İşitme Kaybına Yol Açan Faktörler Önlenebilir

İşitme Sorunları

İşitme Kaybına Yol Açan Faktörler Önlenebilir

Dış dünyayı algılamamızdaki en önemli araçlardan biri olan işitme duyumuzda bazen doğuştan, bazen ise sonradan oluşan rahatsızlıklar nedeniyle sorunlar yaşanabiliyor. Özellikle gelişimin en hızlı olduğu çocukluk döneminde, işitmeye dair bir sorunun varlığı, çocuğun sosyal yaşantısını ve öğrenme yetisini olumsuz etkilemektedir.

İşitme kaybı; sorunun kaynağına göre ilaç, işitme cihazı ve ameliyat ile tedavi edilebilir.

İşitme kaybının sebepleri nelerdir?

İşitme kaybına neden olan birçok farklı sebep vardır. İşitme kayıplarının şiddeti, hafiften kalıcıya doğru değişmektedir. Bazı işitme sorunları muayene ile teşhis edilirken, bazıları için çok sayıda test gerekebilir.

İşitme kayıpları genel olarak 3'e ayrılır:

  • Dış ve orta kulakla ilgili hastalıklardan kaynaklanan iletim tipi işitme kaybı
  • İç kulak, işitme siniri ve beyinle ilgili hastalıklardan kaynaklanan sensörinöral (alım tipi) işitme kaybı
  • İşitme yollarının birden fazla bölgesinde hasar bulunmasından kaynaklanan mikst (karışık) işitme kaybı

Kulağın bölümlerine göre işitme kaybı nedenleri şunlardır:

  • Dış Kulak: Dış kulakta bulunan kulak kiri, yabancı cisim, kulak kepçesi yokluğu ya da doğuştan şekil bozukluğu, dış kulak yolunun doğuştan kapalı olması ya da kulak şeklinde bozukluk, dış kulak iltihabı ya da tümör
  • Orta Kulak: Orta kulakta iltihap, basınç düşüklüğü, orta kulak kireçlenmesi, orta kulakta yer alan tümörler, yırtılmış ya da delinmiş kulak zarı
  • İç Kulak: Yaşlılığa, yüksek gürültüye maruz kalmaya bağlı olarak kokleadaki işitme sinirleri zarar görebilir. Kalıtım, kişiyi bu değişikliklere daha yatkın hale getirebilir. Bu tür bir işitme kaybı, kalıcı işitme kaybı olarak da bilinir. Ayrıca iç kulak iltihabı, Meniere, işitme sinirinde bulunan tümörler de işitme kaybına neden olabilir

İşitme kaybına neden olan risk faktörleri nelerdir?

  • Yaş: Seslere uzun süre maruz kalmak, işitme sinirlerini yıpratır. Bu durum da işitme kaybı riskini artırır.
  • Genetik Miras: Genetik yatkınlığınız işitme kaybı yaşama olasılığınızı artırır.
  • Meslek: Gürültülü ortamlarda (fabrika, inşaat alanı gibi) çalışan kişiler, yüksek sese uzun sure maruz kaldıkları için işitme sorunlarıyla karşılaşabilirler.
  • Bazı İlaçlar: Antibiyotikler ve kemoterapide kullanılan bazı ilaçlar, iç kulakta hasar yaratabilir. Aşırı dozda alınan aspirin, ağrı kesici, diüretik gibi ilaçlar, kulak çınlaması ya da işitme kaybı gibi geçici olarak yaşanan işitme sorunlarına neden olabilir.
  • Bazı Hastalıklar: Yüksek ateş görülen menenjit gibi hastalıklar, kokleayı zedeleyerek işitme kaybına neden olabilir.

İşitme kaybının belirtileri nelerdir?

İşitme kaybının belirtileri her zaman çok belirgin olmadığı için kişiler genelde bu sorunu göz ardı etme eğilimindedirler. Bu nedenle birçok kişi işitme kaybı ilerlemeden doktora gitmez. Oysaki sorun ne kadar önce tespit ve tedavi edilirse, daha ileri derecelere varacak işitme kayıpları o kadar erken önlenebilir ve kişiye doğru tedavi uygulanabilir.

İşitme kaybının belirti ve bulguları şunlardır:

  • Konuşma ve diğer seslerin algılanmasında zorlanma,
  • Özellikle gürültülü ve kalabalık mekânlarda arka plandaki sesleri, kelimeleri algılayamama,
  • Karşıdaki kişilerin yavaş, net ve yüksek sesle konuşmasını isteme,
  • Televizyon veya radyonun sesini açma ihtiyacı,
  • Konuşmaktan ve bazı sosyal ortamlardan kaçınmaya başlamak

İşitme kaybı tanısı nasıl konur?

İşitme kaybı sebebini belirlemek için KBB uzmanı ilk olarak kulağı muayene edecek ve dış kulak ya da zarda problem olup olmadığına bakacaktır. Kulak zarının görünümünden orta kulağın nasıl bir durumda olduğu anlaşılacaktır. Eğer bu muayenede bir sorun görülmezse, işitme kaybının iç kulaktan kaynaklandığı düşünülür ve odyometri başta olmak üzere birçok test yapılır.

Odyometri, yani işitme ölçümünde, işitme kaybının tipi, derecesi ve frekansı belirlenir. Orta kulak basıncını ölçmek için timpanometri, kulak kemikçiklerindeki kireçlenmeyi ölçümlemek için stapes refleksi, özellikle iç kulakla ilgili işitme kaybının nedenini belirlemek için bilgisayarlı tomografi (CT) veya (MR) testi gerekebilir.

İşitme sorunları nasıl tedavi edilir?

İşitme sorunlarının tedavisi, sorunun nedenine ve şiddetine göre değişmektedir. Tedavi seçenekleri şöyledir:

  • Kulak Kirini Temizletmek: Kulak kirinin birikimiyle oluşan kulak tıkanması, tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Doktorunuz tedavi için kulak kirini yumuşatarak çıkarabilir.
  • İşitme Cihazları: İşitme kaybı, iç kulakta oluşan hasar nedeniyle meydana geldiyse işitme cihazları sesleri daha güçlü ve kolay şekilde duymayı sağlayabilir. İşitme cihazlarının yapısı kişinin ihtiyacına göre değişir. Doktorunuz, durumunuza göre bir cihaz tavsiye edecektir. Daha detaylı bilgiyi işitme cihazları bölümümüzde bulabilirsiniz.
  • Koklear İmplant: Koklear İmplant, iç kulakta meydana gelen sorunları gidermeye yarayan tıbbi bir cihazdır. İşitme cihazları, sesin şiddetini yükseltirken; koklerar implant, beyne ses sinyallerini göndermede problem yaşayan kokleanın görevlerini yerine getirir. Koklear implant, sesleri kodlanmış elektriksel uyarımlara dönüştürür. Bu uyarımlar, işitme sinirini uyarır ve beyin tarafından ses olarak algılanır. Daha detaylı bilgiyi Koklear İmplant bölümümüzde bulabilirsiniz.

İşitme kaybının kişide yarattığı psikolojik etkiler nelerdir?

İşitme kaybının, kişilerin yaşam kalitesi üzerinde önemli etkisi vardır. Örneğin işitme kaybı olan yaşlı yetişkinlerde sıkça görülen sorunlar şunlardır:

  • Depresyon
  • Kaygı
  • Duyamadığı için başkalarının kendisine kızgın olduğu düşüncesi. Bu düşünceler, kişinin hem sosyal, hem de iş yaşamını olumsuz etkiler.

Randevu almak için tıklayınız.

Tarih: 2.2.2017 14:55:00, Editör: Fulya Taşan

Bu sayfayı paylaşmak ister misiniz?

Источник: https://www.anatomica.com.tr/isitme-sorunlari

İşitme Kaybı Nedenleri

İşitme Kaybına Yol Açan Faktörler Önlenebilir

Kulakla doğrudan alakalı olmayan belirli kronik hastalıklar işitme kaybı sebebi olabilir.

Uzun vadede sürekli olarak fazla sese maruz kalmak en bilinen işitme kaybı sebeplerinden biridir. En yaygın sebeplerden biri iş yerindeki makine gibi kaynaklardan gelen gürültülerdir. Motosiklet ve motorlu aygıtlar da zaman içerisinde işitmeye zarar verebilir. Mümkünse gürültülü faaliyetlerden kaçının veya ara vererek çalışın. Kulağınıza uygun kulaklık veya kulak koruyucuları kullanın.

Yaralanma veya Basınç Değişiklikleri

Şiddetli kafa travması orta kulak kemiklerini yerinden oynatabilir veya sinir hasarı oluşturarak kalıcı işitme kaybı ortaya çıkarabilir.

Ani basınç değişiklikleri (uçak yolculuğu veya scuba dalışı gibi) kulak zarına, orta kulağa veya iç kulağa zarar verebilir. Kulak zarı genellikle birkaç hafta içerisinde iyileşmektedir. Ciddi iç kulak hasarı vakalarında ameliyat gerekebilir.

Kulağınızın içine kulak çubuğu veya diğer nesneler sokmak iyi bir fikir değildir. Bu kulak zarını yırtabilir ve kalıcı hasara neden olabilir.

İlaçlar ve İşitme Kaybı

Bazı ilaçların potansiyel bir yan etki olarak işitme kaybına neden olduğu bilinmektedir. Bunlar arasında belirli antibiyotikler ve kanser ilaçları yer almaktadır. Genellikle bu tedaviler süresince işitme izlenir.

Ancak, bazı işitme kayıpları kalıcı olabilir. Düzenli aspirin kullanımı, steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar ve asetaminofenler işitme kaybı riskini arttırabilir.

Bazı durumlarda işitmeyle ilgili yan etkiler ilacın alınmasıyla birlikte ortadan kalkabilir.

Kronik Hastalık

Kulakla doğrudan alakalı olmayan belirli kronik hastalıklar işitme kaybına neden olabilir. Bazıları iç kulağa veya beyine giden kan akışını kesebilir. Bu hastalıklar arasında kalp hastalığı, felç, yüksek tansiyon ve diyabet yer almaktadır. Romatoid artirit gibi otoimmun hastalıkları da belirli işitme kaybı türleriyle ilişkilidir.

Nasıl Duyarız? Kulağın Anatomisi

Ses dalgaları dış kulaktan girer ve kulak kanalı boyunca ilerler. Bu kulak zarının orta kulaktaki çekiç, örs ve üzengi adı verilen küçük kemiklerin titreşmesini sağlar.

Daha sonra bu titreşimler, sesin anlaşılabilmesi için mikroskobik kılların beyine sinir sinyalleri gönderdiği kokleadaki sıvıya ulaşır.

Bu kısımlardan veya yollardan herhangi birinin tıkanması işitme kaybına yol açar.

Tümörler ve Oluşumlar

Osteom, ekzostoz ve iyi huylu polipler gibi kanserli olmayan oluşumlar kulak kanalını tıkayarak işitme kaybına yol açabilir. Bazı durumlarda bu oluşumun alınması işitmeyi tekrar eski haline getirir.

Akustik nevroma (görselde görünen iç kulak tümörü) iç kulakta oluşur. Denge sorunları, yüzde uyuşma ve kulak çınlaması gibi sorunlara yol açabilir.

İşitmenin kısmen geri kazanılması için tedavi faydalı olabilir.

Patlama Sesleri

Yetişkinlerin yaklaşık %17’sinde belirli oranda işitme kaybı bulunmaktadır. Bazı durumlarda bunun sebebi yüksek ses ve ani gürültülerdir. Maytap, silah atışı veya diğer patlamalar güçlü ses dalgaları yaratır. Bunlar kulak zarını yırtabilir veya iç kulağa zarar verebilir. Buna akustik travma adı verilir. Etkileri derhal ortaya çıkar ve kalıcı işitme hasarına yol açabilir.

Konserler, Yüksek Sesler ve Tinitus

Gürültülü bir konserden sonra kulaklarınız çınlıyor mu? Buna tinitus adı verilir. Bir rock konserinde ortalama desibel düzeyi 110’dur. Bu yalnızca 15 dakika içerisinde kalıcı hasara neden olmak için yeterince yüksek bir ses anlamına gelir.

85 desibel üzerindeki sese uzun süre maruz kalmak işitme kaybına yol açabilir. Diğer riskli sesler arasında yaprak üfleme makinaları ve zincir testereler yer almaktadır. Normal konuşma 60 desibeldir. Tinitus saatlerce, günlerce, haftalarca sürebilir veya kalıcı olabilir.

İşitme hasarı veya kaybını önlemek için sese maruz kalma düzeyini azaltan kulaklıklar kullanınız.

Kulaklıklar

Kulaklıkla dinlediğiniz müziği başkaları duyabiliyor mu? Eğer duyabiliyorlarsa sesi kısmalısınız. Kulaklık kullanmak geçici veya kalıcı işitme hasarlarına neden olabilir. Ses ne kadar yüksekse ve ne kadar uzun süre dinlenirse risk o kadar yüksek olacaktır. Güvenli şekilde müzik dinlemek için sesi kısın ve dinleme süresini azaltın.

Kulak Kiri Birikimi

Kulak kiri kulak kanalını bakterilere karşı korur. Ancak kulak kiri birikip sertleşebilir. Bu tıkanıklık işitmeyi etkileyebilir.

Bu birikim aynı zamanda kulak ağrısına neden olup kulağınız tıkalıymış gibi hissetmenize yol açabilir.

Kulağınızda kulak kirinden kaynaklı bir tıkanıklık olduğunu mu düşünüyorsunuz? Kulak kirini kulak temizleme çubuğu veya başka bir nesne kullanarak temizlemeye çalışmayın. Doktor bunu hızlı ve güvenli bir şekilde yapacaktır.

Çocukluk Hastalığı

Birçok çocukluk hastalığı işitme kaybına neden olabilir. Çocuklarda kulak enfeksiyonları orta kulakta sıvı birikimine neden olabilir ve enfeksiyonun ve sıvının yok olması durumunda iyileşen işitme kayıplarına yol açabilir.

Diğer enfeksiyonlar orta veya iç kulağa hasar vererek kalıcı işitme kaybına yol açabilir. İşitmeyi etkilediği bilinen çocuk hastalıkları arasında suçiçeği, ansefalit, grip, kızamık, menenjit ve kabakulak yer almaktadır. Aşılar çocuğunuzu bu hastalıklardan korumaya yardımcı olabilir.

Çocuk doktorunuz bu aşılar hakkında sizi bilgilendirecektir.

Doğuştan İşitme Kaybı

Bazı çocuklar işitme kaybı ile doğarlar. Buna kongenital işitme kaybı atı verilir. Kongenital işitme kaybı genellikle kalıtsal olsa da, hamilelikte gerçekleşen bir enfeksiyona bağlı da olabilir.

Bebeğin prematüre olması veya doğum esnasında bebeğin yeterli oksijen alamamasına yol açan travmalar da kongenital işitme kaybını ortaya çıkarabilir.

Yenidoğan sarılığı da bazı neonatal işitme kayıplarından sorumlu tutulmaktadır.

Yaşlanma

Yaş ilerledikçe işitme zayıflar. Tüm hayatınız boyunca kulaklarınızı korumuş olsanız bile bu meydana gelebilir.

Genellikle yaşlanmaya bağlı işitme kaybının sebebi iç kulaktaki kıl hücrelerinin kaybıyla ilgilidir. Yaşlanmaya bağlı işitme kaybını önlemenin bir yolu yoktur.

Ancak bu işitme kaybını telafi etmenin çeşitli yolları bulunmaktadır. Bu çözüm yolları hakkında odyoloğunuz ile görüşebilirsiniz.

Источник: https://www.iyibakkendine.com/isitme-kaybi-nedenleri/

’Önlem alınmazsa 2050’de on kişiden biri işitme engelli olacak’

İşitme Kaybına Yol Açan Faktörler Önlenebilir
Giriş Tarihi: 02 Mart 2019, C.tesi – 13:18
Haberler » SAĞLIK

  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Arkadaşına Gönder
  • A A

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Rektör Yardımcısı Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Gerek, dünya nüfusunun yüzde 5 ila 9’undan fazlasının, yaklaşık 466 milyon insanın işitme engeline sahip olduğunu belirterek, bu rakamın gerekli önlemler alınmazsa 2050’ye kadar 900 milyonu aşacağının, böylece her on kişiden birinin işitme engeline sahip olacağının tahmin edildiğini bildirdi. Prof. Dr. Gerek, Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, her yıl 3 Mart’ta, sağırlık ve işitme kaybının nasıl önleneceği ve dünyadaki kulak sağlığı ve işitme kaybının nasıl destekleneceği konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlendiğini aktardı. Bu yılki temayla da işitme kaybında erken teşhis ve müdahalenin önemine dikkat çekilmek istendiğine işaret eden Gerek, “Hedefimiz, özellikle 50 yaşın üzerindeki yetişkinler, gürültülü yerlerde çalışanlar, uzun süre yüksek sesle müzik dinleyenler ve kulak problemi olanların işitmelerini değerlendirmek; işitme kabı olanlara erken tanı tedavi ve rehabilitasyon imkanlarından yararlandırmak şeklinde belirlenmiştir.” ifadelerini kullandı. Mustafa Gerek, işitme kayıplarının, yenidoğan bebeklerden yaşlılara kadar tüm yaş gruplarını etkileyebilen bir sorun olduğunu vurgulayarak, şu bilgileri verdi: “Dünya nüfusunun yüzde 5 ila 9’undan fazlası, yani yaklaşık 466 milyon insan, işitme engeline sahiptir. Bunun 432 milyonu yetişkin, 34 milyonu ise çocuktur. 2050’ye kadar gerekli önlemler alınmazsa 900 milyondan fazla insanın, başka bir deyişle her on kişiden birinin işitme engeline sahip olacağı tahmin edilmektedir. İşitme kayıpları bebeklerde ve çocuklarda dil ve konuşma gelişiminde, sosyal ve emosyonel gelişimde, akademik başarıda, yetişkinlerde ve yaşlılarda ise sosyal ve mesleki hayatta problemlere yol açabilir. Özellikle bebeklere, işitme ve konuşma için kritik dönem olan ilk 2 yaşta müdahale edilmesi, çocuğun işitme ve konuşma engelli bir birey olmaktan çıkıp topluma normal bir birey olarak kazandırılmasını sağlamaktadır.”

“Türkiye, yeni doğan işitme taraması programını başarıyla uyguluyor”

Prof. Dr. Mustafa Gerek, son yıllarda Türkiye’de de oldukça yaygın ve başarılı şekilde uygulanan “yeni doğan işitme taraması programı” ile yeni doğan döneminde işitme kayıplı bebeklere 1. aydan önce işitme taraması yapıldığını, 3. aydan önce ise işitme kaybı tanısı konulabildiğini, 6. aydan önce de işitme cihazı ve işitsel terapiyle uygun müdahalenin yapılabildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Öte yandan, 1 yaş civarında da ileri, çok ileri derecede işitme kaybı olan bebeklere koklear implant (biyonik kulak) ameliyatı yapılabilmekte ve direk işitme siniri uyarılarak bebeklerin yaşıtlarıyla benzer gelişim göstermesi sağlanabilmektedir. Bu teknoloji belki de tıp alanında son yıllardaki en önemli gelişmedir. Eğer çocukta iç kulak hiç gelişmemişse, işitme siniri olmasa bile direkt beyin sapındaki işitme merkezine bir elektrot yerleştirilerek (beyin sapı implantı) duyma sağlanabilir. Ayrıca tüm dünyada gen tedavisi ve sinir hücresi koruyucu maddelerin (nörotropin veya transforming growth factor) kullanımı ile ilgili çalışmalar devam etmektedir.”

“İşitme kaybına yol açan faktörlerin yüzde 60’ı önlenebilir”

Gerek, işitme ve işitme cihazı sektörünün de sürekli gelişen bir yapıya sahip olduğunu dile getirerek, “Yıllar içerisinde teknolojinin gelişmesiyle cihazların boyutları, dayanıklılıkları ve en önemlisi ses kaliteleri de gelişerek çok daha kaliteli bir hale gelmiştir. İşitme cihazları gibi yardımcı dinleme sistemleri de (FM sistemleri) işitme kayıplı bireylerin gürültülü ortamdaki konforlarını arttırmaktadır.” dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün işitme kaybına yol açan faktörlerin yüzde 60’ının önlenebildiğini belirttiğini dile getiren Gerek, ayrıca yenidoğan döneminde işitme tarama programlarının uygulanmasını, özellikle kızamık, menenjit, kabakulak ve kızamıkçık aşılarının tam olmasını, tüm yaş dönemlerinde ototoksik (iç kulağa zarar verici) ilaç kullanımından kaçınılmasını veya doktor kontrolünde uygulamasını, özellikle çocukluk çağında karşılaşılan orta kulak iltihabı için erken ve etkin tedavilerin yapılmasını ve yüksek sese maruz kalınan ortamlardan kaçınılmasını tavsiye ettiğini kaydetti. Prof. Dr. Gerek, “Son olarak televizyon sesini çok açmak, telefon konuşmalarının anlaşılmasında zorlanmak, ortam gürültüsü varlığında işitmede güçlük çekmek, söylenilenleri sıklıkla tekrar ettirmek, karşısındakinin söylediğini yanlış anlamak, kulaklarda çınlama gibi şikayetlerin varlığı durumunda mutlaka kulak burun boğaz hekimine başvurulmalı ve detaylı değerlendirme yapılmalıdır.” diyerek, sözlerini tamamladı.

Diğer Haberler

  • SAĞLIK
  • SAĞLIK
  • SAĞLIK
  • SAĞLIK
  • SAĞLIK
  • SAĞLIK
  • SAĞLIK
  • SAĞLIK

Источник: https://www.belge.com.tr/haber-516976-onlem_alinmazsa_2050de_on_kisiden_biri_isitme_engelli_olacak.html

İşitme kaybı sorunu yaşamamak için bu önerilere dikkat!

İşitme Kaybına Yol Açan Faktörler Önlenebilir

Acıbadem Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ali Titiz ancak, günümüzde gürültü seviyesinin artması ve maruz kalınan sürenin uzamasının, kulağımızda ciddi ve geri dönüşü olmayan hasar oluşturabildiğini söylüyor.

İşitme kaybı, çok yaygın görülen bir sorun. Öyle ki günümüzde 10 kişiden biri işitme kaybı sorunu yaşıyor. Peki, önlemek mümkün değil mi diye düşünenlere verilecek yanıt; elbette! Dünya Sağlık Örgütü, işitme kaybına yol açan faktörlerin yüzde 60’nın önlenebilir olduğuna dikkat çekiyor.

Önlem alınmadığında ortaya çıkan sorun ise hem yaşayan kişiyi hem de toplumu ilgilendiren bir sorun yumağına dönüşüyor. Öncelikle kişinin toplumsal yaşama katılmasını güçleştirdiği gibi yaşam kalitesini de düşürüyor. Bu açılardan bakıldığında işitme kaybının erken dönemde belirlenmesi ve kaybı oluşturacak dış etkilerden korunma, bu sorunun çözümünün temel basamağını oluşturuyor.

İşitme kaybıyla direkt ilişkili olduğu düşünülen önlenebilir etkenlerden biri de, gürültü.

Günümüzde endüstrileşme, modern toplumunda var olan gürültü seviyesinin artması ve maruz kalınan sürenin uzaması nedeniyle kulağımızda ciddi ve geri dönüşü olmayan hasar oluşturabiliyor.

Peki, hangi sesler gürültü kabul ediliyor?

Uluslararası olarak zararlı gürültü seviyesi 85 desibel olarak kabul ediliyor. Acıbadem Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ali Titiz, bunun üzerindeki şiddetlerde gürültülerin işitme kaybı açısından risk oluşturduğuna dikkat çekiyor.

Bu nedenle özellikle gürültünün bu seviyenin üstüne çıktığı işyerlerinde işitmeyi koruyucu tedbirlerin alınması önem taşıyor.

Ayrıca, konser veya kapalı mekanlardaki ses şiddetinin 110-120 desibel seviyelerinde olması ve maruz kalınan sürenin de uzaması ses travması olarak adlandırılan iç kulaktaki sinir hücrelerinin geçici ve kalıcı olarak hasar görmesi ile hasarın boyutuna göre geçici veya kalıcı işitme kaybı veya kulak çınlaması gibi sorunlara neden olabiliyor.

Gürültünün yaratabileceği hasarı artıran riskler

Belli seviyedeki gürültü herkeste aynı etkiyi yaratmayabiliyor. KBB Uzmanı Doç. Dr. Ali Titiz, gürültüye bağlı işitme kayıplarının ortaya çıkmasında etkili olabilecek faktörleri sıralıyor.

Yaş: Gürültüye maruz kalma süresi yaşla birlikte arttığı için işitme kaybı ileri yaşlarda daha sık ortaya çıkıyor. Ayrıca ileri yaşlarda görülen yaşa bağlı işitme kayıplarının eklenmesiyle birlikte sorun daha belirgin bir hal alıyor.

Bu noktada mesleki maruziyet sorunun erken yaşta çıkmasına neden olabilir.

Çalışma hayatına başlangıç günümüzde 18 yaş olmakla birlikte çocuk işçilerin kayıtsız olarak bu tip işlerde çalıştırılması ya da önlem alınmaması, sorunun ileri yaşlarda kalıcı olmasına yol açabiliyor.

Vibrasyon: Sesin titreşim yoluyla hem kemik hem de kulak kanalından hava yolu ile gelişi, sesin kulağa kulak kanalından gelişinden daha çok zarar veriyor. Bu nedenle, kompresör ve iş makineleri kullanan işçilerinde durum daha belirgin olabiliyor.

Bireysel faktörler: Yapılan araştırmalar gürültünün her kişi üstünde aynı etkiyi yaratmadığı ve bireysel farklılıklar bulunduğunu gösteriyor. Bu noktada da genetik özelliklerin etkili olduğu düşünülüyor.

Koklea olarak adlandırılan iç kulaktaki işitme algı organında bulunan nöral yapıların sıklığı ve sertliği de bireysel farklılık gösteriyor ve gürültünün etkisini değiştirebiliyor.

Ayrıca yaş, ırk, cinsiyet ve kokleanın daha önce hasar görmüş olması, sigara kullanımı, diyabet varlığı, kolesterol yüksekliği ve kalp damar hastalıkları gibi kronik hastalıklarda da gürültünün yaratabileceği hasar riski artıyor.

Her yıl İşitme Testi yapılmalı

Gürültünün oluşturacağı olumsuz etkileri önleme, ortadan kaldırmada erken tanı ve gürültüye karşı alınacak önemler ciddi önem taşıyor. Doç. Dr. Ali Titiz, işitmeyi koruma zorunluluğu olan iş yerlerinde çalışanlara her yıl rutin işitme testi yapılması gerektiğini belirterek, alınması gereken diğer önlemler konusunda şu bilgileri veriyor:

“Günlük yaşamda ve çalışma ortamlarında gürültüyü azaltabilir veya tama yakın kaldırabiliriz.

Bu amaçla gürültü kaynaklarının kontrol altına alınması ve izolasyonları, kulaklık kullanımı ve çalışma ortamında rotasyonel çalışma düzeninin sağlanması bireylerin işitme sağlığı açısından en önemli koruyucu faktörleri oluşturuyor.

Bununla birlikte 90 desibel şiddetinde ve 8 saat sürekli çalışılan bir iş yerinde işitme koruma programı uygulanmalıdır. Eğerbu şiddetin üstünde bir gürültü söz konusu ise çalışma saatlerinde indirime gidilmesi de önem taşıyor”

Gürültünün azaltılması iş verimliliğini artıyor

Çalışma ortamında gürültünün azaltılması veya ortadan kaldırılması genellikle çok verimli sonuçlar doğuruyor. İş ortamı daha güvenli ve daha sağlıklı olduğunda işveren; devamsızlık, kaza veya tam kapasite çalışılamamasından kaynaklanan zararlardan da uzaklaşmış oluyor.

Ani işitme kaybının sebebi nedir? Belirtileri ve tedavi şekli nelerdir?

Источник: https://indigodergisi.com/2018/05/isitme-kaybi-sorunu/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть