İyileşmeyen Kronik Yaralar Bağışıklık Sistemini Bozar!

İyileşmeyen Yaralar: Nedenleri ve Tedavisi — Multi Yaşam

İyileşmeyen Kronik Yaralar Bağışıklık Sistemini Bozar!

Bulaşma ve Enfeksiyon
Yaranın iyileşmesinin gecikmesinde en yaygın sebeplerinden biri yaranın enfeksiyon kapmasıdır. Bir yara enfeksiyon kaparsa bağışıklık sistemi bu bulaşma ya da enfeksiyonun sebep olduğu bakteriyle savaşmak için çok enerji kullanır. Bu bakteri zararlı olan toksinler üretir. Toksinler buna karşılık iyileşme sürecine engel olur.

Kan Dolaşımı Bozukluğu
Besinler ve oksijen iyileşen bölgeye kan yoluyla ulaştırılır. Kan iyileşen bölgedeki birikintilerin yanı sıra bakteri ve toksinleri atar. Kan dolaşımı veya kan akışı ve kan oksijenasyonunu azaltan durumlar, yaranın geç iyileşmesi hatta az iyileşmesinin çok yaygın sebepleridir.

Diyabet, ileri yaş, yüksek kan basıncı ve periferik damar hastalığı gibi etkenler dolaşımda bozukluğa neden olabilir. Kronik akciğer hastalığı ve anemi kanın oksijenasyonunu engeller. Obezite de bir yaranın iyileşme oranını düşürür. Bunun sebebi, yağlı dokularda daha az kan damarının bulunmasındandır. Tütünün de aynı zamanda yaraların iyileşmesini engellediği bilinmektedir.

Yaranın Durumu
Yaranın durumu ve konumu yaranın iyileşme hızını etkiler. Devamlı travma ve aşırı basınç yaranın iyileşmesini yavaşlatır. Su kaybı da hücrelerin kuruması ve kabuklanmasına sebep olur. Öte yandan aşırı su alma kesiklerin fazla nemlenip yıpranmasına neden olur. Yaranın iyileşmesi için nekrotik ve ölü dokuyu kaldırmak önemlidir.

İlaç Kullanma
Kartikosteroid gibi yangısal cevabı yerleştirme yeteneğine sahi ilaçlar, yaranın iyileşmesini geciktirir. Kemoterapi, hücrelerin çoğalmasını durdurur ve bu yaranın iyileşmesini engeller.

Yaş
Geçmeyen yaralar ileri yaştaki hastalarda sağlıklı yetişkin ve çocuklara göre daha fazla olur.

Bunun sebebi ileri yaştaki insanların hassas bir vücuda sahip olması ve düşük antikor üretimi, yavaş yangısal cevap ve yavaş endokrin sistem fonksiyonlarından dolayı enfeksiyon riskinin yüksek olmasıdır.

Bunların hepsine ek olarak ileri yaştaki insanların, oksijenasyonun yanı sıra kan dolaşımını engelleyen diyabet ve kalp rahatsızlığı gibi kronik hastalıklara sahip olmaya daha yatkın olmalarıdır.

Kötü Beslenme
Vücut yaraların iyileşmesi için kalori, protein, A-C vitamini ve çinkoya ihtiyaç duyar. Bu yüzden iyi dengelenmiş bir diyet gereklidir. Vitaminler yaraların iyileşme sürecinde büyük rol oynar. Bundan dolayı vitamin desteği almanız çok önemlidir.

1)  Enfeksiyonu Önlemek İçin Doğal Antiseptikler Kullanın

Zaman zaman yarayı temizlemek için doğal bir antiseptik (mikrop öldürücü) kullanın. Bu, enfeksiyonlarla savaşır ve aynı zamanda iyileşmeyi kolaylaştırır. Yarayı nemlendirip üstünü kapatmanız tavsiye edilir çünkü yarayı örtmek enfeksiyonu önlemeye yardımcı olur. En iyi mikrop öldürücü özelliğe sahip bitkiler şunlardır: fesleğen otu, mercan köşk, ekinezya, sarımsak, nane.

2)  Protein Alımını Artırın

İnsan derisi proteinden oluşmuştur. Kesik ya da yara olduğunda ekstra protein gereklidir. Bu, özellikle operasyon geçirenler için geçerlidir çünkü ameliyat protein ve kalori ihtiyacını arttırır. Vücudunuz yaraları onarmak ve iltihabı azaltmak için antikor ve bağışıklık hücreleri üretmeye ihtiyaç duyar. Yeterli protein olmadan iyileşme gecikir ve enfeksiyon riski daha da artar.

3)  Bitkileri Kullanın

Yaraların tedavisi için çok çeşitli bitkisel kremler vardır. Diğerlerinin yanında çay çiçeği yağı, ekinezya, şamdan çiçeği bu listeye dâhildir.

Zeytinyağının içine adaçayı, mercanköşk ve koyun kıran karışımı; enfeksiyonlarla savaşmak ve yaraları iyileştirmek için geleneksel bir tedavidir.

Bununla birlikte derin yaralar için önerilmezler çünkü derin ve operasyonel yaraların iyileşmesini geciktirdikleri bilinir.

4)  Bal Deneyin

Balda bulunan virüs önleyici maddeler ve enzimler yaralar için mükemmeldir. Bal, enfeksiyon riskini azaltmasının yanında yaranın iyileşmesini hızlandırır. Manuka balı özellikle etkilidir.

5)  Aloe Vera Jeli Kullanın

Her gün iki defa kesik ya da yaranıza aloe vera uygulamak yaranın nemlenmesine yardımcı olur ve bu hızlı iyileşmeyi teşvik eder.

6)  Güvercin ağacı Kullanın

Günde iki defa kullanın. Güvercin ağacını eczaneden alabilirsiniz. Hidrofil pamuğun üzerine uygulayın ve yaranın ya da kesiğin üzerine bastırın.

7)  Şeker Kullanın

Yarayı temizleyin ve üzerine şeker dökün. Eğer yara genişse üzerine şeker dökmeden önce balla kaplayın. Bu, şekerin yerinde kalmasına yardımcı olacaktır. Yarayı bandajla sarın ve sabitlemek için bant kullanın.

Bandaj, bakterilerin yaraya bulaşmasını önler, bakterilerin yaraya enfeksiyon bulaştırmasını önler. Bandajı değiştirin ve yeni bir bandaj takmadan önce yarayı temizleyin. Bandajı yavaşça kaldırmak yerine hızlıca çekin.

Bu, hızlı hareket ölü dokuyu kaldıracaktır.

Источник: https://multiyasam.com/iyilesmeyen-yaralar-nedenleri-ve-tedavisi/

Cildinizde İyileşmeyen Yaralar Hastalık Habercisi Olabilir

İyileşmeyen Kronik Yaralar Bağışıklık Sistemini Bozar!
Deri ve Zührevi Hastalıkları (Dermatoloji)
Memorial Ataşehir Hastanesi

Memorial Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Bölümü Uzmanları “Ciltteki yaraların hastalıklarla ilişkisi” hakkında bilgi verdi.

6 Haftayı Geçen Yaralara Dikkat!

Cildin bütünlüğünün bir hastalık nedeniyle veya herhangi bir dış etkenden darbe alması, bozulması sonucunda yara oluşur. Yara iyileşmesi belli bir doğal süreci izleyip, yaklaşık 1 haftada tamamlanır.

Bazı durumlarda; yaraların geç iyileşmesi, kapanmaması ve kendiliğinden ortaya çıkması, çeşitli hastalıkların işareti olabilir.

Özellikle 6 haftayı tamamladığı halde yara kapanmazsa; kabuklanma, kaşıntı veya akıntıyla kendini belli eden deri değişiklikleri varsa, mutlaka dermatoloğa başvurmak gerekir.

Bir yaranın nasıl ortaya çıktığı, yeri, ne zamandır devam ettiği, ağrı varlığı, kanamanın olması önemli kriterlerdir. Bazı bulaşıcı hastalıklar, cilt kanserleri, cildin damarsal yapısının bozulmasına neden olan iç organ hastalıkları, sistemik hastalıklar, uzun süre devam eden allerjik durumlar, güneş hassasiyetine bağlı bazı hastalıklar, iyileşmeyen yaralarla kendini gösterebilir.

Cilt Kanseri Öldürücü Sonuçlar Doğruyor

Saçlı deri, yüz, dekolte bölgesi, eller gibi özellikle güneşe maruz kalan yerlerde, açık tenli kişilerde oluşan yaralar, vücutta alacalı renkli, kırmızı kabuklu alanlar, cilt kanserinin işareti olabilir. Düzensiz, sınırlı, arada kanayan ve kapanmayan yaralarda öncelikle cilt doktoruna başvurmak gerekir. Özellikle kenarları kabarık ve ortası çukurlanma şeklinde, krater gibi görülen yaralar risklidir.

Haftada Bir, Tüm Vücudunuzu Aynada Kontrol Edin

Vücudun kapalı bölgelerinden veya benlerin üzerinden başlayan renk ve şekil değişikliği gösteren yaralar “Melanom” ismi verilen tehli ve öldürü cilt hastalığının işareti olabilir. Bu nedenle mutlaka cilt doktoruna görünmeyi gerektirir. Dermoskopik, gerekirse patolojik incelemeyle tanı koyulur.

Cilt kanserlerinin başlangıç evresinde yakalanması, yaşam süresi ve tedavinin seyri açısından çok önemlidir.

Haftada bir, tüm vücudun tepeden tırnağa aynayla değerlendirilmesi; yeni çıktığı veya büyüdüğü, renginin koyulaştığı farkedilen benlerin, kabuklu, kanamalı iyileşmeyen yaraların mutlaka cilt doktoruna gösterilmesi gerekir.

Erken Tanı Tedaviyi Kolaylaştırıyor

Ağızda ve genital organlarda çıkan ağrısız yaralar “sifilis” ve AIDS başta olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtisi olabilir.

Bazen hafif ateş, yorgunluk gibi bulguların ayakta atlatılmasından sonra; beyaz renkte, zımbayla delinmiş gibi görünen, keskin sınırlı yaralar oluşabilir.

Bu yaraların farkedilmesi durumunda, enfeksiyon kökenli veya Behçet hastalığı gibi bağ dokusu kökenli hastalıklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ayırt edilmesi gerekir. Bu amaçla; bazı kan tetkiklerine bakılması, yara yerinden kültür alınması uygundur.

İyileşmeyen yaralı alandan etrafa saçılan mikrobik etkenler, hastalığın başka insanlara geçmesine neden olabilir. Behçet hastalığı gibi bağ dokusu hastalıklarının tanısının erken dönemde yakalanması, hastalığın ilerlemesini ve iç organların tutulmasını önlemek açısından önemlidir.

“Eş, dost tavsiyesi ile ilaç kullanmayın, mutlaka bir cilt uzmanına başvurun”

Herpes virüsü başta olmak üzere diğer virüsler, mantar ve bakteriler; cildin direncini kırıp, sık tekrarlayan, ağız çevresini ve genital bölgeyi tutan yaralara veya kıl dibi iltihabı şeklinde oluşumlara neden olabilirler.

Mikrobik etkenler çoğu zaman birebir yarayı oluşturabilir veya varolan yaranın kapanmasını engeller. Etrafı kırmızı kabarcıklanmalar, çoğu zaman ağrılı sivilcelenmeler gibi kendini belli eden alanlar varsa; herhangi bir krem sürmeden, ilaç kullanmadan cilt doktoruna görünmek gerekir.

Sivilce gibi görünen veya kabarcık yapan yerlerden mikroskobik inceleme örnekleri veya kültür yapmak gerekir.

Şeker Hastalığı da Yara Oluşumuna Zemin Hazırlıyor

Şeker hastalığı, pek çok yönden organlarımızı olumsuz yönde etkilerken cildimizde yaralarla kendini gösterebilir. Hastalık, damar yapısına zarar vermesi nedeniyle yara oluşmasını kolaylaştırır.

Şeker hastalarında bakteri ve mantarlar daha kolay enfeksiyon oluşturdukları için yara iyileşmesi de gecikir.

Özellikle ayaklarda; iyileşmeyen ve 3 haftadan fazla bir süre kapanmayan yaralar varsa şeker hastalığı akla getirilmeli ve hekime başvurulmalıdır.

Derinin beslenmesini ve toksik maddelerden temizlenmesini sağlayan, sağlıklı kan dolaşımıdır. Damarların tıkalı olması, damar sertliği, varislerin varlığı, bacaklar başta olmak üzere tüm vücutta yaralar yapabilir. Sigara içilmesine bağlı olarak ortaya çıkan damarsal hastalıklar da ciltte yaralarla kendini gösterebilir.

Cildiniz İçin Sağlıklı Beslenin

Sağlıklı ve dengeli beslenme, yaralarımızın iyileşmesi için çok önemlidir.

Çinko, selenyum, B vitaminleri başta olmak üzere antioksidan desteğinin alınması, yara kapanmasını ve cildin kendini tamir etme sürecini hızlandırır.

Özellikle bebekler ve çocuklarda; ağız çevresinde ve bez bölgesindeki iyileşmeyen yaralar, çinko eksikliğinden kaynaklanabilir. Şüpheli durumlarda kanda çinko düzeyi bakılabilir.

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/cildinizde-iyilesmeyen-yaralar-hastalik-habercisi-olabilir/

iyileşmeyen yaralar

İyileşmeyen Kronik Yaralar Bağışıklık Sistemini Bozar!

Yara bir vücudun her yerinde ve bir çok sebeple ortaya çıkan derinin bütünlüğünün bozulmasıdır. Genellikle 1-2 haftada kapanır ancak bazı ek sorunların varlığında yara iyileşmesi çok gecikebilir veya tamamen durabilir bunlara müzminleşmiş yara yada kronik ülser bir diğer deyimle atonik ülser denir.

İyileşmeyen yara şu durumlarda görülür

Varis yarası (varikoz ulcus) en sık görülendir.

Şeker hastalığı (diabetik ulcus)

Burger (bir tür kılcal damar bozulmasıdır)

Osteomiyelit ( kemik iltihabı –yılancık )

Yatalak olma durumu (yatak yaraları açılır)

Çok farklı hastalık olsa da genelde temel sorun aynıdır; yara iyileşme yeteneğini kaybetmiştir.

Bir çok yöntem uygulanmaktaydı ve tedavi aylarca hatta yıllarca sürebilirdi, son yıllarda icat edilen bir PRP yöntemi yara iyileşmesinde çağ atlatacak değişimler getirmiştir.

Hazırlanıp yara etrafına enjekte edilen ve yara yüzeyine sürülerek uygulanan serumda iyileşme hızını çok artıran GF (büyüme faktörü) vardır.

Uygulamayla aylar, yıllarca iyileşmeyen yara 2-3 haftada tamamen iyileşmektedir.

Hastadan 10 ml kan alınır, alınan bu kan santrifüj de yüksek hızla döndürülerek gereksiz kan elemanlarından ayrıştırılır ve kan pulcuklarından zengin serum elde edilir. Enjektöre çekilen bu serum sorunla alan cildine enjekte edilir ve yüzeyi bu serumla yıkanır.

Yapılan bilimsel çalışmalarda PRP uygulamasının iyileşme hızını 2-4 kat artırdığı tespit edilmiş ve FDA tarafından onaylanmıştır.

PRP iyileşmeyen yara dışında kırışıklık, saç dökülmesi, cilt bakımı gibi amaçlarla da uygulanmaktadır.

Varis yarası nasıl kapanır sorusuna verecek çok sayıda cevap vardır ama varis yarası nasıl çabuk kapanır sorusunun cevabı PRP ile varis yarası tedavisidir.Varis hastalığının ileri dönemlerinde dolaşım ve doku kanlanmasının bozulmasına bağlı olarak bacaklarda yaralar oluşabilir.

Tedavi dolaşım bozukluğunun düzeltilmesi, bacağın yükseltilerek dinlendirilmesi, uygun pansumanlar yapılır tüm bunlara rağmen yara çok uzun sürede iyileşebilir hatta hiç iyileşmeyebilir de. Klasik yara bakımıyla düzelmesi oldukça zordur çünkü iyileşmeyi sağlayacak faktörler yetersizdir.

Konunun sonunda uzun yıllardır uygulanan ama başarısının beklenen düzeylerde olmaması sebebiyle büyük oranda terk edilen varis yarası tedavi yöntemlerinden özetle bahsedilecektir.

Son yıllarda giderek yaygınlaşan ve varis tedavisine yoğunlaşmış Idea Klinik şubelerinde de uygulanan çağdaş tedavi yöntemi PRP ile yara tedavisi anlatılacaktır.

PRP ile Varis Yarası Tedavisi

PRP (Platelet Rich Plazma) kelimelerinin baş harflerinden oluşan ve kan pulcuklarından zengin serum anlamına galir. Kanın pıhtışalmasını sağlayan kan pulcukları yoğun olarak büyüme faktörü (GF- Growth Factor) içerir.

Büyüme faktörü denilen bu madde hücre yenilenmesini hızlandırır ve yara iyileşme hızı 2-5 kat kadar artar. Çevresel damarlardaki kan akımını artırması ve yeni kılcal damarlar gelişmesini de artırdığı için kapanan yaranın yerinde sağlıklı bir cilt ortaya çıkar.

Bu yöntemle tedavi eski yöntemleri büyük oranda kullanımdan kaldırmıştır.

PRP tedavisinden önce uygulanan ve hala bazı kliniklerde hala uygulanmaya devam eden eski varis yarası tedavi yöntemleri* Bacaklarda kanın göllenmesini engellemek bacakları yukarı kaldırarak istirahat edilmeli* Ayaktayken veya yürürken elastik bandaj yada varis çorabı kullanılmalı* Yara bakımı* Genişlemiş, hastalıklı toplar damarların tedavisiYara bakımı:Yara steril su yada %09luk Nacl ile yıkanır.Yaraya antiseptikli yada antibakteriyel pomad sürülmez.Yara steril kuru gazlı bez ile kapatılır,elastik bandaj ile sarılır.

Yapılan araştırmalar özel pansuman ürünlerinin yara iyileşmesine hiçbir katkısı olmadığını göstermiştir. Yaraya sadece kuru pansuman yapmak yeterlidir. Elastik bandaj uygulanabilir veya varis çorabı giyilebilir.

Basınç Tedavisi

Basınç tedavisinin amacı, kan dolaşımına yardımcı olmaktır. Basınç tedavisi, genişlemiş toplardamarlara cilt üzerinden baskı yaparak kanın göllenmesini engeller, damarlardan sızan sıvı miktarını azaltır dokular arasında sıvı birikmesini engel olur.

Diz altında bulunan baldır pompasının daha etkili çalışmasını sağlar , kanın ve doku arasına sızan sıvının kalbe dönüşüne yardımcı olur.Diz altı kas pompasının daha etkili ve güçlü çalışmasını yardımcı olur.Toplar damarlar ve lenf damarlarından doku arasına sıvı kaçışını engelleyerek, ödemi azaltır.

Toplardamarlarda göllenmeyi engelleyerek, damar içi basıncı düşürür.Bağ ve damar dokusuna destek sağlar, deformasyonu engeller.Toplardamarların genişlemesini engeller, kapak yetersizliğini önler.Toplar damarlardaki ve lenf damarlarlarındaki kan akışını hızlandırır.Dokular arasındaki sıvının lenf damarlarına dönüşünü sağlar.

Basınç tedavisi, varis çorapları , elastik bandajlar, aralıklı şişen hava botları, sıvı tankları ve baldır pompasının çalışmasına yardımcı elektronik aletler toplardamar hastalıklarının tedavilerinde uygulanır.

Varis Çorapları

Basınç tedavisinin günümüzde pratik ve yaygın kullanım şeklidir. Sıklıkla varis hastalığının tedavisinde kullanıldığı için varis çorabı denir. Kullanım amacına göre değişen tip ve basınçlarda çoraplar bulunmaktadır. Artan basınca göre 1 ila 4 arasında değişen basınç tipine ayrılır.

Tüm tiplerde, üreticinin belirttiği basınç derecesi bilek bölgesindeki basınçtır, bu basınç diz çevresinde % 70’e, üst bacakta ise % 40’a kadar düşer. Basınç çorapları, külotlu, baldır uzunluğunda ve diz altı olarak 3 tipte üretilir. Değişik amaç ve kullanımlar için, parmak uçları açık, tek bacak, belden kuşaklı vs. tipleri vardır.

Elastik bandaj ( kompresyon bandajı): varis yaralarının tedavisinde önemlidir.Bandaj uygulamada amaç toplardamarda oluşan yüksek basıncı dışardan sargı ile dengelemektir basınç düşünce varis yaralarıda kendiğinden iyileşir ama iyileşme genellikle uzun sürer tedavi esnasında sabırlı olmak gerekir.

Hava botları:Basınç tedavisinin diğer uygulama şekli ise, hava ile şişirilerek bacağa basınç uygulayan botlardır. Kompresyon cihazları ile uygulanan bu tedavide kısa sürelerle yüksek basınçlarda hava botları şişirilerek, dokular arasında birikmiş sıvıların lenf ve toplardamarlara akışları sağlanır.

Basıncın aralıklarla uygulanması, birikmiş sıvının damarlara taşınması doku beslenmesi için daha uygun bir ortam oluşturur. Özellikle bacakta şişlik yapan toplardamar yüksek tansiyonu ve lenf yolları hastalıklarında kullanılır.

Baldır pompasının çalışmasına yardımcı elektronik aletler:Diz altında bulunan kaslar hareket sırasında içlerinde bulunan damarlara bası uygular ve kan kalbe doğru ilerler. Her adım attığımızda bu mekanizmayla kan kalbe doğru gönderilir. Bu kaslar özel olarak geliştirilmiş bir aletle uyarılarak, yürüme hareketi taklit edilir. Uygulama ile baldırdaki kasların çalışması sağlanmakta ve kan kalbe doğru gönderilmektedir.Varis çorabı veya tek başına kullanılan uygulama ile varis gelişimi önlenirken, baldır kasları da kuvvetlendirilerek daha etkili çalışması sağlanır. Çağdaş yara bakım yöntemleri bu tür klasik yaklaşımları önemli ölçüde bitirmiştir.

PRP ile varis yarası tedavisi ilgili ayrıntılı bilgi alma için https://www.ideaklinik.com/varis-ulseri-tedavisi.html

Источник: https://www.doktoronerileri.com/iyilesmeyen-yaralar

Kronik Yaralar

İyileşmeyen Kronik Yaralar Bağışıklık Sistemini Bozar!

Geç iyileşen ya da hiç iyileşemeyen yaralar kronik yaralar olarak bilinir. Akut yaralardan daha farklı olarak, kronik yaraların daha özel bir ortamı vardır. Hipoksi, iskemi veya enfeksiyon kronik yaraların ortamındaki başlıca olan özelliklerdendir.

İnsan vücudunda oluşan bir yara üç ay içerisinde iyileşmediyse bu yaraya kronik yara denilebilir. Kronik yara içerisine giren yaralarda bası yaraları, diyabetik ayak yaralar, iskemik ülser, venöz ülser ve bazı vaskütlere bağlı olan yaralar bulunur.

Yumuşak dokudaki alanları da kapsamakta olan radyoterapi sonrasında gelişen radyoekrozlarla bazı kemoterapi ilaçlarındaki ekstravasyonu gibi sebeplerle kronik yaralar gelişebilir.

Genel olarak kronik yaraların ortaya çıkmasına sebep olan faktörlere bakacak olursak; aşırı sigara kullanımı, obezite, ilerleyen yaş, düzensiz beslenme, vitamin eksikliği, kemoterapi, radyoterapi, malignite, bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanmak, steroid ve antikoagülan kullanımları gibi faktörler bulunur.

Bununla beraber hiçbir sebep olmadan da yaralar kronikleşebilir. Böyle bir durum için de yara yeriyle ilgili olan lokal faktörlerden söz edilebilir.

Bu durumda derinin aşırı gerilmesi, yetersiz kan akımı, yetersiz venöz drenaj, yetersiz cisim olması, cerrahi yaranın uygun olarak kapatılamaması, enfeksiyon oluşumu, yara bölgesinin hareketli olması gibi faktörlerden dolayı yara iyileşmeleri gecikebilir.

Belirli bir zaman içinde iyileşmeyen, tekrar edip bu tekrarı sürdüren yaralara kronik yara denir. Bu tür yaralara doku üzerinde oluşan basınç, yetersiz beslenme veya zayıf kan dolaşımı gibi faktörler sebep olur. Kronik yaralara örnek olarak diyabetik ayak ve venöz bacak ülseri gösterilebilir.

Kronik yaraların başarılı olarak tedavisi için hastanın bütün olarak incelenmesi gerekir. Beraberinde titiz bir lokal yara bakımı, modern yara örtüleri, yara iyileşme sürecinin anlaşılması hakkında bilgi sahibi olmak faydalı olacaktır.

Yaranın asıl nedeninin saptanması sürecin kontrol edilmesi için önemli bir noktadır.

2. Diyabetik Yaralar

Kronik hastalık olarak bilinen diyabet, zamanla sinir ve damar dokularına hasar verir. Damar dokularında oluşan hasar, dolaşım bozukluğu özellikle de ayak bölgesinde yara oluşumuna sebep olur. Ayakta açılan yaralar geç fark edilebildiği için yaralardaki bakım uzun bir zamanı kapsar.

Yara tedavi edilirken, kan şekeri her zaman kontrol altında olmalı, yaralı ayak kalp hizasından yukarı tutulmalı, enfeksiyon ve nekrotik dokuların olması gibi yara özelliklerine göre uygun bir yara bakımı ve pansumanın uygulanması gerekir. Diyabetik yaralarda tedavi uzun sürer ve gerçek bir sabır gerektirir.

Yaranın iyileşme sürecinde gerekli olan yara bakımı uygulansa bile yarada geri dönüş olabilir.

Sigara tüketimine bağlı olarak gelişen bir hastalık olan Burger hastalığı, damar sertliğine benzer olan dolaşım bozukluğuna bağlı ortaya çıkar. Bundan dolayı hastalık damar tıkanıklığına sebep olur.

Damar tıkanması bacak yaralarına, ilerleyen durumlarda da daha kötüsü bacak kaybına neden olabilir.

Bu gibi hastalıklarda oluşan yaralar ise genel olarak daha derindir ve uzun süreli olan bir tedavi gerektirir.

4. Varis Yaraları

Ayak bileği ve bacağın ön kısımlarında çoğunlukla görülen bu yaraların temel nedeni, ilerlemiş varislerin kan dolaşımı problemine yol açmasıdır. Varis yaralarının tedavisi oldukça zordur.

Hastanın uzman görüş alıp tedavisinin kısa zamanda gerçekleşmesi gereken bir yara türüdür.

Hekim takibi altında olması, yaraya pansuman yapılması, gerekli görülen durumlarda cerrahi bir müdahale ile tedavi edilmesi gerekir.

5. Yanık Yaraları

Yanık yaralarında 1. ve 2. dereceden yanık durumuna göre günlük olarak, 2-3 gün sürecinde olmak üzere pansuman uygulanır. Yanığın iyileşmesi ise hastanın yaşı ve yara durumuyla bağlantılı olan bir durumdur.

6. Yatmaya Bağlı Olan (Bası) Yaralar

Yatağa bağlı yani felçli olan hastalarda uzun süreli aynı pozisyonda yatmaya veya tekerlekli sandalye kullanmalarına bağlı olarak sandalye ya da yatakla temas yerlerinde oluşan yaralara bası yaraları denir. Vücutta oluşan basınç ile kızarıklıklar meydana gelir. Bu durum tedavi edilmezse büyüyen yaralara dönüşür. Bası yaralarının oluşumu bu şekildedir.

7. Fiziksel Travmalara Bağlı Oluşan Yaralar

Batma, çarpma, düşme gibi dış etkenlere bağlı dokularda veya sinirlerde oluşmuş olan hasarlar fiziksel travma olarak adlandırılır.

Travmadan hemen sonrasında hasta müdahalesi için acilde hekime gösterilir ve gerekli durumlarda başka doktorlarla iletişime geçip travmanın oluşturduğu hasarı ve travma şiddeti hakkında beraber bir kanıya varabilirler.

Uzman hekimin müdahalesinin ardından veya cerrahi bir müdahaleye gerek görülmeden yaranın pansuman ve bakımla birlikte tedavi görmesini uygun bulması durumunda da yaranın doktor gözetiminde ve pansuman eşliğinde yapılması gereklidir.

8. Ameliyat Sonrasında Oluşan Yaralar

Ameliyata göre gelişen ve yara bakımına uygun pansumanların yapıldığı takdirde ortalama olarak 3 ile 6 hafta gibi bir sürede iyileşme görülür. Yaranın durumuna göre her gün veya gün aşırı olarak pansuman yapılır.

Источник: https://evdesifa.com/kronik-yaralar/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.