İnsülin Direnci Olanlar Nasıl Beslenmeli?

İnsülin Hormonu Yüksekliği Nedir, Belirtileri nelerdir? Tedavisi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

İnsülin Direnci Olanlar Nasıl Beslenmeli?

İnsülin direncinin tam anlamı; gerçek bir diyabet hastası, kalp ve damar hastası, potansiyel hipertansiyon hastası demektir. İnsülin direnci de terleme yorgunluk, karaciğerde yağlanma, gut krizleri demektir.

İnsülin Direnci Yüksekliği Belirtileri Nelerdir?

Pankreastan salgılanan bir hormon olan insülin kan şekerinin kullanıldığı dokuların şekeri alması ve kullanmasını sağlamak için salgılanmaktadır. Sağlıklı bir kişide normal yollar ile olan bu salgı özellikle Tip 1 diyabet ve Tip 2 diyabetlilerde doğru şekilde salgılanmamaktadır.

Bundan dolayı da bu kişiler insülin tedavisi görmektedirler. Eğer kişide hormon direnci var ise şekerin dokulara alınması, kullanılması ve yakılması çok zor olmaktadır. Bu sorun daha çok şeker salgılanmasına neden olmaktadır.

Pankreas çok daha fazla hormonu salgılayarak vücuda alınan şekerin dokular tarafından kullanılabilmesi için deyim yerindeyse iki katı çalışmaktadır.

Fazla salgılanan şeker hormonu da açlık hissinin oluşmasına dolayısı ile atıştırmalara ve daha çok yemeye neden olmaktadır. Bu kısır döngü devam dip durmaktadır.

Bu durum insülin rezervini azaltır ve aynı zamanda kanda dolaşan aşırı miktardaki insülin olmasını sağlamaktadır. Kandaki aşırı insülin de hipertansiyon, obezite ve ateroskleroz gibi kronik hastalıkların oluşmasına uygun bir ortam hazırlamaktadır. Ciddi düzeyde hastalıklar ile karşılaşmamak adına dikkatli olmak ve önlem almak gerekir.

İnsülin Direnci Neden Görülür,Yüksekliği Nasıl Anlaşılır?

Direnci genel olarak hareketsiz yaşam tarzı, genetik yatkınlık ve sağlıksız beslenme sonucunda oluşmaktadır. En çok genetik yatkınlık nedeni ile görülen şeker direnci, son yıllarda kişilerin sedanter bir hayat sürmesi, fast food tarzında beslenmenin çok daha fazla olması ve rafineri gıdaların sık tüketiminden kaynaklanmaktadır.

Bundan dolayı da genellikle hastaların pek çoğu ailelerinin bal, kaymak, tereyağı gibi bu gün kötü gözle bakılan besinler ile beslenmelerine rağmen onlara neden bir şey olmadığını sormaktadırlar. Unutmamak gerekir ki bahsedilen anne ve babalar ne kadar bu besinleri tüketiyor olsalar da hareket onlar için vazgeçilmezdi.  Hareket etmek özellikle direncinin en büyük düşmanlarıdır.

Direncin yüksekliği özel olarak hekiminizin istediği kan tahlili ile anlaşılmaktadır. Ayrıca yüksekliği belirtilerini kendiniz de anlayabilirsiniz.

Çok çabuk acıkmalarınız var ise, yemek yerken geç doyuyorsanız, genellikle yemek yedikten 2 ya da 3 saat sonra yeniden acıkıyorsanız, ellerinizde ve ayaklarınızda titreme var ise, baygınlık hissiniz oluyor ve soğuk soğuk terlemeler yaşıyorsanız, ailenizde hem şişman hem de diyabetli kişiler var ise ve tatlı yeme isteğiniz durdurulamıyor ise şeker direnci yüksekliği olabilir.

Bu durumlarda hemen bir uzman hekime görünerek şeker direncinizin tedavisine ulaşabilirsiniz.

Kilo Vermeye Engel Midir?

Şeker hormonu direnci kilo vermenizi zorlaştıran bir faktördür. Çok daha fazla acıkan şeker direnci hastaları az bir harekette bile hemen yorulur.

Lakin sabır ile uygulanan sağlıklı beslenme programlarına ve düzenli şekilde yapılan sporlarına uydukları zaman bu zorluklar yenilebilmektedir. Şeker direncini kırmak da yine sizin elinizdedir.

Bir süre diyet yapıp yanında spor da yaptıktan sonra kilo verirsiniz.

Lakin kilo verdikten sonra eski yediklerimi yeniden yerim düşüncesi yanlış bir düşüncedir.

İnsülin direnci olan kişilerin hayatları boyunca sağlıklı beslenmeye dikkat etmeleri ve hareketli bir hayat tarzına geçmeleri gerekmektedir.

Kilo vermek için yemeklerin az yenilmesinin yanı sıra glisemik indeksi düşük olan, az kalori içeren, posa bakımından yüksek oranda olan ve tok tutan yiyeceklerin de seçilmesi gerekmektedir.

Genellikle insülin direnci olan kişiler de dâhil olmak üzere kişiler kilo verecekleri zaman yemeklerini azaltırlar ve spor yapmadan hızlı kilo vermek isterler. Yıllar içinde alınmış olan kilolar günler içinde verilemez.

30 yaşındaki bir kişinin son 10 yılda aldığı 30 kilo fazlasını 1 ayda vermeyi düşünmesi kesinlikle imkânsızdır. 10 yıl içinde alınmış olan 30 kilo kesinlikle 1 ayda verilemez.

Lakin düzenli bir spor programı ve beslenme düzenindeki değişiklikler ile bu kişi ortalama 6 ile 10 ay arasında bu kilolarını verebilir.

Yüksekliği Nasıl Tedavi Edilir?

Şeker hormonu vücudumuz tarafından salgılanan yararlı bir hormondur. Bu hormonun kandaki yüksekliği ise insülin direncinin en büyük kanıtıdır. Peki insülin direnci tedavisi nasıl olur? Aslında bu rahatsızlığın nasıl tedavi edildiğinden biraz da olsa bahsettik.

Hareketli bir yaşam tarzını benimsemelisiniz. Bunun yanında nasıl besleneceğinizi de öğrenmeniz gerekmektedir. Sağlıklı bir beslenme programı ile birleştirilen spor size hem kilo verdirecek hem de insülin direncinizin tedavi olmasını sağlayacaktır.

Sağlıklı bir hayat yaşayarak sadece şeker direncinin yeniden sizi ele geçirmesini engellersiniz tamamen yok edemezsiniz. Bunların yanı sıra hekim kontrolünde insülin direncinizi ve belirtilerinizi kıracak ve insülin tedavisi yapacak bazı ilaçlar da kullanabilirsiniz.

Şeker hormonu direncinin yüksek olması obezite ile birleştiğinde kanser hastalığının tetiklendiğine dair pek çok çalışma yapılmıştır.

Ayrıca insülin direnci yüksekliği kalın bağırsak, yemek borusu, pankreas, safra yolları, rahim, meme, böbrek, lenf, yumurtalık, mesane, prostat ve tiroid kanseri risklerini artırmaktadır.

Üstelik bu kadar da değil. Şeker hastalığı, kalp ve damar hastalıkları, inme, ateroskleroz, hipertansiyon, lipid yükseklikleri polikistikover rahatsızlığı, karaciğer yağlanması ve infertilite gibi daha pek çok hastalık da insülin hormonu direnci nedeniyle yaşanabilmektedir.

Источник: https://hormonlarim.com/pankreas/insulin/insulin-direnci-nasil-dusurulur

İnsülin Direncini Artıran Beslenme Önerileri

İnsülin Direnci Olanlar Nasıl Beslenmeli?

İnsülin, vücudun glikozu emmesine, kan şekeri düzeylerini dengede tutmasına yardımcı olan bir hormondur. İnsülin direnci, glikozun emilmesini güçleştirir.

Kaslar, yağlar ve karaciğerde glikoza (şekere) ihtiyaç duydukları için sorunlara neden olur. Zamanla, insülin direnci yüksek kan şekeri düzeylerine sebep verebilir ve hücrelere zarar verebilir.

İnsülin direnci, tip 2 diyabet oluşturabilir. İnsülin direncine sahip insanlara genellikle prediyabetik teşhis konur. Şeker hastalığı gelişmediğinden emin olmak için ekstra kontrollere ihtiyaç duyabilirler.

Diyet ve diğer yaşam tarzı seçimleri insülin direnciyle ilgili riskleri artırabilir. Beslenme değişiklikleri yapmak insülin duyarsızlığını azaltabilir. Bu, tip 2 diyabet ve onunla birlikte gelen sağlık sorunları riskini azaltır.

İnsülin Direncine Genel Bakış:

Glikoz, vücut için hayati bir enerji kaynağıdır. Bununla birlikte, vücut hücrelerinin birçoğu glikozu kendi başlarına absorbe edemez.

Pankreas insülini kan dolaşımına sallar. Glukoz ile birleşir ve insülin reseptörlerine bağlandığı vücudun hücrelerine gider. İnsülin, hücrelere glikoz emdirme imkanı tanır ve şunları yapar:

  1. Kan şekeri seviyeleri güvenli bir seviyede kalmaya devam eder. Kas, yağ, karaciğer ve diğer hücreler enerji kazanabilir.
  2. İnsülin direnci, hücreleri insüline karşı daha az hassas yapar. Bu, vücudun kan şekeri düzeylerini sağlıklı tutmak için daha fazla insülin üretmesi gerektiği anlamına gelir.

Pankreas artan insülin talebine ayak uyduramıyorsa, kan şekeri seviyeleri yükselir. Bu olduğunda, hücreler kandaki aşırı glikozun tümünü kullanamazlar. Bu, tip 2 diyabete yol açar.

Ayrıca Bakınız: İnsülin Direnci Nedir? Belirtileri, Risk Faktörleri ve Önlemler

Hangi Besinler İnsülin Direncini Artırıyor?

Akdeniz Diyeti gibi sağlıklı bir diyet planının ardından insülin duyarlılığını artırabilirsiniz. Bu diyet mevsimlik bitki bazlı gıdalar yemeyi, meyveleri tatlı olarak, yağ ana kaynağı olarak zeytinyağını yemenizi önerir. Balık, kümes hayvanları ve süt ürünleri ılımlı olarak yenmelidir. Ayrıca Akdeniz diyetinde insanlar yemeklerinde çok az kırmızı et ve biraz şarap içer.

Ayrıca Bakınız: Akdeniz Diyeti Nedir? Faydaları Nelerdir?

Her gün kaç kalori almanız gerektiği, kilo verme hedeflerine ve vücut kitle indeksine dayanmalıdır. Daha iri insanların daha fazla kaloriye, daha küçük kişilerin daha az kaloriye ihtiyacı olur. Genellikle, günde 2000 kalori kilo vermek için sağlıklı bir ortalamadır.

Ayrıca Bakınız: Günde Kaç Kalori Alınması Tavsiye Edilir?

Akdeniz Diyeti, sağlıklı beslenmek için sadece bir seçenektir. Diğer diyet planları, insülin direnci belirtilerini iyileştirmek için daha spesifik yollar sunar.

Glisemik indeks (Gİ)

İnsülin direnci ile baş etmenin en basit yollarından biri, düşük glisemik indeksi (GI) olan gıdaları yemektir.

Düşük glisemik indeksi olan gıdalar yavaş yavaş sindirilir ve kan şekeri ani çıkmaz. Düşük GI ve diğer gıdalar arasındaki fark, özellikle karbonhidratlar açısından fark edilir. Yüksek glisemik indekse sahip olan karbonhidratlar, kan şekeri artışlarına neden olabilir ve insülin yapmak için pankreasta daha fazla talep doğurabilir.

Bu nedenle, düşük glisemik indekse sahip olan yiyecekler yemek dengeli kan şekeri seviyelerini korumanın iyi bir yoldur.

Batılı diyetler genellikle magnezyum, kalsiyum, elyaf ve potasyum gibi belirli besin maddelerinden yoksundur. Bu besinler özellikle kan şekeri düzeylerini korumak için önemlidir. Bu nedenle, insülin direnci olan insanlar bu maddeler açısından zengin gıdalar aramalıdır.

İnsülin direncine rağmen her besin grubundan gıdaların tadını çıkarmak mümkündür. Hangi gıdaların kan şekerini artırdığını ve hangilerinin insülin duyarlılığını desteklediğini anlamak kilit önem taşır.

Aşağıdaki gıdalar insülin duyarlılığını desteklemeye yardımcı olur:

  • Brokoli ve biber gibi nişastalı olmayan sebzeler
  • Baklagiller ve tam tahıllar gibi yüksek lifli gıdalar
  • Yağsız et, balık ve fındık gibi protein açısından zengin gıdalar
  • Somon gibi omega-3 yağ asitleri açısından zengin gıdalar
  • Çilek gibi antioksidan zengini gıdalar
  • Tatlı patates gibi düşük glisemik indeksi olan besinler
  • Su, özellikle de şekerli içeceklerin yerini almalı
  • Şekersiz çaylar

İnsülin Direnci Olanların Yememesi Gereken Besinler

Bazı gıdaların kan şekerini yükseltme olasılığı daha yüksektir. Bu gıdaların sabit kan şekeri seviyesinin korunmasına yardımcı olması kısıtlıdır ya da kaçınılmalıdır:

  • Meyve suları, soda gibi şekerli içecekler
  • Alkol, özellikle bira ve tahıllı alkoller
  • Rafine veya tam tahıllar, bazı insanlardaki insülin duyarlılığını kötüleştirebilir.
  • Nişastalı sebzeler, örneğin patates, kabak, mısır
  • İşlenmiş atıştırmalıklar ve kutulu gıdalar
  • Aşırı şekerli şekerlemeler, örneğin kekler, dondurma veya çikolata
  • Beyaz ekmek, pirinç, makarna ve un gibi az lifli tahıllar
  • Süt
  • Kızartılmış gıdalar
  • Doymuş yağ oranı yüksek gıdalar, çikolata, tereyağı gibi

Bazen bu listede yer alan gıdaları yemek ve yine de insülin duyarlılığını iyileştirmek mümkündür. Anahtar, bu gıdaları sınırlamak ve mümkün olduğunca daha sağlıklı seçeneklerle değiştirmektir. Günlük egzersiz de önemli bir faktördür. Bu yaşam tarzı değişiklikleri, tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalık ve diğer sağlık sorunlarının riskini azaltabilir.

İnsülin Direncinin Sebepleri

Yapılan araştırmalar, etnik ve genetik faktörlerin insülin direnci riskini artırabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte, yaşam tarzı faktörleri de büyük fark yaratıyor. Yaşam tarzında olumlu değişiklikler yapmak insülin direnci riskini önemli ölçüde azaltabilir.

a) Diyet

Diyet insülin direncini en az iki şekilde etkiler. Öncelikle, çok fazla yağ, şeker veya alkolden fazla kalori tüketmek insanların kilo almasını sağlayabilir. Bu, insülin direnci riskini arttırır.

İkinci olarak, farklı gıda türleri insülin direncini etkiler. Bazı gıdalar riski artırır ve bazı yiyecekler bunu azaltır.

b) Vücut Ağırlığı

Aşırı kilolu olmak, insülin direncini çok daha olası hale getirir. Özellikle gövdesinin orta bölgesi yağlı olan insanlar daha da fazla risk altındadır. Çünkü yağ, hormonları ve insülin ile etkileşime girebilecek diğer maddeleri salgılar.

Bel çevresindeki aşırı yağ da kronik enflamasyonla bağlantılıdır. Bu, insülin direnci dahil olmak üzere geniş bir sağlık sorunları aralığını tetikleyebilir.

c) Yetersiz egzersiz yapmak

Yeterli egzersiz yapmamak insülinin glikozu düzenleyen yolunu etkileyebilir. Fiziksel aktivite, kan şekeri düzeylerini sabit tutmada önemli bir rol oynamaktadır. Yemekten sonra hafif egzersiz yapmak harika bir fikirdir. Çünkü egzersiz kasların glukoz kullanmasına ve insülin gereksinim duymamasına neden oluyor. Bu, kan şekeri seviyelerini düşürür.

Diğer yaşam tarzı faktörleri:

Bir dizi diğer yaşam tarzı faktörü insülin direncini etkiler:

  • Sigara içmek
  • Uyku sorunları
  • Yaşlılık
  • Steroid kullanımı

Web sitemiz, ziyaretçilerimize online reklamlar sunmaktadır. Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bize destek olunuz.

Источник: https://www.hastalopedi.com/insulin-direncini-artiran-beslenme-onerileri/

Gelişmekte olan ülkelerde giderek tehdit haline gelen Diyabet, hipertansiyon ve kalp damar hastalıkları ile baş etmenin ve önlenmesi için kesinlikle insülin direncinin farkında olunmalıdır. Bunun için ilk önce İnsülin hakkında temel bilgiler ve geniş bilgilerle dolu geniş bir yazı hazırladık.

Bu yazımızda İnsülin direnci nedir? Daha çok kimlerde görülür? İnsülin direnci nasıl oluşur? İnsülin direnci nasıl anlaşılır? İnsülin direnci tedavi edilemez ya da geç fark edilirse hasta ne gibi sorunlar yaşar? İnsülin direnci olan kişilerde hangi şikayetler görülür? sorularının cevabını uzman görüşleriyle vermeye çalışacağız.

İnsülin direncini tek başına bir hastalık olarak değil de, birçok hastalık için zemin oluşturan bir durum olarak düşünmemiz gerekir.

Buna sebep olan faktörler arasında, genetik yapımız ve yaşlanma gibi değiştiremeyeceğimiz durumlar kadar büyük ölçüde taşıdığımız kilo, yaşam tarzı ve beslenmemizle ilişkili olarak, değiştirilebilecek faktörlere de bağlı ortaya çıkan bir durum olduğunu unutmamalıyız

İnsülin hakkında Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma uzmanlarından Dr. Tahir Haytoğlu’nun bilgilerinden faydalanacağız.

İnsülin direnci nedir? Daha çok kimlerde görülür?

Bedenimizde glikoz yani kan şekeri, enerji birimidir. Yemek yeme, memeli canlıların fizyolojik olarak iki sebepten ötürü yaptıkları bir eylemdir: Birincisi vücudun kendini yenilemesi için gerekli yapı taşlarını almak (protein ve bazı yağlar), ikincisi ise enerji ihtiyacını karşılamak (karbonhidratlar ve bazı yağlar).

Yemek yenildikten sonra karbonhidratlar (nişastalı gıdalar) bağırsaklarda parçalanır ve emilir. Karaciğere gelen karbonhidratlar enerji birimi olan glikoza çevrilerek kana verilir. Glikoz kanda dolaşmaya başlar. Bu esnada pankreas glikozun hücre içine girmesini sağlayan insülin hormonunu salgılar. İnsülinin görevleri başlar.

İnsülin hücrenin kapısını açar, glukoz hücre içine girer. Bu sistemde bir problem varsa ve glikoz hücre içine giremeyip
damarlarda birikirse ölçüm yüksek çıkar, böylelikle diyabet teşhis edilir.

İki tip diyabet vardır: Tip 1 ve Tip 2 diyabet

Tip 1 diyabette problem insülin üretilememesidir. İnsülin yoksa kapı açılmaz, glikoz hücre içine giremez. Hastaların insülini dışarıdan alması zorunluluğu vardır. Tip 2 diyabette ise problem daha karmaşıktır. Asıl mesele insülin üretilememesi değil, insüline karşı hücrelerde bir direnç olması, hücrelerin insülini algılayamamasıdır.

Bu durumda insülin direnci, diyabet gelişmeden çok çok önce kişide vardır. Beden bunu düzenlemek için daha çok in-
sülin salgılayarak glikozu hücre içine sokmaya çalışır ve bunu başarır. Pankreas normalin bir kaç misli insülin salgılayıp glikozun damarlarda birikmesini yıllarca önleyebilir.

Ancak zaman içinde pankreas bir anlamda yorulur. İnsülin direncini kıracak miktarda insülin salgılayamadığı zaman, glikoz damarlarda birikmeye başlar ve diyabet teşhis edilir.

İnsülin direnci veya insüline duyarlılık derecesi daha çok genetik yapıyla belirlenmiştir. Ancak yaş ilerledikçe insülin duyarlılığı azalır, bir diğer deyişle direnç artar. Aynı zamanda kilo aldıkça ve vücutta yağlanma arttıkça, özellikle karın ve gövdede biriken yağlanma ile insülin direnci daha da artar.

Hareketsiz bir yaşam yine insülin direncini artıran bir faktördür.

İnsülin direnci nasıl oluşur ve nasıl anlaşılır?

İnsülin direncinin gelişiminde genetik yapımız kadar yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve yaşın da önemli rolü vardır. Genetik yatkınlığımız konusunda ailede Tip 2 diyabet öyküsü varsa (özellikle birinci derecede akrabalarda – anne, baba veya kardeşler) kendimizi risk altında kabul edebiliriz.

Hareketsiz bir yaşam tarzı, oturarak masa başı işlerde çalışma, egzersiz alışkanlığının olmaması önemli risk faktörlerin-
dendir.

Beslenme alışkanlığı olarak, aşırı miktarda basit karbonhidrat tüketimi (şekerli gıdalar –tatlılar, hamur işleri– ekmek, pirinç, patates ve makarna gibi), gün içinde uzun açlık dönemleri bırakarak yemek yenildiğinde fazla miktarda yenilmesi, insülin direnci için yine riski artıran bir durumdur.

Yaş ilerledikçe, özellikle 40 yaş sonrasında yıllık rutin tetkiklerde glikoz bakılması, enerji metabolizmasında aksayan bir durum olup olmadığının ve daha ileri tetkiklere ihtiyaç duyulup duyulmadığının değerlendirilmesi için son derece önemlidir.

İnsülin direnci tedavi edilemez ya da geç fark edilirse hasta ne gibi sorunlar yaşar?

İnsülin direnci kontrol altına alınmadığı zaman, kişide Tip 2 diyabet gelişme riski zamanla orantılı olarak yükselir.

Ayrıca damarlarda esnekliğin azalmasına ve bunun sonucunda hipertansiyona yol açabilir. İnsülin direnci sıklıkla lipid metabolizması bozukluğuyla beraber seyrettiğinden, kişide kalp krizi ve felç gibi kalp damar hastalıklarının gelişme riski de daha yüksektir.

Ayrıca insülin direnci karaciğerde yağlanmaya sebep olup bu durum 10-20 yıl sonra kişide siroz gelişimine sebep olabilir. Kadınlarda insülin direnci genç yaşlarda adet düzensizliğinde ve polikistik over sendromunun oluşmasında rol oynayıp üreme fonksiyonlarının azalmasına sebep olabilir.

Genel olarak vücudumuzda bütün organların insülin direncinden etkilendiğini söyleyebiliriz.

İnsülin direnci şikayetleri nelerdir?

İnsülin direnci olan kişiler genelde kilo almaya yatkınlığı olan, çabuk acıkan, açlığa tahammülsüzlüğü olan, kilo vermekte zorlanan kişilerdir. Karbonhidrat içeriği yüksek bir yemek sonrasında ağırlık çökmesi, uyku hali, yemekten 2 yada 3 saat geçince aşırı acıkma hissi ile beraber tatlı yeme arayışının olması sıklıkla görülür.

Yemek yenilmezse kişide el ayak çekilmesi, el titremesi, fenalık baygınlık hissi ve soğuk terleme gibi reaktif hipoglisemi belirtileri de insülin direnciyle beraber görülen şeker ve insülin değerlerinde dalgalanmanın sonucudur.

Kimlerde insülin direnci riski fazladır?İnsülin direncini artıran ilaçlar ve hastalıklar nelerdir?

İnsülin direnci (insulin resistance) riski, ailesinde diyabet ve kalp damar hastalıkları olan kişilerde daha fazladır. Ayrıca kişinin ne kadar kilo fazlalığı varsa, o kadar insülin direnci açısından da riski artar.

Hareketsiz yaşam tarzı ve egzersiz yapılmaması, aşırı tatlı, hamur işi tüketilmesi ve yaşlanma, riski oluşturan diğer sebeplerdir.

İnsülin direncini artıran bazı hastalıklar ve bazı ilaçlar da olabilir. Kişide Cushing sendromu adı verilen kortizol hormonunun fazlalığı durumunun olması ve tiroit hormon eksikliği (hipotiroit) insülin direnci yapabilir.

Ayrıca hipofizin ender görülen büyüme hormonu fazlalığına (akromegali) veya prolaktin hormonu fazlalığına (prolaktinom) yol açan durumlar da insülin direncine sebep olurlar.

İlaçlar arasında kişinin romatizma veya astım gibi sebeplerden uzun süreli kortizol içeren ilaçlar alması insülin direncini artırır.

Ayrıca (psikiyatri tedavisinde kullanılan) bazı anti-psikotik ilaçlar insülin direncini artırabilir. Bazı doğum kontrol hapları, glikozamin içeren eklem problemi için kullanılan ilaçlar insülin direncine etki edebilirler.

Bu tür ilaçların kullanımı gerekliyse, hastanın doktoruyla yakın takipte olması, insülin direncini artırabilecek diğer faktörleri (beslenme ve yaşam tarzıyla ilgili) azaltmaya çalışması ve tetkikler yapılarak insülin direncini azaltacak şekilde ilaç alması gerekebilir.

Günümüzde, özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızla artan diyabet, hipertansiyon ve kalp damar hastalıkları gibi kronik hastalıkların önlenmesi için insülin direncinin farkında olmak, bununla ilgili önlemler alarak sağlıklı bir yaşam sürmeye çalışmak gerekir.

İnsülin direnci kontrol altına alınmadığı zaman, kişide Tip 2 diyabet gelişme riski zamanla orantılı olarak yükselir.

Ayrıca damarlarda esnekliğin azalmasına ve bunun sonucunda hipertansiyona yol açabilir.

Ayrıca Bakınız

Источник: https://www.gelgez.net/insulin-direnci-nedir/

İnsülin Direnci Diyeti Nasıl Olmalı

İnsülin Direnci Olanlar Nasıl Beslenmeli?

Metabolik sendrom tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalık riskini arttıran metabolik orijinli risk faktörleri olarak tanımlanır, kan şekeri yüksekliğiyle karakterize bir durumdur.

Metabolik sendromun oluşmasına neden olan en büyük risk faktörleri ise obezite ve insülin direncidir. İnsülin direnci metabolik sendromun kritik bir özelliğidir.

Bu yazımızda insülin direnci diyeti nasıl olmalı ve insülin diyetinde dikkat edilecek hususlar nelerdir sorularına cevap arayacağız.

İnsülin direnci nedir?

İnsülin direnci normal konsantrasyondaki insülinin normalden daha az biyolojik yanıt oluşturması ya da başka bir deyişle insülinin metabolik etkilerine karşı direnç oluşturma durumudur. İnsülinin metabolik etkileri: endojen glikozun baskılanması, kaslarda periferik glikoz tutulumunun ve glikoneogenezisin uyarılması ve de yağ dokusundaki lipolizisin baskılanmasıdır.

Normalde yemek yedikten sonra pankreas tarafından kana insülin salgılanır ve bu şekilde hücreler glikozu alır, enerjiye dönüştürür, oluşan bu enerji depolanır veya kullanılır.

Eğer hücreler insüline yanıt vermiyorlarsa besinlerle alınan glikoz, enerji oluşturmak için hücre içine giremez ve kan şekeri yükselir.

Hücreler insüline yanıt vermedikçe pankreastan daha fazla insülin salgılanır ve yükselen bu insülin seviyeleri nedeniyle insülin direnci olarak bilinen bu durum tip 2 diyabetin aşamalarından biri olarak sayılır.

İnsülin direnci tip 2 diyabet ve obezitede sık görülmekle birlikte obez olmayan ve sağlıklı insanların %25inde saptanmıştır. Hastalığın tedavisinde en önemli adım şüphesiz ki insülin direnci diyeti tedavisi yöntemdir. Bir çok hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da sağlıklı beslenme ve diyet tedavisi çok önemli bir yere sahiptir.

Neden olur?

İnsülin direnci sıklıkla genetik yatkınlık zemininde görülmekle beraber özellikle son zamanlarda artan hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme, rafine gıda tüketiminin artışı ve fastfood tarzı beslenmeye ilginin artmasıyla birlikte çevresel etkenlerin ağırlığını daha çok hissetmekteyiz.

Yapılan çalışmalarda insülin direncinin kolestrol yüksekliği, hipertansiyon ve koroner kalp hastalıkları ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Vücuttaki yağ dokusunun artışı insülin direncini arttıran, aynı zamanda insülin direnci arttıkça da yağ dokusunu arttıran kısır bir döngüdür.

Belirtileri:

>Kontrolsüz kilo artrışı

>Kilo vermede zorluk

>Sık tatlı yeme isteği,  sık acıkma

>Yorgunluk hissi

>Bel çevresinin giderek genişlemesi

İnsülin Direnci diyeti Nasıl olmalı

İnsülin direnci olan insanlar çabuk acıktıkları için sık, küçük öğünler ve glisemik indeksi düşük besinlerle beslenmeleri uygundur. 3 ana 3 ara öğünle besinlerin az az ve sık sık verilmesi sağlanabilir. Bu tip hastalar genellikle kilolu olduğu için günlük enerji alımı haftada 0.

5-1 kg ağırlık kaybı sağlayacak şekilde azaltılmalıdır. Temel ilke kişiye harcadığından daha az enerji vermektir ve bu enerjinin bazal metabolizmanın altında olmamasına dikkat edilmelidir.

Bu yüzden hastalar bir beslenme ve diyet uzmanı yardımıyla sağlıklı bir insülin direnci diyeti uygulamalıdırlar.

insülin direnci diyeti nde basit şeker içeren gıdalar, hazır meyve suları ve asitli içecekler, işlenmiş gıdalar, beyaz unla yapılan hamur işleri, beyaz pirinç, beyaz ekmek, patates, şerbetli tatlılar bulunmamalıdır. Katı yağlar ve trans yağlar diyetten çıkarılmalı bunun yerine zeytinyağı, fındık yağı, ayçiçek yağı kullanılmalıdır.

Basit karbonhidratlar azaltılmalı onun yerine posa içeren sebze, meyve, kurubaklagil ve tam tahıllı ürünlerin kullanılması önerilir. Alkol tüketimi azaltılmalı ya da duruma göre diyetten tamamen çıkarılmalıdır. Ayrıca yiyecek ve içeceklerin porsiyonları da çok önemlidir.

Eğer tüketeceğimiz besinlerin porsiyonlarını kontrol edebilirsek sevdiğimiz birçok besin dahil olmak üzere çeşitli besinleri tüketebiliriz.

Yapılan diyet hataları

insülin direnci diyetlerinde insanlar sadece kalori ve öğün sayısını azaltarak hatta bazen kahvaltı gibi en önemli öğünü atlayarak spor da yapmadan hızlı kilo verme yanılgısına kapılırlar ve sağlıksız bir diyet programına yönelebilirler.

Bu durum kilo vermenin ötesinde sağlık problemlerini beraberinde getirir.

Ancak sabırla uygulanan insülin direnci diyeti ile yapılan egzersiz programı gibi fiziksel aktivitelerle zamanla insülin direnci kırılır, kişi kilo vermeye başlar ve kan şekeri normal düzeylerde seyreder.

Unutulmalıdır ki diyet kısa süreli bir kilo verme programı değildir. Diyet bir yaşam tarzıdır ve insülin direnci gibi bir sağlık sorunumuz varsa diyet ve egzersizi yaşam tarzımız haline getirip ömür boyu uygulamalıyız.

İnsülin direnci diyeti örneği

Önemli Uyarı

Gerek insülin direnci diyetinde gerekse diğer hastalıkların diyetlerinde alınması gereken enerji ve besin ögeleri kişinin yaşı, cinsiyeti, ağırlığı ve fizyolojik durumuna göre değişkenlik göstermektedir.

Bu sebeple diyet listeleri kişiye özel olmalıdır. Bu diyet listesi sadece bir örnek örnek teşkil etmektedir.

Sizin için en uygun beslenme programına ulaşmak için en yakın diyetisyene başvurmanız gerekmektedir.

Kahvaltı:

1 çay bardağı yarım yağlı süt

1 adet haşlanmış yumurta veya 1 kibrit kutusu beyaz peynir

1 küçük boy domates ve 1 küçük boy salatalık söğüş(1 tatlı kaşığı zeytinyağı)

2 ince dilim tam tahıllı ekmek

Ara öğün: 

1 küçük boy elma

2 adet kepekli grissini

Öğle yemeği:

60 gram ızgara veya haşlama tavuk eti(derisiz)

4-6 yemek kaşığı sebze çorbası

1 ince dilim tam tahıllı ekmek veya 3 yemek kaşığı bulgur pilavı

1 su bardağı ayran

Ara öğün:     

2 adet ceviz içi

1 orta boy şeftali

Akşam yemeği:

1 kase mercimek çorbası

4-6 yemek taze fasülye(zeytinyağlı yada isteğe bağlı 30 gram kıymalı)

4 yemek kaşığı yoğurt(yağı azaltılmış)

1 ince dilim kepekli ekmek

Ara öğün:   

1 çay bardağı kefir veya süt

Sonuç: Her diyet listesi kişiye özgüdür.

Eğer insülin direnci gibi bir sağlık problemiyle karşı karşıyaysanız yaşınıza, kilonuza, fiziksel aktivitenize ve genel sağlık durumunuza uygun bir beslenme programını diyetisyeninizle birlikte oluşturmalısınız.

Porsiyon kavramını iyi kontrol edebilirseniz her çeşit besinden faydalanabilirsiniz. Hastalık boyunca insülin direnci diyeti en doğru şekilde uygulanmalı, sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmalı ve fiziksel aktivite düzeyi arttırılmalıdır.

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Beslenme Rehberim editörleri tarafından derlenmiş Çocuklarda Tirozinemi Hastalığı ve Beslenme Tedavisi başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Источник: https://www.beslenmerehberim.net/insulin-direnci-diyeti/

İnsülin Direnci Nedir?

İnsülin Direnci Olanlar Nasıl Beslenmeli?

‘’Çok az yemek yememe rağmen bir türlü kilo veremiyorum”

“Su içsem yaradığını hissediyorum”

Bu şikayetler şeker hastalığı yani diyabet başta olmak üzere pek çok ciddi sağlık sorununa neden olabilen insülin direncine işaret ediyor olabilir. Memorial Sağlık Grubu Endokrinoloji Bölümü Uzmanları, insülin direnci ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

İnsülin direncini tanımlamadan önce insülinden bahsedelim. Pankreastan salgılanan şeker metabolizmasını düzenleyen bir hormondur. İnsülin bu düzenlemeyi yaparken “insülin reseptörü” adı verilen bir yapıya bağlanır ve aktive olur. Bu reseptör, çeşitli nedenlerle insülinin bağlanmasına izin vermez ise; insülin kanda yeterli miktarda olduğu halde görev yapmıyormuş izlenimi verir.

İnsülin direnci, vücuttaki şekeri kontrol etmek için salgılanan insülinin etkisini göstermesindeki zorluk olarak tanımlanabilir.

Normal şartlarda vücut şekeri 1 ünite insülin ile kontrol altına alabiliyorken insülin direnci olan hastalarda vücut 2-3 ünite insülin salgılamak durumunda kalır.

  İnsülin direnci arttıkça, şeker kontrolünü sağlamak için insülin de artmış olur. Bu da vücutta gereğinden fazla insülin salgılanması anlamına gelir.

Tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan obezite ve diyabet görülme sıklığı, “insülin direnci” olarak adlandırılan metabolik sorunu da beraberinde getiriyor.

Vücuttaki yağ oranının artması insülin direncine, insülin direnci de vücuttaki yağ oranının artmasına yani obeziteye neden oluyor.

Protein metabolizması, üreme ve bağışıklık gibi birçok sistemi etkileyen insülin direncinin tedavi edilebilmesi için öncelikle beslenme ve egzersiz alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekiyor.

İnsülin direnci insülinin vücutta depolanmasına neden olduğu için kilo alımına, karaciğer yağlanmasına, kalp ve damar hastalıklarına neden olabilir. İnsülin direnci sorunu olanlar spor yapıp dengeli beslenseler dahi kilo vermekte zorlanırlar.

Çünkü fazlasıyla salgılanan insülin, alınan gıdaların yağ olarak depolanmasına neden olur. Giderek daha çok salgılanmak zorunda kalınan insülin zaman içinde pankreası yorar.

İnsülin direnci  zamanla pankreas yetmezliği ve diyabet hastalığına kadar gidebilen ciddi bir tablo karşımıza çıkabilir.

İnsülin direncinde beslenmenin yeri çok önemlidir. İlk çağlardan günümüze besine ulaşmamız her geçen yüzyıl daha kolaylaşmış ve buna ters orantılı olarak ulaşılan besinlerin kalori değerleri de her geçen yüzyıl artmıştır.

Teknolojideki bu ilerleme çalışma şekillerinin daha çok ofis ortamında, bilgisayar odaklı olmasına neden olmuştur. Ofis ortamında hareketsizlik ve fast food tüketimi çalışanları obezite ile karşı karşıya getirmektedir.

Bol kalorili besinleri hızla tüketme zorunluluğu, hareket azlığı ile birleşince bel çevresi yağlanmasını kaçınılmaz hale getirmekte; bu da insülin direnci sendromunun başlamasına neden olmaktadır.

İnsülin Direnci Belirtileri

İnsülin direnci, insülinin dolaşımda bulunmasına rağmen glikoz, yağ ve protein metabolizmasındaki biyolojik etkilerini gösterememesidir.

Dokularda insülinin aracı olduğu glikoz kullanımının azalması ve karaciğerde glukoz yapımının artması ile ortaya çıkan metabolik bozulma, insülin direncinin temelini oluşturmaktadır. İnsülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon, lipid yüksekliği, polikistik over sendromuna eşlik eder.

İnsülin direnci ile ilişkili metabolik durumun değerlendirilmesinde, açlık ve tokluk kan şekeri, HbA1c değerleri bakılmalıdır. Gerekli durumlarda şeker yükleme  testi (oral glikoz tolerans testi)  yapılabilir.

İnsülin direncine sahip, metabolik sendrom taşıyan hastaların bel çevreleri önemlidir.

Bel çevresi kadınlarda 80cm, erkeklerde 94cm üzerinde olan bireylerde;

  • Açlık kan şekeri 100mg/dl’den yüksekliği
  • Kan basıncı 130-85mmhg üzeri veya hipertansiyon tanısı ile antihipertansif ilaç kullanımı
  • Trigliserid düzeyi 150mg/dl’nin üzeri veya HDL-kolesterol(iyi kolesterol) kadınlarda 50mg/dl erkeklerde 40mg/dl’den düşüklüğü gibi kriterlerinden en az ikisi mevcut ise insülin direnci varlığı kabul edilerek değerlendirme yapılmaktadır.

İnsülin direnci veya tip 2 diyabeti olan kişilerin yakınlarında genetik faktörlerin etkisi ile insülin direnci daha sık görülmektedir. Ayrıca hareketsiz yaşam, fazla kalorili beslenme gibi faktörler de insülin direnci gelişimine yol açmaktadır. Kas, yağ doku ve karaciğer etkilenen dokulardır.

İnsülin direncinin belirtilerini;

  • Ağır bir yemek sonrası, şekerli bir gıda yedikten sonra gereğinden fazla bir ağırlık hissi, uyku hali oluşması;
  • Yemekten sonra şekerin kontrolsüz olarak düşmeye başlamasıyla el titremesi, terleme,
  • Mide kazınması şikayetleri;
  • Kilo almanın kontrol edilememesi
  • Sık tatlı yeme isteği
  • Yorgunluk hissi
  • Bel çevresinin giderek genişlemesi
  • 'Akantozis Nigrikans' denilen özellikle koltuk altı, kasık, boyun bölgelerinde esmerleşme
  • Karaciğerde yağlanma
  • Kadınlarda adet düzensizlikleri olarak sıralanabilir. İnsülin direnci belirtilerini fark eder etmez mutlaka bir endokrinoloji ya da dahiliye uzmanına başvurulmalıdır.

İnsülin Direnci Nasıl Hesaplanır?

İnsülin direnci diyabet, kalp hastalıkları ve metabolik sendrom gibi pek çok önemli hastalığa neden olmaktadır.  Metabolik sendrom, insülin direnci, kan insülin yüksekliği, şişmanlık, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve koroner damarlarda tıkanıklık gibi çok ciddi problemlerle birlikte seyreder.

Aynı zamanda insülin direnci genç kadınlarda polikistik over sendromu gibi sağlık sorunlarına da neden olabilir. İnsülin direncinin kiloyla ilişkisi ise tam bir kısır döngü olarak tanımlanmaktadır. “Yağlanma ve kilo artışı = İnsülin direnci = Yağlanma”.

Bu kısır döngüden kurtulmanın kolay bir yolu ise insülin direncinin tam donanımlı bir hastanede ölçtürülmesi ve uzmanlarca kontrol altına alınmasıdır. Ülkemizde insülin direncinin neden olduğu metabolik sendrom ile ilgili  “Metsar” adı altında bir çalışma yapılmıştır.

4 bin kişinin üstünde bir grup üzerinde yapılan araştırma sonucunda ülkemizde metabolik sendrom oranının %33 olduğu saptanmıştır. Bu çalışma sonucunda asıl önemli olan metabolik sendrom hastalığı olanların birçoğunun hastalığının farkında olmamasıdır.

Bu çalışmadaki ilginç verilerden bazıları ise şöyle;

  • Türk toplumu %31.3 oranında sigara kullanmaktadır.
  • Toplumdaki 20 yaş üstü kişilerin %27.6 kadarının şekeri yüksek fakat maalesef bu kişiler bunun farkında değil. Bu kişiler diyabet riski altındalar ve bunların insülin direnci tedavisi almaları gereklidir.
  • Türk kadınlarının %54.8 kadarı şişman ve bu nedenle kalp krizi ve diyabet açısından risk altındadır.

Bu sonuçlar insülin direncinin ne derece önemli ve ilerleyici bir hastalık olduğunu göstermektedir. Ülkemizde insülin direnci ve buna bağlı olarak; şişmanlık, diyabet ve kalp krizleri gün geçtikçe artacaktır. Bize düşen görev iş işten geçmeden kontrollerimizi yaptırıp önlemleri önceden almaktır.

İnsülin Direnci Testi

Kişi insülin direncinin olup olmadığını günlük rutinini sorgulayarak da anlayabilir. Buna göre bireyin kendinize sorması gereken sorular şunlar;

  • Abur cubur diye adlandırılan; çerez, cips, patlamış mısır besinleri tüketiyor muyum?
  • Tansiyonum 140-90 üzerine çıkıyor mu?
  • Düzenli spor veya egzersize rağmen kilo vermemde problem oluyor mu?
  • Bel kalınlığım fazla mı? (Bel çevresinde yağ birikimi var mı?)
  • Ailemde; diyabet veya kalp hastası, tansiyon yüksekliği, polikistik over hastası ve şişman birey var mı?
  • Yemek sonra konsantrasyon güçlüğü, dengesizlik ve baş ağrısı yaşıyor uyum?
  • Kolesterol yüksekliğim var mı?
  • Ani olarak şeker ve hamur işi yeme ihtiyacım oluyor mu?
  • Her yemekten sonra yorgunluk ve uyku hali hissediyor muyum?
  • Açlık kan şekerimde yükseklik tespit edildi mi?
  • Haftada 2 kereden az mı egzersiz yapıyorum?

Test Sonuçları

Yukarıdaki sorulara verilen EVET yanıtlarının sayısına göre kişideki insülin direnci riski konusunda değerlendirme yapılmaktadır.


İnsülin Direnci Tedavisi

İnsülin direnci tedavisinde öncelikli adım, yaşam tarzı değişiklikleridir. Tıbbi beslenme tedavisi, egzersiz ve hareketin artırılması, uyku düzeninin sağlanması ve sürdürülebilir olması önemlidir. İnsülin direnci tedavisinde tıbbi beslenme tedavisi; bireyin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivite ve yaşam şekline göre kişiye özgün olarak belirlenir.

  • İnsülin direnci diyeti tüm besin ögelerini yeterli ve dengeli bir şekilde içermelidir.
  • Kısa dönem şok programlar uygulanmamalıdır.
  • Vücut ağırlığının 6 ayda yaklaşık %5-10’unun azaltılması hedeflenmelidir. Bireyin günlük mevcut kalori alımı hesaplanmalı ve ortalama 400-600 kcal azaltılmalıdır.
  • Haftalık 0.5-1kg ağırlık kaybı hedeflenmelidir.
  • Sürdürülebilir, uygulanabilir ve lezzetli bir program hazırlanmalıdır.
  • Dengeli beslenme programı 4-6 öğünden oluşmalıdır. Sık aralıklarla beslenme bir sonraki öğünde fazla yemeyi önler.
  • Günlük protein alımı toplam kalorinin %20-35’ini oluşturmalıdır. Proteinin yeterli miktarda alınması tokluk hissi ve yağsız vücut kitlesini koruması açısından önemlidir.
  • Günlük kalorinin %25-35’i de yağlardan alınmalıdır.
  • Yağda eriyen vitaminlerin emilimi( A, D, E, K) olumsuz etkilenebileceğinden yağ oranı çok azaltılmamalıdır.
  • Günlük kalorinin %50-65’i de karbonhidratlardan alınmalıdır.
  • Basit karbonhidratlar yerine(şeker gibi), kompleks karbonhidratlar (tam tahıl ürünleri, baklagiller) tercih edilmelidir.

Yaşam tarzı değişikliğini uygulayamayan veya yarar görmeyen hastalara bazı ilaçlarla tedavi önerilebilir. İştah ve hafif kilo kaybı etkisi gösterir. Metformin özellikle HbA1c % 5.7-6.4 arasındaki açlık ve/veya tokluk kan şekeri normal sınırın üzerinde olan, gebelik diyabeti öyküsü bulunan, vücut kitle indeksi 35’ten büyük hastalarda diyabet gelişme riskini %30 azaltmaktadır.

İnsülin direnci tedavisinde öncelikle bir kan testi yapılarak direnç seviyesi ölçülür. Direncin yüksek olduğu kişilerde 2-3 ay ya da en fazla 6 aylık tedavilerle seviye normale döndürülebilir.

İnsülin direnci seviyesi normale döndüğünde de kilo vermenin önündeki engeller kalkmış olur. Dolayısıyla hastaların hızla iştahları kesilir ve kilo verir.

Buna ek olarak da kalp hastalığı, kanser tiplerine yatkınlık ve şeker hastalığı da önlenmiş olur.

İnsülin direnci tedavisinde ilaçların da rolü büyüktür. Sağlıklı bir beslenme ve egzersiz programı ile birlikte gerekli ilaçlar kullanıldığı zaman kişi kilo vermeye başlar.

İnsülin direncini önleyen ilaçlar şeker tedavisinde de kullanılan ilaçlardır ve 2-3 ay içinde insülin direnci kontrol altına alınıp, seviyesi tamamen normale getirildikten sonra ilaç tedavisi sonlandırılır.

Böylece kilo alımı, aşırı yağlanma, damar yağlanmaları, ateroskleroz yani damar sertliği, kalp damar hastalığı riskleri, karaciğer yağlanması riski, özellikle risk altındaki insanlardaki diyabet hastalığına doğru gidişat tamamen engellenmiş olur.

Özellikle şeker hastalığı riski taşıyan hastalarda insülin direnci tespit edilip, doğru tedavi uygulandığında hastalık hiç başlamadan önlenmiş olur. Bu nedenle insülin direnci zamanında tedavi edildiğinde şeker hastalığı riskini ortadan kaldırmak mümkündür.

İnsülin direnci tedavisinde bir başka yaklaşım da insülin fazlalığının sadece dışarıdan insülin verilmesi ile değil Tip 2 diyabetik hastaların tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ile de teşvik edilmesidir. Bu nedenle tedavi tümüyle ele alınmalıdır.

İnsülin direnci tedavisi doğru ve yeterli beslenme planı, kişinin günlük yaşamı ile uyumlu hale getirilmelidir. Aksi takdirde tedavinin tümüyle kontrolsüz gitmesine neden olabilir.

Mümkün olduğu kadar öğünlerde rafine karbonhidrat kısıtlanmalı, yeterli kalori alımı kilo kontrolü hedeflenerek sağlanmalıdır. Beslenmenin şekli ve gıdaların hazırlanması da çok önemlidir.

Yemekler yavaş, çok çiğnenerek, doyma hedeflenmeden yenilmelidir.

İnsülin direnci ve diyabet tedavisinde egzersiz ve beslenme ile ilaç tedavisinin zamanlaması oldukça önemlidir. Her hastanın bir sporcu gibi davranmasını beklemek ve onu bu konuda zorlamak doğru değildir. Yeterli düzeyde egzersizi en uygun dönemde yapmaya teşvik etmek gerekir.

Komplikasyonlar mutlaka değerlendirildikten sonra egzersiz planlaması yapılmalıdır. Yemeklerden sonraki ilk 30-60 dakika içinde oturma ve çay içme alışkanlığından vazgeçilmelidir.  Bu dönemlerde 10-15 dakikalık yürüyüşler ya da sofra toplama gibi hareketler yapılması daha doğrudur.

Hiç vakit kaybetmeden online hastane randevusu alabilir ve insülin direncinizin olup olmadığını kontrol ettirebilirsiniz. 

Güncellenme Tarihi: 22 Kasım 2018Yayınlanma Tarihi: 22 Aralık 2016

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/insulin-direnci-nedir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.