İftar ve sahur arasında 3ten fazla çay-kahve izmeyin

Ramazanda çay kahve uyarısı

İftar ve sahur arasında 3ten fazla çay-kahve izmeyin

EDİP TEKİN/BURSA  Diyetisyen Hamide Ataman, Ramazan ayının bu yıl aşırı sıcaklara rastlaması sebebiyle oruç tutan vatandaşların daha yoğun bir şekilde susuzluk hissi duyacaklarını belirterek, özellikle sahurda su ihtiyacını giderecek besinler tüketilmesi gerektiğini söyledi.

Ramazan'da sıvı alımının gece boyunca artırılması gerektiğini ifade eden Ataman, “Gün içerisinde alınamayacağı için sıvı alımı gece boyunca artırılmalı. 2 litre kadar suyun tüketilmesi gerekiyor. Vücuttan sıvı kaybına neden olacağı için çay ve kahve fazla tüketilmemeli. Onun yerine su, taze sıkılmış meyve suyu, meyve tüketilmeli. Özellikle meyvelerin tüketimi çok önemli.

Çünkü meyve hem bir miktar sıvı sağlar hem de enerji alımını artırır. Ayrıca yapılarındaki posalar nedeniyle de tok tutarlar. Çiğ sebzeler de bu görevi yerine getirir. Bu nedenle sebze tüketimi de önemli” dedi. Aşırı tuzlu yiyeceklerin su ihtiyacını artırdığını belirten Ataman, sahurda bu tür yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini söyledi.

Sahurda zeytin gibi salamura besinlerden kaçınılması gerektiğine dikkat çeken ataman, “Turşu, salamura, konserve gibi besinler çok fazla tuz içeriyor. Bunların tüketiminden kaçınmakta fayda var. Bu tür besinler tuz içeriği fazla olduğu için su ihtiyacını artıracaktır. Su ihtiyacını artıracağı için şekerli besinlerden de kaçınılması gerekir.

Sahurda sandviç gibi bir şeyler hazırlanabilir. Ekmeğin tam tahıllı olmasına dikkat edersek, tok tutacağı için gün içerisinde çok fazla susuzluk sıkıntısı yaşamayabilirler. Bunun yanında bol miktarda meyve ya da sebze tüketilirse su ihtiyacı bir miktar giderilebilir” diye konuştu.

İftarda özellikle aşırı yağlı yiyeceklerden kaçınılması gerektiğini belirten Ataman, “Pişirme yöntemi de aslında yediğimiz besinler kadar önemli. Yiyeceklerin kızartılmadan hazırlanması gerekir. İftar sofrasında özellikle kızartma çeşitleri fazlaca bulunur. Bu sofrayı sadeleştirmek gerekiyor. Sebze, yoğurt, salata bulunduracak şekilde soframızı hazırlayabiliriz.

Et grubundan besin tüketeceksek eğer, bunun kızartılmadan, fırında ya da haşlanarak hazırlanmasında fayda var. Besin alımını gün içerisine yayamayacağımız için bunu tam tersine çevirerek günü geceye yaymaya çalışacağız. Ana yemekte beyaz etin biraz daha ağırlıklı olması faydalı. Sebze yemeği mutlaka bulunmalı.

Eğer mutlaka bir tatlı bulunacaksa bunun sütlü tatlılar olmasını öneriyoruz. Hamurlu tatlılar yerine iftardan sonra meyve ya da küçük ara öğünler eklenebilir. Böylece azar azar sık sık beslenme ilkesini uygulayabiliriz. Sahurda da tok tutmasını sağlamak için tam tahıllı, çavdarlı, kepekli, yulaflı ekmek tüketilebilir” ifadelerini kullandı.

Lakpa Gelu'ya göre, diğer şerpa, rekoru iki saat farkla eline geçirdiğini savunuyordu. Ama Lakpa inanmıyordu bu şerpaya. İki yıldır Katmandu'da yaşadığım için Lakpa'nın ikilemine vereceğim cevap kolaydı. “Miss Hawley bu konuda ne düşünüyor?” diye sordum.

Nepal'e taşınmadan önce Elizabeth Hawley ya da daha iyi bilinen adıyla Miss Hawley diye birisinin varlığından haberim yoktu. Ama artık 87 yaşındaki bu kadının tüm dağcılık çevrelerinde olduğu kadar, Nepal'deki dağcılar arasında da ün yapmış olduğunun farkındaydım.

Miss Hawley, Amerika'dan gelmişti. ABD'deki bir veri tabanı için Himalayalar'a çıkan dağcıların resmi kayıtlarını tutuyordu.

Katmandu sokaklarının karmaşasından uzaktaki ufak apartmanında, Nepal'e gelen her keşif grubu hakkında titiz bir şekilde bilgi topluyordu. Gözünden hiçbir ayrıntı kaçmıyor, gerçeklerin kokusunu hemen alıyor, acımasızlığıyla tanınıyordu.

Miss Hawley, zirveye çıkan ve çıkamayanların gayrı resmi yargıcı haline gelmişti. Dağcılık dünyasının Miss Marple'ıydı o.

New York'dan Katmandu'ya

Miss Hawley ile bir yıl önce, bir Koreli dağcının tartışmalı tırmanışı hakkında haber yaparken tanışmıştım.

Kitaplarla çevrili odasında oturmuş, söz konusu tırmanış ve genelde hayat üstüne konuşmuştuk.

Gayet düzgün bir etek üstüne içli dışlı triko giymiş bu ufak tefek yaşlı kadının, Himalayalar'a tırmanan dağcılar konusunda, nasıl olup da dünya çapında bir uzman haline geldiğini merak ediyordum.

1923 yılında Şikago'da doğmuş olan Elizabeth Hawley, hiçbir zaman gerçeklerin gözünden kaçmadığını anlattı bana. Üniversiteden sonra New York'daki Fortune dergisinde araştırmacı olarak iş bulmuş. İşi, derginin “morg”unda çalışmakmış. Yani dergide ele alınan her tür konu hakkında yazılmış yazıların ve araştırma belgelerinin depolandığı, mağarayı andırır arşiv bölümü…

“Bilginin doğru olması gerektiğini, Fortune dergisinde öğrendim.” diyor ve sürdürüyordu Miss Hawley:

“Pasaklı olmak korkunç birşey. Terbiyesiz ve yanıltıcı olmak değil iş sadece. Böyle davrananları hemen atmak lazım!”

Sonsuz bir merak taşıyan Elizabeth Hawley, kendisine verilen maaşı ve yıllık izinlerini, dünyada turlara çıkmak için kullanmış.

Time dergisinin Delhi bürosunu ziyaret ederken Katmandu'ya gidip oradaki seçimler hakkında haberler yazması istenmiş.

Elizabeth Hawley, kendisini hiçbir zaman bir yazar olarak görmediğini, muhabirlik diline sahip olmadığını düşündüğünü anlatıyor. Ama yine de atlamış bu fırsatın üstüne.

Yanına bir ufak daktilo alıp birkaç hafta boyunca Nepal Sarayı'nda dönen entrikaları ve güdülen siyasetleri izlemiş. Ve bu, Katmandu'ya gelip yerleşme kararı almasına yetmiş.

“Orada kalıp üç-dört yıl boyunca Nepal'in kabuğundan çıkmasını ve 20. yüzyıla uyum sağlamasını izlemenin çok ilginç olacağını düşünmüştüm.” diyor Miss Hawley. Ama işte, o birkaç yıl, bir ömre dönüşmüş; Elizabeth çeşitli işlere girmiş çıkmış bu sürede. Time dergisinin muhabirliği, Reuters ajansına muhabirlik, seyahat acentalığı ve hatta fahri Yeni Zelanda konsolosluğu…

Ama dönüp dönüp yaptığı iş, hep, dağcılık olmuş.

Gerçekleri saptama ve araştırma merakı yüzünden, adeta kurumlaşarak, Himalayalar'a tırmanışların, canlı belleği haline gelmiş.

Peki ya, Lakpa'nın rekoru?

Elizabeth Hawley'i yeniden ziyaret edip diğer şerpanın doğruyu söyleyip söylemediğini sordum. “Zannetmiyorum” dedi Miss Hawley. Diğer şerpanın Everest'e tırmanışının “fazla hızlı” olduğunu ve kimsenin adamı dağda görmediğini söyledi. “Zaten bu öbür şerpa gasp suçuyla hapse girdi. Güvenilir bir insan değil.” diye de ekledi. Ayrılmak üzere kalkarken, sordum Miss Hawley'e:

Bunca yıl sonra, kendisini bir dedektife benzetiyor muydu?

Biraz duraksadı ve sonra başını sallayarak, “Evet, sanırım. Yarım kalmış işleri tamamlamayı severim.” dedi.

Page 3

FATİH KEÇE/ADANA Edinilen bilgiye göre, öğretmen olan babasını küçük yaşlarda kaybettiği öğrenilen 15 yaşındaki B.N.A., ilköğretimi tamamladıktan sonra girdiği sınavlarda Adana üçüncüsü olarak Adana Fen Lisesi'ni kazandı. Okula kaydı sırasında B.N.A.'nın öğretmen anne ve amcası, okuldaki İngilizce öğretmeni Semih G.

(47) ile aynı okuldan mezun olduklarını öğrendi. Ailesi, Semih G.'ye “Kızım artık size emanet, tanıdık birilerinin olması bizi sevindirdi” dedi. Evli ve 2 çocuk babası olduğu bildirilen Semih G., geçen yıl ilgi duymaya başladığı küçük kızı evleneceklerini söyleyerek kaçırdı. Kaçırma olayından 2 gün sonra B.N.A.'yı ailesine götüren Semih G.

, şikayetçi olmamalarını istedi. Kızlarının geleceğini olumsuz etkilememesi için aile durumu polise bildirmezken, B.N.A.'nın kaydını Niğde'deki bir liseye aldırdı. Ancak Semih G.'nin, ilişkisini kesmediği kızla internet ve telefon aracılığıyla, zaman zaman da Niğde'ye giderek yüz yüze görüştüğü öğrenildi. Semih G.

'nin geçen hafta yazlık evini satıp bankadaki paralarını da çekerek 100 bin TL nakit para ile B.N.A. ile Adana'da buluşup kaçtığı öne sürüldü. Kızlarının eve gelmemesi üzerine polise başvuran aile, B.N.A.'nın İngilizce öğretmeni Semih G. tarafından kaçırıldığını söyleyerek polise başvurdu. Araştırma yapan polis, Semih G.

'nin eşi ve çocuklarına otomobili ile Adana'daki evin tapusunu bıraktığını öğrendi. Eşinin öğrencisiyle olan ilişkisinden haberdar olan Semih G.'nin eşinin ise kaçma olayından kısa bir süre önce kayınpederini arayıp, “Oğlunuz evi terk edecek. Artık bizimle de ilgilenmiyor” diyerek yardım istediği öğrenildi. Semih G.

'nin yerini belirlemek için geniş çaplı araştırma yapan polis, görev yaptığı okuldaki öğrenci ve öğretmenlerle de görüşürken, öğretmenin yerinin belirlenmemesi için telefon hatlarını kapattığı, başkasının adına kayıtlı telefon hattını kullandığı anlaşıldı. Öğrencisiyle kaçan Semih G.

hakkında olumlu görüş belirten öğrencilerin ise, “Okuldaki tüm öğrencilerle iyi geçinirdi. Herkesle özellikle kız öğrencilerle iyi bir diyaloğa sahipti” dediği öğrenildi. Öğrencileri Semih.G. için bir internet sitesinde de, “Lisenin yiğit öğretmenidir. Biraz asabidir ama kalbi tertemizdir.

Maddi durumu bozuk bir öğrenci arkadaşımıza para verirken gördüğümde, 'Oğlum sakın kimseye söyleme, arkadaşın rencide olur' dedi. Üçkağıtçılığı sevmez, öğrencilere babalarının mesleğine göre değil karakterlerine göre davranır” şeklinde yorumlar yazdı.

Semih G.

'nin 4 Ekim Pazartesi gününden beri görev yaptığı okula gelmediğini ve bundan dolayı hakkında yasal işlem başlatıldığını açıklayan Adana İl Milli Eğitim Müdürü Abdulgafur Büyükfırat, öğretmene ailesinin de ulaşamadığını, ailenin öğretmenin yanında yüklü miktar para ile gittiğini söylediğini belirtti.

Источник: https://www.iha.com.tr/haber-ramazanda-cay-kahve-uyarisi-186300/

İftar ve Sahur Arasında Mideyi Rahatlatan Çaylar

İftar ve sahur arasında 3ten fazla çay-kahve izmeyin

11 ayın sultanı ramazan diyoruz, o gelince içimizde bir heyecan, bir mutluluk hissediyoruz. Coşkumuzun doruğa çıktığı an da iftar sofrasına oturmamızla başlıyor.

Sevdiklerimizle bir araya geliyoruz, aynı masanın etrafında huzurla, keyifle sohbetler ediyoruz, en sevdiğimiz yemeklere kavuşuyoruz, birbirimizin halinden daha bir anlıyoruz.

Bu güzellikler içinde bazen tam anlamıyla ipin ucunu kaçırıyoruz. Sofradaki nefis lezzetlere kayıtsız kalamıyor, doysak da yemeye devam ediyoruz.

Sonrası biraz pişmanlık oluyor. Sahura kadar mide ağrıları çekebiliyoruz. İşte tam da bu sorunun önüne geçecek yardımcılarımızla geldik bu kez. Midenizi rahatlatacak, yediklerinizi sindirmenizi kolaylaştıracak bu çaylardan destek alarak iftar sonrası yaşadığınız sindirim sorunlarının önüne geçebilir, sahura kadar midenizi eskisinden daha iyi bir hale getirebilirsiniz.

Yeşil çayla başlayalım: Lime dilimli buzlu yeşil çay

Yeşil çayın metabolizmayı hızlandırma ve yağ yakma özelliklerine bir de enerji vermesi eklenince değmeyin keyfinize. Üstelik içindeki buz da yeşil çaya destek olup metabolizmanızı hızlandıracak, lime dilimleri de sindiriminizi kolaylaştıracak. Hemen bunu yapmalıyım diye düşünenleri lime dilimli buzlu yeşil çay tarifimizle baş başa bırakıyoruz.

İçiniz ferahlasın: Nane çayı

Çok yemekten bir anda şişiveren midelere ilaç gibi gelir nane çayı. Hazımsızlık sorunlarını çözeri, nefis tadıyla da ağzınızdan midenize uzanan bir ferahlık sağlar. Gaz sorunlarına iyi gelmesi de bonusu olur.

Nasıl yapılır derseniz, bir çay kaşığı kurutulmuş naneyi bir büyük boy bardak kaynamış suya koyuyorsunuz, 15-20 dakika demlenmeye bırakıp sonrasında afiyetle içiyorsunuz. Nane çayı hakkında daha çok bilgi ya da püf noktası öğrenmek isteyenlerse şuraya göz atabilirler.

Ramazanda evinden eksik etme: Rezene çayı

Rezene çayını, bebeklerin gaz sorunlarını çözmek için kullananları görmüşsünüzdür mutlaka. İşte bu özelliği ramazanda en büyük yardımcınız olacak. Bağırsaklarınızı da midenizi de rahata kavuşturacak çünkü bu çay. Bununla da kalmayacak, metabolizmanızı hızlandıracak, yağ yakmanızı kolaylaştıracak.

Tüm bu etkileri görmek için sizin yapmanız gerekense 1 su bardağı kaynamış suya 1-2 çay kaşığı kurutulmuş rezene ekleyip 10 dakika beklemek. Sonrası mutluluk, sonrası huzur.

Biraz balla mis olur: Meyan kökü çayı

Susuzluk hissini giderme etkisi nedeniyle bir sonraki gün yardımcı olması için sahurda bile içebileceğiniz meyan kökü çayı, hazımsızlık sorununun da önüne geçmede etkili.

Aktarlarda bitki kök şeklinde kolayca bulabileceğiniz meyan kökünden çay yapmak için önce küçük parçalara ayırmayı unutmayın.

Sonrası basit, 1 bardak kaynamış suyun içine yaklaşık 1 çay kaşığı meyan kökü atarak 5 dakika bekletin ve çayınız hazır.

Her yere tarçın, her yerde tarçın: Tarçın çayı

Sadece aktarlarda değil marketlerde bile hem çubuk hem de toz olarak bulabildiğimiz tarçınları aldık, çay yaptık. Tarçının mide ağrılarına iyi gelme, metabolizmayı hızlandırma ve açlık hissini bastırma özelliklerinden sonuna kadar faydalandık.

Tarçın çayını çubuk tarçından yapacaksanız bir çubuğu önce hafifçe yıkayın, sonrasında 4-5 parçaya ayırın. Bir bardak kaynamış suyun içine koyun ve 10 dakika kadar demlenmeye bırakın. Eğer toz tarçın kullanacaksanız 1 bardağın için 1,5 çay kaşığı toz tarçın atıp aynı şekilde demleyebilirsiniz.

Rahatlamanın daha leziz bir yolu yok: Yasemin çayı

Hem fiziksel hem de ruhsal olarak rahatlamanın formülü olarak bilinen yasemin çayı, yağ yakımını hızlandırmasıyl da herkesin mutfağında bulunması gereken çaylardan. Kendisi aynı zamanda mide asitlerini düzenleyerek gastrit ve hafif mide ağrılarını dindirmede de oldukça etkili.

Aktardan kolayca bulacağınız kuru yasemin çayını 1 demlik kaynamış suyun içine 1 yemek kaşığı olacak şekilde koyun ve 10 dakika kadar demlenmesini bekleyin. Ardından misler gibi kokusu eşliğinde afiyetle için.

Tadına çok da takılmamak lazım: Funda çayı

Tadı biraz sert olduğu için pek tercih edilmese de funda bitkisinden elde edilen bu çay, özellikle ramazanda mutlaka tüketilmesi gerekenlerden aslında.

Böbreklerin çalışmasını düzenlemesiyle tüm gün oruç tutan bünyelerde olumlu etkiler yaratan funda çayı, metabolizmayı hızlandırarak yediklerimizin de kolayca sindirilmesini sağlıyor.

Aynı zamanda sahura kalkmaya alışamamış insanlar için de önemli bir takviye, çünkü uyku bozukluklarının önğüne geçiyor.

Nasıl hazırlanıyor peki? Aktardan alacağınız funda yapraklarını kaynamış suyun içine atıyor ve suyu bu şekilde kaynatmaya 5 dakika daha devam ediyorsunuz, sonrasında suyun altını kapatıp 10 dakika kadar demlenmesi için bekliyorsunuz ve çayınız hazır.

Her şeye bir çaresi var: Sarımsak çayı

Sarımsak Çayı Tarifi

Sarımsağın faydalarından yararlanmanın en sıvı hali olan bu çay, hazmı kolaylaştırmada bir usta. İftarda ipin ucunu kaçırdıysanız mesela, hemen sarımsak tarifimize doğru alalım sizi. Çünkü kendisi hem kolesterolü dengeler, hem metabolizmayı hızlandırır hem de yüksek tansiyonu dengeler. Sahura kadar hiçbir şeyiniz kalmaz.

Sahurda içmelik: Karahindiba çayı

Karahindiba çayı, iştahı düzenlemesiyle bilindiğinden aşırı yeme isteğinin önüne geçme konusunda en kararlı çaylardan. Kan şekerini düzenleyen ve bu nedenle sık sık acıkma ve aşırı yeme isteğinin önüne geçen çayımız, adeta sahur için yaratılmış gibi.

Hazırlanışına gelirsek, diğer çaylara oranla biraz zahmetli.

6 çay kaşığı kurutulmuş karahindiba kökü ve 6 çay kaşığı karahindiba yaprağı kaynamış suyun içine atılır, su içinde karahindibayaprağı ve kökü varken 20 dakika daha kaynatılır.

Taze karahindiba kullanılacaksa ölçü 2 katına çıkarılarak aynı işlem uygulanır. Sonrasında afiyetle içilir. Tadını beğenmezseniz tarçın ya da bal gibi sağlıklı malzemelerle tat katabilirsiniz.

Küçük bir not: Eğer ciddi bir rahatsızlığınız varsa bu çaylardan önce doktorunuza başvurmanız gerektiğini hatırlatalım istedik.

Источник: https://yemek.com/iftar-ve-sahur-arasinda-mideyi-rahatlatan-caylar/

Çayın Kahvenin Faydaları, Zararları (Ne kadar Tüketmeliyiz)

İftar ve sahur arasında 3ten fazla çay-kahve izmeyin

Ülkemizde çok sevilen, oldukça sık tüketilen çay ve kahvenin insan sağlığı üzerine bir çok yararı ve zararı var. Özel durumlar haricinde, dozunda tüketilmesi durumunda bu içeceklerin sağlık açısından olumlu etkileri bir çok bilimsel çalışma ile kanıtlanmıştır.

Aynı şekilde doz aşımı yapılması ve / veya kaçınılması gereken bir duruma sahip olunmasına rağmen tüketimine devam edilmesi bir takım sağlık problemlerini beraberinde getirmektedir.

Bu yazımızda çay ve kahvenin faydaları ile birlikte zararlarına hızlıca göz atıp kafein miktarlarına ve önerilen dozlarına değineceğiz.

Vazgeçilmez İkili: Çay ve Kahve

Sohbetlerimizin, anılarımızın ortağı yaz, kış her mevsim içilebilen vazgeçilmez ikili… Kırk yıl hatırı olan kahve ile tavşan kanı çayın dostluğu eskilere dayanıyor aslında.

Rivayete göre kahvenin hikayesi, bir çobanın otlattığı keçilerinin ağaçtaki yemişleri yiyince sürekli hareket edip, zıplamaları ve gece uyuyamamaları üzerine fark edilmiş. Çay ise, ilk olarak Çin, daha sonra 6.

Yüzyılda Japonya derken günümüze kadar farklı kültürlere misafir olmuş, farklı sofralarda demlenmiş, mis gibi kokularıyla içimizi ısıtan içeceklerimizden olmuşlar.

Çay ve kahvedeki kafein miktarı

Kafein , dünya üzerinde en az 63 çeşit bitkinin yapraklarında, tohumlarında ya da meyvelerinde bulunan bir maddedir .Başlıca kafein kaynağı çay ve kahvedir. Kafein kola gibi gazlı içecekler tat vermesi için de eklenmekle birlikte çikolatada da bulunmaktadır.

Çayın kafein miktarını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bunlardan bazıları demlenme süresi, demlenme derecesi, çay çeşidi ve çeşididir.

Kahvenin kafein miktarnı ise kahve çekirdeklerinin cinsi, nerede yetiştiği, hangi yollarla üretildiği, hasat edildiği ve demlendiği önemlidir.

 Çay yaprakları kahve çekirdeklerinden daha fazla kafein içermesine rağmen, çay demlemek için daha az miktarda çay yaprağı kullanıldığı için bir bardak çayın içerisindeki kafein miktarı, bir bardak kahve içerisindekinden genelde daha azdır.

Kahve Cinsi – Kafein(mg)                                         Çay Cinsi – Kafein(mg)

Saf, demleme kahve (1 kupa) 135                                   Siyah Çay (1 kupa) 40-70

Hazır kahve(1 kupa) 95                                                          Yeşil Çay 25-40

Espresso (1 porsiyon) 30-50

Aromalı (1 kupa) 25-100

Nescafe gold (1 kupa) 52

Nescafe classic (1 kupa) 72

Çayın ve Kahvenin Yararları

Çayın ve kahvenin yararları aşırıya kaçılmadan tüketildiği taktirde kendisini göstermektedir.

Çay araştırmalara göre içerisinde bulunan maddelerden  flavonoidlerin (bitkilerden elde edilen, besinlerde doğal olarak bulunan antidoksidanlar) kan damarlarını genişleterek kanın vücuttaki dolaşımını daha kolay sağladığını bir tür fitokimyasal olan flavanoid ile kalbi doğal yoldan korumanın mümkün olabildiği gösterilmiştir. Ayrıca kolesterolü düşürdüğü, kanser risklerini azalttığı, içerdiği floridler sayesinde diş çürüklerini önlemede yardımcı olduğu çalışmalarda görülmüştür.

  • Fareler üzerinde yapılan bir başka çalışmada, orta yaşta günde üç ila beş fincan kahve içmenin, Alzheimer ve demans gelişme riskindeki yüzde 65’lik bir düşüşle ilişkili olduğu bulundu.
  • Çay tüketimi ve kilo verme ilişkisinin incelendiği bir çok çalışmada özellikle yeşil çayın ağırlık regülasyonunu sağlama konusunda önemli etkileri olduğu görülmüştür. Günlük kafein hakkınızın en azından bir fincanını yeşil çaydan yana kullanmanız hem ağırlık kontrolünü sağlamanıza hemde bağışıklık sistemi güçlendirmenize katkı sağlayacaktır. Daha detaylı bilgi için Bknz: Yeşil Çayın Faydaları ve Zararları
  • Yapılan araştırmalara göre kahve tüketimi, erken ölüm ve kardiyovasküler ölüm, kalp hastalığı, kanser, alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı, siroz ve diyabet riskinde azalma ile ilişkilidir. 
  • Kahve prostat kanseri, deri kanseri ve beyin tümörleri gibi çeşitli kanser türlerine karşı koruyucu etkisi olduğu bilinmekte olan kahvedeki antioksidan bileşenlerin, vücudumuzda hücre hasarlarına neden olarak, kanser gelişimine sebep olabilen radikalleri etkisiz hale getirebiliyor.
  • Yapılan bir çalışma günde 3-4 fincan kahve tüketen kişilerde ağız ve farenks kanseri gelişme riskinin yüzde 39 oranında azaldığını göstermiştir.
  • Düzenli olarak tüketilen kahvenin parkinson hastalığı riskini de düşürdüğü görülmüş ayrıca hafıza için olumlu etkiler yarattığı, Alzheimer ile savaştığı gözlemlenmiş bu da kahvenin içerisinde bulunan kafeinin etkisinden olduğu bilinmektedir.
  • Hollanda’da yapılan bir araştırmda günde 3-6 bardak çay içenlerin, kalp hastalıklarından ölme riskinin günde bir bardaktan az içenlere göre yüzde 45 daha düşük olduğu tespit edildi. Günde 2-4 fincan kahve içen insanlar, daha az içmiş olanlara göre yüzde 20 daha düşük kalp hastalığı riskine sahiptir.

Kafein Tüketimi ve Dozu (Günde kaç bardak çay, kahve)

  • Kafeinin günlük tüketim miktarı 300mg/gün olmalı diyoruz. Peki bu ne demek? Orta düzey kafein tüketimini ,ancak aşağıda belirtilen miktarları aşarsak geçmiş oluruz;
  • 3-4 kupa kavrulmuş ve çekilmiş kahve
  • 5 kupa hazır kahve
  • 5 kupa çay
  • Yayınlanmış binlerce bilimsel çalışma beslenmemizdeki diğer kafein kaynaklarını da göz önüne alarak, orta düzey kahve tüketiminin (2-3kupa/gün) sağlık üzerine hiç bir olumsuz etkisi olmadığını, tüketimin kesinlikle güvenli olduğunu, hatta kahvenin içerdiği antioksidanlar ve kafein nedeniyle sağlık üzerine olumlu etkisi olabileceğini göstermektedir.

Sağlıklı yetişkin bireylerde günde 1-2 fincan kahve, 5-6 fincan çay tüketilmesi vücut için yararlıdır. Bu konuda daha detaylı bilgi almak için:
Kafeinin Olası Yarar ve Zararları: Kafein İçeren Besinler

Peki günlük hayatta sayısının farkında olmadan aşırı çay ve kahve tüketiminin vücutta ne gibi etkileri olmaktadır?

Çayın ve kahvenin Olası zararları

Bu sıcak içeceklerin kafein içeriğine bağlı olarak tüketilmesinin yan etkileri olabilir. Kafein kaygı, uykusuzluk ve düzensiz kalp atışı neden olabilir.

Ek olarak, kahve sindirim sistemini, mesaneyi ve prostatı tahriş edebilir. Yüksek kafein tüketiminin yan etkileri kahve ve çay için aynı derecede geçerlidir.

Bununla birlikte, kahvede bulunan aynı yüksek düzeydeki kafeinlere eşit miktarda daha fazla çay içmek zorunda kalacaksınız.

Şimdi çayın fayda ve zararlarına maddeler halinde bakalım:

  • Gün içerisinde aşırı tüketilen çay yada kahve; sinir bozukluğu , kabızlık, yüksek tansiyon,el titremesi, baş ağrısı sıkıntı ve uykusuzluğa neden olabilir.
  • Aşırı çay kahve tüketimi idrar miktarında artışa neden olur.İdrarla dışarı atılan üre asidi miktarını azaltır. Romatizma hastalığı olanlara zarar verir.
  • Çayda bulunan okzalat, böbreğinde kum ve taş olanlar için zararlıdır
  • Yüksek tansiyon hastası,karaciğer hastası ve kabızlık çekenler çay içmemelidir.
  • Sağlıklı yetişkin bireylerde alınan kafeinin yüzde 99’u emilir ve alındıktan 5dk sonra tüm dokularda görülmeye başlar. Gebe ve emziklilerin 300mg (3 fincan) üzerinde kafein almaları düşük tehsine ve düşük doğum ağırlıklı bebek doğumuna neden olabilmektedir.
  • Demir düzeyi düşük olan kişiler; özellikle çocuk, ergenler ve gebeler yemeklerle birlikte çay tüketmekten kaçınmalıdır. Çayın hiçbir şekilde bebek içeceği olmadığı bilinmelidir. Yemek ile çay arasındaki saat farkının en az 1 saat olması ve çaya bir parça limon atılması da demir emilimi üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirir.
  • Kişi çay ve kahveyi şekerli tüketiyorsa, her bardakta alacağı fazladan basit şeker başta obezite olmak üzere, diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi birçok kronik hastalığa sebep olabilir.
  • Hamile kadınlar, düşük doğum ağırlığı, kalp problemleri ve daha sonraki yaşamdaki davranışsal problemlerle bağlantılı olan kafein içeriği nedeniyle kahve veya çay tüketimini sınırlandırmalıdır.

İçtiğiniz her fincan çay veya kahve için, (fincanınızın büyüklüğüne bağlı olarak) yaklaşık eks 200 ml sıvı alın. Çay ve kahve diüretik etki yaptığından idrar sonrası kaybedilen suyun yerine koyulması oldukça önemlidir.

Günlük içtiğiniz çay ve kahvenin miktarına bağlı olarak yaklaşık ek 200 ml sıvı alın. Çay ve kahve diüretik etki yaptığından idrar sonrası kaybedilen suyun yerine koyulması oldukça önemlidir. İçtiğiniz içeceklerin su ihtiyacını karşıladığını asla düşünmeyin!

Tüm bu artı ve eksilerinin üzerine sofralarımızdan eksilmeyen bu içecekleri porsiyon kontrolünde, doktorunuza veya diyetisyeninize danışarak tüketmeli ‘azı karar çoğu zarar’ ifadesini unutmamaya gayret edelim. Çayın ve Kahvenin faydaları olduğu kadar zararlarının da  olduğunu unutmayalım.

Yazarlrımızdan Diyetisyen Hilal Eryiğit Kastamonu Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü mezunudur. İlgi alanları : Sporcu beslenmesi, Aktif Yaşam, Plates/Fitness, Obezite, Psikoloji ve beslenme, Anne ve bebek beslenmesi, Sağlıklı ve fit tarifler

Источник: https://www.beslenmerehberim.net/cayin-ve-kahvenin-faydalari-zararlari/

Bugün Ne Pişirsem? Diyenler İçin Günlük İftar ve Sahur Menüsü

İftar ve sahur arasında 3ten fazla çay-kahve izmeyin

Türk mutfağının sahur ve iftar menüleri oldukça zengindir. Bu durumda iftar saati geldiğinde çeşit çeşit yemeklerin arasında kaybolmadan önce ipin ucunu kaçırmamak gerektiğini bilmeli, dengeli beslenmelisiniz.

Ramazan iftar menüleri sağlıklı yöntemlerle pişirilmiş yemekler bakımından zengin olmalı, sebze ve et yemeklerini eşit oranda taşımalı, bağışıklık sisteminin güçlü kalmasını sağlayacak şekilde hazırlanmalıdır.

Ramazanda uzun süren tokluk hissi için mutlaka sahura kalkılmalı ve su ihtiyacına neden olmayacak besinler tüketilmelidir. Basit bir kahvaltı, bir kase çorba, bol su tüketimi sahur için en ideal beslenme şeklidir.

Sahur menüsü

Ramazan ayı boyunca sahurda tok tutan yiyecekler tüketmeli, hem midenizi yoracak hem de gün boyu susuzluk yaşamanıza neden olabilecek yemeklerden uzak durmalısınız. Sahur sofranızda mutlaka; haşlanmış yumurta, beyaz peynir, birkaç tane az tuzlu zeytin, bal, pekmez, tam buğday ekmeği, salatalık, meyve ve su olmalı.

Sahurda ve iftarda hızlı yememek ve yemek yedikten hemen sonra yatmamak temel prensibiniz olmalıdır.

İftariyelik listesi

Ramazan boyunca iftar sofranızdan iftariyelik eksik olmasın. İftariyelikler, sıcacık Ramazan pidesi ile hafif bir başlangıcın en lezzetli halidir. Sağlıklı bir iftar sofrasında çorba ve ana yemek arasında misafirlerinize mutlaka bol çeşitli serpme iftariyelikler hazırlayın. Sofranızda mutlaka aşağıdaki çeşitler olsun:

  • Peynir çeşitleri (beyaz peynir, eski kaşar, hellim peyniri vb.)
  • Siyah ve yeşil zeytin
  • Hurma
  • Pastırma
  • Bal, tahin pekmez, reçel çeşitleri
  • Kuruyemiş (tuzsuz ve sossuz)
  • İftardan sonra damak zeinize uygun bir çay veya kahve hazırlayabilir, tatlınızı ve kuruyemişinizi sıcak içeceğinizin eşliğinde keyifle yiyebilirsiniz.

29 gün boyunca “iftarda ne pişirsem? demeden önce işinizi kolaylaştıracak iftar menüsü örnekleri:

1. Gün 

  • Yayla çorbası
  • Karnıyarık
  • Pirinç pilavı
  • İftariyelikler
  • Mevsim salatası
  • Revani
  • Çay

3. Gün 

  • Domates çorbası
  • Etli taze fasulye
  • Patates salatası
  • Sütlaç

4. Gün 

  • Ayran aşı çorbası
  • Yeşil mercimekli semizotu
  • Mevsim salatası
  • Dondurma

5. Gün 

  • Terbiyeli tavuk suyu çorba (tavuk parçalı)
  • İslim kebabı
  • Su böreği
  • Çoban salatası
  • Baklava

6. Gün 

  • Sebze çorbası
  • Tavuklu enginar
  • Pirinç pilavı
  • Yoğurt
  • Meyve salatası

8. Gün 

  • Ezogelin çorba
  • Etli biber dolması
  • Yoğurtlu semizotu salatası
  • Meyve salatası

9. Gün

  • Domatesli şehriye çorbası
  • Patlıcan musakka
  • Tereyağlı ve cevizli erişte
  • Cacık
  • Supangle

11. Gün

  • Köfteli Hamurlu Çorba
  • Levrek buğulama
  • Roka salatası
  • Cevizli yaz helvası

12. Gün 

  • Kabak çorbası
  • Kıymalı bezelye yemeği
  • Erişte
  • Yoğurt ya da salata
  • Lokma tatlısı
  • Çay

13. Gün 

  • Yoğurt çorbası
  • Orman kebabı
  • Bulgur pilavı
  • Çilekli komposto

14. Gün 

  • Hazır çorba
  • Soslu tavuk kanatları
  • Peynirli makarna
  • Meyve ve kuruyemiş

15. Gün 

  • Süt çorbası
  • Ispanaklı yumurta
  • Kızarmış ekmek ve mini bir kahvaltı
  • Elma kompostosu

16. Gün 

  • Ezogelin çorbası
  • Piliç pirzoladan tandır
  • İç pilav
  • Ev yapımı meyve suyu

17. Gün

  • Kremalı mantar çorbası
  • Tekirdağ köfte
  • Domatesli spagetti
  • Ayran
  • Limonlu parfe

19. Gün 

  • Tarhana çorbası
  • Ispanak yemeği
  • Arpa şehriye pilavı
  • Yoğurt veya cacık
  • Kadayıf dolması
  • Çay

20. Gün

  • Şehriye çorbası
  • Patlıcan kebabı
  • Tereyağlı erişte
  • Ayran
  • Kadayıflı muhallebi

21. Gün 

  • Soğuk yoğurt çorbası
  • Sulu köfte
  • Yeşil salata
  • Gül güllaç

22. Gün 

  • Ezogelin çorbası
  • Balık köftesi
  • Fırında makarna
  • Çoban salata
  • Elmalı sorbe

23. Gün 

  • Süt çorbası
  • Ispanaklı yumurta
  • Ramazan pidesi ve kahvaltı
  • Komposto

24. Gün 

  • Süt çorbası
  • Kabak dolması
  • Domatesli makarna
  • Salata
  • Zerdeçallı muhallebi

25. Gün 

  • Sebze çorbası
  • Fırında tavuk baget
  • Pirinç pilavı
  • Yoğurt
  • Köz patlıcan ve köz biber salatası

27. Gün 

  • Domates çorbası
  • Fırında somon
  • Mevsim salatası
  • Tahin helvası

28. Gün 

  • Yeşil mercimek yemeği
  • Makarna
  • Söğüş salata
  • Fırın sütlaç

29. Gün 

  • Şehriyeli et suyu çorba
  • Kıymalı bezelye yemeği
  • Bulgur pilavı
  • Yoğurt ya da cacık
  • Şeftalili ya da kavunlu dondurma

Ramazanda sahur ve iftar sofralarında yer vereceğiniz iftariyeliklerinizi, kahvaltılıklarınızı ve yöresel yemek tariflerinizin malzemelerini CarrefourSA marketlerinde bulabilirsiniz. Ramazanda sağlıklı beslenme önerileri, kolay yemek tarifleri, pratik tatlı önerileri, videolu yemek tarifleri, iftar sofralarına özel ana yemek tarifleri için bloğumuzu takip etmeye devam edin.

Источник: https://nelazimsa.carrefoursa.com/30-gunluk-iftar-sahur-menusu/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.