Jinjivit Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Vitiligo Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Jinjivit Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Haber güncelleme tarihi 05.01.2019 15:38

Vitiligo Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Vitiligo, deride çeşitli yerlerde derinin beyazlamasıyla ve melanosit adlı deriye renk veren hücrelerin kaybıyla seyreden, beyaz lekeler şeklinde görülen bir hastalıktır. Bulaşıcı bir hastalık değildir ve daha çok 20-50 yaş grubunu etkiler. Doğuştan vitiligosu olan veya 80 yaşında görülen durumlar da mevcuttur.

 Vitiligo hızlı başlangıçlı bir hastalıktır ve seyri buna göre daha yavaştır. Daha çok ağız kenarında, göz çevrelerinde, koltukaltında, kıvrım bölgelerinde, kasıklarda, ön kollarda ve genital bölgelerde yerleşen beyaz lekeler şeklinde oluşur.

Hasta açısından kozmotik olarak sıkıntı olabilecek bir hastalık olan vitiligo, hastanın iç organları veya yaşamsal özelliklerine etki etmez fakat birlikte olabildiği hastalıkların tespitinde önem taşır.

Vitiligo Nasıl Teşhis Edilir?

Teşhisi klinik olarak konulan vitiligo, birtakım muayene yöntemlerinin yardımıyla anlaşılır. Karışabildiği hastalıklar da olabiliyor. Bunlar;

  • Pityriasis alba denilen bir çeşit egzama veya pityriasis versikolor alba denilen bir çeşit mantar enfeksiyonu
  • Nevus anemicus nevus depigmentosus denilen beyaz renkli seyreden deri lezyonları
  • Pozitif flamatuar hipopigmentasyon denilen özellikle esmer tenli kişilerin cildinde herhangi bir travma veya yaralanmayı takiben ortaya çıkan reaksiyonlar 
  • Piebaldizmdeki deri beyazlaması

Tecrübeli bir klinisyen tarafından bunlar vitiligodan kolayca ayırt edilebilir.

Vitiligonun Belirtileri Nelerdir?

Hastalık ilk başladığında deride düzensiz şekilde, yaklaşık 5 mm ile 5 cm çapları arasında değişen boyutlarda, keskin sınırlı tebeşir renkli beyaz lekeler oluşmaya başlar ve sayıları giderek artabilir. Genellikle simetrik yerleşimli olur.

Kaşıntı, yanma, ağrı yoktur fakat beyaz lekelerin çevresinde bazen kızarık ve kabarık bir halka olabilir. Bu, vitiligonun kenarlara doğru genişlediğini gösterir ve inflamatuar vitiligo denir. Deride üç farklı rengin bir arada olduğu triklor vitiligo da görülebilir.

Vitiligonun Nedenleri Nelerdir?

Nedeni kesin olarak bilinememektedir ve birtakım teoriler ortaya atılmaktadır.

Aktif lenfosit denilen hücreler, deriye renk veren melanosit adındaki hücreleri ortadan kaldırıyor ve derinin renk yapabilme kabiliyeti ortadan kalktığı için o bölge beyazlamaya başlıyor.

 İkinci teori nörojonik teori denilen bir teoridir. Burada da sinir hücreleriyle melanosit adlı renk hücreleri arasındaki etkileşimden kaynaklandığı söylenir.

 Üçüncü teori, bazı toksit maddelerin melanositleri tahrip ederek deride beyazlamaya yol açması şeklindedir. Bilinen bir gerçek vardır ki vitiligo genetik özellik taşıyabilir. Vitiligo toplumu yüzde 1 sıklıkla etkiler. Bir kişi vitiligoysa çocuğunda vitiligo olma riski ise genel toplumdakinden yüksektir fakat yüzde 10'un altındadır.

Vitiligo Nasıl Tedavi Edilir?

Dirençli bir hastalık olan vitiligo, kişiden kişiye değişse de tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Kortizonlu ürünler, bazı kremler, antioksidan içerikli kremler vitiligonun tedavisinde yer alır. Daha dirençli plaklarda ise ultraviyole ve psoralen (PUVA) kombinasyonları kullanılır.

En etkin tedavi şekli PUVA denilen bu kombinasyon tedavi şekilleridir. Haftada 2 ya da 3, birkaç dakikalık tedaviler şeklinde uygulanır fakat uzun süre devam etmesi gerekir. Renk oluşumunun yeniden başlayabilmesi için yaklaşık 25-30, bazen 50 seans gerekebilir.

Işın tedavilerinde seans sayısı 100 veya 300'e kadar uzayabilir. Bunun yanı sıra A vitamininden faydalanılabilir. Vitiligonun bazı lazerlerle tedavisi de mümkündür. Hastalığın cevabı kişiden kişiye değişmekle birlikte yani başlamış vakalarda daha iyidir.

 Daha uzun süredir var olan plaklar, tedaviye dirençli, sabit lezyonlardır. Sabit lezyonlar için sağlam dokudan alınan dokuların vitiligolu yerlere uyumlanması da bir tedavi türüdür.

Vitiligoya Bitkisel Çözüm

Hastalığın başlangıcı bir yılı geçmemişse, bazı durumlarda iki üç yılı geçmediğinde de hastalık, bitkisel çözümlerle yok edilebiliyor. Özellikle şubat ve mart aylarında başlayıp üç ay kullanılacak (bu 3 yıl boyunca devam edecek) kürler var.

İbrahim Saraçoğlu'nun önerdiği bu kürlerin içerisinde yulaf samanı var, lavanta ve lavantanın bir türü olan karabaş bitkisi var. Vitiligosu olanlar güneşten kendilerini korumalıdır, özellikle 11 ve 4 buçuk arası güneşe çıkılmaması gerekir. Kahve, soğan, sarımsak ve bulgurdan uzak durmalıdır. Bunlar, vitiligoyu azdırmaktadır.

 Portakal kabuğunun lapası yapılıp, ılıktan biraz sıcakken vitiligo olan bölgeye koyup 15 dk bekletilmelidir.

Önerilen İçerik;

► Bebeklerde En Sık Karşılaşılan Cilt Hastalıkları

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: https://www.neoldu.com/vitiligo-belirtileri-ve-tedavisi-10691h.htm

Jinjivit Nedir?

Jinjivit Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Halk arasında bilinen ismiyle diş eti iltihabı olan jinjivit, dişleri çevreleyen dokuların zarar görmesi demektir. Diş eti ve diş kemikleri bu durumda enfeksiyona yakalanır. Bu hastalığa Periodontal hastalık ismi verilir. Diş eti iltihabı iki çeşit derecede incelenmektedir. Bu derecelerden biri jinjivit, diğeri ise periodontitis  olarak isimlendirilir.

Jinjivit aşamasında diş eti iltihabı sadece diş eti dokularına zarar veren, şiddeti hafif olan iltihaptır. Ancak diğer bir aşama olan periodontis aşamasında iltihap diş etlerinden diş kemiklerine ve onları destekleyen dokulara kadar ulaşmış demektir.

Periodontitis aşaması, jinjivit aşamasına göre çok daha şiddetlidir. Jinjivit dişler kendisini dişler fırçalandığı kızarmış ve şişmiş diş etleri ile göstermektedir. Genel olarak ağrı vermediğinden dolayı hastalar bu konuda tedavi almak istemezler.

Jinjivit Nasıl Oluşur?

Ağız düzenli olarak plaka adı verilen ve bakteri taşıyan, şeffaf ve yapışkan bir madde üretir. Plakaların içerisinde bulunan bakteriler, diş etlerine zarar veren, onların tahriş olmasına ve çürümesine yol açan zehirler ve toksinler üretirler.

Eğer kişiler dişlerini günlük iyi bir şekilde temizlemez ve diş etleri üzerinde bulunan plakaları tamamıyla diş etleri üzerinden temizlemezlerse bu plakalar diş eti içerisine yayılır ve dişi destekleyen dokulara zarar vermeye başlar. Zamanla dişe bağlı olan kemik zarar görmeye başlar. Zamanla plakalar sertleşmeye başlarlar.

Diş tartarı adı verilen maddelere dönüşmeye başlarlar. Bu maddelerin diş doktorları ya da diş teknisyenleri tarafından alınması gerekmektedir.

Jinjivit Oluşumunu Etkileyen Faktörler

Jinjivit oluşumunu etkileyen birçok faktör vardır. Kişiler genel olarak dişlerini iyi bir şekilde temizlemiyorlarsa plakalar içeri yayılır ve dokular zarar görür. En sık görülen nedenler arasında bu vardır.

Kişiler sigara içiyor, tütün çiğniyorsa, ailede diş eti hastalığına sahip birileri varsa jinjivit oluşumu muhtemeldir. Yine dişlere zarar verdiği bilinen yiyeceklerin fazlaca tüketilmesi jinjivite neden olan plakalar artar ve bu süreç hızlanır.

Dişlere yapışan yiyeceklerin fazlaca tüketilmesi ve sonrasında dişlerin temizlenmemesi de aynı şekilde bu hastalığa ol açmaktadır.

Hangi Hastalıklar Jinjivit Oluşturur?

Vücudun enfeksiyonlar ile, bakteriler ile savaşmasını önleyen bir takım hastalıklar mevcuttur. Eğer kişilerde bu hastalıklardan herhangi biri mevcutsa bu onların bakteriler ile savaşmasını zorlaştıran etkenlerdendir.

Bu hastalıklar; AIDS, kontrol altında olmayan şeker hastalığı, lösemi, yüksek stres seviyesi, besinsel açıdan yetersizlik yani zayıf bağışıklık sistemi.

 Kişiler besinsel anlamda yetersiz beslenme gösteriyorlarsa bu gibi durumlarla savaşma olanakları iyice düşeceği için bu süreç hızlanacaktır.

Jinjivit Belirtileri Nelerdir?

Jinjivit hastalığının bir takım belirtileri mevcuttur. Ancak hastalık çok hafif düzeyde seyrediyorsa bunları fark  etmeniz olanaksızdır. Diş etlerinin sağlık olup olmadığını anlamanın birçok yolu vardır. Görünüşleri itibariyle diş etleri sağlıklı olup olmadı anlaşılabilir. Sağlıklı diş etleri genellikle pembe renkte ve sıkıdırlar.

Dişleri olması gerektiği gibi sarar ve kolay kolay kanamazlar. Kişilerde  diş eti iltihabı mevcut ise birkaç belirti ile bunu anlamaları mümkündür.

Kırmızı renkte ve şişkinlik gösteren diş etleri, diş fırçalama ve diş ipi kullanma sırasında meydana gelen kanamalar jinjivit aşamasında olan diş eti iltihabı belirtileri arasında yer almaktadır.

Kişilerin periodontitis seviyesinde olan diş eti iltihabının belirtilerini görmesi daha kolaydır. İltihap iyice ilerlemiş ve diş etlerine şiddetli zarar vermiştir.

Dişten uzaklaşan, çekilen diş etleri, sürekli meydana gelen nefes kokusu ve kokunun bir türlü gitmemesi, iltihap akıntıları,  sert maddeler ısırıldığında dişlerin oturuş şekillerinin değişmesi, dişlerin sallanması gibi durumlar ilerlemiş diş eti iltihabı belirtileri arasında yer almaktadır.

Jinjivit Tedavi Yöntemleri

Diş eti iltihabı hafif bir şekilde oluşum göstermiş ve ilerleme göstermemişse dişleri günlük düzenli ve iyi bir şekilde temizlemek bu durumdan kurtulmak için yeterli olacaktır. Diş ipi kullanımı ve diş fırçalama aşaması jinjivit aşamasında olan iltihap için yeterli olacaktır. Ancak dişçi tarafından diş etleri temizlenerek de bu durumdan kurtulmak mümkün.

Kişilerde periodontitis seviyesinde iltihap görülüyor ve ilerleme gösteriyorsa bu durumda dişçiye başvurmak gerekmektedir.

Dişçiler kök planlama ve ölçümleme ismi verilen yöntemler ile diş etlerini bu plakalardan temizleyerek bu iltihaptan kurtulmanıza yardımcı olur.

Genel olarak bu seviye olan iltihaptan kurtulmak için temizleme işlemi sonrasında antibiyotik kullanımı gerekmektedir. Eğer bu seviyeden çok daha fazla ilerleme görülüyorsa, bu durumda ameliyat gerekmektedir.

Источник: https://www.necibe.com/jinjivit-nedir-7258/

Jinjivit (Diş Eti İltihabı) Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Jinjivit Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Birçoğumuz dişlerimizi düzenli fırçaladığımız, diş ipi kullandığımız ve diş hekimine periyodik olarak gidip temizlettiğimiz halde diş eti kanaması sorunu yaşıyoruz.

Dişlerimize iyi bakmadığımız için ortaya çıktığını düşündüğümüz bu durumun tek sorumlusu olarak da kendimizi görürüz. Evet, ideal bakımı olmayan ve çürük barındıran dişler, beraberinde diş eti iltihabı (jinjivit) veya kanama sorunlarını getirebilir.

Fakat birçok vakada bu durumun asıl kaynağı kişinin kalıtımsal yatkınlığı veya bağışıklık sisteminin zayıf olmasıdır.

Gün içinde bir şeyler yiyip içmenin sonucunda yeterli ağız bakımının yapılmaması birçok diş ve ağız hastalığına davetiye çıkarmaktadır.

Bunlardan biri olan jinjivit, en çok ağız bakımının yetersiz olmasından kaynaklansa da, pek çoğu da kalıtsal yatkınlıktan dolayı meydana gelmektedir.

 Günde iki kez dişlerin fırçalanması ve diş ipinin kullanılması diş doktorları tarafından sürekli tekrarlanan önerilerden biridir. Ancak aksi durumlarda diş plakları kaçınılmaz olmakta ve giderek diş eti sağlığını tehdit eder hale gelmektedir.

Protez Diş Nedir? Bakımı Nasıl Yapılır? Çeşitleri Nelerdir?

Dişlerde oluşması muhtemel iltihaplanmayı tetikleyen ana unsur dişlerin fırçalanmaması olsa da, bağışıklığın düşük olması ve C vitamini eksikliği gibi durumlar da diş eti iltihabına sebep neden olmaktadır.

Diş eti iltihabı teşhisinin kişilerin kendileri tarafından yapılması oldukça zordur. Geç fark edilen ve epeyce ilerlemiş olan jinjivit, sonrasında daha ciddi diş eti hastalıklarına yol açmaktadır.

Şimdi dilerseniz hep birlikte diş eti iltihabının altında yatan etkenlere, nasıl önleyebileceğimize ve en önemlisi tedavisine göz atalım.

Jinjivit (Diş Eti İltihabı) Nedir?

Dişlerini fırçalarken kanamanın görülmesi pek çok kişinin ortak şikayetlerinden biridir. Bu durum diş eti sağlığında işlerin yolunda gitmediğinin en önemli belirtilerinden biridir.

Sağlıklı bir diş etinden bahsedebilmek için, diş etlerinin çekilmemiş ve kızarmamış olması gerekiyor.

Jinjivit yani diş eti iltihabı görülen kişilerin çoğunda diş plağı ve diş taşları bulunmaktadır.

Ancak diş bakımı dört dörtlük olan kişilerde bile diş eti iltihabı görülebilir. Çünkü jinjivitin altında yatan asıl etken genetik yatkınlıktır. Zamanında tedavi edilmediğinde diş etlerinin tamamen deforme olması, dişlerin tutunacak yer bulamadığı için diş eti çekilmesine ve zamanla dökülmesine neden olacaktır.

Jinjivitin Nedenleri Nelerdir?

Jinjivit sorununa yanlış diş bakımı ve genetik yatkınlık başlıca neden olarak gösterilse de, bazı önemli hastalıklara bağlı olarak da diş eti iltihapları sıklıkla görülmektedir.

Bu hastalıklardan biri olan şeker hastalığı ve tiroid rahatsızlıkları, diş eti sağlığını doğrudan etkileyerek, jinjivite neden olmaktadır.

Ayrıca zararlı alışkanlıklardan olan sigara da jinjiviti tetikler.

Eğer gün içinde aşırı çay-kahve tüketimi oluyor ve diş bakımına yeterince özen gösterilmiyorsa da, diş eti iltihabından söz edilebilir.

Diğer yandan hormonal dengenin tamamen değiştiği hamilelik döneminde de bayanlar diş eti iltihabına daha yatkın hale gelmektedir.

Ağız sağlığının en büyük düşmanlarından biri olan stres ve gerginlik gibi duygular da jinjivitin nedenleri arasında gösterilmektedir.

Jinjivitin Belirtileri Nelerdir?

Jinjivit hastalığından şüphe edilmesi için en önemli belirtilerden biri, diş etlerinin şişmiş ve kızarmış görüntüsüdür.

İlerlemiş olan jinjivitte, kişinin dişlerine dışarıdan bakıldığında dahi teşhis edilebilir.

Hafif boyutta jinjivit pek çok kişi arasında yaygın bir sıkıntı olsa da, özellikle ciddi şeker hastalığı bulunanlar ve hamile bayanlar, jinjivitin hedefindeki kişilerdir.

Diş eti iltihabı, diş eti çizgisini oluşturan ve tahriş eden plaktan kaynaklanmaktadır. Diş eti hastalıklarının en erken evresi olan iltihap hemen fark edilmeli ve önlem alınmalıdır. Aksi halde dişlerin çekilmesine ve hemen ardından dökülmesine sebep olabilmektedir.

Dişlerinizi her fırçaladığınızda, hatta fırçalamadığınız zamanlarda bile kanıyorsa hiç vakit kaybetmeden bir hekime görünmelisiniz.

Bu duruma yol açan etkenlerin en başında; aşırı sigara ve alkol kullanımı, bazı kalıtsal hastalıklar, yeterli bakım yapılmaması, stres, gerginlik ve vücuttaki bazı vitaminlerin eksik olması gelse de, bir diğer önemli neden diş aralarında diş taşlarının oluşmasıdır.

Aslında diş taşı veya tartar oluşumu da dolaylı olarak ağız ve diş bakımının yeterli yapılamamasına bağlanıyor. Düzenli olarak fırçalanılmayan dişlerde tartar oluşması kaçınılmazdır.

Diş Hekimi Deniz Ünaldı, tartar oluşumunu engellenmesi ve daha sağlıklı sonuç alınması için diş fırçasının dişlere 45 derecelik açı ile tutulmasını öneriyor.

Diğer birçok uzmanın önerisini destekleyen Ünaldı, sadece fırçalamanın yeterli olmayacağını, bu işlemin ardından mutlaka diş ipi veya ara yüz fırçası kullanılmasını önermektedir.

Jinjivitten Korunma Yolları Nelerdir?

Beslenme ile direkt alakalı bir rahatsızlık olan jinjivit, öncelikle doğru bir ağız ve diş bakımı ile kontrol altına alınabilir ve önlenebilir bir sorundur. Özellikle her gün yatmadan önce dişleri fırçalamak ve diş ipi ile detaylı bir temizlik yapmak şarttır. Diş ipinden başka ara yüz fırçası dediğimiz çok ince fırçalar vardır.

Bunlar normal diş fırçasının giremediği çok dar alanlara bile girerek, dişlerin arasında kalan yemek kırıntılarını temizleyebilir. Ayrıca sigara gibi zararlı alışkanlıkların bırakılması da, jinjivit ihtimalini düşürecek etkenler arasındadır.

Eğer gün içerisinde dişlerinizi fırçalayacak kadar zamanınız yoksa, yanınızda küçük boydaki gargaralardan taşıyabilir ve ağzınızı çalkalayabilirsiniz.

Dişlerin ve diş etlerinin korunması için izlenmesi gereken diğer yollardan bazıları şu şekildedir;

  • Diş fırçalamaya başlamadan önce diş fırçası kesinlikle ıslatılmamalıdır.
  • Hemen hemen herkes için orta sertlikte diş fırçası önerilmeltedir.
  • Kullanılan macun ne çok az ne çok fazla olmalıdır. Fındık büyüklüğünü geçmeyecek kadar olması yeterlidir.
  • Sürekli aynı diş macunu kullanılmamalıdır.
  • Diş fırçası diş eti birleşimine 45 derecelik açı ile tutulmalı ve dairesel hareketler uygulanmalıdır. Çiğneme dişleri ise ileri – geri hareketleri ile fırçalanmalıdır.
  • Fırçalamadan sonra mutlaka diş ipi, gargara veya ara yüz fırçası kullanılmalıdır.
  • Beslenme düzneine dikkat edilmeli vücut için gerekli olan vitamin ve mineraller mutlaka alınmalıdır.
  • Sigara kullanılıyorsa azaltılmalı veya içtikten sonra en azından gargara yapılarak zehrin diş etlerinden arındırılması sağlanmalıdır.
  • Kendi yaptığınız bakımın haricinde diş hekiminizin önereceği şekilde, periyodik olarak kontrollere gitmeli ve diş temizliği yaptırılmalıdır.
  • Diş eti iltihabı bazı ilaçların yan etkisi olarak da ortaya çıkabilir. Bu nedenle düzenli kullandığınız bir ilaç varsa olası yan etkilerine karşı önlem almalısınız.
  • Ağız yaraları da diş etlerinde iltihaba sebep olabilir. Eğer ağzınızda aft benzeri yaralar çıktıysa, hemen müdahale ederek daha başka sorunlar yaratmasını önleyebilirsiniz.

Jinjivitin Tedavisi Nedir?

Jinjivit tedavisi, genellikle doktorun diş eti iltihabının boyutuna göre öngördüğü şekilde tedavi edilmektedir. Öncelikle jinjivitin başlıca sebeplerinden olan diş plakları diş doktoru tarafından temizlenerek, tedavinin ilk aşaması tamamlanır. Diş eti hastalıkları arasında tedavisi en kolay olan ve rahatsızlığın ilk aşaması olan jinjivittir.

Doktor tarafından detaylı diş temizliğinin yapılmasının ardından, eğer dişlerde ödem benzeri şişlikler varsa, gerekli ilaç tedavisi ile bu şişliklerin inmesi sağlanır.

Sonrasında ise doktorun önerdiği şekilde dişlerin fırçalanması ve diş ipinin doğru kullanılması gerekmektedir.  Eğer bir defa diş eti iltihabı sorunu yaşadıysanız, bu tedavi süreci bitse dahi, bundan sonraki dönemlerde dişlerinize çok dikkat etmeniz gerekmektedir.

Aksi takdirde yeniden diş etlerinizin kanadığını ve şiştiğini görebilirsiniz.

Reflü Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Yukarıdaki yazımızda birçok insanın yaşadığı bir sorun olan diş eti iltihabından, buna sebep olan etkenlerden ve en önemlisi oluşmaması için yapılması gerekenlerden bahsettik.

Her yazımızda belittiğimiz gibi hastalığından tedavisinden daha da önemli olan şey korunma yollarıdır.

Eğer bir sağlık sorununun başınıza gelmemesi için neler yapılmaısı gerektiğini sonrasındaki gelişmelerin hiçbirini yaşamak zorunda kalmazsınız.

Источник: https://bilgihanem.com/jinjivit-dis-eti-iltihabi-nedir/

Fibromiyalji Nedir, Belirtileri ve Tedavisi Hakkında Her Şey!

Jinjivit Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Fibromiyalji, geceleri yeterince uyumanıza rağmen sabah kalktığınızda kendinizi hiç uyumamış gibi hissettiren yumuşak doku romatizmasıdır.

Genellikle yaşam tarzının değiştirilmesi ile tedavi edilebilen Fibromiyalji, stres devreye girdiği an yeniden tekrarlayabiliyor.

Kronik ağrı ve yorgunluk sendromu olarak da bilinen “Fibromiyalji sendromu” hakkında Memorial Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü uzmanları bilgi verdi.

Fibromiyalji Nedir? (Fibromiyalji Sendromu, Fibromiyalji Noktaları)

Fibromiyalji sendromu, uyku bozukluğu, kaslarda yaygın ağrı ve hassasiyet, aşırı yorgunluk, halsizlik ve sabah tutukluğu ile kendini belli eden kronik yumuşak doku romatizmal ağrı sendromudur. Özellikle vücudun belli noktalarından aşırı hassasiyet ile kendini belli eder.

Toplumun yüzde 3’ünde görülen fibromiyalji sendromu hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Romatizmal hastalıklar içerisinde en sık karşılaşılan ikinci hastalık olan Fibromiyalji kadınlarda erkeklere göre üç kat daha sık görülmektedir.

Yapılan araştırmalar, ülkemizde yaklaşık 1,3 milyon fibromiyalji hastası olduğunu göstermektedir. Fibromiyalji belirtilerinin farklı hastalıklarla karşılaştırılma olasılığı ise çok yüksektir. Doğru teşhis konulamadığında fibromiyalji şikayetleri azalsa da bir süre sonra yeniden başlama riski çok fazladır.

Fibromiyalji tedavi edilmediğinde yaşam kalitesinde düşüş ve işgücü kaybına neden olur.

Fibromiyalji Belirtileri

Fibromiyalji belirtileri çok keskin olmamakla birlikte en önemli belirtisi vücudun belli yerlerinde görülen hassasiyettir. Bunu yanı sıra fibromiyalji özellikle ağrı ve sabahları zor uyanma ile kendini belli eder. Nefes almada zorlanma ve kulak çınlaması da en büyük fibromiyalji belirtilerindendir.

Fibromiyalji sendromu olan kişilerin özel bir karakteri vardır. Kendilerinden beklentileri çok yüksektir, mükemmeliyetçidir, çok titizdir ve duygu durumları çok çabuk değişir.

Bu kişilerin stresli zamanlarında ağrılarının artma ihtimali çok yüksektir.

Özellikle bel ve boyun ağrıları, kronik yorgunluk sendromu, depresyon, hipotiroidi ve uyku bozuklukları ile karşılaştırılan fibromiyaljinin belirtileri şöyle sıralanabilir;

  • Herhangi bir ağrıyı normalden daha fazla algılamak.
  • Ağrı yapmayan uyarıcıları da ağrı gibi hissetmek.
  • El ve ayaklarda karıncalanma hissi ve uyuşma
  • Çarpıntı
  • Egzersize karşı dirençsizlik
  • Kabızlık, ishal ve gaz şikayetleri
  • Depresyon hali
  • Hafıza problemleri
  • Gün boyunca yorgunluk hissi
  • Dinlenemeden uyanmış olma hissi
  • Uyku kalitesinde azalma
  • Noniseptif uyarılar nedeniyle, ağrının azaltılması ile hissedilen genel hassasiyet
  • Konsantrasyon bozukluğu, yeni şeyler öğrenme zorluğu
  • Kişiye göre değişen ödem hassasiyeti
  • Hastaların % 30-50’si eklem hipermobilitesine sahiptir.
  • Vücudun üst kısmı ile sınırlı olan kızarma eğilimi
  • Vücudun belli noktalarından aşırı hassasiyet de bu hastalığın en belirgin özelliği sayılır.

Fibromiyalji Nedenleri

Fibromiyaljinin nedeni çok iyi bilinmese de yapılan araştırmalar genetik faktörlerin çok önemli olduğunu gösteriyor. Buna bağlı olarak 1. derece yakınlarında fibromiyalji görülen kişilerin bu hastalığa yakalanma riski 8 kat artıyor.

Aynı zamanda çevresel faktörler de fibromiyalji sendromuna neden olan önemli nedenlerden biri.

Özellikle çocukluk çağlarında geçirilen fiziksel ve duygusal travmalar fibromiyalji için büyük risk faktörleri arasında kabul edilir.

Fibromiyalji aynı zamanda psikolojik boyuta sahip bir hastalıktır. Depresyon hastalarında, uyku bozukluğu alanlarda ve anksiyetesi yüksek olan kişilerde fibromiyalji çok daha fazla görülüyor.

Genellikle 25-55 yaş aralığındaki kadınlarda daha sık görülen Fibromiyalji sendromu (yumuşak doku romatizması)erkeklerde ve çocukluk döneminde de görülebilmektedir. Hastalık özellikle eğitim ve ekonomik düzeyi ortalamanın üzerinde olan kişilerde daha sık görülmektedir.

Mükemmeliyetçi ve işkolik kişilik yapısı da fibromiyalji hastalığına yakalanma nedenleri arasında gösterilebilir. Gazetecilik, Mimarlık, Finans Sektörü gibi meslekler ile uğraşanlarda fibromiyalji sıklıkla görülür. Ayrıca işini sevmeyen kişilerde de fibromiyalji görülür.

Mutsuzluk ağrıları artıran bir faktör olduğu için yaptığı işten memnun olmayanlar da en az stresli mesleklerde çalışanlar kadar fibromiyalji olma riskine sahiptir.

Genel olarak bakıldığında Fibromiyalji nedenleri uyku bozukluğu, ağrı algılama bozukluğu, santral sinir sisteminde nörotransmitter denilen maddelerin dengesizliği, sinir sistemi ve hormonal sistem bozukluğu, kas ve kas işlevlerinde bozukluk, sempatik sistemin aşırı çalışması olarak sıralanabilir.

Fibromiyalji İçin Hangi Doktora Gidilmeli?

Fibromiyalji belirtileri fark edilir edilmez teşhis için tam donanımlı bir hastanenin romatoloji uzmanına, tedavi içinse fizik tedavi ünitelerine başvurmak gerekir. Oldukça karmaşık bir hastalık olan fibromiyalji için multidisipliner bir tedavi uygulanır. Psikolog ve fizyoterapist dışında pek çok branştan da destek alınabilir.

Fibromiyalji Teşhisi

Fibromiyalji teşhisi hastanın öyküsü, hastalık belirtileri ve fiziki muayene ile konur. Fibromiyalji teşhisi için üç ay şikayetlerin ve belirtilerin devam etmesi gerekir. Fibromiyalji muayenesinde tender point denilen vücudun 18 hassas noktasından yaklaşık 11’inde bu ağrılı noktaların bulunup bulunmadığı tespit edilir.

Bu referans noktalarında hastanın aşırı hassas olması temek şart kabul edilir. Fibromiyaljinin sadece kan tetkiklerinde ortaya çıkmasını beklememek gerekir. Ancak kan tetkikleri ayırıcı tanı için istenebilir. Sık sık başka hastalıklarla karıştırılan fibromiyaljide, bu karışıklığı önlemek için yapılacak tetkikler büyük önem taşır.

Fibromiyalji Tedavisi Nasıl Yapılır?

Fibromiyaljinin tedavisinde istikrar çok önemlidir. Doğru teşhis konulmaz ise farklı bir hastalığın tedavisine başlanmış olur ve hasta gereksiz bir ilaç yükü altında ek sorunlarla karşılaşabilir.

Bu durum fibromiyaljinin kronikleşmesine de neden olur. Sürekli doktor değiştirmek, tedavisi yarıda kesmek ve farklı tedaviler arayışında olmak da fibromiyalji tedavisini olumsuz etkiler.

  İlaçla tedavi edilebilen fibromiyalji hastalığında özellikle tedaviyi sürdürülebilir kılmak çok önemlidir.

Fibromiyalji hastalarının ilaç tedavisine ek olarak günlük hayatlarında da birtakım değişiklikler yapması gerekmektedir. Stresten arındırılmış, düzenli bir yaşam, dengeli beslenme ve düzenli uyku tedavinin en önemli anahtarlarıdır. Vücut dinlenemediği sürece kişi, günlük yaşamda karşılaştığı en ufak bir olaya bile aşırı tepki verecektir.

Fibromiyalji tedavisinde en önemli prensip hasta-hekim işbirliğidir. Kişiye özel uygulanan tedavi seçenekleri arasında PRP uygulamaları, fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemleri, egzersiz programmlarından biri ya da hepsi birlikte uygulanabilir.

Özellikle son dönemlerde PRP yöntemi ile fibromiyalji hastalığında asıl sebep olan fibrozitleri (ağrılı kas düğümleri) yok etmek çok daha kolay.

Fibromiyalji tedavisinde kişiye bağlı olarak değişebilecek bazı fizik tedavi seçenekleri şöyledir;

  • Bölgesel Enjeksiyonlar,
  • Ozon Tedavisi,
  • Elektroterapi Uygulamaları (Tens, Ultrason Tedavisi, Enterfrensiyel Akımlar, Biofeedback, Hvgs),
  • Sıcaklık Ajanları,
  • Doku Masajı,
  • Klasik Masaj,
  • Germe Gevşeme Eğitimleri
  • Prp (Trombositten Zengin Plazma),
  • Nöralterapi,
  • Proloterapi,
  • Manipülasyon. 

Fibromiyalji Egzersizleri

Fibromiyalji egzersizleri tedavi sürecinin en önemli kısımlarından biridir.  Yorucu ve stresli bir iş günü sonrasında haftada en az 3 kez spor yapmaya vakit ayırmak gerekir.

Özellikle uzun saatler masa başında çalışmak ve hareketsizlik, kasların gelişimini olumsuz yönde etkiler. Spor sayesinde kişinin hem kasları çalışmakta hem de kendini iyi hissetmektedir.

Sadece ilaçla bu hastalığın tedavisinin mümkün olmadığı unutulmamalıdır.

Fibromiyalji tedavisinde amaç, ağrı ve yorgunluktan şikayet eden, fiziksel ve sosyal yaşamı etkilenmiş kişinin sıkıntılarına yönelik tedavi seçeneklerini hazırlamaktır.

İlaç tedavisinde ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler tercih edilir. Ancak ilaç tedavisine ek olarak hasta eğitimi de önemlidir.

Uzun süreli oturma, ayakta durma, stres, uzun süre yazı yazma, ağırlık kaldırma, kolların gergin pozisyonda çalışmasının şikayetleri artıracağı unutulmamalıdır.

Fibromiyalji için yapılan egzersizler ile kondisyon artışı sağlanır, travmalar ve dışardan gelen zararlı uyaranlar azaltılır ve ağrı döngüsü kırılmış olur. Fibromiyalji hastalarının özellikle aerobik, duruş, germe, pilates, yoga ve yüzme egzersizleri yapmaları çok önemlidir.

Bunun yanı sıra, sıcak tedaviler, elektrik simülasyonları, kaplıca ve masaj gibi fizik tedavi uygulamaları oldukça etkilidir.

Fibromiyalji hastaları her ne kadar egzersiz yapmakta zorlansa da hafif şiddette başlayıp, hafif şekilde devam edildiğinde haya kalitesinde büyük artış gözlenir.

Fibromiyalji İlaçarının Kullanımı

Fibromiyaljide her hasta ayrı ayrı ele alınıp tedavisi yapılmalıdır. İlaç ile tedavi edilen fibromiyalide uzun süre ilaç kullanımı da zararlı olabilir. Fibromiyalji sendromunda antidepresan grubu ilaçlar da kullanılabilmektedir. Bu ilaçlar hem uykuyu düzenlemekte hem de kronik ağrılı durumlara iyi gelmektedir.

Ancak bu ilaçları uzu süre kullanmak kişilerde bağımlılık yaratabilir.  Bu da fibromiyaljinin tedavi edilmemesine neden olmaktadır. Psikiyatrik ilaçların ancak eşlik eden psikolojik bir rahatsızlık durumunda kullanılması tavsiye edilir.

Fibromiyalji ağrıları için kullanılan ağrı kesicilerin kullanımında ise böbrek, mide ve tansiyon problemlerine dikkat edilmelidir.

Fibromiyaljiden korunmak için bunlara dikkat edin!

Fibromiyalji her ne kadar hayatı tehdit eden bir hastalık olmasa da hayat kalitesini son derece etkilediği için titizlikle takip edilmelidir. Tedavisi uzun sürebilen fibromiyalji bulgularında düzelme olana dek hekim kontrolü şarttır. Fibromiyaljiden korunmak için bunlara dikkat etmek gerekir;

  • Düzenli olarak egzersiz yapmak çok önemlidir. Özellikle gevşeme egzersizleri, germe egzersizleri, kardiyovasküler kondüsyon egzersizleri, düşük yoğunlukta yürüyüş, yüzme ve bisiklete binme, su aerobiği gibi aktiviteler faydalıdır.
  • Fibromiyalji tedavisi için kullanılan ilaçlar, ağrıyı azaltmak, uykuyu düzenlemek ve depresyonu tedavi etmeye yöneliktir. Antidepresanlar, ağrıı kesiciler, uyku düzenleyiciler ve kas gevşetici ilaçlar mutlaka doktor kontrolünde kullanılmadır.
  • Uyumadan önce çay, kahve, alkol, kola gibi maddelerden uzak durmak gerekir.
  • Fizik tedavi uygulamalarından sıcak uygulama, derin ısıtıcılar ve elektriksel stimülasyon, masaj ve kaplıca kürleri tavsiye edilir.
  • Sıcak ve kuru hava fibromiyaljiye iyi gelebilir.
Güncellenme Tarihi: 15 Haziran 2017Yayınlanma Tarihi: 15 Haziran 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/fibromiyalji/

Jinjivit (Diş Eti İltihabı)

Jinjivit Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Diş eti hastalığı dişleri çevreleyen ve destekleyen dokuların ve kemiklerin enfeksiyonudur. Periodontal (dişetlerini saran) hastalık da denir.

Diş eti hastalığının iki aşamasına jinjivit ve periodontitis denir. Jinjivit sadece diş etlerini, işi çevreleyen dokuyu etkileyen hafif şiddetli bir diş eti hastalığıdır. Periodontitis kötüleşmiş ve diş etinden dişleri destekleyen doku ve kemiklere sıçramış olan diş eti hastalığıdır.

  • Jinvivit Dişler fırçalandığı zaman kolayca kanayan kırmızı, şişmiş diş etlerine sebep olur. Jinjiviet genelde ağrıya sebep olmadığı için birçok insan ihtiyaç duyduğu tedaviyi almamaktadır.
  • Periodontitis diş eti hastalığı azdığı vakit ortaya çıkmaktadır. Diş etleri dişten uzaklaşır ve bakteri denilen mikropların büyüyüp dişi destekleyen kemiğe zarar verebileceği derin cepler oluşturur. Diş etleri ayrıca dişlerden çekilebilir. Bu durum dişlerin daha uzun görünmesine sebep olur. Dişler gevşeyebilir, düşebilir veya bir dişçi tarafından çekilmek zorunda kalabilir.   

Sebepler

Ağzınız sürekli olarak plaka denilen ve bakteri taşıyan şeffaf ve yapışkan bir madde üretir. Plakalardaki bakteriler iş etlerini tahriş eden ve diş eti dokularının hasar görmesine sebep olan zehirler ve toksinler üretirler.

Eğer dişlerinizdeki plakaları iyi bir şekilde temizlemezseniz, plakalar diş etinin altına yayılabilir ve dişi destekleyen kemiğe zarar verebilir.

Zamanla plakalar tartar denilen maddeler şeklinde sertleşir ve bir diş doktoru veya teknisyeni tarafından alınması gerekir.

Şu şartlarda diş eti hastalığı geliştirme riskiniz artar:

  • Dişlerinizi iyi temizlemiyorsanız.
  • Sigara içiyor veya tütün çiğniyorsanız.
  • Ailenizde diş eti hastalığı olan biri varsa.
  • Vücudunuzun enfeksiyonla savaşmasını zorlaştıran şu hastalıklardan biri varsa:
    • Kontrol altında olmayan şeker hastalıkları, AIDS veya lösemi.
    • Yüksek stres seviyesi.
    • Besin açısından zayıf kötü beslenme.

Belirtiler

Eğer hafif ölçekli bir diş eti hastalığınız varsa, bunun farkında olmayabilirsiniz. Sağlıklı diş etleri pembe renkte ve sıkıdır, dişin etrafına iyi bir şekilde oturur ve kolay kolay kanamaz. Fakat hafif iş eti iltihabı (jinjivit) şunlara sebep olur:

  • Kırmızı, şişkin veya dokununca acıyan diş etleri.
  • Diş fırçalama veya diş ipi kullanma sırasında kolayca kanayan diş etleri.

Diş eti hastalığı kötüleştikçe (periodontitis), belirtileri görmek daha kolaydır:

  • Dişten uzaklaşan veya çekilen diş etleri.
  • Sürekli nefes kokusu.
  • İş etlerinden iltihap akması.
  • Isırdığınızda dişlerin oturuş şeklinde değişme.
  • Sallanan diş.

Teşhis

Diş eti hastalığınız olup olmadığını bulgulamak için dişçiniz şunları görmek için muayene yapar.

hocam dişlerde sarılık ve azı dişlerde dişin kenarında sarı kaplama olmuş birde küçük siyah noktalar oluyor bunun tedavisi nasıl our geçermi devlet h… devamı

  • Kanayan diş etleri.
  • Diş etlerinin üstünde veya altında ser plaka oluşumu.
  • Diş etlerinizin dişten uzaklaştığı veya çekildiği alanlar.
  • Diş eti ve dişleriniz arasında oluşan cepler.

Dişçiniz veya diş eti bakımınızı yapan görevli, kemik hasarını veya diğer sorunları görebilmek için dişlerinizin röntgenini çektirebilir.

Tedavi

Diş eti hastalığınız hafifse, dişlerinizi her gün fırçalayarak ve diş ipi kullanarak ve diş etlerinizi dişçide düzenli olarak temizleterek sorunu çözebilirsiniz.

Diş eti hastalığınız azarsa sizin periodontitis hastalığınız vardır. Dişçiniz kök planlama ve ölçümleme denilen bir yöntem kullanarak dişlerinizi temizler. Bu yöntemle hem diş etinin üstünde hem de altında oluşan plaka ve tartaları temizler. Ayrıca ağzınızdaki enfeksiyondan kurtulmak için antibiyotik kullanmanız gerekebilir. Eğer diş eti hastalığınız şiddetliyse ameliyat gerekebilir.

Önlem

Diş eti hastalığı genellikle yetişkinler arasında yaygındır, fakat herkesi, hatta çocukları bile etkileyebilir. Bu yüzden dişle ilgili iyi alışkanlıklar ömür boyu önemini korur.

  • Dişlerinizi sabah ve akşam yatma vakti olmak üzere florlu bir diş macunuyla günde iki defa fırçalayın.
  • İki günde bir diş ipi kullanın.
  • Düzenli kontroller ve diş temizleme için dişçinizi ziyaret edin.
  • Tütün ürünleri kullanmayın.

Eğer hafif diş eti hastalığınız olduğunu düşünüyorsanız, kötüleşmeden önce mutlaka onunla ilgilenin. Dişlerinizi ve diş etlerinizi sağlıklı tutmak, dişçinizin sürekli kontrolüne gitmek, hastalığın kötüleşmesini önleyebilir.

Diş eti hastalığı olmak hamile kadınlarda erken doğum, aşırı zayıf doğum risklerini artırır. Ayrıca araştırmalar diş eti hastalığına sebep olan bakteriler ile kalp hastalığı arasında doğrudan bir ilişki bulmuştur. Yani dişinize ve diş etlerinize iyi bakmak, ağzınızı sağlıklı tutmanın ötesinde bazı sağlık faydalarına sahiptir.

Источник: https://www.hemensaglik.com/makale/jinjivit-dis-eti-iltihabi

Reflü Nedir, Belirtileri Nelerdir,Tedavisi Nasıl Yapılır

Jinjivit Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

reflü nedir,belirtileri nelerdir,tedavisi nasıl yapılır

reflü nedir

Tıp dilinde Gastro Özofageal olarak tanımlanan reflü hastalığı midedeki asit ve safra gibi maddeleri de içeren gıdaların tekrar yemek borusuna gelmesidir. Yani yediğimiz gıdaların çeşitli sebeplerden dolayı yemek borusuna geri çıkmasına reflü hastalığı denir.

Reflü, takip ve tedavi edilmesi gereken kişinin yaşam kalitesini etkileyen bir mide rahatsızlığıdır. Yenilen yemeklerin yemek borusuna tekrar çıkması, belli bir süre sonra yemek borusunda tahriş etmeye başlar.  Midede bulunan yemek asitleri yemek borusunu tahriş ederek kişiye rahatsızlık verir.

Reflü ülkemizde en sık görülen mide rahatsızlıklarından birisidir. Her 5 yetişkinden birisinde reflü problemleri görülmektedir.

Reflü belirtileri kendini göstermeye başladığı zaman, tedavi aksatılmamalı gerekli tedbirler alınarak hastalık kontrol altına alınmalıdır.

Tedavi edilmediğinde ve reflü ilerlediğinde mide asitleri yemek borusunu tahriş ederek yemek borusu kanseri riskini arttırabilir.

Reflü Belirtileri Nelerdir

Rerflü hastalığının pek çok belirtisi vardır. Ancak en sık görülen reflü belirtileri göğüste ağrı ve boğazda yanma hissidir. Pek çok hasta özellikle yemek yedikten bir süre sonra ağızlarına acı su geldiklerini şikayet ederler.

Ayrıca ses kısıklığı, öksürük, diş eti problemleri oluşması reflünün diğer belirtileridir. Bir diğer reflü belirtisi ise midede yanmaların olmasıdır. Özellikle ekşi ve acı yiyecekleri yedikten sonra midede rahatsız edici yanmalar oluşabilir. Ancak her mide yanması reflüyü işaret etmeyebilir.

Reflü dikkate alınması gereken bir mide rahatsızlığıdır ve reflü belirtilerini ayrıntılı olarak incelemekte yarar vardır.

Göğüs ağrısı oluşması; Mide asitlerinin yemek borusuna çıkması sonucunda yemek borusunda yanma meydana gelmesinin yanında asitler göğüste de ağrılara neden olabilir. Göğüs ağrıları yemek yendikten sonra mide asitlerinin salgılanmasıyla oluşur.

Özellikle midenin sindirmesi daha zor olan fazla baharatlı gıdalar nedeniyle mide daha fazla asit salgılar ve buna bağlı olarak yemek borusu yanması ve göğüs ağrıları artar.  Reflüye bağlı göğüs ağrıları yatay pozisyonda artar.Çünkü yatay pozisyonda mide asitleri daha kolay yukarı çıkar.

Bu sebepten dolayı daha dik pozisyon sağlayan reflü yastıkları kullanılabilir.

Mide yanması: Reflüde en sık karşılaşılan belirtilerden biri de mide yanmasıdır. Böyle durumlarda mide içeriğinin sanki yukarı çıktığı hissedilir.

Ses kısıklığı oluşabilir; Mide asitleri yemek borusunu tahriş ederek ses tellerine ulaşabilir. Bu durum belli bir süre sonra ses kısıklığına neden olabilir. Yemeklerden bir süre sonra ses kısıklığı ya da seste çatallaşma yaşanması reflü belirtisi olabilir.

Öksürük;Reflü problemi yaşayan kişilerde nadir de olsa görülen belirti öksürüktür. Yemek yedikten sonra belli bir süre sonra kişi öksürmeye başlar bunun nedeni mide asitlerinin yemek borusuna çıkmasıdır.

Boğaz ağrısı başlaması; Reflü hastalığının soğuk algınlığı ile karıştırılmasına sebep olan belirtisi boğaz ağrısıdır. Mide asitlerinin yemek borusuna doğru çıkması yemek borusunu tahriş ederek boğaz ağrılarına neden olabilir.

Hazımsızlık yaşanması; Reflünün en sık görülen belirtilerinden birisi sindirim güçlüğü yaşanması, yani hazımsızlıktır. Yemek yedikten sonra, mide yediklerini sindirebilmek için sık sık geğirme görülebilir. Karın bölgesi şiş ve serttir kişiye rahatsızlık verir.

Reflü Tedavisi Nasıl Yapılır

Özellikle günümüzde pek çok kişi reflü belirtilerinden yakınmaktadır ve reflü tedavi yolları denemektedir. Reflü tedavisini incelemeden önce reflüye neden olan bazı risk faktörlerine değinmekte yarar vardır.

Reflüye neden olan durumlar; 

  • Çok fazla alkol tüketimi 
  • Çok fazla yemek tüketmek 
  • Aşırı yağlı ve baharatlı yiyecekler yemek 
  • Obezite
  • Hamilelik 
  • 60 yaş ve üzeri olmak 

Hamilelikte reflü belirtilerinin görülmesinin nedeni;  gün gün büyüyen bebeğin bölgeye baskı uygulaması ve değişen hormonal dengelerdir. Ayrıca reflü belirtileri yemek yedikten sonra ve geceleri daha çok artar.

Reflü tedavisinde uygulanan ilk ve önemli adım ilaç tedavisidir. İlaç tedavilerinin de cevap vermediği durumlarda ya da uzun süre ilaç kullanımının sakıncalı olması durumunda reflüye cerrahi müdahaleler gerekebilir. Reflü tanısı koymak için hastaya endoskopi uygulanır.

Mideye kadar inen kamera sayesinde mide kapağı, yemek borusu ve mide yüzeyindeki durumlar tespit edilir. Ayrıca ph metri ile yemek borusundaki reflü ölçülür. Reflü şikayeti yaşayanların yedikleri besinlere çok dikkat etmesi gerekmektedir.

Reflüyü tetikleyecek mide asidini arttıracak yiyeceklerden uzak durulması gerekir.

Reflü hastalarının dikkat etmesi gerekenler;

  • Aşırı baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Asitli ve kafeinli içecekler reflüyü tetikler.
  • Soğan, sarımsak ve çikolata gibi besinler mide asidini arttırır.
  • Öğünlerde yemek porsiyonuna  dikkat edilmelidir. Aşırı yemek tüketilmemelidir.
  • Alkol ve sigara kullanımı asit dengesini olumsuz etkiler.
  • Ağrı kesini ve aspirin kullanımı doktor kontrolünde olmalıdır.
  • Mideyi yormayan mide asidini azaltan yiyecekler daha fazla tüketilmelidir.
  • Reflüye iyi gelen yiyecekler; Muz, Patates, Yulaf ezmesi, Badem, Hardal, Zencefil, Karbonat, Rezene,Maydanoz, Tarçın ve Ananas
  • Ayrıca sakız çiğnemek reflü hastaları için faydalıdır. Çünkü ağız içindeki tükürük miktarını arttırır, mide asidini dengeler.

Reflü Bitkisel Tedavisi 

Reflü şikayetlerini azaltmak için mide asidini dengeleyen bitkisel tedavilerden de yararlanmak mümkün. Özellikle yemeklerden sonra oluşan mide yanmalarını azaltan reflü bitkisel tedavi yöntemlerini deneyebilirsiniz.

Bir tutam marul ve 4 adet havucun suyunu sıkıp bir bardak su ile karıştırın. Daha sonra karışımı süzün. Elde ettiğiniz karışımı sahaları aç karına içebilirsiniz.

Bir adet yumurta akını 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile karıştırın ve gün içinde 2 kere içebilirsiniz.

1 litre kaynamış suyun içine 1 avuç kurutulmuş fesleğen atın. Demledikten sonra süzün ve gün içinde 3 kez birer bardak içebilirsiniz.

Источник: https://www.faydaloji.com/reflu-nedir-belirtileri-nelerdir/

Jinjivit için Etkili 5 Ev Tedavisi

Jinjivit Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Jinjivit için Etkili 5 Ev Tedavisi – https://www.sagliklimiyim.com/jinjivit-icin-etkili-5-ev-tedavisi/

Çoğu zaman dişlerimizde biriken plak ve tartara alışkın bir şekilde yaşarız, diş eti iltihabına diğer bir adıyla jinjivite yol açan bakterileri düşünmeyiz bile.

İster inanın ister inanmayın, diş eti iltihabı ciddi bir hastalık değildir.

Düzenli diş fırçalamak, diş ipi kullanmak, diş temizletmek için dişçiye gitmek gibi alışkanlıkları edinerek ortadan kaybolabilir.

Eğer diş eti iltihabı düzgün tedavi edilmezse periyodontitise dönüşebilir. Periyodontitis diş çevresinde daha şiddetli bir enflamasyondur. Aşağıdaki belirtiler oluşur:

  • Diş etleri dişlerden ayrılarak uçuk oluştururlar.
  • Buna karşılık, bağışıklık sistemi enfeksiyona karşı savunmasını artırır.
  • Bakterilerden gelen toksinler ve vücudun doğal savunma sistemi, kemiği ve dokuyu yok eder ve bu da dişleri izole eder. Ne yazık ki, bu noktada tek çözüm diş çekimidir.

Risk faktörleri

Peki ya diş eti hastalıklarına sebep olan nedir?

  • Sigara içmek, diş eti hastalıklarının gelişmesine neden olan alışkanlıklardan biridir.
  • Hormonal değişiklikler diş etlerini zayıflatır.
  • Şeker hastalığı olan insanlarda enfeksiyon gelişme olasılığı daha yüksektir.
  • Kanser veya AIDS tedavileri diş eti sağlığını tehye atabilir.
  • Daha az tükürük üretmeye sebep olan bazı ilaçları alan insanlar daha yüksek risk grubundadır çünkü ağızları bakterilere karşı daha hassastır.

Semptomlar

Diş eti hastalıklarının birçok semptomu vardır:

  • Ağız kokusu
  • Kırmızı diş etleri
  • İltihaplı diş etleri
  • Çiğnerken ağrı
  • Gevşek dişler
  • Hassas dişler

Jinjiviti nasıl tedavi edersiniz?

Yapılması gereken ilk şey, enfeksiyonu kontrol etmektir. Diş eti iltihabının ne kadar ciddi olduğuna göre farklı tedaviler mevcuttur.

Diş eti iltihabı olan insanlar genellikle sık sık kanamaya maruz kalırlar. Seçtiğiniz çözüm ne olursa olsun, mesele onu bir alışkanlık haline getirmektir.

Diş eti iltihabıyla ilgili aşağıdaki tedavileri bir deneyin. Sizi şaşırtacaklarına eminiz!

1. Karbonat

Karbonat alkali özellikleri olan bir antiasittir. Mantarla savaşabilir ve pH seviyelerini dengeler.

Malzemeler

  • Yarım bardak su (175 ml)
  • 3 yemek kaşığı karbonat (30 g)
  • Diş ipi

Hazırlanışı

  • Önce, karbonatı suya ekleyin.
  • Ardından 2 yemek kaşığı sıcak su ekleyin.

  • Sonra, diş ipini karışıma batırın ve diş etlerindeki boşluklara ve yiyeceklerin birikme eğilimi olan bölgelere uygulayın.

  • Daha sonra, diş fırçasını karışıma koyun ve dişlerinizi normalde yaptığınız gibi fırçalayın.
  • Son olarak, ağzınızı bol miktarda su ile durulayın.

2. Nane yaprakları

Nane antiseptik ve antibakteriyel özellikleri olan bir bitkidir. Onun özellikleri onu diş eti iltihabının sebep olduğu bakteri ve enflamasyonla savaşmak için ideal kılar.

3. Zerdeçal

Zerdeçalda bulunan kürkümin antioksidan, antiviral ve anti-enflamatuvar faydalar sağlar. Bu özellikler diş eti iltihabını rahatlatmakta iyi olduğu kadar plak oluşumunun da giderilmesine yardımcı olur.

4. Hidrojen peroksit

Hidrojen peroksit bakterileri anında yok eden bir kimyasal bileşendir.

5. Tuz ve limon

Limon harika bir temizleyici ve antibakteriyel ajandır. Buna ek olarak, tuz da her türlü yarayı tedavi edebilir ve enfeksiyonların kötüleşmesini önler.

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.