Kadınlar Cinsel Sorunlarını Gizliyor

içerik

Yaşlılıkta Cinsel Sorunlar

Kadınlar Cinsel Sorunlarını Gizliyor

Yaşlılıkta cinsel sorunların ortaya çıkması elbette doğal bir sürecin getirisi, daha doğru bir ifadeyle götürüsüdür. Çünkü insan bedeni belli bir noktadan sonra dinamikliğini giderek azaldığı için genel sağlık durumunu zayıflamak ile birlikte cinsel yaşam hareketliliği de eskisi gibi olmamaktadır.

Sizler için bu yazımızda ilerleyen yıllarda bizi ne gibi cinsel problemler bekliyor sorusuna yanıt arayacağız. Elbette değineceğimiz sorunlar herkeste kesinlikle görülecek, bu kaçınılmaz bir sondur şeklinde karamsar cümleler kurmayacağız. Çünkü bugün öyle çiftler vardır ki ilk günkü enerjilerini 80 yaşında da koruyabiliyorlar.

Cinsel sorunların büyük bir çoğunluğu hatta hemen hemen hepsi psikolojik sebeplerden kaynaklıdır. Hassas ve bazı çevrelerce baskılanmaya çalışılan cinsellik kavramı bu sebepten dolayı çoğunlukla üstü kapalı kalan sorunların başında yer alıyor.

Cinsellik kavramı, Erkek olsun kadın olsun, genç olsun yetişkin olsun yaşlı olsun, hemen hemen her dönemde kendine özgü bir takım problemler içerebilmektedir. Özellikle ergenlik ve gençlik yıllarından kalma kötü deneyimler ve olumsuz yaşanmışlıklar başlı başına koca bir hayatın cinsel gidişatını şekillendiren dönemlerdir.

Her kültür ve toplumda farklı boyutlarda yaşanılabilen cinsellik, ülkemiz açısından düşünülecek olursa mahremiyetinin önemi dolayısı ile üstü kapalı kalan ve kapısı aralanmakta çekinilen bir konu durumundadır. Bastırılmış cinsellik sorunsalı ve cinsel yaşamda sahip olunamayan ben kavramı ile bu sorun büyük bir boşluk olarak kalmaya devam edecektir.

Ülkemizde eskiden var olan ve günümüzde de maalesef bazı kesimlerce kabul gören bir yaklaşım olarak bazı kültürlerde cinsel sorunların kaynağı kadın olarak görülmektedir.

Yaşanılamayan gebeliğin tek sorumlusu kadın olarak görülmektedir.

Fakat bu gerici düşünceler artık günümüzde etkisini kaybetmek ile birlikte daha da paylaşımcı ve ortak sorumluluk üzerine kurulu bir aile yapısı ortaya çıkmaktadır.

Cinsel isteksizlik durumu ise her iki cinsiyette de görülmekle birlikte ağırlıklı olarak kadınlarda daha baskın durumdadır. Erkek partner genellikle ve çoğu zaman cinsel açıdan istekli olurken kadının isteksizlik durumu cinsel sorunlara sebep olabilmektedir.

Bu sorunlar da uyuşmazlık gibi sonuçlara kadar götürebilmektedir. Burada önemli olan erkek partnerin kadın partnerini anlaması ve onun yanında olduğu hissettirerek destek olmasıdır.

Bu hareket zaten kadının mevcut psikoloji üzerinde olumlu ve korumacı bir etki uyandıracağından isteklilik durumu da oluşabilmektedir.

Ereksiyon problemi ise erkeklerin yaşadığı önemli ve ciddi bir cinsel sorundur. Fizyolojik bir bozukluk veya hastalık durumu yok ise ereksiyon problemlerinin büyük bir kısmı yine tamamen psikolojiktir. Erekte olamayan veya cinsel birleşim sırasında erekte durumunu kaybeden bir penis başta erkek olmak üzere çiftler için istenmeyen ve strese sokan bir durumdur.

Yaşlılıkta Ortaya Çıkan Cinsel Sorunlar

Doğum-Yaşam-Ölüm, bu 3 evre insanoğlunun ve yaşayan her canlının başından geçen bir süreçtir. Bu süreçte doğumdan sonra gelen bebeklik ve çocukluk evresi fiziksel ve ruhsal gelişimimiz için en önemli evredir.

Bu evrede insanın karakteri oturur, organ ve doku bütünlüğü tamamlanır ve özellikle bedensel olarak büyük değişimler gerçekleşir. Gençlik ve yetişkinlik evresi ise insanoğlunun en verimli yılları olmakla birlikte konumuzla ilgili konuşacak olursak cinsel açıdan da en verimli dönemidir.

Bu dönemde özellikle cinsellik tam anlamı ile yaşanır ve uzun seneler devam eder.

Yaşlılık evresinde süreç, gençlikteki kadar dinamik olmasa da ilerler. Çoğu kişi cinselliğin yaşlılıkta bittiğini düşünür. Aslında biten cinsellik değildir.

İnsan hayatında cinsellik hiçbir zaman bitmez, sadece haz noktaları yer değiştirir. İlerleyen yıllarda insanlar cinsel birleşimden alacakları zei karşılıklı güven duygusu, samimiyet, sevgi ve dokunuşlar ile tamamlamaktadır.

Tabi bu durum her yaşlı için geçerli değildir, sonuçta bu tamamen algı meselesidir.

Ama özellikle yaşlılık döneminde olabilecek genel olumsuzluklara değinecek olursak, erkekler için özellikle ereksiyon problemi, kadınlar için ise vajina kuruluğu buna örnek verilebilir. Bu iki durum yaşlılık evresinde en çok karşılaşılan genel cinsel sorunlardan birkaçıdır.

Tam erekte olamayan bir penis ile istenilen ve arzulanan cinsel birleşim gerçekleşemeyebilir. Vajina kuruluğu olan bir kadın oluşabilecek tahrişten dolayı zeten ziyade acı çekebilir.

İşte bu iki sorun çözüme kavuşturulduğu takdirde yaşlılık evresi için önemli bir cinsel sorunda ortadan kalkmış olacaktır.

Erkeklerde Cinsel Verimliliğin Azalması

Ataerkil bir toplum olmamız erkek bireylere büyük sorumluluklar yüklemektedir. Bu sorumluluk ise çevresine karşı güçlü ve mükemmel görünmeyi gerektirdiği için yaygın bir eylem olarak erkek toplumu cinsel sorunlarını dile getirmekten veya her hangi bir cinsel sorunu olduğunu kabul etmekten çekinir.

Kendini aşmış ve cinsel konularda olması gerektiği gibi yani rahatça sohbet edebilen erkekler ise en ufak sorununda tıbbi yardıma başvurabildikleri gibi bu sorunlarını da yakın çevresi ile rahatça paylaşabilmektedir. Özellikle eşler arasında samimi olunması gereken bu konu aile planlaması ve aile içi huzur için olmazsa olmaz bir paylaşımdır.

Cinsel sorunların büyük çoğunluğunun psikolojik olduğunu yineleyerek ereksiyon problemi gibi durumların aslında çözülebilecek bir konu olduğunu hatırlatmak isteriz. Önemli olan uzman bir doktor tarafından destek almaktır.

Erkeklerde görülen bazı cinsel problemler şunlardır;

  • Erken boşalma veya boşalmayı kontrol edememe sorunu,
  • Sertleşmeye bağlı ereksiyon problemleri,
  • Cinsel isteksizlik hali,
  • Orgazm olamama durumu.

Kadınlarda Cinsel Verimlilik Kaç Yaşında Biter?

Kadınlar erkeklere oranla cinsel anlamda bir adım geride duran bireylerdir. Çünkü kadınlar ilişki boyutunda sevgi ve sadakat gibi duygusal kavramlara ağırlık verir. Bu da cinselliği arka plana atmasa da ikinci plana iter. Erkekler ise cinsellik ile duygusallığı aynı anda yürütebildiği için cinsel yaşamda kadınlara nazaran daha istekli ve dinamiktir.

Kadınlar için cinsel yaşam sorunları genelde 50’li yaşlardan sonra başlar ve menopoz süreci ile durağan bir döneme girer. Daha da ilerleyen yaşlarda ise vajina kuruluğuna bağlı olarak haz alamama veya erojen bölgeleri hissedememeye başlar. Mutsuz kadının ruh hali ise baş ağrısı ile gelen genel bir depresyon havası yaydığından cinsel anlamda tetikleyici görevi erkek partnere bırakır.

Kadınlarda en sık görülen cinsel problemler ise şunlardır;

  • Vajinismus (ilişkiye girememe, ilişkiden çekinme korkma),
  • Cinsel isteksizlik hali,
  • Orgazm olamama durumu,
  • Cinsel tiksinti hali.

Источник: https://evdesifa.com/yaslilikta-cinsel-sorunlar/

Kadınların Cinsel Sorunlarının 28 Psikolojik Nedeni

Kadınlar Cinsel Sorunlarını Gizliyor

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu pek çok ülkede kız çocukları cinsellikten uzak tutularak yetiştiriliyor. Cinsel ilgi ve aktiviteleri kınanan, hatta kısıtlanan kadınların sevişmeleri bir yana, bedensel hazları, yani mastürbasyon yapmaları bile istenmiyor.

Birçok araştırma kadınların önemli bir bölümünün sevişme sırasında hareketsiz kaldıklarını ya da partnerlerine çok az katıldıklarını ortaya koyuyor. Türkiye’de her 10 kadından 9’u cinsel hayatından mutsuz. Kadınlar bedenini tanımıyor, klitoris ya da vajina hakkında kulaktan dolma bilgilere sahip kadın sayısı çok yüksek.

Hayatı boyunca hiç uyarılma veya orgazm yaşamamış kadınların sayısı ise azımsanmayacak kadar çok. Bu mutsuzluğun altındaysa pek çok psikolojik neden yatıyor. İşte onlardan sadece 28 tanesi.

Cinsellikten uzak yetiştiriliyorlar

Namus, bekâret, ahlak gibi pek çok yargıyla ve cinsellikten uzak tutularak büyütülen kadınlar, partnerlerine cinsel olarak neyi uyarıcı bulduklarını söylemekten ve yeterince uyarılmadıklarında cinsel birleşmeyi reddetmekten kaçınıyorlar. Bu kaçınmanın önemli nedenlerinden biri “kötü”, “basit”, “bayağı”, “ucuz” kadın olarak damgalanma korkusu.

Orgazm bozukluğu olan pek çok kadının bilinçaltında kendine yeteri kadar saygı duymamak ve yetersizlik duygusu yatıyor. Çünkü kadınlar başkalarının bedeni bir yana kendi bedenlerini bile çok geç tanıyorlar.

Eşlerine göre hareket etmeleri dayatılıyor

Bekârete değer veren, ancak evlilik ilişkisiyle cinselliği mümkün gören, yıllarca cinsel duygularına, bedensel hazlarına ilgisiz kalan, bu duygularını ve isteklerini bastıran kadınların cinsel sorun yaşamaları, sevişme sırasında hareketsiz kalmaları, inisiyatif almamaları, cinsel ilişkinin ritmini ve cinsel girişimin zamanlamasını tamamen erkeğe bırakmaları kaçınılmaz. Çünkü Türkiye’de kadınların cinsellikte aktif olmaları, kendi cinselliklerine sahip çıkmaları uygun karşılanmadığı gibi daha çok eşine uyum göstermeleri, onun beklentilerine göre hareket etmeleri dayatılıyor.

Dini ve ahlaki inançlar baskı yaratıyor

Cinselliğin günah ve ayıp olduğu yönündeki katı mesajlarla büyütülen kadınlar, erişkin olduklarında da cinsel arzularını bastırmak zorunda hissediyorlar. Vajinismus olan kadınların büyük kısmında dinsel şartlanmanın etkilerine rastlanıyor.

Vajinismuslu kadınların bir başka tipik özellikleri de otoriter bir babaya sahip olmaları. Bu kadınların babanın otorite figürü olduğu bir evde büyüdükleri ve sürekli fiziksel veya sözel şiddete maruz kaldıkları görülüyor.

Aile içi şiddet erkeklerden soğutuyor

Babalarının uyguladığı sözlü ya da fiziki şiddetin yanı sıra dayak yiyen ve kızını baba dayağından koruyamayan annelerin zayıflıkları da kadınları olumsuz yönde etkiliyor. Kadınlar şiddet uygulayan baba nedeniyle erkeklere güven duymuyor.

Aile cinselliği değersizleştirebiliyor

Vajinismus olan kadınların pek çoğunda ailelerinin cinselliği değersizleştirdiği gözleniyor. Bazı ailelerde kadın ve erkek rolleri kesin olarak ayrılırken, cinsellik sadece erkeklerin istediği bir şey olarak görülüyor, hatta kız çocuklarına cinsellik ve cinsel organları kirli olarak yansıtılıyor.

Cinsel kimlik veya yönelim göz ardı ediliyor

Cinsel ilgileri kendi cinsine yönelik olan kadınlar bu arzularını bastırıp gizlemek zorunda kalabiliyorlar. Bu durumun başkaları tarafından fark edilmesini istemeyen pek çok kadın, karşı cinsle evlenebiliyor. Hal böyle olunca yaşadığı cinsellik arzuladığı şey olmuyor.

Başta cinsel tiksinti, vajinismus olmak üzere bazı cinsel işlev bozukluklarında cinsel şiddete maruz kalma öyküsüne sıkça rastlanıyor.

Cinsel travmalar tacizcinin yakınlık derecesi, olayın rıza olmadan, şiddet kullanılarak gerçekleşmesi, tekrarlama sıklığı gibi etkenlere bağlı olarak cinsel yaşamı önemli oranda bozabileceği gibi diğer ruhsal sorunlara ve kişilik gelişiminde bozukluklara da yol açabiliyor.

Cinsel fobiler de kaçış sebebi

Bazı kadınların cinsel isteksizlikleri cinsel ilişkinin bazı yönlerine ilişkin kaçınmalarına veya korkularına bağlı olabilir. Örneğin meninin kokusundan veya üzerine bulaşmasından tiksinen bir kadın cinsel ilişkiye girmek istemeyebiliyor.

Çiftler arasındaki çatışmalar cinselliği etkiler

Çiftlerin birbirlerinde aradıklarını bulamamaları hayal kırıklığı, kızgınlık, kırgınlık duygularının yanı sıra cinsel isteksizlik de yaratabilir.

Eşe duyulan ilgi azalabilir

Birçok çift birlikteliklerinin ilerleyen dönemlerinde birbirlerine eskisi kadar cinsel ilgi duymamaya başlar. Birbirinde aradığını bulamamak, eşiyle mutlu olamamak, kızgınlıklar, hayal kırıklıkları, eşi ebeveyn gibi algılamak gibi genel sorunlar cinsel ilişkiye yansıyabilir.

Fazla cinsel tecrübesi ve bilgisi olmayan, kısıtlı bir cinsel yaşamı olan erkeklerin cinsel ilişki sırasında uygun olmayan tutumları, kadının uyarılmasını ve haz almasını engelleyebilir. Önce uyarılma ve orgazm bozukluğu olarak başlayan cinsel sorun uzadığında cinsel isteksizliğe neden olabilir.

Birinin cinsel sorunu öbürünü de etkileyebilir

Eşlerden birinin yaşadığı cinsel bir sorun diğerinde de cinsel sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Örneğin erkeğin erken boşalması kadının orgazm olamamasına yol açabilir.

Hamile kalma korkusu cinsel isteği engelleyebilir

Anneliğin getireceği sorumlulukları üstlenmeye hazır olmamak, doğum yapmaktan korkmak, çocuk istememek, bekâr olmak, kürtaj olma zorluğu gibi nedenlerle hamile kalmak istemeyen bir kadın cinsel ilişkiden kaçınmak için cinsel isteğini engelleyebilir.

Psikolojik rahatsızlıklar cinsel isteği azaltabilir

Depresyon başta olmak üzere birçok psikiyatrik rahatsızlık cinsel isteği azaltır ya da geçici bir süre ortadan kaldırır. Anksiyete (kaygı) bozukluğu, obsesif-kompülsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, panik bozukluğu, şizofreni gibi psikolojik bozukluklar cinsel isteği olumsuz yönde etkileyebilir.

Yas, ekonomik güçlükler, bir yakının hastalığı gibi kişide sıkıntı ve üzüntü yaratan olaylar ya da hayati önemi olan sorunlar cinsel isteği azaltabilir.

Yaş ilerledikçe sekse ilgi azalabilir

Bireyin yaşlanmaya tepkisi cinsel yaşamının nasıl olacağının ana belirleyicilerinden biridir.

Belli yaş dönemlerinde cinsel yaşamlarının biteceğine ilişkin yanlış düşünceleri olan ya da yaşın getirdiği değişikliklerden utanan bir kadın cinsel isteğini göz ardı edebilir.

Ayrıca kilo alma gibi yaşla birlikte gelen bedensel değişiklikler, ilgi çekiciliğin kaybı veya bireyin cazibesini yitirdiğini düşünmesi gibi nedenler kadının sekse ilgisini azaltabilir.

Baskın erkek kadını mutsuz ediyor

Daha adil ve eşit ilişkisi olan çiftlere göre erkeğin baskın olduğu ve güç çatışmalarının yaşandığı birlikteliklerde kadınlarda cinsel sorunlara daha çok rastlanıyor.

Orgazmı zeten çıldırmak sananlar var

Özellikle medyadan etkilenip, orgazmın zeten çıldırmak gibi bir şey olduğunu sanan kadınlar, kendilerinin bunu yaşayamadığını düşünerek hayal kırıklığına uğrayabiliyor, buna bağlı olarak da cinsel ilişkiden kaçınabiliyor.

Hamilelikte cinsel ilişkinin zararlı olabileceğine ilişkin inançlar cinsel kaçınmalara, zamanla da istek ve uyarılma sorunlarına neden olabilir. Doğumdan sonra ise kadınlar yeni rollerine uyum sorunu yaşadıkları, sorumlulukları ve iş yükleri arttığı için cinsel istek duymayabilirler.

Aldatılmak cinsel hazzı etkiler

Aldatılmaya ya da aldatılma kuşkusuna bağlı gelişen kızgınlık, güven zedelenmesi kadının cinsel hazzını, uyarılmasını ve orgazm olmasını engelleyebilir.

Kızlık zarını yitirme korkusu vajinismus yapabilir

Kızlık zarının “kutsallığı” ve korunmasına önem verilmesi gibi kültürel faktörler vajinismusun gelişimini etkileyebilir. Kızlık zarının önemli olduğu topluluklarda vajinismusun daha sık görülmesinin önemli nedenlerinden biri budur.

Eşle iyi iletişim hayatta da, yatakta da gerekli

Cinsel ilişkilerini konuşamayan, cinsel ihtiyaçlarını ve kaygılarını ifade edemeyen çiftlerde cinsel sorunlara rastlanabilir.

Cinsel isteksizliği ve uyarılma zorluğu olan kadınlar eşleri istediği için cinsel ilişkiyi kabul ederler ama haz almadıkları için bir an önce bitmesini isterler. Bu durum cinsel haz alma olanaklarını ortadan kaldırarak durumun kronikleşmesine neden olabilir.

Kadınların çoğu tecrübesiz

Birçok kadın cinsel yaşama ilişkin ilk tecrübesini evlendikten sonra edinir. Nasıl cinsel haz alacaklarını, nelerden hoşlanıp hoşlanmayacaklarını bilmediklerinden ve cinsel ilişkide kontrolü eşlerine bıraktıklarından kendi cinsel özelliklerini öğrenmeleri de oldukça uzun sürer.

Menopoz cinselliğe engel değil

Kadında östrojen salgısının bittiği, gayet olağan bir süreç olan ve kadının yaşamının bambaşka bir yöne evrildiği menopoz dönemi cinselliğe engel değildir. Kadının bedeninin “Artık yumurtlamak istemiyorum” dediği menopoz sonrasında da kadınlar haz almaya ve orgazm olmaya devam edebilir.

Eşini memnun edememe endişesi uyarılmayı güçleştirir

Çocukluğunda babasına ve erkek kardeşlerine hizmet etmesi beklenen-dayatılan pek çok kadın, yetişkinliğinde aynı şeyi eşine yapmak zorunda hisseder. Cinsel ilişkide de bu ilişki kalıbı geçerlidir.

Eşinin memnuniyeti ile aşırı ilgilenmesi, kadının kendi bedenini ve hazzını ihmal etmesine sebep olur. Dolayısıyla cinsel özelliklerini anlaması, buna uygun davranması ve orgazm olması güçleşebilir.

Источник: https://listelist.com/kadinlarin-cinsel-sorunlari/

Kadınlarda Cinsel Sorunların 28 Psikolojik Nedeni

Kadınlar Cinsel Sorunlarını Gizliyor

Birçok araştırma kadınların önemli bir bölümünün sevişme sırasında hareketsiz kaldıklarını ya da partnerlerine çok az katıldıklarını ortaya koyuyor.

Türkiye’de her 10 kadından 9’u cinsel hayatından mutsuz. Hayatı boyunca hiç uyarılma veya orgazm yaşamamış kadınların sayısı ise azımsanmayacak kadar çok.

Bu mutsuzluğun altındaysa pek çok psikolojik neden yatıyor. İşte onlardan sadece 28 tanesi.

Cinsellikten Tabulaştırılmış Uzak Yetiştirilme

Namus, bekâret, ahlak gibi pek çok yargıyla ve cinsellikten uzak tutularak büyütülen kadınlar, partnerlerine cinsel olarak neyi uyarıcı bulduklarını söylemekten ve yeterince uyarılmadıklarında cinsel birleşmeyi reddetmekten kaçınıyorlar. Bu kaçınmanın önemli nedenlerinden biri “kötü”, “basit”, “bayağı”, “ucuz” kadın olarak damgalanma korkusu.

Kendini yetersiz hissetme

Orgazm bozukluğu olan pek çok kadının bilinçaltında kendine yeteri kadar saygı duymamak ve yetersizlik duygusu yatıyor. Çünkü kadınlar başkalarının bedeni bir yana kendi bedenlerini bile çok geç tanıyorlar.

Otoriter baba vajinismus yapıyor

Vajinismuslu kadınların bir başka tipik özellikleri de otoriter bir babaya sahip olmaları. Bu kadınların babanın otorite figürü olduğu bir evde büyüdükleri ve sürekli fiziksel veya sözel şiddete maruz kaldıkları görülüyor.

Cinsel taciz, tecavüz ve travma cinsellikten tiksindiriyor

Başta cinsel tiksinti, vajinismus olmak üzere bazı cinsel işlev bozukluklarında cinsel şiddete maruz kalma öyküsüne sıkça rastlanıyor.

Cinsel travmalar tacizcinin yakınlık derecesi, olayın rıza olmadan, şiddet kullanılarak gerçekleşmesi, tekrarlama sıklığı gibi etkenlere bağlı olarak cinsel yaşamı önemli oranda bozabileceği gibi diğer ruhsal sorunlara ve kişilik gelişiminde bozukluklara da yol açabiliyor.

Cinsel beceri eksikliği hazzı engelleyebilir

Fazla cinsel tecrübesi ve bilgisi olmayan, kısıtlı bir cinsel yaşamı olan erkeklerin cinsel ilişki sırasında uygun olmayan tutumları, kadının uyarılmasını ve haz almasını engelleyebilir. Önce uyarılma ve orgazm bozukluğu olarak başlayan cinsel sorun uzadığında cinsel isteksizliğe neden olabilir.

Stres ve üzüntü de cinselliği etkiler

Yas, ekonomik güçlükler, bir yakının hastalığı gibi kişide sıkıntı ve üzüntü yaratan olaylar ya da hayati önemi olan sorunlar cinsel isteği azaltabilir.

Doğum sonrası cinsel istek azalabilir

Hamilelikte cinsel ilişkinin zararlı olabileceğine ilişkin inançlar cinsel kaçınmalara, zamanla da istek ve uyarılma sorunlarına neden olabilir. Doğumdan sonra ise kadınlar yeni rollerine uyum sorunu yaşadıkları, sorumlulukları ve iş yükleri arttığı için cinsel istek duymayabilirler.

“Bir an önce bitsin” eziyeti

Cinsel isteksizliği ve uyarılma zorluğu olan kadınlar eşleri istediği için cinsel ilişkiyi kabul ederler ama haz almadıkları için bir an önce bitmesini isterler. Bu durum cinsel haz alma olanaklarını ortadan kaldırarak durumun kronikleşmesine neden olabilir.

Menopoz cinselliğe engel değil

Kadında östrojen salgısının bittiği, gayet olağan bir süreç olan ve kadının yaşamının bambaşka bir yöne evrildiği menopoz dönemi cinselliğe engel değildir. Kadının bedeninin “Artık yumurtlamak istemiyorum” dediği menopoz sonrasında da kadınlar haz almaya ve orgazm olmaya devam edebilir.

Eşini memnun edememe endişesi uyarılmayı güçleştirir

Çocukluğunda babasına ve erkek kardeşlerine hizmet etmesi beklenen-dayatılan pek çok kadın, yetişkinliğinde aynı şeyi eşine yapmak zorunda hisseder.

Cinsel ilişkide de bu ilişki kalıbı geçerlidir. Eşinin memnuniyeti ile aşırı ilgilenmesi, kadının kendi bedenini ve hazzını ihmal etmesine sebep olur.

Dolayısıyla cinsel özelliklerini anlaması, buna uygun davranması ve orgazm olması güçleşebilir

Источник: https://www.akademiportal.com/kadinlarda-cinsel-sorunlarin-28-psikolojik-nedeni/

Erkek ve Cinsel Sorunlar | Dr. Adnan Çoban

Kadınlar Cinsel Sorunlarını Gizliyor

Erişkin erkeklerin %15’inde, 50 yaş üzerinde her 10 erkeğin 3’ünde cinsel istek azlığı veya yokluğu görülmektedir.

Yapılan istatistiklere göre her 10 erkekten 3’ünde erken boşalma görülmektedir. 40 yaş üzerindeki erkekler yaşam boyu en az bir defa sertleşme sorunuyla karşılaşabileceği bildirilmektedir.

Orgazm olamama- geç boşalma sorunu diğerlerinde oranla daha az sıklıkla görülmektedir.

Sertleşme sorunu toplumda daha az görülmesine rağmen, ülkemizde cinsel işlev bozukluğu kliniklerinde en sık rastlanan cinsel işlev bozukluğunun sertleşme bozukluğu olduğu bildirilmiştir.

Sertleşme sorunu toplumda daha az Diğer sorunlar arasında, erken boşalma ve penis boyu sorunları yer almaktadır.

Yapılan çalışmalarda erkeklerin üçte biri erken boşalma sorunu yaşamaktadır ancak durumu sorun edenlerin sayısı oldukça azdır.

Erkeklerde Cinsel İşlev Bozuklukları;

cinsel istek

uyarılma-sertleşme (ereksiyon)

boşalma (ejakulasyon)

Cinsel İşlev Bozukluklarının Nedenleri

-Organik (bedensel bir hastalığa, ilaç yan etkilerine bağlı) nedenler

-Psikolojik (nevrotik çatışmaların, kişilik özelliklerinin, olumsuz cinsel deneyimlerin, psikiyatrik hastalıkların yol açtığı) nedenler

-İlişkisel nedenler

Her biri tek başına rol oynayabileceği gibi, birden fazla neden de bir arada rol oynayabilir.

Erken Boşalma

Erken boşalmayı, bazı yazarlar, erkeğin eşini tatmin edemeden boşalması olarak tanımlarken, bazıları ise, penisin henüz ilişkiye girmeden veya girdikten hemen sonra boşalması olarak tanımlamaktadır. Erken boşalma yaşayanların cinsel gelişim öyküsü alındığında mastürbasyon yapmaya yönelik suçluluk duygularının olabileceği görülmektedir.

Erkeklerin yaklaşık % 30-%40 'ında erken boşalmaya az veya çok rastlanır. Bazı erkeklerde erken boşalmayı her ilişkide yaşarken, bazılarında ise bu durum zaman zaman problem olabilir. Problemin sadece kendisinde olduğunu düşünen kişiler başkalarının öğrenmesinden korktuğu için sessiz kalmayı tercih edebilir.

Erkeklerin çoğunluğu, stres veya aşırı uyarılma söz konusu olduğunda boşalmayı daha erken yaşayabilirler. Bazıları mastürbasyon yaparken, bazıları cinsel ilişki öncesinde, bazıları ise cinsel birleşme sırasında erken boşalma sorunu yaşayabilir.

Erken Boşalmanın Belirtileri

-Kontrolsüz bir şekilde boşalma

-Cinsel tatminde azalma

-Suçluluk

-Utanç duyma

-Kendinden nefret etme

-Hayal kırıklığı hissi

-Cinsel isteksizlik

Erken Boşalan Erkeklerin Özellikleri

-Her konuda acelecidirler (hızlı yemek yerler, hızlı araba kullanırlar vb.)

-Çabuk sinirlenirler.

-Kontrolsüz davranışları vardır.

-Ya çok çabuk güvenirler yada güven duymada zorlanırlar.

-Rekabetçi, sosyal alanda ve mesleğinde hırslı, dakik, güçlü ve etkileyici olabilirler

-Onaylanmayı bekleyebilirler.

-Duygularını saklayabilirler.

Erken Boşalmanın Nedenleri

-İdrar yolları veya prostat enfeksiyonları gibi fiziksel nedenler nadiren görülmekle birlikte erken boşalmaya yol açabilir.

-Uzun süre cinsel perhizler sonrası kurulan cinsel ilişkiler

-Partnerin daha istekli olması

-Yeni evlenmiş veya hiç cinsel ilişkide bulunmamış olmak

-Cinsel ilişki yoğunluğunun azalması

-Kaygılı veya sinirli olmak

-Aşırı istekli olmak

-Performans anksiyetesi

-Kadının cinsel isteksizliği

-Cinselliği suçluluk duyguları içinde yaşamak.

-Eşin “hemen olsun bitsin” baskısı nedeni ile de erken boşalma yaşanabilir.

-Sinir sistemindeki özellikleri nedeniyle bazı erkeklerin erken boşalmaya daha yatkın olabileceğini gösteren araştırmalar bulunmaktadır.

Eşin erken boşalmadan şikayetçi olması erkeğin stresini daha da arttırır ve sorun daha fazla sürer ve kısırlık, eşler arası evlilik sorunları gibi sorunlar yaşanır.

Cinsel İsteksizlik

Erkekler, sıklıkla sertleşme sorunu için kliniğe başvururken, cinsel isteksizlik nedeniyle daha az sıklıkla kliniğe başvurmaktadır. Cinsel isteksizlik, fiziksel nedenlerden kaynaklanabileceği gibi evlilikteki sorunlardan veya depresyondan kaynaklanabilir.

Geç Boşalma

Geç boşalma ile ilgili kliniğe daha az sıklıkla başvurulmaktadır. Bazı erkekler mastürbasyonla geç boşalır, bazıları ilişkide ancak mastürbasyonla boşalır, bazıları ise uzun bir ilişki sonucu boşalmaktadır. Kontrolcü bir yaşam tarzının olabileceği düşünülebilir.

AĞRILI BOŞALMA

Nadir görülmekle birlikte, fiziksel nedenlerden kaynaklanabileceği gibi kaslardaki spazmdan da kaynaklanabilir.

Sertleşme Sorunu -Ereksiyon Sorunu : Empotans

Cinsel ilişkide, cinsel eylemi tamamlamaya yetecek seviyede peniste gerekli sertleşmeyi sağlayamama veya sürdürememe durumudur. Yapılan çalışmalarda, genel nüfusta görülme sıklığı %10-20 arasında değişmektedir. Gençlerde yaygınlığı %8 bulunmuştur.

Türkiye’de ise, 40 yaş üzeri erkeklerin %69’u bu sorunu yaşayabilir. Yaşla birlikte bu sorunun görülme olasılığı artabilir. Bu durum organik nedenlere bağlı olabilir.

Ancak, cinsel ilişki dışındaki durumlarda (uykuda veya sabah uyanıldığında) sertleşme oluyorsa bu durumun psikolojik olabileceği düşünülmektedir.

Ereksiyon sorunu farklı şekillerde görülebilir. Bazı kişilerde cinsel ilişkinin başlangıcında sertleşme oluşmamakta, bazılarında vaginaya girme aşamasında veya cinsel ilişki sırasında sertleşme kaybolmaktadır.

Fiziksel Nedenler

-Yaş

-Damar sertliği

-Kalp, böbrek, Karaciğer, şeker hastalığı

-Tansiyon ve kolestrol yüksekliği

-Nörolojik hastalıklar

-Omurilik yaralanmaları

-Bazı ameliyatlar

-Uyuşturucu, alkol, sigara ve bazı tıbbi ilaçlar

Psikolojik Nedenler

Cinsel ilişki dışındaki durumlarda (uykuda veya sabah uyanıldığında) sertleşme oluyorsa veya cinsel ilişkide de bazen sertleşme oluyor ancak bazen olmuyorsa bu durumun psikolojik olabileceği düşünülmektedir.

-Aşırı stres

-Depresyon

-Çocukluk çağında travmatik deneyimler

-İlişki sorunları

-Cinsel yönelim

-Cinsellik konusunda bilginin yetersiz olması

-Cinselliğe ilişkin endişeler , performans kaygısı

-İlk cinsel ilişkide yaşanan travmatik deneyimler

Değerlendirme Ve Tedavi

Öncelikle, klinik öykü ile psikolojik ve organik etkenlerin hangisinin ön planda olduğu değerlendirilebilir. Bu değerlendirme sonrasında üroloğun değerlendirmesi gerekebilir. Sorunun nedenlerinin belirlenmesi tedavi programı oluşturulmasında öncelik taşımaktadır.

Cinsel işlev bozukluklarında psikolojik ve ilişkisel etkenler rol oynayabilir. Bazı durumlarda ilaç tedavisi uygulanabilir. İlaç tedavisi tek başına kullanılabilecek bir seçenek değildir. Yapılan çalışmalarda, ilaç ve psikoterapinin birlikte kullanılması etkin olduğu gösterilmiştir.

Cinsel sorunların süregenleşmesindeki en önemli etken cinsellikle ilgili yanlış inanışlar ve bilgi eksikliğidir. Cinsel işlev bozukluğu, erkek tarafından travma olarak algılanabilir, kendini değersiz gibi algılayabilir. Bu sürecin sonunda depresif belirtiler ortaya çıkabilir. Uyku düzeni, dikkat ve konsantrasyonu bozulabilir.

Cinsel işlev bozukluklarında, Bilişsel davranışçı psikoterapi etkin bir yöntemdir. Terapide, bilgilendirme ve yanlış inanışlar üzerinden çalışılır. Eşlere ev ödevleri verilerek, yaşadıkların stresin azalması, hazzın arttırılması üzerinden çalışılır.

Источник: https://adnancoban.com.tr/erkek_cinsel_sorunlar.html

Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma

Kadınlar Cinsel Sorunlarını Gizliyor

Cinsel sorunlar nedeniyle boşanma, ülkemizdeki yaygın boşanma sebeplerinden birisidir.

ancak kapalı bir toplum yapsına sahip olmamazı nedeniyle bazen asıl boşanma sebebi cinsel sorunlar veya cinsel uyumsuzluk olduğu halde kişiler görünürde farklı sebeplerle boşanma davası açabilmektedir.

Cinsellik evlilik kurumunun en önemli unsurlarından birisi olup Yargıtay’ın pek çok kararında da ifade edildiği üzere cinsel ilişki ve cinsel tatmin evliliğin en önemli özelliklerinden birisidir.

Cinsel Sorunlar Boşanma Sebebi midir?

Cinsel ilişkinin kadının veya erkeğin kusurundan dolayı kurulamaması, cinsel uyumsuzluk veya benzer ciddi cinsel sorunlar hukuki anlamda evlilik birliğinin sarsılması olarak kabul edilmekte olup önemli bir boşanma ve tazminat sebebidir.

Cinsel boşanma sebepleri olarak en çok karşılaşılan durum çeşitli sebeplerle eşler arasında cinsel ilişki kurulamamasıdır. Bunun dışında cinsel yetersizlik, cinsel tiksinti, cinsel uyumsuzluk, cinsel isteksizlik, erken boşalma, iktidarsızlık, vajinismus gibi hususlar da boşanma sebepleri olarak gündeme gelebilmektedir.

Dolaysıyla cinsel sorunlar boşanma sebebi olabilmektedir ve cinsellik yüzünden boşanma söz konusu olabilmektedir.

Eşler Arasında Cinsel İlişki Kurulamaması

Cinsel ilişkinin kurulamaması sebebiyle açılan boşanmada davalarında mahkeme öncelikle taraflar arasında cinsel ilişki kurulmasını engelleyen fizyolojik bir rahatsızlığın ya da engelin olup olmadığına dair rapor alınmasına karar verecektir.

Eğer taraflardan birisinin cinsel ilişki kurmasını engelleyen ve tedavisi mümkün olmayan bir hastalığı veya anomalisi söz konusu ise bu bir boşanma sebebi olarak kabul edilse bile söz konusu sağlık problemi bir kusur ve tazminat sebebi olmayacaktır.

Ancak eğer rapor vajinismus veya erken boşalma gibi tedavi edilebilir veya geçici bir rahatsızlığın olduğunu gösteriyorsa bu durumda hakim boşanmaya karar vermek yerine eşlerin tedavi olmasını salık verecektir.

Cinsel İlişkiden Kaçınma ve Kusur

Ancak cinsel problemi olan taraf tedaviden kaçınıyorsa o zaman, söz konusu problem geçici ve tedavi edilebilir nitelikte olsa dahi tedaviye yanaşmayan eş kusurlu kabul edilecek ve boşanmaya ve ayrıca kusurlu eşin tazminat ödemesine karar verilebilecektir.

Eğer tarafların cinsel anlamda herhangi bir sağlık problemi yoksa ve psikolojik olarak ilişkiden kaçınma durumu söz konusu ise bu durumda hakim eşlerden hangisinin cinsel ilişkiden kaçındığını veya dolayısıyla kusurlu olduğunu tespit etmeye çalışacaktır.

Bu noktada kusurun tespiti son derece önemlidir zira cinsel ilişkinin kurulmamasında kusurlu olan taraf, eğer talep varsa diğer tarafa tazminat ödeyecektir.

Yargıtay cinsel ilişkinin uzun süre kurulmaması durumunda, cinsel ilişkinin kurulamamasında kusuru olmayan tarafın cinsel ilişkinin kurulmasını beklemeye zorlanamayacağına hükmetiştir. Nitekim bu anlamda olmak üzere cinsel ilişki kurulmadığı için evi terk eden ve ailesinin yanına giden kadının bu hareketi Yargıtayca haklı görülmüş ve kusur olarak nitelendirilmemiştir.

Belirli süre cinsel ilişki kurulamamasının ardından eşlerin cinsel ilişki yaşaması, cinsel ilişkiden önceki kusurun affı anlamına gelmektedir. Nitekim cinsel ilişki kurulmadığı gerekçesiyle açılan bir boşanma davası devam ederken tarafların cinsel birliktelik yaşaması Yargıtayca davanın reddi için gerekçe olarak kabul edilmiştir.

Ayrıca aseksüellik olarak bilinen ve herhangi bir cinsel bir cinsel rahatsızlığı olmadığı halde cinselliğe ilgi ve istek duymama anlamına gelen bir durum da cinsel ilişkiden kaçınma sonucu doğruduğu için bir boşanma sebebi olabilmektedir.

Her toplumda ortalama her 100 insandan 1’inin aseksüel olduğu tahmin edilmektedir ve aseksüel kişiler cinsel yönelim sapması yaşamadığı ve cinsel sağlaık anlamında herhangi bir kusurları olmadığı halde cinsellik yaşamaya istek duymamaktadır.

Eşler Arasındaki Cinsel Mahremiyetin İhlali

Eşler arasındaki cinsel sırlar mahrem kabul edildiğinden, eşler arasındaki cinsel sırların ve benzeri mahrem konuların başkalarına anlatılması veya ifşa edilmesi Yargıtayca evliliğin temelinden sarsılmasına etki eden ağır kusurlardan birisi olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla evlilik sırlarının ve yatak odası mahremiyetinin ifşa edilmesi boşanma sebebi olduğu gibi aynı zamanda kusur niteliği taşır ve tazminat sebebidir.

Zorla Cinsel İlişki ve Cinsel Şiddet

Eşlerden birisinin diğerini cinsel ilişkiye zorlaması ve baskı yapması boşanma hukuku anlamında kusur teşkil etmektedir.

Ayrıca yine Yargıtay kararlı ile sabit olduğu üzere eşlerden birisinin diğeri doğal olmayan yollarla cinsel ilişkiye zorlaması da bir boşanma sebebi ve kusur olarak kabul edilmiştir.

Bu arada eşlerin birbirini istekleri dışında normal olmayan fantezilere veya ters ilişkiye zorlaması da Yargıtayca cinsel şiddet olarak kabul edilmektedir.

Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası

Yukarıda açıklandığı gibi cinsellik evlilik açısından olmazsa olmaz unsurlardan birisi kabul edildiğinden, eğer tüm çabalara rağmen cinsel sorunlar nedeniyle eşlerden birisi için evlilik çekilmez hale geldiyse bu durumda boşanma davası açılması makuldür.

Av. İlker ATAMER

Bu sitedeki tüm makale ve içerikler Av. İlker ATAMER’e ait olup, yazı ve içerikler aidiyet tescili bakımından elektronik imzalı zaman damgası ile mühürlenmiştir. Sitedeki yazı ve içeriklerin yazılı izin olmaksızın kopyalanması veya başka yerde yayınlanması durumda FSEK kapsamında yasal işlem yapılacaktır.

Источник: https://www.atamer.av.tr/cinsel-sorunlar-nedeniyle-bosanma/

Kadınların cinsel isteksizliğini tetikleyebilecek 12 sorun

Kadınlar Cinsel Sorunlarını Gizliyor

Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, kadınlarda libidoyu düşüren ve orgazma ulaşmayı engelleyen en temel problemleri şöyle sıralıyor:

  1. Orgazm olamama, orgazm bozuklukları
  2. Vajinismus, cinsel ilişkiye girme korkusu ya da ilişkiye dair diğer korkular
  3. Vajinada ağrı olması, ağrılı ilişki
  4. Cinsel arzunun travmatik bir geçmişle bilinçaltında baskılanması
  5. Çiftler arasındaki cinsel ilişkiye dair utangaçlık, hoşlandığı ya da hoşlanmadığı şeyleri söyleyememe, iletişimsizlik
  6. Cinsellik konusunda eğitimsiz olma…
  7. Çiftler arasında yıllar içerisinde biriken kırgınlık ve öfkelere bağlı olarak soğukluğun oluşması
  8. Stres, birtakım psikolojik sorunlar, sağlık sorunları
  9. Yorgunluk, aşırı iş yükü, ağır ekonomik sorunlar
  10. İlişkinin monotonlaşması, eşlerin birbirlerine karşı erotik referansı kaybetmeleri
  11. İlaçların yan etkileri, alkol sorunları
  12. Vücudunu beğenmeme, eşi tarafından beğenilmediğini düşünme

Libidonuzu düşüren şey ne olabilir?

Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, “Bir kadında cinsel istek; mahremiyeti etkileyen fiziksel sağlık, duygusal olarak iyi hissetme, deneyimler, inançlar, yaşam tarzı ve mevcut ilişkiler gibi pek çok etkenin karmaşık etkileşimine bağlıdır. Tüm bunların birinde bile sorun varsa cinsel arzuda azalma hatta sıfırlanma görülebilir” diyor. Bu yüzden, öncelikle düşük libidonuzun ve orgazma ulaşma sorununuzun altında yatan nedenleri ortaya çıkarmak gerek.

Kadınların arzularını etkileyen 12 temel problem bulunduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, bunların en yaygın olanları hakkında şu bilgileri veriyor.

Kendinizi stresli mi hissediyorsunuz?

Gergin olduğunuzda cinsel ilişkiye giremiyorsanız, merak edecek bir şey yok. Stres seviyenizi daha iyi yönettikçe, tüm şikayetleriniz giderek azalacak hatta sihirli bir şekilde ortadan kaybolacaktır. Stresi azaltma yöntemi olarak dahi cinselliği yaşamak mümkün… Hipnozla rahatlamayı öğrendikçe libidonuz da artacaktır.

Basit bir yorgunluk mu yoksa tamamen tükendiniz mi?

Yapacak çok mu işiniz var? Sürekli yoğunluk ve koşuşturma içinde bitkin mi düşüyorsunuz? Sıkıntılar üst üste mi geliyor? Çocukların derdinden akşam uzanır uzanmaz uyuyor musunuz? Bütün bunlar kadınların ruhen çökkün ve yorgun hissetmelerine yol açar ve hazza dayalı gündem bilinçaltında derinlerde kaybolur gider.

Kadınlardaki isteksizlik, düşük lbido, genellikle Tükenmişlik Sendromu ile ilişkilidir. Bütün bu tükenmişlik duygularıyla hazza kendini tamamen kapatmış olma sıkıntısı hipnotik terapi sürecinde düzenlenerek, dişil enerjinizi canlandırabilir ve yaşama sevincinizi hipnoterapi ile artırabilirsiniz.

Cinsel tacize uğradınız mı?

Çocukken ya da yetişkin olarak hiç tacize uğradınız mı? Ya da hala üstesinden gelemediğiniz başka bir travma yaşadınız mı?

Kafanızın içindeki travma ile yaşamak zorunda değilsiniz. Size onu hatırlatan şeyleri uzaklaştırmaya çalışmak zorundasınız. Hipnoz, travmayı geçmişte bırakarak hayatınızı ileri doğru taşıma konusunda size gerçekten yardımcı olunabilir.

Utangaç mısınız?

Sadece utangaçlığınızı yenmekle bile, daha fazla kadın libidosu güçlendiriciye ihtiyaç duymadan libidonuzu artırabilirsiniz.

Kendinizi beğenmiyorsanız, Kendine Güveni Artırmak konulu hipnoz desteği alabilir ve bedeninizin fark etmediğiniz güzel özeliklerini keşfedebilirsiniz.

Mutsuzsanız ze almazsınız

İlişkinizde mutsuzsanız, eşinizle devam eden sorunlar varsa, cinsel ilişkide bulunmaktan ze almanız çok da mümkün olmayacaktır. Bu durumda kadın libidosunu güçlendirmek için gösterilen her tür çaba enerji kaybı olacaktır.

Partnerinize ilişki danışmanlığı almalısınız. Eğer sizi istismar eden bir ilişkiniz varsa, buna bir dur demelisiniz. Bu adımları profesyonel destek alarak atmalısınız. Hipnoterapi çiftler arasındaki sorunlar için de hızlı bir uyum süreci sağlar.

Hipnozla orgazma ulaşan kadınlar anlatıyor

Artık çok geç olmadan bu konuda bir şeyler yapma zamanı geldi. İçine sıkıştığınız bu çıkmaz için danışmanlık almayı düşünebilirsiniz. Hem cinslerinizin hikayeleri de size cesaret verebilir, yol gösterici olabilir. Psikolog Mehmet Başkak, hipnozla dişil enerjisini keşfeden; libidosonu yükselten ve orgazm sorunlarını çözen kadınlar hakkında şu bilgileri verdi.

Yedi yıl ilişkiye giremeyen üst düzey yönetici

“38 yaşında, finans sektöründe üst düzey yönetici bir kadın. 7 yıldır evli. Hiçbir şekilde eşine karşı arzu hissetmediğini belirten danışan, birçok yöntem denediklerini, önerilen çeşitli egzersizlerle çözüm bulma arayışlarının boşa gittiğini anlatıyordu. Eşi şaşkın olduğunu belirtiyor, harekete geçirmek için elinden geleni yaptığını ve yorulup vazgeçtiğini anlatıyordu.

Yapılan bilinçaltı temizlik sürecinde, kadın danışanda çok ciddi bir suçluluk ve korku duygusu ortaya çıktı.

Kendisindeki bir hastalığı evlenirken eşinden gizlemiş ve eşine karşı kendisini ağır bir suçluluk içinde hissediyordu. Üstelik hastalığının çok sevdiği eşine cinsel ilişki yoluyla bulaşabileceğinden korkuyordu.

Bu güçlü olumsuz duygular cinsel ilişkiye karşı arzuyu sıfırlama şeklinde bir bilinçaltı tepkisi oluşturmuştu.

Bu korkularla seanslar boyunca yüzleşmesi ve bilinçaltı düzeyde temizlenmesiyle libido kendiliğinden ortaya çıktı. Eşine bunu anlatacak yeterliliğe ulaşarak, onunla paylaştı. Hastalığın eşine geçme riski de yoktu aslında… Gizlemesinin ağır duygusuyla eş zamanlı gelişen bir korkuydu bulaşma korkusu ve yedi yıllık evliliği kaosa çevirmişti. Yedi seansta mutlu bir sonuca ulaştılar.”

“Kadım ceset gibi uzanıyor”

“İstanbul dışından gelen 32 yaşındaki kadın öğretmen danışanın 35 yaşındaki kocası tahammülü tükenmişçesine nefes almadan anlatıyordu: “O kadar anlatıyorum o kadar uğraşıyorum ama bir kabus gibi hocam, ceset gibi uzanıyor. İnsan en ufak bir tepki vermez mi? Yok!”

Danışanla baş başa kaldığımızda, eşinin nişanlı oldukları zamandan itibaren hep kendisini hayal kırıklığına uğrattığını, insanların arasında aşağıladığını, en önemli konuları bile arkadaşlarının eşlerinden duyduğunu ve çok kırgın olduğunu söylüyordu.

Evlendikten sonra kayınvalidesiyle birlikte yaşamaya mecbur bırakıldığını, en küçük bir şeyde azarlandığını anlatıyordu. Trans altında ciddi bir kırgınlık ve eşine karşı öfke ortaya çıktı.

Kendisine dokunmasından rahatsız oluyor, gece kendisine yaklaştığında kendisini aşağılaması, küçük düşürmesi ve ona karşı ifade edemediği öfke adeta tüm tenine doluyor ve kaskatı kesiliyordu.

Böylesine derin hissedilen olumsuz duygular varken söz konuysa cinsel arzu asla ortaya çıkmaz. Buradaki en büyük avantaj danışanın arzu duymayı ve her şeye rağmen cinselliği zele yaşamak istemesiydi.

Kocasıyla da çalışmak gerekiyordu elbette ama Türk erkeklerinin genelinde olduğu gibi kendisini yeterli görüyordu ve terapi sürecine katılmayı reddetti.

Buna rağmen kadın danışan altı yıllık evlilik hayatında ilk kez arzulamayı, libidonun bedenine yaşattığı duyguları hissedebilmeyi başarmıştı.10 seanslık bir süreçte sorun çözüldü.”

Gerdek gecesi eski ilişkilerini anlatınca…

“29 yaşında bir ev hanımı. Eşi evlendikleri gece dürüst olmak adına önceki ilişkilerini, birlikte olduğu kadınları anlatmış ve “Artık sadece sen varsın” demiş. “Çok zoruma gitti, kaldırmadım ve ağlama nöbetine girdim, sonraki günlerde de belli etmemeye çalışsam da tadı tuzu kaçtı sanki her şeyin” diyordu.

Kocasını seviyordu ama kendisine dokunmasını istemiyordu. Eşinin gerdek gecesi dürüstlük adına yaptığı gereksiz ayrıntılarla dolu eski ilişkileri danışanda travma etkisi yaratmıştı. Hayal kırıklığı, öfke, kırgınlık duygularından çok daha güçlü bir şekilde giderek belirginleşen bir “kirlenme” korkusu yaşıyordu.

“Ben kendimi ona saklarken o gidip başka kadınlarla kendini kirletmiş” diyerek o kadınlara dokunan bir bedenin kendisine dokunmasının kabus gibi geldiğini ve kendisini kirletmesi düşüncesini kafasından atamadığını, bunu her ilişkide yaşadığını anlatıyordu.

Cinsel ilişki olmasın diye türlü bahaneler uydurduğunu ve zamanla da zaten seyrekleştiğini anlatıyordu. Eşi seyahate çıktığında dünyanın en mutlu kadını olduğunu çünkü ilişki yaşamak zorunda kalmayacağını düşünüyordu. Yatakta en uçta yatıyor, kendisine dokunduğunda uykuları kaçıyormuş.

Eşiyle görev duygusuyla birlikte olduğunda “Onun işini bitirmesini bekleyip doğruca banyoya koşuyorum” diyordu.

Terapiye güvendiği bir büyüğünün nasihati üzerine gelmişti. Büyüğü: “Kızım kocana sahip çık; ya boşan ya da bir yol bul, böyle karı-kocalık olmaz” demesi üzerine referansla gelmişti. Kocasının haberi yoktu geldiğinden. Sonunda beşinci seansta söyleyebildi.

Kirlenme duyguları başta olmak üzere diğer olumsuz duyguları aşması sağlandı. İlk başta ve devam eden süreçte yaşamayı hak ettiği özel duygularını da hissedebiliyordu. Danışanla sekiz seans çalışıldı ve bir seans eşiyle görüşüldü.

Süreç böylece başarıyla tamamlandı.”

Türkiye’de Cinsellik Eğitimi Var mı?

Источник: https://indigodergisi.com/2016/03/kadinlarda-cinsel-isteksizlik/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть