Kadın Bakıyor, Erkek Terk Ediyor!

Kadınlar şiddet gördükleri erkekleri neden terk etmiyor?

Kadın Bakıyor, Erkek Terk Ediyor!

Kadınların şiddet gördükleri erkekleri neden terk etmediği hep sorulur. Bu soruya yanıt veren Mor Çatı gönüllüsü, psikolog Feride Yıldırım Güneri,  “Kadınlar ilişkilerinin değil, şiddetin bitmesini istiyorlar” dedi. 

Son günlerde magazin sayfalarında sık sık şiddet haberleri okuyoruz. Kamuoyunda tanınan bu kadınların nasıl şiddet gördüklerini, şiddet gördükleri kişilerden ayrıldıklarını, dava açtıklarını, ardından da “şiddet yüzünden terk ettiği ve 'Bir daha asla bir araya gelmemiz mümkün değil' dediği kişiyle (bilmem kaçıncı kez) barıştıklarını” izliyoruz.

“Ünlü” olsun olmasın, kadınların şiddet gördükleri erkekleri neden terk etmediği hep sorgulanan bir konudur. Bu sorgulama çoğu zaman, şiddet gören kadının yargılanması ve “o da haketmiş” sözleriyle sonlanır. Bunun böyle olmaması gerektiğini bilsek de, kadınların neden terk etmediğini de bilmiyoruz.

 Mor Çatı gönüllüsü, psikolog Feride Yıldırım Güneri bunun nedenlerini Bianet'ten Çiçek Tahaoğlu'na anlattı.

Güneri, cevabı ilk cümleden verdi: “Kadınlar ilişkilerinin değil, şiddetin bitmesini istiyorlar”. Ve önemli bir mesaj ekledi:

“Şiddet sizden kaynaklanmadığı için siz durduramazsınız. Durdurmaya çalışarak vakit harcamayın. Şiddet bir ilişkinin başında varsa, katlanarak devam eder.  Ne kadar erken o ilişkiden çıkarsanız, ilişkiden çıkmak o kadar kolay olur.”

Güneri, şiddet uygulayan kişilerin manipülatif karakterlerine dikkat çekti ve şöyle bir örnek sundu:

“Şiddet uygulayan kişiler ne kadar iyi eğitimliyse, o kadar manipülatif olur. Örneğin sizin sevgiliniz size şiddet uygularsa, sizin onunla kalmanızı sağlamak için bu yaşadığınız olayın her gün yazdığınız, benimle röportaj yaptığınız olaylardan farklı olduğuna, gazetelerdeki gibi 'basit şiddet olayı' olmadığına, sizin özel ilişkinize dair bir şey olduğuna sizi inandırması lazım.

'Sen kadınsın, ben erkeğim, döverim' diyen birini birinci dakikada şutlarsınız ama 'Biz o kadar aşığız ki, bu farklı' ya da 'Bu kadar tutkulu bir aşkta şiddeti niye sınırlayalım' gibi söylemlerle sizin gitmenizi geciktirebilir, bunun karşısında entelektüel bir argüman geliştirmeniz gerekir. Şiddet uygulayan kişi, karşısındaki alıcıya göre senaryo üretiyor.

O söyleşinin tamamı şöyle: 

En çok merak edilenden başlayalım, şiddet gören bir kadın, şiddet uygulayan partnerini neden terk etmiyor?

Kamuoyunun merak ettiği ve görmek istediği neden terk etmediği de değil, neden hemen terk etmediği. Ama kadınlar ilişkilerinin değil, şiddetin bitmesini istiyorlar. Bunun için de defalarca şans veriyorlar. Bu şansı neden verdiklerinin kolay bir cevabı yok çünkü şiddetin olduğu ilişkiler çok komp.

Şiddet, ilişkinin başından beri kendini çok belli etmeden, daha kabul edilebilir gerekçelerle, bir sürü bahaneyle o ilişkinin içine giriyor.

Yani yavaş yavaş vücudunuzu saran bir enfeksiyon gibi; bir sabah aniden çok büyük bir enfeksiyonla uyanmıyorsunuz, uzun yıllardır oraya yerini yapmaya başlayan bir birikim oluyor.

Dolayısıyla ilişkinin içinden gelen ve daha önceki süreçlerin devamı oluyor ama dışarıya yansıdığı zaman görünen yüzü oluyor.

“Şiddet bir davranış değil, düşünce biçimi”

Yani en görünür ve en şiddetli boyuta ulaştığında kişi bir normalleştirme süreci mi yaşamış oluyor?

Normalleştirme değil ama şiddet dinamikleri derinleşmiş oluyor, ilişkinin içine kancasını atmış oluyor.

Ne şiddet? Ne değil? Kim haklı? Kim haksız? Niye böyle bir şey oldu? İlişkinin içinde tüm bunlar daha az net olmaya başlıyor.

Şiddetin onlardan veya ilişkiden kaynaklanan bir sorun olduğunu, dolayısıyla kendilerini ya da ilişkinin bazı açılarını değiştirirlerse, şiddeti de durdurabileceklerine inanıyorlar.

Kadınlar neden kalıyor, sorusunun çok katmanlı cevapları var. Ekonomik açıdan, sosyolojik açıdan, kişisel açıdan bakabiliriz ama en önemlisi şiddetin döngüsünü anlamak, şiddetin nasıl bu kadar uzun sürdüğünü de anlamanın anahtarı aslında.

Şunu belirtmek gerekiyor, şiddet bir davranış biçimi değil, bir düşünce biçimi. Davranışları nispeten daha kolay değiştirebilirsiniz ama düşünce biçimlerini değiştirmek çok zor.

Şiddet sadece ve sadece şiddeti uygulayan kişi karar verirse ve bunun üzerine çalışırsa durdurulabilir.

Şiddete uğrayan kişi kendini o şiddet ilişkisinden uzaklaştırarak kendini korumak için bir şeyler yapabilir ama şiddeti durduramaz.

Şiddeti uygulayan kişi olayın sorumluluğunu hep şiddet uygulayan kişiye atar: “Senin yüzünden ben böyleyim”, “Sen beni ne hale getirdin?”, “Sen beni insanlıktan çıkarttın”, “Sen beni kadına vuran bir adam haline getirdin”. Bunu satmaya çalışır ve buna inanır. Doğru stratejilerle yaklaştıysa da, şiddete uygulayan kişi bunu alır. “Ben adamı delirttiğime göre, ben adamı delirtmemeyi de başarabilirim” üzerinden tekrar şans verir.

“Şiddet döngüsünün son aşaması: Af dileyen erkek”

Peki nedir şiddetin döngüsü?

Her ilişki için geçerli değil ama genellikle üç aşamadan oluşur:

* İlk aşama, gerginliğin tırmanması. Bu, fırtına öncesi sessizlik dönemi gibi. Her iki taraf da gerginliğin farkında.

* İkinci aşama, şiddetin yaşanması. Fiziksel, duygusal ya da cinsel şiddet olabilir. Kadının bunu durdurmak için yapabileceği hiçbir şey yok. Sadece kendini ve varsa çocuklarını koruyabilir.

* Üçüncü aşama, balayı aşaması. Fırtına öncesi sessizlik bitmiş, fırtınayla tüm enerji açığa çıkmış oluyor sonra bir sakinleşme, durulma dönemi geliyor. İşte bu dönemde şiddet uygulayan kişi, şiddet uyguladığı kişinin kalması için inanılmaz bir çaba sarf ediyor.

O asan kesen, vuran, kıran, bağıran adam gidiyor, bunun yerine af dileyen, değişme sözleri veren, hediyeler alan, ağlayan, ayaklarına kapanan, bazen intihar teşebbüsleri ya da tehditlerinde bulunan, kadını geri kazanmak için yapabileceği her şeyi yapan bir adam kadını ikna etmeye çalışıyor. Kadınlar da ilişkinin devam etmesini istedikleri için bunlara inanıyorlar.

Çünkü bakıyorlar ki karşılarında gerçekten yaptığından pişman ve değişme sözü veren bir adam var. Ama kabul ettiklerinde şiddeti ödüllendirmiş oluyorlar.

“Olayın sorumluluğunu üstlenip üstlenmediği çok önemli”

Bu sözler samimi mi?

Söylenirken samimi olabilir. Şiddet uygulayan kişi gerçekten bir daha yapmayacağını düşünebilir. Ama bu biraz da çok içilen bir gecenin sabahında “Bir daha elimi sürmeyeceğim” demek gibi. Ya da her pazartesi yeniden rejime başlamak gibi. İçini doldurmazsanız ve bu konuda çalışmazsanız sonucu gelmeyen bir değişim söz oluyor.

Bu noktada kadınlar için önemli bir anahtar, söz verirken olayın sorumluluğunu üstlenip üstlenmediğine bakmak olabilir. Çünkü şiddet uygulayanların önemli kişilik özelliklerinden biri, olayların sorumluluğunu üstlenmemektir. “Bunun sebebi ben değilim, sensin. Sen bana yaptırdın. Sen çok üstüme geldin ben de çileden çıktım” gibi sözlerle sürekli bir mağduriyet anlatıyorlar.

“Patolojik kıskançlık, sevgi değil şiddet”

Sizce affetme noktasında, kıskançlığın sevgi göstergesi sanılmasıyla da alakası var mı?

Tabii. Kıskançlık en başta sevgi olarak sunulan bir şey. Kadınların da bundan gururları okşanıyor. Kıskançlık olağan bir durum, belki her ilişkide vardır ama sağlıklı bir dozda vardır. Belki içten içe kıskanırsınız ama kıskançlık kısıtlamalara ve şiddete yol açmaz. Yani o kişinin davranışlarını, gittiği yerleri, geçmiş ilişkileri kısıtlamaz ve sorgulamazsınız.

Kısıtlamalara yol açtığında ve hayali olduğunda, bu patolojik bir kıskançlık oluyor ve şiddetle çok bağlantılı bir durum. Kadın cinayetlerinde de gerçek ve hayali kıskançlıklar arasında büyük bağlantılar var.

“Suçlu hissettirerek kadını kontrol ediyor”

Şiddet uygulayanın psikolojisinden de bahsedebilir misiniz?

Şiddet suçlu hissettirme ve hissettirerek kontrol etme denklemi üzerinden yürür. Şiddet uygulayan kişi suçlu hissettirme konusunda ustadır ve manipülatif bir kişidir. Kendine güveni son derece yetersizdir. Başkalarının pohpohlamasından beslenir. Pohpohlanmadığı sürede de kendisini yetersiz hisseder, bu yetersizliği kapatmak için şiddet uygular ve kendini güçlü hisseder.

Hepimizin hayatında zayıf noktaları vardır. Şiddet uygulayan kişi bu zayıflıkları bilir ve o suçluluk düğmelerine basarak da karşısındaki manipüle eder. Şiddet uygulayan kişiler, genellikle şiddet uyguladıkları kadına bağımlı olurlar ve gitmesini hiç istemezler. Kadın cinayetlerinin çoğu da ayrılma öncesi, ayrılık ve ayrılma sonrasında oluyor.

Tabii her şiddet uygulayan cinayet işlemiyor ama tacizlerini ve şiddeti çok uzun süre devam ettiriyor. Kadınlar kendi tacizcilerinin ve şiddet uygulayıcılarının en iyi ustası oluyorlar aslında. Onlar biliyorlar kim cinayet işleyebilir, kim işlemez. Ben bunu başvuran kadınlara soruyorum ve verdikleri cevaba inanıyorum.

“Şiddet uygulayıcı başarılı bir manipülatör”

Kadınların kalmasında en büyük etken, şiddet uygulayanın ikna süreci mi oluyor yani?

Bence, sizin sorduğunuz ünlü isimler için bu. Daha geniş baktığımızda en başta ekonomik koşullar var. Gideceksin ama nereye, nasıl gideceksin? Bir de çocuklar varsa daha zor. Bunlar reel zorluklar.

Şu andaki sosyal politikalar, kadının tek başına hayat kurmasını desteklemiyor. Barıştırıp, öpüştürüp, kadınları eve geri gönderme üzerine kurulu politikalar var. Toplumsal olarak da ilişkinin sorumluluğu kadına atfediliyor.

Şiddetin olduğu bir aileden geldiğiniz zaman, şiddet görmeyi kabul etmeye çok daha yakın olabiliyorsunuz.

Ama en önemlisi, şiddet uygulayıcısının ilişkinin başından beri sizi heykel gibi yontması. Baştan zaten yontamayacağına bulaşmıyor. Bulaştığında da, farelerin kulakları üfleyerek hissettirmeden yemesi gibi, minik minik yontuyor.

Bunları belki planlı yapmıyor ama böyle öğrenmiş, böyle yapıyor. Siz de fark etmeden düşüyorsunuz çünkü ilişki iyi olduğunda sizi göklerde, kötü olduğunda cehennemin dibinde hissettiriyor. Yani siyah ve beyaz. Aradaki griler yok.

Bunlara ek olarak Stockholm Sendromu dediğimiz şey de var. Yapabileceği en kötü şeyleri bildiğiniz için, bunu yapmadığında minnet duyuyorsunuz. “Vurabilirdi ama vurmadı. Demek ki bana değer veriyor” gibi travmatik bağlanmayla çok bağlantılı olabiliyor.

“Kadın izole edilince, yaşadığı yeni gerçekliği kabul ediyor”

Magazin sayfalarında okuduğumuz şiddet ilişkilerinde de böyle mi oluyor?

Bu ilişkilerde de mutlaka vardır. Kadını izole etmek, görüştüğü kişilerle arasını bozmak, denetlemek…

“Sen benim her şeyimsin” söylemleri, sürekli beraber olmak, bunlar ilk başta gurur okşayıcı geliyor ama bir süre sonra bakıyorsunuz, siz de o kişiyle beraber etrafınızdaki herkese yalan söylemişsiniz, pembe bir ilişki yansıtmışsınız, şimdi şiddete uğruyorsunuz ve dönüp de “Aslında doğru söylüyormuşsun, bu işte bir terslik varmış” diyebileceğiniz kimse kalmamış. Bunu söylemek gururunuzu da zorluyor.

Yalnızlaştığınızda size yeni bir gerçek dayatmaya başlıyor. Bunu da etrafınızda tartışacak kimse kalmadığında, bir süre sonra buna inanmaya, kabul etmeye başlıyorsunuz.

“Herkesin başına gelebilir”

Bazı kadınlar ayrılığın ilk adımını atıyor. Bu sırada bu kadının ne kadar güçlü ve kendine yeten bir kadın olduğuna dair magazin haberleri de çıkıyor. Ama birkaç ay sonra “dava açtığı kişiyle barıştı” haberleri, mutluluk pozları görüyoruz. Bu şiddet döngüsündeki sürece mi denk düşünüyor?

Bu adım kararlı da olabilir, gözdağı vermek için atılmış bir adım da olabilir. Burada “balayı aşaması” devreye giriyor. Buna ne zaman karşı koyabiliyorsunuz? Bakıyorsunuz bu beşinci davayı geri çekişiniz, o zaman anlıyorsunuz. Ona karşı koymak için ancak şiddeti çok iyi bilmeniz ve belirtileri yakalamış olmanız lazım.

Ayrıca dava açmak illa bir karar vermiş olmayı gerektirmiyor, öfkeyle de dava açabilir. Davayı açtıktan sonraki süreçte kadın “belki ben de hata yaptım, o da çok üzüldü” gibi kendini suçlu hissederek vazgeçebilir.

Peki sizce bu konuda bilinçli, tüm bu bilgilere sahip bir insan da böyle bir ilişkiye girdiğinde tüm bu ikna süreçlerinden etkilenip, sistematik şiddet gördüğü bir noktaya gelir mi? Misal feminist bir aktivist?

Düşebilir. Kendi açımdan, ben şu an evliyim ve böyle bir ilişkiye girme durumum yok ama, katiyen ben böyle bir ilişkiye düşmem ve düşersem çıkarım, diye iddia edemem. Bu yüzden kadınların o noktada yargılanması doğru değil. Tabii bu konuyu bildiğiniz zaman belirtileri daha erken görebilirsiniz ama çok iddialı konuşmak mümkün değil.

Kadın gitmeye nasıl karar veriyor o zaman?

Her kadının bir son noktası oluyor. Şiddetin aşamalarının ne kadar manipülatif olduğunu gördüğünde, çocuklarına zarar verdiğini hissettiğinde, çocuğun da şiddet uygulayıcısına benzediğini gördüğü zaman ya da bir şekilde kabul edemeyeceği bir sınırı aştığında kadın ayrılmayı seçebiliyor. 

Источник: https://t24.com.tr/haber/kadinlar-siddet-gordukleri-erkekleri-neden-terk-etmiyor,317951

Erkek Arkadaşım Beni Terk Etti – Erkekler Neden Terk Eder

Kadın Bakıyor, Erkek Terk Ediyor!
Eğer erkek arkadaşınızın ya da eşinizin sizden uzaklaştığını ve ilişkinizin ayrılığa doğru hızla gittiğini düşünüyorsanız, ihtiyacınız olan tek şey bu duruma akılcı bir müdahalede bulunmaktır. Erkekler sevdikleri kadınları terk etme sebeblerini bilmelisiniz. Ancak bu şekilde ömür boyu size ilgi duymalarını sağlayabilirsiniz.

Yazımın ilerleyen bölümlerinde erkeklerin terk etme nedenleri arasında en sık görülen 7 nedeni sıralayacağım. Tüm bu nedenler öncelik sırasına göre düzenlenmiş ve erkekler ile yapılan anket sonuçlarına göre listelenmiştir.

Eğer bu 10 nedene dikkat eder ve kaçınırsanız, erkek arkadaşınızın/eşinizin sizi terk etme ihtimalini en aza indirgersiniz.  

Bunu hiç aklınızdan çıkartmayın, bir erkek her şeyi kaldırabilir ancak aldatılmayı asla. Onu aldattığınız anda ilişkinize geri alınamaz bir zarar vermiş oldunuz.

Bir başka erkekle birlikte olmanız onun için çok ağır bir aşağılamadır. Bu, erkeklerin tahammül edemeyecekleri türden bir şeydir. Erkekler aldattıklarında durum biraz farklıdır, aldatılan kadın kıskançlaşır. Ama bir kadın ihanet ettiğinde, erkeğin egosuna kocaman bir yumruk atmış olur.

Bir başkasıyla birlikte olmanız onun egosunu zedeleyebilir ve bunu yalnızca kendisi bilse bile dayanamaz. Onu aldatmış olmanız size ikişkiyi kurtarabilmek yolunda gerçekten de pek az ihtimal tanır ve bu sebepten de erkekler terk ederler.

2. Erkekler Neden Terk Eder? Ona yalan söylediniz

Dürüst olmamak erkeklerin terk etme nedenleri arasında en önemlilerindendir. Erkek arkadaşınızdan/eşinizden önemli ya da önemsiz bir çok şeyi saklamanız onun size olan güvenini kaybetmesine neden olacak ve bu da ilişkinizi onarılaması çok zor bir biçimde zedeleyecektir.

Eğer ona söylediğiniz bir şey yüzünden terk edileceğinizden korkuyor ve bu sebepten ondan bir şeyler gizliyorsanız, bilmelisiniz ki gizlediğiniz her ne ise ortaya çıktığında yine aynı istemediğiniz sonuç ile karşılaşacaksınız.

Bu durumda en iyisi sevgiliniz/eşiniz ile medeni bir şekilde konuşup akılcı bir çözüme ulaşmaktır. Eğer bazı konuları erkek arkadaşınızda/eşinizden gizlemeniz gerektiğini düşünüyorsanız, onu kendinizden uzaklaştıran ve aranıza görünmez bir bariyer koyanın siz olduğunuzun farkında olmalısınız.

Ondan gizlediğiniz şeyler konusunda endişelenmeniz yersizdir, çünkü sizi gerçekten seviyorsa, zaten olumlu ve olumsuz yanlarınızla birlikte seviyordur, değil mi?

3.Erkekler Neden Terk Eder? Başkalarının ilgisini çekme konusunu abarttınız

Çiftler arasında yapılan en yaygın hatalardan biri de esini/sevgilisini kıskandırmaya çalışmaktır. Birçok kadın, farkında olarak ya da olmayarak kendilerini olduklarından daha çekici göstererek kıskandırmaya çalışır.

Eğer başkalarıyla flörtleşmenizin sevgilinizin gözündeki değerinizi ve öneminizi artıracağını düşünüyorsanız, bu konuda çok yanılıyorsunuz. Bu erkeklerin bir zamanlar sevdikleri kadınları terk etmelerinin sebeplerinden biridir.

Bir başka erkek ile aleni olarak flörtleşmeniz, erkek arkadaşınızı direk olarak aşağılamak, küçük düşürmekten başka bir şey değildir. Düşünsenize, sizinle birlikte çünkü sizin kendisiyle ilgilenmenizi istiyor, başka erkeklerle değil.

4.Erkekler Neden Terk Eder? Her şeyden mutsuz oldunuz

Olumsuz bir ruh hali ve sürekli her şeyden şikayet eder bir tutum içinde olmak erkeklerden çok kadınlara özgü bir tutumdur. Eğer siz de hemen her şeyden şikayet eden kadınlardan iseniz partneriniz için ciddi bir rahatsızlık kaynağı olmanız muhtemeldir.

Elbisenizi mahvettiği için yağmuru sevmezsiniz ama öte yandan cildinizi yaktığı için güneş ışığından da hazzetmezsiniz. Bu tip bir tutum erkekler için soğuma nedenidir. Doğal davranmalı ve söylediklerinize dikkat etmelisiniz.

Her şey için olumsuz duygular beslemek erkeklerin kadınları terk etme nedenler arasında en yaygın görülenlerdendir.

5.Erkekler Neden Terk Eder? Onu umursamadınız

Erkeklerin hassas bir egoları olduğunu unutmayın. Bir erkek bir kadınla bir ilişkiye başladığında atacağı her adımın partneri tarafından da onaylanmasını bekler.

Hiçbir erkek hayır cevabını alacağını bile bile bir kadına evlenme teklif etmez. Bunun ana sebebi hiçbir erkeğin egosunun parçalanmasını istememesidir. Eğer ona sürekli hayır derseniz sizden koşarak uzaklaşacaktır.

Hiçbir erkek kendisinden hoşlanmayan bir kadının peşinde dolaşmaktan hoşlanmaz.

6. Erkekler Neden Terk Eder? Değiştiniz!

Bir çok kadın sevgililerinin evlendikten sonra değişeceği umuduyla evlenirler. Ama erkekler için tam tersidir. Erkekler eşlerinin zaman içinde değişmesini istemezler. Bu yalnızca dış görünüşle alakalı değildir.

Hiçbir erkek sevgili eşinin zaman içerisinde sürekli çocuklarına bağıran ve kendisiyle alay eden tombiş bir ev kadınına dönüşmesinden hoşlanmaz.

Erkekler kadınların kendilerine bakmalarından, ve onlara ilk aşık oldukları zamanki gibi kırılgan ve yumuşak olmalarından hoşlanırlar.

7. Erkekler Neden Terk Eder? Her şeyinden şikayet ettiniz

Bir çok kadın şikayet ve dırdır etme bağımlısıdır. Şikayetlerine ve dırdırlarına devam ettikçe bir gün gelir ki bu artık ilişkin fon müziği halini alır.

Eğer siz de böyle bir kadınsanız sevgilinizin ya da eşinizin bütün gününü dışarıda geçirmesinden ve eve geç gelmesinden şikayet etmemelisiniz.

Birçok erkek kadınların şikayet etmeye başladıktan kısa bir süre sonra akıl sınırlarını zorlayacak nokaya geldiklerini ve sebesiz yere bağırmaya başladıklarını söylüyor. Sorunları ciddiyetle ele almalı ve iletişim kuralları çerçevesinde mantıklı yollarla çözmeye çalışmalısınız.

Özetle, erkek arkadaşınızın ya da eşinizin sizi terk etmesine engel olmak için mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Aradığı şeyler yalnızca, sadakat, dürüstlük ve her şeyi paylaşabilecekleri bir arkadaşlıktır.

Nezaket yerine kabalık, dürüstlük yerine yalancılık ve çekici olmak yerine kendinizi salmak er ya da geç ilişkinizin sonuçlanmasına sebep olacaktır.

Erkekler bu yukarıda saydığım sebeplerden terk ederler, eğer bunlara dikkat ederseniz uzun ömürlü ve mutlu bir ilişki yaşamamanız için hiçbir sebep yoktur.

Eğer hali hazırda zaten erkek arkadaşınız tarafından terk edildiyseniz ve onu geri kazanmak için bir şeyler yapmak istiyorsanız, uluslararası çok satan kanıtlanmış bir PLAN için TIKLAYIN

Источник: https://eskisevgiliyigerikazanmak.wordpress.com/2011/12/23/erkeklernedenterkeder/

Erkekler seni terk ediyorsa bunu okumalısın!

Kadın Bakıyor, Erkek Terk Ediyor!

Terk edilmiş bir kadın anlatıyor: ilgili ve sevgi doluyum, her konuda sohbet edebilirim, uyumluyum, bakımlıyım ve güzelim ama yine de terk ediliyorum. Onun için her şeye yapmaya hazırım ama bunu anlamıyor.

Her ilişkimde aynı sonu yaşıyorum; acaba erkekler beni neden terk ediyor? Eğer siz de bu kadınla ortak özellikleriniz olduğunu görüyorsanız; “Yüksek Topuklar” ekibi olarak hazırladığımız özel araştırma haberimiz size rehberlik edecektir.

Bazı kadınlar, duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kendilerini feda ederek aşırı verici olurlar. Erkekler üzerinde olumlu izlenim bırakmak, sevilmek, ilişkisini sürdürmek için her şeyi yapmaya razı tavır sergilerler. Bu durum, erkeklere itici gelmelerine ve terk edilmelerine sebep olur.

Yakınlık kurmak, ilgili olmak ilişkiyi bitirebilir mi?

Küçük kızlar babalarını memnun etmek için kendilerini feda ederek büyürler, genç kadınlar olduklarında ise ilişki yaşadıkları erkekleri iyi giyinerek, oturup kalkmasını bilerek, para kazanarak, arkadaşlarına iyi davranarak, onun istediği filmi izleyerek memnun etme gayretine girerler. Çünkü kadınlar, birliktelikleri erkeklerden daha çok önemserler ve bu yüzden kendilerini yakınlık kurmak, fedakarlık yapmak zorunda hissederler.

Bazı kadınlar yalnız kalma, sevilmeme korkusu yaşarlar ve bunun üstesinden gelmek için ilişkilerinde aşırı verici kadınlara dönüşürler. Sizin de yaşadığınız gibi aşırı fedakar olmak çok sevilmenizi sağlamadığı gibi erkekler tarafından terk edilmenize ve o korktuğunuz yalnız başına kalmaya zemin hazırlar.

Kadınlar neden aşırı vericidir?

Aşırı verici kadınların tipik bir özelliği de kendilerine güvensizlikleridir. Yetersiz olmaktan korkarlar. Bunun sebebi ise çocuklarından yetişkinliğe getirdikleri ve çözülmemiş sorunlarıdır. Çocukken gördükleri sevgi tutarsız veya hiç sevgi görmemişlerdir. Bu yüzden ömür boyu sevgi açlığı çekerler.

Sevilmedikleri zaman duydukları acıyı sürekli bastırmak isterler. Çocukken ihmal edilmiş ve takdir görmemiş kadınlar, birlikte oldukları erkeğe aşk yağdırarak geçmişteki derin üzüntülerini yok edecek doyurucu bir karşılık görmeyi umarlar.

Yani siz de aşırı verici bir kadınsanız bunun sebebi çoğunlukla anne, babanızdan alamadığınız sevgidir.

Sevgiye hasret kalmış aşırı verici kadınlar, karşısındaki erkekten sevgi alabilmek için kendilerini feda etmeleri gerektiğini düşünürler.

Kendilerini oldukları şekilde sevilmeye layık görmezler, bu korkunun etkisiyle ancak aşırı verici olduklarında sevilebileceklerini düşünürler.

Bu yüzden ilişkilerinde hep neşe, sürpriz, eğlence kaynağı olmak gibi aşırı yorucu sorumluluklar üstelenebilirler; üstelik kimsenin ondan böyle bir beklentisi yoktur.

Peki, erkekler ne düşünüyor?

Erkekler, kadınlar aşırı verici olduklarında minnettarlık duymazlar. Bu, onların ilişkiye daha çok bağlanmasını sağlamaz ki sürekli terk edilen bir kadın olarak siz de aşırı vermenin işe yaramadığını iyi biliyorsunuz.

Erkekler, bir kadına ilgilerini sürdürebilmeleri için ona sevgi verme gereğini duyarlar. Eğer her şeyi kadın verirse, erkeğe verecek pek bir şey kalmaz. Bu durum erkekte duygusal bir boşluk yaratır ve yakın olma arzusunu yok eder.

Erkeğin huzursuz olduğunu gören kadın endişelenir ve bu durumun kendi hatası olduğunu düşünür. Aslında bu noktada daha az verici olarak erkeğin ilgisini çekebilecekken tam tersini yapar ve daha çok vererek erkeği kendisinden uzaklaştırır.

Sonuç? Terk edilerek biten bir ilişki daha…

Kadınlar gerçekten güçlü müdür?

Erkeğin size nasıl davranacağını belirleyecek kadar güçlüsünüz. Biliyoruz, ilk duyduğunuzda imkansız ve anlamsız geliyor ama gerçek şu ki siz: istediklerinizi yapacak ve yaptıracak kadar güçlüsünüz.

Eğer davranışlarınızla bir erkeğin sizi istismar etmesini, terk etmesini sağlıyorsanız; size harika davranmasını da sağlayabilirsiniz.

Bunun için karşı tarafın bazı özelliklerini iyi tanımalı ve oyunu kuralına göre oynamalısınız.

Size acı gerçeği açıklayalım: erkekler, annelerinden hizmet görmeye, faydalanmaya, duygu sömürüsü yaparak isteklerini elde etmeye o kadar alışmışlardır ki siz de annesi gibi fedakar, verici davranırsanız size aşık olup isteklerinizi yerine getirmek şöyle dursun sizden nasıl faydalanacağına bakar. İnsanoğlu işte, doğasında nankörlük var.

Yemeğini yapar, çamaşırlarını yıkar ütüler, kirli çoraplarını sepete atar, arkadaşlarına kral gibi davranır, maç izleme gecelerinde patates-bira servisi yapar, ailesine muhteşem ilgi gösterir, sizi her aradığında buluşma için uygun olur koşa koşa giderseniz o adam sizi sağılacak bir koyun gibi görür.

En kendini geliştirmiş, en eğitimli erkek bile bir zamanlar annesinin aslan parçası olduğu için ve ihtiyaçlarının her şartta karşılanması gerektiğine inandığı için sizde bu potansiyeli gördüğünde kullanmaktan çekinmeyecektir.

Mesele sadece ev işlerini yapmak da değildir: her zaman bakımlı olursanız, sürekli hediyeler alırsanız, her sevişme isteğine çok ateşli şekilde yanıt verirseniz, gideceği yere kadar arabayla bırakırsanız, grip olduğunda bile eve onkoloji servisi kuracak kadar özel bakım yaparsanız o adam sizin için kılını kıpırdatmaz, bir süre ihtiyaçlarını karşılatır sonra da terk edip gider.

Erkeklerden acı bir itiraf

32 yaşında, büyük şehirde büyümüş, üniversite mezunu bir erkek şöyle diyor: üzgünüm ama biz şöyle düşünüyoruz: eğer bir inek bedavaya süt veriyorsa, ineği almayız! Acaba siz de karşılığını almadan belki sadece ufak bir trip atarak sürekli verdiğiniz için terk ediliyor olabilir misiniz?

Erkeğin ilgisi nasıl çekilir?

Erkekler, karşılık beklemeden veren kadınlardan rahatsız olur, onlardan sıkılır, onları takdir etmez, hatta onlara saygı bile duymaz. Erkek aşka katılabilmek için kadına saygı duymak ve sevmek gereğini hisseder.

Kadına bir şey veremez ve aşka katılamazsa aralarındaki mesafe yavaş yavaş artar. Aşırı vermenin değişmez sonuçları vardır: ilgi ve saygıyı azaltır, yakınlığın anlamını bozar.

Bazı durumlarda erkeğin kadını istismar ettiği bile görülür.

Kendinizi nasıl iyileştireceksiniz?

Bir süre ilişkisiz veya erkeksiz kalmak önemlidir. Onunla birlikte değilken neler hissettiğine bakarak anlamaya çalışın. İlk duygular, çocukluğunuzdaki duygulara benzeyecektir.

Yalnızlık ve korku hissedeceksiniz ama bu zamanla geçecek ve bunu başardığınız için kendinizi daha iyi, daha güçlü ve daha yeterli hissedeceksiniz.

Kendinizden şüphe duymamayı, yetenekli ve yeterli bir kadın olduğunuzu keşfedeceksiniz.

Kendinizi kurban etmekten vazgeçin, siz değerlisiniz. Sizden istenen her şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Hayır demek, reddetmek ve kendinizi düşünme hakkınız var.

Ve siz bir erkekten saygı duymak istiyorsanız, önce kendinize saygı göstermelisiniz. Kendinizi feda etmek, aşırı verici olmak kendinize saygı ve sevginizin olmadığını kanıtlıyor; lütfen bunu değiştirin.

Kendinizle olumlu duygusal bağlar kurun, ne kadar sevilebilir olduğunuzu fark edin.

Biz “Yüksek Topuklar” kadınları olarak sizin için özel haberler hazırlarken kendimizi keşfediyoruz, bizim de kendimizi geliştirmediğimiz zamanlarda verici kadınlar olduğumuzu fark ediyoruz ama okudukça, kendimizi tanıdıkça saygı ve sevgimizi artırıyor ve kendimizle aşk yaşıyoruz. Sizin için harika bireysel gelişim yazıları hazırladık. Okumak için buraya tıklayın

Источник: https://www.yuksektopuklar.com/neden-terkedildim-11852

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.