Kadın ve Erkekte İnfertilitenin (Kısırlık) Nedenleri

içerik

Kadın ve Erkekte İnfertilite Nedenleri

Kadın ve Erkekte İnfertilitenin (Kısırlık) Nedenleri

Gebelik oluşabilmesi için vaginaya boşalan spermlerin rahim ağzı ve rahim içini geçerek tüplerden yumurtaya ulaşması gerekmektedir. Bu nedenle tüplerin açık olup olmadığının ve görevlerini yapabildiğinin gösterilmesi önemlidir. İnfertilite nedenlerinin %35'ini tüplere ait bozukluklar oluşturmaktadır.

HSG tetkiki, tüplerdeki tıkanıklığı ve oluşmuş hasarı gösterebilir. HSG filminde bir bozukluk varsa doktorunuz tanı amaçlı laparoskopi önerebilir. Tüpler kapalı, hasar görmüş veya yapışık bulunursa cerrahi olarak düzeltilebilir.

Ancak operasyon ile sonuç alınamayacağı düşünülüyor ise tüp bebek yöntemi (IVF) tedavide en iyi alternatiftir.

Yumurtlama Problemleri

Düzensiz veya anormal yumurtlama, kısırlığı oluşturan nedenlerin yaklaşık %5-25'ini oluşturur.

Normal koşullarda, her ay yumurtalıklardaki olgunlaşmamış yumurtalardan bir tanesi gelişip büyüyerek çatlar ve yumurtlama (ovulasyon) meydana gelir. Anovulasyon yumurtlamanın olmamasıdır.

Adet düzensizlikleri ve infertilitenin en önemli nedeni anovulasyondur. Adet görüldüğü halde ovulasyon olmayabilir. Bir kadında ovulasyonun olmadığı aşağıdaki testlerle belirlenebilir.

  • Adet öncesi dönemde rahim içinden biyopsi ile örnek alınması ve patolojik inceleme
  • USG ile ovulasyon takibi
  • Serumda progesteron hormon düzeyinin incelenmesi (adetin 19., 21. ve 23. günlerinde)
  • Bazal vücut ısısının incelenmesi
  • Servikal Pap-smear
  • Serviks mukusunda ipliklenme testi

Yumurtlama olmadığı saptanırsa ilaç tedavisi ile yumurtlama sağlanabilir. Ovulasyon ilaçları alan kadınların %80'inden çoğunda düzenli yumurtlama sağlanmaktadır. Tedavi edilecek başka bir sorun yoksa vakaların yarısından çoğunda, ilk 6 uygulamada gebelik elde edilebilir.

Serviks Problemleri

İnfertilite oluşumunda serviksin (rahim ağzı) durumu nadiren tek başına önemli bir neden oluşturur. Spermleri öldüren ya da hareketsiz hale getiren salgılar (antikorlar) servikal mukusta, sperm yüzeyinde, seminal sıvıda veya her üçünde birden bulunabilir.

Kadından elde edilen servikal mukus, erkekten elde edilen sperm ve çiftin her ikisinden alınan kan örnekleri bu antikorları saptamak amacı ile incelenir. Ancak bu testler günümüzde eski önemini kaybetmiş görünmektedir.

Doktorunuzun size önereceği en basit tedavi yöntemi özel hazırlama teknikleri ile elde edilen, hızlı hareketli spermlerin rahim içine enjekte edildiği inseminasyon (aşılama) işlemidir.

Üç veya daha fazla inseminasyon ile gebelik oluşmaz ise IVF veya mikroenjeksiyon gibi daha ileri tedavi yöntemlerine geçilebilir.

Rahim Kaynaklı Problemler

Histerosalpingografi (ilaçlı rahim filmi) rahim içi ve tüplerin durumunu göstermektedir. Adetin bitiminden sonraki bir hafta içerisinde ve yumurtlamadan önce yapılır. İlaç rahim ağzından verilir ve rahmi doldurarak, tüplere doğru ilerler ve karın boşluğuna dökülür.

Rahimde yapışıklık, rahim boşluğunun durumu ve myom olup olmadığı incelenir. HSG çekilirken verilen radyoopak maddenin oluşturduğu basınç ile bazen tüplerde varolabilen mukus tıkaçları açılabilir. Bu nedenle HSG sonrası kendiliğinden gebelikler oluşabileceği konusunda uyarıda bulunmak gereklidir.

HSG aracılığı ile saptanan anomalilerin kesinleşmesi veya tedavisi için histeroskopi yapılabilir.

Karın Zarını İlgilendiren Sorunlar

Peritoneal (karın zarı) faktör, üreme organlarının veya karın boşluğunun iç yüzeyini kaplayan zarın anomalileri ile ilgilidir. Bu anomalilerde teşhis koymak için laparoskopi kullanılır.

Laparoskopi, iç organların görülebilmesine ve mümkünse tedavisine olanak sağlayan cerrahi bir işlemdir.

Laparoskopi ile tanımlanan endometriozis, kadınların %35'inde tek başına infertilite nedenidir.

İzah Edilemeyen İnfertilite

İnfertil çiftlerin yaklaşık % 5-10'unda tüm testler normal bulunmaktadır. Çiftlerin birçoğu infertilite nedenini ortaya çıkarabilmek amacı ile yoğun testlere maruz kalmaktadır. Ancak bilinen tüm araştırmalara rağmen kısırlığı oluşturan neden ortaya çıkarılamamış ise, “izah edilememiş infertiliteden” bahsedilir.

Açıklanamayan infertilite tedavisinde, sınırlı başarılarla aşılama ve ovulasyon indüksiyonu uygulanmaktadır. Aşılama tedavisi ile deneme başına elde edilen gebelik oranı %10-15 civarındadır. İlk 3-4 denemeden sonra başarı oranı dramatik olarak azalmaktadır.

Bu nedenle daha fazla aşılama yapılması bazı özel durumlar dışında (çiftlerin istemi, kadın yaşının çok genç olması, kısa infertilite süresi) genellikle tercih edilmemektedir.

Yaş Faktörü

Merkezimizde tüp bebek uygulaması ile başarı oranı; 35 yaş altı kadınlarda embriyo transferi başına %60 civarındadır. Tüp bebek tedavisinin başarısı pek çok faktöre özellikle de kadının yaş durumuna göre değişmektedir.

Normal koşullarda korunmayan bir çift için evliliğinin birinci yılında gebe kalma şansı %80, ikinci yılda %10, üçüncü yılda %1,2 ve dördüncü yılda ise %0,6'dır. İlk adetin görülmesinden hemen sonraki yıllarda gebelik şansı yüksek değildir.

Cinsel olgunluk yaşının başlamasına kadar geçen sürede genellikle adetler düzenli olarak meydana gelmez ve yumurtlama olmaması bu dönemde sıktır. Kadında 40 yaşından sonra da gebelik olasılığı ileri derecede azalır. 40 yaş ve üzeri olgularda adet düzeni çoğunlukla normal olduğu halde gebe kalma oranı %10'un altına düşer.

Yumurtaların gelişmesi ve ovulasyon meydana gelse de, oluşan yumurtanın kolayca döllenebilmesi oldukça güçtür. Gebelik oluştuğunda anne yaşının ileri olması nedeni ile bebekte kromozom anomalilerinin ve düşük riskinin arttığı da göz önüne alınmalıdır.

Hormonal nedenler

Beynin alt kısmında bulunan hipofiz bezi FSH ve LH hormonlarını salgılamaktadır. Bu hormonlar testislerden sperm üretimini ve erkeklik hormonu olan testosteronun salgılanmasını uyarır. İncelemeler bu hormonlara ait bozuklukları veya testislerde sperm üretim bozukluğuna işaret eden hormonal değişiklikleri gösterir.

Testislere ait nedenler

Testise ait nedenler iki grupta toplanabilir: Sperm yapım bozukluğuna bağlı nedenler (non-obstrüktif) ve sperm atım bozukluğuna bağlı nedenler (obstrüktif).

Sperm taşıyıcı kanallara ve organlara ait nedenler

Testislerde üretilen spermler, epididim organından geçerek vaz deferens olarak bilinen sperm taşıyıcı kanallar aracılığı ile penise taşınır. Üretilen sperm hücrelerinin, bu sistemdeki bir tıkanıklığa bağlı olarak ejakülata (meni) ulaşamaması söz konusu olabilir.

Doğuştan sperm kanalının gelişmemiş olması (İki taraflı doğuştan vaz deferens yokluğu): Doğuştan olan bu bozuklukta testisten sperm taşıyan vas deferens olarak adlandırılan organın tek veya sıklıkla çift taraflı olarak olmaması durumudur.

Sıklıkla vesikulo seminalis ve epididim organının büyük bir kısmının yokluğunda görülür. %50-80 oranında bu kişilerde Kistik Fibrozis adı verilen genetik hastalığın taşıyıcısı olabilirler.

İğne ile girilerek testisten elde edilen spermlerin yumurta hücresine mikroenjeksiyonu ile çocuk sahibi olabilen bu kişilerin eşlerinin mutlaka kistik fibrozis taşıyıcısı olup olmadıkları incelenmelidir.

Enfeksiyon, travma, bu organlara veya komşu olan organlara daha önce yapılan cerrahi müdahaleler, prostat, vezikülo seminalis kistleri veya taşların varlığında testislerde sperm üretimi devam etmesine rağmen kanal bütünlüğü bozulduğu için dışarı çıkış engellenmiş durumdadır.

Çeşitli cerrahi müdahale yöntemleri ile tıkanıklığın giderilmesi (vazovazostomi, vazoepididimostomi, TURED ameliyatları) mümkün olmaktadır. Doğuştan kanalın gelişmediği durumlarda testisten iğne ile sperm alınarak mikroenjeksiyon yöntemi ile çiftler çocuk sahibi olmaktadır.

Şeker hastalığı, nörolojik hastalıklar, travma sonucu bel omurlarının hasar görmesi, mesane veya idrar kanalı ameliyatları sonrası ejakülasyon (boşalma) sırasında meninin penisten gelmesi yerine mesaneye doğru geri kaçması da söz konusudur (retrograd ejakülasyon).

Bu durumu oluşturan nedenlere yönelik çeşitli tedavi seçenekleri bulunmaktadır.

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/kadin-ve-erkekte-infertilite-nedenleri/

Erkeklerde kısırlık nedenleri

Kadın ve Erkekte İnfertilitenin (Kısırlık) Nedenleri

Doğumda veya doğumdan sonra en geç bir yıl içinde testisler skrotuma (yumurtalık torbasına) iner. Testislerin her ikisinin veya bir tanesinin skrotuma inmemesi, kriptorşizm olarak adlandırılır. Bu vakalarda karın içinde yukarıda kalan testisler daha yüksek ısılara maruz kaldıkları için sperm üretimi bozulur.

Çift taraflı inmemiş testis vakalarında azospermi (menide hiç spermin olmaması) görülebilir. İnmemiş testis vakalarında ileride testis tümörü gelişme ihtimali de fazladır. Testisler 1-2 yaşları arasında cerrahi ile yumurtalık torbasına indirilirse, ileride üreme sağlığı olumsuz etkilenmez.

Erken tedavi edilmemiş vakalarda, yardımcı üreme teknikleri ile çocuk sahibi olunabilir.

Testis Tümörleri

Testis tümörü nedeni ile tedavi gören erkeklerde infertilite sık görülür. Kemoterapi için kullanılan ilaçlar ve radyoterapi, sperm üretimini olumsuz etkiler. Bu vakalardan tedavi öncesinde alınan sperm örnekleri dondurularak saklanır.

Testislerde meydana gelen yaralanmalar, infertilite ile sonuçlanabilir. Travma sonrası testislerde bulunan sertoli hücreleri, kan dolaşımına karışarak anti-sperm antikorlarının oluşmasına ve bu da kısırlığa yol açar.

Varikosel

Varikosel, skrotumda (yumurtalık torbası) ve testislerin etrafında oluşan varisli damarlardır. Genişlemiş damarlar erkeklerin yüzde 15’inde görülür.

Her varikoseli olan erkek infertil değildir fakat infertilite nedeni ile değerlendirilen erkeklerin yaklaşık üçte birinde varikosel vardır. Spermatik damarların kapakçıklarının olmaması veya çalışmaması nedeni ile kan geriye doğru kaçarak göllenir.

Bu, vakaların yüzde 90’ında sol tarafta görülür.

Varikosel; kan akımının yavaşlamasına bağlı olarak skrotumda ısı artışına neden olarak, sol böbrek üstü bezinden gelen ters yöndeki kan akımı testislerin yüksek düzeyde toksik atıklara maruz kalmasına neden olarak, üreme hormonlarının dengesinin bozulmasına neden olarak infertiliteye yol açar. Varikoselden şüphelenildiğinde Doppler Ultrasonografi incelemesi ile tanı kesinleştirilir.

Enfeksiyonlar erkeklerde kısırlı nedenlerinden biridir

Üreme organlarındaki enfeksiyonlar infertiliteye yol açabilir. Gonore (bel soğukluğu), tüberküloz ve bazı bakteriyel enfeksiyonlar sırasında meydana gelen iltihabi reaksiyonlar üreme kanallarında tıkanıklıklara yol açar.

Bakteriyel enfeksiyonlar sperm hareketini bozarak ve gelişmekte olan sperm hücrelerine zarar vererek kısırlığa neden olabilir. Kabakulak özellikle geç yaşta geçirildiğinde testis tutulumu görülür ve kalıcı hasar oluşur.

Cinsel temas yolu ile bulaşan ve oldukça yaygın olarak görülen klamidya, mikoplazma ve üreoplazma enfeksiyonları da sperm kalitesini bozarak infertiliteye neden olabilir. Bu enfeksiyonların erken tanı ve tedavisi önemlidir.

Yüksek ateşli hastalıklar üreme sağlığını olumsuz etkiler. Yüksek ateş birkaç saat içinde sperm hücrelerine zarar verir. Yüksek ateşli hastalık geçiren bir erkekte yaklaşık üç-dört hafta sonra sperm sayısında ve normal yapıdaki spermlerin oranında azalma görülür.

Böbrek ve karaciğer hastalığı olan erkeklerde üreme hormonları azalır. Böbrek hastalarında impotans, cinsel isteksizlik, sperm üretiminde azalma görülür. Özellikle sık diyalize giren hastalarda hormonal dengesizlik ve sperm üretiminde azalmaya rastlanır.

Bazı alerjik reaksiyonlardan sonra da sperm kalitesinde bozulma görülmektedir.

Üreme kanallarında tıkanıklık

Üreme kanallarında meydan gelen tıkanıklıklar spermin dışarı çıkışını engeller. Enfeksiyonlar, yaralanmalar, cerrahi işlemler; kanallarda tıkanıklıklara neden olabilir. Bazı erkeklerde ise kanallar doğuştan yoktur. Her iki tarafta da tam tıkanıklığın olduğu durumlarda menide hiç sperm bulunmaz.

Geriye boşalma

Ejakülasyon (boşalma) sırasında meninin mesaneye doğru geriye akmasıdır. Bu vakalarda boşalma sırasında bazen çok az meni dışarı akar bazen hiç akmaz.

Bu durum diyabet (şeker hastalığı), multiple skleroz, mesane boynu yaralanmaları ve prostat ameliyatları sonrasında veya hipertansiyon (yüksek tansiyon) ve depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabilir.

Bu vakalardan alınan idrar örneklerinden spermler ayrıştırılarak aşılama yapılabilir.

Omurilik zedelenmeleri; ejakülasyonun olmamasına, ereksiyon (sertleşme) problemlerine, cinsel ilişkinin gerçekleşememesine ve sperm üretiminin azalmasına neden olur. Bu vakalarda elektrik uyarı ile ejakülasyon gerçekleştirilebilir.

Bazı genetik bozukluklar kısırlığa neden olabilir

Cinsiyet kromozomlarındaki birçok bozukluk infertiliteye neden olur. Bu vakaların birçoğunda testisler ve sperm üretimi olumsuz etkilenmiştir. Cinsiyet kromozomlarını etkilemeyen genetik bozukluklar da infertiliteye neden olabilir.

Bazı kas hastalıklarında, orak hücreli anemide, Akdeniz anemisinde ve mesaneye ait bozukluklarda infertilite sık görülür. İnfertilitenin eşlik ettiği diğer bir hastalık olan kistik fibroz vakalarında ise meni miktarı ve sperm sayısı azdır.

Bu vakalarda sperm kanalları gelişmemiştir.

Antibiyotik ve kemoterapi sperm üretimine zarar verir

Çevresel faktörler ve yaşam tarzı üreme sağlığını şu şekilde etkiler:

Sigara sperm sayısını, hareketini ve yapısını olumsuz etkiler. Sigara içen erkeklerin eşlerinde düşük ihtimalinin arttığı belirlenmiştir.

Alkol, sperm üretiminin bozulmasına neden olur. Kronik alkolizm vakalarında testisler küçülür, testosteron üretimi bozulur.

Uyuşturucu maddeler sperm kalitesini ve üretimini olumsuz etkiler. Bu maddeler hormonal dengesizliklere de yol açar.

Antibiyotiklerin birçoğu, parazit ilaçları, depresyon, mide ülseri, hipertansiyon ve alerjik hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçların, erkek üreme sağlığını olumsuz etkilediği gösterilmiştir.

Kemoterapi ve kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar, sperm üretimine zarar verir. Bu ilaçların bir kısmının etkisi kalıcı olabilir. Kemoterapi öncesinde bu hastalardan ileride kullanılmak üzere sperm örnekleri alınarak dondurulabilir.

Testislerde sperm üreten hücreler radyasyona çok duyarlıdır. Radyoterapi gören hastalarda sperm üretimi üç-beş yıl içinde tekrar başlayabilir.

Yüksek ısı, sauna ve sıcak su banyoları sperm üretimini olumsuz etkiler.

Üreme hormonlarının eksikliği kısırlık nedeni

Üreme hormonlarının üretimi ve salınması hipotolamus, hipofiz bezi ve testisler tarafından kontrol edilir. Hipofiz bezinden LH (Luteinize edici hormon) ve FSH (Folikül stimüle edici hormon) salgılanır. Bu hormonların salınımını hipotalamustan salınan GNRH adı verilen hormon kontrol eder.

Testislerde testosteron üretilir ve testosteron genital organlar dışındaki dokularda androjenlere (erkeklik hormonu) ve östrojenlere (kadınlık hormonu) dönüştürülür.

Hipogonadotropik Hipogonadizm, Kalman Sendromu, İzole LH eksikliği, Hiperprolaktinemi veya Postpubertal Gonadotropin eksikliği de erkek kısırlığına neden olabilir.

Hazırlayan: Ferti-Jin Tüp Bebek ve Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/erkeklerde-kisirlik-nedenleri/

Kısırlık (İnfertilite) Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Kadın ve Erkekte İnfertilitenin (Kısırlık) Nedenleri

Sağlıklı bir bebek sahibi olmak, evlenip yuva kurmuş her çiftin ortak hayalidir. Ancak bazı durumlarda çiftlerden ikisinin de bunu çok istemesine rağmen bu hayalleri gerçekleşmeyebilir. Kadınların genel olarak doğurganlık açısından en verimli olduğu dönem 25’li yaşlarıdır.

35 yaşından sonra kadının doğurganlık özelliğinde azalma olduğu tespit edilmiştir. Elbette ki sadece yaşın ilerlemesi bir kadının anne olmasına engel teşkil etmez. Çiftler hiçbir korunma yöntemi kullanmamasına rağmen çocuk sahibi olamıyorlarsa, bu durumda kısırlıktan söz edilebilir. Kısırlığın ise birçok nedeni ve etkeni bulunmaktadır. 

Dış (Ektopik) Gebelik Nedir? Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Genel olarak yeni evli çiftler, evlendikten sonra birkaç ay geçmesine rağmen hamile kalınmaması durumunda panik olup doktora başvurmaktadır. Uzmanlar ise anne baba adaylarını bu konuda ısrarlar uyarıyor; genç çiftler kısırlık teşhisi konusunda çok aceleci davranmamalıdır. Çitler en az bir yıl boyunca gebelik gerçekleşmiyorsa bunun sebeplerini araştırmaya başlamalıdır.

İnfertilite (Kısırlık) Nedir?

İnfertilite yani kısırlık çağımızın en sık rastlanan sorunları arasında yer almaktadır.

Çiftlerin herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmamasına, normal bir cinsel yaşam sürmelerine rağmen, istekleri dışında, 1 yıl (Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2 yıl) gibi bir süre içerisinde gebeliğin gerçekleşmemesi durumuna infertilite yani kısırlık denmektedir.

Sağlıklı bir cinsel yaşam ortalama haftada iki kez yaşanan cinsel birliktelik olarak kabul edilmektedir. Çocuk sahibi olamamaya neden olan kısırlık sadece annede, sadece babada veya her iki tarafta da eşit olarak görülebilir.

Kısırlığın Nedenleri (Sebepleri) Nelerdir?

Son yıllarda oldukça artan kısırlığın birçok nedeni bulunmaktadır. Genel olarak düzensiz beslenme, düzensiz yaşam, stres gibi faktörler gebeliğe engel olmaktadır. Ancak kısırlığın nedenleri erkekte ve kadında olmak üzere iki ayrı grupta incelenebilir.

Kadınlarda Kısırlığın Nedenleri

  • Kadınlarda en sık görülen kısırlık problemi, yumurtlamada meydana gelen aksaklıklardır. Yani adet döneminin düzensiz, seyrek veya hiç olmaması durumudur. Zaten yumurtanın oluşması için gerekli olan hormonlar vücutta eksikse ergenlik döneminden itibaren adet kanaması görülmez veya çok düzensiz olur. Adet düzensizliğine sebep olan diğer bir problem de polikistik over sendromudur. Bu kişiler erkeklik hormonu salgıladıklarından yumurta normal bir şekilde oluşamaz. Dolayısıyla düzenli adet ve gebelik de görülmez.
  • Eğer tüplerde bir hasar veya tıkanıklık varsa yumurta ile sperm birleşemediğinden döllenme oluşamaz. Bu sorunun bilinen en büyük nedeni cinsel yolla bulaşan hastalıklardır. Çünkü sağlıklı bir kadında rahim ağzında bir mukus salgılanır, spermler bu mukus sayesinde ilerler ve yumurtaya ulaşır. Eğer bu mukus salgısı bozulur veya rahim ağzında herhangi bir hasar oluşursa döllenme gerçekleşemez ve kısırlık ortaya çıkmaktadır.
  • Kadındaki kısırlığın diğer bir nedeni de endrometriozistir. Yani rahim içini döşeyen endrometrium dokusunun, rahim dışında gelişmesi durumudur. Normal yerleşiminden farklı olarak rahim dışında oluşan bu doku odakları bir süre sonra rahmin tıkanmasına ve yumurtlamada aksaklıklara yol açmaktadır.
  • Gebeliğin gerçekleşmesine neden olan sorunlardan biri de kadın hastalıklarıdır. Polip, miyom gibi rahmin içine doğru büyüyen tümörler, rahim içindeki iltihaplanma, çift rahme sahip olma gibi durumlar gebelik gerçekleşse bile bebeğin gelişmesine engel olacağından düşüklere yol açmaktadır. Cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir bir sorundur.Alerjik nedenler de kısırlığa sebep olan bir faktördür. Fakat alerjik nedenlerin tespit edilmesi ve tedavisi oldukça zordur.
  • Kadınlarda görülen kısırlığın en önemli sebeplerinden biri de ilerlemiş yaştır. Kadının yaşının ilerlemesiyle birlikte yumurtalarının kalitesinde düşüş görülmektedir. Günümüzde kadınların geç evlenmesi ve ilerleyen yaşlarda anne olmaya çalışması yumurtalık yaşlanması sebebi ile görülen kısırlığın sayısında da artış olmasına yol açmıştır.
  • Her hastalığın sebepleri arasında karşımıza çıkan sigara kısırlıkta da küçümsenmeyecek kadar önemli bir yere sahiptir. Sigara içen bir anne adayının öncelikle bu alışkanlığından kurtulması gerekmektedir. Çünkü nikotin yumurtaların kalitesini bozmakla kalmayıp, tüp bebek yöntemlerinde bile hamileliğin gerçekleşme şansını düşürmektedir.
  • Aşırı zayıflık ve şişmanlık, düzensiz cinsel ilişki, vajinismus, antisperm antikorlarının salgılanması, tiroid hormonu bozuklukları, genital enfeksiyonlar, rahim ve yumurtalıklarda daha önceden geçirilmiş ameliyatlar, prolaktin adı verilen süt hormonunun fazla salgılanışı gibi daha birçok neden kadınlarda kısırlığın oluşmasında önemli sebepler arasında yer almaktadır.

Erkeklerde Kısırlığın Nedenleri

  • Erkekte meydana gelen kısırlığın en genel ve önüne geçilebilir sebebi çevresel faktörlerdir. Düzensiz beslenme, stres, aşırı sigara ve alkol tüketimi, sürekli oturmak, çok sıcak ortamda çalışmak, kimyasal maddeleri solumak kısacası yanlış yaşam tarzı kısırlığa davetiye çıkarmaktadır.
  • Sperm üretimindeki bozukluklar veya sperm kanallarının tıkalı oluşu kısırlığa yol açmaktadır. Sperm üretimindeki bozukluk deyince spermlerin şekli, sayısı hareket yeteneğindeki bozukluklar akla gelmelidir. Döllenmenin gerçekleşebilmesi için sağlıklı bir erkekte sperm sayısının en az 20 milyon ve bunların da en az yarısının hareketli olması gerekmektedir. Bazı ilaçlar, hormon bozuklukları, enfeksiyon hastalıkları ve tabi ki sigara canlı sperm sayısını olumsuz yönde etkilemektedir.
  • Bazı durumlarda ise sperm sayısının normal olmasına rağmen yine de kısırlık görülebilmektedir. Eğer spermler, üretim yeri olan testislerden herhangi bir sorun veya tıkanıklık sebebiyle çıkamaz ise yine kısırlık ortaya çıkmaktadır.
  • Çiftler arasında görülen kısırlığın % 15’lik bir kısmında ise sorunun nedeni bilinmemektedir. Uzmanlar bu vakalarda henüz kanıtlanmasa da stres gibi psikolojik faktörlerin rolü olduğunu düşünmektedir.

Kısırlığın Belirtileri Nelerdir?

Aslında diğer hastalıklarda olduğu gibi kısırlıkta herhangi bir belirtiden söz edilemez. Çünkü kısırlık kendini gösteren, kişiye rahatsızlık veren bir durum değildir. Ancak uzmanlar dolaylı olarak kısırlığın ergenlik döneminde fark edilebileceğini savunmaktadırlar.

Ergenlik döneminde kız çocuklarında görülen aşırı kıllanma, düzensiz adet kanamaları; erkek çocuklarındaki meme büyümeleri gibi hormonal bozukluklar ileriki yaşlarda kısırlığa neden olabilmektedir. Bu gibi durumlarda ailelerin dikkatli davranması ve zamanında müdahale etmesi gerekmektedir.

Bunun yanında cinsel birliktelik esnasında ze alamama veya cinsel ilişkiye girme ihtiyacı duymama gibi durumlar da kısırlığın belirtileri arasında sayılmaktadır.

Kısırlığı Önleme Yolları Nelerdir?

Kısırlığı önlemenin yolları aslında nedenlerinde yatıyor. Herhangi bir hastalığa yol açan etkenleri bildiğimizde, ondan korunmanın yollarını da öğrnemiş oluyoruz. Kadın ve erkek olmak üzere kısırlığı önlemin başında sigara ve alkolden uzak durmak geliyor.

Bu ürünlerin içindeki maddeler vücuttaki sağlıklı hücrelere zarar veriyor. Daha sonra hayatımızda stresi uzaklaştırmamız gerekiyor.

Sağlıklı ve düzenli beslenmek, belirli aralıklarla doktor kontrolünden geçmek, cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı tedbirli olmak, aşırı sıcak ortamlarda bulunmamak kısırlığı önlemenin yolları arasında yer alıyor.

Kısırlığın Tedavisi Nedir?

Yapılan son araştırmalara göre toplumumuzdaki çiftlerin % 15’i çocuk sahibi olmakta zorlanmaktadır. Kısırlık tedavisi çiftlerin yaşına, kaç yıldır çocuk sahibi olamadıklarına, var olan sağlık problemlerine göre değişiklik göstermekte ve kişiye göre planlanmaktadır.

Çocuk sahibi olamayan çiftlerde genel olarak sorunun % 40’ı erkekten kaynaklanmaktadır. Erkekte görülen kısırlığın sayısı her geçen gün artmaktadır.

Fakat geçirilmiş iltihabi hastalıklar, genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle oluşan erkek kısırlığının tedavisi mümkündür.

Hatta son yıllarda görülen gelişmeler sayesinde çok az canlı sperm hücresi olan bir erkeğin bile baba olma şansı bulunmaktadır.

Kadındaki kısırlık tedavisi erkeğe nazaran biraz daha kapsamlı ve zordur;

  • Kadınlardaki kısırlık tedavisinde en çok uygulanan yöntem yumurtlama tekniğidir. Yumurtlama düzeninde bir bozukluk saptanması durumunda, kadının her ay düzenli olarak yumurtlamasını sağlayacak tedaviler uygulanmaktadır. 3-6 ay arasında değişen bu tedavi sürecinde hastaya ağızdan alınan haplar ve deri altından yapılan iğneler uygulanmaktadır. Bu süreç sonunda eğer olumlu yanıt alınmaz ise hastaya uygun farklı bir tedavi yöntemine geçilmektedir.
  • Kadındaki kısırlığın diğer bir tedavi yöntemi aşılamadır. Yukarıda anlattığımız yumurtlama sürecinde aynı anda yumurtlama takibi ve aşılama yapılabilir. Bunun için adetin 3. günü başlanan ilaç ve iğneler sayesinde yumurtanın büyümesi sağlanır. Belirli aralıklarla yapılan ultrason görüntüleri ile yumurtanın büyüklüğü takip edilir. İdeal büyüklüğe gelen yumurta eğer çatlamıyorsa çatlama iğnesi yapılır. Aşılama yapılacaksa çatlama iğnesinden sonra 36 saat geçmesi beklenir; aşılama yapılmayacaksa çiftlere iğneden bir gün sonra ilişkiye girmesi söylenmektedir.
  • Çocuk sahibi olamayan kadında polip, miyom, çikolata kisti gibi patalojik sorunların olması durumunda cerrahi müdahale gerekmektedir. Yapılan başarılı ameliyatlar sayesinde kadın bu sorunlardan kurtulur ve eğer başka bir engel yoksa gebe kalabilmektedir.
  • Şu an en çok tercih edilen ve en iyi verim alınan tedavi yöntemi ise tüp bebek yöntemidir. Bu yöntem sayesinde yumurtlama dönemi bozuk, tüm kanalları tıkalı bir kadın ve sperm sayısı çok düşük bir erkek bile çocuk sahibi olabilmektedir. Tüp bebek tekniğinden kısaca bahsetmek gerekirse; IVF ve ICSI olmak üzere iki ayrı teknikten oluşan tüp bebek yönteminde anneden alınan yumurta hücresi özel bir laboratuvar ortamında 50-100 bin sperm hücresi arasına konur ve bu spermlerden birinin kendi kendine döllenmesi beklenir. Daha sonra döllenen yumurta hücresi rahim içerisine yerleştirilir ve burada gelişimini tamamlaması sağlanır.

Doğum Kontrolü Nedir? Doğum Kontrol Yöntemleri ve Faydaları Nelerdir?

Tüp bebek yönteminde genel mantık tıkanıklık gibi herhangi bir nedenle spermlerin yumurtaya ulaşamayıp döllenmenin gerçekleşmediği durumlarda, tıbbi müdahale ile yumurta ve spermlerin buluşturulması esasına dayanır.

Bu işlem sperm ve yumurtanın aynı ortama bırakılıp kendi kendine döllenmesini beklemekle sağlandığı gibi; mikroskop altında, çok ince bir iğne yardımıyla, erkekten alınan bir spermin yumurtaya enjekte edilmesi ile de yapılabilmektedir.

Bu yöntemin adı ise mikroenjeksiyondur(ICSI). Klasik tüp bebek yöntemi (IVF) ile mikroenjeksiyon (ICSI) arasındaki tek fark budur.

 Sperm sayısının çok az olduğu kişilerde mikroenjeksiyon yöntemi daha avantajlıdır.

Çünkü kaliteli sperm sayısının az olduğu durumlarda, normal tüp bebek yöntemi (IVF) ile döllenmenin kendi kendine olması beklendiğinden oldukça zor ve hatta bazen imkansız olabilmektedir.

Источник: https://bilgihanem.com/kisirlik-infertilite-nedir/

Kadın İnfertilitesi (Kısırlık)

Kadın ve Erkekte İnfertilitenin (Kısırlık) Nedenleri

İnfertilite, korunmasız cinsel ilişkiye rağmen 1 yıl boyunca gebe kalınamaması olarak tanımlanır. Bu üreme yaş grubundaki çiftlerin %10-15’ini etkilemektedir.

Artmış kısırlık ve azalmış doğum oranları çeşitli faktörlere bağlıdır: Kadınlar arasında artmış kariyer ve eğitim düzeyi, artmış evlilik yaşı ve boşanma oranı, doğum kontrolü ve aile planlaması ve gecikmiş doğum yaşı gibi.

Kimlerde Görülür?

Son 30 yılda 15-44 yaş arası kadınlarda kısırlık oranı %10.2 artmıştır. İnfertilite riskini arttıran cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar arasında klamidia ve gonore enfeksiyonuna sık rastlanmaktadır.

20-24 yaş arası fertilite en yüksek seviyededir. 30-32 yaşından sonra hafif şekilde azalır ve 40 yaşından sonra hızla azalır.

ART (yardımcı üreme teknikleri) ile elde edilen gebelik başarı oranları da yaş arttıkça azalmaktadır. Yaşlı kadınlarda genç yaştakilere göre elde edilen oosit(yumurta) ve embrio sayısı  ve döllenme şansı düşüktür.

Canlı doğum oranlarında yaşa bağlı azalma, azalmış fertilite (hamile kalabilme) ve artmış gebelik kaybıyla ilişkilidir.

Kadın Yaşı ve Kısırlık (İnfertilite)

Anne karnındaki bir kız bebeğin yumurtaları gebeliğin 16-20. Haftasında en yüksektir, yaklaşık 6-7 milyona ulaşmaktadır. Bu haftadan sonra hızlı bir azalma olur.

Doğduğunda 1-2 milyon, pubertede (buluğ çağı) 300 bin-500 bine düşmektedir. Yaşamın geri kalan yıllarında sadece 400-500 yumurta olgun yumurta haline gelip çatlayacaktır, geri kalanı yok olacaktır.

37-38 yaşından sonra yumurtalar hızla azalmaya başlar, menopozda ise 1000’den az sayıda yumurta hücresi kalır.

İleri yaş bayanlarda regl siklusu (adet kanaması) kalan yumurtaların sayısı ile ilgilidir. Düzenli regl siklüsü olan ileri yaş kadınlardaki yumurta sayısı, düzensiz siklüsü olan aynı yaştaki kadından 10 kat fazladır. Postmenopozal dönemde ise yumurtalıklarda hiç folikül(yumurta hücresi) izlenmez.

Yani menopoz,  yaştan bağımsız olarak kalan yumurta hücresinin kritik sınırın altına (yaklaşık 1000) düştüğü zaman olmaktadır. Ortalama olarak kadınlarda yumurta sayısında azalma 37-38 yaşında başlar ve yaklaşık 13 yıl sonra menopoza girmektedirler (ortalama 51 yaş).

Erken menopoz (40-45 yaş) ve erken over yetmezliği durumu genetiktir ve anne ve babadan dominant kalıtımla geçmektedir.

İlerleyen yaşla beraber yumurta hücresi kayıp hızı artar ve  henüz adet düzensizliği başlamasa bile serum FSH düzeyleri artmaya başlar, LH düzeyleri değişmemektedir. Azalmış İnhibin seviyesi de azalmakta olan folikül sayısını ve yaşlı foliküllerdeki azalmış fonksiyonu gösterir.

Yaşla beraber FSH düzeyi artıp E2 seviyeleri erken dönemde yükselir, menstrüel siklüslar  kısalır, sıklaşır yaklaşık 42 yaşında menstrüel siklüslar en kısa dönemine ulaşır.  Daha sonra  menopoz öncesi 8-10 yılda ortalama siklüs uzunluğu yumurtlamanın azalmasıyla uzar, ultrasonda yumurtalık hacminde ve antral foliküllerde gözle görülür azalma kaydedilir.

Yaşla Beraber Fertilitenin Azalmasının Mekanizması

Yaklaşık 38 yaşından sonra azalan yumurta folikül sayısının azalmasıyla yaşlı foliküller daha az uyarılır hale gelir ve gelişim için gereken doz ve tedavi süresi artar, yanıt veren folikul sayısı azalır.

Artan yaşla birlikte foliküllerde kromozomal anomaliler (anöploidi) artar, gebelik kayıpları ve düşük oranları artar. Anormal kromozom sebepli düşük olasılığı 20 yaşında %35’in altında iken 42 yaşın üzerinde %80’e yükselmektedir.

En sık gözlenen kromozomal anormallik trizomilerdir.

Yumurtlama Problemleri

Ovulasyon sorunları polikistik over sendromu (PKOS)dan kaynaklanabilir. Bu normal yumurtlamayı (ovulasyon) engelleyebilen hormonal bir dengesizliktir.

  Ayrıca Prematür over yetmezliği (erken yumurtalık yetmezliği) ovülasyon sorunlarına neden olabilir.

Prematür over yetmezliğinde yumurtalıklarınız 40 yaşından önce çalışmayı bırakır ve dolayısıyla yumurtlama ve hamilelik şansınız olumsuz etkilenmektedir, erken menopoz anlamına gelmektedir.

Hiperprolaktinemi yani yüksek seviyede prolaktin hormonu anne sütünü uyaran ve ovulasyonu engelleyen bir durumdur. Tiroid sorunları (yüksek seviyede tiroid hormonu salınması-hipertiroidizm veya çok az salınması-hipotiroidizm gibi) düzenli adet görmenizi etkileyebilir. Hiperprolaktinemi ve tiroid rahatsızlıkları kolayca tedavi edilebilir, bu nedenle teşhis önemlidir.

30 yaş ve üstü

Pek çok kadın 30’lu ve 40’lı yaşlarına kadar kariyer yapıp daha sonra çocuk sahibi olmaya hedefliyor. Ancak kadının 30 yaşın üzerinde olduğu durumda yaklaşık üçte biri doğurganlık sorunları yaşamaktadır.

20’li yaşlarınızda zaman ve biyoloji sizin yanınızdadır, ortalama kadın doğurganlığı 20’li yaşların başında zirve yapmakta ve bu aşamada en fazla sayıda kaliteli yumurtaya sahipsinizdir. Genç bir kadının gebeliği, yaşlı bir kadının gebeliğinde ortaya çıkabilecek genetik anormalliklere sahip olma olasılığından daha azdır, düşük riski de daha düşüktür.

Ayrıca yüksek tansiyon, gestasyonel diyabet ve gebeliği komp hale getirecek diğer sağlık sorunları riski genç hastalarda daha azdır. Genç kadınların düşük doğum ağırlığı veya prematüre bebek sahibi olma olasılığı daha azdır.

Fallop Tüpünden Kaynaklanan Sorunlar

Hasar gören veya tıkanmış fallop tüpleri spermin yumurtalara ulaşmasını önleyebilir ve döllenmiş yumurtanın rahminize ulaşmasını engelleyebilir.

Tubal problemlerin yaygın sebepleri arasında pelvik inflamatuar hastalığa yol açabilen klamidya ve gonore gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar veya fallop tüplerinin skarlaşmasına ve tıkanmasına neden olabilen endometriyozis, dış gebelik ve önceki pelvik cerrahi operasyonlar sayılabilir.

Uterin (Rahim) Anormallikleri

Myomlar (Fibroidler) döllenmiş yumurtanın yani embrionun implantasyonunu engelleyebilir. Myomlar rahim duvarında gelişebilen iyi huylu tümörlerdir.

Rahiminizde bulunan myomların sayısı, büyüklüğü ve bulunduğu yere bağlı olarak gebelik problemleri olabilir.

Myomların rahim iç zarında (endometriumda) yer kaplamasına göre embriyonun implantasyonu veya gebelik komplikasyonları ile ilgili sorunlar olabilir.

Endometriozis

Endometrium yani rahim iç yüzeyini kaplayan dokunun uterus dışında başka yerlerde, fallop tüplerinde, karın içinde yer alan diğer organların yüzeyinde veya yumurtalıklarda (endometrioma) yerleşmesidir. Endometriozisi olan çoğu kadında hiçbir belirti yoktur.

Bazı kadınlar ise ağrılı cinsel ilişki veya ağrılı menstrüel periyotlar tarif eder, ağır kanama veya olağan dışı lekelenmeden bahseder ve genel olarak pelvik ağrı şikayetleri vardır.

Endometriozis hamile kalmayı zorlaştırabilir, çünkü bu durum tıkanmış fallop tüplerine sebep olabilir, implantasyonu bozabilir ve yumurta kalitesini etkileyebilir. Endometriozis tedavisi değişiklik gösterir.

Endometriomanın çıkartılması, endometriozise bağlı yapışıklıkların cerrahi olarak açılması veya bloke edilmiş fallop tüpünün açılması hamile kalma şansınızı artırabilir.

Anormal Vücut Ağırlığı

Sağlıksız bir yaşam tarzı sürdürmek, fazla kilolu veya obez olmak kısırlık riskinizi artırabilir ve düşük yapma olasılığınızı arttırır.

Anoreksi veya bulimia gibi bir yeme bozukluğu varsa veya çok düşük kalorili veya kısıtlayıcı bir diyet uyguluyorsanız  doğurganlık açısından risk altındasınızdır.

Obez kadınların vücut ağırlığının yüzde 5’i kadar kilo kaybettikten sonra normal şekilde yumurtladıkları görülmektedir.

35 yaşın altındaki sağlıklı çiftler, yumurtlama döneminde her gün veya iki günde bir cinsel ilişkiye girmeye özen gösterirlerse 1 yıl içinde gebe kalabilmektedir.

  Ancak 35 yaşın üstündeyseniz bu süre 6 aydır, 6 ayın sonunda gebe kalamadığınız taktirde doktorunuzdan yardım almanız gerekebilir, çünkü doğurganlık yaşla birlikte azalacağından zamana karşı yarışınız başlayacaktır.

Tedavi başlandığı taktirde hamile kalma şansınızı arttırırsınız.

Kadın İnfertilitesi Tanısı Nasıl Konur?

Kısırlık için yapılan tanı testlerinde düzensiz adet döngüsü (35 günden fazla aralıklarla adet gören veya hiç adet göremeyen), Rahim  tüpler veya diğer problemlerle (endometriozis veya adezyonlar gibi) ilgili bilinen veya şüphelenilen durumlar  göz önünde bulundurulmalı; kadının yaşı, kısırlığın süresi, tıbbi geçmişi ve fizik muayenesi  dikkate almalıdır.

Erkek Semen Analizi (Spermiogram)

Bu test infertilite değerlendirmesinin en önemli parçasıdır. Sperm sayısı, hareketliliği ve şekli (morfoloji) hakkında bilgi verir. Erkek daha önce çocuk sahibi olsa bile semen analizi gereklidir.

Transvajinal Ultrasonografi

Vajinaya yerleştirilen ultrason probu sayesinde uterus şekli, büyüklüğü, endometrium kalınlığı ve yumurtalıklar (overler) değerlendirilir, myom ( fibroid) ve over kistleri gibi anormallikler tespit edilebilir.

Histerosalpingografi (HSG)

Bu tetkik fallop tüplerinin açık olup olmadığını ve uterus boşluğunun şeklinin normal olup olmadığını gösterir. Vajina içinden rahim ağzına bir kateter yerleştirilerek rahim içine kontrast madde enjekte edilir. Bu sıvı rahim içini doldurur, tüplere ilerler ve tüpler açıksa batın içine dökülür.

Yumurtalık Rezervi Testleri

Yumurtalık rezervini değerlendirmek için yapılan en yaygın test adetin  3. günü kanda  FSH ( folikül stimülan hormon) testidir.  Ayrıca doktorunuz  E2(estradiol), AMH (antimüllerian hormonu) isteyebilir.

Yumurtalık rezerv testleri; 35 yaş üstü, ailede erken menopoz öyküsü olan, tek bir yumurtalığa sahip veya daha önce yumurtalık ameliyatı hikayesi olan, kemoterapi veya pelvik radyoterapi almış veya açıklanamayan kısırlığa sahip yada gonadotropinlerle  yumurtalık stimülasyonuna zayıf cevap veren kadınlarda önemlidir.

Diğer Kan Testleri

Tiroid stimüle edici hormon (TSH) ve prolaktin düzeyleri  doğurganlık, adet düzensizlikleri ve tekrarlayan düşüklerle ilgili sorunlara neden olabilecek tiroid bozukluklarını ve hiperprolaktinemiyi tespit etmek için yararlıdır.

Hirsutizmde olduğu düşünülen kadınlarda (yüzde ve göğüs ortasında kıllanma artışı), dehidroepiandrosteron sülfat (DHEAS), 17-α hidroksiprogesteron  ve total testosteron testi istenebilir. Adet 21.

günü kan progesteron seviyesi ovulasyon olup olmadığını tespit etmeye yardımcı olabilir.

Ovulasyon Kitleri

İdrarda LH varlığını algılayarak yumurtlamadan 1-2 gün önce meydana gelen LH artışını tespit eder.  Ancak bu testler pahalıdır ve adet döngüsü  21-35 gün aralığında olan kadınlar tarafından kullanılmalıdır.

Sonohisterografi

Bu prosedür rahim içini serum fizyolojik ile doldurduktan sonra transvajinal ultrason kullanarak endometrial polip ve fibroid gibi intrauterin problemlerin tespit edilmesini sağlar. Bir anormallik görülürse  histeroskopi yapılmalıdır.

Histeroskopi

Bu işlem  uterusun içini bir ışıklı kamera vasıtasıyla görüntülememize yarayan cerrahi bir işlemdir. Uterus boşluğu içindeki anormallikleri teşhis  ve tedavi etmeye yardımcı olabilir

Kadın İnfertilitesi Tedavisi ve Tedavi Yöntemleri

Tedavi, kısırlığa neden olan problemin türüne, kadının yaşına ve kişisel tercihlerine bağlıdır.

İlaç tedavisi

İlaçlar yumurtlamaya bağlı kısırlık tedavisinde faydalıdır. Genellikle hormon seviyelerinin düzenlenmesi ve yumurtlayı uyarmak için kullanılır. Yumurta uyarıcı ilaçlarda birden fazla yumurtanın uyarılmasıyla multiple gebelik (ikiz, üçüz gibi) riski yüksektir.

Cerrahi tedavi

Uterus şekil anomalileri, myomlar veya tıkalı tüp nedeniyle infertilite sorunu yaşayan kadınlarda cerrahi tedavi tercih edilebilir.

 Laparoskopik cerrahi genellikle endometriozisi olan hastalarda adezyonları açmak, myom, endometrioma veya diğer yumurtalık kistlerini çıkartmak amacıyla kullanılır.

Histereskopik rezeksiyon rahim içi polipleri ve submukozal fibroidleri (myom) çıkarmak için kullanılabilir, ayrıca rahim içi yapışıklıklar ve septumlar da bu yöntemle açılabilir.

PKOS’lu kadınlarda, yumurtlama  uyarıcı ilaçlar işe yaramadığında laparoskopik diatermi (over direnajı) adı verilen küçük bir cerrahi prosedür kullanılabilir.

İn Utero İnseminasyon (IUI)

Rahim içi döllenme, sperminlerin özel bir kanül vasıtasıyla doğrudan rahim boşluğuna yerleştirilmek üzere yıkanıp hazırlandığı, böylece daha hızlı hareketli spermlerin doğrudan tüplere ve yumurtaya doğru yol almasını sağlayan bir işlemdir. IUI (inseminasyon) için en az bir fallop tüpünün açık olması gerekir ve spermler sayı, hız ve şekil açısından yeterli olmalıdır

Yardımcı Üreme Teknolojisi veya ART

Mevcut en iyi bilinen tedavi seçeneklerinden biridir. IVF (invitro fertilizasyon) ve ICSI yumurta ve spermin vücut dışında birleştirildiği ve oluşan embrionun uterusa yerleştirildiği bir yöntemdir. IVF,  ilk olarak 1981 yılında uygulanmaya başlanmıştır ve şu an her yıl  400.000 sağlıklı tüp bebek dünyaya gelmektedir.

Yumurta ve Sperm Bağışı

Sizin veya eşinizin kısırlık problemi varsa ve yukarıda sayılan yöntemlerle başarı şansı yoksa hamile kalmanıza yardımcı olması için donörden yumurta veya sperm alabilirsiniz. Donör yumurtaları ile tedavi genellikle IVF kullanılarak yapılır. Türkiye’de yasal değildir.

Jin.Op.Dr.Yeşim Yerçok

Kadın Hast Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

Randevu için Tel: 0216-3851715

Источник: https://www.dryesimyercok.com/kadinlarda-kisirlik-infertilitesi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.