Kadın Kanserlerinde Radyoterapi

Kadın Kanserleri

Kadın Kanserlerinde Radyoterapi

Memorial Hastanesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Derin Kösebay, en çok görülen kadın kanserleri rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanseri hakkında bilgi verdi.

Rahim kanseri

Genellikte menopoz döneminde ortaya çıkan bir kanser türüdür. Ortalama görülme yaşı55-58 olmasına rağmen çok genç yaşta kadınlarda da ortaya çıkabilir. Rahim kanserli hastaların üç önemli özelliği; hastaların kilolu, şeker hastası ya da şeker hastalığına eğilimli olmalardır.

ABD’de jinekolojik kanserler sıralamasında meme kanserinden sonra en çok görülen kanser türüdür. Toplumlarda yaşam süresi uzadıkça yaşlılarda görülen bu hastalığın sayısı da artmaktadır.

Hastalığın ortaya çıkma riskini artıran diğer faktörler de, doğum yapmama, ileri yaşta adet görme (Türkiye’ de kadınlarda adetten kesilme yaşı 47’ dir.

52 yaşından sonra da adet görenler), doktor kontrolü dışında hormon tedavisi alanlar (Rahmi olan kadınların Östrojen+Progesteron hormonu alması gerekirken sadece östrojen hormon alması), yumurtalıklarda hormon salgılayan tümör bulunması, ailesinde meme, yumurtalık ve rahim kanseri bulunmasıdır.

Rahim kanserinin belirtileri

Rahim kanseri belirti veren ve bu nedenle tanısı erken konulabilen bir hastalıktır. Hastaların dörtte üçü erken evrede yakalanmaktadır. Hastalığın belirtileri; adetten kesilmiş bir kadında vajinal kanamanın olması, adetten kesilmiş bir kadında aniden ve bol miktarda kötü kokulu bir akıntının ortaya çıkmasıdır.

Bu belirtiler kişinin kesin olarak rahim kanseri olduğunu göstermez ancak kanser ile ilgili araştırmaların yapılması gerekir.

Meme kanseri geçirmiş kadınların da düzenli olarak kullanması gereken ilaç rahim iç tabakasında kalınlaşmalara neden olduğu için bu ilacı kullananların 6 ayda bir jinekolojik ve ultrason muayenesinden geçmesi gerekmektedir.

Hastalığın tanı ve tedavisi

Rahim kanseri şüphesi bulunan hastalara ultrason muayenesi uygulanır. Eğer kanama veya akıntı gibi bir belirti varsa mutlaka rahim içinden biyopsi alınmalıdır. Tanı konulunca uygulanacak olan tedavi de cerrahidir.

Operasyonda, rahim, yumurtalıklar ve kadın içinden sıvı alınması, karnı örten yağlı gözenekli doku ve lenf nodlarının çıkarılması gerekir.

Sonuçların patolog tarafından değerlendirilmesinden sonra gereken vakalarda Radyoterapi ilave olarak tedaviye eklenir.

Rahim ağzı kanseri

Bu kanser, gelişmekte olan ülkeler ve az gelişmiş ülkelerden en sık görülen jinekolojik kanserdir. Dünyada yılda 500 bin yeni rahim ağzı kanseri çıktığı ve tahminen 1 milyon 500 bin kadar da bu kanserle yaşayan olduğu tahmin edilmektedir. Genellikle 50 yaş civarında ortaya çıksa da son yıllarda genç kadınlarda görülme sıklığı artmıştır.

Sık görülme nedenleri

Çok sayıda doğum yapmış, erken yaşta cinsel ilişkiye girmiş, sigara içen kadınlarda ortaya çıkmaktadır. Hastalığı, kötü sosyo-ekonomik durum, HPV enfeksiyonu geçirme de tetiklemektedir. Rahim ağzı kanserli hastaların % 98’inde bu enfeksiyon saptanmıştır.

Rahim ağzı kanserinin belirtileri

Erken dönemde hemen hemen hiçbir belirti yoktur. Çıplak gözle de jinekolojik muayenede rahim ağzında sorun görülmeyebilir. Ancak “Smear” denilen akıntı tahlili ile veya “Kolposkop” denen rahim ağzını büyüterek gösteren aletlerle değişiklikler fark edilebilir.

Kesin tanı ancak şüpheli yerden alınan biyopsi ile konulabilir. Hastalığın ilerlemesi durumunda klinik belirtiler de ortaya çıkar. Kanlı akıntı, ilişki sonrası kanama, düzensiz kanama gibi. Ayrıca hastanın muayenesinde rahim ağzındaki tümörde görülebilir.

Hastalık daha da ilerlediğinde idrar problemleri ve bacak ağrıları ortaya çıkar.

Hastalığın tedavisi

Erken dönemde basit bir operasyon (Konizasyon) ile sadece rahim ağzındaki hastalıklı bölgeyi çıkararak tedavi edilebilirken, hastalık ilerlediğinde rahim ve etrafındaki çevre dokuları ile lenf ganglionlarını çıkaracak büyük bir operasyona ihtiyaç duyulur. Ayrıca operasyon sonrası tümörün yaygınlık derecesine göre radyoterapi de vermek gerekebilir. Daha ilerlemiş vakalarda operasyon yapılamaz, radyoterapi ve kemoterapiden yardım beklenir. Erken dönemde yakalandığında tedavide başarı oranı yüzde 100’dür.

Yumurtalık kanseri

Son yıllarda yumurtalık kanseri de oldukça sık görülmektedir. Yaşam boyu her 100 kadından 1-2’ sinde yumurtalık kanseri gelişmektedir.

Çok geç tanı konulduğu için hastaları yüzde 75’i hastalık karın içine yayıldıktan sonra saptanabilir. Hastalık geç teşhis edildiği için tedavi sonuçları yeterince yüz güldürücü değildir.

Jinekolojik kanserler arasında en yüksek ölüm oranı, yumurtalık kanserindedir.

Hastalığın görülme sıklığı

Yumurtalık kanserlerinin yüzde 10 kadarı genetik geçişlidir. Bir ailede birinci derece akrabalarından iki tanesinde meme, yumurtalık kanseri varsa bu kişilerin riskli gurupta olduğu söylenebilir.

Bu riskli hastalarda BRCAI, BRCA2 genlerinde yapılan araştırmalarda bir gen hasarı saptanırsa hastada yaşam boyu riskin yüzde 60-80’lere çıkabileceği bildirilmektedir. Bunun dışında yumurtalık kanseri için risk olabilecek pek çok şey iddia edilmişse de (Az sayıda doğum veya çocuk olmaması, erken adet görme, geç adetten kesilme vb.

) bu konuda kesin bir kanı oluşmamıştır. Doğum kontrol haplarının 2 yıl süre ile kullanılması yumurtalık kanseri riskini yüzde 50, 5 sene kullanımı yüzde 70 azaltmaktadır.

Hastalığın belirtileri ve tedavi

Hastalık erken dönemde tipik bir belirti vermez. Bu nedenle geç teşhis edilebilmektedir. Ancak ileri evrede karında şişlik, ağrı, sindirim sistemine ait şikayetler ve kilo kaybı gibi belirtiler ortaya çıkar.

Karın şişer ve içinde sıvı toplanır.

Bu nedenle jinekolojik muayene ile beraber hasta ultrasonla da değerlendirilmeli, gerekli görüldüğünde kanda yapılan tümör markırları istenmeli ve duruma göre daha ileri radyolojik yöntemlerden yararlanılmalıdır.

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/kadin-kanserleri/

Tüm yönleriyle meme kanseri: Cerrahi, onkoloji, radyoterapi ve genetik

Kadın Kanserlerinde Radyoterapi

Klinik muayene, görüntüleme yöntemleri ile inceleme ve biyopsi değerlendirmesinin meme kanseri şüphesi olan hastaların %95’inde güvenli tanı sağladığını söyleyen Koç Üniversitesi Hastanesi Uzmanlarından Dr. Fatih Selçukbiricik, meme kanseri ile ilgili en çok merak edilen soruları yanıtladı.

https://www.medikalakademi.com.tr/erken-teshis-meme-kanseri-tedavisi-icin-cok-onemli-peki-hangi-belirtiler-onemli/

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser tipidir. Kadınlarda görülen kanserlerin %26’ sını oluşturmaktadır ve kansere bağlı ölümlerin %15’ inden sorumludur. Kadınlarda hayat boyu meme kanseri riski yaklaşık sekizde birdir. Buna karşın meme kanserlerinin sadece %1’i erkeklerde görülmektedir.

Meme kanseri farklı ülkelerde ve farklı sıklıkta görülmektedir.

Bu farklılığın kesin nedeni bilinmemekle birlikte altta yatan etnik faktörler, diyet, yaşam tarzı ve henüz bilinmeyen bazı kompleks faktörlerle ilişkili olabileceği düşünülmektedir.

 Rutin mamografik taramanın 1980’ lerde kullanıma girmesi ile özellikle erken evrede tanı konan meme kanserli vaka sayısında belirgin bir artış gözlenmiştir.

Hastalığın sıklığı yaşla beraber yükselmektedir; yirmi yaşın altındaki kadınlarda meme kanseri çok nadirdir, 40 ile 50 yaş arasında meme kanseri riski 68’ de bir, 50 ile 60 yaş arasında 35’ de bir, 60 ile 70 yaş arasında ise 28’ de birdir.

Meme kanseri için en önemli iki risk faktörü cinsiyet ve yaştır. Hastalık kadınlarda erkeklerden 100 kat daha sıktır. Oran yaşla beraber artmaktadır. Yirmi ile 30 yaş arasında her 100.000 kadında 10’ dan az sayıda vaka görülürken, >60 yaş aralığındaki kadınlarda sıklık 100.000’ de 300 vakanın üstüne çıkmaktadır.

25 soruda tüm detaylarıyla meme kanseri: Merak edilen sorulara yanıtlar

Aile öyküsü

Meme kanseri için iyi bilinen bir risk faktörü olmasına karşın hastaların sadece %5-10’ unda aile öyküsü mevcuttur. Birinci derece akrabasında meme kanseri öyküsü olan kadınlarda aile öyküsü bulunmayanlara göre hayat boyu meme kanseri riski 1.5-3 kat daha yüksektir.

İkinci derece akrabasında meme kanseri öyküsü bulunanlarda ise risk daha az olmakla beraber yine de sağlıklı popülasyona göre yüksektir. Bununla beraber aile öyküsü; tanı yaşı, etkilenen akrabaların sayısı ve yakınlık derecesi gibi faktörlerle de ilişki göstermektedir.

Tüm meme kanserlerinin %5-10’ unda genetik eğilim görülmektedir. Meme kanseri ile güçlü genetik ilişkisi gösterilmiş ilk genler BRCA-1 ve BRCA-2’ dir.

Bu genlere ait mutasyonlar ailesel meme kanserlerinin çoğundan sorumludurlar; ayrıca yumurtalık kanseri riskinde de artışla ilişkilidirler.

BRCA-1 mutasyonu varlığında hayat boyu meme kanseri gelişme riski %36-87, over kanseri riski ise %27-45’ tir. BRCA-2 mutasyonu olanlarda ise bu risk sırasıyla %45-84 ve %10-20’ dir.

Diyet

Hastalığın beslenme alışkanlıkları ile ilişkisini inceleyen ilk çalışmalar genellikle gözlemseldir ve özellikle aşırı kalorili, hayvansal “doymuş” yağ asitlerinden zengin, liften fakir beslenmenin riski arttırdığı ileri sürülmüştür.

Ancak sekiz prospektif çalışmayı içeren bir metaanaliz, yağ asidi ile meme kanseri gelişme riski arasında ilişki olmadığını göstermiştir. Fitoöstrojenler (örneğin soya), C vitamini, folik asit ve β-karotenin riski azalttığında dair bulgular mevcuttur, ancak kanıtlanmamıştır.

Buna karşın alkol alımı ile meme kanseri arasındaki ilişki gösterilmiştir ve risk, alım miktarı ile doğru orantılıdır.

https://www.medikalakademi.com.tr/meme-kanseri-nedir-nedenleri-belirtileri-ve-memenin-elle-muayenesi/

Obezite

Obezite, menopoz sonrasındaki kadınlarda artmış meme kanseri riski ve mortalite ile ilişkilidir. Muhtemel mekanizma serum östrojen düzeyindeki artıştır. Women Health Initiative (WHI) sonuçlarına göre vücut kitle indeksi 31’ in üstünde olan kadınlarda meme kanseri riski 22.6’ nın altında olanlara göre 2.5 kat daha yüksektir.

Menopoz sonrası dönemde hormon tedavisi meme kanseri riskini arttırmaktadır. Sadece östrojen içeren hormonlar riski 1.5 kat arttırırken, östrojen+progesteron kombinasyonu kullanan kadınlarda risk yaklaşık 2.

5 kattır. WHI’ in hormon tedavisinin koroner arter hastalığı riskini arttırdığını açıklamasını takiben hormon kullanımındaki azalma ile birlikte 2002-2003 yılları arasındaki meme kanseri oranı %7 azalmıştır.

Risk, hormonun kesilmesinden sonraki beşinci yıldan itibaren sağlıklı bireylerdeki düzeye dönmektedir. Oral kontraseptiflerin (OKS) meme kanseri riski ile ilişkisine dair veriler daha az tutarlıdır.

Büyük bir çalışmada son 10 yıl içinde OKS kullanımının meme kanseri riskini hafifçe arttırdığını göstermiştir.

Güncel OKS kombinasyonlarının meme kanseri riskini arttırdığına dair şu an için kesin bir kanıt bulunmamaktadır.

Üreme ile ilgili faktörler

Yapılan çalışmalar östrojen maruziyeti ile ilişkili bir dizi risk faktörü tanımlamıştır.

Bunlar erken menarş (55 yaş), nulliparite (doğum yapmamış kadınlarda risk %30-50 daha yüksektir), ilk doğum yaşının geç oluşu (ilk doğumunu 25 yaşından önce yapan kadınlarda 30 yaşından sonra yapanlara göre risk %50 daha düşüktür) meme kanseri riskini arttıran faktörlerdir. Menopoz öncesi dönemde yapılan yumurtalık çıkarılması ile meme kanseri riskinde belirgin azalma sağlandığı görülmüştür.

Meme kanseri hakkında doğru bilinen 12 yanlış

İyi huylu bazı meme hastalıkları meme kanseri riskini hafifçe artırırken bazılarıda değiştirmemektedir.

Daha öncesine ait meme kanseri öyküsünün varlığı

Daha önce tek memede kanser öyküsü bulunan hastalarda karşı taraftaki memede kanser gelişme riski yılda %0.5-1 civarındadır. Ancak genç yaşta ortaya çıkan veya bilinen genetik yatkınlık olanlarda bu risk daha da yüksektir.

Çevresel faktörler

Sigara kullanımı, pestisidler ve elektromanyetik alanlar gibi çevresel faktörlerin riski arttırdığı düşünülmekle birlikte kanıtlanmamıştır.

Fiziksel aktivite

Birçok çalışmadan elde edilen veriler düzenli egzersizin meme kanseri riskini azalttığını düşündürse de bu çalışmaların çoğunda recall-bias (hatırlama hatası) veya selection-bias (seçim hatası) mevcuttur; bu da kesin sonuçlara varmayı güçleştirmektedir.

Akıllı moleküller meme kanseri tedavisinde fark yaratıyor

Meme kanserinin belirtileri nelerdir?

Meme kanserinde en sık görülen başvuru nedeni kitledir. Ancak meme kitlelerinin çoğunluğu iyi huylu meme hastalıklarıdır.

Meme kanserinden kaynaklanan kitleler genellikle sert, tek taraflı ve ağrısızdır. Meme kanseri farkedildiğinde yaklaşık olarak 2 cm çapındadırlar.

Yaklaşık olarak %50’si üst dış tarafda, %10’u üst iç tarafda, %10’u alt iç tarafda, %10’u alt dış tarafda ve %20’si merkezden kaynaklanır.

Meme kanseriyle ilişkili bulgular;

  • Memede kitle
  • Meme ağrısı
  • Cilt değişiklikleri
  • Çukurlaşma, kalınlaşma, çekinti
  • Ülserleşme
  • Kızarıklık
  • Meme başı değişiklikleri
  • Düzleşme, ters dönme, çekilme
  • Kanama ve/veya akıntı
  • Pullanma ve egzema benzeri lezyonlar
  • Lenf bezlerinin tutulumuna bağlı değişiklikler
  • Koltuk altında kitle
  • Kolda ödem

Tanı

Klinik muayene, görüntüleme yöntemleri ile inceleme ve biyopsi değerlendirmesi meme kanseri şüphesi olan hastaların %95’inde güvenli bir tanıyı sağlar. Meme başı akıntısı olan hastalarda sekresyonu uyarmak üzere subareolar alana masaj yapmaları istenir.

Meme kanserinde tümör tipine özel tedaviler başarıyı arttırıyor

Meme kanseri tanısında en sık kullanılan görüntüleme yöntemleri mamografi, ultrasonografi (USG) ve manyetik rezonans (MR)’ dır. Mamografinin tanısal doğruluğu %50-95′ dir. Meme kanseri tanısı konmuş hastalarda karşı memenin değerlendirilmesi ve takibi için mamografi gereklidir. Ayrıca açık biyopsi öncesi tümörü doğru bir şekilde yerini belirlemek için de mamografiden faydalanılabilir.

Ultrasonografinin katı ve kistik meme kitlelerini birbirinden ayırdetme yeteneği çok yüksektir. Malign meme lezyonlarının tanısında son derece kullanışlıdır. Mamografik bulgular belirsizse veya birden fazla alanda anormallik mevcutsa USG durumun tesbiti konusunda yardımcı olur. Yoğun memesi olan hastalarda ve genç kadınlarda mamografiden daha duyarlıdır.

Son 10 yılda meme kanseri tanısında ve tarama programlarında MR sık olarak kullanılmaya başlanmıştır. Meme MR’ının avantajları radyasyon içeren bir yöntem olmaması, mamografi/USG’ de klinik bulgu vermeyen tümörleri saptayabilmesidir. Dezavantajları ise pahalı bir yöntem olması, kolay uygulanabilir olmaması, uzman bir radyolog gerektirmesidir.

Tedavi

Meme kanserinin tedavisinde; cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve hormonoterapi tedavileri uygulanmaktadır. Ancak meme kanserinin esas tedavisi eğer çıkarılabilecekse cerrahi tedavi oluşturmaktadır.

Meme kanserinde cerrahi tedavi

Meme kanserinde birden fazla ameliyat yöntemi mevcuttur. Yapılacak ameliyata türüne; hastanın yaşı, genel sağlık durumu, tümörün boyutu, yerleşimi, meme boyutu ve yapısı, ameliyat sonrası tedaviye uyumun ve tabi ki de beklentiler göz önünde bulundurularak karar verilmektedir. Bir kişi için birden fazla ameliyat seçeneği olabilmektedir.

Meme kanseri tedavi kılavuzu: En başarılı tedavi yöntemi hangisi

Yapılan ameliyatların çoğunluğu, ya memenin tamamen alınması ya da meme krunarak tümörün uzaklaştırılmasıdır. Meme koruyucu cerrahi; lumpektomi, kadranektomi, segmental mastektomi ya da kısmi (parsiyel) mastektomide denilmektedir.

Bu yöntemde ameliyat, tam tümörün üzerine denk gelen bölgeye yapılan kesiyle gerçekleştirilmektedir. Tümör, etrafındaki bir miktar sağlam sınırlı meme dokusuyla beraber çıkartılmaktadır.

Bu tedavide amaç tümörlü dokuyu uzaklaştırırken, estetik olarak geride sağlam dokunun kalmasını sağlamaktır.

Son zamanlarda yapılan klinik çalışmalar meme koruyucu cerrahi tedavinin, memenin tümünün alınması ile yapılan cerrahi tedaviden farkının olmadığını ortaya koymuştur. Yani her iki uygulamanın birbirine bir üstünlüğü gösterilememiştir. Meme koruyucu cerrahinin yapılmaması gereken durumlar, daha önce meme veya göğüs duvarına radyoterapi uygulanmış olması, mamografiden yaygın hastalıktır.

Cilt-koruyucu mastektomi giderek daha sık kullanılmaya başlanan bir cerrahi tekniktir. Meme başı-areola kompleksi etrafından kesi yapılarak meme dokusu çıkarılır, meme cildi korunur ve rekonstrüksiyon uygulanır. Cildin ve meme altı kıvrımının korunması kozmetik açıdan daha iyi bir sonuç sağlamaktadır.

Mastektomi ise, meme dokusunun tamamının alınması ameliyatıdır. Meme boyunca kesi yapılarak, meme cildinin büyük bir kısmının ve tüm meme dokusu çıkartılması esasına dayanır. Meme koruyucu cerrahiye uygun olmayan hastalarda mastektomi yapılır. Sıklıkla birden fazla tümörü olan

hastalara ya da memesi küçük olduğu için korunmaya uygun olmayan hastalara uygulanır. Meme koruyucu cerrahiden farklı olarak, erken evre hastalıkta uygulandığında ameliyattan sonra eğer koltuk altına hastalık geçmemişse radyoterapi verilmez.

Meme kanserinde radyoterapi

Radyoterapi meme kanserli hastada kanserin cerrahi olarak çıkarıldıktan sonra tek başına veya kemoterapi ile birlikte yapılan bir tedavi şeklidir.

Radyoterapi sadece hastalıktan etkilenen bölgeye genişce uygulanır.

Memenin korunarak alındığı tüm hastalarda hastalığın bölgesel yinelemesini önlemek için ve meme kanserine bağlı ölümü azaltmak için radyoterapi yapılmalıdır. Hastalığın tedavi süresi 3-5 hafta kadar sürmektedir.

Radyasyon bir enerji şeklidir ve yaşamımız boyunca güneş ışınları, radyo dalgaları, mikrodalga, cep telefonu ve televizyon yayınları gibi çeşitlilik gösteren, düşük enerjileri nedeniyle kalıcı ve zararlı etkilerinin oldukça az olduğu bilinen birçok doğal ya da yapay iyonizan olmayan radyasyona maruz kalmaktayız.

Radyoterapi ise yüksek enerjili X ışınlarını kullanarak  çevre normal dokularda en az hasarı oluştururken, hedef bölge içinde kanser hücrelerini yok eden tedavi şeklidir. Meme kanserindeki radyoterapi, tümörün çıkartıdığı bölgede, göğüs duvarında veya memenin geri kalanında hastalığın geri gelme olasılığını azaltmaktadır.

Radyoterapi; eğer gerekiyorsa, kemoterapinin bitmesini izleyen 3-4 hafta içinde başlamalıdır. Kemoterapinin uygulanmadığı durumlarda ise radyoterapi, cerrahiden sonraki 3-4 hafta içinde uygulanmaya başlayacaktır. Eğer kısmi meme ışınlama yapılacaksa cerrahiden sonraki hafta ya da üç hafta içinde uygulanmaktadır.

Meme kanserinde kemoterapi

Meme kanserinde cerrahi sonrası yineleyen hastalarda mikroskopik metastaz olduğu bilinmektedir. Bu durumu önlemek amacıyla hastalara cerrahi sonrasında yada öncesinde kemoterapi verilebilmektedir. Kemoterapi, hücrelerin büyümesini ve bölünerek çoğalmalarını durdurmak yoluyla kanseri yok etmeyi hedefleyen ilaç tedavisidir. Kemoterapi, adjuvan tedavi şeklinde yapılabilir.

Adjuvan kemoterapinin temel amacı olası mikrometastatik hastalığın cerrahi sonrası erken dönemde ortadan kaldırılarak olası nükslerin engellenmesi ve böylece sağkalımın uzatılmasıdır.

Kemoterapi ayrıca neoadjuvan tedavi (tümörü küçültmek amacıyla, cerrahiden önce verilmesi) olarak ta uygulanabilir.

Ayrıca metastatik (başka organlara yayılmış) veya tekrarlayan meme kanserinde de uygulanmaktadır.

Sistemik kemoterapi çoğunlukla kan damarı yoluyla veya ağızdan hap şeklinde verilebilir.Kemoterapi haftada bir, iki haftada bir, üç hafta veya dört haftada bir verilebilir. Verilecek kemoterapiye karar verilirken, hastalığın evresine ve tümörün biyolojik kimliğine göre ilaç seçimi yapılmaktadır. Tedaviler tek seferde veya kombine şekilde olmaktadır.

Kemoterapi için hastalığın tipi, evresi, koltuk altı lenf durumu, uzak organ metastazının varlığı ya da yokluğu gibi parametreler değerlendirilmektedir. Amaç hastalığın yinelemesini önlemektir. Ayrıca hormon reseptörü barındıran hastalarda kemoterapi sonrasında ise 5-10 yıl süreli hormonal tedaviler verilebilmektedir.

Kemoterapinin yan etkilerine gelince; kişiye, kullanılan ilaca ve ilacın dozuna göre değişebilir. Genel olarak yorgunluk, enfeksiyon riski, ateş, bulantı,, kusma, saç dökülmesi, iştahsızlık, ağız yarası, kabızlık ve ishal sayılabilir.

Adet düzensizlikleri ve bazen de erken menopoza yol açabilir. Doğurganlıkta bozulmalar görülebilir. Genellikle tedavinin bitiminde yan etkiler de kaybolur. Nadiren kalp ya da sinir hasarı gibi uzun dönem etkileri olabilir.

Bazen tek seferde bir ilaç yapılırken bazen farklı ilaçlar birlikte verilebilir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/tum-yonleriyle-meme-kanseri-tedavisi-cerrahi-onkoloji-radyoterapi-ve-genetik/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.