Jinekolojik Kanserler Nedir?

Jinekolojik Kanserler Nedir?

Jinekolojik Kanserler Nedir?

Jinekolojik kanserler, kadın cinsel ve üreme organlarında meydana gelen ve çoğu zaman kötü huylu tümörlerden kaynaklanan hastalıklardır. Bu hastalıklar; rahim ağzı (serviks) kanseri, rahim içi (endometrium) kanseri, yumurtalık (over) kanseri, vajina (vajen) kanseri ve vulva kanseridir.

JİNEKOLOJİK KANSERLER NEDENİ VE BELİRTİLER:

Jinekolojik kanserlerde ortak bir neden bulunmamaktadır. Kanser çeşitlerine göre nedenler, belirtiler ve risk faktörleri farklılık gösterir.

Rahim ağzı (serviks) kanseri, rahmin vajinaya açılan boyun kısmında kanser hücrelerinin çoğalmasıdır. Jinekolojik kanserler arasında en sık rastlanan ikinci kanser türüdür. Diğer bir adı serviks olan rahim ağzı kanserinin en temel nedeni Human Papillomavirüs (HPV) adı verilen virüsün çeşitleridir.

Sigara kullananlar, erken yaşta cinsel ilişki, çok eşlilik ve çok doğum yapanlar rahim ağzı kanserine yakalanma riski yüksek olan kişilerdir. En bilindik belirtileri kötü kokulu akıntı, adet dışı kanama, bel ve kasık ağrısı, cinsel ilişki sonrası kanama ve kanlı akıntıdır.

Özellikle gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerde rahim ağzı kanserine daha sık rastlanmaktadır.

Rahim içi (endometrium)

kanseri, rahim iç zarını döşeyen dokularda oluşan kanser türüdür. Diğer bir adı endometrium olan rahim içi kanserine menopoz sonrası yıllarda daha sık rastlanır ve bu hastalık genellikle 50 ile 60 yaşları arasında görülür. Endometrium kanserinin sebepleri tam olarak bilinmese de en sık neden, hormon düzensizliğidir.

Obezite (aşırı şişmanlık), polikistik over hastalığı, diyabet, endometrial hiperplazi (hücre çoğalması), erken adet görme (12 yaş ve öncesi) ve geç menapoza girmek en önemli risk faktörleri arasındadır.

ayrıca meme kanseri hastalarının kullandığı ilaçlar, yüksek tansiyon ve karın bölgesinin radyasyona maruz kalması da hastalığı tetikleyen unsurlar arasındadır. En belirgin semptomu beklenmeyen anormal kanamalar ve adet düzensizliğidir.

Pelvik ağrı, adet kanaması miktarında artma, adetler arasında lekelenmeler ve menopoz sonrası görülen kanamalar da rahim içi kanserinin diğer belirtileri arasındadır.

Yumurtalık (over) kanseri, kadın yumurtalıklarında gelişen kötü huylu tümör oluşumudur. Over kanseri belirli bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmaz. Ancak yaş, çevresel ve genetik faktörlerin over kanserine neden olduğu düşünülmektedir.

Belirgin bir semptom göstermeden sessizce ilerleyen yumurtalık kanseri jineklolojik kanserler içinde en tehli olanıdır. Yumurtalık kanserinde karnın alt yarısında rahatsızlık hissi, kabızlık, gaz ve karında ağrı, iştahsızlık, sürekli yorgunluk hali, kilo kaybı ve bulantı en sık rastlanan belirtilerin başında yer alır.

Bazı durumlarda tümör büyümüş ise diğer organlara baskı yaparak sık idrara çıkma isteği uyandırabilir. Over kanseri açısından en çok, hiç hamile kalmamış kadınlar ile 50 ila 60 yaş arasındaki kadınlar risk altındadır.

Vajina (vajen) kanseri, vajina bölgesinde oluşan kanser türüdür. Genellikle nedeni cinsel yollarla bulaşan hastalıklar ve dietilstilbestrol (DES) olarak bilinen sentetik östrojen hormonu ilaçlardır. En bilindik belirtileri ağrılı cinsel ilişki, vajinal akıntıdır. Kanser ilerlediğinde bazen idrar yaparken yanma ve ağrı da hissedilebilir.

Vulva kanseri, küçük ve büyük dudaklardan, klitoristen ve vajen girişinden oluşan dış üreme organında meydana gelen kanser oluşumudur.

Nedeninin tıpkı serviks kanserinde olduğu gibi HPV olduğu düşünülmektedir. Bu kanser türünün görülme oranı yüzde 3 civarıdır.

Vulva kanserinde ilk belirti kaşınmadır daha sonra ciltte değişiklikler gözlemlenir. Bunlar kabuklaşma, kabarma ve kızarma da eklenir.

JİNEKOLOJİK KANSERLER  TEŞHİS VE TEDAVİ:

Jinekolojik kanserlerin tümünde erken teşhis önemlidir. Bu sebeple kadınların düzenli olarak yılda bir kez jinekoloji uzmanına muayene olması hayati önem taşır.

Jinekolojik kanserlerin teşhisinde genel olarak pelvik muayene, ultrasonografi, endometrial biyopsi (rahim içi dokusundan örnek alınması) ve bilgisayarlı tomografi yol gösterici olur. Tedavi seçeneklerinde kanserin boyutları ve hangi bölgelere yayıldığı, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu etkilidir.

 Erken evredeki teşhislerde kemoterapi tedavisi yeterli olabilse de ileri evrelerde cerrahi müdahale de gerekebilir. Bazı durumlarda ise radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanır.

Önerilen Branşlar: Aile Hekimliği, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji, Onkoloji Radyasyon Onkolojisi

Источник: https://www.saglikk.com/jinekolojik-kanserler-nedir/

Jinekoloji Nedir? Jinekoloji Ne demek? – Nedir.com

Jinekolojik Kanserler Nedir?

Jinekoloji, kadın sağlığı ve hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır. Daha çok kadın hastalıkları ve doğum ana bilim dalı ile eğitim verilen tıp fakülterinde obstetrik, yani doğum ve ilgili patolojileri dışarda tutan ancak bir noktada onkolojiyi de içeren bilim dalıdır. Bu bilim ile ilgilenen uzman doktorlara jinekolog denir.

Milattan önce 1550 yıllarına ait belgelerden o devirlerde Mısırlı hekimlerin kadın hastalıkları konusunda çalışmalar yaptığı anlaşılmaktadır. Hipokrat’ın da kadın hastalıkları konusunda çalışmalar yaptığı bilinir.

İslamiyetle birlikte İslam tıp alimleri, kadın hastalıkları ile ilgili tarif ve tedavilerden bahsederek bu alanda çığır açtılar.

Endülüs alimi ve “cerrahinin babası” olarak bilinen Ez-Zehravi (936-1013) Et-Tasrif adlı tıp ansiklopedisinde zor doğumlarda “Walker pozisyonu” olarak bilinen müdahaleyi ve doğumdan sonra içerde kalmış eşin çıkartılması için yapılan Crede manevrasını ilk defa tarif etmiştir.

Güç doğumlarda forcepsi (kaşık) kullanmıştır. Caspar Wolf’un 1566’da yazdığı Gynecia adlı kadın hastalıkları ansiklopedisi İslam tıp alimlerinin kaynak kitaplarından faydalanılarak hazırlanmıştır.

On yedinci yüzyılda da Herdrik Van Roonhure tarafından ilk cerrahi kadın hastalıkları eseri yazıldı. Daha sonraki yıllarda kadın hastalıklarında bir çok gelişmeler olmuş ve ameliyatlar daha yaygın olarak yapılmaya başlanmıştır.

Bu ilerlemelerde tüm cerrahi dallarında olduğu gibi “Anestezi” ve “Antiseptikler”in bulunması en büyük rolü oynamıştır.

Kadın hastalıkları ve doğum, bir uzmanlık dalı olarak gelişmiştir ve tıp öğreniminde önemli bir yeri vardır. Doğum bilimi (Obstetrik) ayrı bir konu olup, Jinekoloji ilmi yalnızca kadınlık organlarının hastalıkları ile ilgilenir.

Jinekolojik hastalıklar “tümörler”, “infeksiyonlar” ve “doğum sonrası bozuklukları” olarak üç ana bölümde incelenir. Bu çeşit rahatsızlıklar, yumurtalıkları, yumurtanın taşındığı fallop tüplerini, rahmin kendisini ve dış kadın üreme organlarını ilgilendirir.

Yumurtalıkların 20 civarında selim tümörü ve 30 kadar da kanser çeşidi mevcuttur. Yumurtalık tümörlerinde ameliyatla, yumurtalıkların biri veya her ikisi çıkarılabilir.

Fallop tüblerini etkileyen iki önemli hastalık gonore (belsoğukluğu) ve tüberkülozdur. Bu iki hastalıkta tüblerin iç boşluklarının devamlılığı kaybolur ve yumurta, rahime iletilemediğinden kısırlık husule gelir. rahim kanserleri, meme kanserinden sonra kadınlarda en fazla rastlanan kanserdir.

Rahimde selim tümörlerine de çok rastlanır. Yine rahimde, infeksiyon hastalıklarından (mikrobik bulaşıcı hastalıklardan) mantar ve bakterilerin yaptığı birçok hastalık görülebilir.

Kadının dış cinsiyet uzuvlarının iltihabı, allerjik, tümörlerle ilgili ve yaşlılığa bağlı hastalıkları da jinekoloji konuları içinde önemli yer tutar.

Jinekolojik muayene nedir?

Jinekolojik muayane (vajinal muayene) her kadının hiçbir rahatsızlığı olmasa dahi yılda bir kez kontrol amaçlı yaptırması gereken muayenedir. Bu sayede bazı hastalıkların erken tanısı konulabilir, ayrıca rahim ağzı kanserini önlemek amaçlı smear testi muayene sırasında yılda bir alınır.

Bunun dışında jinekolojik muayene kadın hastalıkları ile ilgili veya gebelik ile ilgili şikayetleri olan hastalara kadın hastalıkları ve doğum uzmanları (jinekolog) tarafından yapılmaktadır.

Daha önce hiç jinekolojik muayene olmamış bayanlar bu muayeneden ilk seferinde çekinebilir veya korkabilir ancak en fazla 1-2 dakika gibi kısa süren bir muayenedir ve ağrı veren bir işlem değildir.

Daha önce muayene olmuş bayanlar bunun kolay bir işlem olduğunu gördükleri için hiç çekinmeden rahat bir şekilde muayene olurlar.

Jinekolojik muayene ne zaman yapılır?

Jinekolojik muayene adet zamanında veya adetli değilken yapılabilir. Ancak adetli iken kanamadn dolayı rahim ağzı net görülemeyebilir ve smear testi alınamaz. Bu nedenle acil bir durum yoksa adet dışındaki dönemler tercih edilir.

Bütün muayenelerde olduğu gibi jinekolojik muayeneden önce doktor öncelikle hastanın hikayesini (öykü, anamnez) alır.

Hastanın yaşı, mesleği, medeni durumu, ilişki durumu, geçirdiği hamilelikler, düşükler, doğumlar, ameliyatlar, küretaj ve benzeri işlemler kadın hastalıkları dışında herhangi bir hastalık varlığı, adet düzeni, adet süresi ve miktarı detaylıca sorulur. Sigara, alkol ve kullandığı diğer maddeler, kullandığı ilaçlar, ailesinde bir hastalık varlığı sorulur.

Hasta ve doktor arasında geçen bütün konuşmalar sırdır ve hastanın yakınları dahil hiçkimseye anlatılmaz. Hasta isterse görüşme sırasında yanında eşi veya başka bir yakını bulunabilir, hasta istemezse görüşmeye tek başına katılır, doktor odasına başka hiçbir kimse alınmaz. Hasta bu esnada sorulan sorulara açık ve net cevap vermelidir ki tanı ve tedavi planında yanılmaya yol açmasın.

Jinekoloji kelimesinin sözlükteki anlamı nedir?

1- Kadın organizmasını ve cinsel organlarını fizyolojik, morfolojik ve patolojik bakımdan inceleyen bilim, nisaiye.

2- Kadın hastalıklarını konu edinen tıp dalı, nisaiye.

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Источник: https://www.nedir.com/jinekoloji

Jinekolojik kanserleri önlemek mümkün mü?

Jinekolojik Kanserler Nedir?

Prof. Dr. Ateş Karateke yumurtalık ve meme kanseri konusuna da değiniyor: “Kadınlarda görülen kanserler arasında özellikle yumurtalık ve meme kanserlerine ailesel yetkinlik olduğu son 20 yıldır yapılan çalışmalarla net olarak gösterilmiştir.

Yaklaşık olarak meme kanserlerinin yüzde 5-10’i, yumurtalık kanserinin ise yüzde 20’si ailesel, diğer bir deyişle genetik kaynaklıdır. Farklı mutasyon tiplerinin bu kanserlere yol açtığı gibi, özellikle BRCA – 1 ve BRCA – 2 adi verilen genlerde meydana gelen mutasyonlar en sık sorumlu tutulan mutasyonlardır.

Bu mutasyonları taşıyan kadınların 70 yaşına gelene kadar ciddi oranda yumurtalık ve meme kanseri riski taşıdıkları kanıtlandı.

BRCA -1 mutasyonu taşıyan kadınların yüzde 63’une yumurtalık kanseri, yüzde 85’inede meme kanseri; BRCA – 2 mutasyonu taşıyan kadınların ise yüzde 27’sine yumurtalık kanseri, yüzde 84’üne meme kanseri gelişeceği biliniyor. Günümüzde, genetik tarama testleri ile bu mutasyonları taşıyan kadınlar saptanabilmektedir.

Özellikle, ailesinde veya yakın akrabalarında yumurtalık veya meme kanseri nedeniyle tedavi gören bir hasta varsa, diğer bireyler bu mutasyonu taşımaları bakımından riskli gruplardır ve genetik tarama ile incelemek için uygun adaylardır.“

Doğum kontrol hapları bazı kanser türlerini gerçekten önlüyor mu?

Mutasyonu taşıdığı bilenen kadınlar için kanseri önleyici öneriler de mevcut. Prof. Dr. Ateş Karateke açıklıyor: “Bu öneriler arasında doğum kontrol haplarının kullanımı riski azaltıcı rol oynar. Ancak, cerrahi tedaviler en etkin koruyucu önlemdir.

Mutasyon tipine göre 35 – 45 yaşları arasında yumurtalıkların ve tüplerin ameliyatla alınmasının yumurtalık kanseri gelişme riskini yüzde 80 – 96 oranında azaltacağı kanıtlandı.

Yumurtalık ve tüpleri alınan kadınlarda aynı zamanda meme kanseri gelişme riskinin de yüzde 46 – 56 oranında düştüğü gözlemlendi.”

Rahim ağzı kanseri uygun tarama ve tedavi ile ‘önlenebilir’ bir tür olarak kabul edilir

Rahim ağzı kanserinin sebebi olarak adlandırılan HPV (human papiloma virus) virüsü kanserli hastaların %99’unda tespit edilir. Prof. Dr. Ateş Karateke açıklıyor: HPV virüsüne karşı geliştirilmiş aşılar mevcuttur. Aşılamanın kızlarda 9-26 yaşlar arasında yapılması önerilir.

Rahim ağzı kanserinin uzun bir ‘kanser öncesi’ dönemi bulunur, bu dönemin smear testi taraması ile erken tanısı mümkündür. Rahim ağzı kanseri uygun tarama ve tedavi ile ‘önlenebilir’ bir kanser olarak kabul edilmektedir.

Smear taraması 21-65 yaş arasında bakire olmayan tüm kadınlara önerilir.”

Yumurtalık kanserinin belirtilerine dikkat!

Rahimin vajinaya açılan dar boynu olarak adlandırılan serviks (rahim ağzı) bölgesinde kanserin oluşmasındaki sebepler serviks hücrelerinin anormalleşip kontrolsüz şekilde büyümeye başlaması olarak açıklanıyor.

Bu kanser tipinin nedeni HPV virüsü olarak açıklanırken önde gelen belirtileri vajinal kanama, anormal vajinal akıntı, alt karın bölgesinde ağrı ya da cinsel ilişki sırasında ağrı veya lekelenme olarak belirtiliyor. Kanser belirtileri var ise pap-smear testi, daha ileri şüpheler varsa kolposkopi ve biyopsiye başvurulur.

Korunmak için HPV aşısı, düzenli pap-smear testi ve sigara gibi riskli faktörlerden kaçınmak öneriliyor.

Over (yumurtalık) kanseri

Over (yumurtalık) kanseri, kadınlık hormonlarını ve kadınların üreme hücresi olan yumurtayı üreten overlerde şişlik, ağrı, dolgunluk hissi veya idrara çıkma sıklığında artış kanser belirtileri olarak değerlendiriliyor.

Adet görmeye erken yaşta başlayıp, geç yaşa kadar devam etme; gebe kalmamış olma; ailede yumurtalık, meme ve rahim kanseri öyküsü olan kadınlar bu kanser tipine karşı risk faktörü taşır. 4 kadından 3’ünün ancak ileri seviyeye ulaştıktan sonra teşhis konduğu bu kanser tipine karşı doğum kontrol hapları %40 koruma sağlayabiliyor.

Over (yumurtalık) kanseri teşhisi konan hastalarda ameliyat ve ilaçlı tedavi yöntemlerine başvurulur. Ultrason, tomografi ya da MR, ameliyat ve kan tetkikleri ile teşhis konur ve tedavi edilir.

Endometriyum (rahim) kanseri

Endometriyum (rahim), rahimin gövde kısmının iç tabakasına verilen isimdir. Bu bölgedeki kanserlere yol açan nedenler aile öyküsü, çeker hastalığı, hayvansal yağlar ağırlıklı beslenmek, erken adet görmeye başlayıp geç yaşa kadar devam etmesi, ilaç (östrojen) tedavileri ve doğum yapmamış olma gösteriliyor.

Rahim kanserinin belirtileri arasında anormal kanama, lekelenme, kilo kaybı, alt karın bölgesinde ağrı ve ele gelen şişkinliktir. Biyopsi, histeroskopi, küretaj gibi teşhislerin yanı sıra PET, ultrasonografi gibi teşhis yöntemleri de bulunur. Tedavi yöntemleri arasında ameliyat, ışın, hormon ve ilaç tedavisi yer alır.

Jinekolojik kanserlerin pek çoğunda etkili olan doğum kontrol hapları endometriyum riskini azaltmakta da bir çözümdür.

  • Araştırmalara göre doğum kontrol hapları düzenli kullanıldığında yumurtalık ve rahim kanseri riskini azaltıyor. Kullanım süresi arttıkça bu kanserlerin riski daha da düşüyor. Bir yıllık kullanımla yumurtalık kanseri riski yüzde 12 azalırken, 5 yıllık kullanımla yaklaşık yüzde 50 oranında risk azalıyor. Doğum kontrol haplarının meme kanseri riskinde anlamlı bir artış yapmadığı, hatta meme kanserine bağlı ölüm oranında azalma sağladığı da bilinmektedir. Jinekolojik kanserler dışında bağırsak kanseri riskini de önemli oranda düşürmektedir.
  • Doğum kontrol hapları kanser riskini azaltmada olumlu etki sağlarken, adet düzensizliğinin veya şiddetli ağrılarla seyreden adet problemi olan hastaların tedavisinde, kemik erimesinin, yumurtalık kistlerinin ve memedeki fibrokistik hastalıkların engellenmesinde de fayda sayılıyor.

Kanser riskini %40 azaltmak mümkün

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/jinekolojik-kanserleri-onlemek-mumkun-mu/

Jinekolojik Kanserler Hakkında

Jinekolojik Kanserler Nedir?

Kadınlarda görülen solid kanserlerin %20’sini jinekolojik kanserler oluşturur. Jinekolojik kanser; serviks, over, uterus, fallop tüpleri, vajen, endometrium veya vulva’da oluşan kanserlere verilen genel isimdir. Endometrium kanseri, over kanseri ve serviks kanseri kadınlarda en sık görülen 3 jinekolojik kanserdir.

SERViKS KANSERİ

Diğer jinekolojik kanserler arasında en az görülen invazif kanserdir. Vakaların %90’ı HPV ile ilişkilidir. Diğer risk faktörleri sigara, ırk(siyah ırkta daha fazla), zayıf immun sistem, genç yaşta ilk cinsel ilişki, multiparite, birden fazla partnerin olması, oral kontraseptifler (OC), Klamidya enfeksiyonlarıdır.

Serviksi kaplayan başlıca 2 hücre tipi vardır. Skuamöz hücreler ağırlıklı olarak ektoserviksi kaplamaktadır. Kolumnar epitel hücreleri ise, ağırlıklı olarak endoserviksi kaplayan tabakayı oluşturmaktadır.

Bu 2 hücre tipi, transformasyon zonu olarak adlandırılan bir bölgede bir araya gelmektedir. Transformasyon zonu, serviks kanserlerinin çoğu için başlangıç yeridir.

Serviks prekanserleri ve kanserleri mikroskopik görünümlerine göre sınıflandırılmaktadır.

İnvazif serviks kanserlerinin 2 temel tipi vardır;

Skuamöz hücreli karsinom

Adenokarsinom

Serviks kanserlerinin yaklaşık %80 ila %90’ını skuamöz hücreli karsinomlar oluşturmaktadır. Bu kanserler, ektoserviksin yüzeyini kaplayan skuamöz hücrelerde gelişmektedir. Skuamöz hücreli karsinomlar en sık olarak, ektoserviksin endoserviksle birleştiği transformasyon zonunda başlamaktadır.

Diğer serviks kanserlerinin çoğu adenokarsinomlardır. Büyük oranda yaygın Pap smear kullanımının erken dönemdeki skuamöz hücreli karsinomların erken tanısına olanak sağlaması nedeniyle, serviks adenokarsinomlarının son 20-30 yılda skuamöz hücreli serviks karsinomlarına kıyasla daha yaygın hale geldiği görülmektedir.

Serviks adenokarsinomu, endoserviksteki mukus üreten bez hücrelerinden gelişmektedir. Serviks kanserlerinin bu iki temel kanser tipi dışında olmak üzere yaklaşık olarak %5’i, yaygın olmayan patolojilerden oluşmaktadır.

Bu serviks kanserleri, hem skuamöz hücreli karsinomların hem de adenokarsinomların özelliklerini taşıyabilmekte ve adenoskuamöz karsinomlar olarak adlandırılmakta ya da nöroendokrin tümörler olabilmektedir

KLİNİK

Serviks kanserinin ilk ve en sık semptomu vajinal kanamadır. Erken dönemde postkoital kanama, irregüler vajinal kanama ve kötü kokulu akıntı görülebilir.

Risk Faktörleri:

Serviks kanseri gelişme riskini arttıran birkaç risk faktörü tanımlanmıştır. En önemli risk faktörleri aşağıdakileri içermektedir:

– İnsan papillomavirüs (HPV) enfeksiyonu – Sigara kullanımı

– İmmünosupresyon

Bu 3 risk faktörüne ek olarak, serviks kanseri oranlarının artışıyla bağlantılı olan başka birkaç faktör de tanımlanmıştır.

HPV enfeksiyonunda en sık ve en önemli virüs tipi HPV 16 dır. HPV-18 ise malign tip kanserlere sıklıkla sebep olur. Serviks kanserine neden olan HPV tipleri yaklaşık %70 oranında HPV 16 ve 18 dir.

HPV, derinin yüzeyindeki hücreler ve genital organlar, anüs, ağız ve boğazı kaplayan hücrelerde enfeksiyon oluşturabilmektedir. Sonuç olarak HPV, deri-deri teması yoluyla bir kişiden diğerine geçebilmektedir.

HPV’nin bir yayılma yolu da, vajinal ve anal ilişkinin yanı sıra oral seksi de içeren cinsel ilişkidir.

HPV’nin neden olduğu serviks enfeksiyonu serviks kanserinin en yaygın nedeni olmakla birlikte, HPV enfeksiyonu taşıyan kadınların tümünde serviks kanseri gelişmeyecektir. Ancak bazen enfeksiyon devam ederek kronikleşmektedir.

Kronik enfeksiyon, özellikle bazı yüksek riskli HPV türlerinden kaynaklandığında, sonunda serviks kanseri gibi bazı kanserlere yol açabilmektedir.

Bu nedenle HPV enfeksiyonu, serviks kanserine neden olan etmen faktör olarak gerekli, ancak yeterli değildir.

TANI

Serviks kanserinde preinvazif dönemde belirti vermez. Ancak vajinal sitoloji ile tanı konulabilir. Tüm şüpheli sitolojilerde kolposkopik kontrol ile biyopsi veya Endoservikal Küretaj yapılmalıdır.

Biyopside mikroinvazif kanser, insitu adenokarsinom veya ileri derecede displazi saptanırsa konizasyon yapılarak tanı kesinleştirilir. Bunun yerine serviksin normal hücrelerindeki prekanseröz değişiklikler aşamalı olarak gelişmekte ve sonunda kansere ilerleyebilmektedir.

Hekimler, bu prekanseröz değişiklikleri tanımlamak için, skuamöz intraepitelyal lezyon (SIL), servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) ve displaziyi içeren çeşitli terimler kullanmaktadır.

İnvazif serviks kanseri olgusu, yeterli tarama ve takip programlarıyla önlenebien bir kanserdir. İki tarama testi, serviks kanserinin önlenmesine ya da erken dönemde saptanmasına yardımcı olabilmektedir:

Pap smear testi: İnvazif serviks kanserine ilerleyebilen anormal hücreler araştırılmaktadır.

HPV testi: Hücre anormalliklerine neden olabilen virüs/virüslerin kanıtı araştırılmaktadır.

Pap ve HPV testleri, tanı testleri değil, tarama testleridir. Anormal test sonuçları, bir kişide gerçekten prekanser ya da kanser mevcut olup olmadığını doğrulamak için daha fazla test gerekli olduğunu gösterebilmektedir.

Bu takip testi; tıbbi öykü ve pelvisin fizik muayenesini, kolposkopiyi ve biyopsiyi içerebilmektedir. Pap testi sonuçlarını bildirmek için günümüzde ilk sınıflama sistemi olan PAP sınıflaması yerine Bethesda Sistemi adı verilen bir dizi standart terim kullanmaktadır.

Epitel hücre atipilerini hafiften ağıra ASC-US, Düşük derecede skuamöz intraepitelyal lezyon (LSIL), yüksek derecede skuamöz intraepitelyal lezyon (HSIL) ve invaziv karsinom olarak sınıflayabiliriz.

LSIL, hafif displazi ve HPV kondilomlarına karşılık gelir. HSIL ise CIN II ve III’e karşılık gelir.

Morfolojik özelliklerine göre CIN I (alt 1/3 tabakada displazi), CIN II (alt 2/3 tabakada displazi), CIN III (tüm mukoza displazik) olarak gradelenebilir.

HPV DNA testi, 30 yaş ve üzerindeki kadınlarda serviks kanseri taraması için Pap testi ile birlikte kullanılabilmekte, Pap testinin yerine geçmemektedir.

Cinsel açıdan aktif olan 20’li yaşlardaki kadınlarda kendiliğinden düzelecek olan bir HPV enfeksiyonu bulunma olasılığı, daha ileri yaşlardaki kadınlara kıyasla çok daha yüksektir.

Bu genç kadınlar için söz konusu testin sonuçları anlamlı olarak kabul edilmemekte ve daha çok karışıklık oluşturabilmektedir. Bu nedenle, 30 yaşın altındaki kadınlarda tarama testi olarak HPV DNA testi kullanılması önerilmemektedir.

PAP

HPV

Sonuç

5 yıl sonra tarama tekrarı

+

6-12 ayda bir test tekrarı

+

6-12 ayda bir test tekrarı

Kolposkopi

+

+

Kolposkopi

EVRELEME

Serviks kanserinde evrelendirme klinik olarak yapılır. Bu amaçla FIGO evrelemesi kullanılır.

 

TEDAVİ

Cerrahi müdahale sadece Evre I ve IIa hastalara uygulanabilir. Metastazı olan hastalarda sistemik tedavi uygulanması önerilirken, bunların dışındaki hastalara radyoterapi uygulanması önerilir.

PROGNOZ

Serviks kanserinde en önemli prognostik faktrör hastalığın evresidir. Lenf nodlarının tutulumu, primer tümörün büyüklüğü, invazyon derinliğinin 1cm’den büyük veya küçük olması, parametriyal yayılım ve lenfovasküler alan tutulumu prognozu etkileyen diğer durumlardır.

ENDOMETRİUM KANSERİ

Endometriumdan köken alan malignitedir. En sık rastlanılan jinekolojik kanserdir. Obezite, hipertansiyon ve diabet endometrium kanseri olma riskini arttırır. En sık görülen endometriyal tümörler poliplerdir ve benignlerdir. Endometriyal karsinom ise kadın genitalinin en sk invaziv kanseridir.

Endometrium kanserleri 2 tipe ayrılır. Tip1 daha sık erken yaşta görülen karşılanmamış östrojene maruziyet nedeniyle meydana gelir. Bu tip genelde daha erken evrede saptanan, daha iyi seyreden ve obesiteyle ilgili olan tiptir. . Tip 2 ise daha ileri yaşta görülür ve endometriyal atrofi zemininde gelişir. Daha agresif seyreder. Endometrium kanserinin akciğer metastazı oldukça sıktır.

OVER KANSERİ

Overlerden köken alan kanser türüdür. Genellikle zor tedavi edilen ve kötü huylu kanserlerdir. Vücudun diğer organlarına ve kısımlarına yayılma eğilimi gösterir. Semptomları genellikle şişkinlik, pelvik ağrı, karın şişliği, iştah azalması şeklindedir.

Bunlara ek olarak menapoz sonrası hormon tedavileri, obezite ve gebelik tedvasi de over kanserinde risk faktörlerndendir. Hormonal doğum kontrol yöntemleri, tüp ligasyonu ve emzirmek de over kanseri riskini azaltır.

BRCA-1 ve BRCA-2 mutasyonları, BRAF, KRAS ve c-erB2 onkogeni gibi genetik faktörler de over kanseri gelişiminde etkili olabilir.

Over Kanseri tanısı kan testleri ve transvaginal USG ile konulabilir. Bazen tanıyı doğrulamak içim abdominal sıvı incelenebilir veya biyopsi alınabilir.

Erken evrede çoğu semptom non-spesifik olduğu için over kanseri tanısı koymak çok kolay değildir. Ayrıca tanısı Irritable Barsak Sensndromu ile de karışabilmektedir.

Gebelik ihtimali olan hastaların ise B-HCG seviyelerine bakıp gebeliğin dışlanması gerekmektedir.

Over kanserleri, Yüzey epiteli kaynaklı tümörler, Germ hücreli tümörler, Sex-Kord Stromal tümörler ve metastatik tümörler olarak sınıflandırılabilir. Yüzey epiteli kaynaklı tümörler çölomik epitelden köken alırlar ve Seröz tümörleri overin en sık görülen tümörleridir. Müsinöz tümör ise sigara ile ilişkili tek over kanseridir.

Referanslar :

  • “Defining Cancer”. National Cancer Institute. Retrieved 10 June 2014.
  • “Cervical Cancer Treatment (PDQ®)”. NCI. 2014-03-14. Retrieved 24 June 2014.
  • Kumar V, Abbas AK, Fausto N, Mitchell RN (2007).Robbins Basic Pathology (8th ed.). Saunders Elsevier. pp. 718–721.
  • Kufe, Donald (2009). Holland-Frei cancer medicine. (8th ed.). New York: McGraw-Hill Medical. p. 1299.
  • “Cervical Cancer Treatment (PDQ®)”. National Cancer Institute. 2014-03-14. Retrieved 25 June 2014.
  • DeMay, M (2007). Practical principles of cytopathology. Revised edition. Chicago, IL: American Society for Clinical Pathology Press.
  • Remschmidt C, Kaufmann AM, Hagemann I, Vartazarova E, Wichmann O, Deleré Y (2013). “Risk Factors for Cervical Human Papillomavirus Infection and High-Grade Intraepithelial Lesion in Women Aged 20 to 31 Years in Germany”. International Journal of Gynecological Cancer 23 (3): 519–526.
     
  • DeMay, M (2007). Practical principles of cytopathology. Revised edition. Chicago, IL: American Society for Clinical Pathology Press.
  • Muñoz N, Bosch FX, de Sanjosé S, Herrero R, Castellsagué X, Shah KV, Snijders PJ, Meijer CJ (2003). “Epidemiologic classification of human papillomavirus types associated with cervical cancer”. N. Engl. J. Med. 348 (6): 518–27.
  •  World Health Organization (February 2014). “Fact sheet No. 297: Cancer”
  • DeMay, M (2007). Practical principles of cytopathology. Revised edition. Chicago, IL: American Society for Clinical Pathology Press.
  • “General Information About Endometrial Cancer”. National Cancer Institute. 22 April 2014. Retrieved 3 September2014.
  • Sternberg, Stephen S.; Stacey E. Mills; Darryl Carter (2004). Sternberg's Diagnostic Surgical Pathology. Lippincott Williams & Wilkins. p. 2460.
  • Hoffman, BL; Schorge, JO; Schaffer, JI; Halvorson, LM; Bradshaw, KD; Cunningham, FG, eds. (2012). “Endometrial Cancer”. Williams Gynecology (2nd ed.).McGraw-Hill. p. 823.
  • “FIGO staging classifications and clinical practice guidelines in the management of gynecologic cancers. FIGO Committee on Gynecologic Oncology”. Int J Gynaecol Obstet 70 (2): 209–62.
  • Cancer Research UK. Cervical Cancer (C53): 2008-2010.
  • NCCN Guideline Version 3.2013 Cervical Cancer.
  • MashAngel. All about Cancer: Cervical Cancer. Accessed 6 November 2013:
  • “Cervical Cancer”. Cervical Cancer: Pathology, Symptoms and Signs, Diagnosis, Prognosis and Treatment. Armenian Health Network, Health.am.
  • Jayson GC, Kohn EC, Kitchener HC, Ledermann JA (October 2014). “Ovarian cancer”. Lancet 384 (9951): 1376–88.
  •  “Ovarian Cancer Prevention (PDQ®)”. NCI. December 6, 2013. Retrieved 1 July2014.
  • “Ovarian cancer”. DynaMed. June 18, 2015.
  • Rossing MA, Wicklund KG, Cushing-Haugen KL, Weiss NS (2010-01-28). “Predictive Value of Symptoms for Early Detection of Ovarian Cancer”. J Natl Cancer Inst. 102 (4): 222–9.
  •  “Types of ovarian cancer”. www.cancerresearchuk.org. Retrieved2015-05-16.

Источник: https://www.medikaynak.com/t/onkoloji/jinekolojik-kanserler/hakkinda

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.