İnsülin Tedavisi

İnsülin Nasıl Kullanılır? Diyabet ve İnsülin Kullanımı Hakkında Bilgiler – Sağlık Ocağım .NET

İnsülin Tedavisi

Kandaki glukoz seviyelerini düzenleyen, Langerhans islets’leri olarak da bilinen, pankreasta hücre kümelerinden meydana gelen bir hormondur ve bu hormon sürekli olarak üretilir, ancak yemekten sonra yükselen glukoza tepki olarak insülin miktarı artar.

Glukoz hücreler tarafından emilerek enerjiye dönüştürülecekse  insüline ihtiyaç duyulur. İnsülin, bununla birlikte, kanda glukoz yapılmasını engelleyerek dokuların yeterli miktarda glukoz içerdiğinden emin olur. İnsülin yetmezliği şeker hastalığı (diyabet hastalığı) ile sonuçlanır.

Şeker hastalığında insülin tedavisi ne işe yarar?

Tip 1 diyabetli hastalarda pankreas insülin üretmediği için diyabet meydana gelir. Tip 1 diyabet hastaları pankreas insülin üretmediğinden, yiyeceklerden alınan glukozu kullanabilmek için insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duyarlar.

Tip 2 diyabet hastalığı en sık görülen diyabet tipidir. Kişilerin yanlış beslenme ve yaşam tarzı, dokularda insülinin kullanılamaması nedeni ile ortaya çıkar. Tip 2 diyabetli hastaların bir kısmı vücutlarındaki glukozun enerjiye dönüşmesini sağlayabilmek için diyabet hapı ya da insülin enjeksiyonu kullanımına ihtiyaç duyarlar.

İnsülin tedavisinin amacı nedir?

İnsülin kullanımının amacı, kan şekeri (glukoz) seviyesini kontrol etmektir.

Kan şekeri seviyesini normale döndürerek diğer organlarda oluşabilecek göz hasarlarına (diyabetik retinopati, diyabetik katarakt gibi), böbrek hasarlarına (diyabetik nefropati gib), ayak yaralarına (diyabetik ayak gibi), sinir hasarlarına (diyabetik nöropati gibi), sindirim sistemi sorunlarına (diyabetik gastroparezi gibi), kalp damar hastalıklarına ve benzeri hastalıkların gelişimine engel olur. Çocuklarda insülin tedavisinin amacı ise diyabetli çocuklarda büyümeyi ve gelişmeyi sağlamasıdır.

İnsülin terapisi (tedavisi) nedir?

İnsülin yenileme, şekerli diyabet tedavisinde uygulanan bir tedavi yöntemidir. İnsülin hastanın kendisi tarafından enjeksiyon ile deri altına veya infüzyon pompası ile uygulanır. İnsülin ağız yoluyla alınmaz, çünkü insülin mide asitleri tarafından parçalanır.

İnsülin tedavisi çoğunlukla komaya neden olabilecek hiperglisemiyi (yüksek kan şekerini) ve ketozis gelişimini (kanda asit oluşması) durumlarını önler.

İnsan insülin preparatları yaşlı bufalo veya domuz insülinleri şeklinde de bulunabilmesine rağmen, genetik mühendisliğinde üretilmektedir.

İnsülin tedavisi nedir 

İnsülin vücudun neresine uygulanır?

Alttaki resimde insülin enjeksiyonu uygulanan bölgeler görülmektedir. İnsülinin daha etkili olması, cildin yağ ve kas dokusunun sağlıklı kalması için enjeksiyon bölgesini sürekli değiştirmek gerekir. İnsülin kalem iğneleri 1 veya 2 defadan fazla kullanılmamalıdır. Sürekli bir bölgeden enjeksiyon yapmak ve aynı iğne uçlarını kullanmanın bazı yan etkileri vardır.

  • Enjeksiyon bölgesinde şişlik
  • Enjeksiyon bölgesinde morarma ve sertlik
  • Enjeksiyonun yapıldığı bölgede insülin birikimi
  • İnsülinin etkisinin azalması
  • Enjeksiyon bölgesinde yağ dokusu kaybı, erime ve erimeye bağlı çukurluklar gibi insülin iğnesi yapılan bölgede yan etkiler görülebilir.

İnsülin enjeksiyonu uygulanabilen vücut bölgeleri

İnsülin iğnesi (enjeksiyonu) nasıl uygulanır?

  • Hijyene önem verilmeli ve enjeksiyon uygulamadan önce eller yıkanmalıdır.
  • Enjeksiyon edilecek bölge sabun veya su ile yıkandığında, alkol veya kolonya ile silmeye gerek yoktur.
  • Enjeksiyon öncesi bölge alkol ile silindiğinde kuruması beklenmelidir.
  • İnsülin yapılacak bölgenin cildi 2-3 parmak yardımı ile yukarı doğru çekilir. Doğru dozda hazırlanan insülin kalemi tutulan cilde dik olarak batırılarak insülin uygulanır.
  • Cilt altı dokuya çabuk girilmelidir.
  • Hava enjekte edilmemelidir.
  • İğnenin ucu cilt içindeyken yön değiştirilmemelidir.
  • İnsülin cilt altına yapıldıktan sonra iğne hemen çekilmeden, parmaklar ile tutulan kısım bırakılır ve 10 saniye kadar bekledikten sonra iğne çekilir.
  • Enjeksiyon yapıldıktan sonra ağrı olur ya da kan ve berrak bir sıvı gelirse 5-8 saniye kuru pamuk ile basınç uygulanmalı ama masaj yapılmamalıdır.
  • Enjeksiyon sırasında ağrı duymamak için, enjekte edilecek insülinin oda sıcaklığında olması gerekir, çünkü soğuk yapılan insülin ağrıya sebebiyet verebilir.
  • Enjeksiyonlar, kıyafetler çok ince olsa bile kıyafet üzerinden uygulanmamalıdır.

İnsülin iğnesi elbise üzerinden neden uygulanmaz

Diyabet (şeker hastalığı) tedavisinde doktorun tavsiyelerini dikkatlice uymak şartıyla sonradan çıkacak sorunlardan daha az etkilenmek mümkündür.

 Aksi taktirde tedaviden çok fazla fayda görülmez, bu nedenle yaşam kalitesini arttırmak ve diyabetin meydana getirebileceği zararlardan korunabilmek için düzenli doktor kontrollerini, önerilen beslenme şekli ve egzersiz programı, ilaçların düzenli ve zamanında kullanımı gibi dikkat edilecek noktaları unutmamak tedavinin kalitesini yükseltir ve hastanın yaşam kalitesini arttırır.

İnsülin iğnesi kullanırken nelere dikkat etmeli?

İnsülin kalemine takılan iğne uçları2 defadan fazla kullanıldığında bazı riskler söz konusudur.

  • İğne ucu körleşeceği için enjeksiyon anında acı duyulur.
  • İğnenin mikroskopik ucu daha fazla kullanıldığında kırılır ve metal parçacıkları enjeksiyon uygulanan bölgede kalabilir.
  • İğne uçları fazla acı hissedilmemesi için silikonlanmıştır ve fazla kullanım nedeni ile silikon erir ve ağrıya neden olur.
  • Kullanılan iğne uçları, kalem ucunda kalırsa insülin kartuşunun içerisine hava girmesine neden olabileceği için eksik dozda insülin uygulanmasına sebep olur.
  • Kalem ucunda takılı kalan iğnenin diğer ucu insülin kartuşunun içinde kalacağı için, iğnenin kanalında insülin kalır ve kanaldaki bu insülin kalıntısı kristalleşerek iğnenin kanalını tıkar, bu da enjeksiyon yapımı sırasında zorlanmaya ve eksik insülin verilmesine neden olur.

İnsülin kullanım tablosu

Yüksek dozda insülin kullanımın yan etkileri

Yüksek dozda insülin kullanımı hipoglisemiye (şeker düşüklüğüne) neden olur fakat bu yan etki yiyecek veya şekerli içecekler ile düzelebilir. Şiddetli hipoglisemi komaya sebep olabilir.

Bu tür bir durumda glukoz intravenöz enejeksiyonu ile veya glukoz insülinin etkilerine karşılık gösteren bir hormonun kasa, damara veya deri altına acil bir tedavi olarak verilmesi gerekir.

İnsülin ilacı nasıl saklanmalı?

  • Kalem insülinler oda sıcaklığında (22-24 C) 28 gün korunabilir.
  • Kutudaki insülinler buz dolabı kapağında (2-8 C) korunabilir. İnsülin kesinlikle dondurulmamalı ve donmuş ise kullanılmamalıdır.
  • İnsülinler 30 C’nin üzerinde saklanmamalıdır.
  • İnsülinin içinde küçük beyaz parçacıklar, renk değişikliği ve sarı, bulanık görüntü var ise kullanılmamalıdır.
  • Flakon insülinler buz dolabı kapağında (2-8 C’de) saklanmalıdır.

Benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/insulin-kullanm/

İnsülin Direnci Nedir, Belirtileri, Nasıl Tedavi Edilir

İnsülin Tedavisi

insülin direnci nedir, belirtileri, nasıl tedavi edilir

“Çok az yemek yememe rağmen bir türlü kilo veremiyorum.”“Su içsem bile yarıyor.” diyenlerdenseniz belki de bunun sebebi vücudunuzdaki insülin direncidir. Gelin şimdi hep birlikte “İnsülin direnci nedir?”“ İnsülin direnci belirtileri nelerdir? ““İnsülin direnci tedavisi nasıl yapılır?” hakkında bilgileri bulabileceğiniz yazımızı okuyalım.

insülin direnci

Beslenmenize dikkat ediyor, yeterli miktarda yemek yemenize rağmen atıştırmaktan vazgeçemiyor, ya da doygunluk hissedemiyorsanız insülin direnci olabilirsiniz.

Son yıllarda kilo verememe nedenleri arasında en önemli sebeplerden biri  insülin direncidir.

Ülkemizde de çok sık görülmeye başlanan insülin direncinin kontrolü sağlanmaz ve tedavisi yapılmazsa sonrasında diyabet hastalığına da neden olduğu bilinmektedir.

İnsülin Direnci Nedir

insülin direnci nedir

Pankreas tarafından normal miktarda üretilen İnsülinin yağ, kas ve karaciğer hücrelerindeki yeterli tepkiyi oluşturamaması durumudur. Yani vücut yeterli miktarda insülin üretebildiği halde etkili olarak kullanamamasıdır.

Vücudumuza aldığımız şekeri yani glikozu enerji olarak kullanabilmemiz için pankreasımızın salgıladığı insülin hormonuna ihtiyacımız vardır. Pankreastan salgılanan ve karaciğer, yağ ve kas  gibi dokularda insülin hormonuna karşı duyarsızlık gelişmesi sonucu İnsülin direnci ortaya çıkar.

Vücudunuz aynı miktardaki şeker için daha fazla insülin üretir bu da diyabete, obeziteye, damar sertliğine, kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlar.

İnsülin Direnci Belirtileri

insülin direnci belirtileri

İnsülin direncinin en  çok görülen belirtileri çabuk acıkma ve geç doymadır.  Yemek yedikten 2- 3 saat sonra oluşan acıkma hissi,  elde ayakta titreme, baygınlık hissi, tatlı yeme isteği İnsülin direnci belirtilerindendir.

Ayrıca kadınlarda adet düzensizliği, karaciğer yağlanması, kontrolsüz kilo artışı ya da kilo vermede zorlanma, bel çevresinin giderek genişlemesi  de insülin direnci belirtilerindendir.

Ailesinde şişman ve diyabetli kişilerin olması da insülin direnci riskini arttıran sebeplerdendir.

Özellikle günümüzde  ofislerde hareketsiz masa başı çalışanlarda ve egzersiz yapmayan kişilerde insülin direnci daha sık görülmektedir.

Aşırı stres yaşayan kişilerde stres hormonları  metabolizmayı olumsuz etkiler  ve kilo alınmasına neden olur. Yüksek İnsülin, sık acıkmayla birlikte şekerli gıdaları yeme isteğini de tetikler.

Sabahları yorgun kalkma , halsizlik, bitkinlik, öfkeli ve sabırsız ruh hali horlama ve uyku bozuklukları da insülin direncinin belirtileri olabilir.  İnsülin direnci şikayeti  günümüzde oldukça artmış durumdadır.

İnsülin direnci  sıklığındaki bu artışın sebepleri arasında televizyon ve bilgisayar başında geçirilen hareketsiz uzun süreler vücuttaki yağ oranını, kilo alımını arttırarak  insülin direncine zemin hazırlamaktadır.

İşlenmiş yüksek kalorili, keyif vericiliği yüksek bağımlılık yapan gıdaların tüketilmesinin artması da insülin direnci oluşumunda etkilidir.

İnsülin Direnci Nasıl Tedavi  Edilir

insülin direnci nasıl tedavi edilir

İnsülin direncinin tedavisinde hayat tarzı değişiklikleri esastır. Doğru bir beslenme programı, egzersiz yapılması ve fazla kiloların verilmesi ile insülin direnci kontrol altına alınabilir. Boy, kilo, cinsiyet ve günlük hareket miktarı  göz önüne alınarak beslenme alışkanlıkları değiştirilebilir ve kişinin kilosunun ideal kiloya inmesi sağlanabilir.

Yüksek Karbonhidrat tüketiminden vazgeçilmeli, yağlı gıdaların tüketimi en aza indirilmelidir. Fazla tuz tüketiminden kaçınılmalı, sebze ve meyve tüketimi arttırılmalıdır. Kan şekeri seviyesinin korunması şeker seviyesinden değişiklikler olmaması için, ana öğünlerden önce ara öğünler  yapılmalıdır. Omega 3  tüketimi arttırılmalıdır. Balık, keten tohumu, yumurta gibi gıdalar tüketilmesi  gerekir.

Kahvaltı Çok Önemli

İnsülin direncini dengelemek için kahvaltı çok önemlidir. İnsülin direnci yüksek olan kişiler kahvaltı öğününü asla atlamamalıdır.

Basit karbonhidratlardan yapılan beyaz ekmek yerine kompleks karbonhidratlardan oluşan siyez unu ve siyez ekmeği ,kara buğday ve çavdar ekmeği tüketilmelidir.

Hem konumuzla iilgili olması hem de  siyez ununu daha ayrıntılı işlediğimiz  siyez ekmeği faydaları yazımızı okumanızı öneririz.

Süt ürünleri yağsız tercih edilmelidir. Şeker tüketimi en aza indirilmelidir. Tatlı yerine meyve tüketmeyi tercih edebilirsiniz. İnsülin direncini kontrol altına almak için  egzersiz çok önemli yer tutmaktadır.

Her gün ortalama 40 dakikalık  yürüyüş  yapılması insülin direncini kontrol altına almanızda büyük  yarar sağlayacak ve sağlıklı beslenmeyle  birlikte vereceğiniz kilolarla ile birlikte insülin direnci düşme gösterecektir. Günlük hayatta yapacağınız ufak değişikliklerle fiziksel aktivitenizi de arttırabilirsiniz.

Asansör yerine merdiven kullanabilirsiniz, gideceğiniz yerlere yürüyerek gidebilirsiniz, haftada 3 gün ağırlık kaldırarak kaslarınızı güçlendirebilirsiniz.

İnsülin Direncinde İlaç Tedavisi

Yaşam tarzı değişikliğini uygulayamayan ya da yarar görmeyen kişilerde insülin direnci yüksek çıkması durumunda egzersiz ve sağlıklı beslenmenin yanında diğer tedavi yöntemlerinden birisi de ilaç tedavisidir. İnsülin direnci belirtilerini yaşıyor iseniz, öncelikle bir Endokrinoloji uzmanına görünmelisiniz.

 İnsülin direnci testi yapılarak, vücutta insülin direnci olup olmadığı  anlaşılır. İnsülin direnci testi (HOMA-IR) 10-12 saatlik bir açlıktan sonra sabah kandan alınan örnekten yapılmaktadır. HOMA olarak bilinen insülin direnci testi, insülin duyarsızlığını veya insülin direncini değerlendirmek için kullanılmaktadır.

İnsülin direncini düşüren metformin tiazolidinoid grubu olan ilaçlar tedavide kullanılır. İlaç tedavisi insülin direncini kırmaya tek başına yeterli değildir. İlaç tedavisi, egzersiz, bol su tüketimi  ve kalorisi hesaplanmış sağlıklı besinlerin tüketimi ile insülin direnci kırılabilir.

2-3 ay ya da 6 aylık tedaviden sonra insülin direnci seviyesi normale döner.Böylece kişinin iştahı kesilir ve kilo vermeye başlar.

İnsülin Direnci Nasıl Ölçülür?

İnsülin direnci testinizi sabah aç karnına vereceğiniz kandan alınan, kan şekeri ile açlık insülin düzeyi birbiri ile çarpılarak 405’e bölünür ve HOMA-IR denilen insülin direnci düzeyi ortaya çıkar.

Çıkan sonuç 2,5 üzerinde isekişide insülin direnci var demektir. İnsülin direnci olan hastalarda öncelikle doğru bilgilendirme yapılmalıdır.

 Egzersiz, sağlıklı ve dengeli beslenme ile kontrol altına alınabileceği,sürdürülebilir  bir tedavi şekli verilir.

insülin direnci testi

İnsülin direnci önemsenmez ve dikkate alınmaz ise farklı birçok hastalığa da davetiye çıkarabilir. İnsülin direnci ve obezite ile kanser arasında ilişkisi saptanan çok sayıda çalışma vardır.

Yemek borusu, kalın bağırsak, pankreas, yumurtalık, mide, böbrek, mesane, tiroid ve lenf kanseri riskini arttırdığı yapılan bilimsel çalışmalarla gözlemlenmiştir.

İnsülin direnci; şeker hastalığı, kalp damar rahatsızlıkları, hipertansiyon, karaciğer yağlanması, polikistik over hastalığı gibi birçok hastalığın da suçlusudur. Düzenli spor yapmak ve kilo vermek insülin direncinikıran en önemli faktörlerdir.

Ancak spor yaparken dikkatli olunması gereken bazı noktalar vardır. Yeterli kalp hızı artışına erişilmeli, hareketler arasında gerektiğinden fazla mola vererek vücut soğutulmamalıdır. İnsülin direncinde beslenme ve egzersiz programı kişiye özgü olmalıdır.

insülin direnci testi

İnsülin direnci tedavisinde sağlıklı beslenmeye geçiş, egzersiz ile sporun günlük hayatta yer alması ve ilaç tedavisin zamanlaması çok önemlidir.

Herkesin bir sporcu gibi davranmasını beklemek yerine yeterli düzeyde egzersizi  doğru zamanda yapması teşvik edilmelidir.

Örneğin yemekten sonraki ilk 30-60 dk içinde oturma veya çay içme yerine 10-15 dk kısa yürüyüşler veya sofra toplama önerilebilir.

Источник: https://www.faydaloji.com/insulin-direnci-nedir-belirtileri-nasil-tedavi-edilir/

İnsülin Direnci Nedir?

İnsülin Tedavisi

‘’Çok az yemek yememe rağmen bir türlü kilo veremiyorum”

“Su içsem yaradığını hissediyorum”

Bu şikayetler şeker hastalığı yani diyabet başta olmak üzere pek çok ciddi sağlık sorununa neden olabilen insülin direncine işaret ediyor olabilir. Memorial Sağlık Grubu Endokrinoloji Bölümü Uzmanları, insülin direnci ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

İnsülin direncini tanımlamadan önce insülinden bahsedelim. Pankreastan salgılanan şeker metabolizmasını düzenleyen bir hormondur. İnsülin bu düzenlemeyi yaparken “insülin reseptörü” adı verilen bir yapıya bağlanır ve aktive olur. Bu reseptör, çeşitli nedenlerle insülinin bağlanmasına izin vermez ise; insülin kanda yeterli miktarda olduğu halde görev yapmıyormuş izlenimi verir.

İnsülin direnci, vücuttaki şekeri kontrol etmek için salgılanan insülinin etkisini göstermesindeki zorluk olarak tanımlanabilir.

Normal şartlarda vücut şekeri 1 ünite insülin ile kontrol altına alabiliyorken insülin direnci olan hastalarda vücut 2-3 ünite insülin salgılamak durumunda kalır.

  İnsülin direnci arttıkça, şeker kontrolünü sağlamak için insülin de artmış olur. Bu da vücutta gereğinden fazla insülin salgılanması anlamına gelir.

Tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan obezite ve diyabet görülme sıklığı, “insülin direnci” olarak adlandırılan metabolik sorunu da beraberinde getiriyor.

Vücuttaki yağ oranının artması insülin direncine, insülin direnci de vücuttaki yağ oranının artmasına yani obeziteye neden oluyor.

Protein metabolizması, üreme ve bağışıklık gibi birçok sistemi etkileyen insülin direncinin tedavi edilebilmesi için öncelikle beslenme ve egzersiz alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekiyor.

İnsülin direnci insülinin vücutta depolanmasına neden olduğu için kilo alımına, karaciğer yağlanmasına, kalp ve damar hastalıklarına neden olabilir. İnsülin direnci sorunu olanlar spor yapıp dengeli beslenseler dahi kilo vermekte zorlanırlar.

Çünkü fazlasıyla salgılanan insülin, alınan gıdaların yağ olarak depolanmasına neden olur. Giderek daha çok salgılanmak zorunda kalınan insülin zaman içinde pankreası yorar.

İnsülin direnci  zamanla pankreas yetmezliği ve diyabet hastalığına kadar gidebilen ciddi bir tablo karşımıza çıkabilir.

İnsülin direncinde beslenmenin yeri çok önemlidir. İlk çağlardan günümüze besine ulaşmamız her geçen yüzyıl daha kolaylaşmış ve buna ters orantılı olarak ulaşılan besinlerin kalori değerleri de her geçen yüzyıl artmıştır.

Teknolojideki bu ilerleme çalışma şekillerinin daha çok ofis ortamında, bilgisayar odaklı olmasına neden olmuştur. Ofis ortamında hareketsizlik ve fast food tüketimi çalışanları obezite ile karşı karşıya getirmektedir.

Bol kalorili besinleri hızla tüketme zorunluluğu, hareket azlığı ile birleşince bel çevresi yağlanmasını kaçınılmaz hale getirmekte; bu da insülin direnci sendromunun başlamasına neden olmaktadır.

İnsülin Direnci Belirtileri

İnsülin direnci, insülinin dolaşımda bulunmasına rağmen glikoz, yağ ve protein metabolizmasındaki biyolojik etkilerini gösterememesidir.

Dokularda insülinin aracı olduğu glikoz kullanımının azalması ve karaciğerde glukoz yapımının artması ile ortaya çıkan metabolik bozulma, insülin direncinin temelini oluşturmaktadır. İnsülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon, lipid yüksekliği, polikistik over sendromuna eşlik eder.

İnsülin direnci ile ilişkili metabolik durumun değerlendirilmesinde, açlık ve tokluk kan şekeri, HbA1c değerleri bakılmalıdır. Gerekli durumlarda şeker yükleme  testi (oral glikoz tolerans testi)  yapılabilir.

İnsülin direncine sahip, metabolik sendrom taşıyan hastaların bel çevreleri önemlidir.

Bel çevresi kadınlarda 80cm, erkeklerde 94cm üzerinde olan bireylerde;

  • Açlık kan şekeri 100mg/dl’den yüksekliği
  • Kan basıncı 130-85mmhg üzeri veya hipertansiyon tanısı ile antihipertansif ilaç kullanımı
  • Trigliserid düzeyi 150mg/dl’nin üzeri veya HDL-kolesterol(iyi kolesterol) kadınlarda 50mg/dl erkeklerde 40mg/dl’den düşüklüğü gibi kriterlerinden en az ikisi mevcut ise insülin direnci varlığı kabul edilerek değerlendirme yapılmaktadır.

İnsülin direnci veya tip 2 diyabeti olan kişilerin yakınlarında genetik faktörlerin etkisi ile insülin direnci daha sık görülmektedir. Ayrıca hareketsiz yaşam, fazla kalorili beslenme gibi faktörler de insülin direnci gelişimine yol açmaktadır. Kas, yağ doku ve karaciğer etkilenen dokulardır.

İnsülin direncinin belirtilerini;

  • Ağır bir yemek sonrası, şekerli bir gıda yedikten sonra gereğinden fazla bir ağırlık hissi, uyku hali oluşması;
  • Yemekten sonra şekerin kontrolsüz olarak düşmeye başlamasıyla el titremesi, terleme,
  • Mide kazınması şikayetleri;
  • Kilo almanın kontrol edilememesi
  • Sık tatlı yeme isteği
  • Yorgunluk hissi
  • Bel çevresinin giderek genişlemesi
  • 'Akantozis Nigrikans' denilen özellikle koltuk altı, kasık, boyun bölgelerinde esmerleşme
  • Karaciğerde yağlanma
  • Kadınlarda adet düzensizlikleri olarak sıralanabilir. İnsülin direnci belirtilerini fark eder etmez mutlaka bir endokrinoloji ya da dahiliye uzmanına başvurulmalıdır.

İnsülin Direnci Nasıl Hesaplanır?

İnsülin direnci diyabet, kalp hastalıkları ve metabolik sendrom gibi pek çok önemli hastalığa neden olmaktadır.  Metabolik sendrom, insülin direnci, kan insülin yüksekliği, şişmanlık, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve koroner damarlarda tıkanıklık gibi çok ciddi problemlerle birlikte seyreder.

Aynı zamanda insülin direnci genç kadınlarda polikistik over sendromu gibi sağlık sorunlarına da neden olabilir. İnsülin direncinin kiloyla ilişkisi ise tam bir kısır döngü olarak tanımlanmaktadır. “Yağlanma ve kilo artışı = İnsülin direnci = Yağlanma”.

Bu kısır döngüden kurtulmanın kolay bir yolu ise insülin direncinin tam donanımlı bir hastanede ölçtürülmesi ve uzmanlarca kontrol altına alınmasıdır. Ülkemizde insülin direncinin neden olduğu metabolik sendrom ile ilgili  “Metsar” adı altında bir çalışma yapılmıştır.

4 bin kişinin üstünde bir grup üzerinde yapılan araştırma sonucunda ülkemizde metabolik sendrom oranının %33 olduğu saptanmıştır. Bu çalışma sonucunda asıl önemli olan metabolik sendrom hastalığı olanların birçoğunun hastalığının farkında olmamasıdır.

Bu çalışmadaki ilginç verilerden bazıları ise şöyle;

  • Türk toplumu %31.3 oranında sigara kullanmaktadır.
  • Toplumdaki 20 yaş üstü kişilerin %27.6 kadarının şekeri yüksek fakat maalesef bu kişiler bunun farkında değil. Bu kişiler diyabet riski altındalar ve bunların insülin direnci tedavisi almaları gereklidir.
  • Türk kadınlarının %54.8 kadarı şişman ve bu nedenle kalp krizi ve diyabet açısından risk altındadır.

Bu sonuçlar insülin direncinin ne derece önemli ve ilerleyici bir hastalık olduğunu göstermektedir. Ülkemizde insülin direnci ve buna bağlı olarak; şişmanlık, diyabet ve kalp krizleri gün geçtikçe artacaktır. Bize düşen görev iş işten geçmeden kontrollerimizi yaptırıp önlemleri önceden almaktır.

İnsülin Direnci Testi

Kişi insülin direncinin olup olmadığını günlük rutinini sorgulayarak da anlayabilir. Buna göre bireyin kendinize sorması gereken sorular şunlar;

  • Abur cubur diye adlandırılan; çerez, cips, patlamış mısır besinleri tüketiyor muyum?
  • Tansiyonum 140-90 üzerine çıkıyor mu?
  • Düzenli spor veya egzersize rağmen kilo vermemde problem oluyor mu?
  • Bel kalınlığım fazla mı? (Bel çevresinde yağ birikimi var mı?)
  • Ailemde; diyabet veya kalp hastası, tansiyon yüksekliği, polikistik over hastası ve şişman birey var mı?
  • Yemek sonra konsantrasyon güçlüğü, dengesizlik ve baş ağrısı yaşıyor uyum?
  • Kolesterol yüksekliğim var mı?
  • Ani olarak şeker ve hamur işi yeme ihtiyacım oluyor mu?
  • Her yemekten sonra yorgunluk ve uyku hali hissediyor muyum?
  • Açlık kan şekerimde yükseklik tespit edildi mi?
  • Haftada 2 kereden az mı egzersiz yapıyorum?

Test Sonuçları

Yukarıdaki sorulara verilen EVET yanıtlarının sayısına göre kişideki insülin direnci riski konusunda değerlendirme yapılmaktadır.


İnsülin Direnci Tedavisi

İnsülin direnci tedavisinde öncelikli adım, yaşam tarzı değişiklikleridir. Tıbbi beslenme tedavisi, egzersiz ve hareketin artırılması, uyku düzeninin sağlanması ve sürdürülebilir olması önemlidir. İnsülin direnci tedavisinde tıbbi beslenme tedavisi; bireyin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivite ve yaşam şekline göre kişiye özgün olarak belirlenir.

  • İnsülin direnci diyeti tüm besin ögelerini yeterli ve dengeli bir şekilde içermelidir.
  • Kısa dönem şok programlar uygulanmamalıdır.
  • Vücut ağırlığının 6 ayda yaklaşık %5-10’unun azaltılması hedeflenmelidir. Bireyin günlük mevcut kalori alımı hesaplanmalı ve ortalama 400-600 kcal azaltılmalıdır.
  • Haftalık 0.5-1kg ağırlık kaybı hedeflenmelidir.
  • Sürdürülebilir, uygulanabilir ve lezzetli bir program hazırlanmalıdır.
  • Dengeli beslenme programı 4-6 öğünden oluşmalıdır. Sık aralıklarla beslenme bir sonraki öğünde fazla yemeyi önler.
  • Günlük protein alımı toplam kalorinin %20-35’ini oluşturmalıdır. Proteinin yeterli miktarda alınması tokluk hissi ve yağsız vücut kitlesini koruması açısından önemlidir.
  • Günlük kalorinin %25-35’i de yağlardan alınmalıdır.
  • Yağda eriyen vitaminlerin emilimi( A, D, E, K) olumsuz etkilenebileceğinden yağ oranı çok azaltılmamalıdır.
  • Günlük kalorinin %50-65’i de karbonhidratlardan alınmalıdır.
  • Basit karbonhidratlar yerine(şeker gibi), kompleks karbonhidratlar (tam tahıl ürünleri, baklagiller) tercih edilmelidir.

Yaşam tarzı değişikliğini uygulayamayan veya yarar görmeyen hastalara bazı ilaçlarla tedavi önerilebilir. İştah ve hafif kilo kaybı etkisi gösterir. Metformin özellikle HbA1c % 5.7-6.4 arasındaki açlık ve/veya tokluk kan şekeri normal sınırın üzerinde olan, gebelik diyabeti öyküsü bulunan, vücut kitle indeksi 35’ten büyük hastalarda diyabet gelişme riskini %30 azaltmaktadır.

İnsülin direnci tedavisinde öncelikle bir kan testi yapılarak direnç seviyesi ölçülür. Direncin yüksek olduğu kişilerde 2-3 ay ya da en fazla 6 aylık tedavilerle seviye normale döndürülebilir.

İnsülin direnci seviyesi normale döndüğünde de kilo vermenin önündeki engeller kalkmış olur. Dolayısıyla hastaların hızla iştahları kesilir ve kilo verir.

Buna ek olarak da kalp hastalığı, kanser tiplerine yatkınlık ve şeker hastalığı da önlenmiş olur.

İnsülin direnci tedavisinde ilaçların da rolü büyüktür. Sağlıklı bir beslenme ve egzersiz programı ile birlikte gerekli ilaçlar kullanıldığı zaman kişi kilo vermeye başlar.

İnsülin direncini önleyen ilaçlar şeker tedavisinde de kullanılan ilaçlardır ve 2-3 ay içinde insülin direnci kontrol altına alınıp, seviyesi tamamen normale getirildikten sonra ilaç tedavisi sonlandırılır.

Böylece kilo alımı, aşırı yağlanma, damar yağlanmaları, ateroskleroz yani damar sertliği, kalp damar hastalığı riskleri, karaciğer yağlanması riski, özellikle risk altındaki insanlardaki diyabet hastalığına doğru gidişat tamamen engellenmiş olur.

Özellikle şeker hastalığı riski taşıyan hastalarda insülin direnci tespit edilip, doğru tedavi uygulandığında hastalık hiç başlamadan önlenmiş olur. Bu nedenle insülin direnci zamanında tedavi edildiğinde şeker hastalığı riskini ortadan kaldırmak mümkündür.

İnsülin direnci tedavisinde bir başka yaklaşım da insülin fazlalığının sadece dışarıdan insülin verilmesi ile değil Tip 2 diyabetik hastaların tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ile de teşvik edilmesidir. Bu nedenle tedavi tümüyle ele alınmalıdır.

İnsülin direnci tedavisi doğru ve yeterli beslenme planı, kişinin günlük yaşamı ile uyumlu hale getirilmelidir. Aksi takdirde tedavinin tümüyle kontrolsüz gitmesine neden olabilir.

Mümkün olduğu kadar öğünlerde rafine karbonhidrat kısıtlanmalı, yeterli kalori alımı kilo kontrolü hedeflenerek sağlanmalıdır. Beslenmenin şekli ve gıdaların hazırlanması da çok önemlidir.

Yemekler yavaş, çok çiğnenerek, doyma hedeflenmeden yenilmelidir.

İnsülin direnci ve diyabet tedavisinde egzersiz ve beslenme ile ilaç tedavisinin zamanlaması oldukça önemlidir. Her hastanın bir sporcu gibi davranmasını beklemek ve onu bu konuda zorlamak doğru değildir. Yeterli düzeyde egzersizi en uygun dönemde yapmaya teşvik etmek gerekir.

Komplikasyonlar mutlaka değerlendirildikten sonra egzersiz planlaması yapılmalıdır. Yemeklerden sonraki ilk 30-60 dakika içinde oturma ve çay içme alışkanlığından vazgeçilmelidir.  Bu dönemlerde 10-15 dakikalık yürüyüşler ya da sofra toplama gibi hareketler yapılması daha doğrudur.

Hiç vakit kaybetmeden online hastane randevusu alabilir ve insülin direncinizin olup olmadığını kontrol ettirebilirsiniz. 

Güncellenme Tarihi: 22 Kasım 2018Yayınlanma Tarihi: 22 Aralık 2016

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/insulin-direnci-nedir/

Bazal-bolus insülin tedavisi ile diyabet nasıl yönetilir

İnsülin Tedavisi

Diyabet, vücudun insülin üretme ve kullanma şeklini etkileyen bir hastalıktır. Bazal-bolus insülin tedavisi bu durumu yönetmenin bir yoludur.

Tip 1 diyabette, insülin üretimi etkilenir. Tip 2 diyabette hem insülin üretimi hem de kullanımı etkilenir.

Diyabetsiz kişilerde, insülin, vücudun kan şekeri seviyesini kontrol altında tutmak için pankreas tarafından üretilir.

Pankreas vücut aktif, istirahat, yemek, hasta ya da uykusuz olsun, yeterli insülin üretir. Bu, diyabetsiz kişilerin, kan şekeri seviyeleri önemli ölçüde değişmeden günün herhangi bir saatinde yemek yemesine izin verir.

Diyabetli insanlar için bu olmaz. Bununla birlikte, insülin enjekte edilerek benzer bir kan şekeri kontrolü seviyesi elde edilebilir.

Enjeksiyonlar gün boyunca iki tür insülini taklit etmek için kullanılabilir: bazal ve bolus. Diyabetsiz insanlar, gün boyunca ve yemek zamanlarında bunları üretirler.

Bazal-bolus insülin rejimi nedir?

Bazal-bolus insülin rejimi, gün boyunca hem bazal hem de bolus insülini alarak diyabetli bir kişiyi içerir.

Onlara kan şekeri seviyelerini kontrol etmenin bir yolunu sunar. Diyabet olmayan bir kişiye benzer seviyelerde elde edilmesine yardımcı olur.

Avantajları

Bazal-bolus insülin rejiminin kullanılmasının birçok avantajı vardır. Bunlar şunları içerir:

  • ne zaman yemek yemeniz gerektiği konusunda esneklik
  • kan şekeri seviyelerinin gece boyunca kontrolü
  • vardiyalı çalışma yapan insanlar için faydalıdır
  • Farklı saat dilimlerinde seyahat ediyorlarsa yardımcı olurlar

Dezavantajları

Bazal-bolus rejiminin olumsuz yönleri şunlardır:

  • İnsanların günde 4 enjeksiyon yapması gerekebilir
  • Bu rutine uyarlamak zor olabilir
  • Enjeksiyonları almayı hatırlamak zor olabilir
  • Enjeksiyonları zamanlamak zor olabilir
  • seninle insülin kaynağını tutmak gerekli

Bu şeyler diyabetin iyi yönetilmesini zorlaştırabilir. Bunu kolaylaştırmak için bazı uzmanlar rejimi aşamalı olarak tanıtmayı önermektedir. Bu olduğunda, tek seferde sadece bir öğünle başlayan bolus insülin alınır.

Bazal insülin nedir?

Bazal insülin bazen “arka plan insülini” olarak da bilinir. Kan şekeri düzeylerini tutarlı tutmak için günde bir veya iki kez alınır. Bu, vücut açlık sırasında enerji ile hücreler tedarik etmek için glikoz bıraktığında önemlidir.

Açlık sırasında şeker seviyelerini sabit tutarak bazal insülin hücrelerin şekeri daha kolay bir şekilde enerjiye dönüştürmesini sağlar.

Bazal insülin, günlük insülinin toplam miktarının yaklaşık yarısını oluşturur. Uzun süre etkili olması gerektiğinden bazen “uzun etkili insülin” denir.

Diyabetli insanlar için uzun etkili bazal insülin örnekleri şunlardır:

  • glargine (Toujeo)
  • detemir (Levemir)

Bu insülinler, enjeksiyondan birkaç saat sonra kan dolaşımına ulaşır ve 24 saate kadar etkilidir.

Bununla birlikte, bu tedavileri kullanan kişilerin de yemek yerken hızlı etkili insülin kullanmaları gerekecektir. Bu tip 1 diyabetli ve tip 2 diyabetli hastalar için geçerlidir.

Uzun etkili bazal insülin kullanmanın yanı sıra, tip 2 diyabetli bazı kişilerin oral ilacı alması gerekebilir. Ek olarak, “GLP-1 agonisti” olarak adlandırılan bir ilacın haftalık enjeksiyonuna ihtiyaç duyabilirler.

Bolus insülin nedir?

Diyabetli kişiler yemek yediklerinde kan şekeri seviyesini kontrol altında tutmak için yemek zamanlarında bolus insülini alırlar.

Bolus insülinin hızlı bir şekilde hareket etmesi gerekir ve bu nedenle “kısa etkili” veya “hızlı etkili” insülin olarak bilinir. Yaklaşık 15 dakika içinde çalışıyor, yaklaşık 1 saatte zirve yapıyor ve 2 ila 4 saat çalışmaya devam ediyor.

Hızlı etkili bolus insülinlerinin markaları şunlardır:

Bolus insülinin yemek sırasında yediği yiyecek miktarını yansıtması gerekir. Dolayısıyla, karbonhidrat sayımı ve insülin-karbonhidrat oranları, kullanan diyabetliler için önemli araçlardır. Bununla birlikte, bazı insanlar bunun yerine bir “insülin ölçeği” kullanmayı daha kolay bulmaktadır.

Insülin ölçeği

Bir insülin ölçeği, bir yemekten önce ne kadar insülinin verilmesi gerektiğini gösteren bir listedir. Hem yemek öncesi kan şekeri seviyesini hem de genellikle o öğünde yenecek karbonhidrat miktarını hesaba katar.

Bununla birlikte, insülin ölçeklerini kullanan kişilerin, alacakları insülin dozu hakkında düşünmeleri hala önemlidir. Onu, yedikleri yiyecek miktarıyla ve yedikten sonra planladıkları etkinlikle karşılaştırmalılar.

Çünkü normalden daha fazla yiyeceklerse, ölçeğe göre daha fazla insüline ihtiyaç duyabilirler. Ya da, o gün normalden daha aktif olmayı planlıyorlarsa, ölçeğe göre listelendiğinden daha az insüline ihtiyaç duyabilirler.

Enjeksiyonlara alternatifler

Diyabetli insanlar için insülin genellikle enjekte edilir. Bununla birlikte, son yıllarda, şırınga enjeksiyonlarına bazı alternatifler ortaya çıkmıştır.

Ekleme yardımcıları

Enjeksiyonların bir alternatifi, korumalı bir iğneye sahip yay yüklü cihazlar olan yerleştirme yardımcılarıdır. Ekleme yardımcıları, tek bir tuşa dokunarak insülin serbest bırakır.

Demleyiciler

Infomers başka bir seçenek. Bir infüzör, 72 saate kadar cilt altında kalan bir iğne veya kateter (esnek bir plastik tüp) içeren bir cihazdır.

İnsülin insülin vermesi gerektiğinde insülini doğrudan cilde değil infüzere enjekte ederler. Bu yöntem, ciltlerine bir iğne yerleştirmek için kaç kez ihtiyaç duyacağını azaltır.

Jet enjektörleri

Yine başka bir yöntem jet enjektörlerin kullanılmasıdır. Bu iğneleri kullanmaz. Bunun yerine, ince, yüksek basınçlı bir insülin cildi boyunca zorlanır.

Jet enjektörleri iğneyi içermese de, basınç çürümeye neden olabilir.

İnsülin pompaları

İnsülin ayrıca insülin pompaları kullanılarak da verilebilir. Bunlar küçük, sabit, ölçülü ve sürekli bir bazal insülin dozu veren veya bilgisayarlarda yemek zamanlarında bolus insülin artışı sağlayan bilgisayarlı cihazlardır.

İnsülin, cilt üzerinde yerinde bantlanmış bir kateter yoluyla verilir. Hasta genellikle uyumadıkları, yüzmedikleri veya sevişmedikleri sürece pompayı her zaman giyer.

Источник: https://trmedbook.com/bazal-bolus-insulin-tedavisi-ile-diyabet-nasil-yonetilir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть