İlaç araştırmalarında twitter etkisi

DERGİ – Cinsel isteksizlik sorunu olan kadınlara ilaç var mı?

İlaç araştırmalarında twitter etkisi

Linda Geddes BBC Future

Barbara Gattuso 30’lu yaşlarının sonuna doğru kocası ile sekse karşı tavrının değiştiğini fark etti. “Bu konuyu onunla hiç konuşmadım ama doğrusu seks umurumda değildi” diyor. Şimdi 66 yaşında Barbara.

Sorunu isteksizlikti. Çoğu zaman, uzun dönemli ilişki yaşayan kişilerde zaman içinde başlangıçtaki tutkulu dönem söner gider. Fakat Barbara’nın sekse karşı hiç ilgisi yoktu.

Ve sadece kocasına karşı değil hiç kimseye karşı herhangi bir cinsel arzu beslemiyordu. Cinsellik alanında çalışma yapan psikologlar cinsel istekteki dalgalanmaları tümüyle normal karşılıyor, özellikle kadınların yaşı ilerledikçe.

Bazıları ise bunun beyindeki kimyasalların dengesizliğinden kaynaklanan tıbbi bir sorun olduğuna inanıyor.

Bugünlerde ABD Gıda ve İlaç Bakanlığı (FDA), “kadınlara yönelik viagra” olarak da bilinen Flibanserin adlı ilacın kullanımına onay verip vermeyeceğini tartışıyor. İlacın lehinde ve aleyhinde görüş belirten uzmanlar var.

Peki cinsel arzunun ortadan kalkmasına neden olan nedir? Flibanserin’in bu sorunu nasıl çözmesi bekleniyor? Yaşı ilerledikçe cinsel sorunlarla yüz yüze gelen sadece kadınlar değildir. Erkeklerin Viagra kullanımı bunun açık göstergesidir.

California Üniversitesi’nde psikiyatrist Stephan Stahl tıptaki şu deyimi hatırlatıyor: “Erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluğu üç şekilde görülür: Ereksiyon, ereksiyon, ereksiyon.” Ve şu eklemeyi yapıyor: “Kadınlarda da cinsel fonksiyon bozukluğu üç şekilde görülür: Arzu, arzu, arzu.”
Telif hakkı BBC World Service

Bilim insanları açısından hem arzudaki bu azalmanın nedeni, hem de arzunun kaynağı gizemini koruyor. Tek bilinen şey bu sorunun beynin ödül bağlantılarıyla ilgili olduğu.

Bu konudaki teorilerden biri, kadınlarda cinsel isteğin azalması bozukluğunun (HSDD), beynin ön kısımlarında günlük işlerle ilgili kısmın devre dışı kalamamasından kaynaklandığını ileri sürüyor.

Bu nedenle beyinde motivasyon ve zei harekete geçiren ödülle ilgili bağlantılar sınırlanmış oluyor.

Bir zamanlar erkeklerin cinsel bozukluklarını tedavide oldukça başarılı görülen Viagra’nın ardından benzer bir ilacın kadın versiyonunu bulma yarışı başlamıştı. Kadınlardaki arzu sorunundan dolayı bu ilaç cinsel organa değil, beyne yönelik olacaktı.

Flibanserin bu yöndeki adımların bir ürünü. Başlangıçta antidepresan olarak geliştirilen ilacın ruh hali üzerinde bir etkisinin olmadığı görüldü. Fakat ilacın klinik deneme aşamasına katılan kadınlar bir yan etkiden söz etmeye başlamıştı: sekse karşı ilgilerinin artması.

Flibanserin, bu devre sisteminde nörotransmiter adı verilen sinyal moleküllerinin (dopamin, nöradrenalin ve serotonin) dengesine ince ayar çekiyordu.

Stahl, bu ilacın “bu devre sisteminin ayarlı olmasını sağlayacak şeyin yerini aldığını ya da onu normal seviyede tuttuğunu” belirtiyor.

“Belki de kadınların cinsel isteklerini sınırlayan beyninin ön kısmındaki bu devreleri kapatmasını sağlıyordur” diyor Stahl.

Alevlenen arzular?

Flibanserin’den antidepresan olarak vazgeçilmiş, ama HSDD bozukluğu olan kadınlarda cinsel isteği canlandırmak için kullanılması önerisi getirildi. Fakat ilk denemelerde kadınlar “tatmin edici bir cinsel hayat”tan söz etseler de, ilacın cinsel istekleri üzerinde önemli bir etkisi olduğunu gösteremediler. Bu nedenle FDA ilacın bu amaçla kullanımına 2010’da onay vermedi.

Telif hakkı BBC World Service

Fakat daha sonraki araştırmalar bu ilacın cinsel isteği artırıcı etkisinin olduğunu, fakat bu etkinin sınırlı kaldığını gösterdi. Kadınlardaki HSDD bozukluğuna yönelik ilaç bulunması doğrultusunda kampanya yürüten Even The Score adlı kampanya grubunun (maaşı bir ilaç şirketi tarafından ödenen) başkanı Susan Scanlan, sorunun bu etkinin nasıl ölçülebileceğinde yattığını belirtiyor.

“Ortalama bir Amerikalı kadın ayda üç kez seks yaşıyor. Eğer hasta bu aylık sayıyı tutturamadıysa bu ilacın başarısız olduğu anlamına mı gelir?” diye soruyor. Flibanserin kullanan kadınların 28 gün içinde 2,5 kez seks yaptığını, HSDD bozukluğu olan kadınlarda bu sayının 1,5’te kaldığı belirtiliyor.

Bu denemelere katılan bazı kadınlarsa daha büyük gelişme kaydetmişti. Barbara onlardan biriydi. 2011’de bu denemelere katıldığında ona önce plasebo ilaç verilmişti. İlacın hiçbir etkisi olmadığını gördü. Daha sonra gerçek ilacı denediğinde ise birkaç hafta içinde farklı bir insana dönüştüğünü, cinsel yaşamında büyük ilerleme olduğunu söylüyor Barbara.

Yan etkiler

Fakat bu gelişmelere karşılık bazı yan etkileri vardı ilacın: baş dönmesi ve bulantı gibi. Scanlan bunun Viagra ve ereksiyon sorunuyla ilgili diğer ilaçların yan etkileri kadar şiddetli olmadığını söylüyor. “Erkekler için onay verilen bu ilaçların 26’sında kalp krizi, körlük, ani ölüm ve peniste delinme gibi yan etkiler gözlenmiştir” diyor.

Bazıları ise Flibanserin gibi bir ilaca onay verilmesinin, kadınları, ilişki uzmanlarına danışma ya da hayatlarındaki aşırı çalışma ve depresyon gibi diğer sorunları çözmeye yönelme yerine hemen tıbbi çözüme başvurmaya itebileceğini söylüyor. Cinsel istek sorununda ilişkilerin, ruh hali, mahremiyet gibi faktörlerin önemli olduğu belirtiliyor.

Fakat yine de bazı durumlarda ilaca dayalı çözüm gerekebileceği, ancak bu ilacın klinik olarak önemli gelişmeye işaret etmesi ve yan etkileri konusunda daha ayrıntılı bilgiye ihtiyaç olduğu görüşü savunuluyor. Flibanserin’in reddedilmesi halinde ise daha etkili alternatif arayışlarının sekteye uğramasından da endişe duyuluyor.

Son çare

Kimse önce ilişkiyle ilgili sorunlar, yorgunluk, stres, ilaç kullanımı gibi başka faktörler hesaba katılmadan hızlı çözüm olarak ilaca başvurulması gerektiğini savunmuyor. Stahl, “Sekse ilgi duymuyorsanız şunu sormanız lazım: bu ilgisizlik sadece kocanıza karşı mı yoksa genel bir ilgisizlik mi? İlacın kötü bir evliliğe faydası olmayacaktır” diyor.

Barbara ilişki sorunlarının çözümü için danışmanlara başvurulabileceğine, ama bunun kendi evliliğine fazla bir faydası olmayacağına inanıyor. “Diyabet gibi tıbbi bir sorununuz varsa istediğiniz kadar konuşun bir faydası olmaz. HSDD de beyinde bir dengesizlik sorunudur.”

Barbara gibi hastalar Flibanserin’i kendileri için son çare olarak görüyor. “İlacın denemelerden çekildiğini öğrendiğimde sadece kendim için değil, bu sorunla karşı karşıya olan ve yardım alamayan yüzbinlerce kadın için üzüntü duydum. Onların böyle bir ilaca ihtiyacı var” diyor.

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future’da okuyabilirsiniz.

Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.

Источник: https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/06/150604_vert_fut_kadinlarda_cinsel_isteksizlik

İlaç araştırmalarında etkisi

İlaç araştırmalarında twitter etkisi

Bu yıl 5.’si düzenlenen Uluslararası BAU İlaç Tasarım Kongresi (BAU-Drug Design Congress 2017), 19-21 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirildi. Kongrenin basın toplantısında konuşan Kongre Başkanı ve Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr.

Serdar Durdağı, sosyal medyanın ilaç araştırmaları için yol gösterici bir literatür olarak kullanılmaya başlandığına işaret ederek “Bakıyorsunuz , ya da çeşitli sosyal medya platformlarında ilaçları kullanan hastalar, gördükleri fayda veya yan etkilerle ilgili paylaşımlarda bulunuyor.

Bu paylaşımlar, ilaç araştırması yapan bilimsel platformlarda analiz için çok önemli bilgiler sağlıyor. Yani sosyal medya, ilaç araştırmaları için de önemli bir data base sunuyor artık. Biz bunu ‘literature base design’ olarak adlandırıyoruz. Bu konuya dair bilimsel makaleler de mevcut.

İlaç firmaları, bu data base’i bilinen ilaçların farklı kullanım alanlarını belirlemek için de kullanıyor” dedi.

ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERİ PROSTAT KANSERİNE ÇARE OLACAK

Yaklaşık 50 ülkeden 300’den fazla bilim insanını biraraya getiren BAU 5. İlaç Tasarım Kongresi’nde nadir hastalıklar için yapılan ilaç araştırmalarının zorluklarından da bahsedildi.

Bir ilacın geliştirilme sürecinin yıllar aldığı ve yüzlerce milyon dolar yatırım gerektirdiği, bu nedenle küçük bir hasta grubuna yönelik bir ilaç için firmaların pek istekli davranmadığını anlatan ABD Georgetown Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Departmanı’ndan Prof. Dr.

Aykut Üren, buna rağmen bazen nadir görülen bir hastalık için çalışılan bir ilacın, en sık görülen kanser türlerinden birine çare olabildiğini de anlattı.

Hali hazırda çocukluk çağında nadir görülen bir yumuşak doku kanseri türü olan ewing sarkoma’nın tedavisine yönelik bir ilaç üzerinde çalışan Prof. Dr. Üren, bu çalışma sırasında dünyada oldukça sık görülen prostat kanserine de ilacın çare olabileceğini keşfettiklerini anlattı.

HER İKİSİNDE DE AYNI MEKANİZMA VAR

Üren, bu bilimsel sürprizle dolu süreci de şöyle özetledi: Benim çalışma alanım, yetim hastalıklar olarak adlandırılan nadir görülen çocukluk çağı kanserleri ve çocuklarda görülen kemik ve kas kanserleri. Ewing sarkoma da bunlardan biri. ABD’de yılda 400, Avrupa’da da yılda maksimum bin hasta çıkar belki.

Daha çok çocuk ve gençlerde görülüyor; tedavisi yok. Çok fazla hasta olmadığı için ilaç şirketleri yatırım yapmıyor. Biz üniversite olarak kar amaçlı yaklaşmadığımızdan, 15-20 yıldır bir ilaç geliştirmeye çalışıyorduk. Patentini de aldık. Daha sonra bir ilaç şirketi patenti üniversiteden alarak faz 1 çalışmalarına başladı.

İnsanlara zarar verip vermediğine bakılıyor. Faz 1’e giren 18 hasta oldu ve hiçbiri zarar görmedi. O nedenle umut verici bir gelişme. Önümüzdeki yıl faz 2 başlayacak. Hastalık nadir görüldüğü için FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) büyük ihtimalle faz 3’ü istemeyecektir.

 Faz 2 bittiği zaman bu ilaç dünyanın her yerinde hastalığın tedavisinde kullanılabilecek. Şu an Türkiye’dekiler de dahil olmak üzere (100 civarı hasta olduğunu düşünüyoruz) hastalardan mesajlar alıyoruz, ilacın çıkmasını bekliyorlar. Asıl olay, bu ilacın aynı zamanda prostat kanserine de çare olabileceğinin ortaya çıkmasıyla yaşandı.

Hücrelerimizde 46 kromozom var. Bu hastalarda, iki ayrı kromozom 10’lu yaşlardayken kırılıyor ve yer değiştirip bağlanıyor ve yeni bir genetik dizin oluşturarak farklı bir sinyal veriyor hücreye. Bu da kanserli hücre gelişimine sebep oluyor. Bu dizilimin değişiminde ortaya çıkan protein prostat kanserindekiyle çok benziyor.

Ewing sarkoma için geliştirdiğimiz bu ilaç molekülü, bu proteine bağlanarak aktivitesini, dolayısıyla kanserin ilerlemesini durduruyor. Prostat kanserindeki mekanizma da çok benzer olduğu için onda da işe yarıyor. Tüm prostat kanseri hastalarının en az yarısında bu protein söz konusu.

Prostat kanseri hastalarında da kullanılmaya başlandığında aslında nadir görülen bir hastalık için geliştirilen bu ilaç 1 milyar dolarlık bir pazara sahip olacak demek.

İLAÇ SEKTÖRÜ SİLAH SEKTÖRÜNDEN DE BÜYÜK  BİR MARKET

Bir ilacın geliştirilmesi, piyasaya sürülmesi ve hastalara ulaşmasının yıllar aldığına işaret eden Medipol Üniversitesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Güzel ise yerli ilaç çalışmalarının henüz emekleme sürecinde olduğuna işaret etti ve ülke olarak kendi ilacımızı üretmemizin çok önemli olduğunu söyledi. Doç. Dr.

Güzel, sözlerini şöyle noktaladı: Bugün ilaç sektörü Avrupa’da 3-4 ülkeyi alabilecek bir ekonomik güç. Yıllık 2-3 trilyon dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Bitkisel kaynaklı ürünler de buna eklendi ki o da 100-200 milyon dolar düzeyinde. Silah sektöründen bile büyük bir market bu. Bir ilacın piyasaya çıkması 10-15 yıl ve 500 milyon ila 2 milyar dolar gibi bir rakama mal oluyor.

Dolaysıyla yeni bir ilaç geliştirmektense jenerik ilaç tercih edildi ülkemizde hep. Ama ilaç geliştirmek balık tutmaya benzer. Küçük bir balık tutarsınız ama onu bırakmanız gerekir, o balığın büyümesi lazımdır. Balina tutana kadar sürekli mücadeleye devam etmek zorundasınız.

Sadece günümüzün hastalıklarına değil gelecekte karşılaşılabilecek hastalıklara karşı da ne tür çalışmalar yapılabilir, bunları tartışıyoruz bu kongrede aynı zamanda.
Soldan Sağa: Prof. Dr. Sebahattin Çınar (Köln Üniversitesi Çocuk Hastanesi Kas Hastalıkları Merkezi Direktörü), Prof. Dr. Aykut Üren (ABD Georgetown Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Departmanı), Doç. Dr.

Mustafa Güzel (Medipol Üniversitesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı), Doç: Dr. Serdar Durdağı (Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi)

Источник: https://www.saglikk.com/ilac-arastirmalarinda-twitter-etkisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.