İyileşmeyen Ayak Yaralarının Tedavisi

içerik

Şeker Hastalığında Ayak Yarası Bakımı

İyileşmeyen Ayak Yaralarının Tedavisi

Sistemik bir hastalık olan şeker hastalığı tıp literatüründe Diyabet olarak tanımlanmaktadır. Şeker hastalığı, kişinin genel sağlık durumunu etkilemekle birlikte birçok ciddi şikayete yol açarak hastanın yaşam kalitesini de önemli derecede düşürmektedir. Kronik bir hastalık olan diyabet probleminin mutlaka hastaya uygun tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınması gerekmektedir. 

Şeker hastalığı bulunan hastaların yaklaşık 'inde yaşamlarının bir dönemlerinde ayak tabanlarında şeker yaralarının açıldığı tespit edilmiştir.  Bununla birlikte şeker yarası bulunan hastaların %6'sı oluşan yaranın enfeksiyona maruz kalması ve benzeri nedenler ile hastaneye yatırılmaktadır. 

Son yıllarda şeker hastalığı nedeni ile birçok hastada bacak kesilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Amputasyon olarak adlandırılan bu durum; şeker yarası oluşan hastaların yaklaşık %24'ünde uygulanmaktadır.

Bu nedenle şeker hastalığının kontrol altına alınmasının yanı sıra şeker yaraarının nitelikli bir şekilde tedavi edilmesi de hastanın genel sağlık durumunun korunmasında büyük önem taşımaktadır.

Aksi halde şeker yaraları hayati önem taşıyabilmektedir. 

Kimlerde Ayak Yarası Gelişir?

Şeker hastalığı bulunan kişilerin birçoğunda ayaklarda ve ayak bileklerinde yara açılmaları yaşanabilmektedir.

Özellikle ileri yaşlardaki erkek hastalarda, inüslin kullanan hastalarda ve şeker hastalığı sonucunda böbrek, göz ve kalp hastalıkları yaşayan hastalarda şeker yarası oluşum riski daha fazladır.

Bunlarla birlikte alkol ve sigara tüketen hastalarda da şeker yarası oluşum riski bulunmaktadır. 

Şeker Hastalarında Ayak Yarası Nasıl oluşur?

Şeker hastalığı bulunan hastaların sinirleri uzun süreçte zarar görmektedir. Yüksek kan şekerinin açığa çıkardığı bu problem nöropati olarak tanımlanmakta ve bunun sonucunda ayakta dokunma hissinde azalmakta ve kaybolmaktadır. Bu nedenle ayaklarındaki ağrı ve acı hissedilmemektedir.

Şeker yarası ise uzun süreçte birden fazla durumun açığa çıkması sonucunda oluşmaktadır.

Ayakta duyunun  azalmasının yanı sıra dolaşım bozukluğu yaşanması, ayakta şekil bozukluklarının bulunması ve ayaklarda aynı bölgelerde tekrarlayan tahrişlerin yaşanması şeker yarasının açılmasına neden olmaktadır. 

Şeker hastalarının büyük çoğunluğunda ayağa ulaşan damarlarda damar tıkanıklıkları bulunmaktadır. Damar tıkanıklığının yanı sıra şeker hastalığının da etkisi ile ayaklarda açılan yaraların kendiliğinden iyileşme oldukça zor olmaktadır. Bununla birlikte uzun süre açık kalan yaralarda enfeksiyon oluşumu gözlemlenmekte ve bu durum iyileşme sürecini çok dahaz zorlu bir hale sokmaktadır. 

Şeker hastalığı; görme problemlerine de yol açmaktadır. Bu nedenle diyabet nedeni ile açılan yaraları hastaların fark etmesi uzun sürmektedir. Bu durumda ise şeker yaralarının tedavisi için çoğunlukla geç kalınmaktadır. 

Niçin Yara Tedavi Edilmelidir?

Şeker yarası oluşumu sonrasında ayak bakımının profesyonel bir şekilde uzman kontrolünde sağlanması gerekmektedir. Bu süreci podiatri uzmanları yürütmektedir. Enfeksiyon oluşumunun engellenmesinin yanı sıra ayak bakımı amputasyon işleminin de engellenmesini sağlamaktadır. 

Gerek hastanın yaşam kalitesinin yükselmesi gerekse de ayak fonksiyonunun sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini sağlamak amacı ile şeker yarasının mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir. 

Şeker hastalarının pek çoğunda görülen ayak yarası probleminde tedavi sürecindeki temel amaç yaranın kısa sürede iyileşmesinin sağlanmasıdır.

Erken dönemde şeker yarasının iyileştirilmesi; enfeskyion oluşumunun önüne geçebileceği gibi gangren gibi problemlerin de oluşumunu engelleyebilecek niteliktedir.

Şeker yarasının tedavi sürecinde gerekli olan bazı koşullar bulunmaktadır. Bunlar aşağıdaki şekilde sıralanabilmektedir; 

  • Enfeksiyonun engellenmesi ve tedavi edilmesi
  • Yara bölgelerinde baskı ve ağırlığın önüne geçilmesi ve engellenmesi
  • Ölü dokuların temizlenmesi (debridman), Depridman uygulaması ile ölü dokuların temizlenmesi
  • Uygun pansuman ve bakım yapılması, Nitelikli bakım ve pansumunan uygulanması
  • Kan şekerinin kontrol altında tutulması
  • Dolaşım bozukluğu problemlerinin tedavisi 

Şeker yaralarının tamamı enfekte olmayabilmektedir. Enfeksiyon durumunun olup olmadığı nitelikli bir tanı süreci ile belirlenmesi ve nitelikli bir şekilde tedavi planlamasının yapılması gerekmektedir. 

  • Kan şekerinin kontrol altına alınması
  • Yaranın sterilizasyonunun tamamlanması
  • Yaranın nitelikli bir şekilde pansumanının uygulanması
  • Ayaklar çıplakken yürünmemesi

Yara olan bacağın üzerine aşırı yük bindirilmemeli ve bu bölge baslı altında tutulmamalıdır. Aynı zamanda özel olarak tasarlanan ayakkabılar ile yaranın büyümesi enfekte olması engellenebilmektedir. Kısacası yaranın herhangi bir materyal ile temasından kaçınılmalıdır. 

Yara bakımı için son yıllarda çeşitli ürünler geliştirilmiştir. Bu ürünler arasında en sık tercih edileni izotonik sodyum klorür içeren steril tuzlu sudur. Bu ürünlerin reçeteye uygun bir şekilde doktor kontrolünde kullanılması önerilmektedir. Aynı zamanda kapalı ve nemli ortamlarda saklanması da gerekmektedir. Şeker yarasının bakımı uzman doktorlar tarafından yapılmalıdır. 

Kan Şekerinin Kontrolü

Şeker yaralarının iyileşmesi ve yeni yaralar açığa çıkmaması için kan şekerinin kontrol altına alınması gerekmektedir. Kan şekeri endokrinoloji uzmanları tarafından tedavi süreçleri ile kontrol altında tutulabilmektedir. 

Enfeksiyona maruz kalmamış birçok yara cerrahi uygulamalara ihtiyaç duyulmadan tedavi edilebilmektedir. Ancak tüm cerrahi dışı yöntemlerin uygulanmasına rağmen yarada iyileşme gözlemlenmiyorsa cerrahi işlem uygulanması gerekebilmektedir.

Cerrahi tedavi yönteminde yaranın iyileşmesine engel olan dokular ve kemikler çıkarılmakta, bölge enfeksiyondan arındırılmakta ve deformasyonların pdüzeltilerek deri parçaları kullanılarak yaranın kapatılması işlemleri gerçekleştirilmektedir.

 

İyileşmeye Etkiyen Faktörler

Yara iyileşme sürecinde pek çok faktör etkili olmaktadır. Bunlar; yaranın kapladığı alan ve ne kadar derin olduğu ile yaranın bulunduğu konumdur. Aynı zamanda yaranın iyileşme sürecinde yara bölgesinde dolaşım bozukluğu olup olmadığı, hastanın kan şekeri oranı da büyük önem taşımaktadır. 

Yara Oluşumu Nasıl Engellenebilir?

Şeker hastalarının özellikle ayak ve bacak bölgelerini yara açılmalarına karşı ve travmatik olaylara karşı maksimum derecede koruması gerekmektedir. Bu süreç oldukça basit ve ucuz yöntemler ile uygulanabilmektedir. 

Şeker hastalarının çoğunda yaşanan yara açılmalarında risk faktörleri aşağıdaki şekilde sıralanabilmektedir; 

  • Dolaşım bozukluğu yaşanması
  • Ayak hijyeninin sağlanamaması
  • Ayakta şekil bozukluğu olması
  • Nöropatik durum yaşanması
  • Kan şekerinin kontrol altında tutulamaması
  • Yanlış ayakkabı ve çoraplar tercih edilmesi

Yara açılması riskine karşın hasta alkol ve sigara tüketmemeli, doğru ve sağlıklı ayakkabılar ve çoraplar tercih etmelidir.

Aynı zamanda kan şekerinin ve kötü kolesterol oranının da kontrol altında tutularak tedavi edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Doktor kontrollerinin aksatılmaması ve herhangi bir problem yaşandığında doğru ve nitelikli şekilde müdahale edilmesi de şeker yaralarının oluşmasının önüne geçilmesinde etkili rol oynamaktadır. 

Источник: https://www.cuneytkoksoy.com/seker-hastaliginda-ayak-yarasi-bakimi

Cildinizde İyileşmeyen Yaralar Hastalık Habercisi Olabilir

İyileşmeyen Ayak Yaralarının Tedavisi
Deri ve Zührevi Hastalıkları (Dermatoloji)
Memorial Ataşehir Hastanesi

Memorial Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Bölümü Uzmanları “Ciltteki yaraların hastalıklarla ilişkisi” hakkında bilgi verdi.

6 Haftayı Geçen Yaralara Dikkat!

Cildin bütünlüğünün bir hastalık nedeniyle veya herhangi bir dış etkenden darbe alması, bozulması sonucunda yara oluşur. Yara iyileşmesi belli bir doğal süreci izleyip, yaklaşık 1 haftada tamamlanır.

Bazı durumlarda; yaraların geç iyileşmesi, kapanmaması ve kendiliğinden ortaya çıkması, çeşitli hastalıkların işareti olabilir.

Özellikle 6 haftayı tamamladığı halde yara kapanmazsa; kabuklanma, kaşıntı veya akıntıyla kendini belli eden deri değişiklikleri varsa, mutlaka dermatoloğa başvurmak gerekir.

Bir yaranın nasıl ortaya çıktığı, yeri, ne zamandır devam ettiği, ağrı varlığı, kanamanın olması önemli kriterlerdir. Bazı bulaşıcı hastalıklar, cilt kanserleri, cildin damarsal yapısının bozulmasına neden olan iç organ hastalıkları, sistemik hastalıklar, uzun süre devam eden allerjik durumlar, güneş hassasiyetine bağlı bazı hastalıklar, iyileşmeyen yaralarla kendini gösterebilir.

Cilt Kanseri Öldürücü Sonuçlar Doğruyor

Saçlı deri, yüz, dekolte bölgesi, eller gibi özellikle güneşe maruz kalan yerlerde, açık tenli kişilerde oluşan yaralar, vücutta alacalı renkli, kırmızı kabuklu alanlar, cilt kanserinin işareti olabilir. Düzensiz, sınırlı, arada kanayan ve kapanmayan yaralarda öncelikle cilt doktoruna başvurmak gerekir. Özellikle kenarları kabarık ve ortası çukurlanma şeklinde, krater gibi görülen yaralar risklidir.

Haftada Bir, Tüm Vücudunuzu Aynada Kontrol Edin

Vücudun kapalı bölgelerinden veya benlerin üzerinden başlayan renk ve şekil değişikliği gösteren yaralar “Melanom” ismi verilen tehli ve öldürü cilt hastalığının işareti olabilir. Bu nedenle mutlaka cilt doktoruna görünmeyi gerektirir. Dermoskopik, gerekirse patolojik incelemeyle tanı koyulur.

Cilt kanserlerinin başlangıç evresinde yakalanması, yaşam süresi ve tedavinin seyri açısından çok önemlidir.

Haftada bir, tüm vücudun tepeden tırnağa aynayla değerlendirilmesi; yeni çıktığı veya büyüdüğü, renginin koyulaştığı farkedilen benlerin, kabuklu, kanamalı iyileşmeyen yaraların mutlaka cilt doktoruna gösterilmesi gerekir.

Erken Tanı Tedaviyi Kolaylaştırıyor

Ağızda ve genital organlarda çıkan ağrısız yaralar “sifilis” ve AIDS başta olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtisi olabilir.

Bazen hafif ateş, yorgunluk gibi bulguların ayakta atlatılmasından sonra; beyaz renkte, zımbayla delinmiş gibi görünen, keskin sınırlı yaralar oluşabilir.

Bu yaraların farkedilmesi durumunda, enfeksiyon kökenli veya Behçet hastalığı gibi bağ dokusu kökenli hastalıklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ayırt edilmesi gerekir. Bu amaçla; bazı kan tetkiklerine bakılması, yara yerinden kültür alınması uygundur.

İyileşmeyen yaralı alandan etrafa saçılan mikrobik etkenler, hastalığın başka insanlara geçmesine neden olabilir. Behçet hastalığı gibi bağ dokusu hastalıklarının tanısının erken dönemde yakalanması, hastalığın ilerlemesini ve iç organların tutulmasını önlemek açısından önemlidir.

“Eş, dost tavsiyesi ile ilaç kullanmayın, mutlaka bir cilt uzmanına başvurun”

Herpes virüsü başta olmak üzere diğer virüsler, mantar ve bakteriler; cildin direncini kırıp, sık tekrarlayan, ağız çevresini ve genital bölgeyi tutan yaralara veya kıl dibi iltihabı şeklinde oluşumlara neden olabilirler.

Mikrobik etkenler çoğu zaman birebir yarayı oluşturabilir veya varolan yaranın kapanmasını engeller. Etrafı kırmızı kabarcıklanmalar, çoğu zaman ağrılı sivilcelenmeler gibi kendini belli eden alanlar varsa; herhangi bir krem sürmeden, ilaç kullanmadan cilt doktoruna görünmek gerekir.

Sivilce gibi görünen veya kabarcık yapan yerlerden mikroskobik inceleme örnekleri veya kültür yapmak gerekir.

Şeker Hastalığı da Yara Oluşumuna Zemin Hazırlıyor

Şeker hastalığı, pek çok yönden organlarımızı olumsuz yönde etkilerken cildimizde yaralarla kendini gösterebilir. Hastalık, damar yapısına zarar vermesi nedeniyle yara oluşmasını kolaylaştırır.

Şeker hastalarında bakteri ve mantarlar daha kolay enfeksiyon oluşturdukları için yara iyileşmesi de gecikir.

Özellikle ayaklarda; iyileşmeyen ve 3 haftadan fazla bir süre kapanmayan yaralar varsa şeker hastalığı akla getirilmeli ve hekime başvurulmalıdır.

Derinin beslenmesini ve toksik maddelerden temizlenmesini sağlayan, sağlıklı kan dolaşımıdır. Damarların tıkalı olması, damar sertliği, varislerin varlığı, bacaklar başta olmak üzere tüm vücutta yaralar yapabilir. Sigara içilmesine bağlı olarak ortaya çıkan damarsal hastalıklar da ciltte yaralarla kendini gösterebilir.

Cildiniz İçin Sağlıklı Beslenin

Sağlıklı ve dengeli beslenme, yaralarımızın iyileşmesi için çok önemlidir.

Çinko, selenyum, B vitaminleri başta olmak üzere antioksidan desteğinin alınması, yara kapanmasını ve cildin kendini tamir etme sürecini hızlandırır.

Özellikle bebekler ve çocuklarda; ağız çevresinde ve bez bölgesindeki iyileşmeyen yaralar, çinko eksikliğinden kaynaklanabilir. Şüpheli durumlarda kanda çinko düzeyi bakılabilir.

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/cildinizde-iyilesmeyen-yaralar-hastalik-habercisi-olabilir/

Ayak Yaraları

İyileşmeyen Ayak Yaralarının Tedavisi

Ayaklar, insan vücudunun tüm yükünü taşır ve bunun sonucunda da yıpranmaya maruz kalırlar. Bakıma ihtiyaç duyan ayakların yeterli düzeyde temizliğinin yapılmaması çeşitli ayak yaralarına neden olur. Ayak yaraları genel olarak ileri yaşlarda sıkça görülen önemli sağlık sorunlarından bir tanesidir. Bu sorun ilerleyen yaşlarda ayak kaybına bile sebep olabilir.

Yetişkin bireylerde %1 oranında görülen ayak yaraları, 65 yaşını geçen bireylerde %3 ve %4 oranlarına çıkar. Ayak yaralarının oluşumunda pek çok neden bulunsa da çoğu zaman şeker hastalığından dolayı olur.

Şeker hastalığı bulunan kişilerin yaklaşık olarak %15’inde ayak yaralarının oluştuğu görülür ve yaşanan bu durum ayak kayıplarına da yol açar. Şeker hastalığı ile birlikte damarlarıyla bir sorunu olmayan hastalarda ayak bakımı yapılarak ve ilaç tedavisi uygulanarak, ayak yaraları daha hızlı şekilde iyileşir.

Ayak yaraları için yapılan ayak bakımı sonrasında 1-2 haftada yaralar iyileşme göstermediği takdirde damarlarda bir sorun olabileceği ihtimali üzerinde durulması gerekir.

Ayak yaralarının oluşumunda etkili olan pek çok neden bulunur. Bu nedenler şunlardır;

Diyabet sonucunda gelişme gösteren yaraların oluşma sebebi, damarsal sorunlardan kaynaklı olarak sinir hasarının meydana gelmesi ya da kanlanmanın azalmasıdır. Diyabet tanısı konulan bireylerin, tanıdan sonraki bir yıllık süreçleri en riskli dönem olarak görülür.

Sinir hasarlarına bağlı olarak gelişen yaralar daha sık görülmeye başlanır. Ayaklardaki duyunun azalmasından dolayı, ayakların üzerine bindirilen yük sonrasında doku hasarı meydana gelir. Duyu hissi azaldıktan sonra ısı, dokunma, basınç ve eklem hareketlerinin algılanması duyumlarının da azalmasına sebep olur.

Oluşan periferik damar rahatsızlığı, topuk ve diz arasında bulunan damarları etkisi altına alır. Dokulara yeteri kadar kan gitmemesi nedeniyle doku hasarı gelişme gösterir. Sinirlerde gelişen hasar, ayakta terlemeye engel olarak cildin kuruyarak çatlamasına sebep olur, enfeksiyonun oluşum hızını arttırır.

Ayak yaraları uygun olmayan ayakkabılar, travmalar ve basınçlar gibi mekanik strese bağlı olarak gelişmeye başlar. Eklem hareketlerinin azalması, nasırların düzgün şekilde yapılmayan tedavisi, ayak temizliğinin yeteri kadar yapılmaması gibi nedenlerden kaynaklı olarak enfeksiyon oluşabilir.

Ayağın tedaviye acil olarak ihtiyacı olup olmadığı aşağıda yer alan durumlara göre belirlenir;

  • Ayakta şişme olması ve kızarma oluşması
  • Ayakta enfeksiyon, renk değişimi ve cildin altında gaz birikmesi
  • Ayak derisinin pembeleşmesi, nabzın olmaması ve kangren varlığının bulunması

Tedavi aşamasında yatak istirahati, kan şekeri kontrolünün yapılması, damardan antibiyotik tedavisinin yapılması ve dokuların cerrahi yol ile tedavisinin yapılması gereklidir. Ayrıca düzenli olarak pansumanların da devam ettirilmesi gerekir.

2. Toplardamar Yetmezliğine Bağlı Olarak Gelişen Ayak Yaraları

Bu tür yaralar venöz yetmezlik olarak da adlandırılır. Oluşan bu yaralar çoğunlukla ayak bileğine yakın bölgelerde gelişim gösterir.

Yaranın çevresi kahverengi bir renge dönüşür, bacakta ağrı ve şişlik belirtileri gözlenir. Bu yaralar için doğru tanı konularak, doğru tedavi uygulanırsa yaralar hızlı iyileşme süreci gösterir.

Toplardamar yetmezliği gösteren damar, lazer ile ya da cerrahi yöntem ile ortadan kaldırılarak tedavisi yapılır.

Bu soruna bağlı olarak gelişen ayak yaraları en çok topuklarda ve parmaklarda görülür. Ayaktaki yara tam olarak gelişmeden ayak parmaklarında morarma ve siyahlaşma görülebilir. Hastaların ayak yaralarına ağrı, soğukluk ve solukluk gibi belirtiler de eşlik eder.

Bu yaralar oluşurken dokulara yeteri miktarda kan gönderilmez ve dokular oksijenden mahrum kalır. Yapılacak olan tedavi ile bölgeye kan akımının arttırılması sağlanır. Bu sebepten dolayı da atardamarlara stent ya da balon uygulaması yapılabilir, cerrahi yöntem uygulanarak kanın akışı arttırılabilir.

Uygulanan yöntemler sonucunda da ayak yaralarının daha hızlı şekilde düzelmesi sağlanmış olur.

4. Mantar Enfeksiyonları

Ayaklarda parmaklarında oluşan yaraların en büyük sebebi mantar enfeksiyonudur. Ayaklar yeteri kadar temizlenmezse ve bakımı yapılmazsa, özellikle de ayakların nemli olduğu durumlarda mantar enfeksiyonu daha fazla oluşur.

Mantar enfeksiyonlarında ayaktaki yaralar ile birlikte kaşınma başlar. Bu duruma bağlı olarak tırnaklar mantara bağlı değişime uğrayabilir. Bu değişimlerde en fazla tırnaklardaki sararma ve uzamasında oluşan problemler örnek olarak gösterilebilir.

Bu enfeksiyon türlerinden kaynaklı yaraların tedavilerinde öncelikli olarak uzmanlar tarafından ilaç tedavisi başlatılır. Yaralar için doktorlar tavsiye etmeden ve onların kontrolü altında olmadan ilaç alınmaması gereklidir.

İlaç kullanımı dışında ayakların sürekli olarak temiz ve kuru olarak tutulmasını da yaraların iyileşmesinde büyük bir önem taşır.

5. Nasır Oluşumundan Kaynaklanan ayak Yaraları

Hemen hemen herkeste nasır oluşabilir. Genel olarak nasır sıkı ayakkabı kullanılması sonucunda meydana gelir. Nasır oluşurken ilk olarak deri kalınlaşması olur. Nasırın ilerleyen aşamalarında da yara oluşumu başlar. Bu durum genelde nasırların temizliğinin iyi yapılmadığı durumlarda görülür. Ardından da nasır iltihap kapar ve kapanması zor yaralara dönüşebilir.

Bundan dolayı da kişiler tarafından öncelikli olarak nasır oluşumunun önlenmesi gereklidir. Her zaman için rahat olan ve ayakları sıkmayan ayakkabılar tercih edilmelidir. İkinci olarak da nasırların azalmasını sağlamak için eczanelerden nasır ilaçları alınabilir. Son olarak ise yara halini alan nasırlar göz ardı edilmeyerek tedavisinin mutlaka yapılması gereklidir.

6. Egzama Oluşumundan Kaynaklanan Ayak Yaraları

Egzama, yoğun olarak el parmakları ve el ayası içinde gözlenmekte olan bir tür deri rahatsızlığıdır. Ancak yapılan literatür taramaları sonucunda egzamanın ayak parmakları ile ayak tabanında da görülebildiği ortaya çıkmıştır.

Egzama genel olarak metal veya metal benzeri olan yüzeylere karşı alerjisi bulunan eller ve ayaklarda gözlenir. Böyle durumlar karşısında kişinin acil olarak temas etmiş olduğu materyalden acil olarak uzaklaşması gereklidir. Egzamalı olan ayaklar hiç zaman kaybedilmeden tedavi edilmelidir ve yayılımın önüne geçilmelidir.

Bu yüzden kişiler şikayetlerini kesinlikle ihmal etmeyerek, uzman bir doktora başvurmalıdır.

Ayak Yaraları Nasıl Önlenir?

  • Ayakların her gün düzenli olarak kontrolünün yapılması gereklidir.
  • Ayaklar ılık su ve sabun ile yıkanarak, kurutulmalıdır. Ardından da nemlendirici sürülmelidir. Gün içinde giyilen ayakkabılar kontrol edilmelidir.
  • Ayaklara uygun ayakkabı tercihi yapılmalıdır.
  • Ayakkabılar içerisinde ayak parmakları rahat etmelidir. Bağcıklı olan ve geniş olan ayakkabılar tercih edilmelidir.
  • Ayaklar ısı ve ısı kaynaklarından uzakta tutulmalıdır.

Источник: https://evdesifa.com/ayak-yaralari/

iyileşmeyen yaralar

İyileşmeyen Ayak Yaralarının Tedavisi

Yara bir vücudun her yerinde ve bir çok sebeple ortaya çıkan derinin bütünlüğünün bozulmasıdır. Genellikle 1-2 haftada kapanır ancak bazı ek sorunların varlığında yara iyileşmesi çok gecikebilir veya tamamen durabilir bunlara müzminleşmiş yara yada kronik ülser bir diğer deyimle atonik ülser denir.

İyileşmeyen yara şu durumlarda görülür

Varis yarası (varikoz ulcus) en sık görülendir.

Şeker hastalığı (diabetik ulcus)

Burger (bir tür kılcal damar bozulmasıdır)

Osteomiyelit ( kemik iltihabı –yılancık )

Yatalak olma durumu (yatak yaraları açılır)

Çok farklı hastalık olsa da genelde temel sorun aynıdır; yara iyileşme yeteneğini kaybetmiştir.

Bir çok yöntem uygulanmaktaydı ve tedavi aylarca hatta yıllarca sürebilirdi, son yıllarda icat edilen bir PRP yöntemi yara iyileşmesinde çağ atlatacak değişimler getirmiştir.

Hazırlanıp yara etrafına enjekte edilen ve yara yüzeyine sürülerek uygulanan serumda iyileşme hızını çok artıran GF (büyüme faktörü) vardır.

Uygulamayla aylar, yıllarca iyileşmeyen yara 2-3 haftada tamamen iyileşmektedir.

Hastadan 10 ml kan alınır, alınan bu kan santrifüj de yüksek hızla döndürülerek gereksiz kan elemanlarından ayrıştırılır ve kan pulcuklarından zengin serum elde edilir. Enjektöre çekilen bu serum sorunla alan cildine enjekte edilir ve yüzeyi bu serumla yıkanır.

Yapılan bilimsel çalışmalarda PRP uygulamasının iyileşme hızını 2-4 kat artırdığı tespit edilmiş ve FDA tarafından onaylanmıştır.

PRP iyileşmeyen yara dışında kırışıklık, saç dökülmesi, cilt bakımı gibi amaçlarla da uygulanmaktadır.

Varis yarası nasıl kapanır sorusuna verecek çok sayıda cevap vardır ama varis yarası nasıl çabuk kapanır sorusunun cevabı PRP ile varis yarası tedavisidir.Varis hastalığının ileri dönemlerinde dolaşım ve doku kanlanmasının bozulmasına bağlı olarak bacaklarda yaralar oluşabilir.

Tedavi dolaşım bozukluğunun düzeltilmesi, bacağın yükseltilerek dinlendirilmesi, uygun pansumanlar yapılır tüm bunlara rağmen yara çok uzun sürede iyileşebilir hatta hiç iyileşmeyebilir de. Klasik yara bakımıyla düzelmesi oldukça zordur çünkü iyileşmeyi sağlayacak faktörler yetersizdir.

Konunun sonunda uzun yıllardır uygulanan ama başarısının beklenen düzeylerde olmaması sebebiyle büyük oranda terk edilen varis yarası tedavi yöntemlerinden özetle bahsedilecektir.

Son yıllarda giderek yaygınlaşan ve varis tedavisine yoğunlaşmış Idea Klinik şubelerinde de uygulanan çağdaş tedavi yöntemi PRP ile yara tedavisi anlatılacaktır.

PRP ile Varis Yarası Tedavisi

PRP (Platelet Rich Plazma) kelimelerinin baş harflerinden oluşan ve kan pulcuklarından zengin serum anlamına galir. Kanın pıhtışalmasını sağlayan kan pulcukları yoğun olarak büyüme faktörü (GF- Growth Factor) içerir.

Büyüme faktörü denilen bu madde hücre yenilenmesini hızlandırır ve yara iyileşme hızı 2-5 kat kadar artar. Çevresel damarlardaki kan akımını artırması ve yeni kılcal damarlar gelişmesini de artırdığı için kapanan yaranın yerinde sağlıklı bir cilt ortaya çıkar.

Bu yöntemle tedavi eski yöntemleri büyük oranda kullanımdan kaldırmıştır.

PRP tedavisinden önce uygulanan ve hala bazı kliniklerde hala uygulanmaya devam eden eski varis yarası tedavi yöntemleri* Bacaklarda kanın göllenmesini engellemek bacakları yukarı kaldırarak istirahat edilmeli* Ayaktayken veya yürürken elastik bandaj yada varis çorabı kullanılmalı* Yara bakımı* Genişlemiş, hastalıklı toplar damarların tedavisiYara bakımı:Yara steril su yada %09luk Nacl ile yıkanır.Yaraya antiseptikli yada antibakteriyel pomad sürülmez.Yara steril kuru gazlı bez ile kapatılır,elastik bandaj ile sarılır.

Yapılan araştırmalar özel pansuman ürünlerinin yara iyileşmesine hiçbir katkısı olmadığını göstermiştir. Yaraya sadece kuru pansuman yapmak yeterlidir. Elastik bandaj uygulanabilir veya varis çorabı giyilebilir.

Basınç Tedavisi

Basınç tedavisinin amacı, kan dolaşımına yardımcı olmaktır. Basınç tedavisi, genişlemiş toplardamarlara cilt üzerinden baskı yaparak kanın göllenmesini engeller, damarlardan sızan sıvı miktarını azaltır dokular arasında sıvı birikmesini engel olur.

Diz altında bulunan baldır pompasının daha etkili çalışmasını sağlar , kanın ve doku arasına sızan sıvının kalbe dönüşüne yardımcı olur.Diz altı kas pompasının daha etkili ve güçlü çalışmasını yardımcı olur.Toplar damarlar ve lenf damarlarından doku arasına sıvı kaçışını engelleyerek, ödemi azaltır.

Toplardamarlarda göllenmeyi engelleyerek, damar içi basıncı düşürür.Bağ ve damar dokusuna destek sağlar, deformasyonu engeller.Toplardamarların genişlemesini engeller, kapak yetersizliğini önler.Toplar damarlardaki ve lenf damarlarlarındaki kan akışını hızlandırır.Dokular arasındaki sıvının lenf damarlarına dönüşünü sağlar.

Basınç tedavisi, varis çorapları , elastik bandajlar, aralıklı şişen hava botları, sıvı tankları ve baldır pompasının çalışmasına yardımcı elektronik aletler toplardamar hastalıklarının tedavilerinde uygulanır.

Varis Çorapları

Basınç tedavisinin günümüzde pratik ve yaygın kullanım şeklidir. Sıklıkla varis hastalığının tedavisinde kullanıldığı için varis çorabı denir. Kullanım amacına göre değişen tip ve basınçlarda çoraplar bulunmaktadır. Artan basınca göre 1 ila 4 arasında değişen basınç tipine ayrılır.

Tüm tiplerde, üreticinin belirttiği basınç derecesi bilek bölgesindeki basınçtır, bu basınç diz çevresinde % 70’e, üst bacakta ise % 40’a kadar düşer. Basınç çorapları, külotlu, baldır uzunluğunda ve diz altı olarak 3 tipte üretilir. Değişik amaç ve kullanımlar için, parmak uçları açık, tek bacak, belden kuşaklı vs. tipleri vardır.

Elastik bandaj ( kompresyon bandajı): varis yaralarının tedavisinde önemlidir.Bandaj uygulamada amaç toplardamarda oluşan yüksek basıncı dışardan sargı ile dengelemektir basınç düşünce varis yaralarıda kendiğinden iyileşir ama iyileşme genellikle uzun sürer tedavi esnasında sabırlı olmak gerekir.

Hava botları:Basınç tedavisinin diğer uygulama şekli ise, hava ile şişirilerek bacağa basınç uygulayan botlardır. Kompresyon cihazları ile uygulanan bu tedavide kısa sürelerle yüksek basınçlarda hava botları şişirilerek, dokular arasında birikmiş sıvıların lenf ve toplardamarlara akışları sağlanır.

Basıncın aralıklarla uygulanması, birikmiş sıvının damarlara taşınması doku beslenmesi için daha uygun bir ortam oluşturur. Özellikle bacakta şişlik yapan toplardamar yüksek tansiyonu ve lenf yolları hastalıklarında kullanılır.

Baldır pompasının çalışmasına yardımcı elektronik aletler:Diz altında bulunan kaslar hareket sırasında içlerinde bulunan damarlara bası uygular ve kan kalbe doğru ilerler. Her adım attığımızda bu mekanizmayla kan kalbe doğru gönderilir. Bu kaslar özel olarak geliştirilmiş bir aletle uyarılarak, yürüme hareketi taklit edilir. Uygulama ile baldırdaki kasların çalışması sağlanmakta ve kan kalbe doğru gönderilmektedir.Varis çorabı veya tek başına kullanılan uygulama ile varis gelişimi önlenirken, baldır kasları da kuvvetlendirilerek daha etkili çalışması sağlanır. Çağdaş yara bakım yöntemleri bu tür klasik yaklaşımları önemli ölçüde bitirmiştir.

PRP ile varis yarası tedavisi ilgili ayrıntılı bilgi alma için https://www.ideaklinik.com/varis-ulseri-tedavisi.html

Источник: https://www.doktoronerileri.com/iyilesmeyen-yaralar

İyileşmeyen Yaralar: Nedenleri ve Tedavisi — Multi Yaşam

İyileşmeyen Ayak Yaralarının Tedavisi

Bulaşma ve Enfeksiyon
Yaranın iyileşmesinin gecikmesinde en yaygın sebeplerinden biri yaranın enfeksiyon kapmasıdır. Bir yara enfeksiyon kaparsa bağışıklık sistemi bu bulaşma ya da enfeksiyonun sebep olduğu bakteriyle savaşmak için çok enerji kullanır. Bu bakteri zararlı olan toksinler üretir. Toksinler buna karşılık iyileşme sürecine engel olur.

Kan Dolaşımı Bozukluğu
Besinler ve oksijen iyileşen bölgeye kan yoluyla ulaştırılır. Kan iyileşen bölgedeki birikintilerin yanı sıra bakteri ve toksinleri atar. Kan dolaşımı veya kan akışı ve kan oksijenasyonunu azaltan durumlar, yaranın geç iyileşmesi hatta az iyileşmesinin çok yaygın sebepleridir.

Diyabet, ileri yaş, yüksek kan basıncı ve periferik damar hastalığı gibi etkenler dolaşımda bozukluğa neden olabilir. Kronik akciğer hastalığı ve anemi kanın oksijenasyonunu engeller. Obezite de bir yaranın iyileşme oranını düşürür. Bunun sebebi, yağlı dokularda daha az kan damarının bulunmasındandır. Tütünün de aynı zamanda yaraların iyileşmesini engellediği bilinmektedir.

Yaranın Durumu
Yaranın durumu ve konumu yaranın iyileşme hızını etkiler. Devamlı travma ve aşırı basınç yaranın iyileşmesini yavaşlatır. Su kaybı da hücrelerin kuruması ve kabuklanmasına sebep olur. Öte yandan aşırı su alma kesiklerin fazla nemlenip yıpranmasına neden olur. Yaranın iyileşmesi için nekrotik ve ölü dokuyu kaldırmak önemlidir.

İlaç Kullanma
Kartikosteroid gibi yangısal cevabı yerleştirme yeteneğine sahi ilaçlar, yaranın iyileşmesini geciktirir. Kemoterapi, hücrelerin çoğalmasını durdurur ve bu yaranın iyileşmesini engeller.

Yaş
Geçmeyen yaralar ileri yaştaki hastalarda sağlıklı yetişkin ve çocuklara göre daha fazla olur.

Bunun sebebi ileri yaştaki insanların hassas bir vücuda sahip olması ve düşük antikor üretimi, yavaş yangısal cevap ve yavaş endokrin sistem fonksiyonlarından dolayı enfeksiyon riskinin yüksek olmasıdır.

Bunların hepsine ek olarak ileri yaştaki insanların, oksijenasyonun yanı sıra kan dolaşımını engelleyen diyabet ve kalp rahatsızlığı gibi kronik hastalıklara sahip olmaya daha yatkın olmalarıdır.

Kötü Beslenme
Vücut yaraların iyileşmesi için kalori, protein, A-C vitamini ve çinkoya ihtiyaç duyar. Bu yüzden iyi dengelenmiş bir diyet gereklidir. Vitaminler yaraların iyileşme sürecinde büyük rol oynar. Bundan dolayı vitamin desteği almanız çok önemlidir.

1)  Enfeksiyonu Önlemek İçin Doğal Antiseptikler Kullanın

Zaman zaman yarayı temizlemek için doğal bir antiseptik (mikrop öldürücü) kullanın. Bu, enfeksiyonlarla savaşır ve aynı zamanda iyileşmeyi kolaylaştırır. Yarayı nemlendirip üstünü kapatmanız tavsiye edilir çünkü yarayı örtmek enfeksiyonu önlemeye yardımcı olur. En iyi mikrop öldürücü özelliğe sahip bitkiler şunlardır: fesleğen otu, mercan köşk, ekinezya, sarımsak, nane.

2)  Protein Alımını Artırın

İnsan derisi proteinden oluşmuştur. Kesik ya da yara olduğunda ekstra protein gereklidir. Bu, özellikle operasyon geçirenler için geçerlidir çünkü ameliyat protein ve kalori ihtiyacını arttırır. Vücudunuz yaraları onarmak ve iltihabı azaltmak için antikor ve bağışıklık hücreleri üretmeye ihtiyaç duyar. Yeterli protein olmadan iyileşme gecikir ve enfeksiyon riski daha da artar.

3)  Bitkileri Kullanın

Yaraların tedavisi için çok çeşitli bitkisel kremler vardır. Diğerlerinin yanında çay çiçeği yağı, ekinezya, şamdan çiçeği bu listeye dâhildir.

Zeytinyağının içine adaçayı, mercanköşk ve koyun kıran karışımı; enfeksiyonlarla savaşmak ve yaraları iyileştirmek için geleneksel bir tedavidir.

Bununla birlikte derin yaralar için önerilmezler çünkü derin ve operasyonel yaraların iyileşmesini geciktirdikleri bilinir.

4)  Bal Deneyin

Balda bulunan virüs önleyici maddeler ve enzimler yaralar için mükemmeldir. Bal, enfeksiyon riskini azaltmasının yanında yaranın iyileşmesini hızlandırır. Manuka balı özellikle etkilidir.

5)  Aloe Vera Jeli Kullanın

Her gün iki defa kesik ya da yaranıza aloe vera uygulamak yaranın nemlenmesine yardımcı olur ve bu hızlı iyileşmeyi teşvik eder.

6)  Güvercin ağacı Kullanın

Günde iki defa kullanın. Güvercin ağacını eczaneden alabilirsiniz. Hidrofil pamuğun üzerine uygulayın ve yaranın ya da kesiğin üzerine bastırın.

7)  Şeker Kullanın

Yarayı temizleyin ve üzerine şeker dökün. Eğer yara genişse üzerine şeker dökmeden önce balla kaplayın. Bu, şekerin yerinde kalmasına yardımcı olacaktır. Yarayı bandajla sarın ve sabitlemek için bant kullanın.

Bandaj, bakterilerin yaraya bulaşmasını önler, bakterilerin yaraya enfeksiyon bulaştırmasını önler. Bandajı değiştirin ve yeni bir bandaj takmadan önce yarayı temizleyin. Bandajı yavaşça kaldırmak yerine hızlıca çekin.

Bu, hızlı hareket ölü dokuyu kaldıracaktır.

Источник: https://multiyasam.com/iyilesmeyen-yaralar-nedenleri-ve-tedavisi/

Diyabetik hastalarda ayak yarası ölümcül risk taşıyor!

İyileşmeyen Ayak Yaralarının Tedavisi
Diyabetik hastalarda ayak yarası ölümcül risk taşıyor!

Diyabet hastalarında ayak bakımının önemini vurgulayan uzmanlar, şeker düzeyinin kontrol altında tutulmasını, ayakların her gün sabunlu suyla yıkanmasını, yumuşak ayakkabı kullanılmasını tavsiye ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Abdullah Şarlak, diyabet hastalarında ortaya çıkan kronik diyabetik ayak yarası tedavisinin önemli olduğunu vurguladı.

“Kronik yara, geç ya da güç iyileşen ya da iyileşmeyen tüm yaralara verilen isimdir” diyen Uzm. Dr. Abdullah Şarlak, “Bir yara tedaviye rağmen 4-6 hafta içinde iyileşmiyorsa bu isimi alır.

Altta yatan hastalıklar diyabet, damar tıkanıklığı, yatak bası yaralarıdır. Eşlik eden faktörler ise obezite, sigara kullanımı, genel durum bozukluğu, ileri yaş, kanser ve kullanılan bazı ilaçlardır.

Ayrıca uygun olmayan ayakkabı ve ayak şekil bozukluğu artırıcı nedenlerdir” diye konuştu.

Ayaktaki küçük kızarıklık bile çok önemli!

Diyabet hastalarında başlayan küçük bir kızarıklık ve yaranın çok önemli olduğunu belirten Uzm. Dr. Abdullah Şarlak, “Dokunun yeterince beslenmemesine bağlı olarak iyileşmeyen bölgeye ayrıca enfeksiyon yerleşmesi sonucu yaranın tedavisi daha da güçleşir.

Diyabet hastalarında bacak sinirlerinin bozulması (nöropati), damarların tıkanması ve savunma sisteminin zayıflaması sonucu yaraların iyileşme sorunu artar. Diyabetik hastalarda başlayan küçük bir kızarıklık, başlayan yara bile çok önemlidir. Dikkatli bir takip ve tedavi gerektirir.

Bu durumdaki hastaların çoğunda ayakta kronik yaralar oluşur. Kronik yara oluşan hastaların yarısında yeterli tedavi yapılmazsa amputasyona kadar ulaşan kötü sonuçlar görülür” uyarısında bulundu.

Ayak yarası olmaması için şeker kontrol altında tutulmalı!

Uzm. Dr. Abdullah Şarlak, diyabet hastalarının, kronik yara oluşmasından korunmak için alması gereken önlemleri de şöyle sıraladı:

– Şekerini kontrol altında tutmaları gerekir.

– Bu hastalarda koruyucu his duygusu kaybolacağı için her gün dikkatli ayaklarında yara kontrolü yapılmalı (Ayna yardımı ve yakınlarının yardımı ile)

Ayaklar her gün yıkanmalı, beyaz havlu ile kurulanmalı!

– Her gün ayak ılık su ve sabunla yıkanıp, yumuşak beyaz havlu ile kurulanıp, yumuşatıcı krem ile bakımı yapılması gerekir. Havlunun beyaz olması ufak bir kanamayı fark ettirecektir.

– Tırnaklar dikkatli ve düz kesilmeli, lastiksiz pamuklu dikişsiz çoraplar günlük değiştirilmeli.

Ayak yarası olmaması için mutlaka yumuşak ayakkabı giyilmeli

– Ayakkabıları yumuşak, yuvarlak ve kapalı burunlu, sıkmayan modelde olmalı. Parmak arası terlik, yüksek topuklu, dar önü açık ayakkabı giyilmemelidir. Mutlaka çorapla (en az iki ayakkabı dönüşümlü) giyilmelidir.

– Oluşan nasır, tırnak batığı, mantar hastalıklarını kendisi tedavi etmemeli, uzman hekim yardımı almalı.

– Kesinlikle çıplak ayakla dolaşılmamalı. Isıtıcılara, sıcak su torbalarına temas etmemeli.

Uzun yürüyüş ve uzun süre oturma sakıncalı

– Uzun süre oturmalarda ayak yukarı kaldırılmalıdır (iki üç saatte bir), istirahat ve egzersiz dengesi iyi sağlanmalıdır. (Uzun yürüme ve uzun oturma süreleri uygun değildir.)

– Antibiyotikli kremler kontrolsüz uygulanmamalı. Kesinlikle flaster, yara bandı ile kapatma yapılmamalıdır.”

Kronik ayak yarası tedavisi hastanede yapılmalı

Uzm. Dr. Abdullah Şarlak, bu hastalarda yara oluşunca multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilmesi gerektiğini vurgulayarak ilerleyen kronik yara hastalarının tedavilerinin hastanede yatarak yapıldığına dikkat çekti.

Uzm. Dr. Abdullah Şarlak, “Bu kronik ayak yarası hastalarında öncelikle şeker düzeltilir, yara tedavisi yapılır. Kültür sonucuna göre antibiyotiğe başlanır. Yara bakımında günlük pansuman ve debritmana ek olarak vakum tedavisi, hiperbarik oksijen tedavisi gibi ek tedaviler uygulanır.

Hastaların damar yapısı gerekli tetkiklerle USG, BT, anjiyografi gibi girişimler yapılıp araştırmalıdır. Bu konuda girişimsel radyolojik işlem yapılır. Gerekirse damar cerrahı uzmanı müdahale eder. Daha sonra kontrol altına alınan yara gerekirse greftler ile kapatılır. 5 yıl içinde %75 tekrar yaraların oluşma riski bulunmaktadır.

Bu nedenle çok sıkı takip edilmeli” diye konuştu.

Diyabet hastalarına yaşam kalitesini artıran öneriler

Источник: https://indigodergisi.com/2018/05/diyabetik-ayak-yarasi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.