Kadın Bakıyor, Erkek Terk Ediyor!

Erkek Arkadaşım Beni Terk Etti – Erkekler Neden Terk Eder

Kadın Bakıyor, Erkek Terk Ediyor!
Eğer erkek arkadaşınızın ya da eşinizin sizden uzaklaştığını ve ilişkinizin ayrılığa doğru hızla gittiğini düşünüyorsanız, ihtiyacınız olan tek şey bu duruma akılcı bir müdahalede bulunmaktır. Erkekler sevdikleri kadınları terk etme sebeblerini bilmelisiniz. Ancak bu şekilde ömür boyu size ilgi duymalarını sağlayabilirsiniz.

Yazımın ilerleyen bölümlerinde erkeklerin terk etme nedenleri arasında en sık görülen 7 nedeni sıralayacağım. Tüm bu nedenler öncelik sırasına göre düzenlenmiş ve erkekler ile yapılan anket sonuçlarına göre listelenmiştir.

Eğer bu 10 nedene dikkat eder ve kaçınırsanız, erkek arkadaşınızın/eşinizin sizi terk etme ihtimalini en aza indirgersiniz.  

Bunu hiç aklınızdan çıkartmayın, bir erkek her şeyi kaldırabilir ancak aldatılmayı asla. Onu aldattığınız anda ilişkinize geri alınamaz bir zarar vermiş oldunuz.

Bir başka erkekle birlikte olmanız onun için çok ağır bir aşağılamadır. Bu, erkeklerin tahammül edemeyecekleri türden bir şeydir. Erkekler aldattıklarında durum biraz farklıdır, aldatılan kadın kıskançlaşır. Ama bir kadın ihanet ettiğinde, erkeğin egosuna kocaman bir yumruk atmış olur.

Bir başkasıyla birlikte olmanız onun egosunu zedeleyebilir ve bunu yalnızca kendisi bilse bile dayanamaz. Onu aldatmış olmanız size ikişkiyi kurtarabilmek yolunda gerçekten de pek az ihtimal tanır ve bu sebepten de erkekler terk ederler.

2. Erkekler Neden Terk Eder? Ona yalan söylediniz

Dürüst olmamak erkeklerin terk etme nedenleri arasında en önemlilerindendir. Erkek arkadaşınızdan/eşinizden önemli ya da önemsiz bir çok şeyi saklamanız onun size olan güvenini kaybetmesine neden olacak ve bu da ilişkinizi onarılaması çok zor bir biçimde zedeleyecektir.

Eğer ona söylediğiniz bir şey yüzünden terk edileceğinizden korkuyor ve bu sebepten ondan bir şeyler gizliyorsanız, bilmelisiniz ki gizlediğiniz her ne ise ortaya çıktığında yine aynı istemediğiniz sonuç ile karşılaşacaksınız.

Bu durumda en iyisi sevgiliniz/eşiniz ile medeni bir şekilde konuşup akılcı bir çözüme ulaşmaktır. Eğer bazı konuları erkek arkadaşınızda/eşinizden gizlemeniz gerektiğini düşünüyorsanız, onu kendinizden uzaklaştıran ve aranıza görünmez bir bariyer koyanın siz olduğunuzun farkında olmalısınız.

Ondan gizlediğiniz şeyler konusunda endişelenmeniz yersizdir, çünkü sizi gerçekten seviyorsa, zaten olumlu ve olumsuz yanlarınızla birlikte seviyordur, değil mi?

3.Erkekler Neden Terk Eder? Başkalarının ilgisini çekme konusunu abarttınız

Çiftler arasında yapılan en yaygın hatalardan biri de esini/sevgilisini kıskandırmaya çalışmaktır. Birçok kadın, farkında olarak ya da olmayarak kendilerini olduklarından daha çekici göstererek kıskandırmaya çalışır.

Eğer başkalarıyla flörtleşmenizin sevgilinizin gözündeki değerinizi ve öneminizi artıracağını düşünüyorsanız, bu konuda çok yanılıyorsunuz. Bu erkeklerin bir zamanlar sevdikleri kadınları terk etmelerinin sebeplerinden biridir.

Bir başka erkek ile aleni olarak flörtleşmeniz, erkek arkadaşınızı direk olarak aşağılamak, küçük düşürmekten başka bir şey değildir. Düşünsenize, sizinle birlikte çünkü sizin kendisiyle ilgilenmenizi istiyor, başka erkeklerle değil.

4.Erkekler Neden Terk Eder? Her şeyden mutsuz oldunuz

Olumsuz bir ruh hali ve sürekli her şeyden şikayet eder bir tutum içinde olmak erkeklerden çok kadınlara özgü bir tutumdur. Eğer siz de hemen her şeyden şikayet eden kadınlardan iseniz partneriniz için ciddi bir rahatsızlık kaynağı olmanız muhtemeldir.

Elbisenizi mahvettiği için yağmuru sevmezsiniz ama öte yandan cildinizi yaktığı için güneş ışığından da hazzetmezsiniz. Bu tip bir tutum erkekler için soğuma nedenidir. Doğal davranmalı ve söylediklerinize dikkat etmelisiniz.

Her şey için olumsuz duygular beslemek erkeklerin kadınları terk etme nedenler arasında en yaygın görülenlerdendir.

5.Erkekler Neden Terk Eder? Onu umursamadınız

Erkeklerin hassas bir egoları olduğunu unutmayın. Bir erkek bir kadınla bir ilişkiye başladığında atacağı her adımın partneri tarafından da onaylanmasını bekler.

Hiçbir erkek hayır cevabını alacağını bile bile bir kadına evlenme teklif etmez. Bunun ana sebebi hiçbir erkeğin egosunun parçalanmasını istememesidir. Eğer ona sürekli hayır derseniz sizden koşarak uzaklaşacaktır.

Hiçbir erkek kendisinden hoşlanmayan bir kadının peşinde dolaşmaktan hoşlanmaz.

6. Erkekler Neden Terk Eder? Değiştiniz!

Bir çok kadın sevgililerinin evlendikten sonra değişeceği umuduyla evlenirler. Ama erkekler için tam tersidir. Erkekler eşlerinin zaman içinde değişmesini istemezler. Bu yalnızca dış görünüşle alakalı değildir.

Hiçbir erkek sevgili eşinin zaman içerisinde sürekli çocuklarına bağıran ve kendisiyle alay eden tombiş bir ev kadınına dönüşmesinden hoşlanmaz.

Erkekler kadınların kendilerine bakmalarından, ve onlara ilk aşık oldukları zamanki gibi kırılgan ve yumuşak olmalarından hoşlanırlar.

7. Erkekler Neden Terk Eder? Her şeyinden şikayet ettiniz

Bir çok kadın şikayet ve dırdır etme bağımlısıdır. Şikayetlerine ve dırdırlarına devam ettikçe bir gün gelir ki bu artık ilişkin fon müziği halini alır.

Eğer siz de böyle bir kadınsanız sevgilinizin ya da eşinizin bütün gününü dışarıda geçirmesinden ve eve geç gelmesinden şikayet etmemelisiniz.

Birçok erkek kadınların şikayet etmeye başladıktan kısa bir süre sonra akıl sınırlarını zorlayacak nokaya geldiklerini ve sebesiz yere bağırmaya başladıklarını söylüyor. Sorunları ciddiyetle ele almalı ve iletişim kuralları çerçevesinde mantıklı yollarla çözmeye çalışmalısınız.

Özetle, erkek arkadaşınızın ya da eşinizin sizi terk etmesine engel olmak için mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Aradığı şeyler yalnızca, sadakat, dürüstlük ve her şeyi paylaşabilecekleri bir arkadaşlıktır.

Nezaket yerine kabalık, dürüstlük yerine yalancılık ve çekici olmak yerine kendinizi salmak er ya da geç ilişkinizin sonuçlanmasına sebep olacaktır.

Erkekler bu yukarıda saydığım sebeplerden terk ederler, eğer bunlara dikkat ederseniz uzun ömürlü ve mutlu bir ilişki yaşamamanız için hiçbir sebep yoktur.

Eğer hali hazırda zaten erkek arkadaşınız tarafından terk edildiyseniz ve onu geri kazanmak için bir şeyler yapmak istiyorsanız, uluslararası çok satan kanıtlanmış bir PLAN için TIKLAYIN

Источник: //eskisevgiliyigerikazanmak.wordpress.com/2011/12/23/erkeklernedenterkeder/

Terk edilen kadın daha şanslı!

Kadın Bakıyor, Erkek Terk Ediyor!

Amerikan Michigan Üniversitesi’nden psikologların yaptığı ve Evolutionary Psyhology dergisinde yayınlanan araştırma ilginç sonuçlar ortaya koyuyor.

Amerikan Michigan Üniversitesi’nden psikologların yaptığı ve Evolutionary Psyhology dergisinde yayınlanan araştırma ilginç sonuçlar ortaya koyuyor.

Görünüşe göre erkekler bir önceki ilişkilerinde terkedilmiş bayanlara karşı daha farklı bir gözle bakıyor. Erkekler terkeden kadınlardan ziyade erkek arkadaşları tarafından terkedilen kadınlarla samimiyet kuruyor ve onlara daha fazla güveniyor.

Diğer taraftan kadınlar ise terk edilen yerine terk eden erkeklere yöneliyor. Çünkü kendilerinden önceki kadınların unutulamamış olması ihtimaline takılıp kalıyorlar. Ancak bir ayrıntıyı göz ardı ediyorlar. Terk edilenin kendileri de olabileceği ihtimali…

İlişkilerdeki ayrılık senaryoları da her zaman birbirini tutmayabiliyor. Bazı erkekler ne istediğini bilmedikleri ya da bağlandıklarını hissettikleri için de bir ilişkiyi bitirebiliyor. Kadınlar ise genellikle kovalamaktan hoşlanan yapıda olduğu için, kendisine bağlanan erkeklerin cazibesini kaybettiğini savunuyor ve noktayı koyuyor.

Advertisement Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir.

Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2.

 İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.”  Temel Aksoy, Coco Chanel’in “küçük siyah elbise’’ tasarımından ilham alınarak nasıl strateji oluşturulması gerektiğini paylaşıyor. Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerektiğini anlatıyor.

Strateji Küçük Siyah ElbiseGibi Olmalıdır

Coco Chanel,1926 yılında Paris’te ev temizliği yapan kadınların giysilerinden esinlenereksiyah bir elbise tasarladı. Bu “küçük siyah elbise” 20.Yüzyılın moda ikonu oldu.

Chanel’inkullandığı jarse kumaş ne penye gibi yumuşak ve vücudu sarıp giyen kadını ucuzgösteren ne o dönemde yaygın olarak kullanılan sert kumaşlar gibi kaskatıydı.

Kadınlar yüksek topuklu ayakkabı ve inci kolyelerle “küçük siyah elbiseyi”davetlerde giydikleri gibi düz ayakkabılar ve bir eşarpla gündüz degiyebiliyorlardı.

Siyah rengin ve jarse kumaşın modası geçmiyor, kadınlar birkere satın aldıktan sonra elbiseyi uzun yıllar kullanıyorlardı. 

VirginiaÜniversitesi Darden School profesörü Jeanne Liedtka, strateji yapanların CocoChanel’in bu ikonik elbise tasarımından ilham almaları gerektiğini söyler. 

Stratejiinsanlar ve şirketlerin hedeflerine ulaşmak için seçtikleri yöntemdir. Heryöntem gibi strateji de kullanışlı olduğu ölçüde değerlidir. “Küçük siyahelbisenin” bir gece davetinde abiye, bir akşamüstü gezmesinde kadını rahatettirmesi gibi şirketlerin sahiplendikleri stratejiler de değişen koşullardaamaca hizmet edebilmelidir. 

Ayrıcastratejinin sade ve yalın olması gerekir. Bugün çoğu şirketin web sitelerine vetoplantı odalarının duvarlarına yazdığı stratejileri anlamak mümkün değildir.Hatta bunları tasarlayıp yazanlar bile ne demek istediklerini günlük dildeanlatamazlar. Çünkü kullandıkları stratejiler çok karışık, çok karmaşık, çokdolaylıdır.

Oysa mükemmel olan her strateji sade ve yalındır. Antoine deSaint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığındadeğil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.” Coco Chanel’in “küçüksiyah elbisesinden” çıkartılacak hiçbir parça hiçbir ayrıntı hiçbir dantelyoktur.

Zarafeti saf, sade ve yalın olmasından gelir.    

Son olarakstratejinin zamana dayanıklı olması gerekir. Strateji değiştirilmez diye birkural yoktur elbette ama iyi strateji zamana dayanıklı olandır. Eğer birşirketin benimsediği strateji moda olan bir akımdan etkilenirse kısa zamandademode olur.

Amazon’un kurucusu Jeff Bezos “Başarılıve sürdürülebilir bir iş kurmak istiyorsanız kendinize sormanız gereken sorugelecek yıllarda nelerin değişeceği değil, nelerin değişmeyeceği sorusudur.Değişmeyecek olanları tespit edin ve bütün enerjinizi ve çabanızı bunlarayoğunlaştırın.” der.

Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesi” zamana dayanıklıolduğu için ikonik bir tasarım olmuştur.

CocoChanel’in 1926’da tasarladığı “küçük siyah elbise” bugün hala kadınlarıngirdikleri farklı ortamda insanları etkilemek, kendi kimliklerini yansıtmak amaaynı zamanda rahat etmek için kullandıkları; kolay yıpranmayan, modası hiçgeçmeyen bir elbise. Üstelik çok zarif.

Şirketlerintasarladıkları stratejilerin de “küçük siyah elbise” gibi kullanışlı, yalın vezamana dayanıklı olması gerekir.

Kaynak: www.temelaksoy.com Yazar: Temel Aksoy

Anne-bebek arasındaki bağlanma şekli, yetişkinlik döneminde kurduğumuz ilişkilerle benzerlik gösterir. İş hayatımızı, dostluklarımızı, arkadaşlıklarımızı nasıl yaşayacağımız konusunda da ciddi bir model oluşturur. Peki, hayatımızı doğrudan etkileyen bu konu hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz?

Bağlanma Türleri

Çocuklukta ve yetişkinlikte yakın ilişkilerianlamlandırmaya yönelik geliştirilen teoriler arasında belki de en çok etkibırakan ve hakkında en çok bilimsel kanıt bulunan teori Bağlanma Teorisi’dir1.

Bu teori öncelikle çocukların ebeveynleriyle olan ilişkilerini anlamlandırmakiçin ortaya atılmış olsa da, sonraki yıllarda yetişkinlerin ilişkileriniincelemekte de sıklıkla kullanılmıştır2.

Bağlanma teorisinin özünde insanlarıngüven, huzur, sevgi gibi ihtiyaçlarını bir başkasından (çocuklukta ebeveyn,yetişkinlikte genelde romantik partner) sağlama ihtiyacı yatar.

Bu teoriye göreerken çocukluk döneminde ebeveynlerimizle yaşadığımız deneyimler, ileride yakınolduğumuz insanlardan beklentilerimizi oluşturmamıza yardımcı olmaktadır. Bubeklentiler üzerinden yaşadığımız hayatımızda genelde beklentilerimizikarşılayan insanlarla birlikte oluyor ve sonuç olarak ebeveynlerimizlekurduğumuz ilişkilere benzer deneyimler yaşıyoruz.

Bağlanma Teorisi ortaya atıldıktan kısa bir süre sonra Mary Ainsworth 12 aylık çocuklarla yaptığı deneylerde çocukların genelde 3 farklı bağlanma türü olduğunu ortaya çıkarmaktadır3.

Bunlar sırasıyla güvenli, kaygılı-kararsız ve kaçınmacı bağlanma türleridir: Güvenli bir bağlanma türüne sahip çocuklar ebeveynlerinden ayrıldıklarında sıkıntı yaşasalar da tekrar bir araya geldiklerinde çabucak sakinleşip, normale dönüyorlar.

Bu çocuklar ebeveynlerinin varlığında kendilerini güvende hissedip bağımsızca etrafı anlamaya ve oyun oynamaya yöneliyorlar. Çocukların %67’sinin bu kategoride olduğu düşünülmektedir. Kaygılı-kararsız şekilde bağlanan çocuklar ise ebeveynleri yanlarındayken bile huzursuzlar.

Yaşadıkları güvensizlik duygusundan dolayı güvenli bağlanan çocuklar gibi huzurlu bir şekilde etrafı anlamak ya da oyun oynamak gibi aktivitelerde bulunamamaktadırlar. Ebeveynlerinden ayrıldıklarında sıkıntı yaşıyorlar ve ebeveynleri geri döndüğünde dahi kolayca yatışmıyorlar, ebeveynlerine duydukları kızgınlık geçmediği gözlemlenmiştir.

Çocukların %12’sinin bu kategoride olduğu düşünülmektedir. Son olarak kaçınmacı bağlanma türündeki çocuklar ebeveynlerinden tamamen kaçınacak şekilde davranıyorlar. Aynı odadayken onlarla çok fazla ilişki kurmuyorlar, ayrıldıklarında ağlamıyorlar, bir araya geldiklerinde de ebeveynle bir temas kurmaya çalışmıyorlar. Çocukların %21’inin de bu kategoride olduğu düşünülmektedir.

Bilim insanları yetişkinlerde bağlanmayı, kategorilereayırmaktansa düzlem üzerinde incelemenin daha uygun olduğunu düşünüyorlar;çünkü hiçbir insan tam olarak bir kategoriye uymamaktadır4. Bağlanma düzlemindeiki eksen bulunmaktadır: bağlanma kaygısı ve bağlanma kaçınması.

Bağlanmakaygısı kişinin ilişkisine dair duyduğu kaygılarla ilgiliyken, bağlanmakaçınması kişinin bir ilişki kurmaktan ne kadar kaçındığını ölçer. Bu eksenlerkullanılarak kategoriler oluşturmak da mümkündür. Buna göre eğer kişi düşükbağlanma kaygısına ve düşük bağlanma kaçınmasına sahipse, bu kişi düzlemingüvenli bölgesinde bulunmaktadır.

Güvenli bölgede olmak kişinin başkalarıylayakınlık kurmaktan rahatsız olmadığını, kendini bir başkasıyla güvendehissedebildiğini ve bir başkasından destek almaktan kaçınmadığını işaret eder.Bu kişi ilişkilerinde genel olarak bir güven ve bağlılık problemiyaşamamaktadır.

Kişi eğer yüksek bağlanma kaygısına ve düşük bağlanmakaçınmasına sahipse, bu kişi de kaygılı bölgede yer almaktadır. Bu özelliğesahip insanlar karşılarındaki insana fazlaca yakınlık gösterir ve sürekli birterkedilme korkusu yaşar.

Düşük bağlanma kaygısı, yüksek bağlanma kaçınmasıkişiyi kaçınmacı bölgeye yerleştirirken, hem yüksek bağlanma kaygısı hem deyüksek bağlanma kaçınması korkulu-kaçınmacı bölgeye denk gelmektedir. Kaçınmacıbölgedeki insanlar duygusal olarak başkalarına yaslanmaktan hoşlanmamakta,sadece kendilerine güvenmektedirler.

Yakınlık duygusu onları geren ve rahatsızeden bir duygudur. Korkulu-kaçınmacı bölgedeki insanlar ise bir yandan yakınlıkkurmak isterken diğer yandan başkasına güvenmekten korktukları için samimiilişkiler kurmakta güçlük çekerler. Bu bölgeleri daha iyi anlamak içinaşağıdaki şekli inceleyebilirsiniz.

Bağlanma düzlemi

Bağlanma türleri temellerinde yatan bilişsel, duygusal vedavranışsal bileşenler incelenerek daha iyi anlaşılabilir5. Bilişsel düzeydegüvenli bağlanma türüne sahip kişiler diğer insanlara güvenme konusunda dahaolumludurlar. Diğer insanların yakınlık beklentilerini karşılayabileceklerineinanırlar. Diğer bağlanma türleri bu konuda genel olarak olumsuzdur.

Diğerinsanlara güvenemeyeceklerini düşünürler. Duygusal düzeyde, güvenli bağlanankişiler her zaman arkalarını kollayacak ve ihtiyaç duyduklarında danışabilecekbirileri olduğunun farkındadır ve sosyal ilişkilerinde kendilerini güvenli verahat hissederler. Bu nedenle de hayatı normal temposunda yaşamak vesosyalleşmek bu kişiler için daha kolaydır.

Bağlanma kaygısı yüksek olankişiler ise ilişkilerine dair daimi bir korku ve kaygı hissi taşırlar; diğerinsanların onlara ihtiyaç anında destek vermeyeceği konusunda endişelenirler.Bağlanma kaçınması yüksek olan insanlar ise kaçınma ve öfke gibi negatifduygular taşırlar.

Bu kişiler diğer insanlarla olan ilişkilerini sınırlamaktadırlarve diğer insanların yanındayken kendilerini rahatsız hissetme eğilimindedirler.Davranışsal düzeye bakıldığında, güvenli bağlanan kişiler bir sorunlarıolduğunda yakınlarıyla sağlıklı iletişim kurarlar ve onlardan destek alırlar.

Bağlanma kaygısı yüksek olanlar ise stres sinyalleri yayarlar ve bunlarınbaşkaları tarafından anlaşılmasını beklerler. Sürekli ilgi talep ederler veöfke gösterirler. Bağlanma kaçınması yüksek olan kişiler ise diğer kişilerdenhiçbir zaman bir şey beklemez ve talep etmez, kendilerini geri çekerler.

Bağlanma türleri, insanların yakın ilişkilerinde ikiönemli faktörü oldukça etkilemektedir: Bağlılık ve yakınlık.

Güvenli bağlananinsanlar ilişkilerinde sağlıklı ve rahat bir şekilde bağlılık ve yakınlıkgeliştirirken, kaygılı bağlananlar ise ilişkinin yeterince olgunlaşmasına zamanvermeden fazlaca samimiyet ve bağlılık kurmaya çalışır ve diğer insanlarlagereğinden fazla bilgiyi çok kısa sürede paylaşma eğilimi gösterirler.Kaçınmacı bağlananlar ise ilişkide bağlılık kurma konusunda oldukçaisteksizdirler ve insanlarla aralarına mesafe koyarak paylaşım yapmaktankaçınırlar.

Bağlanma türlerimiz hayatımızın birçok alanında, ama enönemlisi yakın ilişkilerimizde, çok önemli bir rol oynarlar.

Bu da gösteriyorki erken dönemde edinilen deneyimler, hayatımız boyunca ilişkilerimizde bizietkileyebilir. Fakat elbette kişinin sahip olduğu bağlanma türü – kolay olmasada – değişebilir/değiştirilebilir.

Bağlanma teorisi ve bağlanma türleri ileilgili ilerleyen günlerde başka yazılarla da karşınızda olacağız.

Takipte kalın.

Kaynak: www.yakiniliskiler.com Yazan: Berk Bilmez Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Источник: //www.kigem.com/terk-edilen-kadin-daha-sansli.html

Erkekler seni terk ediyorsa bunu okumalısın!

Kadın Bakıyor, Erkek Terk Ediyor!

Terk edilmiş bir kadın anlatıyor: ilgili ve sevgi doluyum, her konuda sohbet edebilirim, uyumluyum, bakımlıyım ve güzelim ama yine de terk ediliyorum. Onun için her şeye yapmaya hazırım ama bunu anlamıyor.

Her ilişkimde aynı sonu yaşıyorum; acaba erkekler beni neden terk ediyor? Eğer siz de bu kadınla ortak özellikleriniz olduğunu görüyorsanız; “Yüksek Topuklar” ekibi olarak hazırladığımız özel araştırma haberimiz size rehberlik edecektir.

Bazı kadınlar, duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kendilerini feda ederek aşırı verici olurlar. Erkekler üzerinde olumlu izlenim bırakmak, sevilmek, ilişkisini sürdürmek için her şeyi yapmaya razı tavır sergilerler. Bu durum, erkeklere itici gelmelerine ve terk edilmelerine sebep olur.

Yakınlık kurmak, ilgili olmak ilişkiyi bitirebilir mi?

Küçük kızlar babalarını memnun etmek için kendilerini feda ederek büyürler, genç kadınlar olduklarında ise ilişki yaşadıkları erkekleri iyi giyinerek, oturup kalkmasını bilerek, para kazanarak, arkadaşlarına iyi davranarak, onun istediği filmi izleyerek memnun etme gayretine girerler. Çünkü kadınlar, birliktelikleri erkeklerden daha çok önemserler ve bu yüzden kendilerini yakınlık kurmak, fedakarlık yapmak zorunda hissederler.

Bazı kadınlar yalnız kalma, sevilmeme korkusu yaşarlar ve bunun üstesinden gelmek için ilişkilerinde aşırı verici kadınlara dönüşürler. Sizin de yaşadığınız gibi aşırı fedakar olmak çok sevilmenizi sağlamadığı gibi erkekler tarafından terk edilmenize ve o korktuğunuz yalnız başına kalmaya zemin hazırlar.

Kadınlar neden aşırı vericidir?

Aşırı verici kadınların tipik bir özelliği de kendilerine güvensizlikleridir. Yetersiz olmaktan korkarlar. Bunun sebebi ise çocuklarından yetişkinliğe getirdikleri ve çözülmemiş sorunlarıdır. Çocukken gördükleri sevgi tutarsız veya hiç sevgi görmemişlerdir. Bu yüzden ömür boyu sevgi açlığı çekerler.

Sevilmedikleri zaman duydukları acıyı sürekli bastırmak isterler. Çocukken ihmal edilmiş ve takdir görmemiş kadınlar, birlikte oldukları erkeğe aşk yağdırarak geçmişteki derin üzüntülerini yok edecek doyurucu bir karşılık görmeyi umarlar.

Yani siz de aşırı verici bir kadınsanız bunun sebebi çoğunlukla anne, babanızdan alamadığınız sevgidir.

Sevgiye hasret kalmış aşırı verici kadınlar, karşısındaki erkekten sevgi alabilmek için kendilerini feda etmeleri gerektiğini düşünürler.

Kendilerini oldukları şekilde sevilmeye layık görmezler, bu korkunun etkisiyle ancak aşırı verici olduklarında sevilebileceklerini düşünürler.

Bu yüzden ilişkilerinde hep neşe, sürpriz, eğlence kaynağı olmak gibi aşırı yorucu sorumluluklar üstelenebilirler; üstelik kimsenin ondan böyle bir beklentisi yoktur.

Peki, erkekler ne düşünüyor?

Erkekler, kadınlar aşırı verici olduklarında minnettarlık duymazlar. Bu, onların ilişkiye daha çok bağlanmasını sağlamaz ki sürekli terk edilen bir kadın olarak siz de aşırı vermenin işe yaramadığını iyi biliyorsunuz.

Erkekler, bir kadına ilgilerini sürdürebilmeleri için ona sevgi verme gereğini duyarlar. Eğer her şeyi kadın verirse, erkeğe verecek pek bir şey kalmaz. Bu durum erkekte duygusal bir boşluk yaratır ve yakın olma arzusunu yok eder.

Erkeğin huzursuz olduğunu gören kadın endişelenir ve bu durumun kendi hatası olduğunu düşünür. Aslında bu noktada daha az verici olarak erkeğin ilgisini çekebilecekken tam tersini yapar ve daha çok vererek erkeği kendisinden uzaklaştırır.

Sonuç? Terk edilerek biten bir ilişki daha…

Kadınlar gerçekten güçlü müdür?

Erkeğin size nasıl davranacağını belirleyecek kadar güçlüsünüz. Biliyoruz, ilk duyduğunuzda imkansız ve anlamsız geliyor ama gerçek şu ki siz: istediklerinizi yapacak ve yaptıracak kadar güçlüsünüz.

Eğer davranışlarınızla bir erkeğin sizi istismar etmesini, terk etmesini sağlıyorsanız; size harika davranmasını da sağlayabilirsiniz.

Bunun için karşı tarafın bazı özelliklerini iyi tanımalı ve oyunu kuralına göre oynamalısınız.

Size acı gerçeği açıklayalım: erkekler, annelerinden hizmet görmeye, faydalanmaya, duygu sömürüsü yaparak isteklerini elde etmeye o kadar alışmışlardır ki siz de annesi gibi fedakar, verici davranırsanız size aşık olup isteklerinizi yerine getirmek şöyle dursun sizden nasıl faydalanacağına bakar. İnsanoğlu işte, doğasında nankörlük var.

Yemeğini yapar, çamaşırlarını yıkar ütüler, kirli çoraplarını sepete atar, arkadaşlarına kral gibi davranır, maç izleme gecelerinde patates-bira servisi yapar, ailesine muhteşem ilgi gösterir, sizi her aradığında buluşma için uygun olur koşa koşa giderseniz o adam sizi sağılacak bir koyun gibi görür.

En kendini geliştirmiş, en eğitimli erkek bile bir zamanlar annesinin aslan parçası olduğu için ve ihtiyaçlarının her şartta karşılanması gerektiğine inandığı için sizde bu potansiyeli gördüğünde kullanmaktan çekinmeyecektir.

Mesele sadece ev işlerini yapmak da değildir: her zaman bakımlı olursanız, sürekli hediyeler alırsanız, her sevişme isteğine çok ateşli şekilde yanıt verirseniz, gideceği yere kadar arabayla bırakırsanız, grip olduğunda bile eve onkoloji servisi kuracak kadar özel bakım yaparsanız o adam sizin için kılını kıpırdatmaz, bir süre ihtiyaçlarını karşılatır sonra da terk edip gider.

Erkeklerden acı bir itiraf

32 yaşında, büyük şehirde büyümüş, üniversite mezunu bir erkek şöyle diyor: üzgünüm ama biz şöyle düşünüyoruz: eğer bir inek bedavaya süt veriyorsa, ineği almayız! Acaba siz de karşılığını almadan belki sadece ufak bir trip atarak sürekli verdiğiniz için terk ediliyor olabilir misiniz?

Erkeğin ilgisi nasıl çekilir?

Erkekler, karşılık beklemeden veren kadınlardan rahatsız olur, onlardan sıkılır, onları takdir etmez, hatta onlara saygı bile duymaz. Erkek aşka katılabilmek için kadına saygı duymak ve sevmek gereğini hisseder.

Kadına bir şey veremez ve aşka katılamazsa aralarındaki mesafe yavaş yavaş artar. Aşırı vermenin değişmez sonuçları vardır: ilgi ve saygıyı azaltır, yakınlığın anlamını bozar.

Bazı durumlarda erkeğin kadını istismar ettiği bile görülür.

Kendinizi nasıl iyileştireceksiniz?

Bir süre ilişkisiz veya erkeksiz kalmak önemlidir. Onunla birlikte değilken neler hissettiğine bakarak anlamaya çalışın. İlk duygular, çocukluğunuzdaki duygulara benzeyecektir.

Yalnızlık ve korku hissedeceksiniz ama bu zamanla geçecek ve bunu başardığınız için kendinizi daha iyi, daha güçlü ve daha yeterli hissedeceksiniz.

Kendinizden şüphe duymamayı, yetenekli ve yeterli bir kadın olduğunuzu keşfedeceksiniz.

Kendinizi kurban etmekten vazgeçin, siz değerlisiniz. Sizden istenen her şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Hayır demek, reddetmek ve kendinizi düşünme hakkınız var.

Ve siz bir erkekten saygı duymak istiyorsanız, önce kendinize saygı göstermelisiniz. Kendinizi feda etmek, aşırı verici olmak kendinize saygı ve sevginizin olmadığını kanıtlıyor; lütfen bunu değiştirin.

Kendinizle olumlu duygusal bağlar kurun, ne kadar sevilebilir olduğunuzu fark edin.

Biz “Yüksek Topuklar” kadınları olarak sizin için özel haberler hazırlarken kendimizi keşfediyoruz, bizim de kendimizi geliştirmediğimiz zamanlarda verici kadınlar olduğumuzu fark ediyoruz ama okudukça, kendimizi tanıdıkça saygı ve sevgimizi artırıyor ve kendimizle aşk yaşıyoruz. Sizin için harika bireysel gelişim yazıları hazırladık. Okumak için buraya tıklayın

Источник: //www.yuksektopuklar.com/neden-terkedildim-11852

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.