İnmeden korunmak için bol su tüketin! İnmenin erken belirtileri nelerdir?

içerik

Hamilelik Belirtileri Nelerdir? Madde Madde Erken Gebelik Belirtileri

İnmeden korunmak için bol su tüketin! İnmenin erken belirtileri nelerdir?

Hamilelik Belirtileri, hamile olup olmadığınızı merak ediyorsanız bunu kesin olarak bilmenin aslında tek yolu hamilelik testi yapmaktan geçmektedir. Ancak hamile olma olasılığını gösteren erken hamilelik belirtileri de vardır.

İşte bu yazımızda bakmanız ve öğrenmeniz gereken bu belirtilerden bahsedilmekte. Öncelikle Tüm Kadınlarda Gebeliğin Erken Belirtileri Görülür mü?: Her kadın farklıdır. Aynı şekilde her kadının hamilelik deneyimleri de farklıdır.

Hatta her kadın bir hamilelikten diğerine aynı belirtileri göstermeyebilir.

Hamilelik Belirtileri Nelerdir? Madde Madde Erken Gebelik Belirtileri

Ayrıca; hamileliğin erken belirtileri, menstrüasyondan (regl) hemen önce ve sırasında yaşayabileceğiniz belirtileri taklit ettiği için, hamile olduğunuzu dahi fark etmeyebilirsiniz.
Aşağıda, hamileliğin en sık görülen erken belirtilerinden bazıları açıklanmaktadır.

Bu belirtilerin hamile kalmanın yanı sıra başka durumlardan da kaynaklanabileceğini bilmeniz gerekmektedir. Dolayısıyla, bu belirtilerin bazılarını fark etmeniz, mutlaka hamile olduğunuz anlamına gelmez. Kesin olarak öğrenmenin tek yolu ise hamilelik testi yapmaktır.

Lekelenme ve Sancı

hamilelik belirtileri lekelenme ve sancı

Gebe kaldıktan sonra döllenmiş yumurta kendisini rahim duvarına bağlar. Bu, gebeliğin en erken belirtilerinden olan lekelenme oluşmasına ve bazen de sancılara neden olabilir.Bu, yumurtanın rahim duvarına bağlanmasına, yerleşme kanaması denir.

Yumurta döllendikten altı ila 12 gün sonra herhangi bir yerde gerçekleşir. Sancılar; regl sancılarını andırır, bu sebeple bazı kadınlar sancıları ve kanamaları regl dönemi başlangıç belirtileri olarak düşünerek hata yapmaktadırlar.

Ancak kanama ve sancılar yine de belli belirsizdirler.

Kanamanın yanı sıra, bir kadın vajinasından beyaz, süte benzer bir akıntı gelebilir. Bu durum, doğumdan hemen sonra başlayan vajina duvarlarının kalınlaşmasıyla ilgilidir. Vajinayı kaplayan hücrelerin çoğalması akıntıya neden olur.

Hamilelik boyunca devam edebilen bu akıntı, genellikle zararsızdır ve tedavi gerektirmez.

Ancak akıntının yanı sıra yanma, kaşıntı ve kötü bir koku var ise maya veya bakteri enfeksiyonu olup olmadığından şüphelenerek doktorunuza mutlaka görünmeniz gerekmektedir.

Göğüs Değişmeleri

hamilelik belirtileri göğüs değişmeleri

Göğüslerde değişmeler hamileliğin çok erken bir işaretidir. Bir kadının hormon düzeyleri, gebe kaldıktan sonra hızla değişmektedir.

Değişiklikler nedeniyle, göğüsleri bir veya iki hafta sonra şişebilir, ağrıyabilir veya batma hissi verebilir. Ya da daha ağır, daha dolgun veya dokunmaya karşı hassas hissedebilirler.

Areola adı verilen göğüs uçlarının etrafındaki alan da koyulaşabilir. Başka durumlarda göğüs değişikliklerine neden olabilmektedir.

Yorgunluk

gebelik belirtileri – yorgunluk

Çok yorgun hissetmek hamilelikte normaldir ve erken başlar. Bir kadın hamile kaldıktan bir hafta sonra alışılmadık bir şekilde yorgunluk hissetmeye başlayabilir.

Nedeni ise genellikle progesteron adı verilen hormon seviyesinin yükselmesi ile ilgilidir, ancak düşük kan şekeri, düşük kan basıncı ve kan üretimindeki artış gibi diğer durumların da yorgun hissedilmesinde etkisi bulunabilir.

Yorgunluğun hamilelik ile ilgilisi kesinleşmiş ise bol bol dinlenmek önemlidir. Protein ve demir yönünden zengin besinler yemek de yorgunluğu telafi etmede yardımcı olabilir.

Mide bulantısı (Sabah Hastalığı)

gebelik belirtileri – mide bulantısı ve sabah hastalığı

Sabah bulantısı, hamileliğin oldukça bilinen ünlü bir belirtisidir. Fakat her hamile kadında gerçekleşen bir durum değildir. Sabah hastalığının kesin nedeni bilinmemekle birlikte, gebelik hormonları bu belirtilerin oluşmasında muhtemel etmendir.

Hamilelikteki bulantı günün herhangi bir vaktinde ortaya çıkabilir, fakat daha çok sabahları görünen bir durumdur. Ayrıca, bazı kadınlar hamile kaldıklarında bazı yiyecekleri aşermekte ve istedikleri yiyeceklerin yokluğuna katlanamamaktadırlar. Bu aynı zamanda hormonal değişikliklerle de ilgilidir.

Etki o kadar güçlü olabilir ki, en sevdiği yemek ile ilgili herhangi bir düşünce bile hamile bir kadının karnını acıktırabilir ve katlanılamaz bir isteğe dönüşebilir.

Bulantı, istek ve yiyecek isteksizliğinin tüm hamilelik boyunca sürmesi mümkündür. Neyse ki, belirtiler birçok kadın için hamileliğinin 13. veya 14. haftasında azalmaktadır. Bu arada, sizin ve gelişmekte olan bebeğinizin temel besinleri alması için sağlıklı bir diyet yaptığınızdan emin olmalısınız. Bu konuda tavsiye almak için doktorunuza danışabilirsiniz.

Gebelik belirtileri – Regl Gecikmesi

gebelik belirtileri – regl gecikmesi.

Erken gebelik belirtilerinden en belirgin olanı ve çoğu kadını hamilelik testi yaptırmaya iten belirti, gecikmiş bir regl dönemidir. Ancak geciken her regl dönemi tamamen hamilelikten kaynaklanmaz.

Bu arada, kadınlar hamilelik sırasında da bir miktar kanama yaşayabilir. Hamileyseniz, doktorunuza kanama konusunda neye dikkat etmeniz gerektiğini sormanızda fayda vardır.

Örneğin, kanama ne zaman normaldir ve ne zaman acil durum belirtisidir?

Hamileliğin yanı sıra, bir regl döneminin gecikmesinin başka sebepleri de vardır. Çok fazla kilo almış veya aşırı kilo kaybı yaşamış olabilirsiniz.

Hormonal problemler, yorgunluk veya stres de olasılıklardahilindedir. Bazı kadınlar doğum kontrol hapı almayı bıraktıklarında da regl dönemleri gecikmektedir.

Ancak regl döneminiz bir süre gecikiyorsa ve hamilelik bir ihtimaldahilinde ise, bir hamilelik testi almak isteyebilirsiniz.

Gebeliğin Diğer Erken Belirtileri;

  • Hamilelik hormonal dengenizde değişiklikler meydana getirir. Ve bu değişiklikler, aşağıda yazılanları içeren diğer belirtilere neden olabilir:
  • Sık sık idrara çıkma : Birçok kadın için bu, gebe kalındıktan sonra aşağı yukarı altıncı ya da sekizinci haftada başlar. Buna idrar yolu enfeksiyonu, diyabet veya diüretik(idrar söktürücü) ilaçkullanımı neden olmuş olabilir; hamile iseniz, muhtemelen hormonal seviyelerden kaynaklanmaktadır.
  • Kabızlık : Hamilelik sırasında, progesteron hormonunun fazla yükselmesi sizi kabız yapabilir. Progesteron yiyeceklerin bağırsaklarınızdan daha yavaş geçmesine neden olur. Sorunu gidermek için bol su içmeniz, egzersiz yapmanız ve bol miktarda lifli yiyecekler yemeniz gerekmektedir.
  • Ruh halinde ani değişimler : Bunlar özellikle gebeliğin ilk üç aylık döneminde oldukça sık görülür. Bu durumlar ayrıca hormonlardaki değişikliklerle de ilgilidir.
  • Baş ağrısı ve bel ağrısı: Birçok hamile kadın, sık sık hafif baş ağrısı ve bazen de bel ağrısı şikayetinde bulunmaktadır.
  • Baş dönmesi ve bayılma: Bu durum; kan damarlarının genişlemesi, düşük kan basıncı ve düşük kan şekeri ile ilgili olabilir.

Hamile bir kadın bu belirtilerin tümüne sahip olabilir ya da belirtilerden sadece bir veya iki tanesini de gösterebilir.

Bu belirtilerden herhangi biri rahatsız edici hale geldiği takdirde, doktorunuzla konuşun ve böylece yaşanan etkilerini azaltmak için bir plan yapıp yaşam kalitenizi yükseltebilirsiniz.

İlginizi Çekebilir;

Hamilelikte Neden Garip Rüyalar Görülür?

Hamileyken Kızamık Olursanız Ne Olur?

Gebeliğin üçüncü çeyreğinde hamile kadınların kişisel alan algısı genişliyor

Editör / Yazar: Zeynep Erva ŞAHİN

Orijinal Kaynak Linki: https://www.webmd.com/baby/guide/pregnancy-am-i-pregnant#1

Источник: https://beyinsizler.net/hamilelik-belirtileri-nelerdir-madde-madde-erken-gebelik-belirtileri/

Cilt Kanserinin Belirtileri ve Korunmanın Yolları

İnmeden korunmak için bol su tüketin! İnmenin erken belirtileri nelerdir?

Haber güncelleme tarihi 14.02.2019 16:14

Cilt Kanseri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Cilt kanserinin belirtileri cilt yüzeyinde görülebildiği için erken teşhis olasılığı diğer kanser türlerine göre daha yüksektir. Tabii bunun için benleri ve lekelerinizi düzenli olarak doktorunuza göstermeniz gerekmektedir.

Cilt Kanseri Nedir?

Cilt kanseri, cilt hücrelerinin anormal büyümesi anlamına gelmektedir. Bu kanser türü en sık güneşe aşırı maruz kalan ciltte meydana gelir.

Ancak, insanlarda çok yaygın bir şekilde görülen bu kanser türü güneşe çok fazla maruz kalmayan cilt alanlarında da meydana gelmektedir.

Cilt kanserinin bazal hücreli Karsinom, skuamöz hücreli karsinom ve melanoma olmak üzere üç ana türü bulunmaktadır.

Ultraviyole (UV- kızıl ötesi) ışınlara maruz kalmayı sınırlandırarak veya maruz kalmaktan kaçınarak cilt kanseri riskinizi azaltabilirsiniz. Cildinizin şüpheli değişiklikler açısından incelenmesi kanserin erken evrelerde yakalanmasına yardımcı olabilir. kanserin erken evrede tespit edilmesi size en yüksek başarılı tedavi şansını verir.

Cilt Kanserinin Belirtileri

  • Ben veya lekenin rengi, şekli, boyutunun değişmesi ve kenarlarında düzensizlikler oluşması.
  • Ben veya lekenin vücuttaki diğer ben veya lekeden daha farklı ve belirgin olması.
  • İyileşmeyen veya tekrarlayan yaralar.
  • Ben veya lekede ve çevresinde ağrı, kanama, kaşıntı olması.

Cilt kanserini etkileyen faktörlerin başında cilt yapısı gelmektedir. Cilt kanserinin görülme olasılığı yüksek olan kişiler genellikle açık ve beyaz tenli olan kişilerdir. Ancak bu tek başına cilt kanseri sebebi olarak görülemez.

 Bunun yanı sıra çok fazla beni ve çili bulunan kişilerinde belirli periyodlarla doktor kontrolünden geçmeleri gerekmektedir. Çünkü çok fazla beni ve çili olan ve bu benlerde değişim ya da çoğalma gözlemleyen kişiler için cilt kanseri riski taşıdığı belirtilmektedir.

  Kimyasal maddelere çok fazla maruz kalmış kişilerde de cilt kanserine yakalanma olasılığının yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca ailesinde cilt kanseri geçiren kişilerin bulunması da cilt kanseri olma olasılığı yükselten faktörlerden bir diğeridir.

 Fakat bu belirtiler cilt kanseri olduğunu göstermez. Bu yüzden düzenli olarak doktor kontrolüne gitmeniz gerekmektedir.

Cilt Kanserinin Nedenleri Nelerdir?

  • Bronzlaşma kabinlerinin (solaryum) kullanımı
  • İmmünsüpresyon: Bu bağışıklık sisteminin bozulması anlamına gelir. Bağışıklık sistemi, vücudu alerjik reaksiyona neden olan mikroplar veya maddeler gibi yabancı maddelerden korur. Bu baskılama bazı hastalıkların sonucu olarak ortaya çıkabilir veya otoimmün hastalıklar gibi hastalıklarla mücadele için reçete edilen veya organ nakli reddini engelleyen ilaçlardan kaynaklanabilir.
  • Olağandışı yüksek X-ışınlarına maruz kalma
  • Bazı kimyasallar: Arsenik ile temas, katran, yağlar ve hidrokarbonlar (skuamöz hücreli karsinomaya neden olabilir)

Cilt Kanserinden Korunmanın Yolları

Cilt kanserine neden olan genetik faktörlerin dışında, dışsal faktörler nedeniyle de görülebilmektedir. Cilt kanserine neden olan dışsal faktörlerin başında ise zararlı güneş ışınları gelmektedir.

Güneşten gelen ultraviyole ışınlarauzun süre maruzkalmak cilt kanserine yol açabilmektedir. Güneş D vitamini açısından verimli olsa da güneşte çok fazla durmamaya ve güneşe çıkarken korunmaya muhakkak dikkat etmeniz gerekmektedir.

Özellikle öğlen saatlerinde güneşe çıkmamaya özen gösterin. Cilt kanserinden korunmak için uzmanların önerdiği bir başka korunma yolu ise, bol miktarda antioksidan tüketmektir.

Meyve ve sebzelerde bol miktarda bulunan antioksidanlar sadece cilt kanseri için değil, diğer kanser türlerinden korunmak için de tüketilmesi gerekmektedir.  Cilt kanserinde erken tanı çok önemlidir. Cildinizde bir belirti görmeseniz bile cildinizi her sene muayene ettirmeyi ihmal ettirmeyin.

Cilt Kanseri Tedavisi

Cilt kanseri ve aktinik keratozlar olarak bilinen prekanserözderi lezyonları için tedavi seçenekleri, lezyonların büyüklüğüne, tipine, derinliğine ve lokasyonuna bağlı olarak değişir. Cildin yüzeyiyle sınırlı küçük cilt kanserleri, tüm büyümeyi ortadan kaldıran bir başlangıç deri biyopsisinin ötesinde tedavi gerektirmeyebilir.

Önerilen İçerik;
► Kanserden Korunma Yolları

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: https://www.neoldu.com/cilt-kanserinin-belirtileri-ve-korunmanin-yollari-2593h.htm

Yeterince Su İçmeyince Vücudunuzda Meydana Gelen 15 Problem

İnmeden korunmak için bol su tüketin! İnmenin erken belirtileri nelerdir?

Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak ve vücudumuza iyi bakmak için günlük yapmamız gereken bazı şeyler vardır. Yemek yemek, egzersiz yapmak, aktif olmak, uyumak gibi günlük yapmamız gerekenlerin başında ise su içmek gelir.

Her yetişkin birey gün de en az 2 litre su içmelidir. Yapılan birçok deney 2 litreden çok daha fazla su içen kişilerin ciltlerinden, nefes alışlarına kadar çok daha sağlıklı bireyler olduklarını gösteriyor. Peki ya yeterli su içmez ve vücudunuzu susuz bırakırsanız ne olur.

İşte susuzluk nedeniyle oluşabilecek problemlerin listesi!

Günlük vücudunuza ihtiyacı olan suyu vermezseniz kilo alma ihtimaliniz artacaktır. Vücuttaki toksinler ve diğer atık maddeler vücuttan uzaklaştırılamadığı için metabolizmanız çalışması gerektiği gibi çalışamayacak ve yağ yakamayacaktır.

Bu nedenle kilo almak istemiyorsanız her gün en az 2 litre su içmelisiniz. Suyla hızlanan metabolizma sayesinde yağ yakımı hızlanabilir ve kilo vermek istiyorsanız daha kolay kilo verirsiniz.

Ayrıca mideniz kazındığında su içerseniz bir süre daha kendinizi tok hissedersiniz.

Susuz kaldığınızda vücudunuz bir koruma mekanizması olarak hücrelerdeki suyun çekilmemesi için daha yüksek miktarda kolesterol üretir. Kanda yüksek miktarda kolesterol bulunması ciddi hastalıklara yol açabilir. Damar ve hücre sağlığınız için susuz kalmamaya özen göstermelisiniz.

3. Hazımsızlık

Su sindirim sisteminde büyük bir rol oynar. Yeterince su içmezseniz sindirimin başladığı ilk yer olan ağızda yeterince tükürük salgılanamaz ve besinler düzgün bir şekilde sindirilemez. Ayrıca midede sindirim yapabilmek için gerekli olan salgılar da su olmadan salgılanamayacağı için yedikleriniz uzun süre midenizde kalacak ve sizi rahatsız edecektir.

4. Ciltte Kuruluk ve Kırışıklıklar

Yeterince su almayan cildinizdeki hücrelerin yapısı bozulmaya başlar. Başta kuruluk ve pul pul dökülme ile ortaya çıkan cilt kuruluğu ileride kırışıklık gibi onarılamaz cilt problemlerine neden olabilir.

Bol bol su tüketmek yaşlanma belirtilerinin daha uzun süre ortaya çıkmaması için en önemli etkendir.

Dışarıdan sürdüğünüz nemlendirici kremler cildin sadece belli bir katmanına kadar ulaştığından cildinizin içten nemlenmesi gerektiğini ve hücrelerinizin suya ihtiyaçları olduğunu unutmayınız.

5. Ciltte Yağlanma

Hepimizin düştüğü hataların başında cildimiz yağlıysa krem sürmeye ya da nemlendirmeye ihtiyaç duymadığımızı düşünmek gelir. Bu aslında tamamen yanlıştır. Cilt, yeterince nemlendirilmediği için yağ üretir.

Dışarıdan sürülen kremler bunu bir miktar etkilese de pul pul dökülmesine rağmen üzeri yağ tabakası ile kaplı bir cildiniz olabilir. Bunun sebebi gün içerisinde yeterince su içmemenizdir.

Yeterli nemi içerden alan cilt yağ üretimini azalatacak, bu sayede çok daha temiz ve canlı bir cildiniz olacaktır.

6. Tansiyon

Susuzluğun yarattığı ciddi problemlerden biri de hipertansiyondur. Vücuttaki toksinlerine ve diğer atıkların uzaklaştırılamaması ile kan basıncı artacak ve tansiyon hastaları için tehli bir durum oluşacaktır. Bu nedenle özellikle tansiyonla ilgili problem yaşayanların günlük içtikleri su miktarına son derece dikkat etmeleri gerekmektedir.

7. Saç Dökülmesi

Gün içerisinde yeterince su içmemek saçlarınızın solgunlaşmasına, daha kırılgan ve dökülmeye meyilli olmalarına neden olacaktır. Susuzluktan kuruyan kafa deriniz ise kepeklenmeye başlar. Bu nedenle daha sağlıklı ve dökülmeyen saçlara sahip olmak için her gün yeterince su içtiğinizden emin olmalısınız.

8. Migren

Migren ağrılarının büyük bir kısmının sebebinin susuzluk olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Yeterince su içilmediği için vücut ısısı artar ve bu da damarların genişlemesine neden olur.

Genişleyen damarlar baş ağrılarına ve migren krizlerine neden olur. Eğer en büyük problemlerden biri olan migren ağrısını yaşamak istemiyorsanız düzenli bir şekilde su tüketmeye dikkat edin.

Ayrıca ağrı başladığında bir bardak soğuk su içmek de vücut ısınızı düşüreceği için ağrınızın azalmasına yardımcı olacaktır.

9. Kabızlık

Yeterince su alamayan sindirim sisteminiz çok daha yavaş çalışmaya başlayacağı için kabız olma ihtimaliniz yüksektir. Sadece gün içerisinde içtiğiniz su miktarını arttırarak kabız olmaktan kurtulabilirsiniz.

10. Böbrek Problemleri

Yeterince su içmediğiniz sürece böbreklerinizin düzgün çalışma ihtimali yoktur. Sadece susuz kaldığınız için bile böbrek ağrısı yaşayabilirsiniz. Düzenli olarak su içmemeye devam ederseniz ciddi böbrek rahatsızlıkları yaşayabilirsiniz.

11. Kalp Problemleri

Dolaşım sisteminizin en önemli parçası olan kalbinizin düzenli bir şekilde çalışabilmesi için suya ihtiyacı var. Her gün yeterli miktarda su içmezseniz, %80’i sudan oluşan kalbiniz ile ilgili ciddi sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

12. Enerji Kaybı

İnsan vücudunun en önemli yakıtı sudur. Yani su içmediğimiz zaman çalışmayan bir mekanizmaya sahibiz. Vücuttaki %1’lik bir su azalması, %10 enerji kaybı anlamını taşımaktadır. Eğer vücudunuzda yeterince su yoksa ve ağır işlerde çalışmaya ya da spor yapmaya çalışırsanız vücudunuz bunu reddedecek ve en iyi ihtimalle bayılacaksınız.

13. Sütte Azalma

Emziren anneler yeterli miktarda su içmiyorlarsa sütleri daha az gelmeye başlar. Eğer süt azlığından yakınıyorsanız gün içerisinde daha fazla su tüketmeyi denemelisiniz.

14. Kas Krampları

Su, kasın yapısını etkileyerek daha elastik olmasını sağlar. Eğer gün içerisinde yerince su tüketmiyorsanız kaslarınız kasıldığında açılmakta zorlanabilir ve acı verici kramplar yaşayabilirsiniz. Özellikle spor yapıyorsanız yeterli miktarda su içtiğinden emin olmalısınız.

15. Eklem Rahatsızlıkları

Eklemler için su son derece önemlidir. Hareketi sağlayan kıkırdak dokunun yapısı yüksek oranlarda su içerir. Rahat bir şekilde eklemlerimizin hareket etmesi için suya ihtiyaç vardır. Bu su miktarı azaldığında eklem rahatsızlıkları ortaya çıkar. Birbirlerine sürtünen eklemler zamanla yırtılabilir ve ciddi rahatsızlıklara sebebiyet verebilir.

Источник: https://evdesifa.com/vucutta-su-eksikligi-nelere-yol-acar/

İnme (felç) nedir? Belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri

İnmeden korunmak için bol su tüketin! İnmenin erken belirtileri nelerdir?

İnme (felç) geçiriyorsanız hemen 112’yi arayın! İlk 4 saat tedavi için çok önemli!

İnme uyarılarını mutlaka ciddiye alın

İnme belirtileri aniden gelir ve kol, bacak veya yüzün bir kısmında uyuşukluk, güçsüzlük, yutma güçlüğü, baş dönmesi, konuşma ve başkalarını anlamada güçlük çekme, görme bozukluğu ve şiddetli baş ağrılarıyla kendini gösterir. 

STR olarak bilinen bu üçlü testi herkes uygulayabilir. Çevrenizde birinin inme geçirip geçirmediğini anlamak için yapılması gerekenler:
Smile: Kişiye gülümsemesini söyleyin.
Talk: basit bir cümle kurmasını söyleyin. Örneğin, ‘Elbisen çok güzel’
Raise: Kollarını yukarı kaldırmasını söyleyin.
Bunları yapamıyorsa kişinin felç geçirmekte olduğunu düşünerek hemen acil tıbbi yardım isteyin, 112‘yi arayın

  • geçici görme bozuklukları
  • tek tarafta ani görememe veya görme alanının daralması
  • konuşmada bozukluk; ani gelişen hiç kelime çıkaramama
  • anlamsız konuşma veya sarhoşvari konuşmalar
  • konuşmada ya da anlamada güçlük
  • vücudun bir yarısında ani kuvvet kaybı
  • yüzde, kolda, bacakta uyuşukluk
  • baş dönmesi, denge kaybı ya da açıklanamayan düşmeler
  • başağrısı -şiddetli ve ani başlangıçlı
  • yutma (yutkunma) güçlüğü
  • bu belirtiler birkaç dakika içinde geçse bile önem taşır

Bunlara öncü belirtiler, geçici ataklar denir. Eğer önlem alınırsa kalıcı olmaktan kurtulup tedavi edilebilir. İnmenin belirtilerini tanımak son derece önemlidir ve hızlı eyleme geçmek için yüz, kol, konuşma, zaman (YKKZ) bilinmelidir.

Semptomları bilin ve hızlı davranın
YYÜZYüzün bir tarafında düşme var mı?Kişiden gülümsemesini isteyin
KKOLBir kolda güçsüzlük ya da uyuşukluk var mı?Kişiden her iki kolunu birden havaya kaldırmasını isteyinBir kol aşağı doğru uzaklaşıyor mu?
KKONUŞMAHasta geveleyerek mi konuşuyor?Hastadan tek bir cümleyi tekrarlamasını isteyinCümle doğru bir şekilde tekrarlanıyor mu?
ZZAMANZaman beyindir.Zaman kaybı ise beyin kaybıdır.Eğer bir kişi bu belirti ve bulguları gösteriyorsa, derhal BT çekme olanağı olan yakın bir hastaneye yönlendirilmelidir.

İnmede ilk dört saat tedavi için hayati öneme sahip!

İnme nasıl ortaya çıkar?

Her yıl bin kişiden 7’si bu felaketle karşı karşıya. Ortaya çıkış nedenleri iki ana grupta toplanır. Birincisi tıkanma, beyne giden damarların veya beyinin içindeki damarların çeşitli şekillerde tıkanması veya daralması. İkinci ise beyin içinde meydana gelen kanamadır.

İnme nedenleri

  • Tütün kullanımı: Tütün kan damarlarınıza zarar verir. Bu ise damarlarda tıkanıklıklara yol açarak inmeye neden olur. Sigara içmeyin ve ikincil maruziyetlerden kaçının.
  • Diyabet: Diyabet hastası olmak inme riskinizi artırır çünkü beyin damarlarının hastalanmasına neden olur. Doktorunuzla diyabetinizin tedavisi için konuşun.
  • Yüksek kolesterol: Yüksek kolesterol damar tıkanıklığı riskini artırır. Beyine giden bir atardamar tıkanırsa buna bağlı olarak inme gerçekleşebilir.
  • Fiziksel hareketsizlik şişmanlık: Hareketsiz bir yaşam ve fazla kilolu olmak kalp damar hastalığı riskinizi artırır.
  • Damar hastalıkları: Boynunuzdaki karotid atardamarları beyne giden kanın önemli bir bölümünü taşır. Damar duvarı içinden yağlı bir tabaka ile giderek ilerleyen bir şekilde zarar gören karotid damarı bir kan pıhtısı ile tıkanabilir. Bu da inmeye neden olur.
  • Geçici iskemik atak (GIA): GIA’ların tanınıp tedavi edilmesi inme riskini azaltabilir. GIA inme benzeri belirtilere neden olur fakat bunların çoğu geçicidir. GIA’ nın belirtilerini bilin ve derhal acil tıbbi yardım isteyin.
  • Atrial fibrillasyon ve diğer kalp hastalıkları: AF durumunda kalp boşlukları organize ve ritmik bir şekilde kasılmak yerine aynı bir jölenin titremesi gibi titrerler. Bu kanın kalp boşluğunda göllenmesine ve pıhtılaşmasına neden olur. AF inme riskinin beş kat artmasına neden olur. Diğer kalp hastalıkları olan insanlarında inme riskleri artmıştır.
  • Bazı kan hastalıkları: Yüksek alyuvar miktarı pıhtı oluşumu ihtimalini artırarak inme riskini yükseltir. Orak hücreli kansızlık hastalığı hasta hücrelerin atar damar duvarlarına yapışarak tıkanıklığa neden olması nedeniyle inme riskini artırabilir.
  • Aşırı alkol alımı: Kadınlar için ortalama bir kadeh ve erkekler için ortalama iki kadeh içkinin üzerinde içki tüketimi kan basıncını ve inmeye neden olabilir.
  • Uyuşturucular: Damar içi madde kullanımı yüksek inme riski içerir. Kokain kullanımı da inmeyle ilişkilendirilmiştir. Bu maddeler çoğunlukla kanamalı inmelere neden olur.

Kolesterol nedir? Neden yükselir? Tedavisi ve iyi gelen yiyecekler

Beslenme tarzı bozuk olanlar, örneğin yağdan zengin beslenenler, sigara içenler, kilolu, diyabetik kişiler. Her yaşta olabilir. Ancak damarların tıkanma riski belirli yaşlardan sonra daha yüksektir. Sigara tüm damarları olduğu gibi beyin damarlarında da dönüşü olmayan bozukluklar, kalınlaşmalar, elastikiyetinin bozulması, plakların oluşmasına neden oluyor.

Beyin, vücudun yüzde 2’sini kaplar ama kanın yüzde 20’sini kullanır. Beyin 4 ana damardan beslenir. Bunların tıkanıklığı ya da daralması yüzde 50 – 60’a kadar kabul edilebilir bir oran. Ama yüzde 60’ı geçince tedaviye ihtiyaç var.

İnme tedavisinde inme ünitesinin rölü

Doğru beslenme ve hareket inme riskini önemli oranda azaltıyor!

İnme ünitesinde tedavi, akut inme hastalarında ölüm oranını azalttığı kanıtlanmış tek tedavi seçeneğidir. Aynı zamanda uzun süreli bağımlılığı azalttığı gösterilmiş tek girişimdir ve inme hastaların çoğunluğu bu girişimden yarar görmektedir. Bu nedenle, İÜ bakımı, inme hastalarının tedavisinde son derece önemlidir ve hastalık yükünü azaltıcı etkide bulunan tek akut inme tedavisidir.

Birtakım risk faktörleri önlenebilir. Genetik faktörlerin dışındaki sigara, yüksek tansiyon gibi pek çok hastalık için risk faktörü olan hepimizin bildiği başlangıçtaki risk faktörleri önlenebilir.

 İnmenin kesin tedavisi yoktur. Çok erken dönemde (ilk 3 saat) damar açıcı ilaç dışında geçici bulguları olan hastaların hızlı değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi önem taşır.

İlk 3 saatte damar açıcı ilaç (tromboliz) hayat kurtarıcı olabiliyor.

Tansiyon neden yükselir, nasıl düşürülür? Hipertansiyon tehli midir?

Düzenli kontroller inme riskini azaltır

İnme hastalığının önlenmesinde ilk aşama inmeye dair risk faktörlerinin öğrenilmesidir. Bazı risk faktörlerini değiştirebilir veya tedavi edebilirsiniz.

Düzenli kontroller yaptırarak ve riskinizi bilerek, neleri değiştirebilirsiniz. Yüksek kan basıncı hem iskemik hem de hemorajik inmenin bir numaralı sebebidir.

Kan basıncı ne kadar yüksekse, inme riski de o kadar artmaktadır. Kan basıncınızı bilin ve en az 2 yılda bir kontrol ettirin.

İnmeden korunmak için bunları mutlaka yapın

  • Bol bol su için. Günde 3 – 3,5 litre su içmek – özellikle 45 yaşından sonra- inme riskini azaltan basit bir önlem.
  • Yüksek tansiyon, diyabet hastasıysanız veya yüksek kolesterole sahipseniz kişisel risk faktörlerini bilerek kontrol altına alın.
  • Eğer damarsal bir hastalığınız varsa mutlaka her sene muhakkak check – up yaptırın.
  • Düzenli egzersiz de dolaşımı hızlandırarak inme riskini azaltıyor.
  • Tansiyonunuz düşük tutmak için sağlıklı bir beslenme düzenine sahip olun.
  • Özellikle aritmi hastaları inme gelişim riskleri çok yüksek olduğundan ömür boyu kan sulandırıcı ilaç tedavilerine uymalıdır.

İnme ile ilgili rakamlar

  • TÜİK verilerine göre 2014 yılında Türkiye’de 375 binden fazla kişi çeşitli hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti
  • İnme ölüm nedenleri arasında kalp hastalıklarıve kanserden sonra üçüncü sırada…
  • Ölümlerin yüzde 10’u inme nedeniyle gerçekleşti.
  • Sadece 2014’te Türkiye’de 37 bin kişi inme yüzünden hayatını kaybetti.
  • İnme, Türkiye’de kalıcı kısıtlılık sebepleri arasında birinci sıradadır.
  • İnme geçirenlerin çoğunluğu akut dönemde hayatını kaybetmese de ciddi kısıtlılıklarla bazen yatağa bağlı kalarak yaşamak zorunda kalmaktadır.
  • Türkiye’de yaşam süresinin son 10 yılda uzamasıyla daha fazla inmeyle karşılaşılacağı ön görülüyor.

Kaynak: 1- http://www.tuik.gov.tr/HbPrint.do?id=18855(son ulaşılma tarihi 08/04/2015) 2- Reduce your risk of stroke if you have atrial fibrillation by Mayo Clinic. http://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/atrial-fibrillation/in-depth/stroke-risk-atrial-fibrillation/art-20118481

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/inme-felc-nedir-belirtileri-nedenleri/

İnmeden korunmak için 7 altın kural inme korunma yolları, inme belirtileri

İnmeden korunmak için bol su tüketin! İnmenin erken belirtileri nelerdir?

İnme, erişkinlerde kalp hastalığı ve kanserden sonra yaşam kaybına yol açan en önemli sağlık sorunu olarak gösteriliyor.

Hastalığın önemli bir bölümü 65 yaş üzerinde oluşuyor ve erkeklerde kadınlara oranla daha fazla görülüyor. Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü'nden Prof. Dr.

Sevin Balkan, “10 Mayıs Dünya İnme Önleme Günü” öncesinde, inmeye yol açan hastalıklar, korunma yöntemleri ve sağlıklı yaşam için öneriler hakkında bilgi verdi.

Beyin kansız ve oksijensiz kalıyor

İnme, beynin bir bölgesinde kan akımının engellenmesi ya da beyin damarından kanın dışarı sızması sonucu beyin dokusunda oluşan bir hasardır.

İnmede %80 oranında kan akımını sağlayan damarlardan biri aniden pıhtı ile tıkanır.

%20 oranında da beyin damarlarında bir anda gelişen yırtılma ortaya çıkar ve kan beyin dokusu içine sızar ve buna halk arasında beyin kanaması denir. Bunların sonucunda hastada 24 saatten uzun süren bir fonksiyon kaybı oluşur.

İleri yaşla risk artıyor

İnme vakalarının dörtte üçü 65 yaş üzerinde ortaya çıkmakta, hastalık ender de olsa genç yaşlarda görülebilmektedir.

Erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülen inme oluşumunda; ileri yaşla birlikte karşılaşılan problemler ve kişinin yaşam tarzı önemli risk oluşturur.

Ayrıca kontrolsüz hipertansiyon, şeker ve kalp hastalığı, sigara kullanımı, yüksek kolesterol düzeyi, hareketsiz yaşam tarzı, şah damarı hastalığı, önceden geçici iskemik atak geçirmek de inme oluşumuna yatkınlığı artırmaktadır.

İnme 10 belirti ile kendini gösterebiliyor

  1. Vücudun bir yarısında yüz, kol veya bacakta oluşan uyuşukluk
  2. Fiziksel kuvvet kaybı
  3. Konuşma ve/veya anlama sorunu
  4. Bir veya iki gözde oluşan görme bozukluğu
  5. Denge bozukluğu
  6. Yürüyememe
  7. Baş dönmesi
  8. Bulantı ve kusma
  9. Şiddetli baş ağrısı
  10. Bilinç değişikliği

Bazı kişilerde bu belirtiler birkaç Dakika veya Saat sürer ve sonra tamamen geçer. Bu duruma 'Geçici İskemik Atak' denir. İhmal edilmemelidir. Çünkü bu kişilerin inme geçirme riski yüksektir.

Boyun ve beyin damarları detaylı kontrol ediliyor

İnme şüphesi olan hastalarda, nörolojik muayene sonrasında bilgisayarlı Tomografi (BT), Manyetik Rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemleri ile beynin durumu değerlendirilir. İnme nedenini araştırmak amacıyla elektrokardiyografi (EKG) ile kalp incelemesi yapılır. Ayrıca ekokardiyografi ve holter ile de kalp kaynaklı pıhtıların araştırılmasında önemli ölçüde yardımcıdır.

DUS (Doppler ultrasonografi), BTA (BT anjiyografi), MRA (MR anjiyografi), DSA (dijital substraksiyon anjiyografi) gibi yöntemlerle de boyun ve beyin damarlarının ayrıntılı görüntülenmesi mümkün olabilmektedir. Kan tahlili incelemeleri de inme nedenini araştırmak amacıyla mutlaka yapılmalıdır.

Damar açıcı tedavi erken dönemde mümkün

İnmede erken müdahale beyin hasarı riskini en aza indirmektedir. Belirtilerin başlamasını izleyen tercihen ilk 3 saat içinde, hastanın tıbbi durumu uygunsa, damardan uygulanan 'damar açıcı tedavi' (Trombolitik tedavi) yapılır. Bu tedavinin mutlaka uygun koşulları sağlayabilen merkezlerde ve eğitimli bir inme ekibinin kontrolünde yapılması gerekir.

Damardaki darlıklar stent veya cerrahi ile açılabiliyor

Damar açıcı tedavi dışında; ağızdan ilaç ve rehabilitasyon tedavisi uygulanmaktadır. Bunların sürekliliği ve kontrolleri çok önemlidir.

Ayrıca inmenin durumuna göre cerrahi ve girişimsel tedavi yöntemlerine de başvurulabilmektedir.

Yapılan incelemeler sonucu damarda % 70'in üzerinde darlık tespit edilirse, kateter yardımıyla damar içine girilerek stent konulması veya endarterektomi denilen cerrahi yolla tıkanıklık açılır.

Risk faktörlerine dikkat!
İnme oluşumunda değiştirilemeyen faktörler; yaş, cinsiyet, ırk ve ailede inme öyküsüdür.

Ancak inmenin %90z oranında önlenebilir olduğu yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu da değiştirilebilir etkenlerin ortadan kaldırılması ile mümkündür.

İnmeden korunmak için..

1-Tansiyonunuzu düzenli olarak takip edin. Hipertansiyon inme oluşumunda en önemli risk faktörüdür.2-Sigara kullanmayın ve sigara içilen ortamlarda bulunmamaya çalışın.

3-Kanda şeker ve yağ değerlerinizi düzenli olarak kontrol ettirin.4-Tercihen açık havada haftada en az 3-4 kez, 40-50 dakika yürüyüş yapın.5-Kalp kontrollerinizi yaptırın.

Ritim bozukluğu, koroner arter hastalığı, kapak hastalığı gibi bilinen kalp hastalığınız varsa tedavi olun.6-Obeziteden korunun.

7-Karotis yani şah damar tıkanıklığı riskine karşı düzenli kontrollerinizi yaptırın.

Источник: https://www.diyadinnet.com/saglik-1197-inmeden-korunmak-icin-7-altin-kural-inme-korunma-yollari-inme-belirtileri

Erken Menopoz Belirtileri

İnmeden korunmak için bol su tüketin! İnmenin erken belirtileri nelerdir?

Adet kanamalarının 40 yaşından önce kesilmesi, erken menopoz şeklinde tanımlanır. Toplum arasında erken menopozun oldukça yayın görüldüğüne dair bir inanış olsa da bu doğru değildir. Yapılan araştırmalar neticesinde Türkiye’de ortalama menopoz yaşı 46’dır.

Bu sebeple de aslında  35 yaş – 50 yaş arasında yaşanan menopozları erken olarak kabul etmek pek doğru değilidir. Bu sebeple ülkemiz için erken menopoz tanımını 35 yaşından önceki menopoz dönemleri, şeklinde değiştirebiliriz.

Aşağıdaki videoda detaylı bilgi vermeye çalıştım.

2- En Erken Menopoz Yaşı Kaçtır?

Bir kız çocuğunun adet görmeye başlama yaşı genellikle 13-1’tür. Menopoza girme ise altta yatan tıbbi sorunlar ve çeşitli etkenler sebebi ile 18- 19 dahi olabilmektedir.

3- Erken menopoz yaygın mıdır?

Erken menopoz olgusunun en dezavantajlı kısmı, kadının genç sayılabilecek bir yaşta üreme yetisini yitirmesidir.

Kadının hayattaki sosyal statüsünün giderek gelişmesi ve eğitim konusunda da gelişim, çocuk sahibi olma yaşının ertelenmesine yol açmaktadır. Bu durum da gebe kalma şansının git gide azalmasına yol açar. Gebe kalmakta zorluk çeken kadınlar, doktora başvurduklarında, menopoz dönemine girdiklerini öğrenebilmektedir.

1- Otoimmun hastalıklar

Yumurtalıkların erkenden bitmesi ve menopoz dönemine girilmesi, en sık otoimmun hastalıklar başlığından toplanan çeşitli hastalıklar kaynaklıdır.

Otoimmun hastalık kişinin bağışıklık sisteminin henüz açıklanamayan sebeplerle kendi organlarını yabancı doku gibi algılaması ve bu organlara saldırmasıdır. Dolayısıyla bu organlar tahrip olabilir.

Şayet yabancı şekilde algılanan doku yumurtalıklar ise, işte bu otoimmun hastalık çeşidi erken menopoza girilmesine yol açar.

2- Cerrahi Müdahale ile yumurtalıkların alınması

Tıbbi gereklilik neticesinde genç kadının her iki yumurtalığı birden alındığı zaman, erken menopoz olgusu görülür. Bunun dışında diğer jinekolojik müdahaleler de nadir şekilde yumurtalıklar zarar görebilir. Bu da menopoza erken girilmesine neden olabilir.

3- Kanser tedavileri

Kanser hastası olan kadınlar, tedavi  için radyoterapi ya da kemoterapi gördüğünde yumurtalıklar geri döndürülemez şekilde hasar görür. Bu sebeple de bu tedaviler ardından genellikle menopoza girilir.

4- Genetik

Genellikle bir kadın, annesi kaç yaşında menopoza girdi ise, o yaşlarda menopoza girer. Şayet ailesinde, teyzesinde, kan bağı olan birinde erken menopoz öyküsü mevcut ise, kişinin de erken menopoza girme riski yüksektir.

5- Kromozom bozuklukları

Frajil X Sendromu, Turner Sendromu gibi oldukça nadiren karşılaşılan kromozom bozukluklarında yumurtalıklar erken yaşta bitebilir. Bu sebeple de erken yaşta menopoza girilebilir.

6- Hayat tarzı

Hayat tarzı da menopoza girme yaşını belirler. Sigara kullanımı, menopoza giriş yaşını öne geçmektedir.  Sigara kullanmak gibi fakrlı kötü alışkanlıklara sahip olmak, sosyokültürel ve sosyoekomik durum gibi faktörler de menopoz yaşını etkileyebilmektedir.

Yani Kısaca Erken Menopoz İçin Risk Faktörleri genel Olarak:

  • Ailede erken menopoz öyküsü,
  • Turner sendromu ya da Swyer sendromu gibi kromozal hastalıklar,
  • Galaktozemi ve talassemi majör gibi bazı enzim eksiklikleri,
  • Kemoterapi ya da radyoterapi,
  • Sık geçirilen yumurtalık ameliyatları,
  • Kabakulak ve zona gibi enfeksiyonlar,
  • Tiroit, romatizmal artrit, diyabet, vitiligo gibi bazı otoimmün hastalıklar,
  • Epilepsi,
  • Sigara,
  • Stres,
  • Aşırı zayıflık veya obezite,
  • Bazı meslekler
  • Bayan kuaföründe çalışanlar
  • Kimyasal kozmetik satıcıları
  • Solvent ile çalışan ressamlar / boyacılar
  • Propanediol, metilolakrilamid, monometil eter, ftalatlar ile çalışanlar

5- Erken menopoz belirtileri nelerdir?

  • Menopoza erken yaşta girilmesinin en büyük belirtisi, adet döngülerinde gözlemlenen düzensizliklerdir. Adet döngüleri daha kısa sürede yaşanabilir, ya da daha uzun aralıklarla yaşanabilir. Ardından da adetler kesilir.
  • Adet kanaması yoğunluğu ve miktarının azalması kesin olarak erken menopoza işaret değildir.
  • Sıcak basması, çarpıntı, terleme gibi bilinen menopoz semptomları çeşitli durumlarda belirtiler arasında olmayabilir. Bu belirtiler de görülebileceği gibi, kişiden kişiye değişebilmektedir.

Erken menopozun ilk belirtisi adet döngüsünün hızlanmasıdır!

Normal olarak bir kadının adet döngüsü yaklaşık olarak 28 günde bir olmaktadır. Adet döngüsünün 22 günden daha sık olması, çoğunlukla yumurtalık rezervlerinin azaldığına işaret edebilen bir durum olabilmektedir. Şayet, FSH hormon yüksekliği saptanır ise, kadının genel durumuna en uygun olan üreme ve doğurganlığın korunması opsiyonlarına başvurmak gerekebilmektedir.

Adet döngüsünün hızlanmasından başka, tablo daha da ilerlediğinde;

  • vajinal kuruluk,
  • ağrılı cinsel ilişki,
  • cinsel isteksizlik,
  • sıcak basmaları,
  • uyku ve konsantrasyon bozuklukları,
  • depresyon,
  • iş veya okulda başarısında düşüş  gibi belirtilerle kendini belli edebilmektedir.

Menopoza iyice yaklaşıldığı zamanlarda ise adet görmeler iyice seyrekleşmeye başlamaktadır. Nihayetinde ise tamamen kesilmektedir.

Vazomotor belirtiler çoğunlukla sıcak basması şeklinde kendini gösterir. Sıcak basması ani sıcaklık hissi olup, cilt ısısı ciltte kan akım artışıyla birlikte artış gösterir. Yüz, el ve ayaklarda kızarıklıklar oluşabilir. Sıcak basma belirtisi, menopoz dönemindeki kadınların %70inde görülür, gece uykudan uyandırabilir.

Sıcak Basmasını Arttırabilen Durumlar

  • Sıcak Ortam
  • Stres
  • Acılı Gıdalar
  • Sıcak İçecekler
  • Alkol
  • Kafein

6- Erken menopozu durdurmak ya da yavaşlatmak mümkün müdür?

Erken menopozun sebebi altta yatan otoimmun gibi bir hastalık ise, bu sorun tedavi edilerek erken menopoz sürecini yavaşlatmak mümkündür. Ancak genellikle erken menopoz ilerleyici bir olgudur ve durdurmak pek mümkün değildir.

Günümüzde DHEA ismi verilen ve anti-aging (yaşlanmayı geciktirici veya geri döndürücü ) için uygulanan ilaçla erken menopoz belirtilerinin bir bölümünün geri döndürülebileceği tartışılmaktadır. Erken menopoz tedavisinde başarının en büyük anahtarı kadının yaşı olmaktadır.  35 yaş ve altında tedavinin başarıya ulaşma şansı artar.

7- Kadının annesinin menopoz yaşı çok önemli midir?

Menopozun cerrahi ve dış faktörler dışında kendiliğinden yaşandığı yaş, genetik ile ilgilidir. Şayet kadının annesi, ablası, anneannesi kaç yaşında menopoza girdi ise, kadın da ortalama olarak o yaşlarda menopoza girecektir. Fakat erken menopoz, tıbbi sebeplerle, hastalıklarla ya da operasyonlarla ilgili ise, genetiğinde erken menopoz olmayan bir kadın dahi, erken menopoza girebilir.

8- Erken menopoz osteoporoz (kemik erimesi) riskini arttırır mı ?

Erken yaşlarda menopoz girmek, kemik erimesi riskinin de artması demektir. Bu sebeple koruyucu tedavilere zaman kaybetmeden başlamak gerekir. Sıcak basması, vajinada kuruluk hissi, psikolojik gel gitler gibi menopoz semptomları da çoğu durumda hormon tedavisi ile düzelmektedir.

9- Erken menopoz önlenebilir mi?

Erken menopoz olgusu, genellikle öngörülebilen bir durum değildir.

  Bu sebeple erken menopoz olguları nadir şekilde görülse de, bebek sahibi olmayı erteleyenleri düşünenlerin senelik ve düzenli olarak kontrollere gitmesi, çeşitli hormon testleri ve yumurtalıkların ultrasonografiyle değerlendirmesinden ibaret yumurtalık rezervi (doğurganlık) ölçümlerini yaptırmalarını gerekir. Yumurtalık rezervleri, yumurta hücresi sayısı konusunda oldukça iyi bir kaynaktır. Bu sebeple de tıpkı yıllık smear testi gibi, her kadının senede bir nbu testi yaptırması gerekir.

Günümüzde yumurtalık rezervlerini en etkin şekilde değerlendirebilen:

  • adet kanamasının ilk günlerinde yapılan AMH (anti müllerian hormon) kan seviyesi ölçümü,
  • adet kanamasının ilk günlerinde vajinal ultrasonografiyle yapılan “antral folikül sayısı ölçümü” incelemesi,
  • yine ilk günlerde kanda FSH ve Estradiol (E2) adı verilen hormon seviyesi ölçümleridir.

10-  Menopoza karşı alınabilecek önlemler nelerdir?

  • Sıfır beden ya da obezite menopoza davetiye çıkartacak etkenlerdir. En ideal kilonuzu koruyun.
  • Yoğun strese maruz kalmamaya özen gösterin.
  • Sigara kullanmayınız, hatta dumanına maruz kalacağınız yerlerde dahi bulunmayınız.
  • Propanediol, metilolakrilamid, monometil eter gibi kimyasal maddelerden uzak durun.
  • Mümkünse düzenli olarak spor yapın.
  • Oksijen radikali emme kapasitesi yüksek antioksidan besinlere hayatınızda yer verin. Bu besinler: Balık, ceviz, taze fındık, kabak çekirdeği, brokoli, lahana, karnabahar, domates, biber, havuç, mürdüm eriği, nar, üzüm, çilek karpuz, işlenmemiş tahıl ve ürünleridir.
  • Kalsiyumdan zengin beslenmek oldukça önemlidir. Günlük olarak 200 ml süt, yoğurt veya dondurma tüketiniz.
  • Güneşlenerek D vitamini temin etmeye özen gösterin.

Источник: https://jinekoloji.com/erken-menopoz-belirtileri

Kanserden korunmanın yolları

İnmeden korunmak için bol su tüketin! İnmenin erken belirtileri nelerdir?

Kadın, erkek ve çocuk; maalesef her yaş ve her dönemde kişinin yakalanabileceği kanserle mücadelede tıp ve tıp teknolojisinin gelişmesiyle büyük yol aşamalar kaydedildi.

Günümüzde birçok tetkikle kanserin erken teşhisi sağlanabilirken, sağlıklı bir yaşam biçimi de kişilerin kanserden korunması için büyük bir etken oluşturur.

Yaşam şekli, genetik miras ve başka sebeplerle oluşabilen kanser risklerini düşünerek yaşamak önlem almak için bir adım olabilir.

Kanser riskinizi azaltın
Kanser taramaları ve kendi kendine muayene, kanserden korunmanızı sağlayarak sağlığınızda büyük rol oynar. Bu basit testler, kanseri erken teşhis edebilir ve hayat kurtarabilirler.

Kanserden korunma yollarından biri olan kendi kendine muayeneyi nasıl uygulamanız gerektiğini bilmiyorsanız, doktorunuzdan size göstermesini isteyin. Ayrıca hangi çeşit tarama testlerine ihtiyacınız olduğunu da öğrenin. Kanserden korunmada erken teşhis büyük rol oynar. Kanseri erken safhalarında tanımak için kullanılan bazı yollar:

  • Meme (Kendi kendine muayene, profesyonel göğüs testi, mamogram)
  • Deri (Kendi kendine muayene, profesyonel test, biyopsi)
  • Boyunla ilgili (Pelvise testi, pap testi)
  • Kolorektal (Dijital rektum testi, dışkıdaki kanın taranması, kolorektaltest)
  • Prostat (Dijital rektum testi,kan testi)
  • Yumurtalık (Kendi kendine muayene, profesyonel test)

Kanser belirtileri nedir?

Sessizce vücutta yayılabilen kanser, siz farkında olmadan da bazı belirtiler gösterebilir. Bazı kanser belirtileri şunlardır:

  • Bağırsak ve mesane alışkanlıklarında değişme
  • İyileşmeyen yara
  • Olağandışı kanama veya boşalma
  • Göğüste veya herhangi bir yerde yumru
  • Yutkunmada zorlanma
  • Siğilde veya bende fark edilebilir değişiklikler
  • Sürekli öksürük veya ses kısıklığı

Sağlıklı yaşamla kanserden korunun
Sağlıklı yaşam tarzı, örneğin; sigara içmemek, yağ oranı düşük şeyler yemek ve fiziksel olarak aktif olmak, kanser riskinizi azaltır.

Aslında çoğu kanser vakası, yaşam tarzıyla bağlantılıdır. Yani, kansere yakalanıp yakalanmayacağınızı kontrol edebilirsiniz.

Kanser olma riskinizi azaltmak için atacağınız her adım aynı zamanda genel sağlığınız içinde yararlı olur.

Kanserden korunmak için nereden başlamalısınız?

Kanserden korunmanın ilk şartlarından biri sigara denebilir. Sigara içiyorsanız veya tütün çiğniyorsanız bırakmalısınız. Yediğiniz yemeğin türü, yaptığınız egzersizin miktarı yani yaşam tarzınız, kanser riskinizi etkileyerek kanserden korunmanızı sağlar.

Yaşam tarzınızı değiştirmek zor gelebilir. O nedenle bunu kanserden korunmak amacıyla yaptığınızı düşünerek yavaş yavaş yapın. Sadece birkaç değişiklikle başlayın. Kanserden korunmak için yapabilecekleriniz:

  • Tütünden ve sigaradan uzak durun.
  • Daha fazla meyve, sebze, tahıl ve diğer bol lifli yiyecekler tüketin.
  • Daha fazla bitkisel protein yiyin; soya peyniri gibi.
  • Gerekliyse kilo verin.
  • Fiziksel olarak daha aktif olun.
  • Kanser tehlerine karşı korunmasız kalmayın.
  • Gerekli olduğunda kanser taraması yaptırın.

Sigaraya savaş açın
Tütün kullanımını bırakmak, çeşitli kanser türlerine yakalanma olasılığınızı azaltan en iyi yoldur. Kanserden korunmak için sigarayı bırakma yöntemleri:

  • Doktorunuza danışın.
  • Sigarayı bırakmış, eski içicilerden destek alın.
  • Bir plan geliştirin.
  • Bir tarih belirleyin ve ona uyun.

Sağlıklı beslenme modeli geliştirin
Kanserden korunmanın diğer önemli koşulu sağlıklı beslenmedir. Sağlıklı beslenmek; kolon ve prostat gibi kanserlere yakalanma riskinizi azaltır. Kanserden korunmada sağlıklı beslenme için;

  • Kızarmış yiyecekler, yağlı etler ve diğer yüksek yağ oranlı yiyecekleri daha az tüketin.
  • Günde en az 5 tane meyve ve sebze yiyin, özellikle yeşil yapraklı ve yüksek C vitaminli besinler, turunçgiller tüketin.
  • Lahana ailesinden olan brokoli, karnabahar ve brüksel lahanası gibi sebzeler yiyin.
  • Yulaf gibi tahıllar tüketin.
  • Alkol tüketiyorsanız bırakın veya sınırlandırın.

Aktif bir yaşama önderlik edin
Genel olarak, aktif bir yaşamı tercih eden insanlar daha az rahatsızlık yaşarlar. Aktif yaşam kanserden korunmada önemli bir yere sahiptir. Aktif bir yaşam için;

  • Her gün yürüyün, bahçe işleriyle uğraşın veya yapmaktan hoşlandığınız bir aktivitede bulunun.
  • Yürüyüş veya bisiklet kulübüne katılın.
  • Arabayla değil yürüyerek veya bisikletle bir yerlere gidin.


Tehlere karşı korumasız olmayın

Kendinizi, cilt ve diğer kanserleri oluşturan risklerden koruyabilirsiniz. Cilt kanserinden korunmak için;

  • Gün boyunca dışarıda olmanız gerekirse, 15 ya da daha fazla koruma faktörlü güneş kremi kullanın.
  • Güneşin altındayken şapka giyin.
  • Güneşin en sıcak olduğu öğle vakitlerinde, dışarıdaki aktivitelerden kaçının.
  • Evdeki veya işyerindeki tehli maddelere karşı dikkatli olun.
  • Tehli ve kimyasal maddelerin kullanıldığı bir yerde çalışıyorsanız koruyucu elbise giyin.

Video: Kanserden korunmak için yapmanız gerekenler

İlginizi çekebilir:

Bu testler hayat kurtarıyor!

Erken teşhis ihtimali yüksek kanser türleri

Kanserle ilgili doğru bilinen yanlışlar

Kanserle savaşan 10 besin

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/hayat/bilgi/kanserden-korunmanin-yollari

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.