İnsülin Direnci ve Tip 2 Diyabeti

içerik

Tip 2 diyabet nedir? Neden olur? Belirtileri ve tedavisi

İnsülin Direnci ve Tip 2 Diyabeti

Türkiye’de 7 milyonun diyabet hastası olduğu tahmin ediliyor ve bu sayı artmaya devam ediyor. Günümüzde diyabetin idame tedavisi vardır.

Ayrıca kişiler yaşam tarzı değişikliği ile hayatlarını diğer insanlar gibi sorunsuz sürdürebilir.

Diyabet tanısının erken konulması çok önemlidir, çünkü hastalık erken evrede tedavi edilmezse gittikçe daha kötüleşir; sakatlıklara ve ölüme neden olur.

İnsülin nedir, ne için kullanılır? İnsülin direncinin belirtileri ve tedavisi

Günümüzde erişkin kişilerde görülen körlüklerin en önemli nedeni diyabettir. Ayrıca çoğu böbrek yetmezliği ve alt uzuv kaybı olgusunun sorumlusudur.

Diyabetli kişiler diyabetsiz kişilere göre beş kat daha fazla kalp damar hastalığı ve inme riski taşımaktadır.

Ülkemizde diyabet artışının başlıca nedenleri arasında obezite seviyesinin artması, yetersiz egzersiz ve hareket, sağlıksız beslenmedeki artış ve yaşlanan nüfus bulunuyor.

Tip 2 diyabet belirtileri

  • sık idrara çıkma, özellikle geceleri
  • aşırı susuzluk hissi
  • aşırı acıkma hissi ve yeme isteği
  • aşırı yorgun hissetme veya geçmeyen halsizlik
  • açıklanamayan kilo kaybı ve kasların erimesi
  • cinsel organlarda kaşınma veya sık sık pamukçuk çıkması
  • kesik ve yaraların yavaş iyileşmesi
  • net görememe ve görme sorunları

Tip 2 diyabet belirtileri her zaman çok bariz olmayabilir çünkü hastalık yıllar içinde yavaş yavaş gelişir. Bazen rutin doktor kontrolünde ortaya çıkabilir. Yukarıdaki semptomların herhangi birini fark ederseniz hemen doktorunuza başvurunuz. Diyabet riskiniz varsa erken teşhis için yılda bir kan şekeriniz ölçtürerek sağlığınızı koruyabilirsiniz.

Kişi diyabet olduğunu nasıl anlar? 

Diyabet tiplerine göre bu belirtiler değişik şekillerde görülebilir. Örneğin Tip 1 diyabet hastalarında daha çok aşırı yorgunluk, halsizlik, susuzluk, aşırı idrara çıkma gibi belirtiler olur.

Tip 2 diyabet; ise çok hızlı kilo verme, baş ağrısı, aşırı ağız kuruluğu, vücutta değişik yerlerde kaşıntıların meydana gelmesi, yaraların geç iyileşmesi, görme bozukluğu ve yorgunluk gibi belirtiler gösterir.

Hamilelerde genelde pek belirti vermez.

Hiperglisemi nedir, neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Diyabetin iki tipi vardır; Tip 1 ve tip 2 Diyabet! Glikoz, vücudun hücrelerini besleyen yakıttır, ancak hücrelere girmesi için insülin gerekir. Tip 2 diyabet, vücut yeterli insülin üretemediğinde veya hücreler insüline tepki vermediğinde oluşur ve buna insülin direnci denir.

 Tip 2 diyabet çok daha yaygındır. Tip 1 diyabette ise vücut hiç insülin üretmez. Türkiye’de yetişkinlerin yaklaşık %90’ında tip 2 diyabet vardır. Tip 1 diyabet genellikle 40 yaşından önce, sıklıkla ergenlik çağında, gelişir, tip 2 diyabet ise genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkar.

Tip 2 diyabetin nedenleri

  • İnsülin midenin arkasında yer alan pankreas tarafından üretilmektedir.
  • İnsülin kanınızdaki glukoz miktarını kontrol etmektedir.
  • Kanınızdaki glukozu hücrelere taşır ve glukoz hücrelerde enerjiye dönüştürülür.
  • Tip 2 diyabette normal kan glukoz düzeyini sürdürmek için yeterli insülin üretilmez (insülin yetmezliği) ya da vücudunuz etkin bir şekilde üretilen insülini kullanamaz.

Risk gruplarında: Bütün yetişkinler tip 2 diyabet riski taşımasına rağmen bazı gruplar özellikle yüksek risk grubundadır.

Diyabet riski nedir? Riskinizi nasıl hesaplarsınız? İşte risk tablosu

  • 40 yaşın üzerindeyseniz
  • Yakın bir aile üyenizde diyabet varsa (anne, baba, kardeş)
  • Fazla kilolu ya da obez iseniz
  • Kalp krizi veya inme gibi kalp damar hastalığı geçirdiyseniz
  • Polikistik over sendromu olan ve aynı zamanda kilolu bir kadınsanız
  • Gebelikte diyabet olduysanız ya da 4,5 kg’nin üzerinde bebek doğurduysanız
  • Depresyon, şizofreni veya bipolar bozukluk gibi şiddetli zihinsel hastalığınız varsa
  • Bozulmuş glukoz toleransınız veya açlık gliseminiz olduğu söylendiyse

Tip 2 diyabet için en yaygın kullanılan birincil test glikoz hemoglobin A1C (HbA1c) testidir.  HbA1C testi, son iki ila üç ay boyunca ortalama kan şekeri seviyesini belirleyen bir kan testidir.

Çok küçük bir kan damlası ile kolayca yapılabilir. Kan şekeri seviyeleriniz son birkaç aydır ne kara yükselmiş ise HbA1C seviyeniz o kadar yüksek olacaktır. HbA1C seviyesi 6.

5 veya daha yüksek ise bu durum sizin diyabet olduğunuzu gösterir.

Glukoz nedir, neye yarar? Düşmesi ve yükselmesi tehli midir?

Tip 2 diyabet tedavisi

Diyabeti tam olarak iyileştiren (kesin şifa) bir tedavi yoktur. Ancak günümüzde uygulanan tedaviler kan glukoz düzeylerini normal tutmayı hedefler, bu da semptomları kontrol altına alır ve gelişebilecek sağlık sorunlarını en aza indirir.

Diyabet tedavisi, kan şekerini kontrol altında tutan bir hasta ayrıca düzenli olarak doktor kontrolüne giderse tıpkı normal bir kişi gibi sağlıklı ve uzun bir ömür sürebilir. Günümüzde diyabet tedavisinde kullanılan pek çok etkili ilaç bulunmaktadır.

Ayrıca yaşam tarzı değişikliği de diyabet tedavisi için çok önemlidir ve hastalığın geriletilmesinde etkilidir.

Bazı durumlarda, sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmak gibi yaşam tarzı değişiklikleri ile diyabeti kontrol etmek mümkündür. Ancak, tip 2 diyabet ilerleyen bir hastalık olduğundan, kan şekerinizi normal düzeylerde tutmak için mutlak ilaç almanız gerekebilir. Diyabet tedavisi, hastalığın tiplerine ve hastanın sağlık durumuna göre değişir.

Örneğin, Tip 1 diyabetin ana tedavisi insülindir, bunun dışında bir yöntem yoktur. Tip 2 diyabette, öncelikle hastanın boy/kg oranına bakılır.  Eğer hasta kilolu ise kilosunun düşürülmesi, hareket azlığı var ise düzenli egzersiz yapılmasının sağlanması, diyette bozukluk varsa diyabet diyetisyeninin tavsiye edeceği şekilde beslenmesi gereklidir.

Tip 2 diyabet tedavisinde Metformin kullanımı

Sonraki aşamalarda çoğunlukla ilaç tedavisi uygulanır. Tip 2 diyabette, özellikle fazla kilolularda ilk aşamada, metformin etken maddesi olan, piyasada değişik isimleri bulunan ilaç kullanılır. Bu ilaç, kilonun düşmesini ve yağ metabolizmasının düzenlenmesini sağlar.

Metformin aynı zamanda insüline karşı olan direncin kırılmasını da sağlar. Hem insülin direncini kırması hem kilo kontrolünü sağlaması hem de yağ metabolizmasını düzeltmesi Metformini tedavide kullanılacak ilaç yapar ve ağız yoluyla alınır.

Sonraki aşamada, insülinin salgılanmasını artırıcı tedavi yöntemleri uygulanır. Burada özellikle insülin direncini kıran veya insüline karşı hassasiyeti artırıcı ilaçlar kullanılır.

Bununla beraber, hastanın şekeri arzu edilen sınırlara düşürülemiyorsa, o zaman ayrıca insülin de kullanılır.

Tip 2 diyabet hastası nasıl beslenmeli?

Tip 1 diyabette dikkat edilmesi gereken bir beslenme şekli yoktur. Tip 2 diyabette ise, beslenmeye çok önem vermek gerekir. Onun için her ikisinde de mutlaka bir diyet uzmanı desteği almak ve diyet uzmanının tavsiye ettiği şekilde beslenmek önemlidir.

Yiyeceklerin %60 oranında karbonhidratlardan, %30’unun yağlardan, %10-15’inin de proteinlerden oluşması gerekir. Buradaki önemli nokta, karbonhidratlara bütün meyvelerin dahil olduğunun bilinmesidir.

Bu bakımdan un, tuz, yağ ve tatlı ihtiva eden besinlerin azaltılması, fazlaca yeşillik, sebze ve belirli ölçülerde meyvelerin alınması gerekir.

Diyabet ve beslenme: Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastaları için önerileri

Diyabet hastaları için örnek beslenme listesi

Kahvaltı: 1 fincan çay veya kahve (tatlandırıcı ve yarım yağlı süt katılabilir) 2 dilim ekmek (mümkünse beyaz olmasın) veya mısır gevreği çeşitleri 30 gram lor peyniri veya eritme peynir veya haftada 2 kez yumurta, söğüş olarak domates, salatalık, maydanoz 4 adet tuzsuz zeytin 1 tatlı kaşığı diyabetik reçel.

Ara öğün: 1 porsiyon meyve

Öğle: ½  kase çorba Bol salata 4-5 yemek kaşığı sebze yemeği 2 dilim kepek/çavdar/tam buğday ekmeği 1 kase yarım yağlı yoğurt
İkindi: 1 porsiyon meyve 1 porsiyon yarım yağlı süt/yoğurt/diyabetik sütlü tatlı
Akşam: ½ kase çorba 1-2 dilim kepek/ çavdar/ tam buğday ekmeği 4 yemek kaşığı sebze yemeği Bol salata (limonlu veya sirkeli olabilir) 1 porsiyon kırmızı et/balık/tavuk / hindi= 100 gram ızgara/haşlanmış/buğulama

Karbonhidrat nedir? Hangi besinlerde bulunur? Faydaları ve zararları

Ara öğün: 2 adet diyet bisküvi ½ kase yarım yağlı yoğurt; ayrıca;

  • Gün içinde 2 – 2.5 litre su içilmeli.
  • Egzersiz ihmal edilmemeli.

Diyabet hastaları için bilimsel beslenme önerileri ve uyarılar

Gizli şeker nedir?

Kan serumu, 70-110 mg/dl glukoz içerir ve içerisindeki kan şekeri dışında, ayrıca kanda mevcut olan kırmızı kan hücrelerinde de belli bir oranda şeker vardır. Buna hemoglobine bağlı şeker denir. Bu da % 6 oranındadır.

Şekerin % 6 oranının üzerine çıkması, gizli şekerin yüksekliği demektir. Gizli şeker tespiti, hem teşhiste önemli bir rol oynar, hem tedavinin gidişatı için çok önemlidir.

Hastanın diyetini, egzersizlerini aksatıp aksatmadığı konusunda belirti verir ve hekime nasıl bir tedavi uygulayacağına yön verir.

Diyabet hastaları için diş ve ağız bakım önerileri

Kan şekeri ölçümü evde kolayca yapılabilir, hasta görsel yöntemle veya şeker ölçüm cihazları yardımı ile kan şekeri takibini yapabilmektedir.

Görsel yöntemde, ucuna glikoz oksidaz emdirilmiş test çubukları (stripler) kullanılır. Strip üzerine, parmak ucundan kan damlatılır.

Glisemi düzeyine göre strip üzerinde oluşan renk değişikliğinin strip kutusu üzerindeki renk kataloğu ile karşılaştırılması ile sonucu glisemi ölçülür.

İnsülin pompası nedir?

İnsülin tedavisinin değişik metotları vardır. Bunlardan birincisi, insülin pompasıdır. İnsülin pompası; insülin içeren, kişinin pankreasından salınan insülin miktarına göre ayarlanarak, dışarıdan gerekli insülinin alınmasını sağlayan bir pompadır.

Bu alet, bir kanal ile cilt altına monte edilir; ayarlanan dozajda ve sürede, sürekli vücuda insülin pompalar. Bunun değişik tipleri ve özel bir eğitimi vardır.

Genellikle insülin pompalarını, Tip 1 diyabetli dediğimiz insüline bağımlı olan hastaların kullanması tavsiye edilir.

Günümüzde diyabet hastaları için pek çok özel egzersiz programları mevcuttur. Hatta bunun için Avrupa’da çok özel merkezler bulunuyor. Egzersiz sağlıklı yaşamın şartıdır çünkü insülin direncini kıran etkili bir aktivitedir.

Hastanın bu konuda da eğitilmesi gerekir. Diyabet hastaları mutlaka her gün düzenli şekilde hareket etmelidir. Ne tür egzersizler yapabileceğiniz, hastalığınızın durumuna göre değişebilir.

Bu nedenle egzersizler ile ilgili mutlaka doktor tavsiyesi alın.

Diyabetliler nasıl egzersiz yapmalı, nelere dikkat etmeli

Diyabet tedavisinde hastaya düşen görevler nelerdir?

Öncelikle hasta, hastalığı konusunda bilgilendirilmelidir. Kişi hastalığını tanıdıkça, hastalıkla nasıl uyum sağlayacağını, kendine nasıl bakacağını, hastalıkla nasıl yaşayacağını öğrenecektir.

Hasta; broşürler, kitaplar, mecmualar, diyabet eğitim merkezleri vasıtasıyla kendisini eğitmelidir. Bu konuda hekimlerinde de bilgi desteği alabilirler.

İkinci önemli unsur, hastanın mutlaka bir diyabet uzmanı doktora gitmesidir.


Diyabet hangi hastalıklara yol açar?

Diyabetin sebep olmadığı neredeyse hiçbir hastalık yoktur. Diyabet, vücutta her türlü hastalığı meydana getirebilir. Bununla beraber kalpte ve beyinde harabiyetler meydana getirebilir.

Göz hastalıkları, böbrek hastalıkları, deri hastalıkları, saç hastalıkları, deride değişik kaşıntılar, farklı yaralar, yaraların geç iyileşmesi, enfeksiyonların sık sık oluşması, özellikle kadınlarda idrar yollarında hastalık, erkeklerde cinsel yetersizlik, kemik erimesi, sinirlerde harabiyet, tansiyon ve buna bağlı birçok hastalıklar diyabetle beraber seyreder. Kan dolaşımı sorunları, kangrenler, ayak kesilmeleri vb. durumlar yaşanabilir.

Diyabet kişinin günlük hayatına nasıl etki eder?

Diyabet kontrol altına alınmışsa, şekerin kişinin günlük hayatına herhangi bir kötü etkisi olmaz, kişi normal hayatını sürdürür. Eğer şeker kontrol altına alınamamışsa; hastanın ihmali, tedavinin ve bilginin eksikliği veya tavsiye edilenlerin yerine getirilmemesi durumu söz konusu ise hastanın hayatının her safhası bundan olumsuz etkilenir.

Stresin diyabet hastaları üzerinde %100 etkisi vardır. Ufak bir kaza, kötü bir haber, üzüntü kişinin şekerini sarsar ve kişinin tüm dengesini bozabilir. Bu nedenle diyabet hastaları mutlaka stresten uzak bir hayat yaşamalıdır.

Diyabet ile yaşamak

Tip 2 diyabetiniz varsa, sağlığınıza çok dikkat etmeniz gerekmektedir. Sağlığınıza dikkat etmek diyabetinizin tedavisini kolaylaştıracak ve komplikasyon oluşma riskini en aza indirecektir. Şunları yapmalısınız:

  • sağlıklı ve dengeli beslenmelisiniz
  • (fazla kiloluysanız) kilo vermelisiniz de sağlıklı kilonuzu korumalısınız
  • (sigara içiyorsanız) sigarayı bırakmalısınız
  • ölçülü alkol tüketmelisiniz
  • düzenli egzersiz yapmalısınız
  • Diyabetiniz varsa gözleriniz, tedavi edilmezse görme kaybına yol açan diyabetik retinopati riski taşımaktadır.
  • 12 ve üstü yaşlardaki diyabetli herkes yılda bir kere gözlerini muayene ettirmelidir.

Referanslar: 1- What is type 2 diabetes? 2- Type 2 Diabetes, 3- All about Type 2 Diabetes

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/tip-2-diyabet-seker-hastaligi-nedir-nedenleri-belirtileri-tedavisi/

İnsülin Direnci Nedir, Belirtileri Nelerdir? – Kapsamlı Rehber – APPVICE

İnsülin Direnci ve Tip 2 Diyabeti

İnsülin, vücuttaki birçok süreci kontrol eden önemli bir hormondur. Bununla birlikte, bu hormonla ilgili problemler birçok modern sağlık koşulunun merkezinde yer almaktadır. Bazen hücrelerimiz olması gerektiği gibi insüline cevap vermeyi bırakır. Bu duruma insülin direnci denir ve inanılmaz derecede yaygındır.

Aslında, 2002’de yapılan bir çalışma ABD nüfusunun %32.2’sinin insüline dirençli olabileceğini göstermiştir. Bu sayı, yetişkin obez kadınlarda %70’e bazı hasta gruplarında %80’in üstüne çıkabilmektedir. Obez çocukların ve gençlerin ise yaklaşık üçte biri insülin direncine sahip olabilir.

Bu rakamlar korkutucu, ancak iyi haber şu: insülin direncinin basit yaşam tarzı önlemleriyle çarpıcı biçimde geliştirilebiliyor.

Bu yazımızda insülin direnci, belirtileri ve tedavisi hakkında tüm bilinmesi gerekenleri sizler için bir araya getirdik.

İnsülin Nedir?

İnsülin, pankreas denilen bir organ tarafından salgılanan bir hormondur. Başlıca rolü ise kan dolaşımında dolaşan besin miktarını düzenlemektir.

İnsülin çoğunlukla kan şekeri yönetimine dahil olmasına rağmen, aynı zamanda yağ ve protein metabolizmasını da etkiler. Karbonhidrat içeren bir öğün yediğimizde, kan dolaşımındaki şeker miktarı artar. Bu, pankreastaki hücreler tarafından sağlanır ve daha sonra kana insülin salınır. Daha sonra insülin kan dolaşımını gezerek vücudun hücrelerine kandan şeker almaları gerektiğini söyler.

Bu, kanda şeker miktarının azalmasına sebep olur ve kullanımı veya depolanması için hücrelere gitmesi istenen yere koyar.

Bu önemlidir, çünkü kandaki yüksek miktarda şeker, toksik etkilere neden olabilir, bu da ciddi zararlara neden olabilir ve tedavi edilmezse ölüme sebep olabilir.

Bununla birlikte, çeşitli nedenlerden dolayı bazen hücreler insüline olması gerektiği gibi yanıt vermeyi bırakır. Başka bir deyişle insüline “dirençli” hale gelirler.

Bu olduğunda, pankreas kan şekeri seviyesini düşürmek için daha fazla insülin üretmeye başlar. Bu, kanda hiperinsülinemi olarak adlandırılan yüksek insülin seviyelerine yol açar. Bu uzun süre gelişmeye devam edebilir.

Hücreler giderek daha fazla insüline dirençli hale gelir ve hem insülin hem de kan şekeri seviyeleri artar. Sonunda pankreas artık dayanamayabilir ve pankreastaki hücreler zarar görebilir.

Bu, insülin üretiminin azalmasına neden olur, bu nedenle mevcut olan az insüline yanıt vermeyen düşük miktarda insülin ve hücreler vardır. Bu da hızla yükselen kan şekeri seviyelerine yol açabilir.

Kan şekeri seviyeleri belli bir eşiği aştığında, tip 2 diyabet tanısı konulur. Aslında, bu tip 2 diyabetin nasıl geliştiğinin basitleştirilmiş bir versiyonudur. İnsülin direnci, dünya genelindeki insanların yaklaşık %9’unu etkileyen bu yaygın hastalığın ana nedenidir.

İnsülin Direnci ve İnsülin Duyarlılığı

İnsülin direnci ve insülin duyarlılığı, aynı madalyonun iki yüzüdür.

İnsüline dirençli iseniz, insülin duyarlılığının düşük olması gerekir. Tersine, eğer insüline duyarlıysanız düşük insülin direncine sahip olursunuz.

İnsüline dirençli olmak kötü bir şey iken, insüline duyarlı olmak iyidir.

İnsülin direnci, hücrelerin insülin hormonuna iyi cevap vermediğini gösterir. Bu daha yüksek insülin seviyelerine, daha yüksek kan şekeri seviyelerine neden olur ve tip 2 diyabet ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir.

İnsülin Direnci Neden Olur?

İnsülin direncine birçok potansiyel neden ve katkıda bulunanlar vardır. En önemlilerinden birinin kandaki yağ miktarının artmış olması olduğuna inanılıyor.

Çok sayıda çalışma, kandaki yüksek miktarda serbest yağ asidinin kas hücreleri gibi hücrelerin insüline yanıt vermeyi bırakmasına neden olduğunu göstermektedir. Bu kısmen kas hücrelerinin içinde oluşan ve intramiyosellüler yağ olarak adlandırılan kaslarda oluşan yağ ve yağ asidi metabolitlerinden kaynaklanabilir. Bu, insülinin çalışması için ihtiyaç duyulan sinyal yollarını bozar.

Artan serbest yağ asitlerinin asıl nedeni çok fazla kalori almak ve aşırı vücut yağı taşımaktır.

Aslında aşırı yeme, kilo alma ve şişmanlık, insülin direnci ile güçlü bir şekilde ilişkilidir İç organlardaki yağın artması, organların etrafına biriken tehli karın yağının çok önemli olduğu görülüyor.

Bu tip yağ, kana pek çok serbest yağ asidi salgılayabilir ve insülin direncini arttıran enflamatuar(iltihap) hormonları bile bırakabilir.

Bununla birlikte normal kilolu veya zayıf insanlar da insüline dirençli olabilir, fazla kilolular arasında çok daha yaygındır.

İnsülin direncinin diğer birkaç olası nedeni vardır:

  • Fruktoz: Yüksek miktarda früktoz alımı (meyveden değil, ilave şekerden) hem farelerde hem de insanlarda insülin direnciyle ilişkilendirilmiştir.
  • Enflamasyon: Artmış oksidatif stres ve vücutta iltihaplanma, insülin direncine neden olabilir.
  • Hareketsizlik: Fiziksel aktivite insülin duyarlılığını arttırır ve hareketsiz olmak insülin direncine neden olur.
  • Gut Mikrobiyota: Bağırsaktaki bakteriyel ortamdaki bir bozulmanın, insülin direncini ve diğer metabolik sorunları şiddetlendiren iltihaplara neden olabileceğine dair kanıt vardır.

Ayrıca çeşitli genetik ve sosyal faktörler vardır ve siyahiler, hispanikler ve Asyalılar özellikle risk altındadır. Bu liste kesin değildir. İnsülin direncini/hassasiyetini etkileyebilecek diğer birçok faktör vardır.

İnsülin direncinin ana nedenleri, aşırı yeme ve özellikle göbek bölgesinde vücut yağının artması olabilir. Diğer faktörler arasında yüksek şeker alımı, iltihaplanma, hareketsizlik ve genetik sayılabilir.

İnsülin Direnci Belirtileri 

Doktorunuzun insüline dirençli olup olmadığınızı belirleyebileceği birkaç yol vardır. Örneğin yüksek açlık insülin seviyelerine sahip olmak, insülin direncinin iyi bir işaretidir. Kan testleri ve insülin seviyelerinizden insülin direncini tahmin eder ve oldukça doğrudur.

Ayrıca, bir doz glikoz verilen oral glikoz tolerans testi gibi kan şekeri kontrolünü daha doğrudan ölçmenin yolları vardır ve ardından kan şekeri seviyeleriniz birkaç saat ölçülür.

Aşırı kilolu veya obezseniz ve özellikle göbek bölgesinde çok miktarda yağ varsa, insüline dirençli olma ihtimaliniz çok yüksektir.

Akantoz nigrans adı verilen ve cilt üzerinde insülin direncini gösterebilecek koyu lekeler çıkaran bir cilt durumu da vardır.

Düşük HDL (“iyi” kolesterol) seviyelerine ve yüksek kan trigliseritlerine sahip olmak, insülin direnci ile güçlü şekilde ilişkili diğer iki belirteçtir.

Yüksek insülin ve yüksek kan şekeri seviyelerine sahip olmak, insülin direncinin kilit belirtileridir. Diğer belirtiler arasında çok miktarda göbek yağı, yüksek kan trigliseritleri ve düşük HDL seviyeleri bulunur.

İnsülin Direnci, Metabolik Sendrom ve Tip 2 Diyabet

İnsülin direnci, iki yaygın hastalığın ayırt edici özelliğidir: Metabolik sendrom ve tip 2 diyabet. Metabolik sendrom, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve diğer problemlerle ilişkili bir grup risk faktörüdür. Belirtiler yüksek kan trigliseritleri, düşük HDL seviyeleri, yüksek kan basıncı, merkezi obezite (göbek yağı) ve yüksek kan şekeridir.

Bazen bu duruma “insülin direnci sendromu” da denir. İnsülin direnci aynı zamanda tip 2 diyabetin başlıca bir etkenidir. Yüksek kan şekeri seviyeleri, daha fazla insüline cevap vermeyen hücrelerden kaynaklanmaktadır.

Zamanla, pankreastaki insülin üreten hücreler de çalışmayı durdurabilir ve insülin eksikliğine yol açabilir. İnsülin direnci gelişimini durdurarak çoğu metabolik sendrom ve tip 2 diyabet vakasını önlemek mümkün olabilir.

İnsülin direnci, şu anda dünyann en büyük sağlık problemleri arasında olan metabolik sendromun ve tip 2 diyabetin kalbidir.

İnsülin Direnci ve Kalp Hastalıkları

İnsülin direnci aynı zamanda dünyanın en büyük katili olan kalp hastalığı ile de güçlü bir şekilde ilişkilidir.

Aslında, insüline dirençli olan veya metabolik sendromu olan kişilerde %93 daha fazla kalp hastalığı riski vardır. İnsülin direncine bağlı başka birçok hastalık vardır.

Buna alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması, polikistik over sendromu (PKOS) Alzheimer hastalığı ve kanser dahildir.

İnsülin direnci, kalp hastalığı, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması, polikistik over sendromu, Alzheimer hastalığı ve kanser gibi çeşitli hastalıklara neden olabilir.

İnsülin Direnci Nasıl Kırılır?

İnsülin direnci ile ilgili iyi bir şey ise, onu etkilemenin çok kolay olmasıdır.

Aslında, yaşam tarzınızı değiştirerek ve yeni beslenme alışkanlıkları edinerek insülin direncini genellikle tamamen tersine çevirirsiniz.

İnsülin direncini azaltmanın birkaç kanıta dayalı yolu vardır. Bunlar:

  • Egzersiz: Bu, insülin duyarlılığını arttırmanın en kolay yolu olabilir. Etki neredeyse anında gerçekleşir.
  • Karın Yağı Kaybı: Bazı yağları, özellikle de karaciğeriniz ve karnınızdaki derin “visseral” yağları kaybetmeye çalışın. Bu makale, karın yağının nasıl kaybedileceğine dair kanıta dayalı birkaç ipucunu listeler.
  • Sigarayı Bırakmak: Tütün içmek insülin direncine sebep olabilir. Bu nedenle sigarayı bırakmak yardımcı olabilir.
  • Şeker Alımını Azaltmak: Özellikle şekerli tatlandırılmış içecekler gibi gıdalardan ilave şeker alımınızı azaltmaya çalışın.
  • Sağlıklı Beslenmek: Genellikle işlenmemiş gıdalara dayanan bir diyet yapın. Fındık ve yağlı balıkları dahil edin.
  • Omega-3 Yağ Asitleri: Omega-3 yağ asitlerini tüketmek birçok durumda insülin direncini azaltabilir. Ayrıca insüline dirençli kişilerde sıklıkla yüksek olan kan trigliseritlerini düşürebilirler.
  • Takviyeler: Berberin adlı takviyeyi almak, insülin duyarlılığını arttırmada ve kan şekerini azaltmada etkili olabilir. Magnezyum takviyeleri de yardımcı olabilir.
  • Uyku: Yetersiz uykunun insülin direncine neden olduğuna dair bazı kanıtlar vardır, bu nedenle uyku kalitesini yükseltmek yardımcı olacaktır.
  • Stresi Azaltmak: Stresiniz çok aşırı ise, stres seviyenizi yönetmeye çalışın. Meditasyonun yardımcı olduğu görülmüştür.
  • Kan Bağışı: Kandaki yüksek demir seviyeleri insülin direnciyle bağlantılıdır. Erkekler ve menopoz sonrası kadınlar için kan bağışı insülin duyarlılığını arttırabilir.
  • Intermittent Fasting: Intermittent fasting denilen bir beslenme düzeninin izlenmesi insülin duyarlılığını arttırabilir.

Listedeki öğelerin çoğu, genel olarak iyi sağlık, uzun ömür ve hastalıklara karşı korunma ile ilişkilendirdiğimiz şeylerin başında geliyor.

Tüm bunlar söylenirse, bu makaledeki hiçbir şeyin tıbbi tavsiye niteliğinde olmadığını unutmayın.

İnsülin direnci, çeşitli ciddi sağlık problemleriyle bağlantılıdır ve seçenekleriniz hakkında doktorunuzla konuşmanızı öneririm. İşe yarayabilecek çeşitli tıbbi tedaviler de var.

İnsülin direnci basit yaşam tarzı önlemleriyle azaltılabilir veya hatta tamamen tersine çevrilebilir. Bunlar arasında egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, karın yağı kaybetmek ve uykunuza ve stres düzeyinize dikkat etmek sayılabilir.

Düşük Karbonhidrat Diyeti ve İnsülin Direnci

Vurgulamaya değer başka bir şey de düşük karbonhidrat diyetidir. Karbonhidratları kısıtlayan diyetler metabolik sendrom ve tip 2 diyabet karşısında inanılmaz derecede güçlü faydalara sahip olabilir ve bu kısmen azaltılmış insülin direncine aracılık eder.

Bununla birlikte, bir ketojenik diyet gibi karbonhidrat alımı çok düşük olduğunda, vücut beyin için kan şekeri almak için insüline dirençli bir duruma gelebilir.

Buna “fizyolojik” insülin direnci (“patolojik” yerine) denir ve kötü bir şey değildir.

Düşük karbonhidrat diyeti metabolik hastalığa bağlı zararlı insülin direncini azaltır. Bununla birlikte, çok düşük karbonhidratlı ketojenik diyetler, beyine kan şekeri ayıran zararsız bir insülin direnci tipine neden olabilir.

SONUÇ

İnsülin direnci, her yıl toplu olarak milyonlarca insanı öldüren kronik hastalıkların çoğunun (çoğu olmasa da) en önemli itici güçlerinden biri olabilir.

İyi haber ise, yağ kaybetmek, sağlıklı yemek ve egzersiz yapmak gibi basit yaşam tarzı önlemleriyle önemli ölçüde iyileştirilebileceğidir.

İnsülin direncini önlemek, daha uzun, daha sağlıklı ve daha mutlu bir hayat yaşamak için yapabileceğiniz en güçlü şeyler arasında olabilir.

Bu makale Appvice Diyetetik Otoriteleri tarafından bilimsel verilere dayalı olarak incelenmiş ve onaylanmıştır.
ortalama puan: 5,00 , 3 oy

Источник: https://getappvice.com/tr/insulin-direnci-nedir-belirtileri-nelerdir/

Gelişmekte olan ülkelerde giderek tehdit haline gelen Diyabet, hipertansiyon ve kalp damar hastalıkları ile baş etmenin ve önlenmesi için kesinlikle insülin direncinin farkında olunmalıdır. Bunun için ilk önce İnsülin hakkında temel bilgiler ve geniş bilgilerle dolu geniş bir yazı hazırladık.

Bu yazımızda İnsülin direnci nedir? Daha çok kimlerde görülür? İnsülin direnci nasıl oluşur? İnsülin direnci nasıl anlaşılır? İnsülin direnci tedavi edilemez ya da geç fark edilirse hasta ne gibi sorunlar yaşar? İnsülin direnci olan kişilerde hangi şikayetler görülür? sorularının cevabını uzman görüşleriyle vermeye çalışacağız.

İnsülin direncini tek başına bir hastalık olarak değil de, birçok hastalık için zemin oluşturan bir durum olarak düşünmemiz gerekir.

Buna sebep olan faktörler arasında, genetik yapımız ve yaşlanma gibi değiştiremeyeceğimiz durumlar kadar büyük ölçüde taşıdığımız kilo, yaşam tarzı ve beslenmemizle ilişkili olarak, değiştirilebilecek faktörlere de bağlı ortaya çıkan bir durum olduğunu unutmamalıyız

İnsülin hakkında Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma uzmanlarından Dr. Tahir Haytoğlu’nun bilgilerinden faydalanacağız.

İnsülin direnci nedir? Daha çok kimlerde görülür?

Bedenimizde glikoz yani kan şekeri, enerji birimidir. Yemek yeme, memeli canlıların fizyolojik olarak iki sebepten ötürü yaptıkları bir eylemdir: Birincisi vücudun kendini yenilemesi için gerekli yapı taşlarını almak (protein ve bazı yağlar), ikincisi ise enerji ihtiyacını karşılamak (karbonhidratlar ve bazı yağlar).

Yemek yenildikten sonra karbonhidratlar (nişastalı gıdalar) bağırsaklarda parçalanır ve emilir. Karaciğere gelen karbonhidratlar enerji birimi olan glikoza çevrilerek kana verilir. Glikoz kanda dolaşmaya başlar. Bu esnada pankreas glikozun hücre içine girmesini sağlayan insülin hormonunu salgılar. İnsülinin görevleri başlar.

İnsülin hücrenin kapısını açar, glukoz hücre içine girer. Bu sistemde bir problem varsa ve glikoz hücre içine giremeyip
damarlarda birikirse ölçüm yüksek çıkar, böylelikle diyabet teşhis edilir.

İki tip diyabet vardır: Tip 1 ve Tip 2 diyabet

Tip 1 diyabette problem insülin üretilememesidir. İnsülin yoksa kapı açılmaz, glikoz hücre içine giremez. Hastaların insülini dışarıdan alması zorunluluğu vardır. Tip 2 diyabette ise problem daha karmaşıktır. Asıl mesele insülin üretilememesi değil, insüline karşı hücrelerde bir direnç olması, hücrelerin insülini algılayamamasıdır.

Bu durumda insülin direnci, diyabet gelişmeden çok çok önce kişide vardır. Beden bunu düzenlemek için daha çok in-
sülin salgılayarak glikozu hücre içine sokmaya çalışır ve bunu başarır. Pankreas normalin bir kaç misli insülin salgılayıp glikozun damarlarda birikmesini yıllarca önleyebilir.

Ancak zaman içinde pankreas bir anlamda yorulur. İnsülin direncini kıracak miktarda insülin salgılayamadığı zaman, glikoz damarlarda birikmeye başlar ve diyabet teşhis edilir.

İnsülin direnci veya insüline duyarlılık derecesi daha çok genetik yapıyla belirlenmiştir. Ancak yaş ilerledikçe insülin duyarlılığı azalır, bir diğer deyişle direnç artar. Aynı zamanda kilo aldıkça ve vücutta yağlanma arttıkça, özellikle karın ve gövdede biriken yağlanma ile insülin direnci daha da artar.

Hareketsiz bir yaşam yine insülin direncini artıran bir faktördür.

İnsülin direnci nasıl oluşur ve nasıl anlaşılır?

İnsülin direncinin gelişiminde genetik yapımız kadar yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve yaşın da önemli rolü vardır. Genetik yatkınlığımız konusunda ailede Tip 2 diyabet öyküsü varsa (özellikle birinci derecede akrabalarda – anne, baba veya kardeşler) kendimizi risk altında kabul edebiliriz.

Hareketsiz bir yaşam tarzı, oturarak masa başı işlerde çalışma, egzersiz alışkanlığının olmaması önemli risk faktörlerin-
dendir.

Beslenme alışkanlığı olarak, aşırı miktarda basit karbonhidrat tüketimi (şekerli gıdalar –tatlılar, hamur işleri– ekmek, pirinç, patates ve makarna gibi), gün içinde uzun açlık dönemleri bırakarak yemek yenildiğinde fazla miktarda yenilmesi, insülin direnci için yine riski artıran bir durumdur.

Yaş ilerledikçe, özellikle 40 yaş sonrasında yıllık rutin tetkiklerde glikoz bakılması, enerji metabolizmasında aksayan bir durum olup olmadığının ve daha ileri tetkiklere ihtiyaç duyulup duyulmadığının değerlendirilmesi için son derece önemlidir.

İnsülin direnci tedavi edilemez ya da geç fark edilirse hasta ne gibi sorunlar yaşar?

İnsülin direnci kontrol altına alınmadığı zaman, kişide Tip 2 diyabet gelişme riski zamanla orantılı olarak yükselir.

Ayrıca damarlarda esnekliğin azalmasına ve bunun sonucunda hipertansiyona yol açabilir. İnsülin direnci sıklıkla lipid metabolizması bozukluğuyla beraber seyrettiğinden, kişide kalp krizi ve felç gibi kalp damar hastalıklarının gelişme riski de daha yüksektir.

Ayrıca insülin direnci karaciğerde yağlanmaya sebep olup bu durum 10-20 yıl sonra kişide siroz gelişimine sebep olabilir. Kadınlarda insülin direnci genç yaşlarda adet düzensizliğinde ve polikistik over sendromunun oluşmasında rol oynayıp üreme fonksiyonlarının azalmasına sebep olabilir.

Genel olarak vücudumuzda bütün organların insülin direncinden etkilendiğini söyleyebiliriz.

İnsülin direnci şikayetleri nelerdir?

İnsülin direnci olan kişiler genelde kilo almaya yatkınlığı olan, çabuk acıkan, açlığa tahammülsüzlüğü olan, kilo vermekte zorlanan kişilerdir. Karbonhidrat içeriği yüksek bir yemek sonrasında ağırlık çökmesi, uyku hali, yemekten 2 yada 3 saat geçince aşırı acıkma hissi ile beraber tatlı yeme arayışının olması sıklıkla görülür.

Yemek yenilmezse kişide el ayak çekilmesi, el titremesi, fenalık baygınlık hissi ve soğuk terleme gibi reaktif hipoglisemi belirtileri de insülin direnciyle beraber görülen şeker ve insülin değerlerinde dalgalanmanın sonucudur.

Kimlerde insülin direnci riski fazladır?İnsülin direncini artıran ilaçlar ve hastalıklar nelerdir?

İnsülin direnci (insulin resistance) riski, ailesinde diyabet ve kalp damar hastalıkları olan kişilerde daha fazladır. Ayrıca kişinin ne kadar kilo fazlalığı varsa, o kadar insülin direnci açısından da riski artar.

Hareketsiz yaşam tarzı ve egzersiz yapılmaması, aşırı tatlı, hamur işi tüketilmesi ve yaşlanma, riski oluşturan diğer sebeplerdir.

İnsülin direncini artıran bazı hastalıklar ve bazı ilaçlar da olabilir. Kişide Cushing sendromu adı verilen kortizol hormonunun fazlalığı durumunun olması ve tiroit hormon eksikliği (hipotiroit) insülin direnci yapabilir.

Ayrıca hipofizin ender görülen büyüme hormonu fazlalığına (akromegali) veya prolaktin hormonu fazlalığına (prolaktinom) yol açan durumlar da insülin direncine sebep olurlar.

İlaçlar arasında kişinin romatizma veya astım gibi sebeplerden uzun süreli kortizol içeren ilaçlar alması insülin direncini artırır.

Ayrıca (psikiyatri tedavisinde kullanılan) bazı anti-psikotik ilaçlar insülin direncini artırabilir. Bazı doğum kontrol hapları, glikozamin içeren eklem problemi için kullanılan ilaçlar insülin direncine etki edebilirler.

Bu tür ilaçların kullanımı gerekliyse, hastanın doktoruyla yakın takipte olması, insülin direncini artırabilecek diğer faktörleri (beslenme ve yaşam tarzıyla ilgili) azaltmaya çalışması ve tetkikler yapılarak insülin direncini azaltacak şekilde ilaç alması gerekebilir.

Günümüzde, özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızla artan diyabet, hipertansiyon ve kalp damar hastalıkları gibi kronik hastalıkların önlenmesi için insülin direncinin farkında olmak, bununla ilgili önlemler alarak sağlıklı bir yaşam sürmeye çalışmak gerekir.

İnsülin direnci kontrol altına alınmadığı zaman, kişide Tip 2 diyabet gelişme riski zamanla orantılı olarak yükselir.

Ayrıca damarlarda esnekliğin azalmasına ve bunun sonucunda hipertansiyona yol açabilir.

Ayrıca Bakınız

Источник: https://www.gelgez.net/insulin-direnci-nedir/

İnsülin Direnci Nedir?

İnsülin Direnci ve Tip 2 Diyabeti

‘’Çok az yemek yememe rağmen bir türlü kilo veremiyorum”

“Su içsem yaradığını hissediyorum”

Bu şikayetler şeker hastalığı yani diyabet başta olmak üzere pek çok ciddi sağlık sorununa neden olabilen insülin direncine işaret ediyor olabilir. Memorial Sağlık Grubu Endokrinoloji Bölümü Uzmanları, insülin direnci ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

İnsülin direncini tanımlamadan önce insülinden bahsedelim. Pankreastan salgılanan şeker metabolizmasını düzenleyen bir hormondur. İnsülin bu düzenlemeyi yaparken “insülin reseptörü” adı verilen bir yapıya bağlanır ve aktive olur. Bu reseptör, çeşitli nedenlerle insülinin bağlanmasına izin vermez ise; insülin kanda yeterli miktarda olduğu halde görev yapmıyormuş izlenimi verir.

İnsülin direnci, vücuttaki şekeri kontrol etmek için salgılanan insülinin etkisini göstermesindeki zorluk olarak tanımlanabilir.

Normal şartlarda vücut şekeri 1 ünite insülin ile kontrol altına alabiliyorken insülin direnci olan hastalarda vücut 2-3 ünite insülin salgılamak durumunda kalır.

  İnsülin direnci arttıkça, şeker kontrolünü sağlamak için insülin de artmış olur. Bu da vücutta gereğinden fazla insülin salgılanması anlamına gelir.

Tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan obezite ve diyabet görülme sıklığı, “insülin direnci” olarak adlandırılan metabolik sorunu da beraberinde getiriyor.

Vücuttaki yağ oranının artması insülin direncine, insülin direnci de vücuttaki yağ oranının artmasına yani obeziteye neden oluyor.

Protein metabolizması, üreme ve bağışıklık gibi birçok sistemi etkileyen insülin direncinin tedavi edilebilmesi için öncelikle beslenme ve egzersiz alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekiyor.

İnsülin direnci insülinin vücutta depolanmasına neden olduğu için kilo alımına, karaciğer yağlanmasına, kalp ve damar hastalıklarına neden olabilir. İnsülin direnci sorunu olanlar spor yapıp dengeli beslenseler dahi kilo vermekte zorlanırlar.

Çünkü fazlasıyla salgılanan insülin, alınan gıdaların yağ olarak depolanmasına neden olur. Giderek daha çok salgılanmak zorunda kalınan insülin zaman içinde pankreası yorar.

İnsülin direnci  zamanla pankreas yetmezliği ve diyabet hastalığına kadar gidebilen ciddi bir tablo karşımıza çıkabilir.

İnsülin direncinde beslenmenin yeri çok önemlidir. İlk çağlardan günümüze besine ulaşmamız her geçen yüzyıl daha kolaylaşmış ve buna ters orantılı olarak ulaşılan besinlerin kalori değerleri de her geçen yüzyıl artmıştır.

Teknolojideki bu ilerleme çalışma şekillerinin daha çok ofis ortamında, bilgisayar odaklı olmasına neden olmuştur. Ofis ortamında hareketsizlik ve fast food tüketimi çalışanları obezite ile karşı karşıya getirmektedir.

Bol kalorili besinleri hızla tüketme zorunluluğu, hareket azlığı ile birleşince bel çevresi yağlanmasını kaçınılmaz hale getirmekte; bu da insülin direnci sendromunun başlamasına neden olmaktadır.

İnsülin Direnci Belirtileri

İnsülin direnci, insülinin dolaşımda bulunmasına rağmen glikoz, yağ ve protein metabolizmasındaki biyolojik etkilerini gösterememesidir.

Dokularda insülinin aracı olduğu glikoz kullanımının azalması ve karaciğerde glukoz yapımının artması ile ortaya çıkan metabolik bozulma, insülin direncinin temelini oluşturmaktadır. İnsülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon, lipid yüksekliği, polikistik over sendromuna eşlik eder.

İnsülin direnci ile ilişkili metabolik durumun değerlendirilmesinde, açlık ve tokluk kan şekeri, HbA1c değerleri bakılmalıdır. Gerekli durumlarda şeker yükleme  testi (oral glikoz tolerans testi)  yapılabilir.

İnsülin direncine sahip, metabolik sendrom taşıyan hastaların bel çevreleri önemlidir.

Bel çevresi kadınlarda 80cm, erkeklerde 94cm üzerinde olan bireylerde;

  • Açlık kan şekeri 100mg/dl’den yüksekliği
  • Kan basıncı 130-85mmhg üzeri veya hipertansiyon tanısı ile antihipertansif ilaç kullanımı
  • Trigliserid düzeyi 150mg/dl’nin üzeri veya HDL-kolesterol(iyi kolesterol) kadınlarda 50mg/dl erkeklerde 40mg/dl’den düşüklüğü gibi kriterlerinden en az ikisi mevcut ise insülin direnci varlığı kabul edilerek değerlendirme yapılmaktadır.

İnsülin direnci veya tip 2 diyabeti olan kişilerin yakınlarında genetik faktörlerin etkisi ile insülin direnci daha sık görülmektedir. Ayrıca hareketsiz yaşam, fazla kalorili beslenme gibi faktörler de insülin direnci gelişimine yol açmaktadır. Kas, yağ doku ve karaciğer etkilenen dokulardır.

İnsülin direncinin belirtilerini;

  • Ağır bir yemek sonrası, şekerli bir gıda yedikten sonra gereğinden fazla bir ağırlık hissi, uyku hali oluşması;
  • Yemekten sonra şekerin kontrolsüz olarak düşmeye başlamasıyla el titremesi, terleme,
  • Mide kazınması şikayetleri;
  • Kilo almanın kontrol edilememesi
  • Sık tatlı yeme isteği
  • Yorgunluk hissi
  • Bel çevresinin giderek genişlemesi
  • 'Akantozis Nigrikans' denilen özellikle koltuk altı, kasık, boyun bölgelerinde esmerleşme
  • Karaciğerde yağlanma
  • Kadınlarda adet düzensizlikleri olarak sıralanabilir. İnsülin direnci belirtilerini fark eder etmez mutlaka bir endokrinoloji ya da dahiliye uzmanına başvurulmalıdır.

İnsülin Direnci Nasıl Hesaplanır?

İnsülin direnci diyabet, kalp hastalıkları ve metabolik sendrom gibi pek çok önemli hastalığa neden olmaktadır.  Metabolik sendrom, insülin direnci, kan insülin yüksekliği, şişmanlık, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve koroner damarlarda tıkanıklık gibi çok ciddi problemlerle birlikte seyreder.

Aynı zamanda insülin direnci genç kadınlarda polikistik over sendromu gibi sağlık sorunlarına da neden olabilir. İnsülin direncinin kiloyla ilişkisi ise tam bir kısır döngü olarak tanımlanmaktadır. “Yağlanma ve kilo artışı = İnsülin direnci = Yağlanma”.

Bu kısır döngüden kurtulmanın kolay bir yolu ise insülin direncinin tam donanımlı bir hastanede ölçtürülmesi ve uzmanlarca kontrol altına alınmasıdır. Ülkemizde insülin direncinin neden olduğu metabolik sendrom ile ilgili  “Metsar” adı altında bir çalışma yapılmıştır.

4 bin kişinin üstünde bir grup üzerinde yapılan araştırma sonucunda ülkemizde metabolik sendrom oranının %33 olduğu saptanmıştır. Bu çalışma sonucunda asıl önemli olan metabolik sendrom hastalığı olanların birçoğunun hastalığının farkında olmamasıdır.

Bu çalışmadaki ilginç verilerden bazıları ise şöyle;

  • Türk toplumu %31.3 oranında sigara kullanmaktadır.
  • Toplumdaki 20 yaş üstü kişilerin %27.6 kadarının şekeri yüksek fakat maalesef bu kişiler bunun farkında değil. Bu kişiler diyabet riski altındalar ve bunların insülin direnci tedavisi almaları gereklidir.
  • Türk kadınlarının %54.8 kadarı şişman ve bu nedenle kalp krizi ve diyabet açısından risk altındadır.

Bu sonuçlar insülin direncinin ne derece önemli ve ilerleyici bir hastalık olduğunu göstermektedir. Ülkemizde insülin direnci ve buna bağlı olarak; şişmanlık, diyabet ve kalp krizleri gün geçtikçe artacaktır. Bize düşen görev iş işten geçmeden kontrollerimizi yaptırıp önlemleri önceden almaktır.

İnsülin Direnci Testi

Kişi insülin direncinin olup olmadığını günlük rutinini sorgulayarak da anlayabilir. Buna göre bireyin kendinize sorması gereken sorular şunlar;

  • Abur cubur diye adlandırılan; çerez, cips, patlamış mısır besinleri tüketiyor muyum?
  • Tansiyonum 140-90 üzerine çıkıyor mu?
  • Düzenli spor veya egzersize rağmen kilo vermemde problem oluyor mu?
  • Bel kalınlığım fazla mı? (Bel çevresinde yağ birikimi var mı?)
  • Ailemde; diyabet veya kalp hastası, tansiyon yüksekliği, polikistik over hastası ve şişman birey var mı?
  • Yemek sonra konsantrasyon güçlüğü, dengesizlik ve baş ağrısı yaşıyor uyum?
  • Kolesterol yüksekliğim var mı?
  • Ani olarak şeker ve hamur işi yeme ihtiyacım oluyor mu?
  • Her yemekten sonra yorgunluk ve uyku hali hissediyor muyum?
  • Açlık kan şekerimde yükseklik tespit edildi mi?
  • Haftada 2 kereden az mı egzersiz yapıyorum?

Test Sonuçları

Yukarıdaki sorulara verilen EVET yanıtlarının sayısına göre kişideki insülin direnci riski konusunda değerlendirme yapılmaktadır.


İnsülin Direnci Tedavisi

İnsülin direnci tedavisinde öncelikli adım, yaşam tarzı değişiklikleridir. Tıbbi beslenme tedavisi, egzersiz ve hareketin artırılması, uyku düzeninin sağlanması ve sürdürülebilir olması önemlidir. İnsülin direnci tedavisinde tıbbi beslenme tedavisi; bireyin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivite ve yaşam şekline göre kişiye özgün olarak belirlenir.

  • İnsülin direnci diyeti tüm besin ögelerini yeterli ve dengeli bir şekilde içermelidir.
  • Kısa dönem şok programlar uygulanmamalıdır.
  • Vücut ağırlığının 6 ayda yaklaşık %5-10’unun azaltılması hedeflenmelidir. Bireyin günlük mevcut kalori alımı hesaplanmalı ve ortalama 400-600 kcal azaltılmalıdır.
  • Haftalık 0.5-1kg ağırlık kaybı hedeflenmelidir.
  • Sürdürülebilir, uygulanabilir ve lezzetli bir program hazırlanmalıdır.
  • Dengeli beslenme programı 4-6 öğünden oluşmalıdır. Sık aralıklarla beslenme bir sonraki öğünde fazla yemeyi önler.
  • Günlük protein alımı toplam kalorinin %20-35’ini oluşturmalıdır. Proteinin yeterli miktarda alınması tokluk hissi ve yağsız vücut kitlesini koruması açısından önemlidir.
  • Günlük kalorinin %25-35’i de yağlardan alınmalıdır.
  • Yağda eriyen vitaminlerin emilimi( A, D, E, K) olumsuz etkilenebileceğinden yağ oranı çok azaltılmamalıdır.
  • Günlük kalorinin %50-65’i de karbonhidratlardan alınmalıdır.
  • Basit karbonhidratlar yerine(şeker gibi), kompleks karbonhidratlar (tam tahıl ürünleri, baklagiller) tercih edilmelidir.

Yaşam tarzı değişikliğini uygulayamayan veya yarar görmeyen hastalara bazı ilaçlarla tedavi önerilebilir. İştah ve hafif kilo kaybı etkisi gösterir. Metformin özellikle HbA1c % 5.7-6.4 arasındaki açlık ve/veya tokluk kan şekeri normal sınırın üzerinde olan, gebelik diyabeti öyküsü bulunan, vücut kitle indeksi 35’ten büyük hastalarda diyabet gelişme riskini %30 azaltmaktadır.

İnsülin direnci tedavisinde öncelikle bir kan testi yapılarak direnç seviyesi ölçülür. Direncin yüksek olduğu kişilerde 2-3 ay ya da en fazla 6 aylık tedavilerle seviye normale döndürülebilir.

İnsülin direnci seviyesi normale döndüğünde de kilo vermenin önündeki engeller kalkmış olur. Dolayısıyla hastaların hızla iştahları kesilir ve kilo verir.

Buna ek olarak da kalp hastalığı, kanser tiplerine yatkınlık ve şeker hastalığı da önlenmiş olur.

İnsülin direnci tedavisinde ilaçların da rolü büyüktür. Sağlıklı bir beslenme ve egzersiz programı ile birlikte gerekli ilaçlar kullanıldığı zaman kişi kilo vermeye başlar.

İnsülin direncini önleyen ilaçlar şeker tedavisinde de kullanılan ilaçlardır ve 2-3 ay içinde insülin direnci kontrol altına alınıp, seviyesi tamamen normale getirildikten sonra ilaç tedavisi sonlandırılır.

Böylece kilo alımı, aşırı yağlanma, damar yağlanmaları, ateroskleroz yani damar sertliği, kalp damar hastalığı riskleri, karaciğer yağlanması riski, özellikle risk altındaki insanlardaki diyabet hastalığına doğru gidişat tamamen engellenmiş olur.

Özellikle şeker hastalığı riski taşıyan hastalarda insülin direnci tespit edilip, doğru tedavi uygulandığında hastalık hiç başlamadan önlenmiş olur. Bu nedenle insülin direnci zamanında tedavi edildiğinde şeker hastalığı riskini ortadan kaldırmak mümkündür.

İnsülin direnci tedavisinde bir başka yaklaşım da insülin fazlalığının sadece dışarıdan insülin verilmesi ile değil Tip 2 diyabetik hastaların tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ile de teşvik edilmesidir. Bu nedenle tedavi tümüyle ele alınmalıdır.

İnsülin direnci tedavisi doğru ve yeterli beslenme planı, kişinin günlük yaşamı ile uyumlu hale getirilmelidir. Aksi takdirde tedavinin tümüyle kontrolsüz gitmesine neden olabilir.

Mümkün olduğu kadar öğünlerde rafine karbonhidrat kısıtlanmalı, yeterli kalori alımı kilo kontrolü hedeflenerek sağlanmalıdır. Beslenmenin şekli ve gıdaların hazırlanması da çok önemlidir.

Yemekler yavaş, çok çiğnenerek, doyma hedeflenmeden yenilmelidir.

İnsülin direnci ve diyabet tedavisinde egzersiz ve beslenme ile ilaç tedavisinin zamanlaması oldukça önemlidir. Her hastanın bir sporcu gibi davranmasını beklemek ve onu bu konuda zorlamak doğru değildir. Yeterli düzeyde egzersizi en uygun dönemde yapmaya teşvik etmek gerekir.

Komplikasyonlar mutlaka değerlendirildikten sonra egzersiz planlaması yapılmalıdır. Yemeklerden sonraki ilk 30-60 dakika içinde oturma ve çay içme alışkanlığından vazgeçilmelidir.  Bu dönemlerde 10-15 dakikalık yürüyüşler ya da sofra toplama gibi hareketler yapılması daha doğrudur.

Hiç vakit kaybetmeden online hastane randevusu alabilir ve insülin direncinizin olup olmadığını kontrol ettirebilirsiniz. 

Güncellenme Tarihi: 22 Kasım 2018Yayınlanma Tarihi: 22 Aralık 2016

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/insulin-direnci-nedir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.