindeki Etkileri

40 yaş ve 65 yaşından sonra, hem erkekler hem de kadınlar tiroid hastalığı riskini artırmaktadır. Doğru, bu yaştaki kadınlarda tiroidit hala insanlığın güçlü yarısından daha sık görülür.

Tiroiditin (bakteriyel, viral, postpartum, toksik ve diğerleri) her tipinin, tiroid bezinin dokusunu tahrip etme özelliğine sahip olan antikorların ortaya çıkmasına katkıda bulunduğu bilinmelidir.

Ya da tiroiditin hoş olmayan başka bir özelliği: tiroid bezinin ürettiği hormonların yok olmasını provoke edebilirler.

Tiroid bezinin yıkımı nasıl gerçekleşir?

Tiroidit sırasında vücut, antikorlar üretir – hormonların çalışmasını engelleyen maddeler. Bu nedenle tiroid bezinin tüm fonksiyonları tehdit altındadır.

Antikorlar, tiroid bezi hormon koruyucuları üretmeden çok önce harekete geçebilir. Ve sonra kadın çok uzun bir süre, tiroid bezi hastalıklarının karakteristik, hoş olmayan belirtiler yaşar. Bu birkaç yıllık bir süre olabilir.

Daha fazla risk dolu kadın

Tiroid bezinin çalışmasına müdahale eden antikorların çoğu, aşırı dolgunluk çeken kadınlarda görülür. Bu çok iyi sonuçlara yol açmaz: metabolizmanın yavaşlaması, yağ dokusunun birikmesi, kas dokusunun tahribi ve tabii ki daha büyük bir kilogram.

Tüm bu hoş olmayan sonuçlara kaslarda şiddetli ağrı eşlik edebilir. Doktorlar bu duruma miyalji diyorlar. Bu semptomlarda, bir kadın tiroid hormonlarının sırayla olmadığını ve antikorların etkisinin çok aktif olduğunu belirleyebilir.

Norveç'te, 1996'da, çalışmaların yapıldığı, sonuçta, kas ağrılarından şikayet eden ve aynı zamanda iyileşen kadınlarda gözlemlenen antikor sayısının en fazla arttığının kanıtı olmuştur. Erkeklerde, bu belirtiler bulunamadı.

Doktorlar, bu tür kadınları tedavi ederken, tüm tiroid bezinin çalışmasından çok daha fazla, antikorlara daha fazla önem vermeye değer olduğu sonucuna vardılar. Yani, öncelikle, bu tür semptomları olan kadınlarda, tiroid ve antikor hormonlarının seviyesini kontrol etmelisiniz. Daha sonra optimal tedaviye sahip olabilirler.

Tanıda kadınları ne durdurabilir? Bir kadın vücudunu hormonal testlerle test edebilir ve tiroid hormonlarının dengesizliğine sahip olduğunu görebilir. Ve … … Ilgilenen doktordan ekstra kilolarının tiroid bezinin işleyişi ile ilgisi olmadığını duymak için.

Bu, tiroid hastalığının – hipotiroidizmin – aşırı kilo problemi ile ilişkili olduğunu bir yerlerde okuyabilecek bir kadın için son derece şaşırtıcıdır. Nedeni artan tiroid hormonları nedeniyle iştah artışıdır.

Hormonlar için muayene edilmeden, aşırı kiloda olan tüm yaraların – bunun disiplini ve tatlılaşma eğiliminiz yüzünden değil – bunun sebebi olduğunu düşünmek zordur.

Eğer doktor sizi dinlemezse, ağzını her türlü lezzetli şeyden kilitlemeye ve spor yapmak için gitmesini önerir ve hormon testlerini bile hatırlamaz, hatta bunu yapar – başka bir doktorun tavsiyesi üzerine.

Tiroid Hastalığı Daha Tehdit Ediyor?

  • Eşit olmayan menstruasyon – yetersiz bir şey, sonra bol ve her zaman yanlış zamanda
  • kısırlık
  • depresyon
  • Kronik Yorgunluk Sendromu
  • PMS Sendromu
  • Artan kolesterol
  • Glikoz duyarlılık bozukluğu
  • Fibromiyalji (kas ağrısı artı kilo alımı)

Ancak bu belirtiler doktorlar ve hastalar kendilerini ruhsal bozukluklarla bağlayabilir ve tiroid bezi hastalıkları ile ilişkilendiremezler.

Hastalara sadece tüm bu semptomları şiddetlendiren ve iştahı artıran psikotrop ilaçları reçete edilir. Maksimum – ilaçlar sadece yardımcı olmuyor.

Çalışmalar akıl dengesiz hastaların er ya da geç tiroid rahatsızlıklarından muzdarip olduğunu göstermektedir. Ve aşırı kilo ve depresif koşulların bir setini provoke eden bu hastalıklardı.

Tiroid hastalığının gelişme riski yaşla birlikte arttıkça yılda en az bir kez hormonal testlere girmek önemlidir. Bu nedenle, normal testler tiroid bezinin normal çalıştığını gösteriyorsa, ek davranışlar yapmanız gerekir.

Tiroid hormonları: T3 ve T4

Bunlar, tiroid bezinin ürettiği ana hormonlardır – Adem'in elmasının üzerinde bulunan bir güve şeklinde küçük bir organ. T3 triiodotironin anlamına gelir ve T4 tiroksin anlamına gelir.

Bu hormonlar metabolizmanın düzenlenmesi için önemli maddelerdir. Dokular ve hücrelerin enerjiyle doyurulmasına yardımcı olurlar. Yani, tiroid bezinin hormonları sayesinde enerji elde ederiz.

T3 ve T4'ün seviyesi çok küçükse, bir kişi kırılmış hisseder, bir bozulmaya, zayıflığa sahip olabilir. Bu hastalığa hipotiroidizm denir.

T3 ve T4 seviyeleri çok yüksekse, vücuttaki tüm işlemler aktive edilir. Daha fazla uyarılabilirlik, uyku bozuklukları, hatta kas ağrısı hissedebilirsiniz. Doğal olarak, kilo atlamaları da ortaya çıkabilir: kişi daha sonra iyileşir, sonra da zayıflar. Bu hastalığa hipertiroidizm denir.

Ama gözünüzün dışına çıkmanız gerekiyor: Hormonların eksikliği veya aşırı bolluğu nedeniyle ortaya çıkan hastalıkların belirtileri, doktorlar genellikle tiroid bezinin işleyişi ile ilişkilendirilemez. Bu nedenle hormonal testler de dahil olmak üzere kapsamlı bir tanı yapılmalıdır.

T3 ve T4'ün etkileşimi

Bu hormonlar belirli bir oranda olmalı, ancak o zaman kişi normal hisseder. T3 hormonuna T4 hormonu dönüştürülebilir, tiroid bezi özel bir enzim – TPO salgılar. Ve bu gerçekleşmezse, vücudun bariz bozuklukları vardır.

Tiroid bezini salgılayan başka bir hormon da kalsitotindir. Bu hormon, kalsiyumun işlenmesini ve sindirilmesini sağlar.

Böylece, kemik dokusunun – osteoporozun tehli bir hastalığının önlenmesi için bir fırsat vardır. Bununla birlikte, kalsitotin aşırı kilo artışında herhangi bir rol oynamaz.

Hormonlar ve beyin

Tiroidin nasıl işlediği, beynin ona verdiği komutlarla doğrudan ilişkilidir. Beyinde, tirotropini aktive eden GST hormonunu sentezleyen hipotalamus – bir bölgede bir yer vardır.

Bir kadına hormon testi yapıldığında, kanda konsantre olan T3 ve T4 hormon düzeyini belirleyebilirsiniz. Bu hormonların fazlalığı veya eksikliği, tiroid bezinin ne kadar doğru ve verimli işlediğine dair beyine işaret eder.

Bu beynin (ya da onun yerine hipotalamus ve hipofiz bezi) tiroid bezinin hormonlarını geliştirip geliştirmediğine bağlıdır.

Hormon MGH daha fazla T3 ve T4 eksikliği ile üretilir. Hormon GDS – fazlalığı ile. Tersine, düşük bir MDC seviyesinde (ml başına 0.4 birimden az), doktor tiroid bezinin çok aktif olduğu sonucuna varabilir.

Hipotiroidizmin semptomları (tiroid hormon düzeylerinin azalması)

  • Kaldırılması çok zor olan ekstra kilogram
  • Zayıflık, uyuşukluk, enerji kaçağı
  • Depresyon belirtileri: uzun – kötü ruh hali, olumsuz düşünceler
  • kısırlık
  • Adet döngüsünün ihlali
  • Çocuğa katlanamama
  • Vücut ısısı 36'nın altındadır (nedeni ayrıca testosteron ve östradiol vücudunda bir sıkıntı olabilir)
  • Erken yaklaşan menopoz belirtileri: sıcak basması ve soğuk algınlığı, ruh hali
  • Saç dökülmesi
  • Düzensiz bağırsak fonksiyonu, kabızlık
  • Ses kısıklığı
  • Kalp çarpıntısı
  • Düşük tansiyon
  • Soğuk alerji
  • Kaslarda ve eklemlerde ağrı
  • Gecikmiş reaksiyonlar
  • Avuç içi ve bilek bölgesinde “iğneler” hissi
  • Dikkatsizlik ve hafıza bozulma, istisnai durumlarda bile konsantre edilememe
  • Uyku yetersizliği, aralıklı uyku
  • Gıda, toz, koku alerjisi

Hormonları neyin test edebilir?

Tiroid bezi sıralı değilse, doktor aşağıdakileri keşfedebilir:

  • HGHR normalin üstünde
  • Tiroid bezi tarafından üretilen çok sayıda antikor
  • Kolesterol normalin üstünde
  • Normalin üstünde hepatik enzimler

Dikkat: Bu belirtiler diğer hastalıklarla kolayca karışabilir. Bu nedenle, testlerle ilgili herhangi bir şüpheniz varsa, doktor size ek muayeneler vermelidir.

Benzer belirtilerin hipotiroidizm veya hipertiroidizm ile ortaya çıkabileceğini unutmayın. Ayrıca, otoimmün bozukluklarla birlikte, hormonların etkisi anormal olabilir.

Tiroid yetmezliği sendromu

Hormonlar hücre zarları üzerinde etkilidir. Bu bilimsel araştırmalarla doğrulanır. Bir kadının yorgunluk, halsizlik ve aşırı kilo belirtileri hissettiği durumlar vardır.

Nedeni hormonların hücreler üzerindeki etkisi olabilir. Ancak bu tür semptomlara neden olduğunda doktorlar anormal olarak adlandırdıkları etkidir. Ve vücuttaki hormonların seviyesi şu anda kesinlikle normal olabilir.

Vücudun bu halinin adı nedir? Doktorlar buna tiroid bezine bağışıklık sendromu diyorlar. Bilim adamları tam olarak çalışmamış ve araştırma üzerinde çalışmaya devam etmektedir. Bu sendromun varlığından bile şüphe duymayan insanlara vurabileceğine inanıyorlar.

Bu sendromun vücudun hangi durumuna eşlik ettiğini tahmin et? Bu doğru, aşırı kilolu.

Diyetler, hormonların dengesizliğine neden olur ve fazla kilo vermeye neden olur

Bu sonuç, diyetçilerin hormonal denge ve kilo dalgalanmaları üzerindeki etkisini inceleyen bilim adamları tarafından yapılmıştır. Özellikle, tiroid bezini üreten T3 hormonu metabolizmayı hızlandırır ve hücre çalışmasını T4 hormonundan daha fazla aktive eder.

Dengesi bozulursa, obeziteyi kışkırtır. Bu nedenle, vücutta yeterli miktarda T3 hormonunun muhafaza edilmesi çok önemlidir. Onun sayesinde, hücreler bize canlılık veren enerji üretirler.

T3 hormonu iki şekilde olabilir: bağlı, pasif (daha sonra organizma kandaki depolardan alır) ve serbest (aktif, aktif formda). T3'ün hangi hormonları kullandığını – bağlı veya özgür – bu vücut kendini düzenler.

Serbest T3 hormonu çok küçükse – vücut bağlı formunu alır ve eğer T3'ün bağlı formu yeterli değilse – organ ve sistemlerin birçok fonksiyonu ihlal edilir.

Serbest formda T3 hormonunun fazlalığı da kötüdür. Daha sonra T3 tiroid bezini çok fazla uyardığında, tiroid bezinin fırtınası veya “tiroid fırtınası” diye bir şey vardır.

Bu, sırayla, çok aktif hale gelen hücreleri de etkiler ve tüm vücut, ok gibi çılgınca bir hızda döndüğü, kırık bir saat mekanizması gibi olur.

Aşırı maruz kalmadan T3 hücrelerine bile tahrip olabilir. Bu kişinin kalbinin, akciğerinin, sinir sisteminin ve diğer organların ve sistemlerin zarar görebileceği anlamına gelir.

T3 hormonunun hiperaktivitesi için en kötü şey kalbi. Kalp kasının lifleri, kalp hastalığını provoke ederek çökebilir.

Bu nedenle, vücutta T3 hormonu fazla olan hormonlarda, hormon düzeyini düzenleyen bir koruma ve organlar üzerindeki etkileri yer almaktadır.

[8], [9], [10], [11]

T3 hormonundan korunma

Şaşırmayın, böyle doğal bir koruma var. İlkesi, T3 hormonunun fazla olmasıyla, aktif formunun aktif olmayan, aktif hale dönüşmesidir.

Bu nasıl olur? Beynimizde ve vücudun diğer kısımlarında vücuttaki problemler, herhangi bir sistemdeki arızalar hakkında sinyalleri yakalayabilen sensörler vardır. Örneğin, gıda sisteminde.

Daha sonra vücuttaki metabolizma yoluyla enerji rezervleri düzenlenir. Örneğin, hücrelerden yetersiz enerji beslenmesiyle, metabolizma yavaşlar, böylece kişi güç kazanır. Ve hücreler hiper-çalıştığı zaman, metabolizma hızlanır, sonra daha fazla enerji alırız.

Metabolizma yavaşladığı zaman, bir kişi iyileşebilir. Hızlandığında – kilo verin. Ve bu sıkı bir diyete veya aşırı yemeğe bakmıyor.

Malnütrisyonu olan riskli kadınlar nelerdir?

Bir insan sert bir diyete gittiğinde ya da başka bir nedenden dolayı yetersiz beslendiğinde ne olacağı hakkında konuşalım. Vücut daha az hormon T3 üretir. Ve geliştirilmekte olan, çoğunlukla, bağlı (pasif) formda kalır.

Vücut sensörleri yardımıyla yakalar ve enerji tasarrufu sağlar, bu da artık hücrelerden yoksundur, metabolizmayı yavaşlatır. Böylece bir süre için yetersiz bir diyette kalabilir.

Ve bir paradoks var: kilo vermelisiniz, çünkü daha az yersiniz ve yağ dokusunda hacim azalır. Ama sen, tam tersine, daha iyi ol!

Vücut açlık durumunu tehdit olarak algılamaya başlar ve yağ dokusunu “rezervde” biriktirir. Bu durumda, kalori çok yavaş yakılır ve kilo vermezsiniz, ancak kazanırsınız.

Aşırı kilodan kurtulmak mı?

Artık fazladan soya ürünleri satılmaktadır. Faydalı ve kilo verdiklerini ilan ediyorlar. Soyada hangi maddeler bulunur ve yararlıdır?

Bilim adamları bu maddeleri izoflavon olarak adlandırdılar. Tiroid hormonu T4'ün bir T3 hormonuna dönüşme özelliğine sahiptirler.

İzoflavon, tiroid bezinde iyotun işlenmesini önleme özelliğine sahip genistein ve daidzein maddelerinden oluşur. Ve bu, insan vücudunda, diyette çok fazla soya içeren iyot eksikliğinin olduğu anlamına gelir.

Menüde çok fazla soya, guatr hastaliklarini ya da zayıf tiroid fonksiyonunu provoke edebildiğini bilimsel olarak ispatladı. Özellikle, tiroid hormonlarının üretimini askıya almak veya yavaşlatmak, bir hipotiroidizm hastalığını tetiklemek.

Örneğin Japonya'da, soya ürünleri, dünyadaki diğerlerine göre bu hastalıklara daha sık neden olmaktadır, çünkü Japonlar çok fazla soya tüketmektedir.

Soya ve çocuk vücudu

1950'de yapılan Amerikan araştırması, bebek maması bileşiminin soya ürünlerini içermemesi gerektiğini kanıtladı. Soyadaki enzim, çocuklarda tiroid bezini bozabilir.

Bu çalışmalar kamuya açık hale gelmemiştir ve bu nedenle de yararlı bir ürün olarak soya hala tanıtılmaktadır.

Orta yaşlı kadınlar için soya ürünleri

Onlar hakkında değerlendirme çok perişan değil. İstatistiklere göre, 40 yaşından sonra kadınlarda tiroid disfonksiyonu, genç olanlara göre 20 kat daha sık görülür. Bu durum soya ürünleri veya takviyeleri ile şiddetlenir.

Soya fasulyesinin 40 yaşından sonra kadınlarda diyete girmesi, tiroid hastalıkları gelişme riskini artırabilir, menstrüasyonun seyrini arttırır, fazla kilo ile problemler ekleyebilir.

Aynı zararlı etki, yonca ve darı (tavukları da besleyen sarımsı taneler) tarafından da uygulanabilir.

İngiltere'de yapılan araştırmalar, kadınlarda 60 g soya tüketen menopoz öncesi kadınların bir ay boyunca günde 1 kez olduğunu kanıtlıyor ve çok geçmeden aylık düzensiz şikayetlerde bulundu.

Bu ihlaller, kadınlar soya ürünlerini yemeyi bıraktıktan 3 ay sonra bile devam etti. Özellikle soya sütü içilir.

Bu nedenle, tiroid hormonları sağlığınız ve görünümünüzde önemli bir rol oynar. Dengelerinin ne olduğunu bilmek, kilo üzerinde kontrolü kontrol altına almak ve zaman içinde normalleştirebilmek önemlidir.

Источник: //tr.iliveok.com/food/tiroid-hormonu-kiloyu-nasil-etkiler_113315i15885.html

HORMONLAR VE FITNESS

Hormonların Kilo Üzerindeki Etkileri

Hormonlar gerek iş hayatında, gerek sporda, psikolojimizi ve sağlığımızı direk etkiler. Vücudumuzun işleyişi ve gelişimi açısından önemli olan birçok hormonu sizler için bu yazımızda ele aldık.

Fitness için önemli hormonlar:

  • Büyüme Hormonu (GH),
  • Testosteron,
  • Östrojen,
  • Kortizol,
  • İnsülin

Büyüme Hormonu (GH) Nedir, Görevleri Nelerdir? 

Büyüme hormonu hemen hemen tüm vücut dokularına etki gösteren bir hormondur. 

Vücutta büyüme yeteneğine sahip olan dokuların büyümesini sağlar, hücrelerin boyutlarını arttırır. Hücre yenilenmesini uyarır. Hücreler tarafından amino asit tutulmasının ve protein yapımının tüm aşamalarını arttırır, aynı zamanda proteinlerin yıkımını azaltır.

Gelişim-büyüme hormonu olarak da adlandırılan bu hormon metabolizma üzerinde oldukça etkilidir. Kemiklerin, kasların büyümesini, kan şekerinin artmasını ve protein sentezini sağlar. Çocukların uzamalarında, hücrelerin büyüyüp gelişmesinde etkin rol oynar.  

Ergenlikte en yüksek seviyede olan büyüme hormonunun salgılanması yavaş yavaş azalır. Ömrün ilk üç on yılından sonra her on yılda %15 daha az salgılanır. Bu yüzden tıbbi olarak hayat kalitesini yüksek tutmak için kullanımı mevcuttur.  

Ayrıca büyüme hormonu yağ metabolizmasını da direkt olarak etkiler. Bu süreçte yağ yakmak için etkili olan enzimlerin daha fazla sentezlenmesini sağlar. Büyüme hormonu düzeyi aerobik egzersiz sırasında, egzersizin yoğunluğuna orantılı olarak artar. Egzersizin sonrasında yüksek kalabilir. 

Testosteron Hormonu Görevleri Nelerdir? 

Testosteron genellikle erkeklik hormonu olarak bilinmektedir. Erkeklerde daha çok bulunmakla birlikte kadınlarda da belirli seviyede testosteron hormonu bulunmaktadır. 

Bu hormonun erkeklerde cinselliği düzenleyici etkisi vardır. 

Cinsellik isteğinin artması, sperm üretilmesi gibi faaliyetlerde önemli rol oynamaktadır. Ayrıca erkeklerde sakalların çıkması, vücut bölgelerinde tüylenmeler, boy uzamaları, kasların gelişmesi, sesin kalınlaşması gibi faaliyetlerde de etkili olmaktadır. 

Testosteron seviyesi yüksek olan bireyler iş, özel hayat ve spor gibi alanlarda başarılı olabilmektedirler.  

Testosteron seviyesi düşük olan bireylerde veya bu hormonun seviyesi yaş ilerledikçe azalan bireylerde kas oranının azalması, cinsel istekte azalmalar, hayat kalitesinde düşüşler, düşük enerji, yağ oranının artması vb gibi durumlar ile karşılaşılabilir. 

Vücut geliştirme sporu yapan kadınlarda erkeklerdeki kadar testosteron hormonu salgılanmaz. Dolayısıyla ağırlık çalışarak, spor yaparak erkekler kadar kas geliştiremezler. 

Testosteron nedir, nasıl artırılır gibi sorularınız için özel makalemizi inceleyebilirsiniz.

Östrojen Hormonu Nedir, Görevleri Nelerdir?  

Östrojen hormonu erkeklerde de bulunan bir hormon olmasına rağmen kadınlık hormonudur ve kadınlar için östrojen hormonu önemlidir. 

Östrojen hormonu kadınlarda adet döngüsündeki süreçleri düzenler, göğsün gelişmesini sağlar. 

Ergenliğin başlarında östrojen hormonunun salgılanması kadınlarda boy uzamasını sağlar. Erkeklere nazaran daha hızlı ve çabuk şekilde uzarlar fakat bu sonradan yavaşlama gösterir. 

Östrojen hormonu hamilelik dönemlerinde yumurta oluşumu için yüksek miktarda salgılanır. Daha sonra döllenmiş olan yumurtanın yaşaması için östrojen hormonu azalarak progesteron hormonu açığa çıkar. 

Östrojen hormonun salgılanması ile göğüslerde büyüme, bazı bölgelerde kıllanma, kalça bölgesinde büyüme ve yağlanma gibi durumlar da görülebilir. 

Ayrıca östrojen hormonunun fazla salgılandığı durumlarda orantısız vücut problemleri açığa çıkabilir ve vücutta yağ dokusu miktarı da artabilir. 

Östrojen hormonunun fazlaca salgılanması kanseri tetikleyebilmektedir. 

Kortizol Hormonu Nedir, Görevleri Nelerdir? 

Kortizol vücuttaki geniş çaplı işlemleri düzenleyen bir steroid hormonudur. Vücudun strese verdiği cevapta büyük rol oynar. Kortizol salgılanmasını fiziksel ve zihinsel strese cevap olarak gerçekleşir. Bu yüzden kortizol hormonu stres hormonu olarak da bilinir.

Kortizol hormonu böbrek üstündeki adrenal bezlerden salgılanır. Strese cevap vermenin yanı sıra makro besinleri parçalamak gibi başka fonksiyonları da vardır. 

Aşırı veya az kortizol hormonu üretimi çeşitli problemler yaratır. Yüksek kortizol sebepleri için uykusuzluk, yoğun strese maruz kalma, hipertroit, kanser ve yüksek kafein alımını söyleyebiliriz.

Yüksek kortizol değerleri cushing sendromuna sebebiyet verir. Cushing sendromunda: 

  • Şişmiş, kırmızı yüz 
  • Yüksek kan basıncı 
  • Osteoporoz (kemik kırılganlığı artar) 
  • Kas güçsüzlüğü 
  • Depresyon, anksiyete 
  • Sık idrar yapma ve susama 

Semptomları görülebilir. 

Düşük kortizol addison hastalığına sebep olabilir. Düşük kortizol nadir gözükür ve genelde adrenal bezlerinin zarar görmesiyle oluşur. Semptomlar: 

  • Yorgunluk 
  • Baş Dönmesi 
  • Kas güçsüzlüğü 
  • Kilo Kaybı 
  • Ciltte bazı bölgelerde kararma  

Olarak kendini gösterebilir. 

Kortizolün çok yükselmesini engellemek için dinlenmeye ve stresimizi azaltmaya zaman harcamalıyız. Antrenmana önem verdiğimiz gibi dinlenmeye, yenilenmeye de önem verirsek hem daha rahat uyuruz, hem de hastalanma riskimiz azalır. 

İnsülin Hormonu Nedir, Görevleri Nelerdir? 

İnsülin pankreastaki beta hücrelerde salgılanan bir hormondur. Kandaki glikozu (şekeri) hücrenin içine taşır ve enerji olarak kullanılmasını sağlar veya ileride kullanım için depolar.

 İnsülin bu şekilde kandaki şeker düzeyini azaltır. Hormonun görevi bu dengeyi sağlayarak kan şekerinin çok artmasını (hiperglisemi) ya da çok azalmasını (hipoglisemi) önler. İnsülini anahtar olarak düşünebiliriz.

Hücreyi açar ve içine enerji olarak kullanılmak üzere şekerin girmesini sağlar. 

Vücudumuzda gerekenden çok şeker varsa insülin şekeri karaciğerde depolar ve ileride kullanılmasını sağlar. Örnek olarak spor yaparken.  

İnsülinin görevi kan şekerini dengelemektir. İnsülin direnci çok artarsa veya vücudumuz yeterince insülin üretmiyorsa hiperglisemi (yüksek kan şekeri) oluşabilir. 

Diyabet hastalıklarında insülin düzenlenmesi gereken en önemli hormondur. Tip-1 diyabet hastalarının pankreaslarındaki beta hücreleri zarar gördüğü veya çalışamadığı için insülin üretemezler.

Bu bireylerin dışarıdan insülin almaları gerekmektedir. Bu hastalığın tam çaresi olmasa da kan şekerinin dalgalanmalarını azaltmak için diyetin düzenlenmesi önemlidir.

 Ketojenik diyet, low-carb diyet gibi kan şekerini düşük tutan diyetler dalgalanmaları azaltır. 

Tip-2 diyabet hastalığında ise insüline karşı olan direnç yüksektir. Vücut insüline cevap vermez veya insülin yetmez. Yine dışarıdan insülin alımı gerekebilir.

Tip-2 diyabette pankreastaki beta hücreler çalışmaya devam ettiği için diyetteki değişimler daha da etkili olacaktır, tedavi dahi edilebilir.

 Ketojenik Diyet ve Low Carb diyetleri bu hastaların insülin direncini kırmaları ve kan şekerini dengede tutmaları için oldukça faydalı olacaktır. 

Bunun dışında insülini düşüren bir diğer diyet sistemi İntermittent Fasting (aralıklı oruç) diyetidir. Bu diyette 16 saat kadar süren açlık süresinde kan şekeri ve dolayısıyla insülin düşer. Bu yağ depolanmasını azaltır ve yağ yakmamıza destek olur.  

Egzersizlerin Hormonlar Üzerine Etkisi 

Vücudumuzu şekillendirmek için yaptığımız spor olsun, performansımızı artırmak için yaptığımız spor olsun hiç fark etmez, bunlar hormonların çalışmasını da etkilemektedir. 

Hormonlar vücudumuzun sağlıklı işleyişi için çok önemlidir ve hormonların doğru çalışması için kişilerin mutlaka kendilerine uygun şekilde egzersiz programları takip etmesi gerekmektedir. 

Yapılan egzersizler vücudumuzda bulunan büyüme hormonunun salgılanmasını arttırarak büyüme ve gelişmeyi olumlu ölçüde etkilemektedir. 

Egzersiz yapanlarda yağ yakımı olumlu şekilde artmaktadır. Anaerobik ve aerobik olarak yapılan çalışmaların yağ yakmak için olumlu etkileri görülmektedir. 

Egzersizin testosteron gibi cinsellik hormonlarına da olumlu etkisi bulunmaktadır. Kişiden kişiye farklılıklar göstermesine rağmen bu hormonların artışına katkı sağlamaktadır. 

Egzersiz çalışmaları sadece hormonlar açısından da değil, birçok hastalığın da artık tedavisi olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmaları sadece görsellik ve performans olarak düşünmemek gerekir, sağlık açısından da bireye bir çok fayda sağlamaktadır. 

Spor ve egzersizler, diyabet riskini önemli ölçüde azaltmakta, insülin düzeyini dengede tutmaktadır. 

Örnek vermek gerekirse:  Sara hastası olan bir birey heptantoidin adında bir ilaç kullanır ve bu kişiye anaerobik olarak doğru antrenman yöntemleri ile sprint antrenmanı yaptırılır ise vücutta beta endorfin salgılanır. Bu hormon heptantoidin ilacının yerine geçerek olumlu sonuçlar elde edebilir. 

Bunların hepsine bakıldığında egzersiz yapmak hem  fiziksel olarak, hem performans olarak ve en önemlisi sağlık açısından bizlere fayda sağlamaktadır. 

Beslenmenin Hormonlar Üzerine Etkisi 

Diyetiniz ve yaptığınız egzersizler ve genel yaşam seçimlerinizin hormonlar üzerindeki etkisini yadırgamamalıyız.

Genel olarak beslenmemizin sağlıklı ve yeterli olmasına dikkat etmeliyiz. Sürekli bazal metabolizmamız kadar veya daha düşük kalori alırsak hormonlarımızın sentezi zarar görebilir. Vücudumuzu gerekli anabolik (yapım) reaksiyonların işleyebildiği ölçüde yeterli beslemeliyiz.

Günlük kalori ihtiyacınızı bilmiyorsanız ve öğrenmek istiyorsanız buraya tıklayarak yazımıza geçebilirsiniz.

Yağ oranımız direk olarak büyüme hormonuyla alakalıdır. Çok yağ oranı olan bireylerin genelde büyüme hormonu üretimi azalır ve hastalanma riski artar. Bununla beraber metabolizma da yavaşlayacaktır.

Yapılan bir araştırmada bel bölgesi yağı, diğer katılanlara göre 3 katı olan bireylerin büyüme hormonu salgılanmasının çok daha az olduğu görülmüştür.

Yüksek yağ oranı büyüme hormonunu erkeklerde daha çok etkilese de kadınların da sağlıkları için yağ oranlarını düşük tutmaları önemlidir. 

Intermittent fasting (aralıklı oruç) diyeti hormonları optimize etmek için işe yarayacaktır. Yağ oranımızı azaltmamızı sağlayabilir. Bu direk büyüme hormonunu olumlu etkiler. Bunun yanında insülin hormonunun açlık süresince düşük kalmasını sağlar. Bu sayede de yağ depolanması azalır, şeker hastalığı riski düşer ve büyüme hormonu salgılanması artar. 

Yapılan araştırmalarda 2-3 günlük açlık halinde büyüme hormonunun 2-3 katına kadar çıktığı görülmüştür.

Şeker kullanımını azaltmamız işimize yarayacaktır. İnsülin seviyelerinin düşmesi büyüme hormonunun optimize olmasını sağlayacaktır.  

Sağlıklı yağ tüketimini arttırmak hormon sağlığı için oldukça önemlidir. Sağlıklı yağlar hormonlarımızı düzenler ve hormon sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Tabii ki yağın kalori değeri çok olduğu için tüketimi abartmamakta fayda var.

Yağ seçimimizi tereyağından hindistan cevizi yağına, ayçiçek yağından zeytinyağına değiştirerek, günde 1 avuç kuruyemiş tüketerek hormon sağlığımızı optimize edebiliriz. 

Bunların yanında gün içinde tüketilen öğünlerin bütün makro besinleri dengeli bir şekilde içermesi vücudumuzun besini işleyebilmesi ve hormon fonksiyonlarını düzenlemesi için faydalı olacaktır. 

Genel olarak dengeli beslenmeye çalışmalıyız. Beslenmemizin %90’ı düzenli olursa zaten hormonlarmız da sağlıklı olacaktır ve düzgün işleyeceklerdir. 

Uykunun Hormonlar Üzerindeki Etkisi 

Gece boyunca geçen uyku döngümüz hormon döngüsünü yeniler. Büyüme hormonu ve kortizol hormonunun salınmasını ve sistemlerin düzenlenmesini sağlar.

 Aynı zamanda iki hormonun, leptin ve ghrelin, salınmasını kontrol eder. Bu hormonlar bir sonraki gün ne kadar acıktığımızı ve yemeye başladığımızda ne kadar hızlı doyduğumuzu belirler.

Diyetimizin düzene girmesi için de uyku oldukça önemlidir. 

Şeker toleransı ve insülin salgılanması da uyku döngüsüyle düzenlenir. Dolayısıyla uyku düzeni hormonlar vasıtasıyla yağ yıkımını destekler.  

Aynı şekilde uyku esnasında büyüme hormonu da salgılanır ve düzenlenir. Anabolik süreç artar. Dolayısıyla kas gelişimi, hücre yenilenmesi ve gençlerde büyüyüp gelişmek için uykunun önemi büyüktür.  

Yoğun antrenman yapan sporcuların da gece uykularına önem vermeleri, hormonlarının sağlıklı işlemesini ve vücutlarının dinlenip yenilenmesini sağlayarak performanslarına olumlu etki eder. 

Hormonların düzenli salgılanması için gece başı 6-8 saat uyku uyumaya özen göstermeliyiz. Genç sporcular için bu sürenin 8 saat civarında olması daha da önemlidir.  

Uykumuzu optimize etmek için: 

  • Odanın aldığı ışığı en aza çekmek. Özellikle mavi ışıkları kapatabiliriz (elektronik cihazlar) .
  • Yatağı ve odayı uygun ve rahat bir sıcaklıkta tutabiliriz. 
  • Geç saatlerde kafein tüketmekten kaçınabiliriz. 

Источник: //www.agirsaglam.com/hormonlar-ve-fitness/

Hızlı Kilo Vermenin Hormonal Etkileri

Hormonların Kilo Üzerindeki Etkileri

Bir çok kişi estetik nedenler veya sportif performans artışı için kas kitlesini koruyarak yağ oranını düşürmeye yönelik diyet ve egzersiz programları uyguluyor. Bu sert diyet programlarını sürekli olarak gazetelerin hafta sonu eklerinde veya magazin programlarında ‘’ünlülerin zayıflama sırları’’ başlıklı haberlerde görüyoruz.

Her ne kadar bu diyetlerin kadınların hormonal sistemi üzerinde olumsuz sonuçları olduğuna dair endişeler bulunsa da bu diyetlerin uzun vadeli etkilerini araştıran kapsamlı çalışmalar yok. Bu çalışma eksikliğinin muhtemel nedeni kişilerin sağlığını olumsuz etkileyecek uygulamalar içeren çalışmalara etik olarak onay verilmemesi.

Açlıkla ilgili bilinen en popüler deney 1940 yılında Amerika’da‘’ Onların daha iyi beslenmesi için aç kalır mısınız?’’ sloganıyla yürütülen Minnesota Açlık Deneyi’dir. Bu projede Avrupa’daki toplu kıtlığın mağdurlarını nasıl tedavi edeceklerini anlamak için birçok genç adam altı ay boyunca aç bırakılmıştır.

Minnesota Açlık Deneyi özellikle açlığın psikolojik etkileri üzerine önemli sonuçlar ortaya çıkarmıştır ve günümüzde hala referans olarak kullanılmaktadır. Bu araştırma dışında uygar ülkeler arasında açlıkla ilgili böyle agresif bir çalışma yapılmamıştır.

Anoreksiya olan kadınlarla yapılan çalışmalarda uzun süreli yetersiz beslenmenin yağ, kas ve kemik mineral yoğunluğunda azalmaya neden olduğu ve bu değerlerin normale dönüşünün yavaş ve zor olabileceği görülmüş.

Ancak normal kilodaki insanlarda kilo kaybı ve normal kiloya dönüş sonrası etkileri inceleyen bir çalışma Hulmi ve arkadaşlarından önce yapılmamıştı.

Juha J. Hulmi ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada kadın fitness yarışmacılarında yarışma öncesi diyet ile normal kilodan düşüş ve tekrar normal beslenme düzeyine çıkarak normal kiloya çıkış periyodunda meydana gelen değişiklikler incelenmiş.

Vücut geliştirme sporcularıyla daha önce yapılan araştırmalarda genellikle erkek sporcular incelenmiş ya da yalnızca vücut kompozisyonu, kas gücü ya da psikoloji üzerine odaklanılmış ancak bu çalışmada literatürdeki diğer çalışmalardan farklı olarak çok düşük yağ oranlarına ulaşmak için yapılan şiddetli diyetler sonrası vücut kompozisyonu ve hormon seviyelerindeki değişikler ve  diyet sonrası başlangıç düzeyine dönüş periyodu incelenmiş.

Toplam 50 kadın sporcunun katıldığı çalışmada başlangıçta(İlk ölçüm) 20 haftalık diyet sonunda(ara ölçüm) ve 18 hafta süren normal kiloya dönüş sonunda(son ölçüm) olmak üzere 3 farklı ölçüm yapılmış.

Diyet sonrası ölçümle son ölçüm arasında sporcular diyeti bırakmış ancak antrenman programına devam etmiş.

Katılımcılardan 27 tanesi yarışma için hazırlanan sporcular ve 23 tanesi kilo koruma hedefindeki kadınlarmış.

Diyet grubunda enerji açığı, direnç egzersizleri ve yüksek protein alımı (3 gr/kg/gün) devam ederken karbonhidrat alımında azalma aerobik egzersiz şiddetinde artışla sağlanmış.

Çalışma sonunda kontrol grubu vücut ağırlıklarını korurken diyet grubunda vücut ağırlığında yaklaşık %12, yağ miktarında ise yaklaşık %35-40 azalma görülmüş. Bununla birlikte kas kitlesinde düşük bir azalma ve vastus lateralis kasının enine kesit alanında düşük bir azalma gözlenmiş.

Bu sonuçların dışında çalışmayı farklı kılan özelliği hormon seviyelerindeki değişimlerin de takip edilmiş olması.

Çalışmada öne çıkan sonuçlardan biri diyet grubunda diyet süresince menstural düzensizlik yaşayan  kadınların oranı kontrol grubuna göre %63 daha fazla görülmüş.

HORMON DÜZEYLERİNE ETKİLERİ

Leptin:Vücut yağ miktarı ile serum leptin seviyesi doğru orantılıdır ve obez kişilerde leptin seviyeleri yüksektir. Düşük leptin düzeyinin kilo alımını uyarıcı etkisi vardır. Anoreksiya nevroza hastalarında bundan dolayı leptin seviyelerinin olduğu düşük görülmekte.

Çalışmada leptin hormonunun azalmasının iştah arttırıcı oreksijenik etkisi dikkate alındığında, diyet süresince vücuttaki yağ miktarının azalması ile paralel azalması beklenen bir sonuç.

Triiodothyronine(T3): T3 hormonu tiroid bezi tarafından seztezlenen iki önemli hormondan biridir. T3 ve T4 hormonu vücutta bir çok mekanizmada rol oynarken özellikle metabolizmanın düzenlenmesinde etkilidir.

Troid hormonları protein sentezini arttırır ve dokuların büyümesini sağlar. Karbonhidrat ve yağ metabolizmasını hızlandırır. Lipaz enzimi aktive ederek serbest yağ asitlerinin salınımını sağlar.

T3 hormonu da leptin hormonu gibi kişilerin zayıflama süreçlerinde düşüş gösterir ve anoreksiya hastalarında da düşük görülür.

Çalışmada T3 hormonu diyet kısıtlaması süresince azalma göstermiş ancak diğer hormonların aksine 3-4 aylık normal kiloya dönüş fazında başlangıç değerine ulaşmamış. Buradan çıkaracağımız sonuç metabolizmada önemli rol oynayan tiroid hormonlarının yüksek enerji kısıtlaması ile sağlanan zayıflama sürecinde düştüğü ve ardından normal düzeylerine ulaşmasının 3-4 aydan fazla sürdüğüdür.

Estradiol: Estradiol estron ile birlikte kadınlarda bulunan 2 önemli östrajen hormondan biridir. Kadınlarda cinsiyet özelliklerinin oluşumu ve devamının yanında büyüme, sinir sistemi ve kemik metabolizmasında rol oynar.

Çalışmada diyet kısıtlaması sürecinde azalan estradiol seviyesi 3-4 aylık normal kiloya dönüş süreci sonunda başlangıç düzeyine yaklaşmış.

Testosteron: Testosteron erkeklerde cinsel organların gelişimi ve fonksiyonlarının sürdürülmesinden sorumlu bir hormondur. Kadınlarda ise östrojenin öncülü olmasından dolayı önemlidir. Memelilerde testosteron birincil olarak, erkeklerde testisler, dişilerde yumurtalıklarda üretilir.

Çalışmada testosteron oranı diyet kısıtlaması fazında azalmış ancak 3-4 aylık normal kiloya dönüş fazı sonunda başlangıç değerine ulaşmamış.

  Çalışma sonunda kadınlarda anabolik süreçleri etkileyen ve kadın cinsiyet hormonu östrojenin öncülü olan testosteronun yüksek enerji kısıtlaması ile sağlanan zayıflama sürecinde düştüğü ve ardından normal düzeylerine ulaşmasının 3-4 aydan fazla sürdüğü görülmüş.

Çalışmada yüksek diyet kısıtlaması ve aerobik antrenman düzeyinin artışı ile vücut yağ oranı ve vücut ağırlığı ile leptin, T3, estradiol ve testosteron hormonlarında azalma görülürken diyet kısıtlamasına son verilmesi ve aerobik antrenman düzeyinin düşürülmesini takip eden 3-4 aylık süreçte leptin ve estradiol hormonları başlangıç düzeyine dönerken metabolizmada önemli rol oynayan tiroid hormonlarının eski düzeylerine ulaşmasının daha uzun sürdüğü görülmüş.

KAYNAK:Hulmi J., et al. The effects of intensive weight reduction on body composition and serum hormones in female fitness competitors. Frontiers in Physiology, 2017

Источник: //atletiknet.com/hizli-kilo-vermenin-hormonal-etkileri/

tiroid hormonu

Hormonların Kilo Üzerindeki Etkileri

Pek çok soru aldım. İyi tamamşu zayıflatır bu detoks için kullanılır. Peki ama nasıl kilo alacağız? Akla ilkolarak kilo aldıran ama sağlıksız beslenme tipleri geliyor. Abur cuburtüketmek.Gece tıka basa yemek.Patlayacak gibi bir mideyle sofradan kalkmakgibi..

Nasıl kilo alınır demeden önceneden kilo alınmaz sorusunuz cevabını muhasebe edelim

-Genetik olarak hızlımetabolizmaya sahipseniz aldığınız kaloriyi hızla yakıyorsunuz demektir.

-Hormonal Problemler,Tiroidhormonu veya böbreküstü bezlerindeki sorun kilo alamamanın temel nedenlerindenbiridir.

Bağırsaklarında parazit sorunuolan kişilerin kilo alması ile ilgili sorun yaşanmaktadır.

-Sigara içen kişilerde koku vetat alma duyusunda meydana gelen değişiklik iştahı baskılamaktadır.

-Yetersiz beslenmealışkanlıkları, öğünler arası uzun zaman boşlukları, kötü yemek seçimleri,tam gıda alımı sağlanmadan yapılan fiziksel aktivitelerinenerjinizi azaltması, zayıf olmanın başlıca nedenleridir.

-Diğer nedenler uzunsüren hastalıklar, kanser, anoreksiyanervoza veya bulimia gibi yeme bozuklukları olabilir.

Tüm bunedenler değerlendirildikten sonra(tedavi edilip) kilo almak için uygulanması gerekenpüf noktaları;

 Öğün atlamayın.Sabah ve akşam kahvaltısı sizin için çok önemli.Tam ve yoğun bir şekilde yapın .Biyolojik saatinizin farkına varın ve o vakitlerde öğünlerinizi tüketin. Uykunuzu tam alamadığınızda vücudunuzdaki biyolojik denge bozulur ve besinlerden faydalanamazsınız. İyi uyuyun ! 

Hızlı yemek yemeye gayret gösterin.Bu sünnet dışı birbeslenme belirtmesin.Çünkü genelde zayıf olan insanlar zaten normalden  uzun çiğnemelerletamamlar öğününü. Acıktıktan 20 dakika sonra tokluk hormonu salgılanmayabaşlıyor. Kilo olmak isteyenlerin aksine siz bu sürenin üzerine çıkmamayagayret edin.Hızlı yemek yediğinizde doyduğunuzu anlamazsınız ve daha çok yemekistersiniz. 

Büyük ve güzel bir tabak seçin .Açık renkler olsun .Görselolarak lezzet verici besinler tercih edin. 

Ekmek, abur cubur ve su ile midenizi doldurmayın. Saf besinalın. Az ama kalorisi yüksek besinler tercih edersiniz iştah probleminiz varsakurtarıcı olacaktır

Tatlı türlerini mümkünse yemeğin sonunda yiyin.Özelliklesütlü tatlılar  kilo alımınızı artırır.

Yatmadan önce süt ya da yoğurt tüketin. Bunu meyve,pekmezveya reçel ile zenginleştirebilirsiniz.

Yemek yiyin!

Atıştırmalıklardan uzak durun .Yemek yemek içinoturun. Uygun ortamı hazırlayın kendinize. Öğün atlamayın. 

Az olsa bile yüksek kalorili besinler tercih edilmeli

 Yemekten yarım saat öncesi de dahil olmak üzere yemekesnasında su içilmemelidir.. Fakat günlük su tüketiminizi mutlaka tamamlayın. Su içmezsem daha çok yerim gibi düşünmeyin . Tam ve dengeli beslenme kilo verimini sağlar, unutmayın.

 Çiğ sebzeler, salatalar mümkün olduğunca küçükporsiyonlarda tüketilmelidir. Çabuk doygunluk sağladıkları için iştahıbaskılamaktadırlar

 Günde en az 1 öğün aşure, sütlaç, muhallebi gibi birtatlıya yer verilerek günlük kaloriyi arttırmak hedeflenmelidir.

İştahı artırmak için etkili besinler tüketilebilir.

Yatmadan önce sindirimenzimlerinin çalışması yavaşladığı için kilo alımı daha kolay halegelebilmektedir. Bu nedenle peynirli bir sandviç, bal ilaveli 1 bardak süt gibialternatifler tüketilmelidir.  Sindirimi zorlamayacak ama kalorisi yüksek yiyecekler tercih edilmelidir.

Ve arkadaşlar mutlaka spor yapın. Amaan canım daha da zayıflatacaksın bizi demeyin. Özellikle ihtiyacınız olan bölgelere özel hareketleri gün içinde tekrarlayın. Bu iştah kontrolü sağladığı gibi besini kullanmanızı faydalı hale getirir.

**Bunlar size basit kurallar gibi gelebilir fakat esasında dikkat etmediğimiz noktalardır.Buraya kadar okuduklarınızı kendi içinizde muhabese edin ondan sonra yazıya devam edebilirsiniz:)

 ***Kilo almak için ana hedef günlük alınan kaloriye ek yapmakyani kaloriyi artırmaktır. Bunun için de bazı besinlere özellikle yerverilmelidir.

 Yüksek Kalorili Besinler

Tahin: Her gün 1 öğün tüketilecek 3 yemek kaşığı tahin pekmezveya 3 yemek kaşığı tahin helvası günlük ortalama 200 kalori ek enerjisağlayacaktır.

Tahıllar: Her öğün ya da her gün en az 1 öğüneeklenecek 1 ince dilim ekmek günlük kalori artışına yardımcı olacaktır.

*Taze* sıkılmış meyve suyu: Meyve tüketimininyanı sıra her gün düzenli 1 bardak meyve suyu tüketmeye özen gösterilmelidir. 1porsiyon meyve ortalama 50-60 kalori civarındayken 1 bardak meyve suyu yaklaşık150 kalori civarındadır.

Diyetinize fıstıkve leblebiyi ekleyin. Bunlar sizin abur cuburunuz olsun veakşamları tüketin. Bunlar kalp hastalıkları riskini düşürmenize yardımcıolur. Diğer aparatifler ise kepekli ya da çok tahıllı ekmekle fıstıkezmesi olabilir.

Fıstık ezmesi:Bu sizeyaklaşık 192 kalori verir artı protein ekstra yüksektir.

Enerji çikolataları: Vücudunuzabol bol yulaf ve fıstık takviyesi görevi görür. Kahvaltı içim hem sağlıklıhem de yaklaşık 500 kalori barındırıyor.

Peynir:Sabahları bir porsiyonpeynir 69 kalori içermektedir. Peynir sütün konsantre halidir. Bu yüzdenprotein, kalsiyum, yağ ve kolesterol içerir.

Yağ: Yemeklerinize ekstradan yağ eklemek kaloriarttırımınıza yardımcı olur. Zeytinyağı tercih edin.

Muz: Bir muz yaklaşık 100 kalori içerir. Sadecekarbonhidrat bakımından zengin değil, aynı zamanda egzersiz için yakıtgörevi görür.

 Mercimek: Yüksek oranda protein kaynağı olanmercimek hızlı kilo almakiçin uygun sebzeler arasındadır. Hem sağlıklı kilo alımı hemde kilo alırken kasyapma olanağınız vardır. 1 kg. içinde 100 gram protein vardır. Lif değeri yüksek ve yavaş sindirilen karbonhidratiçerir.

Avokado: Kilo aldırıcımeyveler arasında avokadoiçinde sağlıklı yağ oranı fazladır. Günde 2-3 adet yiyebilirisiniz.

Özel Karışım Shake: Kendiniz evde kilo almak için özel karışımlarhazırlayabilirsiniz.

Kuruyemiş kilo aldırımı:Fındık, fıstık, badem ve ceviz gibikuruyemişler kalori ve proteinaçısından zengin besinlerdir ve 1 avuç kadar bademin içerisinde yaklaşık olarak 161 kaloribulunmaktadır. Bu kalori miktarının yaklaşıkolarak 25’i karbonhidrattır, 21’i civarı proteindir ve 116 civarı yağlardanoluşmaktadır. Diyette enfazla gün içinde 3-4 adet yenir.

Hurma ve süt: Sağlıklıkilo almak için hurma süt karışımı gereklidir. Hurma 1 adet kalori fakat süttenalınan proteinlerle gün içinde içildiği taktirde kilo aldırıcı özelliğibulunmaktadır. Bolca tüketebilirsiniz,hiçbir zararı yoktur.

Aişe validemiz acur ve *yaş* hurmayı  tüketerek kilo aldırılmış.:)

Çam Fıstığı: Vücudunihtiyacı olan kaloriyi ve besleyici özelliği sayesinde çam fıstığı kilo yapar.Vücudun protein ve mineral ihtiyacını karşılar. Doymamış bitkisel yağlar içindebulunur. B1  ve B2 vitamin bakından çok faydalıdır.

***Bunlar genel önerilerdir. Bir diyetisyenle beslenmenizi düzenlemeniz gerekmektedir. Başarılar !

Az ama kalorisi yüksek yemek tariflerini zaman içerisinde paylaşacağım. Sizinde önerilerinizi bekliyorum. Takipte kalın ! 

-Öğr.Dyt.Kedikuri 

(Yazı izinsiz alınamaz)

Источник: //www.tumblr.com/search/tiroid%20hormonu

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.