İnme Belirtilerini Erken Dönemde Fark Etmek Önemli

içerik

Otizm belirtileri nelerdir? Otizmde erken teşhisin önemi

İnme Belirtilerini Erken Dönemde Fark Etmek Önemli

Uzmanlar, çocuğun sosyal ve dil gelişimi basamaklarında bir aksaklık fark edildiğinde mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğine dikkat çekerek erken tanı ve doğru eğitim ile otizm tanı ve belirtilerinin tamamen kaybedebileceğini söylüyor.

Birleşmiş Milletler tarafından Otizm konusunda farkındalık oluşturmak ve bilinçlendirme çalışmaları yapmak amacıyla dünyada her yıl Nisan ayı Otizm Farkındalık Ayı, 2 Nisan ise Otizm Farkındalık Günü olarak anılıyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, Otizm Spektrum Bozukluğu’nun (OSB) çocukluk çağı nörogelişimsel bozukluklarından biri olduğunu söyledi.

Bilinen eski adı Yaygın Gelişimsel Bozukluk (YGB) olan otizmin belirtilerinin genellikle erken çocukluk döneminde başladığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Ayık, “Bazı çocukların gelişimi aksayarak ilerlerken, bazı çocuklar önce normal gelişim gösterip bir süre sonra gerileme gösterebilirler” dedi.

İletişim sorunu yaşıyorlar

Otizmin iki grup temel belirtisi olduğunu kaydeden Ayık, “Bunlardan ilki toplumsal iletişim ve etkileşimde olan problemlerdir. Konuşma ve dil gelişiminde görülen aksaklıklar yani gecikmiş konuşma, yetersiz kelime dağarcığı, ses tonunda tuhaflıklar.

Dilin kullanımında görülen problemler yani zamirleri yanlış kullanma örneğin “ben” yerine “o” zamirini kullanmak sayılabilir. Sürekli aynı kelimeleri veya duyduğu anons benzeri içerikleri tekrarlama, karşısındaki kişinin sözlerini papağan gibi tekrarlama, insanlarla ve yaşıtlarıyla iletişim kurmaya isteksiz olma.

Sürekli yalnız vakit geçirme isteği ve sosyal ortamlara uygun davranamama gibi belirtileri sayabiliriz” dedi.

Tekrarlayıcı davranışlar Otizm belirtisi

Otizmin diğer temel belirtilerinin ise tekrarlayıcı davranışlar, ilgiler ya da etkinlikler olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, bu belirtileri de şöyle sıraladı:

“Tekrarlayıcı motor hareketler: Kendi etrafında dönme, sallanma, parmak ucunda yürüme, ellerini sallama, kanat çırpma gibi. Tekrarlayan konuşma kalıpları. Günlük rutinlere bağlı olma, sürekli aynı şeyleri yapma-yeme isteği ve düzenlerinin değişmesinden rahatsız olma. Konu veya yoğunluk açısından anormal ilgi alanları.

Duyusal olarak aşırı ya da az duyarlılık: Ses, koku, dokunmaya hassasiyet, acıya/sıcağa aşırı duyarsızlık, belirli ses veya dokunuşlara karşı beklenmeyen tepki, nesneleri aşırı koklama veya onlara aşırı dokunma, ışık veya hareketle görsel olarak çok meşgul olma.

Duyusal hassasiyetleri bilmek çok önemlidir çünkü bunlar öfke nöbetleri ile sonuçlanabilir” uyarısında bulundu.

Otizmde temel sebebin genelde genetik faktörler olduğunun düşünüldüğü ancak bu alanda çalışmaların halen sürdüğünü ifade eden Ayık, “Beyin yapısı ve işlevlerini inceleyen çalışmalar, beynin belli bölgelerinde işlev farklılığından söz etmektedir. Beynin bazı bölgelerinde küçülme, bazı bölgelerindeki sinir hücrelerinde kayıp ve beyin ağırlığının belli bir yaşta normalden fazla olması en önemli bulgulardır” diye konuştu.

Sosyal ve dil gelişimdeki aksaklıklara dikkat!

Normal gelişen bir bebeğin sosyal ve dil gelişimi basamaklarında bir aksaklık fark edildiğinde mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğini belirten Dr. Başak Ayık, bebek ve çocukların sosyal gelişim basamaklarını şöyle sıraladı:

“1 ay civarı göz kontağı kurar, kendisine gülümseyen kişiye gülümser (sosyal gülümseme). 3 – 4 ay civarı kucağa alınmaya tepki verir. 8 – 9. aylarda yabancıları ayırt eder.

9 ay civarı ona öğrettiğiniz hareketleri taklit edebilir (cee oyunu, bye bye yapma) 1 yaş civarı yaşıtlarıyla ilgilenmeye başlar. 2 yaş civarı paralel oyunlar (koşma gibi), 3 yaştan sonra evcilik gibi senaryolu ve kurgusal oyunlar oynar.

4 yaş civarı karşısındaki kişinin duygularını anlayabilir.”

Çocuğun dil gelişiminin de önemli olduğunu belirten Ayık, “6 ay civarı heceler, 1 yaş civarı kelimeler ve 2 yaş civarı cümleler ile konuşmayı bekleriz. Bu gelişim basamaklarında aksaklık fark ettiğiniz zaman bir uzmana danışmalısınız” uyarısında bulundu.

Otizmin derecesi her çocukta farklı

Otizmin derecesinin her çocukta farklı olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık,”Çok hafif sosyal iletişim bozukluğu belirtileri gösteren çocuklar olduğu gibi maalesef çok ağır düzeyde olan çocuklar da vardır. Bu tanıyı alan her çocuk hastalıktan eşit derecede etkilenmiş değildir” dedi.

Erken müdahalenin önemi büyük

Otizmin en önemli tedavisinin mümkün olan en erken zamanda başlatılan programlanmış özel bireysel eğitim seansları olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, “Eğitimin temel hedefi sosyal iletişim alanındaki aksaklıkların giderilmesi olmalıdır.

Gereken olgularda konuşma terapisi mutlaka uygun yaşta başlamalıdır.

Eğitimin dışında otizme veya eşlik eden zihinsel problemlere bağlı olarak görülen davranış bozukluğu, etrafa veya kendine zarar verme, tekrarlayıcı hareketler, dikkat dağınıklığı ve uyku bozukluklarının tedavisi mümkündür” diye konuştu.

Aileler kendini suçlamamalı

Otizmde aile tutumlarının da önemine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, “Çocuğunuzda bu belirtiler varsa kendinizi suçlamayın. Çünkü halk arasında bilinenin aksine sadece sunulan bakımın kalitesi ile otizm ortaya çıkmaz. Altta yatan genetik zemin ve üzerine eklenen çevresel faktörler ile hastalıklar meydana gelir” dedi.

Belirtileri dikkate alın

Belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirten Yrd. Doç.Dr. Ayık, “Mümkün olan en kısa sürede çocuğu bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanına götürün. Erken tanı ve doğru eğitim ile çocuğunuz otizm tanısı ve belirtilerini tamamen kaybedebilir.

Tanı kaybı mümkün olmayan çocuklarımızda ise sorun davranışları kontrol altına almak ve mümkün olan en iyi düzeye getirebilmek için yardım isteyin. Eğer çocuğunuz bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanından tanı almış ve özel eğitim alıyorsa, evde ek olarak neler yapabileceğinizi özel eğitimcinize mutlaka sorun.

Maalesef ülkemizde verilen ayda 8 seans eğitim yeterli değildir” tavsiyelerinde bulundu.

Ergoterapi nedir? ‘Otizm’ tedavisinde etkileri neler?

Источник: https://indigodergisi.com/2017/03/otizm-belirtileri-nelerdir/

Felç belirtilerini gözden kaçırmayın

İnme Belirtilerini Erken Dönemde Fark Etmek Önemli

Dünyada yaşam kalitesini en fazla bozan rahatsızlıklardan biri olan inme ya da halk arasındaki adıyla felç aynı zamanda en fazla yaşam kaybına neden olan ikinci hastalık grubu.

Rakamlara baktığımızda ise; dünyada her 2 saniyede 1 kişi, bir yılda 17 milyon kişi felç geçiriyor ve 6 milyon kişi de aynı nedenle yaşamını yitiriyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülkemizde de son yıllarda felç nedeniyle hayatını kaybeden kişi sayısı artarak 2016 yılında 40 binlere ulaştı.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nazire Afşar, felç hakkında kritik bilgiler verdi.

 

Felce erken dönemde müdahale edildiğinde beynin beslenmesinde sorun oluşturan pıhtı tedaviyle ortadan kaldırılabiliyor ve kalıcı hasar engellenebiliyor.

Ancak tedavi belirtilerin ortaya çıkışından itibaren ne kadar erken yapılırsa, o kadar etkili oluyor.

Bu nedenle yüzde çarpılma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşmada bozulma, çift görme ve /veya ani bilinç bozukluğunda bu yakınmaların düzelmesi beklenmeden en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvurmak hayati önem taşıyor.

Tedavide zaman çok önemli

Felç, beyne giden büyük damarların ya da beyin içindeki kılcal damarlarının tıkanması veya kanaması sonucu gelişiyor. Felçlerin yüzde 80’i damar tıkanıklığı nedeniyle meydana geliyor. Damar tıkanması ise damar duvarındaki iç mekanizmalar sebebiyle veya damara pıhtı atmasından kaynaklanıyor.

Bunun sonucunda beyne yeteri kadar kan gitmiyor ve o damara ait alanlarda hasar oluşuyor. İnmelerin yaklaşık yüzde 15’inde ise beynin kılcal damarlarında çatlama soncunda doku içinde kanama görülüyor. Her iki durumda da beynin belirli bir alanı işlev göremez hale geliyor ve kişide felç ortaya çıkıyor.

Felç sonrasında kişilerin yaklaşık yüzde 20’si ya kaybediliyor ya da ağır özürlülükle sağ kalıyor. Bu aşamada tedavide ne kadar geç kalınırsa özürlülük oranları da o kadar artıyor.

Erken Dönem HIV Belirtileri Nelerdir, Ne Zaman Başlar? – APPVICE

İnme Belirtilerini Erken Dönemde Fark Etmek Önemli

HIV enfeksiyonu söz konusu olduğunda, ilk belirtilerin neler olduğunu bilmek önemlidir. HIV’in erken tespiti, virüsü kontrol altına alma ve HIV’in 3. aşamaya ilerlemesini önleme noktasında tedavinin başarı şansını artırabilir. HIV’in 3. aşaması AIDS’tir. HIV belirtileri birçok şekilde ortaya çıkabilmektedir.

Antiretroviral ilaçların kullanıldığı erken tedavilerde amaç, virüsün kanda “saptanamayan” seviyeye kadar azaltılması ve böylelikle başkalarına bulaşmasını önlemektir.

HIV Hakkında Psikoloğunuz ile Bir Tuşla Hemen Görüşün:

Başla tuşuna basarak Appvice uygulaması üzerinden psikoloğunuzla hemen görüşebilirsiniz.

Psikoloğa Sor

Erken Dönem HIV Belirtileri

HIV’in erken belirtileri gribin neden olduğu semptomlara benzerdir ve aşağıdakiler gibidir:

  • Baş ağrısı
  • Ateş
  • Yorgunluk
  • Lenf düğümlerinde şişlik
  • Boğaz ağrısı
  • Pamukçuk
  • Döküntü
  • Kas ve eklem ağrısı
  • Ağızda yaralar
  • Genital bölgelerde yaralar
  • Gece terlemeleri
  • İshal

HIV.gov’a göre erken HIV belirtileri genellikle enfekte olduktan sonraki bir iki ay içinde kendini gösterir, yine de bu süre iki haftaya kadar düşebilmektedir.

Dahası, bazı insanlar HIV bulaşmasından sonra erken belirtileri fark edemeyebilirler. Altını çizmek gerekir ki, erken HIV belirtileri sıradan hastalıklar veya sağlık sorunları ile karıştırılabilmektedir.

HIV’in bulaşıp bulaşmadığından tam olarak emin olmak için bir sağlık uzmanı ile görüşmeniz ve ilgili testleri yaptırmanız gerekmektedir.

Belirtiler 10 yıl boyunca kendini göstermeyebilir. Ancak bu virüsün vücudunuzu tam olarak terk ettiği anlamına gelmez. HIV yönetilebilir bir sağlık durumudur. Tedavi uygulanmadığı takdirde, herhangi bir belirti olmasa bile HIV 3. aşamaya ilerleyebilir. Bu nedenle HIV testi yaptırmak çok önemlidir.

AIDS Belirtileri

HIV’in 3. aşamaya ulaşmış olabileceğini gösteren yani AIDS belirtileri aşağıdaki gibidir:

  • Yüksek ateş
  • Titreme ve gece terlemeleri
  • Döküntüler
  • Solunum problemleri ve kalıcı öksürük
  • Ciddi kilo kaybı
  • Ağızda beyaz lekeler
  • Genital bölgelerde yaralar
  • Sürekli yorgunluk
  • Zatürre
  • Hafıza problemleri

HIV Aşamaları

HIV’ in bulunduğu evreye bağlı olarak belirtileri de çeşitlilik gösterebilir.

HIV’in ilk aşaması “akut” ya da “birincil HIV enfeksiyonu” olarak bilinir. Ayrıca “akut retroviral sendrom” olarak da adlandırılır.  Bu aşamada çoğu insan, mide bağırsak ya da solunum yolu enfeksiyonlarından ayırt edilmesi zor olabilecek kadar sıradan semptomlarla karşılaşır.

Bir sonraki aşama “klinik gecikme aşaması”dır. Asemptomatik aşama da denir. Virus aktivitesi son derece düşüktür, ancak virüs hala vücuttadır. Viral enfeksiyonun çok düşük seviyelerde ilerlediği bu aşamada insanlar hiçbir semptom yaşamazlar. Bu gecikme periyodu 10 yıl hatta daha fazla sürebilir. Birçok insan bu 10 yıllık periyodun tamamında herhangi bir HIV belirtisi göstermez.

HIV’in son aşaması 3. aşamadır. Bu evre içerisinde, bağışıklık sistemi ciddi şekilde hasar görür. Fırsatçı enfeksiyonlara karşı savunmasızdır. HIV 3. aşamaya ilerlediğinde, enfeksiyonlarla ilişkili belirtiler ortaya çıkabilir. Bu belirtiler:

  • Mide bulantısı
  • Kusma
  • Yorgunluk
  • Ateş

Bilişsel bozukluk gibi HIV ile bağlantılı semptomlar da ortaya çıkabilir.

HIV Bulaşma Riski

HIV vücuda girdikten hemen sonra bulaşıcı hale gelir. Bu evrede kandaki HIV miktarı yüksektir ve hastalık oldukça bulaşıcıdır.

Erken HIV belirtileri herkeste kendini göstermediği için virüsün kişiye bulaşıp bulaşmadığını anlamanın tek yolu HIV testi yaptırmaktır.

Erken teşhis HIV pozitif bir kişinin tedaviye bir an önce başlamasını da sağlar. Uygun tedavi virüsün cinsel partnerlere bulaşma riskini ortadan kaldırabilir.

Diğer Hususlar

HIV belirtileri  söz konusu olduğunda, hastalık nedeninin her zaman HIV virüsü olmadığını aklınızdan çıkarmayın. Birçok HIV belirtisi , özellikle en ciddi olanları, fırsatçı enfeksiyonlardan kaynaklanır.

Bu enfeksiyonlara neden olan mikroplar bağışıklık sistemi güçlü olan insanlarda çoğu zaman etkisiz hâldedir.

Ancak bağışıklık sistemi zayıfladığında, bu mikroplar vücuda saldırarak çeşitli hastalıklara neden olabilirler. HIV’in erken aşamasında hiçbir semptom göstermeyen kişiler semptomatik hâle gelebilir, virüs ilerlediği takdirde hasta olmaya başlayabilirler.

HIV Testi Nasıl Yapılır, Ne Zaman Yapılmalı?

HIV testi yaptırmak önemlidir. Tedavi görmeden HIV virüsüyle yaşayan bir insan, hiçbir semptom göstermese bile, virüsü partnerlerine bulaştırabilir. Vücut sıvılarının değişimi yoluyla virüs bir başkasından diğerine taşınabilir. Ancak bugünkü tedaviler virüsün HIV negatif olan cinsel partnere bulaşması riskini etkin bir şekilde yok edebilmektedir.

Yapılan çalışmalar, antiretroviral terapinin virüsü bastırabildiğini göstermiştir. HIV pozitif bir kişideki virüs miktarı saptanamayan düzeye çekilebildiğinde, HIV’in bulaşma ihtimali ortadan kalkar. Otoritelerce kabul edilen saptanamayan viral düzey kanda mililitre (mL) başına 200 kopyadan daha azdır.

HIV testi yaptırmak virüsün vücuda girip girmediğini belirlemenin tek yoludur. İnsanların HIV’e yakalanma şansını yükselten bir takım risk faktörleri vardır. Prezervatif kullanmadan cinsel ilişkiye girmek ya da tekrar kullanılan iğneler bunlardan bazılarıdır.

Psikoloğunuz ile Bir Tuşla Hemen Görüşün:

Başla tuşuna basarak Appvice uygulaması üzerinden psikoloğunuzla hemen görüşebilirsiniz.

Psikoloğa Sor

KAYNAKÇA
ortalama puan: 5,00 , 2 oy

Источник: https://getappvice.com/tr/erken-donem-hiv-belirtileri-nelerdir-ne-zaman-baslar/

Dikkat edilmesi gereken inme belirtileri! (29 Ekim Dünya İnme Günü)

İnme Belirtilerini Erken Dönemde Fark Etmek Önemli

29 Ekim Dünya İnme Günü nedeniyle konuşan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nazire Afşar, dikkat edilmesi gereken inme belirtileri hakkında bilgi verdi.

Halk arasında “felç” olarak bilinen inme, dünyada en fazla fonksiyon kaybına neden olan, yaşam kalitesini en fazla etkileyen ve ölüm nedeni olarak 2. sırada yer alan bir hastalık grubu.

Tüm dünyada her 2 saniyede 1 kişi, bir yılda 17 milyon kişi inme geçiriyor ve 6 milyon kişi de aynı nedenle yaşamını yitiriyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülkemizde de son yıllarda inme nedeniyle hayatını kaybeden hasta sayısı artarak 2016 yılında 40 binlere ulaştı.

Dikkat edilmesi gereken inme belirtileri!

29 Ekim Dünya İnme Günü nedeniyle konuşan Prof. Dr. Nazire Afşar inmenin kısmen tedavi edilebildiğine dikkat çekerek, “Erken dönemde müdahale edildiğinde beynin beslenmesinde sorun oluşturan pıhtı tedaviyle ortadan kaldırılabiliyor ve kalıcı hasar engellenebiliyor. Ancak tedavi, inme belirtileri ortaya çıktıktan sonra ne kadar erken yapılırsa, o kadar etkili oluyor.

Bu nedenle yüzde çarpılma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşmada bozulma, çift görme ve/veya ani bilinç bozukluğunda bu yakınmaların düzelmesi beklenmeden en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvurmak hayati önem taşıyor” diyor.

Tedavide zaman çok önemli

Afşar inmenin beyne giden büyük damarların ya da beyin içindeki kılcal damarlarının tıkanması veya kanaması sonucu geliştiğini belirtiyor. İnmelerin yüzde 80’i damar tıkanıklığı nedeniyle meydana geliyor.

Damar tıkanması ise damar duvarındaki iç mekanizmalar sebebiyle veya damara pıhtı atmasından kaynaklanıyor. Bunun sonucunda beyne yeteri kadar kan gitmiyor ve o damara ait alanlarda hasar oluşuyor.

İnmelerin yaklaşık yüzde 15’inde ise beynin kılcal damarlarında çatlama soncunda doku içinde kanama görülüyor. Her iki durumda da beynin belirli bir alanı işlev göremez hale geliyor ve hastada felç ortaya çıkıyor.

Felç sonrasında hastaların yaklaşık yüzde 20’si ya kaybediliyor ya da ağır özürlülükle sağ kalıyor. Bu aşamada tedavide ne kadar geç kalınırsa özürlülük oranları da o kadar artıyor.

İlk saatler çok kritik

İnme kısmen de olsa tedavi edilebilen bir hastalık. “Ancak tedavinin çok erken dönemde ve hızla yapılması gerekiyor” diyen Prof. Dr. Afşar sözlerine şöyle devam ediyor:

“ Tedavi, belirtilerin ortaya çıkışından itibaren ne kadar erken yapılırsa, o kadar etkili oluyor.

Erken dönemde müdahale edildiğinde beynin beslenmesinde sorun oluşturan pıhtı ortadan kaldırılabiliyor ve kalıcı hasar engellenebiliyor. Hastanın ileride hayat kalitesi açısından fark yaratabilecek bu erken dönem tedavinin ilk 4.

5 saatte, uygun merkezlerde yapılması belirleyici rol oynuyor. Tedavide damar açmaya yönelik tromboliz tedavisi uygulanıyor.”

Afşar ayrıca daha önce felç geçirmiş veya tansiyon gibi riskler saptanmış kişilerin “iyileştim” düşüncesiyle ilaçlarını asla kesmemeleri konusunda da uyarıyor. Çünkü kullanılmakta olan kan sulandırıcı, tansiyon veya kolesterol ilaçlarının kesilmesi yeni bir felce karşı kişileri korunmasız bırakıyor. Bu koşullarda ortaya çıkan inme ise birincisine oranla daha ağır sonuçlar taşıyabiliyor.

Yaşam tarzı değişikliği ilaç kadar önemli

İnmeden korunmada ilk aşamayı riskleri bilmek ve bu doğrultuda önlem almak oluşturuyor. Yüksek tansiyon, diyabet, sigara, kalp hastalıkları (özellikle de ritim bozuklukları), hareketsiz yaşam tarzı, aşırı kilo ve kolesterol yüksekliği inmenin gelişmesinde en önemli etkenler arasında yer alıyor.

Bu nedenle genel olarak 40 yaş sonrasında, aile öyküsü olan kişilerde ise daha da önceden başlayarak düzenli olarak tansiyon, kan şekeri, kolesterol ölçümleri ile kalp kontrollerinin yapılması çok önemli. Prof. Dr.

Afşar inmede yaşam tazı değişikliğinin de ilaçlar kadar önemli olduğuna işaret ederek şu önerilerde bulunuyor: “İnmeden korunmak için sağlıklı beslenmeli, besinlerdeki yağ ve tuz miktarını kontrol etmeli, meyve sebzeye ağırlık vermeli.

Fazla kilo almamak, düzenli egzersiz yapmak ve stresten korunmak da alınması gereken önemli önlemlerden.

Bunların yanı sıra sigara içilmemeli ve içilen ortamlardan uzak durmalı. Alkol tüketimi de en az seviyede tutulmalı. Düzenli olarak spor yapılamıyorsa en azından işe gidip gelirken toplu taşıma araçları kullanmalı, araç iş yerinden uzağa park edilerek yürümeli veya alışveriş merkezleri dahil her fırsatta asansör yerine merdiven kullanmalı”

Источник: https://www.gidahatti.com/inme-belirtileri-87843/

İnme (felç) nedir? Belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri

İnme Belirtilerini Erken Dönemde Fark Etmek Önemli

İnme (felç) geçiriyorsanız hemen 112’yi arayın! İlk 4 saat tedavi için çok önemli!

İnme uyarılarını mutlaka ciddiye alın

İnme belirtileri aniden gelir ve kol, bacak veya yüzün bir kısmında uyuşukluk, güçsüzlük, yutma güçlüğü, baş dönmesi, konuşma ve başkalarını anlamada güçlük çekme, görme bozukluğu ve şiddetli baş ağrılarıyla kendini gösterir. 

STR olarak bilinen bu üçlü testi herkes uygulayabilir. Çevrenizde birinin inme geçirip geçirmediğini anlamak için yapılması gerekenler:
Smile: Kişiye gülümsemesini söyleyin.
Talk: basit bir cümle kurmasını söyleyin. Örneğin, ‘Elbisen çok güzel’
Raise: Kollarını yukarı kaldırmasını söyleyin.
Bunları yapamıyorsa kişinin felç geçirmekte olduğunu düşünerek hemen acil tıbbi yardım isteyin, 112‘yi arayın

  • geçici görme bozuklukları
  • tek tarafta ani görememe veya görme alanının daralması
  • konuşmada bozukluk; ani gelişen hiç kelime çıkaramama
  • anlamsız konuşma veya sarhoşvari konuşmalar
  • konuşmada ya da anlamada güçlük
  • vücudun bir yarısında ani kuvvet kaybı
  • yüzde, kolda, bacakta uyuşukluk
  • baş dönmesi, denge kaybı ya da açıklanamayan düşmeler
  • başağrısı -şiddetli ve ani başlangıçlı
  • yutma (yutkunma) güçlüğü
  • bu belirtiler birkaç dakika içinde geçse bile önem taşır

Bunlara öncü belirtiler, geçici ataklar denir. Eğer önlem alınırsa kalıcı olmaktan kurtulup tedavi edilebilir. İnmenin belirtilerini tanımak son derece önemlidir ve hızlı eyleme geçmek için yüz, kol, konuşma, zaman (YKKZ) bilinmelidir.

Semptomları bilin ve hızlı davranın
YYÜZYüzün bir tarafında düşme var mı?Kişiden gülümsemesini isteyin
KKOLBir kolda güçsüzlük ya da uyuşukluk var mı?Kişiden her iki kolunu birden havaya kaldırmasını isteyinBir kol aşağı doğru uzaklaşıyor mu?
KKONUŞMAHasta geveleyerek mi konuşuyor?Hastadan tek bir cümleyi tekrarlamasını isteyinCümle doğru bir şekilde tekrarlanıyor mu?
ZZAMANZaman beyindir.Zaman kaybı ise beyin kaybıdır.Eğer bir kişi bu belirti ve bulguları gösteriyorsa, derhal BT çekme olanağı olan yakın bir hastaneye yönlendirilmelidir.

İnmede ilk dört saat tedavi için hayati öneme sahip!

İnme nasıl ortaya çıkar?

Her yıl bin kişiden 7’si bu felaketle karşı karşıya. Ortaya çıkış nedenleri iki ana grupta toplanır. Birincisi tıkanma, beyne giden damarların veya beyinin içindeki damarların çeşitli şekillerde tıkanması veya daralması. İkinci ise beyin içinde meydana gelen kanamadır.

İnme nedenleri

  • Tütün kullanımı: Tütün kan damarlarınıza zarar verir. Bu ise damarlarda tıkanıklıklara yol açarak inmeye neden olur. Sigara içmeyin ve ikincil maruziyetlerden kaçının.
  • Diyabet: Diyabet hastası olmak inme riskinizi artırır çünkü beyin damarlarının hastalanmasına neden olur. Doktorunuzla diyabetinizin tedavisi için konuşun.

  • Yüksek kolesterol: Yüksek kolesterol damar tıkanıklığı riskini artırır. Beyine giden bir atardamar tıkanırsa buna bağlı olarak inme gerçekleşebilir.
  • Fiziksel hareketsizlik şişmanlık: Hareketsiz bir yaşam ve fazla kilolu olmak kalp damar hastalığı riskinizi artırır.

  • Damar hastalıkları: Boynunuzdaki karotid atardamarları beyne giden kanın önemli bir bölümünü taşır. Damar duvarı içinden yağlı bir tabaka ile giderek ilerleyen bir şekilde zarar gören karotid damarı bir kan pıhtısı ile tıkanabilir. Bu da inmeye neden olur.

  • Geçici iskemik atak (GIA): GIA’ların tanınıp tedavi edilmesi inme riskini azaltabilir. GIA inme benzeri belirtilere neden olur fakat bunların çoğu geçicidir. GIA’ nın belirtilerini bilin ve derhal acil tıbbi yardım isteyin.

  • Atrial fibrillasyon ve diğer kalp hastalıkları: AF durumunda kalp boşlukları organize ve ritmik bir şekilde kasılmak yerine aynı bir jölenin titremesi gibi titrerler. Bu kanın kalp boşluğunda göllenmesine ve pıhtılaşmasına neden olur. AF inme riskinin beş kat artmasına neden olur. Diğer kalp hastalıkları olan insanlarında inme riskleri artmıştır.

  • Bazı kan hastalıkları: Yüksek alyuvar miktarı pıhtı oluşumu ihtimalini artırarak inme riskini yükseltir. Orak hücreli kansızlık hastalığı hasta hücrelerin atar damar duvarlarına yapışarak tıkanıklığa neden olması nedeniyle inme riskini artırabilir.

  • Aşırı alkol alımı: Kadınlar için ortalama bir kadeh ve erkekler için ortalama iki kadeh içkinin üzerinde içki tüketimi kan basıncını ve inmeye neden olabilir.
  • Uyuşturucular: Damar içi madde kullanımı yüksek inme riski içerir. Kokain kullanımı da inmeyle ilişkilendirilmiştir. Bu maddeler çoğunlukla kanamalı inmelere neden olur.

Kolesterol nedir? Neden yükselir? Tedavisi ve iyi gelen yiyecekler

Beslenme tarzı bozuk olanlar, örneğin yağdan zengin beslenenler, sigara içenler, kilolu, diyabetik kişiler. Her yaşta olabilir. Ancak damarların tıkanma riski belirli yaşlardan sonra daha yüksektir. Sigara tüm damarları olduğu gibi beyin damarlarında da dönüşü olmayan bozukluklar, kalınlaşmalar, elastikiyetinin bozulması, plakların oluşmasına neden oluyor.

Beyin, vücudun yüzde 2’sini kaplar ama kanın yüzde 20’sini kullanır. Beyin 4 ana damardan beslenir. Bunların tıkanıklığı ya da daralması yüzde 50 – 60’a kadar kabul edilebilir bir oran. Ama yüzde 60’ı geçince tedaviye ihtiyaç var.

İnme tedavisinde inme ünitesinin rölü

Doğru beslenme ve hareket inme riskini önemli oranda azaltıyor!

İnme ünitesinde tedavi, akut inme hastalarında ölüm oranını azalttığı kanıtlanmış tek tedavi seçeneğidir. Aynı zamanda uzun süreli bağımlılığı azalttığı gösterilmiş tek girişimdir ve inme hastaların çoğunluğu bu girişimden yarar görmektedir. Bu nedenle, İÜ bakımı, inme hastalarının tedavisinde son derece önemlidir ve hastalık yükünü azaltıcı etkide bulunan tek akut inme tedavisidir.

Birtakım risk faktörleri önlenebilir. Genetik faktörlerin dışındaki sigara, yüksek tansiyon gibi pek çok hastalık için risk faktörü olan hepimizin bildiği başlangıçtaki risk faktörleri önlenebilir.

 İnmenin kesin tedavisi yoktur. Çok erken dönemde (ilk 3 saat) damar açıcı ilaç dışında geçici bulguları olan hastaların hızlı değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi önem taşır.

İlk 3 saatte damar açıcı ilaç (tromboliz) hayat kurtarıcı olabiliyor.

Tansiyon neden yükselir, nasıl düşürülür? Hipertansiyon tehli midir?

Düzenli kontroller inme riskini azaltır

İnme hastalığının önlenmesinde ilk aşama inmeye dair risk faktörlerinin öğrenilmesidir. Bazı risk faktörlerini değiştirebilir veya tedavi edebilirsiniz.

Düzenli kontroller yaptırarak ve riskinizi bilerek, neleri değiştirebilirsiniz. Yüksek kan basıncı hem iskemik hem de hemorajik inmenin bir numaralı sebebidir.

Kan basıncı ne kadar yüksekse, inme riski de o kadar artmaktadır. Kan basıncınızı bilin ve en az 2 yılda bir kontrol ettirin.

İnmeden korunmak için bunları mutlaka yapın

  • Bol bol su için. Günde 3 – 3,5 litre su içmek – özellikle 45 yaşından sonra- inme riskini azaltan basit bir önlem.
  • Yüksek tansiyon, diyabet hastasıysanız veya yüksek kolesterole sahipseniz kişisel risk faktörlerini bilerek kontrol altına alın.

  • Eğer damarsal bir hastalığınız varsa mutlaka her sene muhakkak check – up yaptırın.
  • Düzenli egzersiz de dolaşımı hızlandırarak inme riskini azaltıyor.
  • Tansiyonunuz düşük tutmak için sağlıklı bir beslenme düzenine sahip olun.

  • Özellikle aritmi hastaları inme gelişim riskleri çok yüksek olduğundan ömür boyu kan sulandırıcı ilaç tedavilerine uymalıdır.

İnme ile ilgili rakamlar

  • TÜİK verilerine göre 2014 yılında Türkiye’de 375 binden fazla kişi çeşitli hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti
  • İnme ölüm nedenleri arasında kalp hastalıklarıve kanserden sonra üçüncü sırada…
  • Ölümlerin yüzde 10’u inme nedeniyle gerçekleşti.
  • Sadece 2014’te Türkiye’de 37 bin kişi inme yüzünden hayatını kaybetti.
  • İnme, Türkiye’de kalıcı kısıtlılık sebepleri arasında birinci sıradadır.
  • İnme geçirenlerin çoğunluğu akut dönemde hayatını kaybetmese de ciddi kısıtlılıklarla bazen yatağa bağlı kalarak yaşamak zorunda kalmaktadır.
  • Türkiye’de yaşam süresinin son 10 yılda uzamasıyla daha fazla inmeyle karşılaşılacağı ön görülüyor.

Kaynak: 1- http://www.tuik.gov.tr/HbPrint.do?id=18855(son ulaşılma tarihi 08/04/2015) 2- Reduce your risk of stroke if you have atrial fibrillation by Mayo Clinic. http://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/atrial-fibrillation/in-depth/stroke-risk-atrial-fibrillation/art-20118481

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/inme-felc-nedir-belirtileri-nedenleri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.