İmmünoterapi Yöntemi Kanser Tedavisinde Neleri Değiştirdi?

İmmünoterapi nedir? Türkiye’de immünoterapi uygulamaları

İmmünoterapi Yöntemi Kanser Tedavisinde Neleri Değiştirdi?

Hematolojik kanser ve organ kanserlerinde bir tedavi yöntemi olan immünoterapi, Hematolojik İmmünoloji Derneği tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen Hematolojik İmmünoloji Kongresi’nde masaya yatırıldı.

İmmünoterapi nedir?

İmmünoterapi, hematolojik kanserler ve organ kanserlerinde son yıllarda giderek yaygınlaşan bir tedavi yöntemi. İmmünoterapi ile insan bağışıklık sisteminin daha da güçlendirilerek tümör hücreleriyle savaşma yeteneğini artırmak hedefleniyor.

Hematolojik İmmünoloji Derneği (HİD) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen Hematolojik İmmünoloji Kongresi, 24-27 Mart 2016 tarihleri arasında Girne/KKTC’de yapıldı.

Türkiye’den 300’e yakın katılımcının yer aldığı kongrede lenfoma, lösemi, myeloma gibi kan, lenf bezi, kemik iliği ve organ kanserlerinin tedavisinde başarılı sonuçlar alınan kişiselleştirilmiş immünoterapinin, dünyadaki ve Türkiye’deki durumu ve gelecekteki konumu ele alındı.

Kongrede, immünoterapi alanındaki gelişmeler akademisyen, araştırma görevlileri, sağlık çalışanları ve öğrencilerin paylaşımlarıyla tartışılırken, bu konuda Türkiye’de bulunan bazı merkezlerin devam eden klinik çalışmalarının sonuçları da değerlendirildi.

İmmünoterapi, kemoterapinin yerini alabilir mi?

Kongrenin basın toplantısında, hastaların tedavisinde yıllardır alışılagelmiş bir tedavi olan kemoterapinin yerini yakın gelecekte immünoterapinin alabileceğinin altı çizildi. Sadece hastalıklı hücrelere etki eden akıllı ilaçlar sayesinde; hastaların yaşam kalitesinin yükseleceği ve yaşamlarında uzama sağlanabileceği vurgulandı.

Basın Toplantısında konuşan HİD Başkanı Prof. Dr. Osman İlhami Özcebe, “Ülkemiz, hematoloji alanında yetişmiş çok değerli bilim insanlarına sahip. Bu alanda yetişmiş hematolog sayısı 400’ün üzerinde. Dernek olarak amacımız uzmanlarımızın yaptıkları çalışmaları birbirleriyle paylaşmalarına ve dünya gündemini takip etmelerine aracılık etmek” dedi.

Hematolojik İmmünoloji Derneği’ni 2015 yılında kurduklarını belirten Özcebe, “1.Hematolojik İmmünoloji Kongresi ile bilimsel faaliyetlerimizi ulusal platforma taşıdık.

Kongremizde 250’nin üzerinde bilim insanımız bilgi paylaşımında bulunuyor.

HİD’in hedefi, ülkemizde immünoterapinin özellikle hematoloji alanındaki kullanımıyla ilgili bilimsel çalışmalar planlamak ve gelişmiş ülkelerdeki standartları yakalamak adına gayret sarf etmek olacaktır” ifadelerini kullandı.

HİD Genel Sekreteri Doç. Dr. Serdar Şıvgın ise “ABD’de Başkan Barack Obama’nın başlattığı ‘Kanser: Aya Yolculuk 2020’ adlı proje, kemoterapiden immünoterapi’ye dönüşüm sürecidir.

Beş yıl içinde 20 bin hastada 20 tümör tipi için yeni immünoterapilerin klinik denemeleri uygulamak amaçlandı.

Bu kapsamda; ülkemizde de bu yeni ilaçların hasta tedavisinde yer alması bekleniyor ve bazı ilaçlar erken erişim programları kapsamında özel izinler alınarak kullanılabilir” değerlendirmesini yaptı.

Yıllardır hematolojik kanserlerde tedavi için uygulanan kemoterapilerin insan yaşamında çok önemli ilerlemeler sağladığını sözlerine ekleyen Şıvgın, “Ancak bu yöntemin hastalarda ateş, kanama, damar içinde pıhtılaşma, akciğer enfeksiyonları gibi pek çok yan etkisi mevcut.

Bunun yanı sıra saç dökülmesi, sosyal ve psikolojik sorunlar da gelişiyor, hasta normal yaşamından uzaklaşmak zorunda kalabiliyor. Vücudun direncini ve savunma sistemini güçlendirmeye yönelik tedavi yöntemi immünoterapi, bu olumsuzlukları azaltabilecektir.

Klinik çalışmalar;  lenfoma, lösemi, myeloma gibi hematolojik kanser türleri üzerinde başarılı sonuçlar verdi” diye konuştu.

Kök hücre nakli

HİD İkinci Başkanı Prof. Dr. Filiz Vural da, kanserle mücadelede bir diğer önemli tedavi yöntemi olan kök hücre nakli uygulamalarında Türkiye’nin Avrupa Birliği ülkeleri düzeyinde olduğunu söyledi. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne akredite nakil merkezlerine sahip olduğunu ve nakil sayısı bakımından da Avrupa’da 4.

sırada yer aldığını kaydeden Vural, “Ülkemizde 2000’li yılların başında 10 civarı kök hücre nakil merkezinde yaklaşık 100 kök hücre nakil işlemi gerçekleştirildi. 2015 yılında toplam 77 merkezde yaklaşık 3 bin 600 kök hücre nakli uygulandı.

14 yıllık süreçte ülkemizde nüfus başına düşen kök hücre nakli aktivitesi yaklaşık 8 kat artış gösterdi” dedi.

TÜRKÖK Projesi

Kongrede, Sağlık Bakanlığı ve Kızılay tarafından yürütülen TÜRKÖK Projesi de özel oturumda ele alındı. Ulusal doku bankası TÜRKÖK, kök hücre naklinde dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak amacıyla devlet, sivil toplum ve Türk bilim insanları tarafından el ele verilerek başlatıldı.

Projenin hedefi, ülke genelinde 250 bin gönüllü vericiye ulaşılarak maliyet ve süreçleri daha da azaltmak. Bağışlanan örnekler Sağlık Bakanlığı himayesinde dünya standartlarında ve büyük bir gizlilik ile korunuyor.

Bakanlık doku tiplendirme sonuçlarını tamamen kendi bünyesinde tutuyor ve havuzda herhangi bir hastaya uyan doku var ise bağışçıya ulaşarak yeniden onayı alınıyor. Hastalar için donör taraması başvurularına, 24 saat içinde yanıt veriliyor.

Ulusal doku bankası TÜRKÖK projesinde 120 bin vericiye ulaşıldı. Bu verilerin 81 bininde detaylı doku grubu taramaları tamamlandı ve sisteme yüklendi. Proje ile 47 hastaya kök hücre nakli yapılırken, 21 hastaya donör bulundu.

TÜRKÖK Projesi, her an herkesin kök hücre nakline ihtiyacı olabileceği mesajı ile gönüllü bağışçı sayısını yükseltmek için çalışıyor ve bulaşıcı ciddi bir hastalığı olmayan 18-55 yaş arası sağlıklı ve kan bankasına gidip kan verebilen herkesi hayat kurtarmak için kök hücre vericisi olmaya çağırıyor.

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

Источник: https://www.gidahatti.com/immunoterapi-nedir-turkiyede-immunoterapi-uygulamalari-46749/

İmmünoterapi akciğer kanseri tedavisinde başarıyı çok arttırdı

İmmünoterapi Yöntemi Kanser Tedavisinde Neleri Değiştirdi?

Hem erkeklerde hem kadınlarda kansere bağlı ölümlerin en sık nedeninin akciğer kanseri olduğunu belirten Prof. Dr.

Başak Oyan Uluç, “Akciğer kanseri dünyada hem kadınlarda hem de erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türü.

Türkiye’de erkeklerde en sık görülen kanser türü akciğer kanseriyken, kadınlarda ise akciğer kanseri beşinci sırada yer alıyor. Bunda, Türkiye’nin en çok sigara içilen ülkelerden biri olması büyük bir etken” dedi.

Prof. Dr. Demir: Kanser tedavisinde önemli gelişmeler yaşanıyor

Türkiye’nin erken tanı ve farkındalık seviyesi açısından dünyanın biraz gerisinde kaldığını belirten Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, tedavi açısından ise dünya standartlarında olduğunu vurguladı. Prof. Dr.

Başak Oyan Uluç, akciğer kanseri tedavisinde son dönemde elde edilen gelişmeleri şöyle özetledi: “Son yıllarda akciğer kanseri alanında çok önemli ilerlemeler kaydedildi.

Akciğer kanseri tedavi kararında hastaları eskiden küçük hücreli ve küçük hücreli olmayan diye ikiye ayırmak yeterliydi.

Bu iki gruptan birine dahil olan her hastaya aynı tedaviyi verirdik, yani farklılaştırılmış, kişiye özel bir tedavi anlayışımız yoktu. Ama son yıllarda gördük ki, çok farklı akciğer kanseri alttipleri var.

Küçük hücreli olmayan akciğer kanserinde adenokarsinom, skuamöz hücreli karsinom gibi alttiplerin tedavileri farklılaşıyor. Ayrıca bir hücrenin tümörleşmesine sebep olan genetik bozukluklar var; bunlara mutasyonlar diyoruz.

Tümörde saptadığımız mutasyonlara göre bunları hedefleyen farklı tedaviler vermek yoluyla daha başarılı noktalara ulaştık.”

Kişiye özel yeni nesil tedaviler akciğer kanseri hastalarına umut veriyor

Kişiye özel tedavi kavramının son on yılda ortaya çıktığını söyleyen Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, bu kavramı şöyle açıkladı: “Küçük hücreli olmayan akciğer kanserini ilk olarak patolojik alt tiplerine göre ayırıyoruz.

Sonra da bu tür hastalarda tümörleşmeye neden olan mutasyona bakıyoruz. Günümüzde bizim için en önemli olanlar EGFR ve ALK mutasyonlarının varlığı.

Eğer bunlar varsa, buna uygun ilaçlarla hastaları tedavi ederek daha başarılı sonuçlara ulaşıyoruz.

Ancak bu mutasyonlar yoksa, standart kemoterapi rejimleriyle hastalarımızı tedavi ediyoruz. EGFR ve ALK mutasyonu olan kanser hastaları, hastalarımızın sayısının yüzde 10 ila 15’ini oluşturuyor. Ancak akciğer kanserinde yalnız bu mutasyonlar yok.

Her geçen gün yeni mutasyonlar tespit ediyoruz ve biliyoruz ki akciğer kanserinin aslında yüzde 60’ında bir mutasyon var, ama şu anda diğer mutasyonları hedefleyen ilaçlarımız yok.

Çok uzak olmayacak bir gelecekte büyük olasılıkla onlara yönelik ilaçlarımız da olacak ve hastaların yüzde 60’ı da buna göre tedavi edilebilecek.”

Kişiye özel tedavilerde başarı oranı %80’e kadar çıkıyor

İlk kez kemoterapi alan akciğer kanseri hastalarında cevap verme oranı yüzde 30 civarındayken, bu oranın kişiye özel tedaviler uygulandığında yüzde 70’lere kadar çıktığını belirten Prof. Dr.

Başak Oyan-Uluç kişiye özel, yeni nesil tedavilerin hastalığın ilerlemesini daha uzun süre engellediğini ve hastaların yaşam süresini arttırdığını söyledi. “Hastaların yaşam süresi kişiye, mutasyona ve hastalığın evresine göre değişiyor.

Kişiye özel tedaviler şu an için ileri evre hastalarda kullanılıyor.

Kanser tedavisinde yeni bir umut ışığı: İmmünoterapi

Metastazlı hastalarda beklenen yaşam süreleri değişkenlik gösterebiliyor. Ama eskiye göre bazı alt tiplerde 2 ila 3 katlık artışlar sağladık. Hedefe yönelik ilaçlar kemoterapilere göre daha az yan etki yaratıyor, çünkü tümörü hedefliyor.”

Akciğer kanserinde ikinci umut: immünoterapi

İmmünoterapi alanında da çok hızlı ve etkili gelişmeler yaşandığının altını çizen Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, kanser immünoterapisindeki son gelişmeleri şöyle özetledi: “Bir kişiye kanser tanısı konulmuşsa, bu bağışıklık sistemi hücrelerinin kanserleşmiş hücreleri tanıma veya yok etmede bir eksikliği olduğu anlamına gelir.

Son yıllarda bağışıklık sisteminin kanseri yok etmesini engelleyen tolerans mekanizmalarının keşfedilmesinden sonra, bu mekanizmaları geriye döndürmeye yönelik ilaçlar da geliştirildi.

Artık immünoterapiyle insan vücudunun yeniden tümöre saldırması sağlanabiliyor. Bu sene ABD’de iki immünoterapi ilacı, metastatik küçük hücreli olmayan akciğer kanserinde sağladığı yarar sebebiyle ruhsat aldı.

Bu ilaçların toksik etkileri oldukça düşük ve etkileri çok daha uzun süreli. Yani ikinci umut verici tedavi immünoterapi olacak.”

Akciğer kanserinde immünoterapi çalışmaları umut verici

Akciğer kanserlerinin yüzde 90’ı sigara nedenli

Tüm akciğer kanserlerinin yüzde 90’ının tütüne bağlı olarak geliştiğini vurgulayan Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, şunları söyledi: “Bir ülkede tütün kullanımı azaldıkça akciğer kanseri de azalır.

Türkiye’de son yıllarda başarıyla uygulanan dumansız hava sahası gibi önlemler sayesinde sigara kullanan sayısında azalma sağlandı.

Bu azalma, özellikle erkeklerdeki akciğer kanseri görülme sıklığına da yansımaya başladı.”

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/kisiye-ozel-tedavi-ve-immuenoterapi-akciger-kanserinde-umut-vadediyor/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть